tabır gumandanı “-Gaya” dedimiydi saniyesinde dikilidim anacına gazzık gibi bi gısa künye “-Yakıp Gaya emret gumandanım!” keyflenidi
ee tabii ne de olsa, eli-aya(ğı) gözüyüz öyle çavışlara bile döğülümüyüz sanısın karargah bölük gumandanıyın, ben de fors binbeşyüz ……
gumandan öyle sever de abıla sevmemi, işin aslı abıla daha bek severdi beni hele bazara-şara gedeceğ oldu muydu ben üş-beş adım gerisinde tabi o alı(r) ben davşırın ,
biğün bir-kaş serseri ıratsız etdiler bunu “-böyle garim osun bi millon borcum osun”
bağrı kıllı daa gabadayı olanını gözüme kesdirdim palasgayı çekdiğim gibi “-bana senin hesabını mı soracaklar len bilmen ne çocuğu” fildıradı ğetdi palasgamın erezesi adamın anından gan nası dizgiriyo oluk ğibi
bunu duyunca barabar tabır gumandanı beni almağuçu Rizeli birini ğöndermiş tabırdan abıla İrizeliyi garşısına alıyoru “-kumandanına benden selam söyle kendine isdediğini emirber alsın benim emirberim Isbartalı Gaya” deyoru
gözünün içine-içine bakıp “-geri dön marş! marş!” “-isdikamet gışla” “-benden selem et dediklerimi de aynen elet gumandanına” … “-emirberim Isbartalı Yakıp, yani Yakıp Gaya”
KELİMELER
beg / bek : pek, çok şar : şehir, şehir merkezi davşımak / tavşımak : bir şeyi taşımak, yanında bulundurarak gitmek, götürmek ereze: kemer tokası dizgirmek: fışkırmak eletmek: iletmek, götüemek, ulaştırmak
İbrahim Çelikli(İbrahim Çelikli) tarafından 08.03.2010 14:39:38 tarihinde eklendi ve 59 gösterildi.