ERDEMİN KAVGASI
ERDEMİN KAVGASI
PERDE 1
SAHNE 1
Sahne bir karakol biçiminde düzenlenmiş, sahnenin sol yanında duvarda atatürk resmi tam altında bir masa ve masa başında, komiser kıyafetli, ciddi görünümlü orta yaşlı bir bey oturuyor, bir anda sahneye genç bir polis ve birşeyler anlatmaya çalışan, üstü başı dağılmış, biri koltuk değnekli diğeri spastik engelli 2 kişi giriyor
Ilk sözü genç polis memuru alıyor: komiserin bunlar sokağın başında kavga ediyordu, durdurmayı demedim laf anlatamadım bende aldım buraya getirdim
Komiser 2 gence dönerek, ciddi bir tavırla: derdiniz nedir, neden kavga ediyor sunuz sokak ortasında, koskoca adamlar sınız, utanmadıniz mı,
1 Koltuk değnekli genç söze giriyor: davacıyım memur bey, ben bu arkadaştan davacıyım, yoldan geçiyordum birden eliyle koltuk degnegime vurdu, dengemi kaybettim ve yere kapaklandın, ayrıca bu yetmezmiş gibi birde ben ayağa kalkmaya çalışırken bana aklınıza gelebilecek her türlü el kol işaretini yaptı, ben bu şahıstan davacıyım
Komiser ciddi tavrını hiç bozmadan: siz daha önce birbirimizi tanıyormuydunuz
Koltuk değnekli kişi yanıt veriyor: hayır memur bey bu şahısı ilk kez görüyorum
Komiser spastik kişiye yönelerek: peki sen evladım! Sen ne diyeceksin bu suçlamalara?
Spastik engelli genç güçlükle yanıt vermeye çalışarak: mem memur abi, ben yolda yürüyordum, bu arkadaşta koskoca yolu bırakmış gelmis bana sürtünerek geçiyor, eng engelimden dolayı kolum bu arkadaşa çarptı herhalde ve ben bunu anlatama kadarda arkadaş bana ağızına geleni saydı ve girişti asıl ben davacıyım bundan
Bu sırada koltuk değnekli kişi diklenerek: ulan sen benden nasıl davacı olursun, hem beni düşür, hem el kol hareketi yap hemde davacı ol, bu ne yaa, çattık bee, resmen çattık
Koltuk değnekli genç bunları söylerken, spastik genç, sol kolunun bir yerlere çarpması endişesiyle, sol kolunun pazu kısmından sağ eliyle tutuyor, ancak kolun dirsekten aşağıdaki boşta kalan kısmının öne doğru kalkmasına engel olamıyor ve o bildik nahoş hareket ortaya çıkıyor
komisere doğru yapıyor hareketi
Tam bu sırada koltuk değnekli genç heyecanla haykırıyor: bakın komiser bey ışte bana da aynen bu hareketi yaptı
bu sırada spastik genç ne yapacağını şaşırmış bir halde, heyecandan sol kolunun pazusunu bırakıyor ve zaten iyice kasılmış olan kol bir yay gibi atarak yanında duran genç polis memurunun burnuna okkalı bir şekilde iniyor ve sakinleşiyor, polis memuru şaşkın bir halde ani bir refleksle burnunu tutuyor,
Olanları gören komiser ne diyeceğini bilemez bir halde yutkunarak, spastik engelli gence dönüyor: oğlum adın nedir senin
Genç güçlükle yanıt veriyor: eeerdem ışık
Komiser devam ediyor: annen baban falan vardır, telefonlarını ver onlarla görüşelim
Erdem bu sözler üzerine biraz öfkelenerek: ben 30 yaşındayım yaa, ne annesi babası ifademi alacak değil misiniz komiser bey, alında gideyim ben 2
Komiser sıkıntılı bir şekilde yanıt veriyor: lütfen zorluk çıkarmayın ve bunu kendinize karşı bir hareket olarakta algılamayın, bu sadece bir prosedür,
Erdem tebessümle yanıt veriyor: nasıl bir prosedür bu, karakola düşen 30lu yaşlardaki her kişiye anne babasını mı sorarsınız?
Ve yanındaki koltuk değnekli genci göstererek: o halde bu arkadaşın anne babası neden çağırılmıyor
Koltuk değnekli genç yakınarak: birde bunun anne babasını bekleyeceğiz yahu, işimiz gücümüz var, alın ifademizi ne yapacaksanız yapında gidelim artık, daha fazla kalırsam işimi kaybedeceğin
Komiser ciddi ve sinirli bir ses tonuyla: lütfen erdem bey zorluk çıkarmayın işimizi yapıyoruz burada, ayrıca konuşmamızda tam anlaşılmıyor o nedenle aileniz gerek
Erdem hafIf şeytani bir gülümsemeyle: tamam siz bilirsiniz anne babamı çağırıyorum ama pişman olursanız karışmam
Ve bu sözlerin ardından erdem cebinden cep telefonunu çıkarıyor, telefonun arama tuşuna bastıktan sonra kulağına tutuyor,
Ardından kasılmalardan dolayı biraz zorlanarak konuşmaya başlıyor: aloooo anne ben karakola düştüm gelmeniz gerek
Bu sözden sonra fondan anlaşılmaz bir şekilde hIç susmayan ve cırcır böceğini anımsatan ortayaşlı bir bayan sesi yankılanıyor
Erdem telefon kulağında biraz dinledikten ve birşeyler söylemeye çalıştıktan sonra çabasının nafile olduğunu anlıyor ve başka hiçbir şey söylemeden telefonu kapatıyor
Ve telefon kapandığı anda fondan gelen anlaşılmaz kadın sesi kesiliyor
Erdem sakin bir şekilde, hatta birazda gülümseyerek: tamam, geliyorlar komiser bey, 15 dakika içinde burada olurlar
Koltuk değnekli genç hırsla ve mırıldanırcasına yavaş bir ses tonu ile: yahu bundan ne hayır gördük ki birde bunun sülalesini bekliyoruz yaa
Daha sonra ses tonunu yükselterek, oldu olacak der gibi bir tavırla komisere yöneliyor: komiserim bende ailemi aramak istiyorum
3 Komiser tereddütsüz: tabiki böyle bir hakkınız var, arayabilir siniz
Erdem komiserin sözlerini duyduğumda anlamsız bir heyecanla haykırıyor: vay bee desenize eğlence şimdi başlıyor
Komiser ve genç polis bu haykırış üzerine erdeme sert bir bakış fırlattıktan sonra, komiser erdeme yönelerek, aynı sertlikle: burası eğlence yeri değil, sizde burada eğlenmek için bulunmuyor sunuz, lütfen ciddiyet, burası bir karakol unutmayın
Erdem bu sözlerden sonra toparlanarak, ciddi bir tavırla: affedersiniz komiser bey
Bu sırada koltuk değnekli genç cep telefonu cebinden çıkarıyor ve arama tuşuna basarak kulağına dayıyor, ardından konuşmaya başlıyor: aloo. baba ben karakoldayım. Önemli bir şey değil baba merak etme. ufak bir tartışma, buraya gelmeniz gerekiyor sadece. evet evet. anneme alıştıra alıştıra şöyle olur mu. tamam hemen gelin. şimdi kapatıyorum baba görüşürüz
Ve bu sözlerden sonra koltuk değnekli genç telefonu kapatarak cebine yerleştiriyor
Bu sırada komiser o ama dek ayakta duran gençlerin ayakta olduklarını yeni fark etmiş gibi oturduğu masanın biraz sağındaki deri koltukları işaret ederek
Yumuşak ve kibar bir tavırla: otursanıza gençler neden ayakta kaldınız
2 Genç çekingen bir tavırla komiserin gösterdiği koltuklara yönelip oturuyorlar
ardından 2side kibarca: sağolun komiser bey
Komiser yanıt vermiyor
Kısa süreli bir sessizliğin ardından sahneye feryatla giren 60 yaşlarında bir bayan ve aynı feryatla bayanın hemen arkasından giren aynı yaşlarda bir bey giriyor
Sahneye girer girmez o an koltukta oturan erdeme sarılıyorlar
Ilk sözü 60 yaşlarındaki bayan alıyor, erdeme sarılmış ve feryat eder bir halde: oğluuummmm, yavruuummmm, ne yaptılar benim kınalı kuzuma, ne yaptılar benim bebeğime
Erdem anne birşey yok demeye çalışsada fırsat bulamadan yaşlı adam alıyor sözü, yaşlı adam aynı feryatlarla bağırmaya başlıyor: çocuğumun karnıda açıktı, yemek saatide geçti, eli yüzüde sapsarı olmuş bebeğimin, korkmuştur o şimdi, allah bilir işkencede yapmışsınızdır dolma kadar çocuğa sizi dava edeceğim 4
Komiser bu feryatlara daha fazla dayanamayarak, oturduğu yerden hafifçe doğruluyor ve bağırmaya başlıyor: ne işkencesi bey efendi, gelir gelmez yapmadığımız yorum kalmadı, bir oğlunuza sorun bakalım bir şikayeti varmıymış yaa, devletin polisini bu kadar zan altında bırakmaya hakkımız yok, allah allah ya, bu kadarda olmazki yaa
Ve komiserin son cümlesini söylerken yerine tekrar oturduğu görülüyor
Bu sözler babanın bağırmalarını dahada artırıyor, yaşlı adam sesini daha bir yükselterek: o iyiyim dese ben inanacak mıyım, korkutmuş sunuz çocuğu tabiki iyiyim diyecek
Daha sonra erdemin başını okşayarak şevkatki bir sesle: korkma sen oğlum, sakın korkma, bak anne baba burda, geçti oğlum artık hiç kimse birşey yapamaz sana
Erdem bu sırada teslimiyetçi bir şekilde tepkisiz, sadece hafif gülümsediği görülüyor, ancak erdemin yanında oturmakta olan ve erdemin anne babasınında aynı koltuğa oturmalarından ve seslerinden, hareketlerinden vs vs bunalan koltuk değnekli genç sonunda birşeyler söyleme ihtiyacı hissetmişcesine ve nazik olmaya çalışarak söze giriyor: hanım efendi, bey efendi, biraz öbür tarafa kayar mısınız, görüyor sunuz burada insan oturuyor değil mi
Erdemin anne ve babası kendi seslerinden olsa gerek, bu sözü hiç duymuyor, hatta koltuk değnekli gencin varlığından bile habersiz çocukları ile ilgilenmeye devam ediyorlar
Anne bebek sever bir tavırla devam ediyor: oğlunu üzmüşler ben onlara sorarım
Tam bu sırada yine 50li yaşlarda bir kadın ve bir adam aynı feryatlar ve erdemin anne babasının gösterdiği tepkilerin hemen hemen aynısı ile sahneye giriyor, aradaki tek fark bu kez erdeme değilde koltuk değnekli gence koşmaları oluyor,
bu kez onlar başlıyor konuşmaya, önce kadın: salihim, bebeğim sana ne yaptılar
Sonra adam komisere dönerek: bu karakolu şikayet edip hakkınızda soruşturma açtırmazsam ne olayım, tutukladığınız çocuklara bakın, insanlığa yakışıyor mu bu
Erdemin anne babası da bu sözleri onaylıyor, erdemin babası da salihin babasını destekler biçimde söze giriyor: evet bey efendi aihm'e başvuralım bence
Tam bu sırada salihin annesi oğlunun oturduğu yerde sıkıştırıldığını fark ederek erdemin annesine yöneliyor ve öfkeyle bagiriyor: sizde kalkın çocuğumun üzerinden hanım efendi, zaten çocuğun başına gelmeyen kalmamış birde siz üstüne çıkıyorsunuz
Erdemin annesi şaşırmış bir halde biraz diğer tarafa kaydıktan sonra salihin annesine dönerek: afedersiniz hanım efendi çocukla ilgileniyordum oğlunuzu fark etmemişim 5
Salihin annesi yine aynı öfkeyle: hanım efendi sizinki çocuksa bizimki baskı birşey mi, başka yer bulamadınız mı çocuğunuzu sevecek
Komiser bu curcunaya daha fazla dayanamayarak oturduğu yerden hafifçe doğruluyor ve öfkeyle haykırıyor: susun susun susun burası karakol, nerde olduğumuzu hatırlayın biraz, susun
Bu bağırmanın etkisiyle 2 ailede bir anda susuyor ve komiseri dikkatle dinlemeye başlıyorlar
Komiser konuşmasına aynı şekilde devam ediyor: haa şöyle, önce sizi neden çağırdığımızı söyleyeyim, bu 2 genç karakol yakınlarında kavga ediyorlarmış, arkadaşlarda görmüş, almış buraya getirmiş
Erdemin annesi Bu sözleri duyar duymaz komiserin sözünün devamını beklemeden, hiddetle salihe yönelerek: nee, bu mu benim oğlumu dövmüş
Ardından salihin yakasına hışımla yapışarak: ulan benim oğlumu kimse dövemez
Kavgaya salihin aileside katılacak oluyor
Sahne tam karışacakken Bu manzarayı gören komiser yine öfkeyle bağırıyor, bu kez daha sert bir şekilde: susun, susun, susun, kupası bir karakol unutmayın, bu bir kez daha tekrarlanırsa uyarmayacağım ve durumlarınızı da göz önüne almayacağım ona göre
Erdemin annesi biraz sakinlermiş bir halde komisere dönerek: komiser bey nasıl sakin olayım, çocuğunu dövdüklerimı söylüyorsunuz, birde sakin olun diyorsunuz
Komiser öfkeyle yanıt veriyor: çocuğunuzun dövüldüğünü kimse söylemedi hanım efendi, sadece kavga etmişler dedik, ayrıca dövülen kişi büyük oranla erdem değil salihmiş
Bu sözlerin ardından erdemin anne ve babası rahatlamış ve gururlu bir şekilde: hee iyi o zaman, şunu baştan soylesene komiser bey, oğlum dövdüyse mutlaka haklıdır zaten
Komiser ciddi bir ifadeyle: artık rahatladıysanız ve dinleyecekseniz sözüne kaldığım yerden devam etmek istiyorum
Erdemin annesi çekingen bir tavırla: tabi komiser bey buyrun, tabi devam edin
Komiser rahatlamış ancak ciddi bir tavırla: nerde kalmıştık, evet, bu olay olunca bende erdemi durumundan dolayı sizi bağırıp konuşmayı tercih ettim, bunun üzerine salihve ailesini çağırmak istedi, bende kabul ettim, ışte durum bu, ama siz beni sizi çağırdığıma pişman ettiniz, yaa ne
6 işkencesi, ne kötü muamelesi, ne şikayeti, çocuklarr siz gelene kadar burada güzel güzel oturuyordu
Ve erdeme dönerek: oğlum sende biliyorsun burada birşey olmadığını 2 saattir ailen soruyor birşey söylede rahatlatsana
Komiserin bu sözleri üzerine erdem sitemli bir şekilde gülümseyerek yanıt veriyor: komiserim biraz önce kendiniz söylediniz, durumumdan dolayı ifadem geçerli olmadığı için ailemi çağırma gereği duymuş sunuz, ifadem geçerli değilse hiçbir konuda geçerli değildir, hem ailem spastik olmadıkları için daha iyi laf anlatabileceğinizi düşünerek çağırmıştınız tabi haklısınızdır, belki spastik olduğumdan geç algılıyorumdur, yani siz öyle diyorsanız mutlaka doğruluk payı vardır, bu nedenle sağlıklı insanların sözüne karışmam uygun olmaz, siz ailemle çoook daha iyi anlaşırsınız değilmi komiser bey
Komiser bu sözler üzerine bir süre sesiz kaldıktan sonra mırıldanır bir ses tonu ile yanıt veriyor: tamam haklısın erdem, kabul etmeliyim ki hata yaptım
Erdemin anne babası gururla erdemin yanağını şefkatle okşayarak: benim akıllı oğlum, her zaman hakkıdır tabi komiser amcası
Erdem daha fazla dayanamıyor ve anne babasının sevgi gösterisinden bunalmış bir halde ikisinin arasından sıyrılarak ayağa kalkıyor ve biraz kasılarakta olsa konuşmaya başlıyor: anne baba şimdi soruyorum, belki ilk kez sorduğum için şaşıracak sınız, belki kızacak sınız, belki kırılacak sınız ama artık bunu sormak zorundayım, sizin şu anki tavrınızın komiser beyin sizi çağırmaktaki tavrı ile veya hep eleştirdiğimiz toplumun engellilere genel bakışı ile ne farkı var
Erdemin bu çıkışı 2 aileyi ve polisleri şaşırtsa da, erdem şaşkın bakışlar arasında konuşmasını tavrını hiç bozmadan sürdürüyor: anne baba ben 30 yaşındayım farkında mısınız
Babası şaşkınlıkla yanıt veriyor: tabiki farkındayız oğlum, o nasıl söz
Erdem sitemkar bir tavırla: hiç sanmıyorum çıkıyor musunuz, çünkü sığ bana büyüdüğünün farkında olduğumuzu hiç göstermedimiz, benim fikirlerimi hiç önemsemediniz, en önemsemiş gibi yaptığınız anda bile bu böyleydi inkar etmeyin lütfen artık, size göre ben nasılsa hep elinizde duracak, hiçbir zaman kendi hayatı olamayacak, ayrıca hiç büyümeyecek 5 yaşında bir çocuktum değil mi, şimdi siz anne baba için çocuğu hiçbir zaman büyümez bu çok normal diyeceksiniz biliyorum, ama anneciğim babacığım sizde çok iyi biliyorsunuz ki bu öyle birşey değil, bu öyle birşey değil, siz benim kavga edip karakola düşebileceğimi bile hiç tahmin edemiyordunuz değil mi, ama bakın işte buradayım, çünkü bende bir birey dahası korkaca bir delikanlıyım artık ve her delikanlı gibi sarhoşta olurum, aşıkta olurum, üzülürüm, kırılırım, kavga ederim, karakola düşerim, ağlarım, gülerim, sevinirim, evet sevgili ailem bunların hepsini yaşayacağım, hoşunuza gitsin gitmesin, çünkü anlayın artık çocuk değilim ve istesemde olamam,
bu toplumun engellilere bakış açısından hep şikayet ederiz değilmi sevgili ailem, peki biz kendimize nasıl bakıyoruz bunu hiç düşündük mü? yada sevgili ailelerimiz bizi nasıl görüyor acaba?
7 Şimdi soruyorum Biz kendimizi böyle görürken toplumun bizi birey olarak görmesini nasıl bekleyebiliriz
Ve erdem seyirciye dönerek bu kez daha yüksek sesle: şimdi birde sizlere soruyorum sevgili seyirciler, biz kendimizi ve sevgili ailelerimiz bizi böyle görürken, toplumun bizi bIrey olarak görmesini nasıl bekleyebilirIz söyler misiniz
Ve komiser oturduğu yerden sesleniyor: konuşmanız bittiyse prosedürleri tamamlayalım, imzanızı atında gidin artık erdem bey
Erdem sakin bir sesle: tamam komiser bey, konuşmam bitti geliyorum
Bu sözlerden sonra erdem seyirciye arkasını dönüp komisere doğru yorgun adımlarla alkışlar arasında perde kapanıyor
Ve perde tekrar açıldığında oyuncular selam veriyor
Ardından tekrar perde kapanıyor
SON
ERGÜL DAĞCI
8
daggul (ergül dağcı) tarafından 31.08.2009 22:36:11 tarihinde eklendi ve 96 gösterildi.
| ERDEMİN KAVGASI isimli esere henüz yorum yazılmamış. |
|
Esere ait bilgiler:
Kayıt tarihi:
31.08.2009
Okunma:
96
Yazara ait bilgiler:
daggul
(ergül dağcı)
|