BİSERA'YA YAKARIŞ-3
Saçların içimdeki ıstıraba bir başka tutam tutam Ölümsüz çiçeği taşırsın göğsünde sen Bisera! Yıkıntılar sonrası sarındığım şefkatin annesisin Ve şimdi sen taşıyorsun müjdenin kurşun yüklü anlamlarını İşte sana yeni bir dünya peygamber gibi sözlerden Nereye gitsem hep binalar çıkıyor önüme Sen bu binaların hangisindesin Bisera? Sonsuz yalnızlığımda sen varsın, Şu dar odaların katı yalnızlığında Şu yalnızlık çıkmazında yine sen varsın bugün Kalbim yabancı kalmasın sana Bisera, sen niye yoksun? Yok gibi yaşamak kolay mı sanıyorsun? Yerdeydik kavuşamadık, Gökte kavuşacağız emin ol, Bisera! Dünya ne kadar Allah’ınsa; Bisera’da o kadar Allah’ın… Hangi bülbül senin uğruna hangi şafakta ölür görmeyeceksin… Ben konuşmasını bilmem, Bisera! Bir elim senler çizerken, bir elim seni çizecek Benimde sahneler aklımda seninkinden farklı ama artık kendini kandırma, Bisera! Yüzmek istiyorum gözlerinin o yeşil serinliğinde Ellerin haşin, hoyrat ve mert… Adın kurtuluştur ama söylememeliyim, Çünkü sen gelmelisin dilimin ucuna Resimler buruştu karlar erirken saçlarımda, Sen hep güzelsin, benimse yaralarıma vurmuş damlalarım… Deniz donmuş, balıklar kıyılara vurmuş… Gözlerimde sancılı gökler, Harabe bir kadın gibisin Bisera… Bir kediyse Leylası’nı arıyordu, gördüm Leyla! Leyla, diyordu… Issız duvarların üzerindeydi Ezelden yanıktı benim gibi belki… Tarihe bir sır gibi düşmekte adın, İçimde derin bir yara işliyor, Aşkının zehri nasıl beni öldüremiyor? Oysa ben hiç tutamadım dünyada ellerini O kadar sıcaksın ki çok soğuk kalıyorum, O kadar yalnızsın ki korkuyorum, Yaklaştığın her deniz tutsun ellerini benim gibi… Ömrümün duyguları var ölümlü Alev alev içime anların düşmekte yine, Gözlerin çağırsa da beni; Ellerin “kal ve git” der gibi… Kalbinden benim adıma söylemesende adımı, Bir ses bekliyorum yankılansın diye dilinden… Uğrarız her sadmesine her gelenin, Çığlık çığlık dalgalar içinde, Bu da bir sadmesi bir hergelenin… Bende yok sabır ve sükûn Bisera, Sendeyse yok gibi vefadan zerre; İki yoktan ne çıkar? Sevsek bir kere…
İki dokuz Aralık’ta Gelmiştin ey gül-i ranam… Ateş, kış gününün meyvesidir Ben senin aşkından deli olmuş gezerim, Tatlı uykularının acı belasıyım iskambil fallarında… Hayat senin gözlerinde, sana sevdalıyım Sen güzel bir kupa kızı; Bense sinek valesiydim sadece… Derlerdi kabul etmezdim, şimdi inandım Bisera! Gül yağını eller sürünürmüş çatlasa da bülbül… Senin için rüzgârda hep yağmur mu var, Bisera? Biraz pürüzlü tenimde bul yaşam hücrelerimi,ihtiyacım var deli gibi sana; Kon dilimin ucuna…
semih ertürk (semih ertürk) tarafından 06.02.2010 13:00:25 tarihinde eklendi ve 22 gösterildi.
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
06.02.2010
Okunma:
22
Yazara ait bilgiler:
semih ertürk
(semih ertürk)
|