Kırk Yıl 4-Köyde
“-ne zaman kendi kendini avutan, eleri pis, perişan, yüzü yol-yol kirli, gözyaşlarından eline geçen, başka çocukların bozuk oyuncaklarının parçalarıyla sözde oyun oynayan bir çocuk görsem köyü hatırlarım, köy çocuklarını köyden şehire göçme sevdasındakilerin, tercihini sormadıkları çocuklarını gündeliğe giden analarca kendi başına bırakılan köy kökenli çocukları, daha adım atmaya başladığında çileli bir hayata bir ucundan başlamış, kendinden sonrakilere analık-babalık yapmış iskarpin boyacısı lastik ayakkabılı çocukları,
uzak diye köyüne dönememiş, okulda yatıp-kalkan, badanacı, hamal, kiremit ocaklarında cığara içerek delikanlılığa adım atan başkalarının gözünde böyle adam yerine konulmayı uman kendi kazandığı parayı harcayan beleş bulduğu ömrünü har-vurup harman savuran bir yerlere gelmeye en çok da kendinden sonrakilere adanmış onları yaşatmaya odaklanmış bir yaşam.
içimi acıtan.. köy çocukları” ….
“-işte… öylesine bir yaşam felsefesi şehir eşkıyalarının hedefi, yoldaşı, rakibi, membaı köy çocuklarına, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken ayak işlerinde heder olan ayakkabı boyacısı lastik ayakkabılı köy çocuklarına yanarım…
ne zaman bir sazın teli dertli dertli inilese ne zaman bir yanık türkü duysam düğünlerde bile söylense oynanmayan başları bir o bir bu yana yaslayan gözleri dolduran gurbette olduğumu hatırlarım..
gurbette.. gözlerim dolar burnumun direği sızlar nefesim daralır boğazıma bir şeyler düğümlenir şuramda bir sızı ürperirim bitmek bilmez bir ağlama nöbetinde gözlerim dinmez kanar yüreğim ha deyince kendime gelemem ….
bir gurbet türküsü alır-götürür beni başka yıllara akranlarımı özlerim çocukluğumu köyü, keçiyi-koyunu eşeği, öküzü, çilekeşliği, hatta! köpeğimizi boğduranları, ekinimizi güdenleri, anımızı kakanları bizi çekemeyenleri, hor görenleri, beni oyuna almayanları, top oynarken çelme takanları tepeden bakan akrabaları, bizim oğlana kız vermeyenleri, bizim kızı oğlanlarına layık görmeyenleri, anamı akrabadan saymayanları bizim iki keçiyi sürüsüne almayanları, ziyana girdi diye muhtara kapattıranları,
… köydeyken en sevmediklerimi, korktuğum köpekleri, öldürdüğüm yeğe kedileri kuru ekmeği, yavan aşı beni döven oğlanları elimi kesen kör bıçağı, hakkından gelemediğim işleri, ayağıma batan dikenli çetiyi, demir dikeni, ulamayı, ayrığı, kişnişi, acımığı, kımılı, süneyi, yavsığı, göğeni, sivrisineği yanağımdan sokan bambılı, parmağımı ezen taşı geçit vermeyen çalıları, sarıbaş tikeni ulaşamadığım dalları aç kaldığım zamanları, çaresizlikleri,
bilseniz nasıl özlerim.. o hani gönülden dilenen hayır duaları var ya hala beklerim..
şimdi köyde olmak vardı.. köyde ve çocuk sıcağın gözünde gücü yetmeye yetmeye harman etmek hasadı bulgur aşına talim, her sabah, her öğle her akşam yazları yanına ayran, kışları ya hoşaf ya soğan şimdi köyde olmak vardı köyde ve çocuk.. babam sağ, anam başkasına varmamış.. bir de Aşadudu mekdebe gelmeliydi…
şimdi köyde, köyde çocuk olmalı zemheride yirik pabucum çamura saplanmalı sürü köpekleri sıkıştırmalı sulamaya götürdüğüm öküzler köpeklere saldırmalı düz ovanın çöl sıcağında kavrulmalı ova ağzım-dilim kurumalı susuzluktan eser yelli olmasa da bir ağaç olmasa da bir gölge aramalıyım.. sığınacak, köyde olmalıyım..
altımı ıslattığım karakışa hasret gitmeli.. çobandan uzakta dağ başında.. çoban köpekleri kovalamalı, beygirler boyumda büyük.. öküzlere gücüm yetmemeli, öküzler dağ yolunu çekememeli, sap kağnısı aşmalı hatta olanca gücümle yüklenmeliyim kağnı tekerine küfrün bini bi para
köy bekçisi tehdit etmeli, “gonşunun ekinine zıyan verisen yakanı bırakman” diye an kavgalarına karışmalıyım tarla komşularımla bayramdan bayrama birileriyle barışmalıyım içim yandı yıllarca.. köyde olmalıyım..
öteden beri düşmanım olmalı birileri, birileri için kavgaya tutuşmalıyım başka birileriyle o bunun, bu onun, kim haklı, kim haksız bana ne dostumun düşmanı düşmanım olmalı dostumun dostu dostum köyde olmalıyım.. akranlarımla çocuk babamın düzdüğü bavulum..
bir ziyafet sofrasına bağdaş kurmalıyım, anam yağlı dolaza iki yumurta kırmalı pırasa yaprağına çökelek, çomaç dürmeliyim, belki kar’a pekmez, belki gevrek ekmek daşşaklı yoğurttan ayrana
ya da ne bileyim işte … şöyle sedeyağ sürülmüş .. ıscacık kaba ekmek fırından yeni çıkmış kömbe çocuk olmalıyım köyde..
İbrahim Çelikli (İbrahim Çelikli) tarafından 11.04.2011 08:36:51 tarihinde eklendi ve 104 gösterildi.
|
serhataltıok (12.04.2011 15:39:16)
Bende köyümü köylümü çok severim. Eline sağlık İbrahim ağabey.
|
|
|
|
|
Buğrayiğit (11.04.2011 18:11:25)
Devamınıda okudum burda. İlhamların daim olsun.
|
|
|
|
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
11.04.2011
Okunma:
104
Yazara ait bilgiler:
İbrahim Çelikli
(İbrahim Çelikli)
|