YÜREĞİN AKLINA UYMAZ Kİ!
Bir adam düşünün eskiden sevdiği insanı 18 yıl sonra tekrar arıyor ve buluyor. Geçmişi, eski yarayı hatırlıyor hep. Çünkü 18 yıl önce aldığı kararları sorguluyor. Yaşı kemale ermiş, çoluk çocuğa kavuşmuş ve geçmişi sorgulamaya başlıyor. Keşkeleri o kadar fazla ki..Ama unuttuğu birşey var, sorguladığı hayatı tek yönlü değil. Bir de karşı taraf var. 18 yıldır o ne yapmış, neler yaşamış. Tabiki o da hayatına kaldığı yerden devam etmiş ve o da evlenip çoluk çocuğa kavuşmuş biri. Çıkılmaz bir yol olarak değil de artık girilmez bir yol olmuştur. Çünkü aşılamayacak, yüreğin kesmediği, aklın ön planda olduğu hayatlar. Yüreğe danışılmayacak bir konumdadır artık. Ve yüreklerin susması gerekiyor.
Gençken bu kişi sizce yüreğini mi dinlemiştir, yoksa aklını mı? Anlaşılmaz bir durum. Eğer yüreğini dinlemiş olsaydı seneler sonra bu pişmanlığı yaşayamazdı diyen olabilir. Sevmek için yürek ister derler. Aşılmaz dağları aşmak için yürek olmalı. Diyelim ki yüreğini dinlemiş olsun, o zaman sevdiğinden, aşkından vazgeçmesi mümkün değildi. Yoksa seneler sonra eski yarasını hatırlaması olası değil diyende olabilir.
Anne ve babalar çocukları için birşey düşündüğünde yüreğinin değil de aklını dinleyerek karar verirler. Anne, baba her zaman çocuklarını kendi yaşadıkları deneyimlerden yola çıkarak koruyucu ve kollayıcı rolü üslenmektedir. Neden çocuklar büyüdüklerinde dinledikleri anne ve babalarını artık dinlemez oluyor? Çocukları için her an endişe duyarak yaşamaktadır.
Yaşı 15'i geçtikten sonra gençler artık annelerine babalarına yada aklına danışmıyor. Onların yumruk gibi yüreği var artık. Yürekleri onlara ne derse onu yapmaya başlıyorlar. Hayatımızın bir çok zamanında zihnimiz çatışma halindedir. Çoğu zamanda hangisinin sesini dinleyeceğimiz konusunda kararsız kalırız. Yüreğin mi aklın mı?
Akıl ve yürek ikilemleri gerçekten gençler için daha zordur. Hayatlarında belirgin bir kaç önemli karar verirken daha çok yüreklerinin sesini dinlerler. Yukarıda anlattığım örnekte evlilik, iş hayatı, mekan seçimi gibi..
Eğer şanslıysanız akıl ve yürek bir araya gelir ki unutulmaz bir hayatın tadını çıkarırsınız. Hani derler ya Allah çirkin şansı versin. Ama aslolan onun çirkinliği değil aklı ve yüreği onu o konuma getirmiştir. Kıskanılacak, imrenilecek biri oluverir.
Yürek insana sınırsız bir özgürlük sunarken, aklın çizgileri belli olup yürek bu sınırları, kırmızı çizgiyi zorlar. Bazı insanlar hangisini dinlemek isteyeceğine karar veremezken bir anda "aklım karıştı" deyiverir. Oysa ikilem içersindedir. Tavsiyeye, kendisine açılacak bir çift göze, kulağa ihtiyacı vardır. Asıl devreye girilmesi gerken zaman bu zamandır. Aklım karışık dediğinde karşındakine odaklanmaya hazırsındır. Bir dost, bir arkadaş..
Kimisi derki; Akıl ve mantık’ını kullanan insanlar yaşamları boyunca hep başarılı olmuşlar. Yürek ve Duygu’yu öne alanlar hep hüsrana uğramışlar. Akıl ve mantık’ını hep öne al. Onlara danış ve kararlarını ona göre ver. Eğer Yürek ve Duygu’larınla hareket edersen, bir ömürünü heder edersin. Ömür, insan yaşamında en değerli hazinesidir.
Kimisi de derki; Bir yüz; Akıl ve Mantık, diğer yüz; Yürek ve Duygu!.. Ne biri, ne diğeri. Madalyon tek yüzle olmaz. Ve bir tek yüz bundan sonra bize uymaz.
Tavsiyemiz; Asla bir insanı tapılacak derecede sevmeyin. Kimseye hak etmediği değeri vermeyin. Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir! Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir. Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!
Hz.İbrahim ateşe girerken hangisini dinlemiştir. Hz.İsmail bıçağın altına yatarken aklından, yüreğinden ne geçmiştir? Hz.Nuh, gemisiyle tufana tutulmadan karısı ve oğlunu almak istedi onlar gelmeyince çok üzüldü ama Rabbine teslimiyetiyle, aklıyla düşündü ki yapacak birşey yok. Yüreği el vermesede kalbi tasdik etti. İman etmeyenlerin sonu hüsrandı.
İslam dini aklın kullanılmasını ısrarla emreder. Kur'an-ı Kerim, düşünen ve olaylar hakkında akıl yürüterek ders çıkaranları övmüştür. Kur’an’da pek çok ayette “düşünmez misiniz”, “anlamaz mısınız”, "aklınızı kullanmaz mısınız” ihtarları yer alır. İnsan aklına hitap eden Kur'an ayetlerinin sayısı 750’yi aşkındır. Bu ayetlerde Yüce Allah, evrendeki çeşitli varlıkları örnek verir, onlar üzerinde düşünmemizi ister.
“Onların kalpleri var ama onunla idrak etmiyorlar, onların gözleri var fakat onlarla görmüyorlar; onların kulakları var fakat onlarla duymuyorlar. Sanki hayvan sürüsü... hayır, belki onlardan da aşağı! Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyledir.” (Araf, 179) Kur’an sadece Allah’a iman konusunda değil, konuşmalarımızda, yargılarımızda ve karşılaştığımız problemlerin çözümünde aklımızı kullanmamızı emreder.
Şimdi soralım, yüreğin aklına uyar mı?
ibezgi (ibrahim koçman) tarafından 23.07.2011 09:54:45 tarihinde eklendi ve 104 gösterildi.
|
Mor Menekşe (27.07.2011 10:40:50)
Güzel bir tartışma konusu. Takdirle.
|
|
|
|
(Yönetici)
|
Zeynep (23.07.2011 12:14:03)
Açıklayıcı, irdeleyici yazıyı tebrik ederim.
|
|
|
|
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
23.07.2011
Okunma:
104
Yazara ait bilgiler:
ibezgi
(ibrahim koçman)
|