ORTADOĞU`DA YENİ KRİZ DÖNEMİ ?!
ORTADOĞU`DA YENİ KRİZ DÖNEMİ ?!
Bilindiği üzere, Irak`ın işgalinden sonra ``ABD acaba şimdi hangi ülkeyi vuracak, Suriye`yi mi, İran`ı mı ? `` sorusu gündemde uzunca süre yer etmişti.
Geçen süreçte insanların, dünya kamuoyunun belleğinden silinmiş gibi görünse de bu konu halen Ortadoğudaki en önemli sorun olarak, patlamaya her an hazır bir bomba gibi, burnumuzun dibinde duruyor.
ABD`nin tarihsel olarak, emperyalizmin koç başı olma misyonuna, davranış ve savaş psikolojisine, tehdit algılamasına; ekonomik çıkarları açısından da ortak bir sentezle bakıldığında, uzun vadede Asya`nın derinliklerinde, derin siyasi ve ekonomik hedefleri olan ABD`nin, bu hedeflerinden vazgeçmesi düşünülemez. Olsa olsa zaman zaman geri çekilmeler yavaşlamalar olur.
Şahinler kanadından ABD eski Mr. Rumsfeld`in telaffuz ettiği yüzyıllık sürecek uzun savaş, `` Bu savaş hiç hiç bitmeyecek `` dediği savaş elbette bitmedi emperyalistler açısından. Ancak pabucun faturası hiç de ucuz değil, bu durumu gören ABD her ne kadar Ortadoğu`dan ABD askerlerini çekeceğini beyan etse de bu güne kadar henüz atılmış somut bir adım yoktur. Kimbilir ne zaman hangi A, B, C, D, E planları yürürlüğe sokulacaktır ?
İran cumhurbaşkanı Ahmedi Nejad da bu tehlikenin farkındadır ki dünya turuna çıkarak, desteğini alabileceği ülkeler ile doğrudan ikili siyasi görüşmeleri başlatmıştır.İran ile savaşı göze almayı düşünmesi halinde ABD açısından riskler Irak ile olandan çok daha fazladır. Keza İranın elinde uzun menzilli füzeler, Ortadoğu içinde yeralan ABD `ye ait askeri üsleri vurabilecek menzile sahiptir.Aramızda , `` Nereden çıktı bu olasılık ? `` diyecek bir saf çıkmaz sanırım ! Bilindiği üzere İran`ın Rusya desteği ile nükleer santral projesi bu çıbanın başıdır. Keza uzun vadede uranyum zenginleştirme tesislerinde, zenginleştirilmesi muhtemel uranyumun barışçıl amaçlı kullanımlar dışında, nükleer silah yapma amaçlı kullanılabilme ihtimali, İsrail`i ve dolayısı ile de ABD`yi rahatsız etmektedir.
En kötü ihtimalle İran ile ABD arasında savaşın çıkması halinde, Ortadoğu`daki dengeler yeniden altüst olacak, bundan en büyük zararı İran ve İran`a komşu olan ülkeler görecektir.
Stratejik olarak, en kötü senaryo gözönüne alınarak, böyle bir olası savaş halinde ülkemizin ne derece etkileneceği üstüne ince hesaplar detaylı olarak yapılmak ve uzun vadede ortaya çıkabilecek sorunlar irdelenerek değerlendirilmek zorundadır. Böyle bir durumda iki cami arasında binamaz konumuna düşmek, çekimser kalmak, ya da emperyalizme destekçi olmak en aptal pozisyondur.
Türkiye büyük bir üniter devlet olarak Ortadoğu`nun savaşlar ile sarsılarak, kendi ekonomisinin de zarar görmesini engellemek hakkına sahiptir. Esasen tüm insanlığın önünde ABD emperyalizminin saldırgan politikalarına `` DUR ! `` diyecek bir güvenlik duvarı çekilmelidir. ABD meşru müdafaa konumuna düşmeksizin hiçbir ülkeye savaş ilan etme hakkını ve gücünü kendinde görememelidir. Savaşlarda ölen milyonlarca insanın, mal ve can güvenliği açısından özellikle Irak`ta BM ` şimdiye kadar hangi hümanist yaklaşımda bulunmuştur, bu durum dünya kamuoyunun gözünden kaçırılamaz. Dolayısıyla bu vurdumduymazlık bile, kendisini tehlike altında hisseden ülkelere, doğrudan kendi olanakları çerçevesinde silahlanma hakkını meşru kılmaktadır.
Tüm dünyada olanlara bakıldığında buradan şu sonuç çıkar ki, ABD ve AB destekli lobiler müslüman ülkeler üstünde (Afganistan, Pakistan, Irak, Filistin ve bazı Afrika ülkeleri v.b. ) yoğun bir askeri ve siyasi baskı en kanlı şekilde sürekli gündemdedir. Ne içler acısıdır ki bu savaşlar insanlık için çözüm değil, yeni yeni sorunları daha da karmaşıklaştıracaktır. Dünya barışı ve doğa için de yıkıcı etkilerini ,tüm insanlık bedelini en ağır biçimde ödeyecektir. İnsanlar arasındaki kardeşlik duygularının yerini, bir kez daha düşmanlıklara bırakması, ne tür bir beyinsizliktir ? Bence doğru tavır İran ile ve diğer komşularla barışçıl esaslarda uzun vadeli ve bağlayıcı esaslarda dostluk ilişkilerini muhafaza etmektir. ABD kan dökmekten başka ne yarar sağladı bölgeye ve ülkemize ? Çok geç olmadan kepleri öne atıp, düşünme ve kararlar alma dönemidir. Ve uluslarası adalet tüm ülkelere ayrıcalıksız ve çifte standartsız bir biçimde, eşitlikle uygulanmalıdır.
Bu düşünceler ile tüm dünyalı kardeşlerimi emperyalist savaş politikalarına karşı çıkmaya çağırıyorum.
Savaşa hayır !
Yaşasın dünya halklarının kardeşliği !
Kahrolsun emperyalizm ve sömürgecilik savaşları !
Yurtta Sulh Cihanda sulh !
Tüm insanlığa en derin saygılarımla...
Şaban AKTAŞ 27.11.2009
HOMEROTİK (Şaban Aktaş) tarafından 27.11.2009 21:22:13 tarihinde eklendi ve 251 gösterildi.
|
(29.11.2009 13:41:50)
Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, ABD’nin Kuzey Irak’taki Kürt müttefiklerinin, PKK’ya silah, barınak ve teçhizat verdiğini söyledi.
Nabi Şensoy, ABD Yönetimi’ni, harekete geçerek bu bağlantıyı kesmeye çağırdı. Büyükelçi Nabi Şensoy, Kuzey Irak’taki 3 bin PKK militanının Türkiye içinde eylem düzenlemek için sınıra doğru ilerlediğini ve bu konuda Ankara’nın elinde kanıt bulunduğunu kaydetti.
Şensoy, Washington Times gazetesinin editörleri ile yaptığı toplantıda, K. Irak’taki önde gelen ve ABD’nin müttefiki olan iki Kürt grubunun (IKYB ve IKDP) Washington’un terör listesinde yer alan PKK’ya silah, güvenli geçiş ve lojistik destek sağladığını belirtti.
ABD’nin terörizme karşı söylemini hatırlatan Şensoy, bu sözlerin gereğinin yapılmasını istedi. Şensoy, Washington’un, PKK ile ilişkilerini kesmesi için Iraklı Kürt gruplar üzerindeki nüfuzunu kullanması gerektiğini vurguladı ve terör örgütünün komuta ve kontrol şebekesine darbe vurulabileceğini ifade etti. Şensoy, “Bu gruplar üzerinde etkinliğiniz var. Türk halkının rahatsızlığı artıyor” dedi. Nabi Şensoy, KKTC’ye yönelik izolasyonun yumuşaması için ABD’nin bir dizi önlemi açıklamaya yakın olduğunu inandığını da söyledi.
Kasım CİNDEMİR / WASHINGTON
28.11.2009/Hürriyet.com Kaynak:tumgazeteler.com/haberleri/nabi-sensoy/
|
|
|
|
|
(29.11.2009 13:21:40)
Irak''ın işgali ile ilgili olarak savaşın dikkati çeken yanlarından birini tekrar gündeme alıp emperyalizmin yeni savaş stratejilerini sergilersek;
1 ) Bu savaşta; nokta hedefler vurulmuştur.En son teknoloji donanımlı akıllı füzeler kullanılmıştır.
2 ) Vurulan hedefler stratejik olarak yeniden inşası para kaldıran kurumsal binalardır. Dolayısıyla yıkıp yeniden yapmak esas hedef !Savaş sonrası meydana gelecek yıkımın ekonomik fizibiletesi önceden yapılmış.
İhalenin devredileceği firmaların bundan ne kadar kâr elde edeceği çok önceden etüd edilerek; '''' terörizmi yok etme, demokrasi getirme, kitle imha silahları v.s. bahane edilerek , savaş tam bir '''' Savaş sonrası yapılacak ekonomik yatırım savaşına '''' dönüştürülmüştür.
3) Irak petrollerini işletme hakkını elde etmek, sömürü esas hedeftir.
4 )Irak''ı işgal savaşı psikolojik yönüyle çok yönlü bir harekattır. Medyanın etkisi ne denli manipilasyon yarattığı tüm dünyayı uyuttuğu açıktır.
4 ) Ölenlerin sayısal çokluğunun , nasıl nice öldüklerinin, hiç önemi yoktur, öldürenler açısından ?!
5 ) Irakı işgal savaşı vandalist (Vahşet boyutunda ) bir temelde sürdürülmüştür.
6 ) Savaşı başlatmak için öne sürülen komplo teorilerinin gerçeklik payı çok yüksektir.
7 ) Yalan ve hileye dayalı olarak tüm dünyanın gözü önünde bir ulus çimçiy yenilmektedir.
8) Algı yanılsaması yaratmak için biyolojik savaştan ( Sars ve Şarbon virüsleri ) yararlanılmış ve olayın dünya kamuoyundaki yankısının düşük seste tutabilmek için büyük gayret gösterilmiştir. ...
9 ) Burası zurnanın zırt dediği yer;tüm dünya yeni savaş stratejileri ile elitlerin oyuncağı konumuna sokulmuş ,insanlıkla alay edilmekte, yaşama hakkı herkese değil, istenen insanlara tanınmaktadır. Laboratuvar virüsleri hayatımızın bir parçası haline getirilmiştir.
Saygılarımla.
|
|
|
|
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
27.11.2009
Okunma:
251
Yazara ait bilgiler:
HOMEROTİK
(Şaban Aktaş)
|