E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

DON KİŞOT NE YAPSIN?



DON KİŞOT NE YAPSIN?


Maliye Bakanlığı bir açıklama yaptı ve bu açıklamadan anladığımız nedir ona bakmak lazım. 2012 yılı başında tamamlanacağı açıklanan “Kamuda Eşit İşe Eşit Ücret” hedefinin, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yapılan düzenlemelerle tamamlanmış, kamuda farklı kurumlarda aynı unvanla çalışan personelin yıllardır özlemle beklediği eşit işe eşit ücret talebinin gerçeğe dönüştürüldüğü belirtiliyor. Söz konusu Kararnameyle, kamu idarelerinde aynı hizmet sınıfında aynı veya benzer kadrolarda bulunan personel arasındaki ek ödemelerden kaynaklanan kurumlar arası ücret dengesizliğinin ortadan kaldırılmasının amaçlandığını dile getirmişler.

Doğrusunu isterseniz birşey anladıysam arap olayım. Öyle derler ya! Farklı kamu kurumlarında çalışan personel arasındaki ücret eşitsizliğini gidermek olduğu vurgulanıyor. Yani Cumhurbaşkanlığı, TBMM, RTÜK, Başbakanlık, TRT, Hakimler ve Savcılar, Askeri gibi kurumlar farklı kurum olmuyor bu durumda.

Kısa bir örnekleme size, üniversite mezunu bir makam sahibi ile üniversite mezunu düz memur (Bu düzlüğe hep takmışımdır) arasında uçurum var. Anayasanın eşitlik ilkesini öne sürenler bilmiyorlar mı Savcılar ve Hakimler, General, Albay, Belediye Başkanları, Genel Müdürler, Daire Başkanları yani hangisini sayayım makam sahibi dediğimiz herkese veriyorlar da veriyorlar. Sen çalışırken alırsın 1500 lira, onlar makam tazminatı, temsil tazminatı gibi kalemlerden alırlar 6-7 bin lira. Aradaki uçurum 2-3 katından fazla. Keza emekli olduğunda da bu eşitsizlik devam eder. Başka yukarıda saydığım kurumların personel maaşlarınıda bu kapsama alabiliriz. Aslında onlara veriyorlarda diğerlerine neden vermiyorlar gibi kaygımız yok. Adaletsizliği ve eşitsizliği gideriyoruz deyip adaletsizlik ve eşitsizlik üretenlere sözümüz.

Yine Türkiye'de biliyorsunuz makamları olan devlet idarecilerinin maaşları, ellerindeki imkanları, yedikleri, giydikleri ile bakarsınız hepsi bir padişah. Hani milletin hizmetkarıydınız, hani millet için vardınız. Millet için yapıyorsunuz herşeyi biraz millete benzeyin, onlar gibi yaşamaya çalışın, onların hallerini anlayın. Eskiden süregelen hoş olmayan uygulamalar devam etmektedir. Makam sahiplerinin altında son model arabalar, görev tahsisli lojmanlar, makam tazminatı, temsil tazminatı adı altında ücretler. Şimdi bu uygulamaları ortadan kaldırmak yerine çalışanlar arasındaki ücret uçurumunu gittikçe açan, ücret makasını genişleten uygulamalara ben serzenişte bulunarak ancak donkişotluk yapabilirim?

Boyunuzlu koç ile boynuzsuz koç hesabı var. Elbette bunun hesabını sorarlar. Eğer devlet idarecisiysen bunu bileceksin. Devleti idare etmek ateşten bir gömlekse giymeyeceksin. Giyeceksen de hakkını vereceksin. Bu adaletsizliği değiştirecek olan da sensin. Aslında çözüm her yönüyle bulunabilir. Sosyal devlet anlayışı güzel işliyor. Fakirin, fukaranın dertleri, sıkıntıları çözülüyor. Refah pastası çok büyük ve bu pastayı iyi paylaştırmalı. Kimisine boynuz verirken kimisinide boynuzsuz bırakmayın.

Boynuzlu koçla, boynuzsuz koç'un hesabını soran Allah (c.c) elbette bu zenginliklerin hakkını verip vermediğinin hesabını da soracaktır. Ben iyiyim, ben herşeye sahibim deyip de komşusu, akrabası, arkadaşı ile ilgilenmeyenler, yaşadığı ülkenin haklarından zenginliklerinden istifade edip de vergisini vermeyenler hepsi ayrı ayrı Rabbimiz tarafından sorulacaktır. Her Cuma namazını kılanlar bilir ki hoca efendi hutbeden inmeden bir ayet okur, mealen "Allah, size iyilik yapmayı, akrabaya bakmayı, adaletli olmayı emreder, kötülüğü, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar, O tutasınız diye size öğüt verir" buyuruyor. Devlet olsun, işveren olsun çalışanın, işçinin, memurun hakkını adaletli ödemeli.

Yinede insan söylemeden edemiyor. Adaletsizliği yapanlara kızıyorum kızmasına da nasıl kızayım. Bazılarını beğenirsiniz yada beğenmezsiniz ama bunu kişilerin yüzüne doğrudan söylemek yerine dolaylı ifade etmeyi seçerler. En iyisi bir fıkra ile cevap verelim.
Bir kışlada birliğin denetlenmesi bitmiş sıra erlerin genel kültürlerini sınamaya gelmiştir. Mesafe sayımı, ölçülerle ilgili bilgiler soruyorlardı. Denetleme komutanı bir ere sordu;
-Tahmin et bakalım benim boyum yaklaşık ne ölçüdedir.
Er;
-Tamı tamanına 182 santimdir der.
Komutan bu kadar doğru cevap verdiğini görünce yanında bulunan subayların boylarını da sordu. Er hepsinin boyunu santi santimetresine bildi. Durumu izleyen general en sonunda dayanamadı ve o da sordu boyunu.
-Sizin boyunuz da 184 santimdir, der asker.
General çok şaşırarak;
-Sen hiç yanılmadan nasıl böyle tahmin edebiliyorsun? der.
Asker;
-Komutanım, ben kereste uzmanıyım. Sivildeyken Kastamonu'da bir kereste fabrikasında kesilen bütün kerseteleri uzunluğuna göre ben istif ederim. kereste uzunluğunu bilmekte üstüme yoktur!..

Meraklısına don kişot kimdir onuda söyleyelim. Don Kişot, italya’da Mancha eyaletinde, küçük bir köyde yaşamaktadır. Sürekli olarak şövalye hikâyeleri okuyan Don Kişot, zamanla dünyayı şövalye hikâyelerinde olduğu gibi görmeye başlar. Eski çağlardaki şövalyeliğin canlandırılması gerektiğine inanır. Bir gün, aklını iyice yitirir, kendisini son seyyar şövalye zanneder. Evindeki eski, paslı zırhları, kılıçları kuşanır. Ezilen halkı kurtarmak için çok mükemmel zannetti­ği sıska atına binerek yollara düşer. Don Kişot, yolda yel değirmenlerini insanlara kötülük yapan devler sanır. Onlara saldırınca, yaralanır. Gerçeğin acılığına katlanamaz. Don Kişot da her şeyden elini çe­ker tekrar köyüne döner. Aklı başına gelir. Artık tüm hayallerinden vazgeç­miştir. Bütün malını fakirlere miras olarak bırakarak ölür.



ibezgi (ibrahim koçman) tarafından 08.12.2011 13:42:56 tarihinde eklendi ve 93 gösterildi.


(Yönetici)
 Zeynep (08.12.2011 14:58:05)  
Profili | Şiirleri | Sesli şiirleri| Makaleleri | Hikayeleri

İbretlik, anlamlı yazınız için teşekkür ederiz.

Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
• ibezgi (21.12.2011 14:59:35)
Teşekkür ederim, Selamlar..

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
08.12.2011

Okunma:
93

Yazara ait bilgiler:

ibezgi

(ibrahim koçman)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.