Ruhumun sahiline vurur deniz yıldızım, Hicran ırmağı taşar füsunkâr gözlerinden. Göğsüme ateş yürür firakından kor sızım, Teselli bekler ruhum, şefkatli sözlerinden…
Şuramda yumruk olur içten içe bir sancı, En tiz perdeden hüznü bestelerken buhranım, Puslu aynamda akis yorgun ömür usancı, Suya düşerken gölgem perdelenir bir anım…
Hasretin şerbetini içtiğim günden beri, Köz köz oldu ciğerim, sanki ateş çemberi. Tek adım atamadım, zaman sensiz hep geri, Ne olurdu kalsaydın mutluluğun amberi…
Gün geçtikçe artıyor canımın kırıkları, Sisli, dumanlı, karlı şahikası kalbimin; Teselli vermez ruhun derin hıçkırıkları, Sonbahar rengi vurmuş son sayfası albümün…
Makaslasam üstüme düğümlenen gölgeyi, Kalbim aklıma baskın aşkın repliklerimde. Ayıklasam özümde hüküm süren bölgeyi, Gel yangınım başlasın kanlı kirpiklerimde…
Tatsam aşk ekseninden mimsiz berrak kevseri, Vuslatınla eriyip gecelere dirilsem; Öpsem bir kez beninden halim aşkın eseri, Toprak olup mis kokan ayağına serilsem…
Köklerimden gövdeme yürüt bengisu dilber, Gökkuşağı donatsın mavi denizlerini. Senden başka kimim var hayat dengi su dilber, Silsin aşkın ebedi hüznün kan izlerini.
Tükenmesin gözyaşım yalnız sende kararım , Gel gönlüme ışık tut gör bak Murat ziyanda! Sevdan tek sığınağım, yoksan her şeyim yarım, Yüreğimin sahibi; aydınlandım ziyanda…
Murat CANBOLAT
canbolat(murat canbolat) tarafından 24.08.2009 18:04:21 tarihinde eklendi ve 84 gösterildi.