E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

BÜYÜKELÇİYE HAKARET, DEVLETE HAKARETTİR



BÜYÜKELÇİYE HAKARET, DEVLETE HAKARETTİR

İlk okuduğum tarihi hikâyelerden birisi ve en fazla duygulandığım eserlerden başta geleni Ömer Seyfettin Beyin “ İNCİLİ KAFTANI “ idi. O binlerce altına alıp, İran şahının, onu yere oturtması karşısındaki tepki ile minder niyetine üzerine oturması, kalkıp giderken, görevlilerin “ Kaftanınızı unuttunuz “ sözüne, “ Bir türk, ne niyetle olursa olsun böylesi durumlarda o kaftanı alıp sırtına takmaz “ deyişi beni ne kadar gururlandırmıştı.
Son günlerde İsrail’lin Büyükelçimize reva gördüğü hakaretamiz hareketi üzerine aklıma geldi bu güzel hikâye.
Türk Milleti ve Türk Devleti büyüktür, asildir. İsrail’e onların anlayacağı dilden gerekli cevabı verecektir, vermelidir de. Uluslar arası hukuktan ve devletler arası kanunlardan anlamazsak ta, bir Türk olarak zoruma gitti.
Elçilik, biz Türklerde ezelden beri kutsal bir mana içerir. “ Elçiye zeval olmaz “ sözü, aslında uluslar arası bir hukuk kuralının bizim dilimizdeki güzelliğidir.
Biz, Yüce Peygambere bile “ Elçi “ demişiz. Ezanın Türkçe okunduğu yıllarda “ Eşhedü enne Muhammeden Resülullah “ yerine: Bilirim, bildiririm, Tanrının elçisidir Muhammet “ diyerek elçinin ve elçiliğin önemini belirtmişiz.
Bizim İsrail Büyükelçimizi kapıda bekletenlere, elçimizin o anda tavrı olabilir miydi, olmalı mıydı?. “ Efendiler, ben Türkiye’yi temsil ediyorum, buraya da çağıran sizlersiniz, bekletecektiniz, niye çağırdınız, bana müsaade “ diyebilir miydi, denir miydi, bilemem, anlamam.
Aklıma: 1973 yılında Paris Büyükelçimiz Hasan Esat Işık’ın bir hareketi geldi.
Yer Marsilya. Ermeni Cemaati, sözde soykırımla ilgili bir anıt yapmışlar ve bir kilisenin bahçesinde açacaklar. Açılışa Fransa Hükümetinin üyeleri de davet edilmiş.
Büyükelçi H.Esat Işık Bey: “ Hükümetten o açılışa katılan olursa protesto ederim, Ermeni halkının öyle bir şey yapmasına karışmam “ demesi üzerine, Fransa Hükümeti: “ Hükümet olarak katılmayı düşünmüyoruz “ cevabını vermiştir.
Açılış yapılmış ve Fransa Hükümetinin Devlet bakanlarından birisinin de açılışa katıldığını öğrenen Büyükelçi, Ankara’nın bile görüşünü almaya gerek duymadan ilk uçakla Paris’i terk etmiş ve Ankara’ya dönmüştür.
Keçecizade Fuat Paşa, uzun yıllar Büyükelçilikle çeşitli başkentlerde görev almıştır. Paşamız Rusya’da görevlidir ve Rus Çarı ile bir karşılaşmalarında Çar Paşaya takılır:
- Paşa, şu Girit Adasını bize satsanız.
- Hay hay ekselans, satalım.
- Peki, kaça satarsınız:
- Aldığımız fiyata veririz efendim, kâr istemeyiz. Cevabı üzerine Çar o adanın bize 20 seneden fazla bir kuşatmadan sonra ve binlerce türk askerinin şehadeti ile alındığını hatırlayınca önüne bakar ve paşayı tebrik eder.

Aynı Paşanın, Fransa’da Paris’te, III. Napolyon’la bir hatırası:
İmparator büyükelçileri bir salonda toplamış konuşma yapacaktır. Salon hazırdır ve imparator salona henüz gelmemiştir. Fuat Paşanın arkası kapıya dönüktür ve o esnada İmparator salona girer.
Paşa farkında değildir. İmparator yanındaki görevlilerden birisini Paşaya gönderir ve :
- Paşaya sorun, benim gelişime niye intizar etmez, beni karşılamaz diğerleri gibi. Kendisini Kanuni’nin elçisi mi zanneder yoksa? Paşa görevliye
- İmparator Hazretlerine söyleyin, farkında olmamışım, özür dilerim. Ancak: Eğer ben Kanuni’nin elçisi olsaydım, ben onu değil, şu anda o beni bekliyor olurdu “ der.

Ahmet Vefik paşa’ya sormuşlar:
- Attığınız her adımda ve yaptığınız her işte başarılı oluyorsunuz. Bunun sebebini nasıl açıklarsınız?
Paşanın cevabı şöyle olmuş:
- Yapacağım her işi, önceden İstanbul’daki Rus elçisine danışırım. O kendi çıkarına göre , bana işin nasıl yapılması gerektiğini anlatır. Ben de onun dediklerinin tersini yaparım , başarımın sırrı budur “ der.

Büyükelçilerle ilgili yüzlerce anekdottan bir kaçını hatırladım ve sizlerle paylaştım. Empati diyorlar, o anda o elçinin yerinde ben olsaydım neler yapardım veya yapamazdım, bunu böyle bir görev almam imkanım olmadığı için, bu işin erbaplarına bırakmak en iyisi.
Ancak: Gerek görevli olduğu Devletin, gerekse kendi şahsi şerefini koruması da bir elçinin en önemli görevlerinin başında gelmesi iktiza eder.
Allah devletime, milletime zeval vermesin. Elçiye de zeval verilmesin


İsa Kahraman (İsa Kahraman) tarafından 13.01.2010 16:23:47 tarihinde eklendi ve 105 gösterildi.

 miyasergulsen (14.01.2010 13:52:06)  
Profili | Şiirleri | Sesli şiirleri| Makaleleri | Hikayeleri

Sayın Hocam, belli ki siz de benim kadar öfkelisiniz..

Ben de dün akşam haberlerde seyredince her Türk vatandaşı gibi çok büyük üzüntü duydum, rahatsızlık duydum, öfke duydum..Üstelik bu çirkinliği yapan da eski bir diplomat, yani bu işin protokolünü çok iyi bilen biri. Bile bile bu çirkinliği yaptı ve yüzüne gözüne bulaştırdı. Neticede resmen özür diledi. /Şahsınıza ve Türk halkına saygılarımı iletir ve çeşitli konularda farklı görüşlere sahip olmamıza rağmen, sizi temin ederim ki bunların Hükümetlerimiz arasında açık, karşılıklı ve saygıya dayalı diplomatik kanallardan ele alınması ve çözümlenmesi gerekir. Sizi küçük düşürmek gibi bir niyetim hiçbir şekilde yoktu. Girişimimin yapılış biçimi ve algılanışı nedeniyle özür dilerim. Lütfen bunu büyük saygı duyduğumuz Türk halkına iletiniz./

Sn.Büyükelçimiz diyor ki;
/Olayın yaşandığı gün bana dostane davranıldı. İbranice konuşunca odayı boşaltın diyor sandım. Kanepeyi gösterince de sandalyeden rahat diye düşündüler dedim. Tezgah kurulduğunu fark etmedim. /
Meğerse diyormuş ki;/ Bakın Elçiyi alçak kanepede oturttum, sehpaya Türk bayrağı da koymadım. / Bu zihniyetteki birine ne diye hitap edilir?! Benim terbiyem müsaade etmiyor!..

Bu arada; Sn.Büyükelçimiz de derhal orayı terketmemekle hata yapmış..Çünkü her türlü tezgah planlanmış, kapıda bekletme ,içeri geç alma, alçak kanepe, bayrak yok, evsahibinin yüzü berbat, tebessüm bile yok, ibranice konuşmalar...Daha ne olsaydı acaba?!


Neticede çok çok çirkin bir durum, ama hani derler ya her şerde bir hayr vardır diye, öyledir diyelim. Kendi kazdığı kuyuya kendileri düştüler..Ve bir kez daha İsrail kendi kendini dünya önünde gülünç duruma düşürdü

Bu da Davostan sonra onlara ikinci bir ders olsun..Karşılarında TüRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ var! Türkiye Cumhuriyetine hakaret edecek bir millet henüz var olmuş değil, var olamaz da! Türkiye ile Türklerle muhatap olmanın gereklerini öğrenecekler, öğrenememişlerse öğretiriz!


Saygılarımla

 alaaddinuygun (13.01.2010 16:39:54)  
Profili | Şiirleri | Sesli şiirleri| Makaleleri | Hikayeleri

kutlarım hocam
 Buğrayiğit (13.01.2010 16:26:27)  
Profili | Şiirleri | Sesli şiirleri| Makaleleri | Hikayeleri

Doğru, yerinde fikirler. Katılıyorum.

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
13.01.2010

Okunma:
105

Yazara ait bilgiler:

İsa Kahraman

(İsa Kahraman)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.