ANADİLDE EĞİTİM (1)
Dil, insanların düşündüklerini, hissettiklerini, algıladıklarını kelime ve işaretlerle ifade etme aracıdır. Dil, insanlar arasındaki anlaşma ve iletişimin en önemli aracıdır. Dil, düşünme, anlama, kavrama anlatma aracıdır. Dil, bir kültürel mirastir. Herkesin anadilini ve kültürünü sevme ve geliştirme hakkı, devletlerin de bu hakkın kullanılmasıını hayata geçirme sorumluluğu vardır. Batı ülkelerinde genellikle bu kural işlemektedir. Ancak Türkiye gibi saçma sapan nedenlerle bölünme kabusu gören devletler halklarını bu zevkten mahrum ediyorlar. Anadil ise, çocuğun başta annesi olmak üzere, ailesi, soyu, çevresi ve ulusundan sistemli ve bilinçli bir öğrenim süreci olmadan öğrendiği dildir. Bu bakımdan anadili, sadece çocuğun anasının konuştuğu dille ifade etmek yeterli değildir. Anadil Kişinin içinde yaşadığı çevre ve kültürle bir bütündür.
Yapılan bilimsel araştırmalara göre erken yaşlarda baskın dile yoğun bir şekilde maruz kalan çocuklar kendi dillerini unutup sadece baskın dili kullanan tek dilli bireylere dönüşüyor, dil sonraki kuşaklara aktarılamıyor ve bir kültür yok oluyor. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur, buna izin verilmemelidir. Halkların dillerinin yaşaması ve geliştirilmesi için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Dille zihinsel gelişim arasında bir paralellik ve sıkı bir bağ olduğu uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. Yapılan bilimsel araştırmaların kanıtladığı gibi daha ana rahmindeyken öğrenmeye başlarız. Ana rahmindeki bir çocuk dördüncü aydan itibaren, annesinin kalp atışlarını dinlemeye başlar. Annesinin zihinsel, bedensel ve ruhsal durumundan doğrudan etkilenir, çünkü en çok annesiyle beraberdir. Yapılan bilimsel araştırmalar çocuğun annesinin sesini diğer seslerden ayırtettiğini, bebeklerin anadillerine ait sözleri yabancı dillerden ayırt ettiklerini ispat etmiştir. Çocuk, annesinin konuşmalarını dinler ve annesinden konuşmayı öğrenir. Bundan dolayı anadil tabiri kullanılır. Süreç içerisinde çocuk yakın çevresinde öğrendikleriyle anadilini geliştirir ve pekiştirir. Yine yapılan bilimsel araştırmalara göre bir çocuk, 0 ile 6 yaş arasında annesinden 2500 kelime öğrenir, bu kelimelerin ne ifade ettiklerini kavramaya başlar, bu kavramlarla anlamaya, düşünmeye, konuşmaya ve yorum yapmaya başlar. Kısacası bu 2500 kelime, çocuğun ilk dil sermayesidir. Sıfır ile altı yaş arasında çocuğun kişiliği şekillenir. Çocuk okul çağına gelinceye kadar temel dil becerilerini kazanır. Öğrendiği sözcüklerle düşünür, anlar ve dış dünya ile bağlantısını bu sözcüklerle, yani annesinden öğrendikleriyle ifade eder.
Çocuk 6 yaşına geldiğinde, artık anadilinin düşünce sistematiğini kavramış olur. Artık bu yaştan sonra, herşeyi buna göre programlar ve öğrenir. Herşeye anadili penceresinden bakarak algılamaya başlar. Kendini bu dille, en iyi şekilde anlatır, kendine anlatılanları da en iyi bu dille kavrar. Çünkü dil aynı zamanda düşünme, anlama, kavrama ve anlatma aracıdır. Dili sadece konuşma aracı olarak ifade etmek bilime terstir. Okula başladığında anadili dışında farklı bir dile okulda eğitime başlayan çocuğun altı yaşına kadar öğrendikleri sıfırlanır. Çocuk yeni bir dil öğrenmeye zorlandığı için çocuğun zihinsel yapısı alt üst olur. Bir bilgisayara virus girdiğinde nasıl bilgisayarın beyni alt üst oluyorsa aynı şekilde çocuğun beyni de allak bullak olur, çocuğun düşünme sistematiği bozulur, çocuğun beyin fonksiyonları felç olur. Çocuğun zihinsel, düşünsel ve ruhsal dengesi tarumar olur. Anadili ile oluşan kimliği ve kişiliği bozulur. Çocuk neredeyse sıfır yaşındaki bir bebeğe dönüşür ve sil baştan öğrenmeye yeniden başlar. Ayrıca çocuk dilinden, kültüründen, geçmişinden koparıldığı için bocalar, çevreye, kendisine küser. Dolayısıyle başarısız olur. Kürt çocuklarının başarısızlıklarının en önemli nedeni anadili dışında bir dille eğitim almış olmaktır.
Psikolojiye göre eğitim, kişide öğrenme yaşantıları yoluyla istendik davranış değişikleri oluşturma sürecidir. Eğitimin temel amacı, kültürün tüm nesillere yayılmasını sağlamaktır. Eğitim insan doğmadan başlar ve ömür boyu sürer. Bebeklere, anne karnında müzik dinletme ve hikaye okuma etkinliklerden anlaşılacağı üzere eğitimin doğmadan önce başladığı görülür. Eğiğtim, insani ve temel bir haktır. Herkes bu haktan eşit olarak yararlanmak durumundadır. Anadilde eğitim hakkının gaspı inasani ve çağdaş değildir. Anadilde eğitim bireyin sadece kendi dilini değil ikinci, üçüncü dilleri de daha hızlı ve iyi öğrenmesini sağlar, okul başarısını arttırır. Bunları tartışmak bilimle alay etmektir. Sanırım anadil eğitimine karşı olanlar kendilerini bir anlık olsun anadiliyle eğitim yapmayanların yerine koyarlarsa olayın ciddiyetini ve vahametini kavrarlarlar, insafa gelirler ve herkesin, bu arada Kürtlerin de anadiliyle eğitim yapması için çalışırlar.
Türkiye kimine göre 30'dan fazla , kimine göre 47 etnik yapıyı barındıran çok kültürlü bir ülkedir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Türk halkı egemen güç kabul edilmiş ve diğer halklar baskı altında tutularak zaptu rapt altına alınmıştır, diğer halklar egemen ulusun baskı ve asimilasyon mekanizması altında ezilip yok edilmeye çalışılmış ve kısmen başarılmıştır. Halen bölünme hobisinden hareketle halkların anadiliyle eğitim görmeleri yasaklanmaktadır. Ülkeyi yönetenler ve ülkenin yöneticisi olduğunu ileri sürenler dünyaya at gözlükleryle bakmaktan vazgeçmeye niyetli görünmüyorlar..
T.C. anayasanın 42. maddesine göre 'Türkçe’den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların esasları kanunla düzenlenir. Milletler arası antlaşma hükümleri saklıdır.' Bu ifade Anadolu’da yaşayan halkları tek tipleştirmek, Türkleştirmek amacı gütmektedir. Bu maddeden hareket edilerek Anadolu’da konuşulan diller bastırılarak asimle edilmekte ve yok edilmeye çalışılmaktadır, Anadolu’nun en önemli kültür zenginliği yok edilerek Anadolu halklarına en büyük kötülük yapılmaktadır. Türkiye’de yaşayan tüm halkların anadilleriyle eğitim yapma hakları vardır, bu hak sonuna kadar savunulmalıdır. Çünkü bu evrensel, bilimsel ve insani bir haktır. Bu haktan hiçbir şart altında taviz verilmemelidir. Sosyal devletin görevi bu hakkı engellemeye çalışmak değil aksine her halkın anadilini öğrenmesini ve anadiliyle eğitim yapmasını özendirmektir. Bir ülkenin çok dilli, çok kültürlü, olması büyük bir zenginliktir. Çok dillilik ülkelere hiçbir şey kaybettirmez, aksine çok şey kazandırır. Etkileşim olur, karşılıklı güven gelişir, birlik ve beraberlik ruhu pekişir. Bu durum ülkenin gelişmesine ve kalkınmasına katkı sunar.
Türkiye sınırları içerisinde 20 milyon kürdün yaşadığı varsayılmaktadır. Bu durum Kürt halkının Türkiye’de yaşayan halklar arasında önemli bir konuma sahip olduğunun göstergesidir. Kürtlerin anadiliyle eğitim yapması, hatta daha düne kadar Kürtçe konuşması bile 'çakıl taşı, vatan, Sakarya' edebiyatı yapılarak yasaklandı. Mezopotamya’nın en eski halklarından biri olan Kürtler tüm baskılara rağmen anadillerini unutmadılar. Şunu kabul etmek zorundayız Kürtçe bir ulus dilidir. Ama halen yasaklıdır. Halen Kürtçe diliyle eğitim yapılamamaktadır. Yıllardır akla gelmedik yöntemler, baskılar ve yasaklamalarla Kürt diline gem vurulmaya çalışılmasına rağmen unutturulamamıştır. Kürt çocukları anadiliyle eğitim yapma hakkından mahrum bırakılmıştır. Her yıl yüz binlerce Kürt çocuğu okula başlarken anasından öğrendiği dilden başka bir dille tanışıyor ve yıllar boyunca öğrendiklerini unutmak zorunda bırakılarak Türkçe’yle eğitim görmeye başlıyorlar. Bu durum Kürt çocukları üzerinde ruhsal ve zihinsel bir alt üst oluş, bir çöküntü yaratıyor. Yabancı bir dille eğitim yapma zorunluluğu Kürt çocukların başarısızlığının esas nedenidir, ama bu bilinçli olarak örtbas edilmektedir. Anadilde eğitim evrensel bir haktır. Bilimsel anlamda kişinin gelişimi ve eğitim sürecinde başarılı olması için anadilde eğitim en temel koşuldur. Vatan bölünür, üniter devlet yapısı bozulur mantığıyla halen anadilde eğitim yasaklanarak bilime ters düşülmekte ve çağdaş dünyadan uzaklaşılmaktadır. Bunun hiç kimseye, bu düşünceyi savunanlara bile yararı yoktur, olamaz da. 30.7.2003 tarihli ve 4963 sayılı Kanuna göre: “Eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına Türkçe’den başka hiçbir dil, anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Ancak, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümlerine tabi olmak üzere özel kurslar açılabilir.Bu kurslarda ve diğer dil kurslarında aynı maksatla dil dersleri oluşturulabilir. Bu kurslar ve derslerde, Cumhuriyetin Anayasa’da belirtilen temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı öğretim yapılamaz. Bu kursların ve derslerin açılmasına ve denetimine ilişkin esas ve usuller, Milli Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” Yasada anlaşılacağı gibi özellikle anadil kelimesi kullanılmamıştır. Anadil eğitimi böyle uydurma kurslarla geçiştirilemeyecek kadar önemlidir.
Anadil eğitimi uluslararası sözleşmeve belgelerle güvence altına alınmıştır. Bu konuyu ikinci yazımda yazacağım. Yazımı bir şiirimle noktalamak istiyorum.
ANAMIN DİLİNİ BAĞLADILAR Anamın dilini bağladılar lal oldum Halime canavarlar ağladılar Vijdanı olanlar yasımı bağladılar. Anamın dili bağlıysa Kuşlar ötmez bu diyarda Otlar bitmez Çiçekler açmaz baharda Anlamam gördüklerimi duyduklarımı Anlatamam düşündüklerimi hissettiklerimi Elim kalem tutmaz Yavrularım hayatı tatmaz Anamın dili bağlıysa At koşturamam uygar dünyada Dizlerim kesilir dilim kesilince
İsmail Cömertoğlu
ismert (İsmail Cömertoğlu) tarafından 22.03.2009 17:15:49 tarihinde eklendi ve 566 gösterildi.
| ANADİLDE EĞİTİM (1) isimli esere henüz yorum yazılmamış. |
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
22.03.2009
Okunma:
566
Yazara ait bilgiler:
ismert
(İsmail Cömertoğlu)
|