SANAL NEFRET, GERÇEK AŞK
SANAL NEFRET, GERÇEK AŞK
PERDE 1
SAHNE 1
Sahne dekoru orta halli bir türk ailesi evi şeklinde, sahnenin bir köşesindeki çekyatta oturmuş, kafasını yana çevirip arkasındaki pencerenin kenarından hafifçe perdeyi aralayarak, pencereden dışarıyı izleyen 80 yaşlarına merdiven dayamış, ton ton sevimli bir nine göze çarpıyor
Bu sırada içeri 25 yaşında uzun boylu, kumral uzun saçlı, cıvıl cıvıl genç bir kız sahneye giriyor
Sahneye gelen genç kız neşeli bir tavırla yaşlı kadına yönelerek, ani ve sert bir ses tonu ile: anneanneciğim nasılsın, ne yapıyorsun, ne var ne yok
Yaşlı kadın ilkinerek sert bir hareketle kıza dönüyor: nilüfer nerden çıktın sen, aşağıda oynayan çocuklara bakıyordum dalmışım, ne o kadar sessiz geliyorsun yüreğime inecekti evladım
Genç kız anneannesine sarılıp öperek, sevecen bir ses tonu ile: aaa benim ton ton anneannem korkuttum mu seni, kusura bakma, özür dilerim , anneannem benim
Yaşlı kadın sıkılmış bir tavırla: aman çekil şuradan, ben bilmez miyim siz işiniz düşmeden bana yaklaşmazsınız, tabii 3 aylık maaş günü geliyor yaa anneanneciğiniz olduk değil mi hanım efendi
Nilüfer mahcup ve üzgün bir tavırla: ayy anneanneciğim o nasıl söz, sen benim her zaman anneanneciğimsin
Anneanne imalı bir tavırla: tabii tabii ben bilirim o lafları
Genç kız bir an etrafa bakınarak: annem evde yok mu anneanne
Anneanne: yok kızım markete kadar gitti, çok oldu gelir birazdan
Anneanne devam ediyor konuşmasına: eee kızım senin okul nasıl geçti bakalım
Nilüfer: iyiydi anneanne, üniversite işte, başta zor geldi ama alıştım artık valla, şimdi iyi
Kısa bir sessizlik
Sessizliğin ardından nilüfer heyecanla gözleri parlayarak: ayy dayanamayacağım artık, birine söylemem lazım, bu evde beni anlayabilen tek kişi sensin değil mi anneanne
Anneanne nilüferin birden bu sözü söylemesinin şaşkınlığı ile: öyle diyorsan öyledir kızım da, ne oldu şimdi
Nilüfer utangaç ve çekingen bir tavırla: Anneanne sana birşey anlatacağım ama bana kızma ne olur
Anneanne merakla: anlat çocuğum
Genç kız: ama annem ve babam gibi beni yargılamayacağına ve kızmayacağına söz ver
Anneanne: yok kızım neden yargılayayım ben seni, ne oldu anlat yine birşey mi kırdın yoksa
Nilüfer heyecanla: yok anneanne ne kırması, büyüdüm artık ben, tamam sıkı dur anlatıyorum, anneanne ben internet'te 1 aydır bir çocukla konuşuyorum
Anneanne heyecanla: neeee, demek bu yüzden sürekli bilgisayar başındasın, vay başıma gelenler, bizde kızımız ders çalışıyor zannediyoruz
Nilüfer: hani yargılamayacağına söz vermiştin anneanne, daha ortada birşey yok ki yaa, sadece yazışıyoruz, adımı bile vermedim çocuğa
Anneanne hiddetle: allahım ne günlere kaldık, birde ortada birşey yok diyor, yok birşey olacaktı birde, annen baban sakin duymasın parçalar seni vallahi
Nilüfer yalvarır bir tavırla: bende o yüzden sana söyledim zaten, ağızından birşey kaçırmazsin değil mi anneanneeee, lütfen lütfen lütfennn
Anneanne yanıt veriyor: tamam tamam söylemem ama bir şartla, bu işi fazla büyümeden bitireceksin
Nilüfer sevinçle anneannesine sarılıp öperek: sağol anneanneciğim, sana güvenebileceğimi biliyordum
Anneanne huysuzlanarak: çekil bacaksız, allahım neydi bu başımıza gelen, sanki koskoca üniversitede oğlan yokmuş gibi gitmiş ne olduğu belirsiz biriyle konuşuyor, zaman ne hale geldi vah vah vah, vay anasını
Bu sırada orta yaşlı bir hanım elinde poşetlerle sahneye giriyor
genç kız orta yaşlı hanımın elinden poşetleri alırken bir yandan da konuşuyor: nerelerdeydin anne, neler yaptın
Anne alaylı bir dille: bara gittik arkadaşlarla eğlendik, geldik
Bu söz üzerine genç kız annesinin yüzüne garip garip bakar
Anne gülümseyerek devam eder: alış veriş yaptım kızım nereye gideyim aaa, o Melahat karısını görmem haricinde gayet güzeldi, eee kızım senin günüm nasıl geçti bakalım, neler konuşuyordunuz anneanne torun hararetli hararetli
nilüfer tedirgin ancak tedirginliğini hissettirmemeye çalışarak yanıt veriyor: hiiççççç hiç ne konuşabiliriz ki havadan sudan işte öyle değil mi anneanne
anneannesi nilüferi onaylayarak: hee tabi tabiii ne konuşabiliriz ki kızım, şey konuşuyoruz, hee bu kız bana bugün dışarıda neler yaptığını anlatıyordu işte, ne konuşalım
Genç kız anneannesinin sözü ile rahatlamış bir halde: evet evet anne bugün bizde Arkadaşlarla gezdik işte anne, benim günümde güzeldi, tabi ömer'le karşılaştığımızı saymazsak, anneanneme onu anlatıyordum
ömer adını duyduğunda annenin yüzü biraz bozuluyor, ancak yanıt vermiyor kısa bir sessizliğin ardından nilüfer annesinin elindeki poşetlere yönelerek: anne ver şu poşetleri mutfağa götüreyim, sonra odama gidip biraz ders çalışacağım
bu sözlerin ardından nilüfer annesinin elindeki poşetleri alarak sahneden ayrılıyor
anne kızının gitmesinin ardından hemen anneanneye yönelerek kısık bir sesle: anne sence bu kız bu aralar biraz fazla ders çalışmıyor mu ne dersin anneanne yanıt veriyor: dersleri yoğun herhalde berrin, kız üniversitede tabi normal
berrin hanım kuşkulu bir tavırla: bilmem valla, anne sakın bu kız o internet'te adı falan belli olmayan o abuk subuk kişilere takılmış olmasın
anneanne endişeli ve tedirgin bir tavırla: yok canım, benim torunum yapmaz öyle şey merak etme
berrin hanım biraz rahatlamış bir halde: yapmaz değil mi anne, evet haklısın yapmaz benim kızım, kız ders çalışıyor benimki de kuruntu işte, yapmaz yapmaz benim kızım akıllıdır
Ardından berrin hanım annesine yönelerek dönerek: eee anne sen neler yaptın, ben yokken sıkılmadın değil mi
Yaşlı nine içten bir tavırla yanıt veriyor: yok sıkılmadım kızım ne sıkılayım ki, aşağıda oyun oynayan çocukları izliyordum camdan
Ardından yüzünde canı yanıyormuş gibi bir ifade oluşuyor ve birden eliyle dizlerini ovmaya başlıyor, bir yandan da konuşmaya devam ediyor: birde şu dizlerimin ağrısı olmasa
Orta yaşlı kadın yanıt veriyor: anne çok ağrıyorsa, istersen yarın doktora tekrar gidelim ne dersin
Nine yanıt veriyor: yok berrin kızım yok. yaşlandık artık olacak o kadar ağrı, doktor yapacağını yaptı artık, doktorlar insanı gençleştiremiyor ki kızım
Tam bu sırada orta yaşlı, zayıf, orta boylu bir bey sıkıntılı bir şekilde sahneye giriyor
Berrin hanım sahneye giren orta yaşlı beye yönelerek: hoş geldin cemil, günün nasıl geçti
Cemil bey sıkıntılı ve dalgın bir şekilde: iyi işte nasıl olsun berrin
berrin hanım: biraz sıkıntılı gibisinde
kısa bir sessizliğin ardından cemil bey sıkıntı ile: berrin o marketin poşetleri nereden geldi bizim mutfağa
berrin hanım suçluluk duygusu ile ne söyleyeceğini bilemez bir durumda: hangi marketin poşetleri cemil
o bizim bakkalın karşısına açılan marketin poşetlerini gördüm bizim mutfağımızda, ne işi var onların
Berrin hanım biraz suçluluk duygusu içinde, boynunu bükerek: özür dilerim cemil, ama bizim bakkalda çeşit yok, ne yapayım, hem hiper marketlerden alınca daha ucuza geliyor
Cemil bey sinirli ve yüksek sesle: işte bu kafayla iflas ediyor tüm kobiler ve küçük esnaf, yerli sermaye tamamen bitsinde sizde rahatlayın bakalım... inşallah
Cemil bey bu sözü söylerken ayıp bir el işareti yapmadan duramıyor
Cemil bey Bu sözlerin ardından köşedeki çekyatta oturan kayınvalidesine yönelerek: sevgili kayinvalideciğim siz nasılsınız
Yaşlı nine yanıt veriyor: nasıl olayım damat, nasıl oldu da sen bana hatırımı sordun, 3 aylık maaşım yaklaşıyor ondan mı ne
Cemil bey yanıt veriyor: aaa kayinvalideciğim o nasıl söz öyle, duyanda hatırını hiç sormadığımı sanacak, aaa gücendim valla
Nine sitemli yanıt veriyor: evet sorarsın, 3 ayda bir ay sonu
Cemil bey seyirciye dönerek, fısıltılı bir sesle: bu pinti kocakarıdan bu 3 ayda birşey çıkmayacak anlaşılan
Ardından kapısına yönelerek: çocuklar yok mu berrin
Berrin hanım yanıt veriyor: nilüfer odasında bilgisayarla meşgul, Necmi hala eve gelmedi bilmiyorum
Cemil bey: necmi öğle üzeri dükkana geldi, benden izin aldı, arkadaşlarla takılacakmış geç gelebilir
Bu sözleri söyledikten sonra cemil beyde sahnedeki diğer çekyata oturuyor
Ve sahnede kısa bir sessizlik
Sessizliğin ardından yine cemil bey: yaa bu kızın bilgisayar merakı da sinirlerimi bozmaya başladı haa, ne zaman evde olsa pc başında, kızın yüzünü göremez olduk
ardından cemil bey öfkeli bir şekilde sözlerine devam ediyor: berrin sen bu kızın orada ders çalıştığına eminsin değil mi, saçma sapan işler yapmasın sakın bacaklarını kırarım vallahi, kızım falan demem
berrin hanım yanıt veriyor: aaa cemil benim kızım yapar mı hiç öyle şey (anneannenin birden söze giriyor: bana siz yokken söyledi yakında okulda sınavı varmış, bu aralar ona hazırlanıyormuş
cemil bey kayınvalidesinin bu sözleri karşısında biraz rahatlamış bir halde: haa öylemi, iyi o zaman canım öyleyse çalışsın tabii çalışsın
ardından cemil bey kendinden emin devam ediyor: evet yapmaz tabii de genç kız yine de, ilgilenmek gerekir, her ihtimale karşı, memleket sapık, dolandırıcı, it, kopuk dolu kardeşim
berrin hanım kendinden emin bir şekilde yanıt veriyor: sen hiç merak etme cemil, kız hep gözümün önünde
cemil bey: aman hanım öyle olsun, aman, her gün TV'de izliyoruz neler oluyor
kısa bir sessizlik
Bu sırada sahneye 20li yaşların sonlarında, spor giyimli bir genç giriyor
Sahneye girer girmez heyecanlı bir tavırla: hey millet naber:
Cemil bey gencin yüzüne ters ters bakarak: iyiyiz necmi, seni gördük daha iyi olduk oğlum, sonunda teşrif edebildin, bizde tam yatıyorduk
Necmi hiç bozuntuya vermeden ve tavrını bozmadan yanıt veriyor: arkadaşlarla maça gittik baba, oradan da bir yerlere gidip bir şeyler içtik, ne oldu birşey mi var babacığım
Cemil bey sitemli: tamam oğlum, her gün böyle zaten, dükkana falanda uğradığın yok, alıştık artık nasılsa
Berrin hanım sözü alıyor, cemil beye çıkışır bir tavırla: aaa cemil oğlumun üstüne gitme, gençtir gezecek tabi
Cemil bey sesini yükselterek: bir günde şundan yana olmasanız dişimi kıracağım yani, kazık kadar adam oldu biraz sorumluluk alsın canım
Yaşlı nine söze giriyor: hop damat yavaş ol, torunuma laf yok, o bir tanedir
Bu sözün ardından necmi anneannesine sevgiyle yönelerek: benim bir tanecik anneanneciğim, sende olmasan ben ne yaparım
Bu sırada berrin hanım oturduğu yerden kalkarak: oğlum sana bir şeyler hazırlayayım da ye, sabahtan beri birşey yememişsindir, çay da yapayım, tamam mi oğlum
Necmi yanıt veriyor: tamam anne yap iyi olur, acıkmıştım zaten
Bu sözün ardından berrin hanım bir şeyler hazırlamak üzere sahneden ayrılıyor
necmi bu sırada etrafıma bakınarak: hey millet nilüfer nerde yaa, yattı mı, gerçi bizim kız bu saatte yatmaz ama
anneannesi yanıt veriyor. Nilüfer akşam eve geldi, pc başına geçti, ondan beri haber alınamadı kendisinden evladım
necmi öfkeyle sesini yükselterek: yaa ben bu kızı geberteyim mi ne yapayım yaa, dışarda akşama kadar fingirdediği akşam yetmiyor eve gelincede pc'de mi fingirdiyor yaa, bu kızın fingirdeme performansına hayranım doğrusu
cemil bey öfkelenerek: hop hop ne biçim konuşuyorsun sen kardeşin hakkında, ağzını topla neymiş o fingirdemek falan, benim kızım öyle şeyler yapmaz
necmi kısık bir sesle, kendi kendine düşünür gibi: sen öyle san
cemil bey, efendim Bir şey mi dedin
necmi hiç bozuntuya vermeden yanıt veriyor: yok baba haklısın diyorum, affedersin
berrin hanım elinde tepsi ve tepsinin üzerinde yiyecek bir şeylerle sahneye giriyor, elindeki tepsiyi masaya bırakarak: oğlum bir şeyler hazırladım otur ye hadi
bu sırada nilüfer sahneye giriyor, ancak bu kez nilüferin gözlerinde değişik bir parıltı ve heyecan olduğu görülüyor, adeta değişik bir mutluluk olduğu anlaşılıyor nilüferin gözlerinde
berrin hanım kızının bu halini görür görmez merakla soruyor: kızım ne oldu, ne bu halin, iyi misin
nilüfer başka bir alemde gibi, uyur gezer bir halde yanıt veriyor: bir şeyim yok anne sadece çok mutluyum
ardından cemil bey heyecanla: kızım ne oldu ne bu halin ilaç falan mı aldın
tam bu sırada yemek için masaya gelmiş olan necmi kardeşinin bu haline ve konuşmalarına daha fazla dayanamayarak masadaki bıçağı öfkeyle kaparak: ulann yoksa internet'te birini mi buldun lannnnnnnn
necmi bu sözün ardından, büyük bir hınçla nilüferin üzerine yürüyor, tüm aile onu durdurmaya çalışıyor, bu sırada çıkan curcuna ve bağırışmalar arasında
SAHNE KARARIYOR
SAHNE 2
Sahne aydınlandığında dekorun ufak tefek değişiklikler dışında aynı olduğu görülüyor ancak önceki sahnede yaşlı ninenin oturduğu yerde bu kez yaşlı bir dede yanında bastonu ile oturuyor ve yere yüzü koyun uzanmış önündeki deftere bir şeyler karalayan 14 yaşlarında bir kız ve dedenin karşısındaki koltukta oturan 18 yaşlarında bir kız 3 kişi ara sıra konuşuyor
Dede karşısında koltukta oturan genç kıza bakarak: özge kızım, bana bir bardak su verir misin
Koltukta oturan kız hiç istifini bozmuyor ve yere uzanmış ders çalışan küçük kızı ayağı ile dürterek: hişşşşt, özden, bak dedem ne diyor, kalk getir suyu yürü
Küçük kız kafasını büyük kıza doğru çevirerek biraz sinirli bir şekilde, sesini yükselterek: yaa özge abla dedem bana birşey demedi sana dedi bir kere, hem ben ders çalışıyorum sen boşsun niye sen getirmiyorsun
Ablası yine tavrını bozmadan yanıt veriyor: çünkü sen küçüksün anladın mı, bana cevap verme özden
Dede kırgın sitem dolu bir tavırla: tamam kızlar tamam, kavga etmeyin, ah ahh özlem kızım burda olaydı bir dediğimi iki etmez hemen kalkar suyumu verirdi
Özge aldırmaz bir şekilde yanıt veriyor: iyi, ne güzel şimdi gelir zaten ablam, ondan istersin o halde
Küçük özden bu sırada uzandığı yerde kafasını ablasına çevirerek: yaa abla sen niye böylesin yaa, boş oturuyorsun işte sürahi yanında versene dedemin suyunu, hem işe yaramış olursun
Özge sinirli bir tavırla: sen konuşma lan, yer cücesi
Küçük kız hiç cevap vermeden dersine dönüyor
Yaşlı adam bastonuna tutunarak yavaşça kalkıyor ve özgenin oturduğu koltuğun yanındaki sehpanın üzerindeki sürahiyi ve bardağı alarak suyunu zorda olsa içiyor ve zar zor tekrar yerine geçerek oturuyor
Yaşlı adam oturduğu yerde, yorgun bir halde: tamam tamam kavga etmeyin çocuklar bak içtim suyumu ben
Dede tam bu sözleri söylerken sahneye: 23 yaşlarında, kumral uzun saçlı güzel bir kız geliyor, sahneye girer girmez yaşlı dedeye yönelerek sevecen bir ses tonuyla: dedeciğim nasılsın bir isteğim var mı
Yaşlı adam mutlulukla: özlem kızım, hoş geldin nerelerdeydin sen
Özlem aynı sevecen tavırla: okuldaydım dedeciğim, biliyorsun üniversiteler diğer okullara benzemiyor
Özlem dedesinin yorgun olduğunu fark ederek: dedeciğim yorgun gibisin birşey mi var, iyisin değil mi
Dede özlemin bu tavrı karşısında gurur ve mutlulukla: yok kızım bir şeyim yok turp gibiyim evvelallah, hem seni görüpte insanın kötü olması mümkün mü nazlı kızım
Özlem gururlanarak: sağol dedeciğim, eksik olma
Ve özlem diğer kızlara dönerek: özge, özden siz nasılsınız bakalım, kavga etmediniz değil mi ablasının güzelleri
özge sinirlenerek: ettik ne olacak, herkes senin gibi polyana olmadığı için kavga edebiliyor ablacığım, maalesef hayatın gerçeği bu
Özlem sevecen tavrını hiç bozmadan: vayyy bizim küçük özge büyümüş hayatın gerçeğinden söz ediyor öyle mi, bebeğim yine neden sinirlisin anlat bakayım ablana
Özge hiç yanıt vermiyor
küçük özden söze giriyor bu sırada: boşver özlem abla her zaman ki kaprisli tavrı işte bilmez misin
Özlem gülümseyerek: eee sen nasılsın bakalım özden, ders mi çalışıyorsun
Özden yanıt veriyor: evet abla, bir test varda onu çözeyim dedim
özlem: yardıma ihtiyacın varsa yardım edebilirim kardeşim söyle
Özden: yok ablacığım sağol, çözemediğim soru olursa sorarım ama şimdilik yok
Özlem: özden sen neden odada çalışmıyorsun dersini, hem burada ortayı işgal etmiş olmazsın hemde kafam daha rahat olur, olmaz mı kardeşim
Özden sinirli bir tavırla: yaa abla oda da çalışıyordum, ömer abim beni odadan kovdu, neymiş bilgisayar başında yalnız kalmak istiyormuş, ben onu rahatsız ediyormuşum, ne yapayım buraya geldim bende
Özgede söze giriyor burada: evet beni de kovdu odadan
Özlem şaşkınlıkla: neeee ömer abim şu an bizim odada mı
Özden yanıt veriyor: evet bizim odada ve bizim pc'nin başında
Özlem yine şaşkın: neden, ne işi varmış ki bu kadar yalnız kalması gerekiyormuş, hemde bu saatte
Özden yanıt veriyor: yaa abla 1 aydır çıktığı yok ki bizim odadan, bir kızla tanışmış 1 aydır onunla konuşuyor bu arada da olan bize oluyor tabi
Özlem biraz sinirli bir tavırla: o kadar msn meraklısıysa gitsin kendi odasına bir pc alsın canım, bizim odamıza girmeye hakkı yok ki, annemin babamın haberi var mı bundan
Dede burada söze giriyor: yok evladım nerden haberleri olsun, annenin babanın eve uğradığı mı var, şu gıda zinciri kurulduğundan beri biliyorsun ikisi de arı gibi çalışıyor maşallah, bu haytada okulu bitirdi ama işe güce baktığı da yok, işte bilgisayarlarda orda burda geziyor, zaten bu ailenin tek umudu sensin bence, özdeni bilmiyorum o henüz pek ufak ama ömer'le özgeden bir halt olmayacağı belli
Özge bu söz karşısında dedesine hırsla çıkışıyor: eee tabi mükemmel özlemin yanında biz neyiz ki
Özlem özgeyi susturuyor ve daha sonra sinirli bir ses tonuyla: ben o ömer'e sorarım, şimdi gidip onu o odadan çıkarmayı bilirim diyerek sahneden ayrılıyor
Özge ile özden ablalarının arkasından bağırıyor: yaşa beeee abla, arkandayız
Daha sonra özge mutlulukla elini ovuşturarak: bizim ömer yandı, dur bakalım şimdi ne yapacak
Özden ablasını onaylayarak: dayak yemeden kurtulursa iyidir abim bu sefer
Kızların bu sözlerini dede de gülümseyerek onaylıyor: bu sırada orta yaşlı bir hanım ve aynı yaşlarda bir bey sahneye giriyor
Ilk söze dede giriyor: ooo sevgili oğlum ve sevgili gelinim gelmişler, mithat oğlum nasılsın, işler nasıl gitti bugün
Orta yaşlı adam yanıt veriyor valla iyiydi be baba ne olsun, koşuşturduk durduk bugün, şirketin bünyesine bağlı marketleri dolaştık, birde o sümsük cemil olmasaydı,
dede: ne o yine mi takıştınız cemille, çocukluğunuzdaki gibi
Mithat bey yanıt veriyor: yaa adam manyak yaa, neymiş efendim onun bakkalının önüne market açmışım, yahu benim bu ülkede 15 tane marketim var kardeşim, biri de tesadüfen senin o küçücük salak bakkalının önüne denk gelmiş ne var yani, ben senin bakkalını mı düşünüyorum canım
Burada Melahat hanım söze giriyor: hele o förtlek gözlü kapısının bana bakışları yok mu, şeytan diyor tut saçlarını tek tek yol
Mithat bey bir an iç çekerek kısık bir sesle: ah berrin ah harcadın kendini o sümsük cemilin elinde
Melahat hanım bu sözlerin ardından birden mithat beye dönerek: efendim mithat birşey mi dedin
Mithat bey bir anda ilkinerek toparlanıyor: yok yok karıcığım birşey demedim
Daha sonra sözü değiştirmek ister gibi ve alaylı bir tavırla: yinede ben o sümsük cemilin direnme gücüne hayranım biliyor musunuz, hala o küçücük bakkalla nostalji direnişi yapıyor yahu
Ve hain bir kahkaha ile sözünü tamamlıyor mithat bey
Mithat beyin babası söze giriyor derinlere dalarak: berrinin annesi hala yaşıyor mu acaba, haberiniz var mı, çok oldu görmeyeli
Mithat bey ciddileşerek yanıt veriyor: bildiğim kadarıyla yaşıyor baba, evdeymiş, dizleri ağrıyor çıkamıyor artık diyorlar
Yaşlı dede iç çekerek: ah müşerref hanım ahh, demek seninde dizlerin tutmuyor artık benim gibi
Mithat bey gülümseyerek babasına: ooo ne oldu osman bey, eskiler mi depreşti
Dede birden huysuzlanarak: aman oğlum öylesine aklıma geldi işte, sordum ne var bunda, amaaaaan sorduğuma pişman ettiniz yaaa
Dede bocalarken aile bireyleri gülüyor
Tam bu sırada 27 yaşlarında yakışıklı bir delikanlı koşarak gelip mithat beyin arkasına saklanıyor
Genç mithat beyin arkasına saklanmış bir şekilde, korkuyla konuşuyor: baba beni kurtar, nolur beni kurtar baba
Mithat bey heyecanlı bir şekilde: oğlum arkamdan çık ta konuş, ne var, ne oldu, deprem mi oldu, hayalet mi var, ne oldu ömer
Ömer haykırarak yanıt veriyor: daha beter baba
Aile hep birlikte: ne olduuu
Ömer haykırarak: özlem peşimde özlem, kurtarın beni
ömer'in bu sözleri üzerine özge, özden ve dedeleri kahkahayı patlatmakta gecikmiyor
Bu sırada özlem bir elinde terlik bir elinde oklava sahneye giriyor ve sinirli bir şekilde bağırarak: nerde o, nerde o, baba çekil onun önünden
Mithat bey kızına yönelerek: özlem kızım ne oldu
Özlem yine elindeki oklava ve terliği sallayarak: baba çekil onun önünden de suna bir bayanın odasının işgal edilmeyeceğini öğreteyim
Mithat bey ömeri zorakide olsa arkasında saklandığı yerden çıkararak yanına alıyor ve biraz sinirli bir tavırla: he hadi şimdi anlatın bakalım ne oldu, yine neden çıldırdınız
Ömer heyecanla sözü alıyor: yaa kızların odasında bilgisayara bakıyordum, bu kızınız birden geldi oklava ile kafama vurdu
Bu sırada küçük özden söze giriyor: iyi yapmış ohh, eline sağlık ablanın Mithat bey özdene dönerek: işşşttt çok ayıp kızım hiç yakışıyor mu
Bu sözden sonra mithat bey ömer ile özleme özdeni kast ederek: bakın görüyor musunuz kardeşlerinize nasıl örnek olduğunuzu, hoşunuza gidiyor mu
Özden tekrar söze giriyor: ne yakışmaması babacığım, bu ömer abim her gün sabahtan akşama kadar bizim odamızda ve bizi sokmuyor
Ve burada ortanca kız özge giriyor söze: inanır mısın bazen uykumuz geliyor odamıza gidip yatamıyoruz, ben bıktım artık bundan, şuna bilgisayar mı alıyorsunuz, zincire mi bağlıyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın
Ve özlem söze giriyor, elindeki oklavayı sallayarak: evet baba kızlardan duyduğun gibi, bu serseri odamızı işgal etti, neymiş efendim İnternet'te bir kızla tanışmış, 1 aydır günde 18 saat o kızla konuşuyor, bende bunun cezasını vermeye karar verdim
Mithat bey durumu sakinleştirmeye çalışarak: ömer yarın gidip bir bilgisayar alıyorsun, bir dahada kızların odasına girdiğini duymuyorum, özlem sende şimdi şu oklavayı bırakıp insan gibi oturuyorsun, nedir bu yahu
Özlem tekrar abisine davranarak: bırakacağım babacığım bırakacağım, sunun içinde beyin olmayan kafasını biraz kırıp bırakacağım
Baba kızını ne kadar tutmaya çalışsa da başaramıyor ve ömer kaçarken özlemin ardından diğer kızlarda katılıyor ömeri kovalamaya
Ömer bir yandan kaçarken bir yandan da mutlulukla bağırıyor: istediğiniz kadar kovalayın, kızdan randevuyu aldım, yarın buluşuyoruuuzzzz
Ve o kargaşa içinde
SAHNE KARARIYOR
SAHNE 3
Sahnenin diğer tarafı aydınlanıyor, aydınlanan bölüm bir sokak, cadde görünümünde ve önceki sahneden tanıdığımız mithat beyin oğlu ömer elinde 1 kırmızı gül ve rengarenk, komik görünümlü bir kıyafetle, birini beklediği her halinden belli bir şekilde bekliyor
heyecandan yerinde duramıyor ömer, saatte bakıyor, dolaşıyor ve kendi kendine konuşuyor, yüzü seyircilere dönük bir şekilde: çok heyecanlıyım, birazdan internet aşkım buz serisi ile karşılaşacağım
Ardından saate bakarak heyecanla konuşmasına devam ediyor: neredeyse gelecek, nasıl bir kız acaba, tanısın diye birde renkli giyindik umarım karışıklık çıkmaz
Tam bu sırada sahneye cemil beyin kızı nilüferde konuşarak giriyor: geldi mi acaba, bugün büyük gün, çok heyecanlıyım, renkli bir şeyler giyeceğim ve elimde bir gül olacak demişti, bende beyaz mantomu giydim tanısın diye, ayyy bir şeye benziyor mu acaba, çok heyecanlıyım, ayy çabuk gelse de bir an önce görüşsek yaa annemle babamında haberi yok, duyarsalar beni öldürürler, inşallah bir gören olmaz
Nilüfer bu sözlerin ardından etrafına bakınıyor ve bir an tam yanında duran ömeri fark ediyor ve ömer'e görünmemek için yüzünü mantosunun yardımıyla gizlemeye çalışarak, sıkıntılı bir sesle: yaa bu da nereden çıktı şimdi yaa, tam sevdiğim adamla buluşacağım bunun ne işi var, birde tuhaf giyinmiş, şunun kıyafetine bakın, bu da birini bekliyor herhalde, yazık kıza büyük hayal kırıklığına uğrayacak, ayy bu şimdi birde beni buralarda görüp babama yumurtlar yaa, nerden çıktı bu, umarım tanımaz beni
Tam bu sırada ömer de etrafa bakınırken mantosu ile yüzünü saklamaya çalışan nilüferi fark ediyor ve kendisi de gizlenmeye çalışarak: bu nerden çıktı yaa, meymenetsiz ailenin meymenetsiz kızı ne olacak, burda da karşıma çıktı, burda ne yapıyor acaba, ne yapacak canım tabi ki bir oğlan bekliyordur, kaşarlanmış ne olacak bu ailenin kızından da bu beklenirdi, umarım günümü mahvetmezde bir an önce çeker gider, en iyisi görmezden geleyim de beni fark etmesin, ah buz perisi nerde kaldın
Nilüfer bu sırada montu ile yüzünü saklamaya çalışarak: umarım beni fark etmemiştir bu kılıksız, umarım sevgilisi gelirde bir an önce çeker gider, böyle çok dikkat çekici oldum yaa, en iyisi görmezden geleyim, hem böylece beni fark etmez, bu yaralı şahinde nerde kaldı, bir an önce gelse artık, kalbim pır pır ediyor
Ömer bu sırada nilüfere göz ucu ile bakarak: suna bir merhaba desem mi acaba, bırak yaa üzerime atlar cadı, yok yok laf atayım da vakit geçsin biraz, nasılsı az sonra buz perim gelir
Ve bu çelişkili düşüncelerin ardından ömer nilüfere çekingen bir tavırla yönelerek: merhaba
Nilüfer: eyvah, şimdi yandık, bu denyo beni tanıdı, ben ne yapacağım şimdi yaa, en iyisi duymamış gibi yapayım, belki sağır olduğumu düşünür ve vazgeçer, şimdi ben yandım bütün mahalleye yayar bu şerefsiz
Nilüferden yanıt gelmiyor
Yanıt alamayan ömer bu kez inatla ve daha yüksek bir sesle: merhaba nilüfer hanım hatır sorduk cevap yok mu nilüfer başını bile ömer'e çevirmeden, sıkıntılı bir tavırla: merhaba
bu zoraki selamlaşmanın ardından kısa bir sessizlik yaşanıyor
ardından nilüfer sıkıntı ile ve yine başını ömer'e çevirmeden: neden buradasın bu şapşal kıyafetle
ömer de aynı tavırla: seni ilgilendirdiğini sanmıyorum nilüfer
yine kısa bir sessizlik
sessizliği ömer bozuyor bu kez: peki siz neden buradasınız nilüfer hanım, birini beklediğiniz belli kimi bekliyorsunuz
nilüfer istemeyerek yanıt veriyor: seni ilgilendirmez ömer, hem birini beklediğimi nerden çıkardın, demek sen birini bekliyorsunuz
nilüfer alaylı ve gülerek devam ediyor: hemde bu kıyafetle , zaten bir şeye benzemiyordun, bu kıyafet seni çok açmış, beklediğin kişinin yerinde olmak istemezdim doğrusu
ömer nilüferin sözleri karşısında biraz bozulsa da, bozuntuya vermez: sevdiğim kızı bekliyorum, ne oldu, en azından ben açık yüreklilikle söyleyebiliyorum, sen kimi beklediğini hala söylemedin, sizin ailenin medeni cesareti bu kadar işte
nilüfer yanıt veriyor gülerek kızı bu kıyafetle mi bekliyorsun, yapma lütfen
nilüfer bir anda ciddileşerek devam ediyor konuşmasına: bende erkek arkadaşımla buluşacağım, için rahatladı mı duydun işte, benim ailemin tırnağı olamazsınız bunu da belirteyim ayrıca
nilüfer tekrar alaysı tavrına dönerek: sen kızı nerden tanıdın, internetten mi yoksa,
ömer bu alaylı tavır karşısında kendinden emin ve onurlu bir tavırla: evet internetten tanıyorum, ne oldu
nilüfer kahkahalarla gülerek: ilk buluşmanızdır herhalde
ömer nilüferin kahkahalarına aldırmadan: evet ilk buluşmamız
nilüfer kahkahadan ayakta durmakta zorlanarak: tahmin etmiştim, zavallı kız, senin gibi bir embesilin zaten ikinci buluşması olamaz ki eminim kız seni kamerada da görmemiştir, fotoğrafını falan heee
ömer hiç istifini bozmadan yanıt veriyor: çok güldün çok eğlendin nilüfer, çok espiritüel bir insansın gördük, eee peki sen beklediğin çocuğu nereden tanıdın herhalde bu kadar espiritüel ve güzel bir kızın şanına yakışır bir tanışma olmuştur
nilüfer biraz bozulmuş ve ne yanıt vereceğini şaşırmış bir şekilde: sana bu konuda hiçbir yanıt vermem gerektiğini sanmıyorum ömer
ömer alaylı bir şekilde gülümseyerek: yoksa sende mi internetten tanıştın, bak buna inanamam işte
nilüfer sinirli bir tavırla: evet internetten tanıştım, bu benimde ilk buluşmam ne olacak
ömer gülmesini tutmaya çalışarak: yok canım yok Bir şey olabilir tabi ki neden olmasın ben senin gibi ön yargılı değilim nede olsa
ömer ciddileşerek devam ediyor: yaa bırakalım didişmeyi de farkında mısın, bizimkiler gelmedi hala
nilüfer yanıt veriyor: evet ne oldu acaba bir şey mi oldu, yolda falan
ömer içtenlikle: valla ben onu bunu bilmem ama sanırım ikimizde ekildik ve bunu kabul etmeliyiz artık
nilüfer gayet kendinden emin bir tavırla: valla seninkini bilemem aaa benim yaralı şahinim beni asla ekme
nilüferin bu sözleri karşısında ömer heyecanlanır
ve son derece heyecanlı bir tavırla: neeeeeeeeeeeee yaralı şahin mi dedin sennnnnnnnnnnnnn
nilüfer bu tavır karşısında bocalayarak: evet öyle dedim ne var bunda
bu sözden sonra ömer'in kafasında şimşekler çakar: buz perisiiiiiiiiiiiiiiiiiiii, sensinnnnnnnnnnnnnnn
ömer'in bu sözünün ardından nilüferinden de kafasında şimşekler çakıyor: o o o sensinnnnnnnnnnnnnnnnn , yaralı şahin sensinnnnnnnnnnnnnnnnnn
bu sözlerden sonra ikisi de kabus görmüş gibi avazı çıktığı kadar çığlık atıyor ve ikisi de ayrı yöne koşarak koşarak sahneden ayrılıyorlar
VE SAHNE KARARIYOR
SAHNE 4
Sahne aydınlandığında ilk sahnede gördüğümüz cemil beyin evi, ilk sahnedeki yerinde oturan cemil beyin kayınvalidesi müşerref hanım, müşerref hanımın yanında oturan kızı berrin hanım ve başka bir koltukta oturmuş gazete okuyan necmi görülüyor
Müşerref nine necmi'ye yönelerek soruyor: gazetede ne havadisler var evladım, anlat biraz
Necmi gazeteye bakarak yanıtlıyor: birşey yok anneanne ne olsun, yine birileri kömür dağıtıyor, birileri vergileri yükseltiyor, birileri zam yapıyor, birileri birilerini öldürüyor işte
Müşerref hanım yılların bıkkınlığının verdiği ifadeyle yanıt veriyor: desene bugünde hiçbir değişiklik yok, haberlerde
Berrin hanım burada söze giriyor: anne bu ülkenin haberlerinde ne zaman değişiklik oldu ki şimdi olsun
Bu sözlerin ardından sahneye gayet sinirli ve morali bozuk bir şekilde evin kızı nilüfer giriyor
Nilüferin bu halini gören Berrin hanım, kızına yönelerek, merakla soruyor: kızım ne bu halin, ne oldu
Nilüfer hiçbir yanıt vermeden koltuğa oturuyor
Annesi kızının bu tavrından dolayı daha da telaşlanarak: kızım ne oldu sabah çok heyecanlı ve mutluydun, sınavda sorun mu çıktı, sınav var diyordun
Nilüfer hırsla ve ağlamaklı bir şekilde ayağa kalkıyor, sesini yükselterek: yok Bir şey anne yok Bir şey, her şey yolunda tamam mı hiçbir şey yok
Nilüfer bu sözleri söyledikten sonra kimsenin birşey söylemesine fırsat bile bırakmadan hırsla koşarak sahneden ayrılıyor
Necmi gazeteyi bırakarak kardeşinin kopmasını izledikten sonra alaylı bir tavırla: bu kıza yine ne olmuş hey heyleri üzerinde bunun
Anne ve anneanne bilmiyoruz anlamında şaşkın bir ifade ile bakışıyorlar birbirlerine
bu bakışmanın ardından anne endişe ile: umarım önemli birşey yoktur oğlum, umarım
Ve berrin hanımın bu sözlerinin ardından
SAHNE KARARIYOR
SAHNE 5
Sahne aydınlandığında 2nci sahnedeki mithat beyin evi görülüyor, mithat bey ve ailesi evde tam kadro oturup sohbet ettikleri görülüyor
Mithat beyin oğlu ömer dalgın ve düşünceli
Oğlunun bu halini gören melahat hanım oğluna yönelerek soruyor: oğlum ne bu halin, sabah dışarı çıkarken çok neşeliydin öğle üzeri eve geldiğinden beri ağzını bıçak açmıyor, oturduğun yerde öylece kaldın sanki, bir sorun mu var çocuğum
Ömer annesinin ısrarlı soruları karşısında, yorgun bezgin ve üzgün bir tavırla: birşey yok anne sadece biraz yorgunum
Nihat bey burada söze giriyor: ömer bu halini görerek hiçbir şey olmadığına inanmamızı bekleniyorsun herhalde hımm
Ömer yanıt vermiyor babasına ve bitkin bir şekilde durmaya devam ediyor
ömer'in kardeşi özlem anne ve babasına yönelerek: ben şimdi anlarım ona birşey olur olmadığını, siz merak etmeyin
Ve özlem ömer'e yönelerek yumuşak bir ses tonuyla: abi hadi bizim odaya git'te biraz İnternet'e gir, açılırsın, ne dersin
Ömer tavrını hiç değiştirmeden yanıt veriyor: özlem git başımdan yaa, seni çekecek durumda değilim şimdi, beni rahat bırak
Özlem yumuşak tavrını sürdürerek: abi ben çok ciddiyim, hatta biz kızlar burada uyuruz bu gece, sen sabaha kadar istediğini yaparsın bilgisayar başında
Bu sözün ardından özlem diğer 2 kız kardeşine yönelerek: öyle değil mi kızlar
Özge ile özden de ablalarının sözünü onaylıyorlar
Ömer sesini yükseltiyor bir anda: bir daha bu evde internet ve bilgisayar sözcüğü duymak istemiyorum anlaşıldı mı
Ardından ömer kardeşlerine yönelerek: hatta size de yasaklıyorum İnternet'e girmeyi anladınız mı
Özlem anne ve babasına yönelerek fısıltılı bir sesle: evet sorun çok büyük gibi görülüyor
Özden çocuk saflığı ile söze giriyor: sanırım sorun internetteki kızla ilgili, bugün abim onunla tanışacaktı nede olsa
Tam burada osman dede söze giriyor: oğlum ömer internetten tanıştığın kızla buluşmada sorun mu çıktı yavrum
Ömer hırslı ve bezgin bir halde yanıt veriyor: madem bu kadar ısrar ettiniz söyleyeyim, bana anlatmaktan başka çare bırakmadınız zaten
aile pür dikkat ömeri dinlerken ömer hiç hız kesmeden konuşmasına devam ediyor: hani şu İnternet'le tanışıp deliler gibi aşık olduğum ve 2 aydır uğruna pc başından kalkmadığım kız var ya
Aile pür dikkat, hep bir ağızdan: eeeeeeeeee
Ömer devam ediyor: işte o kız kimmiş biliyor musunuz
Aile yine aynı tavırla: eeeeeeeeee
Ömer devam ediyor: o kız, bizim nefret ettiğimiz, asırlar boyu düşman olduğumuz, bakkal cemilin kızı nilüfermiş
Bu söz üzerine melahat hanım, ay bana bir şeyler oluyor dedikten sonra olduğu yere yığılıp kalıyor
Kızları Melahat hanımı ayıltma uğraşı verirken, mithat beyde oğluna yönelerek: ömer doğru mu bu duyduklarım, lütfen doğru olmadığını söyle
Ömer yanıt veriyor: çok üzgünüm baba ama yazık ki doğru
Dede söze giriyor burada, gayet rahat bir tavırla: iyi de mithat neden bu kadar şaşırdınız onu anlamadım, bunda şaşıracak birşey yok ki evladım, babasının kaderi oğlundadır, ben çektim, sen çektin, şimdi sıra ömer de, demek bizim ailede genetik bir lanet var ki hep o ailenin kızlarına aşık oluyor ve kavuşamıyoruz
Ömer dedesinin sözlerini duyunca, heyecanla: sizde mi ?
Mithat bey sözü değiştirmek ister bir tavırla: şimdi bırak oğlum bunlar uzun hikaye, ömer peki ne yapmayı düşünüyorsun bundan sonra
Ömer kararlılıkla yanıt veriyor: bu nasıl bir soru baba, en nefret ettiğim ailenin kızı ile birşey yaşayacağıma ölürüm daha iyi, yok farz edip unutacağım tabi ki
Mithat bey sıkıntı ve hüzünle: acılara hoş geldin oğlum diyor
Ve bu sözle birlikte
SAHNE KARARIYOR
VE PERDE YAVAŞÇA KAPANIYOR
PERDE 2
SAHNE 1
perde açıldığında sahnede 25-26 yaşlarında bir genci telefonla konuşurken görüyoruz ve sahne ışıkları sadece gencin üzerine yoğunlaşmış
genç telefonda: aloo, efendim, hee çiğdem nasılsın yaa çok oldu görüşmeyeli ne var ne yok, hee iyi olmana sevindim, yaa öyle çiğdemciğim, evet evet, onların durumuna bende çok üzülüyorum ama elimizden ne gelir ki, evet yaa ömer de öyle, evet evet ne dışarı çıkıyor ne yemek yiyor ne kimseyle konuşuyor, o da mı öyle, yazık yaa 2 genç kendilerini yeyip bitiriyor valla, ne planı çiğdem aklından neler geçiyor senin, hımmmm güzel plan valla, tamam sen nilüferi o saatte oraya getirebilecek misin, tamam o halde oldu bu iş, sen ömeri bana bırak, tamam biz o saatte orada olacağız ömer'le, umarım işe yarar, ne demek yaa arkadaşlar bunun içindir tabi çiğdem, işe yarasın başka hiçbir şeyin önemi yok, tamam çiğdem yarın orada görüşmek üzere, öptüm canım, by
bu telefon görüşmesinin ardından gencin üzerindeki
SAHNE IŞIKLARI KARARIYOR
SAHNE 2
perde açılıyor ve sahne aydınlandığında sahne bir restoran şeklinde ve sahnede 2 masa var
nilüfer yanında kendi yaşlarında bir kız ile konuşarak sahneye giriyor: çiğdemciğim allah aşkına neden geldik buraya şimdi yahu
Çiğdem yanıt veriyor: biraz hava almaya geldik nilüfer, 3 aydır dışarı çıktığın yok, okula bile gelmiyorsun
Ve çiğdem konuşmasına devam ederken bir yandan da masalardan birine oturuyor 2 genç kız
Çiğdem oturdukları yerde konuşmayı sürdürüyor: okula geldiğinde ise ağzını bıçak açmıyor, hayata küsmüş gibisin, ne oldu sana anlamıyorum, özellikle senin gibi bir insanın bu halde olabileceği hiç aklıma gelmezdi, notların bile düştü çiğdem, sen okulun en başarılı öğrencilerinden birisin
Nilüfer yanıt veriyor: çiğdem sadece geçirmem gereken bir dönem geçiriyorum ve hiç havamda değilim, işte hepsi bu
Bu sırada çiğdemin kafasında bir şimşek çakmışcasına soruyor: kızım yoksa sen aşık mısın, tüm bu yastıkların sanki nasıl desem aşk açısı belirtisidir çünkü
Nilüfer sorudan rahatsız ancak rahatsızlığını belli etmemeye çalışarak: saçmalama çiğdem, ne aşkı, aaa bu tür işlerle uğraşacak boş zamanım mı var benim
Bu sırada ömer yanında bir genç ile sahneye giriyor, ömer'in yanındaki gencin bir önceki sahnede telefonla konuşan genç olduğu görülüyor
Ömer'in sıkıntılı olduğu görülüyor, yanındaki genç ömeri neşelendirmek ister şekilde: hadi be ömer abi, asma suratını artık, 3 aydır böylesin yeter ya, ne kızmış ki seni bu hale getirdi
Ömer'in başı önde hiç yanıt vermiyor, ardından farkına bile varmadan kızların masasının yanındaki masaya oturuyorlar ve ömer ile nilüfer birbirlerinin farkına bile varmadan sırt sırta bir halde oturuyor,
Genç ömer'in tam karşısına kızları görür bir şekilde ve nilüferin arkadaşı çiğdemle yüz yüze gelebilecek bir şekilde oturuyor,
Ve genç tekrar konuşmaya devam ediyor:vay be ne kızmış, abi yaa bu kız sana ne yaptı, internetten nasıl etkiledi ki 3 aydır unutamıyorsun
Ömer başı önde, sıkıntılı bir şekilde yanıt veriyor: çok şey paylaştım ben onunla çetin, sen anlayamazsın tabi, internet hevesi der geçersin, ne desem boş tabi herkes kendi yaşadığını bilir, ilk gün babam ve dedem kolay olmayacağını söylemişlerdi de aldırmamıştım
Ve bu sözden sonra ömer yüzünde acı bir gülümseme ile uzaklara dalarak devam ediyor: meğer ne kadar haklılarmış
Çetin merakla: acın hiç mi azalmadı abi ya, 3 ay boyunca
Ömer tavrını değiştirmeden yanıt veriyor, yüzünde aynı acı gülümseme ile: azalmak mı çetin ? Ne azalması, azalmak şöyle dursun gittikçe artıyor, her yerde onu hissediyorum, hatta şu an bile sanki arkamı dönsem onu görecekmiş gibiyim, nefesini ensemde hissediyorum yahu
Ömer dalgın bir şekilde önündeki masaya bakarken çetin bir an nilüferin karşısında oturan çiğdem ile göz göze geliyor ve oturduğu yerden gözleriyle belli belirsiz bir işaret yapıyor
Bunun üzerine çiğdem belirsiz bir şekilde, başı ile çetinin yaptığı işareti onaylıyor
Ve çiğdem çetinin işaretinin ardından hareketlenerek: nilüferciğim ben lavaboya kadar gidiyorum, hemen dönerim canım, sen bekle oldu mu
Nilüfer yanıt veriyor: tabi ki çiğdem sen rahatına bak, ben bir yere kaçacak değilim, nasılsa zamanımız bol
Çiğdem sahneden ayrılıyor gibi yaparak sahnenin bir köşesinde beklediği görülüyor, tam bu sırada çetin ömer'e yönelerek: ömer abi yaa acele tuvalete gitmem gerekiyor, sana ayıp olmaz değil mi, üzerinize afiyet akşam kuru fasulyeyi biraz fazla kaçırmışımda
Ömer gülümseyerek yanıt veriyor: aman çetin hemen git, maazallah şeytan doldurur
Çetin masadan kalkıyor ve tuvalete gider gibi yaparak sahnenin kenarında bekleyen çiğdemin yanına gidiyor
Çetin çiğdeme yönelerek, heyecanla: nasıl oyundu ama Çiğdem gülümseyerek ve aynı heyecanla: valla oskar alacak adamsın ne diyeyim, peki benim oyunum nasıldı
Çetin yanıt veriyor: mükemmeldin çiğdem
Çiğdem: umarım oyunlarımız işe yarar, bu ikisini aptalca ve nereden başladığı belli olmayan bir düşmanlık yüzünden, bu halde görmeye dayanamıyorum yahu
Çetin yanıt veriyor: evet haklısın çiğdem, aslında birbirlerini çocukluklarından beri deliler gibi seviyorlar ve bu inatları devam ederse aşklarını ve hayatlarını heba edecekler
Çiğdem: hadi biz artık gidelim ne dersin, nasılsa misyonumuzu tamamladık, onlar birazdan birbirlerini görür, çifte kumruları yalnız bırakalım da dünyayı unutsunlar
Çetin çiğdemi onaylıyor ve 2 arkadaş sahneden ayrılıyor
sahnede kısa bir sessizliğin ardından ömer ve nilüfer oturdukları yerde sıkıntıyla etrafa bakınmaya başlıyor
ve ömer bir an arkasına döndüğünde tam arkasındaki sandalyede oturan nilüferi görüyor, ve heyecanını gizlemeye çalışarak: nilüfer
nilüfer, ömer'in sesini duymanın şaşkınlığı ile bir anda arkasını dönerek: ömer senin burada ne işin var
ömer yumuşak bir ses tonu ile: arkadaşla bir şeyler yemeğe ve hav almaya gelmiştik, nilüfer sen nerden çıktın allah aşkın ne zamandır buradasın
nilüferde yumuşak bir ses tonu ile heyecanını gizlemeye çalışarak yanıt veriyor: bende arkadaşla geldim, arkadaş lavaboya kadar gitti gelir şimdi, yarım saattir falan buradayız
sahnede yine kısa bir sessizlik
ve sessizliği ömer bozuyor yine: nilüfer yanlış anlamazsan bir şey sorabilir miyim, ama yanlış anlama lütfen sırf gevezelik olsun diye soruyorum
nilüfer yumuşak bir sesle: tabi ki ömer buyur, tabi sorabilirsin
ömer yutkunarak: şu arkadaşın bayan mı nilüfer bir an düşündükten sonra: evet bayan, okul arkadaşım, senimki ömer yanıt veriyor: benimki bayan değil, yani erkek, şey şaşırdım bir an kusura bakma
nilüfer gülümsüyor
sahnede yine kısa bir sessizlik
sessizliği yine ömer bozuyor: nilüfer bizim arkadaşlar gelmeyecek sanırım, baksana ne kadar geciktiler
nilüfer cep telefonundaki saate bakıyor ve: evet yaa nerde kaldı bu kız, merak etmeye başladım
ömer çekingenlikle: nilüfer yanlış anlamazsan yanına geçebilir miyim, sıkıldım da arkadaşlarımız gelene kadar biraz laflarız ordan burdan ne dersin
nilüfer biraz duraksadıktan sonra: buyur gelebilirsin
ve ömer nilüferin oturduğu masaya gidiyor, bir sandalyeye oturuyor
ömer konuşmaya burada da devam ediyor: eee nilüfer nasılsın görüşmeyeli, uzun zaman oldu
nilüfer yanıt veriyor: iyi sayılır; değişen Bir şey yok yani, her şey güzel, peki sen nasılsın ömer
ömer: bende de aynı işte ne olsun, değişen hiçbir şey yok
ve yeniden sessizlik
Sessizliği nilüfer bozuyor bu kez, sıkılgan bir tavırla: eee ömer anlat bir şeyler, madem geldin buraya konuşalım bir şeyler
Ömer: ne anlatayım nilüfer, dediğim gibi her şey aynı işte
Yine kısa bir sessizlik
Sessizlik arasında nilüfer: üff burasıda çok sıcak oldu değil mi ömer
Ömer: evet haklısın sıcak oldu
ömer devam ediyor konuşmaya: bu ara pek İnternet'e girmiyorum, sen giriyor musun nilüfer
Nilüfer: bende İnternet'e girmiyorum uzun bir zaman oldu
Ömer duygusal bir ses tonu ile: nilüfer seninle internetteki yazışmalarımızı çok özledim biliyor musun
Bu sözlerden tedirgin olan nilüfer, masadan kalkmak üzere hareketleniyor
Ömer hızlı bir hareketle nilüferin elinden tutarak, yumuşak bir ses tonu ile: hayır nilüfer, hayır, lütfen gitme, şimdi olmaz, 3 ay önceki olay tekrarlanmasın, şu anki cesaretimi bir daha toplayabileceğimi sanmıyorum ve belki bu seninle son konuşmamız olacak, lütfen nilüfer söyleyeceklerimi dinleyeceksin, ondan sonra ister gider ister kalırsın
Nilüfer tekrar sakinleşiyor ve sakin bir ses tonu ile: tamam ömer, seni dinliyorum, ne söyleyeceksen söyleyebilirsin
Ömer konuşmasına kaldığı yerden devam ediyor: nilüfer o internetteki konuşmalarımız belki senin için bir eğlence, belki bir zaman geçirme aracıydı eğer böyleyse de haklısın çünkü bende öyle düşünmüştüm başlarda ama böyle olmadığını ve paylaştıklarımızın ne kadar özel olduğunu seni kaybettiğimde anladım, dile kolay 3 az sürekli yazıştık ve nilüfer seni kaybettiğim o günden sonra ne oldu biliyor musun, hayatta hiçbir şeyin anlamı kalmadı, o kadar alışmışım ki senin o tatlı sohbetine, seninle konuşmadığım 95 gece boyunca hiç uyuyamadım ve 95 gün boyunca hiçbir şeye ve hiç kimseye adapte olamadım, 3 aydır bir uyurgezer, bir hayalet gibiyim nilüfer, bu şekilde fazla yaşayabileceğimi sanıyorsan yanılıyorsun, hadi söyleyeceklerimi söyledim, şimdi bir hayatın senin uğruna bitmesine gönlün razı oluyorsa, eğer vicdanın hiç sızlamayacaksa ben yanarken, çek git nilüfer, sakın ardına bile bakma giderken, ailenin saçma sapan düşmanlığını ve kalbindeki korkuları da alarak git burdan, ama şunu bil bu gidersem bu beni son görüşün ve benim ilk ve son aşk dilenmem olacak
Nilüfer bir süre sustuktan sonra kendi kendine konuşur gibi dalgın bir şekilde: sen gerçekten benim için çok mu kolay olduğunu sanıyorsun
Nilüfer ardından bir anda sesini yükseltip haykırırcasına: sen gerçekten benim için çok mu kolay olduğunu düşünüyorsun ya, ben bu kadar mı ruhsuz bir insanım sence, inanamıyorum yaa, aynı acıları hatta çok daha fazlasını bende yaşadım, 3 aydır yaşayan bir ölüyüm ben, inan bana senin acın benimkinin yanında çok uzak kalır
Ömer nilüferin sözünü keserek: nilüfer peki ikinizde bu kadar seviyorsak bu ayrılık neden, ailelerin nedeni belli olmayan saçma düşmanlıklarının cezasını neden biz çekelim nilüfer , o düşmanlığın nedenini sen biliyor musun, biliyorsan bana da söyle çünkü ben bilmiyorum
Nilüfer biraz düşündükten sonra yanıt veriyor: tam nedenini bende bilmiyorum ama asırlardır süren bir düşmanlık bu
Ömer bir anda nilüferin o an masanın üzerinde duran elini sıkıca kavrayarak: öyleyse dedemin dedesinin nedenini bilmediğim düşmanlığının cezasını biz neden çekelim nilüfer, allah aşkına bana 1 tek mantıklı neden söyle bu aşkı yaşamamamız için, 1 tek neden, sana yalvarıyorum
nilüfer biraz önceki haykırışının aksine bu kez gayet sakin bir şekilde ve ömer'in elini tutarak yanıt veriyor: ömer söylediğin her şeyin doğru olduğunu kabul etsem bile 3 aydır sende en az benim senden uzak durduğum kadar uzak durdun benden, şimdi bu ani değişikliğin nedeni nedir?
Ömer: aynı senin gibi bende seni unutmayı denedim, başarabileceğimi sandım ve bunun için çabaladım ama olmuyor işte, bunu anlaman o kadar zor değil nil, lütfen anla beni
nilüfer biraz yumuşamış bir ifade ile: peki ömer, diyelim ki kabul ettik ikimizde duygularımızın akışına bıraktık kendimizi, bunu ailelerimize nasıl anlatacağız söyler misin
ömer nilüferin yumuşamasını fırsat bilip nilüferin gözlerinin içine sevgi ile bakarak ve kızın elini 2 eliyle sevgi ile kavrayarak: nilüfer tarih boyunca sevginin önünde hiçbir güç duramamış, en zor durumlarda bile kazanan sevgi olmuş, bizim ailelerimiz hiç duramaz
nilüfer tam kendini kaptıracakken bir an yanlarında gelen arkadaşları aklına geliyor nilüferin: ömer bizim arkadaşlar ne oldu yahu saatlerdir ortada yoklar ne seninki geldi ne benimki, başlarına Bir şey gelmiş olmasın
ömer gülerek: nilüfer hala anlayamadın mı ?
nilüfer merakla: neyi anlayamadım mı ?
Ömer yüne gülümseyerek: arkadaşların bizi zorla neden buraya getirip çekip gittiklerini
nilüferde utangaçlıkla gülmeye başlıyor: evet anlamaya başlıyorum sanırım, vay beni oyuna getirmek ha ben sorarım çiğdeme bunun hesabını ömer afacanlıkla: aaa nilüfer kızma lütfen, kötü mü oldu yani ben çok memnunum halimden
nilüfer: Bir şey itiraf edeyim mi ömer,
ömer: seni dinliyorum canım
nilüfer çekingen bir tavırla gülümseyerek: çiğdemin şu an yaptığı oyun hayatımda beni en çok mutlu eden oyundu, bende çok memnunum, sanırım 2mizde arkadaşlarımıza teşekkür borçluyuz, sen ne dersin ?
Ömer afacan bir tavırla: eee hayatım ne demişler, iyi dost kötü gün içindir
VE SAHNE KARARIYOR
SAHNE 3
Sahne aydınlandığında cemil beyin evinde buluyoruz kendimizi, evin yaşlı anneannesi müşerref hanım yine her zamanki yerinde oturmakta ve bir diğer koltukta da kızı berrin hanım oturmuş sebze ayıklıyor ve sahneye gayet neşeli bir şekilde nilüfer giriyor
Nilüfer adeta mutluluktan uçarak: hey ben geldim millet
Ardından önce annesine sonra anneannesine sarılıp öperek: sizi çoooook seviyorum
Anneanne torununun bu hali karşısında mutlu bir o kadarda şaşkın bir halde soruyor: kız ne oldu sana, mutluluktan uçuyor gibisin
Nilüfer: evet anneanne bugün içimde bir sevinç var nedense
Berrin hanım: 3 aydır yüzünden düşen bin parçaydı, çık biraz hava al diyordum ama dinleyen kim, allah'tan çiğdem geldi de zoraki çıkardı dışarı, bak yüzüne renk gelmiş yavrum benim
Nilüfer: evet haklısın anne çiğdem olmasaydı asla kendime gelemezdim, sanırım ona büyük bir teşekkür borçluyum
Nene söze giriyor burada: neyse kızımızın morali düzelmiş ya önemli olan o
Nilüfer heyecanla: bugün yemekte ne var anne
Berrin hanım: taze fasulye ayıklıyorum görüyorsun, yanında da pilav yapacağım, beğenmediysen söyle sana başka bir şeyler yaparım kızım
Nilüfer annesine sarılarak: yok yok beğendim anneciğim, sen yaparsın da ben beğenmez miyim, zaten şu an önüme ne gelse yerim valla
Berrin hanım sevinçle: hımm anlaşılan günün çok iyi geçmiş desene
Nilüfer: evet anne olağanüstü bir gündü benim için, tek kelimeyle olağanüstüydü
Annesi muzipçe gülerek: bu olağanüstülüğü neye borçluyuz, biraz anlatır mısın
Anneanne tam burada söze giriyor, muzipçe gülerek: kesin yakışıklı bir oğlandır bu neşenin nedeni
Nilüfer utangaç bir tavırla: amaaaaan utandırmayın insanı yaaa
Berrin hanım: aaa kızım ne varmış bunda utanacak, bizde genç olduk, hem doğanın kuralı bu, seveceksin sevileceksin tabi ki, şimdi söyle bakalım kim bu çocuk, biz tanıyor muyuz
Nilüfer bu sorular karşısında biraz bocalayarak: aman anne ne çocuğu, ne tanıması, valla ben odama gidiyorum
Berrin hanım: aaa valla seni bu kadar mutlu eden çocuğun adını öğrenmeden surdan şuraya bırakmam, ne var bunda kızım, hem kızımı bu kadar mutlu ettiği için ona bir teşekkür borçluyum değil mi
Nilüfer yılgın bir ifadeyle: tamam madem o kadar ısrar ettiniz artık söylemekten başka çare kalmadı, nasılsa bir gün öğreneceksiniz
Bu sözlerin ardından nilüfer başını eğerek: çocuğun adı ömer anne
Berrin hanım heyecanla: kızım hangi ömer, tanıyor muyuz
Nilüfer aynı şekilde başı önde yanıt veriyor: Karsel marketler zinciri sahibi mithat beyin oğlu ömer anne
Anne bocalayarak: kı kız kızım, yanlış duydum sanırım, mithat'ın oğlu dedin gibi geldi
Nilüfer başı eğik ve son derece yavaş bir sesle: evet anne doğru duydun, öyle dedim
Berrin hanım şaşkınlıkla: kızım bu nasıl olur, ne zaman oldu, sen ömer'den nefret edersin, hepimiz o aileden nefret ederiz, nerden çıktı bu kızım
Anneanne müşerref hanım gayet sakin bir tavırla: olmuş işte kızım, susta kızı dinleyelim bir, anlatıyor işte, nilüfer yavrum baştan anlat bakalım, nasıl oldu bu aşk
Nilüfer sakince yanıtlıyor: anneannem biliyor aslında, size söylemedim ama hani aylar önce internet'te tanıştığım bir çocuk vardı ya, hatırladın mı anneanne ?
Anneanne yanıt veriyor: hee hatırladım, şu çocuk, hani sen gece gündüz bilgisayar başındaydın o ara, hatta seni anne babandan korumak için canım çıkmıştı, eee peki bunun bu konuyla ne ilgisi var kızım
berrin hanım öfkeyle ve şaşkınlıkla: ohoo bizim kız neler yapıyor, annemizin haberi var ama bize haber veren yok
anneanne kızına yönelerek: dur şimdi kızım şu kızı dinleyelim, bir dur yahu hemen celallenme
daha sonra anneanne nilüfere dönerek: evet kızım anlat, seni dinliyoruz
Nilüfer: işte o çocuk ömermiş, bende bilmiyordum 3 ay önce öğrendim
anneanne yanıt vriyor: bu kızın 3 aydır neden bu halde olduğu şimdi anlaşıldı
Nilüfer: evet anneanne inanın çok unutmaya çalıştım ama kahretsin olmuyor işte ve bugün çiğdemle çıktığımızda ömer'le karşılaştık, biz yeniden başlamaya karar verdik, bilmiyorum anne kafam çok karışık
berrin hanım önce annesi ile göz göze geliyor daha sonra bitkin bir şekilde iç çekerek: offffff offfffffffffff korktuğum başıma geldi işte sonunda
anneanne rahat bir tavırla: bir gün bunun olacağını biliyordum zaten, o lanet ailenin oğlanları bizim kızlarımızın yakasını ne zaman bıraktı ki şimdi bırakacak, atalarımız boşuna dememiş armut dibine düşer diye, hadi buyrun bakalım ayıkla pirincin taşını
berrin hanım ilk şoku atlatıp biraz sakinleştikten sonra: kızım, kızım ben seni ne yapayım bilmem ki koskoca internet'te bula bula ömeri mi buldun yaa nilüfer mahcup: ne desen haklısın anne, ne yapayım oldu işte, çok kızmadınız değil mi bana
burada sözü anneanne alıyor: neden kızalım kızım , bizde senin yaşında olduk ve gönüle söz geçmeyeceğini en iyi bilenlerden biriyim ben, böyle yaşlı doğmadık nilüfer, sen onların ne mal olduğunu çok iyi biliyorsun zaten, kalbine çok direndiğine eminim ama Bir şey yaşanacaksa yani kaderinde varsa sen ne kadar diren sende hayat seni oraya doğru sürükler kızım, senin hiçbir suçun yok, bunu annende bende çok iyi biliyoruz, ama babana ve abine nasıl anlatacağız orasını bilemem
nilüfer anneannesinin bu sözlerinden sonra annesi ve anneannesine bir kez daha sarılıp öpüyor: sizleri çok seviyorum canım ailem benim
bu sırada nilüferin babası cemil bey ve abisi necmi giriyor sahneye
Necmi sahneye girer girmez heyecanlı bir tavırla: merhaba millet, naber ne var ne yok
Berrin hanım kocası ve oğluna yönelerek: hoş geldiniz, gününüz nasıl geçti bakalım
Cemil bey sakin: iyi geçti işte ne olsun her zaman ki muhabbetler, her şey aynı, peki sizin gününüz nasıl geçti
Berrin hanım: bizimki de aynı bildiğin gibi, bu yaramaz çocuk seni üzecek birşey yapmadı değil mi dükkanda
Cemil bey gülümseyerek: eh işte biraz ama olacak o kadar artık
Cemil bey koltuğa kızının yanına oturuyor
Bu sırada necmi annesine yönelerek: anne karnım çok aç, ne yemek var
Berrin hanım yanındaki henüz ayıklanmış fasulyeleri göstererek: şimdi bunları ocağa koyacağım, yanına da pilav yapacağım, hele oturup biraz konuşalım da ondan sonra
Ve necmi de anneannesinin yanına oturuyor anneannesinin yanaklarından öptükten sonra: sen nasılsın anneanne iyi misin
Anneanne biraz bitkin bir ifadeyle: ah ah nasıl olayım oğlum, yaşlandık oturup duruyoruz, eee oğlum senin nasıl geçti, bu baban fazla sıkıştırmadı değil mi seni dükkanda
Necmi yanıt veriyor: yok anneanneciğim aramız gayet iyiydi merak etme sen
Anneanne bu kez oturduğu yerden cemil beye sesleniyor: eee damat hoş geldin, sen nasılsın bakalım
Cemil bey birden birşey hatırlamış gibi: hee kayinvalideciğim kusura bakma kızımla sohbete dalmışım sana hatır soramadım, iyiyim anneciğim çok iyiyim nilüferimi eskisi kadar mutlu ve neşeli gördüm daha iyi oldum, 3 aydır odasından çıkmıyordu adeta hayalet gibiydi ne olmuş bu kıza bugün
Bu sırada necmi kısık bir sesle: sorma ne kadar rahattık 3 aydır, yine açılmış bu kızın çenesi anlaşılan
Berrin hanım bu sırada cemil beye yönelerek: evet cemil haklısın kızımızın bu halini ne kadarda özlemişiz değil mi
Cemil bey mutluluk ve gururla: evet gerçekten çok özlemişiz de bu mutluluğu neye borçluyuz bugün anlamadım
Necmi bu sırada söze giriyor: neye olacak baba herhalde sokakta yakışıklı bir oğlan görmüştür
Cemil bey sinirlenerek: necmi doğru konuş kardeşin hakkında, hayatında bir kere de ağızından düzgün laf çıkamaz mı canım
Berrin hanım bir an durgunlaşıyor: cemil kızımız nilüferin sana söyleyecekleri var sanırım
Nilüfer: anne şimdi sırası mı
Berrin hanım: söyle kızım baban da bilsin artık, bugün yada yarın ne fark eder ki, nasılsa öğrenecek, hem başkasından duyacağına senden duysun, hadi kızım daha fazla gizleme
Cemil bey bir kızına bir karısına bakarak: ne oluyor yaa, hadi anlatın artık, meraklanmaya başladım
Nilüfer yutkunarak: babacığım ben 6 ay önce internet'te biriyle tanışmıştım
Cemil bey heyecanla ve öfkelenerek: nee internet mi
cemil bey karısına dönerek: hanım ne diyor bu kız internet falan
berrin hanım sakinleştirmeye çalışarak: sakin ol da bir dinle cemil, bende şimdi öğrendim bu olayı, senin kadar bende şaşkınım
Nilüfer annesine dönerek: anne ben daha fazla devam edemeyeceğim, lütfen sen anlatır mısın Nilüferin bu sözü üzerine berrin hanım kocasının gözlerinin içine bakarak başlıyor konuşmaya: cemil, nilüferin internet'te tanıştığı çocuk var ya cemil, o çocuk kimmiş biliyor musun
Cemil bey merakla: eee kimmiş, gevelemeyi bırakın da anlatın artık yahu
Berrin hanım: o çocuk bizim manyak mithat'ın oğlu ömermiş
Cemil bey telaşla: ne nee neeeee ne dedin sen
Berrin hanım tavrını hiç bozmadan tekrarlıyor: kızımızın internet'te konuştuğu çocuk manyak mithat'ın oğlu ömermiş diyorum, kızımızın 3 aydır üzüntüsü o ömeri unutmak içinmiş
Evin oğlu necmi burada öfkeyle söze giriyor: bir kızı bu kadar şımartırsanız olacağı budur tabi, ya davulcuya gider ya manyağa, söylüyorum ama dinleyen yok ki
Cemil bey öfkeyle: yani kızım aylardır o gerizekalı'nın yüzünden mi perişan olmuş, yedim lan onu
Cemil bey tam öfkeyle kalkarken, berrin hanım ve kızı cemil beyi sakinleştirerek tekrar yerine oturtuyorlar
Berrin hanım: cemil lütfen biraz sakin ol, şu an ömeri veya mithat'ı yemenin kızımıza hiçbir yararı olmaz unutma, sakince düşünmeli ve mantıklı karar vermeliyiz
Cemil bey biraz sakinleşerek: evet galiba haklısın, eee peki şimdi bana bunu neden anlattınız 3 ay önce bittiyse
Bu kez nilüfer yanıt veriyor: evet baba bitmişti ama bugün ömer'le bizim ortak arkadaşlarımız bizim üzüntümüze dayanamayarak bir plan yapmış ve ömer'le bizi haberimiz olmadan buluşturdular ve konuştuk, bu sevgiye bir şans vermek istiyoruz baba, siz ne dersiniz bilemiyorum
Cemil bey bezginlikle: tövbe estağfurullah, kızım koskoca türkiye de başka erkek bulamadın mı yaa, bulamadın mı, hemde internetten pes doğrusu
Nilüfer öfke ve üzüntüyle: ne yapayım baba gönül bu, benim çok mu hoşuma gittiğini sanıyorsun bu durumun ama elimde olan bir şey değil ne yapayım intihar mı edeyim söyle, kendimi camdan mı atayım
Cemil bey bir süre yanıt vermeden düşünüyor
Daha sonra kendi kendine düşünür gibi yavaş bir sesle: benim çocukluğumdan beri hayatımı mahvetmek için elinden geleni ardına koymayan, okulda notlarımla oynayan, iş hayatında elinden geldiğince önüme barikat koyan ve bunlar yetmiyormuş gibi karımda gözü olan, hatta kendi düğünümde karımı kaçırmaya kalkacak kadar ileri gidebilen bir insana benim kızım, benim öz kızım gelin mi olacak
Bu sözlerin ardından cemil bey bir anda sesini yükseltip haykırarak: hayır bu olamaz, bu kesinlikle olamaz, benim kızım, benim güzel kızım o manyak adam ve o deli karısının gelini olamaz
Tam bu sırada babasının sözlerini duyan necmi öfke ile ayağa fırlıyor: baba ne diyorsun sen, manyak mithat düğününüzde annemi mi kaçırmaya kalkıştı, şimdi yedim ulan onu da sülalesini de
Bu sırada çıkmak üzere davranan necmi'nin kolundan anneannesi sertçe yapışıyor: saçmalamayın allah aşkına, 30 yıl önce gençlikte olmuş bir şey, sende otur oturduğun yerde necmi, torunum falan demem alırım ayağımın altına
Ve bu hengame arasında
SAHNE KARARIYOR
SAHNE 4
Sahne aydınlandığında bu kez mithat beyin evindeyiz, mithat bey, melahat hanım, 3 kızı ve mithat beyin babası osman bey evde bir arada oturup sohbet ediyorlar
ve sahneye mithat beyin oğlu ömer giriyor, ömer'in mutluluğu gözlerinden okunuyor adeta ve yerinde duramaz bir halde
ömer mutlulukla haykırırcasına: nasılsınız ey millet bugün çok güzel bir gün, hepinizi çok seviyorum
özge kaprisli bir tavırla: hıhh bu ailede herkesin deli olduğu yetmiyormuş gibi gittikçe de çıldırıyorlar, hale bak yaa
ömer kardeşinin tavrına hiç aldırmadan, yine aynı mutlu tavrıyla, sanki başka bir boyuta geçmiş gibi konuşmasını sürdürüyor: şu an o kadar mutluyum ki, şu 3 tane uyuz kızı bile seviyorum
özlem şaşkınlıkla: abi sana ne oldu, ayazda falan mı kaldın
ömer yine aynı tavırla konuşmayı sürdürüyor: şu an o kadar mutluyum ki kafama istediğin kadar terlik fırlatabilirsin umurumda bile değil
küçük özden söze giriyor: bence abim şu an burda değil, başka bir alemde, o yüzden boşuna konuşmaya çalışmayın onunla çünkü pek duyduğunu sanmıyorum
melahat hanım daha fazla dayanamayarak soruyor: oğlum sana ne oldu, bugün bir değişiklik var
ömer tavrını bozmadan: ne olmuş anne birşey mi var
anne yanıt veriyor: ne bileyim oğlum, çok mutlu gibisin, bir tuhafsın, aylardır yüzünden düşen bin parçaydı, birden böyle görünce şaşırdık işte ne bileyim
ömer mutlulukla haykırıyor bu kez: aşık oldum anne aşık ve üstelik hayatımın kadını beni sonunda kabul etti, bundan büyük mutluluk olabilir mi anne söyle bana olabilir mi
özge küçümser bir tavırla söze giriyor: hıhh kıza şimdiden acımaya başladım işte
özlem mutluluk ve şaşkınlıkla: çok sevindim abiciğim, söylesene kim bu kız
mithat bey mutlulukla: ooo oğlum hayırlı olsun, çok mutlu oldum bu habere, keyfim birden yerine geldi doğrusu, sahi ömer kim bu gelin adayımız
ömer coşkuyla: aslında siz biliyor unuz, aylar önce anlatmıştım zaten, fazla da ağzımda döndürmeyeceğim sözü, anne, baba, dede, ben bakkal cemil'in kızı nilüferle bugün tekrar görüşmeye başladım
mithat bey derin bir offf çekmekle yetiniyor sadece
melahat hanım feryadı basıyor: hayır, olamaz, hemen ayrılacaksın, hayır, hayır kesinlikle olamaz, ben oğlumu o ailenin kızı için büyütmedim, cesedimi çiğnemen gerek o kızı buraya gelin olarak sokmak için
mithat bey karısına sinirlenerek: melahat biraz susar mısın, cesedini çiğnemesi gerekiyorsa çiğneyemeyeceğini nereden çıkarıyorsun ki sen, ömer de kız da koskoca insanlar, ikisi gerçekten istedikten sonra kimse önlerine çıkamaz, biraz bağırmayı bırak ta sağlıklı düşünmeye çalış
özlem endişe ile babasına yönelerek: nasıl yani baba, şimdi sen ömer'in o ailenin kızı ile ilişkisine izin mi vereceksin
baba gülümseyerek: kızlar siz henüz küçüksünüz ve bu işleri bilmiyorsunuz, oğlumu sevmediği bir kadınla evlendirip ömrü boyunca mutsuz olduğunu ama mutlu rolü yaparak acı çektiğini göreceğime, oğlumun mutluluğu için sevmediğim bir aileye katlanırım daha iyi
kızlar ve melahat hanım hep bir ağızdan: baba iyi misin gerçekten yaa, bu nasıl olur
mithat bey yanıt veriyor: evet hayatımda hiç olmadığım kadar iyiyim
ve burada osman dede söze giriyor: şaşırdınız biliyorum ama bilmediğiniz şeyler var çocuklar, ben mithat'ı çok iyi anlıyorum şu an, uzun bir hikaye, şimdi anlatmam mümkün değil ama babanız şu an 30 yıl önceki hayalini ömer'le gerçekleştiriyor ve ben onu çok iyi anlıyor ve destekliyorum, hem bu asırlar boyu süren düşmanlığı bitirmek için bir fırsat olabilir, benim dedemin dedesi müşerref hanımın dedesinin dedesinin kümesteki tavuğunu çalmışsa bunda şu an burada yaşayan kimsenin hiçbir suçu yok, dedemin dedesi hırsızmış zaten, dedemde sevmezdi
sahnedeki herkes şaşkınlıkla: neeee asırlardır düşmanlığın tek nedeni bu muydu yani
osman dede neden şaşırdıklarını anlayamamış bir tavırla: evet buydu tabi, ne bekliyordunuz
mithat bey şaşkınlık ve öfke karışımı bir halde: baba bunu neden yıllardır anlatmadın bize
osman bey: sormadınız ki evladım
mithat bey birden ayağa kalkıyor: yürüyün gidiyoruz
melahat hanım telaşla soruyor: gecenin bu saatinde nereye gidiyoruz mithat
mithat bey telaşla: hadi yürüyün hadi ömer'e kız istemeye gidiyoruz, giderken yolda birde tavukçuya uğrar tavuk alırız, hem bu saatte açık çiçekçi falan da vardır, çiçek çikolata da yaptırırız, hadi hala duruyorlar yahu, hadi hazırlanın da gidelim
melahat hanım telaşla: be adam bu saatte kız mı istenir yahu, adamlar uyumuşlardır bile, sen deli misin
mithat bey yanıt veriyor: uyudularsa daha iyi ya, uyku sersemi hayır diyemezler, bak hala konuşuyor, hadi gidiyoruz bırak konuşmayı da hazırlan,
ardından mithat bey ömer'e yönelerek: oğlum sende üzerine düzgün bir şeyler giy, damat sensin öyle değil mi
ömer telaşla: tamam baba
mithat bey oğlunun ardından kızlarına yönelerek: hadi kızlar bir şeyler giyinin çıkıyoruz
özge diğerleri ile ayağa kalkarken alaylı bir dille: bu komediyi kaçıramam işte
bu telaşın içinde osman dede de telaşla ayağa kalkıyor: durun yavaş olunda bende üzerime bir şeyler giyineyim çocuklar, nede olsa müşerref hanımın evine gidiyoruz değil mi yaa
ve bu telaş arasında
SAHNE KARARIYOR
SAHNE 5
Sahne aydınlandığında yeniden cemil beylerin evimdeyiz, bu kez evdeki herkes pijamaları ile oturuyor ve herkesin yüzüne uyku mahmurluğu çökmüş durumda, ellerinde çay bardakları yani sahnede tam bir ev hali yaşanmakta
Ve berrin hanım annesinin uyukladığını fark ediyor, yavaşça annesinin yanına giderek hafifçe dürtüyor, yumuşak bir sesle: anne uyuyorsun, yerine git yat istersen
Müşerref hanım hafifçe gözlerini aralayarak, uyku mahmuru bir halde: kızım şu diziyi izliyorum, bitsinde yatayım
Berrin hanım annesinin yanından ayrılıyor ve çay bardaklarına yönelerek soruyor: cemil, çocuklar çaylarınız bitmiş doldurayım mı
Çocuklar ve cemil beyden onay aldıktan sonra bardakları alarak sahnenin dışına doğru yönelirken sahnede kapı zili sesi duyuluyor
Cemil bey biraz telaşlanarak: kim olabilir ki bu saatte
Nilüfer ve necmi oturdukları yerden kalkmak için davranarak: ben açarım, ben açarım
Berrin hanım sakin bir tavırla: siz oturun çocuklar ben açarım, aaa niye bu kadar telaşlandınız canım kim olacak, ya üst komşu şeker istiyordur, ya alt komşu yumurta
Ve berrin hanım elindeki çay tepsisiyle birlikte sahnenin karanlık yanına doğru giderek gözden kayboluyor
Sahnede bir insan gürültüsü, ardından mithat bey ve ailesi az önce sahneden ayrılan berrin hanımı da yanlarına alarak sahneye giriyor, ömerin elinde bir buldu gül ve bir paket çikolata, osman dedenin elinde ise 1 paketlenmiş piliç olduğu göze çarpıyor, bu sırada berrin hanımın yüz ifadesi şaşkın ve tedirgin
Evin oğlu necmi, Mithat bey ve ailesini görür görmez öfkeyle mithat bey ve ömerin üzerine davranarak: lan bu ırz düşmanları nerden çıktı, lan sizi geberteyim de dünya temizlensin lan
Necmi, mithat bey ve ömerin üzerine saldırıyor ancak nilüfer, cemil bey ve berrin hanım necmiyi tutarak sakinleştiriyor
Ardından cemil bey öfkeyle sert bir şekilde: gecenin bu saatinde ne işiniz var sizin burada allah aşkına
Bunun üzerine melahat hanım sıkıntılı bir tavırla: hadi mithat gidelim burdan, zaten ne işimiz var gecenin bu saatinde bu insanların evinde
Ardından mithat beyin büyük kızı özlem yavaş bir sesle: evet baba gidelim yaa, hala ne duruyoruz
Mithat bey gayet rahat bir tavırla yanıt veriyor: durun yahu nereye gidiyoruz, daha yeni geldik
Mithat beyin ortanca kızı özge öfkeli bir tavırla: ben bu rezalete daha fazla dayanamayacağım: ben sizi arabada beklerim
Bu sözün ardından özge hızla sahneden ayrılıyor
Mithat bey gülümseyerek: çocuk işte
Özlem ve annesi çaresiz hiçbir tepki vermiyor
Ve müşerref hanım uyukladığı yerde gözlerini aralayarak: ne bu gürültü yahu
Ardından mithat bey ve ailesini görüyor ve şaşkınlıkla: aaa üstüme iyilik sağlık, siz nerden çıktınız gecenin bu saatinde
Mithat bey gayet sakin bir tavırla: sizde eve gelen misafir böyle mi karşılanır, geldik işte kötü mü oldu, oturup sohbet ederiz ne var yani
Cemil bey yine sert bir şekilde: evet mithat, gecenin bu saatinde gelen misafir aynen bu şekilde karşılanır, hem bu saatte ne sohbeti, sabahları erken kalkıyorum ben senin gibi patron değilim ve şu an uyumak istiyorum, siz en iyisi şimdi gidin ve biz bu geceyi hiç yaşanmamış sayalım ne dersiniz
Mithat bey bu sözleri hiç duymamış gibi oturuyor ve yanındakilere oturduğu yerden seslenerek: hadi oturun çocuklar, melahat sende yanıma otur şöyle, ev sahipleri siz neden ayaktasınız otursanıza, ömer, oğlum sende onları elinde tutma artık, nilüfer kızımıza ver de bir vazoya falan koysun, baba sende onu berrine ver artık kızartır bir akşam
Herkes çaresiz mithat beyin sözüne uyuyor ve oturuyor, ömer oturmadan önce nilüfere elindeki çikolata ve çiçeği uzatıyor, osman dede ise elindeki paketlenmiş piliçi berrin hanıma uzatıyor, nilüfer çiçeği ve çikolatayı sahnedeki masanın üzerine bırakarak oturuyor, annesi berrin hanım ise piliçi sahnenin dışındaki mutfağa götürüp geliyor
Osman dede berrin hanıma piliçi verirken müşerref hanımın dikkatini çekiyor: osman bey o nedir?
Osman bey gayet rahat: ne nedir müşerref hanım ?
Müşerref hanım tekrar soruyor: o elinizdeki, paketlenmiş tavuğa benzeyen şeyi soruyorum
Osman tavrını hiç bozmadan: haa o mu, dedemin dedesi hırsız bedrinin sizin dedenizin dedesinden çaldığı tavuk
Müşerref hanım şaşkınlıkla: sizin dedenizin dedesi bizden tavuk mu çalmış ?
Osman dede yanıt veriyor: evet tabi, zaten ailelerin tüm düşmanlığı oradan başlamış ya,
Müşerref hanımın şaşkınlığı daha da artıyor: yani asırlardır süren bunca olayın nedeni, sadece bir tavuk muymuş
bu sırada cemil bey ve ailesi şaşkınlıkla osman bey ve müşerref hanımı dinliyor
Osman bey yanıt veriyor: evet öyleymiş müşerref hanım, bana da dedem anlatmıştı, dedem rahmetli nur içinde yatsın dedesini hiç sevmezdi de, bizi toptancızadelerle düşman etti derdi hep, o zamanlar sizlere toptancızadeler ederlermiş biliyorsunuzdur daha
sonra osman dede mithat bey ve çocukları göstererek: bende bizim çocuklara bu gece anlattım bu hikayeyi, mithat oğlum sağ olsun hikayeyi duyar duymaz hemen size gelip bu durmalığı bitirmek istedi
Ve sözü mithat bey alıyor: evet hikayenin gerçeğini duyar duymaz bu asırlar süren gereksiz düşmanlığı bitirmek istedim ve düşmanlığın nedeni tavuk olduğu için bir tavuk getirerek bu düşmanlığın kaynağını yok etmek istedim, kendimiz için olmasa da çocuklarımız Için, bakın çocuklar birbirlerini sevmiş bizim ve dedelerimizin saçmalığı yüzünden neden onlar acı çeksin ki, saat biraz geç ama ne yapalım olayı duyar duymaz daha fazla vakit kaybetmemek istedim açıkçası, zaten asırlardır yeterince vakit kaybetmişiz, gerçi bu saatte canlı tavuk bulamadık ama artık bununla idare edeceğiz, zaten böylesi daha iyi şişirilmeye hazır, canlısını getirseydik şimdi berrin hanıma bir sürü iş çıkacaktı
Müşerref hanım yanıt veriyor: iyi etmişsin mithat oğlum, çok iyi etmişsin ama bari bir haber verseydiniz de üzerimize bir şeyler giyseydik, böyle pijamalarla geceliklerle olmadı ki
Bu sözü duyan osman dede söze giriyor: aaa düşündüğün şeye bak müşerrefçiğim, sen her halimle güzelsin
Müşerref hanım osman dedenin bu sözlerine gülümseyerek yanıt veriyor
Kısa bir sessizlik
Sessizliğin ardından sözü cemil bey alıyor: mithat yani bu kadar kolay mı senin için
Mithat bey: ney bu kadar kolay mı cemil ?
Cemil bey yanıt veriyor: yani asırlardır karımın sülalesine yaptıklarınız, hadi onu bırak berrin beni seviyor diye senin ilkokuldan bu yana bana yaptıkların, okul hayatını berrinle bana zindan etmen, düğün günümü bana zehir ettin, iş hayatında her fırsatta ayağıma çelme taktın, şimdi de gecenin bu saatinde 1 tavukla gelmiş, tüm aileni de getirmiş benden herşeyi unutmamı istiyorsun ve eminim birazdan kızımı isteyeceksin değil mi, peki ben yıllardır berrine ve bana olan kinini bu kızdan almayacağını ne bileyim söyler misin, yaptığın tüm oyunlar gibi bununda bir oyun olmadığını nerden bileyim, ben sana nasıl güvenip kizimi vereyim mithat
Kısa bir sessizlik
Ve sessizliğin ardından mithat bey yanıt veriyor: bak cemil şu an karımın ve çocuklarımın yanında itiraf ediyorum evet seni çocukluğumdan beri kıskandım çünkü benim ölürcesine sevdiğim kız seni seviyordu ve benden nefret ediyordu, cemil sen birini severken sevdiğin insanın başkasıyla mutlu olduğunu görmek insana ne büyük bir acı verir biliyor musun, işte tüm hırsım bu nedenleydi, bu nedenle bu kadar zengin,bu nedenle bu kadar güçlü oldum ama cemil hiçbir servet, hiçbir güç o acıyı dindiremiyor biliyor musun, ama sen o acıyı hiç çekmedin cemil çünkü sevdiğin insan hep yanındaydı, benim ve hayatın koyduğu engellere sevginizle nede güzel direndiniz, cemil işte ben şu an bunun için burdayım, yani oğlumun benim yaşadığım boşluğu yaşamaması ve sizin gibi mutlu olması için,
Mithat beyin konuşmasını dinleyen melahat hanım biraz bozulsa da o an hiçbir tepki vermiyor
Ardından mithat bey yalvarır bir tavırla: sende bir babasın anla beni, oğlum için geldim, kızın içinde hiç korkma bundan böyle oda benim bir kızım, kendi kızlarımdan asla ayırmam
Bu sırada söze ömer giriyor: cemil baba içiniz rahat olsun, nilüferin saçının teline zarar veren öz babam bile olsa onun canını ben kendim yakarım
Bu sözler üzerine mithat bey devam ediyor: cemil görüyorsun işte, ben senin kızını almıyorum aslında, sana oğlumu veriyorum, hadi cemil inat etme
Cemil bey yanıt vermiyor
Bunun üzerine berrin hanım: hadi cemil inat etme, bak 40 yıllık manyak mithat bile oğlu için bizim ayağımıza gelmiş af diliyor, sanırım sende bu 2 genç için bu kadarını yapabilirsin değil mi, hadi cemil inat etme
Cemil bey sıkıntılı bir şekilde: tamam kızım için seni affediyorum mithat
Mithat bey rahatlamış bir şekilde gülümseyerek: haa şöyle be cemil
Mithat bey aynı tavırla devam ediyor: şimdi uzatmadan konuya geçelim, bu konu da tatlıya bağlansın, efendim allahın emri, peygamberin kavliyle kızımız nilüferi oğlumuz ömere istiyoruz
Cemil bey son kez kızının gözlerine bakıp onay aldıktan sonra, madem oğlanla kız anlaşmış bize de laf düşmez, verdim gitti
Cemil beyin sözlerinin ardından sahnedeki herkes mutlulukla alkış tutuyor ardından birbirine sarılıp öpüşüyor
O kargaşa arasında osman dedenin sesi duyuluyor: duruuuun birşey söyleyeceğim
Bir an herkes olduğu yerde kalarak osman dedenin söyleyeceklerini merakla dinlemeye başlıyor
Osman dede heyecanla: hazır aileler barışmışken anneniz müşerref hanıma da ben talibim
Bu sözlerin ardından
SAHNE KARARIYOR VE PERDE YAVAŞÇA KAPANIYOR
Perde açıldığında tüm oyuncular selam veriyor ve oyun bitiyor
SON
ERGÜL DAĞCI
daggul (ergül dağcı) tarafından 31.08.2009 22:49:13 tarihinde eklendi ve 133 gösterildi.
| SANAL NEFRET, GERÇEK AŞK isimli esere henüz yorum yazılmamış. |
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
31.08.2009
Okunma:
133
Yazara ait bilgiler:
daggul
(ergül dağcı)
|