BİR DE BU AÇIDAN BAKIN!
Her kafadan ses çıkar tepki manasında. Hani bir taş attım havaya geldi senin kafanı buldu misali birde iyi yönüden bakalım milletvekili maaşlarına. Milletvekili maaşlarına karşı çıkmıyorum çünkü ileride siyasete atılıp, Milletvekili olup, zengin olma hayallerim var hatta 4 bin , 5 bin lira daha artsın...Hatta Milletvekilliği süresinin iki yıla inmesini ve sayısın da 10 bine çıkarılmasını öneriyorum. Böylece ballı emeklilikten daha fazla insanımız istifade etsin. Olur mu olur..
Genelde hemcinsler arasında en fazla eleştiriye maruz kalan erkekler olur. Bir bayan eleştiri yapıyor “Kadın dediğin söyle olmalı böyle olmalı diyen dallamaya da diyorum ki sen önce çoraplarını çıkarınca kirli sepetine atmayı öğren.” Adamlara takmışlar kafayı. Diyorlar ki; güzel gördüklerini sevenlere erkek, sevdiklerini güzel bulanlara da adam denir. Yine diyorlar ki; Biz çocukken; yollar bozuk, ziller bozuk, paralar bozuk, ama adamlar sağlamdı. Bazı kızlar diyor ki; “Kar yağsada adam görsek “. Yani adama takmışlar. Ve bir adam dedi ki; kadınlarda kıskançlığı bıraksınlar. Bazı kadınlar o kadar kıskanç ki Kız kulesine fazla baksan aldatıldıgını düşünecek.
Allah, erkeğe altını haram kılmıştır, çünkü erkeğe yakışan tek mücevher kadındır. Güzel olmak görecelidir önemli olan zeki, dindar, soylu olmasını görebilmektir. Çünkü, basit erkekte zekayı anlayacak kafa değil, güzelliği görecek göz vardır. Konu adamdan açılmışken adam dediğin iki bayanın arasında kalıyorsa, biri eşi, diğeri de kızı olmalıdır. Hatta eşiniz; “Ben gelince neden ışığı söndürdün?” dediğinde, diyeceksiniz ki ki; “Güneş doğdu zannettim..” Ve son olarak bayanlara diyorum erkekler size çicek almıyorsa, siz onlara alın. Ne var!
Hani televizyonlarda evlendirme proğramları var. Yaşları ne olursa olsun evlenme gayesiyle oralara koşuyorlar. Karpuz seçer gibi eş seçiyorlar. Geçenlerde proğrama takıldım. 70 Yaşındaki teyze çıkmış evlendirme proğramına, neymiş efendim elektrik alamadım.. Sen dua et teyze nefes alıyorsun ....
Müslüman ülkelerde o kadar çok ecnebi, varki elini sallasan çarpacaksın. Amerikalısı, İngilizi, Yahudisi, Fransızı ne kadar sömürgeci varsa buralarda. Yetmedi bizi yiyecekler. Vampir bir millet vesselam. Bu lafın üstüne güzel bir fıkra gider.
Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir de Irak’lı l barda oturmuş içki içiyorlarmış. Amerikalı içkisini bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış: “Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika’da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz” demiş.
İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış: “Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz” demiş.
Bunun üzerine Irak’lıda buz gibi soğukkanlı bir şekilde içkisini bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip Amerikalı ve İngiliz’i vurup öldürmüş: “Bağdat’ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz” demiş.
Hıristiyan alemi, demokratlığı, medeniyeti kendilerinde görüyorlar. En güzel yaşam şekilleri, yardımlaşma, insan hakları deyince mangalda kül bırakmıyorlar. Bize çaka atıyorlar. Müslümanların gerici, yobaz ve terör yanlısı olduğunu söylüyorlar. Bir açıdan haklılar. Dünyada nerede eğitimsiz, gelişmemiş, antidemokratik ülke varsa islam ülkesi. Ancak onların eğitimi olsada, demokrat olsa da dünyaya bakışı, insaniyetliği, merhameti müslümanlar kadar olamaz. Madem o kadar iyilik yapmayı seviyor .. Birisi o Noel Baba (Papa)’ya Afrika’nın yolunu göstersin !..
Müslüman ülkelerinde kurban bayramını kendi içimizde eleştiren olduğu gibi hıristiyan dünyasında da eleştiriliyoruz. İnek ve koyunlar için hayvan hakları aktivisti kesilenlere, hindinin de hayvan olduğunu hatırlatma arefesi ve zamanı. Kurbana dil uzatan modern Avrupa her yılın başında süs için ağaç kesiyor. Biz onların sadece hindi yada çam ağacı kesmesine değil müslümanları kesmesine de ses çıkaramıyoruz!!. Geçenlerde sordum bir gence; Namaz kılıyor musun ? O da; Kendimi hazır hissetmiyorum dedi. Yılbaşını kutlayacak mısın dedim; Biraları aldım bile dedi!..
İnsan sevdiğine kızdığında kimbilir neler söyler. Canımı almaya gelen Azrail(a.s.) “Seni Seviyorum” desem, oda bırakıp gider mi senin gibi? Sevdalın şu dağı del dese, koşar, delersin! İş Allaha geldi mi, gücün yok, sendelersin. Yani insanın insana sevgisi o kadar büyük ki onları yaratan Allah’a kimbilir sevgilerini nasıl göstermeleri gerekir. Yani çocuğu için gece kaç defa uyanıyorsun, işe gelmek için nasıl çabalıyorsun asıl amacın için kılını bile kıpırtatmıyorsun. O zaman işin latifesine bakalım, bugün Cuma Namazı’na gelmeyenler, boşuna yok yazıldınız. Hoca iki rekat kıldırıp serbest bıraktı.. Ve bende simetri hastalığı var yamuk insanlara hiç tahammülüm yok!!..
Hastaneler yetmiyor artık. Hastalık hastası olduk. En ufak ağrıdan hemen şüpheleniyoruz. Kanser mi oldum yoksa. En kötü ihtimal aklımıza geliyor. Ben umursamamaya karar verim. 3 gündür ciğerlerim acıyor ama doktora gitmedim. Çünkü Volkan konak diyorki; doktorlarda ne bilir Cigerun acusuni!!..
Size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi haber kötü haberin olmaması, kötü haber iyi haberinde olmaması. işte buna ekonomi derler. Türkiye’nin hali de bu. Bir yandan ekenomik derecelendirme kuruluşundan puan artışı beklerken ne olsun. Pozitiften durağan’a geçmişiz. Buna biz ne iyi ne de kötü haber diyebiliriz. Bu Türkiye’nin ekonomisi. o kadar zenginiz ki evdeki ütünün bile kendine ait masası var. Sinirlerim bozuldu, sinirlenemiyorum..Dağılabilirsiniz...
Fransa’da dokunmadan geçemeyecedğim. Yapmadıkları kötülük kalmadı bizlere. Burunları kaf dağında. Yüzde 55’i, ateist bir millet. Merhamet duyguları, dostluk anlayışlarını yitirmişler. Sultan Süleyman Han Fransayı zamanında alsaydı. Sarkozy nin adı Sabri olurdu. Telefona da çıkardı. Sümük bile kızmış bu işe, “akıtmayın beni” diyor.
Kalp gözlerin aynasıdır, kalp kalbe karşıdır. Kalbim senindir derken. Kalp artık ne yapacağını şaşırdı. Kalbe, kan pompalamaktan başka görev verince saçmalıyor!! Kalbime soruyorlar neden bur kadar Allah diyorsun. Allah Allah hiç farkında değilim....
Şimdiki gençler anne, baba hakkı nedir bilmezler. Herşeyi kendilerinin eseri zannederler. Hayatımda hiç baba parası yemedim. Anne parasıda yemedim, daha doğrusu para yemedim. Çünkü para yenmez diyerek dalgalarını geçerler. Anne ve babaları bunların alüminyum folyo ile kaplanmış denyo olduklarını görmeleri baya zaman alıyor. Korkmayın bakın bunlar sizin eserinizdir!!...
Bazı varlıklı ve paraya para demeyen zenginlerimiz var. İyi de hava atarlar. Arabalar marka marka dizilidir kapısının önünde “acaba bugün hangisine binsem” der. Zekatlarını vergilerini vermezler. Öyle olsaydı malları dahada bereketlenir Karun kadar zengin olurdu. Bende bu aralar Ali Ağaoglu gibi hissettim kendimi bir an, gitar çalacam dedim çaldım. Baklava, çiğ köfte yapacam dedim yaptım. Ben yaptım oluyor, sizde yapın!!..
ibezgi (ibrahim koçman) tarafından 14.01.2012 18:53:55 tarihinde eklendi ve 88 gösterildi.
(Yönetici)
|
Zeynep (15.01.2012 09:00:32)
Anlamlı yazılarınızı tekrar okuyabileceğiz. :) Teşekkürler hocam.
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• ibezgi (16.01.2012 09:25:42)
Uzun bir ayrılıktan sonra yeniden birlikte olmak güzel. Yorumlarınız ve katkılarınız için teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
14.01.2012
Okunma:
88
Yazara ait bilgiler:
ibezgi
(ibrahim koçman)
|