Akşam ezanlarının gelince zeval vakti, Günahlarımın vebali, darağacındaki ip misali, Boğazıma dolanıyor, zehirli sarmaşıklar gibi, Kafamda gürültülü sesler, sanırsınız gelenler harami.
Umutların kapımızdaki davetkar hallerinde, Hiç reddetmem, sol yanına sokulurum usulca,işveli bir halde. Kömür karası gecelerde, yüreklere dokunuşlarımız Tendeki sevişmelerde merhabayla biz, vuslatı karşılarız.
Allah'tan ay dolunay değildi, bazı gecelerde, Bedenlerdeki tensel dokunuşlarımızı, yüzümüze vuramazdı, Çoban yıldızı, adeta göz kırpan alaycı edasıyla, hep bizi utandırdı. Oysa utanmalımıydık, aşkın davetkar ve de hoyratça dokunuşlarından.
Gökkubbede beyaz bulutlara astığımız, nazarlardan korktuğumuz Gece nöbetlerini birlikte devraldığımız sevgilimiz var, sevdamız var. Oysa bazıları, kadınlarla hafif meşref tabiriyle fantazilerini süslerler, Ve Onları, kirli hayallerinde düşleyip, gururlarını iğfal ederler.
Her gün yüzünü bile görmedikleri Sadece düşlerindeki iğfalden ibaret olan kadınlar. Onlar!...Irzlarına göz dikip, sevgililerinden, eşlerinden ayırdıklarınızdır. Bir İblisin kucağında kurban giden SİZ, gözü dönmüş birer canavarsınız.
O insan görünümlü, elbiselere kuşanan Şeytana yaltaklık eden, ondan aman dileyene; Kadınların bedduasından çıkan infaza, Bu suça -bu ceza nasıl yeter.
Bu günahsızlara revamıydı, kadınlık günah mıydı ? Sevdaları ayıp mıydı ? Utanmaları gerekmezdi elbet. Anlamı yok artık, bin yıl bile olsa MÜEBBET... Alnına çalınan, kara lekeden, bir ömürce sevgiliye kalındı hasret.
Necla (ömür) 6.04.2010-------12.20-------
Ömür AHİR(Necla SARIKAVAK) tarafından 06.04.2010 15:54:59 tarihinde eklendi ve 107 gösterildi.