Gidiyordun, gitseydin öyle sesiz sedasız, Tipi, boran, kar olup tozmak zorunda mıydın? Veda bile etmeden girip gönül sayfama, O anlamsız cümleyi yazmak zorunda mıydın?
Gördüğüm her beyaza sen diye bakacaktım, Kalpten kalbe yol bulup gönlüne akacaktım, Senin için Roma’yı yeniden yakacaktım, Düşümdeki planı bozmak zorunda mıydın?
Bak işte soluyorum, nerde kaldın can suyum? Ansızın çekip gittin, öksüz kaldı her duyum, Anlamak istemedin, dedim sana ben buyum, Girip gönül bağıma gezmek zorunda mıydın?
Soldurdun yaprağımı düşürdün ahu zara, Şimdi ne sor kimseye ne de bir yerde ara, Gözlerim kapanmadan nasıl koydun mezara? Ellerinle kabrimi kazmak zorunda mıydın?
Bu öyle bir sevda ki yüce dağlardan ulu, Hangi yüreğe düşse naçar eder her kulu, Vicdanın sızlamadan defalarca Yoksul’u, Varlığınla hükmedip ezmek zorunda mıydın?
O kadar emek verdim benden uzak dur diye.. Kim verdi o silâhı git aşkını vur diye? Kanayan şu kalbime şifalar olur diye; Derine, en derine sızmak zorunda mıydın?" Esadî
Selam ve saygılarımla...
Fikret CENGİZ (Yoksul)
FikretCENGİZ(Fikret CENGİZ) tarafından 30.03.2010 13:05:58 tarihinde eklendi ve 116 gösterildi.
"O kadar emek verdim benden uzak dur diye.. Kim verdi o silâhı git aşkını vur diye? Kanayan şu kalbime şifalar olur diye; Derine, en derine sızmak zorunda mıydın?" Esadî
Şiir "beni oku" dan sonra, bana nazir yaz da demeli.. Tebrikler kardeşime.. E.A.
Soldurdun yaprağımı düşürdün ahu zara, Şimdi ne sor kimseye ne de bir yerde ara, Gözlerim kapanmadan nasıl koydun mezara? Ellerimle kabrimi kazmak zorunda mıydın?
Bu öyle bir sevda ki yüce dağlardan ulu, Hangi yüreğe düşse naçar eder her kulu, Vicdanın sızlamadan defalarca Yoksul’u, Varlığınla hükmedip ezmek zorunda mıydın?