BİR GÜLCENAZ MASALI / AĞLAYAN KAKTÜS
Bir zamanlar çok eski zamanlar der masalcı böyle başlar. Ya peri kızının öyküsünü ya fakir çobanın yaylada türküsünü… İnsan dahil her canlı var olalı beri hep istemiş daha daha fazlasını.. Ve kimsenin bilmediği toprağı kuru bir çölde minicik bir fidan boy vermiş bulduğu gölgede. Ne su var ki içsin kana kana ne de yağmur damlar çorak topraklara. Dikenli tırtıklı imiş dalları solgun sarı renkte yaprakları.
Günlerden bir gün olmuş, hüzün yol üstüne çadır kurmuş şaşırmış fidan buda nesi içimdeki duygunun ta kendisi… Hoş geldin dememiş hüzne çevirmiş yapraklarını gökyüzüne. Sitemle sızlanmış ah talihim bu mudur benim kısmetim? Ben dallarımda gül isterim açsın,kokusu mis gibi gönüllere ulaşsın. Hem de rengi alev alev,ateş kızılı olsun yağmur bulutlarını yerden göğe tutuştursun…
Olur demiş talih madem istiyorsun aç bağrını tomurcuklanacak Pek güzel bir rengi olup, çiçeğini her gören hayran kalacak.. Çöllerin vahşi prensesi her mevsime süs, dikenli güzel adı kaktüs… Bir den açıvermiş fidandaki goncalar şaşmış bu işe karıncalar az gitmişler uz gitmişler dere tepe yol gitmişler geri dönmemişler..
Kaktüs hemen mağrurlanmış, bir kibir uçmuş havalara aniden… Seslenmiş kurda kuşa güzelliği alın benden.. Kaf dağının ankası hele var gel yanıma, gör şu muhteşem halimi bak seyret nasıl süsledim dikenlerimi.Bu ani güzelliğe kaktüsün aklı şaşmış birden kendini bağ-ı gülizarda sanmış..
Çöl rüzgârı pek üzülmüş onun bu tavrına, veda etmek zor gelmiş tek arkadaşına.Kum taneciklerini savurmuş öfkesinden oraya buraya... Derken bir fırtına kopmuş her yer kapkara boran Çöl bilmez yağmur yaş korkuyla sızlanmış, bu afatta nedir ürktüm aman… Gece gibi bir karanlık çökmüş çölün üzerine, kaktüs sinmiş hemen otsuz bir taş gölgesine.İçten içe çığlıklanır cılız sesi çölde
Kaldırıp atmış kasırga köklerini bir yere ne kaktüs kalmış nede kızıl çiçekleri.Aklı başına gelmiş demiş tövbeler tövbesi… Bilmez cahil bir ottum dikenlerim bile sarı, kapıldım gurura uçurdum aklımı.Ey yüceler yücesi âlemleri Yaradan’ım aldım dersimi böyle, karşında ar ederim.Gülde güzeldir amma dallarında dikeni, sen münasip gördün gövdeme bu hali.Elbet vardı bir bildiğin, köklerimi koruyan dikenmiş nefsimin basit hevesleri gururuma yenilmiş…
Senmişsin tek sahibi çirkininde güzelinde. Ben bir garip kaktüsüm iki çiçekti süsüm. Kibirle büyüklendim, şimdi karadır böyle karşında yüzüm. İşte o gün bu gündür kaktüsler ağlarmış pişmanlık damlaları köklerine akarmış.Bu sebepten kurumaz çorak çölde bile, kendini beslermiş hep gözyaşları ile.
Ş.AYDOĞAN ( GÜLCENAZ )
gülcenaz (Şükran Aydoğan) tarafından 23.12.2011 23:25:48 tarihinde eklendi ve 44 gösterildi.
|
ozanAli (23.01.2012 00:01:10)
yürekleri ısıtıp dalgalandiran bir yapıt kutlarım usta
|
|
|
|
|
alaaddinuygun (24.12.2011 12:01:58)
candan tebrikkkkkkk
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• gülcenaz (24.12.2011 21:59:28)
CANDAN TEŞEKKÜRRRR
|
|
|
|
|
(Yönetici)
|
Zeynep (24.12.2011 09:54:51)
Tebrik ediyorum Şükran hanım. Duygulu paylaşımdı.
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• gülcenaz (24.12.2011 21:59:09)
Teşekkür ederim sevgili Zeynep hanım.Selamlar.
|
|
|
|
|
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
23.12.2011
Okunma:
44
Yazara ait bilgiler:
gülcenaz
(Şükran Aydoğan)
|