E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

Yeme İçme Dünyası


YEME İÇME DÜNYASI

Yeme içme dünyası bu dünya. Eline fırsat geçti mi yiyeceksin. Ama bol bol yiyen bel bel bakar, bunu da unutmayacaksın! Kimi rüşvet yer ki alçacık dallı yemesi ballı bir nesnedir o, kimi bonfile biftek, kimi de tuz ekmek... Kimi dayak yer, kimi kötek! Kimi birbirini yer, kimi tok gözlüdür, karşısındakinin başının etini yemekle yetinir. Gençken bir an önce çok para kazanayım da yaşlılığımda rahat edeyim diye yemeyi içmeyi unutan, açlığını sandviçlerle, tostlarla bastırmaya çalışanlar yaşlanınca ülser hastalığına yakalanırlar, paraları çok olduğu halde istedikleri yemekleri yiyemezler, zamanında yemedikleri için pişmanlık duyarlar. Haydi, pişmaniye var pişmaniye! Yiyen pişman, yemeyen pişman, abur cubur yeme, yoksa olursun şişman. Ekmek bulamıyorsan pasta ye, şu kurabiyelerden de buyur. Ne demiş atalarımız; yemek buldun mu ye, dayak buldun mu kaç, sakın kalma aç. Burası Mersin, çok konuşma, tokadı yersin! Çok şükür, karnımızı doyurduk bugün, yarına Allah kerim. Allah bereket versin! Bırak boş lafları dostum, yemezler! Onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler, yemeyenin malını yerler, daha var mı derler. Bırak, yesin millet! Hep milletvekilleri yiyecek değil ya... Ankara’da yedim taze meyvayı, ben elma istedim, yedirdiler ayvayı! Elma dedim de aklıma geldi. Başımıza ne geldiyse ondan çıktı. Havva anamız Âdem babamıza elma sundu, başımıza devlet kuşu kondu!
Devletin malı deniz, yemeyen domuz, demişler, halt etmişler! Asıl devlet malı yiyenler domuzdur. Orhon Murat Arıburnu, “Umut fakirin ekmeği/ Ye Mehmet ye!” diyor. Umudumuzu politikacılar yiyor, biz karşıdan bakıyoruz. Bu dünya öyle bir dünyadır ki; kimi tadından yiyemez, kimi de tuzundan! Sen de yemeyiver dostum, yeme de yanında yat. Erkekler kimi güzellerin elmalarını, üzümlerini, ayvalarını yemek isterler, güzellerin çoğu öyle istemez yat, kat, paramızı yemek yeter onlara...
Ünlü bir sözdür; Yaşamak için mi yemeli, yemek için mi yaşamalı? Bu soruyu bir eli yağda, bir eli balda olana sormalı. Yoksul ne bulursa yer, bu taraklarda bezi yoktur.
Gelin biraz da yemek konusunda neler demişler, onlara bakalım.
“Kendi zevkin için ye, başkasının zevki için giyin.” Benjamin Franklin
“Bir günde ne kadar yemek lazımdır?
Yüz dirhem yeterlidir.
Bu kadar az yemek ne güç verir ki?
Bu kadarı seni sırtında taşır, daha fazlasını ise sen sırtında taşımak zorunda kalırsın!”
Şirazlı Sadi- Gülistan-
“Az söylemek, az yemek eder insanı melek
Çok söylemek, çok yemek eder insanı helak!”
“Terakki ve medeniyet yemekle başlamış, yemekle aynı derecede ileri gitmiştir... Vahşiler medeniyetin kapısına gıdalarını pişirmeye başladıkları gün yanaşmışlar ve haşlamasını icat ettikleri gün de içeriye ilk adımlarını atmışlardır. Terakki kaynar su ile başlar ve ilk çorba ilk insanların ilk büyük icadını, medeniyetin ilk delilini teşkil eder...”
Refik Halit Karay- Yemeklere Dair- Agop Paşanın Hatıratı’ndan-
Komşuda pişer, bize de düşer, diyerek yemekli sözlere, deyimlere yer verelim şimdi:
Güvenme dayına, ekmek al yanına
Ekmeği yanında zeytin çırpıcısı
Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önüne koymak
Memiş, orda kazanmış, orda yemiş.
Boşan da semerini ye!
Arabacı Mahmut, yer misin armut? Yerim ama yok, zaten karnım tok!
Tarhana çorbası karnımı yırtar; baklava kardeş, gel beni kurtar!
Bal bozulmaz, asil azmaz, bozulursa kaymak bozulur, çünkü neslinde ayran var.
Pire pirenin anası, tahta bitin kaynanası, sivrisinek görümcesi, yandı pilav tenceresi!
Akşam bakla, sabah bakla; Allahım beterinden sakla!
Sofu soğan yemez, bulursa kabuğunu koymaz...
Ölü gözünden yaş, imam evinden aş gelmez.
Tıngır elek, tıngır sac; elim hamur, karnım aç!
İşi düşünce arar beni, aşı pişince kovar beni.
İki kaynar, bir coşar; güzelin aşı tez pişer.
Kediye peynir ısmarlama.
Lafla peynir gemisi yürümez!
Peynirin kurdu içindedir.
Sabırla koruk helva olur.
Katıksız ekmek, açken katmerdir.
Son olarak bir yemek tarifiyle yazımı bitiriyorum. Bu yemeği herkes yapmalı.
Bir bardak suya bir kap dostluk ekleyin. Bir kaşık umudu, yardımlaşmayla birlikte büyükçe bir kaba dökün, içine alçakgönüllülük ve nezaket serpin. Bir çorba kaşığı güven atın. Hoşgörüyü, özveriyi sevgi ile karıştırın, kabınızı bir tutam sabırla birlikte üç beş dakika ısıtın. Yemeğiniz hazırdır. Afiyet olsun!



erhantigli (Erhan Tığlı) tarafından 12.10.2011 11:46:56 tarihinde eklendi ve 67 gösterildi.

 Mor Menekşe (12.10.2011 14:56:47)  
Profili | Şiirleri | Sesli şiirleri| Makaleleri | Hikayeleri

Yemek yapmayıda yemeyide severim. Bu yazıda güzel olmuş :)))

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
12.10.2011

Okunma:
67

Yazara ait bilgiler:

erhantigli

(Erhan Tığlı)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.