E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

İMAN AKLI EZER Mİ?



İman aklı ezer mi? İmanın olduğu yerde akıl hükümsüzmüdür? İman bildiğiniz üzere daha çok kalp ile alakalıdır. Yani bir şey önce hayalimizde belirir, kuvve-i hayaliyemiz bunun üzerine eğilir, onu net bir şekle sokarsa buna tasavvur denir. Sonra akıl bunu eline alıp tartmaya ve tanımaya çalışırsa buna taakkul (akıl erdirme) denir. Akıl bunun doğru olduğuna karar verirse tasdik olur. Sonra kalp de kabul ederse iz’an (boyun eğme) olur.

Bazı ayetlerde akıl sahipleri diye başlıyor. Akıl olmazsa iman ve itikat olurmu? Bakara suresi 179.Ayette "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız. " Münin suresi 54.ayette "O, akıl sahipleri için öğüt ve doğruluk rehberidir" Yine ibrahim suresi 52.ayette "İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir." buyuruyor. Akıl sahiplerine hitap eden Allah (c.c.) onları akıllarından dolayı sorumlu tutuyor. Nisa süresi 136.ayette "Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz." buyuruyor. İman edenlere neden iman etmelerini söylüyor ona bakmak lazım.

İmanın anlamı iyi bilinir. Yanlış olan onun, insanların yaşadığı hayatın dışında kalmasıdır. Bunun pek çok sebebi vardır. İman doğuştan gelen bir hak olarak kabul edilir olmuştur. Müslüman olmak size aileniz tarafından bırakılmış ve ömür boyu sizde kalacak birşey değildir. Müslüman bir çevrede doğmak, müslüman isimleri almak, müslüman gibi giyinip, kendinizi Müslüman olarak adlandırmak sizi müslüman yapmaya yetmez. Hiç kimse sadece isminden dolayı kafir yada müslüman olmaz. Fark sarık giymekle yada kravat takmakla ilgili değildir. Sadece altı yedi kelime söylemekle ne kafir müslüman olur nede bu bir kaç söz insanı cehennem yerine cennete götürür. Kafirler kur'an okumaz ve içinde ne yazdığını bilmezler. Eğer sözde müslümanlarda aynı derecede cahillerse niçin onlara müslüman deniyor?

Duvardaki saate bakın. birbirine bağlanmış pek çok küçük parça vardır... Eğer kurmazsanız zamanı göstermez. Eğer gerekli şekilde kurmazsanız ya durur ya da zamanı yanlış gösterir. İslam'ın da bu saat gibi olduğunu farzedin. Ahlaki değerler ve inanaçlar;günlük yaşamdaki kurallar; Allah'ın, kulları ve bu dünya gözünüzle görebildiğinizin herşeyin hakları, para harcamanın ve kullanmanın kuralları ; savaş ve barış kanunları ;devlet düzeni ilkeleri ve devlete itaatin sınırları, bütün bunlar İslam'ın parçalarıdır.

Kalp; göğsün sol tarafında sol memenin altına doğru yerleştirilmiş olan bir et parçasıdır. Bu kalb insanlarda ve hayvanlarda bulunmaktadır. İnsanın kalbine bağlı ve bütün duygularının sultanı olan ince bir duygudur ki, İlâhî hakikatlar onunla hissedilip zevkeden bir kalbdir. İşte insanın hakikati bu latif olan kalbdir. Anlayan, bilen ve arif olan kalbdir.

İnsan fıtratının Allah Teâlâ'nın varlığına delâlet etmesine gelince, şüphe yok ki her yaratılan varlık, önceden bir düşünme veya öğrenme olmadan yaratıcısına îmân etmek üzere yaratılmıştır. İnsanın kalbini, bu fıtratın gereğinden ancak fıtrattan olmayan şeylerin meydana gelmesiyle çevirir. İnsan aklının, Allah Teâlâ'nın varlığına delâlet etmesine gelince, öncesi ve sonrası olan bu mahlûkâtı bir yaratanın ve onu yoktan var edenin olması gerekir. Kâinattaki bu varlıkların, kendi kendilerini var etmeleri ve tesâdüf sonucu var olmaları mümkün olmadığına göre, onları meydana getirenin olması gerekir ki, o da Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ'dır.

"Rabbimi Rabbim ile bildim" dedikten sonra, "Peki akıl ne işe yarar?" sorusuna, "akıl acizdir, aciz olmayana delil olamaz" şeklinde bir cevap verildiğinden bahsolunuyordu. Hem kalbi, hem aklı işaret eden ayet ve hadisler mevcut. Yani ne sadece akıl ile, ne de sadece kalp ile bu iş tam olarak başarılmış olmaz. Hz. Peygamber’e (a.s.) “Rabbini ne ile bildin?” diye sorulduğunda “Mâşallah, ben Rabbimi hiçbir şeyle bilmedim, bütün eşyâyı O’nunla bildim” demiştir.

Bedendeki bütün organlar, kalbin emrindedir. His uzuvlarımızın duydukları bütün bilgiler kalbde toplanır. İnsanın, inanmak, sevmek, korkmak, kalbindedir. İman eden ve kâfir olan kalbdir. Güzel, iyi ahlakın ve kötü huyların yeri kalbdir. Ahmed-i Bican hazretleri, sevenlerine hitaben; "İnsanı Rabbinden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine kararmasına sebep de dünyayı sevmektir."

Bilgiyi üreten akıl değil kalptir. Kalp göz ve kulak gibi duyu organlarımıza sürekli duygu salar.İşte bu salınmanın yansıması beyin üzerinde gerçekleşerek aklın yorumlamasıyla fiile dönüşür. Bazen duygulandığımızda gözyaşmıza sahip olamayız. Gözyaşı kalbin otoritesiyle salgılanır beyin mekanizmasında sahne alır adeta... Kendi aramızda konuşurken deriz ya; benim altıncı hissim kuvvetli. Altıncı his derken önsezimizin varlığına işaret ederiz. Önsezi bazen iç sıkıntı ya da neşe şekilde zuhur eder. Allahü Teala ; sanat şaheserim olan bu kalbe imza attım. O’nu imanla ve sevgiyle doldurmazsanız mühürlerim buyuruyor. Hatta Rabbül Alemin ; ben yere göğe sığmam Mü’min kulumun kalbine sığarım diyerek bu manaya işaret etmiştir.

Akıl mı imanı arttırır iman mı aklı arttırır? Akıllı olmayan imanlı kişi, söz konusu olabilir mi ?.. Çünkü imanın şartlarından birisi de Akıl baliğ olmaktır. Aklı olmayanı Allah hiçbir şeyden sorumlu sormayacaktır. Bakın aklı olmayan hayvanlar mesul mudur? Akıl sadece insanlara verilmiştir ki onu kullansınlar Allah'ı tanısınlar diye.
Okuma ve yazma konusunda tembel olan ülkelerin ortak özelliği ise müslüman olmaları. Soru şu müslümanlık mı insanları cehalete yönlendiriyor yoksa cahillik zaten insanlarda var, cahil insan ise müslümanlığı kendine daha mı yakın görüyor? Tüm islam ülkeleri içerisinde bilim alanında en gelişmiş islam ülkesi İran. Ama Avrupa ülkeleri ile kıyasladığında cehaletten kurtulamıyor. Niçin müslüman cahildir? Ya da niye cahil müslüman olur? Müslüman dünyasının bilim ve teknolojide ne kadar geri kaldığını göz önünde bulundurursak okumak önemlidir. Müslüman kişi hem dünyevi hem de uhrevi hedeflerine odaklanmış bireyler olmalıdır.

Tohum ekmeden buğday bekleme, yürümeden varamazsın. Sen tedbir alırsan gerekli işlemi yaparsan Allah'a tevekkül etmen caizdir. Cahil müslümanın ibadeti, hareketleride farklı olur. Müslüman kendini geliştirecek. Önce Allah'ı gerektiği gibi tanımalı Sonra sırasıyla Hz Adem (as)'dan başlayarak bütün peygamberlerin tevhid mücadelesini okumalı. Daha sonra sana lazım olacak ilmihalleri öğren Sonra isteğine göre sahabe hayatı, Kur'an tefsirleri, Hadis külliyatları, riyazus-salihin'i oku Gerçek iman, insanın hayatına ve kalbine yerleştikten sonra hayırlı işlerle yeşeren muazzam bir ağaç gibi yeşermelidir. Kelime-i Tevhid kalbimizde kök salmalı , zıt görüşleri etkisiz kılmalı, karşı davranışları engellemelidir.



ibezgi (ibrahim koçman) tarafından 25.01.2012 17:05:58 tarihinde eklendi ve 30 gösterildi.

 Filiz ALTIOK (08.02.2012 19:54:24)  
Profili | Şiirleri | Sesli şiirleri| Makaleleri | Hikayeleri

İlgimi daha çok şiir çekse de bu yazınızı okumaya başladığın andan itibaren hiç sıkılmadan bir solukta sonuna geldiğimi farkettim. Payıma düşeni aldım. Teşekkürler...

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
• ibezgi (09.02.2012 15:58:47)
Filiz Hn. teveccüh buyurdunuz. Konu ağır gibi gelsede sizin gibi okumakla anlam kazanıyor. Teşekkür ediyorum. Selamlar..

(Yönetici)
 Zeynep (26.01.2012 12:09:02)  
Profili | Şiirleri | Sesli şiirleri| Makaleleri | Hikayeleri

İlgiyle okudum. Elinize sağlık.

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
• ibezgi (09.02.2012 15:59:05)
Teşekkür ediyorum. Selamlar..

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
25.01.2012

Okunma:
30

Yazara ait bilgiler:

ibezgi

(ibrahim koçman)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.