ŞEHZADE MUSTAFA'NIN ÖLDÜRÜLMESİ..
Tarihi bilmek, bugünü anlayıp yarını kurmak için mecburidir.Tarihin nasıl işlediğini, nerelerde hatalar yapıldığını, aynı hataları tekrarlamamanın lüzumunu iyi kavramak gerekir. Tarihi masallar olarak görmemek gerek. İnsanlar tarihi öğrendikçe bugünü daha iyi anlayabilirler. Yarını kurmanın tek yolu, tarihin gösterdiği ibretlerden ders almaktır
Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı devlet yönetiminin esaslarını belirlediği ve kendisinden sonra asırlarca uygulanan Kanunname'sinde her padişahın tahta çıkışında erkek kardeşlerini öldürmesini kural haline getirmemiş olsa, hiç şüphe yok ki pek çok cinayet ve suikastın önü alınmış olurdu.
Kardeş katline izin veren kurala rağmen Kanuni dönemine kadar gelişmelere haremin fazla dahil olmadı. Saray kadınları 'mukadderat' diyerek kendileri için uygun görülenle yetindiler. Bu süreç Hürrem'le son buldu. O Topkapı Sarayı'na cariye olarak geldiğinde haremin hâkimi Kanuni'nin ilk eşi ve büyük oğlu şehzade Mustafa'nın annesi Mahidevran Hatun'du.
Osmanlı İmparatorluğu en güçlü dönemini Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşamıştır. 1520-1546 yılları arası 46 yıl saltanat süren Kanuni döneminde, Edebiyatta Baki, mimaride Sinan, ilimde Ebussuud, denizcilikte Barbaros ve yönetimde Sokullu Mehmet Paşa bu dönemin zirve isimlerinden bir kaçıdır.
Muhteşem namıyla maruf Sultan Süleyman`ın bu parlaklığa ulaşmasında elbette önceki sultanların, ama özellikle de Yavuz Sultan Selim`in büyük payı vardır.Böylesine parlak bir dönemi, Duraklama Devri`nin ve tereddinin takip etmesi üzerinde durulması gereken bir noktadır. Kanuni Sultan Süleyman`ın hükümdarlık döneminin bütününü bu yazıda bırakın anlatmayı, özetlemek bile mümkün değildir. Fakat Kanuni döneminin bu yazıya konu olan icraatı, oğlu Şehzade Mustafa`yı boğdurması ve bunun hangi şartlar altında gerçekleştiğidir.
Şehzade Mehmet'in doğumundan sonra Hürrem'in onun geleceği konusunda telaşa düştüğü, Kanuni'nin ardından şehzade Mustafa'nın tahta çıkmasına mani olamazsa oğlunun öldürülmesini kaçınılmaz son olarak gördüğünü düşünmek için her sebep var. Babası Yavuz'un tahtı nasıl tehditle ele geçirdiğini bilen Kanuni'nin büyük oğlu konusunda evhama kapılmasını sağlamaktan ibaretti Hürrem'in rolü. İlk olarak büyük rakibi Mahidevran Hatun'dan kurtuldu. Mahidevran Topkapı'dan Kütahya'ya şehzade Mustafa'nın yanına sürüldü.
Kanuni`nin Şehzade Mustafa`ya tercih ettiği Şehzade Mehmet, henüz 22 yaşında iken vefat etti. Şehzade Mehmet`in vefatından sonra Şehzade Mustafa bir kez daha öne çıksa da, Manisa Sancakbeyliğine bu kez yine Hurrem`in oğlu olan Şehzade Selim getirildi. Bu durum, Hurrem`in kendi oğullarından birisini sultan yapmak konusundaki ihtirasını ve gayretini göstermekteydi. Gelecek planlarını onun saltanat makamına geçmesi üzerine yapmıştı. İkinci oğlu Selim ve üçüncü oğlu Beyazıd arasında tercih yapmak zorunda kaldı.
1553'te Şehzade Mustafa olayı yaşandı. Şehzade Mustafa yetişkinliğe ulaşınca Osmanlı geleneğine uyarak Amasya'ya vali olarak gönderildi.Şehzade Mustafa'nın Kanuni Sultan Süleyman'ın en büyük oğlu olması ve sevilen bir şehzade olması nedeniyle babasından sonra tahta çıkması bekleniyordu. Hürrem Sultan kızı Mihrimah'ı evlendirdiği Rüstem Paşa'yı kendi yanına çekmişti. Rüstem Paşa, İran üzerine sefere giderken, kendisi sarayda bir mektup kaleme alıyordu. Bu önemli mektup Kanuni'ye hitabendi. "Oğlunuz Mustafa gizli bir ordu kuruyor ve sizi öldürtüp tahta geçmeye hazırlanıyor! Seferde olan damadımız Rüstem paşa buna bizzat şahit olmuştur." Hürrem'in hiçbir sözünden şüphe etmeyen Kanuni, işte bu mektup üzerine hemen sefere çıktı. Konya Ereğlisi'nde Otağ-ı Hümayûn kurdu. Amasya'dan oğlunu çağırttı. Şehzade, babasının adaletine ve kendi masumiyetine güvenerek babasının çadırına gitmeye karar vermişti.El öpmek için babasının otağına girdiğinde nöbetçiler silahlarını dışarda bırakmasını ister. O yüzden mustafa bu isteğe bir anlam veremez, Kendisini koruyan 4 adamına dışarda beklemelerini söyler. İçeri girdiğinde babasını görmeyince endişesi artar. Tam o sırada 7 dilsiz cellat üstüne atılır ve yağlı ibrişim kemendini boynuna takmaya çalışır. Çok güçlü olan Mustafa'yı bir türlü yere düşüremez, eski arkadaşı Zal Mahmut Ağa'nın elinde baltayla gelmekte olduğunu görür. O kadar sene şehzadeden iyilik görmüş, ona yoldaşlık yapmış bu kişi baltayla Mustafa'nın sırtına vurur. Yere düşen Mustafa'nın boynuna kement atılır. Ve oracıkta daha 38 yaşında iken boğdurulmuştur.
Şehzade Mustafa`nın öldürülmesi başlı başına hazin bir olay ve haksızlık olduğu kadar, Osmanlı tarihinde de bir dönüm noktasıdır. Bedenen özürlü olan Şehzade Cihangir`in vefatı, Şehzade Bayezid`in babasına isyan ederek İran`a kaçması ve ardından da idam ettirilmesi sonrasında, sultan olması hiç beklenmeyen Şehzade Selim Osmanlı tahtına çıkmıştır.
Kanuni`nin her kararını doğru bilmek, bu kararların her zaman Osmanlı`nın lehine olduğu anlamına gelmeyebilir. Bazen Kanuni`nin kararını onaylamak, Hurrem`in ihtirasına ve Rüstemin hilelerine destek olmaktır. Şehzade Mustafa`ya hak verenlerden olurdum bugün.
Bir not, Kanuni'nin Hürrem'den olma kızı Mihrimah'dan..Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır. Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir. Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana. İşte, aşka adanmış iki eser. Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin. Ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde (21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.) Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay. Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır.
Bir notta pargalı İbrahim Paşa'dan verelim. Pargalı İbrahim Paşa Yunan kökenli olup, Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 1523-1536 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. 1524′te Kanuni’nin kızkardeşi Hatice Sultan ile evlendi. Pargalı İbrahim Paşa, Bağdat Seferi sırasında yaptığı bazı uygulamalar ve saray defderdarını öldürtmesi sebebiyle Padişahın güvenini kaybetti.Hürrem Sultan ve defterdar İskender Çelebi’nin kötülemelerinin de bunda etkisi oldu. Mayıs 1536'da sarayın önünde boğulmuş olarak bulundu..
ibezgi (ibrahim koçman) tarafından 07.04.2011 14:50:36 tarihinde eklendi ve 576 gösterildi.
|
ozanAli (12.04.2011 11:24:54)
ZATEN kANUNİYE MUHTEŞEMLİĞİ batı alemi say görmüştür(Fatih den büyük padişah değildi) sebebi dahli ,kapitilasyonları koyduğu için Fransız larla anlaşmalar uygulandığı için kim nederse desin Kanuni bilerek veya bilmeyerek Osmanlının sonunu getirmeye zemin hazırlamış kendinden sonra kocaman imparatorluk gerilemeye başlamıştır.hurreme ihtirası yüzünden gözü bir şey görmemiştir tarih de yazılanlar bu tezi doğruluyor oğlunun ifadesini almadan dedikodulara meylederek haksızlıkların önünü açmış olmuştur.Fatih kanun nameyi yazdı ama bir kargaşalık olursa devletin bekası için oğul da asılır baba da ama kanuni hurremci idi gözleri bağlanmıştı sağ ol bu gerçekleri özet de olsa yazdığın için
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• ibezgi (12.04.2011 20:46:50)
Üsdat'ım, yorumunuz için teşekkür ederim.. Selamlar..
|
|
|
|
|
(Yönetici)
|
Zeynep (10.04.2011 17:37:33)
Tarihi anlatan bilgilendiren yazı için teşekkürler.
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• ibezgi (12.04.2011 20:42:20)
Teşekkür ederim.. Selamlar..
|
|
|
|
|
|
ozlem (08.04.2011 11:35:14)
Yüreğinize sağlık.
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• ibezgi (08.04.2011 11:51:38)
Teşekkür ederim Selamlar..
|
|
|
|
|
|
Mor Menekşe (07.04.2011 19:15:10)
bilgi için teşekkürler
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• ibezgi (08.04.2011 11:51:44)
Teşekkür ederim Selamlar..
|
|
|
|
|
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
07.04.2011
Okunma:
576
Yazara ait bilgiler:
ibezgi
(ibrahim koçman)
|