| Makalelere yaptığı yorumlar |
• RAMAZAN-I ŞERİF
Sizin de ramazanınız mübarek olsun, bayramınız hoş gelsin..Selamlar..
11.08.2010
• YALNIZLIK YAĞMAKTA HUZUREVLERİNE
Kendi evinden barkından ayrılıp başka bir mekana gidip yerleşmek, tanımadığı bir sürü insanın içinde ,kendince özgür değil de kurulu yaşamak insana huzur verir mi?! Ya da ne kadar huzur verir?!! Gerçekten huzura ermek için mi, yoksa evlerinde ailelerinin içinde istenmedikleri için mi gidiyorlar! Anne ve babasını götürüp yaşlılar yurduna bırakıp, sonra da bayramdan bayrama, anneler gününde, babalar gününde bir demet çiçekle ziyarete gidenleri anlamakta zorlanıyorum. Ya gitmeyenler!! Her bir kişi ayrı bir hayat, her bir hayat bir roman ..Nasıl yaşamışlardı? Evlatları için neler yapmışlardı? Ne fedakarlıklar. Ömür törpülemişlerdi. Sonuç; yalnızlık! Toplum olarak ta duyarsız ve ilgisiziz. Sizin de buyurduğunuz gibi hangimiz huzurevlerine gittik? Ya da kaç kere gittik? Boşa harcanan zaman içinde boş şeylerle boğuşup duruyoruz. Halbuki geleceğimiz hemen yanı başımızda… Ailesinde, akrabasında, komşusunda, yemeğe, giymeğe, eğitime muhtaç insanlar varken hayvanlara sayısız paralar döken insanları da anlayamıyorum ve anlamakta çok zorlanıyorum. Asla ve asla hayvanlara karşı değilim, onları da yaratan Yüce Rabbim. Ama bir çocuk aç uyuyorsa, ayakkabısı yoksa, okul çantası yoksa, ömründe hiç tiyatroya, hiç kütüphaneye , hiç lunaparka gitmemişse önce onlara elimizi uzatmalıyız. Yeğenimin oturduğu sokakta bir bayan opel marka (çok eski bir model de değildi) arabasını tamamen sokak kedilerine tahsis etmiş, arabasını kedilere sığınak olarak kullanıyordu., Gördüğümde çok şaşırmıştım .Oysa o araba parası ile kaç tane öğrenci burs alabilirdi. O kadar çok şey var ki yazılacak, kısacası hızla tuhaflaşan bir toplum olduk… Saygılarımla..
14.04.2010
• ESKİCİ
Çocukluğumdaki günlere götürdünüz..Teşekkürler.. Ayrıca, haftanın seçkisi olduğunuz için de kutlarım.. Saygılarımla
29.03.2010
• BÜYÜKELÇİYE HAKARET, DEVLETE HAKARETTİR
Sayın Hocam, belli ki siz de benim kadar öfkelisiniz.. Ben de dün akşam haberlerde seyredince her Türk vatandaşı gibi çok büyük üzüntü duydum, rahatsızlık duydum, öfke duydum..Üstelik bu çirkinliği yapan da eski bir diplomat, yani bu işin protokolünü çok iyi bilen biri. Bile bile bu çirkinliği yaptı ve yüzüne gözüne bulaştırdı. Neticede resmen özür diledi. /Şahsınıza ve Türk halkına saygılarımı iletir ve çeşitli konularda farklı görüşlere sahip olmamıza rağmen, sizi temin ederim ki bunların Hükümetlerimiz arasında açık, karşılıklı ve saygıya dayalı diplomatik kanallardan ele alınması ve çözümlenmesi gerekir. Sizi küçük düşürmek gibi bir niyetim hiçbir şekilde yoktu. Girişimimin yapılış biçimi ve algılanışı nedeniyle özür dilerim. Lütfen bunu büyük saygı duyduğumuz Türk halkına iletiniz./ Sn.Büyükelçimiz diyor ki; /Olayın yaşandığı gün bana dostane davranıldı. İbranice konuşunca odayı boşaltın diyor sandım. Kanepeyi gösterince de sandalyeden rahat diye düşündüler dedim. Tezgah kurulduğunu fark etmedim. / Meğerse diyormuş ki;/ Bakın Elçiyi alçak kanepede oturttum, sehpaya Türk bayrağı da koymadım. / Bu zihniyetteki birine ne diye hitap edilir?! Benim terbiyem müsaade etmiyor!.. Bu arada; Sn.Büyükelçimiz de derhal orayı terketmemekle hata yapmış..Çünkü her türlü tezgah planlanmış, kapıda bekletme ,içeri geç alma, alçak kanepe, bayrak yok, evsahibinin yüzü berbat, tebessüm bile yok, ibranice konuşmalar...Daha ne olsaydı acaba?! Neticede çok çok çirkin bir durum, ama hani derler ya her şerde bir hayr vardır diye, öyledir diyelim. Kendi kazdığı kuyuya kendileri düştüler..Ve bir kez daha İsrail kendi kendini dünya önünde gülünç duruma düşürdü Bu da Davostan sonra onlara ikinci bir ders olsun..Karşılarında TüRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ var! Türkiye Cumhuriyetine hakaret edecek bir millet henüz var olmuş değil, var olamaz da! Türkiye ile Türklerle muhatap olmanın gereklerini öğrenecekler, öğrenememişlerse öğretiriz! Saygılarımla
14.01.2010
• SERBEST (HARMANLAMA) ŞİİR KONUSUNDA KISA BİLGİLER
Sayın Hocam, Yapıcı eleştiri her zaman olmalı. Olmazsa nasıl daha güzele gidilir? Nasıl doğruya gidilir? Sunduğunuz değerli bilgilerin ışığı bizlere her zaman gerekli.. Teşekkürlerimle.. Saygılarımla..
10.01.2010
• SEYYİD AHMET ARVASİ
O bir Seyyid...Örnek bir şahsiyet...Nur içinde yatsın.. Rahmet ve saygıyla anmaya vesile olduğunuz için teşekkürler...
30.12.2009
• ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Öğretmen olmanın ayrıcalığı bu olsa gerek!Çok güzel bir anı...Paylaştığınız için çok teşekkürler Sayın Hocam. Hayatımızdan sayısız insanlar gelir geçer...Bir çoğunun yüzünü, adını unuturuz. Bizim de ismini ömür boyu unutmadığımız tek kişi vardır. O da; İlkokul öğretmenimiz..Değil mi? Selam ve Saygılarımla
25.11.2009
• ORDU'NUN DERELERİ
güzeldi efendim...tebessümle okudum... türkülerimiz hayatın ta kendisi...her türkü bir hayat...her türkü bir öykü...sizin de dediğiniz gibi öyle kuvvetli aşklar, güçlü sevdalar yok artık... ayrıca, ordu ilimiz karadenizin en güzel kentlerinden biri...yıllar önce ordu-gülyalı'da bir kaç gün kalmıştım..boztepe'ye götürmüşlerdi...hayal kırıklığına uğramıştım...çok sıradan ve bakımsız bir tepeydi...hatta, getirilen çayı bile içememiştim..sonradan çevre düzenlenmesi ve güzel tesisler olduğunu duydum... tebrik ve teşekkürlerimle.. saygılarımla
14.05.2009
• AZERBAYCAN
Sayın Hocam, Değerli yazınızın her cümlesine aynen katılıyorum. Azeriler; bizim kendimize en yakın bildiğimiz, en yakın bulduğumuz kardeşlerimiz. Bizler Türkiye ve Azerbaycan halkları olarak iki devlet-tek millet anlayışı, inancı ve duygusallığından hiç ayrılmadık. Ama ne yazık ki, zaman zaman yönetenlerin siyasetlerinden en çok bizler halklar inciniyoruz, üzülüyoruz. Biraz geriye gidersek; Karabağ, Ermenistan ve Azerbaycan arasında Çarlık Rusya’nın yıkılmasından bugüne hep sorun olmuştur. Sovyet Devrimi sonrası Stalin’in bölgeyi kontrol altına alabilmek ve Türkiye ile Azerbaycan arasında tampon bir bölge oluşturmak için Dağlık Karabağ bölgesinde Azeri nüfusu azaltma ve Ermeni nüfusu artırma yolunu seçmiştir… Nahçıvan ve Karabağ’ı özerk bölge haline dönüştürmüştür. Ermeni nüfusun artması ile 140 kişilik Karabağ meclisinin110 üyesi Ermeni olmuş ve Ermenistan’a katılma talepleri yoğunlaşmıştı… Bu talep iki millet arasında ciddi soruna neden olmuş ve çatışmaya dahi sebep olmuştu. O dönemde Türkiye birçok ülke gibi bu konuya taraf olmama yolunu seçmiş konunun esas muhatabı olan Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan tarafından çözülmesini beklemiştir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin 1991 yılında dağılması ile geçmişte Karabağ ( Dağlık Karabağ) sorunu ile kaynayan doğu sınırımız yeni bir sürece girmiştir. Azeri nüfus bakımından yoğun olan Nahcıvan’ ın Ermenistan tarafından topraklarına katılma çalışılmasına hız verilmiştir. Ermenistan bu süreçte ilk iş olarak 1921 Kars Anlaşmasını ( Türkiye, Rusya, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan arasında imzalanan bir anlaşma) reddetmiş ve Türkiye ile olan tek anlaşmalarının 1920 de imzalanan Sevr Anlaşması olduğunu vurgulamaya başlamıştır. Sevr anlaşmasının Ermenistan ile ilgili olan 88-93. maddelerinde “Osmanlı Ermenistan Cumhuriyetini tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek” ifadesi yer almaktadır. Yine aynı anlaşma kapsamında ABD Başkanı Wilson, 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a vermiştir. Kars anlaşmasını tek taraflı fesih etme mücadelesi ile bir yere varamayacağını anlayan Ermeni Diasporası bir yandan da 1915 e atıfta bulunarak Dünya genelinde sözde bir soykırım yalanını kabul ettirme çalışmalarına girmiştir… Aynı dönemde Azerbaycan ise; 1921 Kars anlaşması kapsamında Türkiye’nin bölgeye askeri müdahale yapabileceği noktasına vurgu yapmaya başlamıştır. Bu süreç içinde yaşanan bir Hocalı katliamı unutulmamalıdır. Yine bu 70 yıllık süreç içinde Ermenistan tarafından Azerbaycan’ın %25 lik toprağının işgal edilmiş durumda olduğunu da unutmamak gerekir… Bunca olumsuzluklara rağmen; Türkiye, Ermenistan ile iyi ilişkiler kurmaya ve sürdürmeye çalışmıştır. Bu amaçla Türkiye Ermenistan’ı ilk tanıyan devletlerden biri olmuş, ayrıca, Karabağ bunalımına rağmen Ermenistan’a elektrik vermiş, 100.000 ton buğday da hibe etmiştir. Ancak Ermenistan tarihten gelen önyargıların etkisi altında, soykırım iddialarının kabulüne çalışmış ayrıca Türkiye’nin sınırlarını tanımaktan kaçınmıştır. Bardağı taşıran son damla ise 1993 te Ermenistan’ın Azerbaycan’a ait Kelbecer bölgesini işgal etmesi ile olmuş ve Türkiye üzerinden her türlü geçiş kesilmiştir. İlerleyen süreçte hava yoluna müsaade edilmiş olsa da kara sınırı kapalı kalmıştır. 1992 yılında Sovyetler Birliği’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ı tanıyan ilk ülke Türkiye’dir. 20 Yanvar katliamında, Hocalı Soykırımı’nda, Dağlık Karabağ’ın işgalinde Bakü’ye en büyük destek Ankara’dan verilmiştir.. Bugüne baktığımızda; Ermenistan sınırının açılması tartışmalarının ardından İstanbul’da gerçekleştirilen Medeniyetler İttifakı’na katılmayarak, adeta misilleme yaparcasına Rusya’ya giden Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, ‘Rusya bizim stratejik ortağımızdır!’ diyerek Türkiye – Azerbaycan ilişkilerini gerdi. Aliyev bu açıklamasıyla bir anda Azerbaycan’ın eksen değiştireceği sinyalini verdi. İlham Aliyev’in sarfettiği bu sözcükler aslında 14 yıldır Sovyetlerden bağımsız gibi görünse de, Bakü hükümetinin Rus yanlısı politika izlediğinin de bir göstergesiydi. Bu durumda; Aliyev’in bizi kullanarak Rusya’yla ilişkilerini geliştirme çabası yok mu?! Ermenistan’la yapılan görüşmelerde işgal altındaki 7 bölgenin birkaçının terk edilmesi karşılığında sınırlar kademeli açılacaktı açılan bu bölgeler Azerbaycan ile bize koridor olacaktı ve 2 ülke sınırı meydana gelecekti .Aliyev bunu istemedi ayrıca 2 ay önce nabucco projesinde (bu projebizi Rus gaz tekelinden kurtaracaktı) önemli bir safhadayken Azeri doğal gazı Aliyev tarafından Ruslara verildi !!!!! Aliyev Rus yanlısıdır diye düşünmeden edebilir mi yiz?!! Hep öyle de davranmıştır. Nedense hiçbir zaman Türkiye’yle iç içe olmak istememiştir. Çünkü iktidarını Ruslara borçludur ! Neden Ermenistan’a en büyük desteği veren Rusların kucağına gidiyor diye de düşünmek lazım! (Ve hatta; bir zamanlar Ebulfeyz Elçibey Azerbaycan ile Türkiye’nin birleşmesi için çok çabalamıştı. Fakat iktidara Eski KGB Başkanı Haydar Aliyev geldi, planlar suya düştü.) Şimdi ise; bizlerin hala Ermenistan’a yaranma çabaları ne için??? Obama “katliam” sözünü kullanmamış, “büyük felaket” demiş! Obama, katliam desin. Ne olacak! Ne değişecek?! Demedi de ne değişecek?! Bugüne kadar yapılanları unutmadık. Katliam dese ne olacak demese ne olacak! Bütün arşivlerimiz belgelerimiz herkese açıkken, tarihçilerin konuşması gerekirken siyasetçilerin konuşması devam ediyorken, zaten dünya anlamak ve inanmak istemiyorken hiç olmazsa boşu boşuna bir takım tavizler verip, Azeri kardeşlerimizi küstürecek zemin oluşturmazdık:. Dediğim gibi, yönetenlerin siyasetlerinden en çok bizler halklar inciniyoruz, üzülüyoruz. Saygılarımla Miyaser GÜLŞEN
04.05.2009
• EKMEĞE SAYGI
efendim, yazınız az ve özdü.... tebriklerimi ve teşekkürlerimi bıraktım... saygılarımla
24.04.2009
|