Veda sözcüklerini kaldırdım artık gönül lügatımdan, Boş kalan yerlere, serpiştirdim sözcükleri en sevdalısından Üzerimden çıkardım, yokluğunda giydiğim koyu gri fistanı. Yenisini beğendim, umutlarımın renginden, alından morundan, Bilmem ki, elbiseliğimi kaç endazeden kestiler. Güllerin, leylakların boy gösteren deseninden, Allı pullu kumaşından, diktirdim en güzelinden.
Sanki cennetten gelme kokular da süründüm, Bir kulağımda da kırmızı karanfil, hiç farkım yok onlardan Kendime baktım gözlerimin yeşilinde,kırmızı rujumla boy aynasında Gördüğüm ben... İspanyol çingenesi edasında Papuçlarımın topuk sesiydi yalnızca, raksederken duyduğun, Bir de öyle bir iç çekişin vardı ki, duruşundan belliydi senin hınzırlığın. Yine de, bana saygındandı, raksederken göz süzüp de dokunmadığın.
Ne para ne de pul, artık kimin umurunda. Birde beklenen gecikmiş vuslatsa kapıda, Samanlık bile kuş tüyünden döşektir bazı demde. Ve aynı zamanda, seyrandır delicesine yanan gönüllerde. Gözümün yaşını da, gökyüzündeki bulutlara armağan ettim Güneş açtı yüreğimde, ağlamalar bitti, dedim.
Yaradan'ın armağanı, yağmur sonrası yedi renkli kumaştan Gökkuşağıydı bize doğru umutla parlayan, vuslatı vaad eden. Son birkez daha daha çıkardım (veda) o kelimeyi gizlediğim yerden. Elele merhaba derken hayata veda ettik ayrılıklara , Kirpiklerde takılıp kalmış gözyaşlarına Ve hoşgeldin dedik birlikte, gecenin leylisinden gelen vuslata.
Necla (ÖMÜR) 22.04.2010----04.00
Ömür AHİR(Necla SARIKAVAK) tarafından 22.04.2010 13:05:53 tarihinde eklendi ve 103 gösterildi.