E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

İSTANBULDA BİR MEVSİM


kamperkek

İSTANBUL’DA BİR MEVSİM
Bu tren nereye gidiyor ağabey.
Sen nereye gidiyorsun dedi görevli
Bilmem, şimdilik neresi olursa. Beni alıp götürsünde
Kaçıyorsun galiba diye sordu görevli. Geçmişini gömmek istediğin belli
Sabah çiği henüz erimemişti. Ceketsiz, kabansız üşüyen yüreğini ısıtmak için kapalı bir barınak arayan serçe kadar küçülmüştü genç adam.19, 20 yaşlarında var yok. Hazır değil uçmaya ürkekliğini gizleyemeyen gözleri aç ve çok yorgundu. İstanbul son durak ama beni dinle sen gitme. Gözüme çok temiz göründün. Seni yutar bilesin. Şubat beni yutamadıktan sonra İstanbul neci ki dedi içi. Gişelerin açılmasını beklemek için yolcu salonuna yöneldi. Görevli deneyimi ile ardından uzun uzun baktı gencin. Sende kaybolacaksın çocuk. Sende boğaza yem olacaksın. Ne işin var Anadolu kokusunu terk ediyorsun. Kim seni karşılayacak, saracak sanıyorsun. Bavulunda yüreğin gibi büyük ama İstanbul ne yürekler küçülttü haberin yok.
Üçüncü sınıftan alınmış biletine sıkı sıkı tutunarak trene bindi. Simit tazeydi. İçini ısıtan sıcak çay için parasına kıyamamıştı. Hele diyordu hemen yayılmayayım İstanbul bu. Tekerleği bile benim köyümden büyükmüş. Bir alırsa Allahıma ilk nefeste yok eder beni. Hele dur ben geliyorum demeden sürpriz yapacağım. Kovamayacak beni. Pes etmediğimi görünce sever.
Haydarpaşa da indiğinde beyaz halının ayaklarına serildiğini gördü genç adam. Şimdi pusulasını iyi ayarlamalıydı. Yön bulma yetisini yokladı. Sorayım dedi içinden. beyoğluna gideyim kaç flim izlemişti Beyoğlu ile ilgili. Sesim güzel. Yakışıklıyım da sesimi dinleyip beğenirlerse değmeyin artık. Vapurla karşıya geçti. Sora sora ulaştı istiklal caddesine. Geniş caddeyi boydan boya gidip geldi. Gözü ile ara sokaklarının kimyasını tahlil ederek kafasının içi ile planlar üretiyordu. Karanlık, dar sokakların ana caddeden daha kalabalık olduğunu yorumlarken korkusunu kışkışlıyordu. O karanlığı hiç sevmezdi. Korkuyordu ışıksızlıktan. Trene bindiğinden beri gizli bir el ona güven aşılamıştı. Artık yalnız olduğunu hatırlatan içinin sesi geri dönüş yok diyordu. Arkana sakın bakma.
İki metrekarelik bavulu ile içeri girmek istediğinde kapıdaki tipsiz adam durdurdu onu. Kötü adam dedi içinden. Çocuk ne iş dedi boğuk nefesi ile. Çalışmaya geldim dedi. Ne iş yapacaksın? Şarkı söyleyeceğim ağbim. çirkin adam çirkin kahkahasını öyle besliyordu ki obez naralar çıkıyordu ortaya.oğlum dedi gülmesini kısmadan.buradaki şarkıcılar orospu.sen orospu olurmusun.ağbim dedi çocuk ben erkeğim.sünnet oldun mu? Dalga geçme yav ben lise mezunuyum cahil hiç değilim. Ben İstanbul’a üniversite okumak için geldim. Sen beni patronla görüştür gerisine karışma benim sesim çok güzeldir. Erkeğin orospusumu olur allahasen. İzin ver he.
Genç adam şiir gibi konuşuyordu. Lise mezunuyum demesi ile hafif toparlanması bir oldu. Ciddiye almaya karar vermiş konumda elini genç adamın omzuna oyarak, oğlum okumuş adamın burada işi ne. Ben bile üçten terk ettim. Var git üniversitemi müniversitemi okuyacaksın onu gerçekleştir. Tezgâhtarlık gibi bir iş bul düzgün yaşa. Burası batak oğlum. Benim babam pavyonlarda aşçılık yapardı. Tuvalete bakardı. Ben yabancısı değilim bu âlemin ağbim. Ben planımı yaptım. Okuyacağım. Beni patrona ulaştır hele.
Gün henüz gece hayatına hazır değildi. İçeride garsonların hazırlıkları çatal kaşık seslerinden anlaşılıyordu. İçeri gir şef Ahmet kim diye sor. Bavulunu şuraya koy. Nasılsa seni gönderirler. Çıkarken alırsın.
Genç içinden sen beni tanımıyorsun ağabey ben girdimi çıkmam diyerek denilene uydu içeri süzülerek karşısına ilk çıkana şef Ahmet’i sordu. Benim dedi adam. Ben iş arıyorum ağabey kapıdaki ağbim seni görmemi istedi. Ne iş yaparsın sen. Şarkı söylerim. Yapma yaaa vavvv. İyi iş bende oryantal yapıyorum. Ahmet o kadar keyiflenmişti ki oda bedava kahkaha üretecek kadar doğal davranmıyordu. Kapıdaki çirkin adam da sohbete katılınca Anadolu lu acemi yüzücü gibi batıp çıkıyordu aralarında. Oğlum bizdekilerin hepsi bayan seni müşteri ne yapsın. Buraya göt göbek seyretmeye geliyorlar. Ha konsomasyona çıkarsan burada sana görede müşteri var parlak çocukları isteyen çoook. Ağbim diye bir ton yüksekten konuşayım diye direnişe geçti ve Ahmet’ten şaplağı ensesine yedi sus lan kedi olmadan fare yutmaya çalışıyorsun. Oğlum baban anlatmadımı bu orospu âlemi sana. Küçük harflerle 2,5 yaşımdayken öldü babam dedi.
Komilik yaparmısın sen oğlum lise mezunusun bak ezilirsin git oku bulaşma buralara. Yaparım dedi heyecanını destekleyerek. Ne iş olsa yaparım. Nerede kalıyorsun diye sordu şef. Yeni indim İstanbul’a bavulum kapıda kalacak yerim yok. Oğlum evinden mi kaçtın sen. Yok, ağbim annemin haberi var ben izinliyim.
Ahmet kapıdaki görevliye bavulu orada kalsın cemil ağbim bu akşam çalışsın sabah ta otele yerleştiririz karıların kaldığı otele.

SUAT ÇETİNER

czasker (suat çetiner) tarafından 22.07.2009 22:32:20 tarihinde eklendi ve 119 gösterildi.

İSTANBULDA BİR MEVSİM isimli esere henüz yorum yazılmamış.

Esere ait bilgiler:

Kayıt tarihi:
22.07.2009

Okunma:
119

Yazara ait bilgiler:

czasker

(suat çetiner)
• Profili

 

© 2008-2009 Yazarlar Topluluğu | Eserlerin tüm hakları ve sorumluluğu eser sahiplerine aittir.