E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

ÇİÇEK-2



Açılan kapıdan sultanın huzuruna çıkan harem ağasının gövdesi kahvaltı tepsisi ile içeri süzüldü. Uyanmış, yer yatağımın geceden devrettiği yorgunluğumu sıcacık pamuklara sarmıştım.
Oğul!
Baba!
Toparlandım. Hayatımın en egzotik kahvaltısı ile beni buluşturan yaşlı adamın göz rengi hayatımın rengindendi. Gülen iç enerjisini izlerken ölüme giden adımlarımın sapmasıyla hayata çekilmemdeki iradeyi anlamaya çalışıyordum.
Aracını çalıştırdık.
Yapma yaaa!
He ya benim oğul meslek lisesi mezunudur. Benzininin bittiğini bir bakışta anlayıverdi. Gülerek söylediği sözlere karşılık verirken içimden yinelediğim mutlu ol önerimi tekrarladım. Aşk teslim olduğumu söylediysem de dinlememişti beni. Bir öncesinde yaklaş dediğini duyurmuştu. Koşarken kendimden çok emindim al diyordum. Canımı al. O yoksa bende olmayayım. Hapları azaltmadan tadını çıkarta çıkarta tek tek alırken dışarıda kar fırtınası evimin duvarlarında gidişimi kutluyordu. Umurumda değil karşı çıkışımı, kararlılığımı birazdan göreceksin. Vazgeçiyorum, kaybeden olduğumu kabulleniyorum demiştim.
Elektrik, doğalgaz ve suların kesik olduğu yetmezmiş gibi şimdi sevgilim, evlenemem seninle demişti. Bunu bana yapma Çiçek. Hiçbir şeyim kalmadı. Neyi, nasıl kaybettiğimi anlamaya çalışırken tutunduğum tek dal senin bana uzattığın kalbindi. O yok dedin şimdi.
Hazır değilim Garip. Sende hazır değilsin. Her şey ters gidiyor. Ev ev üstüne olmuyor. Senin bize taşınman demek tüm dengeleri bozacak. İnsanlar diken üstünde şimdiden. Bize iki üç ay gerekli. Evimizi tutalım, yerleştirelim, yerleşelim.
Çiçek, evim dediğim ev artık bir cehennem. Su yok, elektrik yok, doğalgaz yok. Şimdi sen bende yokum diyorsun.
Dinlemedi beni. Yalvardım, tehdit ettim, yüzüğü parmağımdan çıkartıp nişanı bozmakla eş anlamlı ısrarlar yineledim ama nafile. Durduğu noktada direndi, üstüme geldi, geriletirim dediğim hamle yenilemelerle ikna araçlarının tümünü kullandım. O gücünü kabul ettirerek beni kazdığım çukura gönderdi. Yüzüğü çıkardım, oda çıkardı.
Öznur, zamanlama olarak sırat köprüsünün girişinde yakaladı. Hatırımı soran sevgilime iyi değilim. Nişan bozuldu. Hayatımın altüst olduğunu düşünüyorum. Konuşamayacağım Öznur, gidecek yerim yok, bana ait hayatım yok. Nereye gittiğimi bilmiyorum. Karanlığın içinde yönümü bulamamaktan korkuyorum, dedim.Hayatlar iç içe iken Aldattığım kadın teslim olduğumu duymuyordu.Aldatılan kiminle demeden teselli ediyordu şimdi beni.
Çoklu ilişkiler içinde aman sende demem gerekirken ilanla, Gidiyorum ben demiştim. Battaniye ve yorganlara rağmen -20 dereceydi odanın sıcaklığı. Aldığım ilaçlarla kaçtığım yâda sığındığım adrese postalanıyordu bedenim. Bilincimi hiç yitirmeden tüm yaşamımı bağışlamaya hazırlanıyordum.
Hiçbir aşk beni teslim alamaz. Sözüme karşın aşka kendimi teslim edişimi sorgulama hakkımı kullanıyordum. Avucumdaki hapları saydım. Altı, yedi, sekiz, dokuz, on dediğimde, bunlar beni öldürür. İlaçlar öldürmezse soğuk becerir diyerek avucumu boşalttım. Yatağa düşürdüğüm bedenimin mide krampları dayanılmaz noktadaydı. Yanıyorum dediğimde üstümü açtım. Donuyorum dediğimde sarındım. Tepkime gülmeyi andırır cevaplar arıyordum.
Adını ret ettin. Sürekli, Ben Garip bencileyin dedin.
Adına yakışır gidiyorsun şimdi. Bak, Ölümün kollarında sessiz ve yalnızsın. Biliyorsun cesedin çürüyecek. İş yerinden kim bilir kaç gün sonra arayacaklar seni. Kadın sonunda kazandı. Donuna kadar alın dediğinde gülmüştün. Bak canını alıyor şimdi. Ölümümün çocuklarıma yarayacağını düşünerek kararlılığımı kutladığım anlar oldu. Sen bu kadar kolay teslim olamazsın, neler yaşadın gıkını çıkarmadın. Erteleyelim dedi diye bu kadar kolay teslimiyet yakışmadı hocam. Vazgeç, ara Çiçek koşarak gelir. Seni çok seviyor. Çocuklarını ara. Kızının sesini duy, hiç değilse veda et. Canlı bir anıyı herkes hak eder. Babam en son benimle konuştu demesine izin ver.Çok düşünüyor,geçmişi,dünü, bugünü karşılaştırıp kendimi yargılatıyordum.
Aradım. İlacın etkisi ile konuşamayacak durumda olduğumu kelimeleri dizemeyişimden anladım. Kızım, baba ne oldu? Neden konuşmuyorsun? Hastamısın? Cevap ver baba dese de, böğürüyordum. Ağlamalarımı durduramıyordum. Beyhan dediğimde idam mahkûmunun ölüme direnişine benzer sürüklenişler yaşıyordum. Baba intihar ediyordu. Yaşamımın son anlarını canlı yayına almış kızıma veda etmeye çalışıyordum.46 yıllık hayatımı birkaç saate sığdıran veda seronomisinde çok duygusal anlar yaşanıyordu. Beyhan beklediğimin ötesinde çok sakindi. Babasının bunu yapabileceğine ihtimal veremiyordu. Konturum bittiğinde sürekli konuşan kızımın Nazımın sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkarız karanlıktan aydınlığa sözleri kazınmıştı. Kelimeleri toparlayamadım. Böğürtülerim ölçüsüzdü. Midem bulandı. Kapı ağzına sürünerek gittim. İstifra yâda başka bir şey için olabilirdi. Yanma, üşüme bu kadar sık ittifak yapmışlarmıydı. Annemin menopoz döneminde yaşadıydım bunu ben. Kadın bakmışsın aniden üstünü çıkartıyor ateş bastı diyordu on dakika sonra üşüdüm diyen yine kendisi oluyordu. Hiç mucize olur, kurtulurum diye düşünmüyordum. Yol uzun diyen gafil kimdi?...

czasker (suat çetiner) tarafından 18.09.2011 23:59:04 tarihinde eklendi ve 66 gösterildi.

ÇİÇEK-2 isimli esere henüz yorum yazılmamış.

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
18.09.2011

Okunma:
66

Yazara ait bilgiler:

czasker

(suat çetiner)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.