KÜÇÜK BİR DERS
KÜÇÜK BİR DERS
PERDE 1
SAHNE 1
Sahne çekyatları, halıları ve başköşede duran tv'si ile orta halli tipik bir Türk evi dizaynında döşenmiş
Sahnede orta yaşlı, genç sayılabilecek bir bayan ev işleriyle uğraşmakta ve evin bir köşesinde güçlükle oyuncaklarıyla oynayan, yürümekte ve kollarını kullanmakta epey güçlük çektiği görülen 5-6 yaşlarında sevimli, spastik engelli bir erkek çocuğu görülüyor
Bir an için küçük çocuk elindeki oyuncağı yere düşürüyor ve düşürdüğü oyuncağı tekrar eline almaya çalışıyor ancak engeli nedeniyle tüm uğraşılarına rağmen alamıyor
Küçük çocuk oyuncağını almaya çalışırken o sırada eşyaların tozunu alan orta yaşlı kadının gözü bir an küçük çocuğa takılıyor, çocuğun almaya çalıştığı oyuncağa yönelerek, şefkatli bir ses tonuyla soruyor: yavuz, ben vereyim mi oğlum
Yavuz biraz kasılarak güçlükle yanıt veriyor: yok ben alırım anne, sen merak etme
Anne yine aynı şefkatli ses tonu ile yanıt veriyor: tamam oğlum bir şeye ihtiyacın olursa burdayım unutma 1 Yavuz yanıt veriyor: tamam anne sağol
Yavuz bunu söyledikten sonra annesi tekrar işine dönüyor, yavuz ise yine oyuncağını alma uğraşına devam ediyor
Yavuzun her hamlesinde oyuncak biraz daha kayarak üzerinde biblolar bulunan bir orta sehpanın yanına kadar gidiyor oyuncak ve yavuz
Anne, oğlunun uğraşmasına dayanamayarak tekrar soruyor, bu kez ses tonu öncesine oranla biraz daha sert: oğlum alamıyorsun işte inat etme vereyim, su gibi oldun, hasta olacaksın yaa, niye böyle yapıyorsun sen
Yavuz bu defa ağlamaklı bir şekilde bağırmaya başlıyor: neden alamayayım anne yaa, neden alamayayım, sen işine baksana yaa, ben alacağım diyorum
Anne oğluna biraz sinirleniyor ve bu kez hiçbir şey söylemeden çocukla göz göze gelmemeye çalışarak işine devam ediyor
Yavuz yine sehpanın yanındaki oyuncağını almaya uğraşıyor ve bu uğraş sürerken yavuzun kolu bir anda istem dışı bir şekilde sehpaya takılıyor ve sehpanın üzerindeki tüm biblolar büyük bir gürültü ile yere saçılıp tuzla buz oluyor
Küçük yavuz bu gürültüden dolayı korku ile ağlamaya başlıyor
Olayı gören annede tüm kızgınlığıyla çocuğa bağırıyor: sus birde zırlama, sus mahvederim seni, ben sana yapamazsın demedim mi, yapamayacağın şeye ne inat ediyorsun anlamıyorum ki, sus ağlama birde
Anne bunları söylerken bir yandan da biblo parçalarını topluyor, yavuz ise ağlamayı bırakmış, korku ile bir köşeye sinmiş öylece duruyor
Anne kızgın bir şekilde yavuza yönelerek: bir yerin kesildi mi, yara falan var mı bakayım
Yavuz hafifçe kendini geri çekerek, çok kısık ve ürkek bir sesle: yok
anne bakmak istiyor ancak yavuz buna izin vermiyor, anne bakmaktan vazgeçerek tekrar kırık camları toplamaya koyuluyor, bu sırada sahnede kapı zili sesi duyuluyor, kadın elindeki işi bırakarak kapıya yöneliyor ve yavaşça kapıyı açıyor, kapı açıldığında kapının ardında orta yaşlı hafif şişmanca bir kadın görülüyor
Kadın kapı açılır açılmaz hiç duraksamadan konuşmaya başlıyor: ne oldu komşum, bir gürültü duydum koştum geldim, bir şey mi oldu Sibel hanım, yardıma falan ihtiyacınız var mı
2 Sibel hanım yanıt veriyor: bir şey yok Sebahat hanım, merak etmeyin çocuğun eli sehpaya takıldı da, biblolar devrildi önemli bir şey yok merak etmeyin
Bu sözler üzerine Sebahat hanım acımaklı bir ifade ile konuşmasına devam ediyor: ah ah ne yapacaksın işte, Allah vermiş, çok zor, bu çocuk size çok yük olur tabi
Sibel hanım yanıt veriyor: eee ne yaparsın çocuk işte Sibel hanım daha Sonra konuyu kapatmak ister gibi sıkıntılı bir ses tonuyla ve ağız ucuyla: kapıda kaldınız Sebahat hanım buyursaydınız içeri, bir kahve yapayım
Sebahat hanım sanki bu daveti bekliyor muşçasına hemen içeri giriyor ve konuşmaya devam ediyor: ocakta da yemeğim vardı ama biraz oturayım neyse
Ve Sebahat hanım koltuğa yönelerek oturuyor
Sibel hanım yerdeki biblo kırıklarını toplarken Sebahat hanımda oturduğu yerden konuşmaya devam ediyor: ah komşum vah vah yazık olmuş güzelim biblolara ya
Sibel hanım sıkıntılı bir tavırla: öyle oldu ne yapalım
Sibel hanım kırık parçaları toplayıp atmaya götürdüğünde sahnede tekrar kapı zili sesi duyuluyor
Sibel hanım kırık parçaları atıp kapıya yöneliyor
Kapı açıldığında biri zayıf sarışın, biri pişman uzun boylu iri yarı 2 bayan kapının ardında görülüyor
Kadınlardan şişman olan kapı açılır açılmaz konuşmaya başlıyor: kız Sibel çok ani oldu ama nesrin hanımla sana çay içmeye çıkalım dedik, işin var mıydı
Uzun boylu sarışın kadın, şişman kadının sözünü keserek konuşmaya başlıyor: evet Ayşe hanımla konuşuyorduk, ben sana bir çay içmeye çıkmayı teklif ettim, Ayşe hanımda kabul etti sağ olsun, ama işin varsa gidebiliriz Sibelciğim
Sibel hanım yanıt veriyor: yok yok buyrun ne demek zaten bende çay koyacaktım Sebahat hanımda burada, birlikte içeriz buyrun
iki kadın konuşmaya devam ederek içeri giriyor
Önce Ayşe hanım: ooo iyi o zaman iyikide gelmişiz, bak Sebahatta buradaymış
Ardından nesrin hanım: var mı bizden gizli çay içmek öyle
3 kadın Bu konuşmalarla Sebahat hanımın oturduğu bölüme ulaşıyor 3 Sebahat hanım bir an ayağa kalkarak: ooo hoş geldiniz komşularım hoş geldiniz
Dedikten sonra yavaşça yerine oturuyor
Ayşe ve nesrin hanım hep bir ağızdan yanıt veriyor: hoş bulduk sebahatciğim nasılsın
Bu sırada Sibel hanım ayaktaki bayanlara yer göstererek: tekrar hoş geldiniz, buyrun, oturun, ben çay koyayım geliyorum
Bayanlar Sibel hanımın gösterdiği yerlere oturuyor ve Sibel hanım çay koymak üzere bayanların yanından bir süre ayrılıyor
Sebahat hanım kısık bir sesle, Sibel hanımın duymamasına Özen göstererek: evi de pislik içinde, şu hale bak
Sebahat hanım bu söyle de yetinmeyip ayağının altındaki halının ucunu kaldırarak diğer kadınlara gösteriyor
Ayşe hanım köşede sinmiş halde öylece duran yavuzu susun çocuk dinliyor anlamında göz ucuyla işaret ediyor ve sakin bir üslupla: ne yapsın kadın elinden geleni yapıyordur, çocukta var zor tabi
Sonra 3 kadın bir ağızdan tekrarlıyor: zor tabi zor zor
Daha sonra nesrin hanım bir an yavuza dönerek: nasılsın yavuz
Hemen ardından yavuzun cevabını dahi beklemeden Ayşe hanıma dönerek: Ayşe hanım sizin kızın okul hazırlıkları ne alemde
Bu sırada yavuz hiç kimse duymasa da güçlükle cevabını veriyor: iyiyim
Hanımlar çocuğu hiç duymadan konuşmalarını sürdürüyor
Ayşe hanım yanıt veriyor: evet bu yıl okula başlayacak işte, forması çantası falan, alış veriş yapıyoruz, birde pahalı okul araç gereçleri bir görmeyin
Nesrin hanım onaylıyor: evet gerçekten pahalı bizim oğlanınki de baya tuttu şaşırdık
Sebahat hanım heyecanla söze giriyor: ilkokulda birşeymi anacığım bizim oğlan liseye gidiyor, o ders kitapları bizi iflas ettirdi
Ayşe hanım: ay ay zor valla, çocuğun mu var derdin var
Nesrin hanım söze giriyor: ama güzel telaşlar bunlar, Allah çocuklara sağlık versin de okula gitsinler yeter ki 4 Nesrin hanım daha sonra göz ucu ile yavuzu işaret ederek: görüyorsunuz işte sağlık olmayınca ne oluyor
Diğer hanımlar nesrin hanımın bu sözlerini onaylar bir tavırla: evet nesrin hanım haklısın her şeyin başı sağlık, sağlık olsun da okusunlar, görüyoruz işte her şeyi Küçük yavuz oturduğu yerde, hiç ses çıkarmadan, çekingen gözlerle bayanları dinlemekte ve bu sözleri duymaktadır
Bu sırada Sibel hanım elinde çay tepsisi ve tepsinin üzerinde çay bardakları ile sahneye giriyor, bir yandan servisi yaparken bir yandan da yumuşak bir ses tonu ile konuşuyor: evet hanımlar çaylar geldi, buyrun buyrun
Çay servisi bitiyor ve Sibel hanım oturuyor ve konuşmaya devam ediyor: eee arkadaşlar nasılsınız, ben mutfaktayken neler kaynatıyordunuz bakalım
Ayşe hanım yanıt veriyor: ne olsun Sibel hanım, çocuklu insanız ne konuşalım okul hazırlıklarından falan bahsediyoruz işte
Sibel hanım yanıt veriyor: aaa Ayşe hanım senin kız bu yıl başlıyor değil mi
Ayşe hanım: evet başlıyor Sibel, bir yığın masraf, zor
Sebahat hanım söze giriyor: Sibel rahat tabi okul derdi falan yok
Bu sözler karşısında Sibel hanım bir an ne diyeceğini bilemiyor ve şaşkınlıkla, yutkunarak: evet okul derdimiz yok
Bu sırada tüm bu konuşulanları dinleyen yavuz çıkarabildiği son sesle bağırıyor: anneeee
Sibel hanım oğluna denerek, şefkatli bir sesle: efendim oğlum birşeymi istiyorsun
Yavuz yine kasılmalarından zorlanarak çıkarabildiği son sesle yanıt veriyor: neden bizim okul derdimiz yokmuş Ayşe teyzenin kızı İlkay ile ben aynı yaşta değil miyiz
Küçük çocuğun bu sözleri karşısında Sibel hanım söyleyecek kelime bulamıyor ve sahnede bir süre sessizlik oluyor
Sibel hanım yanındaki bayanlarla bir an göz göze geldikten sonra oğluna dönüyor ve sevgi dolu parlayan gözlerle bakarak yanıt veriyor : tabi bizimde okul telaşımız var, oğlum doğru söylüyor, neden olmayacakmış, yavuzda okula başlayacak
Diğer hanımlar Sibel hanımın bu sözleri yavuzu sevindirmek ve teselli etmek için söylediğini düşünerek yapmacık bir üslupla: aaa tabi canım tabi, yavuzda okula başlayacak tabi 5 Bu sözlerin ardından Sibel hanım diğer hanımlara dönerek, ciddiyetini belli eder bir üslupla: tabi başlayacak benim oğlum okula
Ve bu sırada sahnede kapı zili sesi duyuluyor
Sibel hanım oturduğu yerden kalkıyor, kapıya yönelirken bir yandan da konuşuyor: saat 6 oldu, bizim Yahya gelmiştir, ben kapıyı açayım
Yavuz sevinçle haykırıyor: babam geldi, babam geldi, yaşasın babam geldi
Ve Sibel hanım kapıyı açtığında, kapının ardında Sibel hanımla hemen hemen aynı yaşlarda, memur giyimli, uzun boylu, kibar bir bey görülüyor
Kapı açılır açılmaz Sibel hanım nazik bir ses tonu ile: hoş geldin Yahya
Yahya bey içeri giriyor ve o da yumuşak bir sesle: hoş bulduk Sibel, yorucu bir gündü, yemek hazır mı
bu sözlerin ardından biraz sıkıntılı bir üslupla: yine kadınlar mı var evde
Sibel hanım yanıt veriyor: evet Sabahat hanım, Ayşe, hanım ve nesrin hanım burada, çay içmeye gelmişler
Yahya bey hafif kızgın ve alaylı bir şekilde yanıt veriyor: şuna 3 silahşörler yine evi bastı desene, ne zaman burada değiller ki
Sibel hanım konuyu değiştirmek ister gibi: yemek hazır, geç içeri ben getireyim hemen
Ve Yahya bey komşu bayanların ve oğlunun oturduğu yöne gidiyor ve bayanlara yönelerek: hoş geldiniz hanımlar
Hanımlar hep bir ağızdan: hoş bulduk Yahya bey, bizde tam gidiyorduk zaten
Hanımlar gitmek üzere kalkmaya yeltenirken, Sibel hanım tekrar sahneye giriyor ve hanımlara yönelerek: aaa gidiyor musunuz, otursaydınız
Hanımlar bir yandan kapıya doğru giderken bir yandan da konuşuyor: yok yok şekerim, biz gidelim hadi, kocanda yorgundur, zaten bizim beylerde gelir neredeyse, hadi canım biz yine geliriz
Bu sözler arasında kadınlar kapıdan çıkıyor
Sibel hanım komşular kapıdan çıkarken: oldu o zaman yine beklerim, çocuklara selam
Ve bu sözlerden sonra sibel hanım kapıyı kapatıyor ve eşinin yanına geliyor 6 Bu sırada yahya bey sevgiyle yavuzu kucağına alarak: vay benim aslan oğlum nasılmış bakalım, ben yokken neler yapmış
Eşi hemen söze giriyor: ne yapacak, sehpayı devirip bibloları kırdı
Ve sehpayı göstererek devam ediyor: baksana yapamaz oğlunun marifetine
Yahya bey sehpaya göz atıyor ve yavuza hafif çıkışarak: oğlum buranın hali ne böyle, sen mi yaptın burayı
küçük çocuk ürkek bakışlarla ve çekingen bir ses tonu ile yanıt veriyor: şey baba, oyuncağımı alıyordum da sehpaya takıldım
yavuzun bu sözü üzerine annesi hemen söze giriyor, sevecen bir ses tonuyla: ben vereyim dedim dinlemiyor ki, yaramaz şey
Yahya bey kucağındaki oğlunu hafif azarlar gibi: oğlum niye yaramazlık yapıp anneni üzüyorsun bakayım
yavuz yine çekingen bir ifadeyle: yaramazlık olsun diye yapmadım baba, gerçekten, kendim almak istedim ama oyuncağımı
Yahya bey oğluyla konuşurken bir yandan da Sibel hanımın sofrayı hazırladığı görülüyor
Yahya bey oğlunun bu tavrı karşısında daha fazla dayanamayarak kucağındaki oğluna sıkı sıkı sarılarak öpüyor
ve ardından ekliyor: tamam ama bir daha olmasın! Söz mü?
Yavuz tüm afacanlığıyla: tamam babacığım söz
Yahya bey devam ediyor: eee oğlum başka neler yaptınız bugün
bu sırada Sibel hanım sesleniyor: masa hazır gelin bakalım
Yahya bey oğluna dönerek: hadi bakalım anne bizi çağırıyor
ve bu sözlerin ardından Yahya bey kucağında oğlu ile masanın yanına geliyor, önce kucağındaki oğlunu yavaşça bir sandalyeye erleştiriyor ardından kendisi diğer sandalyeye oturuyor
aile yemeğe başladığında Sibel hanım eşine soruyor: eee bugün iş günü nasıl geçti Yahya
Yahya bey yanıt veriyor: hiiiç aynıydı işte ne olsun
7 Yahya bey devam ediyor: sizin gününüz nasıl geçti,
ve biraz imalı sürdürüyor: sehpayı devirip bibloları kırmanız hariç
Sibel hanım gülümseyerek: bizde de Bir şey olmadı senin 3 silahşörlerin gelmesi hariç
tam bu sırada Sibel hanım kafasında bir şimşek çakmış heyecanıyla bir anda: Yahya yavuzu okula ne zaman yazdıracağız
Yahya bey karısının bu ani çıkışının şaşkınlığı ile bir süre yanıt vermeden yemeğiyle ilgileniyor
yavuz sessizlikle babasının yanıtını bekliyor
Sibel hanım eşinin tavrını anlamazlıktan gelerek devam ediyor: çocuğun okul yaşı geldi artık, bir ara gidip yazdıralım, hem kendisi de istiyor, artık
Yahya bey önündeki yemekle ilgilenerek, başını kaldırmadan, sıkıntılı bir sesle yanıt veriyor: lütfen Sibel, bu konuyu daha sonra konuşalım olmaz mı
Sibel hanım yanıt veriyor: konuşacak Bir şey yok ki Yahya, anlıyorum zamanın yok tamam ben yazdırırım bir ara
Yahya bey birden sertleşerek çıkışıyor: Sibel çocuk var diye ağzımı açmıyorum sen canımı sıkıp beni konuşmaya mecbur bırakıyorsun, bu çocuğu kim okula alır, sen çocuğun durumunu görmüyor musun, hem bu çocuk okusa ne olur Allah aşkına,
Sibel hanım hırsla: nesi varmış benim çocuğumun
Yahya bey yanıt vermiyor
küçük yavuz korku ve hüzünle bir annesine bir babasına bakınıyor
Sibel hanım daha da hırslanarak haykırıyor: nesi varmış benim çocuğumun durumunun, cevap ver bakalım
Yahya bey hiçbir yanıt vermeden sofradan hışımla kalkarak sahneyi terk ediyor
Sibel hanım Yahya beyin ardından haykırıyor: hiçbir şeyi yok benim çocuğumun, diğer çocuklardan hiçbir eksiği yok, sen yazdırma tamam, ben çocuğumu okula da yazdırırım okuturum da , tamam görürsünüz siz
VE SAHNE KARARIYOR 8
SAHNE 2
Sahne aydınlandığında sahne bir okul müdüriyet odası olarak düzenlenmiş, sahnede bir çalışma masası, masanın başında oturan 50li yaşlarda, başı açık göbekli bir bey, beyin arka tarafındaki duvarda Atatürk portresi unutulmamış, ve masanın ön tarafındaki koltuklardan birinde oturan, masa başındaki beyle konuşan bir önceki sahneden tanıdığımız Sibel hanım ve yanındaki koltukta oturan oğlu yavuz görülüyor,
Konuşmaya ilk masa başında oturan başı açık, göbekli, takım elbiseli bey başlıyor
göbekli bey Sibel hanıma göz ucuyla bakarak: buyrun hanım efendi neden buradasınız, gelme nedeniniz nedir
Sibel hanım rahat bir ses tonu ile: şey müdür bey oğlumu okula yazdıracağımda
Müdür bey yine istifini bozmadan: tabi buyrun, ben çocuğun kimliğini alayım
Sibel hanım çantasında yavuzun kimliğini ararken
Okul müdürü bir an kafasını kaldırıp etrafa bakındıktan sonra sakin bir ses tonu ile: okula yazdırmak istediğiniz çocuk burada değil mi, görebilir miyim
Sibel hanım yanındaki koltukta oturan oğlu yavuzu göstererek: çocuk burada müdür bey, fark etmediniz sanırım
Müdür ilgilenmez bir tavır takınıyor birden: bunu mu yazdıracaksınız okula
Sibel hanım müdürün bu tavrı karşısında şaşkınlıkla yanıt veriyor: evet
Müdür aynı tavrını sürdürerek: neden yazdırıyorsunuz ki bunu okula
Sibel hanım okul müdürünün bu sözleri karşısında sinirlenmeye başlamıştır, ancak sinirlerini bastırmaya çalışarak: ne demek neden müdür bey, çocuğumun okul yaşı geldi ve okula yazdırmak için başvuruyorum, ne demek neden
Müdür sıkıntılı: üzgünüm alamayız
Sibel hanım dahada sinirlenerek: neden alamazsınız müdür bey
Müdür kem küm ederek: şey üzgünüm bu yıl okul kayıtlarımız doldu alamayız 9 Sibel hanım şaşkın ve bir o kadarda sınırlı bir şekilde çıkışıyor: nasıl dolu müdür bey, biraz önce hemen kaydedelim diyordunuz
Okul müdürü aynı bocalayan tavrı sürdürerek: şey hanım efendi şey, o an kayıtlara bakmamıştım şu an baktım dolu olduğunu gördüm afedersiniz, bizim okulumuz dolu şu an, ancak başka bir okula yazdırabilirsiniz tabi çocuğunuzu
Sibel hanım sesini yükselterek: hayır hiçbir yere gitmiyorum, kayıtların dolduğuna da inanmıyorum, siz oğlumu bu okula almama nedeninizi söyleyene kadar şuradan şuraya gitmiyorum
Müdür, kadının bağırışlarına daha fazla dayanamayarak kendisi de sesini yükseltiyor: hanım efendi biz bu çocuğu okula alamayız, bu çocuğu okula alırsak okulun düzeni alt üst olur, siz görmüyor musunuz çocuğunuzun halini, bunu biz okula alırsak diğer çocuklar bundan korkar okula gelmez, korkmasalar da dikkatleri dağılır hanım efendi olmaz, bu çocuğu okula gönderme çabanızı anlamış değilim, bu çocuğu okutarak ne bekliyorsunuz ki zaten
Sibel hanım haykırıyor bu kez: siz benim çocuğumu almıyor musunuz şimdi
Müdür yanıt veriyor: alamayız hanım efendi üzgünüm
Sibel hanım son sesiyle haykırarak: benim çocuğum bu okulda okuyacak, milli eğitim müdürlüğüne çıkacağım, bakanlığa çıkacağım, hatta gerekirse başbakana çıkacağım, benim çocuğum bu okulda okuyacak, sizi bu okuldan attıracağım, benim çocuğum okuyacak, okuyacaaaak, okuyacaaaaak
VE BU SESLER ARASINDA SAHNE KARARIYOR
SAHNE 3
Sahnede bir sokak dekoru ve sahnenin sağ tarafından yanında oğlu yavuz ile sıkıntılı ve yorgun bir yürüyüş ile gelen Sibel hanım, aynı anda sahnenin sol tarafından, ilk sahneden tanıdığımız 3 komşu yanlarında 5-6 yaşlarında bir kız bir erkek çocuğu ile geldikleri görülüyor ve her iki taraf sahnenin tam ortasında buluşuyor
bu sırada Sebahat hanım Sibel hanıma dönerek, heyecanlı bir ses tonuyla: aaa sibelciğim nerden böyle, çocukla birlikte
10 sibel hanım isteksiz bir şekilde, adeta kadınlardan kurtulup gideceği yere varmak istervari yanıt veriyor: şu iki sokak ötedeki okula gittim, çocuğu okula yazdırmak için, şimdi de eve dönüyorum işte
Sibel hanımın bu sözleri üzerine hanımlar şaşkın bir şekilde birbirlerine bakınıyor
ardından Ayşe hanım aynı şaşkınlık ve bocalamayla söze giriyor: neee, bunu mu yazdıracaksın okula, hemde şuradaki okula öyle mi
Sibel hanım bu tepkiye biraz şaşırıyor: evet yavuzu okula yazdıracağım bir sorun mu var
Ayşe hanım bocalamayı sürdürerek: o ok o okul ama bizim kızda orada okuyacak
ve nesrin hanım Sibel hanım neredeyse azarlar bir şekilde söze giriyor, evet benim oğlumda o okulda okuyacak nasıl olur
Sibel hanım yavaş yavaş sinirlenerek yükselen bir ses tonu ile: evet çocuklarımız aynı okulda okuyacak bir mahzuru olduğunu sanmıyorum, bana göre sorun yoksa size göre hiç olmaz sanırım değil mi
Ayşe hanım kendini toparlayarak söze giriyor: peki okul kabul etti mi yavuzu
sibel hanım aynı öfkeli üslupla: hayır kabul etmedi müdür, oğlum çocukların dikkatini dağıtırmış, ama benim oğlum o okula girecek, ne pahasına olursa olsun, yarın il milli eğitime gidip şikayet edeceğim o müdürü
kadınla öğüt verir gibi
önce ayşe hanım söze giriyor: bak sibel seni anlıyorum ama düşün biraz, müdür haklı bence
ardından sebahat hanım: senin oğlanı okula almazlar alsalar da zaten okuyamaz, boşuna uğraşıyorsun
ardından nesrin hanım: evet bence de boşuna uğraşıyorsun sibel, biraz düşün lütfen
sibel hanım öfkeyle sesini yükselterek : boşuna uğraşmıyorum, boşuna uğ-raş-mı-yo-rum, benim oğlu okuyacak bunu da herkes gö-re-cek
bu sözleri söyledikten sonra sibel hanım oğluyla birlikte ardına bakmadan sahnenin sol tarafına doğru hızlı adımlarla yürüyerek sahneden çıkıyor
sibel hanım sahneden ayrılırken ardından komşu kadınlar hep bir ağızdan bağırıyor: tamam sibelciğim, okusun tamam birşey demedik sinirlenme, inşallah dediğin gibi olur emeğin boşa gitmez
ardından bayanlar sessizce ve yavaş adımlarla sahnenin sağ tarafına doğru yürümeye koyuluyor
ve sahne kararıyor 11 sahne 4
Sahne aydınlandığında ilk sahnede görülen yahya bey ve sibel hanımın evi görülüyor ve bu tez evde yahya bey ve sibel hanımın sabah telaşı göze çarpıyor
Sibel hanım pop o sürat bir şekilde kahvaltı masasına tabakları yerleştirirken yahya bey ise talipli bir şekilde gravatını bağlamaya çalışıyor ancak telaştan dolayı bunu bir türlü başaramıyor, bu telaş arasında bir yandan da konuşmayı ihmal etmiyorlar
ilk önce gravatını bağlamaya çalışan hazırlayan yahya bey söze başlıyor: çocuk hala uyuyor mu yoksa Sibel hanım masaya hazırlamakla meşgul olurken bir yandan da yanıt veriyor: hayır 1 saat önce uyandırdım, üzerini giydirdim, çantasını hazırladım, hala odadan çıkmadı ne oldu bilmiyorum, tekrar mı uyudu acaba yapamaz
Ve sonunda yahya bey gravatını bağlamayı başararak kahvaltı masasının başına oturuyor ve bir yandan da konuşuyor: git bak şu çocuğa, geç kalacağız
Yahya bey bu sözlerin ardından duvardaki saate doğru bakarak: baksana saat kaç olmuş, okulun ilk gününden geç kalacak hayta, tabi onun yüzünden bizde işe geç kalacağız,
Sibel hanım gülümseyerek: o daha bebek babası, ilk gün olur böyle şeyler, oğlumun bu kadar üstüne gitme, dur ben bir bakayım belki uyuya kalmıştır
Sibel hanım tam bu sözleri söyleyip sahnenin sol tarafına doğru yönelecekken sahnenin solundan küçük yavuz okul kıyafeti ile görülüyor
ve aynı bir yandan anne ve babasına doğru yürürken bir yandan da konuşuyor: anneee kahvaltı hazır mıı
annesi sevecen bir tavırla oğlunu kucağına alıyor ve masaya kahvaltı masasına yerleşmesine yardımcı oluyor, bir yandan da konuşuyor: oğlum ne yaptın bu saate kadar odada bakalım yaramaz şey
yavuz masum ve çekingen bir sesle: şey şey biraz uy uyumuşumda
annesi bu söze karşılık gülümseyerek: okula gideceğim deyip duruyordun hadi bakalım şimdi de zor mu geldi
babası sözü alıyor, ohooooo daha ilk günden böyle uyursa, bu da okuyacakta adam olacak
yavuzun yüzü biraz asılıyor annesi yavuzun bu mahzun halini görüyor ve yavuzun moralini düzeltmeye çalışır bir tavırla: yok yaa oğlum geç kalmadı babası, zaten ben kahvaltıyı yeni hazırladım çocuğum kalkıp ta ne yapacak
yahya bey yanıt veriyor: tamam öyle olsun bakalım
bu sözler üzerine yavuzun keyfi yerine geliyor ve aile yemeğe başlıyor 12 kahvaltı yaparken bir yandan konuşmalarına devam ediyorlar
ilk sözü yahya bey alıyor, biraz sıkıntılı bir şekilde: şey sibel şey
sibel hanım merakla: söyle yahya birşey mi var
yahya bey yine sıkıntılı: şey sibel ben çocuğu okula gönderme konusundaki tavrımdan dolayı senden özür dilemek istiyorum ve haklı mücadelende yanında olamadığımdan dolayı da
sibel hanım şefkatli bir tavırla yanıt veriyor: önemi yok canım, bunların hepsi geride kaldı ve başardık önemli olanda bu
yahya bey bir an duygusallaşıyor: seni neden sevdiğimi şimdi daha iyi anlıyorum sibel
sibel hanım gözlerinin içi gülerek: neden
yahya bey duygusallıktan sıyrılarak gülümsüyor: neden olacak, baksana koskoca okul müdürünü bile nasıl dize getirdin
sibel hanım aynı gülümsemeyle: eee tabi bunda milli eğitim müdürünün uyarısınında etkisi oldu tabi
yahya bey gülerek: evet haklısın taa milli eğitim müdürüne gidip adamı şikayet ettin, milli eğitim müdürü itirazını kabul etmeseydi ne yapacaktın hala merak diyorum sibel
sibel hanım yanıt veriyor: bunda merak edecek birşey yok, gayet basit, milli eğitim bakanına gidecektim
yahya bey gülerek: vallahi yaparsın sen eminim
ardından yahya bey telaşlı bir şekilde ayağa kalkıyor ve oğluna yönelerek: hadi oğlum hadi yemeğini bitir de kalkalım, işe geciktim hadi yavrum
yavuz yanıt veriyor: ben bitirdim baba çıkalım
sibel hanım söze giriyor: bende hazırım çıkabiliriz canım
yahya bey yavuzu kucağına alıyor bir yandan da konuşuyor: tamam o halde çıkalım, gel bakalım yavuuuuuuuuuuzzzzzzzzzzzzz, işte sonunda okula gidiyoruz
yahya bey yavuzu kucağına aldıktan sonra sibel hanıma yönelerek: ben sizi okula bırakıp oradan işe gideceğim
sibel hanım onaylıyor ve eline yavuzun okul çantasını da alıyor
3*ü birlikte sahneden ayrılıyorlar
VE SAHNE KARARIYOR
13 SAHNE 5
Sahne okul sınıfı şeklinde sıralar, sıraların aralarında koşuşturan 3'ü kız olmak üzere, 6 yaşlarında 5-6 çocuk, koşuşturan çocuklardan 2sinin 3üncü sahnedeki komşu kadınların yanındaki 2 çocuk olmaları dikkat çekiyor ve bu çocukların arasında sibel hanım ve yahya beyin oğulları yavuzda bulunuyor,
Çocuklar koşuştururken yavuzun bu koşuşturmaza fazla ilgi göstermez bir şekilde sırasında oturduğu görülüyor
koşuşturan kızlardan sarışın olan bir an yavuzun yanına geliyor ve konuşuyor: hadi elim sende oynuyoruz, öğretmen gelene kadar sende katılsana bize
Sıska bir oğlanda oyundan sıyrılıp kız ile yavuzun yanına gelerek, heyecanlı bir tavırla: evet yavuz oyun çok eğlenceli gelsene
Yavuz mahzun bir şekilde ve defterden pek başını kaldırmadan göz ucuyla bakarak yanıt veriyor: yasemin, yücel teşekkür ederim arkadaşlar siz oynayın, ben derslerimi son bir kez kontrol ediyorum
Kızlardan esmer olan diğerleriyle oyuna devam eder bir halde, söze giriyor: o oynayamaz ki o sakat, niye onu çağırıyorsunuz ki
Yasemin bu sözler üzerine esmer kıza çıkışarak: sakat sensin, hem biz burda konuşuyoruz sana ne
Ardından yücel de yasemini destekler bir tavırla: evet ilkay çok ayıp, birde yavuzun komşususun
ilkay şımarık bir şekilde: gıcık şeyler ne olacak
Ve ilkay ile yanındaki tombul oğlan çocuğu yavuz ve yanındakilere dil çıkarıyor
Bunun üzerine yavuz birden ayağa kalkarak: dersten vazgeçtim, oyuna bende katılacağım
Bu sözler üzerine yasemin ve yücel seviniyor ve oyun yavuzunda katılımıyla kaldığı yerden devam ediyor
oyunun başlamasıyla yavuz biraz güçlük çekse de diğer çocuklar ile birlikte koşuşturmaya başlıyor ve koşuştururken İlkay'ı yakalamayı başarıyor, İltay'ın kolunu sıkıca bir kavramasıyla küçük kız acıdan çığlığı basıyor
kız çığlığın ardından avazı çıktığı kadar bağırarak: napıyosun be deliiiii, kolumu koparacaktın, seni öğretmene şikayet ediceemmm görürsün sen
yasemin sözü alıyor: hani yavuz sakattı bir şey yapamazdı, aaaaaaa gördün mü şimdi
ilkay: görürsünüz siz öğretmene hepsini söyliyceemmmmm
yasemin. neyi söyleyececeeeen biz bi şey görmedik ki, yavuz burada oturuyordu değilmi arkadaşlar
14 yücel ve kumral kız yasemini onaylayarak: evet ilkay ne oldu ki, biz birşey görmedik ki, yavuz geldiğimizden beri oturuyor
tombul çocuk söze girerek: yalancılar ben gördüm bu deli İlkay'ı öldürüyordu, yalancı sınız işte, yalancıııı, yalancııııııııııı
yaseminle yücel hep bir ağızdan: olsuuun öğretmen size inanmaz kiiii, okulun en yaramaz öğrencilerisiniz öğretmen sizi sevmiyo kiiiiiiii
bu sözler üzerine ilkay avazı çıktığı kadar bağırarak ağlamaya başlıyor
bu kargaşa arasında 20*li yaşlarırıda genç ve güzel bir kadın sahneye giriyor; sahneye gelir gelmez yüksek sesle çocuklar ne bu gürültü geçin yerlerinize
kadının bu sözü üzerine tüm çocuklar hızlı bir hareketle kendilerini sıralarında buluyor
öğretmen ciddi bir ifadeyle: hepinizin burada olduğunu görüyorum, yoklamaya gerek yok, oturun yerlerinize, derse başlayabiliriz
ve çocuklar sıralarına oturuyor
ilkay bu sırada parmak kaldırıyor: öğretmenim derse başlamadan önce birşey söyleyebilir miyim
öğretmen sevecen bir ses tonu ile: evet ilkay söyle dinliyorum
ilkay çekingenlikle: şey öğretmenim, yavuz benim kolumu sıktı oyun oynarken, kolumu koparıyordu zor kurtardım kolumu
ardından yasemin parmak kaldırıyor: hayır öğretmenim: o yavuzu oyuna almak istemiyordu, biz yavuzu oyuna alınca mızıkçılık yaptı ağlamaya başladı
öğretmen: anladım yasemin oturabilirsin
daha sonra öğretmen yavuza dönerek, sevecen bir tavırla: yavuz anlat bakalım arkadaşlarının söz ettiği olayı
yavuz biraz kasılarak yanıt veriyor: ben bilmiyorum öğretmenim, arkadaşlar oyun oynuyordu bende sıramda oturmuş derslerimi kontrol ediyordum, arkadaşlar oyuna katılmamı istediler bende katıldım, oyun oynarken İlkay'ın koluna dokundum, ilkay bağırmaya başladı ne oldu bilmiyorum, bende anlamadım
öğretmen İlkay'a yönelerek: çok ayıp ilkay hiç yakıştıramadım, yavuz senin hem sınıf arkadaşı hem komşun, hemen özür dile arkadaşından ve bir daha da olmasın
ilkay istemeyerek te olsa, çekingen bir ses tonuyla: özür dilerim yavuz
öğretmen ciddi bir ses tonuyla: size bir uyarım daha olacak çocuklar, bildiğiniz gibi sınıf oyun alanı değil, lütfen sınıfta oyun oynamayın, tenefüste bahçe de yeterince oynuyorsunuz zaten değil mi
çocuklar hep bir ağızdan: tamam öğretmenim 15 öğretmen: eveet çocuklar, anlaştığıma göre dersimize başlayabiliriz
dedikten sonra tahtaya tebeşirle birşey yazıyor ve ilk olarak İlkay'a yönelerek: ilkay oku bakalım ne yazıyor burada
ilkay okumaya çalışıyor ancak bir türlü başaramıyor
bu sırada yavuz parmak kaldırıyor: ben okuyabilir miyim öğretmenim
öğretmen; tabii yavuz, seni dinliyoruz
ve yavuz ayağa kalkarak tahtadaki yazıyı bir solukta okuyup yerine oturuyor
bunun üzerine öğretmen: tebrikler yavuz, iyi çalışmışsın, arkadaşların seni örnek almalı
Öğretmen devam ediyor: evet çocuklar şimdi size bir soru soracağım. Ali"ye annesi 20 lira veriyor, ve bakkala gidip bunun 3 lirası ile yumurta alıyor, 1 lirasıyla ekmek alıyor, ve 4 lirasıyla da peynir alıyor, eve döndüğünde alinin elinde kaç lira var çocuklar
Öğretmen biraz bekledikten sonra kimseden yanıt gelmeyince tombul çocuğa yönelerek: volkan sen kalk söyle bakalım, alinin elinde kaç lira var
Volkan biraz mahcup bir şekilde çekinerek yanıt veriyor: şey, hocam, şey, bunu ali'ye sorsanız daha iyi olmaz mı, para onun elindeymiş nasıl olsa
Çocukların gülüşmeleri arasında, Öğretmen biraz bozuk bir şekilde iç çekerek: tamam volkan oturabilirsin
Ardından öğretmen yavuza yönelerek: yavuz sen cevap verebilir misin bu soruya
Yavuz ayağa kalkmadan, hafif kasılır bir şekilde yanıt veriyor: 12 lira öğretmenim
Öğretmen şaşırarak: aferin yavuz, peki biliyordun da neden ilk sorduğumda cevap vermedin
Yavuz tüm çocuksu çekingenliği ve ürkekliği ile yanıt veriyor: şey öğretmenim önceki soruya ben cevap vermiştim yaa, bu soruya da cevap verirsem arkadaşlara haksızlık olur diye
Öğretmen gözleri gururla parlayarak: aferin yavuz
Ve ardından çocuklara dönerek: yavuz arkadaşınızdan örnek alın, bakın sizin cevap verebilmeniz için bildiği bir soruya cevap vermiyor, arkadaşlık budur işte çocuklar
Öğretmen bunları söylerken sahnede zil sesi duyuluyor, sesin ardından öğretmen çocuklara yönelerek: zil çalındı çocuklar haydi tenefüse
Bu sözlerin ardından çocukların sevinç çığlıkları arasında
Sahne kararıyor 16
SAHNE 6
Sahne aydınlandığında tekrar yahya bey ve sibel hanımın evini görüyoruz, ve 3lü koltukta oğlunu kucağına almış bir şekilde oturmuş yahya beyi ve yanındaki tekli koltuğa oturmuş sibel hanımı görüyoruz
ilk söze yahya bey başlıyor, kucağındaki oğluna gururla ve sevgiyle bakarak: hey benim aslan oğlum bee, bugün okuluna gittim öğretmeniyle konuştum okulun en başarılı öğrencisiymiş, sınıf atladı benim oğlum 2 yılda 3üncü sınıfa geçti, işte benim oğlum bu yaa
Sibel hanım söze giriyor, gözleri gururla parlayarak: yaa babası, ben söylüyordum da inanmıyordun şimdi inandın mı, annesinin oğlu o annesinin, benim akıllı oğlum,artık müdürü de oğlumu seviyor, ne güzel
yahya bey duygusallaşarak, gurur duyan gözlerle eşine bakıyor ve: evet doğru annesinin oğlu, annesi gibi inatçı ve tuttuğunu koparıyor
Bu konuşmaların ardından sahnede kapı zili sesi duyuluyor, sibel hanım oturduğu yerden kalkarak hızlı adımlarla kapıya yöneliyor
Sibel hanım kapıya giderken yahya bey oğluna dönerek: bahse var mısın bu kapıyı çalan 3 silahşörler
Yavuz yanıt veremeden sibel hanım kapıya varıyor, tam kapıyı açacağı sırada eşi ve oğluna sus işareti yaparak kapıyı açıyor, kapı açıldığında sebahat, ayşe, mersin hanım, ve okuldaki 2 çocuk ilkay ve volkan kapının dış tarafında görülüyor, yahya bey hanımları görür görmez elini kaldırarak oğluna çak işareti yapıyor, yavuz güçlükle de olsa elini kaldırıyor ve babasının eline vurarak işarete karşılık vermeyi başarıyor
Öte yandan sibel hanım kapıyı acar açmaz kadınlar neredeyse hep bir ağızdan konuşmaya başlıyor
Önce nesrin hanım alıyor sözü: merhaba sibelciğim müsait misiniz
Ardından ayşe hanım: ayy rahatsız ettik sibelciğim kusura bakma, senin yavuz bizim çocuklara biraz ders çalıştırabilir mi acaba
Hanımlar bunları söylerken çoktan bir yandan içeri girmiş olsalar bile
sibel hanım yanıt veriyor: tabi tabi buyrun girin
ardından sebahat hanım söze giriyor: çocuklar ders çalışırken bizde biraz oturalım dedik, rahatsız etmedik değil mi
Sibel hanım yanıt veriyor: yok yok ne rahatsızlığı, bizde ailece oturuyorduk işte
Ve kadınlar yahya beyin oturduğu yöne doğru giderek, rastgele koltuklara oturduktan sonra yahya beyi yeni fark etmiş gibi bir tavırla, neredeyse hep bir ağızdan: merhaba yahya bey, nasılsınız 17 Yahya bey gülümseyerek: ben iyiyim de, bu saatte hangi rüzgar attı sizi hanımlar
Ayşe hanım yanıt veriyor: kusura bakma yahya bey sizi de rahatsız ettik ama benim kız ve volkan hiç ders çalışmıyor, okula sorduk durumları çok kötüymüş, sizin oğlanında sınıf birincisi olduğunu duydukta, bizim çocuklara biraz ders çalıştırır diye düşündük, hem çocuklar ders çalışırken bizde sohbet ederiz dedik
Bu konuşmalar sırasında çocuklar, yavuz önde diğerleri arkada sahnenin yan tarafına giderek gözden kayboluyor
Mersin hanım endişeli bir tavırla sibel hanıma yönelerek: sibel çocuklar nereye kayboldu
Sibel hanım sakinlikle yanıt veriyor: bizimkinin odasına gittiler, ders çalışmaya
Bu sözden sonra nesrin hanımın endişesi geçiyor ve rahatlıyor
Yahya bey bayanlara alaylı bir tavırla: sizin çocuklar sağlam değil mi yaa, bizimki sizinkilere ne ders çalıştırabilir ki, bizimki spastik kafası birşey almaz, sahi siz çocukları neden buraya getirdiniz yahu
Ve sahne de kısa bir sessizlik
Sessizliği bozan ayşe hanım oluyor, ne söyleyeceğini bilemez bir halde: olur mu öyle şey yahya bey , o nasıl söz öyle
Sibel hanım sözü alıyor, o da yahya bey gibi alaylı bir şekilde: yok yoook bizim bey hakkı, bizim çocuğun kafası fazla çalışmaz zaten, takla siz çocukları niye buraya getirdiniz ki, hem malum bizim çocuk engelli, çocuklarınıza saldırır, birşey yapar falan, o çocukları nasıl getirdiniz ki siz buraya,
Sebahat hanım bu sitemli ve alaycı konuşma karşısında daha fazla dayanamayıp sesini biraz yükselterek: kim demiş canım onu
Sibel hanım oturduğu yerden kalkarak bayanlara yöneliyor ve sert bir şekilde: siiiizzz
Bu sözleri söyledikten sonra sibel hanım seyircilere dönerek ve birkaç adım sahne önüne gelerek devam ediyor: hep fırsatta kendi çocuğumu bana ayak bağı gibi göstermeye çalışan siz değilmiydiniz, oysaki o henüz bir bebekti ve sadece her bebek ne yapıyorsa aynını yapıyordu, her fırsatta çocuğumu işe yaramaz gören ve öyle göstermeye çalışan siz değil miydiniz, oysaki oğlumun hayatında koca bir ömür vardı ve hiçbir insan doğduğunda neler yaşayacağına ve ne olacağına kimse karar veremez, ipotek koyamaz, kimse bilemez, ayrıca siz küçücük bir çocuğun ömrüne ipotek koymaya kalkışmadan önce kendi ömrünüze bakın ve hayatta ne işe yaşadığınızı sorgulayın
Sibel hanım bunları söylerken kadınlar oturdukları yerden kalkmış, ellerini önlerine kavuşturmuş, başları eğik bir şekilde sibel hanımın 2 adım gerisinde duruyorlar, yahya beyde sibel hanımın yanına geliyor
Ve sibel hanım konuşmasını kesmeden sürdürüyor: çocuğumun okula gitmesine bile, kendi çocuklarınızın göz zevkini bozmasın diye engel olmaya kalkmadınız mı
Bu sırada sibel hanımın yanında olan yahya bey kolunu sibel hanımın omuzuna atarak: çok haklısın hayatım 18
Sibel hanım ani bir hareketle yahya beyin kolundan silkiniyor ve yahya beye dönerek sert bir ifadeyle: hele sen hiç konuşma, bu çocuk bir işe yaramaz, okusa ne olur okumasa ne olur diyen sen değil miydin, oysaki bir yavuza en çok destek olması gereken sendin çünkü sen onun babasıydın
Sibel hanım bu sözleri söylerken yahya beyde 2 elini önünde kavuşturup başını öne eğerek 2 adım geriye çekiliyor
Sibel hanım devam ediyor konuşmasına: hepiniz suçlusunuz, hepimiz suçluyuz, ama neyse ki yavuz kazandı mücadeleyi, hiçbirimize boyun eğmedi o, ve hepimizi yenerek kazandı, 2 kişilik değil 3-4 kişilik mücadele vererek kazandı
Ve sahnenin karanlık kenarından yavuz görünüyor, annesinin yanına gelene kadar kimse fark etmiyor yavuzu ve annesinin yanına geldiğinde birden konuşmaya başlıyor yavuz güçlükle de olsa: anne kazandığımı mı sanıyorsun hayır kazanmadım Mücadele daha yeni başlıyor ve bitmeyen bir savaşta kazanan da kaybeden de olmaz Kazanmak için daha cook uzun bir mücadele bizi bekliyor anne hadi gel birlikte kazanalım var mısın, anne baba var mısınız
yavuzun bu sözlerinin ardından anne ve baba varız dedikten sonra yavuzu da kucaklarına alarak birbirlerine sıkıca sarılıyorlar
Ve alkışlar arasında perde yavaş yavaş kapanıyor
Perde açıldığında tüm oyuncular selam veriyor ve oyun bitiyor
SON
ERGÜL DAĞCI
19
daggul (ergül dağcı) tarafından 31.08.2009 22:42:12 tarihinde eklendi ve 119 gösterildi.
| KÜÇÜK BİR DERS isimli esere henüz yorum yazılmamış. |
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
31.08.2009
Okunma:
119
Yazara ait bilgiler:
daggul
(ergül dağcı)
|