ölen sevgili...
Bir varmış bir yokmuş diye başlarmış önceden masallar. Benim masalımda böyle başlardı bir zamanlar… Zamanların birinde kasabalardan birinde, benim kasabamda; bir kız yaşarmış. Esas kızımız. Çok iyimser bir kızmış esas kızımız,herşeyi herkesi sever; kimseden zarar gelmeyeceğini sanarmış. Aşkı bilmezmiş o zamanlar. Ta ki en yakın arkadaşı onu biriyle tanıştırana kadar… Esas kızın karşısına çıkmış esas oğlan delikanlıca anlatmış derdini. Kızın hoşuna gitmiş tabi harbiliği. Arkadaş olmuşlar, anlaşmışlar, anlatmışlar birbirlerine. Birlikte sevmişler aşık olmuşlar. Esas kızın ilk aşkı tabi bu çaktırmamak lazım acemiliğini. Dedik ya güzel vakit geçiriyolar diye. Birbirlerinin aileleriyle tanışmışlar, kendilerini sevdirmişler, hiç sıkılmadan birliktelermiş. Tek bir gün ama birbirlerinin hayatında oldukları süre içersinde birbirlerine tek bir gün yüksek sesle konuşmamışlar. Hiç kırmamışlar, saygı duymuşlar birbirlerinin hayatlarına. Çok güzel gidiyormuş aslında, tabi bilmiyorlar her mutluluğun sonu da mutlu olmaz. Her destanın, her masalın, her romanın bir sonu vardır. Onlar mutlu bir şekilde birlikte olurken zamanın geçtiğini anlamamışlar. Öyle güzel zamanlarki… kırmızı bir gül ile başlamış aslında bu hikaye. Esas oğlan, esas kızın karşısına dikildiğinde elinde kızmızı tek bir gül varmış. Kadınlar çok sever ya ççekleri heleki kırmızı gülleri. Her buluşmada çiçekler olmuş, papatyalar menekşeler v.s. birbirlerine yazdıkları mektupları olmuş. Birbirlerini nasıl özlediklerini yazmışlar, içlerinde çığ gibi büyüyen bu şeyin nasıl güngeçtikçe inanılmaz güzel olduğunu anlatırlarmış. Her gün bir önceki günden daha güzel, daha hoş, daha sıcak… Birbirlerine hergün bir önceki günden daha fazla bağlanırlarmış. Birbirlerinin her şeylerini iyice öğrenmişler zaman geçtikçe. Güzel anlar hep güzel kalsın diye o anları fotoğraflamışlar, albümler dolusu neşe ortaya çıkarmışlar. Hani derler ya Leyla ile Mecnun Ferhat ile Şirin diye onlarınki de öyleymiş… Mutlularmış kimseninde buna lafı yokmuş yani ne ayırmak isteyen varmış nede onlar için fesatlık düşünen. En güzel günlerde nasıl yanyanalarsa kötü günlerde de öyleymiş. Hiç yalnız bırakmamışlar birbirlerini, belkide sevgiden öte bir şeydi bu. Bağlılık, alışkanlık gibi birşey. Kim bilebilir ki onlardan başka. Sevgileri, kötü anları, iyi anları, kardeşileri, aileleri her şeyleri ortaktı artık. Öyle bir alışkanlık olmuştu ki su gibi hava gibi artık vazgeçemezlerdi birbirlerinden… çünkü aradan bunun için yeterli bir zaman geçmişti eksiksiz üç sene. Üç sene nedir ki deyip geçmeyin eğerki hesaplanırsa bin doksan altı gün on sekiz saat olur. Dile kolay gelsin, günler nasıl geçer biliriz hepimiz… Günlerden bir gün buluşmuşlar her zamanki gibi, esas oğlan şöyle bir durmuş; demişki – bu tatilde ailemle birlikte olmak zorundayım. Ama seninde bizimle gelmeni istiyorum. – demiş esas kız üzülmüş tabi. Asık bir suratla – bende ailemle olmak istiyorum sen git eğlenmene bak ama sık sık araşalım. Beni merakta bırakma. – demiş. Esas oğlan gülmüş ve tekrar; - madem öyle Senden birşey isticem geçen bunca sürede bana aşık olduğunu beni sevdiğini anladım. Çünkü bende aynı şeyler hissediyorum. Ama Senden hiç istemediğim bir şey isticem ve seninde birlikteliğimiz boyunca hiç yapmadığın birşey. Birbirimize güzel sözler söylüyoruz ama bana bir kere olsun seni seviyorum demedin. O kadar ısrar etmeme rağmen. Gitmeden bir kere söylesende öyle gitsem. Lütfen beni kırma bunu ağzından duymak istiyorum. – dedi ve elindeki kırmızı gülü sevgilisine verdi. Esas kız bir tebessüm etti ve sonra. – bunları biliyorum ama korkuyorum büyüsü bozulursa diye her şey bu iki kelimeyle biterse diye madem biliyorsun ısrar etme gerçekten içimden geldiği zaman hakıracağımdan emin ol. Içimde var ama dilim ve aklım korkuyor söylemeye. Israr etme beni kırma.- dedi. Büyük bir bencillikti bu bence esas oğlanda öyle düşündü ama onu kıramadı. Tamam deyip geçti. – ama bak ölürsem gözüm arkamda kalır.- dedi tabi bu şakaydı sarıldılar ve ayrıldılar. Esas oğlan tatile çıkmıştı bir tek gittiğini haber vermiş ondan sonra bir daha aramamıştı. Esas kız çok merak ediyordu ama elinden gele birşey yoktu. Derken kötü haberi geldi. Esas oğlan öldü… acıydı alışagelmiş birşey değildi onun için yıkıldı paramparça oldu çok dağıldı esas kız. Kendini suçlu hissetti keşke dedi istediği şey söyleseydim… Günler geçti ve postacı ona bir albüm ve defter bıraktı. Esas oğlanla olan fotoğrafları ve onun için tuttuğu ama hiç bilmediği günlük vardı. Fotoğraflara baktı mektupları tekrar tekrar okudu ve ağladı. Ama bir türlü günlüğü okuyamadı buna cesaret edemedi. En sonunda her şeyle beraber günlüğüde yaktı ve geçmişten kurtulduğunu sandı. Öyle büyük bir şeydiki yaşadığı unutamadı ve onun için bu aşk son olmuştu. Senelerce acısını içinde yaşadı mutlu görünmeye çalıştı. Onu hatırlatacak her şeyden kaçtı. Derken bir gün bir telefon geldi. Telefonu açtı ama karşı taraf ses çıkarmadı. Günlerce bu böyle devametti. Sonunda bu telefonda ki kişi karşısına çıkmaya karar verdi ve mesaj atarak durumu anlattı. Esas kız da merak etiğini geleceğini söyledi. Ve o gün ordaydı, oraya gitti. Beklemekte olduğu kişi geldiğinde çok şaşırdı. Orda duramadı ve kaçarak uzaklaştı. Gelen kişi senelerce özlemini çektiği ona öldüğünü söylendiği kişiydi esas oğlandı. Dönmüştü ve sevgisini tekrar istiyordu senelerce tedavi görmüştü ve hazır olduğunda tekrar sevdiğinin yanına dönmüştü. Ama esas kızın buna tahammülü yoktu. Dinlemedi bile onu bir daha görmek istemediğni geçmişten kurtulduğunu ve karşısına ne olursa olsun çıkmamasını söyledi. Olanları merak etsede acısı tekrar başlasada, gün geçtikçe büyüse de içinde ki şey bunu bir haksızlık olarak gördü ve bir daha esas oğlanla görüşmedi. Hayatına böyle devam edecekti. O yokmuş ki başladı tekradan zor da olmamıştı alışkındı çünkü buna. Ve başardı hayatına kimseyi sokmadan ömrünü ölmüş sevgilisi için dua ederek üzülerek geçirdi. Gün geldi ölüm onuda buldu. Ruhu semaya kavuştu… Masallarda derler ya gökten üç elma düştü diye bu masalda olmadı bu işte…gökten geleceğine göğe gitti… bizim masalımızda böyle bitti… Eğer ki varsa aşk diye bir şey bir yerlerde belki ölünce terketmemeyi öğrenir. Böyle acılara felek ve azrail izin vermezde mutlu olur kahramanlarımız… Böyle bitmez, kimsede üzülmez belki… aşk bulacaksan bizi güzel gel mutlu gel. Once gelip sonrada çekip gitme… Seni seviyorum ölen sevgili…
derya (derya ocak) tarafından 21.12.2009 10:31:58 tarihinde eklendi ve 276 gösterildi.
|
ufuk_közleme (29.12.2009 21:55:01)
Tarzınız gerçekten takdire şayan.İlerde çok daha fazlasını yazacağınız kanısındayım.Size tek kelimeyle kaleminiz daim olsun demeli...Tebrikler Derya hanım.
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• derya (04.01.2010 09:17:37)
teşekkür ederim:)
|
|
|
|
|
(Yönetici)
|
Zeynep (21.12.2009 11:13:09)
Seni seviyorum ölen sevgili…
Cok dokunaklıydı.
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• derya (01.02.2010 13:20:50)
:) sadece bi kurgu..
|
|
|
|
|
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
21.12.2009
Okunma:
276
Yazara ait bilgiler:
derya
(derya ocak)
|