E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

ÖNYARGI






ÖNYARGI

perde 1

sahne 1




Bir pastane dekoru ve sahnenin tam ortasında 2 adet masa, masalardan biri boş, öteki masanın etrafında oturan 20li yaşlarda 2 genç, birinin yanında körlere has beyaz baston, otelinin yanında koltuk değnekleri dikkat çekiyor

yanında koltuk değneği olan söze başlıyor: arkadaş okulu bitireli kaç yıl oldu hala iş arıyoruz iyi mi

beyaz bastonlu devam ediyor: eee bu işler böyle ahmet, bizler için yaşamak bir dert, okumak bir dert, okursun iş bulmak bir dert

tam o sırada uzun boylu ve oranın çalışanı olduğu giyiminden belli olan genç garson geliyor ve söze giriyor: ne alırdınız efendim

beyaz bastonlu yanıt veriyor: neler var

garson hafif rahatsız olmuş bir halde, menü karşı panoda yazılı efendim

beyaz bastonlu: afedersiniz görmemişim
ardından kafasını kaldırıp boş bir duvara doğru bakar gibi yaparak: hee tamam şimdi gördüm,

koltuk değnekli olan ahmet gülümseyerek söze giriyor, garsona bakarak: bize 4 peynirli açma 2 kola getir

garson siparişleri getirmek üzere uzaklaşıyor

ahmetin gülümsemesi dahada artıyor: ayy metin sen neden böylesin ya

beyaz bastonlu da bu sırada gülümsemeye başlıyor ve yanıt veriyor: eee ahmet hayattaki zorluklardan biri de böyle salaklara laf anlatmak işte
beyaz bastonlu metin devam ediyor: senin memur sınavındanda mı sonuç çıkmadı ahmet

ahmet yanıt veriyor: yok be metin puanı tutturduk ama kabul etmediler sakatız ya dünya da yerimiz yokmuş

1
metin sözü alıyor: eee öyle ahmet ne yapalım

bu konuşmalar olurken sahneye biri tekerlekli iskemlede spastik engelli, diğeri iskemleyi süren 2 genç bayan giriyor ve sahnedeki boş masaya yaklaşarak
önce tekerlekli iskemleyi süren genç bayan iskemleyi masaya iyice yaklaştırıyor, sonra kendisi masanın karşısına oturuyor

ve arkadaşına doğru dönerek, yumuşak, sevecen bir sesle: rahat mısın nurgül

tekerlekli iskemledeki bayan, kasılmalardan dolayı konuşmakta biraz zorlanarak yanıt veriyor, evet rahatım ezgi sen rahatına bak

bu arada nurgülün başı kasılmalardan dolayı sürekli beylerin oturduğu masaya dönmektedir, ve yine kasılmalardan dolayı arada gözlerini kırpıştırmaktadır nurgül

yan masada ahmet metine doğru fısıldayarak konuşur: metin yan masaya kızlar geldi bize bakıyor

metin aynı ses tonuyla yanıt veriyor: saçmalama oğlum, biz bir kör, bir topal oturmuşuz, kızlar bizi ne yapsın

ahmet yanıt veriyor: valla bakıyor abi, kızın biri tekerlekli iskemlede

metin gülerek: he şimdi oldu başka türlü olamazdı zaten

bu arada kızlar masalarında kendi aralarında fısıldaşıyor
nurgül konuşuyor: ya rezil oldum ezgi, başımı çeviremiyorum çocuklar şimdi yanlış anlayacaklar ya, birde gözlerim kırpışıyor

ezgi gülerek yanıt veriyor: boşver nurgül çok çok kendilerini birşey sanıp sevinir salaklar, hem biraz dalga geçeriz fena mı?

ve kızlar gülüşüyor

bu sırada garson beylerin siparişini getirip masaya koyduktan sonra bayanların masasına yöneliyor, nazik bir tavırla: ne alırdınız efendim

ezgi yanıt veriyor: ben bir limonata ve sade açma, birde kavukgöğüsü alayım
ezgi bunları söylemesinin ardından nurgüle dönüyor: nurgül sen ne istersin canım

nurgül kasılmalardan dolayı zorlukla yanıt veriyor: aynısından

aynı zamanda bu sırada nurgülün kolundaki kasılmalar nedeniyle garson sipariş alırken nurgülün garson tarafındaki kolunun devamlı garsona dokunduğu görülüyor, garson bundan rahatsız olup yana çekilmeye çalışsada nafile, nurgül garsonun bacaklarına göğüsüne her yerine istemsiz olarak çarpıyor ve dokunuyor, garson sıkılarak ve zoraki de olsa siparişleri alıp uzaklaşıyor

garson uzaklaştıktan sonra ezgi kendini tutamayarak gülmeye başlıyor

ezginin gülmesiyle, nurgül mahcup bir tebessümle, ben burada rezil olmuşum sen gülüyorsun ya, oasıl arkadaşsın sen

ezgi gülerek yanıt veriyor: ne rezil olması nurgül ya, ne güzel istediğim erkeğe göz kırpıyorsun istediğini taciz ediyorsun, bahanende hazır kimse birşeyde diyemiyor, ne güzel ya, sana özenmemek elde değil
2
nurgül bu sözlerden sonra biraz kızarıyor: ya sanki bilerek yapıyorum, şunun söylediği lafa bak ya

ezgi afacan bir ifadeyle: hadi hadi utanma, össde de birinci oldun zaten, sen hepimize nal toplatırsın valla

nurgül gülümseyerek onaylıyor bu sözleri

ezgi devam ediyor: yalanmı yani biz zar zor tutturduk, sen birinci oldun ya

nurgül yanıt veriyor gülerek: demek ki çalışmamışsın ezgi hanım çalışanı kıskanma lütfen

bu arada garson geliyor siparişleri getirmek için
ve siparişleri tam masaya yerleştirecekken, nurgülün kolu istemsiz bir şekilde tepsiye çarpıyor ve tepside ne varsa garsonun üzerine boca oluyor

garson bunun şokuyla, 2 3 adım geri gittiğinde ise yan masada o an beyaz bastonu ile oynayan metinin bastonuna ayağı takılıyor ve yüzü koyun yere kapaklanmaktan kurtulamıyor, ve oradan toparlandığı gibi koşarak gözden kayboluyor

metin merakla soruyor: burda ne oluyor ahmet o ses neydi

ahmet sakince yanıt veriyor: birşey yok metin abi birinin ayağı takıldı da, önemli değil biz sohbetimize devam edelim

Ahmet hiçbir sorun yokmuş gibi devam ediyor: eee metin abi senden ne var ne yok

metin yanıt veriyor: ne olsun ahmet, bizde de senin gibi iş yok, güç yok, para yok sınavlara girip duruyoruz ışte, baba parası da olmasa, yatacak yerimiz yok dünyada

ahmet sözü alıyor: abi ne olacak bizim halimiz

metin gülümseyerek yanıt veriyor: bunu bu ülkedeki herkes soruyor ama yanıtı henüz bulunmuş değil ve benim bunun yanıtını aramaya hiç niyetim yok

ahmet kafasını hafifçe kızların masasına çevirerek: abi kızlar hala bize bakıyor

metin cin bir ifadeyle: hala sana baktıklarını gördüğüne göre sanırım sende gözünü onların masasından ayıramıyorsun! Yanılıyor muyum?

ahmet biraz utanarak: aman abiii sana da laf söylenmiyor

metin sözü alıyor: ahmet şu garsonu çağırda çay alalım birer tane

ahmet kendini tutamayıp gülerek yanıt veriyor: o garsonun bir daha buralara yaklaşacağını pek sanmıyorum ama gelirse söylerim

bu cevap metinin dikkatini çekiyor ve merakla soruyor: ne oldu ki birşey mi var bilmediğim?

ahmet yine gülümseyerek önemli birşey değil metin abi, ama sanırım garsonun işi yoğun o nedenle buraya gelmekte gecikebilir dedim sadece

metin rahatlamış bir halde: iyi canım zamanımız bol nasılsa, bende birşey oldu da göremedim sandım


3
bu sırada kızların masasında nurgül morali bozuk ağlar bir ses tonu ile konuşuyor: hadi ezgi gidelim burdan rezil olduğumuz yetmedi mi hadi gidelim ya

ezgi gayet sakin bir ses tonuyla yanıt veriyor: aaa nurgül böyle yapma sana yakışmıyor, ne rezil olması, garson servisini düzgün yapamayacak kadar yeteneksizse bunda senin bir suçun yok ki, hadi bakalım neşelen, garsonun güzelliğimizden başı dönüp, yandaki adamın bastonun ayağı takıldıysa bize ne bundan değilmi canım?

Nurgül biraz rahatlamış bir şekilde: evet ezgi aslında haklısın sanırım

ezgi konuyu değiştirmek ister gibi: bu garson nerde yaa, hem herşeyi yere saçtı birde toplamadan çekti gitti, bu ne pislik yaa, nurgül sen burada bekle de ben 2 dakika garsonu bulup getireyim, bulamazsam buranın sahibine söylerim gereğini yapar her halde olur mu? Şu pisliğe bak ya

nurgül yanıt veriyor: olur tabiki ben burada beklerim, sen git

ezgi çinlikle yanıt veriyor: hayır nurgül benim daha iyi bir fikrim var seni yandaki masaya geçireceğim böylece ben garsonu ararken sende yalnız kalmamış olursun, ne dersin

nurgül şaşkın bir ifadeyle: bunu bana yapmayacaksın değil mi?

Ezgi aynı ifadeyle devam ediyor: aaa itiraz istemem kızım yalnız kalamazsın

nurgülün şaşkınlığı daha da artarak yanıt veriyor: kızım inanmıyorum sana ya, tanımadığım adamların yanında ne yapacağım ben, imdat kurtarın beni ezgi kafayı yedi

ezgi masadan kalkıyor ve nurgülün yanına giderken bir yandanda konuşuyor: tanımıyorsan daha iyi ya tanışır sınız, hadi yürü gidiyoruz
ve tekerlekli iskemleyi bulundukları masadan uzaklaştırarak erkeklerin masasına yaklaştırıyor
ardından nazik bir ses tonu ile konuşmaya başlıyor: merhaba beyler

beyler ezgi ile nurgüle dönerek kibarca, merhaba hanımlar ne istemiştinız

ezgi yanıt veriyor: 2 dakika ayrılmam gerekiyorda arkadaşıma arkadaşlık eder misiniz diye soracaktım, garsonu arayacağım da, şu rezalete baksanıza, burayı böyle bıraktı ortada yok

ahmet yanıt veriyor: haklısınız, tabiki memnuniyetle, gözümüz arkada kalmasın arkadaşınız açısından, gidebilirsiniz

ezgi: sağolun

diyor ve masadan uzaklaşıyor

tam uzaklaşmadan metin bey sesleniyor: gerçekten yaaa şu garsonu bulalım da bir çay söyleyelim, saatlerdir garson bekliyoruz burada

bu sözler üzerine ahmetle nurgülün gülümsedikleri görülüyor

Ahmet nurgüle yönelerek ilgi göstermeye çalışır biçimde soruyor: adınız nedir acaba

nurgül kasılmalardan dolayı biraz zorlanarak yanıt veriyor: adım nurgül, sizin

ahmet yanıt veriyor: benim adım ahmet arkadaşımın ki metin

metin sözü alıyor: iş, okul falan var mı nurgül
4
nurgül yanıt veriyor: tabiki, bu yıl ıtü bilgisayar bölümüne başladım

ahmet nurgülün kasılmalarina dayanamayarak soruyor: şu an rahat mısın nurgül

nurgül yanıt veriyor: evet rahatım bir problemim yok

ahmet devam ediyor: güzel, birşeye ihtiyacın olursa çekinme lütfen

ahmet yine devam ediyor: demek ıtü bilgisayar bölümünde oluyorsun, çok güzel, ama orası çok yüksek puan isteyen bir bölümdür herkes tutturamaz

nurgül gülümseyerek: evet haklısınız

metin sözü alıyor: yanınızdaki bayan aynı okuldan mı

nurgül yanıt veriyor: evet zaten bu yıl başladık okula, ezgi sağolsun okula uyum sağlamama çok yardımcı oldu, o bambaşkadır

metin soruyor: aileniz istanbuldalar mı? Yoksa şehir dışında mı?

nurgül yanıt veriyor: onlarda istanbuldalar, zaten ailemle yaşıyorum

kısa bir sessizlik

sessizlik sonrası nurgül soruyor: sizde iş veya okul var mı?

metin yanıt veriyor: ben okulu 5 yıl önce bitirdim, ahmet 2 yıl önce bitirdi, şimdi iş arıyoruz ışte

bu sırada ezginin sesi duyuluyor

az sonrada garsonla birlikte sahneye giriyor

yüksek sesle tartışır gibi konuşuyor: ben böyle rezalet görmedim bir tepsiyi düzgün tutamıyor sunuz, döküp saçıp pisliği orta yerde bırakıyorsunuz, birde bu yetmezmiş gibi döktüğünüz şeylerin parasını bizden mi istiyorsunuz, mekanınızı tüketici hakları mahkemesine şikayet edeceğim haberiniz olsun toplayın şu pisliği hemen

garson kibar olmaya çabalayarak kısık ve yalvaran bir sesle: hanımefendi sizde biliyorsunuz olayın nasıl geliştiğini, mekanın veya servisin bunda bir suçu yok, rica ederim böyle davranmayın, zaten bugün tüm elemanlar izinli, patron olarak garson kıyafeti giyip müşteriyle ilgilenmek yeterince güçlük veriyor, lütfen birde siz zorluk çıkarmayın

ezgi yine yüksek sesle: ben anlamam, eleman yokluğundan falan bana ne kardeşim, döktüğünüz şeyleri temizleyin

garson yatistirmaya çalışarak: tamam siz yerinize oturun, ben derhal temizliyorum

ezgi garsondan ayrılarak beylerin ve nurgülün bulunduğu masaya yaklaşıyor
biraz önce bağıran o değilmiş gibi sakin ve sevecen bir ses tonu ile ve gülümseyerek konusuyor: nurgül nasılsın canım birşey yok değil mi? iyi vakit geçiriyor musun

nurgül yanıt veriyor: iyiyim ezgicığım arkadaşlarla sohbet ediyoruz ışte

ezgi o cin tavrını takınarak: ooo bakıyorum iyi anlaşmış sınız

5
ahmet yanıt veriyor: evet çok iyi anlaştık

ezgi devam ediyor: çok iyi, çok iyi
bu sözlerin ardından masanın yanında duran boş sandalyeyi işaret ederek: oturabilir miyim acaba

ahmet yanıt veriyor: tabi buyrun oturun

ezgi sandalyeyi çekiyor ve oturuyor

metin sözü alıyor: ezgi hanım garsonu bulabildiniz mi bari, bir çay alacağız saatlerdir ortada garson falan yok, nasıl yer burası anlamadım

ezgi gülümseyerek: buldum merak etmeyin birazdan gelecek, hem o genç buranın patronuymuş öğrendiğim kadarıyla, bugün tüm çalışanlar izinli olduğundan kendisi garson kıyafeti giyip müşterilerle ilgileniyormuş

metin söze giriyor: hımmm demek o yüzden kimse yok ortalıkta, desene bizde tam gününü bulmuşuz

nurgül gülerek söze giriyor: ezgi patron olduğunu öğrenince kimbilir neler yapmıştır çocuğa

ezgi gülüyor: valla pek iyi şeyler yaptığım söylenemez açıkçası

ahmet söze giriyor: neden, ezgi hanımın patronlara alerjisi mi var

nurgül yanıt veriyor: ezgi patronları pek sevmez ama patron olmayı çok sever

ezgi bu sözleri onaylar bir halde gülümsüyor
ve kısa bir sessizlikten sonra birden unuttuğu birşeyi hatırlamış edası ile soruyor: aaa dakikalardir konuşuyoruz sormayı unuttum, adınız neydi beyler

ahmet yanıt veriyor: benim adım ahmet, arkadaşımın ki metin, ikimizde muhasebe mezunuyuz iş arıyoruz

ezgi yanıt veriyor: benim adım ezgi, hakkımda fazla birşey söylememe gerek yok sanırım nurgül söz etmiştir benden, tanıştığımıza memnun oldum

bu sırada aynı garson elinde bir faraş ve bir süpürge ile yerdeki pislikleri toplamak üzere 4 kişinin bulunduğu masanın yanına yaklaşıyor

Garson 4 gençle göz göze gelmemeye çalışarak, hafif eğilmiş bir halde dökülenleri süpürmeye başlıyor

bu arada metin konuşuyor: eee kızlar üniversiteye yeni başladığınıza göre dersler fazla zorlamıyordur umarım

ezgi yanıt veriyor: valla nurgül zorlanmıyor da, ben biraz takılıyorum, takıldığım yerlerde nurgül yardımcı oluyor sağolsun, eee nede olsa bu yılın öss birincisi kendisi

ahmet heyecanla: aaa öyle mi

nurgül gayet sakin bir tavırla: evet bu yılın birincisi ben olmuşum

ahmet söze giriyor: ooo şanslı günümüzdeyiz o zaman, yanımızda öss birincisi genç bir bayan oturuyor
6
ezgi söze giriyor: nurgül size bundan söz etmedi mi yoksa

metin yanıt veriyor: hayır küçük hanım bize söylemedi

ezgi gülümseyerek: evet anlıyorum nurgül kendini övmeyi fazla sevmez

bu arada metin elini kaldırıyor ve eli o an yanında yerleri süpürmeye çalışan garsonun saçlarına geliyor, bunun ne olduğunu anlayabilmek için garsonun saçını pekte hafif olmayan bir şekilde çekiyor
ve konuşuyor: bu ne yaa böyle elimi uzattım elime geldi

kızların gülüşmesi arasında ahmet sakince yanıt veriyor: bırak metin abi o garsonun saçı

metin garsonun saçlarını bırakarak mahcup bir şekilde: pardon sizi fark etmemişim
ardından rahat bir ifadeyle: patron bizde saatlerdir sizi bekliyorduk madem burada sınız bize birer çay getirin

garson bu kez sinirden dişlerini sıkarak yanıt veriyor: tamammm efendimmm

sonra saçlarını düzelterek süpürme işine kaldığı yerden devam ediyor

ahmet ezgiye yönelerek soruyor: sizin ailenizde mi istanbulda oturuyor

ezgi yanıt veriyor: evet doğma büyüme ıstanbulluyum, bakırköyde, ya siz

ahmet yanıt veriyor: biz karşı yakada oturuyoruz kadıköyde, buraya metin abiyle birlikte iş görüşmesi için geldik ama sanırım sonuç çıkmayacak

ezgi sözü alıyor: eh hayırlısı olsun

ardından devam ediyor: güzel yerdir kadıköy ben sık sık giderim, istanbulun iki yakası 2 köprüyle birleştiği halde yinede bence iki yakanın atmosferi çok farklıdır Ve ilginçtir ki bunu sadece ıstanbulda yaşayanlar fark eder

ahmet sözü alıyor: evet haklısınız ama bu sadece istanbulun iki yakası için geçerli değil ezgi hanım, ıstanbulun her semtinde, her mahallesinde ayrı bir dünya vardır adeta

nurgül söze giriyor: evet haklısınız istanbulun çok değişik bir kozmopolitan yapısı vardır

metin gülerek söze giriyor: bizim ahmet felsefe konusunda çok iyidir, özellikle yanında güzel kızlar varsa

ahmet biraz mahcup bir şekilde, aman metin abi senin yaninda da birşey konuşulmuyor yaaa

bu konuşmalar sırasında garson yerleri temizlemiştir
sahneden kısa bir süre ayrıldıktan sonra elinde çay tepsisiyle çayları servis yapmak üzere geri döner

4 gencin önüne çayları tek tek servis yapar ancak nurgül ile metinin önüne çaylarını koyarken daha bir dikkatli olduğu ve uzak durmaya çalıştığı görülür

ezgi çayından bir yudum aldıktan sonra yüksek sayılabilecek bir sesle: ne biçim çay bu kardeşim, hem nurgülün çayın bakın nerede nasıl uzanıp alabilmesini bekliyorsunuz acaba, nasıl servis bu ya, çayda bulaşık suyu giibi zaten
ve çay bardağını sert bir şekilde masaya bırakıyor
7
bu sırada tam uzaklaşmak üzere olan garson ezginin sözlerini duyarak geri dönüyor, sakin olmaya çalışarak ve dişlerini sıkarak konuştuğu gözleniyor: bakın hanım efendi sabahtan beri, siz benden ve mekanımdan ne istiyorsunuz bilemiyorum ama hakkınızsa hiç iyi şeyler düşünmüyorum
ve sesini aniden yükselterek daha ne kadar sürecek bu işkence kardeşim lütfen gider misiniz burdan, istanbulda bir sürü pastane varken neden ben

gençler hepsi bir ağızdan: aaa delimisin nesin kardeşim, müşteriye böylemi davranılır,

ezgi hırsla ayağa kalkıyor: ve hadi arkadaşlar gidiyoruz

metin, nurgül ve ahmet ezgiye dönerek: nereye gidiyoruz ezgi

ezgi hırsla: tüketici mahkemesine ve belediyeye bu adamı şikayet edeceğiz böyle dengesilik olmaz

ezgi nurgülün tekerlekli iskemlesini alarak ahmet ve metin bastonlarını alarak sahneden ayrılıyor

ve perde kapanıyor

birinci perdenin sonu





















8
ÖNYARGI


perde 2

sahne 1


Perde açıldığında sahnedei bir sokak ortamı ve bu sokakta küçük döner satan bir kulübe görülüyor

ve kulübe de döner tezgahının başında bir önceki perdedeki garsonun olması göze çarpıyor

ardından sahnenin yan tarafından önceki sahnedeki 4 genç giriyor,
ezgi, nurgülün iskemlesini sürerken ahmet 2 yanında 2 değnek, metin beyaz bastonu ile yürüyor, yani herşey görünürde aynı

ahmet konuşmaya başlıyor: bu gün hava ne güzel değil mi arkadaşlar

ezgi yanıt veriyor evet yaa, bahar ayları çok güzel oluyor, ben baharı çok severim, insanın içi kıpır olur

nurgül söze giriyor: arkadaşlar bugün tanışmamızın 3üncü yıldönümü biliyor musunuz

metin iç çekerek yanıt veriyor: evet 3 yıl ne çabuk geçti değil mi arkadaşlar, en aylak günlerimizdi, ahmetle biz iş arıyorduk, değilmi ahmet

ahmet yanıt veriyor: sorma abi ya ne gündü ama cebimizdeki son parayla pastaneye gitmiştik

ezgi gülerek söz alıyor: o kapattırdığımız pastanenin sahibi şimdi ne yapıyor acaba

nurgül yine gülerek yanıt veriyor: ne yapacak başka bir iş bulmuştur zavallı

ezgi yine gülerek: hatırlıyor musunuz mahkemeyi nasıl karıştırmıştık

ahmet yanıt veriyor: aaa unutup muyuz ezgiciğim, hatta hakim biz bir an evvel gidelim diye hemen kararı açıkladı

nurgül yüzünde hafif bir tebessümle: açısıyla tatlısıyla neler yaşadık değil mi 3 yıl içinde

ahmet sözü alıyor: evet nurgül çok şey yaşadık

bu sözlerden sonra heyecanlı bir şekilde devam ediyor: 3üncü yılımızı kutlamaya ne dersiniz
sahnedeki döner kulübesini göstererek: bakın şurada bir büfe var döner falan satıyor ne dersiniz gidip bir şeyler yiyelim mi?

Kızlar ve metin onay veriyor ve 4 genç bufeye yöneliyor

bufenin yanına yaklaştıklarında bir önceki sahnedeki garson, bu sahnede döner tezgahının başında karşılarına çıkıyor, adam önce gizlenmezde çalışıyor fakat başarılı olamıyor
ardından yüzünü saklamaya çalışarak
9
sıkıntılı bir ifadeyle: buyrun ne istemiştiniz

ahmet adama pek fazla dikkat etmeden: hepimize yarım ekmek döner lütfen

dönerci aynı sıkıntılı ifadeyle: tamam hemen hazırlıyorum

nurgül dönerciye biraz dikkatli baktıktan sonra heyecanla: aa bu o pastanenin garsonu

ezgi merakla soruyor: hangi pastanenin nurgül

nurgül aynı heyecanla, biraz kapılarak yanıt veriyor: ya canım metinle ve ahmetle tanıştığımız pastanenin sahibi değil mi bu

ezgi biraz dikkatlice döner tezgahında çalışan garsona baktıktan sonra: aaa evet o

ahmet gülerek: dünya ne kadar küçük vay be

metin söze giriyor: demek yine karşılaştık ha

ezgi sözü alıyor: gidelim mi buradan arkadaşlar? Ne dersiniz? Bu adamla yeniden başımız belaya girmesin

ahmet yanıt veriyor: ne belası ezgi ya, paketimizi alıp gideceğiz

ezgi yanıt veriyor: valla ben bilmem neler yaşadığımızı sizde biliyor sunuz

dönerci bir yandan döner keserken, bir yandan kendi kendine homurdanır bir sesle: unutmak mümkün mü

bu sırada metin, dönerciye yönelerek soruyor: bizi tanıdınız mı beyefendi, pek hoş olmayan şartlarda karşılaşmıştık ama

dönerci sıkıntılı, ve stresli bir şekilde: hayır kardeşim tanıyamadım

ezgi sözü alıyor: iyide neden bu kadar asabi siniz ki, arkadaşım sadece bir soru sordu

dönerci tavrını hiç değiştirmeden, elindeki işi bırakıp kollarını tezgaha dayayıp gözlerini ezgiye odaklayarak yanıt veriyor: iyi ya işte bende sorunun yanıtını verdim ezgi hanım, hergün burada binlerce kişi ile muhattap oluyorum ve sizleri hatırlamamam gayet doğal, ayrıca nedense hatırlamakta istemiyorum

ezgi yanıt veriyor: ya öyle mi, madem hatırlamıyor sunuz, bana adımla nasıl hitap ediyor sunuz o halde

dönerci hırsından gülümseyerek kendi kendine konuşur bir halde, içtenlikle: tövbe estafurullah


Nurgül dönerciye yönelerek sözü alıyor: adınız nadirdi değil mi? Mahkeme sırasında öğrenmiştik, benim aklımda öyle kalmış yanılıyor muyum

dönerci yılgın, bezgin bir halde: evet adım nadir, off ne yapacak sınız

Nurgül yanıt veriyor: birşey yapacak değilim, sadece sordum


10
ardından ahmet alıyor sözü, kulübeyi alıcı gözle süzerek: he demek pastane kapatıldıktan sonra buranın işletmesini aldınız, iyi olmuş valla güle güle kullanın, değil mi metin abi

döner tezgahının başındaki nadir bezgin ve biraz öfkeli bir sesle ve dişlerini sıkarak: pastaneyi ben kapatmadım mahkemece kapatıldı kardeşim, orası kapatılınca bende aç kalmamak için burayı açtım

ahmet bu sözleri hiç duymamış gibi devam ediyor: iyi ya, güzel olmuş, ne kadar kazanıyor burası, pastane işini bırakıp bu işe geçtiğinize göre bayağı iyi kazanıyor olmalı

nadir içten bir off çekerek: allahım sen bana sabır ver
dedikten sonra bu arada hazırladığı siparişleri ahmetin eline uzatıyor
ahmet parayı uzatmak için elini cebine attığında, nedir ahmetin koluna hafifçe dokunarak: gerek yok kardeşim gerek yok, hemen alın gidin, para falan istemez ikramım olsun, gerek yok

ezgi sözü alıyor: aman istemez ikram falan, verelim parasını, ne ikramı allah aşkına

ahmet tekrar elini cebine götürüyor ve cebinden biraz para çıkararak nadirın eline uzatıyor, nadir bu sırada bezgin bir şekilde konuşmaya devam ediyor: aman verin verin tamam

nadir, ahmetten parayı alıyor ve: tamam paketleride aldığınıza göre gidebilir siniz arkadaşlar, afiyet olsun

bu sözden sonra gençler tam gitmeye hazırlanırken, nurgül heyecanla: durun arkadaşlar nadir beye birşey söyleyeceğim

gençler duruyor ve ezgi nurgülün tekerlekli iskemlesini dönercinin kulübesine doğru birkaç adım yaklaştırıyor

ve nurgül söze başlıyor:Siz neden bize neden böyle önyargılı davranıyorsunuz nadir bey, 3 yıl önce yaşanılan tartışma yüzünden böyle davranmanıza gerek yok ki

nadir gülümseyerek: ufak bir tartışma mı? kim ben mi önyargılıyım? Bırakın ya
nadir bu sözleri söylemesinin ardından dönerci kulübesinden çıkıyor ve gençlerin yanına gelerek konuşmaya devam ediyor: böyle davranmam gayet normal değil mi sizce, dükkânıma bir girdiniz, o gün başıma gelmeyen kalmadığı yetmezmiş gibi birde mahkeme karar ile dükkânım kapatıldı ve bu olayda benim tek suçum sizlere her müşteriye davrandığım gibi davranmaktı, eminim ki size durumunuzdan dolayı ayrıcalık gösterseydim, size acıyarak olanları güler yüzle karşılasaydım, yani sahte sevgi ve şefkat gösterseydim eminim ki bu sorunların hiçbiri yaşanmayacaktı, çünkü siz bu davranışa alışmış sınız, ama üzgünüm ki ben bunu yapamam, çünkü bence hiçbirinizin sağlıklı insandan hiçbir farkı yok ve toplum tarafından çok alıştırıldığınız o gereksiz ve yapmacık sevgiyede hiç ihtiyacınız yok

bu sözler karşısında hepsinde ufak bir şaşkınlık oluşuyor, ve nurgül yanıt veriyor: bu söyledikleriniz demagojiden başka birşey değil nadir bey, siz bizim orada o gün hiçbir yaptığımızı bilinçli olarak ve isteyerek yapmadığımızı, yani yaptıklarımızda hiçbir kasıt olmadığını, bu yaşananların sadece lanet olası bir kaza, bir talihsizlik olduğunu, ayrıca engelimizden dolayı sırf psikolojimizi korumak için vurdum duymaz davranmak zorunda olduğumuzu, hatta bu yüzden bazen özür dilemek istediğimiz halde dileyemediğimizi, ayrıca tüm o agresif tavırlarınızla bizi daha zor bir duruma soktuğunuzu hiç düşünmediniz mi siz

nadir bey burada biraz hırsla söze giriyor: bakın arkadaşlar sizde herkes gibi bir bireysiniz ve kimse sizi anlamak zorunda değil, ayrıca kimse sizin psikoloğunuzda değil, en azından bir açıklama yapabilir ve bu durumumuzun bilincinde olarak karşınızdaki insana daha dostça

11
davrana bilirdiniz, ayrıca karşınızdaki insanında duyguları var unutmayın, alay etmek bir insanın gücünü değil güçsüzlüğünü kanıtlar nurgül hanım

nurgül yanıt veriyor: kimseyle alay etmedik biz, ayrıca bizi anlamanızı beklemiyorum tabi hiçbir zaman diğer insanlardan farklı olmadınız ki bunu nereden bilecek siniz

nadir acı bir gülümseme ile, bunu bilmediğimi mi düşünüyorsunuz dedikten sonra, ani bir hareketle eğiliyor ve sağ pantolonun paçasını dizine kadar sıyırıyor
ve nadirin sağ bacağının aslında dizden aşağısının protez olduğu görülüyor,

başta ezgi olmak üzere 4 genç donakalıyor ve hepsi bir ağızdan, bocalayarak: affeder siniZ, bilmiyorduk gerçekten
ve ardından ezgi: bunu bilseydik asla bunlar olmazdı gerçekten çok üzgünüm şu an olanlar için

nadir yine acı bir gülümsemeyle: bu olanların olmaması için ille bu durumu bilmeniz mi gerekiyordu ezgi hanım, yada şöyle söyleyeyim bu durumu öğrenmeniz gösterdiğiniz tavrı neden etkilesin, işte etkiliyor ve belkide sırf bu nedenle, bunu bilmeden o mahkemeyi açıp, pastaneyi kapattırdığınız için çok mutluyum ve kendimi şanslı hissediyorum, şimdi soruyorum nurgül hanım, söyler misiniz hangimiz daha önyargılıy mışız
ve nadir seyircilere doğru haykırarak, soruyor birkez daha soruyor: eee hangimiz daha önyargılı
ve perde kapanıyor

az sonra perde açılarak tüm oyuncular seyirciye eğilerek selam veriyor

ve oyun bitiyor


SON



ERGÜL DAĞCI
















12


daggul (ergül dağcı) tarafından 31.8.2009 22:46:35 tarihinde eklendi ve 1067 gösterildi.

ÖNYARGI isimli esere henüz yorum yazılmamış.

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
31.8.2009

Okunma:
1067

Yazara ait bilgiler:

daggul

(ergül dağcı)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.