E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

AŞK SERÜVENİ(M)


…Belkide her şey böyle başlamıştı.
Günlerin uzun gecelerin ise çabucak geçiverdiği zamanlardaydı. Komşuluğun gerçekten var olduğu, kişilerin birbirlerine çıkarsız güvenip yardım ettiği, aşkların gerçekten temiz ve saf olduğu; aldatmanın olmadığı bir dönemdi.

Uzun ılık bir günün ardındandı belki, yürüyüşe çıkmıştı genç kız. Güneşin battığı yere doğru yürüyordu, her adımla içi biraz daha huzur buluyordu. Ona göre var olmuş, olan ve olacak her şeyin bir sebebi ve anlamı vardı. Umutsuzluğa yer yoktu kalbinde, tertemiz dupduru bir güzelliği vardı herkesce…
Yorulmuştu bir banka oturdu ve güneşin batışını ordan seyretmeye devam ediyordu. Yanı başında bir ses duydu birden, ürktü; - rahatsız etmezsem eğer sizinle birlikte güneşin batışını izleyebilir miyim? – genç kız gülümsedi konuşan delikanlıya; - tabi ki de olur. Neden olmasın ki. – dedi. Birlikte güneşin batışını seyre koyuldular. Sessiz ve huzurluydu her ikiside bu sessizliği bu huzuru bozmaya kıyamadığı için konuşmuyorlardı, bir büyü gibi geliyordu onlara bu.
Güneş batmıştı henüz. Delikanlı evine kadar onunla yürümeyi teklif etmişti, genç kız ise bunu kabul etmiş ve yola koyulmuşlardı. Güzel bir sohbet eşliğinde yürüyorlardı. Yolun sonuna yani genç kızın evine gelinmişti, delikanlı genç kızla arkadaş olmak istediğini ve daimi görüşmek istediğini söyledi. Genç kız bunu yine yüzünde bir tebessümle kabul etti. Delikanlıdan hoşlanmıştı genç kız, iyi dileklerle ayrıldılar ve genç kız evine girdi. Mutluydu…
Delikanlı yola devam ediyordu, yüzünde güzel ama aptalca bir gülümseme vardı. Eve vardı delikanlı, hayattaki tek sırdaşı her şeyi annesine olanları anlatmaya başladı; - bu gün onunla konuştum anne. Nihayet aylardır aşık olduğum, her attığı adımı bildiğim kızla arkadaş oldum anne. Görsen ne tatlı ne şirin bir kız, gerçekten yüzü gibi içide çok güzel, mis gibi bir genç kız. Çok mutluyum anneciğim tarifi mümkün olmayan bir şey bu.- diyerek bitirdi konuşmasını. Annesi sadece gülümseyebildi; çünkü delikanlının annesi senelerdir felçli, yatalak biriydi. Ne kadar sevinsede biricik oğluna, bunu sadece bir tebessümle gösterebiliyodu. Ama delikanlı biliyordu ki annesi buna çok sevindi, tepkisi ne olursa olsun bundan emindi. Çünkü annesi onun hiç bir zaman kötülüğünü istemezdi, bunu çok iyi bilirdi.
Genç kız eve girdi. Yüzünde bir tebessüm her akşam ki gibi kız kardeşine, annesine ve babasına bir selam verip odasına doğru koşmaya başladı. İçeri girer girmez kapısını kilitledi. Akşam yemeği hazır olana kadar da çıkmadı.
Eline sırdaşı olarak gördüğü güncesini ve bir kalem alarak yazmaya başladı:
- Sesiyle irkildim. Güneşin batışını benimle paylaşmak istediğini söyledi ve daha sonra bnimle eve kadar yürüdü. İlk defa böyle oluyor içim. Kalbim yerinden çıkacak gibi, nasıl bir şey bu, ayaklarımı yerden kesti. İlk defa birinin yanında bu kadar rahatım, ilk defa huzuruma huzur katan biriyle tanıştım. Artık benim arkadaşım onu devamlı görebileceğim. Çok güzel bir duygu anlatamıyorum ki kelimelerle, içimde bir şey çünkü bu.- yazmaya devam ediyordu ki, birden aklına öyle bir şey geldi,bütün neşesi heycanı mutluluğu yok oluvermişti. Sanki bir anda dünyası kararmıştı.
Genç kızın aklına nişanlı olduğu gelmişti. İstemediği bir nişan. Ailesinin ve en çokta annesinin ısrarı ile babasının iş ortağının oğlu ile nişanlıydı. Hiç istemiyordu bunu, çünkü sevmiyordu nişnalısını, kardeş olarak görüyordu onu…

Umursamadı nişanlı olduğunu, yüzüğünü her zamanki gibi takmadı ve delikanlıya bu gerçeği söylemedi, zamanla gerçek bir aşka dönüşüp çığ gibi büyümeye başladı ilişkileri. Sonunda delikanlı genç kıza evlenme teklifetti, kız o kadar mutluydu ki tamamen her şeyi unutup bu teklife evet dedi.
Delikanlı havalarda uçuyordu, onu annesine el öpmeye götürdü. Birlikte çok güzel bir gün geçirdiler. Artık eve gitme zamanı gelmişti genç kız için. İyi dileklerle oradan ayrıldı ve yürümeye başladı. Delikanlı ne kadar ısrar etsede o tek başına eve gitmek istediğini söylemişti.
Yolda yürürken düşündü. Aylardır yaşadığı yalancı mutluluğu, ağzından çıkan kelimelere gönlünden geldiği için sahip çıkamaması, nişanlısı ve diğer yanda sevdiği delikanlı… bir karar vermek zorundaydı genç kız. Çıkmazda gibi hissediyordu kendini; kendi için en doğru kararı verecek ve bu kararda annesinin çok büyük etkisi olacaktı.
Aylardır süren bu şeyi sonunda annesiyle paylaştı ve olan biteni olduğu gibi eksiksiz anlattı. Annesi sakin bir ses tonuyla genç kıza;
- Güzel bir hikaye bu. Güzel vakitte geçirmişsin anlaşılan. Senin için iyi bir soluklanma olmuş bu delikanlı. Ama kendin ve ailemiz için en doğru kararı vermen gerekiyor kızım. Babanın işlerini biliyorsun ve her şey bu evliliğe bağlı.
Nişanlın ile evlenmek zorundası yoksa çok zor bir durum da kalacağız. Bizi değilse bile kendini geleceğini kendi çocuklarını düşün. Her şeyin en iyisi olması gerek hayatta. Yani bu yaşadığın aşk serüvenini bir yana bırakıp nişanlın ile olan ilişkinde evliliğe doğru bir adım atmalısın. - dedi.
Genç kız tamamen karışmıştı artık ne yapacağını bilemiyordu. Olanları düşündü; sevgisini, delikanlıyı ayrı bir yere, ailesini, durumunu ve babasını ayrı bir yere koyduğunda, en doğru kararın nişanlısıyla evlenip ,delikanlıdan vazgeçmek olduğuna karar verdi.
Bu kararını delikanlıya açıklamaya gittiği gün acı bir haber öğrendi, delikanlının hayattaki tek varlığı herşeyden üstün tuttuğu biricik annesi vefat etmişti. Genç kız çok zor bir durumda kalmıştı. Geri döndü ve düşünmeye başladı ve kendine göre bir plan hazırladı. Bu plana göre delikanlı daha az acı çekecekti ve zamanla unutacaktı.
Genç kız delikanlı ile buluştuklarında planı uygulamaya soktu ve konuşmaya başladı; - Seninle çok güzel zaman geçirdim ve seni deli gibi seviyorum, sana olan aşkım içimde bir çığ gibi her gün büyüyor ve büyümeye devam edecek. Ama sana kötü bir haber vereceğim; ailemle birlikte yurt dışına yerleşmeye karar verdik. Neresi olduğunu henüz bilmiyorum ama bu hafta başında gidiyoruz. Yani bu seninle olan son buluşmam son konuşmam, her şeyin bittiği yer burası. Hoşçakal sevgilim beni asla unutma. Çünkü ben bu aşk serüvenini ömrüm boyunca içimde saklayarak masal diye anlatacağım.- dedi ve delikanlının konuşmasına fırsat bile vermeden oradan hemen uzaklaştı.
Delikanlı yıkılmıştı, önce annesi ve ardından tutunabileceği tek dal sevdiği kadın onu terketmişti. Ne yapacağını nasıl olacağını bilmeden aynı gün kendini yollara vurdu. Sersefil bir serseri misali durdurak bilmeden gidebildiği en uzak mesafeye doğru gidiyordu delikanlı.
Genç kız delikanlıya söylediği gibi yurt dışına gitmişti. Nişanlısı ve ailesiyle birlikte anlaştıkları gibi düğün orda oldu ve orda yaşamaya devam etti. Delikanlıdan çok uzun bir süre haber alamadı. Onu çok merak ediyordu. Bu arada bir ömür boyu ona arkadaşlık edeceği, onu hiç kimseyi sevmediği kadar seveceği kızını doğurmuştu. Aile çok mutluydu, genç kız artık genç bir kadın ve anneydi, hala delikanlıya ilk günkü gibi aşıktı. Ne yazık ki evliliği sandığı kadar uzun sürmedi ve genç yaşta kocasını bir trafik kazasında kaybederek genç bir dul olmuştu. Aynı zamanda sınırsız bir mirasında tek sahibi olmuştu.
Aradan geçen belli bir süre sonra tekrar memleketine döndü tek bir umutla. İlk ve son aşkı olan delikanlıyı bulup ona olanı biteni anlatacaktı. Ondan afdileyecek ve bir şans isteyecekti. Onu öyle seviyordu ki bu arzusunu bastıramadı ve aramaya koyuldu.
Delikanlı uzunca bir süre kendi mesleği olan mimarlığı yaptı. Ama gene de aşkını unutamadı, hiç bir şey onu sandığı gibi oyalamadı. Hala devam eden bir yıkım içindeydi delikanlı. İki terkediş vardı geçmişte ve ikisinide unutamıyordu. Bu acıya daha fazla dayanamadı ve bir gün çeşitli ilaçlar içerek intihar etti. Bu olay genç kızın doğum yaptığı sıralarda oldu. Genç kızın ise çok çok sonra haberi olacaktı.
Genç kız tamamen yerleşmişti özlediği memlekitine, özlem gideriyordu her akşam güneşin batışıyla, batığı yerde. Kalbinde unutamadığı aşk serüvenini bebeğine ninni diye anlatıyordu, bir yandan ise delikanlıyı arıyordu. Aradan çok geçmedi, aramalar sonuç vermişti. Bir telefon geldi ve telefondaki sesin dediği gibi buluşma yerine gitti. Oturup konuşmaya koyuldular. Telefondaki bu ses olanı biteni anlatıyordu, ama genç kızın içi içine sığmıyordu aşık olduğu delikanlıyı bulmuştu sonunda. Kendini öyle bir kaptırmışdı ki hikayenin sonunu duyduğu halde anlamamıştı.
Evet telefondaki ses delikanlının uzunca bir süre önce arkasında bir mektup bırakarak intihar ettiğini söylemişti. Şok olmuştu genç kız inanamamıştı duyduklarına. Telefondaki ses mektubu bıraktı ve oradan uzaklaştı…
Mektup ‘Aşk Serüvenime ’ diye başlıyordu. Evet aşk serüvenime…
- Gittiğin gün yitirdim kendimi, aklımı. Kalbim zaten seninle birlikte gitti. Günlerce aradım hatta bu arayışım şu ana kadar devam etti. Ama öğrendim ki benim küçük kadınım evlenmişti. Benden başka bir erkekle, belkide ben hiç aklına gelmemişimdir. Ne özlemim dindi, ne de sana olan bu aşkım bitti aşk serüvenim.
Hani giderken bana bu aşk serüvenini hiç unutmayacağım demiştin ya unutma çünkü ben bununla ölüyorum sevgilim. Ne olursa olsun Senden vaz geçmedim, vazgeçmeyeceğim.
Bu senin yüzünden değil bir tanem, sakın ama sakın üzülme. Olurda bir gün bu mektubu alır eline okursan ölene kadar sakla. Ağlarken semaya bak sevgilim. Ben seni orda bekleyeceğim. Belki dünya da olmadı ama ben hep seni bekleyeceğim. Yeniden benimle güneşin batışını, batığı yerde paylaşman için seni bekleyeceğim aşk serüvenim… Hoşçakal! –
Bu satırlardan sonra genç kız perişan olmuştu, ama hayata devam etmek zorundaydı. Çünkü bir sebebi vardı genç kızın. Evet kızı, aşk serüvenim dediği delikanlıdan ona kalan tek mirası; kızı…Hayatını, kızıyla birlikte öleceği günü bekleyerek geçirdi genç kız.
Bir gün ölüm onuda buldu. Aşk serüvenine kavuştuğunda gökte öyle bir gökkuşağı oldu ki hiç görülmedi ve görülmeycekti. Bu iki sevgilinin aşk serüvenlerinin en güzel belgesi olarak akıllarda kaldı…
Gökten düşen elmalar birbirlerini sevenler içindi. Onların ki bir serüven değil mutlu bir evliliğe dönüşsün diyeydi…


‘AŞKIN YAŞANMAYA DEĞER OLDUĞU BİR YERDEYİM, KALBİNDEYİM SEVDİĞİM…’


derya (derya ocak) tarafından 22.12.2009 13:01:07 tarihinde eklendi ve 354 gösterildi.

AŞK SERÜVENİ(M) isimli esere henüz yorum yazılmamış.

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
22.12.2009

Okunma:
354

Yazara ait bilgiler:

derya

(derya ocak)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.