E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

Üstad Ömer Ekinci Micingirt Ağabey Ve Şiirleri



Adalet

Adâlet hak ulvi dem
Mazluma kurbanım ben
Şüheda dolu heybem
Zâlime külhanım ben

Kulluktur tek gümânım
Amentüdür imanım
Çıban olsa her yanım
Yine de lokmanım ben

Ki köleyim Bilal’im
Al bayrakta hilâlim
Haddimizi bilelim
Nefsime sultanım ben

Üç kıtaya hükmettim
Gönülleri fethettim
Hoşgörüyü derç ettim
Tarihe Osman’ım ben

Vesileye aldırmam
Kör şeytanı güldürmem
Karıncayı öldürmem
Yaşatan dermanım ben

Köroğlu’yum dağlarda
Mevlana’yla ard arda
Barbaros’um sularda
Yunusa mekânım ben

Taşırım tüm her rengi
Tattım ulu âhengi
Tevâzudur mihengi
Zümrütten harmanım ben

Mefkûremiz rızâdır
Helalinden azadır
Ben dedimse bizedir
Baş değil tabanım ben

Hecelere büründüm
Şiirlerde göründüm
Ömerlere yerindim
Aliye kurbanım ben

Çeçenleri görünce
Filistinli ölünce
Yavrularım sorunca
Kanayan vicdanım ben

İbrahim'i ecdadım
Hep kendimi aradım
Yaralıyım üstadım
Gül yüze hayranım ben

Ömer Ekinci Micingirt


Adım

Bir güz günü doğdum aylardan kasım
İbrahim’i soyum, neslimse âsım
İzâh zor derince varsa ihlâsım
Adâlet ismimde hakkın izi var

Dört yanım şüheda kefenleri kar
Çile bulutları bendeki bahar
Ötenin şevkiyle esiyor rüzgâr
Estikçe yeşerir şehit sesi var

Mâzim pek muhteşem renk verdi ırka
Bendeki tutkular Veysel’de hırka
Hilâlde buluştuk bilmem kaç fırka
Üslûbum hislidir yer yer sitemkâr

27.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Afakî Hareketler

Günahkâr varlığım sokakta etler
Gayesi zevk olan canavarlar var
Sus adam afakî der hareketler
Sürü tekâmülü ne davarlar var

Kendime ithafken ben heceleri
Yazarım gerçeği hep ayan beyân
Modayla boyadım pencereleri
Yanlışta süvari izânda yayan

Şu bendeki “ben”ler hep beni kollar
Ölüm ötesini satayım diye
Muhabbet bahçesi samimi yollar
Tasavvuf ilmine düşmanlık niye

Ömer Ekinci Micingirt


Afedersiniz

Karanlık gecede tepişip yata
Kahpelik zerk ede bütün hayata
Namus ar bilmeyen her bir gavata
Künyesiz itlere başka deyim

Boyayıp bıyığı şişer yatarlar
Sokak ortasına işer yatarlar
Lağım çukuruna düşer yatarlar
Yürüyen putlara başka ne deyim

Mısra mısra ağu hışımlanır bak
Hicvetsem günahkâr bağırsam yasak
Mağlup mu mahcup mu artık olmasak
Üryan gelgitlere başka ne deyim

Ömer Ekinci Micingirt


Affet

Cürüm ifrat yükselirim
Günahlarım çok Allah’ım
İhsanın bol af bilirim
Affet yüzüm yok Allah’ım

Hasadımı sele verdim
Gönlüm buruk ağır derdim
Cemâlini hayal kurdum,
Hayallerim pak Allah’ım

Usul usul arz edeyim
Fasıl fasıl arz edeyim
Bilmem nasıl arz edeyim
Kabahatim çok Allah’ım

Kulluğuna varmasam da
Sermayem yaş var masamda
Kalp gözüyle görmesem de
Kalbim inler Hak Allah’ım

Şeytanlar çok biçareyim
Hicran dolu kalp sarayım
Eşiğinde yalvarayım
Pişmanlığım pek Allah’ım

Filistin’de taş olsaydım
Çeçen ya da baş olsaydım
Mazluma gardaş olsaydım
Kardeşlerim tek Allah’ım

Merhametin Gazabını
Affın geçti Azabını
İnançsızlık kezzabını
Vatanımdan sök Allah’ım

Duygularım ahu zarda
Nefsim azgın ruhum darda
Tufan oldu bu diyârda
Divanına çek Allahım

Kul Ömer’i hep aradım
Fersah fersah adım adım
Cemâlullah tek muradım
Aşkın ile yak Allah’ım

04.09.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Affet Allah'ım

“Iraklı Nur’un mektubuna ithâf”

Bir başka ızdırap var
Bir başka vahşet Irak’ta
Titrek yaralı bir ceylan gibi
Geceye düştü Iraklı Nur
Kimsesiz ve çaresiz

Ne kadar da mahzun
Bir yanda kanayan yüreğim
Bir yanda İslam-ı âlem
Umursamaz ve sağır

Bir başka çığlık var
Bir başka çığlık yürekler
Bu yıl bu gece utanç
Uzat feryadını
Son kez yüreğime idrâkime
Uzansın ki yankılansın
Sen temizsin biz utanç

Bir başka hüzün var bir başka kin
Acılar sardı dört bir yanımı...
Umutlarım kavruldu
Başka bahara mı
Hey hat!

Gelecek senin yüreğinde tutuşacak
Kazılı olacak mezar taşıma
Kin ve petrol
Bir başka hesap var
Bambaşka hesap
Affet bizi Allah’ım
Affet bizi
Affet....

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağabey

Müstakim davranış anbean her gün
Ötenin âhengi sendeki abi
Bende yaklaşırım inşâllah bir gün
Sen hep tevazûsun ben hep asâbi

Darılma gücenme tüm heceleri
Yazarım gerçeği sımsıkı ipi
Şiire açmışım pencereleri
Sevmezsin bilirim methetme gibi

İnce kalplisin hem zalime demir
Kardeşlik şuûru nimettir tâbi
Ahlaki temsilde hoştur Özdemir
Fıtrat ne gâye ne, bilir hesabı

18.02.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağırdı Piyesim

Köprüler yıkıldı döndüm geriye
Her yanım virane her yanım talan
Nefsime saplandı kibir ve riya
Ağırdı piyesim yoktu bir bilen

Leyla’yı aradım düştüm çöllere
Bülbüle rastladım küskün güllere
Beni de attılar malum ellere
Her yanım gözyaşı her yanım nalan

Ruhum uğulduyor azgın sularda
Mecalim kalmadı darbe ard arda
Allahım Ömer i bırakma darda
Sermayem heybemde gözyaşı kalan

14.11.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağladı

Yüreğim nigârdır susmuş dedim de
Çevirdi yüzünü güldü ağladı
Tasvirler izâha küsmüş dedim de
Unuttu gülmeyi daldı ağladı

Bilmezleri sardım hasret bezine
Sabrı çekiyorum vaktin benzine
Benim gibi hüzün geldi yüzüne
Aklımdan geçeni saldı ağladı

İlan-ı aşk hiçlik aşk bahçesinde
Yalnızlık birikir yâr bohçasında
Sessiz bir yorgunluk var lehçesinde
Peşimden namazı kıldı ağladı

Titreyen elleri saklıdır giz’de
Mevsimler tükendi gitti bu yazda
Sevenler ölmezmiş duydum vaazda
Her gece uykumu böldü ağladı

05.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağladım

Yaşın koydum hecelerin yerine
Bir kelebek ömrü uçtu ağladım
Gönül verdim beni yakan soruna
Gözlerin gözüme geçti ağladım

Benim yaşım mavi yeşil sende çok
Hep seni aradım giden gelen yok
İster oku ister bırak ister yak
Gizlerin gizime geçti ağladım

Seninle şiirden kubbeler kurduk
Hakikat ruhuyla pek kafa yorduk
El ele yan yana âhenkle durduk
Nazların nâzıma geçti ağladım

Ne yazdım ben ne yazdığım bilinmez
Seni yazdım dört dörtlüğe silinmez
Sessiz sevdalarla Leylâ olunmaz
Sözlerin sözüme geçti ağladım

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlama Arkadaş

Yırtılır o fiyakan
Ne taht kalır ne de taş
Yaştır günahı yakan
Dol ağlama arkadaş

“Çok ağlayın az gülün”
Sermayedir gözde yaş
Buyurmadı mı gülüm
Bil ağlama arkadaş

Düşün kütüğü düşün
Ne hayaldi ne de düş
Doğru ise gidişin,
Gül ağlama arkadaş

Yaşlar dostum yaşlar yâr
Dünya fani can gardaş
Gözyaşıdır nevbahar
Dal ağlama arkadaş

Dertlilerin derdine
Yürek değil sanki taş
Hazan düşmüş yurduna
Gel ağlama arkadaş

Kan akar oluk oluk
Ağlama sen kuraklaş
Bu ne vicdan ne soluk
Sil ağlama arkadaş

Korkmaz mısın dönüşten
Gel hele biraz yaklaş
Uyanmadıysan düşten
Kal ağlama arkadaş

Arşa yükseldi namı
Ağlardı Ömer adaş
Sen neyin sadrazamı
Bul ağlama arkadaş

Gözyaşımla al beni
Kefene yavaş yavaş
Ak yaşlara sal beni
Sal ağlama arkadaş

08.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlama Demeyin

Müjde mi aldım
Gelişini mi gördüm kokusunu mu aldım
Niye ağlamayayım ki hem buyurmadı mı
“Çok ağlayın az gülün”

Cemiyet hissiz edep terki diyâr
Evlat ecdat tanımaz sokak kıpkızıl ve duyarsız
Emâre yok tefekkürden
Çılgınlık ortada bana ağlama demeyin
Niye ağlamayayım

Bu gün kandil kutlu gün nesepsizlere sözüm yok
Ya diğerleri nasıl anlatayım bir geceliğine
Gam yok iffet yok sanki yoktur hakikat
Feryadıma âmin de Affeder belki bu geceliğine
Bu gecenin aşkına imanım tamdır
Amelim sakat olsa da
Bu gece kutlu doğum hayy

Diz çökmüş yıldızlar bak iblis sus pus
Ağlayacağım ruhum titreyene dilim kalbime
Dostun cemalini görene kadar
Gül mü açtı bülbül mü öttü yanan yüreğime
Ağlamadı mı adalet abidesi
Ya Ali

Niye ağlamayayım ki niye
Takva gemisine mi bindim
Istırap derin sanki tufanı Nuh’un
Haykıracağım Hasanlara Alilere
Ayşelere

Çağlasın gözyaşınız çağlasın
Çağlasın ki belki buyurur Gül çehreli yetimlerin babası
Şefaat eder şefaat abidesi
Şefaate layık olmasakta

2003 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlamak

Sular gibi köpürüp
Yığınları süpürüp
Gelmek için ağlamak

İfadesiz şey gibi
Kara sevda ney gibi
Çalmak için ağlamak

Sağanak sağanak hep
Rüzgâr buluta sebep
Olmak için ağlamak

Ağlamanın surları
Mutluluk yağmurları
Salmak için ağlamak

Yaş gözün cazibesi
Belki Leyla’nın sesi
Silmek için ağlamak

Sandukalar pembe mor
Beni gözyaşı vurur
Ölmek için ağlamak

Gâh gönülden pek kırık
Gâh dirilten hıçkırık
Gülmek için ağlamak

Yaş duada son nokta
Yok, vardadır var yokta
Bulmak için ağlamak

Yaş, arsıza engebe
Yaş var vuslata gebe
Bilmek için ağlamak …

21.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlamak İstiyorum

Aşkın ile
Sevdalanmak yanmak
Aşk pınarından içebilmek parlayan nuru
çağlayan muhabbeti doğan ihlası gördükçe

seni seviyorum diyebilmek
haykırmak aşk ile
ağlamak istiyorum
ağlamak

Sevdası isli gönlümden
nice sevdalı gönlün hasretine yandığı
tüm şiiri kasideyi münâcatı
sana arz eden postacı olmak

her teşrifinizde gözlerine bakabilmek
kurtuluş iksirim haykırmak aşk ile
ağlamak istiyorum
ağlamak…

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlamayın Arkamdan

kanatlarım ağır ağır düşerken
ümit korku can havliyle pür edep
ölüm korkusu ve kokusu
yüzüm sapsarı
elinizi elime dokundurun yavaşça ve yasinle
baş yastıkta nasipse
usul usul sönerken azar azar sessizce
ağlamayın peşimden hem size ne oluyor
vefamı dediniz hadi ordan
merteklerdir dostlarım
yapayalnız kar beyaz
tipi boran olsada namazıma geliniz
mezara olmasa da
…
ağlamayın sakın ha toprağımı atarken
rahmetliyi severdim yok yok daha dün konuşmuştuk
duyunca çok şaşırdım istemem ben
istemem boş lakırdı
sessiz sessiz derinden bir fatiha sal yeter
şeyhülislam çağırın mahallede var mıki
lakin yapayalnızım sitemim zorumdandır
bir elimde cürümler diğerini sormayın
günahlar günahlar günahlar
…
tövbem var gözyaşımla tek hasadım bu işte
gözyaşıma sığındım tövbeyi siper ettim
yaşım var abi yaşım yedi düvele bedel
hem size ne oluyor ağlamayın peşimden
dönün bakın çevreme komşularım ölüler
sizin komşular kimdir vah yaşayan ölüler
yıkayın bir solukta içerden pazarlıksız
yetiş hoca efendi tez yetiş
helallik al ne olur
helal olsun helal olsun helal olsun
istemem çiçekleri susturun alkışları
ben fatiha isterim titreyerek damardan
hem masrafta bedava
kalakaldım baş başa merteklerin altında
…
aman Allah’ım aman başladı zor zemheri
çözüldü prangalar korkularla iç içe
ıslandı kefen bezim
siz helvamı yiyorken
ben amelle yüz yüze çaresiz ve endişeli
…
ve bir yiğit yetişti Semerkand illerinden
kocaman elleriyle sihirli gözleriyle
sardı beni bir neşe esrarlı bakışıyla
derken dilim açıldı kefenim büyülendi
ümidim şaha kalktı suspus oldu endişe
kurtuldum gariplikten her taraf gül bahçesi
susun artık terk edin mezarımı sessizce
ben fatiha isterim okuyun bir solukta
ayrılırken ne olur ağlamayın peşimden
ağlamayın...

07 09 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlar Hatice

Gözyaşım yüzümü yıkayana dek
Hüznüme bürünüp ağlayamadım
Viran oldu her yan üst üste tek tek
Cürmümden arınıp ağlayamadım.

Boğazda bakıştık yıkıldım gece
Elinde mendiller bekler Hatice
Al dedim kendime kocaman cüce
Hatçeye sarınıp ağlayamadım

Ürperdim utandım yüzü rengârenk
Ağlama sus amca mendil diyerek
Bu nasıl bir dünya bu nasıl yürek
Geceye sürünüp ağlayamadım

İdrak aşk hoşgörü konuş hey şair
Para pul şöhret şan sanat vesair
Bana da bir hesap sorar bu şiir
Ben ben’den korunup ağlayamadım

18.06.2006 İstanbul

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlarım

Şehit anası vatanında yâd olmuş
Rüzgâr gibi eser eser ağlarım
Yönetenler dilsiz sanki lal olmuş
Sineme köz basar basar ağlarım

Adam aydın güya bilmez soyunu
Başını aç diyor kimin oyunu
Kınıyorum sessiz basın yayını
Erzurum’da susar susar ağlarım

Sokaklarım dertli vatan çileli
Hainler kol gezer bildim bileli
Beni verem etti şu gurbet eli
Boğazımı kısar kısar ağlarım

Mısralar dokurum sabır yazarım
Oyun derin hain kimdir sezerim
Şehittir Erzurum şehit yazarım
Yarama köz basar basar ağlarım

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlatma Meni

Sitemim sanadır gönlümün gülü
O mahmur bakışla bekletme beni
Vefasız tabut sen bense bir ölü
Sarılıp sessizce ağlatma beni

Bir tatlı tebessüm gösterip gel çık
Belki de sevdamız vuslata açık
Leyla gelin olmaz sevdalar uçuk
Büyülü dönüşte dağlatma beni

Vefa ne vücutta nede tendedir
Bir ucu tabutta biraz bendedir
Salayım kendimi yâr kefendedir
Öpmeden kefene bağlatma beni

23.07.08 Bursa

............................................................

Ağlatma Meni

Sitemim senedir, könlümün gülü,
O süzgün baxışla gözletme meni.
Sen vefasız tabut, mense bir ölü,
Sarılıb sessizce ağlatma meni.

Bir şirin tebessüm göster de gel çıx,
Belke de sevdamız vüsala açıq,
Leyla gelin olmaz, sevdalar uçuq,
Füsunkar dönüşle dağlatma meni.

Vefa ne vücudda, ne bedendedir,
Bir ucu tabutda, bir az mendedir,
Ferz et ki, yarını sen kefenledin,
Öpmeden kefene bağlatma meni.

Azeri lehçesine çeviren Yazar Xalide Efendiyeva Hanımefendiye teşekkürler...

Ömer Ekinci Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlatmam Seni

Acı gün dileyip gözyaşı versen
Versen de ben artık ağlatmam seni
Tarumar eylesen çulumu sersen
Sersen de ben artık ağlatmam seni

Yüreğimde yeşer hüznün ver ya da
Hazan çiçeklerim gitmesin yâda
Senden başka kimin var ki dünyada
Dersen de ben artık ağlatmam seni

Gün dönümü saça düşen ağlarım
Duygu sardı yine yürek dağlarım
Mevsim hazan sorma niçin ağlarım
Sorsan da ben artık ağlatmam seni

Bende keder sende sevinç neşe var
Yaşım daha hele elli beşe var
Yorma beni güneş doğar kışa var
Yorsan da ben artık ağlatmam seni

Senle ben sevmişim giz’li çilemi
Çilelerde saklı aşkın kelamı
Fırlatıp başıma vursan kalemi
Vursan da ben artık ağlatmam seni

Bendeki sessizlik huzurun sesi
Sükûtu heceler hece ötesi
Gelsen doluverse vuslat teknesi
Dursan da ben artık ağlatmam seni

06.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlayacaksın

Gerçek hislerinle terki derince
Şekli ifşa edip ağlayacaksın
Kalb-i dudaklara zannın sorunca
Farkı fark eyleyip ağlayacaksın

Klasik ya her şey, rüya düş idi
Görmez gayyaları zihnim üşüdü
Mânasız ifade neyin çeşidi
Sözü itekleyip ağlayacaksın

Eşarbı süs etme mor saçlarına
Nankörlük engebe miraçlarına
Şiir yorumlarsın sertaçlarına
Keşke zikreyleyip ağlayacaksın…

Şey olmak her şey mi, ve gelip gider
Gayesi ney olan ney çalıp gider
Hevası hep olan aldanıp gider
Zaafın yoklayıp ağlayacaksın

Şak şak olsun arzu emel niyetin
Ebedi ömrü mü vermek diyetin
Varlığın yokluğun hüsnüniyetin
Bir gün terk eyleyip ağlayacaksın

05.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlayamadım

Sina çöllerinden hüzün çiçeğim
Hasretle koklayıp ağlayamadım
Modaya dönüşen nurlu leçeğim
İffetle saklayıp ağlayamadım

Yalnızlık her gecem his var havada
Hazan var semada yurtta yuvada
İhlâssız melodi aşk yok duâda
Yaş döküp bekleyip ağlayamadım

Yaşasın payeler şiltler nişanlar
Yaşasın duygusuz kaygısız canlar
Yaşasın finolu tasmalı hanlar
Meşki itekleyip ağlayamadım

Ağlarım gülerim deme kime ne
Her yer tımarhane her yer divâne
Gönül sarayımı ettim virane
Göz yaşa ekleyip ağlayamadım

19.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağlez Yazdılar

Hasret dudağında hudutsuz hârım
Yazdıkça derinden kem söz yazdılar
Rüyayı kuşattı hüznüm efkârım
Gece yamacıma Ağlez yazdılar

Hem dünya oyunsa geldik oyuna
Çile mevsimine aşkın köyüne
Uzandım tenhâya boylu boyuna
Bakıp gözlerime öksüz yazdılar

Ruhumu tütsüler köyün dumanı
İhtiyâr söğütü kotan yamanı
Asfaltta koşarım hasat zamanı
Mecnun’u unutup gürbüz yazdılar

Hiçe sürüklenip irkiliyorum
Sessiz gecelere dökülüyorum
Bu bendeki közü ben biliyorum
Ruhum frengili sessiz yazdılar

Ve bir düş içinde bol ettim azı
Ağlez’e kalır mı ömrün birazı
Ömer’in şiiri Kenan’ın sazı
Gurbet türküsünü bizsiz yazdılar

07.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ağzı Bozuk

Ağzı bozuk hicran çıkar dert çıkar
Attı tuttu palavradan devirdi
Kurcaladım dedim belki mert çıkar
Üç beş günde her dümeni çevirdi

Ne diyeyim arsız nursuz köksüze
Kızıl bayrak gizli gizli diz dize
Kızmıyorum Moğol türü öküze
Gırtlağından daha neler savurdu

Bu dörtlükte lakin sana değmezdi
Hezeyan çok hiç bir dine sığmazdı
Ana bilse böyle sülük doğmazdı
Türk değil de hâşa sanki gâvurdu

Nerde edep nerde izzet tarumar
İnsan değil bu mahlûkat ne arar
Vatan millet palavra hep, hep firar
Sus arkadaş sus dedikçe kudurdu

26.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Âh

Hırpalanıyorum hatipler duya
“Kur'an edebiyat değil”, Aliya

Bir yanım mehteran bir yanımda ney
Azarbaycan yetim sensiz Elçibey

Kafkasya Çeçen'ya bir yaralı dev
Bir gün elbet döner şehit Dudâyev

Türkistan yaslıdır kan biter ekin
Cihâdın öz adı Yusuf Alptekin

Rütbeye bakmıyor sâmimiyet din
“Fırıldak olma der”alperen Muhsin

Küfrün karanlığı, masonik kürsü
Zindanlar Yusuf’u Muhammed Mursi

Dinmeyen gözyaşım Gâzze harabat
Âh Mescid-i Aksa, âh be Arafat

Ömer Ekinci Micingirt


Ah Gerek

İmge mâna el ele
Koşarım hâr almaya
Reyhan yüzlüm gel hele
Âh gerek daralmaya

Koşuşlarım meçhûl yâr
Dokunan hisler arar
Ben yağmurum sen rüzgâr
Âh gerek daralmaya

Hisseder bir şey demem
Sen hep gözlerimde nem
Haklı olmak istemem
Âh gerek daralmaya

İsmin emri okumak
Yüreklere dokumak
Başın eğip bana bak
Âh gerek daralmaya

Ömer Ekinci Micingirt


Ah Ülkem

Ah ülkem ah ülkem yakın pek yakın
Ufukta atlılar, ufukta ülkem
Ah ülkem can ülkem zordur firâkın
O müjde belki de afakta ülkem

Şu şehir şu ova yorgun günlerde
Yaşayan vefasız yazan vefasız
Ah ülkem can ülkem şehirler nerde
Dört bir yan sarp yokuş düzen vefasız

Öz sahibin mahsun ak geçmişim hor
Kör ola kalemler cemiyet hissiz
Geliyor beklenen nesil geliyor
İklim hep müsâit ülkem hep sessiz

28.08.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ahenk

Gençlik süslü hiledir
Ölüme hamiledir
Ölmez denen varlıklar
Nurlu ihtiyarlıklar

Gezişleri duâ nur
Ne sevimli bir huzur
Efsunlu buğu buğu
Şu anamın soluğu

Duygulandım bin bir renk
Babamda aynı âhenk
Gam kasavet unuttum
Öptüm elinden tuttum

Ömer Ekinci Micingirt


Ahir

Eskiler arıyorum çavdar ekmeği tadı
Belleği tazeleyen vefa kokan nefesi
Çarşılara sığmayan karda kardelen sesi
İçinde bulunduğum hafıza bırakmadı

Ne geçmişi tanırım yeni yetmeler gibi
Nede günü yaşarım şu gönüllü sürgünde
Sönüverdi ateşim boşluktayım bugünde
Nerde kaldı insanlık âhir zamanın dibi

14.10.14 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt


Ahlak

Yaldızlıdır hilekârın eşiği
Pek zinakâr günahkârın aşığı
Hâk fazilet kitapsız da ne arar
Gül yeşertmez Mecusi'nin beşiği

Ve çukur yok cehaletten aşağı
Erdemsizlik hürriyetin düşüğü
En zor üç şey izzet edep sıdk ta var
Ne buyurmuş insanlığın ışığı

Ömer Ekinci Micingirt


Ahlâk

Hâl ile v'âzı tattır
Şöhret zehirden meme
Tâkva büyük sanattır
Affet ve küçümseme

Yaşamak için yemek
Uyku su gibi haktır
Erdem ben yok biz demek
"İslâm güzel ahlâktır"

Ömer Ekinci Micingirt


Ahu Bakışlı

Zülfünün altından sevdamız aksın
Biraz işve dolsun sarsın büyülü
Sineme yaslayıp uyuyacaksın
Yeniden dirilir belki bu ölü

Saçların su gibi yakut gümüşten
Ahu bakışların sanki ateşten
Ne olur ayıltma beni bu düşten
İnsani yakıyor atlas kakülü

25.08.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ahvâl

Nefsini beğenip yüksek görmesi
Noksan bir simanın alâmetidir
Mütevâzı olup nefsi yermesi
Takvâ züht hiçliğin melâmetidir

Kötü huylu sözün dile varması
Gıybet sofrasına ölü etidir
Ne acıdır kulun kulu kırması
Sözlerim ahvâlin malumatıdır

05.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ahvâlin

Rüzgâra denizler bana sen gerek
Azgına tutsaklık urganı kalın
Gitmek istiyorsan bakma gülerek
Dilinin ucunda hep hoşçakalın

Umutsuzlukların umutlar deler
Sesler ve korkular birde perdeler
Ve sevinçlerimiz sâhi nerdeler
Sahtekârlıklar açık ve yalın

Yer yer derunuma kalleşlikler tam
Yerleşmek isterken reddeder kanmam
Bir ömür hep seni yazsam uslanmam
Alın dörtlükleri mahremsiz alın

Yıllardır koşarım mısra arası
Yalnızlık salıyor fecrin narası
Yarenin güzeli yürek yarası
Ölümden farksızdır ölümsüz hâlin

Yazdıklarım boğuk vakit hep gece
Saatler ihtiyar zamansız hece
Zihnimi tırmalar derin düşünce
Ruhumun çığlığı senin ahvâlin

25.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Akıbet

Avamım ben samimi ve özümde naçarım
Hikmetini hissedip ellerimi açarım
Aynalarla gülüşen belki de bir ahmağım
Görmeleri terk etmiş sebeplere kaçarım

Hangi vasıta kapar işitenin ağzını
Tasavvufta farkını zıtların vaazını
Duyan gören ve bilen kılavuzu tokmağım
Muhabbet aşk tutarsın akıbetin nabzını

Ömer Ekinci Micingirt


Akıl

Gerdan kırıp raks eyledik
Hakkı akla hapseyledik
Ne söz verdik ne söyledik
Niçin böyle arsızız biz

Akıl akılın kapanı
Kuranla akılı tanı
Görür Hakkı ve tapanı
Kuransızsak yârsızız biz

Ömer Ekinci Micingirt


Al Teberrük

Sana sevdalıdır gerçek âşıklar
Vuslat orduları ismini anar
Yıldız hilâl güneş yer gök ışıklar
Sana mecnûn olmuş seninle yanar

Aşkım sen toprağa girinceye dek
Sen al teberrüksün mâziden kalan
Yüce zirvelere es gerilerek
Dalgalan dalgalan sen hep dalgalan

Ömer Ekinci Micingirt


Alak

Durmadan anbean dolar boşalır
Sihirli yalnızlık sarar herkesi
Bir mekân bir başka mekânı alır
Kesilir ötede ağıtın sesi

Sükûtu zorluyor ürperten sesler
Gel artık seyreyle bu hıçkırığı
Yan yana dizilir cansız kafesler
Kafes canı görmez canda çarığı

Makam rütbe şöhret her şey son nokta
Dört biryan akıyor dönüş yerine
Kuşkusuz bu dönüş öğüt “alak” ta
Zaman mekân insan,yârdan yârene

Ömer Ekinci Micingirt


Aldanış

Kendi kendime payem
Başarı diliyorum
Ömrüm kemirir gayem
Benden kaçar hikâyem

Ağır başlıyım gayrı
Bu söze gülüyorum
Şerre eş tuttum hayrı
Söz başka der, hâl ayrı

28.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Alev Topu

Boş beleş bir yığın ağızlarda gem
Yummuş dudakları yönsüz yollarda
Ne kadar çoğaldı ar bilmez sersem
Çöküş merasimi boy boy ard arda
Boş beleş bir yığın ağızlarda gem

Hâyâ dökülüyor çığlık çığlığa
Adını yazayım âh be yok oluş
Nesil alev topu feryadım çağa
Ne çok şey türedi acımasız boş
Hâyâ dökülüyor çığlık çığlığa

Ömer Ekinci Micingirt


Alın Yazım

Sırrına ermek hâlâ ateş pahası
Sessizliğe vuruyorum heceleri
Sitemli şiirler yazıyorum sana
Netametli zamanlarda
Sitemi sevmezsin biliyorum
Bir parça tahammül sakla sabır taşında
Sen sabra muhtaç ben sana
Sükûtunda gizli ıstırabım
Istırabımı dindiren şarkılar
Şarkılarla birlikte
Ölümü besteliyorum
Elâ maviliklerde
Sen kadınım
Eşim yoldaşım
Bitimsiz
Sevdamsın

Bırak baş döndüren kuşkuları
Hakk’a yaslan ayna ol bana
Ayna olduğun gün
Gör nasıl bağıracağım
Alaca karanlıklara
Geçmişin münakaşasına girmeden
Çöle suya toprağa
Yüreğin ıslanana kadar
Yağacağım sevgiyi cem ederek
Sen kalbim
karım,varım
Yârimsin

Sen ebedi pırlantam
Sen pırlanta ben taşsam
Suç benim mi?
Vasıtayı terk vesileden çark edemem
Sen has bahçenin ziyneti
Sadakatin baharı
Bense iradenin gözyaşları
Sen gözyaşlarım
Çığlıklarım
Leylamsın

Benim iklimimde ihanet yok
Kin yok,zan yok
Hazan var, zâr zâr
Ağla Züleyha gibi
Benim tahsisatım gözyaşlarım
Yağarım pak toprağa, çisil çisil dopdolu
Ben de filizlenir iki büklüm rüyalar
Neden ben unuturum hep
Teberrük rüyaları

Sen derun-i rüyam, gözleri mühürlüm
Dinmeyen sızım, eskimez kavgam
Sen ambarda eleğim
Sırtımda yeleğim
Firdevs’te meleğim
Elim ayağım yüzüm
Bahar kışım yazım
Ümidim öfkem çoğum azım
Alın yazımsın sen
Alın Yazım!

16.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Allah'ım

Hakikat yolunda zorda milletim
Zamansız afetten kolla Allah’ım
Vatanıma dirlik hususiyetim
Riyakâr niyetten kolla Allah’ım

Aczimiz pek derin zihnimiz virân
Kirlendi bakışlar tozlandı Kurân
Sendedir kurtuluş sendedir derman
Ümmeti zulmetten kolla Allah’ım

Her halim sis duman her halim kahır
Hissiyat kör olmuş vicdanlar sağır
Sabır ver Allah’ım derdim çok ağır
İmânsız adetten kolla Allah’ım

Hıncım birikiyor ağır bedeli
Ocaklar yakıyor maşanın eli
Basın locaları hâin döşeli
Mehmet’i Mehmet’ten kolla Allah’ım

Sendedir saltanat Sendedir kudret
Sendedir hidâyet Sendedir hikmet
Sendedir büyüklük Sendedir vâhdet
İslâm’ı töhmetten kolla Allah’ım

Ya Rahmân affeyle imanım tamdır
Suâl mi hikmetten hâşâ nizâmdır
Benimki bilmem ki ne menem gamdır
Ömer’i cinnetten kolla Allah’ım

Ömer Ekinci Micingirt


Allah'ım Yakma

Ne çok hakikati var soğuk terin
Tüketir bir soluk bütün fıtratı
Bitiş son macera sonu kaderin
Var mıdır bilmem ki kulluk sıfatı

Dâvet salâsının ezgisinde ben
Yüreğim tir tir benzer serçeye
Susmuş bekliyordur o soğuk mesken
Belki acır beni alır bahçeye

Bana pek apansız size sıradan
Nasıl anlatsam ki o büyük günü
Ürkek koyun gibi kaçar sürüden
Kapar gözlerimi ruhun sürgünü

Her yanım ney sesi bu nasıl beste
Gelip uyandırsa ne olur biri
Bilinmeyenler var çıkan nefeste
Komşuya angarya ölüm zinciri

Yüzüm kar beyazı yavrular üzgün
Kimseyi kimsesiz yetim bırakmaz
Cürmüm pek çoksa da imanım düzgün
Kulum der affeder inşâllah yakmaz

_________________'Lezzetleri yok eden ölümü çok anın.' (Tirmizî)

28.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Allah De

Zevki sefa bir yana
Gel Allah de Allah de
Kalbin bağla Yezdan’a
Dil Allah de Allah de

Şereflensin nefesin
Arşa çıksın nur sesin
Dilsiz misin sen nesin
Lâl Allah de Allah de

Kuşlar hu hu ötüşür
Güller yanar tutuşur
Sesin arşa yetişir
Bil Allah de Allah de

Yer gök zikirle inler
Allah derler tüm dinler
Kör şeytanı kim dinler
Gül Allah de Allah de

Zaman gelip geçmeden
İmam boyun ölçmeden
Bu diyardan göçmeden
Öl Allah de Allah de

Hayat oyun bilmece
Belki de son bu gece
Kulluk müthiş derece
Kal Allah de Allah de

Dalma Ömer uykuya
Dağa semaya suya
Gelmeden sonsuz rüya
Dal Allah de Allah de

Gel Allah de Allah de
Kul Allah de ya Allah

11.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Allahuekber Dağı

O benim mahremim duvaklı gelin,
Karlı dağ dediler beyaz örtülü.
Zifaf yok hüznü var aşksız güzelin,
Kırağı bezeli hâlâ kâkülü…

Başladı velvele kırıldı testi,
Dermansız ağıtlar içime esti,
Dereler mübarek dağ mukaddesti,
Rüyama dokundu şehidin eli.

Zirveyi birazdan tipi tepecek,
Hep beni doksanlık ayaz öpecek,
Ve beyaz cazibe aşkı serpecek,
Adeta bir Leyla dünya güzeli.

01.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ama Yalnızım

Yalnızlık taht kurmuş ufkum kapkara
Ümitsiz değilim ama yalnızım
Dertlerim depreşti yazdım dağlara
Poyrazla katmışım kuma yalnızım

Kaybettik dostluğu yetim değerler
Kadir kıymet ne ki kasvet yayarlar
Makama rütbeye boyun eğerler
Çıldırmış çıkmışım dama yalnızım

Kalabalık külden yaban ıssızım
Dostluklar mevt olmuş bense sessizim
Karakış sokakta yavrular bizim
Acıklı bakıştık ama yalnızım

Çöplükler aç dolu toplum çok rahat
Ben suçlu ben güçlü benim kabahat
Ecel kervanımda sayıyor saat
Kimi aç kimi tok deme yalnızım

Ömer her halimiz gösteriş tüter
Namaz kılar ceset namazsız yatar
Hücreler isyanda, yeter be yeter
Kendime sitemim kime yalnızım

Ömer Ekinci Micingirt


Ana

Bir şiir yazdım ana bir de seni düşündüm
Uzun barak havası, aşkın kalbini delen
Çığlık yaka yakaya, bağırdıkça bağırdım
Ben neden böyle ana, neden böyle ben hâlen
Bir şiir yazdım ana birde seni düşündüm
Çığlık yaka yakaya, bağırdıkça bağırdım

Hangi karanlıklarda, kirli yüzler hoş durur
Körlerin aynasında oldum atsız kahraman
Şu şâir sokağına şiir beni koşturur
Oysa elimde kalan bir çürük tahtırevan
Hangi karanlıklarda, kirli yüzler hoş durur
Şu şâir sokağına şiir beni koşturur

Hem bana bakma öyle, sözlerin tutuyorum
Vezin yıkık söz bozuk, yürüyorum kendimce
Ana, ömrüne gurban, sanma unutuyorum
Yaşmağın öpüyorum hayalime gelince
Hem bana bakma öyle, sözlerin tutuyorum
Ana, ömrüne gurban, sanma unutuyorum…

Ömer Ekinci Micingirt


Ana

Sen yuvamsın sen duamsın sen nefes
Nur yüzü yaşmaklım gelişen kurban
Sen yârımsın sen varımsın sen herkes
Hüzünle yaşını silişen kurban

Sen vatansın sen bayraksın sen toprak
Sen poyrazsın sen güneşsin sen mehtap
Sen seccadem sen imamsın sen mihrap
Şevk ile namazı kılışan kurban

Sen sevgilim sen leylamsın sen bebek
Sende cennet üfül üfül rengârenk
Sen Firdevs’in sen hurisin sen melek
Tefekkür kuşanıp dalışan kurban

Sen zikirsin sen şükürsün sen huzur
Sen ümitsin sen duamsın sen de nur
Sen nezaket sen iffetsin sen sürur
Şefkatin rengine gülüşen kurban

2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ana Sen

Hıçkırıklarımın sebebi sensin
Bendeki leyla sen aslı’da sensin
Kapıldım poyraza ne dense densin
Yemyeşil yayla sen süslü de sensin

Sen hem şefkat suyu dağda türkümsün
İdrakte pervazım şuûr hırkamsın
Kokun cennet tadı ziynet farkımsın
Ölümsüz sevda sen yaslı da sensin

Seninle her zaman senin hiçinde
Körkütük gibiyim başka biçimde
Kaybetmek tek korkum azap içimde
En büyük paha sen misli de sensin

Bendeki ağrılar sende hep yara
Cennet gölge oldu senli dallara
Uzat ayakların vuslattır yâr’e
Mis kokan hüzün sen hislide sensin

Duâ ötesini kimse bilemez
Senli yazgılarım sensiz gülemez
Aşkım sen sevgi sen sensiz olamaz
En nezih ahenk sen faslı da sensin

Ömer Ekinci Micingirt


Anadolum

Asırlarca çağ bilmeze çağ açtın
Üç kıtada nemrutlarla savaştın

Şeref verdin insanlığa şan verdin
Şehit oldun cephelere can verdin

Dertlilere mazlumlara dost oldun
Toprak oldun yastık oldun post oldun

Zalimlere rüyasında dert verdin
Esir düştü yuva verdin yurt verdin

Satılmış pusuda içerden vurur
Vatan ekmeğini yiyen kudurur

Manşetler yol vermez büyük resime
Haykırışlar Kürt Türk bütün kesime

Kalk yiğidim kalk gör sâlan okunur
Bu yatışın vicdanıma dokunur

27.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Anam

Yetiş hüsnü niyetle
Her can muhtaç anaya
Kucakladım ümitle
Sığındım o manaya

“Ana gibi yar olmaz”
Niçin, sonsuz aşk gerek
Onsuz cennet verilmez
Üç beş göz yaş dökerek

Hoş eyle der Yaradan
El ele ve diz dize
Cürmüm çıkar karadan
Bırakma nefsimize

Anam yüzü masmavi
Renk renk Firdevs bestesi
Yürüyen bu semavi
Bizim köşkün kubbesi

19.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Anladım

Hikmet basitliği alt eden sırdı
Benimki sadece ifşa gerçekte
Seyre yelken açan zannı ısırdı
Hakikat yudumla tespihi çekte

Tefekkür var iken benlikte niye
Sahip olduğumu satan deliyim
“Tek” gerçeğe rağmen koştum fâniye
Velhasıl anladım ben perdeliyim

31.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Anlatamadım

Kendini savurur boşluğa doğru
Alıp götürüyor hep mutsuzluğa
Gözlerim kupkuru içimde ağrı
Beni de düşürdü umutsuzluğa

Vuslata örülmüş ölüm kıskacı
Yüzüme yokluğun gizini sürer
Kuşkulu hislerin yoktur ilacı
Yer yer acısını bana da verir

İdrâki atlatıp yürekten geçti
Ruhumu çiğniyor hep adım adım
Kahır yudumlattı hareler saçtı
Baktım gözlerine anlatamadım

06.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Anlatıyorum

Bir şubat gecesi ben ayaktayım
Alevden döşeğe yatmak olur mu
Bendeki yitiği aramaktayım
Teberrük hülyalar satmak olur mu

Hiç kimse duymasın sakın ha dostlar
Azrail dikildi aynı saatte
Mezarı gösterdi banada yer var
Dehşet hışımıyla hemen alt katta

Sağa dönüyorum kan ter içinde
Taşınmaz yükleri taşımak ne zor
Bu gün efkârlıyım başka biçimde
Ruhum gökyüzünde kafam dönüyor

Sus hele aslanım dönme ne demek
Değirmen misali yer gök dönüyor
Kâinat içinde var mı dönmemek.
Şubattan mı acep zihnim donuyor

Gör pencere derin çok şey öğütler
Hüzün yamacına yaş atıyorım
Çiğ düşmüş düşlerde yanar söğütler
Ben beni hep böyle anlatıyorum

02.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Anne

Islak solukların vuslat muştusu
Eser burcu burcu öp beni anne
İffet deryasından nergis kokusu
Şükür sağnak sağnak öp beni anne
Vuslat kokusunun şuh ahengiyle
Ölümsüz güftenin ana rengiyle

Sen bebek bakışlım sen solmayan gül
Sende cennet anne buyurdu Resul
Düşündüm sabrını bu ne tahammül
Sabır üfül üfül öp beni anne
Belki de bir mücrim bahtı karayım
Azıcık nefeslen yüzüm süreyim

Her seher yüzünde nur hilallenir
Efkârlı nağmende şefkat tüllenir
Fecir şaha kalkar sema güllenir
Zikir perde perde öp beni anne
Duan fersah fersah gelir dengiyle
Annelik hakkıyla kul mihengiyle

Ruhumun bahçesi gönlümün gülü
Hakkın emaneti sevdamın tülü
Yaşmağı zümrütten vefa örtülü
Tekbir beste beste öp beni anne
Titrek bakışınla dur yalvarayım
Bin sırtıma anne O’na varayım

Ömer Ekinci Micingirt


Anne Yâr

Hep alnın beş olsun dediyse annem
Değmeyin keyfime efsun boyu hem
Kimse ulaşamaz ondaki aşka
Anne zor sevdadır anne bambaşka

Amelin eş olsun dediyse annem
Vuslattaki sevda çaylardaki dem
Melekler düşemez ondaki aşka
Anne mor sevdadır anne bambaşka

Gözünde yaş olsun dediyse annem
Duâ fısıltısı kırışıklar nem
İdrâk yetişemez ondaki aşka
Anne nur sevdadır anne bambaşka

Helâl'ı hoş olsun dediyse annem
Duydum duyanlara yoktur cehennem
Mecnun Leylâ denmez ondaki aşka
Anne yâr sevdadır anne bambaşka

26.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Anzaklar

Toplanmış tüm erkân dinliyor ayin
Ve utanıyorum
Anzak Avustralya ve basın yayın
Anlatamıyorum

Çanakkale uyan uyan şehidim
Ben yatamıyorum
Dost imiş Anzaklar heyhat yiğidim
Unutamıyorum

Dostluğa sözüm yok ve de mukadder
Anlatamıyorum
Ayine hoşgörü zikir derbeder
Hazmedemiyorum

Kutladı hür basın şevkle rengârenk
Anlatamıyorum
Boşuna mı Seyit boşuna mı cenk
Ve utanıyorum...

26.04.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ar

Sükûtu âşk olanın gülüşleri mor olur
Rahmetinde ıslanır hiçliklerde var olur
Ötelere uzanır ince zârif bembeyaz
Çilekeş yüreklere yâren olur yâr olur

İffet izzet sessizlik gözlerinde ar olur
Ne saltanat ne şöhret hep eşsiz vakar olur
Ve aşklarda yıkanıp gizli gizli şiir yaz
Ruhun tenden sökülür senden kalan bâr olur

10.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ara Sokaklar

Aşk vuslat endişe, O’nda inâyet
Sonu fark edelim gelin beraber
Kadın çocuk makam şu taşlar âyet
Her mevsim ayrı bir ayeti saklar

Ahşaptan bir mezar dibinde toprak
Tabut gıcırtısı solan her yaprak
Edebi gözetmek ben’i bırakmak
Her taraf hâl yükü sözü yasaklar

Kurma saatler mevt ve kırık ayna
Müjdeyi aldınsa raks edip oyna
Kayna isli kazan azimle kayna
Ateş mesaj tevbe su beni paklar

Hissettim adeta malum şöleni
Benimki belki de gel gel töreni
Mecâlsiz seyrettim yârı yâreni
Kabre koşuyordu ara sokaklar

Ömer Ekinci Micingirt


Aradığım Kent

Hangi tepelerde aradığım kent
Sessizce koşanlar fevkinde amma
İçimde hafakan hissimde kement
Her şey O’na ayan her şey muamma

Ses verir arada gelir sahibi
Minare gibi hoş şu bizim dağlar
Sıladan sılaya çarpacak gibi
Kerem yüzlü sarhoş şu bizim dağlar.

Hele de miğferi ayaz tutuşur
Galiba kavradım apayrı mana
Ruhu alev alev gönlü hep üşür
Kimin ikliminde gece yan yana…

19.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ararım

Çevirir yüzümü her sabah erken
Sütunu vefadan surlar ararım
Bir sonsuz yolcu ki daha var derken
Yârene götüren yarlar ararım

Katıştım çığlıkla aralarına
Bugünü kaybettim belki yarına
Atın cesedimi aşkın harına
Bağrımı dağlayan pirler ararım

İfritin ağında benim canlarım
Ve küfrün çoğunda benim canlarım
Nefsin kucağında benim canlarım
Tokmağı öteden mirler ararım

Sevgiyi yol ettim kendime göre,
Sabırdan dağ yaptım şefkatten dere
Edepten gelenek barıştan töre
Furkan’dan yâdigar yerler ararım

Bin yıllık saatim fark ettim bugün
Ömer’i Ömer’e terk ettim bugün
Az kaldı menzile erk ettim bugün
Cemâle götüren erler ararım

19.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aras’tan Hazar’a

Çok uzak ve amansız
Vardım sılâya vardım
Hasret sardı zamansız
Döndüm döndüm yalvardım

Köyüm hüzün ben sarsık
Hasret güftesiz artık
İklim değişir sık sık
Güz gibiyim sarardım

Hem bir deli biçâre
Avareden avare
Hep Aras’tan Hazar’a
Micingirt ’ten akardım

22.07.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Arıza

Benlik varsa ilhâmların tekdüze
Yaşadığın ihânettir gündüze
Yanlış ata oynuyorsun kardeşim
Teslim ol ki konuşalım yüzyüze

Unutmaki basamaktır kış yaza
İşaretle izâh gerek ahraza
Zulmet ve nur ötesi ne kardeşim
Enâniyet alevleri közköze

Liyâkatın eşsiz olsun faraza
Tatbikatta amel yoksa kim rızâ
Tefekkürün yöneliş mi kardeşim
Hadsiz görmek hâkikatte arıza

25.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Arkadaşım Bedo

Hasankale’den geldi girdi rüyama
Aslanlar memleketi ve cesur gözlü Bedo
Pasin ovasından kale dibinden
Erenler diyarından

Haberini dadaşlardan aldım
Kayaların tepesinden kaleden
Uçsuz bucaksız Pasin ovası ve
Balık burcunda bir yiğit bizim Bedo
Bazen Teyo dayı adeta bazen İbrahim Hakkı esintisi

Hayatını emekliye ve Hacca kurgu etmiş
Fotokopi odasından soyutluyor zamanını bizim Bedo
Düşüncesi hak amacı Hak

Alvar’lı Efenin halkasından kopmuş gelmiş
Bir başka oluyor hac deyince ufuklara doğru yanı başımda
Benliğini yok ediyor
kara deliğin diğer tarafına

Ve bir mecnun gibi müminliğin doruğuna eriyor
Her an yanı başımda Eğitim’de her zaman
Haksızlığa tahammülü yok bizim Bedo’nun
Onun için sevdik biz birbirimizi
Arkadaşım Bedo…

Bedreddin Aygül Bey gardaşıma...

25.10.2004 - Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Asabi

Sokaklar çilesiz ruhlar kaygısız
Dilim isyan demez ama asabi
Dede ganyan oynar torun saygısız
Haram yiyor yavru, meme asabi

Var mıdır istikbal bir akıl verin
Benim ki vehimmiş, gerçeği serin
Sorarsa var eden hesap ne derim
Şu Boğaz Harbinde ‘’Şama’’ asabi

Nefse uşak olmuş bu mu özgürlük
Horlanır hoşgörü niyeymiş birlik
Taht kurmuş adeta şahlanır kirlik
Meydan okur nefsim, dine asabi.

Doğruluk karışmış yalan sisinde
Rezillik revaçta kirli basında,
Vampirler kan içer, her defasında,
Bir sorun Ömer’e, kime asabi.

Ömer Ekinci Micingirt


Asabiyet

Aslımı sormayın geldik cennetten
Havva anam Âdem babam bir de ben

Aynı balçık aynı toprak aynı ten
Ruhlar aynı rengârenktir her beden

Kimi zenci kimi beyaz kisveden
Layık görmüş öyle çizmiş resmeden

Kavim kavim halk etmiştir yaratan
Mayamız ne asâbiyet nereden

Aynı toprak aynı bayrak aynı din
Sonsuzluk takvada takva var eden

Ömer Ekinci Micingirt


Asfaltta Bulmadık

Sır hikmet gizlemiş hemen her derde
Şifa koşar gelir yatağa kadar
Merhâmet, muhâbbet aşk çilelerde
Beşiğe mezara kundağa kadar

İçimde esiyor bir serin rüzgâr
Öp beni sar yatır toprağa kadar
Unutma toprağın bekleyeni var
Nefsin direttiği durağa kadar

Kafama vuruyor yorgun saatler
Binmeden bindiğim kızağa kadar
Kalbim çalkalanır kalbimle yer yer
Üstüme ört götür bayrağa kadar

Çok şey sığdırmışım ben güyâ sık sık
Lâftan giydirilen sarığa kadar
Var-yok küllerime şaşkın karışık
Çift çubuk fiyaka çarığa kadar

Asfaltta bulmadık hâşâ bu dini
Keşke dökmüşüm şafağa kadar
Had bilmez sözleri bildir haddini
Umudu sürükle sokağa kadar

31.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Asla

yüreğime bıraktığı her bir parçayı
ve hüzün esintilerini
tamamlamaya çalışıyorum
tamamlayamamak
korkusuyla

şiirin tenha yollarında
sükûtu kovalarken
sensizlik esintisi gelir

sıyrılırım kendimden
yalnızlığı beslerim
beslemekten öte
hecelerim

sonra koca bedenimle
nâzik duygulara bürünür
salarım boşluğa
hayalleri

seher virdini izler
kalabalıklara karışırım
hiçbir şey olmamış gibi

ruh ve gelgitleri
hiçbir şey sinmiyor içime
hiçbir şey

01.02.13

Ömer Ekinci Micingirt


Aşağı Micingirt

Şeremet içimde bir aci hüzün
Selahattin çayırı gobut şorak adalar hani
Hani Micingirt beni bir gün arayacaktın
Ne Apponun torunları tanır ne de Selim
Çok efkârlıyım Micingirt çok

Soğanlı yaylasında ayran içtin mi arkadaş
Yalınayak karakış Akbaba’da koyun güttün mü
Zigavi, Karaköse’nin karlı dağlarını
Süzdün mü kale’nin üstünden
Ya tarih kokan mağaralarda kümbette
Ceneviz’i Saltuk’luyu Osmanlı’yı

Micingirt suskun Selçuklu’dan beri suskun
Kalesi kümbeti tarihiyle suskun
Mezar olacak mı son demime açıp kucağını
Günbatımı da siz hiç Semih’i Appo’yu
Hacı emmimi düşündünüz mü
Kabristanın soğuk kalbinde

Zigav bir başka akıyormuş Aras’a doğru
Kanni, Haydarkomi Arabayolu sizden ne haber
Cengemağara sen ne dersin kartol haşladığım çaynikle
Şimdi ne Hakkı dayı ne Emihan amca nede tüccar İhsan dayı

Değirmenler yetim Hacı Fikret yok Hacı Hadis yok
Ne Bursa’da ararım artık ne de hayal kurarım
Buluşuruz belki esrarlı melodiyle mezarın öte kıyısında

Yukarı Micingirt’i düşledim kar ortasında milliye dökülüp
Topkaya’yı İslamsor’la beraber Altınbulak
Matem eser yüreğim amcalar yok
Köylüler yok hasret çile yalnızlık
Çermesu karataş keklikler ağlez kurunlar

Hey Micingirt hey koca çınar sen yadigâr
Sen tarihsin tarih kokan yamaçlarınla
Özlediğimsin sevdalımsın
Ve ben başka hasretteyim bambaşka hasret
Bir diyâr-i vatanda ve çok uzaklarda…

Micingirt

Mevsimler başıboş paslı saatler
Ve derin ıstırap verdi Micingirt
Aklıma her lahza geliyor yer yer
Amansız hasrete sardı Micingirt

Hacı Behzat emmim bahtına küsmüş
Hanımı dert yükü sararmış susmuş
Titriyor elleri yorgunluk basmış
Yürekten bakışıp durdu Micingirt

Haci Hadis amcam özledim seni
Ne değirmen kaldı nede kefeni
Appoyu düşündüm sus dedi fâni
Bu gurbetlik beni yordu Micingirt

Babam muhtar oldu hizmete koştu
Hizmet nimet deyip yollara düştü
Bursa’ya gelince yandı tutuştu
Hicrandı ayrılık zordu Micingirt

Çatlıyor yüreğim ataş köz nârda
Köylüleri gördüm geçen sahurda
Duygularım harap düşlerim hurda
Hasretlik bir devri vurdu Micingirt

Ömer’in şiiri ozanın sazı
Ne kışı yaşıyor ne sever yazı
Oğlu imam olmuş yok Hacı Gazi
Nerde Hacı Gazi sordu Micingirt

Sarıkamış ilçem Micingirt köyüm
Ovalar akrabam mevsimler dayım
Çok özledim dostlar kınama beyim
Her dağın bir adı vardı Micingirt

Amme Hafız amca efsunlu sesi
Bilal’den yadigâr onun bestesi
Okur büyülerdi bütün herkesi
Kalp gözü açıktı nurdu Micingirt

Bu deli gönlümün son sedasıdır
Hasreti figanı ve sevdasıdır
Micingirt vefanın ifadesidir
Yarama kaplanan kordu Micingirt

Tarihtir Micingirt tarih kalesi
Evelik kuşburnu yemlik lalesi
Bir gece rastladı ayı balası
Yankısı şafağı yardı Micingirt

Soğanlı yaylası meşe çıralı
Şehitler dizili sıra sıralı
Esker emmim geldi bağrı yaralı
Yorgun ayrılıklar ördü Micingirt

Ömer’im anladım bu dünya fâni
Köylüler toplandı herkes yabani
Sokaklar ahbaplar tanımaz beni
Gurbetin gözleri kördü Micingirt

2003 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşık Reyhânî

Yılların yükünü almış sırtına
Gördüm ki dermansız Âşık Reyhanî
Sözü okyanustur sazı fırtına
Şimdi pek amansız Âşık Reyhanî

Yaşlanmış Reyhanî duruşu çile
Emekleri rüya sazı nafile
Özlemiş Zeynel i saz geldi dile
Yatıyor gümansız Âşık Reyhanî

Saza bakar bakar şiir seslenir
Hanımı dertlenir üstat hislenir
Sus hanım diyerek saza yaslanır
Gülleri çemensiz Âşık Reyhanî

Reyhanî gurbette yaban ellerde
Acısı depreşmiş gezer dillerde
Merhamet mevt olmuş zalim ellerde
Yaşıyor harmansız Âşık Reyhanî

Nerede Ekinci nerede vefa
Reyhanî dermansız vallah bu defa
Sinemde ızdırap taht kurmuş cefa
Bacası dumansız Âşık Reyhanî

01.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Âşıklar

Hep hayâl ederim,ümitlenirim
Büyük neticeye, kilitlenirim
Yaratılış âşktır imtihân budur
Âşk yoksa kelâmlar dedikodudur

Mecazı âşk ise kökü gaflettir
İhlâssız ıstırap sonsuza settir
Gel gör âşıkların âşkında ısın
Yusuf'un aşkının farkında mısın

14.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Âşikâre

Teslim olur isen başın selamet
Terk etmek ihânet nefse bedeni
Kin nefret hiçe say dua selam et
Çile duygu ilham tek’tir nedeni

Pusulamız tek mi hem birdir ilah
Tefekkür yudumlar gerçeği gören
İzaha ne hacet getir bismillah
Başka kapı var mı sonsuz gösteren

Mısralarım yanık hecelerim kül
Kendimce eserim inceden ince
Yüz sürer delalet biraz tevekkül
Belki uyanırım vakti gelince

Pişmanlık ufukta duymazlık niye
İçimde ürperti ne deriz yâre
Ölümsüzlük varsa yazın methiye
Yastığımda ağla gel âşikâre

Ömer Ekinci Micingirt


Aşinaydın

Tıpkı ağlamak şiir
Mısraları buğulu
Şair aşka can verir
Ziyâ üslûp dopdolu

Şiir şuurmuş meğer
Şuur içinde şuur
Ritim soysuzsa eğer
Ruhumu kemiriyor

Kuşan, imgeler varken
Ses gelir gözün aydın
Anla aşkı emerken
Cânân’a aşinaydın

16.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Âşk

Beynimi çiziyor gecenin izi
Katiyyen terk etmez sabaha kadar
Uğultuyla alır ifâdemizi
Beklenen âşk sanki titretir yer yer

Rahmetin eşiği âşk var daha ne
Hakiki aşklarda aşklar bahane
Aşkla ağlamıştı Behlül-i Dane
Aşkın gözlerinden öptün mü şâir

Aşkla parıldarlar bütün ışıklar
Teveccühe durur coşar âşıklar
Zaman irfân ihyâ, kırışıklıklar
Kayıp bir adresten müjdeler verir

Ben’i unutturur efkârlar eser
Bâzen benden uzak bazen beraber
Öyle bir hâldir ki nefesim keser
Suretini sarar yakar kavurur

17.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Acı Izdırap

Bir zamanlar rüzgâr olup estin de
Hasretle savrulan "keşke" ne oldu
Gözyaşlarım desem gönül testinde
Bilmem ki o tulû aşka ne oldu

Sessizce geriye bir dönüp bakın
Geçti artık tafra nazı bırakın
Hiçliğin sesiyle al kına yakın
Tesbihtekii zümrüt köşke ne oldu

.Hüznun suskusuyla sürdün mü devran
Öteye sevdalı dost gibi davran
Sevdaya boyansun ruhtaki eyvan
Aşk acı ızdırap başka ne oldu

04.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Ateştir

Aşk mecazi dön O’na bak
Sema yıldız ister aya
İşaret var ona mutlak
Gerek var mı iftiraya

Çokluğu geç hiçlik ile
Düşündün mü büyük çile
Aşk ateştir alma dile
İntihar bu dur nereye

Sap ve saman zihnin ağıl
Kendine gel biraz eğil
İnsansın sen hayvan değil
Giremezsin hem mereğe

İyi kötü bekâ fenâ
Nefs musâllat her insana
Tevazû iç kana kana
Vecd miraçtır er yüreğe

Mal mülk mevki şeytan taşa
İsyan etme tevbe hâşa
Gel nefsinle gir savaşa
Halife ol yerküreye

01.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Diliyorum

İçimde fırtına yer gök inledi
Naz akşamlarıydı gözlerin tül tül
Yorgunum bu günler gam perçinledi
Çağır kaygıları şiire dökül

Ruhum yıkıldıkça saklanıp sına
Vefasız kentlerin şivesi aksın
Saklanıp uzaklaş koşarcasına
Yoksam da sesimi hep duyacaksın

Bütün yalnızlığım suskunluğum sen
Katıksız tertemiz sözler var amma
Yine dalıp gittim boş ver istersen
Yalan bakışlara asla aldanma

Ne çok yokuş çıktım altında karın
Öksüz çocuk gibi bekledim seni
Peşinden koşturdum ağır kumarın
Yüzyıllar beklerim gitsen gelmeni

Ben senle arındım tasadan kirden
Ne güzel yokuşun sırtını oğmak
Uzattım elleri diledim bir’den
Düşündüm zor değil yeniden doğmak

Gözleri mühürlüm sitemkâr yârim
Taptaze baharım doyumsuz şarkım
Azgın rüzgârlarda senle eserim
Her daim tertemiz dupduru arkım

Sensiz ölüyüm de kucakla yine
Düşleri kamaştır sabahlara dek
Zamanı itekle hemen peşine
Koruman olayım elimde değnek

Açıp kapıları çözsek düğümü
Kalpsizin birisin sus biliyorum
Bilsen gözlerinde hep öldüğümü
Hissettir azıcık aşk diliyorum

23.05.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Gemisi

Olmuyor artık deme,
Ufukta,yavaş yavaş.
Tek çizgisiz hengâme,
Hakikat kalpten savaş.

Ağla inle yan her gün,
Mateme kat gölgemi.
Ben tevekkül sen hüzün,
Aşk gemisi bu gemi…

11.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Gerek

Aşk açmış ellerini eşyadan elenerek
Bir muştu üflüyordu anbean zaman zaman
Aşk büyülü asuman her bahçeye aşk gerek
Aşk ölümsüz taht elbet aşk evlad-ı fatihan
Bir muştu üflüyordu anbean zaman zaman
Aşk açmış ellerini eşyadan elenerek
Aşk Leyla’nın ötesi Leyla değil aşk gerek

Yine baykuş sesleri yine kaos buyurdu
Bülbül neymiş gülde kim yolcu kimmiş ey zahit
Çözülüş aşk iç içe üç beş yükseliyordu.
Aşka kement vurulmaz her an iklim müsait
Bülbül neymiş gülde kim yolcu kimmiş ey zahit
Yine baykuş sesleri yine kaos buyurdu.
İçimdeki o mâna müthiş yükseliyordu

Biri tekrar anlatsın perde perde bu aşkı
Gerekirse her gece sessizce ağlayarak
Bahar böcek çiçek taş yer gök ve yıkık köşkü
Bahtsızlara anlatsın tekrar şaha kalkarak
Gerekirse her gece sessizce, ağlayarak
Biri tekrar anlatsın perde perde bu aşkı
El değmemiş besteyle sihirli müthiş köşkü

16.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk İle

Zarif bir esinti hep ne kadar vakur
Sanki birçok türkü içime yüklü
Lalezar yüreği bakışları nur
Nazarı ruhumda köklü mü köklü

Tebessüm okşuyor aşk ile tek tek
Vuslat dedikleri bu olsa gerek
Hâl ile hisseder besbelli gerçek
Manzara rengârenk nizam ahenkli

15.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk mı Desem

Eli çocuk gibi değdi elime
Vuslatı sevinci şevki hesap et
Gönlümün arzusu tek bir kelime
Aşk mı desem buna belki aşk ebet

Salmışım kendimi koşarım yokta
Sevda çiçeklerim birde kelebek
Acaba yakın mı meçhul son nokta
Sahilsiz korolar kayboldu tek tek

Bendeki sevdalar hem kimin sesi
İçimde sakladım ben bu duyguyu
Toplayın başıma gelsin herkesi
Bağrını bağrıma açmadan kuyu

21.10.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Nedir

Kimine bir mızrak kimine oktur
Gerçek târifini bilende yoktur
Hasrette hastadır vuslatta doktor
Göreni görmeden göremezsiniz
Aşk seyir izâhı epeyce çoktur

16.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Olsun

Anlatabilecek kafamda nice
Dörtlükler sakladım beyitler ile
Hep seni beklerim sensiz gizlice
Markat’lı beldede seyitler ile

Sana emin dedi bahtsızlar bile
Yaş döktü hoş kütük dile gelince
Sokakta kahkaha bense hep çile
Yer-gök dirilirdi yüzün gülünce

Sözlerin mâbedim özlemin mihrap
Bilâl’in olayım ömür boyunca
Yandığım âşk olsun âşk olsun yâ rab
Yandıkça yanayım ismin duyunca

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Sunmak

Israrla koşuyorum ona binmek isterim
Ümit korku hararet tartışılmaz diyorum
Benliğimi çiğneyip aşkı sunmak isterim
O dehşetli diyârı duyunca tekliyorum

Gecenin ışığından gündüzün karasından
Yakarışı düşünür söz veririm anneme
Bana tembihat gelir duânın verâsından
Ölmeyi bilmiyorsan ölüm ötesi deme

13.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Var

Aşk tarifsiz dediler; aşklar hikmet aşklar sır
Gerçek aşklar odur ki, Leylayı hatırlatır

Aşk var sûkuta evli ve benzersiz balayı
Aşkı aşka söyletmek,aşıkların dileği

Aşk var aşk süreklidir, karşılıksız tek cümle
Meşakatı sırtlayıp hâl eyletir cürmünle

Aşk var yemin ederim,secde başında annem
Aşk var zulüm zevk gazap,ihtivâsı cehennem

Aşk var dünyevî şehvet iffet yok lânet olsun
Aşk var amel-i sâlih, evlilik niyet olsun

Aşk var zikrin nizamı Yunusun eteğinde
Aşk var hikmet ve gayret arının peteğinde

Aşk var ateş gibidir,çok can yakar bunu yaz
Aşk var helâl lokmadır, bozulmaz bayatlamaz

Aşk var gönûl kulluğu, budur doğuş sancısı
Aşk var tevbe gerekir sevdanın yalancısı

Aşk var yakar külliyen, gel gõr yüreği elle
Hayırlara erdirsin, Allah Azze ve Celle

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Yaralasın

Huzur sevgi nefret birde tevâzu
Tefekkür gerçeğin sessiz avazı
Bende ki yanışı fark edemedim
Çok şeyi idrâktir belki bu mevzu

Ömrü ziyan ettim say sıralasın
Şöhret varlık riya acz karalasın
Aşkı neden hep ben terk edemedim
Beni Leyla değil aşk yaralasın

22.03 12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşk Yarımadası

Neyzenin mekânı ufku nefesi
Kültürler vadisi Bodruma geldik
Kaleden ses verir Halil Efesi
Mazinin sedası Bodruma geldik

Üçbin yıllık tarih aşk ilham aldık
Kültür yudumladık kültür soluduk
Bitez Gündoğanda birlikte olduk
Şairler adası Bodruma geldik

Dört bucak rengârenk gece gündüzü
Gelinlik giyinmiş baharı-güzü
Mecnununun sevdası Leylanın sözü
Aşk yarımadası Bodruma geldik

12.04.2008 Bodrum

Ömer Ekinci Micingirt


Aşka Koşan

Ağlamaklı hâlim özlemim neye
Sen nerelerdesin senin hüznün var
Olmuşum pranga mahpushaneye
Yüreğim virane derin sızın var

Yeşerir kururum söyle neyim ben
Unutmuş gülmeyi meşgaleyim ben
Madem aşka koşan divaneyim ben
Hele gel haber ver bana sözün var

Firavun sokaklar kızıl karası
Mavzer gibi tıpkı hasret yarası
Gözlerin gözlerim meçhul sonrası
Ne zaman uyansam yokluk izin var

31.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşkı Helâl

Vuslat bilmez neşvelerdir sensiz aşk
Sevda besler çile tüter sonsuz aşk
Ar kalmadı düğünlerde toylarda
Mecnûn gibi yanar mı hiç donsuz aşk
Vuslat bilmez neşvelerdir sensiz aşk

Leylâ sesi fısıldaşır zânsız aşk
Hiç olur mu hissiyatsız cansız aşk
“Bir” kalmadı en cezbeli aylarda
İstikâmet müstakimdir yansız aşk
Leylâ sesi fısıldaşır zânsız aşk

Tek menzildir aşk-ı helâl “ben”siz aşk
Tutsağıdır her zilletin dinsiz aşk
Sır kalmadı aşk denilen şeylerde
Boş hırıltı O'na rağmen Onsuz aşk
Tek menzildir aşk-ı helâl “ben”siz aşk

23.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşkı Huzur

umutlarım gürül gürül
eskittim kuşkuları
elma şekeri çocukluğum
keşke şerbeti sürdüm dilime
ve hasadım taşlı tarla
aşk kaçmış gözlerime

gecelerin zifrine ne destanlar sakladım
koşuyorum sabır taşlarını dökerek
öfkem cehennem
yeşillerim kar altında mevsim uzun
sözlerim utangaç gözbebeklerim ustura
yüreğim gecekondu
ya yürüyüşüm yürüyüşümü sormayın
çakırkeyf sarhoş yaş gözlerim
gözlerime aşk kaçmış

vuslat sokağına nedamet toprağı sığdırmışım
avuç dolusu acı küfeler boyu hüzün
gam keder fedakârlık zaman bakış
hasret şarkıları söylüyorum
tespite vasıta benim bahçenin
yediverenleri
huzursuzluğum kaç bahardır
mısralarım dargın ve yorgun
ve eskidim
neredesin aşk-ı huzur

aşk mavisi dörtlükler şiirlerim pek artist
cümlelerim sihirli hecelerim tabutluk
sahifeler ayışığı yazdıklarım muâllakta
gözlerime aşk kaçmış
aşk kaçmış gözlerime

08.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşkım Ağır

Ezelden sevdim derdimi
Beşikten mezara kadar
Nefsim azgın gem vurdumu
Söz düşer bizara kadar.

Aşkım ağır ruhum dalar
Ben mecnunum yâr leylalar
Sihirlidir bu sevdalar
Götürür nazara kadar

Nefis sırtlan dikkat derim
Çalın taşa Huda kerim
Tabut gelir ben binerim
Rahat yok huzura kadar

Esiyorum üfül üfül
Allak pullak titrek sefil
Hem acemi hem de ehil
Arayış Hızır’a kadar.

Yılan soksun bu dilimi
Zillet etti son halimi
Kimse bilmez melâlimi
Avamdan vezire kadar

Hak Teâla hayreylesin
Ömer aşkla seyreylesin
Hâl söylesin dil dinlesin
Susarım mezara kadar

12.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşkım Sen

Hıçkırıklarımın sebebi sensin
Bendeki Leyla sen, Aslı’da sensin
Kapıldım poyraza, ne dense densin
Yemyeşil yayla sen, süslü de sensin

Sen hem şefkat suyu dağda türkümsün
İdrakte pervazım, şuûr hırkamsın
Kokun kekik tadı ziynet farkımsın
Ölümsüz sevda sen yaslı da sensin

Seninle her zaman senin hiçinde
Körkütük gibiyim başka biçimde
Kaybetmek tek korkum, azap içimde
Biçilmez paha sen misli de sensin

Bendeki ağrılar sende hep yara
Cennet gölge oldu senli dallara
Uzat ayakların vuslattır yâr’e
Mis kokan oya sen, mislide sensin

Duâ, ötesini kimse bilemez
Senli yazgılarım,sensiz gülemez
Aşkım sen sevgi sen sensiz olamaz
En nezih ana sen faslı da sensin

Ömer Ekinci Micingirt


Aşkın İlacı

Hikmet, ötelerden yemin var asra
Dolaş sahraları düşündükçe yan
Seni arıyorum gözlerimde kan
Yeşerir yazdıkça seni her mısra
Ölümün deresi sensiz bu cihan

Yer yer netâmetli ama huluslu
Varoşlar bilirim usta duacı
Sabır taşlarıdır aşkın ilacı
Zihnim berrak gözler bulanık puslu
Kendime hükmedip susmak ne acı

17.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşkıyla Sarhoşum

Dalga dalga mehtap baktım yüzüne
Bu gün ben bir hoşum değme keyfime
Tılsımlı tebessüm daldım hüznüne
Aşkıyla sarhoşum değme keyfime

Nakış nakış ruhum nazar bitince
Son buldu seherde horoz ötünce
Çorbalar dualı kaşık atınca
İçmişim bir hoşum değme keyfime

Edep büklüm büklüm vefa yerinde
Şeytan esir olmuş yok içlerinde
Çaylarda demlenmiş içtim serinde
Ruhumla doymuşum değme keyfime

Bu nasıl güzellik bu nasıl töre
Sahâbe caddesi ermişler sırra
Yüzün dön usulca koş gel o yâre
Âşıklar bulmuşum değme keyfime

Bu dünya fânidir faniler duyun
Köpükten saltanat sırlı bir oyun
Kadem bastım sırra değişti huyum
Ölmeden ölmüşüm değme keyfime

Mahşer uğultusu gelmez gülmeye
Unuttum ölümü geldim ölmeye
Yeter ki kul hakkı Ömer gelmeye
Helallik almışım değme keyfime

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşklar Vesile

Kaderin ziyneti seçtiğim sensin
Ömrünü ömrüme biçtiğim sensin
Ve çölde su gibi içtiğim sensin
Acıyan hislerim senle tatlanır
Istırap yüklenip kaçtığım sensin

Aşka gider yollar kalk senin ile
Duygular yeşerdi rüyalar bile
Vuslatı ben değil Allah’dan dile
Ölümsüzlük başlar aşk kanatlanır
Gâye O’na gitmek aşklar vesile

15.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşklarımız

Gürül gürül marifet
Ariftir aşklarımız
Yudum yudum zarafet
Zariftir aşklarımız

Anadolu’m bağrıdır
Kıblesi hep doğrudur
Leylalara çağrıdır
Tariftir aşklarımız

Dünya-ukba kâresi
Sihirlidir yöresi
Milli ruhtur töresi
Ma’riftir aşklarımız

Neşvesi var Ömerde
Lokman olur her derde
Orkestra hoş bu yerde
Girifttir aşklarımız

24.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Aşure

Tövbelerin kabulü
Rahmet mağfiret gülü
Davet edin her kulu
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Davud’un tövbesini
İdris’in rütbesini
Musa’nın su sesini
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Nemrut ateş yığını
Yunusun balığını
Firavun kılığını
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Aşure âşk sanatı
İnfâk ikram kanadı
Süleyman saltanatı
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Pişir dağıt hoş ikram
Bereketi bir yıl tam
Süfyân Sevrî anlatan
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Sadaka ver oruç tut
Yetim doyur ve unut
Bütün sene kefâret
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Ömer Ekinci Micingirt


Ateist

İzâhatım kısa sebebi çoktur
Şirkte ısrar edip idrâkte yoksun
Oyun çetin oyun tekrar ı yoktur
Zıtları görürsün gerçeğe baksan

Empatiyle epey derin düşündüm
Ölümsüzlük yoktur sizin oyunda
Düşününce ezel ebed kuşandım
Düşünmemek kurda koşan koyunda

Sizleri severim yemin yok inan
Sırtını yaklaştır sırtıma yasla
Ve aynı düşünmek ebedi hüsran
Dostluklar eyvallah kardeşlik asla!

16.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ateşten Gömlek

Dikenler içinde güller açılır
Makamı serveti terk edeceksin
Vahdet-le vatana değer biçilir
Sen bunu gayretle seyredeceksin

Gafleti vur geç suçtur durduğun
Leyla arar gibi aşktır vardığın
Gaye-i hilkattir zihin yorduğun
Küfürü temelden çürüteceksin

Tahkik-i imandır Kur’an bilinci
Yalan, iftirayla deseler dinci
Küfrün heykelleri derse yabancı
Sevgi soluklayıp fethedeceksin.

Kırılmasın vecdin eyle tahammül
Mahzun sinelerin yüzlerine gül
“Ateşten gömlektir” buyurdu resul
Ömr-ü bakiyede fark edeceksin.

Boynu büküklere ümit ol yetiş
Yetim sinelere koşmak ne müthiş
Zalimlere yumruk mazlumlara eş
Sarıp sarmalayıp nakşedeceksin

Sonsuzla bütünleş lütuftur şâir
Zindana atsalar zulüm ve sâir
Sürseler köy bucak şehir be şehir
Eyyubi sabırla sabredeceksin

13.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Atlar

Çok şeyi manâlar şahlanan atlar
Öteyi görenler görebilirsin
Bir nesli uyuttu bizim haydutlar
Yaş döküp gözleri yorabilirsin

Vatanda vatansız görünmek zordur
Zihinler kaskatı simsiyah kördür
Ve şafak doğuyor parıltı vardır
Şükür seccadesi sarabilirsin

05.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Atsız

Sözler okka gibi cürümler hadsiz
Yine de sûs melûn demem adama
İslam’la sorunlu şu bizim Atsız
Hâk dâva İslamsız olmaz kardeşim

Zemzemle gürleyen suyum bu benim
Sabır topluyorum huyum bu benim
“Asım’ın Nesli” kim, buyum bu benim
Atsızlar Asım’ı bilmez kardeşim

Felsefe pervazsız bırak deliyi
Ayete muhâlif müptezeliği
Sattım On’suz olan gevezeliği
Hakikat şakaya gelmez kardeşim

İnsana hürmeten lânet deyip dur
İfâde şirk çürük, şiirde bodur
Atsız şâir değil, bir palyaçodur
Münkir den Türk-İslam olmaz kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt


Aveneler

Kalem ürkek olmaz ağalar yeter
Yıkın korkuları dinleyin artık
Yine akşam oldu gündüzden beter
Fuhşa alkış tutar birçok yaratık

Tükür sokaklara rüsva et gitsin
Zihnim zehir gibi ne deyim işte
Boş ver diyor isen it oğlu itsin
Deyyus adayısın sen bu cümbüşte

Fahişenin zulası, esiri etin
İffet yangınıyla geçti seneler
Desem kılıfısın her nedâmetin
Şehvetin esvabı ve aveneler! ..

22.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Avuntu

ıslak bir fısıltı sıkıntılı gözler
uçsuz belirsizliklere
geçit verir

mısralara çarpan umutlar sokağına
vah izleri bırakır

nabzın şakırtısı
ömrü öğütür yakpare

kalır avuntu…

Ömer Ekinci Micingirt


Ay Gün

Epey salıverdim tahrip ettim dün
Bana acı gerek bünyeme sabır
Hakikat aşkıyla beklerim gün gün
Belki o gün gelir belki bir kabir

Dilim ne söyler ki bilmem ki hâşa
Kutsi sevda gerek engeller âşa
Saat mevsim ay gün düştüm ataşa
Çok şeyler düşündüm getirdim tekbir

Ömer Ekinci Micingirt


Aylan Bebek

Çocuk çaresizim yaş döksem bile
Ne kadar söz varsa mahşere kaldı
Sen değil vicdanlar vurdu sâhile
Dünya zalimlere, Beşer’e kaldı

Lânetlik ne varsa tekâmül etti
Sessizlik dehşetli yaktı kül etti
Hangi kemal vasfı tahâmmül etti
Esecek kasırga sehere kaldı

Bu tür tahammüller zül mûsibettir
Kelime tükendi uyarı nettir
Dünya İsrail’e tasmalı ittir
Arsızlar arsıza, şer şer’e kaldı

Ömer Ekinci Micingirt


Ayna Fetva Verince

Elâ göz mahmur bakış
Aynaya baktım sabah
Gönlüm bahar sima kış

Dünden eser kalmamış
Ömür geçmiş ben on beş
Baş aşağı kar yağmış

Çisi çisi su sesi
Bakışırken aynayla
Müthişti ezân sesi

Yıka kirli yüzünü
Dedi seher vaktinde
Anladı içyüzümü

Derken gün ışıklandı
Tekrar ayni hengâme
Mevcudat ayaklandı

Titredi ayaklarım
Ayna fetva verince
Buz oldu yataklarım

Ki silkinip ürperdim
Ayna tufan gibiydi
Ve son defa söz verdim.

Hûşu bendimi sardı
Ümit korku muhâbbet
Bir füsunlu bahardı

09.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ayrılık

terk etti aniden köhne dünyayı
sessizce bir solukta
baktım yok çığlık gibi
bambaşka bu uzun soluklu

ve ıssız suskun uçsuz
bucaksız kefen kokulu hatıralar
devşirip terk etti

buymuş meğer
acının dokunuşları
umulmayan sızısı

hüznün nameleri
bir ben bir de fatiha

çatlattım gafletin çanağını
umud bestesiyle
döndüm baktım geriye
bir ben vardım bir de fatiha

Ömer Ekinci Micingirt


Ayrılırken

Gerçeğin ıslığı konu pek derin
Dönüş bileti var sanki fakirin
Bir hoş sâda kulun tek zenginliği
İster râhmet deyin ister hep yerin

Çınar altı olsa rahat ve serin
Eli yüzü düzgün selamlar verin
Havf-reca haykırış ruh dinginliği
Ara sıra bir fatiha gönderin

Bir miktarda elbet başımda durun
Ayakta durmayın lütfen oturun
Sessiz sevdalardır âşk enginliği
Ayrılırken selamımı götürün

Ömer Ekinci Micingirt


Az Evvel

Uyandım ne çare gelmiş akşamım
Bitiş şarkısını tattım az evvel
Boğuyor bendimi melun evhamım
Gözyaşı çığlığa kattım az evvel

Sonun başlangıcı yoldadır her an
Biryanım put dolu bir yanım Kuran
Zaman almış beni şu küflü zaman
Beni “ben”e tutup sattım az evvel

Gitti mevsimlerim bitti baharım
Ömür perde çeker neyi ararım
Hesabım karışık belirsiz barım
Düşündüm hesabı bittim az evvel

Bilmem ki gelir mi bir ulu sâda
Ya bir nasuh yaşlar ya da şüheda
Her şey bende saklı belki ifşâda
Gittim ötelere gittim az evvel

16.06.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Azze Ve Celle

Getir salâvatı oku Yâsîn-i
Hangi nağme siler kalbin pasını
İki ayrı âlem eşsiz hikmete
Aşk ile gizlemiş haritasını

Boşa mı hemze be elif nun mimler
Renk renk sahifeler nurlu iklimler
Dünya ve kâinat yürü sünnete
Beynine sığar mı onsuz hacimler

Kalp ve dudak yoksa nazar et elle
Izdırap tadarsın yoksa ecelle
Tedbir takdir ile amel niyete
Kimin kelâmı bu “azze ve celle”

14.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Baba

Seninle kalbim oynar sevdalar kuşanırım
Sen hep irfân sesleri, seninle uyanırım

Rüyadaydım Micingirt dağları sanki ağlar
İmkânsız eski günler, ağıt beynimde çağlar

Şiirlere sığmaz ki, o günler rüyâ baba
Depreşti kederlerim, düştüm hayhuya baba

Sensin benim belleğim, sen ışığım lambamsın
Mahallenin hafızı, yorgun çınar babamsın

Değirmen heybe tarla yetim sensiz kimsesiz
Ne artık Hacı Hedis ne de Semih ne de biz

Çaresizlik bendeki hasretlerdir yaz ha yaz
Sen varsın eski toprak sakalların bembeyaz

Ya uğurlayan dostlar mezâr İnkaya baba
Uzaklarda gözlerim döndüm sılâya baba

Seherde ses duyulur,öptüm şükrettim baba
Aşk serptin fecirlere sen hep zikrettin baba

Ayrılık bana mahşer,senle doluyum yine
Endişeler dokunur vaktimin en yerine

Şükür burdasın varsın sevinçten ne yapayım
Uzat nasırlı eli, tekrar tekrar öpeyim

Babam H.Coşkun Ekinci’nin ellerinden öper tüm babalara hürmetler sunarım

1994 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Babı Ali Kırıntısı

Her bucağın hazımsızlık nesin sen
Bilir misin ruh halini neyin var
Açmış ağzın uğulduyor cehennem
Korku ektin öfke biçtin canavar

Ne kederden ne sevinçten anlarsın
Zikzakların sürünüyor yerlerde
Yaktı beni dine inat din dersin
Hesap yakın çok yaklaştı ilerde

Sırtımdan in in sırtımdan in artık
Akıl ermez fetvalar ve laklaklar
Köksüz sözler ve âsımı kararttık
Köle kokan kırıntılı şakşaklar

06.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bağdat

Billurca bakıştık dertliydi anam
Topraktan balçıktan biraz söz ettik
Çağıl çağıl aktı yaşlı yüreği
Dedi ki evladım yine yaz ettik

Her gece arsızlar evlere yürür
Gelini kızanı alır götürür
Müslüman gaflette kâfir kudurur
Vicdanı zillete kattık toz ettik

Ateş var Ömer’im ateş Bağdat’ta
Arşa çıktı figan bizler rahatta
Yıldızlar şahittir şahit sıratta
Köprüyü geçmeden yolu buz ettik

23.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bahar

Billur billur bahar köpürür her yan
Nakşeder sırrını seyir peş peşe
Semavi orkestra hu senin deryan
Cezbeder muhabbet kardeş kardeşe

İnancın kalemi yazar derince
Vuslata açılır görenin sesi
Zihnim kâmil değil pek yeterince
Endişe terk etmiş hemen herkesi

Yine de ben derim bahar bir sera
Aşkın renkleriyle içimde huzur
Alıp son baharda götürse yâre
O’nun musikisi âlemlere nur

22.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bahtiyar

İdrâk denge ve sırat
İrfân yoksa ısır at
İnkârın basitliği
Zân ihânet nakarat

Akıl yalana kuyruk
Zaman mekândan ayrık
Rakamları terk edip
Hiçliğe koş der buyruk

Tedbir takdir ne çare
Âyet var âşikâre
Bireysellik zillettir
Benim gibi duçara

Tefekkür ek tâkva sür
Kalpten dudağa üfür
Kaderine râzı ol
Rızasına götürür

Sâmimiyet yâre yâr
Rengârenk diyâr diyâr
Günahkârlar perdeli
Günahsızlar bahtiyar

Ömer Ekinci Micingirt


Bak Gör

Suç günâh lâkin ahı
Misâl gerçeği arar
Susturunuz günâhı
Keşke duyana kadar

Sevmek ağlamak güzel
Varı izlemek güzel
Giz’i gizlemek güzel
Sır ifşâ neye yarar

Ama fakat ve beni
Ruh parçalar bedeni
Gir de bak gör gölgeni
Kime niye neler var

04.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bakışın

İhlâsın renkleri sendeki hayâ
Bakışın yeterli beni ihyâya
Hislerin büyüsü apayrı bahar
İbrişim örülü sendeki maya

Bulut gibi yüzün benzersin aya
Sensizlik içinde başladım Hayy’a
Hep, hiçlik uğruna meçhullerim var
Ve O’na sığındım Emri Rızâ’ya

07.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bana Baktı

En keskin mevsimlerde engebe yürüyorum
Uğultunun içinde alev ateş yaş aktı
Zihnim tarla ben sapan durmadan sürüyorum
İçime bir coşkunluk bir suskunluk bıraktı

Yüzüme bir ağartı aslıma varıyorum
Daha gün başlamadan belki bir kuşluk vakti
Her eylemim ölçülü, mihenge vuruyorum ş
Kim şair hem kim edip kim usta kim çıraktı

Söz dokunur dokunmaz bir şeyler arıyorum
Varoluş yok oluşlar kimler kimleri yaktı
Dağ varsa vardır Ferhat, ak-kara soruyorum
Ara ara oynanan meçhul bir çıngıraktı

Son güz izdüşümleri eylüle vuruyorum
Geçmişi peçeledim yaşanmış bir pıtraktı
Duygularım saltanat zihnimi yoruyorum
Her daim aynı tören yaz kış aynı fraktı

Bir sükût kadar derin saygıyla duruyorum
Az daha büyüleyip aklımı alacaktı
Ki hoşluk yaşıyorum ermeden eriyorum
Tüm varlığı benim ki benim ya bana baktı

14.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Barış Diyor Matmazel

Miras kalmış adeta zaman hicran zaman dert
Kin ıstırap altında sabır renginde zahmet
Gözlerim ateş gibi yalnızlığı elemiş
Ellerimi bırakıp ruhum kelepçelemiş

Yalancı şövalyeler her bir yere gizlenmiş
Adaletin kılıncı kan ile temizlenmiş
Bir tabut boyu yakın, zulmet başka nur başka
Şehâdete adanmış aşk başka onur başka

Seccadem kefen bezi ölebiliriz beyim
Kimin hâin itleri tek tek geberteceğim
Korkun sessizliğimden bilinmeyen o günde
Ya bir nevruz gecesi ya da uzak sürgünde

Dedik kardeşlik vakti, muhkem ufuklara eş
Yüzüm nere çevirsem kan kin salıyor kalleş
Kanım göğe sıçradı çatlar yüreğe vurur
Tüm renkler toparlanın görün kimler kudurur

Zaman ağu çemberii zaman ağır zaman zor
Kutsallarla oynaşır, yine cuma geliyor
Mevsimle dönüyorum, zaman durulur belki
Saf saf sokak ortası, nasıl Zerdüşt bilmem ki

Ve bütün varlığımla yol yokuş koşuyorum
Puşt kökünü kaybetmiş mihrak kim şaşıyorum
Birkaç aydın havlıyor başka ülkede var mı
Kulağıma fısılda, köksüz ağaç yaşar mı

Haydi gel ver ateşe koş gel maşanın eli
Her yer mayın döşeli şer renginde bedeli
Kan alev ölümleri vampir severmiş meğer
Barış diyor matmazel Firavuna eşdeğer

Ömer Ekinci Micingirt


Basın

Mümkünü yok etik malum basında
Kesin
Çok şeyi karartır gün ortasında
Basın

Mazluma pek hoyrat sormadan neden
Haber
Çok şeyler resmeder henüz görmeden
Geber

Kimin postundalar renkleri hile
Görün
Aklımdan geçeni getirdim dile
Sorun

Ömer Ekinci Micingirt


Başhekim

Bazen Lokman hekim bazen başhekim
Dalga dalga şifa tüter hekimim
Dertlerle yoğrulur amma ve lâkin
Büklüm büklüm sabır yutar hekimim

Hastalar dostları ilaçlar süsü
Burcu burcu şifa verir nefesi
Neyzeni bakışla gelir ney sesi
Şefkatle hastaya bakar hekimim.

Peygamber mesleği yücedir yüce
Ellerde dert keder dillerde hece
Sahipsiz garibe yâren muhtaca
Mahşerde yüzü ak çıkar hekimim

Kardeşçik Mehmet’im doktorum canım
Pür şevkli hizmetin rahat vicdanım
Ve hizmet nimettir derdi sultanım
Reçeten râyiha kokar hekimim

Bilmem ki haddim mi sana nasihat
Abinden değil ki dosttan vasiyet
Belki muhabbettir belki iltifat
Füsunkâr su gibi akar hekimim

28.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Baştacı

Şiir gibi gözleri mısra mısra sürüyor
Dostluğunun işvesi içime üfürüyor
Yumuyorum heceyi hüzün oldu dudakta
His kokan renkleriyle eşsiz soluk veriyor

Sabır üflüyorum hep şirazesiz bu sızı
Ufuklara dökülse terk etse ikimizi
Ezanlara karışsa nağmeleşen şafakta
Sen hep bende baş tacı seni sevda hırsızı

Ömer Ekinci Micingirt


Bataklık

Ellerim duâda sen andırıyor
Her yer ıssız sakin yalnızdı bu yaz
Yokluk gözlerimi sulandırıyor
Dilimin ucunda söz var bembeyaz

Sensizlikte uzak ölüm yakınlar
Bütün yasaklara başımı eğdim
Zincirler yorardı ulvi akınlar
Taptuk Emre gibi tapabilseydim

Bütün bildiklerim renksizlik eler
Yağmur olamadım kirli çoklukta
Yüzümü kavurur sıcak gölgeler
Ruhum çığlık çığlık hep bataklıkta

13.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bâtın Ve Zâhir

Küfür varlık yokluk evvel ve ahir
Her an ve günbegün esmeye başlar
Nasıl anlatayım bâtın ve zâhir
Çizgiler çizgiyi kesmeye başlar

Doksan dokuz tamam eksik beşaret
Hep aynı ifade bir tek işaret
Yırtmaktır zamanı müthiş cesaret
Perde zan tasavvur susmaya başlar

Nazarı ruhuma eli elime
Vahdet şuur boyut birkaç kelime
Her şey ruha döner ruh da dilime
Gerçekler çok sözü kısmaya başlar

Velhasıl muhabbet aşk vuslat bitmez
İster bâtın ister zâhir fark etmez
Ölüm şeb-i aruz söyle kim gitmez
Hakikat sırrını basmaya başlar

Ömer Ekinci Micingirt


Bayrak

Rengârenk tüllenir muhteşem rengi
Ölümsüz diyârdan benim bayrağım
Kurcala tarihi var mıdır dengi
Ölçülmez ayardan benim bayrağım

Dalgalan cihânda aşkla sonsuzun
Şeref ver göndere ey nâzlı hüzün
Es deli rüzgâr es gece gündüzün
Güç yetmez değerden benim bayrağım

Rengine gizlidir tarihim şanım
Şerefim şöhretim onur vicdanım
Göklerde hilâlim şehitte kanım
Dokusu ak nurdan benim bayrağım

Ney’im bestem güftem destanım sazım
Sen gönül gözümsün sen alınyazım
Sevgilim göz nurum duâm niyâzım
Efsunlu şiirden benim bayrağım

Ve selam dururum her sabah erken
Dövüşe barışa Hakk’a giderken
Büyüsü mest eder mest, seyrederken
Ahengi O Yâr’dan benin bayrağım

Mecnun’un sevdası, Leyla’nın eli
Zümrütten bir sera bildim bileli
Şan ile dopdolu aşk işlemeli
Mâzisi tekbirden benim bayrağım

Atlastan hilali mâna çok derin
Hüzünle çağlayan şevki gönderin
Bize bahşettiği lütfu kaderin
Pek yükü ağırdan benim bayrağım

Köroğlu’ya destan sen Emrah’a saz
Gönüllere ziyâ aşka düşen söz
Kimsesize kimse tarihe önsöz
Vazgeçilmez serden benim bayrağım

İklime musiki fecire güneş
Bitmeyen bir soluk ebedi yoldaş
Hep onu düşündüm sevinç matem eş
Cepkensiz siperden benim bayrağım

Hep yeri zirveler tarihe sorun
Ölürsem dostlarım sımsıkı sarın
Bezeyin bayrakla huzura verin
Masmavi diyârdan benim bayrağım

Sen kûtsi bir beyân milli rûh ya da
Müjdesi izi var bütün dünyada
Ölür dirilirim çiğnetmem yad’a
Vâdedilen yerden benim bayrağım

O hep gülizardır mefkûre sağar
Onda huzur bulur ürüyen zağar
Vuslatı müjdeler yeniden doğar
Alemi tek “bir”den benim bayrağım

Dibinde uyanmak ne büyük mâna
Edirne’den Kars’a Sinop’tan Van’a
Sonsuzluk türküsü sunar cihâna
Meşâlesi sırdan benim bayrağım

Sen ulvi hatıra dâvam hârımsın
Kardeşim sırdaşım kutlu yârimsin
Çehresi efsûnlu sitemkârımsın
Ulubat’lı surdan benim bayrağım

Al bayrak görürsen dur gölgesinde
Cennete yolculuk var gölgesinde
Micingirt ruhunu ser gölgesinde
Firdevs’i şehirden benim bayrağım

12.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bayram

Şuur gelir insana
Bu günler yılın tacı
Huşu verir cihana
Kardeşliğin ilacı

Hâl katışır hâline
İnfâk bahçeleri var
Bal bandırır diline
Barış lehçeleri var

Vecde gelip kulak ver
Koş ilâhi ilana
Hakk’a sefer bu sefer
Sırt sırta ve yan yana

Semâvi düğün gibi
Dört mevsim yedi kıta
Kim düğünün sahibi
Koş vuslata vasıta

Yoksulun tattıkları
Bu günler ayrı lezzet
Râbbin yarattıkları
Zeyd bin Ha ris'e benzet

Bayram yoksula düzlük
Torun gözünde nine
Erende ölümsüzlük
Berekettir zengine

Bakış fitrelere bak
Aşkın kokusu sarar
Üç al yediyi bırak
Ver de mükemmellik var

Ömer Ekinci Micingirt


Bayram

Nur yüzlü sütunlar coştu kubbeler
Sihirli orkestra pervazda kuşlar
Tebessüm rengârenk ve minareler
Semavi ihtişam ezanla başlar

Ruhumla benzersiz sevdaya düştüm,
Zirveler kat ettim varlığı aştım,
Şükür nasip etti yine ulaştım,
Sevdalı iklimler buğulu yaşlar…

Pek derin sevincim ve gözyaşlarım
Laz’ı, Kürd’ü, Türk’ü can gardaşlarım
Tarife ne hacet gönüldaşlarım
Tek yürek güzellik efsunlu düşler

Sıyrılış başladı ney beste beste,
Rengârenk yürekler aynı heveste,
Renk şekil hoşgörü tüllenir seste,
Bayramlar bayramı koşun gardaşlar

6.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bekle Yar

Hayalimdeydi hem cilve hemde nurlu beden
Nasıl aşktı bu şaştım tatlı uykudan eden
Serapmıydı ne canevime dokunan ten
Nerde hem nurlu hem endam eskimez beden
Hayalimdeydi hem cilve hemde nurlu beden

Ne rüyalar beni tanır nede serap var
Biliyorum göçtü gitti serap şimdi zor
Tefekkür tefekkür neredesin şimdi yar
Bak son demindeyim bekle biraz daha var
Ne rüyalar beni tanır nede serap var

Ömer Ekinci Micingirt


Beklemek

Beklemek sırattan ince
Anbean meşakkat verir
Yolboyu sabrı deşince
En azgın çöle çevirir

Beklemek bir anka kuşu
Mızrak ok gagalarıyla
Beklemek hûşu ve hûdu
Sükûnun nidâlarıyla

11.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bekleye Bekleye

Gel hele can yavaş yavaş
Soldum bekleye bekleye
Bağrım yanar kurudu yaş
Öldüm bekleye bekleye

Ne güz gördüm nede yazı
Kalbim kırık dinmez sızı
Mevlam kavuştursun bizi
Daldım bekleye bekleye

Duygularım çok karışık
Hele söyle yok mu ışık
Bir dargınız bir barışık
Kaldım bekleye bekleye

Düşe kalka yaşıyorum
Kebap oldum pişiyorum
Anlasana üşüyorum
Buldum bekleye bekleye

Bakışların hem göründü
Ruh dinlendi dem göründü
Gözlerim yaş nem göründü
Sildim bekleye bekleye

Gel hele gel yaramı deş
Sen meleksin sen nurlu eş
Yanıyorum alev ateş
Geldim bekleye bekleye

09.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bekliyor

Yürek künyesi melek
Renk renk kimi bekliyor
O bambaşka kelebek
Başka türlü geliyor

Bakışları pek derin
Saygıdan da ileri
Markatlı tepelerin
Eriyen huzmeleri

Bir öykünün sesi var
Hatmeledim şiiri
Haykırışlarım sarar
Getiririm tekbiri

24.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Belki

Her gece bir sokakta
Eyüp sabrı duyulur
O yok ve ben yatakta
Bir acayip şey olur

O benden de elemli
Yansın geceler yansın
Fer yok yüreğim demli
Biri bana dayansın

Tat kalmadı damakta
Duygu nefesim keser
Kapı gıcırdamakta
Belki gelir gülümser

25.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Belki de

Kavga bölgesidir hicvin avluları
damarlarımı ıslatan küçük kafiyeler
süsler eski hınçlarımı
zaman cinnet getirdi
beton evlere

Şiirlerin görkemi
birer şöhret sandığı
söz döküntüleri günahkarın
korku kefareti
belki de

İçim yanık kokar hep
vurdukça
saat…

05.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ben'i

Sözlerim taş gibi yüreğim yufka
Basit görmeyiniz olmasam dâhi
Dört yanım yaş olur bakınca ufka
Sokaklar çok şeyi ifşa vallâhi

Bilmem yüzümdeki perde ne demek
İfade istemem başka tarif et
Boynumu titretir yakasız gömlek
İki ayrı yerde olmak mârifet

Dinle seslenişi kalk dedi namaz
Hesabın vasfına yatarken vardım
Her şeye rağmen hâlâ anlamaz
Ancak ve sadece ben "beni"sordum

Ömer Ekinci Micingirt


Ben

Ben toprağım mevcudatı taşırım
Güller açar bülbül öter tenimle
Ben dört mevsim yaşatırsam yaşarım
Ölmek varsa feda olsun canımla

Ben azığım ben ekmeğim ben aşım
Ben tevazu ben insanım ben eşim
Ben anayım ben babayım kardeşim
Ben arıyım esrar vardır fenimle

Ben ırmağım aşkla çağlar dereler
Ben çiçeğim şifa bulur yaralar
Ben tevazu benden çirkin huriler
Ben sen varsan dirilirim hilimle

Ben komşuda yara varsa hastayım
Ben güzele ballı dilli besteyim
Ben hicranlı Iraktayım yastayım
Ben yaşadım hoşgörüyle dinimle

Ben şehidim Çanakkale şahittir
Ben faniyim her şey Ona aittir
Ben bir hiçim hiç olanlar yiğittir
Ben insanım oynamayın genimle

Ben Yunusu Mevlanayı dinlerim
Ben Çeçenim Çeçenyada inlerim
Ben Ömerim Filistinde kinlerim
Ben bir devim elleşmeyin benimle

19.07.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Ben Ben’i

Düşün gereğince ipi hamalı
Hamal olabilmek ibret içindir
Sıkı tutunacak ipin olmalı
Hep olmak istersen sırrın “hiç ”indir

Huzur sevgi nefret ben sen o biz siz
Nettik hakikati izânı usu
İdrâkten bihaber hele bendeniz
İzânı kör eder görme duygusu

Sessizce sesleniş duâ tefekkür
Şükür gerek dile yokluk darlıkta
Ebediyen şükür ebediyen hür
Ben ben’i aradım riyakârlıkta

14.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ben Beşer

Beni ben’de arayın
Viran oldu sarayım
Nankörlüğüm yere ser
Ben beşerim ben’de şer

Olabilmek inkârım
Kibir gurur ben varım
Susup dinle akıl ver
Ben beşerim ben’de şer

Ben’im benden büyüktür
Zannım bilince yüktür
İster gizle ister yer
Ben beşerim ben’de şer

Beni taşımaz dağlar
Fevkinde ağlayanlar
Kimler kuyumu eşer
Ben beşerim ben’de şer

Bu ses ifşânın sesi
Hiçliğin emaresi
Anla idrâkine var
Ben beşerim ben’de şer…

23.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ben Dadaşım

Duygularım köpürdü
İyi dinle arkadaş
Nerelere götürdü
Ben dadaşım hem dadaş

Beni benden kıskanır
Pür heyecan bak güneş
Bulut bana yaslanır
Ben dadaşım hem dadaş

Sevdam karlara yağar
Buz kesilir kor ateş
Dadaş sevdalı doğar
Ben dadaşım hem dadaş

Anadolu kapısı
Dizde derman gözde kaş
Alparslan’dan tapusu
Ben dadaşım hem dadaş

Emrâh Âşık Reyhâni
Tespihteki aynı taş
Mevlüt sanki Sümmani
Ben dadaşım hem dadaş

Hançer barı görünce
Yutkunurum gözde yaş
Akar vatan boyunca
Ben dadaşım hem dadaş

Göz nurudur ihramlar
İffet ile örter baş
Cennet kokar ikramlar
Ben dadaşım hem dadaş

Gök mavisi erenler
Ömer yine köz ateş
Can dostlarım yârenler
Ben dadaşım hem dadaş

23 02 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ben Neyim

Ayaktayız ayakta
Bilmem farkında mısın
Uyanış var her parkta
Ulvi şarkında mısın

Terki böğrüne astık
Terkin terkinde misin
Aşkın kırkına bastık
Sende kırkında mısın

Hakikat ve sadakat
O’nun çarkında mısın
Sen var ya sen sen fakat
Hâla şirkinde misin

Yöneliş ne de beyim
Gerçek ırkında mısın
İbrahim kim ben neyim
Soy sop arkında mısın

Hep diyorsun hep amma
Zulmet kürkünde misin
Mefkûren pek muamma
Vuslat parkında mısın

04.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ben Senin

Gözyaşlarım çoktan çokladı hiçi
Gelirim sen gel de gelemezsen sen
Arzuhalim sana canımın içi
Silerim gözyaşım silemezsen sen

Ateşine yansam ruhum yeşerir
Kalırım köz olup kalamazsan sen
Yüreğin dupduru mum gibi erir
Bilirim ben seni bilemezsen sen

Yürüyüşüm sana sen endişesi
Ölürüm yolunda ölemezsen sen
El âlem, yadlara etme itibâr
Olurum ben senin,olamazsan sen

01.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ben Şair

Aşka küf bulaşmış derler ki sanat
İffet yangınları ölüm uykusu
Zillet kucağına gülüşür heyhat
Flört ve gümbürtü namus duygusu

Çok şeyler göründü sokağa baktım
Mesafe kastetmiş edep arlıkta
Ben zehir zemberek dışarı çıktım
Şâirlik köhnemiş sanatkârlıkta

Yine hüzünlerim öptü bedenim
Haykırabilirim insanlık hâlı
Katıksız bir adam toprak madenim
Ben şâir değilim duyun ahâli

08.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bengisu

Emanet tarumar azgın sularda
İzzeti ikramı yıktık barlarda
Kisranın nefesi köşk yalıları
Çanak kırılınca döktü ard arda

Nağmeler kar etmez heceler yandı
Kimler mecnun oldu kimler aldandı
Paçavra sokaklar ve belaları
Şimdi çırpınıyor gece uyandı

Çile bilmezlere bir his bıraksam
Sükuta bürünüp su gibi aksam
Rengarenk bengisu ve damlaları
Akıtır içime İnşAllah ressam

02.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Beni Soruyorlar

Beni soruyorlar acep kim gibi
Ateş beni yakmaz aslım İbrahim
Bazen mermer bazen yanan mum gibi
Server’e ümmetim daha ne deyim

Düşman zalim nefsim, zulmeden hasmım
Üç kıtaya kazdım üç hilal ismim
Sevgi mahkûmuyum hoşgörü resmim
Adım adalet der daha ne deyim

Kükrer şahlanırım yazar kızarım
Âsımlar geliyor çağlar sezerim
Dili kalbe bağlar Allah yazarım
Sıddîk’tan öğrendim daha ne deyim

Büyük adamız biz davamız büyük
Tevazudandır ha başımız eğik
Gelin hep beraber takva zırh giyek
Kula kul olmayın daha ne deyim

Sen kimsin sormayın geldik cennetten
Bu bir sınav idi dedeme Haktan
Havva anam Âdem babam birde ben
Kabuldür tövbemiz daha ne deyim

Ömer'im çile aşk, zevk verir cefa
Başımı kesseler bir kaç bin defa
Muhabbet hep tevbe eylerim ifâ
İslam tek kurtuluş müjde ne deyim

Ömer Ekinci Micingirt


Benimle

Mor ışık nasılsa yalnızlık öyle
Buzdan heykellerin sıcağı gibi
Dehlizsiz uykuya uzansam şöyle
Uyamaz gecenin saçağı gibi

Kederli elimle selam verince
Gözlerim kapayıp gittim derince
Tâlihim kırılgan kaderim ince
Öksüz annelerin kucağı gibi

Kendimi kavrayıp tuttum âdeta
Kamburum çıkarıp yattım âdeta
Seheri uykuya sattım âdeta
Sızlandım nankörler ocağı gibi

Hehey yalnızlıklar anlatmam daha
Nice yıllar tevbe ettim Allah’a
Yürüdüğüm yollar ıssız bir vâha
Dolaştım Lejyoner sancağı gibi

Dışım hep gülümser sen gel bana sor
Uzaktan bakınca ne kadar mağrur
Istırap benimle benle duruyor
Endişe kıyamet bıçağı gibi

26.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Benimlesin

Mahcupken derûnuma sayısız hâl gibisin
Renksiz kesitlerime mor pembe al gibisin
Sendeki çağrışımlar içime gökkuşağı
Mısralarımda imge kovukta bal gibisin

Bir ömür benimlesin elime el gibisin
Bâzen yanı başımda bazen meçhûl gibisin
Bilmem ne demeliyim özlemimin ışığı
Sitemkâr hüzünlere yabancı el gibisin

Dilimde yalan olmaz duvakta tel gibisin
Bir vurdun ki içime bağrımda yel gibisin
Sazıma mızrap oldun canımın son beşiği
Çatlak dudaklarıma can veren sel gibisin

Hırçın eşsiz mûsikim gülünce gül gibisin
Sevdalarla süzülmüş efsunu bol gibisin
Her ardımdan bakarken pencereden aşağı
Ne yalan söyleyeyim tekrardan gel gibisin

27.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Berat

Varlığım bir çift el
kandil gecelerine duâya tamamladım
hatırlayıverdim şükür taze ümitle
senin için yapabildiğim
iki gözyaşı ve buğulu gözler

Bilmez miyim senin râhmetini
hâşa seninleyim bir başıma
kimsecikleri olmayanın kimsesi
ahdime uyamadım mağfiretin sahibi
ağuşlarım bomboş soluğum kısık
uçurumdayım koşuyorum yokuş aşağı
mâsivanın şavkına takılarak

Lütûf ve ihsanına kurban olduğum
kalbimi çalıştıranım
“yok mu isteyen vereyim “diyenim
işte buradayım kapındayım el açtım
istiyorum affımı rızkımı afiyetimi istiyorum
berat’ın yegâne sahibi
beratımı istiyorum…

12.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Betül

Şefkatle kokladım senli baharı
Füsunlu vakitler gösterdin bana
Yuvamın işvesi bağımın bârı
Yüreğim ısıttın edepten yana

Devrin Zeynepleri bulunmaz fazla
Ötenin sevdası yeşerir erir
Gurbete yolladım seni namazla
Seni anlatamaz yazdığım şiir

Hisleri dirilten İffetle durdun
Sönmeyen gülüşün buğulu tül tül
Tahsile azmetmiş hep koşuyordun
Sadâkat bestesi nur yüzlü Betül

04.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Beyaz Kısrak

Şu karşı tepenin yamacına bak
Dizgine sığmayan bir beyaz kısrak
Mutlaka bu kısrak birini bekler
Zirveye koşacak elinde mızrak

Yıllardır seslenir yankılanır hep
Hikmetten suâl mi vardır bir sebep
Beni de sarmalar bir garip hüzün
Peşinden tırmalar derin ızdırap

Ömer Ekinci Micingirt


Beyaz Melekler

Her sabah aşk ile şifa bürünüp
Sevgiyi elerler beyaz melekler
Sesleniş rengârenk çare görünüp
Çareyi bulurlar beyaz melekler

Bir tatlı hizmet ki ak alında ter
İnsanlığa hizmet en büyük eser
Sıhhat meltemleri her daim eser
Ümitle gelirler beyaz melekler

Bazen efsun tüter pişer aşımda
Bazen hayalimde bazen düşümde
Hizmet samimiyet akar yaşımda
Gözyaşım olurlar beyaz melekler

Bembeyaz giyinmiş bir başka ahenk
Bestesi nihavent güftesi renk renk
Huzurun ziyneti insanlığa denk
Tevâzu solurlar beyaz melekler

Kimisi hemşire kimisi ebe
Şifâyı gizlemiş Mevla’m sebebe
Sağlık ihtişamdır sıhhat debdebe
Vereni bilirler beyaz melekler

03.08.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Beyhûde

Eşiğime kar düştükçe şiirlerin üstünden
Çığlık attım beyhûde
Kimse beni anlamadı
…
Hele bir de gün ışığı yokluğuma vurunca
Yaş dökmeyin toprağıma
İki kıvrım yüzükoyun
Yatarken…

Ömer Ekinci Micingirt


Bezdirdin

Şirretlerin bin bir çeşit var ama
Ar bilmez sözlerle kızdırdın beni
Gösterişte hâk rızası arama
Benlik bahçesinde gezdirdin beni

Büyüklendin ne söylesem fark etmez
Hep at başı kibir caka terk etmez
Ruhun şaşkın tevâzu yok erk etmez
Şerit değiştirdin ezdirdin beni

Seyrederim acı verir sus demem
Poyraz olsan üzerime es demem
Dâva büyük sınav zorlu pes demem
Birkaç merhabada bezdirdin beni

Ben hem kimim ben divâne ben âdem
Adâlet hak ismimdedir ifâdem
Sadık dostum gözyaşımla seccadem
Boşluk denizinde yüzdürdün beni

6.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bigane Kalamazsın

İnanıyorsan şayet
Bigâne kalamazsın
’Tâ’dil ü Takdir’ ayet
Tarafsız olamazsın

Ne ağaçsın ne otsun
Ne yağmur ne bulutsun
Herkes sözünü tutsun
Tekrardan bulamazsın

Sen Zeynep’sin sen Hasan
Bilmem nasıl anlasan
Vicdanını dinle sen
Boş vere salamazsın

Hakkını vermelisin
Mârifet örmelisin
Öteyi görmelisin
Görmezsen bilemezsin

Nereye kim yolculuk
Dinle beni korkuluk
Kir akar oluk oluk
Yıkayıp silemezsin

Ölüp ölüp dirilir
Hesap senden sorulur
Tüm defterin dürülür
Çalım yok çalamazsın

Anlat hayrı ve şerri
O dehşetli mahşeri
Otuz cüzlük eseri
Gün gelir alamazsın

Düşlerde rüyalarda
Adanmış davalarda
Sen varsın sevdalarda
Sevdasız gülemezsin

Ben kendimden utandım
Yutkundum ve tıkandım
Yaza yaza usandım
Söz sussun kalem yazsın

Haberdar ol kendinden
Hem bilimden hem dinden
Ömer O’nun emrinden
Habersiz ölemezsin

Ömer Ekinci Micingirt


Bilal Bilal

İçime kasevet çöktüğü zaman
Duygular konuşur der Bilal Bilal
Mevla’nın feyziyle şükür her zaman
Rengarenk hikmetli sır Bilal Bilal

Dört duvar yoldaşın vatanın yurdun
Ağlayamam kuzum yaşımı vurdun
Sen zorlu imtihan belki de nurdun
İçimde ahu zar, zor Bilal Bilal

Sitem yok çarem yok bozuk ayarlar
Her gün bin ay geçer,saat sayarlar
Onun bahçesine bir gün koyarlar
Firdevs Cennetinde yâr Bilal Bilal

Rahmet-i Rahmân hay! merhamet işi
Sen gözümün nuru sen titrek kuşu
Sen gönlümün gülü aşkı kardeşi
Kokunu odama ser Bilal Bilal

Sen sevgilim canım sen narin yarim
Sen Leylası kayıp susuz pınarım
Sensizlik yudumlar dört bir kenarım
Cennetle müjdeli nur Bilal Bilal

Kuşatır içimi sihirli sesi
Büyülü bakışı sarar herkesi
Dön hele nur yüzlüm irem bestesi
Çilenin her rengi var Bilal Bilal

Bu nurlu hesabı çeker mi kantar
Gönül ırmağıma gizlenmiş kan ter
Bu sırlı yolculuk Halil’e yeter
Geç hele karşıma dur Bilal Bilal

03.07.08 Bursa

Sevgili Kardeşim Halil Budak ve yürüyemeyen biricik oğlu Bilal için kaleme alınmıştır...

Ömer Ekinci Micingirt


Bilal Yüzlüm

Gözleri kan revan göğe dikilmiş
Bahtsız Afrika’nın elmas çocuğu
Kartala yem olmuş asır irkilmiş
Dün rüyamda gördüm Bilal yüzlümü

Susuz çöllerdeydi ölüm bölgesi
Ne bir bulut vardı ne de gölgesi
Bir tuhaf sessizlik ölümün sesi
Zor nizâmda gördüm Bilal yüzlümü

Somali Nijerya Türkmen Açe’si,
Mâzinin nefesi beste güftesi
Birleşmiş milletler haç neyin nesi
Misyonerle gördüm Bilal yüzlümü

Vicdanlar kanatır gürler niyâzda
Merhamet buz tutmuş şefkat ayazda
Bu nasıl kardeşlik kardeştik sözde
Hep virânda gördüm Bilal yüzlümü

Afrika Türkistan Bosna ciğerim
Gül yüzlüm sorarsa susun ne derim
Ağırdır dostlarım ağır kederim
Pek figanda gördüm Bilal yüzlümü

Ter bastı sarsıldım ve üşüyorum
Bilaller ölürken ben yaşıyorum
Boynumda bir tasma zor taşıyorum
Aç ayanda gördüm Bilal yüzlümü

“Komşusu aç iken” aman Allah’ım
Ürperdim irkildim sarstı günahım
Gözyaşı azığım duâ silahım
Ne üryanda gördüm Bilal Yüzlümü.

Gelin ağlaşalım övülmüş millet
Gül açsın gözyaşı silinsin kasvet
Yıkılsın yokluklar yok olsun hasret
Ak duâmda gördüm Bilal yüzlümü

Micingirt hicretin neydi sebebi
Paylaşın kardeşler paylaştı Nebi
Zamanın ensar-ı asrın Zeyneb'i
Erguvânda gördüm Bilal yüzlümü

17.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Biliyorum

Zamanın parmakları fişek gibi
yükümüz boşlukta baldıran
abluka desem dünümü taşır
sararmışım
biliyorum

Boynu bükük yoksul ben
rastlantı süzülmüş dibime
duyarsız bir seferberlik
korkuya koşuyor

Şarkılar paramparça
şiirler dağınık gökyüzü
hep yüzüm hüznüme çarpar
ve efkârın kavalına

01.10.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Billurlar Kırılmasın

Bir mübârek yolculuk gül yüzlüyle Enceşe
Pek süratli develer Enceşe’de pür neşe

Dörtnal rahvan develer sessizce nefeslendi
Endişeli bir dille Enceşe’ye seslendi

Ey Enceşe Enceşe billurlar kırılmasın
Bu ne müthiş iltifat duyuşta nur olmasın

Öpüyorum şiiri muhâbbeti duyunca
Takılsaydım ardına seyretseydim doyunca

Ne Hale’nin sesiyim ne Fatma’nın kölesi
Düşlerimin ırmağı ey merhâmet elçisi

Üseyd olup kokunu alamadım çöllerde
Öpsem güzelliğini rüyâlarda güllerde

Nur hırkanı kokladım karşıma çıktı yekten
O ne müthiş hakikat her kokudan her renkten

Günlerden pazartesi sen ölmedin sen varsın
Umuda damıtılan her zerrede yaşarsın

Hattab oğlu ağladı Kayserler lüks içinde
Ankebutu anlattın dupduru bir biçimde

Efendim çalınmışım küfrün azgın rüzgârı
Sensizlik kucağında kayser sardı her yeri

Üşüyorum efendim ayazdayım ben hâla
Şuûr yorgun ruh çıplak koşuyorum dörtnala

Ömer Ekinci Micingirt


Bilmecemizi

Zaman göz kırpıyor yaklaştı artık,
Koştukça erilmez bu ömrün hızı.
Ben boşlukta koşan çılgın yaratık!
Hırs ben’e renk verir deli kırmızı.

Ömür dedikleri eşik nihayet,
Belki de tükenen iklimin izi.
Yokluğun içinde varlık bir kement,
Hayret seyir çözer bilmecemizi.

03.11.09

Ömer Ekinci Micingirt


Bilmez

Her halim başka demde
Şuur his bin bir türlü
Mihnet minnet kellemde
İrfan idrak mühürlü

Şefkat zifiri deri
Kalbim yorgun velhasıl
Feryat eder serseri
Ölüm ile muttasıl

Korkun biraz arkadaş
Dört biryan mevt karbelâ
Akıbet gayyaya eş
Tevbe bilmez puşt hâlâ

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Akşamüstü

Yağmurla gürleyip bulutla inle
Beni de dâhil et bükülsün aşkın
Yakala hüznümü tut gözlerinle
Hüzün damlaları süzülsün şaşkın

Bu başka hâsılat gençliğim yedi
Çok şeyler görürsün dön bana bak da
Ve derin sonsuzluk hep örseledi
Saatler yılları uğurlamakta

Var olan yok olan yakılan benim
Yokluğun çığlığı rüyalarımda
Hesap ırmağına dökülen benim
Titrek yakarış var dualarımda

Aynen yaprak gibi rüzgâra karşı
Seherler üfürür zâr zâr yandırır
Geceye bağlarım yedi kat arşı
Bir deli uykudan hep uyandırır

Sükût ne beklersin gel beni sustur
Yüz vermez garibe neden ki sustu
Her şey O’na ait O’na mahsustur
Dayanır kapıya bir akşamüstü

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Alem

Susturuldu izzet, zillet şah diyor
Bestesi bir âlem sözü bir âlem
Örf adet terk etti gitti gidiyor
Anası bir âlem kızı bir âlem

Bu ne diye sordu dede toruna
Soyunduk giyindik körü körüne
Bilmem ne anlatsam yâre yârene
Tafrası bir âlem nazı bir âlem

Ve flört taht kurdu evlilik yafta
İzzet nere gitti hangi tarafta
Zuhal şaha kalktı yine bu hafta
Hülyası bir âlem Nez’i bir âlem

Ne bir tefekkür var ne idrak ister
Edep hayâ iffet beterden beter
Fakih benden beter yeter be yeter
Fetvası bir âlem vâz-ı bir âlem

11.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Avuç Hece

Hazzın ellerini tutacaktım tam
Çile arzusuyla zevkle beraber
Bu başka inkişaf nasıl anlatsam
Derin müşahede esasen yer yer

Bir parça istemek bir avuç hece
Gerçeğin fark etmek belki sadece
Edepten ebede kaç bin derece
Hikmet ve fıtratı bilirsem eğer

Makam şöhret şehvet duymadın mı hiç
İffetsiz aşk şiir gayrimeşru suç
Yusuf’un iffeti gelecek er geç
Şiir kuşanacak ay yüzlü günler

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Balıkta Sen kurtar

Uğultusu kıpkızıl
Sibirya soğukları
Çırılçıplak

Ve kefene sararlar
Pervazsız maskaralar
Buz bedeni yüzü kar
Çek elini sahtekâr

Koca vahşi binalar
Cirit atar finolar
Oynaşır sarhoş devler

Büyük ruhsuz odalar
Haşmetli kokonalar
Mobilya ve modalar

24.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Başka Güfte Var Sarıkamış’ta

bir beyaz güfte Sarıkamış’ta
küskün bir eda ile sarar beni bir matem
gözyaşlarım dökülür gaipten sesler gelir
kör kağnılar gıcırdar ızdırap şarkısıyla
tasalara bürünür gömülürüm sihirli ağıtlara…
bambaşka yankılanır Sarıkamış, bambaşka.
sonra ruhumu sarar efsunlu musikiler.
geceye bir sessizlik yayılır siner çileli
geceler uzanır da uzanır
doksan bin şehit uzunluğunda…

derken bir düşünce alır götürür beni
Allahuekber dağlarına bulutlarla birlikte
zaman durur, hayat durur, yaşlar donar
ayazın kucağında
karlara her dokunuşta
yutkunur yutkunur boğulurum birkaç kez
ayazın en kırak yerinde
duygularım kâh coşar kâh emekler
Sarıkamış ah Sarıkamış …
şehitlerin mekânı hüzünlerin diyarı
her tarafın ızdırap ızdırabın türküsü
her tarafın bir destan bir destanın öyküsü

kim bilir belki de Sarıkamış bir perde mi ne
vuslata açılan tarihin son sayfasında,
ruhum soluklanır duygularım dirilir
karlar okşar baharın çehresiyle
her Sarıkamış duyduğumda…

ateşin donduğu ölümün gülümsediği
ölümün hayat bulduğu yer Sarıkamış
yanar kelimeler aşkla AllahuEkber dağlarında
her bahar kardelenler açınca.

köpürür şehit kokulu dereler kar sularıyla
Hu deyip akar her mevsim baharın kucağında
öt bülbül öt işte tam zamanı ötmenin
gülde burada gülistanda
her tarafım bembeyaz her tarafım yemyeşil
gelin odası mı ne
beyazın ikliminde şehitliğin her rengi

konuş susmak yok yanık sevda bu
susmak yok konuş sen konuş sarıçam sen
şu Merzifonlu Mehmet
bak buda Şırnaklı Hasan
nasıl da yakışmışlar yan yana ve sırt sırta
utansın Gabar dağı utansın şahadetsiz hortlaklar
konuş Sarıkamış konuş söyle neden sessizlik
bu ne dertli sessizlik sükûtta üşüyorum
bu suskunluk nedendir hem sitemin kimedir...

29.10.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Buse

Şiirleri yazabilsem üstüne
Sarsam öyle denizlere post diye
Yer altında övünçlerim üstü ne
Sormuyorum kimler kime dost diye

Hiç değilse imge topla hayal kur
Duygularım sırat gibi yetiş bin
Ölüm bile ölmemeye soyunur
Kırık dökük yaşamlara ilişkin

Taşlar ile kaynatırlar suları
Ayırmazlar Acem Çerkez Arap’ı
Çıkarırlar boynundaki yuları
Ömer söyler Hayyam İle Şarabı

Üfler köze ama lâkin ancaklar
Ve dehşetli mezbahayı bilemem
Kime gölge hesap kitap sancaklar
O mahşeri yenilgiyi dilemem

Keşfim yoktur birkaç mertek devirdim
Ümit korku ihtimamı tek yasa
Heceleri kubbelere çevirdim
Bu garibe belki düşer bir buse

02.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Cezve Şiir

Gönül fetheyleyen bir cezve şiir
Ufuk aşk manzara hilâle benzer
Yaralı ney gibi şair ve sair
Mahzun ses irşadı Bilal’a benzer

Her yerde aradım deli ruhum aç
Bu vatan bu millet o sırra muhtaç
Feyiz her mesajı her lahza miraç
Gözleri zümrütten zülala benzer

Bir baştan bir başa inceden ince
Edeb gölgesinde beyit serince
Hece mâna var ya sessiz derince
Ruhumu coşturan marala benzer

08.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Gece

Ömrüm akıp gitti gönlüm haşarı
Döküldü yerlerde geçmişin tülü
Terk ettim dünyayı çıktım dışarı
İşveyle yapıştı sevdanın gülü

Bir deli sevda mı benimki gardaş
Kuşatır menekşe gül geceleri
Sarar vücudumu zehirden ateş
Bir gece yakarım bu heceleri

Göğsümde bir ateş gürledi birden
Rüya mıydı yoksa döndüm geriye
Donakaldım içtim malum zehirden
Kimseler bakar mı hem serseriye

Peşinden dedim ki yak sigarayı
Kuşattı dört yanım hazan duygular
Kimseler görmeden attım narayı
Ve deli sevdamı o gün vurdular

28.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Leylâ

Rengârenk bakıştık övgüleri gül
Bir köylü sevmişim içimde yâra
Mecnunu olayım içime dökül
Söz etti poyrazda kattı rüzgâra

Goncası yakuttan açan gül gibi
Duruşu onurlu dili bal gibi
Koşuşu yorgun su bazen sel gibi
Bir selam söyleyin o gülizare

Bambaşka ilhamla geldi bir gece
Gözleri sürmeli güldü bir gece
Hüznünü içime saldı bir gece
Her sözü ayrılık her yan biçare

Emsalsiz bu dilber sanki mücevher
Sevdanın adıymış meğer bu cevher
Meltemi gülüşü bir ömür değer
Mor pembe düşlerim kaldı avare

14.03.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Meçhul

Aşkın sütununa kazdım ismini
Teberrük misali gizledim seni
Gözyaşım boyayıp çizdim resmini
Vuslatı giydirip sözledim seni

Uzat yüreğini ses ver sesime
Yüreğini uzat his ol hissime
Gelip sitemkâr ol son nefesime
Bir bilsen ne kadar özledim seni

Tılsımlı oyunun kader setinde
Zerrecik bir leke yok iffetinde
Aşure gününde binbir hatim’de
Sükûta yaslayıp gözledim seni

Dinmedi içimde kahreden hüzün
Ölüm soluyorum sezdirmeksizin
Tahtası olsaydı aşk kabrimizin
Aşkın gizemiyle giz’ledim seni

Sebebim tükendi mecalim geçti
Bu akşamüstünden kaç ölüm geçti
Gece yarıladı ecelim geçti
Hep bir meçhul gibi izledim seni

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Rüya Yüzün

Taptaze büyülü bir rüya yüzün
Doğrusu seninki nurdan musiki
İçimde çarpıyor rengârenk hüzün
Her gece üflüyor sanki bir iki

Göründün bir ara her halin enfes
Tıpkı Leyla gibi şive ve nefes
Gizlice yaklaştın kıskandı herkes
Bu sevda çok derin öyle derin ki

Hurimi melek mi kız senin adın
Göz göze duygular süzdün anladın
Yüreğim senin ki senin aşk vadin
Bu garip deliye hem sitem neki...

26.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Türlü

Hep beni aldattı saf görünüşler
Sezmesem bir türlü sezsem bir türlü
Kayboldu bir anda sahte gülüşler
Bozmasam bir türlü bozsam bir türlü

Gamsız mağdurlarla zordur gidişim
Kime anlatayım kime dertleşim
Kimi bacım olur kimi kardeşim
Kızmasam bir türlü kızsam bir türlü

Dostluklar mevt olmuş bense hastayım
Bambaşka duyguda başka histeyim
Manasız dillerde gezen besteyim
Gezmesem bir türlü gezsem bir türlü

Mevcudat pür nizam O’na aittir
Oba ova deniz nehir şahittir
Ben şehit oğluyum ceddim şehittir
Yazmasam bir türlü yazsam bir türlü

Vicdanı dinledim eyvâllah derken
Kaderin cilvesi ne kadar erken
Gönül terazimde süzdüm giderken
Süzmesem bir türlü süzsem bir türlü

Mor müjde beklerim beyaz melekten
Micingirt endişem var gelecekten
Yüreğin adeta paslı çelikten
Üzmesem bir türlü üzsem bir türlü

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Yolcu ki

Bir yolcu ki başıboş
Yırtık çarık ve sarhoş
Ruhu sisli girdapta
Akıl firar boşa koş
Diz mecalsiz azık boş
Dâva zorlu yol yokuş
Bir yolcu ki başıboş

Dönmüş çarkı kör bakış
Surat buzlu karakış
Yırtılıyor izânı
Pusulasız ve berduş
Hedef şaşmış, tuzu yaş
Dâva zorlu yol yokuş
Dönmüş çarkı kör bakış

Ömer Ekinci Micingirt


Bir Zamanlar

Bir zamanlar neydi o ithâl tipler
Secdeyi fişlemek ne büyük puştluk
Vatanında hordu gerçek sahipler
İrtica yaftaydı moda sarhoşluk

Flörtle bir kadeh önce yemekten
İrtica bizler mi ne kadar hâzin
Karnını kaşıyıp câhil demekten
Zillete yürüdü sezdirmeksiniz

Tolerans büründüm büyük yarışta
Kaç asrı kaybettik bu güdüklerle
Kimler gelip geçti kim yakarışta
Ve aklı viskide loş köpüklerle

Bu hâlin sırrını sordum anneme
İhtiyâr haliyle kaldır der rafa
“Yaşasın cehennem” der cehenneme
Üstâdı düşündüm tekrar bu defa

Tersine akar mı ebeden sular
Gayesi hak olan gerçeği arar
Belkide bir müddet soysuz duygular
Arşın gölgesine varana kadar

Aldı emâneti koşar üç atlı
Bir şeyler hissettim oda bende sır
Menzile yaklaştı hakka biatli
Îman ve İslâm der gerçek âşıklar

Ömer Ekinci Micingirt


Biraz Tefekkür

İcatlar çıldırmış dostluklar bitmiş
Neye gümandayız biraz tefekkür
Ceddine saldıran it-oğlu itmiş
Ahir zamandayız biraz tefekkür

Fetvalar verilir televizyondan
Verenler habersiz dinden imandan
Bu da işarettir ahir zamandan
Kızıl dumandayız biraz tefekkür

Lüks olmuş namazlar gürültü ezan
İçtikçe böğürür sesi borazan
Suç olmuş dürüstlük adı da sazan
Suda samandayız biraz tefekkür

Diz çökmez miraca gider ütüsü
Okuyacak kızım engel örtüsü
Nefsinin uşağı şeytanın hası
Ahta âmândayız, biraz tefekkür

Şebek gibi adam oynar her dalda
Bir eli yağdadır bir eli balda
Hortumcu ailece dolaşır dilde
Hasta dermandayız biraz tefekkür

Ömer’im düşündüm boynumu büktüm
Biraz sinirlendim biraz söz döktüm
Hasatsız harmanda mahsulü söktüm
Ağır fermandayız biraz tefekkür

Ömer Ekinci Micingirt


Birbirimizi

İzân us kayalık idrak boşlukta
Gücün akıntısı kör etti bizi
Karanlık senaryo her bir başlıkta
Ne kadar dert ettik birbirimizi

İklim netâmetli alkışlar süslü
Köşeler kalemler köpekler yallar
İnanç aksesuar hedef pek puslu
Ruhum kırbaç gibi susun çakallar

15.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Birkaç Kelime

Zihnime döşeli birkaç kelime
Zamanla birlikte esiyor her an
Firdevs’in soluğu değse elime
Sevdaya boyanır nergis erguvan

Bir tatlı ıstırap belki de ihsan
Nedense bir sevinç sardı arkadaş
Bazen de sitemkâr oluyor insan
Ağarır hislerim hep yavaş yavaş

Şafakta tepeler ney cazibesi
Bambaşka ses verir gece uzaktan
Vuslata ulaşır orkestra sesi
Lütfeyler kurtarır bizi tuzaktan

Ömer Ekinci Micingirt


Birkaç Saniye

Ömür arta kalan birkaç saniye
Hisler düğümlenir biter an olur
Patiska içinde yırtık seciye
Bir çukur kucaklar an viran olur

Vakit tali vakti bu gülüş niye
Gülemem arkadaş deliler güler
Müezzin bağırır koşun faniye
Ruhumu kundaklar ince süngüler

Bakmayın avare yürüyorum ben
Vakit denen yoldaş bir şeyler ister
Zamanı sapanla sürüyorum ben
Mevsimler hasatı terk etmiş meğer

16.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Birlik

Birlik benzer yağız ata şahlandır ki ocak tüte
İfâdeler realite, izâhata hazırım ben

Mevsim bozuk rüzgâr asi, mısralarım vicdan sesi
Yağmur bulut aşk ihlâsı, hece hece dizerim ben

İftira zân şöhret paye, ahvâl neydi neydi gâye
Nifâk ekti has bahçeye düşündükçe kızarım ben

İbadette mihenk suçtu ve son bir asır epey uçtu
Hesap başka ve korkunçtu, zor oyunu bozarım ben

Hava duman ortalık sis, izân ithâl ruhlar hapis
Ne çok mevcut siyon deyyus, afedersin bizârım ben

Türkü Kürdü solu sağı, kime kurmuş şeytan ağı
Ülkeme hâin tuzağı, kuranları ezerim ben

Istırap yok ribâ haram, zalim değil zulme yaram
Yetim malı bir tek gram,yutanlara mezarım ben

Genç ihtiyâr hilebazın, din taciri ham yobazın
Söylüyorum bunu yazın,hoca demem üzerim ben

Esen rüzgâr mor hisleri, bağ bozduran bahisleri
Baş döndüren yeisleri, müşkülleri çözerim ben

Türkistanlı Iraklıyım, Çeçenya’da sarıklıyım
Şeyh Şâmil’e meraklıyım, mârifetli gezerim ben

Gökte kartal yerde hürüm, ben beynimden düşünürüm
Yıpranırım aşınırım, hâin kimdir sezerim ben

İbrahim’i soyum aslen, gâh birinci Kılıçaslan
Malazgirt ben ben Alparslan,gâh cengâver vezirim ben

Kosova Şam Niğbolu’yum, paramparça dopdoluyum
Ben Dudayev Köroğluyum zor günlere hazırım ben

Ak mâziyi hâykır hiddet, aşk “devlet-i ebed müddet”
Ah şahâdet ah şahâdet, Preveze Hazar’ım ben

Hilâl yıldız nâzlı yârim Tevhid yüzlü karakterim
Ulu divân benim yerim, her devire nazırım ben

Al bayrağım nurdan çelenk, gökyüzüne sâl rengârenk
Korku sâlar mâhşere denk, mazlumlara Hızır’ım ben

Bursa Mekke Açe Hatay, mihrap kemer kubbeyim say
Kalp ve dudak, Hây Allâh Hây! Sâmimiyet huzurum ben

Her yanışı kül zannetme, tekâmül bu fâl zannetme
Konuşan hâl dil zannetme, muhâbbetle bezerim ben

Binbir âhenk sesleniş var, hikmet nerde neye yarar
Cedlerimi birer birer, pes etmeden yazarım ben

Emânetim yüce dinim, Mevlâna ben Yunus benim
Ben Barbaros Hayrettin’im, Akdeniz’de yüzerim ben

Evliyâya erenlere, vuslât eli verenlere
Feth-i Mübin”görenlere, sükût-u hâl nazarım ben

“Edep yâ hû ” de hiçim de, “biz”e vardım “ben” içimde
Ve edebi bir biçimde, beyinlere kazarım ben

Hâl ifâde sükût kelâm, anlatıver kılıç kalem
Milli ruhum ben vesselâm, kem gözleri çizerim ben

Yapayalnız Hüdâ ile ve ürperten nidâ ile
Firdevs yüzlü sâda ile gece gündüz gezerim ben

“Kalem kılıç” hû hûlarda, ruhum milli duygularda
Berrâk duru pâk sularda, şâir edip yazarım ben

Ömer Ekinci Micingirt


Bismillâh

Kurânın deseni müminin rengi
İmanlı dillerde baldır bismillâh
Vuslata götüren aşktır âhengi
Cennetten sırata eldir bismillâh

Vukuf-i zamandır söyle bismillâh
Vuslat perdesini aralar Allah
Nefsi merdiyyeye gider inşâllah
Nefsi kâmileye hâldir bismillâh

Nazar ber kadem et fâni hanında
İnayet O’ndadır O’nun yanında
Halvet der encümen nefs tufanında
Her lâhza inleyen dildir bismillâh

Bismillâh bismillâh bismillâh gayem
Bismillâh aslında benim hikâyem
Ömür bestesinde sırlı sermayem
Goncaları nurdan güldür bismillâh

Bismillâh diyenin duruşu haktır
İhlâstır efsunu, bismillâh tektir
Vukuf-i kalb ile eylesin takdir
Hakk’ın divânına yoldur bismillâh

Ömer Ekinci Micingirt


Biz

Öksüz iklimlerin kirvesiyiz biz
Yüce gayelerin zirvesiyiz biz
Geçmişiz, bu günüz, geleceğiz biz
Sessiz yığınların hür sesiyiz biz

Yunus’u hatırla, Mevlana’yı yaz
Verenin arzusu yükselen niyâz
Zulmü beyinlerden sileceğiz biz
Bütün sesler bizde yâr sesiyiz biz

Bir elimde nâğme bir elimde saz
Hecelerin dili, hû avaz avaz
Yükselen tebessüm, güleceğiz biz
Çokluğa ser çekmiş var sesiyiz biz

Kırdı tüm putları çöle düşen söz
Ve “asr”a muştuyduk tarihe önsöz
Vicdanları cennet kılacağız biz
Fışkıran sükûnet er sesiyiz biz

Zebercet iklimler, mevsim artık yaz
Şaşarım yapana Hakk’a itiraz
Sevdayı secdede bulacağız biz
Issız sokaklarda bir sesiyiz biz

“Gayesiz nasip yok” der; Sadi Şiraz
Aklın bir hacmi var düşün, yaşa, sez
Vecdin seslenişi olacağız biz
Evlad-ı Resulün pir sesiyiz biz

Gönüllere ziyâ, kubbelere iz
Biz büyük milletiz tut ki serfinaz
Tevhid dalgaları salacağız biz
Kutlu geleceğin mor sesiyiz biz

Hep olmak isteme, hiçi dene az
Hiçliği tatmadan dağlar aşılmaz
Kulluk mertebesi alacağız biz
Aşkla yanan dönen sır sesiyiz biz

Vuslata vesile, miraçtır namaz
Ve büyük gün var, bahtsız anlamaz
Âhâd ne Samed ne bileceğiz biz
“Râhman’dır, Râhim’dir” bir sesiyiz biz

Avâmda kabâhat, ârifteki naz
Kulluğa gerektir liyâkat biraz
İdrâk der; ölmeden öleceğiz biz
Hakk’ın divanında var sesiyiz biz

Gerçek sâmimiyet hâl ile vaaz
Kutsi fedakârlık erendeki hâz
Ben, sen, o yok, “biz”de kalacağız biz
“Lebbeyk Allah lebbeyk” tur sesiyiz biz

27.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bizim Kadınlar

Bir başak gibi rengârenk fasıl fasıl
Tılsım gibi yüreklere hükmeden
Öfkesiz mahzûn ve şefkat pınarı
Erzurum’da Nene Hatûn Yanık kışlada Kara Fatma
Yağmur gibi yağarlar mücahit yüreklere

Mecnuna Leylâ yuvaya eş katığıma aş
Elâ maviliklerde hüzün
İyi günde yâren ağu günde derman
Yol yoldaş bitimsiz sevda

Aşkta demlenen ötenin âhengiyle
Bakışları kusursuz kutsalların fevkinde
Bizim kadınlar

Kalbim karım varım yârim gözyaşlarım çığlıklarım
Gözleri mühürlüm dinmeyen sızım eskimez kavgam
Ambarda eleğim sırtımda yeleğim
Firdevs’te meleğim
Elim ayağım yüzüm bahar kışım yazım
Ümidim öfkem çoğum azım
Kızım annem kız kardeşim
Alın yazım duâ pınarım
Yoldaşım, sevgilim, sırdaşım her şeyim

Bir de kadın var ki bakışları umutsuzluk
Tarlada işçi, evde aşçı sırtında sopa
Karnında sıpa küfeler dolusu dert yükü

Ne yavuklu diyeni, ne ahbâbı ne yâreni
Varoşlarda nedâmetli burjuvada pek heybetli
Caddelerde ağlamaklı şafakta namlu gibi
Yetiş anam nidâsı
Ve peşinde haydutlar

Ah güzelim kadınlar ibrişimden zümrütten
Kimi iffetten şalvar kimi yemeni giyer
Şefkatiyle yıkayan duâsıyla bezeyen
Gâh yaşmaklı anadır gâh isimsiz kahraman
Bizim kadınlar…

Ömer Ekinci Micingirt


Bizim Memleket

Ova oba deniz köy bucak bucak
Miski amber kokar bizim memleket
Çiğneme toprağı şehit yağacak
Ötelere bakar bizim memleket

Sarıkamış duman gözlerimde yaş
Zeybek efe gakkoş yanında dadaş
Karlara karıştı doksan bin gardaş
Kanı karla yıkar bizim memleket

Edirne’den Kars’a serhat görünür
Trabzon Erzincan Fırat görünür
Leyla Şirin Kamber Ferhat görünür
Mecnunları yakar bizim memleket

Kütahya Edirne Söğüt Simav’i
Yemyeşil tek beden deniz masmavi,
Urfa ikliminde dinler semâvi
Günahları yıkar bizim memleket

Al yazma yemeni oya peçeler
Koyunlar kuzular karakeçiler
Kilimler halılar yünden keçeler
Beşibirlik takar bizim memleket

Anteplim Gazidir Maraş kahraman
Kırkpınar şahlanır renk renk pehlivan
Ruhum büyülenir her an her zaman
Zirvelerden akar bizim memleket

Ve şanlı tarihim yedi kuşaktan
Tunceli Trabzon Konya Uşak’tan
Kosova Bosna’da aynı beşikten
Hepsi teker teker bizim memleket

Söğütte kök saldı sonsuz türküsü,
Osmanlı tarihi şanlı öyküsü,
Mazinin şakağı feryadı süsü,
Üç kıtaya çıkar bizim memleket

Soğanlı dağları karla örtülü
Şehide bakıyor beyaz kâkülü
Karlara gizlidir sevdamın tülü
Beyaz sevda eker bizim memleket

Dalgalan bayrağım doldu gözlerim
Övülmüş bu millet neyi gizlerim
Hakikat vâllahi benim sözlerim,
Rengârenk gül kokar bizim memleket

2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bizim Nesil

Sanki bizim nesil kuşaktan alık
Berekette bizâr figür ve hece
Mâna terk-i diyâr söz kalabalık
Vakte düşüverir köşe dönmece

Şiirde ölçeğim şöhrete adım
Zikirde kıpkızıl kemik etlerim
Rüzgârla her gece estim ağladım
Acaba kabul mü ibadetlerim.

10.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bizim Olacak

Yer gök kopup gelecek
Dağ taş pamuk olacak
Rüya ölüm ölecek
O gün bizim olacak

Az ilerde sonsuzun
İlkbahar yaz son güzün
Yok korkumuz yok bizim
O gün bizim olacak

Duyur duysun tüm herkes
Azık iman ruh kafes
Buhur buhur son nefes
O gün bizim olacak

Meltem sesi o diyar
Sebat vefa muteber,
Göç başladı ne haber
O gün bizim olacak

Ne ileri ne geri
Kimler kimin neferi
Akıllı ol serseri
O gün bizim olacak

Ümit korku ağarır
Menzil menzile varır
Ateş söner çark durur
O gün bizim olacak

Lisân-ı hal bismillah
He vallahi he billâh
Öbür âlem inşallah
O gün bizim olacak

Ömer Ekinci Micingirt


Bizim Şarkımız

Besmele besteli Itrinin şanı
Bilal’in sesidir bizim şarkımız
Lisân-ı hal ile vird-i zebânı
Âlemin süsüdür bizim şarkımız
Vahdet ülküsüdür bizim şarkımız

Apayrı manayla başlar farkımız
Gül, gül-i ranayla başlar şarkımız

Şu şaşkın kainat bize vuruldu
Leyla mecnun değil söze vuruldu
Hüzün ağıtları tize vuruldu
Davanın hasıdır bizim şarkımız
Vuslat elçisidir bizim şarkımız

Maziye hep tutkun pirden erkimiz
Sevgiye hep meftun yerden şarkımız

Sokaklar başıboş yollar karanlık
Sihirli türküler bizde yarenlik
Dertli sinelerde haldir erenlik
Âlimin usudur bizim şarkımız
Üveys hırkasıdır bizim şarkımız

Dört mevsim nur akar suskun arkımız
Taptâze gül kokar meskun şarkımız

Sanma ki bu şarkı sersiz sahipsiz
Bakışın paslanmış hislerin hissiz
Uyan Ömer uyan ser siz sahip siz
Vicdanın sesidir bizim şarkımız
Ölüm ötesidir bizim şarkımız

23.09.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Boğuluyorum

Asırlardır beklerim
Bitmedi kışım
Hasret ağıtlarım tükendi boğuluyorum

Ölümler kol geziyor
Ağıt doldu gözyaşım
İrfan zincirli medet boğuluyorum

İhanet zırh giyinmiş bırakır mı yakamı
Doksanlık ihtiyara baktım boğuluyorum
Elinde yıllanmış şarap
Dur hele şaka mı
Batıl batıl batıl dede
Dur boğuluyorum

Devriliyorum
Kupkuruyum güz gibi sanki
Yetiş Eyyubî sabır
Boğuluyorum

Dinle ey zalim asır zevalin çok yakındır
İsyan yok hâşâ
Günah puslu boğuluyorum

Son demindeyim yetiş
Tez yetiş boğuluyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Boş Ver

Pas tutmuş şu beynim bu güne kadar
Adavet hırs inat paye ve nişan
Halimle iç içe kaza ve kader
Gel artık ne olur sürü perişan

Dört bucak dört mevsim mizan intizam
Var mı nihayetsiz ilme ulaşan
Nakşetmiş noksansız tek tek muntazam
Tesadüf ve hiçlik inkâr şöhret şan

O gün çok yakında belki ırakta
Belki taht-ı revan belki ürüşan
Lütuf gazap gizli her hıçkırıkta
Boşverde boğulur “boş ver”e koşan

Ömer Ekinci Micingirt


Boşuyorum

Yürek ağlar gözden önce
Hâl konuşur sözden önce
Karanlığı terk ettiler
On dört asır bizden önce

Nur yayıldı perde perde
Her mevzide her siperde
Şehâdeti erk ettiler
Beyaz atlı mazilerde

Diriliş var arkasında
Veysellerin hırkasında
Kokusuna gark ettiler
Şühedalar fırkasında

Yaralıyım üşüyorum
Düşe kalka yaşıyorum
Arşiv yakıp çark ettiler
Ve son asrı boşuyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Bölemez

Birkaç yüzyıldan beri
Derin buyruk narası
Rap rap ayak sesleri
Mamak var yüzkarası

Bilmez maksadı aşan
Silah vermek suçumuz
Oyun dedi yaklaşan
Hırsız doldu içimiz

Cellat bir avuç hışım
Beyler yer yok hayhuya
Sağcı solcu yoldaşım
Set çekelim uykuya

Tarih kardeşlik bekler
Korku dilini sustur
Dadaş efe zeybekler
Bu millete mahsustur

Anadolu ben beyim
Ufkum mâzimin gürzü
Bin sırtıma çekeyim
Bizi bölemez dürzü

03.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bu Akşam

Bilirsiniz ruhum yorgun
Sonum bilmem mecnun gibi
Şiirlerim bana dargın
Bu akşamda gidiyorum

Gidiyorum yavaş yavaş
Var sebebi var elbette
Sonsuz şarkı tatlı savaş
Bu akşamda gidiyorum

İşve sitem her haliyle
Ayrı vuslat ayrı mâna
Gitme der mi hâl diliyle
Bu akşamda gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Bu Cenge

Ne mutlu ona ki ahir zamanda
Gerçeği fark edip kuruyor denge
Nice hikmet saklı muhteşem gende
Gözleri kapama ulu âhenge

Aşk, güzellik vardır varın içinde
Hiçliği gizlemiş sırrın içinde
Eceli düşünün terin içinde
Dehşet ve hararet,vurur renk renge

Sen seni kendinde hep sende ara
Büyük adam odur aczine vara
Nankörlük yol olur çıkmaz yollara
Sırrına erenler hazır bu cenge

17.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bu Gece

Bu gece fark edip yaş döken var mı
Oturup ağlamak hiçte güç değil
Yüreğimi sıksam damla çıkar mı
Manayı düşünsem bari hiç değil

Uyan gafil uyan uyumak yasak
Uyandır kampüsü titret yerinden
Bir deli bulsam da gizli ağlaşsak
Belki bir inilti gelir derinden

'Tomurcuk derdinde' belki yaş gerek
Çevir gözlerini sen ağla gardaş
Bu zifir kalbimi zorla eşerek
Gücüme gidiyor dur hele yavaş

27.09.08 Bursa / Kampüs 02:34

Ömer Ekinci Micingirt


Bu Ordu

Altı yüz yıl at koşturdu bu ordu
Küfür söndü yer titredi su durdu
Hamza yüzlü aslanları unutup
Lelin sever kalpaklılar kudurdu

Bir ocak ki feth-i mübin buyurdu
On dört asır öncesinden duyurdu
Malazgirt’ten Sakarya’ya el tutup
Şehâdetle boyadık biz bu yurdu

24.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bu Şehrin

Bu şehrin koynundan Nilüfer akar
Uludağ’a doğru başlar bir niyaz
Gecenin apayrı şehrayini var
Gül yüzlü kubbeler zarif bembeyaz

Kubbeler içinde ben derviş gibi
Değişmem geceyi derin uykuya
Uzasın ruhuma aklımın dibi
Cürmümün çığlığı beynimi yuya

İçimde esiyor bir titrek rüzgar
Pas tutmuş zihnimi temizler ancak
Her gece eser mi tekrar ne kadar
Peşinden pek muhkem keşke yağacak.

18.08.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bu Yerde

Yiğit ölmüş sokak ıssız
Sessiz şivan var bu yerde
Leyla kayıp mecnun dertsiz
Âşık olmak zor bu yerde

Köprü altı kan ağlıyor
Yolcu hancı han ağlıyor
Yeryüzü vicdan ağlıyor
Gayya burda nar bu yerde

Korku aldım ümit sattım
Yar koynunda yarsız yattım
Hece hece ispat ettim
Görülmedik bar bu yerde

Vakit miat işte öyle
Var mı hilaf hele söyle
Neşe sürur düğün toyla
Çığlık görmez kör bu yerde

Uyan Ömer uyan düşten
Hiç bitmeyen bu akıştan
Bahar doğar karakıştan
Sancı burda, zar bu yerde

21.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bukalemun Türleri

Her mecliste başköşe
Yeni değil ezelden

Gerçek ona masaldır
Anlamaz ki güzelden

Gör kullara kul olur
Hem de okuryazardan

Salya sümük akıtır
Keyif alır azardan

Adam değil kadavra
İbret almaz mezardan

Zehirlenir arsızca
Surat zifir bezirden

Bukalemun türleri
Hem avamdan vezirden

Kahramanlık döktürür
Köroğlu’ndan Kizirden

Ne kullardan utanır
Ne ders alır Hızır’dan

Mevla bizi korusun
Şehâdetsiz rezilden

06.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bulan

Bulan gözlerim bulan
bulutlar gibi güldür
şimşek gibi çak
ürpert...

Ömer Ekinci Micingirt


Bulmak Gerek

Ömrün hareleri erensiz olmaz
Mısrayı inleten mir bulmak gerek
Elem keder kalbim yol keskin ayaz
Cezbe akşamına fer bulmak gerek

İsteme çokluğu varlığı vallah
Hiçlikten haberdar var bulmak gerek
Çirkin fırtınalar geçer inşallah
Şöyle muhkem gümrah kâr bulmak gerek

İfâdem soyunuk ben hâlden ayrı
Günahtan kaçacak yer bulmak gerek
Hak rızası var mı tövbesiz gayri
Hâsılı yâr bulmak yâr bulmak gerek

Ömer Ekinci Micingirt


Burjuva

Gerçeğin huzmesi hiçidir varın
Duygu ıstıraptır ilim böyle der
Sabır hediyesi yârene yârin
Nakış göz nurudur kilim böyle der

Birçok şeyi izâh zordur nursuza
Dört kitabı gel de anlat arsıza
Streçi giydirdik nineye kıza
İffet karanlıkmış bilim böyle der

Mahremsiz perdesiz pervasız itler
Tepişerek edep erkan öğütler
Nerededir âsım denen yiğitler
İnkâr lâf pazarı dilim böyle der

Cürümler yıkılmaz ateşe nâra
Birkaç dörtlük yazdım attım kenara
Er odur ki döne, aslına vara
Olduk som burjuva hâlim böyle der

08.06.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Bursa

Her taşı ihtişâm hayrandır âlem
Keşif seyir huzur hâl makam kelâm
Eren evliyaya hürmetle selam
Kalbi destanlaşan ne visâller var
Bursa bir sevdadır Bursa Şehriyâr

Bir Lâyla Nilüfer cilveli akar
Uludağ gerdandan Bursa’ya bakar
Zirveye kar yağar gelinlik takar
Alemi bulutlu minareler var
Bursa zor sevdadır Bursa Şehriyâr

Osmanlar Orhanlar bağrında yatar
Yatar göğe doğru aşk ile tüter
Bülbül güle değil yeşil’e öter
Yeşile buutlu konakları var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Ulu câmi şahlan gözyaşını sil
Senli mefkûreler hüzünsüz değil
Okunur ezânlar kurtuluşa gel
Şehadet umutlu şühedalar var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Eski dokumalar tuğra yazılı
Erguvân bezeli inci dizili
Şehr-i Emir Sultan Buhara eli
Ötelere mutlu bahtiyarlar var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Gözlerim boşalır esince rüzgâr
Mefkûre insanı ey Gâzi Hünkâr
Hem şehrin sultanı Hüdavendigâr
Sükûna biatli leylaları var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Düşündüm Yavuz’u Humus Halebi
Yıldırım Beyazıt Mehmet çelebi
Tebrizli Mevlânâ Mollâ Arabî
Uhrevi kanatlı çelebiler var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Ses verir mekânlar bir devin sesi
Tarihi kültürü çilehanesi
Belki yazdıklarım bir kum tanesi
Saltanatlı kale kapıları var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Ulubat Üftâde Çınar Kozahan
Geyvehan Hamzabey Oylat Emirhan
Vur tokmak davula haydi Mehterân
Surları heybetli tepeleri var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Payitaht iklimi Bursa’ya geldim
Tarihe büründüm mâziye daldım
Somuncu Baba’dan nasihat aldım
Baktım üç boyutlu ne mânalar var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Kutsi bir yadigâr renk renk ne varsa
Edirne Hakkâri Sinop’tan Kars’a
Eskimez mânası yer göğü sarsa
Tekbir, beyaz atlı öncüleri var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Bursa ebediyet Micingirt adım
Derin hecelerde huzur aradım
Ben kutlu beldeyi anlatamadım
Bağrında hikmetli şuâralar var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Ömer Ekinci Micingirt


Bülbüller Hayâ Eder

Dava deyip saldırır asâbiyet hep sersem
Göz kararmış bir kere kör basiret ne desem
Akıl terki diyârda hayalleri teneke
Bir kuru sevda ki gör sevdalara pür leke
Mevlâna’ya laf atar Moğollarla barışık
Üzülsem mi gülsem mi kafam karmakarışık
Akif ‘de çok çekmişti ve yarası derindi
Tutturmuş bir ham hayal bilmem kime yerindi.
Bülbüller hayâ eder Şeb-i arûz dinlerken
Göreceksin ceddini semazenle inlerken

Mevlana’dan rengârenk cennet ararsan cennet
Yıldızlar cezbelendi Mecusi’ye de himmet
İnançsızlık içinde yüzerken bak sineler
Yavrular tiner çeker ve sarsılır analar
Peki, sen ne yaptın sen anlatsana hünerin
Kaleminde hezeyan ne desem ben aferin
Nasıl da gürlüyordu bıyıkları titrerken
Ve kendimden utandım Çamlıca’ya giderken

Mevlâna’ya eş olmuş savuruyor naneler
Adam büyük baş olmuş hep aynı teraneler
Duydum ruhum sarsıldı ayrılık pençesinde
Der “Mevlâna Türk değil” Mesnevi lehçesinde
Âkif de Arnavut’muş ki marşımın hür sesi
O Arap ki köleyim Kâinat Efendisi
On dört asır yaşadık Türk Arabî Farisi
Sarıl vatana sarıl, hikâyedir gerisi! ...

07.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Büyük Yarış

İzanı burulmuş sanki akışın,
Sağnak sağnak,
Yaz yağdı kışın.

Düzen intizâmsız, zift sağar ışın,
Sokak sokak,
Esmer sarışın.

Duâları buz olmuş, gör yakârışın,
Kopuk kopuk,
Büyük yarışın…

04.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Büyüktür

Nedametle geçen bir ömre çattım
Hep “ben”i görürsün şiire bak ta
Tövbe ve peşinden çok yemin ettim
Bazen uyurgezer bazen ayakta

Kuyular kazıdım cürmüme tek tek
Mesnetsiz bağırdım hırsla bir anlık
Takvâdan soyunup nefsi giyerek
Bilince uzandım her yer karanlık

Kul O’nu bilmezse zavallı köle
Marifet bahtsıza bireysel yüktür
Samimiyet o ki uykuyu böle
Gafletin hüsranı dehşet büyüktür

Ömer Ekinci Micingirt


Büyüler

Ay ışığı gibi kalp atışları
Sükûtu yaydıkça çiçekler solar
Hasret yudumlarım günbatışları
Mahzun ıssızlıklar içime dolar

Rahmete sığınıp kuytuya yattım
İzahı imkânsız uykular tattım
Çok şeyler izledim gözü kapattım
Rüyayı büyüler birazdan gelir

25.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Cahil

Bir ömür kokladım toprak anayı
İlhamla sesleniş aşk niyaz olsun
Nankörce izledim İnce mânâyı
Yansın cürümlerim otla yoğrulsun

Her insan mükemmel gayret hâl alır
Kalbi dudağına görse baktığı
Kimi zehir alır kimi bal alır
Memba aynıdır ömür yaktığı

İdrâk anlatılmaz cahile yekten
Basitlik elbette nasibi değil
Sırrı ifşa eden uzaktır renkten
Mârifet zanneder önüne eğil

02.05.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Can Kardeş

Bakışların iffet ile örtülü
Mesajları ümit-korku pek müthiş
Ne güzelde yâd ettiniz O gülü
Edeb ile tütüyordu can kardeş

Sevincimden kaybetmiştim kendimi
Ötelerden ötelere bir gidiş
Suffe gibi rastladıysam her kimi
Zeyneplere yetiyordu can kardeş

Sofra Halil bereketti lokması
Ne rüyaydı ne hülyaydı ne de düş
Hüzünlüydü salonların bakması
Buğu buğu yutuyordu can kardeş

Hasret verdin ayrılırken bizlere
Sizde vefâ sizde dostluk sizde aş
Utancımdan bakamadım yüzlere
Ateşleri tutuyordu can kardeş

19.07.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Canavar

Kan kokusu dişleri
Sermaye gözyaşları
Manşetler namussuzun

Beslendikçe hükümran
Irkına âh ettiren
Sahte barış elçisi

Ahde sıdkı kalleşlik
Soyu epey karışık
Küfür gibi her lâfzı

Ne pişmanlık ne mahcup
Kurşun gibi elçiler
Pek rağbette canavar

09.10.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Canfeda

Vakit rüya gibi sarar geceden
Sürükler dörtnala sükût derdikçe
Mahzûn bir serüven aldım heceden
Takatim tükenir zihnim erdikçe

Ve ömür bir yokuş yollar taş duvar
Dört mevsim yürürüm henüz daha var
Yaşam bir sürgün mü mahşere kadar
Kime sığınırım sonu gördükçe

Çalımlı yürümek bambaşka halet
Ahvâlim hep böyle neye delâlet
Arkada gözüm yok duy melekü’l mevt
Hep O’na canfeda ömür verdikçe

Ömer Ekinci Micingirt


Canım Peygamber

Sensiz yer gök mahzun suskun beş kıta
Kan yağar ümmetin avuçlarına
Mahlûkat yaş döker sensiz hayata
Kokun sal kalbimin ta içlerine

Ve idrak ötesi nur sözlerinden
Vazgeçmem vazgeçmem vazgeçmem hâşâ
Beni de öyle say öksüzlerinden
Kıstır yanağımdan başımı okşa

Senli her tebessüm ebedin nuru
Seni hissedenler şad olur ancak
Sen çöle dökülen aşkın yağmuru
Aşk ile o yağmur tekrar yağacak

Gül yüzlüm sen nerde hayâlim nerde
Gam keder üzüntü hep seni sordum
Başını koyduğun kuru hasır da
Cehlime bürünmüş ne soruyordum

Taşlar ağladılar taşlara inat
Acı yedi boğum yaş misk-i amber
Bu garip ümmetin kime emânet
Kavuşmak ne zaman canım peygamber

Ömer Ekinci Micingirt


Cazgır

Er o ki aşk olâ ölüm yastığı
Uğuldar sokaklar sorulmaz niye
Zemzemle silinir ayak bastığı
Tıpkı bir kelebek birkaç saniye

Aslında hep aynı yolcularız biz
Boşluğa atıyor ağzı açık han
Ortada bir meydan tur içindeyiz
Kimimiz bir cazgır kimi pehlivan

Ömer Ekinci Micingirt


Cehenneme

Karışık bir anlayış kim alkışlar kim ne der
İftirayı fırlatıp hakkı konuşur yer yer
Hüsran ehli adeta bir acayip mahlûkat
Şefaatle savaşır cengâver mi cengâver

Hâli ne bilmem ama yalan ağzında meme
Günü sözle kurtarır istersen sen dinleme
Enâniyet örtüsü mertebesi nifak şirk
Hep ihânet hep münkir canları cehenneme

13.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Cellat

Dışım pek bezirgân içerim yanık
Hâysiyet cellâdı eyledi sanık
Tükü resim yoktur dudaklarım çöl
Nefesim tıkandı öldüm uyanık

Vicdan boğuluyor epeyden beri
Yermekten korkarım yazı kaderi
İsnatlar limansız kasırgalar bol
Tabut kadar sevdim elem kederi

Bahar gelse bile bitmedi kışım
Güneşi karartıp sustum bir hışım
Feleğin fermanı bu bendeki hál
Bakmayın çokluğa yalnız kalmışım

11.04.14.Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Cellât Döşendi

Mayasız fikirler doğurur mu hiç
Ufku boğazlayan deli biriyim
Ülkemi kemirir birkaç satlık piç
Ve hâlâ ölmedim keskin diriyim
Mayasız fikirler doğurur mu hiç

Desem de anlamaz aymaz insanlar
Yığın yığın ahmak kamyon kamyon hep
Rozet taktı şimdi asıp kesenler
Oldular hep vekil buna ben sebep
Desem de anlamaz aymaz insanlar

Köşe başlarına cellât döşendi
Yüzleri cilâlı eller bıçaklı
Ezansız kahpeye gerilla dendi
Zıtlar çiftleşiyor görün üst aklı
Köşe başlarına cellât döşendi

Ömer Ekinci Micingirt


Cemre

Nedense sebepsiz endişeler çok
Diz çöküp baş koyup sığındım emre
Var mı arayışta görünmez ufuk
Güz geçti kış geçti gelmedi cemre

Cemre bir yanış mı belki aşk ümit
Ümidim sarp yokuş değer hem ömre
Ruhumu hükmeden ne olur işit
Aşkınla yak beni çevir kömüre

Ömer Ekinci Micingirt


Cennet Çiçek Açacak

Ezân ile doğmuşum
Süvariyim atlıyım
Karanlığı boğmuşum
Biâtlı beratlıyım
Hakk'a kulum ben beyim
Berat yoksa ben neyim

Allah’ıma imanım
Müslüman’ım Müslüman

Işık tutar zamana
Gül Ahmet’im şefaat
Kavuşmuşum imana
Sana selâm salâvat
Geldik âhir zamana
Sensin gerçek aşk mâna

Müslüman hür çocuğum
Tespihteki boncuğum

O’dur benim muradım
Fark eyleyen bahtiyar
Âdemdir diğer adım
Gül Ahmet koku yayar
Hak dava çile derdim
Kalbi dudağa verdim

Allah’ıma imanım
Müslüman’ım Müslüman

Mevla’nayım barışım
Gerisi hezimettir
Yunus Hakk’a varışım
Erenler ganimettir
Doğruluk ibadettir
İmân eşsiz nimettir

Müslüman hür çocuğum
Tespihteki boncuğum

Hira Bosna Sina’yım
Şehitlerde kınayım
Hakikatten yanayım
Hak dinde bir daneyim
Ömer amca mutluyum
Şefaat umutluyum

Allah’ıma imanım
Müslüman’ım Müslüman

15.7.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Ceyhun Bakışın

Ne güzel musiki fecirde güneş
Bitmeyen bir soluk hüzünlü yoldaş
Hep onu düşündüm sevinç matem eş
Ve sensiz halimle gözlerimde yaş

Bu kadar sessizlik içimi yaktı
Arzuhal eyledik sükut bıraktı
Şu geçen güzel kim nereye baktı
Pas tutmuş vefasız secde sen yetiş

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya
Kasvet türküleri saldım fezaya
Beni de al götür Emri Rızaya
Sal ceyhun bakışın gülsün bu ayyaş

13.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Cihanşümul

Kardeşler birliği değişmez rüyam
Sevdam tevhid diyor kıvamında tam
Muhteşem bir düzen ulu intizam
Hakk’ın takdiridir Hakk’ın rızası

Siyon çürümüşlük ümmetin varı
Şuursuz varlıklar nefsin hünkârı
Susmak yobazlıktır fikrin inkârı
Dünya mezaristan ağır cezası

Büyük tefekkürler yakarışlar hak
Zihni gün görmemiş fetihler bırak
İdeâller için koşacak sokak
Mezar taşım gibi alın yazısı

Tekrar diyorum ki bu itibarla
Biz aynı toprağız ve aynı tarla
Birlik diliyorum son bir ihtarla
Olamam haçlının küçük azası

Kapitalist sistem içimdeki gam
Sömürü istismar hükümrandır Sam
İstiklâl istikbal ya da intikam
Cihanşümul derdin olmaz kazas

Ömer Ekinci Micingirt


Cinnet

Söz küçük ifşa büyük
Vicdana dokunuş var
Bedenimizdeki yük
Çarmıh yüzlü canavar

Aşkı mektepte astık
Yaşam tutsak sefada
Cinnet gecemde yastık
Sır ve ifşa sofada

Metres topla yürek deş
Kaç can gitti ayakta
Serzenişi kes kardeş
Cennet varmış dayakta

24.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Cuma

Bu gün yine cuma aşk perde perde
Yâr ile hasbıhâl daha ne cuma
Liyâkat bestesi secdede serde
Ne büyük vasıta şahane Cuma

Aşk arşa ulaşır salâlın sesi
Bilal’dan teberrük notası esi
Ebedi huzur der her bir zerresi
Şefkatli ölçülmez yâr ana cuma

Geçici değildir ebedi aşklar
Yakarış cumada idrâkle başlar
Hakkın kapısına dökülür yaşlar
Veremem yaşımı cihâna cuma

Cuma hakikatte İki hecedir
Hayrettir seyirdir çokça yücedir
İstikamet dâva örtü gecedir
Füsûnlu tek zaman yegâne cuma

Cumada tebessüm ek barış bitsin
Vefasız dünyanın dertleri gitsin
Sen gayret etmezsen cuma ne etsin
Nâz niyâz mektuptur yârene Cuma

Islat gözyaşınla vakit solmasın
Bilince vuslatsız aşklar dolmasın
Gel secde edelim iblis gülmesin
Mevla’yla hasbıhâl bahane cuma

Micingirt mücrim ben aciz biçare
Cumasız dimağa, bulunmaz çare
Duaya bürünüp yalvarsak yâre
Canları götürür cânâna cuma

Ömer Ekinci Micingirt


Cumayı

Talihtir cumanın fideliği
saf çöken kahramanlara
cumayı anlatabilmek
secde serinliğini
cennetin diğer adını

Gürül gürül parlaklığı
hüznün secdelerini
secde serinliğini duâlı öpücüklerle
bronzdan tılsımları cumayı anlatabilmek
cennetin diğer adını

Cumayı anlatabilmek
Küfrün ustalarına ağız dolusu
rikkatle göz göze
cennetin diğer adını…

21.02.14 bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Cürümlerim

Hüznümün sahrası gri balkonum
çok şeyi andırdığı sessizlik gümbürtüsü
ve yokluğun gözleri
öksüz bulutlar

sağ yanımda mısranın paçavraları
yazıp siliyorum duygu şölenlerini
minyatür törenlerle

karşı parkta bir muhacir karısı
cadde boyunca höllük topluyor
horoz seslerine aldırmadan
gecenin beşine

ve cinler havlıyor ezan sesi duyunca
kuyrukları balkona değiyor
rüzgârın uğultusunda

uzanmış esrarın çocukları
ipini koparmış insanlığın vicdanI
uyanmaya başlıyor yüzüme kusarak
sokak azgın boğa
çıldırmış böğürüyor
sessizce

ben ise siniyorum karanlıkta
ayak seslerine kulak kabartarak
avucumda cürümlerim

12.03.13 -Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çal Nefsi

Kimler geldi gittiler
Nerde Nemrut Firavun
Kimler geldi gittiler
Ebu Cehil ve Taun

Ve aldandı gittiler
Sezar Hitler ve Karun
Ve aldandı gittiler
Mao Lenin ve Şaron

Sarsılmadı ruhları
İşte Sultan Süleyman
Sarsılmadı ruhları
Ordusu ve Alparslan

Hak-Batıl zorlu yarış
Ezelden berzahadır
Hak-Batıl zorlu yarış
Ve varış Allah’adır

Arasat meydanında
Aman Allah’ım aman
Arasat meydanında
El aman Yâr el aman

Kalk ayağa kalk uyan
Çal nefsi duvara çal
Kalk ayağa kalk uyan
Ne bu gaflet ne bu hâl

Hadi gayret yiğidim
Eğil şevk ile eğil
Haydi, gayret yiğidim
Kalk yiğitlik bu değil

Dur nefsle yaşıyorsun
Yok mu günah kâsende
Dur nefsle yaşıyorsun
Sevsen de sevmesen de

Dün öldü bu güne bak
Tövbe kapısı açık
Dün öldü bu güne bak
Gayret Ömer azıcık

Ömer Ekinci Micingirt


Çalıyor

Sokaklar yıllardır çalıyor beni
Duymazlıklarına daralıyorum
Kaçtıkça şehveti yalıyor beni
Ölüme kapıyı aralıyorum

Ve ölüm kokusu alıyor beni
Kalabalıklara sarılıyorum
Seçip yalpalayıp eliyor beni
Şeytanla elleşip yoruluyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Çamurdan

Çamurdan yapsalar mezar taşımı
Seninle yan yana hemen iç içe
Gözlerim çukurda dönsem başımı
Sessizce ağlaşsak gelsen her gece

Olur mu bilmem ki yaşlar bahtiyar
Belki de serinden gelir tatlı ses
Cennetten bahçemi yoksa o diyâr
Baksana gidiyor sırayla herkes

Millet mi uykuda ben mi serseri
Gel haydi,gel haydi sesler duyulur
Beşikten mezara yaktım eseri
Vah titrek vücudum nere koyulur

2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çanakkale Şehitleri

Gök kubbe altında ne müthişti harp
Asra ateş düştü hey Çanakkale
Nuh tufanı yer gök çıldırmıştı garp
Yahya Çavuş coştu ey Çanakkale

Kükredi Seyyidim bir koca ordu
Ne dehşet imtihan vuslat diyordu
Hû deyip mermiyi sırtına vurdu
Aşk arşa ulaştı Hayy! Çanakkale

Bir asude vakit ölümsüz ölüm
Cihad-ı Ekber hem niyâz bu gülüm
Yezitleşti Churchill kıpkızıl zalim
Zafer destanlaştı duy Çanakkale

Belçika Fransız İngiliz Anzak
Biter mi haçlının kurduğu tuzak
Apayrı diriliş sanma ki uzak
Ruhuma üflenen mey Çanakkale

Son kozuydu Haç’ın küstahça karar
Ne istiyor Anzak, Yunan ne arar
Torun gelmiş garptan dedeyi sorar
Nereye koyarsan koy Çanakkale

Seninle inlerim seninle varım
Efsunlu iklimim büyülü yârim
Seninle ölürüm senle yaşarım
Şiirler gözyaşım sây Çanakkale

Seni anlatmaya perde heceler
İstiklâl ne bilir ruhsuz cüceler
Ölüm hazzı sağar doğan geceler
Bayrakta tüllenen ay Çanakkale

Her lâhza içimde gencecik ahlar
Beynimde yeşerir derin eyvahlar
Dört mevsim dirilir o yüce rûhlar
Şüheda çehreli köy Çanakkale

Kabirler pembe mor Çanakkale’de
Sur sesi vuruyor Çanakkale’de
Mehterân yürüyor Çanakkale’de
Bir başka düğün bu toy Çanakkale

Sonsuzun ihyâsı,ziyâ,kâmeti
Varlığın perdesiz istikâmeti
Mübârek zaferin tecelliyâtı
Diriliş türküsü ney Çanakkele

Ses verir tabyalar anbean her gün
Ötenin ahengi yükselen hüzün
Sancılar bekliyor inşâllah bir gün
Cennete uzanan şey Çanakkale

Renk renk ırk cümbüşü rüyaları hak
Fethin orduları dön mâziye bak
Bayrak ezan vatan “bir”de ittifak
Binyıllık değişmez huy Çanakkale

Dağları zümrütten toprağı inci
Şehâdet yoğruldu coştu akıncı
Bu millet müjdeli millet Ekinci
Kutlu bir asâlet soy Çanakkale

Ey yüce iklimim cennet diyârı
Sen ulu davanın son yadigârı
Sen hür gönüllerin ulu çınarı
Hey kutsî vâdi hey,hey Çanakkale!

10.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çark

Fakirlere hoştur iftâr
Bereket var bereket var
Döndür hayra dönen çarkı
Bayram etsin genç ihtiyar

Tohumlayıp başak başak
Işıltılı berrak kaşık
Sultan ayı olsun farkı
Gölge yolcu sırat eşik

Önce infâk sonra hâtim
Kendimedir sefahatim
Arz ve ölçü ümit korku
Cürmüm ömrüm ve saatim

Ömer Ekinci Micingirt


Çığlık Sesleri

Oyun biter koşar gelir ayetler
Sürüklenir tek tek çığlık sesleri
Ak ve kara ve bitmeyen saatler
Dehşet feryat halvet aşk nefesleri

Ümit korku düşün levh-i kalemi
Bu gün nefsin için neler söyledin
Bu öfke ne hırs ne doğrult kelamı
Söyle vefa bilmez söyle neyledin

Yaklaşıyor zeval hızla ard arda
Kim bilir belki de sırdır bu işler
Belki idrak eder belki ilerde
Herkes ayrı telden ayrı teşvişler...

22.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çıkrık

Kırıp döktüklerim şiirsel durum
Somurtkan çehreli tüm hecelerim
Bir banka yaslanıp ürperiyorum
Hızıma asılı gün gecelerim

Sessizlik içinde zaman tık tık tık
Yosun tutar yüzüm dalar derine
Uyku belki ölüm hayat bir çıkrık
O halde kaçıver kaç tekbirine

Bu şehrin efsunlu yatırları var
İçimde minicik ümitler besler
Göğsümde inşirâh kabımı sarar
Ve o an kahrolur bütün hevesler

11.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çınar İzleri

Ruhumda hiçliğin yokluğu gezer
Cinler gelir mahzenleri törpüler
Gecenin sesleri beynimi yüzer
Entariler sokaklara serpilir

Küfürlerim kaldı levh-i kaleme
Zamanı mı cürümleri eşmenin…
Dudak değdirmedim kûtsi kelâma
Suyu akmaz yeşil gözlü çeşmenin

Biryanım zifiri biryanım ışık
Şairlerin ilhâmları zindandan…
Meczup muyum kafam karmakarışık.
Tarih yazsam hikâyesi ezândan

Aklım köpük tıpkı, köpürürüm hem
Gâh susarım gâh zikreder lisânım
Çorak yüreklere eser mi meltem
Öylesine isli paslı insanım

Ağlatır geçmişin çınar izleri
Kaç düveli altüst etti bir gemi
Titretti Seyyidim tüm denizleri
Aşk inletti sahil bilmez âlemi

10.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çiftgül

İmgele umut verme aslında kandır beni
Şiirler gönderdikçe gülümse yandır beni
Sen hep bir rüyâ gibi umutlara âşina
Gözlerine bakınca uyut uyandır beni

Çiftgül versen kâr etmez su döküp söndür beni
Aşkın yaktığı gibi yakamaz tandır beni
Hayatın sarmalında ben hep yalnız başına
Uzaklardan ses eyle pervâne döndür beni

Ömer Ekinci Micingirt


Çile

Ağardı saçlarım sessiz derinden
Hüzünlü düşlere sar beni çilem
Hücrelerim kopar sanki yerinden
Sıladan sılaya ver beni çilem

Bazen toprak oldum bazen dağ oldum
Bazen çağdaş yurttaş bazen çağ oldum
Bazen bağban oldum bazen bağ oldum
Yaralı bülbüle sor beni çilem

Çileyle yeşerir çorak sokaklar
Çileyle tüllenir yeni şafaklar
Çileyle yükseldi yeşil sancaklar
Kefene çileli sar beni çilem

01.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çilesiyiz Biz

Terki terk etmeyen, terki terk de sen,
Eridikçe eri, getir hayy’ları.
Nice anlar vardır seninle esen;
Seslenişte ifşa, aşk olayları…

Bırak sensiz akan geceler aksın,
Varlık âleminin çilesiyiz biz.
Çokça ihanete uğrayacaksın,
Hiçlik gölgesinde, aşk var şüphesiz.

28.08.11

Ömer Ekinci Micingirt


Çilesiz Bülbül

Seçtiğim kelime temas her ferde
Tepeden tırnağa gel senin olsun
Mağrurca öğütür hemen her yerde
Hesapsız kitapsız el senin olsun

Enâniyet gurur yekpâre sanma
Mezar cürümleri susturur amma
Her şey bittiğinde tevbe var sanma
Sâmimi olmayan hâl senin olsun

Zahmetsiz tepeye var mı ulaşan
Toparlan zirveye koşana nişan
Rahatın ağında oldun perişan
Çilesiz bülbül yok gül senin olsun

Sözlerin gökyüzü dilin pek geniş
Hem neyi yürüttün adam bu ne iş
Tohum toprak mahsul hesap tükeniş
Hâline muhalif dil senin olsun

Ömer Ekinci Micingirt


Çobanoğlu

Dört biryan matemde, hüzünle doldum
Yüreğim yanıyor, ey Çobanoğlu
Aşkın renklerini ben sende gördüm
Soldu mu renklerin hey Çobanoğlu

Aşkın bahçesine çok çiçek verdin
Duydum hicranların, ne idi derdin
Mavi şafaklarda vuslat mı gördüm
Ruhumda inleyen ney Çobanoğlu

Nerde üç yüz gram, nerede Gürbüz
Şölen yok matem var isminle her güz
Ağıtlar yakılır, saz söz ve niyaz
Şölensiz düğünsüz köy Çobanoğlu

Ne kizir oğlu var ne at ne eğer
Şair kervanında matem var meğer
Masmavi gecede gelirsen eğer
Derin ızdırabım duy Çobanoğlu

26 03 2005 Bursa

Büyük Ozan Çobanoğlu vefat etti.Allah Rahmet Eylesin...

Ömer Ekinci Micingirt


Çocuk

Mevla'nın emâneti
Babanın saadeti
Yuvanın bülbülüdür

Annenin el emeği
Göz nuru ve meleği
Cennet kokan gülüdür

Şarkılarla yürüyen
Rahmetini arıyan
Meleklerin elidir

Miski amber tomurcuk
Gözleri boncuk boncuk
Ve bereket doludur

Ömer Ekinci Micingirt


Çocuksun

Yerlere ceylansın göklere hüma
Sen hep büyümemiş bir çocuk gibi
Dökül öykülere sarıl boynuma
Gülümseyişlerin sanki yok gibi

Selamsız sabahsız bırakıp böyle
Bağrımı yakarsak gidersen eğer
Söylenecekleri gitmeden söyle
Kim bilir belki de dil kalbe değer

Vâkit çiy damlası ömrümüz yosun
Aşklar bir çağlayan inleyen ahdır
Dedim ya çocuksun büyümüyorsun
Köklü sevdaların süsü siyahtır

Ömer Ekinci Micingirt


Çok Defa

İrademi kandırdım
Taşa çaldım çok defa
Yüreğimi yandırdım
Dize geldim çok defa

Deme sakın bu ne hâl
Hayat oyun aşk masal
Nefs düzenbaz ben hamal
Yükte oldum çok defa

Çıkış noktam var mıdır
Tevbe midir nâr mıdır
Şu micingirt köz müdür
Alev aldım çok defa

Ömer Ekinci Micingirt


Çok Oldu

Acı idrake vurmuş samimiyet renginde
zavallılar teşbihi kimselerin
bireysellik sevişir
niye

Sonlu rotaya durmuş
gülüşler çapraz surat kızıl ve serin
ye iç yat çiftleşenleri
çok oldu
çizileli

Ömer Ekinci Micingirt


Çok Yol Katettik

Devasa binalar yuva çekirdek
Odalar han gibi misafiri yok
Konforu artırdık çok ömür gerek
Dudaklar titremez alın teri yok

Varlığı çoğalttık ve bonkör yatan
Sokaklar aç dolu nerde el tutan
Dostluklar yapmacık hayırlar mâtem
Biz nasıl yaratık yâren yâri yok

Aklı evveller bol zihinler yitik
Bir nesil türettik elinde tetik
Töre gelenek mevt nerede etik
Hele bir sor desem soran biri yok

Kendime sitemim sor kime minnet
Nerede insanlık nerede sünnet
Teskere kapıda henüz var zannet
İzan irfan idrak akil kârı yok…

18.11.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Çoklar

Azı aradım çokta
Hiçi yokluğa sordum
Çoklarım muallâkta
Yalvardıkça yalvardım

Ve sonra neler neler
Ruhumu çoklar eler
Kımıldanır cümleler
Gördüm kendime vardım

08.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çokluk

Kadere yapışıp sığınma ırka
Çok şeye vesile Veysel’de hırka
Rengârenk bölündük bilmem kaç fırka
Nispetin oranda gayret marifet

İner mi yaş elli olunca kırka
Kullukta şahâdet en büyük marka
Soyunarak bakın çevrilen çarka
Çoklukta hiçliği gel de tarif et

02.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Çöle Döndü

Dereler çiftleşir dağlar yeşerir
Ağarıp kendine gelecek misin
Teslim ol kalbine sesleniş verir
Gölgeyi yolcuyu bilecek misin

Bahar tartışılmaz aşk hiçbir zaman
Yoksa hep pervazsız gülecek misin
Sözlerin arası ateş köz duman
Yanışlar gözyaşı alacak mısın

Sevdalar rahmetler teslim geceler
Yüreğin sesinde kalacak mısın
Ozanlara mahsus derin heceler
Hasret sessizliğim olacak mısın

Hüznün akisleri örtülü şarkı
Kalbime sal gitsin salacak mısın
Lâhûti mavilik doldursa arkı
Bekle denizine dalacak mısın

Acılar bitirdi yorgun zekâmı
Kuruyup benimle solacak mısın
Sen söyle iki söz sevmek hata mı
Bir ömür benimle kalacak mısın

Ömer Ekinci Micingirt


Çüş

Çürüyen insanlık
ve siyahın bakracında korku salan katiller

Kesmek var kervânında
zehirli hançer gibi kim batıyor
kim gerçeğe erecek

Kimin ordusu kimin adına
İmân adına
çüş! ..

25.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dadaş

Biz dadaşız dadaş ha sevdalıyız ağalar
Biz vurgunuz bayrağa, cân kurban cân vatana
Biz ciritle büyüdük, şahlanırlar çağalar
Biz devlet-i ebediz, tabyalarda yatana

Biz İbrahim Hakk’ıyız, mârifetli yaşarız
Biz ki Şükrü Paşayız, Edirne’de coşarız
Biz Alvar’lı Efe hâyy, Hak aşkıyla pişeriz
Biz dadaşız dadaş hâ, şükrettik Yaradan’a

Biz pek şanlı bir millet, tülleniyor sinemde
Biz şehitlik bıraktık üç kıtada Yemen’de
Biz Ermeni besledik, şimdi başka dümende
Biz ölümle gardaşız! Fedâ olsun vatana

Biz Malazgirt Mohaçız biz ne kıtalar gördük
Dava büyük aşk büyük, gün geldi hesap sorduk
Biz alevler içinde, Büyük Türkiye kurduk
Biz fetihler müjdeli, hayranım o irfâna

Biz doğunun kalesi, palandöken balası
Bizde tarih yoğruldu, biz yiğidin alası
Bize dadaş derler ha! mertliktir hâsılası
Biz milli ruh sancağı, astık bütün cihâna

2004

Ömer Ekinci Micingirt


Dakikalarım

Yaşadığım sürece içim pek rahat
Aynaya bakınca
İlhâm cerâhat

Neye vasıta ki attığım tweet
Susun seyredin
Seyredin evet

Gerçekte duyarsız idrâkte varım
Korkularım kadar
Dakikalarım…

23.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dalkavuk

Nasıl anlatayım ben gördüğümü
Ülkemde taht kurmuş gezer dalkavuk
Post bıyık altın diş almış güğümü
Hem içer hem övgü düzer dalkavuk

Ye kürküm ye demiş Hoca Nasreddin
Nasıl irdelemiş söylemiş o gün
Küfürü zenginin ona toy düğün
Hem dinler methiye yazar dalkavuk

Baronu başkanı sever dalkavuk
Nerde horoz görse kesilir tavuk
Sırtında kamçısı mağlubiyet çok
Çözülmüş toplumda azar dalkavuk

Ve uyuz köpektir yoktur sadakat
Bukalemun gibi rengi de sakat
İyi gün dostluğu yiyince tokat
Dabanı yağlayıp tozar dalkavuk

Ömer’im çok fazla dişsiz çomarlar
Hicap duyuyorum ne çokta hırlar
Kemiği verdikçe pek muhkem havlar
Siyon çöplüğüne mezar dalkavuk

Ömer Ekinci Micingirt


Dalkavuklamalar

İlk cümlesi muhteşem
Pes bayağı dudaklar
Sen üstadsın sen paşam
Tafra yorum şakşaklar

Şiir çökmüş yıkıldı
Yaşasın kös şakaklar
Mana ruh yok, yok oldu
Uzun uzun kavaklar

Alkış ruhlara sindi
Kalem boyu tırnaklar
Paye nişan kesindi
Sen ben sardı sokaklar

Şiir değil şaheser
Deyip durmadan tıklar
Belki aslına eser
Vicdanını tırtıklar

Yorum cürümden beter
Şaş şak ağzı çanaklar
Hepsi usta sekreter
Yorulur mu parmaklar

Çalım gurur savunur
İrfan cüda kuraklar
Alkış tutan avunur
Göğü yakar ayaklar

Bu ne menem akıldı
Anlayış çöl ıraklar
Yorumlara takıldı
Ustalar ve çıraklar

Söz kendime nihayet
Beni içinde saklar
İki mertek bir beyit
Belki de mahşer paklar

21.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dar Vâkit

Tasvirledim doyamadım
Ay çehreli güneş neymiş
Ses buğulu duyamadım
Yüreğimde çalan ney’miş

Akşamüstü kışa doğru
Öpüyorum yaş gözleri
Koşuyorum boşa doğru
Akîk, Necef hoş gözleri

Kaçıyorum satır satır
Tenhâlarda içim sızlar
Biraz sitem ve hâl hatır
Dar vâkitte hû avazlar

04.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Darağacı

Yeryüzü riyakâr gökyüzü parlak
Beni de ziyâsız siyahlar sarmış
Ukbâyı çok bilmem dünya toparlak
Yuvarla yuvarla saçlar ağarmış

Neden hep ecelim ensemde durur
Arada terk edip unutmaz mı hiç
Düşündükçe bazen zihnim kudurur
Belki de tasası uhrevi sevinç

Git git kara delik tükenmez sayı
Kavuşmak yiğitlik tâkva tacına
Mezar kabul etmez sızıldanmayı
Çekerler adamı darağacına

Ömer Ekinci Micingirt


Darlanıyorum

Üzerimden geçer keder elemler
Arsızın ağzında arlanıyorum
Nicedir amansız dipsiz kelâmlar
Çığlık hınç hârında narlanıyorum

Cellâtlar fesatlar esrik kalemler
Dikişsiz ne görsem zorlanıyorum
Züppe şafakları kahpe âlemler
İbret bu desem de horlanıyorum

Satılık ilimler eşya âlimler
Gerçeği tespitte kirleniyorum
Uşaklar ülkeler mazlum zalimler
Künyemiz insan ya darlanıyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Değer

Turnaları bilen türküler bırak
Saklamadıklarım yalnızlık sağar
Mutsuzluk heykeli doğuran ırak
Bulutlara doğru kuraklık yağar

Hayaller öldüren düşü dişleyen
Tıklamadıklarım ürüyen zağar
Uzanır çaresiz şeri işleyen
Gün gelir yurdumda yeniden doğar

Bir derviş mi lazım ifşâyı yapa
Aklamadıklarım çok şeyse eğer
Temiz dudakları öper maşrapa
Kütük minber mihrap göz yaşa değer

Ömer Ekinci Micingirt


Değerse

Takvayı esas tut hevasatı yık
Ar'sız medeniyet ar'ı boğacak
Zihinler bulanık terbiye kurak
Âşk iffet giyerse yağmur yağacak

Beklentiye girme fiilen tek tek
Kalbî ruhu besle O’nu severek
Edeb-i hakikat başka ne gerek
Dil kalbe değerse güneş doğacak

26.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Değilsen

Kardeşliği bozma hele hiç yoktan
İnattan vazgeçip biraz eğilsen
Nifakı ekenler biçtiler çoktan
Vefâ hicran olur pişman değilsen

Sevdik hep tarifi gelmez dilime
Velhâsıl izâhsız mâni kelime
Çok şey ertelenir öte âleme
Hesap hüsran olur pişman değilsen

Bu günler pek yazmak istemem ama
Enerlerin hırçın sözlerin yama
Elim yakandadır terse harcama
Bir gün virân olur pişman değilsen

Bilirsin kartallar girmez kafese
Hasbilik satılmaz başka hevese
Kulak versen artık yükselen sese
Acı siren olur pişman değilsen

Yok, yoktur bedelsiz çetinden çetin
Duâsı olmuşsun sen ki ümmetin
Neyin semeresi bu mu hürmetin
Şahit Kur’an olur pişman değilsen

29.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Deli

Pişmanlığın önü kin
Şeytan nefsin çalımı
Yüreğime indirdin
İfşa edin hâlimi

Basit görme söze gel
Zannı geçip ibret al
Mezar hesap ve hamal
Arı soksun dilimi

Neme lazımcı neme
Ben yönetilmeme
Enâniyet he deme
İnsanlığın zulümü

Sıhhat gelir aşk ile
Sükût doyumsuz çile
Tasavvuf yol vesile
Bilim eder bilimi

Vermek vecd fedakârlık
Yokluk içinde varlık
Yap nefsine hünkârlık
Halim eder zalimi

Seyir eren hâlidir
Ebubekir Âlidir
Nemrut küfrün külüdür
Göğe savur külümü

Ve küfre kızağım ben
Hileyim tuzağım ben
Gerçeğe uzağım ben
Meczup muyum deli mi

Ömer Ekinci Micingirt


Deli Sevdam

Sokak sokak pusuda birkaç şaşkın ve sülük
Bilmem neyin sevdası kimler var arkasında
Mesafesi zavallı kıblesi bölücülük
Hak özgürlük bir yafta gırtlağı yakasında
Sokak sokak pusuda birkaç şaşkın ve sülük
Şanlı maziye inat kıblesi bölücülük

Cehalet asabiyet nifak tuzak vatana
Mecus Moğol kördüğüm renklerimde Türklüğüm
Aynı vatan aynı din kurbanım yaratana
Omuzlarıma ateş defedip ürküttüğüm
Cehalet asabiyet, nifak tuzak vatana
Kardeşlikten ötürü söz verdik yaratana

Üç kıta altı asır tüllendi deli sevdam
Bir ulu sancak ki hep göklerde şahlanarak
Şehadetiz vatan yok sıkıl biraz be adam
Akdeniz’i göl ettik, davaya yaslanarak
Üç kıta altı asır tüllendi deli sevdam
“Devlet-i ebed müddet” utan biraz be adam

02.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Deliyim Ben

Malazgirt’ten at oynattım
Şahlanırım deliyim ben
İstanbul'a çağ kapattım
Çağ açarım deliyim ben

Viyana’da ben var idim
Şeyh Şamil’le mahşeridim
Yunus sözünde eridim
Aşkla yanan deliyim ben

Semerkant’a ilim oldum
Câbir oldum âlim oldum
Yavuz idim Selim oldum
Küpe takan deliyim ben

Yunan beni iyi tanır
Tarihinden kim utanır
Çin cücesi bir şey sanır
Set yaptıran deliyim ben

Kosova kadim ilimdir
Bosna zihnim sağ elimdir
Hicâz tek istikbâlimdir
Vahdet Kurân deliyim ben

Müslüman’ım budur boyum
İbrahim’i âsil soyum
Züleyha aşk Yusuf kuyum
İzzet saçan deliyim ben

Gündüz gece rüyalarda
Ak Şemsettin dualarda
Hirâ tüten sevdalara
O’na kurban deliyim ben

Deliyim dedim deliyim
Ahmet Yesevî eliyim
Horasanlı, Kâbeliyim
Ve Hamza’yım deliyim ben

Ömer’im hâyy adım güzel
Halifeden bana özel
Hak adalet yazsın bu el
Allah için deliyim ben

Ömer Ekinci Micingirt


Demem

Yazıyorum şuur elde
Yorgun döşeksiz döşeksiz
Derin ve sığ belde belde
Vezin yüreksiz yüreksiz

Mazgal altı nur bebeler
Evler meleksiz meleksiz
Zift akıtan debdebeler
İzân eteksiz eteksiz

Günah cürüm aşk cezbeler
Sokak köpeksiz köpeksiz
Mümin yerinde debeler
İman direksiz direksiz

Oy türbeler vay türbeler
Çaput bağlar hû desteksiz
Yığın yığın fors cübbeler
Yazdım gereksiz gereksiz

Mecnûn gibi bu cümleler
Yazan emeksiz emeksiz
İrâde yok hücumdalar
Adam demek siz demek siz

Müştekiyim satırlara
Şiir yamaksız yamaksız
Hürmetkârım katırlara
Demem eşek siz eşek siz

Ömer Ekinci Micingirt


Dengelenmiş

Lekelenmiş
Namus dudaklı sokaklar
Mevsim zaman ve oymaklar
Lekelenmiş

Diş bilenmiş
Örfe inat dine hoyrat
Moda şimdi erkek avrat
Diş bilenmiş

Aşk elenmiş
İzâhı zor, mümkün değil
Rüsva oldu baba oğul
Aşk elenmiş

Dengelenmiş
Küfrün çağı sonun dibi
İsraf etme mürekkebi
Dengelenmiş

26.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dengemiz

Emsalsiz öğreti şuûra varış
Batı'ya tutunan söz neyin nesi
Hakikat tevhitle irfân yakarış
Allah’tan korkmaktır varlık rütbesi

Rütbeye mukabil âf ricamız ne
Ahiret namına söz hecemiz ne
Talep ettiğimiz ilticamız ne
İslâm mevcudatın izzet kubbesi

Kubbe ki irtifa husûsi yarış
Hakkı ikâmedir cennetle barış
Hürriyet tefekkür vuslat ayrılış
Ebed dengemizdir "Veda Hutbesi"

Ömer Ekinci Micingirt


Deniz Feneri

Karanlığa kandil olmuş
Soluyor deniz feneri
Kimsesize kimse olmuş
Oluyor deniz feneri

Dolaşır halkın içinde
Pür edepli bir biçimde
Sıcaklığı var içimde
Gülüyor deniz feneri

Dinle mazlumun derdini
Herkes rahata erdi mi
Zengin fakire verdimi
Doluyor deniz feneri

Gönüllü yardımı seçti
Yardım için serden geçti
Yürekleri mekân seçti
Biliyor deniz feneri

Ve gönüllü çıktı yola
Herkes güle herkes ola
Dilsiz bile geldi dile
Diliyor deniz feneri

Ve Hızır’ı örnek aldık
Mevlana’yla size geldik
Aç olunca biz aç olduk
Geliyor deniz feneri

Yoksul varsa hizan Çin’de
Paylaşmak var kutsal dinde
Ölmeden ölüm içinde
Ölüyor deniz feneri

03.8.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Derin

Gürültü patırtı kalp kafa yordu
Yaşayış tarzımız teşhirde her ân
Tezatlar irfansız haykırıyordu
Burjuva dem vurur kahramanlıktan

Uyuyamıyorum uyutmaz hayâ
Galiba terbiye çukurdan derin
Dökülün arşivler helâlleşmeye
Desem de yontusu bozuk dülgerin

Ömer Ekinci Micingirt


Derin İmtiyazlı

Garba tutunarak şuur çürüttü
Irzda hudutsuzluk çağdaşlık tuttu
Boy boy kör düğümler çözende yoktu
Afyon kafalılar epeyce çoktu

Mektep tahsil Darwin şirk pek velhâsıl
Dilde uydurukça olmuştu hâsıl
Ecdat hafızada küllenmiş kalmış
Kimler müstâkimdi kimler alçalmış

Derin imtiyazlı tepinen filler
Kime süprüntüydü züppe gafiller
Lâkin mazimizle girmişti harbe
Çöktü hep beraber indirdi darbe

Fikirsiz istemler kızıllığı met
Hayalperest zümre Lozan ganimet
Ah be zavallılar o günler var ya
Piyon zağarlıklar batıya parya

Ömer Ekinci Micingirt


Dertlenirim

Gürül gürül ırmaklar görseniz gelişimi
Denizsiz tayfalarla süt beyaz yıkanmışım
Musikili çalkantı fecre attım leşimi
Anılarla ısınıp boz bulanık yanmışım

Neden yaşam düz olmaz neden yok aklıselim
Upuzun gecelerde rüyalarım ağulu
En azından düşleri kardeşçe bölüşelim
Ve hep garip duygular uyanışlar buğulu

20.10.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Desen

Alev alev vicdanlar ülfet etmem alkışa
Kimden aldım ilmimi bilir misin sen beyim
Bırak beni çilemle melodimle baş başa
Hülyalarım zebercet gül koklayan vahayım

El değmedik dertlerim çek elini elleme
Ben sevdayım ben toprak ben insanım ben insan
Gözyaşı tek sermayem sakın riyâ belleme
Ben Kerbela ben Bosna ben Hüseyin ben Hasan

Mâziyle boyanmışım kendim ile yüz yüze
Tefekkür kuşanmışım hep uhrevi desende
Gülüşlerim kocaman tebessümle diz dize
Ben ümitle gülerim gülemezsin desen de

Ömer Ekinci Micingirt


Desinler

Sevgilim otağım yürek ocağım
Göğe kurşun sıkıp aşk vuracağım
Sensiz kavgaları durduracağım
Kimin divanesi sarhoş desinler

Sensizlik kaygısı sardı sinemi
Gülüşün katresi yoksa bene mi
Ben sendeyim sende gördüm ene’mi
Kimin pervanesi koş koş desinler

19.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dev Cüceler

Mâziyle kavgalı kem heceleri
Hicranla izledim zehir saçarken
Dedesine hasım dev cüceleri
Düşmana ne gerek torun var iken

Bir atiye baktım bir de geriye
Bu nasıl şaşkınlık nasıl hıyanet
Kıpkızıl pas kalbi kibir ve riya
Düşündüm yurdumu kime emânet

Kırıldı kalemim kısıldı sesim
Oturdum sessizce kendime sordum
Bu defa çok ağır benim piyesim
Ölüm oyuncağım ve oynuyordum

Bir alev ki sardı beni kavurdu
Emsali olmayan sızı bıraktı,
Geçmişte ne imiş tehdit savurdu
Cüssesi bozulmuş ruhu kuraktı

Neden böyle uşak nefsin elinde
Hayretten bihaber vicdan tarumar
İfritin emrinde ve ikliminde
Kaybetmiş izzeti zillette arar

Ömer Ekinci Micingirt


Deve

Binlerce yıl geçse girersin nara
Mezar gölgesinde ıssızlık çetin
Meyhane göbeğin bağla yulara
Ateş kibrit suyu senin niyetin

Köpek balıkları gibi doyunca
Tedbiri terk eyle ayının bozu
İçgüdünle yaşa ömür boyunca
Nasıl izah etsem bu namussuzu

Ancak ve sadece epey iridir
Kendinden pek iri unutmayınız
Hayvan cins değil yine sürüdür
Deveyi ürkütüp korkutmayınız

Ömer Ekinci Micingirt


Devesiz Tahtırevan

Esaslardan uzağım her halimle ben hâlen
Zarâfet hayâ iffet, murakabe gündelik
Koşuyorum peşinde, gerçek aşka yönelik
Sağlam bir eser var mı, zevk safa hepsi yalan

Tercümanı olmalı şayet varsa hâl dili
Çok şeyler yankılandı sessizliğe bağırdım
Bitap münasebetler adam dersen ağırdım
Şiir ile dolar mı hissiyatın zembili

Duyuş derinlikleri,duygu kısır söz yavan
Hamaset beyanları hangi yüzde hoş durur
İfâdeden çapkınlar peşlerinden koşturur
Körkütük yaşıyorum, devesiz tahtırevan

Ömer Ekinci Micingirt


Devrik Çınar

Uhrevi ikliminde Ulucami el eder
Dibinde gececiler tepinir ateş yakar
Görenler çok şey söyler köpek havlar el eder
Bilirim devrik çınar senin büyük derdin var

Gölgelerin küçülmüş ağıt halin yas işin
Umutsuzluk çığlığı çıldırtıyor susuşun
Yamaçlar boynu bükük delik deşik esişin
Zamana can veriyor senle estikçe rüzgar

Mehtabı izleyelim sırtın sırtıma yasla
Yıkık mâziden anlat kulağıma ihlâsla
Sevmem nevbaharları istemiyorum asla
Nedametli haldeyim çok geç hem neye yarar

Kim bilir niceleri gölgende gölgelendi
Ruhum senle dinlendi kaygılarım elendi
Mâzinin sükutunda gözyaşlarım bilendi
Doğrul yeniden ses ver doğrul be devrik çınar

Ömer Ekinci Micingirt


Deyyus

Töreler mevt arsızlık
Düğün flört yârsızlık
Müslüman duyarsızlık
Diyen ne çok deyyus var

Defter-i amalini
Ebediyet hâlini
Tersiz dünya malını
Yiyen ne çok deyyus var

İnanç yok putu çoktur
Hırıltı iti çoktur
Bin bir suratı çoktur
Beyân ne çok deyyus var

Ahlaksız filim gibi
Her asra zâlim gibi
Amelsiz âlim gibi
Çıyan ne çok deyyus var

Tevhidedir okları
Şaron’un çocukları
Sözde insan hakları
Sayan ne çok deyyus var

Olumlu ve olumsuz
Çelimli ve çelimsiz
Ilımlı ve ılımsız
Soyan ne çok deyyus var

Hakikatin sesini
Payına hissesini
Yurdumun öfkesini
Duyun ne çok deyyus var

Fenasını düşünmez
Anasını düşünmez
Ve nâsını düşünmez
Uyân ne çok deyyus var

Ömer Ekinci Micingirt


Diâspora

Bomba mayın katliâm kan ve kinden tomurcuk
Ağu vahşet üstüne ne hayaller kurdular
Yaşlı genci kız kızan üst üste çoluk çocuk
Garba köle kahpeler gözyaşı doldurdular

Mecliste el kaldıran yüzden fazla namussuz
Bölücüyle kol kanat barış deyip durdular
Tezgâh oyun planlar ne çok hâin onursuz
Diâspora emrinde! .. azdılar kudurdular

Ömer Ekinci Micingirt


Dibe

sokağın dilinde sözlerin mehtâbı
mâziden hayaller kağıttan kartallar
sahte parıltının ilhâm karabasanlarında
şiir fokurdatıyorum
zamanın ritmine

kötünün titizliği içinde kalem zonklatıyor
pişmanlığa dönüşüyorum
hırkalar aklıma geliyor
gecenin çıkışıyla

yaralıyım gardaş
tertemiz kan akıtıyorum
çıplak maviliklere

uzağın uzağında uzanıyorum
yalnızlıkla diz dize
rüzgârla oynaşıp
uğultu dinliyorum

yamyamlar seyrediyorum
şatoların koridorlarında
şiirler yazıp buruşturup
sokağın suratına
fırlatıyorum

şizofren oluyorum yer yer
insanlığım dibe
vuruyor
dibe…

21.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Din

Uhrevî saadet din sonsuzluktur
Ölüm ertesinde ölür inkârlar
Varoluş izâhı, ötesi yoktur
Cennette buluşur itaatkârlar

Sâlih amel lazım iman gereği
Günah şirk ve küfür gerçeği terktir
Düşün yılan çıyan ve engereği
Zulmüyle haşrolan geberecektir

Dedim geberecek üzdüm zâlimi
Mükâfat ceza var, mizân azletmez
Yüceler yücesi vermiş bilimi
Dinsiz bir varlığı asla hazzetmez

Ömer Ekinci Micingirt


Dinliyorum

Bakışların dizseydim hecelerin yerine
Hüzünlü bir edayla sabahın sularında
Ruhumun çığlıkları aksaydı içerine
Uyanırdı gözlerim tenha uykularında

Kalbim ateş yağıyor irade yeksan yerle,
Sensiz o günden beri derinden inliyorum.
Sen yokken yıkanırım simsiyah köpüklerle
Veda yok dönemeçte havf,reca dinliyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Direksiz

Bütün şiirlerim inan gerçekten
Heceler direksiz sözler direksiz
Affı mağfiret i diledim yekten
Duâlar direksiz nutkum direksiz

Birden vecde geldim yumruğum sıktım
Engelsiz hendeğe yükümü yıktım
Flörte aşk deyip çığırdan çıktım
Düzenim direksiz çarkım direksiz

Neler bulanıyor kulak ver sese
Eski dörtlüklerim duyur herkese
Şiir sürüklüyor girdim kafese
İrfânım direksiz terkim direksiz.

Ömer Ekinci Micingirt


Diri

Yalancı müminden küfrün korundan
Ben değil kâinat bizar efendim
Yozlaşan secdenin ah-û zârından
Korkarım insanlık azar efendim

Mevsimler sendeler aylar pervazsız
İklim hep fırtına yazar efendim
Aç çıplak gözsüzler nesil davasız
Olduk diri diri mezar efendim

Ben ne hoca müftü sûfi dervişim
Kendimi anlatmak ne zor efendim
Sevgi muhabbetle selam vermişim
Garibe iltifât nazar efendim

Üç beş cürmümüz var esas niyettir
Densizlik insanı bozar efendim
Şeytanın kaftanı enâniyettir
İnsan kılığında gezer efendim

26.09.14- Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Diriliş

Yer gök kopmuş ayakta
İçimde bir hoşluk var
Hilâl coşmuş bayrakta
Ulubatlı'yı arar

Biz ölümle söz kestik
Yedi düvele estik

Gâvuru sardı korku
Getir tekbir selâmı
Öyle kutsiyet var ki
Tevhid sardı âlemi

Tevhid yolun ismidir
Dirilişin resmidir

Ömer Ekinci Micingirt


Diriliş Türküsü

Ve azgın meşale söndü sönüyor
Soy bilmez sineler durmaz esirir
Çileli yiğitler geri dönüyor
Mâziye öfkeli sesler kesilir

Sanma ki o şanlı günler görülmez
Tuğralı sancaklar eser göklerde
Kim demiş tekrardan mâzi dirilmez
Tarih tekerrürde tekmil Türklerde

Dünya patiskası aşkla biçilir
Vuslat iklimiyle sarar herkesi
Sabırla beklenen çağa geçilir
İlelebet çalar Hakkın bestesi

Diriliş türküsü gelen rengârenk
Eski ihtişamın debdebesiyle
Ölümsüz heyecan bu başka ahenk
Ecdadım dirilir ben ölsem bile

Ömer Ekinci Micingirt


Divâne

Divâneler neden neşeli gelir
Âdeta küheylân, şişeli gelir
Peşinde koşarlar onlar sonsuzun
Dünyası öteye döşeli gelir
Hâşâ der, hâşâ der hâşâlı gelir

Dünyalık aramaz, boş eli gelir
Dâvasında yanar maşalı gelir
Tarifi perdeli, izâhı uzun
Yeryüzüne düşmüş düşeli gelir
Dergâhında pişmiş pişeli gelir

11.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Diyebilsem

Dudaklarım soğuk bu gün nedense
Bir yol ayrımında yol beni bekler
Bu şâir herhalde sönüyor dense
Şiirleri sönmez sönmeyecekler

Dilimin ucunda her sözcük vâka
Her cana yolculuk vardır mutlaka
Oysa diyebilsem sözlerim şâka
Dönmüyor gidenler dönmeyecekler

18.11.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Diyorum

Hüzam derinlikler şöhret itibâr
Para diyorum

Hesap ve yolculuk boş ver ne haber
Nere diyorum

Ne büyük ihânet sırrı ifşâ var
Nâra diyorum

İçimi yakıyor gölgeler yer yer
Çıra diyorum

Ancak ve sadece tevbe etsem dur
Sura diyorum

Hiçbir şey görmez gözlerimde nur
Kara diyorum

Rabbin seslenişi ecel geliyor
Sıra diyorum

Her şeye rağmen hepsi bende var
Yâre diyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Doğacak

Nasıl anlatsam ki mevzu çok uzun
Düşündüm zihnimde ifade çok zor
Korkarım dehşeti gelir Sonsuz’un
Sokaklar zifiri, elden gidiyor

Zulmet kazıdılar dinmez izi var
Tıpkı tufan gibi ateş yağacak
Belki de tersine esecek rüzgâr
Bir sabah ülkeme güneş doğacak

07.09.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Doğu Türkistan

yaşlı dünyanın son günleri
asırları hep kasvet hep hüzün
ölüm özgürlük suçu hür olmak
yüzyılları zindan ve hicran
sokakları kan kokan
matemine siyahlar kuşandığım
yaslı Türkistan

erenleri yiğitleri devrilmiş
teker teker
çocuklar serpilmiş kızıl karlara
ve sancısı içimde gerilmiş
cesetler toprağa hasret
yaslıyım arkadaş
kızıl Çin pembe yalanlar
ve analara bırakılan vahşi hatıra
analar ağlar kızanlar ağlar
babalarsa ağu yudumlar
belli etmez asil kanından
Berat Hacim Yusuf Alptekin ve niceleri
onlar öldürdü ölümü
ya biz

kursaklarda kalan prangalar
cesetlerler toprağa hasret
dağlarına zulüm yağan Türkistan
ve insanlığa alaylı gülümseyen
kirli cüce adam
yaptırır unutma bir set daha
mutlak bir gün
bu şehitler evladı
duydum ki yine sürülmüş
darağacına kaç fidan! ..

28.01.2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Doğurtmasınlar

Acı merhaleler şer yavaş yavaş
Periye cin tüyü eğirtmesinler
Sokak zıvanada bambaşka telâş
Cinâyet peşinde seğirtmesinler

Barış zulmü seçti şuurda sırım
Hâlin tercümesi her bir satırım
Dumura uğramış zihin kütürüm
Hak hukuk konuşup bağırtmasınlar

Sabırsızlanmayın dünya hâliymiş
Kimi kısa külot haşamalıymış
Caniler öldürüp yaşamalıymış
Sahipsiz geberip çağırtmasınlar

Şeytanla benzeşti insandan yana
Şaronlar Bayıklar aynı yan yana
Kafalar kopardı koydu cüzdana
Zerdüşt'e "iş-it" ler doğurtmasınlar

Ömer Ekinci Micingirt


Dost

Biliniz ki dostun cevheri sırdır
Biraz fedakârlık ve samimiyet
Hakiki dosaların idrâki hürdür
Dostlara merhaba ve hayra niyet

Dostluk kılıç gibi keskin ve ince
Gereği fark edip tatbik etmeli
Hemen silmemeli konu derince
Elbet kusur olur insanlık hâli

Ömer Ekinci Micingirt


Dostlarım

Ne güzel şey dostlarım
Hepsi ahenk hep huzur
Onlar benim üstlerim

Gezen canlı ayetler
Sanki karşımda durur
Dostlarım ve saatler

Ve gizemli muhabbet
Sessiz içime vurur
Çehreler samimiyet

Deruni bir bilmece
Mısra gece ve rüzgâr
Şiir dost ol bu gece

25.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dostluk

Dostluk muhteşem şey var ise vefa
Yoğrulur gam keder olur muhabbet
Ölürüm dost için birkaç bin defa
En büyük dostluk sır, sırra sadakat

Hâk ise davası kal oltasında
Umud dalga dalga akar sesinde
Ölürsem öleyim dost bahçesinde
Allah için sevmek dostluk şecaat

Dost demiş Veysel’im kara topraktır
Hal ile söylemiş sözleri haktır
Ömer ide toprak yoğuracaktır
Ve O’na koşmaktır dostluk mârifet

19.01.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Döndür Allah’ım

Rahmet çağıldıyor hakikat bârı
Meşheri bereket ayın esrârı
Ruhları diriltir rahmet rüzgârı
Hicapsız sokaklar ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

İslam’la sorunlu mahluklar çattı
Bin yıllık töreyi sokağa attı
Hadise muhalif şeyler anlattı
Özünü bilmemek ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Fiil ve mertebe ateş köz tandır
Utanan var mı ki gel de utandır
Âlim ilmi satar hayli zamandır
Bunadır sitemim ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Zihnin basireti ağıza tıpa
Cezbe gerektirir ifşâyı yapa
Muhatap olunsak dolsa maşrapa
Ölüm ve ötesi ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Halimiz serüven cürüm serbest hem
Domuzun yağından olur mu merhem
Flörtle kutsanmış sokakta Meryem
Kaç neslin korkusu ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Cennete müjde der hangi bayanlar
Kalbi dudağında aşk yaşayanlar
Ancak ve sadece Seni duyanlar
Seni duymayanlar ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Üzüldükçe mevzi alır duyular
Cama çıkmış fetva verir ayılar
Öyle ister baron yüzlü dayılar
Hüsran ve sessizlik ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Yolcular kasvetli, bulanık deniz
Garip hislerdeyim yine bendeniz
İnanç göç ederse kalmaz gölgemiz
İhlâssız yöneliş ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Sadâkat sahibi eyler mi mihnet
Kalbim temiz demek ne büyük cinnet
Dünya ve kâinat boşa mı Cennet
Sözlerden arınmak ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Vicdan alçaldıkça artıyor sürü
Mâziyle kavgalı neslin her türü
Kimin eseridir İslâm kültürü
Varoluş gayesi ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Koşun mabetlere desinler dinci
Mümin Hakk’a varan büyük akıncı
Vuslat urbaları giyse Ekinci
Miraçsız hamleler ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Ömer Ekinci Micingirt


Dönecek Gibi

Hayretler seyirde dinecek gibi
Mâna us ardına sinecek gibi
Avam anlayışı kime hâkikat
Vehmi duygularım donacak gibi

Dil duâ yüreğe inecek gibi
Beyazlar beyaza binecek gibi
Her şey O’na aşktır, O’na sadakat
Musluk aşk akıtır yanacak gibi

Sükûtta eriyip yan ocak gibi
Ve küfrün ateşi sönecek gibi
Seyre çıkanlar var seyir mârifet
Leyla’yı bekle hep dönecek gibi

05.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dua

Duâ

Duâ pür edeple yakarış yâre
Çaresiz dertlere duâdır çare
Yok, ise duamız âmel beş para
Hakk’ın kapısına varıştır duâ

Duâ ibadetin nuru özüdür
Müminin tövbesi rabbe sözüdür
Gözü yaşlıların gönül gözüdür
Hayat ırmağına eriştir duâ

Ezel ve ebed var düşün nolursun
Unutma duâyı unutulursun.
Evvel O Âhir O, O’nu bulursun
Çokluğu hiçlikle vuruştur duâ

Var yok olur yok var duâlar vardır
Anneler duâdır duâlar yârdır
Titrek yüreğime duâ bahardır
Keşke’yi yerlere seriştir duâ

Yöneldikçe Ona utanırım az
Bazen şâir gibi meczupça biraz
Hâşâ kaderine var mı itiraz
İbadettir ciddi bir iştir duâ

Seherde kuşatır kalbi ayetler
Vird ve murakabe duâ niyetler
Her şeyin şahidi vakti saatler
Hürmetle hususi duruştur dua

Tahsisat sesleniş huşu ve hudu
En derûni mâna yoktur hududu
Mücrimde gözyaşı renk renk buudu
İnşaAllah kullukla barıştır duâ

Kalbi dudağa koy kavrul ha kavrul
Edebi iklimde savrul ha savrul
Secdeden secdeye devril ha devril
Canan ile alış-veriştir duâ

Kundakta mermidir namluda fişek
Takdirine ulaş tembihatı çek
Yaş dök iki büklüm sessizce tek tek
Serini sehere sürüştür duâ

Duâsız kıymet yok buyurdu Hûda
İhlâs dil dudak kalp, O’nu can feda
Duâ aşk sonsuzluk renk renk şüheda
Şüphesiz en büyük yarıştır duâ....

Ömer Ekinci Micingirt


Duâlar

Gözlerinle gözlerimi sıvama
Diz çöktürür kök söktürür avama
Kestim biçtim kabzaladım sözleri
Sır toplayıp seyir kattım davama

Ne gelirse doldurmuşum kovama
Mevlana’da edep erkân bu ama
Ölümsüzlük duâların közleri
İnsanlığı katacağım duâma

15.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dudaktan Kalplere

Issız mahyalarda yolun arşına
Kavuşup sessizce kalabilsek âh
Kalmak yâre muhtaç yâr var elbette
Gerçek beklentiler bekler ahrette
Şu başlar eğilse vecdin marşına

Ellerim boşlukta yüreğimde nem
Dudaktan kalplere gelebilsek âh
Gelmek bir kerecik derin bu mevzu
Kimler gurur taşır kimler tevâzu
Bu öyle suâl ki dehşet cehennem

Ömer Ekinci Micingirt


Duy Mezarlık

Sadâkatte mükâfat var
Fedakârlık fedakârlık
Gösteriş hâ neye yarar
Riyakârlık riyakârlık

Basitlikle olunmuyor
Gerçek varlık gerçek varlık
Hisse boşa alınmıyor
Hissedarlık hissedarlık

Halka hizmet Hakk’a hizmet
Hizmetkârlık hizmetkârlık
O’na saygı O’na hürmet
Vefakârlık vefakârlık

Ve geçmişin telafisi
Cengâverlik cengâverlik
Aldım sözü sattım sus’u
Ne pazarlık ne pazarlık

Yazdıklarım silemedim
Vay yazarlık vay yazarlık
Ve ölmeden ölemedim
Duy mezarlık duy mezarlık

11.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Duymuyorum

yoruldum
zaten yorgunum
vâda ediyorum
ağıtlarla

uğulduyorum
güz rüzgârı gibi
başıboş saatlerle boğuşmak

kırış kırış ruhum
ninemin yüzü gibi
ölümün kokusu öteliyor
uğulduyorum

hiçe koşuyor insanlık
terse doğru
her taraf tenha
bense koyu kalabalık
koşuyorum
nereye

İzân eğilmiş
kafama çarpıyor
İçim câdı kazanı
duymuyorum

29.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Duyun

Fetva şımarıklık izah müstehcen
Katran kazanları ayın ilkleri
Temayül artığı imtiyaz beden
Küstah bozguncular kin ilikleri

Gürültü patırtı çöküş gelgitler
Sokağa salındı zincirli itler
Ruhumu kemiren faaliyetler
Bilirim tarihsel kahbelikleri

Hayat tek perdelik oynayın oyun
Alabora olur düğünün toyun
Duyun şirk uluyan deyyuslar duyun
Mezar pek hazzetmez eblehlikleri

Ömer Ekinci Micingirt


Düğmesiz…

Nisan hep dokunaklı soluklar güz sesi
gözlerim yangın ifâdeler yosunlu
ve beklentim düğmesiz
yalnızlıklar…

Ömer Ekinci Micingirt


Düğünler

Sıra sıra ard arda
Mozart çalıyor barda
Vicdan tutsak kenarda
Saklanmış gidiyorum

Damat simsiyah koyu
Ak-kara anne dayı
Sattım edep hayâyı
Paklanmış gidiyorum

Renk şekil perde perde
Tufan koptu içerde
Gelin kopmuş yerlerde
Koklanmış gidiyorum

Tören şölen ayinler
Besmelesiz düğünler
Zift bürünmüş beyinler
Yoklanmış gidiyorum

Duyur O’nu duyan yok
Kükre şahlan isim tak
Bir boşluk ki çoktan çok
Çoklanmış gidiyorum

İffet izzet sağırdı
Alkışlar pek ağırdı
Masa bana bağırdı
Teklenmiş gidiyorum

Hem şeytana ne gerek
Saldık tümden düm tek tek
Çifter çifter at eşek
Eklenmiş gidiyorum

Damat ve maskarası
Tepişme aşk arası
Takı öpüş parası
Taklanmış gidiyorum

Sıradan birer birer
Öpmek adetten meğer
Şayet masumsa eğer
Aklanmış gidiyorum

Yığın yığın fırkalar
İçimde bir korku var
Papaz yok ya farkı var
Farklanmış gidiyorum

Şirke vuran havanlar
Ar çatlatan tavanlar
Kapalı paravanlar
Kırklanmış gidiyorum

Gelin geldi yanıma
Dedim Ömer tanıma
Dokunuyor kanıma
Haklanmış gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Düğünmüş

Flörtle kutsanmış aşkın harmanı
Hükümran memeler cürümler yârlar
Şehvete el sallar nikâh fermanı
Tepişme esnası kına yaparlar

Yedi boğum hâya baktım geceye
Kızarık öpüşler bakmaz kocaya
Sanki savaş açmış şânı Yüce’ye
Gayya’nın sırtına bina yaparlar

Papaz edasıyla nikâh’ı kıyar
Yasak bölgelere mürekkep yayar
Gelinlik hikâye usulden giyer
Gönüllü dansözler zinâ yaparlar

Kahroldum yutkundum kısıldı sesim
Modaya tav olmuş bütün bir kesim
İfâde kan tuttu durdu nefesim
Baktım bir hışımla ana yaparlar

Çığlık çığlığa örf kahpenin şahı
Sonsuzun bitişi sonun ah vahı
Yosma nişangâhı günün sabahı
Yuvayı şöhrete şana yaparlar

30.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Dün Dündür

Baba dedik yıllarca
Hortumlattı hunharca
Ne de çokmuş Yahyalar
Bankalar ve kâhyalar

Bezirgânın başı bu
Hem dedemin eşi bu
Henüz sırtımdan indi
Yeter bir asır bindi

Terk et diyor bacıma
Vallah gitti gücüme
İslam köyün neferi
Örtü kimin eseri

Gidin diyor gayretle
Takip ettim hayretle
“Dün dündür bu gün bugün”
Çark etti yine bu gün

Evren Paşa yâreni
Fötre şapka treni
Cum baba bu şaşılmaz
“Yürümekle aşılmaz ”

03.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Düstur

Yâr bulmaya teşebbüs
Yârsızlığa hücumdur
Bir tek çiçek bir kaktüs
Kemiyette tek kumdur

Yiğit ebede bakar
Düstur,gören gücümdür
Tesir perdeyi yıkar
Güneş geceye mumdur

Ömer Ekinci Micingirt


Düştü Düşüme

Secde yanağından öperken hazla
Gülün gözyaşları düştü düşüme
Utangaç yakarış körpe niyâzla
Hâlin gözyaşları düştü düşüme

Uzun kavuşmalar yazayım derken
Sözü barzunumda süzeyim derken
Ve en ön saflarda hizayım derken
Ölüm gözyaşları düştü düşüme

Ömer Ekinci Micingirt


Düşündüm

Düşündüm şüpheyle ihtar bu işler
Sebebi düşündüm var güldü bana
Mimari vakitler renk renk teşvişler
Edebi düşündüm ar güldü bana

Sabrın sermayesi sükûtu bâde
Gülüş bir mor ışın sevinci sâde
Şiirler yazdırdı benden ziyâde
Hicabı düşündüm ter güldü bana

Çok şeyler söyletti bu dilsiz lâla
Elimde besmele koştum tellâla
Kaç mevsim seslensem anlamaz hâlâ
Acebi düşündüm hâr güldü bana

Ömer Ekinci Micingirt


Düşünüyorum

tasalanma
delindi puşt gölgeler
ve güneş doğar yavaş yavaş
siner karanlık meşaleyi görünce

Hatıra tüter fısıldar O’nu
yanık yüreklere
ve artık yaklaşmıştır
süvari edasıyla

Muamma yok
kuşanmışım düşünüyorum

tevekkül ve tefekkür
ben artık düşünüyorum
düşünüyorum abi

03.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Düzen

Bilal yüzlü hüzünler ezândandır
Gül kokulu sancaklar mizândandır
Ferâsetli ataklar izândandır
İzân âh

Beni yakan ayaklar suzandandır
Sevda çeken topraklar ozandandır
Ozan hey

Yed-i beyzâ parmaklar yazandandır
Kızarmayan yanaklar azandandır
Gayya yüzlü çanaklar kazandandır
Kazan âh

Şu çileli sokaklar hazandandır
Çöküşler ve duraklar düzendendir
Düzen hey

Ömer Ekinci Micingirt


Düzen Aynı

Yine göz gözeyim gözleri yordum
Dizlerim önümde burdayım hâla
Söze değiniyor aşk dinliyordum
Olmuşum divâne hadi rast gele
Yine göz gözeyim gözleri yordum

Düzen aynı düzen besle düzeni
Şöhret gümbürtüsü yukarı katta
Vicdan ölçüsünde duvarın eni
Namus bir silinti ana avratta
Düzen aynı düzen besle düzeni

Düşün yol boyunca derin bu işler
Eski kelimeler göbekten sâde
Buluşma kapısı kırık kirişler
Ve ruhum sıkışır benden ziyâde
Düşün yol boyunca derin bu işler

Ömer Ekinci Micingirt


Düzenin Kazmaları

Ülkemdeki kıvılcım gayya derinliğinde
Kimliksiz tükenmişler iklimin hinliğinde

Kalemin yangınını doğurtuyorum ben hoş
Sükûtun umutları susuşlar-da kaybolmuş

Boşluk dolduruyorum çürüyen ellerime
Beyit dörtlük savrulup sıçrar engellerime

Yalın kılıç tek koro düzenin kazmaları
Namussuzluk esaret köşeli yazmaları

İzânları şehvetli görüm kuma eltiler
Soysuzluklar dölleyen bir avuç eğreltiler

Kızınca görmüyorum kuytuya kaçıverip
Kendime geliyorum elleri açıverip

Ki elleri açınca hoşluk ulvi yarına
Barış birlik kardeşlik insanlık diyârına

Perdeleri kapayıp öptüm bizim Memed’i
İsmi tatlı teberrük Ahmet’in emâneti

Lekesiz sâmimiyet dedi baba gel hele
Sıkı öptü elimden boş ver dedi hergele

18.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ebediyet

Entelektüeller renksizliğe tim
İntibalar şu ki susar ürerek
İhtiyarladıkça tek şey keşfettim
Fazla kelimeler yer sömürerek

Ve şûh komediler taşır geceye
İnsani üslupla vurdum heceye
Korkum varım yoğum arzım Yüce'ye
Ebediyyet var yâ şükretmek gerek

Ömer Ekinci Micingirt


Edep

ağlayabilmektir ağlanılacak yerde
insanlığın üzüntülerine dertlerine
gülebilmektir yüzüne
güneş gibi

müminliğini idrâk edip umutla bakabilmek geleceğe
saadet devrini hatırlamak hatırlamak
ne ki unutmamak
yaşamaktır edep

takatin yettiği kadar haykırmak nefsine sessizce
edepsizler duyana kadar gözyaşıyla yıkamaktır yüzü
kurân’ın sesini duyabilmek
duyurabilmektir gönlünce
sindire sindire her zerresine

secdeye baş koymaktır gecenin bir yarısı
hülyalarında sadece onu görebilmektir
ona ümmet olabilmektir edeple
ve sevebilmektir yaratılanı
yaratandan ötürü

en zor anında ümidini kaybetmemek
paylaşmaktır medine’dekiler gibi
ve imanın yaldızıdır edeb

ciddiyettir latifeyi unutmadan
dalkavukluğa kafa kaldırmaktır edeb
islam deryasına atabilmektir kendini fedakarlıktır aşktır
dost kalabilmektir Allah ve dostlarıyla

emânete sadakattir edep bazen
susmaktır gözyaşına sığınıp

zulmün duvarını yıkmak takva zirvesine çıkmak
kulluk miğferini takmaktır
edeb

kapısı zümrütten tokmaktır çıkmadan huzura çıkmaktır
cürmünü tevbeyle yakmaktır
her nefes sonsuza bakmaktır edep

Ömer Ekinci Micingirt


Edep Ve Edip

Kuru derede su edipte ilim
Vaatte sadâkat duyguda hilim
Kefeni kirletir sözün vebâli
Ar yoksa oynanan ziyankâr film

Sırtında ar taşı mutlaka âlim
Gözlerim yüzünde yakanda elim
Bana da dua et baba Cibali
Ses ver yağmalandık nere gidelim

Ömer Ekinci Micingirt


Edirne

Tabyalar içinde tarih yazıldı
Seni kimler anlar bilmem Edirne
Şehitlere yanık ağıt dizildi
Yamaçların elem elem Edirne

Hasret gözyaşlarım meriçle akar
Duygular tuncayla yüzümü yıkar
Balkan şehitleri maziye bakar
Şuhedaya selam selam Edirne

Tunayla içiçe minare gördüm
Selimiye yasta sustum oturdum
Maziyle dertleşip el ele verdim
Ezanlarla gülem gülem Edirne

Her taşına dokun bir Sinan yazar
Melekler ülkesi göklerde gezer
Her taşı ihtişam her taşın mezar
Tabyalarda ölem ölem Edirne

Şairler ozanlar sende gezerler
Hüzün beste beste tarih yazarlar
Bağrı yanık kızlar türkü dizerler
Darüşşifa ilim ilim Edirne

Adalet kasrında sorgu sorulur
Üç şerefe ilim irfan örülür
Hakkın divanına sende varılır
Sende başka kelam kelam Edirne

Saray içinde hayy pehlivan sesi
Yağlı güreş müthiş kemerdir süsü
Koca Kel Aliço güfte bestesi
Kıkpınarda olam olam Edirne

Ülkemin Edirne sınır kapısı,
Asalet kokuyor tarih yapısı,
Osmanlıdan miras şanlı tapusu,
Tekrar tekrar gelem gelem Edirne.

15.06.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Efem

Bebek kokusuyla bakıyor annem
Efsunlu gözlerle, anlayamadım.
Gül kokan tespihi yanakları nem
Sükûta sığınıp inleyemedim

Bendeki hüzünler annemden nişan
Bir lahza ah çekip dinleyemedim
Annem hep secde der ben hep perişan
Neden ben bu hâli sonlayamadım

Babamı sormayın hafızdır efem
Yâsin kulağımda sin’leyemedim
Nasihati dizgin, ifadesi gem
Hayatı ölüme can’la yamadım

15.11.11 Bursa

Efe: Yiğt manasında olsa bile doğuda hafızlıkla ilgili kişilere denir..Babam güzel Kurân okuduğu için komşular efe derlerdi...Bizde baba yerine efe demişiz ve öyle kalmış :)

Ömer Ekinci Micingirt


Efendemmi

Ruhu terk eylemiş naaşı vardı
Sessizce ağladım amca diyerek
Zihnimi terhisin yumağı sardı
Düşündüm vuslat var çok şükür gerek

Ahiret akıbet başka biçimde
Bu dünya sadece varsa beş para
Elli yıl boş geçtim azap içimde
Tevbe var hasret var vuslat var yâre

Ömer Ekinci Micingirt


Efkâr

Geceye kulak ver efkâr yaş aksın
Vuslata koşar hep hislerin inan
Tekmili eşsiz şey aşk duyacaksın
Seherde bir başka oluyor insan

Her taraf büyülü kendimi buldum
Ben ona kurbanım ben ona kurban
Mest etti geceyi sanki kurtuldum
Zaman bütünleşti ses verdi "bir"den

Seheri bilmeyen kendin bilemez
Zamanın içinde bir başka zaman
Kâmeti olmayan vecde gelemez
Alnım dost bağında ruhumda ezân

Ömer Ekinci Micingirt


Efsunlu Rüya

Seni bekliyordum hemen ilerde
Bu sendeki işve ağulu pıtrak
Sitemi fark etmiş bizimkilerde
Farkında değilsin uslup pek matrak

Edep iffet sükun benim sultanım
Musiki dinlerim ney nefesinden
Bilmem ki nedense ateş heryanım
Bir anda irkildim tatlı sesinden

Yüzün alev alev kirpiklerin ok
Bense hüzün ağı hisler karışık
Böylesi görmedim başka yerde yok
Bakma öyle bana sevdalı âşık

Efsunlu rüya yâr yaklaş kaçırma
Büyüle ruhumu Itrili sesle
El ele verelim gel hele durma
O’nun bestesiyle beni de besle

15.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Eğitim

Ben severim okuyanı yazanı
Ha nalbantmış ha nalcıymış fark etmez
Taşa çalın bu ezberci düzeni
Ha hancıymış ha yolcuymuş fark etmez

Anlamak ne ezber yeter yat uyu
Havanda su Ali topu tut uyu
Ne çıkarmış bir kereden sat uyu
Ha hortumcu ha golcüymüş fark etmez

İfrat tefrit eğitime ektiğim
Külden kale senelerdir diktiğim
Sabır ile tesbih gibi çektiğim
Ha medyummuş ha falcıymış fark etmez

Yapan biziz bozan da biz küs demem
Okul bizim yavru bizim pes demem
Tüm görüşler baş üstüne sus demem
Ha sağcıymış ha solcuymuş fark etmez

Son yüzyıldır yattık baktık Ekinci
Derin mafya kimi soygun kefenci
Masonlukta benim ülkem birinci
Ha kovboymuş ha kolcuymuş fark etmez

13.06.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ehad

Bir dedik hep tasa yok
Ehâd sağlam âsa yok
Anasız doğmaz yasa
Ana yazan yasa yok

Ecel kimde kısa yok
İncil bozuk İsa yok
Mânayı eğmez yasa
Mâna yazan yasa yok


Şaron Neron Musa yok
Tevrat bozuk kıssa yok
Deneye değmez yasa
Dene düzen yasa yok

Bir dedik hep tasa yok
Ehâd sağlam âsa yok
Anasız doğmaz yasa
Ana yazan yasa yok

Ömer Ekinci Micingirt


Ekinciler

Sinem pâre pâre mecnun sılaya
Bizden size selam var Ekinciler
Hasretim zıgava kümbet kaleye
Garip kaldım garip zor Ekinciler

Duygular harabe yaktı anılar
Hatça ninem öldü öldü maniler
Arzuhal eyledim nerde faniler
Duâ ister duâ nur Ekinciler

Hacı Hedis yoktur icat düşüne
Hacı İhsan gelmiş seksen yaşına
Hacı Behzat çıkmış tandır başına
Kime bakar kime sor Ekinciler

Düşündüm düşündüm sıla duyunca
Dağıldı Ekinci vatan boyunca
Dönmez çarkım kalbe hasret koyunca
İçim yanık kavruk hâr Ekinciler

Ekinci sülale köyüm Micingirt
Saltuklu diyârı insanları mert
Araziyi sattık kaldı Şeremet
Vakıf derim vakıf ver Ekinciler

Aşiret değiliz aynı sülâle
Ezelden vurgunuz yıldız hilâle
Ezân okur babam benzer Bilal’a
Hakk’a âşık Hakk’a yar Ekinciler

Tarihte Micingirt olmuş İnkaya
Ceneviz Selçuklu yazılı kaya
Sancaklık yapmıştır Saltuklu beye
Tarih yazar tarih var Ekinciler

Hiçbir şey sormayın ben hep Ekinci
Hasret aşk yüreğim azılı sancı
İffetli insanı yoktur utancı
Asil yaşar âsil gör Ekinciler

Ömer Ekinci Micingirt


Eksilmez

Kaf Dağı’nın ardında
Kimi saklıyor dağlar
Varacağa vardın da
Yol boyunca kim ağlar

Rahmetinde, aşk solmaz
Yakın saklı ırakta
Ve uhrevi eksilmez
Sır gizem ve son nokta

16.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


El Açtım

Yâ Rab sana ayanım
Istırap beden beden
Benzeri olmayanım
Sensin güne hükmeden

Köz ateş bahçem bağım
El açtım geldim yine
Ümidim sığınağım
Fazlına keremine

Sen Bir’sin kitap birdir
Kardeşlik damla damla
Kudret sen hitap birdir
Noksanımı tamamla

“İslam güzel ahlaktır”
Ezel ebed ileri
Anlamayan ahmaktır
Şühedâ Fethi’leri

Küfür nifâk ve vatan
Âciz kul Ömer adım
İmdât eyle yaratan
Sensin şeksiz imdadım

Ömer Ekinci Micingirt


El Salladık

Ufkumu yaralar sözün eğimi
Kılık değiştirmem isyan yok hâşâ
Alamayışından his yüreğimi
Bıraktı kederi düştü telaşa

Siz yüzen atlılar ben ıssız ada
Benzersiz trafik karanlık ya da
İs savururum tüten bacada
Ateşle oynarım ellerim maşa

Hüznü sarmalında sığındım bir’e
Beyaz dörtlüklerle vurdum şiire
Uçuştu heceler gör birdenbire
Döküldü gırtlaktan döndüm sarhoşa

Sere serpe renk renk düşüncem mordu
Sözler pek kumarbaz kazan diyordu
Dudaklarım ben’i hıfz-ediyordu
Heceyi katledip yattım ben paşa

Seheri ağarttım gaflet var kesin
Umurunda değil baktım herkesin
Şiirin merkebi ne derse desin
Aşka el salladık kardeş kardeşe

27.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


El Yazması Mektuplar

Ceylanlar gibi ürkek kuş sesi gibi ılık
Aynen ikbâl yıldızı susmuş yazgıyı bekler
Sükûtun imbiğinde bakışlar kalabalık
Her ne zaman ağlasa ona benzer bebekler

Lacivert zamanlarda hüzün salar her dâim
İffet ile örülmüş, gerçek iklimi arar
Sen derken tenhâlarda ne kadar da mülâyim
Ellerinden tutunca yanakları kızarır

Cemrelerde ısınıp mektuplarda yanıyor
Mektuplar el yazması bende varım bir baktım
Efsunlu duâlarla, günbegün boyanıyor
Nurlu yüzünden öpüp tebessümler bıraktım

Hem aşk bir vuslât ise neylerim kuşkuları
Kazanlarda demleyip beyaz kefene sarın
Bıçkılayın peşimden kan rengi coşkuları
Sorulursa hakkınız helâl deyin haykırın

Biliyor sığınağım yürek sesi bu konu
Teneşire gül koyun çelenk neymiş hurâfe
Cürmüm pek çok olsa da unutmam hâşâ O’nu
Yine oldum tüy gibi üveyk gibi bu defa

İffetin her rengi var vallâhi başka edâ
Kırdım tüm heykelleri hüzne sarmalar attım
Artık vuslât ölümüm nâkış nâkış şühedâ
Helal mâhzûn bakışlı yine seni anlattım

Ömer Ekinci Micingirt


Elif

Kemâl-i insafla şakıyacağım
Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif
Her gece ruhuma okuyacağım
İnkişaf etmese olmam ki Elif

Bütün sıfatların tüm sergisini
Yunus Emrelerin aşk türküsünü
Tıbbiye bakışı ve görgüsünü
Sensiz gurbet elden gelmem ki elif

Dün rüyamda gördüm nazlı resmini
Yıldızlara sardım astım ismini
Yağmurlara sordum yoksa küstü mü
Yağmurlar gözyaşım silmem ki Elif

Utandım yutkundum bak yüzüm kara
Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara
Kendimi atarım vallah Hazar’a
Yesinler yunuslar kalmam ki Elif

Elif doğruluktur Ku’rân hazine
Elif nazlanıyor bakmaz gözüme
Elif gül diyorum bir kez yüzüme
Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif

Rüyada buluşsak gelsen bu gece
Rengârenk bakışsak gülsen bu gece
Yaşımı saçınla silsen bu gece
Ümitle yaşarım ölmem ki Elif

Micingirt kurudu yaşım masamda
Yüreğim ağlıyor ağlamasam da
İzmit’ten Bakü’ye selam desende
Sahipsiz selamı almam ki Elif

15.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Elif Nur

ışığını senden aldı yıldızlar
sende uçuşur musikiler pırıl pırıl
sen mezarımda mertek
sevdalarımda teksin
hüzünlerim köpürür her defasında
sevdaları kovalar sesiz sesiz
vuslat mı hasret mi yüreğine astığın
efsunlu mimiklerin ayrılık besteleri
gel hele mertek boylum
kefen yüzlüm turap gözlüm
gel de ruhumu titret heceler boğuluyor
karabasan rüyalar sensizlik girdabında
rüyamdasın baş tacı sen sevdamın ilacı

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm

matemlenir geceler yapayalnız kimsesiz
usul usul okurum ramazanda cüz gibi
kehribari gözlerin
sar beni elif nur sar sımsıcak nur gibi
tebessümün inşirah gülüşlerin dupduru
her yanda esintin var sevdalarım sen akar
yağmur gözlüm
duyularım mahpusta gözlerinin hapsiyle
sürünür rüyalarım soluklarım kesilir
sensizlik girdabında sızlıyorum derinden
ümitlerim derbeder ya rüyama girmezsen
karıştım gözyaşına damla damla
billur billur dün gece
zülüflerin altından hislerimiz akarken
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmede nefesin
hem ismine büründüm

yürüyüşün buğulu
koştum koştum koştum
düşe kalka peşinden
kavuşuncaya dek
gözlerimi açmadan bir seher uykusunda
serkeşhane dolaştığım yetmez mi
sar beni sıkıca sar
mertek boylum kefen yüzlüm
bulutlar oynaşırken gözyaşları karışsın

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm

gökyüzünün yamacına işledim
evlek evlek sevdamızı
oturdum gecelere rüzgarda üfül üfül
avuçladım kalbini
hayal ettim hep seni bakışları yaşmaklım
sensizlik bir felaket sensizlik sevinç-keder
bu dalgınlık nedendir tebessümü büyülüm
gel hele mahzun yüzlüm
sevdamızdan tutuşup uçuşalım vuslata
cilveleri iffetlim güzellikler perisi
iffetin abidesi
hayallerim tütüyor bekleyiş çerağında
sar beni sımsıkıca sar
bulutlar oynaşırken mezarlığın başında
dökülsün günahlarım
dökülsün kefenin kokusuyla
sevdanın ikliminde

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm
ismine elif nur...

05 09 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ellerin

Öperim ellerin nasırlarını
Ne kadar samimi öyle yürekten
Çayınla değişsek nesirlerimi
Tiryakin olmuşum inan gerçekten

Götürdün maziye hüzünle bizi
Çatlaklar arası renk renk mana var
Ötenin şevkiyle tüm hepimizi
Sükûna boyayıp eyle bahtiyar

26.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Emânet

Bahtiyar günlere yol aldı gemin
Sabreyle hiddet yok sabra muhtaçsın
Güneşi doğacak batan gölgemin
Karanlığa kandil başlara taçsın

Sâmimiyet hisli müsâit zemin
Ruhun hoşluğunda kendinden emin
Zafer vasıtası ettiğin yemin
Ter dök muhabbetle çiçekler açsın

Yeter artık küfrün tepesine bin
Şehide sözü var canım ülkemin
Öksüzler yetimler sana yâdemin
Sen ümmete talih kader sertaçsın

Ömer Ekinci Micingirt


Enaniyet

Sırtımda taşıdım enaniyeti
İbret vadisine gelince gördüm
Benlikle raks eden bozuk niyeti
Ben ben'e bakışıp gülünce gördüm

Kıpkızıl bitimsiz bir korku sardı
Şeytanlar hortlaklar İblis'te vardı
Cehalet semtine anlatmak zordu
Sonra karşı komşu ölünce gördüm

Adam olmak adam, adamlık gerek
Hakkın divanına başın eğerek
Hep benim hep benim ben var diyerek
Zulmetle baş başa kalınca gördüm

Ölüm var ölüm var sesler duyulur
Etrafa hüzünlü nağme yayılır
Ellerim sımsıcak terim yuyulur
Zihnim kucağıma alınca gördüm

Şafağı sancılı sopsoğuk bodrum
Zambaklar ırmaklar bir de uçurum
İşte bu yolculuk böyle bir durum
Zahmette rahmeti bulunca gördüm

26.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Endişe

Cümle ruhlar toplanir teraziler kurulur
Ve kapılar kapanır emir gelir felekten
Kibir gurur yırtılır gayya mührü vurulur
Endişen yok mu gardaş o dehşet gelecekten

Dava ağır yol yokuş darbe yedim ard arda
Korku ümit toz duman gezerim uykularda
Duygularım hercümerç bambaşka sevdalarda
Ne isterler bilmem ki al yazmadan leçekten

Gel mevsimi geçmeden kulak kesil o sese
Sibirya’dan Sina’ya diriliş ol herkese
Dinle yaşa arz eyle her ruha her nefese
Arasat meydanında müjde gelir felekten

Ömer Ekinci Micingirt


Engelleyemez

Sokağı hörgüçle ziynetlere sür
Göğsünü boynuna salıp öyle gez
Soyunmak örf töre moda tesettür
Olur mu kardeşim kimse diyemez

Yağmuru güneşi toprağı düşün
Islan tefekkür et yaprağı düşün
Nineni, efsunu yaşmağı düşün
Kısık ses terazi dengeleyemez

Çileli davalar bayram düğündür
Hesap kitap varlık yokluk bugündür
Örtün be kardeşim, özgürlüğündür
İffeti yasaklar engelleyemez

Ömer Ekinci Micingirt


Engelliyim Ben

Vuslattır arzum Hay Mevla’ya hasret
Sahabe bakışlı engelliyim ben
Rüyayı çatlattım yatmakmış kısmet
Rayiha kokuşlu engelliyim ben

Felçliyim yatakta ana kuzusu
İsyansız ağlarım alin yazısı
Yirmi bir yıl oldu zordur sızısı
Kevsersi akisli engelliyim ben

Engelli bedenim ufkum medeni
Refiya anamın yasam nedeni
Çözüldüm yatakta bildim edeni
Şefkate bakışlı engelliyim ben

Bu dünya fanidir isyan yok hâşâ
Cennetler verilir ihlâslı yaşa
Annemle kardeşiz verdik baş başa,
İmtihan yokuşlu engelliyim ben

Duygulandım yine köz oldu sinem
Ekinci dertleştik buz oldu sinem
Konuştuk nurlandı haz oldu sinem
Hülyası nakışlı engelliyim ben

Ömer’e duanız hediye olsun
Cennete götüren sediye olsun
Anneler annesi Refiye olsun
Çorumdan çıkışlı engelliyim ben


....................Tevafukun tanıştığım engelli kardeş Erhan Ölçer isteği üzerine yazıldı...


28.11 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Engizisyon Gibi

Ne varsa unutun dedi yobazlar
Ot samanlık oldu onlarca mabet
Kaç asrın ruhunu yedi yobazlar
Bağnazlık sayıldı her bir ibâdet

Düşündüm kendimce sâhi ne işti
İtten imam oldu eşek vâizler
Kimisi uludu kimi tepişti
Şeytanı arattı bu kılavuzlar

Aysbergler misali gizli el ele
Engizisyon gibi kimi gammazlar
Gömdüm mâzi derin darb-ı mesele
Tarihle oynadı ipsiz cambazlar

Ömer Ekinci Micingirt


Enkaz

Bakmayın siretime ses veriyor aklarım
Mâziyi geri çeker kütüklere saklarım
Bir ömür yapayalnız eskiyen yerlerimi
Menfezlere gizleyip kalbime yasaklarım

Gülümse reâlite zevâlde tüm aşklarım
Mâtemi kucaklayıp geçmişimi yoklarım
Âhenk ve huzurumu kaybettim varlarımı
Ben ki kemikten enkaz taşımaz ayaklarım

Ömer Ekinci Micingirt


Enkırmen

Basın ona ipotek
Tafra tüten yüzsüze
Boynu kalın sırtı pek
Pitbull değil bu köpek!

Metres serbest eş yasak
Kızıyorum köksüze
Bilmem nerden başlasak
Siz efendi biz tutsak(!)

Ve çirkef çark dürülür!
Milli ruh gerek size
Mizan düzen kurulur
Kin ve nefret sorulur...

08.10.08 Bursa

Not: Ülkeme,halkıma ve kültürüme saygı duyan habercileri tenzih ederim...

Ömer Ekinci Micingirt


Erciş’e Van’a

Acı yes beraber neşve beraber
Varlığımın her rengini izledim
Tüllendim yaşardım titredim yer yer
Dirliğimin hoş cengini izledim

Semâvi hâl belki durgunluklarım
Kardeşe sitemim kırgınlıklarım
Ferhatlı şirinli yorgunluklarım
Yârenlerin ahengini izledim

Hüznüm bir başkadır acım bir başka
Milletçe el ele büründük aşka
İlâhi bir his bu ruhum bambaşka
Verenlerin serhengini izledim

Keder fasıl fasıl yaş fasıl fasıl
Beni ayrılıklar öldürür asıl
Gözyaşları coşmuş yer gök muttasıl
Körlüğümün nirengini izledim

Bir başka musiki yağar her yana
Doğu batı güney Erciş’e Van’a
Birlik yudumladım ben kana kana
Birliğimin mihengini izledim

26.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ercişli Emrah

Belki izâhatın zamanı geldi
Ulvi kavgaların közüdür Emrah
Dünyayı dolaştı Erciş’te kaldı
Önden gidenlerin izidir Emrah

Vahdet istikâmet asra astığı
Sonsuzluk diyârı ayak bastığı
Diriliş döşeği ölüm yastığı
Kulluk makamının özüdür Emrah

Halk içinde Hakk’ı çoklukta yoku
Sâmimiyet öğüt ondaki doku
Her sözü kâinat düşün yaz oku
Gören gönüllerin gözüdür Emrah

Öteli sevdalar mor olur elbet
Ozan özlenince sorulur elbet
Derin okyanuslar durulur elbet
İçli deyişlerin va’zıdır Emrah

Bülbül aşka gelse güle uyanır
Teslime koşanlar Hakk’a dayanır
Hikmetle bezenir aşkla boyanır
Bizim Yunusların sazıdır Emrah

Yönsüze yön veren sözleri merhem
Vuslata koşmuştur gözlerinde nem
Heceleri irfân, icabında dem
Bâde içmişlerin gizidir Emrah

Emrah âşk, âşk sesi âşıklar erir
Âşıklar öldükçe tekrar yeşerir
Vâkitlere mihenk renge renk verir
Yüce bir milletin sözüdür Emrah

Ömer Ekinci Micingirt


Erdem Beyazıt

Erdem Beyazıt
ölmemiş az ilerde
kapısında
baş koymuş eşiğine

Öksüz kaldı kelimeler
hepsi bu

Erdem Beyazıt
ölmedi terk etti rıhtıma vardı
sizi terk etsi sizi

08.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Erzurum

Suları efsunlu dağları karlı
Gözlerim ıslanır konaklarında
Taş duvarlar bilge vâkit efkarlı
Sessizlik yırtılır sokaklarında

İffet fısıldaşır nurlu leçekte
Cistik zığva kuşak aşk var yelekte
Bindalli giyinmiş yâr beklemekte
Örtülü yaşmak var dudaklarında

İbrahim Hakkı de Alvarlı’yı yaz
Dadaş merttir amma delidir biraz
Sözü çelik gibi yumruğu ayaz
Zalimin izi var dayaklarında

Aşk dadaş barıyla rahvan atıyla
İslam’ın o nurlu hür fıtratıyla
Milli davaların serenatıyla
Mehteri kenetler kulaklarında

Abdurrahman Gazi Eşref Efendi
Hürmet tazim gerek irşâdın bendi
Seyyit Şahabettin Bursa’ya döndü
Erzurum kokusu ayaklarında

Paşa Dabakhane Cennet çeşmesi
Muratpaşa Zeynel şehrin içmesi
Yeğenağa şeyhler sevdanın sesi
Abdestin efsunu ulaklarında

Erzurum dökülür gözlerime nem
Nene hatun kokar bendeki özlem
Erzurum mor ışık leylalara dem
Şehit sesi çınlar kulaklarında

Sûfi Taşkesenli hocası Tâği
Sırrı efendi var halvet ocağı
Bu şehir mübârek İslam sancağı
Ol Hüseyin Ruhi topraklarında

Eren evliyası hiçin hiçinde
Tabyalar bakıyor başka biçimde
Çok şey yazamadım kaldı içimde
Top sesi zonkluyor şakaklarımda

Reyhani Sümmani Ve Nâim Hoca
Dertli akar Dumlu çeşme her gece
Erzurum mübârek Erzurum yüce
Cennet kokusu var sazaklarında

Abdurrazzak Ali ve Abbas Mehdî
Arapkirli Ömer kerâmet ehli
Bendeniz Ömer’in izâhta cehli
Anlattım gerçeğin uzaklarında

Ömer Ekinci Micingirt


Esbâb

Zaman hüzün yağar mevsim an olur
Yer gök menfez eder soluk mehtabı
Belki de yeniden ilkbahar olur
İçimde bir sevinç yâr’in esbâbı

Bülbüle hoş gelir gülün sevdası
Belki vuslat boyu aşkın yasası
Hep beni kemirir yokluk tasası
Ümit yeis hicran eşya hesabı

Ömer Ekinci Micingirt


Esince Rüzgâr

Başka inliyorum esince rüzgâr
Gözlerim buğulu düşer yollara
Ruhuma akınca bunca şevleler
İçlenir yüreğim hâlden hâllere

Beni iyi tanır yıkık şadırvan
Aktıkça içime saklarım her an
Kimse beni bilmez meçhule koşan
Susuşlar sürmüşüm sâde dillere

Sokağa üfleyen ebedi göçler
Apayrı kehkeşan ihtiyar gençler
Ne kadar şivekâr bu beyaz saçlar
Beni mahpus etti kalem ellere

Pek öfkeli yazar yazan ellerim
Hırçın ideâller ve hâyallerim
Ömrümü ağarttı şu gitgellerim
Ağu kenetlenmiş gurbet ellere

Büklüm büklüm sokak tok yatan açlar
Yokuşta yolcular derin yamaçlar
Yalnızlık gel diyor neyi amaçlar
Titrerim sarmayın ipek şallara

Her şeyi dökerim bir başka hazla
Coşkun ırmak gibi oku niyâzla
Umutsuz dudağa mutluluk fazla
Sebebi sordun mu açan güllere

Hikmet derinliği belki de arı
Yaşıyorum lâkin sonun baharı
Unutmam çağrıyı gerçek diyârı
O zaman gün doğar şâirgillere

Ömer Ekinci Micingirt


Esiveririm

Renkli hülyalarım neyin peşinde
Kör topal sözlerle amaç belirsiz
Mıhlanmış davaya herkes işinde
Ötenin sesiyle çıkar gelirsiz

Esiverir ruhum meçhule doğru
Rüya biter dehşet ve büyük çağrı
Ufukta belirir doğruyla eğri
Kapıma dayanır yetim dul hırsız

Ömer Ekinci Micingirt


Esselâ

Arzı hâl eylemek aşktır nihâyet
Hak'tan gelen rahmet eşhedübillah
Nasip eylemişse gel diye şâyet
Gözüne yaş verir ayıltır Allah
Ne güzel kelâm de elhamdülillah

Günahkâr sevdalı gönülden âhı
Çekerse gül biter lütfeder vallah
Öyle bir hâl ki bu hallerin şâhı
Nefsin ateşinden çeker inşallah
Muhabbet vesselam elhamdülillah

Kavuşmak sır değil çokluk içinde
Tevekkül kulpu hayy fesuphanallah
Muhabbet kervanı hak var vechinde
İnsanlık meclisi âmentü Billah
Şems gibi bir âlem elhamdülillah

Arzu iştiyakı zamanın tacı
Sıdk ve sadakatin yolu bismillah
Gölge kabul etmez tevhid ağacı
Peşinden esselâ gün akşam sabah
Ve aleykümselam elhamdülillah

Ömer Ekinci Micingirt


Evladı Resul

Ben bir veli gördüm pek yüce soyu
Menekşe bakışlı varış heybetli
Yaratana âşık sadıklar boyu
İksir her kelamı soruş hikmetli

Kıskanır melekler sessiz gülünce
Ölmeden ölünür hatme olunca
Cezbeler uçuşur nazar gelince
Engin nazarları duruş hikmetli.

Evlad-ı Resul hem bize emanet
Canlı sahabeler aynı sadakat
Hakkadır sevdası yolu hakikat
Sükûtu sohbettir görüş hikmetli

Nakış nakış ruha edep örülür
Nefis aynadadır günah görülür
Hakkın tevvabıyla tövbe verilir
Vesselam gardaşlar yarış hikmetli.

2004

Ömer Ekinci Micingirt


Evlat

Bugünler çok çetin vazgeçme sakın
Çevir yarınları heyecana bak
Tarih kuluçkada doğuş pek yakın
Ölümsüz ruhlara yoktur uyumak

Ümide çarpıyor bendeki tasa
İzâha ne hacet derinden duymak
“Asrın idrâki” der değişmez yasa
Sana yakışır mı yerinde saymak

Asla soru sorma vakitten yana
Zafere götüren yolda yok caymak
Mâzi hasret kaldı cennet vatana
Tekrar vazifendir “tekbir”i koymak

10.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Eyvah Eyvah

Riyâ vardır fiyakam da
Yer gök inler eyvah eyvah
Her mevkide her makamda
Suizânlar eyvah eyvah

Şaşı gözle düz bakamam
Nefsi elden bırakamam
Ömür gitti meçhul harman
Bilen anlar eyvah eyvah

Çürümüşlük üç kuşaktan
Her şey yoksun dayanaktan
Bir gün gelir emir haktan
Ruhum inler eyvah eyvah

Nasip mi yok hırkasından
Gidemedim arkasından
Şarkım kimin fırkasından
Kimi dinler eyvah eyvah

Gösterişi terk ederek
Kardeşliği erk ederek
İhtirastan vazgeçerek
Gitse kinler eyvah eyvah

Karıncalar kelebekler
İbadette tüm böcekler
İbret demez hele bekler
Ah insanlar eyvah eyvah

Uyan Ömer uyan artık
Her şey açık ayan artık
Sabret şükret dayan artık
Ne desinler eyvah eyvah

26.10.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ezan

Ok gibi dosdoğru minaresinden
Her seher vaktinde seslenir ezân
Mevla’nın en büyük emaresinden
Beş vakit meltemle süslenir ezân

Yeşerir sineler ezan sesiyle
Kehribar yüzlünün son bestesiyle
Ufuklar nurlaşır yâr kâsesiyle
Çoraklaşmış ruhlarda ıslanır ezân

Haz verir çağırır secdeye davet
Doyumsuzluk aşkı yoktur adavet
Ezgisi efsunlu ulvi beşaret
Huda kapısından beslenir ezân

Ezansız anayurt hicrandır zahit
Anlatamaz bunu kaside beyit
Oku ezanı da duysunlar Seyit
Bilal’den âleme seslenir ezân

Ben ezanla doğdum ezanla gülüm
Ezanla yaşarım ezanla ölüm
Ezansız vatan mı lâl olsun dilim
Mevt olunca Ömer hislenir ezân

Ömer Ekinci Micingirt


Ezberlerim

Ben ben’e taşındım hafifçe yine
Ergenlik okşuyor ölüme kala
Susuşlar düşürdüm vâktin peşine
Şiir tutuşturur koşarım hâla

İmgesiz gözyaşı eşkin notalar
Çile yamalarım ah ara ara
Duyguyla karılı saklı yaralar
Çok şeyi bıraktım sonsuz bahara

Yüküm büyüdükçe cürümler ya da
Ne varsa öksüzlük kalbimde yaşar
Tek bitmez yolculuk öbür dünyada
Yürekler kanatan ezberlerim var

17.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ezel Ve Ebed

Şaka mı dört biryan bu neyin düşü
Geldik gidiyoruz gayesiz sanma
O meşhur meydanda tufan cümbüşü
Bende de endişe belirsiz amma

Her şeye rağmen ölünceye dek
Tenha gece varsa gözyaşı vardır
Ya rab ben pişmanım döktürün tek tek
Kimin varlığında kim bâhtiyardır

Çarpan dudaklarda vuslat hû hû'dur
O’nu razı etmek ne büyük devlet
Tevbe şelâlede oynayan sudur
İki ayrı âlem ezel ve ebed

16.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fâkihler

zihnim kehribar tespihi
üçsayı ve kırılgan
mısralarım sınav kâğıdı

tesellim seher sesi
fâkihler çıplak
ve ne yazsam nâfile

Ömer Ekinci Micingirt


Fâni Renginde

Her doğan tomurcuk ecelli gelir
Ve yolculuk başlar fâni renginde
Bismillâh demeden tecelli gelir
Vakit terse işler fâni renginde

Henüz başlamıştık erkendi güyâ
Kelam pek zavallı irâde yaya
Günler doğdu battı bakmadık Ay’a
Mevsim dağlar taşlar fâni renginde

Oyun kan kırmızı düşünceler pus
Dünya bir gardiyan tapanlar mahpus
Yine hüzün bastı mevt kime mahsus
Hayal gerçek düşler fâni renginde

Yer yer korkunç kaçar şeytanın atı
Arsıza terk etti sanat sanatı
Fetva sunuları fuhş saltanatı
İmam yüzlü keşler fâni renginde

Hem “râbıta-i mevt” yönelişe hat
Fâniden Bâki'ye derin irtibât
Kış kıyamet rüzgâr ölüm ve hayat
Güz görmeden kışlar fâni renginde

Neyin serüveni madem hür idin
Ağaç gölgesinde nere yürüdün
Ölümsüzlük kürü, tefekkür-ü din
Secdeleri beşler fâni renginde

Bilen’i bilenler cennette fide
Gerçek âşıklar var eşsiz nadide
Ve arşın altında kutsal vâdide
İnci yakut yaşlar fâni renginde

22.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fareler

Safını belli et dürzü daha net
Bu kadar açık söz size ne deyim
Basiret ser çekmiş hadsiz ihânet
Matemle şehrâyin yürümez beyim

Barış demokrasi özgürlük yer yer
Cehennemi andırır artık her biri
Zevâlin çok yakın anlarsan eğer
Gelir er meydanı salar tekbiri

Bu günler bir başka esiyor rüzgâr
Hayal edemez ki dağda fareler
Şûheda hem nedir kimden yadigâr
Sabırla hu çeker,hû minâreler

19.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Farketmez

İnsan hâlim olur birazda vâkur
İster şâir ister dekan farketmez
Sözlerim tarafsız ifâdeler hür
Ha başvekil veya bakan farketmez

Aynı secde boğuşmalar, ne acı
Kim yalancı kimler sahip kim hancı
Kızıyoruz hâin eller yabancı
Karıştıran arka çıkan farketmez

Ülkem pek değişti zamanla gel ki
Aslanlar kurt oldu çakallar tilki
Garaz kin üretir düzen bu belki
Kaptan vezir sultan hakan farketmez

Yabancıya kızmasına kızakta
Pek mahiriz kendimize tuzakta
Kardeşlerim aç ölüyor uzakta
Hem Türkistan hem Arakan farketmez

Gördüğüm ülkemde kaynayan kazan
Benim ki vehim mi nerede izân
Beynimi yıkıyor bühtan sûizan
Ağıt tutan kına yakan farketmez

"Allah vardır! "bilir misin var yoğu
Vahdâniyet var edenin buyruğu
Şâd edelim kardeşliği birliği
Cahil arif çizen yazan farketmez

İdrâk tepetaklak mahiriz lâfta
Kılıçlar bilendi yine bu hafta
Nifâk kin kuyruğu dört bir tarafta
Kefen biçen selam çakan farketmez

Aynı esvap aynı sancı aynı yol
Hep beraber bir âhenkle sağ ve sol
Sarıl artık kardeşine kardeş ol
Muhâlefet ve başbakan farketmez

16.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Farkında mısınız

Asıl mısın yoksa gölge misin sen
Aslı idrâk etsen er geç ne ala
Geç hadi tekleyen merdivenlerden
Hüsran ehli olma bahtsız budala

Ölüm ötesidir doğmaksa asıl
Ölümle oynaşır gece uykumuz
Ölüm hep benimle benle muttasıl
Gerçekte izâfi her bir duyumuz

Ki azaptan önce ecel vuracak
Ümidin altında korku gizlerim
Namazsız müridi kim uçuracak
Farkında mısınız ruh ikizlerim

Ömer Ekinci Micingirt


Fazıl Say

Fazilet mi olur Fazıl koyunca
Zillet kervanında yollanır Fazıl
Ürperdim yutkundum ülke deyince
Kimin nağmesiyle dillenir Fazıl

Bu fazıl davacı hem de hakimdir
Hem kime bestesi bu akıl kimdir
Her sözü bir namlu bu nasıl kindir
Nobel kokusuyla ballanır Fazıl

Oratoryo ruhu konçerto işi
Derin denizlerden mürit dervişi
Konağı Berlin’de Avrupa eşi
Batıyı duyunca hâllenir Fazıl

Bir şeyler dokuyor inceden ince
Şakşaklar çoğaldı ülke boyunca
Kimleri sırtladık hem daha önce
Asmalı konakta allanır Fazıl

26.12.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fedakârlık

Benlikteyken akıl verme zavallı
Çok uzadı o uslanmaz diliniz
Beş paralık nefesin var kavallı
Ben’i değil liyâkati biliniz.

Sükûtumda bir noksanlık arama
Toleransı görmemezlik ihânet
Var aslında çok çözüm var var ama
Bilmem ne der fetvasında diyânet

Sabrettimse edebimden arımdan
Çok kaçıyor bu günlerde atınız
Vazifeyi çıkarırsam durumdan
İdrâk edip sözlerimi tutunuz

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Felâket

Anlamsız söz dolmaz kap
Vasıfları ıstırap
Ne vicdan der ne hicap
Adam değil felâket

Irgalanmaz yüzü kir
Akli idrakten fakir
Ne izzet var ne fikir
Adam değil felâket

Renk çok tekâmül alık
Korkuda kalabalık
Gerçekte bin bir kılık
Adam değil felâket

Fiil nedir dön bir bak
Milli şuura uzak
Hep ihânet hep tuzak
Adam değil felâket

Ömer Ekinci Micingirt


Felsefî

Derinlikler ummanlar
Dalga denizde bitmez
Makyaj şuur kim anlar
Kader kimi diriltmez

Felsefî neler neler
Sâkidir kelimeler
Ümit korkuyu eler
Bâtıl hakta yer etmez

Şöhret sokağa culuk
Aklın kalbi yolculuk
Korkak titrek sığ kulluk
Gâvurları incitmez

Ömer Ekinci Micingirt


Ferace

Dörtlüklere el ele
Yürüyorum tek hece
Şiir yüzlüm gel hele
Gel kaçalım bu gece

Dört biryanım meçhul yâr
Mecnun gönlüm ne arar
Sen çiçeğim sen rüzgâr
Sen sihirli bilmece

Koş sonsuza durma gel
Tutsağın et beni al
Benimle doğ benle öl
Sen ruhumda ferace

15.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Feraset

Hem Müslüman aldanmaz,
Murâkabe tekliyor.
Derdi olmayan yanmaz,
Dert anlatmak daha zor…

Vuslat uzak yer sağır,
İslam garip kulluk hor,
Bir düzine hayal kur,
Mehdi gelir sen otur

Her yer bir tufan dibi,
Nesepsizlik terkibi,
Asrın gerçek sahibi,
Uyan adam kafa yor!

20.07.2009 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ferâset

Gözyaşıyla kaynarsa şuûrsuzluk kazanı
Başıboşluk felç eder beslediğin düzeni
Bâsiret sürüklenir,berduş karanlıklara
Hiçbir güç susturamaz şâir edip ozanı

Tanrıların çok senin rahat bırak ezânı
Koro yap alkış tuttur seni sana yazanı
Hüznüm ve şaşkınlığım,zelil yârenliklere
Hırslarına vakfetme kaderini kazanı

18.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ferhat’ın Çığlığı

Nedir bu dünyanın akı karası
Belki ifşâ etmek yok varım olur
Sâmimiyet ilhâm duygu arası
Gerçeği yaşamak tek kârım olur

Hani bâde derler ilâhi elden
Konu derincedir, incedir kıldan
Gelin söz edelim ebed-ezelden
Aynalarda gezmek zararım olur

İfadem kendimce gördüğüm gibi
Mısralar zihnimde kördüğüm gibi
Hüznü tabutlara sardığım gibi
Ferhat’ın çığlığı efkârım olur

Eşsiz değerleri boşa eskittim
Günâhlara düşe düşe eskittim
Ve hesapsız koşa koşa eskittim
Cürüm pişmanlığım ikrârım olur

Kefenim yıkasa tevbeli testi
Sanki yolculuk var bir şeyler esti
Gözlerim kaparsam bir akşamüstü
Belki Liva-ül Hamd diyârım olur

02.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fırlatıyorum

Taşınmaz çığlıklar taşıdım madem
Yüreğim ağzımda zift atıyorum
Acı ve gözyaşı sessiz ifâdem
Sevinçleri artık fırlatıyorum

Boğuyor boğacak beni bu şehir
Kurşun yemiş gibi hep yatıyorum
Amansız sarmalı yazdığım şiir
Belki de ölümü aratıyorum

18.01.15

Ömer Ekinci Micingirt


Fırtına

Fırtına kopuyor duada ruhum
Bir Leyla aradım bakışı ela
Geceyle söyleşip ve dinliyordum
Her yanım karanlık her yer Kerbela
Fırtına kopuyor duada ruhum

Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr
İçimde uğultu ses yavaş yavaş
Gülde tomurcuk yok bülbülde de zar
Bende de bir başka bambaşka telaş
Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr

Geceyi delince şu ezan sesi
Orkestra başladı karşıki parkta
Sevdaya sevk etti hemen herkesi
Hüzünlü diriliş coştu şafakta
Geceyi delince şu ezan sesi

20.10.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fıtrat

Takdire rızadır ihlâsta gerçek
Pişmanlık ve gafletin farkında mısın
Dünyayı sevdikçe putun sürecek
Yoksa nankörlerin çarkında mısın

Hem vuslat ilminde büyük çile var
Baki’yi idrâk ret, aksi intihar
Tekin takdiridir aradığın sır
Fıtratın ahenkli arkında mısın

06.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fıtraten

Aklım benden de kıt enâniyet tam
Sabri tekmeleyip koptum zincirden
Unutmayınız ki ölümlü dünyam
Menfaat maddiyat gurur kibirden

Dünün telafisi düne nispette
Zavallı oluşum tokluğumdandır
Var mıdır telafi tekrar kısmette
Çokluğu çok görmem tekliğimdendir

İki tür yaratık insan ve diğer
Şeklin ötesinde şekiller vardır
Dostluğu yürüten seyirse eğer
Gerçeğin yoluna seyirler vardır

Vâde mi geliyor daldım derine
Ama ve fakatsa pişmanlık vardır
İlâhi ikramdır yâri erine
Açıkta cinsellik aşkı inkârdır

Aklım ermiyorsa ezel ebette
Izdırap çilede yokluğumdandır
“Ben”imi var ettim “hiç” müebbette
Belki de fıtrâten çokluğumdandır

11.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Figür

Cemiyetler ithâl fikirler parya
İmtiyazlı hepsi teröre âlet
Seçimden seçime saz çalan var ya
Batın'ın figürü eder mi lânet

Marx'ın misyonu mu, sor kime tâbi
Kürt Türk Müslüman hem neyin verâsı
Esed Sisi Hitler Şaron kasabı
Gayya Zerdüştlerin son macerası

Ömer Ekinci Micingirt


Fil Gibi

Tortulaşmış sözlerin keskin şahidi alın
Kimliksizlik bulutu sarmış çığlık renginde
Doyumsuzluk susturmuş oyuncağı kulların
Özgürlüğü şehveti ve yuları zenginde

Sürüklenir ölüme konu epeyce derin
İzanını kör etmiş kariyer pırıltısı
Ve şeytanın öpüşü kadehi görenlerin
Gölgeleri kocaman fil gibi hırıltısı

24.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Filistin

İnsanlık Gazzede öldü kardeşim
Ufukta vuslat var kimse demesin
Geceler rüyamı çaldı kardeşim
Med vakti ittihat kimse demesin

İçimde bir tufan azgın tarumar
Sokaklar şen şakrak bilmem ne umar
Filistin sancısı ateşten kemer
Yanmadan nüsret var kimse demesin

Çok ağır matemim salmışım yasa
Firavun ve Şaron nerdesin Musa
Ölüm tadıyorum her gün bir buse
Siyonist irsiyet kimse demesin...

01.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Firak

Ümidi kurumuş sineler çorak
Gençliğim yanıyor göremiyorum

Düşman ak mâziye elinde orak
Kaldırmış çekici soramıyorum

Gülüşür arsızca çalar çıngırak
Hem çalar hem oynar duramıyorum

Kıpkızıl ümitsiz bakışlar kurak
Ben buna bir akıl veremiyorum

Çark edip dururum koşuyu bırak
Kaybettim ruhumu bulamıyorum

Horlandı tarihim dede der moruk
Kesildi nefesim alamıyorum

Sokaklar sis duman ifadem kırık
Doğruldum kendime gelemiyorum

Hikmet-i sual mi tövbeler Halik
Vardır bir sebebi bilemiyorum

Takati tükettim her halim firak
Micingirt güldürme gülemiyorum.

14.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Firavun

Özlüyorum
Gözümde bir damla kan
Sultan Abdülhamid Hân
Özlüyorum

Gizliyorum
Yokum insandan yana
Umum İslam virane
Gizliyorum

Gözlüyorum
Her gece perde perde
Gazze öldü ilerde
Gözlüyorum

Sözlü yorum
Girmişim cam kafese
Eurovizyon ve Hadise
Sözlü yorum

Közlü yorum
Olmert Barak ve Neron
Hep Firavun hep Şaron
Közlü yorum

05.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fitne

Günbegün anbean renk renk yayılır
Adeta her zihne mührünü vurur
Ve zulme sessizlik fitne sayılır
Varlıkta yokluğu arayıp durur

Günah, şirk ve bela, zevk-sefa aksın
Şerrin gayyaları gelir ard arda
Vicdanı dağlayan ses duyacaksın
Benlik halka halka her bir noktada

Yeis, matem, hicran, tasa ve hüzün
Hep koyu iklim ya, bana zül düşer
Yüzünde soğuk ter gece gündüzün
Bir eşref saatte belki hâl düşer…

17.02.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Fiyaka

Ölümle izledim nâsihati hep
Vefasız hislerim gözü kararttı
Sitemim kendime buna ben sebep
Lokmanı ararken sızılar arttı

Benim ki bencillik kibir ve caka
Biraz son pişmanlık biraz fiyâka
Gâyeden bihaber gidilmez Hakk’a
Boşuna mı hâşâ bizi yarattı

15.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Flörtün Sesi

Şiirler kahkaha sefalet metin
İmge zavallılık muamelesi
Heceler ispatı her hezimetin
Haysiyetsizliğin en amelesi

Lakin vehim değil hayâ perdesi
İzzet söz hikâye ar teferruat
Çok af edersiniz flörtün sesi
Bazı şâirlere namus nakarat

Ömer Ekinci Micingirt


Gaflet

Söze müptelayım dilim biçâre
Konuş konuş konuş ve kalakaldım
Öğrendim sükûtu ama ne çare
İrfandan bihaber düşlere daldım

Ne geceyi bildim yordum gündüzü
Kaybettim baharı buldum son güzü
Düşündüm düşündüm yakın sonsuzu
Büründüm tövbeye kendime geldim

Ömer Ekinci Micingirt


Gam

Gamı boğazlayıp bir gece assam
Salınsa göklerde her an upuzun
Karakalem ile resmetse ressam
Seyretse gamsızlar gelip sonsuzun

Tasa yudum yudum ruhum inliyor
Çarketme çarketme çarketme diyor
İfrit sessiz sesiz gelip gidiyor
İstemem zevk sefa merhaba hüzün

25.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Garpperest

Zincirlendi mevziler geçti mağrurun eri
Sınırsız dehlizlerden gülüşüp bakıverdik
Pek sevdik bedbahtlığı gâh ölüydük gâh diri
Garpperest kaprislerle ne varsa yıkıverdik

Bir acâyip şey oldu,son kaç asırdan beri
Kompleks taklid atalet ne ileri ne geri
İnsanlık semirmekte egoizm yol rehberi
Darwin’le feyizlenip; kimlikten çıkıverdik

Ömer Ekinci Micingirt


Gayesiz

Er gibi yaşayıp hikmetle baksan
Ruhuna tefekkür salabilirsin
Var olanı düşün,sen neden yoksun
“Nasıl sen gayesiz kalabilirsin”

Dünya fânidir hem ömür kısadır
Hayat-ı ebedi sonsuz yasadır
Malayani şeyler zülden kesedir
Kabir kapısını bulabilirsin

Ömer Ekinci Micingirt


Gayya Var

Varlığım yokluğum bir paldır küldür
Müphem bir arayış utancı bahtın
Ümit ver serinlet gel beni güldür
Gülmek mevsimi mi belki bedbahtın

Eksikliğim çoktur uzandım bankta
Gözlerim uğultu sesi aradı
Ayaz yalnızlıklar gıcırdamakta
Yalnızlıklarıma çoklar yaradı

Çoklar tutuşacak sokaklar kıştır
Aşağı yukarı cürümde varım
Sonsuz irilikte yangın çıkmıştır
Gayya var demeyin susun korkarım

09.02.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gazetler

Hak var ki pazarlıksız, ak-kara belirecek
Çevrilip görecekler sahnenin rengi visâl
Köşeler it sürüsü ya kimler delirecek
İğrenç bir tarafgirlik, piyon oyun ve masal

Günaydın efendiler kime gıcırdar tuzak
Siz canlı oyuncaklar, kime soluyor ateş
Kimler câdı avında kimler irfândan uzak
Yurdumun duâları kime çekildi peşkeş

Dirsek tutuşturanlar vagonlar ve trenler
Süresiz sürüngenler mutlular ve mutsuzlar
Gazeteler kahpeler iffetsiz götürenler
Bölün ülkemi bölün,namuslu namussuzlar! ..

02.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gâzi Erdoğan

Ebediyyet ehli doğrul ve davran
Bosna Hicaz Kıbrıs Beyrut Türkistan
Asrın hakikati dönüyor devran
Batıl kısım kısım Hâk diyor zaman
İşte başkomutan eşsiz kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Vatanım tek yürek millet asildir
Şehitler rengârenk fasıl fasıldır
Bizde vatan için ölmek usûldür
Mazlumlara hısım ecdad tercüman
Başta başkomutan gerçek kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Hoşgörü der papaz dinin hilesi
Kırk yıllık garp iti Haç silsilesi
Meğer Siyonist’e bütün çilesi
Mutmâindir hissim küfre son liman
Coştu başkomutan eşsiz kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Heyhât bedenimde tepinen filler
Tuzaklar maskeler kan kokan eller
Kahpe dudaklarda sahipsiz iller
Dirilişe resim göğsünde imân
Hoştu başkomutan gerçek kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Bu şiir bu kalem yâhut bu yazı
Tevhitte birleştik seyre kim râzı
Yaşlı gözler ile öptüm niyâzı
Vermez nesl-i âsım gâvura âman
Koştu başkomutan eşsiz kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Ömer Ekinci Micingirt


Geber

Zulmün üstüne azsın
Yok nadan da değilsin
Firavun olamazsın
Sen adam da değilsin

Yıka kanlı yüzünü
Titresin ayakların
Dünü hatırla dünü
Yazgın hışmın ve yarın

Hem korkaklığın dibi
Ve zalimin künyesi
Sen gayyanın terkibi
Geber zavallı sisi

Ömer Ekinci Micingirt


Geceler

Büyülü… Neler neler
Buhur buhur derinden
Yeşeriyor geceler
Mağribin dem yerinden

Var sebebi elbette
Beni hep benden alır
Ruhumsa müebbette
Benden uzakta kalır

Gece benimle ağlar
Aynen sanki ben gibi
Varlık hep kara bağlar
Çarpar yokluğun dibi

10.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Geceler

Nereye göz atsam köpek görünür
Sevişen hortlaklar suça sürünür
Ürperir sineler affa bürünür
Nereye göz atsam köpek görünür.

Üst üste alt alta esir yürekler
Yokluğa uzanmış kadın erkekler
Yapışık gerçekler soysuz bebekler
Üst üste alt alta esir yürekler

Sesler kımıldanır kusar geceler
Anlamsız beyyitler ruhsuz heceler
Yaşamsız ürperti ve neticeler
Sesler kımıldaşır ziyân geceler

15.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gecelere Sordum

Köz döken gözlerim aleve sabret
Sözler tasavvuru ateşe verir
Belki sır yaşlarda gizlidir elbet
Sonu düşündükçe ruhum yeşerir

Bende anlamadım bendeki huyu
Bazen renksiz kalır bazen pembe mor
Günbegün kaynıyor beynimin suyu
Rüya ikliminde sanki kudurur

Donakalır rüya ve sonra biter
Nasıl anlatayım bilmem ki bunu
Uyanırım baygın dört bir yanım ter
Gecelere sordum at der uykunu

Ömer Ekinci Micingirt


Gecenin Türküsü

Rüya düştü gece gitti desen de
Tekrar sardı hislerinin büyüsü
Yalnızlık yok,sen bendesin ben sende
Ağır olur, sensizliğin öyküsü

Keşke güneş doğmasaydı kal biraz
Tebessüm et, yüreğime ismin yaz
Rüyalarda var mıydı hem itiraz
Tadımlık düş şairlerin uykusu

Ruhunu aç gerçek mana ser gelsin
İşvelerin duyuşumu ne bilsin
Rüya bu ya hissiyattan sebilsin
Senin değil bu, gecenin türküsü

Ömer Ekinci Micingirt


Geçecek

Kuşatıp gecemi verdin acını
Eşsiz duvarları atlattın tek tek
Nasipse içersem hiç ilacını
O gün bütün güller renk renk açacak

Hep mağrip duygular ruhumu eler
Sahilsiz koşturur sabahlara dek
Zihnim hendesesi derin geceler
İnşallah hayırla gelip geçecek

27.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Geçişler

Kalemşörler canlı vagonlar apansız pusatsız lokomotif
kadınsı iftiralar uzun boylu dürtüler dalkavuklar
yandaşlar dindaşlar kindaşlar
paralar patiskalar hınç sesleri
bilinmezlikler ve tâkvadan
enâniyete ölümüne
geçişler…

25.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gel

Gözsüzlere sultanlıkta ne var ki
Kulluk denen zirveleri aşta gel
Sır dağından öyle hisse çıkar ki
Sular gibi yatağına düşte gel

Tüm mahlûkat Süleyman’ı sormadan
Son nefesin kucağına girmeden
Bulutları rüzgârları yormadan
Yağmur gibi yamaçlardan taşta gel

Ak ve kara bilir misin beyazı
İsyan ile harmanlama niyâzı
Karakışın inadına bu yazı
İlkbaharın en başında, başta gel

Zevki sefa genlerimiz plazma
Toprak biziz, biz toprağız dur kızma
Birkaç mertek bir beyaz bez bir kazma
Tak tasmayı at eşyayı boşta gel

Ağa değil paşa değil bey değil
Bu saklanıp atılacak şey değil
Istırabın musikisi ney değil
O kutlu ses okunmadan beşte gel

Nedir bilmem pâye nişan endaze
Onun hüznü yüreğimde taptaze
Ruhum sarar semâvi bir firûze
Sonsuzluğun sofrasına koş ta gel

Tıpkı mecnun gibi belki bu şiir
Hüzün vadileri bire bin verir
Gözyaşlarım zemheride yeşerir
İstersen sen zemheride kışta gel

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel
Bir kerecik tevûzu de çıkıp gel
Yükün ağır taşıyacak yaşta gel!

07.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gel de Anlatıver

Uykuyu solukla gel bende uyan
Demirlerle kaplı sedire yasla
Hasretimle kırpış yüzümle boyan
Yüreğin tutayım hoş iltimasla

Kuytular tertemiz sensizlik izi
Sabretmek gerek ki olsun meyvası
Ötenin gölgesi aşkın temyizi
Yosmalara mahsus nefsin hevası

İzânı eskimiş arda kördü hep
Namusluda namus namussuz da et
Engerek çıyanlar zânnı ördü hep
Bakışı hâinlik sözü necaset

Aşkın derinliği vakitlere bent
Ömürlere ömür doğuşa ebe
Kim bilir belki de Leyla’ya kement
Gel de anlatıver aşkı merkebe

08.03.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gel Hele

Ne bakarsın yağmur gözlüm yüzüme
Vuslat zamanıdır durma gel hele
Sevdam büklüm büklüm inan sözüme
Ceylanî bakışla vurma gel hele

Menekşe bakışlım bumu kaderin
Kalbim hicran yüklü sevdam çok derin
Ya beni öldürün yâ da gönderin
Eteği sırmalı durma gel hele

Adın billur billur yazdım dağlara
Vallah yar etmezem başka sağlara
Sensiz hazan düştü bütün bağlara
Kolları burmalı yorma gel hele

Kumru gibi, tutsak oldum hem sana
Kömür gözlüm sensiz öldüm ben ama
Mecnun neymiş leyla kimmiş sor bana
Yaralı kalbimi kırma gel hele

Gel beraber acı çorba içelim
Aşk yolunu Yunus gibi seçelim
Bu diyardan o diyara kaçalım
Ölmeden bedenim sarma gel hele

11.08.2005 - Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gel İşareti

Gaflet mahzeninde uyurum yaz kış
Uzaktan izlerim haram ayları
Riyakâr bir duâ peşinden alkış
Hiç sevmem nedense tramvayları

Belki duygularım yok sanacaksın
Beni terk etmez ki elem mereti
Sende benim gibi aldanacaksın
Bekliyor köşede gel işareti

Hem köşe dediysem ecelin ağı
Acaba yerim mi altı çamların
Ben yerim düşündüm birde şafağı
Yanında olmasın puşt yamyamların

Ömer Ekinci Micingirt


Geldi Ramazan

Kûtsi gülücükler âşk perde perde
Nağme-i ezkârla geldi ramazan
Sokak inşirâhta sevinç her yerde
Nağme-i ezkârla geldi ramazan.

Nakış nakış semâ yer gök yarışta
Efsûni bereket her bir karışta
Seher büklüm büklüm Hakk’a varışta
Nağme-i ezkârla geldi ramazan

Lâl kesilmiş İblis zincirli gene
Mümin fıtrâtının ana rengine
Mâbetler hilâlle dengi dengine
Nağme-i ezkârla geldi ramazan

İftar sofraları atılır gülle
Ötenin ritmiyle gülle bülbülle
Sofralar kurulur oruçlu dille
Nağme-i ezkârla geldi ramazan

Bir tatlı ihtişam tüllenir zaman
Kandiller kadirler bitimsiz harman
Kimsesize kimse her derde derman
Nağme-i ezkârla geldi ramazan

Top sesi duyulur alış verişte
Hususi lezzetler vâkte girişte
Nefis terbiyede şeytan kör işte
Nağme-i ezkârla geldi ramazan

Hoş geldin ramazan rıdvan olasın
Kadirde Ömer’i kabre alasın
Biz senden râzıyız razı kalasın
Nağme-i ezkârla geldi ramazan

04.10.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gelecek

Vesileyi bekliyorum der annem
Teslimiyet yaşamayan bilemez
Dünya nedir Müslümana cehennem
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Hakikate sefaletler salsa da
Zekâları felsefeler silse de
Vicdan hürdür öldürülmez ölse de
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Tabularım aksedecek Rızaya
İnsanlığı bırakamam kazaya
Çağ değişse ümmet girse hizaya
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Zulüm hükümranlık cehlin son mıhı
Suriyeli Ümran küfrün çarmıhı
Kavganın sahibi gaybın sabahı
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Azgınlara çok şey gerek gelecek
Geçmişimi çevirerek gelecek
Kisraları devirerek gelecek
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Sahillerde kurt kuş yiyen her çocuk
Sömürülen mutluluğa el ayak
Siyonizm’in kalesini yıkacak
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Müşkülatı sattım keder kahıra
Er odur ki tevhid diye bağıra
Gelecek hoş anlatamam sağıra
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Ömer Ekinci Micingirt


Gelgitler

Cürümler ekerim her gün bir yenisine
katığı işkenceden fıtrata inat
kapris ene şöhret
…
Ve sonra hû hû vuruşlaıyla
sarılım tevbenin eteklerine
ruhum şehrâyin olur
malzemem
keşke

Ömer Ekinci Micingirt


Gelin

Çöle tomurcuğu ekmeğe gelin
Teslim bayrağını çekmeğe gelin
Gerçek seslenişi seyredersiniz
Zulmet hisarını yıkmaya gelin

Sükûtun sesini duyarak gelin
Davranış kirini yuyarak gelin
Görüp idrâk edip hasredersiniz
Verenin gücünü yayarak gelin

Zannı terk eyleyip teperek gelin
Sevginin alnından öperek gelin
Mevlâna misali neşredersiniz
Aşk ile gönülden koparak gelin

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gelince Cuma

Efkâr bulutlanır derin uykuma
Seher vâkti sessiz nefsi çekerken
Kalbim cilâlanır gelince cuma
Tevhîd kuşanırım dize çökerken

Duyurmak gayretim cilâyı pası
Hicret hisleriyle safın arkası
Ve Hakk’ın rızası Veysi’n hırkası
Zihni kamçılarım her sabah erken

Her sabah diyorsam beklenen şafak
Ulvi fırtınalar büyük ittifak
İttifak istiyor artık bu toprak
Cuma yaklaşmıştı sözü açarken

Ömer Ekinci Micingirt


Gelir

Beklerim sessizce her sabah erken
Gün vakte kayarsa gelir inşallah
Nice beklemeler daha var derken
Kalp kalbe değerse gelir inşallah

Mecâlim kalmadı hasret harına
Bugün de gelmedi belki yarına
Türküler dinler sus naralarına
Sesimi duyarsa gelir inşallah

Benli sürgünleri terk ettim bugün
Yanan yüreğimi fark ettim bugün
Ölü heceleri kırk ettim bu gün
Oturup sayarsa gelir inşallah

Yazgılar anlattım kendime göre
Mağripten Maşrıka birkaç bin kere
Yazdıkça ellerim bulandı tere
Gözyaşım yuyarsa gelir inşallah

19.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Geliyoruz Genç Der

Mefkûresi hayatın
Furkanla geliyoruz
Altın çağı biâtin
İrfanla geliyoruz

Vazedilen dilekler
Ulu kavga aşk bekler
Veysel kokar yelekler
Cananla geliyoruz

Fatihlerin dengiyle
Alparslan’ın cengiyle
Bilallerin rengiyle
Ezanla geliyoruz

Duâ arşa varırken
Ruh diriliş ararken
Çile hüzmeli cepken
Hicranla geliyoruz

Kaç asra denk zamanla
O kutlu heyecanla
Ve bitmeyen ummanla,
Kuran’la geliyoruz.

Sür atını duy sesi,
Şahadettir bestesi
Ölüm nedir ötesi
Lokmanla geliyoruz

Kaç asırlık sancıyla
Ana baba bacıyla
“Genç-Der “iman gücüyle
İmanla geliyoruz

Ulu sancak gözde yaş
Bekleyemem arkadaş
Sükûna er tez yetiş
Sultanla geliyoruz

19.01.08 Bursa

Hanzala Bey Kardeşime ve Gençlik Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneğine ithaf olunur...

Ömer Ekinci Micingirt


Gelmezsin

Nedir bilmem sendeki bu endaze
Yok olmuşum gizlerinde gelmezsin
Ruhum sarar taptaze bir firuze
Ne var bilmem sözlerimde gelmezsin

Tıpkı mecnun gibi belki bu şair
Hüzün vadileri bire bin verir
Gözyaşlarım zemheride buz erir
Uyusam hep dizlerinde gelmezsin

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel
Bir kerecik bir kerecik çıkıp gel
Ölsem sulu gözlerinde gelmezsin

31.01.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gençlik Nereye

Şaştım kaldım sustum oldum divane
Hele bir cevap ver gençlik nereye
Fikir zikir şükür hepsi bir yana
Ne olur bir sorun gençlik nereye

Sağcısı solcusu hepsi bir âlem
Ne fikir ne kaygı ne keder elem
Yerdiğim çığlıklar belki acelem
Gözün aç biraz gör gençlik nereye

Baba meyhanede ana figanda
Gözleri buğulu nine isyanda
Elleri yakamda iki cihanda
Ki vebâli çok zor gençlik nereye

Baykuşla dost olmuş bülbüller yaban
Kurt kapmış sürüyü duyarsız çoban
İstikbal bulanık eğitim çıban
Susma bir akıl ver gençlik nereye

Değilim ümitsiz lâkin uyarı
Sarraf altın satar bilmez ayarı
Bu nasıl eğitim ilim diyârı
Biraz beynini yor gençlik nereye

Kimseler duymasın gençlik nereye
Bonzai doğurtur kopmuş paraya
Birayı dökmüşler ağır yaraya
Dönüyor başım der gençlik nereye

16.8.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gerçek

İntikâm cürüm hep aklım barışta
Kehânet ararım birkaç kuruşta
Günahkâr cesette kalır mı acep
Ruhumu ürpertir aşk yakarışta

İhmal ettiğim şey “gerçek” yarışta
Ben ifşa peşinde ruh yalvarışta
Yaşadığım şeyler gelir mi acep
Benimle birlikte O’na varışta

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gereçek Liyâkat

Hele anlatıver âsımı baştan
Dâvayı hatırla arada ağla
Tâ Âdem'den beri nefsle savaştan
Doğrul ve gayreti gayeye bağla

İnancın üstüne küfrü estirme
Sonsuzluk yolunu neşeyle bekle
Sakın çokluklarla azı bastırma
Gönül kazanılmaz topla tüfekle

Çok şeyde sükûn var aşkı bilene
Yârin sevdiğine hıyânet etme
Kim inanır Darwin denen yalana
Şirke boyun eğip sözü çiğnetme

Kader değişir mi değişmez bizde
Unutma ki aynı miskinle yatan
Dön bak hararet var ayda yıldızda
Koca kâinatı kimdir oynatan

Huşû kaplayınca gizle duyurma
Sükûtu hayal var ızdırap kat kat
Nasihat eylerken oku buyurma
Haddini bilmektir gerçek liyâkat!

11.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gerek

Kemalat gösterip farkı fark ettir
Beşeri zaafta tevbe diyerek
Dahası çok şeyde terki terkettir
İnsanın kendini görmesi gerek

Tahsisat nerede nerdedir yâren
Hakikat yudumlar gerçeği gören
Yırtar perdeleri gayret gösteren
Hak için her dâim vermesi gerek

Nankörlük hüsrandır görmemek hile
Vehminden kurtulup anlat gel hele
Âlimin arifi haddini bile
Sıdk ile sözünde durması gerek

12.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gerek Yok

Sabah seherinde bir yerlerde ol
Çiçeklerde su vicdanlarda ter
Yedi iklim dolaş renklere sokul
Öyle içten ol ki öyle içten yâr

Gözlerini sustur ıslatma teni
Âşıkta bilinmez ölüm nedeni
Bir fakir gitti der verir bülteni
Gayrisi gerek yok yeter bu kadar

11.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gerekir

Halk için hak için aşk için yaşa
Hisli yüreklere izzet gerekir
Bir baştan bir başa gardaş gardaşa
Birleşip bir olmak bizzat gerekir

Ben değil bizlerin huzuru olur
Hiçliğe varanın Hızır’ı olur
Kem gözden uzak dur nâzarı olur
Kula o yakışır azat gerekir

Su gibi sözlerim döküverdim hep
Mâsiva önüne çöküverdim hep
Mısra’ya cürmümü ekiverdim hep
Bir nebze izâha tezat gerekir

Dünü zâyi ettik bugüne varım
Epeyce karanlık zararım kârım
Dörtlüklere vuran bir tövbekârım
Keşke çorbasına lezzet gerekir

Şiir çobanıyım çıkayım dağa
Şâir denilir mi bilmem ahmağa
Sığınmışım Bilal yüzlü toprağa
Himmet vâdise o zat gerekir…

30.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gibiyim

Uhrevi çile aşk apaçık vaaz
Ben ise sahilsiz eser gibiyim
Bir yanım karakış bir yanım poyraz
Vaazı vaazla keser gibiyim

Zihnim matkap gibi boynumda yular
Yok yok esintisi ruhuma dolar
Avâre sessizlik zamanım yolar
Köhnede pas tutmuş eser gibiyim

09.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gibiyim Sanki

Hemen başucumda Hamitler varken
Kimsesiz mezara tabiyim sanki
Hayat ırmak gibi yüzüp akarken
Karakış zemheri tipiyim sanki

Ruhum fırat gibi yüreğim hissiz
Beynimde velvele gece pek sessiz
Öksüz çocuk gibi kimsiz kimsesiz
Ben hâlâ sabiyim sabiyim sanki

Sözlerin iklimi kimin rahmeti
Kovarsan çok kaçar şiirin atı
Müptelaâyım divan edebiyatı
Divansız yaşayan Nebi’yim sanki

İzâha ne hacet yazdım halimi
Yaklaştı sırlı el tuttu elimi
Kendime yol ettim vahdet yolunu
Bu günler bir mecnun gibiyim sanki

Ömer Ekinci Micingirt


Gibiyiz

Sebepli sebepsiz kızıştım birden
Kavruk telakkiler içime düşer
Anlayış garabet renk almış kirden
Neyin kültürüyüz söyle birader

Şûh münasebetler zevkle diz dize
Camiler fikirsiz yetiş be Sinan
Milli ruh nerede ne oldu bize
Topyekûn hangarız gâvura inan

Batıl yaygaralar bozuk duygular
Şaşkın tepetaklak gibiyiz sanki
Bohem düşünceler vahim kaygılar
Devr-î cehâletin dibiyiz sanki

Ömer Ekinci Micingirt


Gidiyorum

Gidiyorum doludizgin
Kalbim kör ile kör ile
Mevsim buruk zaman üzgün
Asır zar ile zar ile

Ve gün gelir dava biter
Beyaz kefen ruhum iter
Soğuk beden yaman tüter
Ateş kor ile kor ile

Sattım nefsin anasını
Leyla şirin sunasını
Micingirt’in kınasını
Yakın mor ile mor ile

28.01.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Girme

Aklın hizasında yakarışlar yak
Zihni harap edip batağa girme
İrfân dehlizleri muntazam sokak
Enginlikler sarkıt alçağa girme

Sözcüklerle yunma diş tenimizi
Mâna ene koku misvağa girme
Zamana çiğnetme bedenimizi
Küfrüne yontturup toprağa girme

İmgeler sürerken detayı bırak
Öyle kalın kalın yaprağa girme
Getir gözleri sal ıslanarak
Kurak ağızlara uyağa girme

Gökte bulut gibi yerde dupduru
Sevgi sulamayan ırmağa girme
Heceleri ağart gözümün nuru
Hovarda vakitte yatağa girme

Kayık ölüm kaygı vuruşma bence
Yaşam aşk tek oyun sol sağa girme
Hem sana hem bana durmak gelince
Kalbi ıslatmadan durağa girme

22.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Git

Seninle olmaktı tek saltanatım
Ne olur son defa bak mahmur mahmur
Senden başka yok ki kolum kanadım
Dert ektin derdime ey gamsız mağrur

Dumanım tütüyor git başımdan git
Bu hissiz çözülüş ne kadar erken
Ben deli mecnunu ellerden işit
Yazmanla yaşımı silme giderken

10.05.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gitmek Gerek

Sadâkatin çanağı parçalandı gittikçe
Hasreti avuttukça yangın vurur bu câna
Heyecan kof felsefele ihânete ittikçe
Çürüyüşün tırnağı hisar olur varana

Dudaklarım kıvılcım ölüler fark etmez ki
Sözcükler düğümlenir direnirler ihsâna
Ah be İslam âlemi sayınız kırk etmez ki
Binyılları tükettik ne deriz O hubana

Mârifet mevt aşk tecrit, sevi dergisi yandı
Ruhlarda eşkıya var,gül konmaz gülistana
Aynaları hudutsuz hakikate düşmandı
Fildişi mayasızlar, nizam verir cihâna

Nizam veren geceler beni kahreden sızım
Yazıp söylediklerim göbek bağı lisâna
Kâtipliğim pek zengin tahlillerde yalnızım
Değersiz tasavvurlar yaraşır mı insana

Kan damlıyor ülkeme basın boşluk sürüyor
Batının oyuncağı sanat kalmış mestane
Fır dönüyor ajanlar özgür puştluk sürüyor
Höllüğümde it gezer, neredesin âh ana

Haysiyet duvarına, gözyaşları elerim
Şarttır gözyaşı dökmek yorgun gözle Cânâna
Yer yer teper nefsimi bir parça tekmelerim
Tevbeyi kucaklayıp gitmek gerek sultana

17.09.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gitmeyecek

gitmeyecek
gitmeyecek bu böyle
gitmeyecek kara leke alnınızdan
insanlık zân altında
köpekler evde köleler oynaşıyor
sokak sosyalistleri nerdesiniz
enkırmen olmuşlar
hak hukuk müdavimleri

sokaklar mahcup
zihinler irfandan kolsuz
idrâkten bacaksız
insan yığını kamyon kamyon
bu düzen gitmeyecek
haramiler pazarı ırz panayırı
sürmeyecek bu macera
gitmeyecek

çok söz var utanılacak çok
sabırlara sürüyor içime düşürüyorum
hüzünleri yıpratıp
hürmetler ediyorum
sövmüyorum küfürbazlara
düzenbazlara
duyun ulan ölüler
akıldan mihenksizler
gitmeyecek

öpüyorum şakağından
vicdanlara çarpan şiirlerin sadakatiyle
azgınlara inat
namussuzlar duyun gitmeyecek
gitmeyecek bu düzen
sürmeyecek
bu devran

18.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gittiler

Tabur tabur sözüm var
Gırtlağıma ittiler
Siyon yüzlü çakallar
Çakal deği it’tiler

Medeniyet adına
Tahammülsüz ettiler
Elit deyip kadına
Soyundurup gittiler

Ömer Ekinci Micingirt


Gökkuşağı

Yüksek dağlar gibi mağrur gözlerin,
Uzaktan büyüle hele dön bak ta.
Yamacın koynunda saklı gizlerin,
Ben hep seninleyim sen hep ırakta.

Seninle birlikte sen seni dinle,
Sükûnun manası ne kadar derin.
Gördüm ki ben senle ruhum seninle,
Çehren gökkuşağı, renk renk izlerin...

23.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gölge

Bir deli tay gibi endamı pek hoş
Şu karşı yamaçta yürüyen gölge
Sessizce yürüyor yamaç pek yokuş
Sevdamı ardına sürüyen gölge

Bir şeyler söylenir sessiz kendince
Yağmurdan gözleri gerdanı ince
Bu bir hayal miydi rüyâdır bence
Belki bir Züleyha arayan gölge

Buğu buğu hüzün benzimi sarmış
Gölgenin tasası bende de varmış
Gece dalga dalga şafak ağarmış
Yusuf'un harında eriyen gölge

Ömer Ekinci Micingirt


Gölge Etme

Kardeş yine gölge etme git artık
Azapları parçala ver elime
Kardeş bana gölge etme git artık
Gün duraksat kırbaçla vur dilime

Kardeş güne gölge etme git artık
Çalkalanır yakarış yâr ölüme
Kardeş dine gölge etme git artık
Ötelenen közlerim var hâlime

Kardeş cana gölge etme git artık
Hak batıl ne mazlumu sor zalime
Kardeş öne gölge etme git artık
Çile büyük garip ne der gülüme

Ömer Ekinci Micingirt


Gölgelikler

Nedense sebepsiz kalabalıklar
Her gün başucuma dolar boşalır
İçime yığılır sığ gölgelikler
Bazen de tepemde nefesim kalır

Zamanın imbiği sessiz atıyor
Ve ruhum kuşatmış divâne eder
Günbegün zihnimi aydınlatıyor
Teslim kucağına pervane eder

Salıverir atar belki yarına
Belki benden öte kalbim uyanır
Kapıldım zamanın hoş rüzgârına
Bilmem buna vâkit nasıl dayanır

Ömer Ekinci Micingirt


Gölgeni Görüyorum

Yaş döken hecelerle ben hep sana hasretim
Sadakatin iksiri ve üslubun mihengi
Sen apayrı bir mâna sen büyülü kesretim
Hiç olmanın ötesi sen hiçliğin ahengi

Ve zamandan bihaber zamanı yoruyorum
Şuh kuşatan iklimde şafaklar tez ağarır
Az ötede her yerde gölgeni görüyorum
Var edenin hazzıyla ruhum hep sana varır

Ömer Ekinci Micingirt


Gönül

Çeşit çeşit rengârenktir
Gülistanda güldür gönül
Sımsıcacık cana denktir
Çiçek çiçek baldır gönül

Bakış onda sihir onda
Gürül gürül nehir onda
İnsan denen şehir onda
Aşkla yanan dildir gönül

Gönül aşktır ten örtülü
Yavuklunun yâre tülü
Sevda bahçe gönül gülü
Kimsesize eldir gönül

Erenlerin postu gönül
Kırılgandır testi gönül
Veren elin dostu gönül
Sığınacak daldır gönül

Yan komşuda aç olursa
Her köşe kap kaç olursa
Sokak sokak suç olursa
Sırtımdaki züldür gönül

Gönül petek bal yeridir
Hem melektir hem peridir
Karşılıksız hoşgörüdür
Mevlana’ca haldir gönül

Gönül gözü kapkarayım
Açılmazsa beş parayım
Gönlüm hicran ben yarayım
Beni yâre bildir gönül

Veysel’dendir benim sazım
Yunus’adır gönül gözüm
Eren bizim Abdal bizim
Yârenlerle öldür gönül

Duygularım beste beste
Kalbim kırık ruhum hasta
Ecel günü son nefeste
Ömer ide güldür gönül

12.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Görmek

Cehâlet ihtilaf gözsüz genizde
Küçük görmelere vaktimiz yoktur
Tek istikâmet var dümenimizde
Dâva büyük şükür terakki haktır

Gözleriyle çok şey yazan gözsüzler
Akıl gözle görmez izâhı çoktur
İlâhi filozof gece gündüzler
Görmek Tevhid ile kucaklaşmaktır

Ömer Ekinci Micingirt


Görünür Diriliş

Keserler horozu öterse erken
Sevmedim bu sözü tehdidin şahı
Mevlana bestesi çalayım derken
Biledi kılıcı çekti silahı

Ülkemde dolaşır kara kediler
Konuşmak kördüğüm susmak bilmece
Sermaye rengârenk yeşil dediler
Bankalar boşalttık böyle bir gece

Kaoslar ülkesi ruh yok adamda
Elinde mikrofon durmadan ulur
Kahroldum bu gece bahtsız odamda
Karanlık çullanır ruhum burkulur

Ömür tükeniyor bak yavaş yavaş
Görünür diriliş şimdi karanlık
Sonsuza dek sürer Kabil’le savaş
Sen de gayret eyle gülsün insanlık

14.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Götürün

Karlı dağlar beni yâre götürün
Sonum bilmem dört biryanım tarumar
Gurbet yağdı duygularım kötürüm
Ne güz gördüm ne kış gördüm ne bahar

Hayat insan söylüyorum aşikâr
Mahpustayım pek gönüllü ne şikâr
Çığlıklarım hüzünlerim hiç akar
Hangi şafak doğacak ki nevbahar

Sabır nerde sebat nerde ferim yok
Dirseklerin öpüşünde terim yok
Oynaşmalar sokağında yerim yok
Gazel gibi kupkuruyum sonbahar

Doyamadım şu bendeki efkâra
Ümit varım yine de ben ne çare
Ruhum mahzûn kalbim kırık biçâre
Neredesin nerede sen ilkbahar

25.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözler

Rengârenk tılsımlı nurdan örtülü
Sihirli türküler anlatır gözler
Zarâfet kuşanır rahmet örgülü
Sevdayı içirip damlatır gözler

Göz vardır mercandan sarayı görmez
Göz vardır gönülde yarayı görmez
Göz vardır simsiyah karayı görmez
Bazen de kafayı demletir gözler

Göz var çisil çisil adeta peri
Göz vardır kıskanır kır çiçekleri
Göz vardır çok özel kalbimde yeri
Bir başka musiki dinletir gözler

Göz vardır insanı nara götürür
Göz vardır yâreni yâra götürür
Göz vardır adamı gora götürür
Civânı nâzarla gümletir gözler

Elâsı mavisi yeşili vardır
Hüzünlü vefâlı neşeli vardır
Ceylânı elvanı cilveli vardır
Duyguyla mesajı anlatır gözler

Göz vardır kehribar Bilal’e benzer
Göz vardır bal gibi şifalı Anzer
Göz gördüm kahveden ruhumu bezer
Çorak yamaçlarım nemletir gözler

Renk renk çeşit çeşit gözler var ama
Çoğu görenlerde görü arama
Merhem olsa efsûn gözler yarama
Azgın soluklarla sonlatır gözler

Gören göz aradım derinden sessiz
Boyasız sürmesiz riyâsız süssüz
Sevdaya sevdalı sevdası eşsiz
Lütfetse Ömer’i inletir gözler

Ömer Ekinci Micingirt


Gözleri Görün

Gözler gerçekte toprak kevser denizlere renk
temiz koyu kahve
gözler masmavi

Ve inleyen bakışlar ümitle bakan gözler
billur billur yemyeşil ve âlâ

Kâh fişek gibi tıpkı mermisiyle zımbalar
Kâh efsunlar insanı
Bazen taşı çatlatır

Çok şeyi müjdeler hükmeder saltanata
süzerek perde perde
pırıl pırıl vefakâr

Yanışın muştusunu alev alev tüttürür
damla damla yağar görünmeyen
kadim yüreklere

Gözler görüyorum gözlerimi
sessizce tan yeri ağarırken
baharı gözleyerek

Bahsetme gözsüzleri
Firavunla atbaşı
ki başka bir muamma

Birde ölümsüz gözler
sonsuzluğa kementli
sanki nurdan
küheylan

Ah gözler ah
sevinç keder hicran der
ızdırap der hüzün der
çile de der
çile de…

07.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözleri vurdu

Kavradı ruhumu feryadım durdu
Emsali olmayan sızı bıraktı
Kırgın bakışıyla gözleri vurdu
Ah deyip içlendim içimi yaktı

Uhrevi buğulu çocuk yüreği
Yanan yüreğimde sürprizler saklar
Belki bu yanmalar aşkın gereği
Şiir tulû eder sözü yasaklar

Beni hep o sarar susku rengârenk
Seherin bağrında yer gök uyanır
Nasıl anlatayım bu başka ahenk
Bilmem titrek kalbim nasıl dayanır

Ömer Ekinci Micingirt


Gözlerime Bak

Vakti yoruyorum yine bendeniz,
Beklenen liman var huzura doğru.
Ne bir nefes kalır nede gölgemiz,
Tıpkı Aras gibi Hazar’a doğru…

Sönmüş ocak gibi ezelden yanık,
Şehri mâtem basmış ben mi uyanık,
Yüzümü okşayıp gözlerime bak,
Arada bir can, mezara doğru.

26.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözlerimin

Denizin gıcırtısı
Karanlığın örtüsü
Geçmişimin tortusu
Gözlerimin nemidir
Bir devin matemidir

Bakışları sıçrat bak
Dünya salla salıncak
Doğurganlaşan çorak
Gözlerimin nemidir
Bir devin matemidir

Hicaz Bosna Kerkük Van
Ağaç kabuğunda kan
Bağsız kalan bahçıvan
Gözlerimin nemidir
Bir devin matemidir

Ömer Ekinci Micingirt


Gözlerin

Sen bende yaşayan kelebek gibi
İnce zülüflerin melodi sesi
Tıpkı el değmemiş bir bebek gibi
Gözlerin yakıyor ela mavisi

Hep seni ararım sükût sesinde
Salmışım kendimi uçsuz hislere
Yer ayır yüreğin bir köşesinde
Takatim kalmadı sensiz seslere

24.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözlerin Gizemi

Bu bendeki neşe sevinç aşk senden
Gözlerin gizemi ah neler neler
Sen beni çıkardın küflü mahzenden
Hem yaşanmışlıklar kimi örseler

Yalnızlığa değer seni bulduysam
Dokunur ruhuma rengi simânın
Ne zaman bir yerde adını duysam
Çığlığı olurum sensiz zamanın

Yelken açıyorum masumca her an
Coşkulara doğru “keşke”li yorum
Bambaşka yaratmış seni yaratan
Bütün engelleri lanetliyorum

29.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözlerin İnşirâh

Sevi bahçesinde çiçeksin açan
Bahar şenliğinin sıcağı gibi
Hüznün arkasında büzülüp yatan
Umutsuz bir aşkın kucağı gibi

Sözlerin başköşe başımın tacı
Gözyaşı derleyip buldun ilacı
Kıvrak vücudumda üç köşe acı
Kaçtım hep bir asker kaçağı gibi

Kahrolası rüzgâr aşka es dedim
Çevirdim akrebi kaç mevsim yedim
Ben ağu yutarken sen gülümsedin
Gözlerin inşirâh bıçağı gibi

30.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözümsünüz

İnsanlar ve köpekler
Köpek işte nesi var
Havlar sürüyü bekler
Çoban ölene kadar

Kim çoban hem kim sürü
Çoban sen mi yok sanmam
Nerde kaldı küsuru
Rakamlara aldanmam

İnsan şeytan ve şehvet
Dâhil olma sürece
Kızma tespit nihayet
Gayya kaç bin derece


İki nefes arası
Her şey zaman törpüsü
Kahrolası parası
Gitti Karun’un süsü

Geçip gider şan, ünüz
Her şey aslına varır
Uyanın güzümsünüz
Şöhret kimi kurtarır

01.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözyaşı

İnâyetle tek celsede uyandım
Kamet sesi kutsi rehber dün var ya
Tasa keder dere tepe dayandım
Gerçeklere kör oluşun hem var ya

Zevki sefa vicdanlara dökülmüş
Çoraklaşmış emekliyor ne kalmış
Gözyaşıma lâf yetiştir çokbilmiş
İflas edip gerilişin sen var ya

Üç kıtada sükûn vardı sen varken
Bu ne tafra namlu sesi parlarken
Sen ağlama yeryüzü kan ağlarken
Gözyaşımdır dirilişim nem var ya

31.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözyaşı İpi

Yayın emirleri buyruklar alın
Koltuk telaşıyla çığlığı kesin
Duyulur muhbirler kopar yuların
İnsan kılığıyla zift serpmektesin

Fotoğraf karışık hesap pek büyük
Köpürtün köpürtün pislikler aksın
Çukura yuvarlar sırtındaki yük
Gözyaşı ipine sarılacaksın!

09.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözyaşları

dipsiz tutkuları sevmez
seherlere dökülür
inci gibi değerli
ışık mavisi hüzün
yer yer titrek
ıssız gölgelere
yaslanır

damla damla
açılır kapılar
karşılıksız sevmeleri var
iffetten cariyeleri
üşütür nursuz sineleri
yırtar bütün zamanları
kıpırdayan yaprak
kelebeğin şarkılarında
hislenir

billur billur
çakıl taşı tıpkı
içlenir yamaç yollarda
gözyaşları
mevsimlerde bulut
arsızlarda kahkaha
karanfil zambak akasya
yasemin senli bahçelerde
apayrı iklimlerden
beslenir

gözyaşı
bir sen bir ben
bir de gökyüzü
ve mahşer
göz mahşerde
ıslanır

04.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gözyaşların

Uyumayıp ara ara çık cama
Çevir bana gün görmemiş yüzünü
Nilüferler kuruyunca suçlama
Sona bırak yaprak gibi güzünü

Çalkaladık çok bol ettik niyâzı
Sarhoş günler leyla ettik bu yazı
Kenetlenmiş ayrılığa kim razı
Zemheriye saklamışım sözünü

Hislerinle hareket et beri gel
İsmin gibi kalbe dokun duru gel
Siyah giyip perdelenip geri gel
Ülfetlerin hâr ediyor közünü

Şair derler ben deliye habire
Şiirleri gömdüm taştan kabire
Korkuyorum teslim oldum kebire
Unutmuşum fark etmenin izini

Sen macera sevmezsin ki gel hele
Kalp çizelim el değmemiş kumsala
Gözyaşların kar üstüne ne âlâ
Esirgeme benden mahzun gizini

12.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gurbet

Tırmalar içimi sessiz derinden
Her gece her gece sıla sancısı
Ciğerlerim kopar sanki yerinden
Beynimi çatlatır gurbet acısı

Tutmuyor dizlerim hasret çok ağır
Kavramış sırtımda çullanmış kalmış
Duyan yok hüzünle bağır ha bağır
Duydum ki dostları mezarlık almış

Kavuşmak mahşere mahşerde diyor
Yok kıymeti artık geri gelsen de
Kalbim ürperirken şafak giriyor
İmam bağırıyor hadi gel sen de

Yetiş Ömer yetiş katıl ahenge
Gurbetlik geçici gurbetlik serap
Hakkın bestesiyle kurulur denge
Hasreti vuslata dönüştür ya Rab

13.06.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gurbet El

Beni ettin otağımdan yurdumdan
Ne demeli sana bilmem gurbet el
Hasretin bırakmaz gezer ardımdan
Hastayım kasvetten gülmem gurbet el

Ömür gitti bahar gitti kış gitti
Sevdalarım veba oldu gurbet el
Amcaların mezarında ot bitti
Hülyalarım dibe vurdu gurbet el

Büyüğe küçüğe hürmet başkaydı
Sanki yaban olmuş baba gurbet el
Ak saçlı evlerde rahmet aşkaydı
Uhrevi ne varsa hebâ gurbet el

Ruhum alev ateş günleri sayar
Duygular köpürdü yine gurbet el
Saçlara kar yağdı ak düşmüş meğer
Ömrümü bitirdi yedi gurbet el

Rüyalarda Micingirt’te gezerim
Karabasan sabahlarım gurbet el
Kaf dağından köye mektup yazarım
Zehir oldu yataklarım gurbet el

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gurbette Ölüm

Şu gurbette ölüm ne kadar acı,
O anki hissiyat dağı çınlatır.
Çehremi sarıyor duygu kıskacı,
Gâh siyah kuşatır gâh aydınlatır.

Bir garip insancık aşılmaz diyar,
Her taraf sırf tümsek başlar fırtına,
Geceye dağılır bendeki efkâr,
Dur fani yazılır dağın sırtına.

Şimdi zamanı mı söyle be adam,
Geriye dönülmez susmuş besbelli,
Gözleri gözümde duymuyor madem,
Sıkıca tutayım elimde eli.

30.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gül Yüzlüm

Yüzün görsem rüyamda elin sürsen başıma
Mücrim yüzüm nurlanır kurtulurum kasvetten
Gözüm gönlüm açılır neler girmez düşüme
Cemaline kurbanım yakma beni hasretten

Ne gecenin tadı var ne yaşadım gündüzü
Ruhum kâbuslar basar kangözyaşı yeryüzü
Ve vuslata susamış arayanlar gül yüzü
Hayalinle yasarım sen âlisin şefkatten

27.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gülerim

Dört idi mevsimler ikiye düştü
Göremedim güzü kışa gülerim
Meyhane çoğaldı viskiler taştı
İçmeden sarhoşum boşa gülerim

Nerde büyük küçük izân kör oldu
İzzet ve fâzilet sanki sır oldu
Nikâhla yaşamak utanç ar oldu
Boyalı fötürlü başa gülerim

Korkunç girdap gidiş baktım hayata
Bedavadan yiyor vurmuş rahata
Çok affedersiniz kızdım gavata
Altınla sırıtmış dişe gülerim

Göbeği dizinde benlikle yürür
Ne haysiyet kalmış vallah ne gurur
Birayı duyunca zevkten kudurur
İzândan zincirli leşe gülerim

Söz verir maskara ardından cayar
Yaş kemâle ermiş hâlini boyar
Her gece etrafa salyalar yayar
Takdire muhâlif hâşâ gülerim

İhânet bu gülüş neşeden sanma
Örf adet horlandı yoktur utanma
Dehşetli mahşerde hesabı amma
Sanki ona değil taşa gülerim

Zevkler tartışılmaz git be işine
Kızdırdık haydutu gitmez hoşuna
İçerek yollanır mezar başına
Timsah gibi akan yaşa gülerim

Ömer Ekinci Micingirt


Gülhane Parkı

Bir acayip velvele tükeniş var şu parkta
Yatanlar aç uyuyor merhamet mevt kucakta
Onur her şey payimal yok mu bir baş kaldırış
Seyrediyor Topkapı ölüm köşe bucakta

Moda flört aşk var ya asfalttaki konakta
Görüşmeler zulada tepişmeler sokakta
İçer sallanır durur herzelerdir yediği
Mafya var sofrasında neler pişer ocakta

Manşetlerde kimler var hürriyet der ahenkle
İzâh etmek mümkün mü savaşmak kim bu cenkle
Adsız siyah yavrular ah dedirten hicranlar
Kahpeler atfedip yazıyorum şafakta

Ömer Ekinci Micingirt


Gülizâr

Düşlerimin hârı hep senden gelen
Aşkım susuşlarım dindi gülizâr
Kime müptelasın bensiz ellerde
Köz oldu sevdamız yandı gülizâr

Ney mızrap ses olsa sessiz gizine
Yüreğimi salıp essem yüzüne
Güzellikler saldın göğün yüzüne
Sevenler geriye döndü gülizâr

Edep işve neşve vefa nerede
En derin acılar kimi yâr ede
Bülbüller zarlanır karşı derede
Çağlayan zemheri dondu gülizâr

Yüreğim dağlıyor okşayan dilin
İffetin ahengi hele ver elin
Ilıtır çözülmez büyülü hâlin
İçime akışın sondu gülizâr

Leyla’yı mecnunu arzu kamber’i
Ben o deli adam sense bir peri
Gülizâr feleğin zorlu çemberi
Yıkıldı düşlerin bendi gülizâr

Ömer Ekinci Micingirt


Güllere Vurgunum

Gülistanda gezdim gül bahçesinde
Güllere yangınım hardır Efendim

Sinem büklüm büklüm her defasında
Nefsime dargınım hordur Efendim

Güllerim sır olmuş cellât dikenler
Mukaddes yoluna erdir Efendim

Soldurup gülleri zehir ekenler
Kokuna vurgunum vurdur Efendim

Yokluğun kokladım bekleyip durdum
Sensizlik zulmettir zordur Efendim

Ben sanki sarhoşum ağu içmişim
Azaptır her günüm nardır Efendim.

Muhteşem mâzide çığır açmışım
Şimdide sürgünüm durdur Efendim

Ömer Ekinci Micingirt


Gülmedim

Vatan bizim için kutsal anadır
Hainlere mekan oldu gülmedim
Arif olan anlar büyük manadır
Hülyalarım ziyan oldu gülmedim

Bu nasıl gidişat bir akıl verin
Gayyadan ocağım mahşerden yerim
Emanet edene bilmem ne derim
Dört bir yanım hazan oldu gülmedim

Öz vatanda düşe kalka yaşadım
Kaç asırdır hain dönme taşıdım
Vatan için her şehit’e baş idim
Kahpelere düzen oldu gülmedim

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Gülüm

Bakma benim gülüm arsız halime
İçim kıvrım kıvrım kasavet gülüm
Bir de bana sor sor ahvalime
Her gün bana hicran ve zulmet gülüm

Nutfeden hidayete
Kabirden kıyamete

Ne mavi rüyam var ne hülyalarım
Beşinci mevsim mi hadi ordan be
Ne mevsim kaldı sus ne rüyalarım
Katlettik baharı yıllar harabe

Her şeyi biz yarattık
Hâşâ neyi var ettik

Ağlayamıyorum ziyan oldu yaş
Ben gülemem gülüm gülemem artık
Ne kalpte heyecan ne sevgi ateş
Ne olacak halim bilemem artık

Ömer Ekinci Micingirt


Gülüyor musun

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye
Markat olan yere geliyor musun
Hangi ecel yeter ömrü itmeye
O kadar yakın ki biliyor musun

Okunmadık duâ kaldı içimde
Nice dirilişler öldü içimde
Kim bilir yalnızlık n’oldu içimde
Çok ağla buyurdu gülüyor musun

10.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Günahına Ağlayan

Mükâfatı fark edip ötesine ereyim
Susun be dürtülerim susun da seyredeyim
Çıkış kapısı dinde
Pişmanlık hak indinde

Kafam dolu içim boş biliniz ki ben var ya
Kalbim yataklarıma gaflette uyumakta
Yöneliş yok hem ben de
Kibir gurur ensemde

Terk edebildiklerim geçici değil demde
Bildiğim hayalimde şiirimde hecemde
İlmek ilmek desem de
Yok yok hadi be sende

Yârim kimdir dostum kim kim müebbet kimler hür
Tek güzellik büyüklük esmasında tekebbür
Akli putundan inde
Tevazuya bin dinde

Göz kulak organlarım her şey Allah’a ayan
Geçen bir yiğit duydum “başkasına ağlayan”
Urfa Isparta Van’da
Zât-ı iki cihanda

Ömer Ekinci Micingirt


Günahlar

Yasak der Kur'ân sünnet
Mahvedici açık net
Sagâir ve kebâir
Fâsık şirk küfre hayır

"ism, zenb, isyan, cürm"
"Keşke" yoksa uçurum
Tek perde oyun çekim
Azap ateş nitekim

Yedi helâk duyurdu
Kaçınınız buyurdu
O mübârek ve ûlu
O Allah'ın Resûlü

Hem O'na şirk mi hâşâ
Sihir dil vurmak leşe
Dehşet cehenneme denk
Haksız yere öldürmek

Şiir hâk ise câiz
Dini yıkımdır fâiz
Gayya çukuru açan
Korkup savaştan kaçan

Zinâ namus iftira
Müstahak şedid nara
Pişmanın de rücû et
Tevbe eşsiz ibâdet

Kul aciz ya vermiş yâr
İltica ve istiğfar
Boş vermek şeytan atı
Münafıklık sıfatı

İns olmanın tapusu
Gerçek tevbe kapsı
Günah dağ olsa Derki
Şirk’siz gelin yeter ki

Edep ile müsaade
İzâhattan ziyâde
Hâvf-recâ eşsiz terim
O Allah Affı kerîm

Ömer Ekinci Micingirt


Güneş

Şu güneşin nesi var
Boyutsal gölgesi var
Kimisine tebessüm
Kimine kızgın kabir

Yağmurun renk şarkısı
Mor dağların atkısı
Bazen zulmet bazen nur
Zıtlıkların tıpkısı

Gurur muhtaç aleve
Hesap boşa mı deve
Hararetle ışıyor
Yeterince her eve

Ağustosu dürtüyor
Dört mevsim yürütüyor
Kâinat kucağında
Ateşi öğütüyor

Güneş kızıl güneş ak
Başucumda çok ırak
Bırak çok şey tarifi
İsraf etmeyi bırak

Yoksa güneş yaz kış mı
Kanat çırpan bir kuş mu
Yer küreyi ta arşa
Birleştiren yokuş mu

Anlattım bir biçimde
Sır var sırrın içinde
Güneş sırrı işitmek
Kafdağında ta Çin'de

Ömer Ekinci Micingirt


Güzel

Cennet izâhsızdır kimine özel
Kıymetli varlıktır el ayak göz el
Sermaye emânet tâbi ol O’na
Aşkla, helâlinden öp beni güzel

Sevmek güzel lâkin özletme beni
Fazla azap verme yosun göz emi
Kader bu iman et tâbi ol O’na
Misâli gerçek say, yaz hikâyemi

Gözyaşı yıkarmış her güzel yüzü
Yüz yüzü yuyarmış temyiz temyizi
İçten el’amân et tâbi ol O’na
Belki pâk rüyalar aşk vuslat izi

Ömer Ekinci Micingirt


Güzel miyim

Ayrılık var adımda
Hüzne akan su gibi
Tasa yok muradım da
Hiçlik uykusu gibi

Yaz yaz yazmakla bitmez
Zaman beni eskitmez
Tenhâlarda düşün az
Toprak kokusu gibi

Kimim ben ezel miyim
Hâşa ben özel miyim
Ben ölüm güzel miyim
Kâbe örtüsü gibi

Ömer Ekinci Micingirt


Güzellik

Güzellik huzur verse
Çirkin silinir gider
Hem kalptedir ne varsa
Gerisi sevinç keder

Güzel bitimsiz kevser
Saygı varsa göğe ser
Bir başka poyraz eser
Mest eder öper yer yer

Ruh güzellik nedeni
İffet süsler bedeni
Hilaf varsa vur beni
Şiir kemikten çeper

Ömer Ekinci Micingirt


Hacı Bayram Veli

Koştum harına piştim
Gülmeyin ben deliye
Kanat taktım yetiştim
Gavs-i zaman veliye

Ankara’da uyandım
Kendimi şâir sandım,
Sarsıldım ve dayandım
Hakka burhan veliye.

Meltem esti serinden
Beste beste derinden
Akşemsettinlerinden
O kahraman veliye

Sultanım ah sultanım
Gül kokuna kurbanım
Feda olsun bu canım
Cismi nurdan veliye

Yaklaştıkça yutkundum
Yutkundukça yutkundum
Bir buket duâ sundum
Âlem kurban veliye

Ankara’yı haz ettim
Duygulandım naz ettim
Ve derdimi arz ettim
Derde derman veliye

Sevincim arşa değdi
Kimin n sesi o neydi
İnsanlık başın eğdi
Hacı Bayram Veli’ye

21.05.2006 Ankara

Ömer Ekinci Micingirt


Hacklenecek

Korkum sokaktan yana,
Kim neyden saklanacak,
Bu nasıl bir kampana,
Yok mudur aklanacak.

İzan ve uslarıyla,
Aşksız namuslarıyla,
Yenilgin hisleriyle,
Gâvurca hacklenecek.

Baba oğuldan beter,
Boş ver delikanlı der,
Sahne hazin, derbeder,
İdrâk yasaklanacak.

06.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Haç Hilâl

Mesafeler at sırtında karnaval
Hak yoluna korkusuzca koşturduk
Kapı kapı kaç kıtada kaç Hilal
Ülke ülke kıta kıta coşturduk
Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl
Mesafeler at sırtında karnaval
Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl
Gelir kervan ulu şafak Üç Hilâl

Behey şaşkın kalk ve yürü bu ne hâl
Izdırap yok şehit mezar boş verdik
Yürüyorum kaç kıtada kaç Hilâl
Ateş düştü yaralarım deştirdik
Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl
Behey şaşkın kalk ve yürü bu ne hâl
Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl
Gelir kervan ulu şafak Üç Hilâl

Sen Fatihsin sen Hamzasın sen Bilâl
İrem bağı Hira Dağı aşk yurdu
Kapı kapı kaç kıtada kaç Hilâl
Öze dönmek füsunlu şey hoş durdu
Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl
Sen Fatihsin sen Hamzasın sen Bilal
Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl
Gelir kervan ulu şafak Üç Hilâl

Ömer Ekinci Micingirt


Hainler

Hâinler ülkemin köşelerinde
İblisle pusuda koyun postunda
Kin akar viskili şişelerinde
Kaybetmiş namusu eli dostunda

Trabzon Şırnak’tı ve Kızıltepe
Kardeşi kardeşe vurdurur durur
Mehmet’e taş atar bak hele kelpe
Kahpece planlar tutmaz kudurur

Ne fikir ne zikir ne vatan bilir
Satılmış beyinli itin uşağı
Atınca kodese geberebilir
Elinde paçavra kızıl bayrağı

04.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hak-Halk

Rıza-yı İlâhî amaçsa âmel
Halk ne derse desin sus sineye çek
Hikmeti iktiza var mıdır engel
İnsan bu olmalı ölünceye dek

’Halvet der encümen’ ilâhi rıza
Gafletten uyanıp nefsten kurtulmak
Fikir ilim bir’siz, büyük arıza
Zikirlerden maksat kendini bulmak

Şâyet halkta varsa muhabbetten iz
İçimden bir duâ başka söz demem
Urbamda cürümlü biriyim aciz
İzâha lüzum yok,boş söyleyemem

Ömer Ekinci Micingirt


Hak İçin Haykır Oğul

Seni sana terk eyle çevir O’na yüzünü
Kâsen dolar rengârenk nur yağar perde perde
Kapan secdeye kapan! Arala kalp gözünü
Yol garip, dava garip, bir mâzi ki yerlerde
Suffe Ashâbı gibi Nebiyi düşün oğul
Yırt zulmeti vecd ile! Kâfidir yaşın oğul

Düşün Bedir’i düşün yardım gelir melekten
Suffe Ashâbı gibi Nebiyi düşün oğul
Gençliğini taçlandır hızlı koş gelecekten
Yırt zulmeti vecd ile, kâfidir yaşın oğul

Yetim kalırsan şayet açılır sırlı kapı
Poyraz esmeye başlar eser güllerin gülü
Sarıl Kuran’a sarıl var edenin hitâbı
“Nurlu Yetimi” düşün çilelerle örgülü
Pür nefes tövbe eyle gelen himmettir oğul
Kalk yürü yavaş yavaş hizmet nimettir oğul

Dünya bizi bekliyor biz yeteriz biz bize
Pür nefes tövbe eyle gelen himmettir oğul
Balı arıyı düşün karıncalar diz dize
Kalk yürü yavaş yavaş hizmet nimettir oğul

Amansız bir yürüyüş kutsallar yağmalanmış
Karıştık gidiyoruz inançsızlık diz boyu
Öğütüyor gencimi kalanlar damgalanmış
Bir tufan ki esiyor çılgınlıklar kop koyu
Kalk yiğidim kal hele! Yeniden doğrul oğul
Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul

Yağız at seni bekler, çok yolun var aşacak
Kalk yiğidim kal hele yeniden doğrul oğul
Emânetler sendedir yerine ulaşacak
Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul

Benzin olmuş sapsarı bakışların karanlık
Mağlubiyet ard arda sanki Uhud bu acı
Mütevekkil gül yüzlüm taht kurdu kahramanlık
Ümitsizlik yok hâşâ Yâr yoludur ilacı
Yoldaşın kim dostun kim, zincirleri kır oğul
Nefsin sussun sen bağır! Hak için haykır oğul

Sen mahlûksun hem aciz nefsinle boğulursun
Yoldaşın kim dostun kim, zincirleri kır oğul
İblis galebe çalar dilsiz şeytan olursun
Nefsin sussun sen bağır Hak için haykır oğul

15.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hakk

Sıcaklığım kar kış buz
Hâvf recâ tasam benim
Olamam hep kaygusuz
Hakikat yasam benim

Cennet hâşâ emin kim
Dur yolcu kıssam benim
Nisyânı bol mümin kim
İtirâf hissem benim

Hevâ heves kim tanır
Ateşten masam benim
Ve gözlerim kapanır
"Hakk" anayasam benim

Ömer Ekinci Micingirt


Hal Oldu

Zaman zaman senle senden ziyade
Nedense hep sessizliğin yaralar
Tefekkür mü yüzündeki ifade
Beni sarsa bu sendeki veralar

Bir selam ver aylar geçti yıl oldu
Gözlerim bak yüreğine dayanmış
Unutma ki senden bana hal oldu
Deme sakın benim için kim yanmış

Uçuşuyor kelimeler heceler
İçimdeki nağmelere yer arar
Ses veriyor sensizlikten geceler
Neden bilmem bu mevsimler şivekâr

Peşin söyle hal diliyle sözünü
Vuslat tütsün hemdem ile ufuklar
Gölgeleme gün görmemiş yüzünü
İkliminde buluştursun şafaklar

16.06.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hâl Ve İfâde

İnsanlık karanlık insanlık aktır
En büyük dürtüsü vakti çalmaktır

Muhâkeme yoksa derdi de yoktur
Dertsizler delidir ya da çocuktur

Her şey tükenmeye mahkûm haliyle
İster şâirle ol, ister valiyle

Ne güzel yok olmak, var’ın izinde
Aşkın pahası âşk, yârın izinde

Varlığım yokluğum teslimin eli
Kiminin bilinci hikmet döşeli

Yer yer derinlikler yazarım elle
Fark etmez yaz kış uyku ecelle

Sözün hakikati beyitler mâdem
Haddini bilmeli hâl ve ifâdem

22.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hâlâ Gelmedin

Unutamadığım ismin andığım
Mor çiçekler açtı hâlâ gelmedin
Nerelerdesin sen yârim sandığım
Kasırgalar geçti hâlâ gelmedin

Kimseler duymasın gözlerime bak
Ben sende kavruldum güneşte toprak
Gel firar bahçemde uç yaprak yaprak
Zaman zehri içti hâlâ gelmedin

İffet reçinesi tenha geceler
Zihnim muallâkta nasıl niceler
Yuvayı besleyen derin heceler
Vakitlerim kaçtı hâlâ gelmedin

Uzun hava çaldı bam telimde dün
İçimde fışkıran köpüğü yosun
Sensiz çığlığımı duyuyor musun
Ömre ömür biçti hâlâ gelmedin

İçli uçurumlar koş adım adım
Bir yığın sözüm var birkaç saatim
Yüreğim yanıyor anlatamadım
Öldüm gece üçte hâlâ gelmedin

Ömer Ekinci Micingirt


Halep

Namussuz zelzeleler, namus lisânda kalan
Hayasızlık cehennem, neden suskunsun hâlen
Küfrün karanlıkları, hangi vicdan hoş durur
Hangi vicdan kör sağır duymazlığa koşturur

Cesetler püskürüyor, ölenler Müslüman hep
Âh insanlık enkâzda Halep namustur Halep
Haçlı çanı çalıyor, maskeli medeniyet
Dört bir yan müstemleke, kirletildi hâysiyet

Affet bizi Allah’ım, affet bizi ey Nebi
İzân irfân musâlla, dört biryanım ecnebi
Zeynepler çırpınıyor hayaletler şirk Beşer
Müminler dilsiz tabut, sefil payanda beşer

Ve köşeler lağımlar, vahşetler tutuyorum
İnsanlık mevt lahdine benzetip yutuyorum
Öl sen İslam âlemi, öl ki ölüdür yazsın
Sen ki garba oyuncak, aymazdan da aymazsın

Ömer Ekinci Micingirt


Hâlik’im

Yâ ilahel alemin bizi düşürme dara
“İsteyen yok mu diyen” ben geldim yüzüm kara
Hâlik’im sığınağım, benim güzel Allah’ım
Çaresizler çâresi, hâşa sensiz ne çâre
Ya ilâhel alemin bizi düşürme dara

Yerin göğün sahibi senden başka kimim var
Ümmeti bütünleştir cemâline kurban yâr
Hâlik’im sığınağım benim güzel Allah’ım
Sen Erhamerrahimin ben çaresiz günahkâr
Yerin göğün sahibi senden başka kimim var

Ömer Ekinci Micingirt


Hamdolsun

Hamdüsena olsun hamdolsun asra
Gölgeli mevsime güne hamdolsun
Sonsuzun döşüne yaz beni mısra
Bu güne yarına düne hamdolsun

Ayıp ve kusurlar dil ile beden
Hamdın süvarisi nefsle harbeden
Mükâfat müjdesi alır şükreden
Allahü teâlâya dine hamdolsun

Kelebeği seyret birkaç saniye
Görmemezlik neden hem isyan niye
Ve gül kokusunda yaslan fâniye
Kadir gecesine bine hamdolsun

Kudretin eseri hamd bir tek hece
Şükredenlerden ol her gün her gece
Ölümü hatırla ölmeden önce
Hâlisâne vakte an’a hamdolsun

Kıldığım namaza yıldıza aya
Bir lokma ekmeğe bir yudum suya
Kur’an salavâta ezan salaya
Ve Elhamdülillah O’na hamdolsun

15.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hâni’ler

Fırsatçı fesatçı yalancı vardır
Tükürün yüzüne yazmayacağım
Gözleri kapamak şâire zordur
Kalemim kanıyor kızmayacağım

Hâinle çözüm mü olmadı ama
Paralı cellata çaba harcama
Çürük paçavradan olur mu yama
Kahpeye methiye dizmeyeceğim

Sokaklar karanlık namlular pustur
Bu kimin itidir kime mahsustur
Hâni’ler konuşsun köpeği sustur
Soysuza ağzımı bozmayacağım

08.10.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Harakânî

“Sözlerimi dinleyin civanmertler nüktedir
Kutsiyet deryasından süzülüp gelmektedir”

Buyurmuş namaz zekât abitlerin işidir
Afetleri alt etmek yiğitlerin işidir

Sonsuz olur çilesi Allah’ın erlerinin
Muhabetullah yolu meşrebi pirlerinin

Kalbiyle O’nu arar; dili O’nu zikreder
Gözüyle onu görüp cömertliği fikreder

“Sûfi mahlûk değildir” sûfi Hakk’ın aynası
Ötelerin tebliği âşıkların hırkası

Hırkanın adabından abdest ve gözyaşları
Şeyhle yanan dervişler söndürür ataşları

Havf recâ iki kolu, beli sabırın adı
Gerçekte ilâhi aşk, tasavvufun maksadı

Aşkı şiâr edinmek seyr u sülûk nimettir
Mânevi sarhoşlara, hırka istikamettir

Dervişlerin pirlerin hırka giyim tarzıdır
Bir’e teslim olmaktır, bağlılığın arzıdır

Kırk yıl bir ekşi ayran hem bir yudum su niye
Meşrebi benzetilmiş Bayezid Bistami’ye

İrşâd ve terbiyeci tevazuun zirvesi
Müminliğin idrâki Vahdaniyet’in sesi

Der nefsin ayıpları dönüşümü benliğin
Harakani irfânı, şeriâtı şenliğin

O Rabbânî harika anlatamaz beyit hem
Gâvs peygamber varisi Ebu’l Hasan seyit hem

Mürşit kerâmet ehli maksûda erdiler bil
O fütüvvet tohumu civanmert ve mükemmil

05.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hasat

İzâhtan mahkûmum yâr’a bıraktım
Sebebe gönül yok var'a bıraktım
Takdir elbet o'nun ferman eylemiş
Sebebi yaratan bir'e bıraktım

Tevekkül kokulu töre bıraktım
İki cengâveri köre bıraktım
Ne derse amenna derman eylemiş
Sonsuza muttasıl yara bıraktım

Hakikat sabrımı zora bıraktım
Hâlbuki perdeyle ara bıraktım
Kimler hasadımı virân eylemiş
“Rezzak” zâyi etmez kâra bıraktım

Ömer Ekinci Micingirt


HasbinAllah

Israra ses veren sükûtu dinle
Hikmet ehli için frekanslar var
Hayret kardeş olur kimi derdinle
Hicran solukladı nice bâhtiyar

Yer gök tekmil verir her sabah erken
Güneşte hararet bulutta sükûn
Çaba sarf eyleyip idrâk dilerken
Duâya sığındım yine ben bu gün

Seccadem çöl gibi yüreğim tipi
Tatbikat başladı hemen peşime
HasbinAllah dedi yolun sahibi
İstikamet verdi yakarışıma

Ömer Ekinci Micingirt


Hastayım

Tezgâhlar pirinçten loş kavisleri
Dört duvar arası kalmış yastayım
Felç olmuş kardeşlik ve bahisleri
Dört biryan şer bela dalmış hastayım

Mümkün mü arzuhâl alnım mabette
Kararsız secdeler züldür elbette
Paralar fâizde ben ibadette
Farzlardan zekâtı silmiş hastayım

Aç dolu sokaklar gözlerinde yaş
Cennet ucuz mudur değil arkadaş
Hesap yaklaşıyor bak yavaş yavaş
Vehimleri öne almış hastayım

30.10.05 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hatırlayabilsem

Ağır rüyalarda yürüyorum saati şaşırtarak
Vuslata koşturuyorum kan ter içinde
Ben rüyayı severim aslında
Mışıl mışıl gönlümce
Her şey sâde ve mahzun
Yolculuğa çıkarır menfez aralarında
Yeşil poyrazlar estirir Kerem misali yakar ara ara
Garipsi lavanta güzelleri gelir mağlup eder idrâki
Ah bir hatırlayabilsem duyuverseniz

Aynalara bakar türküler çığırırım
Hatırlayabildikçe dönerim efkârlı yalnızlıklarıma
Yıkarım heykelleri Dumrul kesilirim
Yırtarım ortalığı celallenirim yumruk atarım pencereye
Haykırırım boğazım yırtılırcasına
Uzak karanlıklara, kederlere yaslanır
Gözlerimde yaş, fırkata meydan okurum
Güneşi kızartır, bulutlarda boza pişiririm
Yıldızları toplayıp, haydutlar kovalarım
Geceyi bozguna uğratırım adeta

Hele akşamdan yatarsam
Uykunun kıyısında karanlığa dökülüp
Kâbusum olur üç harfli varlıklar
Tepemin üstünden enteresan surette
Gecekondularda uçuşur ensemden koşturup
Hep beni göğe çıkarır duvarlara vururlar
Bir acayip sesle gelirler yığın yığın
Ayaklarım titret bakışlarım buz kesilir
Bakmayın dediğime şirin şey namussuzlar
Sokağın çocukları

Rüzgâr nağmeleri duyulur
Zifir maviye çalar
Duman yükselir tepemden
Terlerim çürürüm kendimce hafilerim
Ömrün rıhtımına yanaşırım
Amansız bir macera kaplar ruhumu
Mezar taşlarını okurum
Otların arasında
Kaleyi gezer kümbette oturur
Arkeolog kesilirim
Zıgav’ı kucaklar Şeremet’e koşar
Zakkum budar, palmiyeler ararım
Anneme koşar, yârime ezberletirim
Usul usul tüm ıssız rüyaları
Sessizce

Hislerimi düğümler sabır toplarım
Eyyub’un bahçesinden
Ölen geceleri kefenlerim
Hasreti everir, vuslatı çağırırım
Takke takarım beynamazın başına
Uzatırım ayaklarımı çakırkeyif
Sonra unuturum tüm olanları
Ah bir hatırlayabilsem

Yaşlı bir çınar gibiyim aslında
Susuz kalan karanlıkta üşüyen
Dallarım çıtkırıldım
Alnından öptüğüm yağmur nerdesin
Dibimde namussuzlar
Gölgeliklerimi ezer tepinir nâra atar
Mezarımda kadeh vururlar

Şerefe der ben susadıkça
Şerefe dostum şerefe
Ah şeref nerdesin
Gövden pek doğurgan ve gözlerin soğulmuş
Tıpkı yetim anası kalp atışların

Yüzün kırık tabut bakışların korkusuz
Dört mevsim ölüm sağıyorsun ölüm
Farkında mısın şeref

Cigaram haraç rüyalarım silik
İdrâk ezelden mahpus
Gecenin ırgadı mıyım ne
Ah bir hatırlasam
Birbaşkadır şafağı yaran rüyalar
Sönmese rüyalarım sönmese
Ah bir hatırlayabilsem…

17.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hâvf

Varlık ırmağından kaçarım gün gün
Gelip selâmlayan çukur eşmeden
Sabahlarım gece uykuda ölgün
Recâ gözlerim ebedîleşmeden

Harikulâde yok bozulur albüm
Bir kemik parçası kefenden ince
Etrafı çevreler durunca kalbim
Ne varsa hâvf olur toprak değince

Ömer Ekinci Micingirt


Hayal

Mest etti cazibesi o gün karşıma çıktı
Aşk döküp tez uzaklaştı meftun oldum güzele
O an bir şey der gibi sanki bana âşıktı
İmkânsız tasavvurla hayal ettim el ele

Belli ki bu her zaman hırçın ve biraz asi
Tomurcuk nurlu rüya yanakları engebe
Kaçar dönüp bakarken kimin eşsek sıpası
Yumak yumak gülüyor torun mu ne bu bebe

Ömer Ekinci Micingirt


Hayallerimiz

Islat gözlerimi yalnızlık aksın
Yorgun sabahların yazgılarıyla
Beni sensizlikte arayacaksın
Umutsuzlukların çizgileriyle

Sakın terk ederken isteme izin
Çok şeye gebedir belki bu şehir
Ateş ve kelebek seçmemeksizin
İçimde yanardağ mısra ve şiir

Böyle sürmeyecek kahretsin teksin
Yine bak boşlukta hay ellerimiz
Yer yer gençliğimi isteyeceksin
Uçurumlar gibi hayallerimiz

23.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hayat

Zâhir bâtın elleşmek
Elleşmeden kuş uçmaz
Tağutla cedelleşmek
Hak batılla uyuşmaz

Topla çıkar üç gündür
Dün bugün yarın haktır
Yokluk varlık düğündür
Hak bir ölüm mutlaktır

Ömer Ekinci Micingirt


Hayatın Mânâsı

Kardeş olan vampir tavrı dilemez
Her yol meşruluktur bozuk niyete
Cennet Mecusi'yle fethedilemez
Tükür petrollaşmış medeniyete

Yetimlerde çığlık lânet dahası
Kuduz köpeklere iltimas nesin
Hâin yığınlarla şer kahkahası
Var mı ayrı gayrı her şey herkesin

Marks'ın bahtı olma istikbâlinin
Secdeyle kucaklaş kulluk şanındır
Budalası mısın şaşkın hâlinin
Hayatın mânâsı Yaratan'ındır

Ömer Ekinci Micingirt


Haykıracağım

Yürürüm kuytunun pazarlarında
Her nereye baksam ölüm ağacı
Aklım hep kimsesiz mezarlarında
Yaşayanlar ölü taşlar duacı

Karı itekleyip yattım otlara
Çok şeyler gömülü yerde up uzun
Gözleri uzattım boş tabutlara
Hasreti serpildi sanki sonsuzun

Dörtlükler yazmışlar mezar taşına
Ben hüzün devşirip aşk kurcağım
Dört duvar arası toprak başına
Ve unutuldukça haykıracağım

Ömer Ekinci Micingirt


Hayme Ana

Mâzi şafak hüzün güz geceleri
Ağaran duygular omuzda sessiz
Öğüt Hayme ninem ve peçeleri
Kuşatır ruhumu özlemim eşsiz

Öyle içten söz ki gayrısı biter
Sanki bitişikte sesi duyulur
Uyan gel utandır yattığın yeter
Hep güzel rüyalar neden son bulur

Bir parça hissiyat var ise eğer
Yeniden mâziye belki ben varım
Şiir şâir her şey yalanmış meğer
Mazisini yiyen bir canavarım

Ömer Ekinci Micingirt


Hayreyler

Bu nasıl bir dünya sırrı bilinmez
Hep benle beraber ah vahım benim
Vakit gelir geçer silsen silinmez
Anamın duâsı silahım benim

Aklım gurup etti hayâli yârdan
Besbelli gelen var uzak diyârdan
Günbegün eridim bittim efkârdan
Peşimden kovalar günâhım benim

Uzandım derine başucum dizde
Gönlümün mihneti yemyeşil gizde
Hüznümü serperken iklimimizde
Sonun kollarında aşk ahım benim

Keşkeler peşinden başlar bir niyaz
Anılar toplarım zarif bembeyaz
Uslu zamanlarda gelip sende yaz
Bambaşka bir tutku eyvâhım benim

Olurum hep sarhoş bir yudum suyla
Yorgun sayıklarım derin uykuyla
Yer yer değişirim sabrı duyguyla
İnşallah hayreyler Allah’ım benim

26.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hazan

Sitem yok işveyle aramam seni
Hem zaten yüreğim arasında sen
Hislerim köpürür göremem seni
Zifiri sevdamın karasında sen

Senle bütün renkler aslına vardı
Gökkuşağı yüzün yarısında sen
Bütün mevsimlerim senle ağardı
Bilmem ki mevsimin neresinde sen

Tat oldun ruhuma gözlerimde nem
Sevdamın ahengi küresinde sen.
Gecelerim hazan sensiz cehennem
Sızılar yüreğim yarasında sen

Ömer Ekinci Micingirt


Hecenin Çığlığı

Şiirde aslolan ifâde gücü
Mihrabı belirsiz savruk his değil
Manasız her hece tek tip görgücü
Şiir idrâk etmek ihtiras değil

Hedefsiz tek hece şiire zarar
Kendince kendini şiirde arar
Haberi yok amma ayarsızlık var
Şiir münacaat örf miras değil

Uyak ahenk seyir maksadı seçin
Nerede ne zaman ne için niçin
Şiir baş kaldıra gerçek aşk için
Bâdeyi içiren maşuk tas değil

Şiir mavi yeşil belki renksiz mor
Şiir benden beter ben şiirden zor
Kaçtıkça arkamdan tam gün koşuyor
Üç mısra eklemek söz tahmis değil

Nazım yok ölçü yok yok adet oldu
Kametsiz sözcükler ibadet oldu
Niyet mevt fikirler istimdat oldu
Lütufla gelir bu ihtisas değil

Suskun saat gibi zamana esir
Hep beni kahretti gayretsiz nesir
Azıcık kurcala kimler müessir
Bir sürü cümleler müesses değil

Şiir ses aşk sesi gözyaşı erir
Hep ahenk hep ahenk renge renk verir
Dirilir duygular tekrar yeşerir
Dört mevsim oynanır son piyes değil

Sükût ve temaşa tarifsiz henüz
Çağıl çağıl renk renk masmavi eşsiz
Şiire gözyaşı eklense sessiz
Şâirin gözyaşı şiir ses değil

Bakış duyuş ilham ve edebiyat
Şiir akşamları kime emanet
Tıpkı iklim gibi pek çok ihânet
Hecenin çığlığı bana has değil

Ömer Ekinci Micingirt


Hep Beraber

Yaban olduk şu gurbetin ardından
Yetim gibi garip gibi el gibi
Annem dertli ah u zar hep derdinden
Ağır aksak sendeleyen kul gibi…

Sevinç hüzün sürünüyor yerlerde
Kıymeti yok vefa özlem çul gibi
Raks türedi bizim köyde barlarda
Akrabalık üç asırlık dul gibi

Micingirt der toplansaydık ahenkle
Bayram seyran tokalaşan el gibi
Zafer yoktur hep kaybettik bu cenkle
Hep beraber sağır dilsiz lal gibi…

06.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hercümerç

Müfsit fanteziler zevk safa nice
Ölü mevcudiyet yaşam sanarlar
Yığınla şakşaklar anarşist gece
Ne fıtrat ne huzur ne yok ne varlar

Vaziyet meşru mu getirin dile
Korkunç azgınlıklar nizamsız arlar
Kalbi satıvermiş hercümerç gile
İnsan kılığında tüm canavarlar

Ömer Ekinci Micingirt


Hergele

Diz dize ve göz göze
Manzara salık verdi

Karışık iş bu amma
Gerdi ülkeyi gerdi

Her cümlesi temelsiz
Kan gözyaşı terk derdi

Zürriyetsiz hergele
Sağı solla everdi

Mihrâbı giz muamma
Bilmem kimi severdi

Çukurlarda yüzerken
Başı göklere erdi

Her söylemi kıstasız
Ki ekmeden biçerdi

Bilenler bilir elbet
Nefret yüklü namerdi

Şaron Neron Firavun
Kimler nerde geberdi

26.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hey "ben"

Umudun gözenekleri yazdıklarım
hitâbım çöktü sahibimi
arıyorum
ya sen!

Ö.E.Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt


Hey Şair

Hey şâir konuş
ne var dizelerinde şâir
insana ait hayata dair

şâir laf cambazlığı değil
öyle değil dur birader
biraz hecelere eğil

İn aşağı in
ayakları harflerin
bassın yere sürünsün hâ
sürünsün ki nasır tutsun

dökülsün
ojeleri kelimelerin
anadan yeni doğmuş
masmavi nur topu gibi

dertlileri dizelerinle
bilmem anladın mı şâir
ne var hayat ve hayata dâir
vesair

04.04.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Heybe

Zamanın içinden zaman doğacak
Kalanlar hep onu hep onu arar
İklim pek müsait desem de ancak
Sırların içinde nice sırlar var

Istırap hep bende vicdan valisi
Hüzünle baş başa boylu boyuna
Belki de bir şaşkın şair delisi
Dava beni iter sırlı oyuna

Yine de her daim ümit sesi var
Gelecek beklenen günler aşk ile
Bağdat’ın heybemde inlemesi var
Filistin vesile Bağdat vesile

Ömer Ekinci Micingirt


Heyecan

Heyecanlarımı hüzne boğdurdum
artık dörtbir yanım hazan duvarı
ve ben hâla boşlukları
törpülüyorum…

11.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hırıltı

Kendince bir balayı, zevki sevdaya sermiş
Sırt sırta ve diz dize iç içe ve yan yana
Flörtün akisleri, aşk nereye gidermiş
Ham ruhlar lal kesilir, vicdan çarpar vicdana

Sanki özel hususi,sırayla birer birer
Üretiyor durmadan, hırıltıda her nokta
Bense derin uykuda, sitemkâr ve derbeder
Koştum yokluklar ile koşuyorum yoklukta...

21.09.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hırpani

Yaşıyorum ben güya
Nerede gerçek yaşam
Hep gösteriş hep riyâ
Küp gibi bir ayyaşam

Nerde insanlık hâni
İdrak edin gülmeden
Belki de ben hırpani
Ölebilsem ölmeden

Ömer Ekinci Micingirt


Hicap

Hey benim buğulu sitemkâr yârim
Sevdanın sükûnu kaplamış seni
O zümrüt gözlerin içinde varım
Baktıkça sarıyor mahrem deseni

Her lahza tenhada hicaptan yana
Biz aynı bahçeden aynı yan yana
Dahası silinmez ziya ve mana
Peşinden koşturdu talih hep beni

Hislerim tüy gibi dört yanım lale
Bir başka yürürüm bindim hayale
Beşinci mevsimden seslensem bile
Zaman tamam artık halvet dönemi

Ömer Ekinci Micingirt


Hicâz Mevsimi

Bu gün takvimlerden Hicaz mevsimi
İçim alev alev gözlerim yosun
Randevu yaklaştı bekliyor gemi
Hadsiz bir koku var almıyor musun

Mukaddes uygarlık büyülü durak
Sevinç coşkunluğum çöktü yine bak
Hak ferman eylemiş başkayı bırak
Muhabbet serpilmiş solmuyor musun

Yolun dilencisi ölesiye ben
Mübârek beldeye gel der var eden
Ümit bavullayıp kavuşsak tezden
Mahşeri temsilde olmuyor musun

Turnalar göçerken gülü heceler
Gül yoksa gün öksüz doğmaz geceler
İsmini andıkça ruhum yucelir
Cennet bahçesini kılmıyor musun

Bu hayat bir oyun, oku âyeti
Gün o gün aşk o aşk aşk İbadeti
İbrahim dedemin son emâneti
Mukaddes mekânı bilmiyor musun

Ulvi sabırsızlık yolculuk başlar
Türk Kürt Çerkez Acem Arap Habeşler
Bir araya gelir cümle kardeşler
Kâbe'ye yüz sürüp kalmıyor musun

Sırat-ı müstakim ahval-i beşer
Nihayetsiz sofra âdeti îşâr
Diriliş şehâdet hayra döner şer
Maddeperestliği çelmiyor musun

Mekkem ve Medinem hikmet hâlesi
Halka halka yanan vecd meş’alesi
Ümmetin kurtuluş mücadelesi
Zafer nağmeleri çalmıyor musun

Mihrap minber tekbir yârim orada
Çokluğum yokluğum varım orada
Hasretim gurbetim zârım orada
Aşkın deryasına dalmıyor musun

Sıddıklar diyârı ne büyük yarış
Sırat-ı müstakim imâna varış
Bin yıllık bereket secde yakarış
Sonsuz dirilişe ölmüyor musun

Lebbeyk Allah Lebbeyk meşher gülleri
Hüznün yolculuğu cezbe hâlleri
Hükmüne sunalım arzuhâlleri
Ölüm uyanmadan gelmiyor musun

Ömer Ekinci Micingirt


Hiç olmaz

Hayat gölgesinde söngün bir bakış
Bir nefes bir selam sır ifşa dünya
Ne olur görünüz tekrarsız akış
Lâ edemediğim ben’im dedim ya

Gıpta etmeyiniz bir yanım yanık
Bendeki dörtlükler izâfi küldür
Cürümler ziynetim zihnim dağınık
İdrâk ûs dururken kim ne mesuldür

Yürürüm endişe sokaklarında
Pörsük bedenimle şafağa kadar
Yanarım güneşin dudaklarında
Kendine yaşayan eşeğe kadar

Yaşa dürtülerim yaşasın alkış
Yaşasın dörtlükler yaşasın hece
Cehlime yürüdüm gerçekte yaz kış
Gayyaya taş yığdım kaç bin derece

İki kere iki vehmi ne eder
Dehşet deresinde boşa uçulmaz
Vebâlı borç alan pahalı öder
Cürmü bilmem amma tespit hiç olmaz

Ömer Ekinci Micingirt


Hikmet

Sırra yelken her şiir
Şiir sırra ne verir
İmge mâna vesair
Hikmet

Hayra hayret hâlidir
Sükût gayret hâlidir
Bazen seyret hâlidir
Hikmet

Huzur sevgi temiz ak
İhanete pek uzak
Emre uymaktır ancak
Hikmet

Velilerin ziyneti
Sesleniştir niyeti
Elçilerin ismeti
Hikmet

Belki yeşil mavi mor
Sonu fark et kafa yor
Çile varsa geliyor
Hikmet

Endişe et düşün dur
Onda gizli rahmet nur
Davran seninle yaşar
Hikmet

Her şey kendini idrâk
Teslim ol sözü bırak
Liyakatte son durak
Hikmet

Ömer Ekinci Micingirt


Hilâl Gölgesinde

Türkmen'im Kürt benim ölecek yaşta
Çanakkale'yiz biz renk renk hepsiyle
Hakk'ın yumruğuyla varız savaşta
Şehitlik satılmaz altın tepsiyle

Türkmen dağlarına dalaşıyor it
Beyninden vuruldu vurulmaz derken
İsrail'den sonra Rus'a van minit
Putin Yahudi'ye selam çakarken

Sinsi tezgâhlarda kurulan tuzak
Bayırbucak Sinop Bayırbucak Van
Kim kimin ırgadı zehirden kızak
BirLEŞmiş milletler üç beş hükümran

Şiâ Esed Rusya çalıyor çanlar
Hışmı hasmı benzer hep aynı gemi
Nerde kaldı kızıl bayrak açanlar
Sona saklıyorum derin öfkemi

Tanzimattan beri kim kimin sesi
Hile desiseler batının yüzü
Tekrar yazılacak marşın bestesi
Hilâl gölgesinde bütün yeryüzü

Ömer Ekinci Micingirt


Hisse Al

Beni tutup tafra at
El âleme iltifat
Sen bu üç’e muhtaçsın
Kemâl idrâk sadâkat

Kızdın yine ihtimal
Sen prenses ben hamal
Kime ne altın taçsın
Vasfını bil hisse al

27.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hissedersin

Gece ve sessizlik tenhada dinle
Bitimsiz ritimler silinir gider
Sevda besteleri ve ben seninle
Dökül yüreğime salınır gider

Gözlerin rayiha seninle eser
Her halin ibrişim dudağın kevser
Sus seni istemem hele elin ver
Süzülür sitemle alınır gider

Hüznümü kucakla seni bırak ta
Ruhumuz aynı yer kalma ırakta
Beni hissedersin şiire bak da
Büyülü bir rüya bölünür gider

Ömer Ekinci Micingirt


Hizmet Nimettir

Coşkun sular gibi koşun bu sese
Yediden yetmişe yayın herkese

Zerreden kürreye yol perde perde
Her yanda güzellik ahenk her yerde

Gözyaşı ateşle koş zirvelere
Ezelden ebede yürü o yere

Muştu bestesini çal beste beste
Nefsi boğazlayın kalsın kafeste

Uhrevi tebessüm ve ulu seda
Pervaz ede ede gelir şüheda

Oba ova dere vadi gül çiçek
Tekrar dirilecek şafak sökecek

Bu yerde şenlik var niyâz hizmettir
Cihana duyurmuş “Hizmet Nimettir”

Ömer Ekinci Micingirt


Hocalı

Şımarık namussuzlar göz kulak arasında
Hepimiz ermeniyiz özür deyip durdular
Kurşun gibi planlar hain macerasında
Diaspora biatle diş dişe kudurdular

Hocalı katliam kan ve kinden tomurcuk
Ağu vahşet üstüne kızıl evler kurdular
Yaşlı genci kız kızanı üst üste çoluk çocuk
Garba köle kahpeler çukura doldurdular

Ömer Ekinci Micingirt


Hoş Olur

Anladım ki herkes insan denilmez
Her mahluka öğüt vermek boş olur
Canlı mevtse hikmet ile anılmaz
Sermaye şirk, şeytan ile eş olur

İlim-hilim ibâdetsiz banılmaz
Hastalıklı ot oburlar leş olur
Âdem olan hep art arda yanılmaz
Kibri yener tevazûda baş olur

O’nu bilen hiçbir şeye yenilmez
Tenhâlarda yakarışlar yaş olur
Af ve cürüm başkasına sunulmaz
Sâlih kulun endişesi hoş olur

Ömer Ekinci Micingirt


Hoş Sâda

Derdimi yazayım hemen acele
Azrail gelmeden varislerime
İster ezber oku ister hecele
Bir çizik atınız kaprislerime

O günü beklerim mahzun kaygılı
Bilmem razımı o yetim sevgili
Yaşımla suladım solan her gülü
Sessizce eğilip sor hislerime

Giderken arkamdan gelse hoş sâda
Budur koç yiğitlik budur şüheda
Hele bir Fatiha yazsa tahtada
O zaman kulak ver akislerime

26.08.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hurisin

Güzeller güzeli gel hele kurban
Duruşu bakışı gülüşü güzel
Bu ihlâs bu irfan bu iffet nerden
İffetle sekerek gülüşü güzel

Gizli gel nur yüzlüm huri kıskanır
Gözyaşın akıtma içim ıslanır
Allah’ım bu melek neyle beslenir
Oyalı yazmalı el işi güzel

Efsunlu bakışlım kız sen hurisin,
Çimeni fistanlım kimin yârisin
Riyakâr gözlerden Mevla’m korusun
Her gece sessizce gelişi güzel

Ömer Ekinci Micingirt


Huzurevi Hüzünevi

Feryâdı ömrünün son bestesine
Hüzünlü çehresi, nurdan ihtiyar
Özlemi sıkışmış kısık sesine
Sevgiyle beklenen yerden ihtiyar

Saçları bembeyaz hislenmiş gibi
Ulvi seslenişe yaslanmış gibi
Hurilere inat süslenmiş gibi
Vazgeçmiş eşyadan vardan ihtiyar

Mecâlsiz bakış âh, kimin vebâli
Hissetmez Ayşeler nerede Ali
Vallâhi sonumuz meçhûl ahali
Çehresi nurâni surdan ihtiyar

Edep saygı şiir dâva hece ne
Sıkıntı gam acı keder gece ne
Düşkünler evine kimler gücene
Masûm mahzûn bebek olmuş ihtiyar

Hasret boynu bükük evlatlar kayıp
Ne bir vefâ kaldı ne de sıdk, âyıp
Çekirdek bozuldu her şey acayip
Yaşlı dünya kopmuş “bir”den ihtiyar

Duâ pınarları torunlar derken
Kapıya koşarlar her sabah erken
Huzurevi neymiş evlat var iken
Âhları efsunlu yârdan ihtiyar

Kimi eşsiz gılman kimisi peri
Hazzetmem huzurev öteden beri
Evin başköşesi onların yeri
Onlar birer derviş pirden ihtiyar
Bakanlar bahtiyar yazan bahtiyar

Ömer Ekinci Micingirt


Hür Biziz

Şu semâvat ehline bak ne söylüyor ey ahmak
Bir Kadir-i Zülkemâlin yolundaki nur biziz
Hep beraber nutka gelmiş hak lisânı söyler hak
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir er biziz

Şu semanın arza bakan nurefşanı gülüyüz
Bir Hâkim-i Zülcelâlin birer mahsun kuluyuz
Hem vahdete hem kudrete mecnun âşık deliyiz
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir yâr biziz

Dinledin mi yıldızları neyi takrir eylerler
Mu’cize-i kudrettendir aşk-ı nağme söylerler
Daire-i kudret ile emri surla boylarlar
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir sur biziz

Kör olası gözü görmez, söz işitmez ezelden
Hak söylemez esmâsından müjdelenen güzelden
Nur yağıyor vâdi vâdi muştuluyor O elden
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir nur biziz

Ey şehriyâr buyurmuşsun “keşke şâir olsaydım”
Şiir nedir şâir kimdir ben hep sana gelseydim
Şiir şiir, beste beste huzurunda ölseydim
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir hür biziz

25.10.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hür Ol

Aşkın çakısına sarıl diyorum
Kanayıp kanayıp karıl diyorum
Bayrakta al gibi göklere doğru
Dalgalan dalgalan durul diyorum

Riyâsız denklemsiz görül diyorum
Yanım sıra yürü yorul diyorum
Sonsuzluk tasası bendeki ağrı
Secdeye baş koyup hür ol diyorum

Yokluğa üşüşen karıl diyorum
Kız bana küsüp git darıl diyorum
İrfân kımıldamaz meçhulün bağrı
Bizi beni bırak bir ol diyorum

Yürüyen keşlere diril diyorum
Yârı görmeyen kör, kör ol diyorum
Ezâna kulak ver, ne büyük çağrı
Tevhidi hatırla var ol diyorum
Secdeye baş koyup hür ol diyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Hüsnüzân

Gür akar kirlenmez şiirsel sular
Kulu pek faş eder içindeki zân
Şâirin ritmidir temiz duygular
Her zaman aldanır başka zanneden

Mesnetsiz hisleri salma her yana
İsmim anıp yalan ile süsleme
Anlasana kardeş dedim ben sana
Dedikodu ekip varlık taslama

Dostluk nağmeleri salmışım bir bir
Günbegün beraber sizinle sizsiz
Gerçek aşklar iffet ile yeşerir
Bilir misin izzet iffet âşk eşsiz

02.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hüsran

Terkedemediğin günahsa şayet
“Ateş ehlidir der” buyurur ayet
Rabbin seslenişi şakaya gelmez
Göreni görmezsen hüsran şikayet

Mevcudata hizmet daimi suret
Gayeyi zevk etme gel tefekkür et
Edebe riâyet ölsen de ölmez
Ölümün ötesi vardır nihayet

28.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Hüzün

Sar beni sıkıca sar sadık dostum
Çileli davamın dermanı hüzün
Dövündüm yıllarca yaş döktüm sustum
İhlâssız duâmın gümanı hüzün

Çürüdüm kavruldum sessiz derinden
Söküldü ciğerim koptu yerinden
Hâvf recâ bestesi eser serinden
Her garip avamın âmânı hüzün

O günü beklerim hayallerim var
Irmak orda akar orda var bahar
Soluk soluğayım gelse sonbahar
Ve eşsiz kervânın harmanı hüzün

Ömer Ekinci Micingirt


Istemem

Yelken açtım yalnızlığa kederden
Hüzünlüyüm başka soru istemem
Sevinç, hüzün belki yazı kaderden
Gül kokmayan pembe moru istemem

Edep nerde kelimeler pek arsız
Müntesipler ıstırapsız duyarsız
Saat bozuk yelkovanlar ayarsız
Dudak büken şaşı körü istemem

Gözyaşlarım tek sermayem tâatim
Mecnun gibi “vah”ta geçti sıhhatim
Sarsılıyor bir nefeslik hayatim
Şairlikmiş, âlin geri istemem

Dost bağına pür edeple girilir
Tevazuuyla rızasına erilir
Riya haset gösterişler sorulur
Kulluk yeter başka yeri istemem

24.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Izdırabım

Mâtem rüzgârları yokuş desem de
Füsunlu bakışla düz etti gitti
Doldurun hüznümü pişsin kâsem de
Benli hissiyatı biz etti gitti

Serin özlemlere vuslat pek ırak
Ömrüm ikindisi hâlime bırak
Şaire yalnızlık başka ne gerek
İffetin hissiyle va’z etti gitti

Taşkın sular gibi estik takıştık
Hasbıhâl eyledik dostça bakıştık
Kaderde böyleymiş böyle yakıştık
Bilmem ki ne kadar hazzetti gitti

Çocuksu gözlerde yaş vardı hâlâ
Izdırabım ol hem gitme gel hele
Sarkan boşluklarda tutsak el ele
Apayrı manalar va’z etti gitti

30.03.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Izdırap

Kıvrım kıvrım yollar silkin gardaşım
Her bucakta kimler nere kısıldı
Secdesiz mesajla devrilen başım
Kandiller yanarken günah basıldı

Ah be yolculuklar gölgeler yatar
Bir nesil ziyânda bir nesil batar
Çarpık zihniyetler beterden beter
Yerli beslemeler aslan kesildi

Gömdüler kaç kavmi kimler duyarsız
Ev ocak yıkılmış yuva ayarsız
Ülkem çatırdıyor düzen pek arsız
Hâinler kahraman âsım asıldı...

11.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İbret Diyârı

Herkes kendinden emin
Künyesi renk veriyor
Sözü vardı dedemin
Söze âhenk veriyor

Yaptım tefekkür güya
İbret diyârı bu ya
Bağır Micingirt duya
Nefisle cenk veriyor

28.05.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İçimdeki Ses

Her gün ayrı bir gündür dünü dünden yırtacak
Şu günler ki elbette hak ve batıl sesleri
Bir hüzün sarmalıyor canımı çıkartacak
İçimdeki ses de ne şafağın akisleri

Evvel yaşam diyârı, sonu varır ölüme
Ya cehennem ateşi yada cennet güneşi
Bu bir vehim değildir şahit zümrüt kelime
Tevekkül söz değildir sabır hayrın kardeşi

Dizime dermanımı anbeân bahşeden el
Lütuf gazap hayır şer ümit korku her yerde
Yıllar ömrü yırtsa da O ahirdir O evvel
Cürmüm pek çok İlâhi ümidim perde perde

Ömer Ekinci Micingirt


İçime

Zihnim şiir birikintisi ve sen yabancı
konuk oldum ara ara yürek evine
devrik çınar dipleri yalnızlıklar
yüzün ıslak ılık ve ilk günkü gibi
mahzun tedirgin

bense kurak düşünceler
sarmalında parapamparça
sensizlikte kocamış
bir hiç

peki sen
nasıl becerdin kahkahaları
fırlattın hüzünleri

ve artık çakal sürüleri
peşinden koşturdukça
suçla beni engebelere sığdırıp
içime bir cehennem
bırakarak
git…

21.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İdam

Pek emin değilim olduğum yerden
Taklit kanunlarla çalan bir şarkı
Vatanla sorunlu hadiselerden
Zincire vurmalı çevrilen çarkı

Milleti sırtından vuran haklı der
Zerdüşt’ün torunu durun haklı der
Cinâyet ordusu sorun haklı der
Çakal kisvesiyle kuzunun kürkü

Nerdesin insanlık riyâ fısk ene
Şiirde idrâk yok söz temizlene
Hangi zulmet var ki hiçte gizlene
Kayayı parçalar terk eden terki

İşit kim- he de pe - pe ka ka nedir
Küfre hizmet eyler mâhiyettedir
İdam gerektirir beklenen fecir
Hakkı geveleme konuş yeter ki

Ömer Ekinci Micingirt


İdam Gerek

İt gibidir vur kuduzsa kızılmaz
Ruh soysuzu kahpelere va’z olmaz
Kahrım büyük her yer öksüz kokusu
İdam gerek yas gününe saz olmaz

Yazacağım çok şey var da yazılmaz
Namussuzda haysiyetten iz olmaz
Kan gözyaşı dinamitten dokusu
İdam gerek bundan başka söz olmaz

Ömer Ekinci Micingirt


İfadeler

Adaletin izi varsa adımda
Bu bendeki derin sessizlik neden
Nasıl anlatsam ki her bir adımda
Zulme çanak olduk bilip bilmeden
Hesaplar ne oldu ben yaşadım da

Yine de gölgesi bende var gibi
Her daim hatırlar taşırım şanla
Ölümsüz günlerde nefs azar gibi
Adım hak doğurmuş dön de bak anla
Ben ben’i yazarım bir yazar gibi

İfadeler beni hep ele verir
Mahzun sevdalarım ismime ekli
Kusursuz aşk ile getirir tekbir
Koşarım mâziye mavi yelekli
Ben hakkı yazdıkça ruhum yeşerir

20.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İftâr

Ethopya Somali Kenya Filistin
Türkistan her gece paslı hıçkırık
Hıçkırık darbesi kılıçtan keskin
Dertli rüyalarım dökük ve kırık

Adam kımıldamaz çığlığı duydu
Belki de bu kalas kitap raf olur
Birkaç dörtlük yazdım içim doluydu
Duygusuz oduna söz israf olur

İftarda uğultu mezarda güneş
Bu çorak gönlüme gözyaşı bulsam
Üç beş lokma hayat hep aynı telaş
Cürmümü rahmete verip kurtulsam

Gözlerim üşüyor ruhum eriyor
Aç ölen yavrular astım boynumdan
Ölümün kokusu leş kemiriyor
Yığın yığın şarhoş benim aynımdan

Huzur var vermekte hasat ver ektir
Kardeşlik bölüşmek itiraf olur
Zenginlik yoksulluk ölüm bir tektir
Beden toprak olur cürüm af olur

Ömer Ekinci Micingirt


İftar Ve İfşa

Yazdım gitmesin güce
Bakmıyor mizân taca
İftâr hoştur muhtaca
Zenginle iftar olmaz

Ve maskesiz yazarım
Gösterişe kızarım
Dürtüklerim üzerim
Şatafattan yâr olmaz

Fitre zekat diyânet
İnfak büyük beyanat
Gizlice ver hayâ et
İfşalarda ar olmaz

Oteller ve localar
Mankenler ve hocalar
Maneviyat bocalar
İsrafgiller kâr olmaz

Ana gibi, iftar bu
Kurak gözlerime su
Onbir ayın yolcusu
Yolculukta dur olmaz

Ömer Ekinci Micingirt


İğdiş

Tiyatrodur sürüyor
Söz var insaftan beri
Kime plan kuruyor
Âşk ihânet çemberi

Hepsi seçilmiş kişi
Alır gider yemeğe
Ruh mevt beden fildişi
Niyet evlenmemeğe

Çehre pudralı allı
Öp der ve arsız dişler
Köle olmuş zavallı
Eşekler perestişler

Konu iğdiş ve derin
Güya sevgi izdivaç
Geberin siz geberin
Zillet doluyor bakraç

İster kapa ister bak
Hanife ve Ayşenur
Zihinler çırılçıplak
İsmi değiş git kudur

Sabır diyorum yer yer
Yosma flört nesi var
Zihnim oluyor keser
Çöküş nereye kadar

Aldı sattı erini
Surat barut ruhlar kir
Sıyırttı gözlerini
Micingirt sayfa çevir

Ömer Ekinci Micingirt


İhânet

Sözü dokundurur utanırım az
Bazı kıyafetler edepsiz biraz
Gidin bir dolaşın Anadolulu’yu
Utangaç tespite var mı itiraz

Şu moda örfüme cellât her zaman
Durmadan gençliği vurur anbean
Diziler hovarda şeytanın eli
İhânet ateşle kaynayan kazan

Bu yüce milleti hatırla tek tek
Galiba epeyce tefekkür gerek
Mâziyi düşündüm ve kutlu yolu
Zihnimi teperler boş ver diyerek

01.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İhânet Olmaz

İfâdem giyinik sözlerim fasıl
Sözün en kısası sükûttur asıl
Nefsin hakikatı nerde ve nasıl
Kuru şikâyetler doldursan dolmaz

Buz kar yağmur dolu buhardan ayrı
Öze erilmeden seyr olmaz gayri
Gecenin şerriyle sabahın hayrı
Vehmi hesapladım hesaba gelmez

Gerçekte güzeldir sevdanın büstü
Şüpheyle koşanda şer ayak bastı
Çekip gidesim var bir akşamüstü
Tevhidi bilende ihânet olmaz

Ömer Ekinci Micingirt


İhlâs-Amel

Nimeti fark eder, başını eğip
Ferâseti bilir müspette giden
Yumuşak bir tebessüm hesap var deyip
Sohbeti sevmektir çekiştirmeden

İhlâssız her amel alına kirdir
Sakın hâ ola ki yaşamayasın
Hakla çarpışmak bu ve mukadderdir
Sonra merkeplikler taşımayasın

Ömer Ekinci Micingirt


İhsan Dayı Ölmüş

İhsan dayı ölmüş
duydun mu
Ankarada
hani şu sağırlardan
yadigâr
ah anam
yaşmağı efsunlu
gözleri yosunlu
düşleri çileli anam
bitkin bakışıyla
nasılda gizliyor
derbeder yaşlarını
yorgun yüreğine
...
tek o kalmıştı
sağırlardan İhsan dayı
birde anam
...
ecel onu Ankara’da
alev alev uzakta
çok uzakta Ankara’da
zemheride
yolunu kesmiş
İhsan dayının
...
ne acı İhsan dayı
ansızın gidişin
Micingirt sessiz
Şorak sensiz
Campaşa eze
suskun
yanar
kıvrım kıvrım
için için
perişan
zıgav da öksüz
...
ben ise ağır acı
mor hüzün
birkaç mistik fatiha
birde
ağıt
...
celepte yok
lütfü de yok
İhsan dayı da
sahi Kamil nerede

18.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İhtiras

Kaleme dokundum çömeldi yandı
Sulardan ürperir bakraçtaki tas
Bilmem ki gözlerim nerde ıslandı
Diri cümleleri dürdü ihtiras

Kaybolan günlerim dokunmadık el
Sımsıkı tuttuğum perdeler engel
Erimek erimek erimeye gel
Uyuyup uyandım yordu ihtiras

Çoklar arasında gölgeler gördüm
Değişmez değişmez değişmez derdim
İhtiras çullanıp kadere verdim
Öldürüp külümü sordu ihtiras

21.01.2014 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İki Esed

Gâye yoksa değerin yiyilmez et kadardır
Afrikasız tokluklar hep ihânet kadardır
Soyunuk mahallede namus sanat kadardır
Çıplaklığın ölçüsü aşka lânet kadardır
Dünyevi tüm korkular delinmez set kadardır
Sonsuzluk algıları hep diyânet kadardır

Nefsinin ağırlığı çıplak ceset kadardır
Sırların ifşâları zân hıyânet kadardır
Tüm asrın Neronları iki Esed kadardır
Amellerin ölçüsü bil ki niyet kadardır
Görgü ve liyâkatlar sâmimiyet kadardır! ...

06.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İki Söz

Yürekten iki söz huşu ve hudu
En deruni mâna meçhul hududu
Yakuttan taç kubbe şebnemden kemer
Çileli iklimin renk renk buudu
Yürekten iki söz huşu ve hudu

Ne olur kucakla kollarını aç
Alnım eşiğine göz yaşa muhtaç
Boynumda bir tasma sırtımda semer
Benlik tepelerim kökünden kıraç
Ne olur kucakla kollarını aç

Ömer Ekinci Micingirt


İklimin Olayım

Yoksa boğulurum uzat elin ver
Beni itekleyip ırmağa attın
Büyülü duygular hoş seslenişler
Füsunkâr tatları benimle tattın

Seven sevdiğine kapı aralar
Vaktin uzunluğu kimin günâhı
Benli hasret değil vuslat yaralar
Aynen kabir gibi sabrın eyvâhı

Bu nasıl seyahat yolcu nerdesin
Gündüzler çok ağır geceler çetin
İklimin olayım hangi yerdesin
Bensiz iki büklüm senin hicretin

03.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İlhâm

Kimse zân konduramaz enâniyetten yana
Yılların sessizliği kasırgam oldu her an
Pişmanlığı çok tattım ruhum çığlık divane
Umut boğazladılar gün gün çırpınamadan

Kahpe zihnine göre nispetinde dirilmiş
Hesap kitap tahsisat, sır ve ifşa iç içe
Yarın uçan mahlûkat göklere indirilmiş
Zaman ömüre leçek gece elmastan peçe

Yol azığı yaşantı sokaklar ilhâm sesi
İmge benden pek uzak şafakları bir müddet
Varlık takdire ermek ilhâm arşın gölgesi
Zulmet ve nur kimdedir idrâk etmek mârifet

Ömer Ekinci Micingirt


İlham Olsun

Nakış nakış hece hece
Eller sana ilham olsun
Yâr koklayıp aşk gelince
Güller sana ilham olsun

Huzme huzme huzur sarsa
Edirne’den serhat Kars’a
Ay yıldızı sorarlarsa
Allar sana ilham olsun

Mevsim sarhoş vakit buruk
Hisler renk renk gece kırık
Gâh mutluluk gâh hıçkırık
Hâller sana ilham olsun

Neredesin kutlu şarkı
Sende buldum gerçek farkı
Fırdönüyor yaşım kırkı
Diller sana ilham olsun

Kan damlıyor bu aralar
Asrı boğdu sığ veralar
Kulu yine kul yaralar
Kullar sana ilham olsun

Yüzen zaman mâna madde
Gözyaşlarım kızgın cadde
Gül yüz imam çöl seccade
Çöller sana ilham olsun

Ömer Ekinci Micingirt


İlmihâl

Dünya kocaman kızak
Ölüm bir nefes uzak
Yollar puslu yolcu kör
Yolda bekliyor tuzak

Hür köle zengin fakir
Vicdan boya izân kir
Avuntular yoruyor
Konuşanlar cinfikir

Ölçü zulmet saman sap
Havlayan çok söz harap
Zillet sesi vuruyor
Kamyon yükü ıstırap

İlmihâl manken nete
Va’zı terk et şehvete
Güzel fetva soruyor
İmam benzer Eset’e

Yılan çıyan eşek it
Değil isen duy işit
Ağla göz yaş arıyor
Homurdanma ağla git

08.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İltimasla

Issız mahyalarda yolun arşına
Kavuşup sessizce kalabilsek âh
Kalmak yâre muhtaç yâr var elbette
Gerçek beklentiler bekler ahrette
Hep başlar eğilse mevtin marşına

Kaçarım kendimden yüreğimde nem
Dudaktan kalplere gelebilsek âh
Gelmek bir kerecik derin bu mevzu
Kimler gurur taşır kimler tevâzu
Bu öyle suâl ki boş söz istemem

Baş koymak kurtuluş değildir âsla
Toprağa basmayı bilebilsek âh
Bilmek nefs hâlleri ki yolları var
Dalkavuk gömleği nereye kadar
Sonun hakikati yok iltimasla

Ömer Ekinci Micingirt


İmhal Eder

Asrın şairleri kıyl ü kâl eder
Yaşarken uyuyan diriler gibi
Herkes idrakince arzuhâl eder
Davulda yıllanan deriler gibi

Akıllı insan hem neyi mal eder
Avam aynı sestir korolar gibi
Zannı çok olanı nefs hamal eder
Ateşe atlayan sürüler gibi

Edebe riâyet haddi hâl eder
Takvâyı besleyen sorular gibi
İlhâm içgüdüyse izmihlâl eder
Aslı pek olmayan iriler gibi

Gerçek samimiyet kulu kul eder
Dupduru duruyu durular gibi
Sükûtu bilmeyen lafı bol eder
Edip meclisini yaralar gibi

Aklın ötesini kim ihmal eder
Paralar kendini paralar gibi
Var eden sabreder ve imhal eder
Sır ve hikmet vermiş arılar gibi

Ömer Ekinci Micingirt


İmkânsızlar

Gizemini gizlemişim gizimde
Gülüşlerdei aceplerin dupduru
Başım koyup ölebilsem dizinde
Gözyaşınla paylaşırım huzuru

Sen büyülü sen bendeki muamma
Hissiyatın renklerini peyliyor
Yüzünde hep neşe izi var ama
Hüzünlerin sanki beni ney’liyor

Deme bana ilkbaharlar mümkün mü
Yaşadıkça doğacaktır şafaklar
Sevgi nefret ateşlere döndün mü
Mecnun gibi yaralarım aşk paklar

Ömer Ekinci Micingirt


İnayet

İnâyet inançta gelir en başta
İnâyet şefaat vuslat hepsiyle
İnâyet gizlidir sonsuz savaşta
İnâyet ıstırap belki de çile

İnâyetle eser ağaç dal yaprak
Çözülüverir aşk yer gök rengârenk
Deniz kıta yaz kış mevsim taş toprak
Efsunlu orkestra apayrı ahenk

İnâyet muhabbet ve seyir varken
İnkisar diz çöker durulur sular
Yüce tepelere şafak çakarken
İnâyetle koşar şâir duygular

30.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İnfâk

Gizli veya açık zekât sana hak
Allah’a verilen kıymettir infâk

Harca tasadduk et düşün gül yüzü
Ve kimsesiz yetim naçar öksüzü

Verenlere yoksul muhtaç yâr olur
Vermez isen hesap ağır zor olur

Yüz daneli yedi başak dal gibi
Harcayanlar sükût seyir hâl gibi

Nankörlere âyet hâdis düz gelir
Akıbet ahmağa pek gündüz gelir

Kulun hakikati amel ve niyet
Mülkünü taksimdir O’na ünsiyet

Fâzilet sünnettir belki bâzan farz
Mirasçılar bu gün belki karışmaz

Paylaşırken yarın ne der her biri
Kopar gider o gün idrâk zinciri

Sükûnettir infâk izâh bin türlü
Her şey Onun Ondan gelir mühürlü

Rabbinin katında mükâfat ara
İnfâk edin infâk der hep Bakara

Sakın hâ desinler olmasın ama
Gösterişe ihsan irfân harcama

Kul vermekle huzur bulur var olur
Vermeyi unutan isyankâr olur

Meltem rüzgârları infağın eri
Ver diyor ver diyor tevhid sesleri

İnfâk hep fer katar her an ferine
Kucaklar âşk ile bakmaz derine

İhlas sâmimiyet vakar yaşına
Allah’a çağırır duâ peşine

Ölüm ve ötesi anlatmak işim
İnfâkta hayır var koşun kardeşim

Şükrü eda etmek gerçekte bu ya
Hakk’ın takdiri var yatma uykuya

Bak gör hakikatte ne insanlar var
İnfâkla var oldu o kahramanlar

Varlık ve yoklukta düşme ifrata
Kendine vakıfsan gel uy fıtrata

Almadan verenler hep erecektir
Ölmeden ölenler dirilecektir...

Ömer Ekinci Micingirt


İnkilap

Kalbimdeki karalar
Ciğerimi paralar
Şirret unsur her leke
Vicdanları yaralar

Sükûtuma feryat yaz
Dile gelse hâlim az
Lügat kokuşmuş teke
Aşklar kirli aşk beyaz

Tevbe gerek pişmeli
Yanmalı tutuşmalı
Boyun bükerken Tek’e
Göz yaşla bitişmeli

Kalp ve dudak dört kitap
Yâ hayy ne güzel hitap
Dünya ballı teneke
Sevdalanmak inkilap

04.06.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İnsan Çoklukları

Yırtılası yürüyüşler
Koca koca adamlar
Ateşlere vuruyorlar
Koşuşmalar zindana
Cin görünce bağırırlar
İnsan çoklukları

Bazen bir Karun tıpkı
Müthiş hazinlere oynaşırlar
Keder zulmet güldükleri
Gayya’dan kaleleri
Taş yağar birer birer
İnsan çoklukları

Bir kısmı pek buğulu
Gecelerle söyleşir
Yığın yığın gözyaşı
Dupduru bakışları
Salmışlar âhengine
İnsan çoklukları

12.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İnsan Velhasıl

Deprem gibi yollar ömrüm çürüttü
Yaşam denen sahte zamanı sordum
Gel gel tortuları sırtımdan tuttu
Yaş döküp söz verip cayanı sordum

Hep ölmek duygusu yok yokluk yoktur
Firengili yürek azgın kalp çoktur
Ecelin haşyeti hârdan kayıktır
Çetele tutturup sayanı sordum

İnsanım elbet ben insan velhasıl
Elâ gözlerim de titriyor nasıl
Kangren hayaller benle muttasıl
Hâlimi faşedip duyanı sordum

Çile yürekleri aydınlık almış
Kuşkusuz suç cürüm geçmişte kalmış
Kimler müstakim der kimler alçalmış
Şu alçak nefs denen çıyanı sordum

Kendime sitemim söz hece tek tek
Varışta hilaf yok hesap var gerçek
Şu divane nere,nere gidecek
Öteye muâlif beyânı sordum

Ömer Ekinci Micingirt


İnsandan Ziyâde

Küsmem musibete imân zedeler
Kalbin tek sahibi münacaât var
Kısacık yolculuk ağaç gölgeler
Mükâfat şekvasız tüm hastalıklar

Şükrediyorum hem cürmüme hicap
Varın sarhoşluğu lezzet vermiyor
Küfrün fabrikası düşürdü bitap
Görenler görmüyor,küfür durmuyor

Bütün dualarım imanlı nâs'a
İnsandan ziyâde ne çok şeytan var
Şaronlar bekliyor beklenen yasa
Sonun zevâli ne, büyük meydan var

Ömer Ekinci Micingirt


İnsanız

Sonsuzluğun sedasıyız
Görenlerin körüyüz biz
Sevgi nefret nidasıyız
Çığlık çığlık soruyuz biz

Günahkâr biz eren biziz
Alan satan veren biziz
Beklenen biz yâren biziz
Tekâmülün piriyiz biz

Karanlıklar çözülüyor
Güneş aşkta süzülüyor
Karakışlar yaz oluyor
Yananların narıyız biz

Şeb-i arus düğün ölüm
Bin bir renkte arzuhalim
Bilen bilir bizi gülüm
Mevlana’nın hârıyız biz

Samimiyet hüsnüniyet
Hayret sükût enaniyet
Teslim idrâk insaniyet
Mahlûkatın piriyiz biz

Ömer Ekinci Micingirt


İnsanız Biz

Renkler renge,gen gene
Laz Abâza Çingene
Aldanmayın bedene
İnsanız biz
İnsanız

Gâh hikâye gâh masal
Kör şeytandan hisse al
Âdemi düşün misâl
İnsanız biz
İnsanız

Ağlayarak doğarız
İhâneti sağarız
Hem yokuz biz hem varız
İnsanız biz
İnsanız

Toprak kara, un tuz ak
Fâili meçhul tuzak
Zaman öteye kızak
İnsanız biz
İnsanız

Koş verenler eli ol
Dumrul gibi deli ol
Kılıcı çek Ali ol
İnsanız biz
İnsanız

Hani vardı ya şakir
Zâkir ki neden fakir
Olmayalım cinfikir
İnsanız biz
İnsanız

Neredesin sen ey cân
Dünya denen şu meydan
Acı hüzün perişan
İnsanız biz
İnsanız

Erkek dul kadın ersiz
Ağlarız yerli yersiz
Koşuyoruz habersiz
İnsanız biz
İnsanız

Beni havf reca sardı
Yaşam ölümün ardı
Micingirt’te ağlardı
İnsanız biz
İnsanız

Ömer Ekinci Micingirt


İnsanız Elbet

Ben benle beraber yürür giderim
Kaygılar ömrümü hep içten yedi
Zamanı siler mi kalbi ellerim
Var yok zân ifşayı kim örseledi

Yaklaş yüzümde ki cürümlere bak
Kim affedebilir kim eder ihyâ
Ateşten asfaltlar ben yalınayak
Yürürüm bir değnek olmuşum kâhya

Zaman ben yürürüz vakitler kaç fit
Güneşi izlerken gölge silindi
Kuşatmış hep hayâl gölgem nedamet
Yüzüm parça parça dilim dilimdi

Sözlerim yüz akı idrakimde sus
Zindan deresine taş kıracağım
Verene ihânet bana mı mahsus
Nicedir hararet fışkıracağım

Tatbikat tecrübe marifet işmiş
Edebe riayet edepte gayret
Zihinde başlayıp kalpte bitişmiş
Cürüm var tevbe var insanız elbet

Ömer Ekinci Micingirt


İnsanlar

İnsan hikmet mârifet, sefil sersem âşk sızı
Güzel çirkin ak kara, müthiş zaman hırsızı
Gâh dehşetli Süleyman kâh Mecusi gâh kâfir
Hem yolcu hem misafir, bu nasıl bir misafir
Seyirci bütün renkler âdem ya hepsi bizden
Ey insanlar âşk değil, taş yağar tepemizden

Yığın yığın insanlar, el değmedik nisyan var
Filistın Bosna Mısır kaç asırlık hüsran var

Hak ve batıl son surat, mesâfe yok bir karış
Pâye nişân şan yarış bâzen de bir yakarış
Bazen ziftten kadavra deriden deri yüzler
Bilmem neyin peşinde fiyakalı köksüzler
Sarsıldım tövbe hâşâ söz meclisten dışarı
Gâh zamanın Hitleri gâh batının Beşer,i

Darbe yüzlü insanlar vicdanlar ve izanlar
Kardeş oldu doğrumda yalan tarih yazanlar

Şaron Neron Firavun, topla çıkar kaldır at
Kan gözyaşı ızdırap, yaşam zulüm sefalet
Zıtların kucağında hepsi silinip gitmiş
Bazıları müstesna, mûsikiyi fark etmiş
İnsan sevda insan âşk meydan okur zamana
İnsan gönül saray köşk siz yıkmayın aman hâ

Çeşit çeşit insanlar,konuşan var susan var
Ve yaralı bağrımda Leylaya denk Sûzân var

Atlas bayrak misali yüzer uhud dağında
Dalga dalga çağıltı tebessüm dudağında
Eşrefi mahlûkta o,vefalı çoklukta o
Fâni-baki iç içe varlıkta yoklukta o
Bazen kulun kuludur, bazen deli-doludur
Hakikatte uludur hak yol O'nun yoludur

Güzel şey bu insanlar mûsiki renk lisân var
Sitem yüklü çağrımda âb-ı hayat düzen var

Ömer Ekinci Micingirt


İnsanlığımız

Bende tuhaflık var aklıma sağlık
Siyonizm’in hışır sesi derinde
Yüzümü bürüdü kin nefret çığlık
Bakmayın siz bana keyfim yerinde

Yalan mı nerede insanlığımız
Kadeh masaları dede torunda
Mazluma pranga aslanlığımız
Bekle mehdi gelir günün birinde

Abdülhamid Han ah eskiye gittim
Öyle yalnızım ki âhın zârında
Yüce sürgünlere yürek eskittim
Vicdanlar yanıyor küfrün nârında

01.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İnşallah

Dermansız bir halde ölecek gibi
Nedense bu günler ruhum gerilir
Sonsuzluk içine alacak gibi
Derbeder halimle nasıl girilir

Sokaklar karnaval koşuyor herkes
Bilcümle kökünden hepsi aynı ses
Ve sesler kesilir elveda piyes
Kucaklar o şehir tek tek sorulur

Bu gidiş ayarsız bilenler bilsin
Ve beter halime gülenler gülsün
Belki de son sefer gelenler gelsin
Kim bilir, belki de seyre erilir

Düşündüm hamalı yağlı sicimle
Tükeniş başladı bütün gücümle
Kurtuluş tek hitap,işte O cümle
İnşallah tekmilim sağdan verilir

Ömer Ekinci Micingirt


İntikal

Hırs ihtiras artıkça zaman ruhuma meme
Bireysellik va’z eden suretimi dinleme
Ötenin hayaliyle kendimden kaçıyorum
Gıpta haset iç içe tuzak var cehenneme

Görmeyi terk eyleyip görmediklerime al
Anlık istikametim sınırsızlığa emsal
Bâzen yönsüz mahlûkat teslimi geçiyorum
Farkında mısınız siz ses veriyor intikal

Ömer Ekinci Micingirt


İptila

Gurûbu seyreyle sokaklara bak
Günahkâr öfkeli çatlayabilir
Kabul et teslim inadı bırak
Hiçliğin sırtında patlayabilir

Feryada ses vermez ne kadar rahat
Maksadı maksada katlayabilir
İmtihan mecrası sonu nihayet
Sonsuzluk var amma son kayabilir

Boş ver sen agâh kör sağır dinleme
Hani günahkârlar ar hayâ bilir
Keskin uç entari giy cehenneme
Gayya tepesinden atlayabilir

Körpe menfezlerde meftun yürüyor
Alaca duygular hortlayabilir
Gâh göğü tepeler gâh sürünüyor
Katline iptila mortlayabilir …

30.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İran

İran kindir mukaddesat nerede
Kaypaklığın tarihidir mutlak hep
Küfre ortak erişmiştir murada
Maskelerin bir olduğu yer Halep

Körfez deme kıralcıklar som köle
Kirlettiler hâysiyeti söz yüktür
İnsanlık mı medeniyet mevt hile
Beklenen gün dehşet hesap büyüktür

Ömer Ekinci Micingirt


İrkilmiyorum

Boşlukların sırtında mânalara varınca
Dökülür yapraklarım yola düşer ar hayâ
Nehirleri kemirip topraklara sarınca
Belirsizlik gülümser merhem olur yaraya

Sakın bana bağırma hiçbir şey biliyorum
Çok şeyleri görürsün şiirlere dön bak ta
Uçsuz karanlıklarda susup irkilmiyorum
Kendimi dinliyorum zihnim gıcırdamakta

11.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İrtica

Tankın gölgesine kıstırıldık dün
Ölüler ürettik gece gündüzün
Meramı anladım kuru irtica
Acâyıp karıştı hece aşk vezin

Hasta çocuk gibi o günlerde ben
Çok bana benziyor benle harbeden
Kulağıma bir ses soru irtica
Şükür lütfeyledi çıktık darbeden

Ömer Ekinci Micingirt


İsmet İçinde

Ayrılık gizlemiş vuslat içinde
Hep seni aradım kısmet içinde
O naif bakışın ne kadar dostça
Helâl dairesi ismet içinde

Ve sensiz geceler hüznüme iten
Var iken yokluğun yürek acıtan
Nazlanıp çıkışın hem kime posta
Hasretin vasfıdır beni inciten

Aklım baştan gider aklım kızakta
Seni arıyorum yakın uzakta
Hele o sekişin sessiz aheste
Sen seni görürsün dön bana bak ta

26.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İsmim

Adım Ömer der dinci
Adâlet var ismimde
Gizemli ve çekici
Çok şey gizli resmimde

Dişlerim seyrek inci
Doğdum on üç kasımda
Akrep ondan mı kinci
Kin olur mu "âsım"da

Sus ve dövün Ekinci
Ene cürüm tasında
“Bir” yaz övün Ekinci
Sonsuzun aynasında

Ömer Ekinci Micingirt


İsmin Duyunca

İçimi bir hüzün kavrar yarından
Ney sesi çağırır inceden ince
Niyâzi duygular yâr diyârından
Ağır sevdâ tutar gülüm deyince

Yıldızlar parıldar mübârek günde
Açılır kapılar akla koyunca
Acayip olurum aklım sürgünde
Geceyi giydirip gündüz soyunca

Dörtlükler sakladım beyitler ile
Anlatabilecek kafamda nice
Markatlı beldede seyitler ile
Hep seni seyrettim sensiz iç içe

Sana emin dedi bahtsızla bile
Yaş döktü hoş kütük dile gelince
Sokakta kahkaha bendeki çile
Yer-gök raks ederdi sen hep gülünce

Gözleri mâbedim özlemi mihrâp
Kölesi olayım ömrüm boyunca
Gönlümün fermânı âşk olsun yârâb
Yandıkça yanayım ismin duyunca

21.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İsrail

Kin nefret akıyor şakaklarından
O anda çok şeyler anıyorum ben
Kıpkızıl kan kokan dudaklarından
Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben

Yahudi bozması vahşi arsızlar
Tarihe hep leke siz vatansızlar
Hitler’den utanın daha dün sizler
Vicdanım yaralı kanıyorum ben

Şeytanın askeri zulmün nefesi
Şaron’un uşağı Nemrut’un sesi
Nerede Ebrehe küfrün ordusu,
Görmeyen gözlere sunuyorum ben

Zeval pek yakındır kâfir bunaklar
Siyonist sırtlanlar ruhsuz hortlaklar
Bir-leş-miş illetler mason şakşaklar
Hiddet ve nefretle kınıyorum ben

Yüreğim kan revan ölüm güldüğüm
Kardeşlik kahrolmuş hissiz kördüğüm
Bu ıstırap değil vahşet gördüğüm
Alev ateş sokak yanıyorum ben

11 08 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İstanbul

Sarsıldıkça vuslatım sende bulur teselli
Sen yükselen berceste siluetin ne güzel
Gül yüzlümün muştusu muhteşem bir tecelli
Hû sesleri el ele Eyüp Sultan ne güzel

Âşık bütün şâirler mesrur olur hayranı
Topkapı’dan başlanır mehteranın bayramı
Sahabeler harmanı evliyalar sultanı
Hülyaları sihirli kutlu mekân ne güzel

Beyazıt’a ezanlar milli ruh ile başlar
Nağme-i efkâr ile hu hu ötüşür kuşlar
Yakarışlar tutuşur nura gark olur yaşlar
Vatanımda İstanbul kalpte iman ne güzel

Ayasofya hüzünlü ses veriyor her yerden
Ve yetim minâreler uzak kaldı tekbirden
İsyankâr sokakları hatırlıyorum birden
Secdeler kanatlansa kutlu divân ne güzel

Beyoğlu’nu düşündüm sessiz sessiz derinden
İzahatım tükendi, ses gelir içlerinden
Kahkahalar boğuşur gecenin kör yerinden
Kurtuluşa çağıran sırlı beyan ne güzel

Eşsiz neslin mâzisi tüllenir baştanbaşa
Tüm insanlık seyreyler mihenk bulur temaşa
Her sokakta bir şehit abdestsiz gezmem hâşâ
Dirilişler mekânı suskun civan ne güzel

İstanbul sevdalıdır aşkın istikbalidir
Bir devrin yolculuğu her taşı ahalidir
Ötelerin iklimi sonsuzun son halidir
Mecnun meczup âşıklar gönül koyan ne güzel

Boğaziçi Topkapı mavi iklim şahâne
Çağ kapadı çağ açtı ihtişam kim vaha ne
Hak dağıttık Fatihle iki büklüm cihana
Ulubatlı yiğidim şehit Hasan ne güzel

Ak mâziyi düşündüm İstanbul’la çağladım
Fatih’te büyülendim Beyazıt’ta ağladım
Bu sevgiyi bu hüznü imanıma bağladım
Ne muhteşem bir şehir şu İstanbul ne güzel

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt


İstifham

Zaman kişneyen at o günden beri
Ve ona çok yakın benden uzaktı
Hisli engebeler, sardı şiiri
Közü bana değip içimi yaktı

Serinliğe inat köz közü yaksın
Dertli derunuma gözyaşı aksın
Ümit üzerine vuslat bıraksın
Derin bir of çekip aynaya baktı

Kalbim annem gibi tülden de ince
İdrak mühürlenir duygu esince
Hasbıhâl eyleyip sözü kesince
Yemyeşil istifham her dem firaktı

21.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İstifhamlar

İstifhamlar beynim yer
Enkazım ümit verin
Sen benden de derbeder
Sendeki benden derin

Sensizim hep seninle
Renklerim sensiz gri
Ben görmüş gözlerinle
Oluyorum serseri

Yüreğine nem izi
Her yan secdeymiş meğer
Getirin teknemizi
Ne at lazım ne eğer

Ömer Ekinci Micingirt


İstiğfar

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye
Markat olan yere geliyor musun
Hangi ecel yeter ömrü itmeye
O kadar yakın ki biliyor musun

İstiğfar mağfiret çıkış yoludur
Sonsuza başlangıç bakış yoludur
Küfrün sancağını yıkış yoludur
Hâla istiğfarsız kalıyor musun

Aşktır nedâmettir dönüş emektir
Geçmişi telafi keşke demektir
O'na geldim deyip ve yönelmektir
Gayreti kalbine alıyor musun

İbadet kemâlat ilâhi sırdır
Her adım terbiye iman aşk nurdur
İrşat tebliğ davet emrinde vardır
Bir parça muhabbet salıyor musun

Şüphesiz ki çokşey kaldı içimde
Nice dirilişler öldü içimde
Kim bilir istiğfar n’oldu içimde
“Çok ağla“buyurdu gülüyor musun

11.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İstikamet

Fatiha hep istikamet
Nefsi doğru yola sevket
Her rekatta budur kamet
Rabbim Allah istikamet

Hud suresi, istikamet
Dosdoğru ol tek keramet
Hakka vasıl o marifet
Rabbim Allah istikamet

Yap zikrini Hizmet Nimet
Ümmet ol ki sevsin Ahmet
Farz sünnetle gelir himmet
Rabbim Allah istikamet

İlim, irfan istikamet
İyi çalış sen Micingirt
İstikamet der Semerkant
Rabbim Allah istikamet

Ömer Ekinci Micingirt


İstiklal Marşı

Sen asrın gözyaşı sen ulvi vaaz
Hiçlik ikliminde titrettin arşı
Sen hep sinelerde duâ aşk niyâz
Ruhum bulutlanır hilâle karşı

Mâzimi neşreden sesin ziyneti
Aşkın mertebesi emsalsiz tektir
Ezelden ebede sâmimiyeti
Ölsem de dillerden düşmeyecektir

Hakk’ın hür sadası kalbin sözlüğü
İnancın pâk yüzü zebercet çarşı
Dünya hayatının ölümsüzlüğü
Kuşandım ben seni İstiklâl Marşı

14.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


İstişare

Ehline sormak ne liyâkat nedir
Olgunluk tasavvuf hakikat nedir
Vehmi sığdıramaz kehanet nedir
Fikri “ben” edası bulmaz çareyi

“Üsve-i hasene” ezelden beri
Tecrübe yeter mi hayır ve şerri
Güzeller güzeli onun eseri
Düşün inâyeti büyük şûrayı

“Tek doğru benim”yok var ise getir
Zillet bireysellik ruhu karartır
Her bir meselede sayıyı artır
Nefsine gizleme istişâreyi

Ömer Ekinci Micingirt


İşar

Hâli ifşa etmek ihanet sırdı
Kalbi dudaklarla verme dışarı
Sırtladım vebali ruhum ısırdı
Tevâzu varlıkta eşsiz başarı

Huzur sevgi ziynet eren hâlidir
Gerçeği fark etme gören hâlidir
Velinin sükûtu yâren hâlidir
Aşkta tarif olmaz O’nsuz beşeri

Anam babam dedem kardeşim bacım
Vasfıma muhalif duyguya açım
Ateşe yürüyen isli bakracım
Fıtrat hep sadakat belki işarı

Ömer Ekinci Micingirt


İtidal

Mânâsız kıstassız konuşan dilden
Koruyup esirge kurtar Allah'ım
Böyle bir durumdan çaresiz hâlden
Îtidal halkedip artır Allah'ım

Çok çıkıyor yine nifak kin sesi
Adaletin ters-düz oldu dengesi
Namertlerin ifrat tefrit çengisi
Kardeşlik ruhuna erdir Allah'ım

Ömer Ekinci Micingirt


İzi Var

Demokrasi öldü baharlar tamam
Birkaç ocak yakıp söndürdü dünde
Cehennemin dibi tıpkı bu adam
Tahrirde kan aktı yine bugünde

Ordular gizlemiş şeytanın türü
Cellatlar dolaşır boy boy bir sürü
Fetva çıkarttırır çağın nankörü
Yahudi izi var sanki kökünde! ..

10.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kabadayı

Say ki bir delinin gündelikleri
Atma mısraları sakla bir yana
Hazzetmem şiirsel kahpelikleri
Yiğitlik taslayıp kaş çatma bana

İhânet zinciri aynalara bak
Her halin eşkıya her işin ihrak
Nefsin kemendinden kendini bırak
Sokaklar tapınak tapan tapana

Pek düşünür akla sahip gelenler
Çok şeye perdeli her şey bilenler
Hüsran ehli olur terkedilenler
Varlık ne yokluk ne git sor babana

İfadem balyozdur sözlerim rende
Çifteni çok atma yuların bende
Haydutlar at sanar seni görende
Hizaya getirir kısar kapana

Deyince namussuz çekti ok yayı
İstemem nasihat diyor ki dayı
Yiğit ya bağırır pek kabadayı
Ve zoru görünce kuvvet tabana

Pusula belirsiz akıldan yaya
Aklın ötesinde tahrişte hâyâ
Sessizce yönelip baktım sahraya
Sahrada değişmiş dönmüş yabana

20.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kabil’den Beri

Menfez gibi her bucak
Soğuk savaş ben ise
Temaşa et zili tak
Milli oldu Hadis’e

Ümre aldı Derya’yı
Kaldı Asena çıplak
Dansözledim hayâyı
İzânı sal kına yak

Gülben söyle Hülya tut
Gam sararım teşime
Arsız namussuz haydut
Tükürüyor peşime

Deniz sekerek esti
Mahpus tınlamaz pek de
Artık kırıldı testi
Gör yakın gelecekte

Zara ortamdan uzak
Tilbe Yıldız’a tezat
Nilüfer’e ne yazsak
Reha var haraç mezat

Sanat zillet doğurmuş
Yazacak çok şey var da
Dediler taş yağarmış
Köle yağdı her barda

Kısaca mihenk kaymış
Öyle ki et pazarı
Göğüs yerlere yaymış
Zillete yat pazarı

Taş fırından tanırdım
İzan sağır idrâk sığ
Lâkin insan sanırdım
Başka mahlûkmuş Altuğ

Yarış Kabil’den beri
Epey derince yâni
Düşündüm de kaderi
Küfrün azgın devranı

Rest çekiyor her satır
İnsancıklar ve arzu
Pusatsız hatıradır
Benim ki kalem gürzü

28.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kaçarken

Gizem bardağında ağaran eller
Kalır akşamların hissiz çoğunda
Eşsiz savrulmalar ve bahaneler
Dikenler aranmaz yârin bağında

Sızılar yer etti ta dizlerimde
Gizlerin sızısı genizlerimde
Sözler ifşâ eder ben gizlerim de
Ne çok haydutlar var solun sağında

Unutma dertdaşım yoksan ya varken
Yosun toplarım ben her sabah erken
Şiirleri götür benden kaçarken
Oku tefekkür et yalnızlığında

13.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kaçıyorum

Ben bene sahip değil, fâniyim hem beşeri
Ve bir ılık tebessüm, sonsuzluğu mu emer
Dudağımın ucundan fırlatırım dışarı
Sonu unutmak var mı, unutturmak mı hüner

Tufan yolcu gemiler, korkuncu niceleri
Şükrümü kutluyorum şükrettim hemen birden
Doğrulara döndürüp kaskatı heceleri
Dörtlüklere ekliyor, kaçıyorum şehirden! ...

12.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kadın

Leyla değil sen devlet
Sen Yüceden emanet
Sarıl ruhuma şad et,
Çocuk, afacan kadın

Sen sultandan sultansın
Mecnun kimmiş koy yansın
Vur sevdamız uyansın
Baba babacan kadın

Hem gönüllü kılavuz
Sen cennetsin sen sonsuz
Can şefkati bol havuz
Canan cana can kadın

Ömer Ekinci Micingirt


Kadın Aşk Şarap

Ses verir melekem sessizken şehir
Sokağın feryadı senin feryadın
Neşveli geceler nereye kadar
Bu nasıl iltifat “şarap aşk kadın”

O kutlu manayı anlat gel bana
Ürperten sineler duyana kadar
Apayrı her kuytu sus anlasana
Her yanda ayrı bir tufan sesi var

Gözüm hep şafakta renk renk masmavi
Beklerim bir rüya hüzünlü mana
Büyülü musiki mahmur semavi
Bambaşka melodi aşk gül-i rânâ

18.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kadınlar Günüymüş

Kadınlar günü bugün
Gün bugün kadın bugün
Utanmaza bak hele
Hatırlar yalnız bu gün

Kadın bizim bacımız
Eşimiz yoldaşımız
Susun rahat bırakın
Anamız baş tacımız

Onlar huri melektir
Onlar nurlu emektir
Ayrı gayrı yoktur yok
Onlar güldür çiçektir

Nerden çıktı bak hele
Bu gün diğer hergele
Üç yüz altmış kimindir
Bu sinsice kin hile

Yeter artık! Yettiniz
Reklâm meta ettiniz
Lime lime iffeti
Sırtlanlara sattınız

Ömer Ekinci Micingirt


Kadınlar Ve Erkekler

Ne eskidir ne yeni
Yer yer duygu şöleni

Kadın ana bacı eş.
Erkek koca can yoldaş

Kadın cennete denktir
Ve nazlı kepenektir

Erkeğin yitiği var
Kadın hep onu arar

Kadın eşsiz râyiha
Şükredelim Allah’a

Düşündüm ince ince
Emânettir deyince

Kâlû-belâ'dan beri
Cennet kadının yeri

Erkek kadından farkı
Kadın ölümsüz şarkı

Duygulandım bak şimdi
Hayali hayalimdi

Kadın her mevsim bahar
Bitimsiz şefkati var

Kadın belki tek kârım
Izdırabım efkârım

Erkek aşkın siperi
Ondan belki serseri

Velhasıl kadın hayat
Anlatılmaz hissiyat

12.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kadir Gecesi

Birkaç damla feryat gece içinde
kuşatıp aksın

Semaya el açıp Filistin Çin’de
ağlayacaksın

Hiçliğin fark edip ağla hiçim de
çağlayacaksın

Hû hû dalga dalga âşk mahrecinde
söyleyeceksin

Geceyi sonsuzla muhkem biçimde
bağlayacaksın

Takvâda yeşerip ve ben’i bende
sağlayacaksın

Kalbi hoş üslûpla gece geçince
dağlayacaksın

15.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kâinatın Efendisine

Senden uzak kaldı Veysin çölleri
Sahra çoban oldu gittikten sonra
Vâiz! Tez anlat tez, gayri hâlleri
Bize bir hâl oldu gittikten sonra

Huşû duyulmuyor, aşk sana muhtaç
Tekrar gel ne olur, kucağını aç
Secdeden secdeye ağlaşır mirac
Dağ taş Bilâl oldu, gittikten sonra

Her şeyde başkalık, gül dalında kan,
Sensizlik içinde mâna ve zaman
O günü özlüyor işte şu meydan
Zaman ihlâl oldu, gittikten sonra

Seni hissedenler sessiz gülizâr
Sana söyleyecek sanki yüzüm var
Ey ebedî güzel ikliminde yâr
Hâl kıyl-ü kâl oldu, gittikten sonra

Zihinler bulanık, ifade boğuk
Mısralar sancı ye’s, heceler eğik
El açıp koşsam da soluklar soğuk
Duygu, aşk çöl oldu, gittikten sonra

Zevk sefa dâhilden göz kırpar heyhât!
Raks eder sokaklar iffete inat
Yangına müptela sensiz her hayat
Edep pâyimal oldu, gittikten sonra

Ümmet olabilmek âdemin şanı
Kölelik zapt etti bütün cihanı
Kulluğu kirlettti nefs-i zebânı
Kul kula kul oldu, gittikten sonra

Muâsır medenî hep diri diri
Tabuta devrettik, mihrab tekbiri
İhlâsta cüceyiz, isyanda iri
Sekerât bol oldu, gittikten sonra

Faran yamaçları sabâ bezenmiş
Yer göğe kasveti terk edip sinmiş
Dağın uğultusu vadiye inmiş
Dünya sefil oldu, gittikten sonra

Cehâlet düzine belâdan belâ
Çılgınlık taptaze her yer Kerbelâ
Paslanmış düşünce sürüyor hâlâ
Kaç ihtilâl oldu, gittikten sonra

Efendim gül yüzlüm hep hayâl kurdum
Bütün benliğimle coştum yalvardım
Yılları yıllara ekleyip durdum
Yok, meçhul oldu, gittikten sonra

Şu renksiz vakitler hep seni arar
Ürperten dehşetli sahneler kalkar
Gazze’de Keşmir’de kan gözyaşı var
İdamlık yol oldu, gittikten sonra

Göçmen kuşlar gibi sıralanırım
Aklıma düşünce paralanırım
Hüznünü duyunca yaralanırım
Gözyaşı zül oldu, gittikten sonra

Senli tepelerde aradığım kent
Sensizlik ötesi bir acı kement
Bir kerecik daha n’olur teşrif et
Yol izmihlâl oldu, gittikten sonra

Derin bir tahayyül meftunu yakar
Seni anlatamam acizim ben yâr
Hoş yürek sesleri belki de efkâr,
Ney hasbihal oldu gittikten sonra

Sen Nebîyyi Mürsel sen hep yaşarsın
Mekke’de Uhud’ta, Sîna’da varsın
Revâhanın hüznü beni de sarsın
Hissiyat lal oldu gittikten sonra

İki ayrı âlem ve ben çileli,
Fecri vuslât sardı seni bileli,
Dirilten bahar yok vâkit hileli,
Sükût bülbül oldu gittikten sonra

İdrâk kemâl bulur seni överek
Senli vâhalarda can can diyerek,
Bana gülüm gerek bana sen gerek.
Aşk arzuhâl oldu, gittikten sonra...

Ömer Ekinci Micingirt


Kal De

Biliniz ben hem zorluk hem kolayım
Sabra yoldaş yorgunlukta molayım
Yorgunluklar olgunluğa gebedir
Teslim oldum sana kurban olayım

Ben aslında gereğince çileyim
Bazen cahil bazen arif, hileyim
Yergilerim yergilere ebedir
İhânet sır ifşâyı ne bileyim

Hemen gel de gölgen olup geleyim
Çokluğumu azlığında bileyim
Aldanışım su götürmez kabadır
Kal de artık huzurunda kalayım

19.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kalemin Gücü

İnanç ülfet ebed şiir aşk hece
Peşinden diz boyu arsız gülüşler
Mâna yok kıstas yok belli netice
Zannımca hep böyle başlar ölüşler

Bir ruh ki insan mı yoksa canavar
Düştükçe çukura baş tutar caka
Doğrusu korkarım fecre taş yağar
Bir kuytu çöplükte kalır fiyâka

Nereye koyayım bilmem ki bunu
Hırlıyor sözcükler ağzında köpük
Bu günler pek ürkmüş belli ki sonu
Sözler sis yumağı ifâde hödük

Ki öksüz ıstırap kalemin gücü
Hep O’nu yazmalı sonsuza kadar
İdrâk ister idrâk bağnaz görgücü
Suyu yakan ateş senide yakar

17.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kalemler Fırıldak

Renk renk hecelerim zayi eyledim
Siyaset karıştı zifte büründü
Bir kirli kavga ki neyi peyledim
Beyitler savruldu kelam süründü

Bak yine boy attı kartel havası
Saçıldı iftira bühtan yuvası
Sarsık bir muamma kıpkızıl sesi
Kalemler fırıldak kültür sorundu

Girdaplar bekliyor edipler hissiz
Ve şükür hasm olduk sen ben o biz siz
Arsızlar taht kurmuş nesil sahipsiz
Açıldı yelkenler Bizans göründü

29.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kalemşorun İtirafı

Kalemimden dalkavukluk fışkırır
Burjuvanın ruhiyatı var gibi
Renklerim bol felsefeler haykırır
İmtiyazlı yırtıcıyım hır gibi

Azgınlaşır içimdeki naralar
Beni en çok mert sineler yaralar
Arzularım idrakimi kiralar
Adamlık mı bu gidişle zor gibi

Sevr ve Lozan lotaryanlar sırdaşım
Efendiler ağa paşa kardeşim
Siyonizm’in bir benzeri türdeşim
Gorillerin yaşadığı tür gibi

Gâh köylüyüm hem çevreci hem hes,im
Fesat fırsat muhatabım herkesim
Sermayeden nefes alır nefesim
Havariyim bazen sahte pir gibi

Ben aslında satılık sağ hastayım
Zihnen malul insanlıkla küsteyim
Her devire köksüz çalan besteyim
Başsız kıçsız dolaşırım sır gibi

Zulamdadır ölümlerin her türü
Çığlık çığlık amansızlar tümörü
Hançerlerim edep hâya kültürü
Hücre hücre kanserleşen ur gibi

Babıali her haltıma şahittir
Cürümlerim söz verene aittir
Son kaç asrın ifşası bu teyittir
Bu günlerde dönüyorum per gibi

Yüzüm iki ayrı sarmaş dolaş pek
Bazen kümes tilki bazen aç köpek
Kulaklarım hassas tıpkı köstebek
Ben hulâsa kırk ayaklı şer gibi

Ömer Ekinci Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt


Kalp

Akıl gönyesizdir duygu çıkınca
Hangi medeniyet aşkı üretir
Yürüyen cisimler dıştan bakınca
Kalpten tebessümler hüznü eritir

Okunmadık çok şey hikâyeler var
Şefkat merhametler kalple sağılır
Büyük dünyaları gel de kalpte gör
Kalple ruh canlanır kalple doğulur

Ömer Ekinci Micingirt


Kalsın

Şâirin partisi dâvası ise
İnfâkın tartısı hevesi ise
İmamın artisti havası ise
Susun bahsetmeyin bırakın kalsın

Yiğidin kavgası dürtüsü ise
Mahpushane şânı artısı ise
Sözlerim şeytanın örtüsü ise
Susun bahsetmeyin bırakın kalsın

Ömer Ekinci Micingirt


Kan Alevleri

Ölüme beş kala, baruttan yüzü
Yağmur yer bulamaz kan tütsüsünden
Misket tarlası sen cellât gökyüzü
Gül açmaz ölümün gürültüsünden

Sokak ortasında çarpar şer şere
Kireç kokuları ve uyuz itler
Dikenli tellerin kalır mahşere
Kâbusun olacak yüce şehitler

Firavun’dan beter, ahın almışsın
Engerek ağzında zulmün devleri
Zevâlin dibimde pek alçalmışsın
Ve seni yakacak kan alevleri! ..

29.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kandil

Her sözü zift gibi bu kimin dili
İsrail derç eder hâin kodeste
Teröre yol oldu itin kandili
Görmez zevalini başka heveste

Eşek vadisinde katır yüklüdür
Meclise uzatır kırışığını
İdrak ar namusu ipoteklidir
Ondan pek sevemez ay ışığını

Ömer Ekinci Micingirt


Kandiller

İçimde derin acı ve ardından heyecan
Başlıyor yalnızlıklar ara ara taşkınlık
Gecenin hıçkırığı geceye selam çakan
Hendeseler görmeler her an ayrı şaşkınlık

Gündüzleri çağırıp kürü geceyi kürü
Eskileri çağırın yenilerde uyansın
Karardı hayallerim gecelerden ötürü
Gecelerim bitmiyor çakın kandiller yansın

14.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kanık

Konu kadın ise kutsaldır bayım
Edip özden beri ben ne yapayım
Bu yüzden bu sitem bu mevzû vallah
Sözlerim hilâfsa en marabayım

Gemlik’ten tanırım Orhan Veli’yi
Cinsellik ve yatak imge iliği
Kuşkusuz âşk yoktur şâir eyvallah
Sevmem örfe düşman müptezelliği

Ömer Ekinci Micingirt


Kanlı Sokak

Kaçıyorum ben ben diyen âlimden
Bir çift söz yüküm var dilim ucunda
Baharı düşlerken tam hayâlimden
Çok şey birikiyor aklım hurcunda

Ve hep ıssız yollar soluk soluğa
Islak gözlerimle gürlerim dağa
Kardeşlik emzirir kanlı sokağa
Şahâdet ararım âşkın burcunda

Ömer Ekinci Micingirt


Kar Yağıyor

Güne şuur sıçramış mührünü açabilir
Dışarda kar yağıyor iklimin imbiğine
Coşkular bağbozumu sokağa saçabilir
Sokaklar ve sokaklar rahmet bekliyor yine

Kar izlerimi sildi hisseden seçebilir
Sözlerim keskin bıçak heceler hançer bana
Ayazın esintisi gözümden kaçabilir
Mâna tut titreyerek imgelerle vur bana

Ömer Ekinci Micingirt


Kara Bulut

Vatanımı can evinden vurdular
Güpegündüz başkentimden girerek
Bu vahşiyi hangi eller kurdular
Sarhoş katil tekbir diyor gülerek

Aynı plan aynı oyun aynı ses
İzan sağır basiret kör lâl herkes
Suçlu diyor başörtüsü hâin ses
Bulanık su hezeyanla gelerek

Memleketim kara bulut esiyor
Pervazsızlar coşmuş ahkâm kesiyor
Ve katiller boğazımı kısıyor
Pek derince hâinliği bilerek

İslam der kelp bu islam’a iftira
Vahşilik ne İzâhı zor ne çare
Yüklenmeyin mütedeyyin naçara
Puşt basını yanınıza alarak

18.05.2006

Danıştay’a saldıran katili lanetliyorum...

Ömer Ekinci Micingirt


Kara Kız

Bakışların pakize efsunluydu dillerin
Gül bahçemde hazan var çıkıp gittin kara kız

Yanakların rengârenk morarırdı alların
Aklım aldı gülüşün yıkıp gittin kara kız

Gamzelerin tüllenir ter kokardı ellerin
Bir buselik sevgiyi ekip gittin kara kız

Sekişlerin can yakar kıskanırdı güllerin
Mahmur mahmur bakışıp çekip gittin kara kız

Ay parçası mor çiçek atlastan eteklerin
Alev alev sevdamız yakıp gittin kara kız

Visalın yalan mıydı ne oldu cilvelerin
Sevdamızı ateşe döküp gittin kara kız

Huri miydin melek mi mest etti gelgellerin
Yudum yudum içmeden akıp gittin kara kız

Senin olsun peteğin çiçeklerin balların
Kovanıma çomağı sokup gittin kara kız

Muammaydı el eden mektupların pulların
Ciğerimi kökünden söküp gittin kara kız

02.03 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kardeş

Yıllar geçse eskimez
Nur yürek benim bacım
Ay çehreli yetiş tez
Duâ gönder muhtacım

Mısralar yazı/yorum
Anılar defterine
Sitemler örüyorum
Sözün buselerine

19.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kardeşcik

Bestekâra zümrütten nur kelime
Tebessümle buyururdu kardeşcik
Gül yüzlüden teberrüktür dilime
Gülüşüyle doyururdu kardeşcik

Teker teker yârenleri toplanır
Bakışınca semaya aşk kaplanır
Üfül üfül koku yayar koklanır
Yetimleri kayırırdı kardeşçik

Dosttan bize sâmimiyet kardeşcik
Dupdurudur hüsnüniyet kardeşcik
Gösterişsiz hakkaniyet kardeşcik
Köle biner o yürürdü kardeşcik

Düşman bile mecnun oldu tutuştu
Çöl yanarken kevser olup yetişti
Kardeşliği anlatılmaz müthişti
Kâinata duyururdu kardeşcik

Kardeşliğin sahibini arz ettim
İnsanlığı kardeşlerim farz ettim
Micingirt ben kardeşçiği tarz ettim
O güzel hep buyururdu kardeşçik

Ömer Ekinci Micingirt


Kardeşim

Kabiliyet hiç olmak, izân lazım kardeşim
Pâye yetmez insana, insan lazım kardeşim
Çizgisine tevhidin gösterişi resmetme
Hâk yolu kat etmeye vicdan lazım kardeşim

Veysel Yunus Emrahlar, ozan lazım kardeşim
Birkaç mertek bir kefen kazan lazım kardeşim
Düzenin oyuncağı oluverip raks etme
Bir ömrü hâl diliyle yazan lazım kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt


Kardeşlik

Tüm vakitler hırsa dayalı
Kin kusturan sıvayışlar
Nifâk şer şaha kalkık
Dostluklar fâcia

Kardeşlik dediğimiz nedir ki
Bir kibre kurban et
Gitsin

Ne önemi var
Yokluk kokardık varlık içinde
Bir zamanlar
Hortum yağmurunun
Altında

Boğuluyoruz
Projeler karışık sinsi
Ütülü dökülüşler
Cepheler upuzun

Ve düşmanın tebessümü
Azılı kahkahadır…

Kardeşlik dediğimiz nedir ki
Bir kibre kurban et
Gitsin

27.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Karıncalar

En küçük dâire ruhumun demi
Dingin bedenlerle oynaşmaktadır
Mâlâyani nefstir ruh akademi
Her şey hakikatle kaynaşmaktadır

Istırabım yüzü kalbimden arı
Fiil ve mertebe küçüklük ben’dir
Çalışın beynimin karıncaları
Gözyaşı idrakim nispetindendir

Ömer Ekinci Micingirt


Karlı Dağ

Hani var ya şu yamaca yaslanan,
Karlı dağın gamzelisi benimdir
Toprak kokan musikide ıslanan
Eliflerin hemzelisi benimdir

Bu dağların çehresine dön bir bak
Ses veriyor anlayana bu toprak
Gül- i ranâm ses vermeyi sen bırak
Güzellerin huzmelisi benimdir

Her perdeden nur koklatan gülüşler
Cilve cilve yaprak yaprak teşvişler
Sevgi, saygı edeb iffet bu işler
Leylaların yazmalısı benimdir

Hele yaklaş bakışları hummalı
Sanki ürkek yavaş yavaş sunmalı
Beni yârim gözyaşında yummalı
Mecnunların çizmelisi benimdir

30.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Karmakarışık

nasıl rendeliyorum beş vakit yirmi dördü
hangi tayfadanım hem
inâyet ola
kırk beşi yoluyorum
ümit-korku sevinç matem karışık

bütün mü yaşıyorum
yoksa kemire kemire
fiyakalı karmakarışık

kol gezdiği cahiliyenin
tağutun cirit attığı vampir sokaklar da
gül açıp bülbül öter mi
ya ben acaba ömrün şakaklarında
sessizce yavaş yavaş
perde perde

ruh paslı irâde mustarip
kement vurulmuş tiryakilik elinde
gevşedik yok yok hâşa ümitsizlik

işte horoz ötüyor çınlattı
göktekiler dağıldı yerdekiler ütüşte
hortlaklar diyarında

13.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kasvetli

Şu ömür kasvetli kısa bir hayat
Zikir tespih feyz yâr etmeye bak
Hiçlik rıhtımında sonsuz semerât
Ümit fiil ziyâ var etmeye bak

Unutma tepende varlığın eli
Gâyeyi fark edip şükür demeli
Nefsin terbiyesi belki bir veli
Nefs-i emmâreyi kör etmeye bak

Hâyele çivili bütün temeller
Geçici bu rüyâ istek emeller
Hayra kanatlansın çileli eller
Kâr zarar ötede kâr etmeye bak

Büyüklük ululuk şirk Karun gibi
Unutmak zulmettir gerçek sahibi
Hırs şehvet kıskançlık neyin terkibi
Evvel ahir sorgu ar etmeye bak

İkrime Hind Vahşî Süfyan’ı düşün
Vicdanı yoruyor bu yürüyüşün
Hüznün nur çağına nedir görüşün
Mazlumun gönlüne yer etmeye bak

Şöhret şân gösteriş ömit ve korku
Ölümün öpüşü yaşımın kırkı
Seyreyle Micingirt noksansız çarkı
Sonsuz nihâyeti nur etmeye bak.

25.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Katışıksız Sözlerim

Nazari bilgileri kovalıyorum tasavvufun öteki ucunda
Bedbahtça uyuyorum ara ara çocukluğumu sürdürüyorum
Şartlanmalarımla vicdanlar kanatıyorum
Gururu sivriltiyordum enaniyetten yana
Yârin nedir sormayın

İçgüdülerim
Istırabın temeli içgüdülerim olmamalı
Teslimiyet muhabbet var/yok
Ebedi ömür…

Beni kırk doğuruyor tahsisatsız sevgiler
Mertebelerin riyalara kadeh kokuşturduğu
Yönelişlere kapılıyorum
Ve kaçıyorum

Sigara tüttürmek geliyor iftara beş kala
Direniyorum her şeye rağmen
Gecelerimi tüketen örtülü dünya
Yine tuzak kurmuş
Cennetsiz yosmalarla

Yalanım yok sözlerim katışıksız
Katışıksız sözlerim
Yalanım yok dedim ya

Gecenin şerri mi sabahın hayrı mı
Fütursuzca konuşturan beni
İmgeleniyorum büyüklenerek

Kaybetme korsunu aşılamışım şiirlerime
Kumar ağır ve tek oturumluk
Bir yiğit gerek bana
Hakikat tattıracak

23.07.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kaynayan Kazan

Şiirin yatağında çığlık feryat yürürüm
Mısralar çırpıntılı kafiyeler zân dolu

Koca koca posterler öyle bakıveririm
Bölüşülen yanaklar duvarlar kızan dolu

Sözlerim darağacı idamlara vururum
Deniz’i hatırlayın, Atıf var hazan dolu

Vakit hızla savrulur ben yerimde dururum
Paralı tezgahlar da satılmış ozan dolu

Yazmayı bilebilsem kurtulacak gururum
İmgeler çıtırdıyor kuytular yazan dolu

Şiircikler kuşanır avuntular kudurur
Köşeler külhanbeyi küfredip azan dolu

Vatanımda bu günler şimşek çakmaz su kurur
Nefesim daralıyor kaynayan kazan dolu

30.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kazan

Bu günler bir başka derin hesap var
Revaçta dahası yazsam mı bunu
Acep kime hizmet sahi ne arar
Bulanık edayla salmış ruhunu

Mecnunca dolaşır kim bilir nerde
Belki de telkin var kayıp gün boyu
Şükür ki faş olup ifşa ederde
Gırtlağı şerh düşer saran tutkuyu

Saçı ve gözleri ateş karası
Reformu tasmalı ismi Rabia
Örtüyü tepmekte cümle arası
Hep bildik dümenin resmi Rabia

Geceye dökülmüş kurgulu usu
Bir şeyler saçıyor savruk haliyle
Cam fanus delinir yoktur uykusu
Ruhunu tırmalar kendi eliyle

Mihraptan kayıyor kızıllık vurmuş
Sözleri formalı girdaba döndü
Gayyayı unutup dipsiz oturmuş
Romayı fethetmiş kral göründü

Kartel arkasına her bir tarafta
Sözleri fırıldak yok saymış mizan
Belli ki irtica biricik yafta
Gördüm ki keyifle kaynıyor kazan

Bu yerli kazanlar cehennem gibi
İbrahim’e inat sanki şiarı
İnşallah uyanır yurdun sahibi
Kadını erkeği genç ihtiyarı

20.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kedi Köpek Tilki

Aklımdan çok şeyler geçti bu ara
Öfkeyle bakışıp güldüm değmedi
Ruh yok cesedini satmış inkâra
Kemik attım ite geçtim doymadı

Kral kayığına oturdum derken
Toplantı başında sessizce ulur
Tasmalar döküldü tilki esnerken
Arslan döner gelir hesap sorulur

Hesap sorulacak elbet duy terle
Kedi kopek tilki kadro ne âlâ
Günün cakasında loş köpüklerle
Viski yatağından duymuyor hâlâ

Ömer Ekinci Micingirt


Kelimeleştir

İhtiras mı yoksa yağan kıyâmet
Tahammülüm bıçak sırtı sırtıma
Şehâdeti kucaklayıp kıyâm et
Ömür nedir sattım olsun derdime

Dert sarsıntı istikbâlin dudağı
Dertsizlik mi nankör olma afettir
Bahar için dökülenler kırağı
Gözlerde biriken yaş mükâfattır

Gözyaşlarım yeşeriyor mâzimle
Bitmeyecek ıstırabım eleştir
Ağrılarım çoğalıyor âzimle
Dörtlükleri "bir"le kelimeleştir

Ömer Ekinci Micingirt


Kendime

Özgürlük kölesi dünya fâni de
Unutma yârini unutulursun
Sultan Süleymanlar nerde hâni de
Mevsim bittiği gün o’nu bulursun

Nefsin burgacında batma batağa
Vehbi Koç nerede ve Sakıp ağa
Hesapsız kitapsız yatma yatağa
Nasıl yaşar isen öyle ölürsün

Kendime feryadım kendime âhım
Çocuksu nidayla ıslat ilahım
Affeyle Allah’ım affet Allah’ım
Duyan işiten sen, hâşâ bilirsin
Sen Affedicisin affı seversin

Ömer Ekinci Micingirt


Kendine Gel

Yıkılmak yok be adam
Atâlet var sesinde
Kalk ayağı kalk yürü
Mâzinin gölgesinde

Mevlana’ya Yunus’a
Kulak kesil hak sese
İsa Davut ve Musa
Kuranın bestesinde

Ki o kurân bestesi
Hak dinin bildirgesi
Kurtuluştur güftesi
Sonsuzluk ensesinde

Ömer Ekinci Micingirt


Kerbela'nın Güzeli

Ne güzelmiş Kerbela’nın güzeli
Bitmeyen bir soluk matemli yoldaş
Hep onla düşündüm şiir gazeli
İçimde gam keder gözlerimde yaş

İyi kötü güzel çirkin mihenktir
Lânet ile kutsal ve endişesi
'Kerbela Olayı' kaç asra denktir
Sonsuza yayılır öğreti sesi

Bu kadar zamandır söz sözü yaktı
Yakıyor arada sessizce yer yer
Gözyaşı ardına muştu bıraktı
Hüznün çiçekleri yeşermiş meğer

Ömer Ekinci Micingirt


Keskin Bıçak

Velinin sükûtu avama yular
İdrâke çalışın horlamayınız
Hele ki efsuni yeşil duygular
Akli iradeyi zorlamayınız

Gelgitler her daim ihânet eder
Dön bak bir meçhule koşuyor herkes
Aynaya bakınız yer gök gam keder
Zamanı titretir şuur üstü ses

Öte gerçek diyâr geçmiş bir hâyal
Varlıkla yokluğu bilen algılar
Yüzeyi terk eyle derinlere dal
Benle keskin bıçak kozmik dalgalar

28.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Keşke

Bir sabah açılsa sihirli perde
Yeniden yeşertsek çölleri keşke
Bulutlar oynaşsa hemen her yerde
Sonsuza çevirsek yolları keşke

Kardeşlik yağdırsak hep hevenk hevenk
Her ırka her cinse ulaşsa renk renk
Mevlana misali dünyalara denk
Dostluğa kaldırsak elleri keşke

12.06.2006

Ömer Ekinci Micingirt


Keşke’yi

Vuslat tutkusuyla iktifa edip;
Kalbi arı-duru verdi Yaradan.
Hâl itibarıyla edeptir edip,
Hissedip çıkarır, akı karadan.

Ruhunu aklınıı, adabını bil,
Aşkı,şevki dili mukayyete gel!
“Keşke”yi dert etmiş saadetli el,
Ne güzel halk etmiş, varı Var eden!

16.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Keşkelerim

Nehre koşsa yükseklerden bulutlar
Güneş inip kuşak taksa rengârenk
Rüzgâr esse cemreleşse umutlar
Bir yol açsa engel kalksa rengârenk

Tohum eksem besmeleyle başlayıp
Avuçlara râhmet aksa rengârenk
Tövbelerle gönülleri işleyip
Fırınlasam filiz çıksa rengârenk

Ara ara konuşurum susarım
Sükût lisân bana baksa rengârenk
Anlatamam büyük benim hasarım
“Keşke”lerim beni yaksa rengârenk

28.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Keşkeyi

Zamanı ölmez görüp görmezlikten geliyor
İdrâk ve tekâmülü boş verin ecel diyor
Görmediği sürece vereceği cevap yok
Geçmişi çifteleyip çiftleşip geceliyor

Ve ölümden kaçtıkça ölüm yaklaş gel diyor
Ölenler ardından yaşamak güzel diyor
Hem ötenin ardında pişmanlıkta sevap yok
Tehlikeyi fark etti keşke’yi heceliyor

06.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Keyfi Gelsin

Sevda ırmağından akıver
kardeşlik türküsü söyle
gidemesen de el salla o hüzün diyârına
el salla mektup yaz koş ona
koş ki keyfi gelsin

S/onsuzluk gurbetine imgeleri hasret düşür
vuslatın farkına var bir ah çek derinden
ya da çevir arada ona bütün olanaklarını
sakın erteleme el salla ısıt ruhunu ağlat üşüt
sığınağa koş emrindeyim izindeyim efendim de
onun olmadığı gölgeleri gölge sayma
her sabah onun ismiyle karış
baş döndüren musikili ahenge
bekle efendim geliyorum de
onu düşünmek ne güzel, ne güzel gülleri ne güzel öyle
gülüşlerini ona sakla en güzel şeylerini
ona sun ona arz et, ona arz etki
keyfi gelsin

Sofrada onu hatırla az ye az konuş şükre koş
yetimler çarşısını dolaş, unut senden kalan ne varsa
unut onu hatırla onu kokla öğrenci ol ona
defterini göster öğrenciliğini fark ettir
hep erken kalk çok erken
onsuzluğun ıstırabını yudumla
bekle onu hep bekle gelir bir sabah kim bilir
sonra tekrardan bir ah çek, ah efendim ah de
mahzun mazlum gözlerle yaş dök
iki damla belki iki damla yaş vesile olur
düşürür senide sevda ırmağına
hiç düşündün mü ona ilticayı
düşün düşünki
Keyfi gelsin

Şiirleri öp ona yazılan bütün şiirleri
boynunu bükerek, nefsi tokatla küfrü bozguna uğrat
cürmün heykellerin yık temizlen
yıkan tıpkı bir bebek gibi çığlık at
dupduru samimi pirüpak çığlık at ki
keyfi gelsin

Varlık gözlüğünü çıkarmayı dene
hiçliğe koş hiçliğin tutsağı ol
kandil akşamlarına koş yıka gözlerini
benlik yelkenini indir sonuna kadar
ıslak bir seccade bırak ardın sıra
iklimin çatlak kıvrımlarına yağmur ol yanan yüreklere
gözkapaklarını kapama seherlerde
yeşersin buharlaşsın ezan sesiyle
göğsün sol yanına hu hu saliseleri vursun
aşkın zembereğine vursun ki
keyfi Gelsin

Sevdalan aşkı onda tat sevin ağla onsuz vakitlere
o olmasaydı aşk olur muydu bulut gürler
su şakır mıydı söyle he şakır mıydı
aşk onun adı,ona aşık ol aşkı onda tat
ona aşık ol ki aşkın aşk olsun
aşkın aşk olsun ki
aşkın keyfi gelsin

Teslimiyet kucakla, seslenişi gözle
idrâkince uykusuz kal gözlerinde kan yüreğinde yan
emânete sahip çık,sözünde dur ahdini bozma
pervâne ol mecnun ol kul ol ümmet ol
ümmet ol ki keyfi gelsin
kâinatın efendisinin…

14.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kıraç Sözler

Sabretmek ne güzel şükrünü sarsa
Himmetin râhmetin fevkine varsa
Ülkü aşk dâva ne celâlin nedir
Şakağı terletip vicdanı yorsa

Kaç nesli taşırlar izân tasında
Hızlı varışlar var gün ortasında
Fırdönüyor keyif bu hâlin nedir
Hami ol yer beğen haritasında

Susup koş kucakla gözlerini aç
Sen kendine gelsen sen sana muhtaç
Bilinmez o sinsi ihlâlin nedir
Zihnin pek karışık sözlerin kıraç

Ömer Ekinci Micingirt


Kırk Dedi

İki bin dokuz der sıfırı siler
Cebir ziyân oldu bir olmayınca
Hesap pek karışık bitti silgiler
Rakam atılır mı kâr olmayınca

Sayılara sorun belki haklı der
Nezâket tamamda pek ahlaklı der
Vekiller nerede bende saklı der
Kurultay hikâye hür olmayınca

Kimi yok etmedi gurur hırs ene
Allah biliyor ya kimden gizlene
Sırtında ne kadar daha kaç sene
Kırkını okursun fer olmayınca

Hayretlerim size sessizliğe pes
Ülkü kadar konuş dâva kadar sus
Hicvin dokunuşu kimlere mahsus
Hangi boşluk dolar zor olmayınca

İnsafsızlık sanma teşhisim kesin
Gözleri önünde bütün herkesin
Düşene vurulmaz kim derse desin
Zemheri bilinmez kar olmayınca

Düşün gereğince mânaya sarfet
Hayırlar içinde hayır’ı fark et
Ülkücü kardeşim üzdüysem affet
Kırk dedi kırk oldu ter olmayınca

Ömer Ekinci Micingirt


Kıskandığımsın

Sözlerin sitemli yüzün pek ılık
Belli ki düşlerin çok kalabalık
Sağnaklar yağdırıp kime diyorsun
Deme bana beni sevmiyor musun

Sensiz ben neyim ki sen güzel yetim
Secdede yaş gibi samimiyetim
Elâ cezbe gözlüm bakışı yosun
Deme bana beni sevmiyor musun

Aynı soluğuz biz ikimiz bir cân
Sonsuzluğuma eş gönlüme sultan
Yüreğime “elif” zor günlerde “nun”
Deme bana beni sevmiyor musun

Senle efsûnlandı bu bendeki gam
Yâr sevdanın adı iffet aşk endâm
Şiir şarkım yârim vallah sen busun
Deme bana beni sevmiyor musun

Hayat hasâdını senle eledim
Hüznünü görünce hep sendeledim
Bir tane cikken var iki de tosun
Deme bana beni sevmiyor musun

Kıskandığımsın sen duy hisset işit
Hep seni görürsün imgelere git
Güldüğüm sustuğum ağladığımsın
Deme bana beni sevmiyor musun

Ömer Ekinci Micingirt


Kıyamet

”Ne zaman kopacak ” dedi kıyamet
Senin kıyametin son nefesindir
Sana ne kardeşim kopar kıyamet
Ölüm yakın sana ve de kesindir

Günah tarlasında isyan yıllarca
Harca bakalım sen fütursuz harca
“Deccal gelir” deyip bekle aylarca
Azrail gelince son nefesindir

Bırak kıyameti yaslan imana
Bu ne perişanlık gadretme cana
Sarıl vatanına sarıl Kuran’a
Ümit soluğundur vuslat sesindir

03.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kızılay

Esinti ses verir yer gök dirilmiş
Gece matkap gibi sonsuzu deler
Kudret kelâmından aşk indirilmiş
Hiçlik pınarından vuslatı yalar

Ve peşimden koşar simsiyah ölü
Ruhuma yapışır sessizce benzi
Kefeni kendinden kumla örtülü
Alnıma çarpıyor utancın izi

İnsanlık aradım insandan yana
Şükür ki koştular hazır mı hazır
Kızılay yazdırdım bütün cihana
Zümrütten sineler her biri Hızır

13.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kızlar

Annenin ziyneti nur yüzlü kızlar
Şefkat meclisinin diğer adıdır
İffetle bezenen tıpkı yıldızlar
Babaya verenin iltifatıdır

Sokakta örf şuûr evinde kuğu
Huzura erdirir endamı tuğu
Kadrini bilene aşk buğu buğu
Müminin en mühim şatafatıdır

30.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ki

Tasvirledim seni hüzne sakladım
Yer yer gülümsedin darılmadım ki
Yokun dudağında yok kucakladım
Siretin görüldü görülmedin ki

Söküklerim arttı seni görünce
Zamanı unuttum,zamandan önce
Mısralar döktürdüm sessiz derince
Sözüme ram olup durulmadın ki

Üşüyorum yaklaş hele tut beni
Kuşat güneşinle sar ıslat beni
Bahtiyâr eyler ki bu vuslât beni
Bir ömür boynuma sarılmadın ki

Ömer Ekinci Micingirt


Kibir

Tersiz nursuz gülüşür
Riya kokar nefesi
Atar tutar bölüşür
Tevazuya dalaşır

Mevt yürekli be adam
Köle görür herkesi
Kırar döker durmadan
Büyük küçük sormadan

Beyni nefse kiralık
Efelerin efesi
Mantık gitmiş ruh alık
Kendinden kalabalık

Hep isyanda ben derken
Firavun yok maskesi
Kaçma daha çok erken
Zift bürünmüş giderken

Ömer Ekinci Micingirt


Kim

Hesap yol mizân varken
Başıboş uyu, yatın
İş aş istihdam derken
Hükmü yok mu O Zatın

Gördüren gören kimdir
Huzuru veren kimdir
Var eden yâren kimdir
Sahibi kâinatın

Ömer Ekinci Micingirt


Kim Bilir

İlham çiçekleri yer yer semavi
Maveraya doğru akar kendince
Sahilsiz hislerle tüter masmavi
Kurtuluş hazzıyla dolu derince

Şafağı zevâli yönü kim bilir
Bugünü yarını dünü kim bilir
Kim bilir tutsağı sonu kim bilir
Eskimez hiçbir söz ruhu gerince

Eylülüm ekimim kasımlarım var
Beşinci mevsimden hısımlarım var
Umut kıvamında resimlerim var
Azrâil ruhumu yere serince

Ömer Ekinci Micingirt


Kime

Gün hüzün yağıyor bense pek yorgun
Yazıp duruyorum eskiden beri
Dantelâ bakışlım gelirsen bir gün
Geceyi arala yokla şiiri

Tasa fasıl fasıl acı peş peşe
Salmışım kendimi alev ateşe
Hislerim ağulu dışım pürneşe
O mahzun gözlerle bekle şiiri

Gömüldüm geceye ben sana vardım
Senli tepelerde rikkate durdum
Nâzen hecelerle kime yalvardım
Aşkın füsunuyla kokla şiiri

Ömer Ekinci Micingirt


Kime Teslimiyet

Türkülerim aynı, ağıt ayni ses
Varlık sermayesi hamal hesap ip
Yeter artık bağır bağır lâl herkes
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Bir devin çığlığı sefer karakış
Kırk yıllık acılar hükümran bakış
Manşetler hep aynı hep aynı çıkış
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Küfrün bir oyunu kal yaz ilerde
Geriye dön bir bak gör gazilerde
Toprak ağzın açmış aç az ilerde
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Görkemli köşeler kalemler beyi
Bayrağı indiren meçhul kahpeyi
İçerden kızartmış nifak enseyi
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Analar sırtında öptük bu yurdu
Kınalı Hasan’ım dedi buyurdu
İşte Çanakkale tarih duyurdu
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Vatan benim ben, ben bekçisiyim
Bin yıllık müjdenin kürekçisiyim
Zihin kundaklanmış başka ne deyim
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Ömer Ekinci Micingirt


Kimim Var

Gecelerim ıstırap gündüzlerim hep sızı
Akılsınız tekiyim sen beni bilmez misin
Güzelliğin görmeyen bu perişan gözsüzü
Sal dirilten sevdana vuslata salmaz mısın

Sen ümidim sen yolum sen şefaat kapısı
Hüznü senden öğrendim taşa çaldım yeisi
Kâinatın baş tacı âlemlerin reisi
İflas etmiş rüyama bu gece gelmez misin

Ey yetimler yetimi ey efendim ey Nebi
Yaşamımın gayesi varlığımın sebebi
Ammar’ı, Sümeyye’yi düşündüm de Zeynep’i
Zeynep’in hürmetine bir gece kalmaz mısın

Kaç asırdır bu hasret asırlardır sensizim
Tahammülüm tükendi ruhum darda yol uzun
Nasıl girdaptayım yâr kurtar beni sonsuzun
Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin

Ne Aliyim ne Ömer ne de dostun Bilal’im
Hesaplarım çok ağır tuzaktadır hilâlim
Senden başka kimim var gülümse ki gülelim
Hamd sancağı altına beni de almaz mısın

23.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kimin

Şehidin şavkında gördüm hilali
Kızıla kaplanmış soysuzun eli
İğreti mi desem kelp mi demeli
Her köşeme sızmış zift hevenkleri

Ülkemin hurcunda değişken zalim
Bilmez misin ben kim Hasan Bilal’im
Gelin hep beraber şehit olalım
Söyleyin siz kimin pezevenkleri!

25.03.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Kimin Beygiri

İzandan soyunuk boz itin biri
Sözü salyalamış akıtmış kiri
Ar çatlatıp şarap çeker din eler
Adı saklı bilmem kimin beygiri

Cürmü ve vebâli kendinden iri
Dizginle şu nefsi getir tekbiri
İrâde uğrarsa gör neler neler
Çokluğu yağmala hiçliğe yürü

Kavgamız davamız öteden beri
Sevdayı besleyen aşklardan diri
İnançta ufuksuz nankör sineler
Ancak ve sadece gerçekte sürü

09.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kimsesiz

Her gece ayrı sokak, karanlığın peşinden
Ne kederli bir bakış, fark ettim gidişinden

Ürkekçe bir tebessüm, ruhsuz gözlerim doldu
Dünya sırtıma bindi insanlığım boğuldu

Gizlice uzaklaştım sarılmışken duaya
Var oluşu fark ettim, o atlıydı ben yaya

Derken sarstı titretti, vebalımın sesleri
Utanç ruhuma sindi, sanki o günden beri

Keskin geceye inat, yaklaştıkça yaklaştı
Açlığını gösterip aniden uzaklaştı

İnsanlığın semtini ancak erenler bilir
Veren elin hazzını gizli verenler bilir

01.10.07 2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kir Akar

Kapıldık bir rüzgâra koşuyoruz boşlukta
Susun be ilişmeyin kafam karmakarışık
Düzen arsızdan yana küfür kusar her nokta
Kutsallara saldırır Firavun’ la barışık

Susturan susturamaz ümit varım felekten
Sırrı eşelemeyin geçirildik elekten
Kan damlıyor içime kaygım var gelecekten
Oynanan aynı filim deyyus buna alışık

Kan içinden kan çıkar siper siperi paklar
Kavgalar boynumuza çökertilmiş laklaklar
Yüzlerinden kir akar irfan bilmez ahmaklar
Bukalemun cinsinden namussuz ve yılışık

21.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kiralık Kalemler

Dipsiz fısk fücurlar pohpoh köşeli
Iftira su-i zan ateş döşeli
Allah muhâfaza bu çöküş neden
Birçoğu ant içmiş başka perdeden

İslâm dâva tâviz düşünürüm az
Istikamet nedir utanın biraz
Siz ne zannettiniz Anadolu’yu
Oyuncak ettiniz bu kutlu yolu

Telifi telefe sattınız tek tek
Transfer hocalar para çok gerek
Cuma geceleri kaynayan kazan
Fetvâya oturmuş soyunmuş kızan

Helâlden bahseder bilmem kaç fasıl
Şehvet merkepleri nefse velhâsıl
Reformcu hepsi fakih baştacı
Model artisgiller medyum medyacı

Karun gibi maaş şakşak gel gitler
Hem neyin misali uluyor itler
Farfaracı hepsi, tâviz yalaka
Pek sadık matbuat bağlı yalak’a

Her puştluğu yapıp sus deme gayri
Entrika dolaplar gecenin seyri
Dinde tahrifatlar hesaba gelmez
Paralı kölede hürriyet olmaz

Ve küfrün kalemi övgü nişânı
Karakter yokluğu şöhreti şânı
Maaş ve telifler kem lâftan gelir
Söz namus hınç besler mahlûk yükselir

Şiirlerim tespit taraf yok asla
Sözün hakikati zor iltimasla
Kardeşi kardeşe düşürenler var
Hesap var mizân var, yazdım bu kadar

20.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Koçyiğit'ti

Temiz gelip temiz gitti
Polat sesli koç yiğitti
Kan ter akar yüreğimden
Uyan Ömer uyku bitti

Ateş dondu zaman doldu
Bu kez Maraş şehit oldu
Ah u efkan dindi derken
Beyaz atlı yiğit öldü

Göksun dağı duman duman
Buz kesilmiş bir kahraman
Üstüde nur altıda nur
İşte reis işte meydan

Karlar indi birer birer
Melekler de hep beraber
Sonsuzluğun çehresinde
Binbir müjde binbir haber

Ab-ı hayat belki son tur
Biz de acı onda huzur
Arkasında bütün cihan
Ve hoş sada terk-i diyar

27.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kodes

Acı rüya ardın da
Ne söylesem işitmez
Marifet mi vardın da!
Postallarla iş bitmez

Bak hele bak köksüze
Sürer gider yok gitmez
Şehadetsiz öküze
Çapraz söz bu eskitmez

Ve kodesin ardında
Savruluyor kül yutmaz
İplikler baş masonda
Yatar kalkar unutmaz

Ulus falan eser yok
Geçmiş cüda belirtmez
Her şey ayan cürmün çok
İthal feraset yetmez

27.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Korku Ve Ümit

Bir katre gözyaşı bir dua yâda
Mai bulut gibi gözlerimi tut
Hangi nehir akmaz akan dünyada
İnilmez merdiven nerede mevcut

Yorgun günlerimi aldım elime
Tekrarı yok ömrün baktım hâlime
Cürümde muttasıl yazık dilime
Acı içindeyim gel beni uyut

Şiirler hüznümdür mevsim çok serin
Sonun telaşesi mevzu pek derin
Su gibi içtiğim yazı kaderin
Emriyle kuşatmış korku ve ümit

12.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Korkum

Mahçuba yaslanan tuhaf bir insan
Neden hep böyleyim yer yer de âsi
Ejderha gibiyim nefs ile bâzen
Zifiri gecede ateş mavisi

Kendim yargılarım hele bir görsen
Geceden sabaha öldüresiye
Gayyanın dibine duvar örürsem
Sen beni düşünme oku mersiye

Kavgada ruhumun jandarmaları
Kim beni engeller O’nu anmaktan
Şan şöhret şâirlik fors armaları
Korkum hep kendimi anlamamaktan

Ömer Ekinci Micingirt


Korkuyorum Ana

Çoraplarını giydiriyorum cennetliklerine
Gözlüklerini ilaçlarını terliklerini
Asıyorum kuyumcunun verdiği
Eşantiyon çantaya

Kâr etmiyor ne söylesem
Gözleri solgun bakışı ağlamaklı
Duvarlar tutacağı ben bastonu
Öylesine yürüyor
Tevekküle yaslanarak

Yüzünü yüzüme dikiyor bulut gibi arada
Islatıyor duygularımı ve
Usulca kaçıyorum
Gözlerinden

Anam böyle miydi hâlbuki
Kaybolabilsem yüreğinde alabildiğince
Ah anam hislerimin
Cankurtaranı

Korkuyorum âniden hoşçakal diyeceğinden
Seccadenin öksüzlüğü
Yokluğundan korkuyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Koşarım

Hüznün kuşlarını uçurdum yine
Babam eylül gibi annem nur nine
İbret haritası vaktin gözlüğü
Kafam pek karışık böyle biline

Öyle bir yaşam yok boşluğa sine
Hiçi kovalarım sırtıma bine
Söze kilitlerim kıvrak sözlüğü
Koşarım bir hızla yerin dibine

27.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Koşuyor

O titrek bir ceylan bekliyor hâlâ
Sükûtu duyulur her an gün boyu…
Hep benle beraber hep benim ile
Dertleri boşaltır derin uykuya

Ürperten yalnızlık ve yokuş diyar
Yürüyor geceye boyun bükerek
Bazen bir ilkbahar, zemheri yer yer
Boşluğa koşuyor beni çekerek

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Köpeğin İtirafları

Özgürlük düzmece namus frengi
Çok yuva kararttık arsız köpeğiz
Lelin kalıntısı Firavun dengi
Şaron Nemrut biz Marks nursuz köpeğiz

Fıtratta deyyusuz Eset’iz Çan’da
Şeytandan öndeyiz vampiriz kanda
Etekli fâhişe Kandil’de Van’da
Avrupa’dan geldik arsız köpeğiz

Sormayın biz kimiz Maocu emi
Irkımız bilinmez, sattık dedemi
Bâzen Türk oluruz bâzen Ermeni
Tıktılar kodese yârsız köpeğiz

Kan ile beslenen ruhsuz hileyiz
Haç’a mâşayız biz hâin belayız
Aslında biz fosseptiğiz helâyız
Yutarız emeksiz tersiz köpeğiz

Siyona uranyum masona huyuz
Nifâk kin tasmalı köpeğiz uyuz
Vatana ihânet işte biz buyuz
Erkeklikte gitti barsız köpeğiz

Irk nedir sattık biz Zerdüşt’e Haçız
Kürt Türk Laz Çerkes hür, biz ise piçiz
Üst akıl elinde murdar bakracız
İzânsız ezânsız yersiz köpeğiz

Yazıp ifşa etmek şâire sırdı
Okuyan hâinler beni ısırdı
Hâlbuki baş katil bunları derdi
Çobanı belirsiz hırsız köpeğiz

20 Şubat 1999

Ömer Ekinci Micingirt


Köye

Zamansızlık gelip çatmadan ölüm
Gelin güller açan köye gidelim
Yastık battaniye yekpâre talim
Taşta çorba içen köye gidelim

Kimbilir kim gider kimlerin nesi
Kurtuluş kervanı verenin sesi
Ümmetine dertli âşk silsilesi
Ebediyet saçan köye gidelim

Minbere yaslanmış güzel der namaz
Cezbeder çeker hû kalpsiz anlamaz
Şaşmayanı yanık iklim pek ayaz
Buhara'dan geçen köye gidelim

Ömer Ekinci Micingirt


Köylüler

Nerdeyiz köylüler ne oldu bize
Ayrılık vurgunu vurdu köylüler
Derdimden bir buket vereyim size
Yavrular köyümü sordu köylüler

Hacı Celal vardı tuğrası hayır
Çeşmeler akıttı cennetten nehir
Hacı Gazi köyde keserdi mehir
Düğünde baş barı kurdu köylüler

Hacı Ahmet yapmış kışlalarda ün
Altınları sebil döküldü güğüm
Dedem Hüsamettin gülmüştü o gün
Hacı Behsattada vardı köylüler

Serdar Efendi var köyün üstünde
Dedem Zeki Sifil baytar aslında
İbo dayı vardı eli bastonda
Şeremetti onun yurdu köylüler

Hırlak Celal nerde gönlü pehlivan
Yediği ekmekle bir kuru soğan
Yokluk kaderiydi ekmeği yağan
Liste yaptım ölüm derdi köyüler

Hakkı dayı bekçi gördüm sadakat
Biçerdi çayırı kalmazdı takat
Kanlıda çobana atmıştı tokat
Çoban onu yere serdi köylüler

Mucip Hacı Hedis icattı işi
Doluydu ambarı kaynardı aşı
Birde vardı Hacı Ömer onbaşı
Ölünce mezarı nurdu köylüler

Semih civan Semih göçtü bırakıp
Anası kör oldu ağlayıp bakıp
Köye figan düştü sineler yakıp
Bize de gurbetlik zordu köylüler

Kula Memmet hasta bakışı hüzün
Cinolardan Habib yatalak hazin
Köylüler çok dertli bir gidin gezin
Gönlüme gam keder girdi köylüler

Ölmüş Hasbi Amcam izi silinmez
Şeremette Mevlüt dayı görünmez
Ölüm zor gurbette mertçe ölünmez
Rüyamda mezarım dardı köylüler

Zevki sefa yoktur ahır zamanda
Hacı Fikret Ömer aynı mekânda
Yetimleri ağlar yaşlar sahanda
İki köye acı verdi köylüler

Dedem Hacı Sadi ninem Hatice
Öldüler birçoğu ağlar Netice
Ne buğdayda tat var ne bakar tece
Son durak mezarda durdu köylüler

Cinolar Nadolar Leventler selam
Baharlar Işıklar hepsi vesselam
Düğünde ölümde hep birlik olam
Şeytan nifak sokar gördü köylüler

Hacı Coşkun muhtar bıraktı izler
Toplandı ahali yaşlandı gözler
Köylü helallaştı duaydı sözler
Peşimizden bakıp durdu köylüler

İsmail Ekinci taşa yaslandı
Nazim dayı bakıp yaman hislendi
Anam helalleşti teyzem seslendi
Dönüp son kez selam verdi köylüler

Bu şiir değildir hasret ızdırap
Görürüm inşallah köyüme varıp
Mahşerde buluştur günahsız ya Rab
Gönlüme bir sevinç sardı köylüler

Köylülerime saygı ve hürmetlerimi sunar ölenlere rahmet kalanlara sıhhat
ve afiyet dilerim...

Ömer Ekinci Micingirt


Kudreti Sonsuz

Yeryüzü milyonlar uğurlamakta
Tanzim ve ibreti alıverelim
Dağ denen direkler bekler ayakta
Fıtri vâzifede kalıverelim

Bütün kâinatı seyredip dinle
Kurân'la temsili hâli verelim
Toprak neşet eder yaprak seninle
Kudreti Sonsuz’u biliverelim

İçimde cefası, tâ ellilerin
O kara günleri siliverelim
Belki de hikmeti tecellilerin
Kardeşlik haberi salıverelim

Mânevi kirleri yakabiliriz
Tevbe namazını kılıverelim
Ölüme tepeden bakabiliriz
Yeter ki ölmeden ölüverelim

Ömer Ekinci Micingirt


Kukla

Hâinler kol gezer yine bu ara
Bütün taarruzlar ahlaksız para
Sebep ve netice bin yıllık bahis
Haçlı tefecidir gelmez kantara

Katran kazanıdır isyan kalkışlar
Kukla oynadıkça mösyö alkışlar
Suâlsiz şehitler mezarsız nergis
Ceylanpınar yazar gözümde yaşlar

23.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kule

İçim kıvılcım gibi
Hecelerken sızısı
Sürgün eder edibi
Esâretin pazusu

Caddeler ve duraklar
Kaldırımlar şehvetli
Sükût bilmez şakşaklar
Duyarsızlık dehşetli

Uzun uzun yıkımlar
Cadde can verir türden
Ve tweetler akımlar
Kule kurduk küfürden

30.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kulluk

Şu kehkeşan içinde
Marifettir hür olmak

Büyüktür semeresi
İki cihan var olmak

Kulluk sonu Velilik,
Yaradan`a yâr olmak,

İblis isyan itiraz
O gün var ya, nar olmak

Ömer Ekinci Micingirt


Kulvar

Ne yağıyor yığınlara bak hele
Muhabbetin sancağını tak hele
İmgeleri ihlâs ile yak hele
Alâkalı nokta düşür kulvarda
Kim hak yolda kim putperest kim darda

Ki hakiki sebepler var hak hele
Hakikatsiz hakikat yok yok hele
Tevazûnun surlarına çık hele
Hak ve batıl güç ve kuvvet çok varda
Kimler gitti kimler kaldı kim kârda

02.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kurban

Rabbin seslenişi takvânın eli
Tekbirdir, tehlildir eşsiz bedeli
Ümmet-i Muhammed kurban demeli
Elbette sözlerim amel ve niyet
“Rabbiniz Allah’tır”ver diyor ayet

Kurban samimiyet miraçtır namaz
Ve büyük gün var kimler anlamaz
Âhâd ne Samed ne bileceğiz biz
Verenler sofrası ne hoş ziyafet
Mevcudata hizmet Ona riâyet

İnfâk şuuruyla adeta yağın
Şefkatle el açıp gönüller sağın
Gerçek sahibine ver O’na sığın
İmandaki yakîn ruhî sekînet
Söyle İsmailler kime emânet

"Ben"inini terk edip benim diyerek
Yârin bahçesine çok kurban gerek
Öze ermelisin başın eğerek
İstikâmet bozar "ama" ve "fakat"
Mahkeme-i Kübra vardır nihâyet

Akmayan derede sular durulmaz
Akmaya talipsen sular yorulmaz
Muhabbetin azı çoğu sorulmaz
Başkada arama gerçek muhabbet
Bunun ötesine geçmek hakikat

Kurban ve nispeti O’na varmalar
Afrika ve açlık gelir sarmalar
İnfâk yudumlayıp huzur dermeler
Vermekte olgunluk idrâk mârifet
Eşsiz seferberlik eşsiz ibâdet

Cânan emreylemiş şâir ne yazsın
Gölge ve yolculuk durduramazsın
Itri’de bir beste Yunus’ta sazsın
Mârifetullâh’ı bilirsen şâyet
Sende İsmailler sen de Arafat

Ömer Ekinci Micingirt


Kurbanım

Kurban kurban bir daha,
Kurbanım nefesine.
Çıkabilsem sabaha,
Meftun oldum sesine.

Ruhlar sende dirilir,
Sende kirler durulur,
Ve bakışlar nur olur,
Ökçe olsam mesine.

Ömer durak can durak,
Semerkand'dan son durak,
Geldim nefsi yırtarak
Kulluk derecesine…

03.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kuru Ağaç

İki ayrı âlemde yaşayana münhasır
Var edenin indinde ve tedbirin yanında
Ahmak ile aptalın zaman farkı kaç asır
Gördünüz mü gerçeği ihânet divanında

Zihnini değerlendir var edenin elisin
Sen seni idrâk için değer yargıların seç
Şiir şuur iç içe sahi sen nerelisin
Zâtı bilmez her sine gerçekte kuru ağaç

27.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kuşatılmış

Kaç asır öncesi insan hakları
Veda hutbesini dinleyin beyler
O ulu emir ve yasakları
O fikri o hissi kim kime söyler

Sokak aldatıcı ben hayli deli
“Şeriat geliyor” menşet atılmış
Hay Allah diyorum hem de şeddeli
Edep erkân töre dil kuşatılmış

Fetva ver fırıldak etme be âlet,
Gel kudsi rehberle insanlığa gir
Bilip yaşamamak asıl sefâlet,
Cürmünü sorarlar Münker ve Nekir

Hep aynı bu koro heykelden taşlar
Galiba zor günler bu günler derim
Ve ulvi şafaklar geceyle başlar
“Ümmetim ümmetim” der peygamberim

06.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Küçüğüm

Kardeş türküleri rüzgâr sesleri
Umut tınıları besle küçüğüm
Şuuru yitirme istikbâl diri
Sabreyle öf deme asla küçüğüm

Tarih ve mâzimiz var mı emsâli
Vatan ki leylâdır âşkın en hâli
Sen Ulubatlısın sen Seyyid Ali
Kavganı imâna yasla küçüğüm

Ömer Ekinci Micingirt


Kürtaj

Can yavrular lime lime
Açtığımız çığır bizim
Lânet olsun bu bilime
Hesabımız ağır bizim

Zina serbest feci gardaş
Belli değil bacı gardaş
Gerçek ama acı gardaş
At sokağa doğur bizim

Ölüyoruz ağır ağır
Vurdumduymaz olduk sağır
Bağır Ömer yandı bağır
Yönetenler sağır bizim!

-----------

Rahmeti yuvanın mahzun bebekler
Tohumsuz toprağı düşünen var mı
Yavrusunu yiyen soysuz köpekler
İnsafsız çakallar kana doyar mı

İfâde pervazsız dehşet ve hazin
Felsefe yapmayın rağmen yok halka
Karnında yavru kim değil ki sizin
Kim kimin sahibi zihnini çalka

Annenin karnından bıçağı alın
Vahşetin şefkati kestiği anı
Söner mi ahları büyük vebâlin
Ne acı histir bu çığlık zamanı

1.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Kütahya

Mecnundur toprağı yandı tutuştu
Mevlâna beldesi hilim Kütahya
Şâiri ozanı şöleni hoştu
Yüreğe dokunuş hâlim Kütahya

Çağların öpüşü Hititler burda
Çeyizler bezenir gözdeki nurda
Porselen ebruli dağılmış yurda
Nakış nakış sevda kilim Kütahya

Antik Roma Kenti durur ayakta
Sütunlu caddede yürür ayakta
Şanlı uygarlığı görür ayakta
Sevdalım yavuklum gülüm Kütahya

Şâir Şeyhi yazar şehre girişte
Erenler burada şeyhlik bu işte
Özlem hüzün telaş sarar dönüşte
Gözyaşım sükûtum dilim Kütahya

Gölgeler gerçekler şiir ve şâir
Dumlu Hoca ile sohbet vesâir
Kütahya duâlı efsunlu şehir
Şeyhi Şöleni’nde yolum Kütahya

Kütahya’’2.Şâir Şeyhi Şöleni ‘’ 24 Ağustos 2005

Ömer Ekinci Micingirt


Lâf Satıyorum

Hakikati konuş veyahut da sus
Ömrünü gıybete eyleme âlet
Bireysellik zillet şeytana mahsûs
Hep olmak sevdası gerçek cehâlet

Kendini göresin zanlarına bak
Huzur sevgi nefret zulmet veya nur
Pusulanı çevir koş yalın-ayak
Bil ki cehennemin odunu gurur

Korku “ben” ehline çok şey öğütler
Zannetme kendimce lâf satıyorum
Hâl makam değil ki şiir beyitler
Muhabbetim kadar anlatıyorum

06.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Lâkırdı

Kompleksime memur öyle bir hâldir
Şuursuzlukları kim bilir yarın
Düşüncelerimin tapusu dildir
Her sözü lâkırdı ben günahkârın

Şiir ummanında bahtım fal gibi
Duygu fısıldarım susar lâl gibi
Gâh karmakarışık gâh Bilâl gibi
Bocalayanıyım fâni diyârın

Ömer Ekinci Micingirt


Lâzım

Sözlerim sığ bodur çıraklıkta us
Feyizle diz çöküp âşk dermek lâzım
Vâizde irfân yok kendine mâhsus
Mekteple mâbedi evermek lâzım

Lâf varki köpükten gazele nesir
İlmi fetihlere yol vermek lâzım
Malzeme sipariş zihinler esir
Âsımı aslına çevirmek lâzım

Haysiyet ârafta mâzi derbeder
Mimsiz tahribatı devirmek lâzım
Doğu batı güney renk renk beraber
Âkif dedem gibi bağırmak lâzım

Ömer Ekinci Micingirt


Leş Ve Kargalar

Asrın hainliği öfke sûizan
Çileden çıkarır belki çıldırtır
Tükenmez hezeyan irfânsız meydan
Alçaklar kıbleyi tersten kıldırtır

Mâziden ne ister sor kime tâbi
Bu kaçın milâdı kimin verâsı
Hınzırlıkta âlim yıkım mihrâbı
Bitimsiz gözyaşı tek macerası

Devrim gagasında kızıl kan damlar
Nafile haykırış söz neye yarar
Mahpushanelerde genç genç adamlar
Çalın davulları leş ve kargalar

18.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Leyla Dedikleri

Solgun bir hüzün hep ne kadar vakur
Çehresi adeta izzetle yüklü
Ümit yudumluyor zülüfleri ter
Maziden doğuyor köklü mü köklü

Bir şeyler anlatır mısralar tek tek
Leyla dedikleri bu olsa gerek
Görünen diriliş besbelli gerçek
Manzara rengârenk nizam ahenkli

02.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Leyle i Berat

Ahenk müjde nazar aşk misk-i amber
Akıbet muhakkak berat kâr olur
İlahi rahmet der Yüce Peygamber
Hisseden tüm ruhlar bahtiyar olur

Tevbeyle yüz yüze elim açarken
Apayrı bir yolculuk gel diyor bir ses
Yüküm kuş tüyünden bu sabah erken
Yeniden dirilip doğacak herkes

Leyle-i Berat bu kudsi çekirdek
Leyle-i Kadri’n aşk heyecanı var
Gözyaşı istiğfar kaç bin yıla denk
Geceyi kuşatır semâvi bahar

06.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Leyli

Duygular hapsolmaz gizlenmez yâda
Sevi kuytuları bir ömür yaşar
Vuslatın izleri silinmez suda
Dalgalar içinde kendini arar

Soluğum tüketti çığlık sızısı
Kim bilir nerede ölür dirilir
Sonun iskelesi alın yazısı
Bâkir koyaklarda sala verilir

Yokun ülfetleri varın sesiyle
Bilinmez bekleyen meylinin sesi
Kapatıp ağzımı uyusam bile
Uykumu kaçırır leylinin sesi

31.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Madımak

'İslami Terör' mü külliyen yalan
Hiç canı yakar mı imanlı biri
O gün bir vahşilik zihinde kalan
Kim kimi gömerdi kim diri diri

Zaman derin kuyu tarih hayrette
Anbean kovalar tedbir tedbiri
Karanlık mihraklar sonsuz gayrette
Gün gelir kırılır küfrün zinciri

Asla öldüremez el temiz else
Kardeşi kardeşe kuruldu nifâk
Hâinler taş olur hak dile gelse
Biz biriz bölemez kirli ittifak

09.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mahmur Bakış

Kimse anlayamaz bendeki hâli
Anlat deme bana anlatamam ki
Ömrümü tükettim seni bileli
Bana bir hal oldu seni görünce

Hüznü kucaklarım matemle her an
Sürüyen yazgı bu benle numayan
Biraz gülümseyip secdeye dayan
İdrak vecde geldi seni görünce

O mahzun yüzünü özledim gene
Gel mahmur bakışla bakmayı dene
Vuslat yakın olur duâ edene
Sevda vuslat buldu seni görünce

Bakışın kıvılcım üslup hâralı
Zümrüdî iklimin mahzun maralı
Dörtlükler acemi bağrım yaralı
Yaralarım soldu seni görünce

Ben hep seninleyim sen sitem yine
Geçmişi eğirip aşka gelsene
İffet abidesi, şirin çingene
Ruhum sende kaldı seni görünce

O mahzun yüzünü özledim gene
Gel mahmur bakışla bakmayı dene
Sende doğdum öldüm, öldüm bin kere
Aklım sende kaldı seni görünce

Gözlerin yâr o gözlerin
Yâr o mahmur o gözlerin
Kurban olur yoluna hep
Ölene dek o gözlerin
Yâr o mahmur yâr gözlerin

Gözyaşı yolladım yazı kadere
Ölüm çığlıkları bizdeki töre
Senle doğdum senle öldüm bin kere
Bana bir hâl oldu seni görünce

Ömer Ekinci Micingirt


Mahreçsiz

Vicdanlar ahrazlaşmış sözcükler puşt
vefa geride kaldı tavırlar ihânet
vakit kemirgen çenemizden

susmuşum tekme tokat
boşluğun kovuğunda sessizlik uğultu
şiir beni simgeler

Cam kırığı gibiyim hışır hışır
sözlerim hareli dilimde mahreçsiz
besmele ututkanlık dalgınlık

Hısım yok dost yok bağ koptu
ve varoşlar patates yüzlü çocuklar
duygular uzun hava kıvamında
paramparçayım

Küfrün kızıl sancağı sarmaşdolaş evlerle
nedâmetle geçen bir ömür
sözcükler ben tevbe ve peşinden
çok yemin ettim…

10.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mahzun Bakışlım

Ötenin iklimi sendeki huzur
İçimi bambaşka şule sarıyor
Sensizlik sarınca yaşam nede zor
Gözlerim bak yine seni arıyor

Mecnun etme beni yoluna kurban
Efsunlu bakışan müptelayım ver
Çoraklaşmış ruhum yeşersin nurdan
Uzaktan süzüşün beni yoruyor

Ah mahzun bakışlım hurilere denk
Dalgınlık nedendir hele elin ver
Yoksa huri misin nur hevenk hevenk
Hülyalı bakışın soluk veriyor

22.11.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Maksat

Kuşat azabım dindir
Her kuytu avaz avaz
Ses ve mahrem senindir
Sus terk eyle mânâ yaz

Sözlerin yorgun gibi
Koşa koşa aksadı
Ülke boyu terkibi
Aşıyor bu maksadı

Hissedersin hem madem
Nerde şimdi çilekeş
Aşk meşk değil ifadem
Renk koku ses diriliş…

05.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Marifet

Marifet kalplere beyinden girmek,
İlhamlar dalgadır azgın denizde.
Yaşam yağmurlarla yürüyen ırmak,
Akar gereğince dur deseniz de.

Ermek hoş takdire, çalış eresin,
“Çalışmak ibadet”, muhteşem ayet…
Sen koca bir dünya canlı küresin,
Vallâhi mesulsün adamsan şayet.

27.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Marx'ın Kalesi

Basın baykuş gibi kalem mert değil
Kanlı komiteler epeyden beri
Kirli kurnazlıklar vatan dert değil
Köşeler mezbele haset çemberi

Köksüz çırpınışlar mihrak atını
Koşturamayacak aşıldı çizme
Efendisi boğar Kandil zâtını
Kürt Türk Müslümandır kanmaz Marksizm'e

Vatan sütûnları şehâdet eser
Zerdüştler yıkıldı Marx'ın kalesi
Avrupa'ya rağmen zafer müyesser
Mağlubiyet yazar put müptelâsı

Ömer Ekinci Micingirt


Maske Düştü

Dolar dersem kaça gider
Gayrimeşru piçe gider
Vatikan’ın müdavimi
Hacca gitmez Haç’a gider

Furuat der peçe gider
Yamyamlarla maça gider
Şaronlarla pek samimi
Misyon gelir Açe gider

Vahşet hile suça gider
Siyonist ya Koç’a gider
Müzminliğin rezil mimi
Maske düştü hiçe gider

Ömer Ekinci Micingirt


Mâsumiyet

Süratim pek arttı boynumda yular
Şöhretle peş peşe basite doğru
Sırtımda zamanı silen duygular
Ben ben’le el ele fasite doğru

Lâyık olduğunu bulur mu herkes
İki ayrı âlem iki ayrı ses
Terk edemediğim bana ait his
Samimi bu sözler tesbite doğru

Mâsumiyet ne der sen gel bana sor
İçim bir hoş olur esince rüzgâr
Yer yer imkânlarım nispeti kadar
Yönümü çevirdim ismete doğru

14.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Matem Topluyorum

Mehtâbı izlemek hüzne yeter de,
Geceme dökülür rengi hilâlin.
Beni pişkinlikler düşürdü derde,
Siyahı olsaydım o gün Bilal’in.

Matem topluyorum, girdim hizaya,
Peşimden koşuyor türküler tek tek.
Fısıltı geliyor… Emri Rıza’ya,
Yüreğim taş gibi sözlerim ipek.

Neyzeni hatırla matemi dinle,
İçimde tüm sesler kendinden leyli.
Gözlerimi kaçır mor gözlerinle,
Zaten ben istemem olmayan meyli.

Sömürülmüş ruhum kedere düştü,
Yüreğim al götür ilhâma bak ta.
Nasıl anlatsam ki bambaşka işti,
Beni hep hüzünler ugurlamakta…

31.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Matemin Aşk

Tuzak bilmez yer gök gölge rüzgâr
Geceler bitti aşk ihtiyar yorgun
Güzelden sonra öl iplik iplik yâr
Şiir kursağında rüyâyı kuşat

Ovaları topla çiz hudutları
İlham fışkırdıkça rüyam kapkara
Dağları uçur vur haydutları
Uzan ufuklara gel ara ara

Hoyrat ol fısılda yalnızlıklara
Bazen susmuş bulut bensiz kol kola
Ay ışığında hep sürüklen vara
Şarkılar söylersin belki gün ola

Beni götür sana, bana sen getir
Şeffaf ve samimi gayri olmasın
Geceler hep siyah hep simsiyahtir
Matemin aşk olsun bitmesin yasın

Ömer Ekinci Micingirt


Mavi

Yollar koyu ben gürültü ben yavan
Ah o günler ıslık yaz ve karavan
Gam uçurur hülyaların anbean
Yakar beni tılsımlı tahtaravan

Bin bir renkte şiir gibi ellerin
Aşk bürünmüş vagon kokan güllerin
Sessiz mâna şu efsunlu dillerin
Sen ızdırap sen bendeki heyecan

Duy gönlümü inayetle duy işit
Zümrüt yüzlüm nur şavkını vur dirilt
Ara ara parıldayıp sen gel git
Firdevs gibi seninleyken dört biryan

Ömer Ekinci Micingirt


Mâzinin Göğertisi

Halkaları kopuyor tutuşmuş potinleri
Özgürlük öpüşüyor söz kesmiyor bıçaklar
Şehre indi bir katil hançerlendi rutinler
Zemheriye sürülmüş ateş kusan alçaklar

İhtilallerden anla düşündüm de ne işti
Topla çıkar hesap et söz öldüren hesaplar
İklim istifa etti mevsimler hep değişti
Ve hâlâ saygıdeğer amentüsüz ahbaplar

Biz hangi yüzyıldayız hava bozuk yer nemsiz
Yapılacak çok şey var sürgülenir mi kışım
Yüreğimde sızı var ağrılarım önemsiz
Mâzinin göğertisi içimdedir kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt


Meçhul

Hiçlik içinde o sır
Var mı daha kaç asır

Sustum maziye daldım, derin ıstırap aldım
Mesâfe arpa boyu, koştukça kalakaldım
Sus ve konuş bilmece, geldim sonuna geldim
Eşkin ve ürkek oldum

Bağır yüzün çevir de
Görmek yok mu devirde

Duruşur gerilerek, toprak su sesim gayem
Ben yorgunçok perişan, fiyakadan sermayem
Tutmuşum ateşleri, yaş söker mi bilmem hem
Vakt-i meçhul hikâyem...

05.03.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Meçhûle

Bir tül gibi yüreğime dokundu
Âh be anam gözyaşların bene mi
Gün doğarken karanlıklar okundu
Zincirledi sevdalarım sinemi

İmge tamam duâ tamam söz tamam
Ömür boyu bir meçhule koşamam
Yol bozuksa çekip gider yaşamam
Bekleyişler harap etti senemi

Ruhum yalnız bulutlanan bir ada
Şiirlerim köprü yaptım feryada
Oysa bütün değilim ben deryada
Virân etti pervazsızlar hanemi

Ömer Ekinci Micingirt


Medeniler

Fıtrât insanlıkta tümden inkıtâ
İzâha gerek yok tezahürüdür
Rağbet ne yazık ki şaşı fıtrata
Zillet çeşit çeşit, bin bir türüdür

Mümin kim imân ne sorulmuyor ki
Delâlette boyun hür olmuyor ki
Şirk kokan mahfiller görülmüyor ki
Ferâset mevzû yâ körün körüdür

Bozuldu tahkikte mantık dokusu
Asırlar çobansız koyun kurt pusu
İslâm âlemi hep ölüm kokusu
Medeniler zulme koşan sürüdür

Ömer Ekinci Micingirt


Medeniyet

Birçok şeyin tiryakisi oldular
Kime yüklü nesillerin vebâli
Kıbleleri batı nişan pâye bildiler
Mersi, bay bay kültürlüdür ahâli

“Nasıl yaşar öyle ölür” anarken
Nerde hata etti bizim büyükler
Medeniyet Firavunu sunarken
Sanma kalkar sırtımızdan bu yükler

Kültür zihnim ifâdemin otağı
Örf yamulmuş tepetaklak yürüyor
Avrupa’mı medeniyet batağı
Yetiş ey dost karanlıklar sürüyor

15.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Medine

Ab-ı hayat çağıldıyor
Firdevs yüzlü Medine’de
Aşk sesleri uğulduyor
Cennet gizli Medine’de

Engel yoktur niçin neden
Büyük küçük beden beden
Mecnun olur gelen giden
Cennet gizli Medine’de

Bin bir eda sathı güzel
Okçuların methi güzel
Uhud Dağı fethi güzel
Cennet gizli Medine’de

Gelen gider veren alır
Kimi gider kimi gelir
Nasip var mı Allah bilir
Cennet gizli Medine’de

Akın akın perde perde
Ger gök coşmuş koş ilerde
Gidemedim bu seferde
Cennet gizli Medine’de

29.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mefkûre

Tıpkı benim gibi buğulu yıllar
Bilmem nere koysam renkli hisleri
Vâktin perdeleri mor pembe yollar
Perdeyi arala çöz hevesleri

Bükülmüş soluğu kopup geliyor
Anbean gecenin aydınlığında
Gel musikisiyle ruhum deliyor
Tatlı tebessümler hırçınlığında

Baş koymuş binmişim bir yağız ata
İçime nedense düşmüştür şimdi
Hayat mı derim ben onsuz hayata
Hem benim mefkûrem hem hayâlimdi

20.08.2011

Ömer Ekinci Micingirt


Meğer

Terk edebildiğim içimde erir
Geçip giden şeyler benimmiş meğer
Susuşumun sesi yer yer yeşerir
Kavgamı yeşerten demimmiş meğer

Ölüme soyunmak hayır giyerek
Beşikten mezara elif diyerek
Havfı yudumlayıp reca yiyerek
Yürümek izzetim şanımmış meğer

Merhaba ıstırap merhaba çile
Çilesiz her eylem perdeye hile
Gam keder üzüntü düşürse dile
Uçsuz vakitlerim yanımmış meğer

Lâf öyle ateş ki tüketir yakar
Çokluğu terk edip hiçlik bırakır
Tefriki kaldırır tağutu yıkar
Ve aşksız ibadet sonummuş meğer

07.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mehemmed'e

Belki izahâtın zamanı geldi
İçimde ağulu sızı var Mehmed
Neslin hoyratlığı bağrımı deldi
Sırtımda çatırtı izi var Mehmed

Sağ sol safsatadır gülmeyesin ha
Nifâk oyununa gelmeyesin ha
Öze eremeden ölmeyesin ha
Sende sadâkatin közü var Mehmed

Bitimsiz sevdalar kor olur elbet
Mazlumun lokması zor olur elbet
Derin karanlıklar durulur elbet
Islak sokakların va’zı var Mehmed

Kimler aşka gelir kimler uyanır
Teslimi bilenler Hakk’a dayanır
Hikmetle bezenir aşkla boyanır
Seherde secdenin özü var Mehmed

Sokak sokak huzur versin astığın
Kutsal varlığımdır ayak bastığın
İcabında ölüm olsun yastığın
Müjdenin bitmemiş kozu var Mehmed

Büyük düşün fikrin olmasın anlık
Pak ruhlara bayram nefse düşmanlık
Zevk safa hevesler sonu pişmanlık
Nice kavimlerin tozu var Mehmed

“Halk içinde Hak”ı çoklukta yoku
Dünya ve kâinat düşün yaz oku
Samimiyet öğüt mârifet doku
Yunus Mevlana’nın hazzı var Mehmed

Aldırma mahlûklar ürerse ürsün
Diline yobazlık cilası sürsün
Sefil ve beyinsiz türler görürsün
Her kışın mutlak bir yazı var Mehmed

Vicdanın sedası ufkuna merhem
Her an birlik olsun hitabında dem
Hem kime mahsustur gözlerinde nem
Beyaz atlıların gizi var Mehmed

Soysuzlara inat oku der âyet
Ve ruhsuz ateizm gerçek vesayet
Fikri hür mürteci değilsen şayet
Mutlak her yokuşun düzü var Mehmed

Heceler mustarip mısralar atsız
Sosyalist olur mu Adil Esat’sız
Hocalar türedi mukaddesatsız
Tedbir-takdir kader-yazı var Mehmed

Tarih ve yağmalar söze gelemez
Mizansen kahpeler bizi bölemez
Vatanı bilmeyen şehit olamaz
Toprağın şehide sözü var Mehmed

Ömer Ekinci Micingirt


Mehmet Âkif Ersoy

Hikmet idrâk ferman kudsi safahat
Duygu aşk ızdırap gazelhan gibi
“Bedrin arslanları” ne şuûr heyhât
Öyle bir izâh ki cana can gibi

“Şu Boğaz Harbi” hür kılavuzum
“Çanakkale”, “Duâ”, “Hasbıhâl” lazım
Öteye göz kırpan istikbâl bizim
Âkif hem bir destan bir vatan gibi

Edirnekapı’da melekler gezer
Cezbeler uçuşur fâtiha yazar
Bir veli yatıyor ey şanlı mezar
Heybetli bir timsâl o bürhan gibi

Fatih Kürsüsü ah Âkif'i görsem
Diz çöküp derdine derdimi sersem
Ulvi enginliğin vasfına ersem
Süvari bekleyen küheylan gibi

Nesiller horlanır âsım hislenir
İffet kazanında yosma beslenir
Frenkçe laklaklar lisân pislenir
Sevda aşk gayesiz söz tufan gibi

Bir mektep bir mabet terbiye asıl
Helalden harama bilmem kaç fasıl
Tebessümlerimiz sahte velhâsıl
Yürekler efkârsız perişan gibi

Yurdumuz yuvamız erkek ve dişi
Sıyrıldı fıtrâttan kadın er kişi
Çökerttik aileyi kırdık kirişi
İzzetin bağrında hezeyan gibi

Ve güneş doğudan doğdu doğacak
Gözyaşı rahmeti yağdı yağacak
Bu şiir vadisi beni boğacak
Yolunda şâirlik vecd divân gibi

Kaç şehit yeşili saklı hırkanda
Öteye müjdeli âsım arkanda
Ülkemin renkleri birdir ırkında
Irklarda tefrika bir şeytan gibi

Kime anlatsam ki kime sorayım
Haşyetten esiyor gönül sarayım
O’nun müjdesiyle O’na varayım
İstiklal gürleyen bir umman gibi

Âkif aşk ızdırap, Âkif çileli
Peygamber aşığı bildim bileli
Onu dertli eden namahrem eli
Âkif vâdedilen heyecan gibi

Âkif zor günlerin istikbâlidir
Âkif bayrağımın renk renk alıdır
Âkif aşk vuslatın gerçek hâlidir
Cânân’a sığınmış fâtihân gibi

Mateme gözlerim hep onu arar
Âkif’te mâzimin ana rengi var
Davası büyülü mavi yeşil mor
Kuşatır ruhumu tâze kan gibi

04.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mehmetçik

Yedi düvel yankılanır sesinde
Kıtaların onurudur Mehmetçik
Kutlu yolun şuuru var hissinde
Birliğimin sürurudur Mehmetçik

Arşa çıkar ayak sesi geçerken
Ona sorar güller gonca açarken
Tufan durur ateş söner o varken
Vatanımın göz nurudur Mehmetçik

O kahraman efsanedir dillerde
Altaylardan Galiçya’ya her yerde
Üç kıtaya dağılacak ilerde
Kıtaların huzurudur Mehmetçik

Vatanımda hiç batmayan bu güneş
Kime baba kime kardeş kime eş
Alev alev vatan tüter pür ateş
Ordumuzun gururudur Mehmetçik

Nerde zulüm pür gayretle varılır
Tez zamanda hesapları görülür
Cephe cephe şahadetle dirilir
Şehâdetin şehiridir Mehmetçik

Mehmet demek altın çağa niyâzdır
İdrâk etmek yaşamaktır vaazdır
Kosova’dır Kafkasya’dır Hicazdır
İnsanlığın şiârıdır Mehmetçik

Ölümsüzlük azığından beslenir
Yiğitliğin zirvesinden seslenir
Ölüm nedir ötesinden süslenir
Milletimin şuurudur Mehmetçik

Namus benim vatanımdır buyurdu
Ak kanıyla sulamıştır bu yurdu
Düşmanını sofrasında doyurdu
Çanakkale şiiridir Mehmetçik

Hey Malazgirt Sarıkamış Niğbolu
En derûni mânalarla dopdolu
Billur billur gözyaşları buğulu
Sâmimiyet duvarıdır Mehmetçik

O vatanın yavuklusu hastası
Asırlardır bağımsızlık bestesi
“Ya istiklâl ya ölüm”dür güftesi
İstikbâlin şâiridir Mehmetçik

O ölür mü o şühedâ o vatan
Ölmez demiş müjdelemiş Yaratan
Micingirt der Mehmetçiğim cân cân cân
Peygamberler diyârıdır Mehmetçik

28.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mehter

Gazve-i Hudeybiye mucizeyi bahire
Heybetli polatların nefesi marşı mehter
Hikmet dolu susayış evvele ve ahire
Ummanı atlıların güneşi arşı mehter
Vuslatı hissettiren efsûni perestiş var
Hakikat irfanıyla sarar kucaklar mehter

Üç kıta yedi düvel iç içe fırka fırka
Kuvvetli sevdalarda her millete her ırka
Viyana’dan Kenya’ya Somali’den Irak’a
Bir destanın huzmesi öyküsü yaşı mehter
“Allah bes baki heves” gayrisi yoktan yeter
Zebercet iklimlerin pervazı hazzı mehter

Nihâyetsiz musiki bir devrin çağıltısı
Saadetli iklimin coğrafyası türküsü
Tarihin râyihası tabutumun örtüsü
Öksüz kalan bir devin büyüsü düşü mehter
Göz kulak dil şuurum irfan yoğurur yer yer
Vicdanı solukların yorgun Itrisi mehter

Mehter aşk kutlu düğün,”Abı-ı hayat” vuslat nur
Teberrüküm hatıram vur mehteran hele vur
Hem desturlu şarkılar tekrar tekrar okunur
Uyanık gönüllerin güftesi aşı mehter
Konçertolar Mozartlar ses verir sesten beter
Medeniyet melodim yaşa sen şanlı mehter

Hey muazzam orkestra şavkı içime doldu
Efsunlu nağmelerle paslı ruhum duruldu
Aşkım şevkim meşalem zümrütten bahar oldu
Ecdadın yadigârı ülküsü marşı mehter
Davamın esintisi ravzamın taşı mehter

Ömer Ekinci Micingirt


Memleketim

Yosun gibi serin
Ve ıslak mimikleri tedirgin
Öyle güzel ki bakışı

Hoşluklara koşuyorum görünce
Körpe beden sessizliği
Seher yeli tıpkı saçları
Yüzün dupduru yağmur bulutu
Öyle güzel ki bakışı

Yokluğu tutsak gibi
Gözyaşları inci, gülüşü toy düğün
Hele elleri, elleri şehit tüter
Öyle güzel ki bakışı

Öpmüşüm gözlerini
Bağrında âşk elenmiş
Âh canım memleketim
Öyle güzel ki bakışı
Öyle güzel ki

22.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Meram Eyle

Gözlerin pek mahzun bakışın mahzun
Görür gibi konuş kal harem eyle
Ve naz kapısından birkaç sitem sun
Yanmasın yüreğim al verem eyle

Ben senden pürmelâl sen ise benden
Sakladın kalbimi ta ki o günden
Gövdem ölüm solur sanki kökünden
Benli öfkeleri sil kerem eyle

Yokluklar çektirme dayanamam hiç
Ben bulut gibiyim sense kırlangıç
Nergis tarlasında vuslat suyu iç
Aşkın tozlarından kül dirhem eyle

Yârenin gözleri yarasındadır
Kırağı göğsümün haresindedir
Ne varsa kalbimin arasındadır
Hep benim ateşim ol haram eyle

Yüzün bana dönüp yorgun yorgun bak
Sükûta sarmala gözyaşı bırak
Peşimden koşuyor malum kaydırak
Bakışın saklayıp gül meram eyle

10.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Merasim

Çift çift öpüşmeler aşk öbek öbek
Dörtnala koşturur şeytanın atı
Flörtü mal etmiş karnında bebek
Nikâhsız doğurur toy mevzuatı

Zihinlerde votka şişelerde su
Takıları getir nerdesin kadın
Hayvanlara özgü yolun yolcusu
Evet aynen öyle iyi anladın

Ve ithal merasim ar hayâ artık
Şöhretler mabedi markalar putu
Ağlar dört bir yanda ziftten hıçkırık
Asrın gayyaları getir tabutu

29.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Merhaba

Çağdan çağa iz bırakan yiğitler
Geçmişini görenlere merhaba
Tez yetişin rubaîler beyitler
Hak sırrına erenlere merhaba

Üç kıtada at koşturan atlılar
Ak mazide duranlara merhaba
Kına yakıp hep kefensiz gittiler
Al yazmalı törenlere merhaba

Sağı solu Laz’ı Kürdü herkesim
Bu vatanı kuranlara merhaba
Mevlana’dan soluduğum nefesim
Alanlara verenlere merhaba

İsli paslı ölçü ayar vefasız
Bilal gibi yârenlere merhaba
Çare sizde çelik surdan vefa siz
Ötelere varanlara merhaba

Hakk’ın sesi minareden seslenir
Tatlı huzur saranlara merhaba
Gözyaşlarım ötelerden beslenir
Dost bağına girenlere merhaba

Hey mübarek Çanakkale sırdaşım
Al kanını serenlere merhaba
Ben şehidim şehit benim kardeşim
Micingirt’i soranlara merhaba

Ömer Ekinci Micingirt


Metalik Duygular

Aşk nedir âşık kim vâdi hep gergin
Sevdalar karardı keskin yollarda
Ufuk yok kaygı yok her an günbegün
Taptâze bir sevda var mı dillerde

Metalik duygular söz çelik perde
Görenler söylesin, Leylalar nerde
Gel yitik sevdam gel gel perde perde
Renk ver gel tekrardan aşk ol güllerde

04.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mete

ezberlenecek isim
söz orda başlıyor
huzur o
Ömer
…
yolculuğun çıkışı
gölge altı gibi
bir şey
Lütfi
...
karşılıksız şiir
İncitmeyen
âşk
Mete
...
"Ömer Lütfi Mete;
Uyan dedi ümmete”
…
düşününce hoş oluyorsun
ağlayabiliyorsun

Ömer Ekinci Micingirt


Metin Ağbi

Şiirsel hitapla uyardın beni
Çok geç bilemedim ben Metin Ağbi
Vakûr seslenişle kayırdın beni
Sükut olamadım ah! Metin Ağbi

İmkân nispetinde duyurdun beni
Sessiz kalamadım ben Metin Ağbi
Hizmet sofrasında doyurdun beni
Hisse alamadım ah! Metin Ağbi

Muhabbet eyleyip ayırdın beni
Öze gelemedim ben Metin Ağbi
Hicvin dürtüsünden sıyırdın beni
Yazdım silemedim ah Metin Ağbi

Seyrin yumağında eğirdin beni
Ben’i bulamadım ben Metin Ağbi
Aşkın gerçeğine çağırdın beni
Neden gülemedim ah! Metin Ağbi

13.11.13 Bursa - Metin Tekcan Ağbi’ye ithafımdır…

Ömer Ekinci Micingirt


Meyhane

Mutluluk parıltıda
Zanneder şûh bekârlar
Şuûr mevt gürültüde
Flört der sahtekârlar

İltifatlar şımarık
Ruhu kaybetti hane
İfrit bol zabit gerek
İzdivaçlar meyhane

Ömer Ekinci Micingirt


Meylin Kime

Müştereken muhabbeti dokusak
Eyvallâhın hakikatli kârını
İltifatı yâd ellerde okusak
Muhkem fiil şeriâtın yarını

Ser verilir sır verilmez, sır canda
Ahmaklıklar seyyarlıklar her yanda
Güzellikler eşsiz rumûz canânda
Meylin kime, iyi belle yârini

Ömer Ekinci Micingirt


Mezar

Duygularım konuşur yine yaşam sancılı
Baktım baktım terk etti dostları kaldı mezar
Etrafın ıssız mahzun yanık hicran acılı
Yok vedalaşma serden ayrılık güden mezar

Burkuntu var ruhumda derbeder beden mezar
Doymaz mısın cesetten bu açlık neden mezar
Nice koç yiğitleri yurdundan eden mezar
Her şey anladım ki boş gelmiyor giden mezar

Sende cennet bahçesi hüznümü yaydım mezar
Cehennem çukuru sen cürmümü saydım mezar
Gelmeden gassalhane kalbe havf koydum mezar
Açtın mı kucak bana, söyle kaç beden mezar

Eyüp Sultan Ve Pierloti-11 Haziran 2005

Ömer Ekinci Micingirt


Mezar Taşı

Mezar taşı
Sende ne var bende ne var
Bir semavi prangayla
Mezar taşı benle yaşar

Mezar taşı
Bir gözyaşı bin ızdırap
Sırtımdaki hengâmeyle
Ömür boyu sivri mızrap

Mezar taşı
Tek gerçek sen bu dünyada
Madde mâna koşa koşa
Sana gelir hep ard arda

Mezar taşı
İşte böyle iş derince
Şu dünyanın câzibesi
Titretiyor yeterince

23.09.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mırıltı

Ateş çemberinde ah canım yurdum
Tutuşmuş yanıyor göz göre göre
Vahşiler başköşe yutkundum durdum
Gizlice kemirir ama ne çâre

İzzeti zillete yıkıp gezdiler
Nifâk tohumunu ekip gezdiler
Yılklarca hortumu takıp gezdiler
Sırtlanlar semirir ama ne çare

10.04.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mısır-529

Şeytanın askeri ölüm estirir
Ya islam âlemi! söyletme beni
Satılık beyinler İslam ne bilir
Küfre yelken açmış masonik gemi

Küfrün derinliği, hesaplar belli
Sustuk pencereden idamı saydık
Hep aynı tiyatro, yaş oldu elli
Böyle mi olurdu birlik olsaydık!

Anlatabilecek kafamda nice
Çok şeyler canlandı son birkaç asır
Oyunlar oynandı sinsi gizlice
Sokakta yamyamlar mahzende Mısır

Filistin Suriye Türkistan Irak
Yakacak zalimi kan gözyaşı nem
Ezelden ebede bekler son durak
“Yaşasın cehennem” yaşa cehennem

10.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mısır Deme

Yusuf Züleyha de Mısır deme sus
Söz keser mi bilmem iki kelâm et
Rabialar mazlûm askıda herkes
Dıştan Ebreheler içten cehâlet

Kanat vicdanları zincirlere vur
Manalı manasız lâf satmıyorum
İrfânsız secdeler gazap kavurur
Silkin, ümitsizlik anlatmıyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Mısra

Söz kafiye imgeler duygunun kör gözleri
yalanın masalları hayâlet firezleri
sürüklenin benimle

Dörtlük ölü fildişi mâna tuâli kazsak
Şiirler gülücükler alkış üstüne yazsak
mısra’yı desenimle

Ne varsa kuşattınız zihnimi tükettiniz
duygularda yıkayıp öpüp şâir ettiniz
el ayak bedenimle

11.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mısralar

Şiire çökmüşüm yıllardan beri
Bu gün de düşürdüm yine bir tuğla
Gâh ölgün imgeyim ruhum serseri
İmgelerde dolaş fark eyle ağla

Yorgun gözlerim hep endişe doldu
Asfaltlarda bağır kimseler duya
Sanki yaşayışım yüzyıllar oldu
Bekledim eceli yattım uykuya

Uzaktan bir ses duy kalkınca sabah
“Bir lokma bir hırka” çıkmaz aklımda
Hece mısralara gözyaşı mübah
Saklı ifâdeler her şey saklımda

Ömer Ekinci Micingirt


Mısralarım

İçimde kıpırtılar mısra bir kum tanesi
Hüzne bulanıyorum Müştâk çilehanesi
İnsanlık beşiğinin dokunuş çarşısında
Söyleyin mısralarım ben neyin avanesi
İçimde kıpırtılar mısra bir kum tanesi

Çığlıklar ve susuşlar doyumsuzluklar sesi
Avurtlar aşk içinde yaşam giz hendesesi
Vuslatın avlusunda Leyla’nın karşısında
Söyleyin mısralarım ben neyin divânesi
Çığlıklar ve susuşlar doyumsuzluklar sesi

21.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Miat Duygular

Ben bildim bileli miat duygular
Şahlanır içimde küheylan olur
Rüyayı çatlatır sonra uykular
Yüreğe dokunan şiirler gelir

Derken beni sarar biri yukardan
Dalga dalga ateş içime düşer
Eşsiz bir his yavaş, terk eder birden
Görülmedik yerde benle beraber

Gece garipliği renkler diz dize
Yüzümü sarmıştı kederler inan
Bir ölüm ayrılık birkaç mat dize
Coştum ve haykırdım o gün ne zaman

24.07.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Micingirt

Gurbet harında piştim
Gülmeyin hem deliyim
Çermesu’da yetiştim
Gam tüter çıralıyım

Hasret vakti uyandım
Biran Micingirt sandım
Sarsıldım ve dayandım
Nerdeydim nereliyim

Meltem esti serinden
Beste beste derinden
Korkar oldum yarından
Aslında yaralıyım

Köy kokuna kurbanım
Feda olsun bu canım
Matem tüter her yanım
Yas tuttum karalıyım

Düşündükçe yutkundum
Yutkundukça yutkundum
Uzaktan dua sundum
Yoksam da oralıyım

Köylülerim haz ettim
Duygulandım naz ettim
Ve derdimi arz ettim
Köyümün moraliyim

Mezarlar arşa değdi
Hüzün sesi O ney’di
Ağladım başın eğdi
En başta sıralıyım

Ömer Ekinci Micingirt


Micingirt Ben

rüyalarda dolaşırım
solgun ışıklarla her gece
dolaşırım bucak bucak paslı düşüncelerimle
Micingirt ben ve uzun saplı bir dirgen
ıssız ve yorgun harmanlar
sessiz ve yapayalnız

renk ölü ses maşat yoruldum
sarsık ve acılıdır hayallerim
temaşa eder her giden yabancı
cinni mağaradan aşağı
kar yüzlü dereleri

koyu bir sızı sarar zâr zâr bahtsız yürekleri
ne kadar da fark ettirmesek de
müthiş bir duygu taş duvarlar
viran olan bir mâzi ve
öldürülmüş eski evler
çatılar tutuyor perdeliyor
nasırlı elleri
toprak bacaları

yankılanıyor zigav’ın dere
akbaba’nın gerdanından
hüznüm aysbergler gibi

duygular enkaz
amcalar yok bir nesil kayıp
zaman dar dünya geniş
gece zifiri karanlık
kümbet ayrı bir hendese

çocuklar benden kaçıyordu
şeherli gelmiş şeherli nidâlarıyla
gel de ağlama

tıpkı dağılmış bir tesbih misali
imamesi kayıp
savrulmuştuk baş döndüren
zamanın akışında

sus biçare divane
diyordum kendi kendime
mevsimin sonu kimse ses vermiyordu
bir ara bir ses duyar gibi
yosun serinliğinde

bu yerde ilham da yoktu duyguda
hem yerimi şiir yazmanın şimdi
hasretin katılığında boğuluyorum

hele “koruğa güneş vurunca
kuzuları getir”
ah işte bu cümle var ya
derinden sarsıyordu tüm hatırları

gamda ıslanıyor
kederde yıkanıyordum

ne zaman yeni bir bahar
ne zaman Micingirt
ne zaman

Şiirde geçen Micingirt doğduğum köyüm...

Ömer Ekinci Micingirt


Micingirt’e Götürün

Gitmek istiyorum olmaz demeyin
O gün beni Micingirt’e götürün
Belki iyi gelir esirgemeyin
O gün beni Micingirt’e götürün

Ekmeği bereket suları serttir
Kerem gibi yanık ıstırap derttir
Yiğittir insanı dürüsttür merttir
O gün beni Micingirt’e götürün

Götürün yavrular sorduğu yere
Kuşluğun koruğa vurduğu yere
Götürün ömrümün vardığı yere
O gün beni Micingirt’e götürün

Yüküm hep fırtına sözlerim fasıl
Sonsuzluk koyuna varmaksa asıl
Nasıl anlatayım bilmem ki nasıl
O gün beni Micingirt’e götürün

Gurbetten sılayı görmek ne güzel
Ne güzel vuslata varmak ne güzel
Ruhunu sılada vermek ne güzel
O gün beni Micingirt’e götürün

Halı kilim keçe yürek sanatı
Öküzü ineği ve rahvan atı
Toprak bacalara kar saltanatı
O gün beni Micingirt’e götürün

Götürün aklımın erdiği yere
Anamın tahılı serdiği yere
Götürün verenin verdiği yere
O gün beni Micingirt’e götürün

Otuz sene oldu köyümden ayrı
Şiir biriktirdim hüznümden gayri
Hicran bırakıyor uzaktan seyri
O gün beni Micingirt’e götürün

Hayali bir mezar bir ümit beyim
Belki de ordadır ölüm meleğim
Beyhude bir teklif son bir dileğim
O gün beni Micingirt’e götürün

Maksutçuk İslamsor Saat’ta durun
Hacıgazı merhum bir selam verin
Geçin değirmene biraz oturun
O gün beni Micingirt’e götürün

Götürün kundağım sardığı yere
Babamın elli yıl durduğu yere
Götürün kalbimin yorduğu yere
O gün beni Micingirt’e götürün

Susuşun çığlığı hecelere bak
Isıtmıyor artık beni bu toprak
Ateşten asfaltlar ben yalınayak
O gün beni Micingirt’e götürün

Götürün zıgava yıkayın derim
Harsıntap tenhadır ıssız severim
Ağbaba’ya rüzgâr olur eserim
O gün beni Micingirt’e götürün

Türkmen’im Türk benim Çerkez Kürt benim
Unutulmuş sevda anayurt benim
Niğbolu Malazgirt Micingirt benim
O gün beni Micingirt’e götürün

Gözyaşım hasretim baharım kışım
Bağrımın sesidir götür deyişim
Micingirt’e kaldı gülümseyişim
O gün beni Micingirt’e götürün

25.02.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Micingirt’te Uyandım

Micingirt’te uyandım
Ve kamet kulağımda
Kimler yok ki yanımda
Yeni temiz dünyamda
Babama müjde gitti
Ve ikinci beyitti
Babam sevindi tabi
Bir ben vardım bir abi
Şükür dedi Ya Rabbim
Biraz somurttu abim
Haksız da değil ama
Pabuç atıldı dama
Bir yıl sonra doğmuştuk
İki oğul olmuştuk

Mehmet Taşkın üç olduk
Fatihle bir kaç olduk
Ve Melike, Emine
Annem oldu nur nine
Gelin dedi evlatlar
Ve ulvi nasihatler
Duamla sizinleyim
Kalp gözüyle dinleyin.
Hak yolunu tutalım
Yaratana tapalım
Defter soldan gelmesin
Şeytan bize gülmesin
Biz dinleriz babayı
Atayı akrabayı

Çakmak gibi bakıştık
Hak yolunda anlaştık
Hedef kutlu ağlaştık
Ve sözümüz söz dedik
Dere tepe düz dedik
Baba harçlığı verdi
Derken kader ayırdı
Çoluk çocuk çoğaldık
Vatan boyu dağıldık
Buluşmamız bayramdan
Ta bayrama değildir
Buna babam kefildir
İki bayram tatil yaz
Rengârenk ve pür niyaz
Düğün sünnet ve yasta
Hem Bursa’da hem Kars’ta
Toplanırız pür edep
Buna büyükler sebep
Eski günler yâdlanır
Bakışlar kanatlanır
Annemin tatlıları …
Ve ağızlar tatlanır
Bu devran hep sürüyor,
Sevinç arşa yürüyor
Edep, erkân şükür var
Pehlivan bir babam var
Dua edip duruyor
Mevla’m bizi koruyor
Dar zamanda her yerde

İşte dostlar ben buyum
Babamdan kaldı huyum
Ben bir hiçim ben neyim
Biraz balçık ve suyum
Eğer adam olursam
Ve haddimi bilirsem
Halifeyim ben beyim,

Bu sırlı imtihanda
Ve nurlu imtihanda
Gafletten uyanalım
Takvaya boyanalım

Buyurdu Yüce Nebi
Varlığımın sebebi
Sürünsün de sürünsün
Aman Allah’ım aman
Oyun zordur zor oyun
Reçeteyi okuyun

Dava ağır yol uzun
Düşündük uzun uzun
Baba miraca durdu
O ne müthiş huzurdu
Celallendi buyurdu
Şahlandırın bu yurdu
Sonsuzluk bestesiyle
Babalık güftesiyle
Çoluk çomak çoğaldık
Vatan boyu dağıldık
Emri Haktır ne derim
Böyle yazmış kaderim
Micingirt’te uyandım,
Ve kamet kulağımda…

23.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Micingirt’ten Ötürü

Ruhumu fetheyleyen sevda aşkın her türü
Şiirler sarmaladı Micingirt’ten ötürü
Yaralı bülbül gibi koş diyardan diyara
Al beni de rıhtıma toptan hepten götürü
Şiirler sarmaladı Micingirt’ten ötürü

Yeşil mavi pembe mor,şifa anı kasvet dert
Beynimde uğultusu yanık şarkım Micingirt
Kale kümbet mıhlanmış benzer ulu çınara
Tarih şahit pek cömert şu Micingirt mertten mert
Beynimde uğultusu yanık şarkım Micingirt

11.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mihman Ol

Zulmet silinecek şüphe yok hâşâ
Vadedilen günler nerde efendim
Kâinat mahzundur bir baştanbaşa
İnsanlık bir”leş”miş şerde efendim

Çözülüyor ümmet düşmüş ağına
Onursuz yaşamın ar tuzağına
Layık mıyız bilmem Hirâ dağına
İffet te kalmamış ar da Efendim

Filistin,Şam,Kerkük baktım Bağdat'a
Puştlara terk ettik vurduk rahata
Dört elle sarıldık sensiz hayata
Gençliğin vuslatı zorda Efendim

Efendim seyrine nasıl varayım
Sancağın altına seni göreyim
Mihman ol düşüme canım vereyim
Ne olur cemâlim gör de efendim

Azgınlık taht kurdu küfrün yanında
Ve asrın azâbı hasmın kanında
Şiir rüküşedir söz tufanında
Ömer’in tökezler zorda efendim

27.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Millet

Bir neslin idrâki Ahmet Arvasi
İmanla nakşetti ilim irfanı
Öze ermişlerden edibin hası
Şâir mutasavvıf Ahmed-i Hani

Her renk hissetmeli izâhat yetmez
Bu iki dörtlükte millet tarifi
Söyleyin kardeşler kim kabul etmez
Sırt sırta İbo'yla Ozan Arif'i

03.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Milli

Ben kavgama köle mutlak amele
Çorak topraklara yağmaya geldim
İrfân harcı döktüm milli temele
Gizli hesapları boğmaya geldim

Anlamaz milli ne geviş getiren
İki kelime var tarihe giren
Şüheda ve vatan mührü tekbirden
Muhteşem geçmişle doğmaya geldim

Ömer Ekinci Micingirt


Milli Hissiyat

Nasıl anlatsam ki ey büyük çınar
Düşündüm zihnimde ifaden çok zor
Yaş döken gözlerin cennetten pınar
Seninle koskoca tarih gidiyor

İkbal patiskası böyle biçilir,
Vuslat iklimiyle sarar herkesi.
Milli hissiyatla aşka geçilir
İlelebet senle aşkın bestesi…

Tıpkı Fatih gibi Hakk’ın izi var
Fatih Cami’sine mümin yağacak
Ve sonsuza doğru esecek rüzgâr
Merkez Efendi’ye güneş doğacak

28.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mimoza

Dağlar duman dere yosun
Gözyaşları sel mimoza
Mor menekşe gelmiyorsun
Bakma öyle gül mimoza

Koş akasya yeni dünya
Her tarafın pür petunya
Sarmaşığı bil açalye
Renklerini bil mimoza

Rengârenksin şelalesin
Sen yasemin sen lalesin
Çiçek misin yoksa nesin
Niyâz eyle dol mimoza

Solukların hanımeli
Nergis zambak işlemeli
Zerafete ne demeli
Gül farz eyle gül mimoza

Gül pembede gonca sende
Nakış nakış her desende
Leylâk olup gelmesen de
Beni benden al mimoza

Anlatamam melalimi
Haram etme helâlimi
Gece gündüz tut elimi
Tut nâz eyle kal mimoza

Sende saklı tüm dilekler
Menekşeler kelebekler
Sal Ömer’e hâla bekler
Sal kokunu sal mimoza

Ömer Ekinci Micingirt


Mirâç

Sevgiliden bir ses huzuruma gel
Semâvi muhâbbet rahmaniydi el
Ne ûlvi yolculuk o ne müthiş hâl
Âşk inâyet vuslat fermandır Mirâç

Mescid-i Haram’a gitti gizlice
İsrâ ve Miraç-ı gördü o gece
Çağırdı Cebrâil buyur Miraç’a
Dergâhında secde divândır Mirâç

Refref’le iç içe vardı huzura
Seyretti yârini erdi huzura
Aldı üç hediye durdu huzura
Şân’ından mağfiret dermandır Mirâç

Şükrettim yol ettim kaç milyon kere
Mirâç kurtuluştur sonsuz tezkere
Yâr ile hasbıhâl günde beş kere
Bakâra sûresi imândır Mirâç

Ömer Ekinci Micingirt


Misyon

Hesap kitap ardın da
Misyon belli işitmez
Fitne fesat yurdunda
Postallarla iş bitmez

Bak hele bak köksüze
Sürer gider yok gitmez
Şehadetsiz öküze
Ne söylesem söz yetmez

Ve kodesin ardına
Savruluyor kül yutmaz
İplikler baş masonda
Yatar kalkar unutmaz

Utanmadan eser yok
Bukalemun belirtmez
Her şey ayan cürmü çok
İthâl feraset yetmez

Ömer Ekinci Micingirt


Mor Düğün

Apayrı işveyle yaktı sözlerin
Sana o hasretten sunmayayım mı
Ruhumu kuşatmış yağmur gözlerin
Şu akan çeşmeden kanmayayım mı

Bendeki sır rüya o gün sorduğun
Aşkın füsunu mu yoksa mor düğün
Rikkatle bakınca vuslat gördüğün
Sultanım adını anmayayım mı

Sendeki bekleyiş çok şeye gebe
Sahilsiz günlerde kalmaz engebe
Köz olmak ne güzel yıktım sebebe
Seninle köz olup yanmayayım mı

11.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mor Tepeler

Şu karşı ki mor tepeler
Kaç asırdır inler durur
Aşk melodi yâr tepeler
Gâh raks eder gâh kudurur

Çok içlenmiş çokta yorgun
Hilafım yok garip durum
Hele sorun kime dargın
O mor tepe ben uçurum

Sır götürür yavaş yavaş
Var sebebi var elbette
Sonsuz şarkı belki savaş
Parola aşk bu nöbette

Alış veriş her haliyle
Ayrı vuslat ayrı mana
Hû hû çeker hal diliyle
Şu mor tepe toprak ana

16.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Muâllakta

Aşk mavisi dörtlükler
pek artist hicivlerim
beyitlerim sihirli
hecelerse tabutluk

ve sözlerim ayışığı
duygular muâllakta
gözlerime dert
kaçmış…

Ömer Ekinci Micingirt


Muhâkeme

Şiirler benlikte yaşantım yarım
Değer yargılarım idrâk nerdesin
Yatarken başlıyor ahım efkârım
Büyük seslenişe seyre perdesin

Velide sükût var nankörde neşe
Bir ömrü lâf eden kulak aç dinle
Zevkin alevleri günah peş peşe
Yâri görmüyorsan şirke perçinle

İrfansız ilimler zekâya pusu
Hayatını yaşa bir türkü tuttuk
Zulmete sarılmak zihnin mahpusu
Zaafla yaşayıp çok şey unuttuk

Şuursuz semboller hele nazarlık
Kutsiyet yükleyip astık her yere
Epeyce konforlu şâir yazarlık
İbâdet naz niyâz her şey ezbere

Azı tekrarlarım çoğun peşine
Muhâkeme yaptım meçhûle doğru
Ben ben’e koşarım herkes işine
Sâlaya kulak ver O büyük çağrı

Ömer Ekinci Micingirt


Muhkem Haysiyet

Derin ıstıraplar tahammülüm var
Zihnin haritası fıtratta madem
Kaval çal oynaşır otçul davarlar
İnsanlık nerede, nerede adam

Telkinlerim yalın dünya varına
Düşünmek keşiftir ezele niyet
Babam ortak oldu ahuzarıma
Öptüm ellerinden muhkem haysiyet

Ömer Ekinci Micingirt


Muhteşem

Karabağ ah Kerkük Türkistan Kırım
Büyük sevdalarda ayrılıklar var
Yazıp yaşayarak his bırakırım
Sırtımda hep küfe keder gam efkâr

Muhteşem sözcüğü neyi andırır
Yitik zamanları hep arıyorum
Asımın nesli mi kim inandırır
Kehânet kuruyor yalvarıyorum

Şiir karadelik ben pek gayrette
Dörtlüğün hırsıyla vurabilirim
Diziler pek arsız asım hayrette
Uçurur dibine varabilirim

İçimde yenilgi gülmeyin bana
Ellerim titriyor üzülmekteyim
Bir kere aslına dönüp baksana
Harem pisliğinde ezilmekteyim

Hicvettim hâlimi ne deyim daha
Fahişelik usulden çağdaşlık diye
Örf adet hakaret biçilmez paha
Deyyusa bu haklar kimden hediye

29.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Murakabe

Baş ayak kadın erkek sanki seçip elemiş
Kimine renk renk burka kimini peçelemiş
Hayat bir murâkabe büzülmüş yaşıyorum
Ucu keskin tepeler zirveyi perdelemiş

İklim mevsim gül râna ihtimal sendelemiş
Yoklukla bütünleşip zamanı rendelemiş
Hayallerim kırağı dokunma üşüyorum
Mâziyle yükselen ses mâziyi tepelemiş

Ömer Ekinci Micingirt


Murdoch'ın Tekeleri

Nifak gözenekleri dayanılmaz hoşlukta
Bıyıklı yosmalarla arsız öpüşüyorlar
Vicdanın iç döküşü kayboluyor boşlukta
Boğazdaki heykeller içtikçe düşüyorlar

Husumetin katığı ağu ateş katrandır
Renk koku kişisellik duygusallık didişme
Tabut kefen ip düğüm belâlar yakındandır
Gel de doğruyu söyle ağıt yaz gidişime

Dökülüyor üstüme kıyamet lekeleri
Ve son birkaç asırdır bâb-ı âli küheylan
Fötr şapka siyonları Murdoch'ın tekeleri
Sam hâlâ darbe bekler dayan milletim dayan

Ömer Ekinci Micingirt


Musalla Taşı

Sessizce izliyorum bu saldırganlık niye
Köprüleri yıkmadım şimdi artık yakılsın
Ne vefa var ne hissin döndüm baktım geriye
Her eylemin karışık ne ucube akılsın

İfâdeler bir yana, kelimeler yerlerde
Lâkin çok geç fark ettim akılsız olduğunu
Habersizsin çok şeyden kıstas var perde perde
Bu nasıl bir şaşkınlık zannetmem bildiğini

Bu kısacık rüyâda seninle uğraşamam
Çözülüşler olsa da benim aklım başımda
Ay güneşe girerken ben sevdasız yaşamam
Benim aklım hep orda hep musalla taşında…

2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Musiki

Hislerim kıldan ince
Ve gözlerim buğulu
O aklıma gelince
Oluyorum dupduru

Hasret ne kadarda zor
Hele mavi geceler
Balyoz gibi vuruyor
Beynim zonk zonk heceler

Mecnun gibiyim yine
Tersten esiyor rüzgâr
Daldım musikisine
Her yerde ızdırap var

07.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Musikin Olayım

İçimdeki sevinç sahilsiz ada
Zorun kuytuları içimde yaşar
Sanma ölümlüler ölür dünyada
Hep seni yaşarlar hep seni arar

Yer yer kapışırım yokluk sesiyle
Boşlukta bekleyen esirler gibi
Hazan gölgesinde ağlasam bile
Gözyaşım hecesiz nesirler gibi

Gece dökülürken dağın döşüne
Kuşatır yamacı gölge gerilir
Kimler bakıverir fecrin peşine
Bendeyse matemsi sala verilir

Karalar bağlamış yorgun notalar
Uzatma bir tanem sus ara ara
Hep sende bendeki tatlı yaralar
Musikin olayım senli bahara

Ömer Ekinci Micingirt


Mustafa Kemal

Toprağa yazdırdı medeniyeti
Büyük Baş Komutan Mustafa Kemal
Yiğitlik mihengi barış niyeti
İşte Baş Komutan Mustafa Kemal

Bağımsızlık dedi buydu beyanı
O gün Baş Komutan Mustafa Kemal
Coştu arkasından atlı yayanı
Başta Baş Komutan Mustafa Kemal

Nice badireler gördü bu millet
Önde Baş Komutan Mustafa Kemal
Muhteşem aslına vardı bu millet
Koştu Baş Komutan Mustafa Kemal

Ömer ne güzelde yazıyor kalem
Yazdım Baş Komutan Mustafa Kemal
Çalış dedi çalış gülsün tüm âlem
Coştu Baş Komutan Mustafa Kemal

Ömer Ekinci Micingirt


Mücüzat

Şaşakaldım duyunca
Kandil yok der Bayındır
Her ramazan boyunca
Başköşede sayındır

Ahkâm keser yüceden
Malum basında çıkar
Zaman çalar geceden
Sonra beynimi yıkar

Teraviye muhalif
Hurafe der, der ama
Bu acayip bir herif
Pek meyilli harama

Elitlerle iç içe
Şu Nuri’yle aynı hat
Ve kör olmuştur hiçe
Bu bambaşka mücüzat

28.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mümtaz

Mümtaz epey haşin zenne gibi az
Adam denilir mi kadın der hayır
Ölü beden tıpkı kemirse duymaz
Şımarık burjuva yazma der şâir

Uçsuz bucaksız ev el pençe beyi
Kocadan ziyade fino köpeği
Ev değil keşhane aşk zembereği
Tahrip maskaralık flört vesâir

Batılılaştık ya her halt var şükür
"Maskeli vicdanlar" Akif der tükür
Gün gelir dokunur Münker ve Nekir
Belki alâmeti zaman bu âhir

Ömer Ekinci Micingirt


Münasebetsiz

Her dağın başında olsa bir çınar
Uzun veya kısa gölgeli ya da
Düşünce dünyamda çok şey var kanar
Takdire arz çok zor gerçek manada

Yazdıklarım kılıç şiirler kınım
Lâkin yolculuğum sarmaz herkesi
Epeyce kıskancım ve de kızgınım
Zevklere çalmaz ki aşkın bestesi

Münasebetsiz mi yaz dur boşuna
Kalem haysiyeti hecede yorum
Cebelleşiyorum kendi başıma
Kelimeler döktüm utanıyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Mürteci

Bu kirlenen gözyaşıdır
Derdim ağır bu günlerde
Kör ihtiras yoldaşıdır
Vicdan sağır bu günlerde

Kefen bezi yıkar beni
Ve sırtladık nefret kini
Kim mürteci kim medeni
Hesap ağır bu günlerde

Mahzen ettik şehirleri
Zâyi ettik hayırları
Dertten yazdık şiirleri
Vezin kahır bu günlerde

Konuş konuş boş nafile
Şiir yalan hece hile
Yazıyoruz bile bile
Hakk’ı bağır bu günlerde.

07.04.2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Müslüman

Kalk ayağa kalk hele gayesiz mi yarattı
Oldun küfrün aynası avurtların şirk tuttu
Şehvetinin dişleri gözyaşını kuruttu
Kalk ayağa Müslüman sen halifesin uyan

Uyan Müslüman uyan haberin var mı haktan
Âlem sana muhtaçtır bihabersin sen halktan
Bu nasıl bir pazarlık ne vardasın ne yoktan
Kalk ayağa Müslüman sen halifesin uyan

2003 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Müstesnam

Bin bir tını geliyor üfül üfül sesinden
Avuçlarım müstesnam uzat rengini bulsun
Serinliğe koşalım iffetin testisinden
O efsunlu sözlerin aksın içime dolsun

Söyle müstesnam hele müslüman rüyaları
Şu firâvun gurbette yürüme nazlanarak
Tıpkı bir kuğu gibi arşınla kayaları
Gözlerimin içinde aşk vakti gizlenerek

31.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Müsvedde

Şeytanın ırgatları köpükten adamlara
Şu dipsiz iklimlerden bağırabilsem ele
Mahşere ramak kala uçurum zamanlara
Üçbeş satır çığlıkla ne geçtiyse rastgele

Hepsi edip hep âlim kelamın kancıkları
Beyaz camın uğruna lekelenmişler sette
Öfke ve bağrışımlar şehvet insancıkları
Kimi nefse oyuncak kimi mutlu müsvedde

29.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Müthişti

Ne zaman tövbeyle yüz yüze gelsem
Henüz erken diyor bu küflü zaman

Nereye döndümse günah sesleri
Bilmem ki gelir mi hüzünlü irfan

Mecnuna dönmüştüm kervan ayarsız
Dört yanım karanlık kuytu sis duman

Bayıra yaklaştım vakit ikindi
Tövbeye sarıldım eğildi zaman

Ayrılık vaktiydi mor poyraz eser
“Ya Rab ben pişmanım “müthişti o an

Ömer Ekinci Micingirt


Nâfile

Akıl kuluçkada zihin mağara
Kulakları uzat sözlerimi tut
Yağız at denir mi siyah sığıra
Sesini çıkarma sözlerimi yut

Pıtraklı tarlada fena kastın ha
İnsan hır olur mu gerçek dostuna
Sen yine de bürün koyun postuna
Kıpkızıl davalar kendini uyut

Öküze ne gerek yular başına
Kahkaha patlattı gitti hoşuna
Hicvettik nafile boşu boşuna
Bereket dost eli anlarsa şâyet

27.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Namaz

Sular gibi köpürüp; coşup uyanmak namaz
Ruhta derine erip, hiçliği sunmak namaz
Vakitler bizi bekler, yürü abdest alalım
Aşk bürünsün yürekler, gelin namaz kılalım

Namaz bitimsiz sevda, tek O’nu anmak namaz
En derûni şehadet sükût şahlanmak namaz
Dua, âmin felahı, arz semaya salalım
Cuma günlerin şahı, gelin namaz kılalım

Namaz riyasız varış,huzuru banmak namaz
Aşikâre fısıltı, seksiz inanmak namaz
Zümrüt kolçak gümüşten,İlk tutan biz olalım
Tövbe isyan sil baştan, gelin namaz kılalım

Sevda duygu aşk bâde, aşkta ıslanmak namaz
Gözyaşı ve seccade,iç döküp yanmak namaz
Sıra sıra,ard arda, saf hizaya gelelim
Yan yana ve sırt sırta, gelin namaz kılalım

Sıyrılmak ruh bedeninden,kalben soyunmak namaz
Uzaklaşmak ben ’inden, Bir’e dayanmak namaz
Namaz, ruhun pak rengi, sessiz sükûn bulalım
Tadil erkân mihengi, gelin namaz kılalım

Vuslat kokulu şarkı, Burağa binmek namaz
Müslüman’ın renk farkı, takva boyanmak namaz
Birlikte ve münzevi, ağlayalım gülelim
Secde yâr’la naz evi, gelin namaz kılalım

Kendim bildim bileli, secdeye İnmek namaz
Musikisi çileli, çile giyinmek namaz
Tebliğ, irşât ve hayat, haddimizi bilelim
Namaz, mavi hissiyat, gelin namaz kılalım

Namaz cânan namaz yâr, zâr zâr gezinmek namaz
Kurtuluşu fısıldar, İrfan bezenmek namaz
Namaz dinin direği, oku ezan Bilal’ım
Hem kulluğun gereği, gelin namaz kılalım

Dirilişe yönelip aslına dönmek namaz
Temiz alnın gülüşü sükûta kanmak namaz
Ve pek müthiş diriliş, namaz ezan hilalim
Secde sonsuza eriş, gelin namaz kılalım

Sessizliğinde ömrün, hiçe vuruştur namaz
Secdelerde öpüşmek aşka duruştur namaz
“Namaz dinin direği” tefekkürde kalalım
Muhammedin(sav) mirâcı gelin namaz kılalım

Ömer Ekinci Micingirt


Nârına Duygular

Ben koca bir adam sen kırklık bebek
Her sabah yıkanan iki yüzümsün
Aks eyler hislerin sessiz gelerek
Ömrüme sıçramış tatlı sızımsın

Ne kadar çok yazsam öyle çok az ki
Titreten zelzelem çoğum azımsın
Nârına duygular söze sığmaz ki
Vuslat barınağım alın yazımsın

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Çok

Çıplak züppelere verelim tütsü
Üstsüz sokaklara gerinmesinler
Küfrün baronlarlı her akşamüstü
Doğan şafaklara direnmesinler

Vatanım mukâddes mâzim pek aziz
Sonsuza koşacak geçmişteki biz
Kur'ân beyânatı kültür künyemiz
Garbın boyasına sürünmesinler

Sürünen sürüler bilmem kaç yüz bin
Çağdaş sırtlanları insaniyetin
Ne çok hahamı var memleketimin
Görüyor milletim görünmesinler

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Gam

Zevk eğlence eşek katır mutlak tam
Zincirleme survivor'da keş yamyam
Trajedi izliyorum büsbütün
Kahrım büyük âşk şiiri yazamam

Şehitlerim haykırıyor âh ne gâm
Kelimeler boğazımda azamam
İman küfür haç ve hilâl dün bugün
Hak ve batıl tecelli bu kızamam

27.03.16 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Gerek

Bir nefeslik dünyalığa meyletme
Dil dudağa dedikodu söyletme
Akıllı ol yine beni huylatma
Ne gerek var anlıyorum ben seni

Fitil olup karanlığa ateş yak
Ve ayna ol dön kendine dön bir bak
Ne güzeldir O’na koşan kaydırak
Gülüyorsun şeytan tutmuş enseni

İftira zân hücrelere zulümdür
Kardeşlik çal senfonisi hilimdir
Tefrikalar kök salınca ölümdür
Perde iner akrep bürür hisseni

Kavgacıklar ürettin hep doyunca
Şaşakaldım sözlerini duyunca
Rivâyet mi yazdıkların hem bunca
Kibre sattın bütün yaz kış seneni

Ezberleyip atma sözü bir yana
Acı sözler altın başak yârene
Sorar biri vâkit tamam sıra ne
Nasıl olsa terk edersin sen seni

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Güzeldir

Kapıldık tufana azgın her yöre
Ensemizden koşar küfür sel gibi
Hayat ölüm zulüm sardı dağ dere
Ana baba kardeş yabân el gibi

Zaman alevine kavrul ha kavrul
Avutmaz iklimde savrul ha savrul
Kökü kopuk çınar devril ha devril
Kaç asır sürecek susmuş lâl gibi

Hiçlikte bir fâni saçı ağarmış
Bakış ve hisleri yer göğü sarmış
Belki de gitmeden menzile varmış
Gitmek ne güzeldir gerçek kul gibi

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Hoştur

Gelmiş geçmiş bugün yarın her anı
Tefekkürle sonlamalar ne hoştur
Aşk diliyle fetheyleyip cihânı
Kılıçları kınlamalar ne hoştur

Ölümsüzlük âşık eder insanı
Kirpik ıslak damlamalar ne hoştur
Şahit bize güzergâhın ihsânı
Anlatmadan anlamalar ne hoştur

Çile saçıp secdelemek her yanı
Rükû tesbih çınlamalar ne hoştur
Mazhariyet alnın râhmet divanı
Kadirlerde binlemeler ne hoştur

Aşk-ı şevkle arz eyleyen kurânı
Lâhikalar tüm lem’alar ne hoştur
İhlâs vecd aşk tamamlayan imanı
Sabah akşam tamlamalar ne hoştur

Ezel ebed bir gün hasat zamanı
Saf ve duru inlemeler ne hoştur
Kurbanlara kurban diyen kurbânı
Duya duya dinlemeler ne hoştur! ..

05.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Kadar

Ne kadar samimisin
Ne kadar hazır
Ne kadar gözlerin nemli
Ne kadar emânete sadık
Ne kadar sevginin kaynağına vakıfsın
Ne kadar gözyaşların yeşerttin
Ne kadar huzur yudumladın teslimiyet çeşmesinden
Ne kadar cesaretin var
Ne kadar korkaksın
Ne kadar derununda sır birikti
Ne kadar sırrı fâş ettin, muhâbbet fidelerini kuruttun
Ne kadar zulanda kin biriktirdin
Ne kadar aptalsın ne kadar avam
Ne kadar yol kat ettin, ebedi hüsrana düşünerek
Ne kadar palyaçolar gibi maske taşıdın
Ne kadar yârine ve yarına koştun
Ne Kadar

Ne kadar yalnızsın ne kadar kalabalık
Ne kadar ıstırabın izleri var alnında
Ne kadar gönül/vicdan tınını inlettin
Ne kadar ilhâm deryasında yüzdürüldün
Ne kadar sükûtu kovaladın arsız sokaklarda
Ne kadar yürüdün orjinal seherlere
Ne kadar âşk liyâkat var huy bestelerinde
Ne kadar yorgun bitkin mahzun Mecnûn divânesin
Ne kadar yeşil, ne kadar kırmızısın
Ne kadar başını koydun ümmetin toprağına
Ne kadar

Ne kadar kulaklarında Gazze’nin çığlıkları
Ne kadar Mursi ne kadar Sisi oldun kanlı sokaklara
Ne kadar kara iklimin elmas yüzlü çocuklarıyla ağlaştın
Ne kadar nefes nefese hû çektin inançsızlık şöleninde
Ne kadar derbeder ne kadar belirsizsin ne kadar renksiz
Ne kadar sen senle hemdem olup gökkuşağı yüreğini ıslattı
Ne kadar havf ve recâ işaretleri izleyerek beklenen ufka yürüdün
Ne kadar gerçeğin musikisine mâtem tutup hissiyatın renklerini aksettirdin
Ne kadar

Ne kadar nefsin rüzgârında savruldun
Ne kadar büyük terhisi düşleyip gıpta ettin
Ne kadar yitirdiklerini bir Fatiha uzunluğunda öptün
Ne kadar şehit mezarlarında yetim çocukların titrek gözlerine fer oldun
Ne kadar uyudun ve ne zaman uyanacaksın Micingirt
Ne kadar ve ne zaman!

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Varsa

Anılar yıpratır insanı derken
Kırık dökük ömre taktım ne varsa
Çok şeyler düşündüm bu sabah erken
Gözümü kapattım baktım ne varsa

Çayın demi gibi şiire mâna
Pervaz safhaları bakmayın bana
Saldırır haydutlar sonsuz limana
Tükürdüm putlara yaktım ne varsa

Hâin namussuzlar ne diyor âyet
Biraz tefekkür et insansan şâyet
Epeyce ağzımı bozdum nihâyet
Dipsiz tezgâhları yıktım ne varsa

05.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ne Zaman

Doğuştan miras mı hep aynı soru
Yaşamda ölüm var intiharda kan
Merhametsiz yağar düşler yağmuru
Ölümcül vehimler içimden sarkan

Sen hep efsanenin suskun alıydın
Şimdi nayloncuda sahte süs gibi
Tenha yüreğime gül olmalıydın
Peşinden koşardım bir elmas gibi

Yığınla söz edip geceye durdun
Bendeki yaralar anonim beyim
Şu mahpus ömrüme ölüm dokurdun
Ne zaman hür olur tutsak belleğim

06.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Necla Hanım

Seninle gece gündüzüm
Neredesin Necla Hanım
Sana açık gönül gözüm
Neredesin Necla Hanım

Rüyalarda ağlıyorsun
Yüreğimi dağlıyorsun
Gam kedere bağlıyorsun
Neredesin Necla Hanım

Sana benzer dört biryanım
Neredesin benim canım
Vuslat yakın gel kurbanım
Neresin Necla Hanım

Senden sonra yaralıyım
Yas bürümüş karalıyım
De Alex’sin maralıyım
Neredesin Necla Hanım

12.01.12 Bursa

Not: Bu şiir BUZUKY ALEX KARATHANU (Alagözoğlu) nun ricası ve Necla Hanım için istek üzre yazılmıştır...

Ömer Ekinci Micingirt


Neden

Yine neden bugün gözlerin ıslak
Tozlu yalnızlıklar dost eyledin sen
Bakış bir küheylan duruş mor kısrak
Yüreğim çiğneyip post eyledin sen

Hep seni düşündüm senden ziyâde
Çok şeyler atlatıp test eyledin sen
Çileyi üstüme çektin dünyada
İffet salıverdin mest eyledin sen

Elimde yüreğin gittiğin zaman
Hâlin gülümserken rest eyledin sen
Sanki kesilecek soluğum her an
Sâhi neden aşka kasteyledin sen

Ömer Ekinci Micingirt


Nerdesin

Son kaç asrı can evinden vurdular
Osman Gâzi neredesin nerdesin
Camileri samanlığa verdiler
Orhan Gâzi cihân hayran nerdesin

Arşivlerim lime lime satıldı
Krokiler ve tapular yırtıldı
Yutkun yutkun içe attım dert oldu
Mimar Sinan koca irfan nerdesin

Efe zeybek dadaş barı ar oldu
Leylâ yoktur bir buselik yâr oldu
Nikâh kıymak flört çıktı zor oldu,
Akşemseddin edeb püryan nerdesin

Şiir yazar mâzisinden huzursuz
İzzet iffet horlanıyor fütûrsuz
İfşâ etti o safahat kusursuz
Ey Akif’im sana kurban nerdesin

Mahremiyet sokak sokak dolaşır
Kapı kapı salya salya bulaşır
Ömer ise şeytan ile dalaşır
Ruhum hasta yetiş Lokman nerdesin

22.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Nerdesin insanlık

Her vicdan mesuldür siyah ülke aç
Ve çölde hararet gözlere doldu
Birkaç damla bulut bir kuru ağaç
Nerdesin insanlık vicdan ne oldu

Komşusu aç iken tokun yanında
Fiil ve mertebe diriltmektir sır
Kanaat hatırla rızk havanında
Her şeyim izâfi kimi kurtarır

Merhamet gidince tehlike artar
Varacağım yerin adı cehennem
Hakkın gazabı var azabı tartar
Ölümü unutma derdi hep annem

Yiğitlik hep veren elin adıdır
Candan tavsiyedir candan yadigâr
İnsanca yaşamak hâlin adıdır
Düş çöllere haydi kemalâta var

Pranganı çözüp yaşa bil anla
Diyorum kendime varlığımla ben
Anlayış farkımız olsun hayvanla
Hesap zamanı var her şeye rağmen

28.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Nere Gidelim

Rüzgâr okşuyorum estikçe huşû
İkbâl soluyorum acep ne zaman
Mevsimin âhengi mahzun duruşu
Ezelden ebede beklerim her an

Dizeler zor sabrın izâhı derken
Yaz kış sabreyleyip bekleyip durdum
Ah ettim inledim her sabah erken
Laleye bülbülsüz vuslatı sordum

Üzülmem yâr olan yârene gider
Nedense vuslatı tükenir sandım
Ömrüm nağmeleri sorana gider
Günbegün kendimden kendim kıskandım

Rikkatle bak hele efsunlu hecem
Eğer bakmaz isen ne olur hâlim
Med vakti gel artık bitsin bilmecem
Öldüm ben nerdesin nere gidelim

21.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Neredesin

İçimde akşamın mehtâbı kaldı
Seyrine doyamam hoş manası var
Aşka mahkûm etti ömrüm çoğaldı
Yüzün hak kokmalı ölene kadar

Nerede görürsen gölgemi şayet
Koş gel kavuşalım leyla’ya inat
Hasret köz düşürür yakar nihayet
Beni yakan ateş senide yakar

Geldik gidiyoruz neredesin yâr
Canımın nazlısı sende bir hâl var
Huşu secdeleri eylesek ikrâr
Vuslata kapalı aşk neye yarar

Ömer Ekinci Micingirt


Neredesin Can

Zannını geçmekse seyir hem madem
Hiçliği değişmem saraya yata
Ademiyet benim asli ifâdem
Ruhum fedâ olsun büyük sanata

Kafam boş gönlüm boş bitti takatim
Acizlik bu olsa insanlık hâli
Sanmayın üç dörtlük tek liyâkatim
Bende ki bu acı hâlin vebali

Yönelişim O’na neredesin cân
Aşk bir arayıştır belki ârifi.
Zıtları cem eyle yüreğimde yan
Belki hep yanıştır var mı tarifi

24.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Neredesiniz

Şûh dünyanın hüznü çöktü üstüme
Hak dağıtan leşler neredesiniz
Kan gözyaşı aktı gönül testime
Çöl yeşerten yaşlar neredesiniz

Zulmet ve kederi hicranı gamı
Kör olmuş besbelli İslam âlemi
Bir taş bir Ebrehe bir Nuh bir gemi
Taş taşıyan kuşlar neredesiniz

Üç buçuk Yahudi bak sen bu işe
Ermeni’si Kars'a, Rum'u Maraş'a
Türk İslam alemi mevt baştan başa
Kol geziyor keşler neredesiniz

Seyredin uzaktan ses yok aferin
Gevşeyin uyuyun hem Mevla Kerim
Affeyle Allah'ım zillet çok derin
Ay yüzlü kardeşler neredesiniz

Ömer Ekinci Micingirt


Nerelerdesin

Dağlar yüzümü okşar, deniz sırtıma kese
Sükûtun yatırında hayıflanıp dinledin
Yine bu günde akşam sırt çevirdim herkese
Tüm vebâli omzuma deyince gülümsedin

Seninle donakaldı sokağımda ayaz ter
Gözlerim ısınmıyor seni arıyor yer yer
Umumdanmış mevsimler hayat benden ne ister
Nerelerdesin gözüm,hele söyle ne dedin

Ömer Ekinci Micingirt


Nergis Bakışlım

Nergis bakışlım gül açmış
Sineme kor sevda saçmış
Bu sevda benide aşmış
Mecnunum nergis bakışlım

Gönlüm seni bana seçmiş
Bu can aşk şerbeti içmiş
Kefenim yolunda biçmiş
Mecnunum nergis bakışlım

Pür ateşim bir baksana
Tutuşmuş yanmışım sana
Bakışların bir ver bana
Mecnunum nergis bakışlım

Hem aşığım hemde hasret
Ömer biraz daha sabret
İnayet ola ha gayret
Mecnunum nergis bakışlım

Ömer Ekinci Micingirt


Nevhalar

Rüya göze kapanır yakar mağmalar gibi
Gecenin nevhaları dökülür birer birer
Keder ağlama sesi delinir göğün dibi
Hissettiğim hendese bir kaç vicdana değer

Ne bir endişe mevcut ne bir nidâ sesi var
Hasretin gayyaları beni fecirden tanır
Belki ulaşmak ister gece yağmur ben rüzgâr
Yapayalnız söz ve ben nesillere uzanır

Ömer Ekinci Micingirt


Neyin Peşindesin

Kafam boş gönlüm boş tefekkür deme
Hasatsız harmana gelinmez imiş
Kadavram pek kıvrak ruhum hademe
Sır, erilemeyen bilinmez imiş

Büyüklüğüm hüsran öteden yana
Teslim olunur mu yönsüz kervana
Ancak ve sadece muhtacım O’na
Keşkesiz cürümler silinmez imiş

İhanet tarlası taklit düzenler
İrfandan soyunuk hüküm yazanlar
Hep beni alt etti şu suizanlar
Seyirde suizan bulunmaz imiş

Ömür duyguların algı dağıdır
Ömür hakikatte dert yumağıdır
Ömür birçok nefsin basamağıdır
Çarşıdan pazardan alınmaz imiş

Kemâlat olmaz ise hiçlik hiç olmaz
Neyin peşindesin kaçsan kaçılmaz
Şirkin kapıları Hakka açılmaz
O günde hesapsız kalınmaz imiş.

15.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Nice Sözler

Nice imge saklı âşk iliğinde
Nice pehlivanlar gelmiştir dize
Nice gizler vardır maviliğinde
Nice gemi yaktım tarikimize

Nice eller vardır el tutmadığım
Nice gözler gördüm iffet süslemiş
Nice sözler yazdım unutmadığım
Nice seherlerde vecde seslemiş

Nice yıllar geçti içinde yoksun
Nice mâveralar izlettin mirim
Nice yerde gördüm ne kadar çoksun
Nice savruluşlar ezberletirim

Nice zümrüt secde gizli geceden
Nice kalp ehli var kalbi yormuyor
Nice şiirler var gelir Yüce’den
Nice sözler var ki boş doyurmuyor

Ömer Ekinci Micingirt


Nifâk

Kaç asrı kaybettik silinmez izi
Gözyaşı mezesi şer demet demet
Bir ateş ki sorma nifâk der dürzü
Ona sığınanlar olur ihânet

Düşman eder nifak yâri yârene
Ruha saplanınca ruh olur zindan
Gözyaşıdır nifâk nifâk virane
Terk-i diyar akıl bâsiret vicdan

Ülkemde ne zaman kurulsa ahenk
Ne desem bilmem ki isyan yok hâşâ
Yetişir bir soysuz ki tufana denk
Vurdurur gardaşı gardaş gardaşa

Tavsife ne gerek nifâk doğuştan
Bilmem ki kardeşim sana ne desem
Nifak şeytandandır şeytan ateşten
Nerde kan ve vahşet başköşede sen

15.09.06 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Nine

Baş koyup terk etti ihtiyar peri
Bir gece öteyi aşıp gelmez mi
Belki de fısıldar gelir içeri
Yaşmağı bağrıma düşüp gelmez mi

Nerede tomurcuk gülücükleri
Kırk yıldır tüy dökmez halıcıkları
Özlemle bekliyor balacıkları
Kuşatıp duâsı taşıp gelmez mi

Tespihi ibriği akar beş öğün
Beynim kalabalık bak yine bu gün
İçimde gam keder dışımda düğün
Vusların sabahı coşup gelmez mi

30.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Nispetinde

Çokluklarım hiçliğimi öldürdü
Tedbirlerim ölçülere uymadı
Çok şey olmak içgüdümü güldürdü
Gözyaşlarım gözyaşımı yuymadı

Hâlin arzı ilham katar efkâra
Teslim olmak yakarıştır O yâr’e
Şaşıyorum inkârdaki inkâra
Pervazsızlık bu ben beni duymadı

Ağalarım paşalarım beylerim
Ben kabımın nispetinde söylerim
Geçmiş geçti gelecekte neylerim
Havf ve reca kalbim rahat koymadı

Ömer Ekinci Micingirt


Niye Yazdım

Gökkuşağı yüzün yine bu günler
Bunu niye yazdım bilmem ne diye
Yosun tutmuş mevsim vakit sürgünler
İçim yanar söner öldüresiye

Bir başka iş bu tatlı bilmece
Hurilere inat benzer huriye
Karanlık ağartıp gelme her gece
Geceyi gündüze döndüresiye

Taptaze heyecan bazen perişan
Bülbülün dilinde oldum mersiye
Bir başka akıbet bekliyor her an
Düşmekte yâr yolu baktım geriye

Ümit, korku, sevinç aynen sen gibi
Hayale takılıp bindim terkiye
Düşe kalka yürü göründü dibi
Ben beni terk ettim sonsuz türküye

Benlik ateşinde benim muhakkak
İçinde olanlar benden hediye
Yıllarca koşturduk sessiz sessiz bak
Sadece ilham ol bu serseriye

Ömer Ekinci Micingirt


Nurullah Abi

Üstad dedikleri ölümsüz gerçek
Peygambere naat ûlvi hisleniş
Akar billur billur gözyaşı tek tek
Hep sükûta varmak sizde hisleniş

Huzur sevgi hasret hiçin adıdır
Sâmimiyet sevda hep içten yanış
Gayeniz gayemiz aşkın tadıdır
Göreni görmektir gerçek uyanış

Bir başka hazzettim bulut “yağmur”u
Eşyadan sıyrılıp ruha akseder
Tevâzu şuuru izzet huzuru
Hep sizli heceler ulvi raks eder

Ümit korku sevinç hesap mizân ip
İpi düşünseydim bir hamal gibi
Gerçeğe riâyet siz gerçek edip
Siz asrın şâiri,devrin edibi

Ömer Ekinci Micingirt


O'na Hamdolsun

Sanal reâlite yaşadığımız
İdrâk etsem keşke bir ömür boyu
İkbâl yok hep pâye taşıdığımız
Hudutsuz sancıyla yıksam hay huyu

Yazık oldu yazık yorgunluğuma
Anladım ki artık tekrarı çok zor
Belki bu tefekkür olgunluğuma
Belki tek vesile içimdeki kor

Günâhı yakar mı derin kıvılcım
Istırap ardından gözyaşım dolsun
Sebebim olur mu bendeki vehim
Ben O’na muhtacım O’na hamdolsun

16.06.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


O Gözlerin

O gözlerin kehribar
Bakışların masmavi
Duygularım şehriyar
Bu his sanki semavi

Mahmur mahmur tebessüm
Gamzelerin yemyeşil
Esir oldu iradem
Mecnun ettin bu ne hal

Sen bir beyaz taçmahal
Yamaçların hep hüzün
Sen her mevsim öyle kal
Büyüle hep günbegün

19.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


O Gül

Ne müthiş bir cezbe kalplere girmek
Kış güz ilkbaharlar âşıklar dizde
Sözün hikâyesi aslına ermek
Aşkın derinliği hangi denizde

Güneş doğar batar hep emre göre
Gün gelip toprakta ölüm giyecek
O gülün peşine koş kutsal yere
Ümmeti ümmeti ümmet diyecek

Ömer Ekinci Micingirt


O Gün

O gün söz vererek bir yola girdim
Ve 0’na söz verip tekbir getirdim
Büyük sonsuzluk var hesaba gebe
Gençliği sonlayıp böyle bitirdim

Vaktin yüreğine yazsam adını
Aşkla nikâhlamış erkek kadını
Cennet kapısında var mı engebe
Meluna kaptırma son hasadını

Felsefe yapmak yok kimin işidir
Kimi siyah beyaz kimi dişidir
Sığındım saf ile gerçek sebebe
O’na sığınanlar aşk işçisidir

Ömer Ekinci Micingirt


O Köy

Ölürsem dermansız sıladan ırak
Yüzümü çevirin o köye doğru
Sonsuzluk yolunda olsun son durak
Özümü çevirin o köye doğru

Hasret yudumlarım alev ataştan
Gurbeti yeniden başladım baştan
Buz gibi gezerim en kara kıştan
Gezimi çevirin o köye doğru

Bayramlar yad elde pek fark etmedi
Yaşım elli oldu yaş kırk etmedi
Dizim çözülmeden yön çark etmedi
Dizimi çevirin o köye doğru

Bendeki sapanlar boşluk sürüyor
Az mantık çok hüzün kışlık sürüyor
İçimde bir başka hoşluk sürüyor
Azımı çevirin o köye doğru

Gevenliye gömün alın bu cânı
Neylerim yârensiz bütün cihânı
Gözlerim yollarda bekler o anı
Gözümü çevirin o köye doğru

Sözü tımar ettim mısra kokladım
Rüya hayal gerçek tek tek yokladım
Fikri hissi sözü yer yer sakladım
Sözümü çevirin o köye doğru

O köy ki Micingirt özlemin tülü
Bütün heveslerim tasa örgülü
Sözlerim rengârenk vaazım ölü
Va’zımı çevirin o köye doğru

04.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


O Şehir

En mutlu günlerim geçti dağlarda
Şimdi yamaçları mahzûn ney sesi
Hayat yumağını sardım ard arda
Yaklaştım o şehre gördüm herkesi

Uyan emmi uyan uyan kalk hele
Semâvi ülkenin kalk kucağından
Ver elin öpeyim biraz acele
Ne zaman ayrıldın ev ocağından

Her yatan yolcuyu taşlara sordum
Geçmişle iç içe öyle bir gece
Bu yeşil armoni yarış diyordum
Ne bir yarış vardı nede derece

Mecnunun çığlığı geldi derinden
Kendimle baş başa içimde tufan
Mezara taşınmış evler yerinden
Ve hasret boğacak zannettim o an

Köyüme gittiğimde herkesi mezarda buldum.

Ömer Ekinci Micingirt


O Yalansa Oyalan

Ömür kısa yol uzun
O yalansa oyalan
Kimler gitti bu güzün
Ne deden var ne halan
O yalansa oyalan

Merhametle buyurmuş
İbretli ifâdeler
Kuran ile duyurmuş
Oynasın irâdeler
O yalansa oyalan

Dünya geniş nimet bol
Gezin tozun yiyiniz
Peki sonuç ne sonuç
Güvenceniz neyiniz
O yalansa oyalan

Dönün vicdana bakın
Bizi niye yarattı
Boşuna mı yer gök su
Boşuna mı donattı
O yalansa oyalan

Bırakalım yeisi
Gayret zahmet kârımız
Bak semâvat ehline
İnsanlık şiârımız
O yalansa oyalan

Gelin canlarım gelin
Varsa iman kurtulduk
On dört asır evveldi
Güller gülünü bulduk
O yalansa oyalan

Ömer dünya toz duman
Oyun zorlu dar zaman
On’u dinle o’na bak
Yarın yârdır “o zaman”
O yalansa oyalan

Ömer Ekinci Micingirt


O Yönde

Her poyraz esince dumanım tüter
Tüysüzün hakkını gasp eder tüylü
Velhasıl ölüm var cehennem yeter
O gün belli olur soysuzla soylu

Ülke benim deyip yan gelip yatar
Epeyce fazlalar çoklar bir hayli
Helali olsa da harama katar
Şeytanla iç içe o yönde meyli

Ömer Ekinci Micingirt


O’na Ait

Gölgeleri tarayıp
Varılır ki varmadan
Gözlerini kapayıp
Görmek vardır görmeden

Samimiyet yazılmış
Alfabesi sırmadan
Ben sen o yok biz olmuş
Mahvoluşa varmadan

Şairim ya ilham var
İlham derim durmadan
Bende ilham ne arar
Gecelere sor madem

Zaman mavi sandığım
Çevreliyor sormadan
Ziynetim inandığın
İhaneti dermeden

Sükût sanki kuş tüyü
Huzur verir sermeden
Zevk denilen kuytuyu
Terk edelim yermeden

Benim diyen bu devi
Zorlamayın ermeden
Hem nankör bir münzevî
O’na ait bir maden...

23.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


O’nu

Kulak verin bu sese
Hem deliyi kim dinler
Gülme ayet hadise
Tepeme geldi cinler

Musiki hoş velhasıl
Yayacağım her yana
Ruhum yine muttasıl
Olmuşum bir divane

Başka var mı çıkar yol
Gafil gönlüm uyansın
İster ağla ister gül
Yansın yüreğim yansın

Adam birde ne dese
Hadi çabucak göster
Sinemde bir hendese
Zihnim titriyor yer yer

Ayak bastım kırk beşe
Lakin yetmişe denktir
Dostlar gitti peş peşe
Bilmem bu nasıl cenktir

Zaman içimde zâr zâr
Sonu hayırlı olsun
Mevcudat hep O’nu arar
Bozulanlar bozulsun

Her şey 0’nu heceler
Dağ taş böcek karınca
Cismim O’nla geceler
Huzuruna varınca

24.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


O’nun Acizi

Her ne kadarda cürmüm büyük olsa da
Sanma ki ufukta görünmez ışık
Çığlık çığlık içim uzak kalsa da
Ben O’nun âcizi O’nla barışık

Belki de kim bilir ne sırlar vardır
O’nun huzuruna yoklar var olur
Merhameti sonsuz O yüce yârdır
Kendini bilmeyen kime yâr olur

Yıka gözlerini rengini bulur
Nice muhâlifler akıldan âmâ
Kalbi susuşlarda sesler duyulur
Ömrü tefekkürden başka harcama

Ömer Ekinci Micingirt


Obur

Zulümdür şeker
inkâr edemez kimse
yeşile muhtaç olduğumuz
ve yemenin başıboşluğu
yıkayamaz kirleri

yakın bir zamanda
ömür kokusu
herkesten uzak
uzaktan ziyâde

tatlı hadiseler
yemeden söyleyeyim
azrail’e ağır gelmez
hiçbir kilo

Ömer Ekinci Micingirt


Okşa

Ah annecik ah anam
Öldürecek bu sancı
Sarıl soylu bir tanem
Öp zor günüm ilacı

Hiç ateş-i sûzan der
Hiçlik hiçte kaç eder
Oğulcuğun derbeder
Okşa başımın tacı

Ömer Ekinci Micingirt


Oku

Yoktan var etmiştir var eder yoku
Doyuran giydiren açı ve toku
Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç
Yaratan vadeden adıyla oku

Ve ilk beş ayeti iqra diyor Hak
Oku öğren yaşa ey ehl-i vifak
Rububiyet odur Vahdâniyet O
Hayırda rekâbet dinde ittifak

Ömer Ekinci Micingirt


Ola

Göz odur ki ara ara kör ola
Âşk odur ki ölümsüz bir yâr ola
Tefekkürsüz irâdeye söz geçmez
İns odur ki öldürdükçe var ola

Va’z odur ki sinelerde nur ola
Diz odur ki baş koyacak yer ola
Gün gelir ki tevbe biter nâz geçmez
Kul odur ki iki cihân hür ola! ..

15.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Olamadım

Taşar avurtlarım yavelerdeyim
Bu güzde çekildi hâl olamadım
Ben hâla önceki havalardayım
Yalnızlara nefes dil olamadım

Hasret dokunaklı dokur yaramı
Dizlerim taşımaz kiri haramı
İstemem ben renksiz arzu merâmı
Mazluma uzanan el olamadım

Tefekküre daldım ruhum gerildi
Gafletten uyandım mühlet verildi
İdrâk aynasında nefsim görüldü
Yanan yüreklerde kül olamadım.

Serin bir poyrazda yazdım hecemi
Diriliş kokusu sardı gecemi
Keşkeye büründüm oldum acemi
Kalbi dile verip lâl olamadım

30.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Oldu

Ben ben’le oynaşır beynim de bile
Gürbüz gecelerle hâl bahçem oldu
Saklı efkârlarla geldim ne hâle
Hoyrat mangasında bol bahçem oldu

Hiçlik çağıltısı tüter gözümde
Dürtüler başköşe aklım dizimde
Bir varlık bir yokluk bencil sözümde
Kuru bir kavga ki kâl bahçem oldu

Gündelik konuştum gündelik aldım
Hüznü katleyleyip neşveye daldım
Pörsümüş ömrümle bir ömür çaldım
Sonun uğultusu çöl bahçem oldu

16.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ombudsman

İhtirasın sonu yok coşar gürler eserdi
Her eylemi ihânet ombudsmanlık tek derdi
Ve Nemrut’u geçmişti arkasında cemiyet
Tafra tüten bu şaşkın bu ülkeye ne verdi

Zorluyor bu aralar bir şeyler mi verilsin
Banka hortum ve koltuk düşündükçe gerildi
Vicdanında irfan yok bırakında gerilsin
Hakikat yok çark etti hortladı ve dirildi

Hep ben olmak istiyor yine büyük birader
Öyle ister cemiyet cemiyetin her ferdi
Mimarların üstadı bu defa çok derbeder
O şapkayla kaçarken kardeş kardeşi yerdi

Ömer Ekinci Micingirt


Onbeş Temmuz

İşgal fitne küfür darbe
Siyonist’le bir oldular
Tank demedik girdik harbe
Tasmalılar kör oldular

Usûl usûl ârz edeyim
Fasıl fasıl ârz edeyim
Bilmem nasıl ârz edeyim
Yeksan ile yer oldular

Ömer Osman der Hasan'da
Tevhid izi var masamda
Takiyeyi görmesem de
Şantaj kurup nur oldular

İzâhat zor us duruyor
İncirlikte üs kuruyor
Kimin iti kuduruyor
Ateş düştü kor oldular

Müslümana tuzak Nato
Vatikan sinsi pilato
Puşta yalvarıyor Feto
Dolar oldu kur oldular

Adam değil taş olsaydı
Firâvuna baş olsaydı
Kendine ataş olsaydı
Milletime kir oldular

Hoca dedik sattı yurdu
Paraleli kustu ordu
Tayyip baba ferman verdi
İnlerinde nâr oldular

Erdi tezden gazabına
Müstahaktır azabına
Amerikan kezzabına
Rüzgâr oldu per oldular

Üs takıl var çok şey var da
Kutsal vatan kalmaz darda
Hâin çoktur bu diyârda
Ve şeytana yâr oldular

Ömer Ekinci Micingirt


Ondört Şubat

Ar sokağa taşındı buz kar yağmur kışındı
Valentine düşündü yaşasın on dört şubat
Siz resmedin ben çekim, sevgili kim seven kim
Mihenk kaydı nitekim köşesin on dört şubat
Renk renk mumlar yakarak zıvanadan çıkarak
Prangalar takarak koşasın on dört şubat

Nefsin azgın görgüsü gerçek şehvet dürtüsü
Meşke teşvik sergisi döşesin on dört şubat
Sevgiliymiş nedeni tatbikatta medeni
Konuşturmayın beni maşasın on dört şubat
Kısrak gibi yetişir mahremiyet tutuşur
Edep yoğur ar pişir pişesin on dört şubat

İffet ateş yanan kor danış vicdanlara sor
On dört şubat geliyor neşesin on dört şubat
Vahşi batının eli akıyor zillet seli
Para puldur temeli poşasın on dört şubat
Zina tavana vurdu mazgal doldu su durdu
Sevgililer kudurdu paşasın on dört şubat

Dipsiz kuyu gir eşin Aras paklamaz leşin
Hovardaca gidişin şişesin on dört şubat
Aşk şuûrdur dön bir bak huy şartlanma ve nifak
Kaybol kirli ittifak şaşasın on dört şubat
Soyun der adı cüret biraz utan be ar et
Bu mu aşka sadakat şaşısın on dört şubat

Hayat ölüm yaş elli zillet sardı besbelli
Şiir acı teselli aşasın on dört şubat
Kaybettiğim aşk meğer ne ölçü var ne değer
Sevi bu ise eğer düşesin on dört şubat
Oku öğren yaz sende hitabıma kız sende
İzân sende göz sende yaşasın on dört şubat

Ömer Ekinci Micingirt


Orkestra Sesleri

Üfül üfül poyraz buğulu sisler
Bulutlarda yattım sanki bu gece
Burcu burcu esti lâle nergisler
Sonsuzluğu tattım sanki bu gece

Sessizlik yayıldı aşk perde perde
Rengârenk tüllendi gül bahçelerde
Musiki sesleri hemen her yerde
Ötelere gittim sanki bu gece

Kurbağa çekirge öten dostlarım
Fareler pireler zaten dostlarım
İpek böcekleri keten dostlarım
Sırça köşkte yattım sanki bu gece

Ne bir riyâ vardı ne bir gösteriş,
İlâhi bir koro sihirli barış
Orkestra müthişti coştu yalvarış
Aşkla pervâz ettim sanki bu gece

Ömer Ekinci Micingirt


Osman Gazi

Tophane’de
Ruh tüllenir
Perde perde
Tophane'de

Altı asır
Dile kolay
Kutlu ve sır
Altı asır

Ve heybetli
Sedef markat
Pek himmetli
Ve heybetli

Ömer Ekinci Micingirt


Oynayın Millet

Bir başka tasada şâir bestekâr
Merhaba şöhret

Çevremi yeniden sardı gam efkâr
Oynayın millet

Vâdi alev alev ateş boran kar
Erenler himmet

İklim değişiyor mevsim sitemkâr
Vallahi hayret

Kıpkızıl isyanlar nereye akar
Tufanı seyret

Bu kanlı iklim beni de yakar
Belki bir müddet

Gece bana bakar gün bana bakar
Gayret ha gayret

Yeryüzü matemde şen şakrak inkâr
Allah’ım Affet

Ömer Ekinci Micingirt


Ozanım

Ozan enis olur biraz da vâkur
Muhkem kafiyeler süslü yalan var
Sözde ârif ama edep tam takır
Yarayı kaşıyıp horozlanan var

Eşsiz küfürleri düşündün mü hiç
Şakağın taş gibi yüreğin kerpiç
Oy verene ahmak kazanana piç
İzan terk-i diyâr susun olan var

Ne bir töre kaldı ne bir gelenek
Ne bir arı kaldı ne de bir petek
Taşlama bu mudur bu da ne demek
Her sözün başında kesin ulan var

Cumhura saygıdır sabırda gayret
Toleransın vasfı makam-ı hayret
Birliği idrak et renkleri seyret
Asabiyet nifak, falan filan var

Tutmuşsun yalanın şuh eteğinden
Biraz hisse alsan ağa beyinden
Korkarım tevbesiz öleceğinden
Çok geç değil dostum vakit hâlen var

Sazına sözüm yok say Fazıl’a denk
Bıyıkların pazu yüzün rengârenk
Soğuk tabut gelir kapanır kepenk
Karanlık vadide çıyan yılan var

Mârifet ne sende ne kırık sazda
Hiçlikte vuslat var çokluk yok az da
Sövmeyi terk eyle düşün birazda
Zamanın fevkini seni bilen var

Ülküler değişti zamanla gel ki
Güvercin mevt gibi Kurt oldu Tilki
Gerçeği fark edip susarsın belki
Senin de ben gibi büyük çilen var

Bu nasıl bir kavga kaynayan kazan
Her şeyin kaplamış bühtan suizan
Dava ne mübarek oldun borazan
Encamı belirsiz bin bir hilen var

Sen nasıl bir millet sen nasıl ozan
Garaz kin üretti övdüğün düzen
Namaza davettir okunan ezan
Vecde çağırıyor yüce ilan var

Mâzimiz pek şanlı alnımız diktir
Vatan ezan bayrak şükür ki tektir
Gözyaşı derceyle mâna biriktir
O’nun kapısında nice gülen var

Nerde şair yazar nerde maarif
Benimki belki de arife tarif
Ne diyor mübarek Hadis-i Şerif
“Şiirde hikmet var” öğüt alan var

Sabrın imbiğinden geçirip tek tek
Yine de sen yaz hep ölünceye dek
İdrak ve hâl varken söze ne gerek
Hakk’ın kapısında büyük plan var

24.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Öğretmen

"Kırk yıl köle" oldu bir harf başına
Yirmi dokuz kırk yıl koştu öğretmen
Bilgiyi yoğurdu kattı aşına
Azmi zaptedilmez,baştı öğretmen

Tâze dokunuşlar eser yeşerir
İlimle ışıldar mum gibi erir
Irmak gibi akar mahsülü verir
Çorak topraklara yaştı öğretmen

İrfân ziyâsıyla gülümser yüzü
Bir uçtan bir uca bütün yeryüzü
Kardeşlik yoğurur gece gündüzü
Anaydı babaydı eşti öğretmen

Kuşatır bilgiyi sihirli sesi
Soluğu sevinci sarar herkesi
Sevginin hamalı sabrın bestesi
İdrâk harmanında pişti öğretmen

Kadrini bilirim câhile inâd
Onunla yükseliş onunla âbâd
O bahar şarkısı söze ne hacet
Şefkatin peşine düştü öğretmen

Eğitim bestesi bilginin hârı
Gönülden gönüle sevgi diyârı
Gâh halay horondur gâh ata barı
Kavgamın türküsü hoştu öğretmen

Yürekleri közlü emekleri ter
Bülbül gibi şakır gül gibi biter
Uygarlık yoluna başka ne ister
Aşıkların dili âşktı öğretmen

22.08.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Ölene Kadar

Görenler hep ayakta
Kör kapıya anahtar
Uslanma yok dayakta
Önce hesap sonra nâr

Biz ecelle söz kestik
Ben sen o deyip estik
Ta ki gelene yastık
Olduk uslu canavar

Had bilmezlik nedendir
Giydirilen bedendir
Görsellik şüphedendir
Şirk şüphe neye yarar

Terki terk eyle terki
Ve gerçek dostun derki
Duasız neyin var ki
Dua iksir duâ yâr

Avam hâlin ismidir
Sır ve sabır hasmıdır
Bilincidir resmidir
Unutma ki ben’de var

Kendin bilen kelâmı
Bu dünyayı âlemi
Hak haykıran kalemi
Kim unutur kim arar

İfâde şiirimi
Haddimi şuurumu
Çokluğumu varımı
Yaksam ölene kadar

Ömer Ekinci Micingirt


Ölesin Ayrılık

Düşlerim kış oldu hasret çekmekten
Belâsın ayrılık duyuyor musun
Vuslâtı unuttum sâbır ekmekten
Hilesin ayrılık duyuyor musun

Su gibi çağlayıp yel gibi estin
Dağları belleyip zamanı kestin
Mecâlsiz soluğa bir kısıksestin
N’olasın ayrılık,duyuyor musun

Uykuyu giydirip geceyi soydun
Zamanı tarayıp mevsimi oydun
Hangi teneşire ölümü koydun
Salâsın ayrılık duyuyor musun

Bulutlar duygulu yıldızlar sessiz
Bülbüle çile yok notalar essiz
Etrafta çokluklar tasasız hissiz
Çilesin ayrılık duyuyor musun

Aşk sen ihânet sen işkencede sen
Sözün her kuşağı her hecede sen
Yürüdüğümsün hep her gecede sen
Bilesin ayrılık duyuyor musun

Susman ateş Nemrut konuşman belâ
Gözlerim ağzımda yaşarım hâlâ
Ayrılık gizemi râhmete ala
Ölesin ayrılık duyuyor musun

Kim bilir ayrılık aşkın fermânı
Derdi halk eyleyen verir dermanı
Ve sonun başında vuslât harmanı
Olasın ayrılık duyuyor musun

Ömer Ekinci Micingirt


Ölü Aşk

Sahip çıkmadın ki münevverine
Şâirler sahipsiz şiir desteksiz
Nesepsiz düşünce geçti yerine
Kelimeler erkek kelam eteksiz

İrfân müteşâir mâna tarumar
Ne bir kaygı gördüm nede çile var
Nefesim tükendi yürüdü rüzgâr
Ve lambalar sönük köyler köpeksiz

Ölü aşkı mı desek öldüren ikrâr
Öteki ruh hâli tuvalde efkâr
Aşk ve çelişkiler sonu yok tekrar
Sürüler çobansız arı peteksiz

12.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ölüm

Sanduka içinde cansız beden var
Acının bağrında yazgılar ağlar
Istırap içinde vuslatı arar
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm
Sarsılış tükeniş nusrettir ölüm

Ölümün kokusu yalnızlıkta var
Hüznün yaprakları bambaşka diyâr
Nereye kaçayım tabut ben efkâr
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm
Tını ağlaması kesrettir ölüm

Musâlla kanatıp kazanları yak
Döndüm susuşlara baktım korkarak
Ben başka söylerim başka el ayak
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm
Hüznün gölgeleri ismettir ölüm

Derin kuyulara cürümler girdi
Hesap ve ürperti ruhumu gerdi
Gövdemi elleyip toprağa verdi
Kimine terhistir hasrettir ölüm
Vuslattır vuslattır vuslattır ölüm

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ölümsüzlük

Benlik çokluğa yoldur
Hacmi yok aklın boldur
Yiyip içip çiftleşip
Aşk boşalt flört doldur

Gaye ve zevk ne kadar
Bu ne hüsran ne hâldir
Kemâl idrâk dertleşip
Emre yönel vebâldir

İniş çıkış ve düzlük
Kalbe takılmaz gözlük
Öteyle giriftleşip
Ölmektir ölümsüzlük

29.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ölümsüzlük Şöleni

Çam kokulu yamaçlar bu baharda dirildi
Bulut tıpkı cam gibi güneşse kemik tarak
Börtü böcek oynaştı hüzünler devşirildi
Mevsimin kasığında ruhumu damıtarak

Akışın dürbününde duygu sarar gül işler
Gözyaşlarım yüzümü mezar toprağı sular
Kelepçeyle bekliyor beni hep bekleyişler
Sanki hüzne adanmış içimdeki kuşkular

Kimseciler anlamaz karakış hep yazımız
Rençperliğim tek mevsim korku kaplar gölgemi
Bilmem neyin çelengi dalgalandırdığımız
Belki gelir kuşatır ölümsüzlük şöleni

Ömer Ekinci Micingirt


Ölünceye

Bir soğuk gecede yine sensizim
Ağlamaklı bir ses gelir derinden
Kalkarım ezanla şafak ansızın
Uyan uyan diğer kalk içlerinden

Ne mevsimler anlar ne kurma saat
Yaşamam kabahat ölmem kabahat
Yokmudur kavuşmak kavuşmak hey hat
Bir tatlı hasret ki yaktı serinden

Koştum inim inim deli diğerler
Boş ver deyip belki hiçe sayarlar
Yakını saklamış uzak diyârlar
Ne O’ndan anlarlar ne eserinden

Gözlerim yolunu ölünceye dek
Bilmem ki bu sevda nasıl sürecek
Ya aklım alacak ya öldürecek
Kime kısmet olur aşk tekbirinden

17.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ömer’den Ömer’e

İpe sapa gelmez ruhsuz sözleri
Hikmetin sırrına verdim Ömer’i
Küfür halkasında sabit izleri
Şeytanla diz dize gördüm Ömer’i

Ne çok hayranları hem de adaşım
Kim görmüş deyince zonkladı başım
Firavun’un başı budur kardeşim
Küfürle göz göze gördüm Ömer’i

Şâirlikte payın varsa azıcık
İzâhat gerekmez tarih yazacak
Bizim Hayyamcılar belki kızacak
Gazapla yüz yüze gördüm Ömer’i

08.03.2007- Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ömür

Bekleyişin sayfasına bakmadan
Boşa koştum hakikatsiz bir ömür
Nursuz tersiz kazanılan lokmadan
Ve yiyorum tasrifâtsız bir ömür

Nerde hepsi bu âlemde yok kalan
Yalnızlıkta imân yoldaş tek kalan
Ömer nerde deryasına takılan
Gidiyorum pek hesapsız bir ömür

04.01.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ömür Tek

Çıkmak istenmez beşik
Yavan dünyaya âşık
Geri dönülmez eşik
Ömür

Oyun, belki bir devir
Duygu paketle çevir
Çetelerde kenevir
Ömür

Lâkin vefa ahdedir
Yaşamayan sahdedir
Acep gerçekte nedir
Ömür

Hesap kitap ve tuzak
Yol yok mezara uzak...
Kandil yaktıran kızak
Ömür

Tektir, tek sefer tası
Aşkın öbür yakası
Yaşamın fiyakası
Ömür

03.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Önüne Geçsin

Samimi hislerle hareket eyle
İsmin liyâkatin önüne geçsin
Cahile idrâki nispette söyle
Görgü izâhatın önüne geçsin

Basit görmeyiniz tekrarsız hayat
En büyük ihânet gerçeğe inat.
Kimine güneş ol kime gölge et
İhsan feragatin önüne geçsin

Herkesi büyük gör kendin dışında
Beynin tefekkürse aklın başında
Kalbe tesir olsun her telaşında
Sonun fecaatin önüne geçsin

18.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Öpeceğim Ölümü

Arsızlaşan kavimleri arattın
Nerde vahşet bestesinde sen varsın
Kan üstüne mekân kurdun yer ettin
Kin ve nefret nefesinde sen varsın

Yaram ağır sarsıntılar derince
Kin büründüm bebekleri görünce
Sorulacak Allah fırsat verince
Zalimlerin listesinde sen varsın

Taşa çaldım seni gördüm hilimi
Şaronları arşa çıktı zulümü
Düğün bayram öpeceğim ölümü,
Ölüm nedir ötesinde sen varsın...

31.07.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Öpülmez ki

Anasız mor mamalar yüreğime mıhlanır
Şuurun suç ortağı, salık veriyor yer yer

Maskeli kahramanlar saldı beni derine
Sefalet coşkularda beyitlerin yeri ne

Dizginlenmez kinlerim içimde eşkin durur
Ölüm teşhir masası âhengini sürdürür

Acılar okşatırım gözü yaşlı anneme
Sabırla âşk döktürür inatla cehenneme

Ana duâ mimarı zihni sevgiliyle hür
Hayat bir yudum nefes birazcıkta tefekkür

Boş veriniz siz beni az ilerde son nokta
Tevekkül asâleti hem varlıkta hem yokta

Sökülmez yalnızlıklar, isyan yok sessizlik hem
İçimde bir yangın var, öpülmez ki öpemem

Ömer Ekinci Micingirt


Örf

Düşündüm yemekleri isimler baldır bacak
Zihni başından kopuk gövdesizler aradım
Besmelesiz ağızla örfümle oynayacak
Soysuzları fâş edip tüysüzleri taradım

“Dilberdudağı” diyor katır gördüm birini
Sonra ”hanımgöbeği” üryan sarmış kirini
Şamar namus pazarlık köle etmiş yârini
“Kadınbudu” nasıl söz utandım ve kızardım

Hançer gibi karanlık, rızk böyle mi hilkâten
Çok şey var yazmıyorum ediplere hürmeten
Cellat gibiyim şuan, ırz nedir hakikatten
Örfümü soyuyorlar haydutlar adım adım

05.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Örseledim

Bekleyişlerim diz dize
Sabır yaydım sus eledim
Âşksız gidilmez sonsuza
Şiirleri örseledim

Zekâ irfân gayret azim
“Gören göz aradım” görün
Diyemezsin neme lâzım
Hakkı vardır tefekkürün

Ömer Ekinci Micingirt


Örtünme

Çekicilik öncelik makyaj rengi kıyafet
İffet hayâ ar da ne, ölümüne hürüz hür
Giyinik çıplaklıklar tesettürsüz tesettür
Allahtan kork kardeşim câiz midir izâh et

Kadın cilve kırıtma değildir bu zarâfet
Gayrisi maskaralık hicap bu kadar mı zor
Takvâ giysisi giymek teslimiyet hem huzur
Tahrik unsuru olma bu fıtrata ihânet

Başörtüsü vurgusu gösterişsel bir afet
Kalp ve kalıp hâl dili bütünleşip orda dur
Edep izzet iffettir belki nur üstüne nur
İslami bir örtünme letâfettir letâfett! ..

Ömer Ekinci Micingirt


Örümcekmişim

Vatanımda garip öksüz tekmişim
Bizi bilmem nasıl yok etseniz ki
Ve adam değilmiş örümcekmişim
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Sürün bizi sürün gâvur dağına
Düşmüşüz bir defa kin kucağına
Yâda Sibirya’ya taş ocağına
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Ülke sizin madem siz karar verin
Hortlatın irtica ülkeyi gerin
Sen şehit oğlusun var mı haberin
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Şeyh Şamil’im ben aynı kafadan
Suçumuz kulluk mu O’na ifâdan
Nerden bileceksin zevk-i sefâdan
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Cürmüm çok olsa da ümidim tamdır
Ben şehit oğluyum şehit atamdır
Bu vatan benimdir benim vatandır
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

01.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Övünüyorum

Silikleşiyor her yan
Mutlak vardır bir durum
Vardı menzile varan
Boşa dövünüyorum

Söz var pervasız boru
Azgın aygır bir sürü
Direnmekten ötürü
Şaşkın, seviniyorum

Serüvenim hiçlerde
Bir kulağım maçlarda
Koşuyorum uçlarda
Hâlâ övünüyorum

03.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Öyle Özlüyorum ki

Acılarım gözümde saklanmışlar kendince
Sessiz sessiz bekleyip öyle özlüyorum ki
Gecelerim terk etti gündüzler de gidince
Zamanı itekleyip öyle özlüyorum ki

Bakışsam sürmelere inliyorum kederden
Melalimi sormayın ümit varım ben yârdan
Hislerim pek karmaşa belki yazı kaderden
Sabrımı yedekleyip öyle özlüyorum ki

Avuçlasam zamanı her dem etsem temasa
Yapayalnız gizlice el ele ve bas basa
Benim olur kâinat yedi kat baştanbaşa
Takatsiz emekleyip öyle özlüyorum ki

Sen gittin ya efendim ümmetin pare pare
Gözyaşı öbek öbek mahzun mazlum biçare
Alemlerin sultanı sen şefaat sen çare
Bir teselli bekleyip öyle özlüyorum ki

Sevdalarım rengârenk koşturdum adım adım
Yara bere her yanım arsa çıktı feryadım
Belki de son bu gece Micingirt çok ağladım
Yaşıma yaş ekleyip öyle özlüyorum ki

02.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Öyle Üşüyorum ki

Kaybettim tebessümü gözyaşıma saklarken
Düşlerim ayaz vurdu öyle üşüyorum ki
Çoraklaşmış halimle derdimi kucaklarken
Hüzün sardı zorlandım öyle üşüyorum ki

Gittiğim loş yollarda gamsız berduş izlerim
Düşe kalka yürüdüm paramparça dizlerim
Sanki canım çıkacak fırlayacak gözlerim
Bülbül gibi zarlandım öyle üşüyorum ki

Talihsiz günlerdeyim tabip gelmezse eğer
Şâfi de O şifa da melun nefsim ne diğer
Gerçeğin aynasında yaram ağırmış meğer
Düşündükçe darlandım öyle üşüyorum ki

Yosun tutmuş su gibi solukladım üstümü
Sanki biri kıracak isli paslı testimi
Aldım onu önüme hesap bilmez büstümü
Amansız yuvarlandım öyle üşüyorum ki

Bilmem ki ne diğerler terk ederken arkamdan
Sevabım günahımdan mevlidimden kırkımdan
Endişem var Ömer’im allak bullak çarkımdan
Ümitle toparlandım öyle üşüyorum ki …

26.02.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Öyle Yorgunum ki

Üryan gibi zihnim yorgun utangaç
Avuçlarım derin ruhum boş alan
Hücrelerim sorma sorma derim hiç
Göğsüm ağu gibi yer yer boşalan

Yokluklar koşturur azgın atıyla
Geceden sabaha derki koş ulan
Ateşler uzatır son fıtratıyla
Ruhum boyunduruk nefse koşulan

Öyle yorgunum ki tokluğum açla
Tepeyi geçirip haydı çoş ulan
Acı kenetlenmiş hâlim hallaçla
Yüreği çiğnenmiş yorgun çoşulan

26.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Özgürlük Ha!

Bakışlarımda ki utanç
Cehennemi sokaklar viran hayalet
Kan kokusu canavar
Petrol suratlı dev cüce
Utanıyorum

Vahşet
Kalabalıklar insancıkları çok insanları az
Kör olmuş kör tüm duyular
Yatağımın ucu ateş
Yanıyorum

Yakarışlarım acımalarım...
Gülüşlerim
Bir çıkmazdayım
Sanıyorum

Osmanlı arıyorum kimsesizlere kimse
Kan emiyor vampir
Vahşete şehvete dönmüş yüzü
Savaşın soykırım kalleşi
Kınıyorum

İnsanlık kalk ortak olma
İnanma özgürlük masallarına
Sunuyorum

01.12.2004

Ömer Ekinci Micingirt


Özgürlük Locaları

Peşimden hep koşuyor bırakmıyor kahpe iz
Dünüm bugünden beter, bu günümde yarından
Gelgitlerim beş okka kadavram düşüncesiz
Gelin biraz söz edin kaygılar diyârından

Sevişim ağlamaklı, çakırkeyfim hoşlukta
Buna şahit mısralar, mısralarım şahit hep
İçimdeki varoşlar ulaştığım son nokta
Sebebe suâl olmaz, sebep benim ben sebep

Kurşun gibi suskular mevzû epeyce derin
Özgürlük locaları, bugün dün ve evvelki
Ağıtları yazılır dalgalı denizlerin
Sustum adam aradım, adam adam değil ki

29.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Özlem

Aşk ile dökülmüş yüreğine nem
İsmine zengin bayrakta alsın
Susayan ruhlara su gibi özlem
Tebessüme duvak duâya dilsin

Helalle beslenmiş gözlerinde yaş
Nene Hatun gibi yüreğin ataş
Ben sana ağabey sen bana gardaş
Bulutta yağmur petekte balsın

Dostane duygular eser serince
Şiir gibi yüzün temiz derince
Zebercet iklimler ser yeterince
İffet deryasında tomurcuk gülsün

05.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Paralıyorum

İrfân kokla otur yaz
Yaz amma şikayetsiz
Bir ömür ki bembeyaz
Tevekkül et şâyetsiz

Yıkık hislerim elbet
Susun daralıyorum
Yolcu gölge ve nöbet
Sabrı paralıyorum

Üzülmek ne dedim tam
Bin sırtıma yürüyün
Ellere düğün bayram
Ölümü öksürüğün

Kalbim titrer dövünmem
Arada sızıyorum
Şerde hayır vardır hem
Kendime kızıyorum

Ruhum feda rızaya
Şükür münasebet tam
Hıncım kaldı kazaya
Sormayın anlatamam

Ömer Ekinci Micingirt


Paye

Ölümsüz diyârı sorar bazısı
O yolda yolculuk ne müthiş paye
Leyla’nın sevdası alın yazısı
Belki aşk dünyası belki hikâye

Ne olur gel artık yetiş efendim
Ümitler bulandı döndü hay huya
Yosun tutmuş iklim su sızar bendim
Senin iklimidir büyük sermâye

19.08.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Peçelemişim

Uyurgezer oldum içimde hüzün
Ve parka bakarken gecelemişim
Göğü aydınlattı bendeki yüzün
İsmin çocuk gibi hecelemiş

Yalnızlık yenilgi fakir zengine
Neyi yaşamışsak dengi dengine
Rengin çevirmişim, rengim rengine
Aşkı desen desen keçelemişim

Kaygı bekleyişi mısralar ama
Kader yazgısında kural arama
Tez gel yosun gözlüm tuz bas yarama
Yokluk hasat edip hiç elemişim

Ağlayan gülenim ağıt türküm sen
Büyülü zamanım yaşam farkım sen
Songüz’üm baharım dönen çarkım sen
Vuslatı kendimce nicelemişim

Seni sayıklarken kurudu dilim
Çorak yüreğime tez gel sevgilim
Balım, karçiçeğim hele ver elin
Sensiz yeryüzünü peçelemişim

07.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Perde Duvarları

O’na tabi olan pişmanlık duymaz
Hâlâ denilir mi ısrarla hayır
Ölü bedenleri âşıklar yuymaz
Muhabbet yol eyle unutma şâir

Ve kulluk odur ki şükrüne şükür
Sabrı bilmeyenler fikirden yetim
Geçmiş ve gelecek Münker ve Nekir
Perde duvarları enâniyetim

28.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Perdeliyim

Pişmanlığı tattıkça
Ruhumu didiklerim
Hakikatin özünde
Terk edebildiklerim

Miraç neyin gereği
Ne için kıldıklarım
Zift karası yüreği
Taşımaz bildiklerim

İnsan aslen büyüktür
Bireysel güldüklerim
Avam ölçüye yüktür
Ye iç yat çaldıklarım

Tatbikatta eliyim
Koyduğum aldıklarım
Nankörüm perdeliyim
Had bilmez saldıklarım

28.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Perdesiz Pencereler

Gerçekte samimiyet siperdir cehenneme
Ve takvayı benliğe terk edip üşüştüler
Bendeki bu korkuyu bir gün sordum anneme
Dedi evlat hatırla kimler kibre düştüler

Ne varsa hayalimde seslen sebebini sor
Öğrendiklerin bir hiç ipine yapış terle
Nefs hep münakaşada ne istiyorsa gâvur
Sabredenlerdenseniz sükût gelir tekbirle

Nice gizler akıyor mor yüzlü derelerden
Hakikati nazar et aklı ötelere sal
Mertebeler akseder perdesiz pencereden
Çok şey idrâk ettirir iz bırakan intikal

Ustalar eserlerle bir şeyler söylediler
Zihin duvarlarının, çileli hu hu’larında
Maksat hep O’na varmak ölüm vuslat dediler
Tasavvuf deryasının muhâbbet sularında

Ömer Ekinci Micingirt


Perişan

Işık yıldız güneş ayı dinleyin
Mevsimler çıldırdı zaman perişan
Bu sarhoş çığlığı boş verin deyin
Tohum toprak tahıl harman perişan

Ah ülkem renkleri duyun her kesim
Nerdesin kardeşim söyle nerdesin
Kahpece oynanan senin piyesin
Bayrağın hilâlin arman perişan

Şarkılar hıyânet fasıl hıyânet
Evlilik boşanmak gusül hıyânet
Ölüm sessizliği asıl hıyânet
Koşuşun hiyânet durman perişan

Petrol uşakların tehdit savurdu
Dünyayı uyutup çölü kavurdu
Güneyde bilmem kaç devlet doğurdu
Bakışın perişan görmen perişan

Yaslanıp mısraya düşünüp durdum
Oyun zorlu oyun ne oynuyordum
Mâziden bihaber mâziyi sordum
Cevabım perişan sormam perişan

12.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Peygamber Ocağı

Kahraman orduyu coni sandılar
Abd İsrail ve Avrupalı
Tepeden tırnağa yapılandılar
Plan namussuzca her şey kapalı

Kırk yıllık puştluklar dört günde harap
Olunca savruldu mösyö madamlar
"Peygamber ocağı" koru sen yâ Rab
İstîlâ peşinde alçak yamyamlar

Hoca kisvesiyle koşuyor heyhât
Garba rükû etmiş alnı, el etek
Tevhidi taşıyan koca bu millet
Küfre çiğnetir mi çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt


Pişmanım

sofralar var himmetli
lezzetin çorbaları çorbanın sofraları
tabakları yârenlik yüreklere çarpıyor
İçim içime sığmıyor

tevbeler keşkeler kurbanlar
buhara tomurcukları
hiçin iksiri fısıltıları
mırıldanışlar ve
cezbeler

ölünün dirilişi
her düvelden diz çökmüş
göz göze gelme umudu
ve artık buğulu gözler
yenilenmeler seherin
doğuşuyla

nasıl tarif edebilirim ki
nasıl anlatabilirim
acizim efendim

heybetini şefkatini celaletini
nasıl anlatabilirim ki
seni sevmek seni görmek
ne güzel efendim
öyle ne güzel …

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt


Pişmanlık

Koş gel tevbeye
Kâmil bir veli
Kalp kalbe değe
Duânın eli

Kur'ân ve sünnet
İndiği zâta
Reddiye cinnet
Keşke azata

Had haddi aştı
Cürmüm düşmanım
Hayır şer şaştı
Yâ Rab! Pişmânım

Ömer Ekinci Micingirt


Prangalar

Tutsağım hülyalarla, ümit kalır düşümden
Ve rüyalar kuşatır mekân koşar peşimden

Ye’s, zehir gecelerim zaman adeta durur
Donakalır vücudum tasavvur üstü vurur

Uzaklaşır öteye eşim canım yoldaşım
Yer yer beni kucaklar alın terim gözyaşım

Süvari yok hep yaya beni sessizlik iter
Peşinden sükûn sarar, sırlı hengâme biter

Bakmayın siz şiire, biraz üslup serseri
Hülyalarım füsunlu, kadim epeyden beri

Ölümün levhaları, prangalar yaklaşın
Beni bana terk edin, dağılın uzaklaşın

06.05.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Rahmet

Zahmet üstüne rahmet
Vardım farkına vardım
Kalbim vuruyor küt küt
Sıkıştıkça yalvardım

Bendeki zevk hele de
Heyecan şevk sır neşe
Aşk buldum besmelede
Neler neler peş peşe

03.11.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Rahmet Yağacak

Ülkemin çöl kokan topraklarına
Er-geç gün doğacak rahmet yağacak
Örfümün serseri sokaklarına
Milli ruh yağacak rahmet yağacak

Kehânet istemem halis niyetim
O’nun intizâmı hüsnüniyetim
Din tarih ve şuur ve hürriyetim
Göz yaşa değecek rahmet yağacak

İntibâ bu yönde dinle beni cân
Geçici sarsıntı günü haykıran
Kalemimde bahar bende heyecan
Aşk iffet sağacak rahmet yağacak

Bakir tüm ümitler müjdeli resim
Diriliş soluklar boğuk nefesim
Saflara koşacak bütün herkesim
Nifâk baş eğecek rahmet yağacak

Ve bendeki sevinç teker teker siz
Birledik birleriz birlerdeniz biz
Birliğin muştusu surlardaki iz
Bir küfrü boğacak rahmet yağacak

26.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Reis Dedik

Ne gariptir memleketim
Cinler cirit atmaktadır
Reis dedik ve nitekim
Kavun acı tatmaktadır

Aynı vatan yakın ilden
Baykuş gibi ötmektedir
Papa ile aynı telden
Bilmem kimi tutmaktadır

Yıldırıyor sessiz sesiz,
Ne davası gütmektedir
Din dogmaymış bu nasıl söz
Bala zehir katmaktadır

Taşınmıyor bu büyükler
Konuştukça batmaktadır,
Biz çul olduk o yük yükler
Sırtımızda yatmaktadır

Kamusal der din ne gerek
Özel yerler yetmektedir
Toplu yerde hem ne gerek
Kaşlarını çatmaktadır

Beşik-mezar perde perde
Gelen gider gitmektedir
Mezar hemen az ilerde
Azar azar yutmaktadır

24.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Rengi Frakin

Yokluğun yolcusu küfür diz dize
Evlerde her gece gölgeden yakın
Üç beş tane fosil kök mü köksüze
Bu nasıl bir mahlûk hele bir bakın

İnkâra koşuyor çarpık niyeti
Hayvanat eyledi bütün milleti
Cehennem kokuyor her hareketi
Adeta bir başka rengi frakın

Irk, dil, inanç mezhep Allah korkusu
Hepsini zapt etti bir kaşık usu
Bu kimin üstadı kimin deyyusu
Kim bilir belki de Ehud Barak'ın

16.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Renk

Renk güneşe yelpaze,
Arsız yüzde kahkaha.
Bozulmuşsa şirâze,
Uzak durun vallâha.

Mavi yeşil pembe mor,
Rengi renksizlere sor,
Bazen gözü yoruyor,
Yârde biçilmez paha.

Renk var ulvi sesi var,
Renk var avenesi var,
Belki baş, gövdesi var,
Falcıda başka saha...

Fıskiye aç tambur çal,
Simsiyahsa renk Bilâl,
Kan kırmızı bayrak al,
Şükredelim Allah’a.

Hele yüreğim elle,
Zihnim kesilmiş kelle,
Her renk solar ecelle,
Ne diyelim ben daha.

26.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Renklerim

Bir yanım Balkandır bir yanım Kafkas
Renklerim çok benim Türk Kürt Arnavut
Bu ne asâbiyet kin ve ihtiras
Özbeöz Mahmut’uz Kaşgarlı Mahmut

Marşımız Akif’tir kılıcım Ali
Biz aynı milletiz rengi bırakın
Vallâhi billâhi büyük vebâli
Dön bir mâziye bak nedir firâkın

Nifaktır ayrılık zulmettir yâni
Beraber yaşadık ezelden beri
Biz Ahmet Arvâsi Ahmed-i Hâni
Bizi ayıramaz birkaç serseri

24.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Renkli Gölgeler

Öyle bir sızı var ki içimde
Anbeân vuruyor sessiz durmadan
Her gece esiyor nazlı biçimde
Çakırkeyf edayla hâlim sormadan

Rüyayla baş başa boylu boyuna
Alev alev bendim yakıp kül eder
Nasıl düştüm bilmem sırlı oyuna
Sibirya ayında benden gül ister

Duygu deryasında yürü hâ yürü
Boğacak galiba beni dalgalar
Serzeniş cennet-i yemyeşil huri
Hep beni ağlattı renkli gölgeler

Ömer Ekinci Micingirt


Reyhani

Simsiyah her taraf duman örtülü
Aşkın sarayını yaktı Reyhanî
İçimi yakıyor yokluğun külü
Her nereye dönsem yoktu Reyhanî

Ve acı haberi aldım o gece
Sazı ibretliydi sözü bilmece
Yetim artık öksüz şiir söz hece
Hakk’ın divanına çıktı Reyhanî

Çilesi son buldu belki bu kadar
Böyleymiş yazısı böyleymiş kader
Duydum ki erenler onla beraber
Son defa sılâya baktı Reyhanî

Sevgiyi yol etti kendime göre
Sabırdan dağ yaptı şefkatten dere
Edepten gelenek barıştan töre
Yüreğim zemheri yaktı Reyhanî

Ozanı Yaşar Reyhani Hakka yürüdü…

11.12.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Rica Ederim

Üslubu bir sükûn sanki bir peri
Hüzünle söyledi rica ederim
Edeple iç içe öteden beri
Azimle söyledi rica ederim

Yakıyor bakışı acaba niçin,
Ne desem bilmem ki o kısmı geçin,
Gülümü soldurmam ben deli için,
Sözümle söyledi rica ederim..

Benimle nazlanır tın tın azıcık
Sultanım o benim dersem kızacak
Sitemkâr nur mesaj gözüm yazacak
Gözümle söyledi rica ederim

Onunla bir başka sanki ırmaklar,
Onunla koşuyor şair parmaklar
Onunla ruh giydi bizim konaklar,
Bizimle söyledi rica ederim

Sükûtu hal ile eyledi ikrar
İçime dökülüp kendini arar
Bekledim bekledi dedi son karar
Çözümle söyledi rica ederim

Gönlümde her daim sevdası yeni
Vuslatlı gecemin eskimeyeni
Elifle tüllenen musiki gibi
Cezimle söyledi rica ederim

Ruhumu kuşatan gözleri elâ
Hediye eyledi üç nurlu bala
Nurefşan taptaze bir Leyla hâlâ
Nazımla söyledi rica ederim

Ömer Ekinci Micingirt


Ruh Öksüzleri

Sonsuzu gizlemiş var eden gökte
Yıldızlar oynaşır dağ başlarında
Seher dize iner yaşlı yürekte
Gece hep çiy saklar gözyaşlarında

Çoklukta kâr olmaz, eşekten katır
Avuçta üç dörtlük on iki satir
İmgeler hep bana, şey hatırlatır
Azabın rengi var bakışlarında

Madde ve ötesi, var yok izleri
Zıtların adıdır bazı sözleri
Akıbeti yokluk ruh öksüzleri
Fıtrât yok dört mevsim, yaz kışlarında

18.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ruhumu Sular

Sen gri tebessüm, bense hep çile
Sevinç hüzün keder kimden yadigâr
Yaşımı hüznüme saklasam bile
Gerçekte acının derin izi var

Derdime yol buldum hicran iziyle
Bak heder olmuşum yalan mı söyle
Aşkın yumağıyla varlık gözüyle
Kalbine hükmeden filan mı söyle

Gözyaşı sitemin yakarışların
Gecemi günümü rüyamı sardı
Çok şeye gebedir ses verişlerin
Gelir mi bilmem ki zamanın ardı

Hem beni ararsan gözyaşına bak
Duygunun hem demi bağlar hayata
Acı bir melodi yaşlar muhakkak
Geç kalmak elde mi, bizde mi hata

Umuttan azâde açma arayı
Hatmenin neşvesi ruhumu sular
Sen benim gecemin sükûn sarayı
Emekle boy verir yüce duygular

20.08.2011 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Rukiye

Çile çeker şükür der
Vuslat koyu sabreder
Sây damlalar kaç eder
Sulu gözlü Rukiye

Yavukludur anaya
Sığındım O mânaya
Ne güzelmiş ar hâya
Elif yüzlü Rukiye

Bakışları masmavi
Tek derdi hep semâvi
Lâkin duruşu kâvi
Sizli bizli Rukiye

Kulum demiş yaradan
Yıllar geçti aradan
Gözler kahve karadan
Epey giz’li Rukiye

Biraz yufkalı yürek
İç dökecek aşk gerek
Koşuyor yaş dökerek
Pek de nâzlı Rukiye

Ömer Ekinci Micingirt


Rüya

Hayal ettim her lâhza hiçlik parmaklarından
Rüyâ bu ya terk ettim bulduğum gözlerini
Tütüyordun köz yerde sevda ırmaklarından
Hıfzettim sözlerini ve ılık gizlerini

Bir ben vardım birde sen birde o meşhur rüya
Issızlığa dur deyip uzattın ellerini
Bir damla serap tenli ben sana tutkun güyâ
Hem rüyalar istemem göğe ser allarını

Vuslat ve düşüncesi dingin akıyor sular
Artık hissiz bir dönem biz kardeşiz darılma
Ruhum bir bütün sensiz tam deminde duygular
Sus bana köz bırakıp mahzûn düşe sarılma

09.08.2009

Ömer Ekinci Micingirt


Rüya Gibi

Tükendim ben yaprak yaprak şu nette
Gece gündüz şiir sesi duyulur
Mısraların mânası var elbette
Tasavvurlar gönüllere yol bulur

Ancak bana her nedense boş geldi
Rüyâ gibi dibi, delik okyanus
Yâr yoluna şiir yolu loş geldi
Feryadıma sağır dilsiz lâl herkes

Dertsiz mısra ufkuma tat vermiyor
Ve yıllanmış nihaventsiz duygular
Yitik ömrüm yavaş yavaş eriyor
Nerde vefa, hasta etti kaygılar

Ömer Ekinci Micingirt


Rüzgâr

Odamın kapısı açılır birden
Sımsıcak gıcırtı meğerse rüzgâr
Uhrevi bir verâ sanki kabirden
Rüyayla iç içe seslenir yer yer

Rüzgâr çığlık rüyâ sarsar garibi
Dökülür yatağa, gece sönerken
Tüm varlık hasm olur cin çarpmış gibi
Ondan mı yorgunum her sabah erken

Hep böyle bu bende öteden beri
Sihirli inilti aşk imiş güya
Belki de uykuda gezen serseri
Ben O’na aşığım bulut dünyaya

17.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sabah Namazı

Gök rayiha kokar türap güllenir
Ruhlar şaha kalkar sabah namazı
Zikirler rengârenk huşu ballanır
Sevda katar katar sabah namazı

Yıkanmış yüzlerdir fecirde hüzün
Selâhattinler ah saflar tek dizin
Korkunç girdaptayız gidin bir gezin
Garip ezan garip sabah namazı

Ulucami Fatih ve Eyüp Sultan
Cıvıl cıvıl insan nakışlı mekân
Semavat rahmetli Ravza-i Rıdvan
Aşklar arşa çıkar sabah namazı

Ömer’im markatta aldım vaazı
Suskun güzellikler ruhumda sızı
Lütfeyle Allah'ım affeyle bizi
Affeyle Allah'ım sabah namazı…

11.12 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sabır

İnleyen ney gibi pek hoştur sabır
Tomurcuk tomurcuk bir yaştır sabır
Lokması helâlden nur aştır sabır
Namazla yan yana gardaştır sabır

Kul için sabırdır her şeyin başı
Şükürü sardıkça muhteşem eşi
Zikir bahçesinde velilik işi
Veliyle sırt sırta sırdaştır sabır

Bu ömür gölgedir geçici fani
Nerde Firavunlar Karunlar hani
Sabır derYusuf’um sardı cihanı
Yusuf'tan akmayan hoş yaştır sabır

İrâdedir Ömer sabrın temeli
Ahde vefa budur sabır demeli
Zerreden kürreye kalp inlemeli
İslam binasında tek taştır sabır….

Ömer Ekinci Micingirt


Sadâkat

Gözlerin yaş dolup çarpsa da yürek
Kaybolup gitmeden sözlerimi yaz
Çıkar bir vefâsız yerim boşalmaz
Sonra unutturur kopup gelerek

Dudaklar yorgunsa zihin de almaz
Dedem derdi her güzelden eş olmaz
Gözlerin yaş dolup çarpsa da yürek
Benimki belki de boşuna kürek

Benimki belki de boşuna kürek
İzahatım kırık sıkıntılı az
Aslında susmaktır en büyük vaaz
Şiirler de düşer düşünce direk

Hicivlerde detay vermem hoş kalmaz
Yaz dedim sözleri şakaya gelmez
Gözlerin yaş dolup çarpsa da yürek
Benimki belki de boşuna kürek

18.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sahipsiz

Sevdalı hislerim huysuz sahipsiz
Ne hatip anlıyor ne de dinleyen
Dövünür sokaklar yoktur inleyen
Kaygısız yaşarırım bakışım hissiz
Sevdalı hislerim huysuz sahipsiz

Her yanım tuzaktır her yan uçurum
Çakallar kol gezer kayalar bağlı
Kan damlar içime yüreğim dağlı
Ne akil insan var ne de bir kurum
Her yanım tuzaktır her yan uçurum

Yüzyıllar yutkundum yutkundum durdum
Ne uyanış gördüm ne de bir gayret
Seyret gardaş seyret tufanı seyret
Ziyân oldu ziyân yüzyıllar yurdum
Yüzyıllar yutkundum yutkundum durdum

27.04.2006

Ömer Ekinci Micingirt


Sahire

Okşayan ahengiyle büyüleyen bir durak
Uzaktan salınıyor, benimle benden ırak
Ruhum rükû ye varmış o karlı tepelerde
Benimle sendeki fark sen ustasın ben çırak

Gâh deli pervaneyim gâh kesvetli gâh buruk
Sözlerim savruluyor bir yakala bir bırak
Bendeki velveleler mevsimsiz sabalarda
Sen hüzünlü melodi,sen ilkbahar ben kurak

Ömer Ekinci Micingirt


Sahur

Sahurda sessizlik sesleniyor tek
Vaktin esintisi eser derinden
Hû cezbeler vuslat duâlar çiçek
Ses gelir kalplerin akislerinden

O ses ki büyülü mest eyleyen ses
İster dinle ağla poyraz gibi es
İstersen tarif et giz’lensin herkes
Bütün seher boyu yay hislerinden

Ve gelgitlerle hep bendeki yürek
Cürmüm ifşa ettim boyun bükerek
Hâl tek realite söze ne gerek
Korkum hep tevbesiz terhislerinden

Ömer Ekinci Micingirt


Sakın

Kürtler Türkler Çerkezler
Ben sizleri severim

Nifâk yayan merkezler
Sizleri de severim

Kürtler Türkler Çerkezler
Sevdim sizleri amma

Nifâk yayan merkezler
Vatandan fazla sanma! ..

Ömer Ekinci Micingirt


Sakine

Sessizce oturmuş gülümser yine
Çiçekler önünde saat beş gibi
Tefekkür yudumlar bacım Sakine
Vuslatı ıslatır gözde yaş gibi

Ruhları okşuyor selamla tek tek
İffet dedikleri bu olsa gerek
Hâl ile hisseder besbelli gerçek
O dosttan ziyâde bir kardeş gibi...

08.07.14

Ömer Ekinci Micingirt


Saksağan

Dolambaçlı fikir Buda'nın fesi
Ahlaktan ziyâde izandan yağan
Din ile kavgalı Türk felsefesi
Vasıflardan mahrum öten papağan

Keşif vehme kurban aydın bayağı
Bütün ıstıraplar Batı ayağı
Kapitalist sistem küfrün kıyağı
Babıali yer yer şirke saksağan

Ömer Ekinci Micingirt


Samimiyet

Işıltılı yasakları terk
Zifiri gecelerde gözyaşı
Gözleri kapadığında
Madde ötesine yelken açmanın adıdır
Samimiyet…

Her şeye rağmen
Gerçeği tespitte harcamak mısraları
Kalbi dudağa yapıştırarak
Tefekkür yudumlarken
Hiç olmaktır samimiyet
Hiç!

Çalışmak
Yatağa baş koyunca hesabı sağlam yapmak
Yıkmak nefsin heykellerini
Teker teker…

Çilenin doruğunda
Şükrü unutmadan yol almak
Zincirleri kırmaktır samimiyet
Yârin uğruna

Nakış nakış sükût örmek
Tebessümle zamanın imbiğine…
Derilere nasır
Saçlara kar yağdırmaktır
Usus usul derinden

Bir mecnun gibi yanık ve sevdalı
Bazen bir sarhoş gibi uyanık
Ve tespih gibi efsunlu
Ezgisidir insanlığın
Samimiyet

Takvanın semeresi cennetin meyvesidir
Ve aşkın göz bebeği
Liyakattır teslimiyettir
Seslenişi idrâk mantığa takılmadan
Sıdk ile inanmak ümitle
Korkuyu unutmadan…

Emânete sadakat, mesuliyeti fark etmek
Gerçeğe ermektir tevazuyu kucaklarken
Taş gibi çözülmeden
Güven veren üslupla
Nefse kement vurmaktır
Tıpkı Bilal gibi çileli ve hüzünlü

Sırra vakıf, zevke uzak çileye yakın
Hamza'nın kahramanlığı gibidir samimiyet
Hamza'nın kahramanlığı!

02.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sanduka

Sanma be kardeşim ölümsüz sanma
An gelir tokadı vurur yatırır
Sırt üstü yatanın sonu muamma.
Hesapsız debdebe ömrü yitirir

Sebepsiz gözyaşı hicran masamda
Çok şeyi unuttum boş ağlasam da
Yürüyen kervanda ne var kasemde
Öteyi gördün mü neler getirir

İçim hep ızdırap kahkaha her yan
Şaşarım kendime ben bana düşman
İfratta belirsiz tefritte şişman
Şu yeşil sanduka beni bitirir

2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sanki

Mısra söylüyorum yeteri kadar
Her gün bir ağızdan okunur elbet
Sonrası ne kalır kaza ve kader
Hüznümle hatırla birkaç kelâm et

Su gibi sayılmaz bende intizam
Soluk alışlarım imge o anki
Farkında mısınız bâzen muntâzam
Yazıyor gibiyim; şâirim sanki...

03.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sarhoş

Bir garip girdap ki istikbâl bom boş
Feryâdı buutsuz alışı sarhoş
Ürkütülmüş efkâr ümit karışık
İdrâk terki diyâr gülüşü sarhoş

Tükürme yüzüne kim kimden beter
Sabaha beş kala kalışı sarhoş
Ne beyit ne gâzel ne hece dinler
Düşe kalka söze dalışı sarhoş
Azgın soytarı hep güya hürriyet
Bir uçtan bir uca gelişi sarhoş

Ne sevda aşkı var ne hâyalleri
Hem rüyalar sarhoş hem düşü sarhoş
Gözleri fal taşı değil sapsarı
Buz kesmiş bedeni ve leşi sarhoş

Düşündüm taşındım ve kafa yordum
Sokaklar fırsatçı ben benden sarhoş
Teknoloji güya evlere şenlik
Genleri kavuran bilişim sarhoş
Ümitsiz değilim hâşa yok değil
Gözleri vah ki vâh gözyaşı sarhoş

Ömer Ekinci Micingirt


Sarıkamış Şehitleri

Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi
Karlara serildi Sarıkamış’ta
Mevsimler ağlaştı gece buz gibi
Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta

Mehmet’im çarıksız Yemen’den geldi
Şahâdet gürledi sonsuzu deldi
Gök mavi yer beyaz kefeni aldı
Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta

Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi
Yokluklar yok oldu varlık silindi
Namlular yırtıldı taşlar delindi
Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta

Izdırap çilekeş dereleri kar
Dikenli tabyadan esiyor rüzgâr
Susun! Şehidimin söyleşisi var
Bâsiret kör oldu Sarıkamış’ta

Küfrün azgın devri mağmaydı vatan
Ölüm çığlıkları amansız meydan
Ferhat’ın çığlığı seni anlatan
İrâde buruldu Sarıkamış’ta

Vuslat harekât der müjdeyi bekler
Ağlaştı mevcudat ve de melekler
Hoşaftı menusu yağsız yemekler
Öğünler bir oldu Sarıkamış’ta

Yaram çok ağırdır çıban çok derin
Apansız çıyanı dipsiz çemberin
Cilvesidir lâkin buda kaderin
Silahsız vuruldu Sarıkamış’ta

Beyaz uykudaydı koca bir ordu
Dağ taş susuyorken komutan sordu
Mekân konuşuyor beden mosmordu
Pâk beden mor oldu Sarıkamış’ta

Çığlık yığınağı doksan bin fidan
Şavkı göğe vurdu süzülmüş yatan
Balkanlar Kafkasya Şırnak Ardahan
Şehitler soruldu Sarıkamış’ta

Şehit bu tarifi gelmez dilime
Ziyâsı izâhsız altın kelime
Vefâdâr ses verir cümle âleme
Âşıklar var oldu Sarıkamış’ta

Kutsal pervanesi o gün niyetin
Mehmet’te doğuşu samimiyetin
Övülmüş milleti sen ki ümmetin
Zor nizâm kuruldu Sarıkamış’ta

Şüheda vâdisi ne büyük mâna
Sırt sırtta diz dize yatar yan yana
Âsımdan emânet bu toprak sana
Pir Mehmet pir oldu Sarıkamış’ta

Sarıkamış dinle tarih seslenir
Mâziyle beklenen renkler hislenir
Kan-ter yudumlayan ruhlar süslenir
Emr-i Hak verildi Sarıkamış’ta

Ne çok şey anlatır bir mezar taşı
İmânla beslenir Hakk’ın savaşı
Şâirin efkârı birkaç gözyaşı
Islanıp kar oldu Sarıkamış’ta

Şehitler ölmez hây! Şehit her yerde
Ve onlar gittiler yüce seferde
Bak Ömer rikkatle bak perde perde
Cennete girildi Sarıkamış’ta

--------------

Sarıkamış’ta

Bakışlar karakış göğe dikildi
Mevsimler ağlaştı Sarıkamış’ta
Körpecik bedenler kara ekildi
Nur arşa ulaştı Sarıkamış’ta

Sineler buz tutmuş, yatar ayazda
Kimi yolun bekler kimi niyâzda
Ağıt anlatamaz duyguda sazda
Hür vicdanlar kıştı Sarıkamış’ta

Bu nasıl bir tufan aman Allah’ım
Ürperdim irkildim sarstı günahım
Gözyaşım azığım duâ silahım
Kara civan düştü Sarıkamış’ta

Kafkaslar ve Bosna yandı ciğerim
Hesaplar çok ağır yaram çok derin
Ağırdır dostlarım, ağır kederim
Melekler uçuştu Sarıkamış’ta

Düşündüm Yemeni ve üşüyorum
Lâkin ilalebet ben yaşıyorum
Dava ağır zorlu, zor taşıyorum
Moskof bile şaştı Sarıkamış’ta

Yatar şehit uyur kar uykularda
Bölük bölük hüznüm canlar ard arda
Rengini aradım akan karlarda
Hür mâzi tutuştu Sarıkamış’ta

Ölür mü kardeşim ölümsüz millet
Şuheda yaşıyor benim ki hasret
Gül açtı gözyaşım tüllendi kasvet
Şehitler buluştu Sarıkamış’ta

Hesap boğum boğum kısıldı sesim
Kader böyle imiş Ömer ne desin
Hilâlde buluştu hemen her kesim
Yatanlar gardaştı Sarıkamış’ta

Ömer Ekinci Micingirt


Sebep

Yürekte fısıltı bir şeye gebe
Mevsimler kaynıyor günbegün her an
İnâyet kimdendir yıktım sebebe
Delinin sevinci bendeki irfân

Yeise gizledim aklı kemali
Ben 'ben'e yükledim bende bu hâli
Meçhulün peşinde malum ahali
Yok rengi sonsuzluk tasası kurban

Vefasız kederi çileyi bırak
Gözyaşı istiyor artık bu toprak
Manâsız her yaşam tahâyyül kurak
Sonsuzluk yolunda var mıdır hicran

10.06.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Secde

Öpüşür seccadem alnım koyunca
Rengarenk nağmeyle dillenir secde
Pür dikkat melekler gece boyunca
Hu hu nağmesiyle tüllenir secde

Gönüller secdede nefse hâkimdir
Vücut şifa bulmuş Lokman Hekimdir
Secdeye baş koymak Yâr’dan hükümdür
Yar ile hâsbihal hallenir secde

Zümrüt zümrüt secde gizli geceden
Dizilir âyetler bin bir heceden
Nurlar kalbe akar gelir Yüce’den
Dua pembe pembe güllenir secde

Koku burcu burcu gelir miraçtan
Ruhum büyülendi nurlu ilaçtan
Müminlik dorukta imanlı taçtan
Fecirde huşuyla sallanır secde

Nur yağar aşk ile divanda başım
İmanın direği akar gözyaşım
Yakârış Mevla’ya secde yoldaşım
Cennette Kevser’le ballanır secde

15.08.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Secdeyle

Elbet bu dünyanın öncesi vardı
Söz verdik Allah’a şükür diyerek
Zihnimi nankörlük yumağı sardı
Çöl kokan gönlüme çok yağmur gerek

Geceler biçare sokalar şehvet
İzlerken alnıma vurur minare
Müezzin gel deyip ederken davet
Sevinçten yok aklım olur divane

Çığ düştü zihnime titredim hâşâ
Bütün benliğimle pişmanım vallâh
Çıktım dağ başına ettim temâşa
Secdeyle ağlaşıp dedim ya Allah

Ömer Ekinci Micingirt


Seçim Var

Bir seçim var önünde
Dünya kaypak petrol zifiri ve
Diz çökünce Putin siyonların önünde
Netenhahu Filistin'den Suriye'den
Çocuk cesedi ambalajlıyor
Beşar'la

Bir seçim var önünde
Kimbilir sonun başı
Veya sonsuzluğun gövdesi
Uyuma çırpın koş
Bir seçim var

Bir seçim var önünde
Safını belirle koş
Ateş tarlası yada gülbahçesi
Seçim senin

Bir seçim var önünde
İnananların istikbâline
Dokunacak
Bir seçim

28.10.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Seher ve Sefer

Ayrılık zulüm ve ölüm yağıyor asır
irfan soğutulmuş vicdanlar
terkedilmiş âdeta

Maddeyle sendeleyip
gösterişli yıkımlarla
avutuluyoruz

Nerede dile sığmaz yiğitler
mızrak yüklü kervanlar
rahmet dolu gemiler
toprak yüzlü analar

Sığındık vaktin seherine
ve seferine

Duâlar duâlar
duâlar...

21.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sekin Gibi

Geçer bu zelzele, koru siperin
Tevhit kefenini çoktur giyecek

Gür küfrün ırmağı, lağım püskürür
Dedem Âkif gelse tükür diyecek

Dört yan şer çemberi sırtımızda şer
Rezil medeniyet, insan yiyecek

Feryadım ümmete ümmette ses yok
Ne zaman alnımız bir’e değecek

Zaman birlik vakti, ruh Sekin gibi
Sekin'ler tevhidi çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt


Selam

Selam selam ârif sese
Pak yüzlere bizden selam
Yıldız,güneş,ay herkese
Gündüzlere bizden selam

Tahammülü çok zor ama
Sabır koydum matarama
Gün aşırı bas yarama
Pürüzlere bizden selam

Şakşaklara gülüşlerim
Diken eker gül işlerim
Yunus dinler hâl işlerim
Gözsüzlere bizden selam

Gidişatı göremeyen
Aşk çulunu seremeyen
Ahengini kuramayan
Kem sözlere bizden selam

Terket terki gir hilime
Aşk şefaat sür dilime
Ab-ı hayat iklimine
Öksüzlere bizden selam

14.01.2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Selamı Ver

Selam emri imandan
Selamı ver uzak dur
Dökülüyor her yandan
Evhamlarla kudurur

Yalan dolan ve hile
Aklı gider bir anlık
Ne anlatsam nafile
Hücreleri karanlık

Üzüm bakar üzüme
Bakayım mı hem madem
Çemkiriyor yüzüme
Git ordan aptal adam

Hicvet derse ne desin
Hazin, insandan yana
Böylesini vermesin
Mevlâ dosta düşmana

Ömer Ekinci Micingirt


Semer ve Hamal

Sarsıldım terledim nutkum delindi
İçimde ızdırap kaldı Ahmet Bey
Sıra sıra semer dize gelindi
Aklıma köleler geldi Ahmet Bey

Sordum utanarak bunun adı ne
O sermayem abi semer hazine
Mâzide kalmalı git be mâzi ne
İçime bir tufan saldı Ahmet Bey

Ahmet bey demeyin sözlerim kâbus
Yiğitler diz çökmüş iniltili ses
Saat henüz seher yatakta herkes
Acı acı baktı güldü Ahmet Bey

Bağırır hamala koşsana Ahmet
Koşar köle Ahmet bilmez eziyet
Kör olmuş görenler, sağır hürriyet
Bu sabah güllerim soldu Ahmet Bey

Uzun uzun yollar kaldırımlar taş
Katar katar hamal saat sabah beş
Tasa bürümüştü beni arkadaş
Aklımı başımdan aldı Ahmet Bey

Oturduk semerle seherde sessiz
Bakıştık sessizce yatıyorken siz
Hamallar pek masum ben ise hissiz
Nerede insanlık öldü Ahmet Bey

Nostalji sanmıştım sırtında semer
Sırtında semeri şakağında ter
Üzülme abi der sana da yeter
İçime gam keder saldı Ahmet Bey

Ve derin hicranla düşündüm durdum
Kıyıya çekilip nefsime sordum
Hikmetten suâl mi sustum oturdum
Ömer’e hüsnüzân kaldı Ahmet Bey

21.08.2006 Mahmutpaşa

Ömer Ekinci Micingirt


Semerkand

Gönül çimenleri senle ıslanır
Dertli dimağlara derman Semerkand
Ruhlar kanatlanır kalpler beslenir
Mevcudat yoluna hayran Semerkand

Âşıkların eli arşa uzanır
Kadem basar irfân eşya bezenir
Hâlini fark eden sunar gezinir
Yürekten yüreğe meydan Semerkand

Çok şeyler müjdeler çok şey katışır
Mecnun Leyla-Arzu Kamber tutuşur
İdrâk dizginlenir izân yatışır
Ölmeden ölünen yerden Semerkand

Hatmeli tefekkür nurlu teneşir
İhlâslar tüllenir meltem dolaşır
Sam yeli estirir salar ulaşır
Üfül üfül akan nurdan Semerkand

Vuslatın harmanı umudun eli
Sayfalar arası atlas döşeli
Babanın duâsı zemzem şişeli
Ab-ı hayat veren yârdan semerkand

Zamanın kutubu asrın güzeli
Edeple örülü, sükut dizili
Firdevs’i bakışa hizmet yazılı
Bakışı şifâlı kurban Semerkand

Duygularım çoştu bağrım çıralı
Kuran’dan sünnetten sıra sıralı
Çileli mısralar benden yaralı
Sinelere akan irfan Semerkand

Cezbe süvarisi kalpler iniler
Nakış nakış sevgi şiir maniler
Dinleyin kurbanlar dinle fâniler
Sonsuza sevdalı Sultan Semerkand

Ömer Ekinci Micingirt


Sen-Ben

Gömdüm hiçe şiiri
Her şey epeyden beri

Mevsim hep poyraz gibi, ufukta bir bilmece
Yağıyor yerler gökler, ahenk başka her gece
Gülümser çağıl çağıl, mest eder serinliği
Yemyeşil derinliği

Mâtemim fasıl fasıl
Kalbim yaslı velhasıl

Biraz kasvet biraz his, var yok nasıl bilinir
Gün bilmez hecelerim, rüya gibi silinir
Murakabe var yanda, ben ise bir hiçim hem
Sen-ben sensiz ifadem...

11.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sen

İhtiyar savrulmalar taşıdığım senetten
Umutlarım sis duman her taraf zift kopkoyu
Zevke esir olamam, hicranlıyım ben zaten
Var mıdır mesafeler var mıdır arpa boyu

Sanatsızlar çoğaldı her kılık her kisveden
Bilgisizlik kıpkızıl, ruh perişan derbeder
Besmelesiz deyyuslar ne diyeyim şimdi ben
Günbegün ölüyoruz yığınlarla beraber

Ömer Ekinci Micingirt


Sen Bendesin

Canım sana can olsun
Sözümüz Kur’an olsun
Gözyaşım dört biryanda
Yâr olsun yâren olsun

Ömür denen caddede
Sen ben birde seccade
O efsunlu harmanda
Yaş dökelim hacca de

Gezme rüya içinde
Vakur nazlı biçimde
Talih gizli ummanda
Deliyim de hiçim de

Hem acaba desen de
Renkler aynı desende
Yürek sesi beyanda
Sen bendesin ben sende

Ömer Ekinci Micingirt


Sen Gelirsin

Seher yağmurlarıyla özlemleri giyince
Ölüm başlar peşinden şehir çöker başıma
Ağulu fırtınalar yüreklere değince
Şu ömrün yokuşunda sen gelirsin düşüme

Gelişlerin asuman gözlerim nem sürüyor
Talihim tek senfonim tevbeler üfürüyor
Gölgeleri yokluğun varlığına yürüyor
Markatın çıkışında sen gelirsin düşüme

Sen gelirsin sürmelim hasret derin hisler giz
Ben bir köşe başında yürüyorum güneşsiz
İklimin en hâline bulut yağmur güneş siz
Boşluğa bakışımda sen gelirsin düşüme

Sensiz mısra yazsam ne pek bir değeri yoktur
İstikamet yolunda dava mubarek tektir
Umutlarım hep mahsun hayallerim çocuktur
Hararetli kışımda sen gelirsin düşüme

Islak velvelelere keşkelerim eliyle
Üç lâf etsem şiirsel günâhı vebâliyle
Sükût ve çığlıklarım yaş oluyor hâliyle
Sen hep benim düşümde sen gelirsin düşüme

Ömer Ekinci Micingirt


Sen Oğul

Makbuldür her dâim ak alın teri
Öteden bihaber râks ile değil
Git mütemadiyen hâyır ve şerri
Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Her yöreyi dolaş bütün beşeri
Lâkin hak içinse önünde eğil
İster soysuz olsun ister haşârı
Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Bazen bir bahçe ol bazen de arı
Hiçliğe bürünüp ufalıp döğül
O'nu duyurmaktır büyük başarı
Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Ömer Ekinci Micingirt


Sen Varsın

Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu
Alev alev sokaklar kalpler kırık gözler yaş
Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu
Tekrar dikildi putlar tekrar yanıyor ateş

Dayanılmaz özlemin yok mu bunun ilacı
Ah be olup bitenler, gizli gizli hislendim
Onca yüz bin seneler sensiz olmak ne acı
Esvapları düşünüp gözyaşıma yaslandım

Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor
Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım
Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor
Hoş benimki vesvese sen varsın ki sultanım

Ömer Ekinci Micingirt


Senden

Sen vaktimin tamamı
mevsimimin mâvisi
gözlerimin seyyar
satıcısıydın

Nelerimi aldın benden
nelerimi bir bilsen ağız tadımı
göğsümdeki âh izlerini

Senden kalma ne varsa bedenimde
bir bilsen lezzetsizliklerimi
gözlerimin seyyar
satıcısı

Ömer Ekinci Micingirt


Senden Sonra

Başın koyup yamacıma yaslanan
Düşündükçe senden bana hâl oldu
Mavi aşkla yüreğimde ıslanan
Süt beyazı yanakların al oldu

Rüya gibi söz eyledin nâz ettin
Buz ellerin vur sineme hazzettin
Aşk oduna attın beni köz ettin
Hasret hicran sevdalarım kül oldu

Gül- i ranâm helalimsin dön bir bak
Yüreğimin zifirine ışık yak
Şu gönlümün feryadına taş bırak
İçimdeki o işveler bal oldu

Sen derdimin dert ortağı zarısın
Sen ciğerim ciğerimin hârısın
Sen benimsin söyle kimin yârisin
Deme bana bir acâyip kul oldu

Yol eyledim gam dağının başını
Güne sakla silme gözün yaşını
Gözyaşımla sürmeledim kaşını
Senden sonra gözyaşlarım bol oldu

Ömer Ekinci Micingirt


Seni Düşündüm

Bir ağır yolculuk azgın sularda
Yüzerken sultanım seni düşündüm
Şeref ver rüyama gel uykularda
Sendedir gümanım seni düşündüm

Hüznün bestesiyle yolun gözlerim
Kurudu gözyaşım soldu gözlerim
Kokunla bezenen terin özlerim
Kavruldu her yanım seni düşündüm

Mecnundan beter ki benim hikâyem
Karıştı hicrana gitti sermayem
Bir tatlı hoş sâda en büyük gayem
Verene kurbanım seni düşündüm

Ömer Ekinci Micingirt


Senin Eserin

Senin garipçiğin senin Ömer’in
Ve âciz şuursuz bir garip kulmuş
Hem Senin yolunda Senin eserin
Çokluğa sarılmış hiçe sokulmuş

Kimdedir hem hayrın şerrin kaynağı
Zikri yansımalar yıldızlar tek tek
Bir kavga sarmış ki bütün oymağı
Hâbil ile Kâbil tükenmeyecek

Sana sevdalılar terki terktedir
Keşke yudumlarım içerim tasla
Kimi huzurunda kimi şirktedir
Sarıldım ipine âyet var asla

19.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Senindir Çeviri Gulnare Leman

Gece gündüz deniz mövsüm bölgeler
Şimal cenub qerb de şerq de senindir
Ulduz güneş külek bulud kölgeler
İnsanlığın varı yoxu senindir

İlham verer Ispartanın gülleri
Sevdalıdır Anadolu elleri
Qulağımda Şam Dağının yolları
Canım yurdum bağçam bağım senindir

Yanıq türkü çaldır üreyim yansın
Her lehçeden beste beste ses ansın
Sen Temelsen Berivansın Hesensen
Türkü Kürdü solu sağı senindir

Her naxışdan varlığımın elacı
Bu ayrılıq bu hüsum? t ne acı
Dünya fani biz menzilde kiraçı
Sina çölü Hira Dağı senindir

Sonsuzluğa yetişecek söz söyle
Eşq zövqüyle ibret söyle az söyle
Hal diliyle sinelere yaz söyle
Gözel neslin qızıl çağı senindir

Yetdi artıq sedd çekeyin havaya
Baş qoyağın iztirablı davaya
Qanad taxıb taxt qurağın ovaya
Göy qübbenin al bayrağı senindir

Eşğin ile catdım qırx beş yaşına
Çaşdım qaldım bu delinin işine
Mövlanadan hisse qatdım aşıma
Xoş simanın her nefesi senindir

Ömer Ekinci Micingirt

Merhaba Ömer Bey.Şiirinizi azericeye çevrim yaptım. Çok güzel bir şiir.Azericeye de cok yahşi oldu. Arkadaşlarıma da okudum cok beğendiler. Cani gönülden kutlarım. Şiiri isterseniz sayfanıza asa bilersiniz azeri türkcesiyle

Gulnare Leman / Azerbaycan


Gulnare Leman Hanımefendiye teşekür eder saygılar sunarım...

Senindir

Gece gündüz deniz mevsim bölgeler
Kuzey güney batı doğu senindir
Yıldız güneş rüzgar bulut gölgeler
İnsanlığın varı yoğu senindir

İlham kokar Isparta’nın gülleri
Sevdalıdır Anadolum illeri
Kulağımda Çam Dağı’nın yolları
Canım yurdum bahçe bağı senindir

Yanık türkü yüreğime ver yansın
Her lehçeden beste beste boyansın
Sen Temelsin Berivansın Hasansın
Türkü Kürdü solu sağı senindir

Her desenden varlığımın ilacı
Bu ayrılık bu husumet ne acı
Dünya fani biz menzilde kiracı
Sina çölü Hira Dağı senindir

Sonsuzluğa götürecek söz söyle
Aşk zevkiyle ibret söyle az söyle
Hal diliyle sinelere yaz söyle
Altın neslin altın çağı senindir

Yetti artık set çekelim hevaya
Baş koyalım ızdıraplı davaya
Kanat takıp taht kuralım ovaya
Gök kubbenin al sancağı senindir

Kırk beş sene düştüm aşkın peşine
Şaştım kaldım bu delinin işine
Mevlana’dan hisse kattım aşıma
Hoş görünün her soluğu senindir

02.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sensin

Soygun çağrışımla ecelim sensin
Ben şubatta öldüm vakit tamam ki
Yüzüm bileklerim mecalim de sen
Alış deme bana alışamam ki

Çığlığım gümbürtüm vebalim sensin
Irgadım kahırım melalim de sen
Korkum bereketim maralım sensin
Suskun paramparça dolaşamam ki

Çile çektirsen de moralim sensin
Bebeğim kundağım hayalim de sen
Selamım sevincim zevalim sensin
Baskın güzellerle anlaşamam ki

Gözüm eşyam rızkım masalım sensin
Fiilden ziyâde hâl elim de sen
Kaderin sunduğu helâlim sensin
Senden başkasıyla buluşamam ki

20.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sensiz

İçimi yakıyor sevdanın tülü
Bu gün yine geçti bir günüm sensiz
Kayboldu güneşim duman örtülü
Soymayın ölürsem atın kefensiz

Bir tatlı hasret ki her şey bilmece
Ümitle bekledim yine bu gece
Her günüm ızdırap her gün işkence
Yapayalnız ruhum çıplak, bedensiz

Çileyle yoğruldum daha ne kadar
Gözlerim kan revan yaşlar duâdar
Yanarım sabırla böyleyse kader
Sevdam duman duman kavruldum sensiz

Yüreğim karakış temmuz ayında
Micingirt perişan kendi hayında
Aklım terki diyar aşk sarayında
Deli divaneyim cepsiz cepkensiz

Ömer Ekinci Micingirt


Sensizliğe

Aşkın serinliğine kovalıyorum seni
Zümrüt saçlı baharlara
Gözlerin parıldayan kehribar
Ellerin yed-i beyzâ
Kızaran akşamlarda izliyorum yokluğunu
Sensizliğe bürünüp

Hissiyatımı öğütlüyorum sana
Gökkuşağı misali
Renklerinin altından geçiyorum
Bulutları delerek
Güneşi heceleyerek

Her gün ayrılık türküsüne inat
Ozanlar dinliyor
Vakitler avutuyorum
Anlasana geçmişe bakıp buğulanıyorum
Öksüz kız yanağında tüllenen yaş gibiyim

Boşluklara koşturuyorum arada
Duygularım renksiz
Öldürücü hisleri kovalıyorum

İnliyorum durmadan
Takatimi teperek
Hasretin pençesinde

Sende başka bir esinti var bambaşka
Ta hücrelerime kadar
Azgın çocuklar gibiyim
Kör oluyorum görünce

Yaş döken gözlerin olayım
Mısra mısra dopdolu
Senli gurbetleri ne çok sevdim ben
Divâne vâdilerinde

Gel gir kırık kalbime
İki büklümün olayım
Duyuyor musun

Ömer Ekinci Micingirt


Sensizlik

İçime düştü ateş hem yürekten yufkayım
Gözlerim nazârında bakışın gül yaprağı
Muhabbetin olmazsa görünmez ufuktayım
Kokun öpüp dönüşte sarar sensizlik ağı

Somurtkan melalimle devriliyorum yer yer
Ruhumu ufalayan sensiz günlerin sesi
Asrı alıp satanlar üstüme söylediler
Katmerli meçhullerde insanlık silsilesi

29.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Serçe Kuşu

Penceremde her sabah,sihirli serçe kuşu,
Vereni hissederek başlıyor oynamağa.
Aşk, orkestra melodi neşe sürur bir huşu,
Uzaklaşır birazdan ses verir tüm oymağa.

Bakma kuş olduğuna gönlü zengin gözü pek,
Ve birde az ötede bir kozalak bir böcek,
Bendeki düğümleri serçe kuşu çözecek,
Tevekkeltu alAllâh, huşu geldi dimağa.

Ben istemem bülbülü hep serçe getirsinler,
Bu zıplayan zikreden bücürleri görsünler,
“Allah bes, bâki heves” idrakine varsınlar,
Ses verelim rikkatle musikili ırmağa.

11.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sermaye

Aldanmadayım ben gözlerimde dem
Varın imbiğinde var bulamadım
Dudağımdan çıkan tek şey sermâyem
Hesap ülkesine bâr bulamadım

Müthiş bir savruluş bekliyor varış
Tazecik gözyaşı ne de yakarış
Umut ülkesine öyle bir yarış
Dâvanın renginde fer bulamadım

Hurafeden sevap feni boş verdim
Elifi ebcedi nunu boş verdim
Edebi erkânı dini boş verdim
Gülün gülüşüne ter bulamadım

Kıraç tepe gibi çıplak avâre
Hüzzam okuturum gittiğim yere
Aniden gelirse sessiz tayyare
Düşündüm kaçacak yer bulamadım

06.03.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ses Vermeli

Yürüdüm adım adım,
Bekledim tedbir dedim.
Vasıtayı terke edip;
Aşksız ihtiyarladım.

Tasavvuf neyin dili,
Belki de aşkın hali.
Düşündünüz mü siz hiç,
Tedbir ve tekâmülü…

Neden böyleyim ben neden!
Zıtları cem edemem.
Seslenişi fark edip;
Ses vermeli seccadem.

20.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sesleniş

Liyakati unutup;
Basitliğe sarıldım.
Cürüm hesabı tutup,
Yalvardıkça yalvardım…

Velhasıl ifşa edip;
Geçmişi didikledim.
İdrakimi tüketip,
Seslenişi bekledim.

Sükût sırra vesile,
Seyir sırrın halidir.
Yaşar altın silsile,
Var edenin elidir.

11.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sessiz Mekân

O sessiz mekânda kimler durdular
Dolaştım kalbimle dokundum tek tek
Sessizliği bozdu loş çıtırtılar
Sandım yalan gibi gelip geçecek

Düşünüp daraldım insan ne demek
Bilmem ki ben neyim ben nasıl insan
Var mı babayiğit ölçüp biçecek
Ne söylesem ben boş Allah’a ayan

İstersen dinleme sende dolaş git
Birazda sen ağla benim yerime
Hayat bir perdedir vakit bir şerit
Hüznümü parçala gir içerime

16.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sessizlik

Muttasıl bakışlar yorgun ifâde
Veyahut müşterek sözlere varmak
Maksadı arz etmek sözden ziyâde
Melali anlatmak belki yalvarmak

Yine akşam yakın bilsen hayatım
Ölümlü geceyi sağıyor herkes
Vakit mışıl mışıl uyku bir atım
Derin bir ürperti sessizlik tek ses

Tesbih çekiyorum şeytana inat
Mısralar yol yürür uykular tekler
Şu mor dörtlüklerim kime emânet
Alnı seccadede birini bekler

26.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sevda

Hislerim huzura erer seninle
Anın derinliği içimde erir
Beni sarhoş eden o gözlerinle
Vuslat kanat çırpar ruhum dem verir

Belki de bendesin belki Irakta
Seni arıyorum yitik durakta
Hoş beni görürsün aynaya bak da
Bitiş ikliminde belki can verir

Söyledim ne varsa hisset yaz anı
Meçhule koşulmaz hasat zamanı
Kör topal laf ettim sözledim seni
Sevda çıkmazları aşka çevirir

09.08.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sevda Ateşleri

Şu sevda ateşleri
Ölümün gözyaşları
Hayat suyu bakışı
Duvaklıdır kışları

Etrafımda adamlar
Cıvıl cıvıl kuşları
Çığlık içime damlar
Mecnun ya da eşleri

Pek hüzün eşkin dibi
Çatık gibi kaşları
Surat aynı ben gibi
Tasa yağar yaşları

Bazen ne kadar yakın
Benle sobe taşları
Beni bana bırakın
Belki tâlih işleri

Şahittir zihnin köşkü
Şahit köşe taşları
Sarar kavurur aşkı
Kuğu gibi dişleri

Rengi renklerim tutmuş
Terk ettim üç beşleri
Kalbi kalbimi yutmuş
Düşlerimdir düşleri

16.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sevdiklerim

Kazılacak bir gün adım,
Ne diyecek sevdiklerim.
Yaklaşıyor adım adım…
He diyecek sevdiklerim.

Yüreğim var ellerinde,
Ye diyecek sevdiklerim.
Kalayım mı kollarında,
Yo diyecek sevdiklerim.

Namahrem hem helalime,
Na diyecek sevdiklerim.
Hazan düşer melalime,
Ya diyecek sevdiklerim.

Elvedâ der yâren canlar,
Ve diyecek sevdiklerim.
Azrail ve şadırvanlar,
Bu diyecek sevdiklerim.

Teker teker, birer birer,
Hu diyecek sevdiklerim.
Toprak rüzgâr ibrik su ver,
Su diyecek sevdiklerim.

21.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sevdim

İhlâslı güllerde sen varsın
yalnız senin kardeşliğin
damla damla yağan yağmurda
damlasında sen

okuduğum şiirdesin
mısra mısra satır satır
seni görüyorum her kelimede
ve hep sen varsın yalnız sen

seni kardeşim seni
yüreğini Hâk diyen ruhunu
yalnız seni bir tek seni
yağmuru bulutu gözyaşını
sevdiğim gibi

sevdim kardeşim seni
O’na yürüyen nemli gözlerini
ve baktığı yönü sevdim...

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt


Sevgi

Ne saltanat ne şöhret ben sevgiye meftunum
Sevgi aşkla doludur sevgi mâşuk yoludur
Sevgide var her hikmet sevgi benim efsunum
Sevgi vefa yoludur ve erenler hâlidir

Sevgi ile bürünen nadim eder zalimi
Sevgi ile yeşertti görmedin mi gülümü
Sevgi ile kazandık erenleri hilimi
Sevgiye ram olanlar insanlıkta âlidir

Sevgi ile bülbüller gülistanda ötüştü
Sevgiden cansız kütük sevgiliye tutuştu
Hem çöle sevgi indi zulmün bayrağı düştü
Deş toprağın karnını sevgi şefkat doludur

Sevgi ile tekevvün muhabbet ve sadakat
Sevgi vefa hoşgörü yolun buysa hakikat
Sevgi rahmet bezenir sevgi tüter kâinat
Başka söze ne gerek sevgi Hakk’ın yoludur

19.10.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Sevgiler

Her hâlim şikâyet inceden ince
Cürüm yudumlarım keşke deyince
Sözlerim misyoner akâid aksak
Vakti öldürürüm aşk gelmeyince

Ve ömrüm uzanır sebât değince
Ruhum yaprak döker başım eğince
Sevgilerim yoksul biryanım eksik
Bana gülmek haram sen gülmeyince

15.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sevgili

Mahremin bahçesinde hayâ ile diz dize
Yüreğime yürüyen nur sevgili isterim
Vuslatın ahengiyle, bana ait biz bize
Bakışını koruyan hür sevgili isterim

Kuğu gibi süzülen kâkülleri örtülü
Duyguları rengârenk ruhu bana örgülü
Sevdaları tılsımlı, tâ ezelden görgülü
Beni benle yaşayan yâr sevgili isterim

Tebessüm soluklayan, mest eden bakışıyla
Üfül üfül her lahza cenneti kokuşuyla
Güzelliği solmayan ruhuma akışıyla
Çözülüşe kapalı, zor sevgili isterim

Boğum boğum sevdamı yüreğinde hisseden
Seccademde gözyaşım, gözlerimde rakseden
Tutuşunca el ele yıldızlara akseden
Leyla’yı kıskandıran bir sevgili isterim

Yürekten o nağmeler vermem asla cihana
Hem gönlüme yavuklu hem yavruma nur ana
Sevinç-hüzün göz göze, yeminliyim Kuran’a
Başkasını görmeyen pir sevgili isterim

Cilve nedir istemem! İstemem ben işveli
Alev alev sokaklar kırıtırlar neşveli
Raksa gelmiş yosmalar Avrupa’dan şiveli
İffeti soluklayan nur sevgili isterim.

12.10.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sevgili Dediğin

Sevgili dediğin evden çıkınca
Yıldızları arkasından yürütür
Ejderhalar peşi sıra bakınca
Kem gözleri iffetiyle çürütür

Tomurcuk tomurcuk aşk taneleri
İkbâle çevirir virâneleri
Tennûreyi giymiş bahaneleri
Şefkatinde tüm renkleri arıtır

Yazgılar da onsuz sesler boğulur
Gülüşünde mürekkepler sağılır
Zülüfleri İnce ince dağılır
An gelir ki seneleri sürütür

Yüreğe dokunan yaprağı bilir
Taptâze tomurcuk toprağı bilir
Yanakta efsunu yaşmağı bilir
Sevgili var başkasına kırıtır

Sevgili var ûhrevi bir enginlik
Sahip olmak ne büyük bir zenginlik
Onlu yarınlara ektim dinginlik
Ar işvesi vuslat sarar eritir

19.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sevgililer Günü

Aşk satar pazarlıksız
Sevgililer günüymüş
Dikiş tutmaz arsızlık
Sevgililer günüymüş

Sevgi bizim aşımız
Eşimiz yoldaşımız
Susun rahat bırakın
Anamız baş tacımız

Sevgi huri melektir
Sevgi nurlu emektir
Sevgi sizde yoktur yok
Sevgi güldür çiçektir

Nerden çıktı bak hele
Bir gün diğer hergele
Üç yüz altmış kimindir
Bu sinsice kin hile

Sevgiliyi nettiniz
Reklam meta ettiniz
Lime lime iffeti
Sırtlanlara sattınız!

Ömer Ekinci Micingirt


Sevi

Ömrümün en baharı âşıklarsın narası
Takatimi eşeler duyguların yarası
Çile heceliyorum yangın dörtlüklerde var
Uğultuya bürünür gözlerimin karası

Ben hüzünler sağdıkça yağmur gülümser gökte
Hissiyatım toy düğün çok şey saklı yürekte
Mevsimin serinliği yer yer ters eser rüzgâr
Gidin bakın asılı hıçkırıklar direkte

Huzur besle micingirt O’na sergile varın
Sevi almadan vermek sevmek çocuktan nârin
Gerekirse dizüstü ona koşmak bir ömür
Muhâbbeti vuslatsa git yolunda öl yârin

Ömer Ekinci Micingirt


Seviyorum ki

Aşkın yumağına kelepçe vurdum
Yine de ben seni seviyorum ki
Sözü bıçkılayıp göğe savurdum
Yine de ben seni seviyorum ki

Hâlime muttasıl gözlerin var mı
Ve beni hisseden gizlerin var mı
He kurban diyecek sözlerin var mı
Yine de ben seni seviyorum ki

Yoklar tükettikçe var olup durdum
Kırık saat gibi kurulup durdum
Yordun kıyasıya yorulup durdum
Yine de ben seni seviyorum ki

27.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Seyahat

Şiir fısıldarım gittiği yere
Küfrü imha eder bazen gelgitler
Külfetsiz mahremsiz çok şey mahşere
Hedefe varanlar ölmez şehitler

Yusuf'a yakışır zindanlara ün
Ebedi istirahat kaderi süzün
Seyahat mezara gece gündüzün
Dilim kalpten kaçar şahit beyitler

Her devrin köpeği şâirin puştu
Önüme fırladı zincir kopmuştu
Sözü gıcırdatıp namussuz koştu
Yazsaydım yetmezdi kalem kağıtlar

Mektep kirletemez utanan yüzü
Kafiyeli duâ bozar temyizi
Tahsilde yok ise irfânın izi
Şeytana maymuncuk bütün öğütler

Ömer Ekinci Micingirt


Seyir

Kimi insan cennet kokar
Maneviyat nehir olur
Hâl pınarı kalbi yıkar
Akıbeti hayır olur

Tefekkürün güç ortağı
Varış vuslat âşk kucağı
Şehidimin al sancağı
Gülümsese hayır olur

Amel salih âşk tevâzu
İmân kemâl ahlak mevzu
Kardeş olur kurt ve kuzu
Bir acâyip seyir olur

Ömer Ekinci Micingirt


Seyret

Çoraklaşmış gamsızlarla
Bir arada kapkarayım
Çatırdıyor yolculuğum
Dur azıcık yalvarayım

Suç bende mi hepimize
Kendirleşmiş kirli düğüm
Taş yağacak tepemize
Gerçek midir bu gördüğüm

Hele gelin ey ahâli
Gözsüz doldu lâ dilinde
Taşıyamam bu vebâli
Kaldım günah ikliminde

Şiir değil benim gâyem
Bu dert beni tez boğacak
Gitti ömrüm ve sermayem
İfrit doldu kucak kucak

Hadi gardaş nerde gayret
Yoksa kalpte giremezsin
Tedbir-takdir arz et seyret
Seyretmezsen göremezsin

Ömer Ekinci Micingirt


Seyreyle

Hayret yok ise eğer
Sen kıt akıl delisin
Erenlik seyir meğer
Ve seyre perdelisin

Her şey seninle doğar
Ya diken ya gülüsün
Ne istersen o yağar
Marifet ekilisin

Hiç olmak çoğa değer
Hiç olursan velisin
Ne at gerek ne eğer
Sen artık ötelisin

04.06.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sezdirmeksizin

Mor yüzlü vahalar içimde saklı
Nedense geceler ağuşum üşür
Dua pınarım var yeşil yaşmaklı
Aklıma geldikçe kalbim büzüşür

Bir ben varım birde ufak bir ağaç
Birden çocukluğum aklıma geldi
Biri dürttü dedi gözlerini aç
Hasret çizgileri rüyamı deldi

Pencere ben ışık rüzgâr perdeler
Gözlerim mazide üst üste hüzün
Hızar gibi nefes göğsüm rendeler
Uyandım sessizce sezdirmeksizin

18.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sıcak Ellerin

Tüm zamanlar rüzgâr olup esende
Ben sana savrulup tutsam ellerin
Gözyaşlarım sakla ömür kasende
Hislerine katsan sussa dillerin

Gurbet hasret ölüm döndük inişe
Sonsuza sevdalı sevinç endişe
Salmıştım kendimi bütün peş peşe
Eyyûb-i sabrım yok uzat kolların

Duâ derinliğin içimde her ân
Şefkatle çarpıyor çocuksu sîmân
Ne gösterir bilmem şu zalim zaman
Ruhuma dökülse sıcak ellerin

Ömer Ekinci Micingirt


Sıdk

Gözlerim bulutlandı bilinmez tatlar tattım
Çıkıp geldi bir adam dedi sadık ol ahde
Sıdk hecesi olmayan mısraları fırlattım
Yaşlandıkça anladım, anladım her şey sahte

Aslında biliyorum bu zor oyun tek perde
Ve oyunun tasası beni düşürdü derde
Hoş tasanın ritmiyle beslenirim seherde
Beslendikçe anladım, anladım her şey sahte

22.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sıgara

Senden miras kaldı kör öksürükler
On yıl oldu şükür seni atalı
Dalga geçer doktor gelin çürükler
Doktor mu hatalı ben mi hatalı

Hınzır hınzır güler şımarık kovboy
Ambalaj tılsımlı jelâtin renk renk
Mazgallar zift dolmuş afişler boy boy
Sam amcanın zehri uranyuma denk

Boş ver abi diyor çek bir sigara
Yiğidin ölüm arpadan olsun
Kaç bin zehir taşır tek bir sigara
Listele kurbanlar körpeden olsun

Öldüren yüzgeçler içimi sarmış
Hücremde tek sağlam yer bırakmadan
Bir tek ciğer vardı pişmiş sararmış
Tütün estiriyor dönüp bakmadan

Bu ne bir rüyadır ne sırlı haber
Kendine benzetir yakar upuzun
Ocaklar inletir söner beraber
Atar kucağına atar sonsuzun

Para hırs baronlar sabah akşamlar
Tezkere karanlık her yer sis duman
Yarılmış göğüsler kesilmiş kollar
Frengi üretir satar durmadan

Ağu karışımı amansız güfte
Susun be köleler fetvalar uzun
İnsanlık celladı salgın aşüfte
Devir firavunun ve namussuzun

Sigaraya baktım birde mâziye
Düzmece izâhla emekleyerek
Ölüm kokusu var ölüm tâziye
Nefese vuruyor kalp tekleyerek

İnsanız hem madem yasak ne gerek
Acıklı tükeniş mevt bestesinde
Tükendi nefesim ellerim titrek
Dehşetli tablo var mevt ertesinde

Ömer Ekinci Micingirt


Sır

Yollar uzun dere yokuş
Nere Micingirt Micingirt
Koş yorulma kanatlan koş
Var’a Micingirt Micingirt

Vakit miât hesap tek tek
Çile gerek emek gerek
Candan öze demek gerek
Çıra Micingirt Micingirt

O benimle benimle sır
Zihnim yanık ruhum kısır
Kimler yandı son kaç asır
Sora Micingirt Micingirt

Mevzu uzun konu derin
Cilvesidir gam kaderin
Ezel ebed kafa yorun
Yora Micingirt Micingirt

Deş yaramı yaram azsın
Deşmez isen eremezsin
Sebat yoksa varamazsın
Yâre Micingirt Micingirt

31.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sırdaş

Bu hayat daima keder acının
Nasibi tedbiri harmanı yârım
Yarası bende yok aşk ilacının
Tıpkı mecnun gibi yoka duçarım

Seninle bir kefen olmak niyetim
Avam meclisinde dinle beni can
İnan tartışılmaz hüsnüniyetim
Sendeki ben var ya seni haykıran

Kim kimin sahibi dünün bu günün
Çokluğu terk ettim hiçliğe hiçe
Kalanı bana ver kısa ömrünün
Hayret seyir sükût ifşa iç içe

Farkında mısınız hep deli diye
Delinin halinden deliler anlar
Cürümü düşündüm döndüm geriye
İdrakten idrâke çarpan vicdanlar

Hep hüzün saklarım şiir deyim de
Hep acı üretir bendeki resim
Azrail bekliyor beni köyümde
Yüreğim çarpıyor zâr zâr nefesim.

Izdırâbım çok,derdim çok ama
O’nu bekliyorum gözlerimde yaş
Yönelişi düşün sakın ağlama
Bir Fâtiha oku tamam mı sırdaş

20.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sırılsıklam

Yüreğin eteklerine
çeyiz sandığı gibi
nikâhsızlığın terkisine fırlatırlar gözleri

Acılar pencereden aktıkça avuçlar dolusu
bir çift şiir yazarım hüznün kuraklığına
sırılsıklam

Kahrın kulesini dikiveririm
Azgın fırtınalara su rengi

Mısralar başa düştükçe
ölüm çırası yakarım ışıksız dehlizlere
horozsuz çöplükler ışıldasın

Dalaşırım suskunluğa
kuş atarım güvertelere uçsunlar dörtnala
umuda şafağa yarınlara…

Ömer Ekinci Micingirt


Sırtlanlar

Kalleşliğin sessizliği çığlıkları rehin alıyor
Yürekler katran ve nifâk tarlalarına
Tabut topluyor kandil
...
Sırtlanlar
Şehre
İndi…

Ömer Ekinci Micingirt


Sızı Kaldı

Yaktı beni yavaş yavaş
Aşk ıstırap sızı kaldı
Dört bir yanım acı telaş
Yüreğimde közü kaldı

Gece gündüz çok bekledim
Zaman mevsim itekledim
Tasa sattım gâm ekledim
Hüzün sitem özü kaldı

Sükût sinede pişecek
Hislerimle tutuşacak
Nurlu eller bitişecek
Sitem gitti nâzı kaldı

Sessiz solgun yana yana
Desenim gül rengim râna
Nere gitsem hangi yana
Yüreğimde yüzü kaldı

Hele yaklaş adım adım
Son sözlerin hatırladım
Yed-i beyza benim adım
O ellerin közü kaldı

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt


Siliver

Mihrâbı gizleyip iş mi haykırmak
Nice talihsizler çark edip gitmiş
Küheylan saatte tepinen ırmak
Vâdiyi yalayıp ark edip gitmiş

Söngün bakışların par par salıver
El açıp gizlice vecde geliver
İster ah de oku ister siliver
Nam nişan meçhulü fark edip gitmiş

İklimi sallıyor karanlık rüzgâr
Yaz kış ve ötesi birde sonbahar
Mevsimden ziyâde bende bir hâl var
Hüznüm tüm renkleri terk edip gitmiş

29.09.09 Bursa.

Ömer Ekinci Micingirt


Silsile

Letâif ordusu kalbi dilinde
Hele bir sabahla âşk kandilinde
Sırrına mazhardır teslim erleri
Nâzarı sâadet, gir menziline

Unut her şeyini Rabb'i unutma
Teslim et kendini esbap ta tutma
Yıktı tâğutları devrin pirleri
Oyun tek perdelik yabana atma

04.06.14

Ömer Ekinci Micingirt


Simav

Altıgen kubbesi Üzüm Pazarı
Nasuh Ağa Ece Sultanı vardır
Simavlı Nazife iffet diyârı
Dağ gibi çelikten vicdanı vardır

Çeşme kitabesi efsunlu mekân
Cennetten bir köşe adeta her yan
Nerde Halil Ağa okunsun ezân
“Lüplüp” bahçesi var, harmanı vardır

Terbiye edebi usul “yâren”i
Apayrı tebessüm derviş ereni
Rengârenk bir hisle anar vereni
Kuşatır elbette zamanı vardır

Bakışı Elazığ duruşu Bursa
Edirne’den Van’a Sinop’tan Karsa
Doğu güney batı nerde ne varsa
Usta şairleri, şöleni vardır.

Seyrettim Simav’ı manevi hazla
Eynali şifa aşk, raks eder nazla
Orkestra seslenir oynar niyazla
Büyülü iklimi Lokmanı vardır...

13.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sisi

Diriliş ve sabır imtihan türlü
Küfrün temsilcisi Firavuna eş
Abdülfettah ismi küfre mühürlü
Korku çığlıkları ondaki ateş

Esmalar yüz vermez görünmez olur
Gün ola görelim, muhkem hesap yap
Darbeci arsızlar erinmez olur
Her yerde bir Sisi her yer inkılâp

Masonik deyyuslar batmaz bu gemi
Sahipsiz sevdanın belki yanışı
Nasıl anlatsam ki ûlvi bestemi
Yakındır inşallah dalgalanışı

26.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sitem

Deşmek değil benim derdim yaranı
Seni yoruyorum yine bendeniz
Gölgeme değmişti masum gölgeniz
Gitti Leylâ gibi açtı aranı

Benim sitemlerim ezelden yanık
Senli uykularda sensiz uyanık
Rüyalar göresin gözlerime bak
Sonra el basayım gönder Kur’an-ı

19.03.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Siyah Diyâr

Bu gün siyah çalarım
Siyah çıksın sesiniz
Koşunuz kankalarım
Kim bilir nerdesiniz

Vicdan talip tesir et
Gaflet galip,esir et
Nefsi delip kusur et
En mühim yerdesiniz

Fitre zekât oruç tam
Bilmem nasıl anlatsam
“Hizmet nimet” intizam
Paylaşın kârdasınız

22.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Siyah Komşu

Bak siyah komşuda sütbeyaz ölü
Deyince nedense hepten sustular
Dünyanın vicdanı kumla örtülü
Sömüren vampirler pek deyyustular

Kefensiz kemiğe sarılmış ana
Nereye koyayım hangi vicdana
Dişleri bembeyaz bakar tavana
Yüreği körpecik kafatastılar

Hislenin azıcık düşünün bir an
İster kör ol, ister görme, ister yan
Ceset gördünüz mü hiç çırpınamadan
İnsanlık öldü be, gece astılar

Bilirim sözlerim, ağır sitemkâr
Sitemkâr olsa da hakkın izi var
Ya insan olalım ya da canavar
Kimler madenler de ölüm kustular

Haydi tülleniver ah alın teri
Sen hey kutlu yolcu inancın eri
Ve asrın idrakli çelebileri
Sizleri bekliyor o günden beri

23.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Siyah Perdeler

Yaş döken gözlere muhtacım her an,
Mühürlü gözlerin neşveler alır.
Yönümü çevirip silah dayasan
Ve ben de kan değil vicdan boşalır.

Ümitler gizlenip yeisler vursun,
Ölü gelgitlerim bir ömür boyu,
Siyah perdelerde beni bulursun.
Hep hiçte koşarım yalnız kopkoyu.

07.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Siyonlar

Mahpushaneleri sever piyonlar
Kurdun aradığı bulanık pustur
Silah depoları ve ispiyonlar
Kahpelik kalleşlik kime mahsustur

Sabır çekiyorum yerli siyonlar
Tetiği çentikle sonrada sustur
Kan ile beslenmiş atraksiyonlar
Alçak köle hâin kimi deyyustur

Ömer Ekinci Micingirt


Siz Hiç Ay Işığında Ağladınız mı

Siz hiç anne oldunuz mu Filistin’de
Buldozerler çeyiz sandığı ve baykuşlar
Ya kucağınızda körpecik Mahmut
Kıpkızıl kan ve şarapnel parçası
Ve gece üç
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında

Peki, siz Gazze’de ya Gazze’de
Üç aylık bebek bir nine
Çıldırdı mı hiç çırılçıplak yavuklun
Sarsılınca yer gök, iffet tarumar
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında
Peki siz hiç Beyrut’ta
Beyrut’ta tarla gördünüz mü
Cesetlerle ekili gül verdiniz mi
Sessizce, çiğnemeden
Ve sordunuz mu soracak kimse yokken
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında

Sahi sizin hiç Ebu Gureyb de
Boğazınıza urgan atıldı mı
Sürüklenerek sırtlanların ininde
Öldürün beni piçim var dedi mi
Zulmetin bağrında Iraklı nur
Siz hiç ay ışığında ağladınız mı

Seyrettiniz mi sırça köşkünüzden
Cam fanusta kan kokan misketleri
Düşündünüz mü davayı ve sarsılan vuslatı
Yüzünüzü zift bürümeden
Titredi mi soluğunuz ürperdi mi vicdanınız
Seherde sadece birkaç gece birkaç kez
Yatağından fırlayıp gecenin kör vaktinde
Karanlık yırtılırken hây
Sahi siz hiç ay ışığında ağladınız mı

Peki siz hiç düşündünüz mü
Bir akşamüstü muhteşem maziyi acı acı
Ve şimdi ve şimdi ölüden de betersin
Çoraklaşmış ufkunla tasasız ve vefasız
Garbın karanlık ve iğrenç tuzağını hazmetmekte
Yetmez mi bu kadar zillet! Nefsinin gölgesinde

Gelin ne oldu size, ey eşsiz millet
Gelin kurban olayım ümitsizlik yok hâşâ
Yeniden şahlanalım gözyaşına bürünüp
Hakka eşik olalım Rabbe âşık olalım
Ağlamasın Vaad’ler bayram etsin Mahmutlar
Kararmasın şakaklar coşsun mazi yeniden
Coşsun sevdalı gözler meltemler estirelim
Akın akın yetişsin tekrar beyaz atlılar
Sen çileli yiğit hislerine ne oldu
Ümit korku pür edep alev alev gözyaşım
Duygularım kördüğüm,utandım gözyaşımdan hây

Siz hiç ay ışığında ağladınız mı
Siz hiç ay ışığında ağla”ma”dınız!

28.06.2006

Ömer Ekinci Micingirt


Softalar Ve Sofralar

Kadeh bardakları birde hurma var
Riyâ öpücüğü resmi sofralar
Somurtkan simâlar yuvarlak sözler
Ah bağırabilsem susun softalar

Ene dökülüyor lâf arasınsa
Yer yer ifşâ ettim gâf arasında
Micingirt sessizce kaçmayı gözler
Şeytanlar gülüşür saf arasında

11.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Soğanlı

Bembeyaz kuşatmış ağır hatıra
Hüzünle diz dize yaslı Soğanlı
Ve bir acı destan sığmaz satıra
Kederli tasalı hisli Soğanlı

Orkestra ney sesi kuşlar ırmaklar
İç içe baş başa ulu kalpaklar
Efsunlu ağıtlar kardan konaklar
Ölmeden ölmenin aslı Soğanlı

Sormayın baş koyup acaba niçin
Ne desem bilmem ki o kısmı geçin
Yüzbinler buz oldu bir deli için
Mâziye haykıran Karslı Soğanlı

07.11.08 Bursa

Soğanlı, Sarıkamış yaylalarının bulunduğu bölge

Ömer Ekinci Micingirt


Soğuk Sesler

Sükûn sarmış benzimi, gurbet değil hengâme,
Hasret kemirir beni, kâbus çöktü enseme.
Duygularım karakış, keskin ayaz savurur,
Kefen kokusu iklim, kalbim küt küt küt vurur.
Bazen gurbet ötesi, hisler sarıyor yer yer,
Amansız yürüyorum biraz korku biraz ter.
Gösterişsiz edayla daldım sanki derine,
Zaman delik ben dertli bu dünyanın varı ne!

Şu gurbetin ardından gördüm ki her şey yalan,
Her bayramım bir matem, düğünler falan filan.
Bir ömür baştanbaşa, çile ve bilmeceyi…
Ümit korku beklerim mertek boylu geceyi.
Tezek yok ki gurbette, soğuk sesler duyulur
Nasır bilmez ellerde, hay huy ile yuyulur.
Gösterişsiz edayla daldım sanki derine,
Zaman delik ben dertli bu dünyanın varı ne!

09.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sokak Çocuğu

Gel beraber günlüğünü yazalım
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz
Hortumlandık affet bizi güzelim
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Sevimsizdir tırpanlanmış duygular
Dokunaklı bakışların vurgular
Sokaklarda kül çiçeği yavrular
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Sen gelirsin nere kaçsam gözüme
Gel bu akşam başını koy dizime
Köprü altı tükürüyor yüzüme
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Avucumda cürümlerim pürneşe
İnsanlık mı ölüyoruz peş peşe
Belirsizlik çuvallanmış kreşe
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Can yavrucuk köpek kadar korunsan
Karnın açtır bir yuvada barınsan
Sırça köşke! Tinerciysen, sorunsan
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Ne bakarsın amca diye soruyor
Konuştukça dudaklarım eriyor
Sen yat hele çarpık düzen sürüyor
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Yokun fakı ne yokum ben ne varım
Ürpertili gecelere efkârım
Uzaklaşır gözlerine bakarım
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Zengin çoktur zekâtını vermeli
Çözüm gerek devlet kafa yormalı
Şaşı gözler artık bunu görmeli
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Farkındayım ne kaybettik ne tuttuk
Bilmem yavrum şefkat nedir unuttuk
En kötüsü gözyaşları kuruttuk
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Ellerin çok isli bakışın acı
Deşildi çıbanım sensin ilacı
Ömer’e gardaş ol gitsin utancı
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Bıçkılandı ciğerlerim köz tandır
Ve sebep kim kalemleri satandır
Tükür söze mısraları utandır
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

21.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sokak Köpeği

Kemik düştü düşüne
Köpek bu ya işi ne

Köpek sarmış her yanı
Rahat bırak hayvanı!

Şatolar ve sunalar
Her odada fino var

Kangal asil cins köpek
Finolaşmaz gözü pek

Sen namuslu hayvansın
Namussuzlar utansın!

Medya patron ve hortum
Hortumlandım oturdum

Ve çirkef çark kuruldu
Gericilik soruldu

Plan gerek din yafta
Sisi lazım bu hafta

Hey ramazan mübarek
Gaflette orta direk

Tren bakar öküze
Öz kök denen köksüze!

Yalan-gerçek unuttuk
Elli yıldır kül yuttuk

Vicdan bonkör ben sağır
Taşınmıyor çok ağır

Simsiyah köle gibi
Yurdun gerçek sahibi

Çakal kızgın bu leşte
Silahşör çok kalleşte

Hem söyledi hem sordu
Esiyor korku sardı

Bu ne celal ne telaş
Su sızdı yavaş yavaş

Zikzak dümen yamuk çark
Talan bitti son durak

Deniz domuz devlet mal
Mezar hesap ve hamal

Hak -batıl, yalan-gerçek
İlelebet sürecek

21.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sokaklar

Nasıl oldu bilmem öyle bir anda
Yüreğiyle geldi taht kurdu birden
Rüya gibi aynı eşsiz cihanda
Kuşattı her yanım en derin yerden

Kaybetmek hissiyle hep nabzım durur
Vuslata erer mi acep bu rüya
Hep bazen zeytini bazen pembe mor
Dingin sokaklarda yattım uykuya

28.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Somurtuyorum

İhanetler ölüm kusar kudreti
Her bucakta ceset ye insan eti
Hakikatte nedir bu ihtilâl mi
Ölen katolik mi yoksa hilâl mi

Yangın hayasızca sardı namusu
Dipsiz kuduruyor dil oruspusu
İfâdem ziyânda İçimde cinnet
Sözlerim şımarık sen öyle zannet

Gömdüler ölümsüz de Allah kerim
Trajedi İslam ve muzafferim
Hiç duymayacağım yapmayın yorum
Dudakları büzmüş somurtuyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Son Dantelâm

İçime sensizlik çöker, yaralar.
Hasret yağmurlarI girer düşüme,
Yokluk eşya varlık başlar naralar.
Ayaz günlerdeyim gel de üşüme!

Renklerin buğulu, hislerim eşsiz
Son dantelâm; sen ki yaş ol yaşıma.
Kuşat gel ruhumu gizlice sessiz,
Tabutum geçerken gelme peşime.

14.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Son Mektup

Kurulan her pusu soysuza bayram
Neden bu soysuzluk neden diyorum
Benimle birlikte kızıyor kirvem
Ve büyük tuzağı düşünüyorum

Azgın fâhişeler mayın doğurur
Bu kimin vebâli namussuza sor
Ağu vadiler de düşeni vurur
Künye vuruldukça yer gök inliyor

Vatana son mektup yatan her yiğit
O anki coşkuya dokunma sakın
Mutlak vazedilen zamanlara git
Gel gel duyacaksın o gün pek yakın

Ömer Ekinci Micingirt


Son Söz

Sevgi helâl lokmalarda yetişir
Hakikat bir dâvâ birdir kıble bir

Şuursuzluk ülkemde mi kalacak
Kirli asrın dudakları kirdir kir

Sağ sol Laz Kürt kime oyun oyuncak
Kitapsızlık emzirildi çek tekbir

Gerçekleri gizlemek ne ilkellik
Şiirlerin namusu var tefekkür

İrşat irfan masadadır inanç yoz
Tekbir tekbir tekbir “Allahûekber”

Ömer Ekinci Micingirt


Son Türküm

İlham çiçekleri ek
Turuncu türkü söyle
Mısralar aksın tek tek
Ruhum köpürsün şöyle

Benim son türküm olur
Vuslat denilen şeyle
Dört biryanda duyulur
Zâr zâr inleyen neyle

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sonra Git

Gel hele yitiğim sana ne oldu
Ay yüzün çevirme dur bak sonra git
Bu can sensiz mecnun, perişan oldu
Bambaşka yastayım gör bak sonra git

Yanıyor yüreğim fecir tutuştu
Varlığım virane baykuş ötüştü
Bendeki hüzün aşk dillere düştü
Bir kırık besteyim sor bak sonra git

Görüyor gibiyim pâr pâr nazını
Ne kadar mahzunsun göster yüzünü
Büyü giz iç içe, sakla gizini
Bambaşka histeyim bir bak sonra git

Ömer Ekinci Micingirt


Sonun Uğultusu

Yine akşam geldi silindi sözler
Karanlığın eli değdi elime
Donakaldı yere bakan yıldızlar
Bıraktım kendimi kendi hâline

Çapsız düşünceler beynimi yuttu
Aklımı başımdan aldı adeta
Sonun uğultusu sırtımdan tuttu
Alnıma cürmümü çaldı adeta

Kimler heder oldu kimler gayrette
Batılın sesleri gelir derinden
Elim şakağımda zihnim hayrette
Kaçarım riyakâr eşiklerinden

Mevsim sönük tıpkı kefen beyazı
İçim imge dışım deli sevinci
Geçmişe kaydettim yine bu güzü
Gelecek anlar mı vaktin bilinci

Olmuşum virâne rüyâ sürüyor
Aksak bakıyorum yaban el gibi
Her sabah kaç sâla getiriliyor
Bak yine gerildim yüzüm kül gibi

Ömer Ekinci Micingirt


Sosyoloji

Merhum Meriç polemiksiz buyurmuş
"Sosyoloji bir buhranın çocuğu"
Mihrâkının tatbikini duyurmuş
Keşfedilen burjuvanın buyruğu

Liyâkat mevt kepâzelik hükümran
Hayranlığın fuhuşatı sonsuzdur
Alafranga milli der mi hür vicdan
İrfân Zerdüşt sanatkârlar yönsüzdür

Yalanları hakikatın her âyet
Keşişlerin oyuncağı tüm herkes
Papazlara parsellenmiş hidâyet
Donkişot'lar materyalist mukaddes

Ömer Ekinci Micingirt


Söğüt

Mevsim hüzünlü
hava gamlı ve ihtişamlı
mahcup oluyorum ruhuna fatihe okurken
sözcükler düğümleniyor kuyulu mescit’in kıyısına
ciğerim sökülüyor hamidiye camisine

Ve tercümana sus verirken
ah abdülhamit han âh
çelebi mehmet hamidiye idadisi
ve arma

Eşini kaybetmiş onsekizlik gelin gibi
camisiz minâreler
mahzun bir o kadarda gururlu
kaya üzerindeki kuru ağaç
eylül gibi hazan

Hayallerim kırılgan iki yanım güz gibi
söğüt ciğerim kalbin ruhum
mâzideki sevgilim

Ne desem ki ben ne desem
dursun fakihi tenhâ tepe
ve aylardan mayıs

Unutur muyum sizi unutur muyum
öyle tuhafım ki paramparça

Mübârek kelimesi ne çok yakışıyor
bilecik ve söğüt ismine
savcı beyler gündüz beyler
şeyh edebaliler ertuğrulgaziler
osmanlar orhanlar ey mubârekler
hey mübârekler
hey…

11.05.14 söğüt

Ömer Ekinci Micingirt


Söylemem

Yediğim ekmeğim içtiğim susun
Gizledim hislerim bilirsin diye
İsminin manası işte sen busun
Özlem tutuşturdum gelirsin diye

Dünya ve âhiret varlığın kolu
Ömrüm duvarları hüzünle dolu
Vefa imbiğinde sevginin yolu
Saldım kuytulara alırsın diye

Meryem ve Fatıma sen sende ara
Kabuk sıyırıyor bendeki yara
Usulca başımı vurdum duvara
Sakladım yaşımı gülersin diye

Yaşadığım kadar saniyem ayım
Ne düştü bahtıma hep ayaktayım
Belki de bir şifa aramaktayım
İlacı olmayan delirsin diye

Ben hüznün dervişi sen dizim feri
Adına boyattım yastık minderi
Elli yıl hesap et vardığım yeri
Kahrımı söylemem ölürsün diye

Ömer Ekinci Micingirt


Söyleşi

Kırılgan geceye gövde yayılır
Derbeder hayaller zihin karışır
Bu tür söyleşiler candan sayılır
Günahkar halimle keşke yarışır

Ağız dolusu bil bendeki zarı
Yusuf yüzlü nesli iyi bilirim
Ateşin düştüğü kor intizârı
Korkusuz andıkça irkitilirim

11.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Söz

Çok bilenler az konuşur
Ve etkili öz konuşur
Dil ve sözü cem eyleyen
Zihni yoran söz konuşur
Yalnız sükût köz konuşur

Hakikat bir berrak sâde
Çok şey gizli irâdede
Taptuk ile tam eyleyen
Yunus olmak bu caddede
Veysel ölse saz konuşur

Aklın dili önce niyet
Doğru söz âşk ebediyet
Tefekkürü dem eyleyen
Erenlerde hâl ciddiyet
Nâzar eyler göz konuşur

Ömer Ekinci Micingirt


Sözden Ziyade

Sükût öğütleyip hedef aşlamak
Sanatı hikmeti sıdkı düşlemek
Söz güzeldir söz var sözden ziyâde
Hâlde kelâm edip ruha işlemek

Bâzen bin nâsihat zihni taşlamak
Boğum boğum dehâ dili dişlemek
Ruhun terbiyesi İster hâyâ de
Fikrin her zaferi tekrar başlamak

Ömer Ekinci Micingirt


Sözlerim Yarım

Gözleri elimde yüzü gam sağdı
Kar yağan yürekler birde ben varım
Ağrıma tuz basıp cürümler yağda
Belki tamamlarım sözlerim yarım

Yüzüm hep dökünük dilimde sesi
Geceler yırtılır his gelir her an
Ölüm derinliği gelen nefesi
Yağmurlu bir yokluk karşımda duran

Bir de ceylan gözlü çirkinler gördüm
Adeta yıkılmış izândan çoğu
Boşluğa bağırdım bağırdım durdum
Mazgala terk etmiş gitmiş çocuğu

Çok şey icat ettik bilmem ki niye
Aklımda başka şey içimde sızı
Usulca bakarım utansın diye
Sustu celallendi izzet hırsızı

Fikirler tanımsız öldüren zehir
Kederden mevsimler hüzün vakitler
Aşkı düşündükçe eriyor şehir
Sokakta sevişir küpeli itler

Ömer Ekinci Micingirt


Sözün Kısası

Hakikati gizleyip katırlara at dedi
Güneşe şaşı bakıp gölgeleri sat dedi
Hep gerçeğe muhalif iradeyi güldürüp
Mâziyi perdeleyip konuyu kapat dedi

Başladı münakaşa ne söylersem yut dedi
Vuslat nedir sorunca böbürlenip git dedi
Rest çekip bekleyince bedbaht adam çıldırıp
Sahibine bakmadan hınzır bana it dedi

Dürtüleri boşlukta hâlâ şerri tut dedi
Şirki şirkle boyayıp sonsuzluğa put dedi
On dört asrın ruhunu tozlu rafa kaldırıp
Uzun sözün kısası uyu uyu yat dedi

09.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sözün Özü

Ömrü vurdum yerlere hayal gerçek gülerim
Fırtına gülüşlerim terkisinde karakış
Ve alnıma kazınmış bozgun düşüncelerim
Artık bir yol ayrımı gece ben ve yakarış

Vurun havarileri toplayın dürzüleri
Medeni puştlukları bir kenara atamam
Namus para sermaye dalkavuk övgüleri
Gözleriyle yaşayan gözsüze anlatamam

Sevgi niyâz aşk namaz nerde hadi be sende
Beden ve organlarım kurşun gibi şer şerde
Üfürürüm körükte ve aklım değirmende
Sözün özü yakarış tevbe af yok mahşerde

Ömer Ekinci Micingirt


Srebrenica

Garbın köpekleri ve İslam yurdu
Temsil muvazene yönü kaybettik
Cesetler yığıyor şer sunuyordu
Âh cihât şuûru dünü kaybettik

Hayasız pençeler kızgın derece
Ölüm yağıyordu ölüm o gece
Kokuş kadehleri azgınlık nice
Bin yıllık kılıcı kını kaybettik

Srebrenica kin ağu bıraktı
Türkistan Filistin Irak can yaktı
Bosna’ya koşanlar çark edip baktı
Vicdanı izânı şanı kaybettik

Ağlayın utanın gizli ağlayın
Mâziyle diz dize sözlü ağlayın
Vicdanı titretin özlü ağlayın
Kapital vâdide kanı kaybettik

Dipsiz kör kuyular mevt dünya sağır
Ateş yağıyordu ateşten ağır
BirLEŞmiş milletler bağır ha bağır
Sebep çok uhrevi yanı kaybettik

Aliye benim ben yarası benim
Gözleri gözlerim teni bedenim
Bu mahzun ağıtı çalma nedenim
Hudutsuz bir çöküş O’nu kaybettik

Izdırap fışkırır toprağı deşin
Kan kokar dağ bayır bacı kardeşin
Dönüşü var mutlak bu ters gidişin
İrfânı idrâki feni kaybettik

Sömürü gözyaşı kan ilikleri
Vampir Avrupa’nın gündelikleri
Biter mi Haçlı'nın kahpelikleri
Cihâdı unuttuk kini kaybettik

21.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Su

Su nurdan çağlayan rahimde çocuk,
Derelere sevda ırmaklarda su
Kâinat döşeli şehir köy bucak
Ezelden ebede aktı akacak
Şirin olup yandı parmaklarda su

Mevsimlere koşar gece ve gündüz
Maverada bulut yapraklarda su
Ağaçta kırağı musâllada güz
Su ışık su tekmil su yetim öksüz
Yüreklere umut topraklarda su

Ahenkle gülümser lâtif nefesi
Alev alev yanar dudaklarda su
Yanık bestelerde mâna su sesi
Hasretle iç içe dağlar herkesi
Dövünür dolaşır yataklarda su

Yıkanır ölüler paklanır sağlar
Kederde neşede laklaklarda su
Zülüfte ıslanır gözlerde ağlar
Ateşte alışır gazapta dağlar
Alt alta üst üste yapraklarda su

Kurak sinekere sen yaramazsın
Gözyaşım olsan da yanaklarda su
Hüznümü yoklayıp hiç aramazsın
Yetiş “ab-ı hayat” deş yaram azsın
Fıçıyla boyanmış konaklarda su

Su hikmet su idrâk cennette ırmak
Firdevs’in cilvesi şakaklarda su
Su sitem belki de hedefe varmak
Keşfetmek yeniden âşkı haykırmak
Ne müthiş musiki şafaklarda su…

07.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Su Gibi

Sen her daim sitemkâr sarıl iklimine sal
Gülüşlerin şevkiyle uzatıver ellerin
Gecelerin gergefi senle bitimsiz masal
Sen nadide sütunu örtülü güzellerin

Çakırkeyf sokaklarda kalk gör ben yürüyeni
Perişan gecelerim suskunluğumdan belli
Avuturum zamanı sevgisiz sürüyeni
Yaş damlamış gözüne teselliler besbelli

Taptazesin su gibi ışıkları vuracak
Her bakışın yepyeni rengârenk semâvîdir
Ömür bize yeniden bir ömür doğuracak
Ve seninle birlikte bir ömür masmavidir

Ömer Ekinci Micingirt


Suç Ve Kabahat

Koruyan besleyen, uyuyanda var
Zevk-i şartlanmalar ne acı resim
Kurdun iştahıdır uyuyan davar
İdrâk nispetinde var yok merasim

Ölümlerle seviş seyret derinden
Sonuç birkaç okka mezar taş duvar
Usta eserinden aslan yerinden
Beni şu çok gülen haydutlara sor

Söyle ağlamaklı kaç resim kaldı
Beyne hükmedemez, kaygısız rahat
Koskoca adamlar tek tek alçaldı
Yönelişin adı suç ve kabahat

15.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sûfî

Sûfî kalpler sükût tattır
Ve tasâvvuf hakikattir
Fâsıklığın lüzumu yok
Ahlak ilmi ibâdettir

Sağlam imân züht ve tevhit
Yaratan O İpini tut
Ârif desem hazımı yok
Hakk yolu tek O’dur Ehâd

Ömer Ekinci Micingirt


Sufi Gözlüm

Neden beni süzüyorsun
Hele söyle gel kadınım
Mor menekşem ne diyorsun
Bakma öyle gül kadınım

Sen akasya sen açelya
Her tarafın gül petunya
Sarmaşığım ben dedin ya
İnsaf eyle ol kadınım

Rengârenksin şelalesin
Sen yasemin sen lâlesin
Çiçek misin yoksa nesin
Niyâz eyle sol kadınım

Solukların hanımeli
Nergis zambak işlemeli
Zarafete ne demeli
Gül farz eyle gül kadınım

Gül pembede gonca sende
Nakış nakış her desende
Leylâk olup gelmesen de
Elif olup gel kadınım

Anladın sen melâlimi
Harâm etme helâlimi
Sûfi gözlüm tut elimi
Tut naz eyle kal kadınım

Sende saklı tüm dilekler
Menekşeler kelebekler
Gel Ömer’e hâla bekler
Ne beklersin gel kadınım

12.03.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Suizan

Ham hayalle bir ömür sahibine bakmadan,
Takılmış görünüşe gırtlağında sûizan.
İffet hayâ namus ar şahsiyet bırakmadan,
Düşünmez ki hesabı, ne hesap var ne mizan.

Hem çileli oyunda bütün kapılar açık,
Ne gerek sûizana yüz yüzeyiz apaçık,
Öteye bak Micingirt akıllı ol azıcık,
Kazanmanın mantığı hüsnüzandır hüsnüzan.

02.03.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sultana

Seher coşkusuyla vakte bakmadan
Çile terkisinde zamana yürü
Sabrı kanaati aç bırakmadan
İzâna irfâna imâna yürü

Sağında solunda çizilmiş vuzuh
Yaşamlar arası ham fikir ham ruh
Nefsin avlusunda yığınlar güruh
Yeniden doğuran mekâna yürü

Azgın fırtınalar avuçlarıma
Vurdukça varoşlar ta uçlarıma
Susuşlar beslerim sonuçlarıma
Lokmanı hatırla dermana yürü

Yüreğim göklere döndü bu gece
Yaşamın gayesi aşktır tek hece
Kul olmak ne müthiş sonsuz derece
Terk eyle çokluğu hiçliğe yürü

Ömer Ekinci Micingirt


Sultanım

Sultanım / Durak

Aklı irâdeyi attım da geldim
Cürümler önüme geldi sultanım
Gâm keder üzüntü sattım da geldim
“Keşke”ler yârenim oldu sultanım

“Veliyyen murşid┠sevginin bendi
Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi
Siz ümmete ışık, ümmetin dini
Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani

Ümmet sizinledir kovsanız bile
Bu hayat bir hâyal belki aşk çile
Hakikat hâl ile gelmiştir dile
Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım

Sizle idrâk ettik yüce divânı
Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani
Kulluğun ziyneti gözyaşı anı
Gönüller sultanı İmam Rabbani

Dirilten deryâya daldık sizinle
Çilenin zevkini aldık sizinle
Aşk ile hizâya geldik sizinle
Sofiler Şems’ini buldu sultanım

Vereni görmekte zikreden beyin
Hikmet ehli sizler ârifi billah
Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn
Teslim abidesi Seyyyit Abdullah

İrem bahçesi hû, dirilten bahar
Keşke nidâları peşinden rüzgâr
Küfrün gayyâları hâşâ ne arar
Rahmet bulutları saldı sultanım

Aşk bir yanıştır hay! Varır Allah’a
Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı
İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha
Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi

Gayrisi aslında şeytana secde
Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde
Siz hakka giden yol tövbe var hac’da
Hüznün deryasına daldı sultanım

Doldur sofi çayı oku ilahi
Hâl makama göre yönel fıtrâta
Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi
Şeyh Fetullah rehber hak hakikate

Gerçek bu, ben beni arayamadım
Bilmem ki ömrümü nere yamadım
Kendimi kendimden koruyamadım
Şefkat nazarıyla güldü sultanım

Tasavvuf yol töre teslimiyet din
Başkası aslında bir yalan handır
Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin
Lütûftur Haznevi bize ihsândır

Lütûflar ihsana emeğe gelir
Kimisi çorbayı yemeğe gelir
Kimisi pişmanım demeye gelir
Âh, yine gözlerim doldu sultanım

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem
Cezbeler uçuşur aşk çeşit çetit
Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim
Seyyidim Sultanım Muhammed Raşit

Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum
Semâvi bahçede besleniyorum
Senli hatmelere yaslanıyorum
Gözüm yollarında kaldı Sultanım

Sır ifşâ zân cürüm sizlere ayan
Gavs-ı Sâni Seyyit Abdulbaki cân
Cân sultanım can yoluna kurban
Siz yokken kâinat çöldü Sultanım
Hak geldi ve batıl öldü Sultanım

Ömer Ekinci Micingirt

Sultanım / İzmit

Aklı irâdeyi attım da geldim
Cürümler önüme geldi sultanım
Gâm keder üzüntü sattım da geldim
“Keşke”ler yârenim oldu sultanım

“Veliyyen murşid┠sevginin bendi
Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi
Siz ümmete ışık, ümmetin dini
Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani

Ümmet sizinledir kovsanız bile
Bu hayat bir hâyal belki aşk çile
Hakikat hâl ile gelmiştir dile
Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım

Sizle idrâk ettik yüce divânı
Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani
Kulluğun ziyneti gözyaşı anı
Gönüller sultanı İmam Rabbani

Dirilten deryâya daldık sizinle
Çilenin zevkini aldık sizinle
Aşk ile hizâya geldik sizinle
Sofiler Şems’ini buldu sultanım

Vereni görmekte zikreden beyin
Hikmet ehli sizler ârifi billah
Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn
Teslim abidesi Seyyyit Abdullah

İrem bahçesi hû, dirilten bahar
Keşke nidâları peşinden rüzgâr
Küfrün gayyâları hâşâ ne arar
Rahmet bulutları saldı sultanım

Aşk bir yanıştır hay! Varır Allah’a
Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı
İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha
Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi

Gayrisi aslında şeytana secde
Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde
Siz hakka giden yol tövbe var hac’da
Hüznün deryasına daldı sultanım

Doldur sofi çayı oku ilahi
Hâl makama göre yönel fıtrâta
Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi
Şeyh Fetullah rehber hak hakikate

Gerçek bu, ben beni arayamadım
Bilmem ki ömrümü nere yamadım
Kendimi kendimden koruyamadım
Şefkat nazarıyla güldü sultanım

Tasavvuf yol töre teslimiyet din
Başkası aslında bir yalan handır
Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin
Lütûftur Haznevi bize ihsândır

Lütûflar ihsana emeğe gelir
Kimisi çorbayı yemeğe gelir
Kimisi pişmanım demeye gelir
Âh, yine gözlerim doldu sultanım

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem
Cezbeler uçuşur aşka varınca
Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim
Celâl ehli demiş, Şâh-ı Arınc’a

Yeryüzü gökyüzü, kışı, yazı var
Kâinat mührünün sizde izi var
Ve Hakk’ın perdesi, gönül gözü var
Erenler ölmeden öldü Sultanım

Aşkı sizle tattım öptüm Kurân-ı
Tevbe diriliştir Elhamdülillah
Nakşibend reisi Hazret Nurani
Kutbul arifin sen Ya Hikmetullah

Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum
Semâvi bahçede besleniyorum
Senli hatmelere yaslanıyorum
Gözüm yollarında kaldı Sultanım

Ömer Ekinci Micingirt

Seyda’mı

Vahdetle yeşeren Hak’tır niyeti
Tarike yol etmiş hâdis âyeti
Asla tartışılmaz hüsnüniyeti
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Hatme vird koynunda duâlar akar
Duânın apayrı şehrâyini var
Kör topal el açtık kabul eyle Yâr
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Şâfi sen şifâ sen var eden sensin
Öldüren dirilten yaratan sensin
Yâreni yarına yâr eden sensin
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Onsuz biz neyiz ki bizden bihaber
Eren eriyenden közden bihaber
Takdirden tedbirden özden bihaber
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Ömer Ekinci Micingirt


............................................................


Kapındayım

Vuslat takdirine ermekse şâyet
Yaşam süresince dosta itaat
Vefa fedakârlık ölümsüz sanat
Keşke biriktirdim sultanım himmet
Bütün varlığımla yolundayım hem
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Büyülü bu meydan efsunlu adet
Evler aşk meclisi sevda ibâdet
Bu nasıl bir yanış bu ne celâlet
Âşıklar elçiler ezel ve ebed
Bütün varlığımla yolundayım hem
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Gözyaşı ırmağı renk renk icabet
Vuslat yolcuğu başlar mı kısmet
Teslimde aksağım sultanım affet
Sendedir her desen sendedir saffet
Bütün varlığımla yolundayım hem
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Gözlerim avluda âhengi mabet
Cezbe nağmeleri hu hu şehâdet
Gölgene yaslanan her can selamet
İster halvet eyle ister selam et
Bütün varlığımla yolundayım hem
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Evlad-ı resul siz, siz nurlu ümmet
Sizde o pak kalpler sizde mürüvvet
Sizlerin sükûtu derin muhâbbet
Sizde sıdk sadâkat sizde kerâmet
Bütün varlığımla yolundayım hem
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Cezbeler hıçkırık sükûtlar naat
Tövbeler gözyaşı hatmeler rahmet
Sohbete geçilir başlar sahavet
Ey asrın güzeli sultanım heyhat
Bütün varlığımla yolundayım hem
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

24.02.2014 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sunam

Gülistanda seni gördüm
Hayellerim bezer sunam
Turnalardan haber sordum
Ceylan gibi gezer sunam

Soğanlı'dan haber saldı
Sinemi kor ateş aldı
Sunam benden ayrı kaldı
Sessiz mektup yazar sunam

Ben gurbette sunam orda
Kavuşmamız sanki zorda
Az ötede vallah darda
Sensiz yaşam üzer sunam

Yok, olasın kara sevda
Ben ellerde sunam evde
Rüya gibi kuşat sev de
Bala şerbet ezer sunam

Sunam oldu nurlu ana
Üç kuzucuk verdi bana
Şükür ettim Yaratana
Dua ile bezer sunam

Derken canım Sultan yazar
Ruhu yüreğimde gezer
Ya kavuşmak ya da mezar
Belki ağıt dizer sunam

Ömer Ekinci Micingirt


Sungur Ağabey

Ey vefakâr insan gençlik seninle
İçimde hasret var ıstıraplar var
Nice dağlar aştı bu yol derdinle
Dön geriye seyret kimler bâhtiyar

Fatih mahşer yeri dün sabah erken
Güneşte hararet bulutta sükûn
Diyânet reisi helâllik derken
Bambaşka efkârda yine ben bu gün

Seccadem çöl gibi yüreğim tipi
Ahu zâr başladı hemen peşime
HasbinAllah dedi yolun sahibi
İstikâmet verdi yakarışıma

Bir ömür hasretle ölünceye dek
Davayla birlikte ömrü billah nur
Sonsuzluk azmiyle onla beraber
Koştu üstadına Ağabey Sungur

04.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sunuyorum

Sanıyorum
Sırtımda koca dağlar
“Ağlarsa anam ağlar”
Sanıyorum

Yanıyorum
Yan yandıkça yeşerir
Ruhum mum gibi erir
Yanıyorum

Anıyorum
Mâzi sükûnla dolu
Ve gözlerim buğulu
Anıyorum

Kanıyorum
Dört yanım şehit sesi
Öte ve endişesi
Kanıyorum

Donuyorum
Buz kesilmişim meğer
Duyularım yanıyor
Donuyorum

Kınıyorum
Şehvet yüzlü heceler
Edipsiz dereceler
Kınıyorum

Yonuyorum
Duyguyu en yerinden,
Ağır ağır derinden
Yonuyorum

Sunuyorum
Ben ve nefsin atını
Şiir mehâbetini
Sunuyorum

17.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Suriye’de

Sefil dünya ciğerleri paralar
Namussuzlar, Suriye’de işi ne
Kan kokuyor petrol dolar paralar
Namert gerek tepinerek eşine

Göğsümdeki imanımı sağarken
Gülemem ben kardeşlerim ağlarken
Ah Osmanlı huzur vardı sen varken
Gözyaşlarım hayıflanış peşine

İslam yetim İslam öksüz yol harap
Sebepleri kahhar eyle yık ya Rab
Tufanları sağnak sağnak tatsın garp
Ebediyyen rastlanmasın eşine

Ömer Ekinci Micingirt


Sus

Ağlama yaş döküp gözlerine yük
Fısıldayan köhne zamanlarda sus
Sükûtun ahengi tatlı bir ufuk
Şafağı inleten kemanlarda sus

Umut huzmeleri her gece çeşit
İçim çağıldıyor kulak ver işit
Geçmişi hatırla derinlere git
Ayazlarda konuş yangınlarda sus

Ömer Ekinci Micingirt


Sus Bülbül

Sabır yangınında vuslat var ama
Bilmem daha nasıl kalabilirim
Ötme bülbül ötme değme yarama
Belki kokusunu alabilirim

Her seher her seher sesleniyorum
Hicran katarından besleniyorum
Yakıyor ötüşün hisleniyorum
Seni de sevdaya salabilirim

Ağardı saçlarım verdim ecele
İster ezber oku ister hecele
Ezanlar okunur işim acele
Görünce secdede ölebilirim

Fecir büyülendi bak yavaş yavaş
Yüreğim sancılı gözlerimde yaş
Belki de vuslat var ağla arkadaş
Bir tatlı rüyada bulabilirim

Renksiz gecelerde bekleyip durdum
Kalbin hu hû’ları cezbeye vurdum
Yüksek hayalleri seninle kurdum
Senli sevdalarda gülebilirim

Hem yüce ruhlarda gözyaşı bâde
Ben ise elemli ziyâdan geda
Vallâhi edemem derdim ifâde
Hüznün güllerini bilebilirim

Hele anlatıver yok mu var mısın
Sükûn mu efkâr mı ahuzâr mısın
Kurbanın olayım duyuyor musun
Uzaktan el salla gelebilirim

Şu öksüz garibi unutma sakın
Çok şeyin fethidir senin firâkın
Nihayet muştusu o gün pek yakın
Bir damla gözyaşı olabilirim

12.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Susadıkça

Yaşlı bir çınar gibiyim susuz kalan
Karanlıkta üşüyen
Dallarım çıtkırıldım
Alnından öptüğüm yağmur nerdesin
Dibimde namussuzlar
Tepinir nâra atar
Gölgeliklerimi ezer
İnadına kadeh vurur

Şerefe der
Ben susadıkça
Şerefe dostum
Hangi şerefe
Gövden pek doğurgan
Ve gözlerin soğulmuş
Tıpkı ikiz anası kalp atışların

Yüzün kırık tabut
Bakışların korkusuz
Dört mevsim ölüm sağıyorsun
Farkında mısın be adam

Cigara haraç, idrak ezelden mahpus
Şişelerin ırgadı gel hele
Reva mı böyle
Duyuyor musun?

20.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Susma İstanbul

Sevdalı gönlümle geldim kapına
Serkeşhane bakma öyle İstanbul
Meftunum muştuna kutsal tapuna
Derdin nedir susma söyle İstanbul

Ağlatma İstanbul piştim kavruldum
Mecnundan Ferhat’tan beter savruldum
Takatim tükendi sustum devrildim
Yarama tuz basma, söyle İstanbul

Ekinci biliyor derdini amma
İzahı karışık biraz muamma
Yeniden Fatihler doğurmaz sanma
İçim yanar küsme,söyle İstanbul

Beste: Ramis Ekinci - 2013

....................................................................

Nebi'nin gözdesi İslam'ın mülki
Vefanın belgesi şehr-i hakiki
Sokaklar berduş-sa suç bende mi ki
Kaşın çatıp esme söyle İstanbul

Haliç durgun akar gözlerinde yaş
Bu ne tasa gamdı böyle arkadaş
Aklım boğuluyor duruşun ayyaş
Gözyaşını kesme söyle İstanbul

24.03.2006

Ömer Ekinci Micingirt


Susun

Artık susturdum onu
Nefs ya bu ulur meler
Ölmek doğmanın sonu
Ateş ve pervaneler

Hayret kutsal şey demek
Ondan hep ayaktayım
Var mı O’na dönmemek
Sorup aramaktayım

Başlatın hu huları
Silkelenmek ne çok zor
Öldürün tutkuları
Susun başım dönüyor

08.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Suzan

Bahtın cefa imiş iffetli yüzün
Yanar yâr aşkıyla oylanır suzan
Resimler silindi hatıra hüzün
Selamda huzursuz şeylenir suzan

Söyle kurban öyle neden durgunsun
Kendinden geçmişsin sanki yorgunsun
Biz kardeşiz artık kime vurgunsun
Yüreği tarumar söylenir suzan

Yılları unuttu gönülden ırak
Kurban hem kardeşiz gururu bırak
Periler cinlere çaldır çıngırak
Gördüm ki bebekle eğlenir suzan

Biz aynı kilime farklı nakıştık
Kelamlar eyledik dostça bakıştık
Kaderde böyleymiş böyle yakıştık
Çileli hüzzamca neylenir suzan

Gerçeğin közüne ateşmiş suzan
Mevsimin kuğusu tutuşmuş suzan
Çorbası duâlı yetişmiş suzan
Afiyet deyince köy'lenir suzan

Hiçbir hesabım yok suzana değer
Aşkım sana değil Mevla’ya meğer
Çevirme selamı verirsem eğer
Selamı verince yaylanır suzan

29.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sükûnet

Yalnız iklimlerin suskun kadını
Cezbe avlusuna yazdım adını

Saçların tütsülü yüzün Mevlevî
Gözlerin işvesi yeşertmiş evi

Humâ kuşu gibi her kanat çırpış
Vuslat rıhtımında yâra göz kırpış

Dökül sükûnetle beyitler derle
İmgeler seslendir musikilerle

19.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sükût-u Lisan

Kimi arıyorum kime varmışım
Dışım karışıklık içim hafakan
Nutkum tutuluyor zonkluyor başım
Görünür bir ışık bilmem ne zaman

Ölümün vaktine sözlerin kalır
Tutsağım ben sana mevzu derine
Her gecem sabaha titrer mıhlanır
Eşiğin olmuşum eşiklerine

Sızlar kuytularım inceden ince
Yanar yüreğimi alır gözlerim
İçime ayrılık hissi gelince
Eşsiz bir hasretle dolar gözlerim

Sükût-u Lisan hem senle duyulur
Renklerin köpürür ruhuma eser
Bu bendeki sevda senle yol bulur
Gül mahzun düşlerim senle gülümser

Ömer Ekinci Micingirt


Sükût

Söz hâl olur seninle
Sükût âşk edep vakar
Bir sorarsan bin dinle
Ki tefekkür nur akar

Susmaktır ilk merhâle
Boş lâf dehşet şekavet
Muhabbettir hakikat
Himmet yolu şefaat

Ya Rab kulluk ihsan et
Bîçareyim insanım
Hâl dilimle her dâim
Aynı olsun lisânım

Ömer Ekinci Micingirt


Sükût Bilmez

Karanlık ışık saçar, çivi çiviyi deler,
İmkânsızlık yok asla ikliminde uzlaşır.
Mantık kime gem vurur, arsızlaşır gülmeler,
Derinliği fark edip; gülen de sonsuzlaşır.

Kaçıyorum kendimden, koptukça prangalar,
Tutsaklar vadisinde arıyorum kendimi.
Kırılır mı bilmem ki zihnimdeki halkalar,
Sükûtla yükleyelim, sükût bilmez bendimi.

14.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sükût Etti

Bu nasıl bir iştir bu neyin sesi
Sarar suratımı ufuksuz eda
Belki de tükeniş yok emâresi
Yorgun gecelere kime elveda

Yaktı bu fânilik birde naralar
İnim inim yollar yoka of çekti
Her bucak bir ölüm çarpıp yaralar
Az kalsın içime kan inecekti

Beni kimler anlar tenha caddede
Baktım ki habersiz serden her biri
Bir ben varım yalnız birde seccâde
Çığlık sükût etti döktüm şiiri

26.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sükûtu Hayâller

Faş eyledim ara ara derdimi
Çile nerde biz nerdeyiz sus bayım
Korku gelip ifşa sırrı verdi mi
Varlıkta yokluğu unutmaktayım

Cahaletim çok laf ettim seneme
Her şey açık biriktirdik ahları
Cürümler doldurdum fakirhaneme
Seherden sehere gel sabahları

Buz kar yağmur ve tasavvuf ilmine
İtibar yok işaretler yanıyor
Boyun eğdik zevkin azgın zulmüne
Zillet boyasıyla aşk boyanıyor

Neredesin bekliyorum gel ey yâr
Dün ve yarın vakitlerim düş oldu
Aşk pahalı sevmeler yoz hesap var
Sükûtu hayâller… aşk cümbüş oldu

06.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Sükûtun Rengi

Bu gün çocuklar gibiyim
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
Uçup düşüyorum takvimlerden
Bakmayın yaşımın ne olduğuna
Hâlâ on sekiz edâsında...

Bu gün çocuklar gibiyim yine
Salmışım kendimi iklimin musikisine
Ruhum sakin dupduru
Dupduru yüzüm
Annemin ak sütü tıpkı
Ellerim ufukta gözlerim ellerimde
Gâh yenilik edasıyla söyleşir
On sekizce oynaşırım
Gâh bıçkın delikanlılar gibi
Bu gün çocuklar gibiyim yine
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
Uçup düşüyorum takvimlerden

Ölümün gözyaşı tırmalıyor arada
Şu kıllı kulağımı
Kendime geliyorum
Neşvelerim hüzzama savruluyor
Sahilsiz acılarla boğuşuyorum
Ateş yağıyor peşimden
Meçhul bir kente doğru
Tutuşmuş koşuyorum
Kötülüklerim hırıltıda
Kendimi arıyorum geçmişi köpürterek

Görüyor gibiyim derince bakınca
Az ötede engebe vuruyor suratıma
Omzumda akıbet korkusu
Kucağımda vuslat sevdası
Gâh gün görmüş edasıyla söyleşir
On sekizce oynaşırım bıçkın delikanlılar gibi

Bir başkayım bu gün
Bu gün çocuklar gibiyim
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
Uçup düşüyorum takvimlerden
Sükûtun ana rengiyle

Ömer Ekinci Micingirt


Sümme Hâşâ

Dertler sabra muhtaç,sabreyle boşa
Sabır-dert yazalım toprağa taşa
Bir şey olabilmek her şeyi terktir
Beni derdim ile koyun baş başa

Huzur sevgi rahat, muhtacım derde
Derdim başüstüne varsa kaderde
Hâlâ şikâyet mi yok, sümme hâşâ
Öncekiler hani,sonraki nerde!

10.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Süpür

Gizli saklı sal kana
Alev yüzlü elleri
Usul usul de bana
Aşikâr hayalleri

Yolcu hesap yol yarış
Koparılmış her barış
Ve üç dörtlük üç kuruş
Yüreğimin dalları

Sanki cinnet tadı var
Kavga cellat adı ver
Azmettirip gidiver
Süpür bütün yolları

27.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şafağı Kararttık

İnançsızlık germiş baktım âlime
Yükü eşşek yükü taşır bihaber
Bir âlime sordum bir ahvalime
Şafağı karartmış benden derbeder

Her şeyi bilirim ben edasında
Benliğe sarılmış gurur serhaddı
Öteden bir iz yok var sevdasında
Her hâli dünyalık her işi maddi

İlim akıl hâşâ neyi yarattık
Cismin nedir senin taştan topraktan
Mâna mevt maddeyle neyi kâr ettik
Maddeye tapmaktan puta tapmaktan

Ömer Ekinci Micingirt


Şafağın Dibi

Karanlık geceyi gündüz sayarlar
Bu türden yüzlere şaşıyorum ben
Garbın boyasıyla vicdan boyarlar
Henüz hiçbir yerde yaşıyorum ben

Her yerde varız biz her yerde yokuz
Zihin ipotekli akıldan çokuz
Mâziden bihaber kökten kopuğuz
Asrın mezarını eşiyorum ben

Yerlerde değerler daha az olmuş
Geçmişe küfretmek imtiyaz olmuş
Suç bizde değil ki melûn bozulmuş
Asırlık vebâli taşıyorum ben

Her gün bir başkayım harâm ah hile
Zekâda en önde ifritten bile
Ruhum ürperse ne boşa nafile
Bozuk bir fetvayla aşıyorum ben

Şu soysuz düzende cürmüm çok gibi
Karanlık sarıyor şafağın dibi
Her daim çark eden fetvaz edibi
Soyuna terk edip boşuyorum ben

Ömer Ekinci Micingirt


Şâir'e Şiir

Şâir var zevk sefa kendine kuldur
Şâir var her dâim dikene güldür
Şâir var gurura benliğe dildir
Şâir var hep veren hep veren eldir
Şâir var minâre kubbe hilâldir

Şâir var muhakkak daim mesûldür
Şâir var bir ömür samimi hâldir
Şâir var pek yalnız yokluğu boldur
Şâir var bey paşa ve ilm-i kâldır
Şâir var ölçü yok haddini bildir

Şâir var sû-izân pahası züldür
Şâir var ibret al kafanı kaldır
Şâir var cehennem odundur daldır
Şâir var git geldir haram helâldir
Şâir var bir ömür vakti zevaldir

Şâir var ye iç yat yediği yaldır
Şâir var gâyesiz günahkâr maldır
Şâir var hüsranda nefse hamaldır
Şâir var idrâk yok verimsiz çöldür
Şâir var hayvandır eşeğe naldır

Şâir var Serdengeç âşk arzuhâldir
Şâir var pek Necip ümmete çuldur
Şâir var Nazım’dır izmihlâldir
Şâir var hep devrim hep ihtilâldir
Şâir var sürekli emri ihlâldir

Şâir var gerçek yok ömrü hayâldir
Şâir var mahlûkat, ismini kaldır
Şâir var boş elek doldur ha doldur
Şâir var yetim der yetimi güldür
Şâir var ben gibi konuşan lâldır

Şâir var tanıma tepinen fildir
Şâir var şuûr yok derin mahfildir
Şâir var bir kıta bir ülke ildir
Şâir var Cahit’tir sürgün Cemal’dir
Şâir var hâl makam idrâk kemâldir

Şâir var soyunuk irfanda duldur
Şâir var teslim der teslim makbuldür
Şâir var gelenek töre usuldür
Şâir var şüphesiz fikri asildir
Şâir var tefekkür fasıl fasıldır

Şâir var bilinmez gizli abdâldır
Şâir var bayraktır bayrakta aldır
Şâir var Nasûhi yol ilmihaldir
Şâir var gıpta et sûfidir baldır
Şâir var öldür der ölümü öldür

Şâir var tek derdi sorgu suâldir
Şâir var beş vakit önde evveldir
Şâir var Bin Sabit belki Bilâl’dır
Şâir var Mevlâna, Âkif, İkbâl’dır
Şâir var istiklâl ve istikbâldir

24.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şair

Tül tül ses duyulur hazan zamanı
Duygular arası yüzer efkârım
Kuşatır renk desen sarar her yanı
Ben ise mekânsız ne yok ne varım

Eritir yaşları mâna tarumar
Üst üste dörtlükler bilmem ne umar
Gömülmüş soluklar içimde zâr zâr
Ve fer yok tenhâda çürük hangarım

Bilmem ki şâirlik nereye değer
Yasladım beslendim şiirse eğer
Mânayı âhengi yerden yere ser
Ben artık şiirden sözden bizarım

13.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şair Değil

Sarsıntılar savuruyor bendimi
Çırılçıplak beyinsizin tekiyim
Bin yıl kayıp kaybetmişim kendimi
Vuslat varsa bin yıl daha çekiyim

Ne izan var ne mizan var ne de his
Gözler yaşlı sineler pas ruh yeis
Dâva nerde sen nerdesin sen reis
Yat sırtımda üç asırlık sekiyim.

Kim ne bilir edep hayâ saygısız
Koşuyorum tahayyülsüz kaygısız
Nazım yazdım tefekkür yok duygusuz
Şâir değil ben delinin tekiyim

31.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şair Dost

Şiirin bestesi güftesi nedir
Gel hele kurbanım kızma gel hele.
Mısrada üslup sen yordam sendedir
Duygusuz kaygısız yazma gel hele

Her mısra her kelam edebe tabi
Çark edip kin gütme bir dinle abi
Ruhun tarumardır nefsin asabi
Dur kendi kuyunu kazma gel hele

Her işin gösteriş her halin tören
Bilmem ki yok mudur nefsini gören
Tükenir kepeğin kesmez testeren
İlâhi kuralı bozma gel hele

Yeşert irfanını yeşert dünyayı
Nakış nakış izle seyret semayı
Sinelere dercet kutlu mânayı
Maniyi manasız yazma gel hele

Sitemim sanadır sana Ekinci
Şâirler sarraftır şiirler inci
En büyük şâirlik kulluk bilinci
Azap pek şedittir azma gel hele

23.05.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şâir Sanma

Sır ve ifşa gece gündüz
Yeniş yokuş gece gündüz
Rakamların sonu var mı
Bu şiirin yönü var mı
Güneş geldi gölge etti

Fani dünyada her kişi
Kim ölümlü kim er kişi
Bireysellik izzet zillet
Duyun beni duyun millet
Güneş geldi gölge etti

Tedbir neyin supabıdır
Avam cehlin ahbabıdır
Kalbe dudak tesir eder
Duygu gelir idrak gider
Güneş geldi gölge etti

Şu varlığın ayakları
Dedikodu yayıkları
Yiyip içip ve çiftleşen
Günah içinde ziftleşen
Güneş geldi gölge etti

Dağınık hep gerçek sözler
Duyun ulan nankör gözler
Teslim olun seyrediniz
Kime neye hayretiniz
Güneş geldi gölge etti

Sizler çuval ben bir urup
Kamyon kamyon grup grup
Vah hüsrana uğrayanlar
Kesip asıp doğrayanlar
Güneş geldi gölge etti

Zaman benim diğer adım
Kırkbeşte ihtiyarladım
Kim farkında kim şirktedir
Hoca dedi ya kürktedir
Güneş geldi gölge etti

Dörtlük fazla israf etme
Azla yetin masraf etme
Güneş belki rububiyet
Gölge bazen de emniyet
Güneş geldi gölge etti

İdrak yoksa yolun meçhul
Zekâ bahşedilmiş okul
İlim hayat kudret kelam
Fiillerin keder elem
Güneş geldi gölge etti

Mısralarım ellidir tam
Hâl makamı gerçek makam
Oku kardeşim usanma
Micingirt’i şâir sanma
Güneş geldi gölge etti

27.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şâir Var

Edip ölmeden önce
Bir selâm verir gider
Ürperirim deşince
Sessizce erir gider

Söner sessiz ışıklar
Duyun n’olur uşaklar
Şâir hep yalnız yaşar
Yürekten vurur gider

Hüzne meâl her şâir
Matem döken yâr şâir
Nere hele dur şâir
Aslına varır gider

Şiir var davâ için
Şiir var duâ için
Kimi burjuva için
Bekleyip yürür gider

Seyir eyle izâh et
Micingirt başka hâlet
Mısralara delâlet
O’na yalvarır gider

10.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şâir Yaşam Ölüm

Sessizce nâralar kalp denen handa
Yazdım üç beş kelam dediler edip
Huy oldu şâirlik pâye nişanda
Deruni yorumlar yazın lütfedip

Şiir ki bir hikmet kesin muhakkak
Görünen şakşaklar meyil edilmez
Kırpışsa alkışlar çalsa çıngırak
İrfân halkasına böyle gidilmez

Edep ziya mâna âşk alın teri
Hep sesiz koşmalı ilmi sahrada
Tevazû yâr yolu girin içeri
Şâir yaşam ölüm kelâm şüheda...

Ömer Ekinci Micingirt


Şâir’in Yaşamı

Hitâbı gayesi kalemi sesi
Neticeye varmak ve intikaldir
Şâirin yaşamı ölçü pâyesi
Âşıklarda âşk arıda baldır

Şuûr arınırsa irfanda âli
Ümitte sâbit infâkta boldur
Tek derdi şiirse ben gibi deli
Özü fark etmeyen eşeğe naldır

Hece nedir imge kimdir kaç para
Tâkdiri görmeyen gözleri doldur
Hem kimi aldatır ahmak biçâre
Mahlûkat benzeri mânasız hâldir

Hayâlet vapuru söz ve kâinat
Zifirî geceler söyleşi dildir
Sükût sefaları gündüze inat
Çoğu unutturan hiçliğe yoldur

Avurtlarım bahar elim süt gibi
İdrâk kanatları gül açan eldir
Ben ve gözyaşlarım kuru ot gibi
Ölü bedenimde şiir güzeldir…

Ömer Ekinci Micingirt


Şâiri

Yokluk yığılıyor çokluklar da var
Gergin bağırtılar ruhun hançeri
Ufkumu çevreler kalın duvarlar
Kımıltı beklerim epeyden beri

Kerem gibi belki derinde sızım
Görülmedik yere götürün beni
Aslı leyla bilmem ben hep yalnızım
Zevkin heyulası sarmış düzeni

Aklım yükseklerde körlüğüm çetin
Özlemim eşkıya söz bilmez asla
Şâiri olsaydım İslâmiyet’in
O zaman ölümsüz toprağa yasla

02.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şairin Duygusu

Şâirin duygusu ufku bakışı
Kütüğü ağlatan lisâna benzer

Mısrası kelamı aşkı gözyaşı
Sonsuzu arayan insana benzer

Hayret ve sükûnun eşi kardeşi
Bilâl ezgisinde ezâna benzer

Hep poyraz kuşanır bahar güz kışı
Yıllanmış gecede ormana benzer

Bazen bir seyyah o bir göçmen kuşu
Kenan ellerinde canana benzer

Neyi musikisi alış verişi
En eşsiz hüzünlü zamana benzer

Gece gündüz suret yamaç yokuşu
Şenliğe ağlatan divâna benzer

Bazen titrek ceylan iniş çıkışı
Bazense yırtıcı yabana benzer

Pek tatlı tebessüm fikir savaşı
Sevdalar bürünmüş tufana benzer

Kardeşlik hamuru hakikat aşı
Mayası taptaze harmana benzer

Marifet çağıldar erilmez düşü
Istırap kuşanmış yârene benzer

İzâhsız temaşa çile aşk işi
Ulu çınar gibi civana benzer

12.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şairler

Aşktır şâirlerin meftûn bakışı
Arzu’nun Kamber’e bakışı gibi
Şiir tomurcuğu sevda nakışı
Bâdenin bardağa akışı gibi

Şâirler namazı güzel kıldırır
Bülbülü öttürür gülü güldürür
Çileyi yorumlar neyi çaldırır
Bilal’in ezana çıkışı gibi

Gül taşır şâirler gül kokar eller
Ağıtlar türküler bambaşka hâller
Çiçekli çiğdemli şifâlı diller
Arının peteği yapışı gibi

Şâirler ilhâmdır ilham yazarlar
Şiir dinletirler gönül bezerler
İncisiz gerdana yakut dizerler
Gelinin gerdanlık takışı gibi

14.07.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Şairlere

Zihnim bulut gibi kalbim gam sarar
Tersine nedense esmiyor rüzgâr
Kadim sevdalarım vurgun belirsiz
Heceler yâr olur kahırlara yâr

Yalnızlığım hüzün tuvallerim var
Hissiz yüreklere söz neye yarar
Kederler toplarım yorgun belirsiz
Geceler yâr olur şâirlere yâr

17.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şairlik

Beni hor görmeyin şair dostlarım
Zıtlar ziyan olur kâr olmayınca
Muhabbet yok ise ben nice varım
Can canan olur mu pir olmayınca

Dönüp ifşa etsem belki haklı der
Gayeyi zevk edip en ahlaklı der
Şiirin kökü ne bende saklı der
Hece cürüm olur ar olmayınca

İlham hem yakarış dupduru saffet
Beyni gereğince mânaya sarfet
Benliğe tapınma kaynağı fark et
Senin varlığın ne bir olmayınca

Edebe riâyet gerçek izlene
Uyakta idrak yok söz temizlene
Şairlik odur ki hiçte gizlene
Edip zulmet olur nur olmayınca

Hayretlerim zifir takılarım is
Avam kadar konuş edip kadar sus
Hicvin arsızlığı bana mı mahsus
Uçurtma uçar mı hür olmayınca

11.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şakşaklar

Alkış korkusuyla kaçarken tümden
Geldi ene boylu şöhreti koydu
Koca çığlıklarla geçti üstümden
Şakşaklar taş gibi akıl boy boydu

Olaya binaen kös kös duruşlar
Ötenin rüzgârı eserken tamda
Galiba zirve der leş yiyen kuşlar
Deli gibi kaçtım sanki arkamda

Çırpınır ifâde sözcükler döner
Bir şeyler ararım aklım dirlikte
Çamur ortasında ne yapsın Ömer
Noktayı koyalım gelin birlikte

28.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şaşakaldım

Sustum boşluğa doğru
Sustum tekrar konuştum
Değirmene yel gibi yokluğun gişesinde

Düzenin çalgıcısı ve ben
Her şey ölüm kulağı ve dervişin rüyası

Birer birer döküldü
Şüpheli işlerimiz sözün orta yerinde

Kırık dökük dünya mı örselenen ben miyim
Bilmem ki şaşakaldım…

25.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şato Finoları

amansızım yorgun ve bitkin
gözlerimi oyuyor künyesiz
pusatsız kahpenin
parmakları

sokaklar sessiz yılgın suskun
çağlayanlar
durgun

mısralar ağarıyor yılların çığlıkları
restini görüyorum
kapı kullarının

salıvermiş geçmişini geleceğini
bütün beklentiler nadasa bırakılmış
sefil çakırkeyif
vurdumduymaz

ve şehvet müptelası
şafakta havlayan şato finoları
kökünden koparılmış
keskin aymaz

19.03.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şebi Arûs

Mevlana'nın izindeyim
Ben hep barış yazacağım
Dağa taşa kurda kuşa
Karış karış yazacağım

Dünya ukba gündüz gece
Onda gizli sır bilmece
Kalpten kalbe bin bir hece
Beste beste dizeceğim

Şems sönmeyen meş’aledir
Aşk içinde aşk iledir
Hak yolunda aşk çiledir
Yana yana gezeceğim

Hikmet dolu sonsuz rahmet
Hoşgörü yâr istikamet
Mecusi’de gelir elbet
Pırıl pırıl süzeceğim

Mutasavvıf devr-i zaman
Büyük divan, büyük ferman
Uyan deli gönlüm, uyan
Döne döne ezeceğim

Devrildi put, çözüldü haç
Gel diyor gel, gönlünü aç
Dünya ona, ona muhtaç
Renk renk göğe kazacağım

Pirim sensin rehberim sen
“Fîhi Mâ Fih” desen desen
İlham aldım eserinden
Şerha şerha çözeceğim

Şeb-i Arûs derûn-i ses
Ben sen o biz bütün herkes
Bencil nefsim feryadı kes
Serin serin yüzeceğim

18.04.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şefaat Bana

Maddî ve mânevî, lanetli çember
Kurtulmanın yolu biâttır sana
Beşerî arzular şeytan beraber
Sultanım kurbanım şefaat bana

Benimki intizar biliyorum ben
Serzeniş fısıltı soluyorum ben
Şuur uykusunda ölüyorum ben
Sultanım kurbanım şefaat bana

Hacı Yusuf selam söyle ulaştır
Benim ki hâl tavır acı telaştır
Sensizlik efendim gayyadır taştır
Özledim kurbanım şefaat bana

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt


Şefaat Sultanım

Kokuna hayranım
Hasretim gül yüzlüm
Yoluna kurbanım
Şefaat Sultanım

Bayramın bayramım
Gam keder her anım
Yoksun ya üryanım
Şefaat Sultanım

Virandır dört yanım
Yaslıdır Kur’anım
Ulvîdir çıbanım
Şefaat Sultanım

Geçmiyor zamanım
Kalmadı dermanım
Sendedir gümânım
Şefaat Sultanım

Mecruhum viranı,
Masiyet harmanım
Tabuttur yârenim
Şefaat Sultanım

Yokluğun amanım
Garibim cananım
İmanın imanım
Şefaat Sultanım.

23.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şehidim

Ey mukaddes yolun sadık neferi
Yüreğime közü yaktı şehidim
Şehâdet timsâli erlerin eri
Semaya hilâli dikti şehidim

Postallar kıvılcım yandı yürekler
Müjdenin sızısı sarardı renkler
Soluksuz kayalar kuşlar melekler
Yavuklun boynunu büktü şehidim

Ah be Üsteğmenim yiğit Çırağım
Kimliğim bağbanım kavruldu bağım
Tükenmiş Tendürek sarsıldı dağım
Al kanı sınıra döktü şehidim

Ağlaştı binbaşım, gökyüzü turap
Yeleğe para yok milyona şarap
Sabır ver Allah’ım Affeyle Ya Rab
Ciğerim kökünden söktü şehidim

Binbaşım Cengiz siz içtima yazar
Coşkular sevinçler cenneti gezer
Işık dalgaları seyreder mezar
İçime bir hasret çöktü şehidim

Haykırdı haykırdı koşun imdada
Şüheda şüheda yer gök şüheda
Şehitler ölmez hem buyurdu Huda
Gülerek son defa baktı şehidim

Bir eli silahta gözleri Hirâ
Ekinci şehidim gark olmuş nura
Yırttı perdeleri gitti huzura
Müjdeli diyâra çıktı şehidim

07.09.1994 Erzurum

Ömer Ekinci Micingirt


Şehidin Elleri

Bin bir renkte şu şehidin elleri
Bu yiğitler dirilişi görürler
Aşk bürünmüş memleketim yolları
Şehit ölmez bedbaht ruhlar ölürler

Ey Allah’ım mâtem sardı her yanı
Toprağımda hâin biter ne acı
Şehadettir yiğitlerin harmanı
Şehadetsiz beyinlerin ilacı

Yetimlere benim ahım efkârım
Her tarafta yavuklular nağmesi
Dertli dizem ağıt yüklü eşârım
Benim ülkem renk renk şehit bahçesi

Kıta kıta dalga dalga dupduru
Gök gürledi selam durdu her yanda
Hele durun bu şehâdet huzuru
Ölümsüzlük şühedadır mizanda…

05.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şehit

Rengin dolaşırken yaşar ölüler
Görmez gözlerimi erittin şehit
Bir siyah şafakta, döküldü güller
Firdevs’in içinde yer ettin şehit

İkmal meltemini ve ışığını
Bu titrek gönlüme verdin uzaktan
Kaputun mor pembe kırışığını
Toprağa sarılıp yâr ettin şehit

Artık her gam bana sensiz ar olur
Dökülen her damla bahtiyar olur
Yeniden, yeniden nevbahar olur
Sen beni var ettin var ettin şehit!

09.12.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şehit Ağacı

Öldükçe diriltir Hakk’ın erleri
Terhise koşarlar mübarek terhis
Ölümsüzlük yağar sarar yerleri
Yollar şehit toplar dağlar da nergis

Yemen'den Bosna'ya Gazze'den Van'a
Kevser kokusu var dudaklarında
Şûheda güneşi vurdu zamana
Huzurun izi var şakaklarında

Ölmezlik şehidin ana vatanı
Bunu hissederler önden bazısı
Zevk-i ruhanıdir her gün her anı
Hakk’ın takdiridir Hakk’ın rızası

Ağırdır türküsü ve metânet tam
Tabutu öperek yaşını saklar
Yetime feryadım, ağır intikam
Vicdanı hür olan neyi yasaklar

Ancak ne var ki bu bendeki acı
Ayette iltifat,şehitte bahar
Bak yine bâr verdi şehit ağacı
Ağladım, çok büyük izdırabım var

17.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şehit Kanla Yıkandı

Vatanımda yolculuk
Şehâdet oluk oluk
Şüheda bu aşk düğün
Yine ağladım bu gün

Şehit koktu bayraklar
Dile gelmiş kalpaklar
Bak şehitler dizilmiş
Kadere bu yazılmış

İtirazım yok hâşâ
Şehit yine bir paşa
Şehit ölmez diridir
Vatan onun yeridir

Kalem sustu ne yazsam
Ya ben şehit olmazsam
Yazamadım tıkandım
Gözyaşımla yıkandım

Dostlar yaram çok derin
Taşımıyor dizlerim
Planlar sinsi sinsi
Hâin bunlar kelp cinsi

Son çırpınış ve gerçek
Hepsi hesap verecek
Efendiler ve itler
Kullananlar elitler

Bunlar korkağın şahı
Kahpeliktir silahı
Benim güzel vatanım
Çakılına kurbanım

Doğacak elbet güneş
Tasa etme be kardeş
Kahramandır bu millet
Aşk hilâl ilelebet

Duygularım tıkandı
Şehit kanla yıkandı
Ölmezlik perde perde
Şehit olsam siperde
..............................

Elazığ’da mayınlı tuzakla şehit düşen Kahraman Yarbay Alim Yılmaz’ın anısına...
13.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şehit Mehmet Selim

Bu gün Çağlayan’da son yolculuk var
Düşündüm sessizce ifâde çok zor
Ve gören gözlere esiyor rüzgâr
Çekilin! Mübârek şehit geliyor

Cennete yolculuk temsil seçilir
Vuslat iklimi bu sarmaz herkesi
Sonsuz hissiyatla vecdle geçilir
Sürülür gözlere aşkın bestesi

Haysiyet ve şeref sıdktır hâlesi
Hem dirlik şuuru ölü diriye
Rabbin hoşnutluğu hak meselesi
Şehitler bahçedir bala arıya

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya
Ah öksüz yavrular içimi yaktı
Bir ömür baş koymuş Emri Rızaya
Adalet asalet onur bıraktı

Mehmet’tir o Mehmed Hakk’ın yârı yâr
Eyüp Camisine rahmet yağıyor
Sırat-ı müstakim şüheda kadar
Varış avlusuna güneş doğuyor

Dalga dalga mehtap bakın yüzüne
O bugün bir hoştur deymeyin ona
Ölüm ne kelime daldım hüzüne
Cezbeli sarhoştur deymeyin ona

Sevda aşk düğün bu yaz Micingirt yaz
Aşkın ışıltısı sır perde perde
Şehitler ölmez hay! Ölmedi Kiraz
O soluk soluğa dirilişlerde

01.04.15 - Şehit Mehmed Selim Kiraz ’a rahmet diliyorum...

Ömer Ekinci Micingirt


Şehit Olunmaz

Şehit vakar ile vecd ile bakar
Şahit olunmadan şehit olunmaz
Şehit aşk apayrı şehrâyini var
Rengârenk ses verir meçhul bilinmez

Kimisi dolaşır pir derviş gibi
Değişmez geceyi derin uykuya
Kimisi mevzide aklının dibi
Leyla’nın çığlığı boşa ölünmez

Ses verir arada bir deli rüzgâr
Hak tutmuş zihinler bilirler ancak
Beni de bekler mi tekrar ne kadar
O kutlu iklimden geri gelinmez

14.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şempanze

Nesil köksüz çark etmiş
Gölgesiyle avunur
İnsanlığı terk etmiş
Maymunluğu savunur

Derin gaflet ya nankör
İfrit gibi adam kör
Darwin gibi horluyor
Şempanzeler dövünür

Ruh yok diyor ruh gözsüz
Gayya işi dehşet söz
Yaz yazıcı bunu yaz
Hayvanlıkla övünür

14.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şerefli Şafak

Selam olsun sana selam nuruna
Gönüller şahlandı şerefli şafak
Sema yere inmiş ve huzuruna
Melekler dolaşır şerefli şafak

Kisra yatağıyla kül oldu yandı
Ateş söndü o gün nura boyandı
Bir muştu dolaştı her şey ayandı
Mekke şereflendi şerefli şafak

Mevcudat hizaya geldi o gece
Gül koktu sineler güldü o gece
Gönüller şahlandı kaldı hece
Ruhlar yenilendi şerefli şafak

Ömer Ekinci Micingirt


Şerha Şerha

Rengârenk bir koku gelir öteden
Her akşam sabaha vur şerha şerha
Ulvi yürüdüğüm ruhu fetheden
Mâzinin kokusu var şerha şerha

Ölüme aşk kala yerli yerinde
Demirden yumruklar var içlerinde
Mazlumun duâsı emeklerinde
Yârene gülüyor yâr şerha şerha.

Davânın hüznü var sevdalarında
Bilal’in azmi var sevdalarında
Her ırkın özü var sevdalarında
Apayrı ışıltı hür şerha şerha

Sonsuzluk arkası şafak peşinde
Kimin sömürgesi ufuk peşinde
Hâinler gezse de nifâk peşinde
Suskular duyulur gör şerha şerha

Ülkemde göz kırpar dünün sevinci
İster ırkçı deyin isterse dinci
Kardeşlik bestesi eker Ekinci
Köpür alev alev hâr şerha şerha

Ömer Ekinci Micingirt


Şeytan Sokakta

Töre mi böyle der vermiş izini
Geceler cehennem ayten sokakta
Çakala kaptırmış dansöz kızını
İnsan kılığında şeytan sokakta

Sutyen giyip çıkmış alışverişe
Babayla beraber açık teftişe
Ana kızdan beter hele bak işe
İnsan kılığında şeytan sokakta

Delikanlı oğlan kız gibi aynı
Yürek yaralayan köz gibi aynı
Babası da aynı oğlu da aynı
İnsan kılığında şeytan sokakta

Sokaklar derbeder içim sızılar
Bunlardan edepli vallah tazılar
Fuhuş aşılıyor yeni diziler
İnsan kılığında şeytan sokakta

Micingirt şeytana sataşıp durma
Gençliğe sahip çık yatıp oturma
Şiirle olmaz bu boşa yorulma
İnsan kılığında şeytan sokakta

14.10.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Şifaa

Şifa hasret belki ilaç
Pek gizemli gözünü aç
Çile sardı kalmadı saç
Şifa bana serap şifa...

Kavuşmak hoş elbet vuslat
Şifa bana verdi hasret
Mevla eyler belki nüsret
Şifa bana serap şifa...

Hayat bir sır Hak’ta Şifaa
Kul beşerdir azdır vefa
Leyla’ya düştük bir defa
Şifa bana serap şifa

Ömer yoktur, rüya şifa
Yap kulluğun Ona ifa
O diyarda gerçek sefa
Şifaa bana serap Şifa

2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiir

Vicdanin hür sesi duygunun hası
Nağmenin cilvesi kelamın süsü
Şairin nefesi, ufku akisi
Rüzgârı, çemeni, gülüdür şiir

Şiir iffet ile dilden akmalı
Dinletisi hak aşkıyla yakmalı
Her mısrası kalp gözüyle bakmalı
İrfanlı sinenin dilidir şiir

Hak demezse şiir mısrayla filan
Dilsize dil ola yapıla plan
Mazlumu dertliyi hafife alan
Yalandır, yalanla doludur şiir

Gönül nağmeleri onda hislenir
Müzik güfte beste ondan beslenir
Leyla Mecnununa ondan seslenir
Aşığın maşuka hâlidir şiir

Şiir bambaşka renk şiir gözde yaş
İkbâli kucaklar hep yavaş yavaş,
Bazen de içimde emsalsiz savaş,
Haykıran sükûnun koludur şiir

Duygu aşk güzellik, edep ar hayâ
Eser beste beste yıldıza aya
İfâde odur ki kardeşlik yaya
Bayrağımın rengi, alıdır şiir

Şiir bir millete efsunlu ayna
İdrak temelidir bütünleş kayna
Gökte gökkuşağı yerde aleyna
Bizim Mevlana’nın yoludur şiir

Ömerim şiirde vuslat aradım
Şiir bahanedir haktır muradım
Şiir bahçesine daldım karıdım
Bestesi Hak ise uludur şiir

____________________Vicdanın sesiyse şiirdir şiir.


28.03.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiir Anlatamaz

Öyle bir azap ki içime atmış
Vakitten vakite sarmala gel yâr
Yüreğimin közü sekerek yatmış
Sesini duyunca ruhum kıpırdar

Çok şeyin nabzıdır saçtaki aklar
Savruk bir feryattır mısranın sesi
Ağır teklemeler buzdan başaklar
Bitimsiz şifâdır aşkın zerresi

Getirin bir buse geceye dürün
Şiir anlatamaz işte o anı
Güneşsiz mehtapta alıp götürün
Soranlara deyin o artık fâni

Gerçekler engebe rüyalar sızım
Şu mübârek şehir öldürdü beni
Ben hep kalabalık ben hep yalnızım
Bana anlatmayın gülü dikeni

Derin hüzün sarar bahçeyi bağı
Fesleğen kokusu gelir sazlıktan
Secdeler sevdanın tek sığınağı
Vuslatı unuttum uykusuzluktan

25.06.25 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiir Geceleri

Ruhları öğüten şehvetli yüzler
Çözüldü o gece devrildi gitti
Mâna mevt zevk safa kökü köksüzler
Sırf yafta sözlerle savruldu gitti

Şiir bahaneymiş âdeta meğer
Ne bir tasa gördüm ne ölçü değer
Çınladı masalar ürperdim yer yer
Geceler şişeye devroldu gitti

Peş peşe uçuştu şân pâye nişan
Şişeden edebe var mı ulaşan
Ve zillet etkinlik edip perişan
Bardaklar kirli çark çevrildi gitti

Garbın budalası dürzü ham âhmak
Küfrün uygarlığı ki sürü laklak
Deştim yaraları deştim muhakkak
Sevr oldu milli ruh Sevr oldu gitti

Ne çok şiir şâir ne çok edip var
Hepsi âli cebbar hep destan yazar
Kahır yazıyorum sonuna kadar
Kahroldu Micingirt kahroldu gitti

Ömer Ekinci Micingirt


Şiir Hakk’ı Haykıran!

Şiir benden de ürkek ve benden de avâre
Şiir bazen ben gibi sessiz benimle ağlar
Şiirle dolaşırım, alır götürür yâre
Şiir matem bürünür bazen karalar bağlar

Şiir biten bir ömür arar geçtiğim yollar
Şiir zulme gözyaşı coşar arşa ulaşır
Şiir verenin sesi O'na uzanır kollar
Şiir beni alt etmiş genlerimde dolaşır

Şiir kelâmın süsü sessiz gecenin sesi
Şiir nazlı bir gelin beni kalbimden vuran
Şiir mâna yakarış, ümidin emâresi
Şiir meçhûle mihenk şiir Hakk’ı haykıran

08.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiir Tefekkürdür

Şiir söze muhtaç,kös uyaklardan,
Cinasa mânayı terk ettik tek tek.
Usandım beyinsiz boş ayaklardan,
Şu sabır taşlarım, beni yiyecek.

Şiir çırılçıplak, gün gün soyundu,
Nerde o nâatlar, nerde mersiye?
Şiir tiyatro mu, hangi oyundu,
Edibi cibali eylemek niye!

Suskun dudağımla, çok gönül kırdım,
Siz kırıp döksem de, bana bakmayın.
Şiire gelince, türkü çığırdım,
Tadil-i erkân var, yatıp kalkmayın.

Zâtı laf olanın, hüsranı bitmez,
Bari söz söyleyin edepten ardan.
Şuur terk-i diyar, ehli işitmez,
Şiir tefekkürdür, hem de damardan.

Taşlama suratlar eziyet gibi;
Hâli hicvetmeyip sadece mırlar!
Gam keder üzüntü acziyet gibi,
Dehşet bir ifade “hüsrandadırlar”.

30.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiir Yaz Bana

Bana şiir yaz
Vuslâtın ritmiyle
Isıtsın güneş gibi
Umutlar vaat etsin
Geleceğe yön versin
Saadet devrini hatırlatsın

Şiir yaz bana şiir
Züleyhalara haykırsın sessizce
Yusuflar duyana kadar, birer birer
Hislerim sindire sindire
Yeşeren soluklarla

Teveccühe kalk
Gecenin bir yarısı
Ciddiyetle latifeyi unutmadan
Emanete sadakatle
Gözyaşını mürekkep
Tebessümü kalem ederek
Şiir yaz bana

Bana şiir yaz
İçinde elvedâ olmayan
Mâtem söylemeyen
Hep çileyle dopdolu

Mûsikiler yakarak
Takva zırhı takarak
Sonsuzluğa bakarak
Şiir yaz bana
Şiir…

10.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiir Yüzlüm

Çok mahzunsun bu günlerde
Şiir yüzlüm bir şey söyle
Gönlüm sensiz sürgünlerde
Mahmur mahmur bakma öyle

Her güzellik sende gizli
İlham perim süt benizli
Kör olası meltem gözlü
Büyüleyip gitme öyle

Gül-i rana bu ne haldir
Dön azıcık kaşın kaldır
Ya bana gül yada öldür
Hilal kaşın çatma öyle

Hasret sardı dört bir yandan
Sevmez misin yoksa candan
Öleceğim heyecandan
Muhannetlik etme öyle

11.03.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiirin İzi

İsyan mezarlığı sözün yelkeni
Suskun haykırışlar taşınmaz tasla
Lâfın gözeneği geriyor beni
Ağlarım köhnede fâş etmem asla

Ozanı bozkırlar beni kim anlar
Onarılmaz çok şey falan filanlar
Hece ilmikleri yarım kalanlar
Beyinsiz ben’imle kömür elmasla

Karakol gibidir şiirin izi
Tutar kelepçeler kalplerinizi
Yönsüz ifâdeler ateş denizi
Yakar süründürür aşk ihtirasla

10.11.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şiirin Rengi

Ayıramaz olduk lâf insan eti
İffet direğine astık zilleti
Fetva tacirleri renk renk kanallar
Maneviyatsızlık küfrün izzeti

Dayanılması güç nerde nirengi
Ne vakit kaybettik ailevi cengi
Hayasız tufanı zevkle ananlar
Katran püskürtüyor şiirin rengi

Ömer Ekinci Micingirt


Şiirlere Bak

Zihnim homurdanır gülümser cümle
Ruhu kenetleyip nefse gideli
Gerçeklerden kaçtım bütün gücümle
Hehey yalan dünya âh gurbet eli

Her yer mahzen gibi ben hep esaret
Ömür tramvayı sessiz yürüyor
Mâzi kırıntısı deli cesaret
Gece ağarınca göğe vuruyor

Kızgın gecelere barut gibiyim
Sanki aradığım öksüze yatak
Köprü altlarına gardaş gibiyim
Acılar çiğnenmiş şiirlere bak

Ömer Ekinci Micingirt


Şu Ramazan

Tahsisatı fark et sokaklara bak
Sokaklar dediysek bakma itlere
Zamane zıtları nefse oyuncak
Vardır de hikmeti koş vakitlere

Ben ömrü tükettim ve sözler beni
Hüsran ehli hâşâ cürüm işledik
Tefekkür eyledik zor serüveni
Rahmet ve mağfiret affı düşledik

Ne bıraktık şu ramazan ayına
Yanık yüreklere bir damlacık su
Sırt çevirdik nefsin tramvayına
Kânaât eyledik bulduk hulusu

05.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Şuur

Boşluklarım tezat yüklü fırtına
İçimdeki kırıntılar çok oldu
İstikbâli yüklemişim sırtıma
Yürüdükçe yalnızlıklar döküldü

Hassas her söz tefekkürün eseri
Kalp anlamaz yürekteki tesiri
Kim yazacak ebediyet nesiri
Şiir dedik şuûr yere çakıldı

Ömer Ekinci Micingirt


Şüheda

Nedense sebepsiz aradım seni
Önce koşma yazdım sonra mersiye
Hem kimler vurdular yürek buseni
En derin sığındım ben ebediye

Salmışım kendimi her halim girift
Seninle baş başa senden habersiz
Ayyıldız kubbeler üst üste çift çift
Kan beyaz sensizlik gelin var ersiz

Onurlu velvele şehâdet her yer
Ağardı dudaklar O sâda ile
Beni de mor sükûn sararsa eğer
Söyleyin o artık şüheda ile

Ömer Ekinci Micingirt


Şüheda

Ölüm yaşamın dibi
Geldi gelecek her an
Belki de uyku gibi
Alır gider uykudan

Ölüme ruhum fedâ
Ölüm ne güzel varlık
Üç güftede şüheda
Ölüm vuslat mezarlık

Ömer Ekinci Micingirt


Tabut

Sopsoğuk ibretle hazırda bekler
Güzeli kucaklar yer uykusunda
Meleşir arkadan ikiz bebekler
Yavrular nerede der uykusunda

Gassal kazanında kaynatır suyu
Ne bir yetim dinler ne de uykuyu
Gelinlik kefeni örter örtüyü
Yolculuk dehşetli ter uykusunda

Bağır bağır bağır duyan yok ki git
Herkes aynı tabut terazi eşit
Fetva verir tabut ne olur işit
Ömer’i ne zaman yer uykusunda

Ömer Ekinci Micingirt


Tahrir

Sözü dokundurur kızarım biraz
Zulmü başarmıştır masonik kürsü
Bakın Avrupa’ya var mı itiraz
Darbeyi reddetti Muhammet Mursi

Satılmış ordular tahrir zor zaman
Yayarlar sokağa nifak anbean
Petrol ve ötesi şeytanın eli
İslam ülkeleri kaynayan kazan

Küfrün maskeleri düşüyor tek tek
Uyan be müslüman tefekkür gerek
Mâziyi düşünün yol yok çilesiz
Zafere varılmaz vicdan yiyerek

04.07.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Taksim

Kan renginde musiki, Anna – Mazzan pek mutlu
Var bu işte tuhaflık gel de sebebe şaşma
Dalga dalga apansız, namussuzlar umutlu
Yitirilmiş basiret kahpe bizden yanaşma

Dört biryan kibrit çöpü cigaralar yerlerde
Kık kıs gülüyorlar hem, fırsat geçmez bir daha
Yeşillere büründü Molotoflu barlarda
Çığlıklar ve bıçaklar devrim diyor sabaha

Yürüyüşe sözüm yok Vandrej Matisak’a bak
Zulasında Türkler var idrak tutmaz kin yine
Belağatı sormayın kurulmuş ya intibak
Engizisyon düşündüm Taksim senin neyine

Oyna ateşle oyna sonra gâvuru sustur
Hasta adam diyordu hasta adamsınız siz
Sopalı delikanlı bu söz kime mahsustur
İdrâkin elin ağzı ifade meymenetsiz

10.06.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tâkvasız Üstünlük

Esfel-i safilin, eşrefi mâhluk
Marifet iltifat halife de sen
Ve halkın içinde Hakk’ı yaşamak
Asla tartışılmaz yüce bir mesken

Yücelik ne arar soy sop ve tende
Seyreyle hikmeti ilim ve fende
Asabiyet neyin cürüm ensende
Âyete çarpınca düşürdün masken

Edebe riâyet edep ar ile
Adamlık odur ki gerçeği bile,
Tâkvasız üstünlük zulmettir dile
Renklerde ayrılık küfrüdür esen

23.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tâlih

Sıra sıra atlı ve piyâdeler
Dolaşır beynimde neyin peşinde
Duyulur hıçkırık ve seccadeler
Tekrar çiçek açar asrın döşünde

Geçmişin ahengi mâziyi deler
Sonun heyecanı beni yaralar
Arşın gölgesi hem kimi gölgeler
Tâlih vadisinde tek tek sıralar

Orada ölümler orda var bâki
Orada erenler sözünü tutmuş
Düşündüm vallâhi yatmamışam ki
Ömür denen yalan ruhumu yutmuş

03.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tanrı

Elbette tek Tanrı Hak'tır beyninde
Yürekten 'Allah' de silinip gitsin
Doksan dokuz isim mevcut var dinde
Esma-ül Hüsna hoş Tanrı'yı netsin

Yoksa Yazar mıydı kökte yaprakta
Dönüp bir seyreyle sırlı hikmeti
Hep O’na rast geldik taşta toprakta
Allah' ta gizlemiş âşk marifeti

Ömer Ekinci Micingirt


Tasalanmayın

Duâlı okşayış tatlı dem sâla
Kul o ki yüreği Kâbe’de kala
Doğum ve ölümler ağaç gölgesi
Gölgesi hüzün aşk gönlü yaş ola

Yaş ola, yâr ola liyakâtiniz
Hep O’na koşmalı ömür atınız
Ve gayya pazarı ölüm ertesi
Tasalanmayın siz haydi yatınız!

04.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tasavvuf

Eren var eriyen var kâlû belâdan beri
Zannı ifşa eyleyip tez hüküm vermeyiniz
Biliniz ki tek gerçek yaradılış haberi
Gözsüzleri seyredip ifşâyı sermeyiniz

Aczi bilip her daim koş Kuran-ı Kerim’e
Bireysellik izzet mi bireyi yormayınız
Gel bana hem izâh et tesir et içerime
Muhabbeti hissedin hissedin sormayınız

Tek atımlık oyunda vazedene yaklaşıp
Ve O’nu idrak için idrâki yormayınız
Sabra yelken açarken eşyadan uzaklaşıp
Erenler meclisinde mertekler yarmayınız

Çok şey var tartışılmaz tartışılmaz kardeşim
Gerçek dostu unutup hâşâ yalvarmayınız.
Dünüm günüm yarınım yazım güzüm son kışım
Yöneliş hep tefekkür hedefsiz durmayınız

Garbın doğmalarına yorulduk uya uya
İrfân yok dimağlarda nakledip sermeyiniz
Dirilin hakikatte yanarak duya duya
Tasavvuf idrâk ilmi tehlike görmeyiniz

Ömer Ekinci Micingirt


Tasavvuf Tezekkür

Esası tevhittir gayrisin rettir
İkrâm hâl ihsandır hem ibâdettir
Ahlak ihlâs edep açık ve nettir
Din İmân hakikat tâkva tefekkür

Terbiye arınma marifetullah
Huşu yâr sevgisi muhâbettulah
Kur’ân ve sünnettir tek gâye Allah
Allah'a giden yol kalbi tezekkür

Ömer Ekinci Micingirt


Tasavvur

Bu nasıl tasavvur ezeli alıp
Ebedi yırtılmaz menzil sanırım
Ben aslında boşa yürüyen kalıp
Mânâlar çarptıkça yaralanırım

Perdeyi arala yürü diyerek
Aklıma almışım zaten başımdan
Sonsuzu terk ettim sonu giyerek
Akıyor zevâlim kör gözyaşımdan.

Ümide yaslanmış olsam ben bile
Her gün bir ayrı hebadasın der
Efendim aşk ise ben nasıl köle
Cesedim ruhumu zora sürükler

Ömer Ekinci Micingirt


Tasavvurlar

Ziyâ her zaman görünmez dıştan
Öteli manalar görünse bile
Renklerin ateşi türlü nakıştan
Görmeden görünmek boşa nafile

Geriye dönüş yok, tekrar doğma yok
Aslına akseder üslup ak kara
Mekândan mekâna efendi bey yok
Tasavvurlar üstü eşsiz manzara

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Taş Toprak

Ağlayamıyorsan yüreğini ser
Bir gece göz yumma sehere değin
İpek bir mendile gözyaşı gider
Kaçıyor elinden son geleceğin

Çıplak bir lâf ile beni anmadan
Önce bir fatiha sonra okşayın
Ruhumu vereyim hırpalanmadan
Varlık tablosuna beni yok sayın

Çok şey der kaşlara yağan şu karlar
Şu kesik sakalım ölümden de ak
Micingirt upuzun ateş yakarlar
Betonlar merteğim taş toprak yatak

03.03.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Taşa Çaldım

Bana derler neden yüzün gülmüyor
Mevsimi gelmeden söyleyemem ki
Kayboldu melekem gitti gelmiyor
Neyzenin neyiyle neyleyemem ki

Yapayalnız şiir yazdım hecesiz
Yankılandı sabah akşam gecesiz
Ben kimim ki büyük baş siz yüce siz
Emeksiz benliği peyleyemem ki

Taşa çaldım efkâr bilmez bilimi
Lâl eylesin Hâk demezsem dilimi
Bir başka âlem var anla hâlimi
Çileyi gülizâr eyleyemem ki

26.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Taşeron

Yine bugün iyiyim fiyakalı perişan
derbederi sarhoşun
hissiz sokakların asılmış
gölgesiyim

Azap yeşili sırlar, şiirlerde doygunluk
mısralarım yorgun güç
ve ben kendimden hırçın

Kuşluk vakti koridor uykusuzluk
ve Bayram
kim mi Bayram “taşeron”
elinde paçavralar parlatıyor vicdanı
merdiven durağında

Yüzü asfalt sıcağı ölümü emziriyor
bakışı dokunaklı renksiz bir şiir gibi
çökmüşlüğü topluyor
masa aralarında tedirgin ve çekingen
giysileri terlemiş buz tutmuş
hayalleri

Ateş gibi elleri
zayıflıktan dikelmiş karınsız bölgeleri
ve zalim bir akıntıya tutunmuş söyleniyor
duyun ulan deyyuslar
haksızlığı der gibi

Okuyanlar seyirci izleyenler kör nebbaş
imgeler çatırdıyor kelimelerim titrek
yüreğim darağacı…

26.05.14 Bursa

Not: Şiiri de ismi geçen bayram okulun en çalışkan personeli ve taşeron olarak çalışıyor maaşı kirasına denk...

Ömer Ekinci Micingirt


Tavır

Gerçek ve aslolan esas niyettir
Günahsızlık tavrı" enâniyettir
Güç hesaplaşma mümince tavır
Ki bundan gayrisi hikmeti rettir

Mukâddes kitapta suç-günah nettir
Mükellefiyetler hep emânettir
Mutlak mahiyette vardır bir hayır
Ve tevbe istiğfar sâmimiyettir...

22.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tebessüm

Tebessüm pek marifet
Üfül üfül gülümse
Yudum yudum tatlansın
Bakışınca her kimse

Zehir eder sarayı
Tebessümsüz bedbahlar
Hep nefretle geceler
Ve isyanla sabahlar

Serp gülücük herkese
Tebessüm ol dudakta
Poyraz estir pür neşe
Her köşe her sokakta

Güzellikler salıver
Feyiz alsın her gelen
Eller kalksın ümitle
Duâlara gölgelen

Hem vücudun zekatı
Yüze gülmek yakışır
Kahkaha mı aman ha
Bala şerbet katışır

Bakışları görünce
Gülümserdi rehberim
Gülümserdi rengârenk
Gül güzlü peygamberim

Ömer Ekinci Micingirt


Tecelligâh

Cennet ve Cehennem arz edim baştan
Lütuf ve kahrının tecelligâhı
Gerçeği kaybettim mecazi aşktan
Leyla’nın gözyaşı belki de âhı

İkişer hecedir zulmet ve ziyâ
Tevbe yüz bin defa dehşet cezaya
Duâda ustalık kader kazaya
Bin bir kapı açar tevbe silahı

Huzursuz adeta bir koruk tayım
Ben bende kendimi aramaktayım
O’nun havasıyla hoş yanmaktayım
Ölüm bağ-bozumu var mı izâhı

01.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tefekkür

Gökkuşağı rengârenk, izliyorken semayı
Bir yanımı ney sardı bir yanım bağlamayı
Efsunlandı her taraf, gözlerim sevdalandı
Ruhum sustu ben sustum unuttum ağlamayı

Tafra esti her taraf sanki iyi değildi
Zaman içinde zaman, ifadeler eğildi
Yordam bozuk yol bozuk,suç sayıldı mimarlık
Hüzün sardı bendimi, sükûtumun sesinde
Kucakladım nefsimi, celallendim bu defa
Aşka geldi hücreler gafletin ensesinde

Artık bırakın beni, beni bana bırakın
Şerit değiştiremem gözlerimi kapayıp
Bak yanıyor yığınlar üst üste akın akın

Erken başladı savaş, savaş ama ne savaş
Henüz vakit çok erken, henüz erken arkadaş
Peylendi vefasızlık vefasızlık sözleri
Kime ne anlatayım fal taşıydı gözleri
Eşyaya mı takıldım, taşıyamam vebalı
Anladım ki her şey boş belki insanlık hali
Vardır elbet sebebi belki vardır bir hikmet
Yol uzun dava büyük idrak etmek marifet

Artık bırakın beni, beni bana bırakın
Şerit değiştiremem gözlerimi kapayıp
Vuslatımız derbeder,pençesinde firakın

Mağrur mağrur gülemem uzatmaya ne gerek
Izdırabım çok derin dertlerim çuval çuval
Tokatladım kavgayı davaya baş eğerek
Sizi size bıraktım düzenleyin karnaval

Ömer Ekinci Micingirt


Tefekkür Vesvese

Ümit-korku düşündüm
Aldı beni vesvese
İçim doldu sis duman
Anlayamaz hiç kimse

Kan ağlıyor yüreğim
Yudum yudum ızdırap
Kulluk yoksa ben neyim
Nefsim bunu bir bilse

Sessiz sessiz dinlerim
Bak dizlerim esiyor
Şaha kalktı genlerim
Sığmıyorum kafese

Kavgam zorlu ve nurlu
Pes demem zor olsa da
Dava büyük onurlu
Kulluk müthiş hadise

Çektim çektim parmaklar
Doksan dokuz deyince
Sanki nurdan ırmaklar
Ve mevt oldu vesvese

Hırıltıya ne gerek
Ölümsüzlük libası
Takva ile giyerek
Duyuralım herkese

Tat veriyor cefası
Ki pahası biçilmez
Cemâlullah safası
Hadi gardaş gülümse

01.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tehditkâr

İnsanlar görüyorum, alaborada huşu
Çiftliğine çömelmiş eteksiz devekuşu

Sözleri tık boş kutu, Marx'ın görünmez yüzü
Karşı ki mahallenin, önde giden öküzü

Desem ki biyolojik izâhatı zor olur
Kadehler izdivaçlar, kimler kime yâr olur

Ve yığın gergedanlar, boynuz boynuzu deler
Züleyha'ya lâf eder, yüzyıllık fahişeler

Tehditkâr hayasızlık,sefil kulelerde caz
Sokak küfrü kusmakta,sahibi karışamaz

Ömer Ekinci Micingirt


Tejgere

Gülüşlerim ateşten özlemlerim bembeyaz
Kaç mevsimi düşlerim kaç mevsimim kayıpta
Asfaltın ortasında sürükler beni poyraz
Neden acep kaçarlar sesi duyumsayıp da

Ölümsüzlük yok ise ölü netsin mezârı
Matemlerle dökülür taş duvarın huzuru
Hangi babayiğitler görünmezin göznuru
Onsuz ölmek olur mu kokusunu duyup ta

Gözlerim göçmen kuşu yüzümü göçe vurdum
Sonsuzluğa yaslanıp ufuklarda uyurdum
Yenilgiler toplayıp garip hayaller kurdum
Bir çukura atınız tejgereye koyup ta

Ömer Ekinci Micingirt


Tek

Kim kavuştu
Kim çeltikten çıkardı
Kim tanrılar icat etti
Sonsuzluk vapuruna kim öfke kustu

Ve kim heykeller dikti ruhunun ortasına
Kimliksiz şuursuz ve fütursuzca
Kim varlığın ve hiçliğin iskelesine
Kemen attı boylu boyunca
Usta ellerde yandı pişti
Tevbe yangınıyla

Kim sabır taşlarını kaldırım
Gözyaşlarıyla elele
Hoşgörü caddesine yürüdü
İzzet deryasına yelken açtı
Kim zillet bataklığına koştu
Kim sağır kim kör
Kim hükümlü kim hür

“Ehad” ve“Samed”
Affet beni
Affet …

12.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tek Millet

Gam keder üzüntü bahtı öksüzün
Gariplere mahsus gözyaşı vardır
Merhameti olmaz manen köksüzün
Izdırap kederin sırdaşı vardır

Vahdete ermekse gerçek saadet
Seni eğlendiren âlem illettir
Neyin nerededir düşün hayal et
Bilmem duydunuz mu şirk tek millettir

22.03.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tekâmül

Ülkem çoğalıyor yumruğu iri
Umut kımıldıyor kulak ver sese
Dört yanı cehennem mason zinciri
Yürürüm hışımla etmem vesvese

Dağlarım kin tütmüş siyon izleri
Yüzü Nemrut gibi ustura kızgın
Bir başka bu asrın düzenbazları
İzâhta kusursuz gerçekte azgın

Sebebi biz belki idrâkine aç
Mutlaka şüphesiz birçok şeyde ham
Biz olmak güzeldir biz bize muhtaç
Tekâmüle açık daha ne yazsam

Ömer Ekinci Micingirt


Telafer Gibiyim

İçimde başıboş kalabalıklar
Bir mülteci gibi dolar boşalır
Zihnimi tırmalar zihnen alıklar
Telefer gibiyim hep mahpus kalır

Vicdanın imbiği kalbe atıyor
İster güngörmezmiş divâne deyin
Geceler ölümü aydınlatıyor
Toprak kucağına pervane deyin

Artık meyledemem bugün yarına
Güneş benden öte söndü ışıklar
Ne Itri ses ver ahuzarıma
Ne de gelgeç diyer gerçek âşıklar

08.09.16 Urfa

Ömer Ekinci Micingirt


Temiz Kâğıdı

Irza angarya der şaire kâhya
Sırtüstü yatıyor çapkın sürtükler
Ayyaş sokakları neylesin ihyâ
Bu tür kahpelikler ruhu dürtükler

Şuh keskin gözleri kirli sakal tam
Siyanür yüzlere tükürür şehvet
Yer yer hep yazarım asla uslanmam
Derim hidâyet ver, ya tezden mahvet

Namussuzluk boy boy birde narası
Susmak, namlu gibi vurdu yiğidi
Aşk yok paramparça aşk maskarası
Ziftten kadavrası, temiz kâğıdı

17.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tenha Duygular

Bir kere gülümse renk renk yetecek
Büyüle bu anı naz etme gayri
Islak hüzün salma gam tüketecek
İstersen sen benden söz etme gayri

Ses ver gel arada unutma derim
Tıpkı rüya gibi hele ellerin
Sensizlik sarınca gurbet ellerin
Dumanım tütüyor köz etme gayri

Gece karamsarlık uykularım zor
Yine meltem sardı ruhum eriyor
Sessizce süzül sus gecelere vur
Tenha duygularla hazzetme gayri

02.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Teperler

İstersen gözlerim sil ışığını
Çaresiz yüreğim esirler gibi
Gel ıslat yüzümün kırışığını
Perçemi hüzünden nesirler gibi

Akan gözyaşına beni de sesle
Suskunca çakırkeyf günbatımında
Keklik koyakları aynı hevesle
Nutku paramparça hilkatimin de

Cellâtta kelepçe sevginin dili
Sehere koşunca bilmem ne derler
Gözlerim zift gibi zindan kandili
Tanyeri atarken ruhum teperler

27.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Teravih

Bu akşam teravih ötesi düğün
Uzat kubbelere kollarını aç
Aşkın her cilvesi renk renk gördüğün
Şu yanan yüreğim geceye muhtaç

Her yerde bir şenlik, ben neden hüzün
Meçhule koşarım gece gündüzün
Vuslat mukadder mi belki bu güzün
Mücrim yürekleri eyler ki sertaç

10.08.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Terhisat

Son kaç asırdan beri
Ne oldu kim silecek
Garbın ayak sesleri
Ne zaman kesilecek

Atın naralar atın
Eyerleyin atları
Ölümsüz terhisatın
Fâtihân evlatları

Ömer Ekinci Micingirt


Terk

Buz kar yağmur dolu emirle taştı
Şâirler çok şeyi mecazi aştı
Kibrin askerleri yine sataştı
Kim dedi, ne dedi bilmek istemem

Baktım gözlerine terk ettim puştu
Şirki çevrelemiş zaten kopmuştu
Hakikat namına yalnızlık düştü
Ölü bedenlerle olmak istemem!

21.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Terk Etmez

Kalmadı fer takatim
Cürmün dibine vardım
En büyük liyâkatim
İfşâ ettim yalvardım

Çoğu görür fark etmez
Hiçi fark etmedikçe
Biliniz ki terk etmez
O’nu terk etmedikçe

04.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Teselli

Dirilişler ısıtır, göz yaşartan kışları
Boşluğunda beynimin huzur çırpınışları

Şuur eritiyorum hissizlik iliğinde
Var'ı arzuluyorum arsız zindeliğinde

Hakikatle meşgulüm başbaşa iki cümle
Şükür pek bahtiyarım parçalı bütünümle

Teselli öpüyorum fırtınalar düşüme
Tevekkül büyüsüyle koşuyorum işime

Koşusu âşk cihadın,tebliği vardır tek tek
Ki ezelden ebede sayfa sayfa fikretmek

Lâkin işim koşmaktır tohum atıp gayretle
Koşar ve düşünürüm kuşanırım hayretle

Ömer Ekinci Micingirt


Tesettür

Çoğalıyor hızla tek tek
Başörtülü mini etek
Ne diyeyim ki süslüman
Yaşam tarzı ve Müslüman

“Armut sapı üzüm çöpü”
Vaziyet tip boya küpü
Argo küfür türü ilkler
Model oldu “kedicikler”

Moda bu ya türlü türlü
Çırılçıplak tesettürlü
İkincil ruh bozuk etler
Ardan hırsız kıyafetler

Dil pervazsız beden azgın
Hakikat bu koptu dizgin
Evli dullar yok erleri
Ne çok deyyus fenerleri

Şiir hece yaz belası
Çöktü iffetin kalesi
Gelenek mi lime lime
Kendimedir her kelime

Hicvim ağır açık duru
Aşk duygusuz sevgi kuru
Gel kardeşim gel tutuver
Say yazmadım unutuver

Ömer Ekinci Micingirt


Teslim

Yürüyorum ayakta
Zirveden basitliğe
Beni gör çoğa bak da
Kaçır gizle dörtlüğe

Sen fazlalık ben artık
Biz nasıl bir yaratık
İzân irfan kör ettik
Bu sığar mı mertliğe

Ve arşsız gölge var mı
Tevbesiz bölge var mı
Aşk bilgeyi yakar mı
Sığındım cömertliğe

Us idrake göredir
Yakarışlar yâredir
Ölümsüzlük neredir
Vermeğin namertliğe

Teslim oldum ben fakat
Olmasa da liyâkat
Affet Allah’ım Affet
Acı nankör dertliye

12.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Teslim Ol

Göreni görmemek perde arkası
Akıl var belki de idrâktan noksan
Çok şeyi üşütür aklın parkası
Organların yüktür seyirde yoksan

Ne çok hikmet saklı bir damla kanda
Kiminde bir zulmet kiminde nurdur
Ötesi cürümler kalır arkanda
Teslim ol verene ölümün durdur

08.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Testi Paramparça

Hicranla iniler gönül sancağım
Bilmem bu garipten ne istedin sen
Sütunu yakuttan gül açacağım
Testi paramparça yeis dedin sen

Taşa çaldın hırsla dost sergisini
Nasıl anlatayım hem hangisini
Mozart’la değiştin aşk türküsünü
Şuursuz şaire reis dedin sen

Ne kadar sevmiştim nurlu ismini
Davama asmıştım kardeş resmini
Ben havale ettim diğer kısmını
Benimle oynadın bahis dedin sen

Hançerin ağulu ağır bu yara
Hayal edemezdim geçti ne çare
Sözlerin çilesiz Ömer biçare
Keşke görmeseydim ne istedin sen

02.01. 2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tevbe

Çok gözyaşı gerek senin için yâr
Sıdk ve ihlâs ile eyle tövbekâr
Ölüm sarhoşluğu o gün gelmeden
Birkaç damla yaş ver birde istiğfâr

İçimdeki feryat haktır kalemim
Kurbanı olurum gâvs-ı âlemin
Tebliği olayım kutlu çilemin
Âh be ağlayışlar Şuayb ağlar

İhlâsla kalbime yazsam İsmini
Yok eyle “keşke”yle eski resmimi
Tevbe pınarından tattır cismimi
Rahmet bulutların yağmurların var

Ömer Ekinci Micingirt


Tevbelerim

Emretti doğ dedi biz doğuverdik
Kör melûn aldattı Âdem dedemi
Hiçliği sırtlayıp defteri dürdük
Göz göre pişmanlık say ifâdemi

İmtihan pek ağır işte bu yüzden
Benimle birlikte sen gel ağla yâr
Kendimden kaçarım gece gündüzden
Nedâmet adına tevbelerim var

27.02.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tevekkül

Muttakilerden olmak aşk odunda yanmaktır
Kaçınıp yasağından sevabını ummaktır
Vekil tek destek olan O rahmete güvenip
Muhkem tevekkül ile yaslanıp dayanmaktır

İfrat ile tefriti tevazuyla zilleti
Ayırt etmek tevekkül enâniyet illeti
Zikir fikir şükürle kibrin küfrünü yenip
Tevekkül korumaktır masivadan milleti

Guven kalbin gıdası azığıdır barıdır
Sükunet ve tevazu muminliğin varıdır
Şiirin her demine zikir yazmalı edip
Cennetin bahçeleri zikir halkalarıdır

Ve Hakk'a itimattır O'nunla iktifadır
Arzuları hak yolda nispetince ifadır
Ölü elinde meyyit hamalın elinde ip
Hasta olan her nefse rızık sebep şifadır...

19.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tezgâhlar

Özgürlüğüm büyük hürdük eskiden
Köydeki dağların saflığıydı kar
Kervânlar doyardı çinko testiden
Şimdi açık büfe doymaz canâvar

Ne varsa unuttuk veyahut astık
Kundağın höllüğü vardı şifâda
Bütün cürümleri kâğıda bastık
Çok şeyi şöhrete sattık bu defa

Öpüşler hız yapar izle yürek deş
Çocuğu fırlattı gitti karşıdan
Tezgâhlar dörtnala kızmayın kardeş
Çığlık gümbürtüsü gelir çarşıdan

09.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tezgâhlar

İhtiyar kervansaray ve kuş konmuş çınara
Bir şey var şuracıkta tam dilimin ucunda
Asfalt ben akşamüstü iç dökerim ak kara
Mâziyi düşünürüm hayallerin burcunda

Kurtarılmış mekânlar ilişkiler gizlenmiş
Dostluk şuh paketleri baldır bulaşmış aşka
Fildişi göğüsleri şarapla temizlenmiş
Başköşede hergele raksı çalar bambaşka

Hicvederim direnir mahşer bir nefes beyim
Kim kurdu tezgâhları yanıma gel dön bir bak
Çözülmüş pusatsızı desem geberteceğim
Dizginsiz pazarlıklar ürkek ceylan ve tuzak

Uzaktan keman sesi geceyi eşiyorum
Sözleri tütsülüyor diyorum ki davar mı
Galiba yok aklımı teperek yaşıyorum
Davar değil eşekler başka izâhı var mı

Söz yok kurşun işlemez fahişeler şeddeli
Gönüllü müfrezeler hemen dibinde meğer
İfâdeler cehennem ödenir mi bedeli
Aşk yok şehvet upuzun lût kavmine eşdeğer

Ömer Ekinci Micingirt


Tinerci

Dinleyin ahali dinle başbakan
Tinerci taht kurdu benim ülkemde
Bu nasıl eğitim nerdedir bakan
Çeteler kolordu benim ülkemde

Cam fanus gösterir mafyayı yiğit
Teşvikler diziden adeta öğüt
Utanmaz acanslar yakarlar ağıt
Basiret kör oldu benim ülkemde

Herkes bana neci bulaşmaz ite
Her koyun diyerek gidiyor öte
Bağıra bağıra verdiğim nota
Susmuşlar lal yurdu benim ülkemde

Konuşun susmayın getirin dile
Diziler eğitti bilmem ne ile
Şişirmiş karnını içer nargile
Nefesi bu yordu benim ülkemde

23.08.2005

Ömer Ekinci Micingirt


Titreyen Kalp

Tefekkürde fen olmalı
Ne yaparsan en olmalı
Salih âmel azâmetli
Titreyen kalp sen olmalı

Hodgamsız irfân olmalı
Her durakta han olmalı
Namaz ezân ve kametli
Titreyen kalp sen olmalı

Şöhret afet, şân olmalı
Tebliğ için cân olmalı
Güzel ahlak merhametli
Titreyen kalp sen olmalı

Hafızanda din olmalı
Zulme karşı kin olmalı
Maskesiz ve hâysiyetli
Titreyen kalp sen olmalı

Ömer Ekinci Micingirt


Tohum

Temmuza zemheri ektiğim güzlük
Toprağın karnında tohum izleri
Yeşeren her iklim aşk ölümsüzlük
Görene göz kırpar kalbin gözleri

Görene göz kırpmak gözde ne güzel
Perdeleri açar salar sohbete
Erbâb-ı sevdalar ebed ve ezel
Küfrün mevsiminde koşar rahmete

03.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tophane

Erguvan kokuyor ses versin diye
Yeşil’den aşağı Tophane'ye var
Dünü düşünürüm birkaç saniye
Derin ah çekerim göğsümde huzur

Nere baksam aşk, aşk kadar çoksun
Çoklukta hiçliği bilirim amma
Nasıl anlatsam ki artık sen yoksun
Sen sönmeyen bahar, sen bir muamma

Issız günlerdeyim Micingirt ağla
Hikmetten suâl mi sebebi vardır
Türbeleri taştan kubbeler tuğla
Ölümsüz bir diyâr, anlatmak zordur

06.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Toprak Yığınız

Mezarım çevirin ot gevenlerden
Bir ardıç bir söğüt birazda yaprak
Savurun küllerim merdivenlerden
Zamana sürüyüp az ağlayarak

Ölümsüzlük vuslat ayrılık dünden
Günbegün aklımı aklım öteler
Kefenim mor olsun koyunyününden
Helvamı yiyorken pişsin keteler

Bizim köyde mezar uzun ince sal
Öldü ne yazık ki yok Halis usta
Bu şehirde ölüm cin peri masal
Uhrevi kaygı yok tutulan yasta

Dağ taş aşk verirdi ruhuma huzur
Her sabah yeni bir aşktı umutlar
Kekik kokularım ben buhur buhur
Tek tek ölüyordu güneş bulutlar

Hayat bir imtihan ümit korku hür
İnsan pıhtıları ölümsüz sanki
Kirli çoklukları hiçime vurur
Cellat gibi ruhum görün o anki

İstemem mozaik istemem mermer
Toprağı yığınız biraz engebe
Üstünde siz olun altında Ömer
Cürmümü toplayın verin sebebe

Ömer Ekinci Micingirt


Tozlu Dosya

Gözyaşlarım taş duvar
ifâdem mahpushane
şiirlerim ölümcül
heceler benden
rüsva

Koşarım tramvaysız
rüyalar uzun bacak
gecelerim ruhsatsız
peşimde aşk hışımı
burnum da
ter kokusu

Tütsüler koparıyor
yazgılar eğiriyorum
yer yer pusatsız

ve zihnim ve zihnim
tozlu dosya

07.03.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Trajedi

Korkunç sefaletin yaşayış tarzı
Mahluk akbabalar azgın katırlar
Tekerrür ettikçe hatırlar ırzı
Domuz kortejinde köpekler hırlar

Vahşet çığlık ölüm aldı garibi
Döküldüm ağladım sessizce yine
Asrın vicdanları cin çarpmış gibi
Gençlik yaban oldu ebeveynine

Sokaklar mezbaha cellatlar seri
Koptu zembereği çekirdek güyâ
Yaşayanı ayyaş gezen serseri
Cinnet trajedi bakın aynaya

Ömer Ekinci Micingirt


Tuğlalar

Rüya gibi halim gecelerim mor
Süzülüyorum

Donakalılır ruhum renklerimi gör
Eziliyorum

Senle bir acayıp sensizlikten zor
Sızılıyorum

Bambaşka musiki, belki beyaz nur
Yazılıyorum

Düştükçe tuğlalar ömrü bana sor
Azalıyorum

Zamanın hazzıyla fecir geliyor
Bozuluyorum

29.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Turnusol

Sen ben o sır ifşâ döküverdiler
Fitnenin önünde çöküverdiler
İfâde bulanık izân kör kuyu
Ruhlara eblehlik ekiverdiler

Üç hilâl-altı ok-ak’ı verdiler
Birlik kavramını yıkıverdiler
Hırs ene şirk gıybet şeytanın huyu
Nifâk silahını çekiverdiler

Ve gözü köreltip bakıverdiler
Lâkin zıvanadan çıkıverdiler
İmtihâh çok şedit tutmaz dürtüyü
Bütün gemileri yakıverdiler

20.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tut Elimden

Gözyaşlarım ateşinde yeşerir
Mecnun gibi boş dağlara ağlarım
Ateş söner dört biryana dem verir
Yokluğunu yokluğuma bağlarım

Muhabbetin merhem olur yarama
Engebeler engebeyi öteler
Çile varsa büyük vuslat var ama
Yokuş biraz aşılmıyor tepeler

Gözlerimi gözlerinle boya can
Ve diz çöküp yakınına varmışım
Bu aç ruhum güzelliğe doya can
Sensizliğin kollarında durmuşum

Son şafakta markatına al beni
Korkarım ki başka köye koyarlar
Tut elimden efkârıma sal beni
Sen almazsan sensizlikte yuyarlar

17.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tutulacak

Ürkek şiirlerim karmaşık duâ
Kurak mısralara yağmur bulacak
Artık kar yağmıyor bak Uludağ’a
Yüreğim yanacak gün tutulacak

Leylâk kokuyordu girdim bir bağa
Kelebek misâli kondum yaprağa
Sığınmışım Veysel gibi toprağa
Yüreğim yanacak gün tutulacak

19.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tutuldum

Hüzünle değiştim gülüşlerimi,
Bir seher vaktiydi ben beni buldum.
Tasaya boyadım mor düşlerimi,
Aczimi geceye serdim kurtuldum.
Hüzünle değiştim gülüşlerimi,
Bir seher vaktiydi ben beni buldum.

Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok,
İhsanın böylesi başka yerde yok,
Sancılı sözlerim delisi pek çok,
Kapandım “keşke”ye durdum kul oldum
Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok,
İhsanın böylesi başka yerde yok,

Dahası emanet değmez harama,
O eşsiz çeşmeden koy matarama,
Firdevs’i iklimi görmek zor amma;
Dirilten güzeli gördüm tutuldum.
Dahası emanet değmez harama,
O eşsiz çeşmeden koy matarama,

Ömer Ekinci Micingirt


Türk Polisi

Kale gibi cesâret adalet ve şecaat
Yiğitlik var geninde pek yaman Türk polisi
Bakışları huzurdur huzur bulur kâinat
Dalga dalga rengârenk kahraman Türk polisi

Üfül üfül sokaklar müşkül ondan sorulur
Yerler gece ürperir karanlıklar gerilir
Nerde apansız vahşet yetiş polis görülür
Çakmak gibi yetişir her zaman Türk polisi

O gazidir o şehit o şehâdet diyârı
Merhâmet fedâisi vefanın yadigârı
O çelikten kubbedir o Âsım'ın çınarı
Yaralı sinelere can derman Türk polisi

Ölümcül zemheriler derken polis yetişir
Mazlum için savaşır vatan için çatışır
Namussuzun züppenin etekleri tutuşur
Vicdanın hür sesiyle pek yaman Türk polisi

Şiârıdır eşitlik hak hukuk hakkâniyet
Kırılır prangalar lüzum görürse şâyet
Mâzisi kahramanlık bağımsızlık hürriyet
Vatan sesi duyunca cana cân Türk polisi

Ta Aras’tan Tuna’ya Kafkaslardan Hazar’a
İnançla azmederek huzur katar huzura
Kızıyorum satılmış gazeteci yazara
Nerde hâin geberse ve hemen Türk Polisi

Özgürlük karakteri milli ruhun ocağı
Güven huzur müjdeler şefkat tüter sancağı
O şefkat süvarisi kimsesizler kucağı
Çakmak gibi yetişir anbean Türk polisi

Türk polisi ülkede emniyettir emniyet
Onda vardır sadâkat onda vardır hamiyet
Polis biziz polis siz polis varsa hürriyet
Yaralı gönüllere tercüman Türk polisi

Sakın ha sahtekârlar sahipsizdir sanmayın
Adam gibi yaşayın adam gibi dinleyin
Son pişmanlık faydasız sonra hayıflanmayın
Müşkülleri çözmede hep uzman Türk polisi

Dağ gibi irâdesi, Yunus gibi yüreği
“Ya İstiklâl Ya Ölüm” bükülemez bileği
Hilâlımın çatısı bayrağımın direği
Yiğitlik tarlasında ak harman Türk polis

O Dadaş’tır Yörük’tür o bizdendir sıradan
O Efe’dir Efe hey o Seymen Ankara’dan
O Köroğlu o Ferhat nasip etmiş Yaradan
Yaralı gönüllere tercüman Türk polisi

Güvencemiz Micingirt kanunlar ve yasalar
Barış için silahlar beşer için masalar
Özgürlük tellâlları bize de uğrasalar
Vatan için sevdalı hür vicdan Türk polisi

23.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Türk Yazı

Kimsiniz siz yetkiniz ne nesin sen
Bilir misin ruh halini neyin var
Boşa mıdır dehşetli çark cehennem
Nifak ektin öfke biçtin canavar

Anlatayım ne izzetsin ne arsın
Salyalaşıp sürünürsün yerlerde
Yetti artık bu günler çok azarsın
Hak aranmaz fuhuş yayan barlarda

Sahipsiz mi zannettiniz bu yerler
Akıl ermez fetvalar ve laklaklar
Köksüz sözler irfan bilmez nankörler
"Türk Yazı" ne hâdi ordan alçaklar!

06.06.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Türkistan

Soyumun kokusu eser serinden,
Güneşi batmayan şehir Türkistan
El açıp öpseydim eşiklerinden,
Cennetten fışkıran nehir Türkistan…

Firdevs’i Rudeki ünlü Farabi,
Kadizade Rumi İbn-i Arabî,
Yusuf Has Hacip’i renk renk türabi,
Sonsuza hülyâlı şiir Türkistan...

Evlad-ı Resulün Pir-i Türkistan,
Kusam bin Abbas’ın nuru Türkistan,
Divani lugati’n yeri Türkistan,
Semerkand aksanlı şair Türkistan.

Hece mana vatan müthiş ifade
Turan bölgesinde pir Vahapzade
Sessizce terk etti böyleymiş vade
Her taşı Bahtiyar şehir Türkistan

Muhammedi ışık tarihe inat,
Gönül sultanları sana emanet,
Ey Hiva! Ey Yesi! Buhara Taşkent,
Dört mevsim gül kokan bayır Türkistan.

28.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Türkiyem

Hep aşka koşuyor ceddim ve zaman
Mâziyle bezenmiş sokak kahraman
Hakk'ın sesi
Türkiye’m

Efsunlu iklimi büyülü harman
Tevhidin sırrına yaslanan cihan
Var bestesi
Türkiye’m

Doğu batı güney kuzey ürüşan
Al yazmalı mevsim iklim zernişan
Bir secdesi
Türkiye’m

Sen ne güzel Fatih Yavuz Emir Han
Sarpa sardı ilim edep vecd divan
Sır perdesi
Türkiye’m

Edirne Erzincan Sinop Ardahan
Bu vatan bu vatan eşsiz bu vatan
Aşk kürsüsü
Türkiye’m

Bakü Beyrut Yemen Bosna Filistin
Kafkas Ural Sina Doğu Türkistan
Her zerresi
Türkiye’m

Süvarisi Hızır mevziler Lokman
Cepheden cepheye dağlar tercuman
Cennet hissi
Türkiye’m

Ben neyim ben âsım ben hep Alparslan
Türkiyem eşsiz aşk pâye şân nişân
Ve ertesi
Türkiye’m

Ömer Ekinci Micingirt


Tütsüler

Loş tapınaklarda kutsanan sözler
Adeta belirsiz kafakağıdı
Mâzi mevt törenler oynaşan kızlar
Matem konçertosu kurmuş ağıtı

Epeyce düşündüm uzak pek dinden
Sözü gergeflerleyip sesiz derinden
Sarıklı duvarlar dehşet Karun’dan
Küfrü mühürlemiş asrın tağutu

Ne çok tağutlar var boynunda yular
Şirk ile bezeli köhne duygular
Yok artık tersine akar mı sular
İdrâk tütsülemiş vermiş öğütü

Ömer Ekinci Micingirt


Tüy Gibi

Elemli eyledin ney gibi bizi
Seni anlatamam ifade çok zor
Rengine gizle gel yâr ikimizi
Ölümsüz renklerin soldurmadan ver

Gözlerin yaş senin hüznün gizi var
Sevinç gözyaşların kime yağacak
Olmuşum tüy gibi vuslat izi var
Ayaz yüreğime güneş doğacak

11.03.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ufukta

Ümitten ziyade düştü peşime
Endişe helezon ezelden beri
Keyfin yamacında hüznün işi ne
Beynimde dolaşır duygu çemberi

Dâva yürü diyor yüküm pek ağır
Mazim pak sırtımda yüreğim zar zar
Bağırdım rüyada bağır ha bağır
Bak yine nedense esmiyor rüzgâr

Şairin gülüşü çileli diyor
Düşündüm düşündüm sükût peyledim
Kalbim ürperirken şafak giriyor
Döndüm Alparslan'a selâm eyledim

Ömer Ekinci Micingirt


Uhte

Suskun ırmakları anlatabilsem özgürlüğe koşan
prangalar adına cehennemin
dehlizlerini hatırlatarak…

Ömer Ekinci Micingirt


Ulu Cami

Avlusuna girdim abdest alınca
Sinem çalkalandı seher vaktinde
Bakıştık imamla vecde gelince
Gece dalgalandı seher vaktinde

Duydum Emir Sultan ön safta durmuş
Alnı seccadede Mekke’yi görmüş
Nice kahramanlar vuslata ermiş
Sevdalar bilendi seher vaktinde.

Kimler geldi geçti kimler secdede
Aklım firar etti gitti ecdata
Seni anlatamaz şiir söz kıta
Devlet belgelendi seher vaktinde

Çilenin verâsı Molla Fenari,
Somuncu ilk imam aşk erenleri
Üftâde müezzin sarstı tekbiri
Bursa hatmelendi seher vaktinde

Süleyman Çelebi gönül imamı
Hızır aşk içi içe, sımsıcak cami
Yıldırım Beyazıt, Emir Sultanı
Tevhit sergilendi seher vaktinde

Ulu cami konuş, konuş tarihten
Gidelim mâziye fecirde gel sen
Ah Ulu Cami ah derdimi bilsen
Cihan halkalandı seher vaktinde

Bir muştu dolaştı her şey ayandı
Nice suvariler nura boyandı
Hislerim izâhsız kül oldu yandı
Hasatlar elendi seher vaktinde

Uhrevi bakış sen, duruşun ulu
Osmanlı sendedir ihtişâm dolu
Öttürdün bülbülü güldürdün gülü
Ömer duygulandı seher vaktinde

04 08 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ulu Divan

Yüzümüzü yakarışa açalım
Takdir O’nun müstehakı verecek
Ulu Divan tek varışa açalım
Güz yürekler nevbaharı görecek

Karakışı deviriyor mor dağlar
Sokakları ne meltemler saracak
Kaç asırdır ak yürekler kan ağlar
Silkindik ya ol mührünü vuracak

Sürdüm atı mahyalaşan diyâra
İhtimal ki tez zamanda varacak
Sahipsiz mi hak ve batıl ak kara
Kitap gibi yaprak yaprak soracak

Beklenen gün yakın, uzak diyemem
Sanma daha birkaç asır sürecek
Zihnim delik deşik mızrak diyemem
Mızrak değil beni cürmüm gerecek

Hiçbir yere benzetemem o günü
Zârif ruhum çok hâyaller kuracak
Bekliyorum artık sonsuz sükûnu
Korkuyorum titrek kalbim duracak

30.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Uludağ

Ferhat’ın sağdıcı dağlardır madem;
Sendedir yüreğim sende iradem.
Gelinlik giyersin Şirin’e inat,
Sevdaya bulandı, zâr zâr ifadem.

Yeşille ayırdım moru karadan,
Ne güzel yaratmış seni yaratan.
Mazinin kolları sende Uludağ,
Bağrında yatanlar seni aratan.

Gözyaşı güzeldir hârında derim
Muzdarip ruhuma ahenk isterim
Suskun derelerin yamacım öper
Seninle çevrili sevinç kederim.

30.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Umre

Tevhid vuslat ziyâret
Mukâddes yol işaret
Muâzzam bir ibâdet
Sa’y âşk, râm olmak emre
Ölmeden ölmek umre

İhyâ olmak bir olmak
Teskin olup var olmak
Lütfûna mazhar olmak
Teslim olmak mimara
Ölmeden ölmek umre

Mansıp yoktur mikat var
İhrâm mânevi rüzgâr
Lebbeyk bütün şarkılar
Kâbe dört mevsim cemre
Ölmeden ölmek umre

Kısmet belki seneye
Ubudiyet haneye
Huzuru şahaneye
Ve kalpleri tamire
Ölmeden ölmek umre

Telbiye recâ müjde
Kabul Mevlâ’ya secde
Mekke geliyor vecde
Ömür katıyor ömre
Ölmeden ölmek umre

Arza yükselir alın
Hidâyeti kulların
Zemzem yeri suların
Mâbûd-u bilmek ümre
Ölmeden ölmek umre

Ömer Ekinci Micingirt


Unutalım mı

Sömürge uşaklarının
ahlâksız çocukları
midye renginde suratlar
denizde kız çevirirken
memed dağ başlarında
toprak kokluyor
vatan soluyordu

Kurt kuş tarlalar çakallar
gümüş rengi buğdaylar
ve er meydanı harmanlar
velhasıl ağırbaşlıydı
onbeşlik delikanlılar

Unutalım mı şimdi
gökyüzüne cemrelere
çatlak parmakların
asaletini gâvur dağlarına
kodlamasını,memed
toprak kokluyor
vatan soluyordu

05.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Unutamadım

Toptaş’a uyanıyorum
soğanlı’nın elleri göğsümde
kar kuşanıyorum
sıcacık tezek gibi

Moskof kasketini düşürmüş
şehitlerden kaçarken
ve ben kabir başında

Ah fatma kadın
hiç seni unutamadım
birde nene hatunu

Rüyalarım şiir sessizliği
mısralarım anne
çığlığı…

Ömer Ekinci Micingirt


Unutmuş Gibi

akşam bir günü daha atıyor
tasasız önyargısız
ve alnından öperek

bense zaman tarlasında
hırs yarışında
ölü gömleğini çıkarmış
kaçıyorum kendimden

akşam dingin ben yorgun
gece zifiri

bağırıyorum güneşe
haykırıyorum tutup
yiğitliğin yakasından

ölümsüzlük coğrafyasını
unutmuş gibiyim
unutmuş
gibi…

10.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Unuttum

Büyüklüğüm yaman, idrâken açım,
Yüreğim renkleri kibrin cümbüşü!
İnsanlığa ait renge muhtacım,
Menzile koşmaktır er yürüyüşü.

Hem böyle süremez ölünceye dek;
Benlikle yürümek şeytanının işi…
Ruhumu dövüyor kafamda dibek,
Duanıza katın bu çilekeşi.

Taklit tekâmülüm yakıcı tandır,
Takdiri unutup; tedbirden tuttum.
Şüpheniz olmasın bu yol hüsrandır,
Akıbeti azap günü unuttum.

29.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Unutur muyum

Ne kadar konuşsam utanırım az
Peşinden içimde sessizlik olur
Alaca-karanlık çökünce biraz
Derinliği meçhul hissizlik olur

Suskular utkular brütler netler
Bendeki serüven şeyi niyetler
Her şeyin sahibi vakti saatler
Unutur muyum hiç yüzsüzlük olur

Ömer Ekinci Micingirt


Unuturum

Büyük ellerimde hasret içerim
aşklar döşerim hayaller denizine
hatıra coşkuları gözlerimi çoğaltır
acılar yeşertirim

Derin köprüler kurarım
seherin libasına
ellerim küçülür ahşapsız
sokaklarda

Kalabalıklara karışır
Unuturum kendimi unutur kalırım
Gözyaşlarımla
Bir başıma

29.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Urfa

Ayak sesi aşk hârıdır
İbrahim'ce güldür Urfa
Peygamberler diyârıdır
Kaç bin yıllık ildir Urfa

Hece vezin şiir orda
Ova oba nehir orda
Külâh kubbe şehir orda
Medeniyet yoldur Urfa

Halfeti siyahın gülü
Tektek dağı ne örgülü
Yavuklunun yâre tülü
Savaşan'a gel der Urfa

Zürriyetim yoktur yâdı
Balıklı göl kem icadı
Halil’ür-Rahmandır adı
Nemrut yakan göldür Urfa

Binekli Kızlar Sarayı
Görün Bazda Mağarayı
Balık istemez parayı
Kör gönülle çöldür Urfa

Gümrük Handa desti Urfa
Şuayip'in dostu Urfa
Ve Eyüp'ün postu Urfa
Sığınacak eldir Urfa

Nahit taşlı dükkanları
Kesme desen divanları
Çarşıları ve hanları
Nakıl nakış şaldır Urfa

Gazel kazan Bedih divân
Hak ve Batıl ve hüsn-ü zân
Mûsâ İsâ Nursî Harran
Ehl-i kemal hâldir Urfa

Gecelere dem yeridir
Zikir şükür cem yeridir
Şüphesiz erdem yeridir
Bereketi boldur Urfa

Şiir kalem çoğum azım
Duyabilse âh kalp gözüm
Fırat gibi alınyazım
Ak Basra'ya güldür Urfa

Mezarlar aşk vuruldum ben
Düşündükçe duruldum ben
Gönderine kuruldum ben
Bayrağımda aldır Urfa

Yazdım kısa beste beste
Urfa lokman ruhum hasta
Diyebilsem son nefeste
Şehâdetle öldür Urfa

29.10.16 - Şanlıurfa

Ömer Ekinci Micingirt


Usandım

İffet kazanı taştı
Güzel seni dost sandım
Aşk hizana ulaştı
Yaza yaza usandım

Hayâ eder büyükler
Utançtan ağlayarak
Zor taşınır bu yükler
Yaş döküp çağlayarak

Bilmem ki kimin âhı
Figan arşa ulaştı
Nikâhsızlık silahı
Her köşeme bulaştı

Ve kelamlar desteksiz
İzâhattan yoruldum
Baldır bacak eteksiz
Öldüm öldüm dirildim

Sokaklarda bunaldım
Taşır mı be hür vicdan
Şaşırdım kalakaldım
Kahırdan suizândan.

Bir tufan ki arkadaş
Gerçek mi yoksa serap
Rutubet mi gözüm yaş
Helak eyleme ya rab

Ne demeli Ekinci
Hedef karmakarışık
Ne ırkçıyım ne dinci
Ben Allah’la barışık

28.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Utanıyorum

Ağlamamız sahte isyan eder yaş
Kibriya’ya bakıp utanıyorum
Yavrular ölüyor mevt yavaş yavaş
Zıvanadan çıkıp utanıyorum

Önünde tabutun kamera açık
Hain eşkıyaya şehit der kaçık
Kıpkızıl bayrağı şöhretten uçuk
Ciğerimi yakıp utanıyorum

2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Uyan

Kaos dolu arşivler bilinç kaybından beri
Adam gördü zindanlar kavga notalı türkü
Bir devin yelesini kapmıştı hâin çünkü
Gürültü yok kaygı yok neydi gaflet çemberi

Meyhanesiz deliler ütopya bol hep bizden
Kudretliler feriştah felsefe doludizgin
Söz kusmuştu satıra küfrün dansı yeni din
Mâzi hep darağacı yeni doğduk bu yüzden

Dağılma toparlanma diri uykuya yatan
Asılmışlar asanlar zevkiyle öldürenler
Uğursuz serseriler ağlayanlar gülenler
Uyan boşboğaz millet uyan be adam utan

01.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Uyan Micingirt

Sahte sâmimiyet renklerimi yer
Aklıma hükmedip gel sırtıma bin
Zorlu serüveni yazmaksa hüner
Yazıyorum işte avun ve sevin

Ensemizde tufan ki inancım tüm
Tenhâ vakitlere yaptığım yorum
Merhametsiz vehim acı tebessüm
Düşündüm kendimce ne bekliyorum

Neslin ruhunu gör sokağa bak ta
Mantık alev alev ben gibi haydût
İzzet ayakaltı zillet tabakta
Bozmuşuz âhengi her bir köşe put

Ben benden kaçarım gölgem sağımda
İfâdem pek bozuk cürmeder her an
Ve aşktan habersiz aşk dudağımda
Korkarım vuslatım olur ya virân

Milletçe el ele gelin beraber
Bismillâh yazalım hemen her yana
Çile bürünelim gözyaşı yer yer
Ezelden ebede bütün cihâna

Rüya mı benim ki anlat gel hele
Enkazı anlatmaz derin vaazlar
Milli bir ruh gerek darb-ı mesele
Yobaz der yaftalar gider gammazlar

Yüreğimle yazdım biraz acele
Geçmişle iç içe çok sözlerim var
Uyuma Micingirt, uyan kalk hele
Semâvi ülkeye esiyor rüzgâr

18.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Uyandır

Alnında akıtma aşk şaha kalktı
Yokuşun dibin de asâ var gibi
Kişnedi yokuşa,nara bıraktı
Bir beyaz efsane asırlar gibi

Tıpkı bir süvari silah belinde
Yüzünü çevirir gözleri buğu
Hakk’ın emaresi nakşı alnında
Uyansın uyuyan, vurun yumruğu

Şahlan be bu gemi batmasın gardaş
Küfrü çekip duran zincir kırılsın
Uyandır maziyi yatmasın gardaş
Nesli ceditlerin mührü vurulsun

27.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Uyandırmayın

Zaman kımıldanır dokunur mihnet,
Sökükler arttıkça sitem salarım.
Beynimden akanı dinle bir zahmet,
Hüzne hep koşuyor dakikalarım.

Çingene yanakta yaş olup aksam,
Bulutsuz iklimler istemiyorum!
Sokaksız metinde ben hep uyaksam,
Söyletme, her söze söz demiyorum.

Gâh elim ayağım gâh yüzümsünüz,
Ben zaten köz gibi, siz yandırmayın.
İkindi mevsimim, songüzümsünüz,
Uykusuz masaldan uyandırmayın.

04.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Uzağım

Yine gönlüm buğulu
Gözyaşım Hadisinden
Kalbim ağlar ağulu
Uzağım Vadisinden

İrade yok ezilmiş
Su sızar çatısından
Ölü gibi süzülmüş
Doğusu batısından

Hangi zeval gördüğüm
Kıpkızıl katısından
Dört biryanım kördüğüm
Haber yok atisinden

Hicran ruhum ütüler
Yanmışım ütüsünden
Tutsak etti kötüler
Tutsağım kötüsünden

Uyu Micingirt uyu
Zevk eyle yatısından
Yeis sardı uykuyu
Büsbütün katisinden

01.11.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Üç Aylar

Tebessüm çizgileri mevsime doğuyorum
Ve kasvet rüzgârları üç ayda esmeyecek
Kutsiyetin feyziyle kendimce yağıyorum
Hakikatsiz tazyikler alnımı kesmeyecek

Recep şaban ramazan,iklimin mefkuresi
Kâinatın irşadı ve ayların sultanı
Harikalar üfürür rahmetin yerküresi
Ümmet kemâle erip sertaç eder fermanı

Ömer Ekinci Micingirt


Üç Harfli

Aniden döndüm durdum,
Yutkundum ve oturdum.

Mahşeri kalabalık, çığlıklar yükseliyor,
Şaşkın şaşkın bakıştık, hepsi beni bekliyor,
Ayaklarım tutuldu, adeta emekliyor,
Meğer üç harfli bunlar.

Uçarak yetiştiler,
İnanın müthiştiler.

Üç ihlâs bir fatiha, salâvatı getirdim,
Ter bastı karanlıkta yutkunarak bitirdim,
Celallendim bir anda, şükür ucuz kurtuldum,
Çarpıyordu efsunlar.

1976 Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt


Üç Nokta

Çıkmazlara koşarım kendimden kaçıverip
Ben O’na sığınırım elleri açıverip
Kırbaçlarım uykuyu mengene gibiyim hoş
İnsanlar görüyorum çoğaldıkça kaybolmuş

Ve hırsız oluyorum şahit sor ellerime
Zamanı çalıyorum aklı evvellerime
Arada çatıyorum asrın azmalarına
Namussuzluk bulaştı iffetin yazmalarına

Ağzımı bozuyorum tekrar tekrar sil baştan
Maskeler kırıyorum gümbürtüsüz yavaştan
Sözlerim derebeyi beni ise sessiz yayan
Tezkereyi bekliyor üç nokta noktalayan…

06.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ümit-Korku

Vazgeçilmez havf ve reca kardeşler
Aşkın damağında ümit korku var
Zihne düşer râhmet vecd ile beşler
Huzur teslimiyet kalpteki rüzgâr

Sonsuzu emzirir ağarır umut
Ölümüne denge yürekte korku
Diriliş yükselir muhabbetle tut
Muhabbet akıtır ümidin arkı

13.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ümmetin Kandilleri

Küfrün silemediği ışıktan süvariler
Hakk’ın biatlileri ümmetin kandilleri
Her asrın seslenişi ölmezler hep diriler
Aşkın umutluları ümmetin kandilleri

Hüsrana uğrayanı bırakmazlar yüzüstü
Zaman içinde zaman ziyâ tasavvur üstü
İbret aşk sükût seyir hâller hâlime esti
Gerçeğin kutluları ümmetin kandilleri

Onlar kutlu silsile,onlar güçlü seslenir
Mertebeler ötesi ölümsüzlük beslenir
Zıtları cem ederek hakikate yaslanır
Asrın buutluları ümmetin kandilleri

Tasavvufun bahçesi muhabbet aşk demektir
Sermayesi hâl olup hiçliği istemektir
Yârinin takdirine mazhar olan emektir
Kânaât mutluları ümmettin kandilleri

Ve aşkın ötesine gerçek aşk erenleri
Sıdk ihâta marifet görmeden görenleri
Müjdelemiş ebedi almadan verenlerin
Ebed kanatlıları ümmetin kandilleri

Semerkant’tan Yesi’ye, Kafkasya’dan Asya’ya
Buhar’dan Taşkent’e Türkistan Avrasya’ya
Muhyiddin A’rabi’den ta Somuncu babaya
Çilenin atlıları ümmetin kandilleri

Ömer Ekinci Micingirt


Ürktüğüm

Her insan dünyada yüzen yolcudur
Renk renk mümin kâfir sağcı solcudur
Çoktan terk eylemiş usta çırağı
Devamlı sürette karambolcudur

İnan inanmayan bambaşka şenlik
İlim ve siyaset her şey yârenlik
İnsandan insana hürmet esastır
Beni cüce etti bendeki benlik

O’nu kalpte tutmak gaye olmalı
Faiz alış-veriş tükeniş hâli
Ve nefs terbiyesi zaman pek kısa
Ecnebi çoğaldı aşk ithal malı

Kadeh masa başı davette beyim
Hayıra pek uzak şerre gebeyim
Kadın erkek gibi edepten öksüz
Sokaklar bir başka ben başka şeyim

Anarşi cinayet çözdükçe düğüm
Zillet yıllandırıp içtim bir güğüm
Müslüman hor hakir inkâr diz boyu
Günâhtan ziyâde fitne ürktüğüm

30.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ürküyorum

Boy boy renk renk hamaklar
Sıra sıra tek tek
Basamaklar

Katıksız çürüme sokak ve onlar
Onulmaz avuntular
Ve milyonlar

Binlerce bakan göz ve türkü yorum
Geçmiş ve gelecek
Ürküyorum

01.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ürperiyorum

İffet tutuşurken zillet yeşerir
Upuzun tükeniş yok mu ufukta
Sözün utancından gayyalar erir
Ölüme beş kala ağla şafakta

Koparılmış güller ağlayan anlar
Sükût sarkıtıyor derin hıçkırık
Gece rüzgâr hüzün sessizlik inler
Yolcu mecnun gibi yollar pek kırık

Hem cennet kokusu kadın erine
Aslında hususi bir izâhı var
Emânet denildi kendilerine
Yârin solukları başka ne arar

Hüzün yağıyorum gam deriyorum
Yorgun yüreğime suskular damlar
Düşündükçe hepten ürperiyorum
Ruhumu eşiyor yerli yamyamlar

24.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Üstada

ben ne çemberlitaş’ta büyüdüm
nede amerikan koleji okudum
fransız kolejini hiç bilmem

bahriye mektebi mi
İsmini duyunca
osmanlı aklıma gelir

ondan mı
sürükleniyorum
acaba sana…

Ömer Ekinci Micingirt


Üstadlık Uhuvvet

Sarsılmış bâsiret tahkiri illet
Vehimle tahakküm zihin karışık
Biz aynı dindeniz ve aynı millet
Kalemler ses vermez beyin karışık

Menzile varılmaz kinin narından
Gönlüm virân oldu kaygım derinden
Usandım yazmaktan ve de yorumdan
Vazife çözülmüş huyun karışık

Kuvvet birliktedir kimler birdiler
Dostluktan ziyâde gönül kırdılar
Şiir değil dostlar hüzün verdiler
Haberler zift gibi yayın karışık

Mevlana’yı düşün göster gel hilmi
Ve çok izledik çok hep aynı filmi
Huzura varmayan ne yapsın ilmi
Kelamlar nefs gibi beyin karışık.

Şahsiymiş nazımlar duydum ki meğer
Kul hakkı zillettir bilinse eğer
Şöyle şair söyle ölüm kaç ayar
Üstatlık uhuvvet neyin karışık

18.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Üstelik

Kavgalar yüreğime kavrul veriyor
Kavgalar çoğaldı sürüp duruyor

Hep birini beklerim gelmez üstelik
Belleksiz bir hafıza, bilmez üstelik

Boğulabilirlik izzet, dostluk yalanmış
Çam kokmuyor kitaplar karıncalanmış

Anlamazlar soysuzlar bizden diyorlar
Yolculuğum topallar, dizden diyorlar

Direnmek lâzım şâir, lâ lânetlere
Kelimeler buz kesmiş ihânetlere

Ömer Ekinci Micingirt


Üstüme Yoktur

Toprağın bağrından eylemiş takdir
İhtiras peşinde olmakta nedir
Umut tınısıyla arayış haktır
Müspette bendedir menfi bendedir.

Dere dağ çeşmeler inkâr hileler
Şükrün sofrasında nankörler yoktur
Anbean zulam da kör kafileler
Afâki her hece zehirli oktur

Bakma mısra mısra aranıyorum
Ben’lik pazarında üstüme yoktur
Sizce de ben nasıl görünüyorum
Avam ve ahmağa kılavuz çoktur

15.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Üzdük Onu

ah edemedik hayıflanamadık
çoban olamadık
üzdük onu
üzdük...

o çoban ki
ruhunda aşk sözünde vefa
gözyaşları kevser
pervaz etti çöllerde
koştu insanlığın efendisine
ya biz ne bir damla yaş
ne ötenin sevdası
ah edemedik
hayıflanamadık
üzdük onu

el değmedik mahrem
iniltisiz sokak bırakmadık
savrulduk rahatın velvelesiyle
gazel bile olamadık yorgun poyraza
ah edemedik
hayıflanamadık
çoban olamadık...

üzdük onu
“Medine’nin Gülü”nü
hem neyimiz eksik ki
saldık kendimizi
işvenin kucağına
unuttuk hüzünlü tepeleri
sönmeyen gecelerde
ah edemedik
hayıflanamadık
üzdük onu
üzdük...

10.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Üzülme

Üzülme beklide döner o günler
Manalı türküler göründü bile
Ötenin aşkıyla yandı sürgünler
Tuzaklar hileler ey dost nafile
Tekrardan dönecek nurlu sürgünler

Es hele sessizce es deli rüzgâr
Duyur sinelere o altın çağı
O nurlu iklimden bize yadigâr
Ümidin şafağı ve sabrın dağı
Besteye güfteye söze yadigâr

Yeniden bir şafak nasip mukadder
Bekledim yıllarca bir ömür boyu
Apayrı solukla ölene kadar
Sinirli hülyayla çektim ok yayı
Mağripten maşrığa gülene kadar

05.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vadiye Çevirdim

Güzeller dolaşır renk renk bezenmiş
Bir şeyin neşvesi bu durumları
Bu defa büyüsü ruhuma sinmiş
Vadiye çevirdim uçurumları

Bir şeyler fısıldar belki ıraktan
Ümitsiz değilim var emaresi
Bu bir ay parçası adeta Haktan
Esiyor içime soluğu sesi

Dur beni bekleyen gönlümün yâri
Heyecan bürünmüş mor pembe renkten
Ben ise çileli hüzün diyârı
Hazan yamaçlarım sardı yürekten

Aniden rast geldi acep ne arar
Düşündüm sessizce derinliğine
Uzaktan uzağa aşk beni sarar
Gizledim rüzgârın serinliğine

17.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vakt-i Seher

Hep sendeyim seher, yorgun utangaç
Nihayetsiz rahmet yıldız dolunay
Gerçeklere meftun hakikate aç
Ulvi dünyalara hay Allah'ım hay

Müstesna bir zaman vaktin atıyla
Sahurun gölgesi fışkırıp yanmak
Manalar levhası hayy fıtratıyla
Gözyaşı dolusu kalkıp uyanmak

Duâ diyarlara perdesiz zemin
Islak dudaklara nurani dekor
Asırlara hayat yakarış âmin
Seher vaziyete ayna oluyor

Ömer Ekinci Micingirt


Valiz

Her akşam-üstleri gözlerimde yaş
Şehri düşünürüm hep yavaş yavaş
Kalemim iskânlar olmasın diye
Suskular gizlerim, ne var arkadaş

Susku bir küheylan bâzen karınca
Ilık rüyalara gece varınca
Kimse dertlerimi bilmesin diye
Valizi toplarım mısralarımca

13.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vampir

Vampir bakışlılar sırtlan dişliler
Sanmayın zulmünüz kalır yerlerde
Mazlumun sillesi tarihten siler
Belki az ötede belki siperde

Kucak açtı kucak ecdat dün size
Çıldırın arsızlar yağdırın füze
Sanmayın zulmünüz baki sonsuza
Tarih tekerrürde son perde perde

Yüreğim yanıyor her gece her gün
Kimisi kan revan kimisi sürgün
Sorulacak elbet hesabı bir gün
Zevalin yakındır belki mahşerde

Kör olmuş insanlık sağır sağduyu
Nemruttan ders almış Firavun huyu
Tankın paletleri böler uykuyu
Bir eli Washington bir eli şerde

Bir-leş-miş Milletler izleyip durur
Kan içer canavar içer kudurur
Annenin karnında körpeyi vurur
İnsanlık ve şeref yatar yerlerde...

21.07.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Var Elbet

Ne mutlu kendinde olabilene
Özünde hâkikat ehil var elbet
Bilmek var perdeyi bilebilene
Tespite muhâlif câhil var elbet

İzzet ene akıl ben’in ne hâlde
Varışsa son nokta an’ın ne hâlde
Sır ifşâ tefekkür zânnın ne hâlde
Sonsuzluğa yüzen sâhil var elbet

Var mı başka kapı bahadır söyle
Dön kendini tanı gitmez hep böyle
Sehere toprağa bakan coşkuyla
Tohum serpenlere tahıl var elbet

26.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Varlık

İdrak ve ötesi, hu Allah’ım hu
Süratim artıyor başım eğince
Perdeyi kaldırır vuslat duygusu
Yüreğim toprağa taşa değince

Gerçekte taş benim toprakta benim
Günahım eriyor gök gürleyince
Ruhuma nakşolmuş gerçek bedenim
Bedene yer yoktur ayrıl deyince

Edep gözün gönlün tokluğundandır
Şükrün ifadesi yokluk duyunca
Yöneliş varlığın yokluğundandır
Hâl makam hâkikat, gassal soyunca

13.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vasiyet

Mevsimi gelince emri İlahî
Okuyun dostlarım duâya sarın
Ürperti sesleri gelir vallâhi
Nağme-i ezkârla gül-zara verin

Bu yüzden vâsiyet erken mi erken
Ömür bu dökülür var hele derken
Köyüme çevirin yüzüm giderken
Ansızın ölürsem nâzara verin

Dehşetli sarsıntı hüznüm feryadım
Şefaat imdadım adalet adım
Merhaba eyvallah vuslat muradım
Yemyeşil ayazda huzura verin

Uzatın kıbleye sarın upuzun
Atın kucağına atın sonsuzun
Gözlerim kapalı son defa süzün
İbretle seyredin mezara verin

16.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vatan Bir

Ben Türk doğdum lâkin doğduğum zaman
Kavim kavim geldik Eyledi ferman
“Üstünlük takvada ” buyurdu Kurân
Hem Kur’an’a hâdim yüce ırk şândır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Lâkin soyum soylu yer gök seslenir
Mâzi şahlanırsa tarih süslenir
Lehçeler rengârenk vatan beslenir
Şûur derinliği bayrakta kandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Şırnak’ta Hasan’ım Sinop’ta Cihan
Tunceli ezelden benim sol yanım
Temel’im Rize’de Laz’ım Sultanım
Müjde var serverden fethi cihândır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Biz bir bağız bütün ırklar çiçektir
Tek millet soyumuz ve de gerçektir
Tevhid ilelebet kıblesi tektir
Medeniyet köklü bin yıllık handır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Yemen Trablusgarp Edirne Van’a
Şehit verdik şehit aziz vatana
İşte Çanakkale yatar yan yana
Bakışları bulut seherdir tandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Aslım İbrahim'i Zerdüşt kim hâşâ
Her taş bir emânet bak utan taşa
Tekbir yazar tekbir akan göz yaşa
Şüphe yok ki aşkın adı vatandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Ben Türk Kürt Lâz yol bir tevhit buudu
Ülkemin her taşı huşu ve hudu
Milli birliğimiz vatan hududu
Somuncu babayız ateş köz tandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Ben Mecnun’um Ömer vatan Leylâ der
Vatan bir millet bir vallâh böyle der
Haramdır ayrılık âyet öyle der
Bir adım Malazgirt hem Alparslan'dır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Ömer Ekinci Micingirt


Vatanım Benim

Nifak zuhur etmiş sakın aldanma
Velvele kuşanmış dost kılığında
Meşveret yok karışıklık muamma
Başladı gerginlik nifak yoldadır

Ümit kuşanmıştık kursakta kalan
Mevhum malüm basın kökünden yalan
Hıyanet kol gezer edecek talan
Hainlik revaçta baykuş dildedir

Sağ, sol, laz, kürt birdir bunu bilmeli
Ayrılık yok Ömer birlik olmalı
Vatan için basın renksiz kalmalı
Lakin şebek gibi dörtbir daldadır

Ömer Ekinci Micingirt


Vatansever

Baronların davulunu çaldılar
Soysuzlar hiç boşa davul çalar mı
Kürt alevi dinli dinsiz böldüler
Düşündüm de insan olan böler mi

Ellerine kızıl bayrak aldılar
Vatansever kızıl bayrak alır mı
İçip içip galeyana geldiler
Töre bilen her oyuna gelir mi

Ve baykuşlar Avrupa’dan güldüler
Haçlı bu ya şaşkın boşa güler mi
Renk fark etmez kardeşlerim öldüler
Biraz düşün kalkıştıran ölür mü

18.06.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vazedilen

Günler geçip gider vakit hep sancı
Gözlerim geride bir şeyler arar
Vazedilen kime, kime Ekinci
Bu vurdumduymazlık daha ne kadar

Uzayıp gider mi zaman tekliyor
Yer yer matemler var, ecel bekliyor
Seni ateşlere kim itekliyor
Hem böyle değildin sende bir hâl var

23.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vazgeçtim

İzahâtım vazgeçmenin belgesi
Beterini yayacaktım vazgeçtim
Dayanılmaz ihânetin ertesi
Çok konuştu diyecektim vazgeçtim

Hırs bürümüş ifâdeler dolmaz kab
Gülünç oldu yargıları pek harâb
Çatal sözler sefa sürer aşk şarâb
Şişeleri sayacaktım vazgeçtim

Fesatçı bu koşuşunu durdurun
Zerresi yok derûnunda onurun
Biliyor mu edep erkân bir sorun
Utanırım sayacaktım vazgeçtim

Epeyceme büyümüştür bu cüce
Borazanı kazanmaktır derece
Nifak yayar kaleminden her gece
Koyun postu soyacaktım vazgeçtim

Bir acâyip ve çok tuhaf yol bulmuş
Kibrit yakıp çok şeylerden kurtulmuş
Tezgâh nedir plan nedir çokbilmiş
Anlat desem duyacaktım vazgeçtim

Deme sakın alnım açık yüzüm ak
Çok eğirdin su götürür bu yumak
Şeytanlarda pek görülmez uyumak
Uykuların oyacaktım vazgeçtim

Yolun bozuk bacakların batakta
Hesap ağır toprak kaplı yatakta
Kendine gel ötelere dön bak ta
İfşa edip bayacaktım vazgeçtim

Anlatamam bir şiirle ben seni
Yalan dolan iftiranla vur beni
Şâir değil sen ki acans bülteni
Cürmü öne koyacaktım vazgeçtim

01.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ve

Her yer yalnızlıklar çağıldıyor
Bahtsız bekleyişler kehkeşanlar
Sığ ufuklar içtiğim hüzün suyu
Her hâlim virân
Ve ömür kısa…

Ömer Ekinci Micingirt


Ve Çark Etti

Yarım asır meydan meydan anam bacım buyurdu
Şapka düştü kel göründü ne bu celal bu telaş
Hem çark etti böyük baba, terk et diyor bu yurdu
Ağır laftır taşıyamam yok farz eyle arkadaş

Ve gençliğim heba oldu sayenizde koş ha koş
Ne hırs bitti ne koşunuz, sisli girdap boşa koş
Ki yolculuk çok zor artık, siz mecalsiz yol yokuş
Size zaman harcayamam, insaf eyle arkadaş

Her şey benim edasında duayendir ustadır
Hırs bürümüş göz kararmış ombudsmanım hastadır
Ezan bayrak salıvermiş, vatanıyla küstedir
Ben vatansız yaşayamam sen terk eyle arkadaş.

28.07.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ve Defteri Dürüldü

Hem adalet herkese,
Her ruha, her nefese...

Ne oldu da bir anda,
İşler karıştı Van’da?

Derin, konu çok derin,
İhraç ettik aferin.

Yargı mı? Ben gülüyorum,
Umarım, diliyorum…

İşte bu kadar çözdük,
Biz oynadık biz yazdık,

Hem özgürlük te neymiş?
Yasalar bahaneymiş.

Suç savcıdan soruldu,
Ki basiret kör oldu.

Uyuyun siz uyuyun!
Onlar kussun siz yuyun,

Kalem sivri görüldü,
Ve defteri dürüldü.

İmralıdan uluyor!
Köpek bize gülüyor...

Lakin ümidim kırık,
Yine tuttu hıçkırık.

İzan sağır ve sersem,
Bilmem ki ben ne desem?


24.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ve Hep Sen

Doymuyor ki ne versen
Devri âdemden beri
Yerler gökler ve hep sen
Ve hep sen aç serseri

Ahu vahım var ettin
Gözlerimi kör ettin
Kaç yuvayı karartın
Götürün zift neferi

İnliyorum gülmeden
Ölüyorum ölmeden
Ürper artık gel madem
Nefsin zifir çemberi

07.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ve İnsanlık

Mevsimin yamacı çırılçıplak buz
Gözlerim çakırkeyf ruhum karakış
Bu nasıl işgücü hasadım alkış
Felsefe yaparım yer yer kusursuz
Mevsimin yamacı çırılçıplak buz

Hangi tezgâh sağlam hangi dere düz
Neyin kervanıyız nereye akış
Tabut ve ırgatlar aniden kalkış
Onu düşünürüm hep gece gündüz
Hangi tezgâh sağlam hangi dere düz

Ve ölen insanlık yağmur bahar güz
Mavi galaksiler lacivert bakış
Kim demiş şu yalan dünya hep yokuş
Gecelerim yeşil rüyalarım giz
Ve ölen insanlık yağmur bahar güz

08.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ve O’na

Ömrümü çatlattı şüphe izleri
Geceler ben lodos rüya ve gemi
Gözlerim içinde kum denizleri
Yaş döküp aradım öte âlemi

Âlemin en yeri belki mezarlık
Kutsiyet yükleyip yazdım dağ dere
Süresiz yenilgi bende yazarlık
Yalancı aşk gibi her şey ezbere

Düşündüm kendimce epey düşündüm
İkinci tekrar yok büyük oyunda
Keşkeyle sevişip tevbe kuşandım
Ve O’na doğruldum vâktin koynunda

10.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ve Şiir

Vâkit bir kör kuyu geçeni yordu
Kalanlar kelâmsız haykırıyordu

İki şeyden biri ölüm var her an
Bıktım şu netteki kahramanlıktan

Doğurmayan ana tutmayan mâya
Gerek var mı dedi selamlaşmaya

Ne kadar şuursuz olduk diyorum
Galiba kızsam da alışıyorum

Mâna gülünç şeymiş şiir kaç para
Teşhir beyitlerim feryat ve nâra

Ve şiir dediğin sonsuza derin
Sonun gülücüğü yontan dülgerin

05.12.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ve Yozlaşmış Duygular

Yaza yaza usandım
Yutkun yutkun tıkandım

Boğulsam da billahi
Yazacağım vallahi

Yinede yazacağım
Beynine kazacağım

Nine ana ve torun
Üç kişilik oturum

Dinleyin nur nineyi
Yüzü nur Cemileyi

Torunları henüz toy
Mini etek kısa boy

Ağladı da ağladı
Ciğerini dağladı

Dinleyen kim nineyi
Babayı ve anayı

Herkes başına buyruk
Bir boynuz yok bir kuyruk

Beyden izin alındı
Diskoteğe gelindi

Sahte sevgi eğlence
Bak hele bak, bak gence

Eğlenceye geçildi
Tüm herzeler içildi

Derken akşam olmuştu
Ayşen flört bulmuştu

Abi Yunus göründü
Ki akıllı torundu

Sinirle gör kükredi
Kendide herze yedi

Müsebbibi gelindi
Hayâ böyle delindi

Arif evin reisi
Bilmem neyin seyisi

Akşam oldu bekleyiş
Nine şaşmış bu ne iş

Zehir olmuş yuvası
Kursağında duası

Gidilmiş sanki harbe
Darbe üstüne darbe

Aldatılmış bir gençlik
Dur diyen yok dur gençlik

Ki geldi acı haber
Bebesiyle beraber

Ayşen ölmüş ve gebe
Anne kızar sebebe

Unutmuştu suçunu
Torununu piçini

Memur kütükten sildi
Bu ne bahtsız nesildi

Ayşen kızı yudular
Bebesiyle koydular

Et dua et be ninem
Elemle doldu sinem

Bir nesili soydular
Ve yozlaşmış duygular

Nur yürekli dost ve kardeşim yazar Sabiha Ateş Alpat Hanımefendinin “yozlaşmış duygular” romanına ithafımdır...

15.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vebâl

Ben ikame enâniyet bıçağı
Samimiyet bahçesine erseniz
Fevkalade muhabbetin çiçeği
Ölümsüzlük boyun eğmiş derseniz

Gerçek sevgi aşktan alır rengini
Sükût hâli bir sofiden sorsanız
Kim söndürür bu bendeki yangını
Duman tüter her nereme vursanız

Erebilsem huzuruna ermeden
Gereğince bana akıl verseniz
Münker Nekir sorgu sual sormadan
Vebal büyük gülüp seyrederseniz

Ömer Ekinci Micingirt


Vebâlimsin

Seninle beraber içimde huzur
İç içe tutunmuş tek dalımsın sen
İçten ağlamalar kalbim yoruyor
Sonsuza yürüyen mecalimsin sen

Seninle kesilse bu ömrün hızı
Sihirli duyulmaz masalımsın sen
Vuslat mehabeti kaplamış bizi
Ömrümün son vakti, zevalimsin sen

Hele de o mahzun bakışın var ya
Vuslata uzanan hâl elimsın sen
Mahmur bakışların köpüren derya
Kaderin sunduğu helâlimsin sen

Ne mutlu vebâlin olabilene
Dünya ve ahiret moralimsin sen
Aşkı ifşa edip hele gel bana
Renkli bir ceylanım, yâr alımsın sen

Yakarış kavuşmak, dua vesile
Huzur sevgi hayret her hâlimsin sen
Aşkta vuslat gizli, sevgide çile
Sükût-i lisanım delalimsin sen

Sema yıldız ışık renk renk giyinmiş
Yalnızlık çiçeğim ve balımsın sen
Seyri güzellikler, ruhuna inmiş
Bedenim şuurum, hayalimsin sen

Her şeye rağmen terk var gerçekte
Matemim matemin melalimsin sen
Mevla gizlemiştir vuslatı terkte
Sen esen rüzgârım zülâlimsin sen
Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vefa

Çevirdim yüzümü bu sabah erken
Sütunu vefadan surlar aradım
Bir sonsuz yolcu ki daha var derken
Yârene götüren yarlar aradım

Kattılar ihtiras naralarına
Bugünü kaybettim belki yarına
Atın cesedimi aşkın harına
Bağrımı dağlayan pirler aradım

İfritin ağında benim canlarım
Ve gurur dağında benim canlarım
Nefsin kucağında benim canlarım
Tokmağı öteden mirler aradım

Sevgiyi yol ettim kendime göre
Sabırdan dağ yaptım şefkatten dere
Edepten gelenek barıştan töre
Furkan’dan yadigâr yerler aradım

Kırk yıllık saati fark ettim bugün
Ömer i Ömer’e terk ettim bugün
Zihnimi gerçeğe gark ettim bugün
Cemâle götüren erler aradım

Bursa -2006

Ömer Ekinci Micingirt


Vefasız

Fetva buyururum ben benden beter
Sokak can pazarı çarkım vefasız
Ak nizam yoluna emek ter ister
Hoşgörüm nüansım farkım vefasız

Çevir değirmeni sonsuz diyâra
Ne getirdim derim bilmem o yâre
Mısralar sis duman hece kapkara
Şiir oldu evim barkım vefasız

Gafletim pek derin yaşım masamda
Rahmet rüzgârları sonsuz desem de
Bey paşa hürmeti pişti kâsem de
Hurafe taht kurdu kırkım vefasız.

Zemheri gibiyim bakıp hâlime
Epeyce meylettim arsız ilime
Şeytan şerbet sürdü sanki dilime
Dilim inkisâr da korkum vefasız.

Kapayıp gözümü düşündüm birden
Tevbe çekiyorum Lütf-i Kebir’den
Ümit kesilir mi gözeten Bir’den
Irmağım hep dolu arkım vefasız.

14.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vehim

Yeis ve ötesi vehim bitmiyor
Bıktım bu ufuksuz düşüncelerden
Dar hacimsiz zevat balans tutmuyor
Vehim kaldı vehim dev cücelerden

Ezelden ebede bu yol ne ince
Sırlarla örülü gün gibi berrak
Bilinmezler yok ilham gelince
Vatan ezan namus ibrişim bayrak

Ben sevdim çok sevdim bu yolculuğu
O’nun her şey O’nun, biz siz hep O’nun
Yer gök taş toprak ay neyin soluğu
Ah aç gözlü nefsim, vuslat mı sonun

Ömer Ekinci Micingirt


Vehimler Gibi

Hakikati yaşa dinle âyeti
Biliniz ki tedbir sadakatte var
İnsandan insana fark nihâyeti
Gerçek samimiyet kimden yadigâr

Susun ve dinleyin yaşayın her an
Tasavvuf kalp ile mutmayın neki
Diri tutunuz der kalbi yaratan
İnsanlık ölmüştür ölse birteki

Misaller görür mü aşkın işini
Çok şeyler kararttı maddenin eli
Şer ile bezetti sır verişini
Korkarım sonunda ağır bedeli

Mutlak akıbet ne idrâk et dur da
Hüsran ehli bekler gayyanın dibi
Hayâl hep başka yok şer kafalarda
Varlıkla yokluğu vehimler gibi

14.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vehmediyor

Fıtratın şikayet öteden beri
Kardeşlik yerine nefret sesleri

Yöneliş bu şekil olmaz ki amma
Dürtüler sınırsız gel tasalanma

Neyin peşindesin ne diyor âyet
Takdire vesile gayret hidâyet

Helâk var unutma sonsuza kadar
İmtihan bitmedi hâla vakit var

Sesi yükseltme ki vicdanlar duya
Ene yudumlayıp sen yat uykuya

Hikmeti görünce fitne diyorsun
Bu günler ne çokça vehmediyorsun

17.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Velhasıl

Hüznümü kavrayıp attım hazara
Beni içimdeki nesir güldürür
Arada gülümser saran manzara
Hasret hıçkırığı bir bir öldürür

Yalnızlık benimle her şey engebe
Masmavi çokluklar neşeler sizin
Dingin nağmelerim zamana gebe
Sizi itiyorum sezdirmeksizin

Söze gizlemişim sözün sırrını
Yoku varda gördüm varlığı yokta
Yaşanan bu ömrü bu gün yarını
Velhasıl akıbet, belli son nokta

10.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Velhâsıl

Benimle birlikte besmele çeken
Birini aradım yıllarca hâla
Tefsir edemedim benden uzak ben
Dilsiz biri lâzım ben gibi lala
Benimle birlikte besmele çeken

Şükür alaturka şiirlerim var
Yağan yağmur gibi iklimlere yaş
Gökyüzü gibiyim maviyi çeker
Şâir diyorlar ya ben sözden ayyaş
Şükür alaturka şiirlerim var

Eyvallahlarım âh velhâsıl gibi
Duygu doruklarım âhın üstünde
Keşke eskitirim ses fâsıl gibi
Körpe şehitlerim vâhın üstünde
Eyvallahlarım âh velhâsıl gibi

Ömer Ekinci Micingirt


Vergi

Bu okul, bu köprü
Silah uçaklar,
Emekle yoğrulmuş
Vergilerdendir

Kitaplar defterler,
Atlas bayraklar
Vergiyle örülmüş,
Örgülerdendir

Vergi pek mukaddes,
Vergi yaren yâr…
Vergiden kaçmak mı?
Yergilerdendir.

Şevk ile bir ömür,
Ser diyar diyar.
Vergi en muhteşem,
Sergilerdendir.

Hak hukuk servet mal,
Genç ve ihtiyar
Vergi dört mevsim,
Övgülerdendir.

Vergim tam dosdoğru,
Ülkem bahtiyar.
Vergiler ölümsüz,
Ordulardandır.

18.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vergimizi Verelim

Vergi bizim büyümüz
Dört mevsim her şeyimiz
Asfalt olsun köyümüz
Vergimizi verelim

Vergi veren can verir
Güzel ülkem yeşerir
Yokluk gider taş erir
Vergimizi verelim

Vergi güzel ifade
Vergi sevda aşk bade
Haydi, bana müsaade
Vergimizi verelim

20.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Versem Toprağa

Şiir bana benzer belki bir biçim
Mânayı irdele görürsün asıl
Azap, uyarı var şairler için
Dilim lal kesilir olsam muttasıl

Ahenkle bindirir şeytan atına
Hicranla doldurur sefertasını
Kör şaşı baktırır kâinatına
Peşinden yedirir şer lokmasını

Önce kendim dedim sonra şiiri
Mâtem sarmaladı bilmem ki neden
Kelime söz hece hesap her biri
İlhâmı tüketsem cürüm etmeden

Lafın çirkinliği sus insan eti
Bu ay rahmet ayı ölüye sağa
Nereye saklasam şu emaneti
Sükûta boyayıp versem toprağa

04.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vesselam

Bir ben kalsam bir kalem
Yine de yazacağım
Varlık O’nun vesselam
Kim neyi sezeceğim

Bu yöndedir kararım
Kâra döndü zararım
Pür âşıklar ararım
Birlikte yüzeceğim

İlkbaharlar songüzler
Gâh gece gâh gündüzler
Ne yokuşlar ne düzler
Fır dönüp gezeceğim

O beste var dilimde
Hem dinde hem bilimde
Sonsuzluk ikliminde
Besteler dizeceğim

Bir mâzi ki kahraman
Her devirde her zaman
Gavur buna tercüman
Tarihi kazacağım

Sibirya’ya sürseler
Paslı çeper örseler
Dört biryandan ürseler
Yine de yazacağım

Ömer Ekinci Micingirt


Vicdan Pahalı

Durmak musibetin derin ahvali
Dünya mevta şehir şer olmuş vali
Akli işkenceler son birkaç asır
Muhakeme esir ölmüş ahâli

Zihin hep tahribat siyon’un eli
Ferâset mümince fikrin temeli
Küfre rıza sokak rahata esir
Medeniyet çöplük aşk zillet hâli

Şarkın cerayeni sömürü yolu
Felâket kol gezer yeter demeli
Terakkiye çarpık kemâlat kısır
Ölmez tek hakikat vicdan pahalı

Ömer Ekinci Micingirt


Vur Beni Kadın

Sensiz gecelerim ölüm varlığı
Seni bekliyorum sar beni kadın
Sende peyda ettim ihtiyarlığı
Dile düşmüşlere sor beni kadın

O gözlerin benden aldı rengini
Sen bulmuşsun bende dengi dengini
Hem sevda tanımaz fakir zengini
Umutsuz aşkınla yor beni kadın

Ne eski köşküm var ne yıkık hamam
Kör olsun gözlerim tamam de tamam
Vuslat dalgaları söyle ne zaman
Azapsız günüm yok gör beni kadın

Ömür tükeniyor nağmenin dibi
İsmin yutkunurum mecnunlar gibi
Ölmeden öldürme sensiz edibi
Eriyip gitmeden vur beni kadın

Şiir çiziyorum yaş oldu elli
Varlıkta yokluğun belli besbelli
Benimki olmasın kuru teselli
Sensizlik ömrümü yer beni kadın

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vurgun Gibiydin

Nur topu bebeğin büyümüş meğer,
Gösterdin uzaktan dargın gibiydin.
Edepli bakışın dünyaya değer,
Dertleri sırtlamış yorgun gibiydin.

Mor pembe günleri unutsam keşke,
Yönümü çevirdim uhrevi aşka,
İffetin endamın bakışın başka,
Selamı verince kırgın gibiydin.

Tebessüm edince biraz hislendim,
Yıllarca gönlümde “kurban” seslendim,
Himmetle sabrettim aşkla beslendim,
Tüllendi sessizlik durgun gibiydin,

Ne dedi bu mecnun bilmem ki küstün,
Dua et deyince bir ara sustun,
Kardeşçe dertleştik poyrazca estin,
Hüzünle burkuldum gergin gibiydin.

Ekinci tükendim bak perde perde,
Mevla düşürmesin Lokmansız derde,
Şifaa’yı aradım zamansız yerde,
Elveda deyişin… Vurgun gibiydin.

31.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vurgunum

Vurgunum ben tıpkı Kerem misâli
Toprağa yaprağa taşa vurgunum
Dokunuşlar vardır yoktur emsâli
Dertleri nasırlı yaşa vurgunum

Ömrümü uzattım ulu davâya
Koşturamam artık nefsi hevâya
Bir avuç aşk ektim deli sevdaya
Secdeyi titreten başa vurgunum

Durgun vakitlerde öten boruya
Gergefi peteğe saran arıya
Yaşam şehvetinde o zor soruya
Âlemin hasreti beşe vurgunum

Süvâri bekleyen küheylanlara
Ölümü kuşatan Alparslanlara
Vurgunum yarına, kutlu dünlere
Kubbesi çöl kokan taşa vurgunum

Kara sevda belki taptâze diyâr
Kaderi koynunda ikliminde yâr
İki gözü çeşme Rabia’lar var
İffet abîdesi eşe vurgunum

Sözlerim mülteci solmakta sesim
Lisan-ı hâfi mi acep nefesim
Nerdesin ıstırap nerdesin âsım
Son ilkbahar güze kışa vurgunum

25.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuruldum Geldim

Kıraç toprakların delisiyim ben
Sanma ışıltıya vuruldum geldim
Gergefli kilimin çilesiyim ben
Mevsimsiz düşlere sarıldım geldim

Deme ha sebep ne, sebeplerim yok
Uzan başucuma sevincime bak
Hiçin helezonu öyle bir ufuk
Seni heceleyip yoruldum geldim

Yağmurlar yağınca gel beni işit
Desem ki bir hayal deme sen ümit
Beraber olunca uzaklara git
Ben senin tepkinde görüldüm geldim

Bir ben varım şimdi bir kırık testi
Gurbet yağmurları içime esti
İzahı tarifsiz başka hevesti
Sığmaz ışığına kör oldum geldim

Bırak hem sen beni, kendini dinle
Sükûnun sayhası, sabrım seninle
Sensiz korkuları vur gözlerinle
Kuşkusuz sen için vuruldum geldim

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat

Bir başka sükûn var her hecesinde,
Manalar geliyor derin mi derin.
Kendimi görmüştüm bercestesinde,
Füsunlu incisi ses verenlerin...

Olanlar rüyada kalır mı acep,
Sessizce süzülüp gelir mi acep,
Hep uzak hep uzak olur mu acep,
Sevinç hüzün eşya aşk görenlerin...

Bakışı manalı gözleri hüzün,
İçime süzülür sezdirmeksizin,
İhtimal var mıdır belki bu güzün,
Belki de tam vuslat sabredenlerin.

11.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Barınağım

Gülüşlerini yelpaze
Hüzün darbeleriyle sendeliyor
Kelimelerle boğuşuyor topraklar savuruyorum

Geceler hasır-altı
Sus sıkıntılarıyla huy duvarlarını örseliyor
Kuşatıyorum

Manasına eremediğim sözler ediyorum
Çile rüzgârının öpücüğü altına
Beynime evrensel…

Zaman savurgan mevsimler izâfi
Bir şeyler yapmak
Geçit’e hızlı tren Yunuseli’ne havaalanı
Bana da sen lazım

Tahta evler yok
Ve kaybetme korkusu
Tahsisatım sen

Gözlerine ıslanmış üzüntüler
Yer yer serüven biriktiriyorum
Sussan artık
Vuslat barınağım

02.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Çiçekleri

Nasıl seviyorum hele bir bilsen
Beni bana bırak elden sor beni
Gölgesiz gecede naz ile gel sen
Sürç-ü lisan etsem hâlden sor beni

Sakın haram sürme dişe dudağa
Vuslat çiçekleri eksek bu bağa
Sevdanı işledim taşa toprağa
Efsuni nakışlı şaldan sor beni

Bu bir sitem değil belki amandır
Mutluluk ararım hayli zamandır
Duyuyor musun can gel bari kandır
Gözlerini sakla tülden sor beni

Hep seni yazmışım bir kırık kalem
Sen benim her şeyim sen dünya âlem
Yetiş rüsva etme öl de ben ölem
Umutsuz bir hasta kuldan sor beni

Hâlimi arz ettim gelirim söz de
Sevdanın ahı var ağlayan gözde
Yaram pek amansız yine bu güzde
Mavzer gibi yaktın külden sor beni

18.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Deme

Vuslat deme uhrevisiz her aşka
Geceleri ses gelirdi derinden
İçimdeki fısıltılar bambaşka
Hissiyatın kopup gelir yerinden

Sırlı rüya unutamam hisleri
Hüzün nevhaları içimde zar zar
Sana versem içimdeki sesleri
Ümit kuytularım ensende yaşar

09.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Göründü

İçimde bir başka derin sevinç var
Şükürle bezeyim hemen ben bunu
Onun kulağına üfülde rüzgâr
Benimle birlikte sonsuz sükûnu

Süzülüp dolaşır kim bilir nerde
Belki de hissetti her an gün boyu
Kuğu gibi gelip ifşa ederde
Mısralar arası saran tutkuyu

Ömürdür gözleri tenha karası
Her hali masmavi ufuklara denk
Tıpkı su serpmekte damla arası
Bakışı sımsıkı suskun rengârenk

Rüyaya dökülmüş şimdilik usu
Işıktan bir güzel rüya haliyle
Her gece delinir serin uykusu
Ruhumu tırmalar zarif eliyle

Mihraptan kayıyor şiire vurmuş
Sözleri duâlı siteme döndü
Bir şeyler unutup aşka oturmuş
Nur yüzü silindi vuslat göründü

20.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Nağmeleri

Mahzun gözlerine kurban olduğum
Gözyaşım ateşi söndü seninle
Sen bendesin yüreğim sen bildiğim
Pervaz eder ruhun döner benimle

Bir ömür yürüdük kaldırımlar taş
Sessizce beraber git diyene dek
Özlem bürümüştü beni arkadaş
Ben bir yorgun yolcu sense kelebek

Sitemler kovarız yanağında ter
Zümrüdî bakışın durgun elemli
Ki sendeki hüzün bana da yeter
Vuslat nağmeleri renginden belli

11.04.11 Busa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Perdesi

Aklıma gelince malum yolculuk
Sanki dizlerimin feri kesilir
Belki de taşımaz beni bu soluk
Pörsüyüp vücudum deri kesilir

Yalnızlık atladı düştü önüme,
Hortlaklar toplandı dört bir yanıma,
Titredim sessizce girdim inime,
Sevenler terk eder,soru kesilir.

Dinleyin mevtalar duyun O sesi,
Kapıya dayamış bekler herkesi,
Ölmeden ölmekmiş vuslat perdesi!
Ötede güzeller peri kesilir.

02.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Sarığı

“Eriyen erendir” der ehli kâmil
An olur nazar aşk gizinde olur
Hivâ Yesî Taşkent kimdir Şeyh Şâmil
Yürümeyi bilen izinde olur

Şiir râbıtası sonun merağı
İnancın renkleri közünde olur
Seherde sarmalar vuslat sarığı
Ve kutlu arayış özünde olur

Azaptır kendine kulun kendisi
Çehrenin zifiri hazzında olur
Lâkayt her sine ne efendisi
Çılgınlık cinneti vâzında olur

İçim hep burkuntu yaş oldu elli
Yanış aşıkların dizinde olur
Sonun tesellisi nabzımdan belli
Tevhit tekbirinin bezinde olur

Getir salâvatı oku bir satır
Uhrevi derinlik sözünde olur
Dehşetli gerçeği kim hatırlatır
Belki de bir veli gözünde olur

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslat Ver

Aşkta akıl iflâs aşk ürkek ceylan
Perdenin gergefi açılır yer yer
Kendine eriyen mum gibi her an
Pazende cân verir cânını ister

Aşk nedir mecnun kim leyla ne söyle
Belki de hep yanmak yanmak hep öyle
Allah’ım gayeyi elif vav eyle
Sabır ve metânet birde vuslât ver

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslatin Busesi

Tüllenir nağmesi gelir rengârenk
Hüzünden güftesi bizim sevdamız
Tılsımlı orkestra ney hevenk hevenk
Ötenin bestesi bizim sevdamız

Vuslatın busesi aşk perde perde
Bir türkü söylenir hemen her yerde
Kimse ayıramaz bizi mahşerde
Dost eder herkesi bizim sevdamız

25.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Vuslattan Ziyâde

Sükûn sevdaların hâl’e gelişi
Cehli işlemişim iliklerime
Şuûr vicdanların yola gelişi
Ağu tozu kattım emeklerime

Nankörlük bilincin kâla gelişi
Liyâkat bağlasak eteklerine
Hidâyet arının bala gelişi
Tefekkür örüyor peteklerine

Aynen bülbül tıpkı güle gelişi
Umudu bağlamış bileklerine
Belki bir yudum su çöle gelişi
Dolar mı ömrümün eleklerine

Bambaşka tebessüm hele gelişi
Katlanamıyorum dileklerine
Vuslattan ziyâde çile gelişi
Hasreti işliyor kemiklerime

Ne güzel hilâlin ala gelişi
Söz etmem zamane çelenklerine
Gelgitler ruhumun dile gelişi
Sarıldım nasihât yeleklerine

23.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Ya Allah

Vahşet binmiş dağlara
İftarlar buram buram tütmüyor artık
Dünya mı dediniz
Hasret vicdan süvarilerine

Mehter çalsa şimdi
Söyleseydi mehteran
Haydi "ya Allah"

Zulmün en göbeğine vursaydı tokmağını
Kurtarırdı zalimin
Kan rengi pençelerinden
Mutluluğu

Ömer Ekinci Micingirt


Ya Bâkî

Hesapsız ıstıraplar ene ene demekten
Var mıdır telafisi yılgınlıklar erken mi
Yaşamayı unuttum eceli beklemekten
Kıble aşk yönelişler ölüme yatarken mi

Tenha gecelerim de amel rızayı sordu
Söz etmeyi bırakıp emr-i rızaya durdum
Sınırsızlık at başı şirk beni zorluyordu
Yusuf’u hatırlayıp aşka uyanıyordum

Hayaller ve gerçekler göz odur ki sil baştan
Anlayamadıklarım hiçi görene ayan
Muhakeme dağınık kavrıyorum yavaştan
Ya Bâkî entel Bâkî, zikrimi noktalayan

18.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yâ Rab

Medeniyet hile şer
Garba oyuncak beşer
Ümmet sefil derbeder
Yâ Rabb Uyandır bizi

Söz mevt cihât zamanı
Bayrak öpüyor kanı
Hâin sardı her yanı
Yâ Rabb Uyandır bizi

Hayran olduk yerindik
Ne çok renge büründük
Hâşâ Haçla göründük
Yâ Rabb Uyandır bizi

Affet bırakma darda
Zelzeleler ard arda
Bırakma uykularda
Yâ Rabb Uyandır bizi

Göğsüme taş Bilâl et
Al bayrakta hilâl et
Zillet bizdeki hâlet
Yâ Rabb Uyandır bizi

Mazluma güldür bizi
Hak için kaldır bizi
Ya dirilt öldür bizi
Yâ Rabb Uyandır bizi

Maskeler gülle rengi
Çanakkale mihengi
Rükû alnın âhengi
Yâ Rabb Uyandır bizi

Şehit gâzi gazaya
“Bir”le getir hizaya
Yâr uğrunda rızaya
Yâ Rabb Uyandır bizi

Ömer Ekinci Micingirt


Yaban

Sâhile bir adım dizili şarap
Boğayla bakışır sarhoş Garnie
Şişeler bezenmiş gönüller harap
İsmiyle cismiyle yaban Garnie

Yemek mi meze mi her şey curcuna
Görünüş ihtişam içi çok fena
Encamın karanlık ne desem sana
Umutlar kokuşmuş çıban Garnie

Sevmedi garnie bizleri tabi
Barmen büklüm büklüm gariban sabi
Buyur der efendim nazik hitabı
Akıttın gencime veban Garnie

Kahreder zıtlıklar eylerim beyan
Bu kimin kültürü akıla ziyan
Şaşırdım sarsıldım Allah’a ayan
Hicrandır yaydığın hicran Garnie

Konuştu Binatlı edepti sesi
Titredi garnie var mı ötesi
Yeisle gerildi kafamın tası
Simsiyah şişeler zeban Garnie

Şiirler şâirler “sivri kalemler”
Edebi bakışlar keder elemler
İrfan deryasıydı bütün gelenler
Neye hizmet kime çaban Garnie

18.12 2005 Kadıköy Garnie Cafebar –Şiir etkinlik

Ömer Ekinci Micingirt


Yağmur

Her taraf sebil sebil
Yağmur geldi coşarak
Râhmet pınarındandır
Yudum yudum düşerek

Yer gök rayiha kokar
Solukları eşerek
Cennet gibi yeşerdi
Çoraklara koşarak

Yıkandı günahlarım
Gözyaşımla pişerek
Vuslata erdi toprak
Yağmurla karışarak

Can verdi damar damar
Rüzgâra dalaşarak
Bülbüller ötüşüyor
Güllere barışarak

Aval aval bakıyor
Ömer buna şaşarak
Ne var ki şaşılacak
Gör perdeyi aşarak

22.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yağmur Gibi

Geceme eser mi târifsiz rüzgâr
Tedbir ve takdirler gerçekte denge
Dirilten çeşmeler tasavvufta var
Şükür ki kaptırdım aynı âhenge

Gerçeğe vakıfsın ondandır yağman
Aynen yağmur gibi sırtımdan öptü
Zamana sarıldım her şeye rağmen
Ötesiz ne varsa her şey köpüktü

09.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yak Beni

Göm kalbine boşluğun parmaklarını
dinle kendini üzüntüdesin
tükür öpücükleri
aşkın çekirdeğine
eri tüken
yok ol

Kanat gözyaşlarımdan başla
yıllanmış oluyorum sensiz
enkaz şiirler
ve ben

Dinle kendini artık üzüntüdesin
salıver güzelliklerini
gel zaptet beni
yak beni serinlet
erit tüket yok et
yak beni
yak

11.03.13 Bursa

--------
Çeviri: Çiçek Körük

HURT WİTH YOU

Bury fingers of space to your heart
Listen yourself,you are in sad
Spit kisses to seed of love
Fuse and exhaust
Disappear…

Bleed
Start from my tears
I become old without you
Wreckage poems and me…

Listen yourself,you are in sad
Spread your beauty
Come and conquer me
Hurt me cool me
Fuse and exhaust
Disappear
Hurt me
Hurt…

Çiçek Körük kardeşime teşekkürler...

Ömer Ekinci Micingirt


Yak Gözlerinle

Ejderhalar sarar sensiz beni can
Zaman unutulur yalnız seninle
Cezbeler okurum koyu heyecan
Dizine bağlayıp yak gözlerinle

Sükûn gamzeleri karşında durdum
Istırap hep beni uğurlamakta
Muhabbet koklayıp hep seni sordum
Kendime geleyim bir defa bak da

20.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yalan

Dinleyin kardeşler, tarif edeyim
Yiğidi överek göçürür yalan
Köpükten ihtişam başka ne deyim
Mahşerde gayyaya uçurur yalan

Şeytanın silahı münafık hali
Hep şerden hoşlanır ballıdır dili
Diken göstermektir güzelim gülü
Günbegün salyalar kaçırır yalan

Yalan müflis eder ağayı beyi
Sonunda cefa var yakar yüreği
Yassıdan sonra mevt, düşer direği
Bacayı boğaza geçirir yalan

Yalan cemiyette mekân bulmuşsa
Doğru yalan, yalan doğru olmuşsa
Şöhretle iç içe kalbe girmişse
Hayatın zehrini içirir yalan

Ömer Ekinci Micingirt


Yalnız

Yazdıklarım arzuhale varıyor
Güya beni yalnızlıktan koruyor
Sözlerimi sözlerine çevirme
Artık yalnız dil dudağı yoruyor

Çaresizlik kahırlara vuruyor
Kalbim öyle paramparça duruyor
Gözlerini gözlerime çevirme
Sen gülünce dudaklarım kuruyor

03.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yalnız Bırakma

Sözü avuçlarım sözcükten yana
Gizleri yazarım gözümün nuru
Kim bilir düş-gerçek gelir imana
Ortalık durulur olur dupduru

Neden şu geceler kaçar ışıktan
Usulca öp beni yüzümü elle
Sevgi nedir öğren git sarmaşıktan
Öğren şu şeyleri sıkıca belle

Ilık ılık gülüp mahzûnca bakma
Yürek fısıltını her an açık tut
Şehir boşalırken yalnız bırakma
Yalnız ölenlere dar gelir tabut

26.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yalnızlık

Âşıklar yarasını
Kalp diliyle yazarmış
Ârifler gerisini
Yürek ile bezermiş

Aşıkken ârif olan
Şiirde zârif olan
Şehr-i maarif olan
Yalnızlıkta gezermiş

Ömer Ekinci Micingirt


Yandığım

Nur yağdırıp karanlığı alt ettin
Gül yüzlü kokular bandığımsın sen

Çölü vahşileri af irşat ettin
Göz nurum inancım kandığımsın sen

Mekândan mekâna yollar kat ettin
Tevhit dâva miraç andığımsın sen

Şefaati ümmetine vaat ettin
Tevbem hüznüm ümit sandığımsın sen

Aşk yağdırdın âşıkları şâd ettin
Kavgam aşkım duâm yandığımsın sen

Ömer Ekinci Micingirt


Yangın Çığlıkları

Azgın rüyalarım geceyi deler
Sükûtun sesleri farkı yok oktan
Etrafa bakınca gövdem sendeler
Sapsarı pörsümüş gözlerim çoktan

Tasvire demeyin bu neyin nesi
Ben sizden biriyim benzerim size
Budala etmiştir zaman züppesi
Şiirler yazarım gece gündüze

Sebepsiz hüzünler sürdüm dilime
İhtiyar vakitler toplarım yer yer
Söz yamyam yavrusu, ağır kelime
Nedense kavimler aklıma eser

Sayfalar dolusu anlatsam bile
Meramım karışık öteden yana
Ehemmiyet anlat gel de câhile
Kös kös muallâkta yatan yatana

Kahpe sokağında iffet ar ara
Çalım şuh, azıya almıştır gemi
Yangın çığlıkları bendeki nâra
Puştlara ayırdım bütün gecemi

05.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yanık Hüzün

İçime dökülür ruhun anbean
Kahreden sessizlik başlar feryada
Hislerin söktüğü şeydi haykıran
Mest eden çehrenle yetiş imdada

Bir tatlı tebessüm uzun uzun bak
Gözlerin içine kendimi saldım
Bahtımı büyüle yazgıyı bırak
Düşlerin düşledim hep kalakaldım

Şiir yüreğime hece hece git
Yanık hüzün sarmış yine her yanı
Belki bir tevekkül belki de ümit
Aşkın defterine kaydet bu anı

30.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yâr

Yâr zülfüne yaş dökerek
Çisil çisil süzülüyor
İltifat et hem ne gerek
Bak dizlerim çözülüyor

Aşk yaşların akışında
Sonsuzluk var bakışında
Üç heceyim nakışında
Buram buram seziliyor

Kement attım ay yıldıza
Mevsim döndü sanki bize
Gel sahip çık gönlümüze
Bestelerim köz oluyor

Leyla Mecnunu arattı
Kerem Aslıyı sır etti
Aşk ve vuslat nere gitti
Desem de kem söz oluyor

Ben yolcuyum ben seferi
Hakka bırak her şey gri
Ay parçası sen bir peri
Ne söylesem az oluyor

09.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yâr

Ne kadar samimi hakikatsin yâr
Gözyaşı peyledin sen benim için
Hasret sütunları senden yadigâr
Mor türkü söyledin hem benim için

Yorgun gecelerde ateş hârımsın
Ellerin elimde helal yârimsin
Vuslata efsunlu sitemkârımsın
Ahuzâr eyledin dem benim için

Ne kadar muhtacım canım demeye
Masum bir iltifat nağme nağmeye
Gözlerim al götür gülümsemeye
Sen beni neyledin can benim için

21.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yâr Benim

Duyguların yamacına yaslanan
İffet gözlü bahar tenli yâr benim
Gözyaşımın huzmesinde ıslanan
Hatmesine gölgelenen hâr benim

Uzağında yakınına varmışım
Ufuktaki belirlenen zor benim
Feda olsun ömrüm ona kardeşim
Mecnun kimmiş ateş alev kor benim

13.05.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yâr Nerdesin

Senle doldu aşkın bendi
Neredesin çok özledim
Efkârlandım ruhum dindi
Neredesin çok özledim

Tükenmiyor günüm ayım
Tütüyorum dumandayım
Boşluktayım zindandayım
Çok özledim yâr nerdesin

Tükendikçe var görüldüm
Ruhum mahpus hür görüldüm
Mavi yeşil mor görüldüm
Neredesin çok özledim

Koşuyorum aşk iline
Kurban olam hoş diline
Ruhum değdi menziline
Çok özledim yâr nerdesin

Senle geldi yaş gözüme
Hiç katmışım çok azıma
Düğümlendi boğazıma
Neredesin çok özledim

07.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yaralanırım

Uludağ misali içimin hârı
Yüreğim fırtına, zâr zâr sürükler
Peşimden koşuyor azap çınarı
Garibe vurdukça vay başıma der

Hâyanın rengine yüzüm değince
Bedenim kül olur ruhum eritir
Yalnızlık yaklaşır inceden ince
Sarar beni sürüm sürüm sürütür

Ben hep hakikate vardım varalı
Nedense kalbimden yaralanırım
Hakk’ın takdirine hesap soralı
Hatayı orada yaptım sanırım

12.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yaralı Çocuk

Sar beni yarana yaralı çocuk
Çölde açan kan kırmızı gül gibi
Filistin Gazze’li Hira’li çocuk
Aşk yolunda seyre çıkmış kul gibi

Mescid-i Aksa`da sesler var deyin
Bakışları erendeki hal gibi
Doğuştan besteli çileli Ney’in
Solukların Yed-i Beyza el gibi

Taş attın sapanla apansız ümid
Uçup gittin bir yabancı el gibi
Affet bizi affet ey 'Nesl-i Cedid'
Umum İslam sağır dilsiz lâl gibi

03.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yargıçlar

Kırılacak bu kalem,
Sus diyor sus darp eden!
Yasa kanun bir alem,
Milletiyle harbeden.

Meclis nedir seçmen kim!
Yargıçlar var nitekim.
Bilmem başka ne desem,
İfşa oldu harbiden.

Zikzaklar ve heceler,
Sinsice neler neler...
Boy boy yedi cüceler,
Şak şak kaldı birde ben!

Mülk devrildi hiç yoktan
Kurtulduk mu gerçekten
Ah yüklendik sokaktan
Affeylesin var eden.

Sabah akşam gündüzün,
Hep gözyaşı hep hüzün,
Yazın kalemler yazın!
Korkmuyoruz darbeden.

Ömer Ekinci Micingirt


Yarım Umut

Sensiz zamanlar yaktım ömrümün yollarına
Aşk şırıltılarıyla gözyaşıma geliver
Beklemeler eyvâllah çöl olsam çöllerine
Çiğ dokunur dokunmaz son kışıma geliver

Sen yağsa şehirlere sensizlik kan kusmakta
Çığlıkla sana koşsam dilsiz oldum susmakta
Hasret izdüşümleri nefesimi kesmekte
Tenhalarda gizlice tek başıma geliver

Benimki nâz mektubu belki de yarım umut
Belki yürek yangını nolur yüreğimden tut
Sensiz düşlerim sağır sen bendeki hakikat
Ey sevgili ey güzel naaşıma geliver

20.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yaş Elli

Hep içime indirdim
Kirpiklerden yaşımı
Yüreğimde yandırdım
Ayazımı kışımı

Kış benle öbek öbek
Sibirya’ya varmışım
Zaman sessiz kelebek
Kelebek ömrü yaşım

İki büklüm yaş elli
Hüzün sevinç hafakan
Derunum zâr besbelli
Buğu buğu heyecan

17.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yaş Gibi

Susuşlarım ateş yazım kış gibi
Uçsuz ve bucaksız sarp yokuş gibi
Zihnime boş girer yer yer kudurur
Sıkmışım yumruğum bir ayyaş gibi

Öyleyse ben neyim kırık düş gibi
Sokakta tam tekmil bir berduş gibi
Tefekkür dağlayıp yüreğe vurur
Duyguya mahpusum gözde yaş gibi

02.01.2012 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yaşa Cehennem!

Bir kirli kavgadır susmaz esirir
Manasız sözlerle söyletme beni
İnsafsız sineler çile ne bilir
Tufan yelken açmış batıyor gemi

Bilmem ki bu batış kimin vebali
Hedefe varmak mı ağır bu yükler
Cepheyi terk etmiş şaşkın ahali
Neyin sevdasında bizim büyükler

Ve ruhum sarsıldı içim burkuntu
Şakağımda ter gözlerimde nem
Kaldı mı ülkemde sırlı bir kuytu
Haykırdı pür hitap yaşa cehennem!

08.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yaşamadan Yaşlandık

Derdim derin ufkum boş
Yaşamadan yaşlandık
İki ayak başıboş
Taşımadan yaşlandık

Düşman benlik ben bozuk
Ne tedbir var ne azık
İçim yanar pek yazık
Pişemeden yaşlandık

Medeniyet devrildi
Tarih göğe savruldu
Yön batıya çevrildi
Koşamadan yaşlandık

Mozart’tandır besteler
Kökümüzü kestiler
Vicdanları astılar
Şaşamadan yaşlandık

Bir gecelik yâr oldu,
Nikâh kıymak ar oldu
Vallah yaşam zor oldu
Yaşamadan yaşlandık

Ne at kaldı ne avrat
Ne mizân var ne sırat
Doğur doğurt yüzük at
Boşamadan yaşlandık

Nerde emek nerde ter
Şu Micingirt ne ister
Çıban derin deş yeter
Deşemeden yaşlandık

22.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yaşlı Olunca

Kamburlu arzuhâl bu başka vâha
Çok şey virân olur yaşlı olunca
Anıları bırak koş beytullaha
Hesap soran olur yaşlı olunca

Tüketir insanı günbegün her an
İzâh zor devasa sevinç yok giryan
Zarif bedenlerle zamana gir yan
Vakit boran olur yaşlı olunca

Gölgesi yaklaştı gölgesi kendim
Gurbet köşesine yaş döken bendim
Ve vurgun bir ömür geçti efendim
Ağır yaran olur yaşlı olunca

Varışlar birazda bağlıdır yaşa
Eceli kim bilir tevbe de hâşâ
Dilim bir engerek sözlerim maşa
Çare Kurân olur yaşlı olunca

Yazdım mısra mısra izâhat kime
Gün lâf kırıkları söz lime lime
Yüklenmeyin bana sorun hekime
Önde sıran olur yaşlı olunca

Desem ki yaşlılık bırak peşimi
Kime anlatayım takma dişimi
Yetimle paylaşsam helâl aşımı
Akıl veren olur yaşlı olunca

Tevbe yahut keşke tekrar doğalım
Pişmana yaslanıp cezbe sağalım
Aşkla usul usul yağsak yağalım
Gören eren olur yaşlı olunca

Saçlarım zemheri yüzüm güz oldu
Sonsuzluk yaklaştı vakit az oldu
İfâdeler sitem oldu naz oldu,
Sükût, gören olur yaşlı olunca

En büyük liyâkat en büyük adım
Hep O’nun adıyla yaşlan üstadım
Galiba derdimi anlatamadım
Büyük tören olur yaşlı olunca

08.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yattım Serine

Ellerim pranga gözlerim yaya
Bilmem ki nasıl bir yarıştayım ben
Gözlerim gözüne kapayıncaya
Seni seviyorum varıştayım ben

Bir avuç hüznümü attım derine
Gamsız mahallenin ta içlerine
Dağıttım şiirler yattım serine
Bugünler kendimle barıştayım ben

Haziran ortası kar mı yağacak
Birazdan ipekten yıldız doğacak
Hepsi bana bana, bana yağacak
Kendi kaderime erişteyim ben

02.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yazmalı Baş

Her yağmur damlası ulu nizamdır
Yanan köz ateşsem bundan sana ne
Örtü İslam’dandır imanım tamdır
Tespihte bir taşsam bundan sana ne

Sokakları topla örtüyü bırak
Namaz yok oruç yok zekâttan ırak
İrtica hortlatıp çaldın çıngırak
Hak için sarhoşsam bundan sana ne

Ülke tehlike der, hemen fişleyin
Her türlü melânet şeri işleyin
Yüreğim kanıyor benden başlayın
Efeysem, dadaşsam bundan sana ne

Bu ülke benimdir herkes kardeşim
Açar kapatırım sana ne başım
Örtsem de açsam da çağdaş yurttaşım
Ben deli olmuşsam bundan sana ne

Geriymiş baş örtmek Ömer ne desin
Asiller buyurmuş ve karar kesin
Nerdesin adalet söyle nerdesin
Yazmalı bir başsam bundan sana ne

15.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yedi Beyzâ

Her sabahın mefkûresi gayesi
Hikmet dolu intikaldir muhakkak
Heybetlidir gören gözün payesi
Aşk muhabbet şerbet baldır muhakkak
Âdemoğlu yüzen yolcu zamanda
Sır deryası bin bir koldur muhakkak

Ey muhterem benim âli kardeşim
O sevgili Oda kuldur muhakkak
Hele yaklaş benden deli kardeşim
Yed-i Beyzâ Ona eldir muhakkak
Her sabahın mefkûresi gayesi
Hikmet dolu intikaldir muhakkak

Aciz miskin sultan olsa kaç para
Hami yoksa düşman boldur muhakkak
Kati bil ki her ruh beşer biçare
Bir gün sorar bu ne haldir muhakkak
Ey muhterem benim âli kardeşim
O sevgili Oda kuldur muhakkak

Mezra mevsim iklim vakit kâinat
Tılsım yüklü özel dildir muhakkak
İrfan bilmez iblis kimmiş ne inat
Hak ve batıl iki yoldur muhakkak
Aciz miskin sultan olsa kaç para
Hami yoksa düşman boldur muhakkak

Âdemoğlu yüzen yolcu zamanda
Nur deryası bin bir koldur muhakkak
Hilkat fıtrat hülasası imanda
Ona vuslat ne güzeldir muhakkak
Mezra mevsim iklim vakit kâinat
Tılsım yüklü özel dildir muhakkak

Nur ve zulmet birlikte cem olamaz
Vahdet tevhit gayri züldür muhakkak
Nergis zambak erguvan aşk bilemez
Yanık beste gonca güldür muhakkak
Âdemoğlu yüzen yolcu zamanda
Sır deryası bin bir koldur muhakkak

19.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yedi İklim

Köksüz ihtiraslar dolaştım durdum
Zihin tarlaları tefekküre aç
Kızgın asfaltlarda güç yürüyordum
Bedenim hep yorgun ruhum utangaç

Bu suç ortaklığı ötesi bir iş
Şaklaban tür hâller bana çok garip
Gerçeğe perde mi misal-i keşiş
Sermayedar ömrüm benden mustarip

Kompleksi parçala derinden hû de
Dedim dil altından ne bekliyorsun
Varın peşindeysen hiçlik beyhude
Yedi iklim geçti emekliyorsun

Ömer Ekinci Micingirt


Yel alsın

Yaş döken yürekle koş gel bin kere
İsmimi hecele dokun el alsın
İçten ağlamaklı söyle ezbere
Cehenneme hâram bana helâlsin

Taptaze duygular eser serince
Şiir gibi yüzün mâna derince
Bu başka balayı yan yeterince
Sen belki de ateş yüzlü zülâlsin

İçimi besliyor elâ verâlar
Beni hep sitemkâr sözler yaralar
Züleyha’nın aşkı günah mı arar
Hicâbı bilmeyen dili yel alsın

21.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yeniden

Ne sağcıyım ne de sol
Birliktedir zişân yol
Sen vatanım sen sağ ol
Vahdet vatan birde ben

Aynı bayrak aynı din
Aynı tarih aynı şan
Ay yıldızdır yakışan
Şehit şâyan ezelden

Çanakkale’de yatan
Üç kınalı üç kurban
Şırnak Rize ve Batman
Bakan hayran üç beden

Çok köpek var ürecek
Ve hâinler görecek
Tek yürek hep sürecek
Ana vatan tek beden

Ubûdiyet tek gayem
Kuran gerçek hikâyem
Vicdan benim sermayem
Bayrakta kan kanda ben

Diriliş perde perde
Sırt sırtayız seferde
Tarih yazar ilerde
Size kurban kurban ben

25.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yepyenilerim

Zihnimi kör etmiş tur atıyorum
Takatim yettiği yere elbette
Hem neyi kaybettim aratıyorum
Yokluğun elemi enaniyette

Dem bitti sükûtu yaşatacağım
Bilmem ki ben ben’in farkında mıyım
Kısmetse melûna taş atacağım
Yoksa hâla rüyâ arkında mıyım

İzâfi-göresel sütçüdeki su
Şiirlerim kırbaç olsun dilerim
Tasavvufta sevgi hakk’ın korkusu
Cezbe avlusunda yepyenilerim

Ömer Ekinci Micingirt


Yeşerir

Bir özlem var içimde
Engin denizler aşar
Güneş başka biçimde
Dalga hep gece başlar

Kim içimde tek şarkım
Matemlenir yaralar
Belki benim tek farkım
Rengârenk makaralar

Hazan iklimdeyim hep
Sarar kışımda erir
Mevsim bahar mı Ya Rab
Sevdalarım yeşerir

20.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yeşil

Yeşil yapayalnız ürkek, gadretti küflü asır
Zelzeleler geçirdi yer yer, ziyâ bırakmadan
Kupkuru bağrı renkleri, hicrandan kuru hasır
İlikleri yanmış kavruk kaput isli parkadan
Yeşil kumda kayıp ölü, hülyalarda meşhet fil
Yeşil fıtratında büyük, yeşil perişan sefil
Zulmet ve nur kara-ak, yeşil uyuyan toprak

Mirasyedi bir nesil ki, filozof ilk hecesi
Lâl kör sağır ağzında ki lâf başıboş bekleyiş
Zelzeleler geçiriyor rütbesi derecesi
Yeşil garip yeşil mazlûm çeşit çeşit tekleyiş
Yeşil âşk mecnûn divâne yeşil hutbe minberde
Yeşil ağaç asker tabut teberrük münevverde
Yeşil semâda burak musikide son durak

Kadın erkek genç ihtiyar yeşil sarıktan sancak
Yeşil şevk hep tatlı rüya yeşil şehit gaziler
Ve muhteşem hakikat aşk yaşayan bilir ancak
Sarıkamış Çanakkale kurşundan arâziler
Yeşil efsunlu musiki yeşil apayrı mâna
Yeşil büyülü dönemeç mor pembe gül-i râna
Yeşil ömür yeşil hayat, yeşil yakın sen ırak

Cennet kıyamet hakikat yeşil nâzenin vâha
Yazın kışın ilkbaharın son güzünün sabahı
İklim mevsim deniz dere yeşil tekmil Allah’a
İnsanlığın gözyaşları renklerin padişahı
Yeşil ay yüzlü çilekeş ölümsüzlüğün rengi
Yeşil bitmeyen bir beste her baharın ahengi
Yeşil namus gâh bayrak dön maziye dön bir bak

10.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yeşil Alan

Baykuş çıkmış öter yine
Karga leşi kakmış gibi
Şeytan çarpmış benzer cine
Boğazını tıkmış gibi

Yeşil alan derki bura
Cem istemez girse gora
Kadıköy'de atar nara
Ak kaşıktan çıkmış gibi

Tilki gibi hile dolu
Düşman eder sağı solu
Fikir bozuk ruhen ölü
İnsanlığı yakmış gibi

Çıkar elbet bunun ahı
İrtica der son silâhı
Kendi yobaz değil şahı
Tıpkı keşiş kokmuş gibi

Ömer gidiş kör uçurum
Nerde sahip hani kurum
Şevkim kırık yok huzurum
Düşman kına yakmış gibi

Ben hep ben’im der ki abi
Ad Selami ruh asabi
Ne hak bilir ne hesabı
Teraziyi yıkmış gibi

07.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yetiş Efendim

Gönüller susamış aklım kördüğüm
Duygular figanda yetiş Efendim
Gaflette kalp gözü yoktur gördüğüm
Hasretim cemalin müthiş Efendim

Dünya sensiz kuyu bacası dardır
İnsanlık çıldırdı tahammül zordur
Davada zorlandık ümmetin hordur
Vicdanlar yanıyor ateş Efendim

Gözlerim sis duman yaralı yürek
Namazlar suç olmuş devrilmiş direk
İslam kabul ama namazsız gerek
Nemrutlar çoğaldı yetiş Efendim

Güller sensiz mahzun bülbül divane
Sokaklar çapkınca ruhlar virane
Cami ağlaşırken oynar meyhane
Bülbüllere yasak ötüş Efendim

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yetiş Seccâdem

Bu bendeki ben’ler benden beter de
Ne acı bir tespit gel de dinleme
Bireysellik düştü bir büyük derde
Korkarım ölmeden kor cehenneme

Tedbir diye bir şey unutmayınız
Takdir götürür hem emri rıza’ya
Cürmümü besleyip uyutmayınız
Yoksa ihânet bu kader kazaya

İstikâmet belli, tek yol elbette
Sonsuzluk var oluş yok oluş mâdem
Sırayı bekliyor ecel nöbette
Bu gün yine cuma yetiş seccâdem

18.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yetiş Sükûnet

Hep aynı yerdeyim ümit ve ye’ste
Hayat bir imtihan eşyalar ayet
Arzu emellerim başka heveste
Uçup gidiyoruz her an nihayet

Ne söylesem bilmem yok O’na doğru
Heybem ve gözyaşım desem ki affet
Titrek yüreğimde başladı ağrı
Sokaklar zift gibi kapıda afet

Ruhumu emerek bir şeyler arar
Yarabbi ne olur aşkınla titret
O günde pişmanlık hem neye yarar
Bu şiir bitmeden hidayet lütfet

Keşke nağmeleri vuslata gebe
Gel onun ritmiyle yetiş sükûnet
Senin kitabında yoktur engebe
Masmavi gecede yeniden var et…

17.05.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yetiş Yiğidim

Sebil sebil kurbanlık
Yetiş görsün insanlık
Pakistan’dan Açe’ye
Her dile her lehçeye

Sönmesin kömür gözler
Et tatsın fersiz dizler
Bayram etsin sineler
Açe’li Emineler

Verin dostlar sırdaşlar
Verin nur olsun yaşlar
Bayram sarsın her yeri
Şad et yeis kederi

Var mı vuslat çilesiz
Samimi ve hilesiz
Ver kurbanın ver seyret
Geç olmasın ha gayret

06.01.2005 - deprem ve pakistan

Ömer Ekinci Micingirt


Yığın Yığın

Neredeyse baş tacı
Çıplaklığın utancı
Bizden bize yabancı
Çam devirir pervazsız

Yalanım yok her türü
Yığın yığın bir sürü
Cehennemden ötürü
Ozan olmuşum sazsız

Yalnızlığım beni yer
Kime dönsem deli der
Akşam sabah gidenler
Unutulmuş vaazsız

Sus be adam ben hürüm
Kıstassız düşünürüm
Parça parça ölürüm
Tevbesiz ve niyazsız

31.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yıka Gözlerinle

Gökte bulut gibi, yerde dupduru,
Kılıçtan keskinsin ve kıldan ince.
Sen hep ağlamaklı bense kupkuru,
Bana ölümü ver, ölmeden önce

Sonra mahsun mahun çağırana bak,
Birlikte yıkasın, pak tenimizi.
Hissiz duygularla ağlaşsın sokak,
Hırsızlar yıkasın bedenimizi.

Kefenin içinde, sarıl sar bırak,
Fırsat melekleri gelmeden önce…
Yıka gözlerinle öp ıslanarak;
Bana son kez dokun haber gelince!

21.08.2011 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yılbaşı

Gece cellat gibi gözler kan dolmuş
Mümkün mü lâf etmek dur batıl diye
Bedenler boş çömlek zihnen hapsolmuş
Kokuşmuşluğumuz sinmez hindiye

İçerden dışarı seher beş gibi
Mumların dumanı votka leş gibi
Çamı deviriyor kara kış gibi
Bu bayram kimindir kimden hediye

Dört başı hükümran pek zengin kiler
Şerefe bağırır gelsin içkiler
Batak tükürdükçe yüzünü siler
Kıpkızıl manşetleri yazın methiye

Mısra’ya dökemem yortulu dini
Ülkemde şirk gibi noel ayini
Zincir kalabalık kopar dizgini
Ne var ki sahici ruh ihsan giye

Ömer Ekinci Micingirt


Yiğidim

Mücahit akıncı eren yiğidim
Hakk’ın divanına varan yiğidim
Selâm olsun sana yüce ruhuna
Darbeyi alından vuran yiğidim

Eşsiz ufuklar gören yiğidim
Ana baba kardeş yâren yiğidim
Selâm olsun sana yüce ruhuna
Darbeyi alından vuran yiğidim

Vatana sevdalı Kerem yiğidim
Ebede kendini veren yiğidim
Selâm olsun sana yüce ruhuna
Darbeyi alından vuran yiğidim

Yolun Halisdemir Kur'ân yiğidim
Hasmını gayyaya seren yiğidim
Selâm olsun sana yüce ruhuna
Darbeyi alından vuran yiğidim

Ömer Ekinci Micingirt


Yirmisekiz

Küfeyle götürdü irtica neden
Bin yıllık bir devri açtı dediler
Palet yürüttürdü güne hükmeden
Ve günü kutlayıp içti dediler

Bastonla koşturdu üç beş serseri
Kahreden mısralar günün haberi
Basın hasımcı güç o günden beri
Bire deli dumrul geçti dediler

Din iman ırz namus uydurup yaydı
Acı bir tiyatro sahneye koydu
Bankalar boşaltıp yosmalar soydu
Sermaye rengârenk suçtu dediler

Malum getirildi devlet başına
Hürmetim kalmadı seksen yaşına
Cumbaba yazmayın mezar taşına
Kaç defa terk edip kaçtı dediler

Kimi Kızılay’da kimi Mamak’ta
Kan kokan dişleri gıcırdamakta
Haydutları gör geriye bak ta
Avrupa işveli, Koç'tu dediler

O günler içimde onulmaz yara
Boş verin Sincan’ı Şahit Ankara
Zamanın kahpesi benzer mi yâre
Hesapsız hezeyan saçtı dediler

Birkaç mısra ile izah zor tabi
Mısraya dökemem hesap kitabı
Eğer verilirse ağır hesabı
Savcılar davayı açtı dediler

28.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yitiğim

Benzersiz realite tüllenir ara ara
Bu öyle bir güzel ki bahar verir bahara

Dökülecek bak yine derdimin huzmeleri
Ona sevda dedirten gözyaşı hızmaları

Sitemli günlerdeyim oldukça doludizgin
O benden de perişan o benden daha üzgün

Sen içimde teberrük eşsiz hatıra gibi
Sükûnumun mayası sen evimin edibi

Ömer Ekinci Micingirt


Yitik Yâr

Baş tacıdır ne verse,
Gülümserim rengiyle.
Vuslat derim severse;
Bir bahar ahengiyle…

Gam keder yaş silinir,
Mest eder beni yer yer.
Söz edepte bilinir,
Sükût altınsa eğer.

Ruhum yine tümsekte,
Pek zorluyor bedeni.
Yitik yâr pek yüksekte,
Göğe vuruyor beni.

11.03.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yitirilmiş Mâzi

Çok şeyler yoğurdum izâhta yersiz
Yitirilmiş mâzi yalanlar sırdı
Ulema türedi dinden habersiz
Viskiye vurdukça dini ısırdı

Filistin Çeçenya Türkistan Kırım
Kahpeler kol gezer artık sen yoksun
Aklıma vurdukça köz bırakırım
Biri gelip bunu zihnime soksun

Ejderhalar misli ölü yuttular
Ben kimim unuttum ah Malazgirt ah
İrtica yaftası çok uyuttular
Haramiler bastı sevdamı eyvah

Maziye küfretti çağdaşlık diye
Zülüm yığın yığın mazlumlar tekti
Kesti kelleleri etti terbiye
Zamane şefleri nifak kin ekti

Peki ey müslüman sen neyin nesi
Hesabı iyi yap akşam olmakta
Bu mu insanlığın yol hikâyesi
Hadi be kaygısız zaman dolmakta

Yine ağlamaklı ne arıyorum
Acanslar silindi moda göründü
Arada silkinip yalvarıyorum
Müslüman gözümde gedâ göründü

İsmim de Ömer’in hakkı var ama
Adalet düdüğü çalmıyor hayret
Dünya paramparça sattı Obama
Cellât edasıyla restini seyret

Yok pişmanlık yine dönüp baksana
Zulmü izliyorum gözlerimde nem
Tüm yirmi dört saat gam keder bana
Bir de işid çıktı canı cehennem!

Ömer Ekinci Micingirt


Yobaz

Her namaz kılanı yobaz belleyen
Fosilleşmiş kula bilmem ne desem
Dalkavuk Siyona kuyruk sallayan
Abdest bilmez dile bilmem ne desem

Aslan kesilmiş it eksiği yele
Kulluğun adını koymuştur köle
Edep ar namusu verdiler sele
Şehvet aklı zula bilmem ne desem

Ruhu dünden ölmüş cesedi iri
Meymenetsiz kokmuş akıyor kiri
Besmele deyince kızar serseri
Hak bilmez bu kula bilmem ne desem

Ecel kapısına geldiği zaman
Azrail kılıcı çaldığı zaman
Salyası kefene dolduğu zaman
Kıpkızıl bu lala bilmem ne desem

Ömer Ekinci Micingirt


Yokluk Vâkti

Kan kırmızı düşler yirmi dört saat
Dahası herkese açılmıyor ki
Yazmakla bitmez ki şiir nihâyet
Zehirli zamanlar içilmiyor ki

Nefesim bir soluk ne yazsam ırsi
Öyle bir durumu ki yer altan alttan
Kışlığa yatırdım ölümle hırsı
Hırs ölüm bende mi yoksa fıtrattan

Elliye yaklaştım bizarım kırktan
Sabır taşlarımı bitirmişim hem
Bıçak emiyorum susuz çıkrıktan
Mavzerden dert kardım hançerden merhem

Deli serkeşliğim dem diyecekler
Yok yok frengili duygu aşk yürek
Görünce upuzun kim diyecekler
Kiminde mor kazma kimin de kürek

Sende bir kazma vur bin bir âh işit
Paramparça hüzzâm susar bu şehir
Ellerime yaslan hissetmeden git
Yokluk vâkti ateş kusar bu şehir

Buz kar yağmur dolu gözlerimde sis
Kitap yazdım "siz hiç ay ışığında..."
Yılan çıyan gelir cürmüme mahsus
Feryadımı sakla kırışığında

Titrek sarsıntıyla buldum huzuru
Sonun eteğinde öyle bir gece
Biraz keşke’lerim biraz göz nuru
Ot biter mezarım genişledikçe

Ömer Ekinci Micingirt


Yoksun Müslüman

Seninle sensizlik ölümden ağır
Teşhir göbeğine toksun Müslüman
Kaypaklığı bırak, bırak ve bağır
Ve sen bu gidişle çoksun Müslüman

Çoksun sen çok, yürüyen başsız
Gözlerin mühürlü ahmakta eşsiz
Haykır maske adam yazsız ve kışsız
Siyonist’e ruhun, yoksun Müslüman

Ömer Ekinci Micingirt


Yol Boyunca

Gurbet elden ıssız dağın başına
Kaçar iken yol boyunca ağladım
Düşmüşüm ben virâneler düşüne
Duçar iken yol boyunca ağladım

Mor tepeler sessizliğe açılır
Türlü türlü vakitlere geçilir
Yaş ekilir hüzünlerim biçilir
Biçer iken yol boyunca ağladım

Yağmur bile mutsuzluğa yağıyor
Rüyalarım delik-deşik boğuyor
Gün düşerken yenileri doğuyor
Geçer iken yol boyunca ağladım

Tek tesellim şiirlerim felekten
Özlemlerim geçirilir elekten
Hasret sarar pişirir hep yürekten
Naçar iken yol boyunca ağladım

Ninemi aradım yüzünde peçe
Köy ile mezarlık girmiş iç içe
Cemreler üşütür Micingirt göçe
Göçer iken yol boyunca ağladım

20.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yolcu

Zihnim gümrah gözlerim yaş
Acep nere gidiyorum
Yol boyunca alev ateş
Ne diyâra gidiyorum

Bitiş sonu güvenemem
Sevinemem övünemem
Fâni için dövünemem
Sus biçâre gidiyorum.

Uyan uyu uyanmadım
Takvâ ile boyanmadın
Sabretmedim dayanmadım
Vura vura gidiyorum

Kelp nefsi yer yeremedim
Ve kendimi göremedim
Beni bana soramadım
Gömdüm kire gidiyorum

Gamdan arı gülemedim
Dergâh cezbe gelemedim
Öldüm öldüm ölemedim
Tepe dere gidiyorum

Durgun suda yüzebilsem
Şâir gibi yazabilsem
Seyyah gibi gezebilsem
Ah-u zâra gidiyorum

Coşku nedir vicdan varken
Ecel yaşam henüz erken
Nerde hûşu hû hû derken
Gayya nara gidiyorum

Kızıl bahar yaslı güzler
Neşve bilmez dertli gözler
Kınadılar görgüsüzler
Göçüp yâre gidiyorum

Eşkin dörtlük şiir önce
Söz aynada görününce
Aldı beni bir düşünce
Belki nura gidiyorum

Dem vuruyor melâlimi
Haramımı helâlimi
Çaldım taşa amelimi
Sora sora gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt


Yolcuyum

Perişan dünyamdan sonsuza doğru
Bir tatlı rüyada yüzen yolcuyum
Balçıktan cesedim Âdemden huyum
Büründüm hülyama yürü ha yürü
Perişan dünyamdan sonsuza doğru

Gelenler gidiyor gör perde perde
Sessizce derinden hep yavaş yavaş
Sıra sıra mermer bölük bölük taş
Beşikten mezara sırlı bir oyun
Gelenler gidiyor gör perde perde

Ve ruhum inliyor gözlerimde yaş
Ben tövbede buldum ulvi çâremi
Affı mağfireti lütfu keremi
Feryadım kendime buğzum kendime
Ve ruhum inliyor gözlerimde yaş

12.07.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yollar

Bir yaslı akşamın karanlığına
Gömüldüm adeta isli sulara
Belki de zamanın sahanlığına
Yol aldım çok erken en duygulara

Yolunu kaybetmiş bir mecnun gibi
Koştular koştular koştular kullar
Dereye dökülen yokuşun dibi
Yokuştu yokuştu yokuştu yollar

Ömer Ekinci Micingirt


Yorgun Yürek

Yorgun yürek gel arada hep söyle
Ara ara ses ver gelsin derinden
İçimdeki duygular mı bambaşka
Hissiyatın bana koşsun yerinden

Kime yazdım bu füsunlu şiiri
Mâtem gibi yüreğime koyulur
Yaprak yaprak rüzgârlarda her biri
Mevsim mevsim poyrazlarda duyulur

Ağlamaklı alıyorum hisleri
Tam bendesin içimdeki sene sor
Alıp versem hep hüzünlü sesleri
Nazlı duyguların benimle yaşar

21.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yular

Nicedir boynumda nefsin yuları
Sıyrıldım rengimden sabırla tuttum
Geceye bağladım gaf uykuları
Ben’imi benimle yuttukça yuttum

Tutarken ucundan döktüm satıra
Güfteyi terk etmiş gazelhan gibi
Yükledim yükümü bin bir katıra
Gel diyor korkarım gayyanın dibi

Tutsağım adeta yolun başında
Yaşlarım “keşke”ye sar yumak yumak
Kalk kimler gezinir asrın döşünde
Ey gafil gözlerim var mı uyumak

09.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yusuf Yüzlü

Başlangıcı ölüm sağar her ayın
Yine bugün bana başka hâl oldu
Deyin deli pek muteber yapmayın
Acılarım azdı mısra bol oldu

Bize şiir yazdım bizden bihaber
Sevda pişiririm közden bihaber
Kısır bir nesil ki özden bihaber
Yusuf yüzlü yavrularım el oldu

Yaban oldu hâyellerim virane
Konuşsam ağlasam sussam ne çare
Kime ne yanmışım ateş çıra ne
Hatıralar biriktirdim kül oldu

Ömer Ekinci Micingirt


Yücedoğru

İsmi pek mübârek pek yüce soyu
İftar sessizliği teslimiyet tam
Hem üstün ahlaki yumuşak huyu
Dervişçe yürüyüş sağında Sağlam

Nilüfer çayında mâzi dirildi
Uhrevi bir hoşluk yer yer iç içe
Oruçlu ağzıma sus indirildi
Suyun rengi tıpkı elmastan peçe

Rengârenk manzâra ve ezân sesi
Şiir dedi hocam sustum bir müddet
Çok şey yazar çok şey dağın gölgesi
Ve üst görevlerde devlet-i ebed

Vâkit büyülendi gör yavaş yavaş
Kadı imam oldu saf sıra sıra
Duygular gizledim gözlerimde yaş
Şükrettim milyon kez döktüm satıra

20.06.2016 – Odunluk

Ömer Ekinci Micingirt


Yüreğin Ver

Güz yüreğim sende açtı baharı
İçine sığmayan bir koruk tayım
Kimden kaptım hiç sönmeyen bu harı
Hem sende kendimi aramaktayım

Hüzün ikliminde gel sen hoş olur
Ruhum doğar bahar olur kış olur
Elin tutsam taşlar erir tuş olur
Yüreğin ver yüreğimde tutayım

07.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yürek Sesi

Şu şiir bahçesinde ektiğim yürek sesi
Vâkti geçmiş mısralar beni hep benden alır
Zemheri sıcağında yalnızlıklar ertesi
Uzayıp giden gece büzülüp bende kalır

Duygunun lodosuyla ara ara eserim
Sabahsız gündüzlerim hecenin omuzuna
Ölümleri toplarım ölçer biçer keserim
Tepesine binerim nefsin en domuzuna

23.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yürüyüş

Mor mevsim bekledim gözleri elâ
Ve kime rastladım her yanı titrek
Kul azmaz ise gelmezmiş bela
Belki de mezarda gelir engerek

Gittiğim yollarım haktır ve gerçek
Her kutlu yürüyüş sonsuza eriş
Diriliş filizi söktü sökecek
Öteyi duyunca coştu yalvarış

21.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yüzün Döküle

Hayır konuş ister sus
Aşkla el ele verdim.
Gül gülümle mukaddes
Aşkımı güle verdim

Her lahza hasret çekmek
Tükendim ben vesselam
Aşk yaraya tuz ekmek
Ben beni sele verdim

Nam nişan güle güle
Cürmümü yere serdim
Ben yok yüzün döküle
Ruhumu bile verdim

31.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zaman

Zaman kalp atışı meçhul çemberin
Bazen yok âdeta yok da yok gibi
Hep beni kolluyor emrinde yârin
Bir gece dökülür görünür dibi

Zaman başucumda soru her zaman
Hesap hüzün kasvet düşünce çile
İkbâl râhmet zulmet vurur anbean
Zaman bir boş çuval vurmak nafile

Hissettirir zaman daha doğrusu
Ruhumla birlikte tükenir sesim
Zonk eder beynimde O’nun korkusu
Ve müthiş gerilir asi nefesim

07.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zamanın İmbiği

Ağustos buz kesmiş boğar fırtına
Orucun nefesi yetmez virdine
İman yarı çıplak şuh arsızlarda
Şahâdet yazmalı asrın sırtına

Kerbela Halep Şam Humus Arakan
Nuseyri rejimi ve gözyaşı kan
İlim ahlak vicdan mevt nursuzlarda
İsyan tuğyan günah, uyan müslüman

Hem nefse ırgatlar yâre varamaz
Azgının adına toz konduramaz
Zamanın imbiği duyarsızlarda
Kardeşim kardeşler sessiz duramaz

30.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zamanın Ruhu

Zamanın ruhuna erip ermeden
Yamaçlara koştuk koruk tay gibi
Nasıl olsa dedik henüz varmadan
Nerde genç ihtiyar nerede sabi

Öteye sütûnlu kubbeler kurduk
Hakikat ruhuyla vurulduk vurduk
Mihrâbı mim olan ahenkle durduk
Ülkem pek dumanlı ben hep asabi

Vuslata uzanır şehidin eli
Erilmez makam bu şükür demeli
Hassas sinelerde her şey besbelli
Ne güzel şüheda kokusu abi

Bir elimde hece bir elimde mum
Yeşil ihtişamın elinde ruhum
Duyular tek yürek ve dinliyorum
Adeta ses verir yamacın dibi

19.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zamanın Zeynebi

Izdıraplı herkese,
Yâr Zamanın Zeynebi.
Her ruha her nefese,
Mir Zamanın Zeynebi.

Hakka dönmüş yüzünü,
Çoğa salmış azını,
Rabbe vermiş sözünü,
Nur Zamanın Zeynebi.

İlham alır dünlerden,
Vuslatlı düğünlerden,
Hüzün yıllı günlerden,
Gör Zamanın Zeynebi.

Mest olmuş himmetine,
Nebinin ümmetine,
Post olmuş milletine,
Ser Zamanın Zeynebi.

Zeynep olmak tasası,
Nur kadınlar masası,
Yoksulun sefer tası,
Bar Zamanın Zeynebi.

Hem ihtiyar hem gence,
Dernek kurmuş kendince,
Dava zorlu yol ince,
Zor Zamanın Zeynebi.

Mevlana’nın peşinden,
Fedakârlık eşinden,
Utandım gözyaşımdan,
Pir Zamanın Zeynebi.

Ömer hizmet rengârenk,
'Hizmet Nimet' diyerek,
Başka söze ne gerek,
Yar Zamanın Zeynebi.

21.06.2006 Bursa

Araştırmacı Yazar Sabiha Ateş Alpat Kardeş'e Ve Kocaeli Zamanın Zeynebi Derneğine İthafımdır...

Ömer Ekinci Micingirt


Zamansız

Dünya ukba iç içe
Bahar kısır güz gebe
Tuz gölünden Meriçe
Dört mevsim mevt harabe

Ozon sessiz biçare
Sükut biter elbette
Güneş uyur avare
Yatıyor hep nöbette

Artık aklım ermiyor
Filozof çok çok arttı
Arıda tat vermiyor
Peteğini kararttı

Dedim ya ben güz gebe
Hesap işi bu işler
Boyun eğdim sebebe
Ve terk etti teşvişler

Yaşım kırk beş ben elli
Yıllar bozuk amansız
Tafra sattım besbelli
Sanki biraz zamansız…

26.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zân

Zamanın yuları mı
Niçin nedenleriniz
Kirletir sularımı
Havlayan ben’leriniz

Dedikodular yayın
Etin tadına varın
Semtine uğramayın
Beni öpen mezarın

23.06.15

Ömer Ekinci Micingirt


Zarf Mektup Telgraf

Moda kıskacında edep ar usul
Bizde ahmak dolu gâvurda plan
Düzeni ruj çarptı bozuldu gusül
Akıbet nereye var mı bir bilen

Tekâmülen taklit idrâken açız
Sünnet var maşallah düğünde haçız
Gayemiz ne peki neye muhtacız
Gelenek görenek fikirler talan

Hâ birde akıllı telefonlar var
Zarf mektup telgraf unutuldu yâr
Vefası sökülmüş sanki bu diyâr
Yok sucu dışında kapıyı çalan

Kentin sokakları zamana hile
Kimse anlamıyor anlatsam bile
Birikmiş anılar bendeki çile
Bir tek uzun hava uhdemde kalan

Sıla-i rahim yok yalan mı söyle
Hasret bağlarını kopardık köyle
Vefa tek öğünlük düğün yok toyla
Flörtler gecelik, sevdalar yalan

Kasvetle bulanır yaz güz kışlarım
Gurbeti heceler söz karışlarım
Yakarıştan uzak yakarışlarım
Kendime gelirim yer yer hâyalen

Boş vermişlik sanki buralarda hak
Her şerde hayır var, vardır muhakkak
Kargaşa görürsün gözyaşıma bak
Şiirler yazarım bıkmadan hâlen

Çukurdan aşağı düşen duygular
İğreti mazgalı ruhları sular
Ağızda üzengi boyunda yular
Dudaklar kalçalar ahırdan gelen

Çok yol kat eyledik açtık arayı
Boşluğa boyadık akı karayı
Ölümün kokusu zevkin sarayı
Derinlere daldım güya meâlen

25.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zerdüşler

Sırt üstü yatarak zerdüş dizinde
Eşsiz cennet bekler bu bir şaka mı
Ölümsüzlük yoktur parantezinde
Sığındığı her yer inkâr makamı

Sorgusuz yargısız yaşam yok bizde
Biz kardeş olmuşuz bütün renklerle
Aynı gemideyiz kızgın denizde
Renk renk akrabayız tüm çiçeklerle

Kiralık canavar câmi ve namaz
Nasıl anlatsam ki âh ile zârı
Tevbesiz Zerdüştler bağışlanamaz
Şehide müjde var cennet diyârı

Ömer Ekinci Micingirt


Zerdüştgiller

Nifakperest okuyanı yazanı
Akıl küstâh akademik tehditkâr
Goril nesli savunduğu düzeni
Zerdüştgiller cemiyeti misyon der

Marx yok şimdi iskeleti diktiği
Haluk soyu tohumlayıp ektiği
Barış deyip tesbih gibi çektiği
Kan gözyaşı kravatlı canavar

Dinle dostum Marksizmle yat uyu
Burjuvanın kuyruğundan tut uyu
Vatan nedir ana avrat sat uyu
Kaçacağın bir çok sinsi diyâr var

Öfke kusar Mehmetçik'e sulh diyen
Kızıl Ordu sevdasıyla yürüyen
Ne çok varmış it sürüsü ürüyen
Ne çok kaypak parya satlık hilekâr

Siz kim sâhi hangi gücün uşağı
Kim düşürdü insanlıktan aşağı
Kırılacak hıyânetin kaşığı
Yedi düvel ürseniz de ne yazar

Ömer Ekinci Micingirt


Zevk-Sefa

Seyrettim arkasından perdenin aval aval
Kucaklarken rahatı vuslata perde düştü
Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval
Hicran derin başladı her yanım derde düştü

Yatarken boğuyordu yutkunduğum ses soluk
Derken ruhum burkuldu oldum külden korkuluk
Şeytan nefis birde ben şerden şere mutluluk
Ve kaybettim kendimi yok zihnim nerde düştü

28.02.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zigav Ağlamaklı

Rüyalar tekkesinde
Ot kokan hüzünleri biriktirip
Hasret tufanına fırlatıyorum
Yaş eliyorum

Aradıklarım hiçbir yerde
Tuş oluyorum
Meçhule koşuyorum zihnim kan çanağı
Taşlar garip zigav ağlamaklı

Harmanı düşünüyorum yağız atları
Kuzeyin ışıkları geceme esaret
Köyü meşeliyorum
Suların şırıltısı sessizliğe vurunca

Günü düşünüyorum yılmadan
Sıcak bir cadde duygusunu yitirmiş yığınlarla
Kehkeşan içinde yazdıkça ürperirken
Doğunun çocuklarını, cinni mağaraları
Dünü şişeliyorum
Kulak kesiliyorum ninemin ninni edebiyatına

Soğuğu düşünüyorum ağızlara dokunan
Hamiyetperverliğin renkli keçelerde nakışlarını
Fırınsız sobalarda fokurdayan banyo kazanlarını
Yanık sinemanın keşişini
Dolup boşalıyorum
Oğuzlardan türküler yanık ağızdan

Patates yüzlü utangaç küçük çobanları
Bozuk trenleri yaylaları ormanları
Sonu köşeliyorum
Ve gün bitiyor...

Ömer Ekinci Micingirt


Zillet Kayalıkları

Seyrimizi kaplamış şüphesiz ki her dizi
Çullanmışım başta ben, yan yana hizadayım
Ahlaken batıyoruz su aldı teknemizi
Cehenneme ne gerek dehşetli cezadayım
Gardaş ar edep nerde ben neden söz edeyim
Perdeleri kapayıp sözü dansöz edeyim

Velhasılım gardaşım ben benden uzaklaştım
Pusula hep zevk sefa, mevta hayâlıkları
Yosmalarla içi içe deyyuslara yaklaştım
Yiyip içip oynaştı, zillet kayalıkları
Nispetle hicvetmişim iffetten alıkları
Geçmişle geleceği boş kalabalıkları

Sanat bu olsa gerek gerekleri düzenin
Simâ tamam mı sizce ruh gitmiş yüzden ayrı
Hitabım bu hilaf yok, antikası müzenin
Kusura bakma gibi pek yaban bize gayri
Lâkin benim suçum yok konuşan dize gayri
Çok şey var yazacağım saygım var size gayri

25.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zulmet Bukağında

Zulmet bukağında maziye daldım
Ölümsüz nağmeler teselli verdi
Dertli iklimlerden öğüdü aldım
Rahmet deryasından sırlı haberdi
Zulmet bukağında maziye daldım
Düşündüm düşündüm ve kalakaldım

Geçer bu devranlar hak şahlanacak
Bir türkü dolaşır halkın dilinde
Diriliş neslini herkes anacak
Kıskanır melekler nur ikliminde
Geçer bu devranlar hak şahlanacak
Sanmayın kırılmaz bu kirli çanak

Silkindim gayretle ruhum dirildi
Yürürüm zirveye emekleyerek
Ufuktan büyülü bir el görüldü
En büyük sâda hakk’ın diyerek
Silkindim gayretle ruhum dirildi
Gönül sarayıma vuslat örüldü

Ömer Ekinci Micingirt


Zûlmün Uygarlığı

Mağrur küçümseyiş zillet durumu
Şiâ bahçesinde Rus ayak sesi
Havlar yerli marxist Yunan'ı Rumu
Ve asrı sarsacak hakkın gölgesi

Göğsümde o ses var vaktini bekler
Tevhid kulesinde pers yok Esat'sız
Kim kimle beraber keşiş köpekler
Zûlmün uygarlığı mukaddesatsız

Ömer Ekinci Micingirt


Züleyha

Yazması oyalı elleri kına
El açmış semâya nâzla Züleyha
Şevkle büyülenmiş düşmüş aşkına
Her güzellik sen de fazla Züleyha

Bu dâva çileli böyle sürecek
Cennet bahçeleri gelinceye dek
Ben gecikmiş çınar sense bir çiçek
Kardeşlik rengârenk sizle Züleyha

Şiir beste beste ismini andım
Edep deryasında kendimi sandım
Gönül kazanına bir buket sundum
Çileyle hüzünle sözle Züleyha

Hislerim armoni koklarım gülü,
Yetimler babası sevdamın tülü
O gitti gideli kâinat ölü
Kâinat gülecek bizle Züleyha

Niyâzda yer ayır senden dileyim
Nurlu şarkılara beste olayım
Derin sevdaları nerden bileyim
Hislerin söylerse gizle Züleyha

29.09.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zümrüdi

İçimde esiyor sevda kıskacı
Vurdukça şafağı aydınlatıyor
Bu defa bir başka kanattı acı
Şu deli yüreğim küt küt atıyor

Çehresi sihirli zülüfleri ter
Tıpkı ceylan gibi titriyor zar zar
Ezanın sesiyle kesildi rüzgâr
Rüyânın buğusu bana yetiyor

Dedim ya seherde sükût sarıyor
Belki de o şimdi beni arıyor
Ve eşsiz melodi huzur veriyor
Zümrüdi hatıra hep ağlatıyor

24.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Zümrüt Tentene

Hidayet, takva, iffet
Yüzün ne kadar güzel
Hele anlat tarif et
Lütfeylemiş gizli el

Ve incecik kâkülün
Sanki zümrüt tentene
Gülü müsün bülbülün
Yok, emsalim desene

Sokak böyle olacak
Sükûn sarmış her yanı
Yüzlerde yitik sancak
Cezp ediyor insanı

06.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

Mikyas

Yiğit o ki lehti melekler kaza
Nefsi hükümdarlar Sezar’da kalır
Şuur bırakanlar göçer sonsuza
Feryat tanımayan azarda kalır

Hâdise ebede alıp gitmek ter
Yalancı tufanlar gelir ve geçer
Ruhunla gelecek sendeki eser
Mevt çarkın çemberi mezarda kalır

Sen kim ve neslin kim kendini ara
Öyle bir tövbeyle yalvar ki yâra
Mikyâssız yolculuk çarpar duvara
Ölümün şiddeti nazarda kalır

Ömer Ekinci Micingirt

Bir

İnsan olmak masal mı hakikati hak sayan
Tüm renkleri hazmedip korkusuz kucaklayan

İrfân sağıp cenk edip hak için ölmek güzel
Yolcu gölge yürüyüş kimler kimlere özel

Benim umutlarım var aklım Hirâ’da beyim
Büyük âşklar doğurtan kaç bin yıllık ebeyim

Biz ki kimin ordusu birâz ehl-i söz olun
İrâdeniz konuşsun bir nefes önsüz olun

Erdem varken yaşam ne düşünür hislenirim
Çok şeyleri kısaltır ne varsa üstlenirim

Bırakın kavgaları, müphemiyettir tasam
Vakit birlik zamanı birliktir anayasam

Agâh olmak mârifet büyüklenme gaflettir
Mühim meseleler var söz var ki şehâdettir

Sahibine âşktandır ondandır birçok perde
Kader bu ya mutlaka sınar düşürür derde

Şuur yok davul sesi bu şiire desinler
Önemi yok yeter ki “bir” siz güdülmesinler

Ömer Ekinci Micingirt

Filler

Ne güzel yer kabristan
Uyandırır kâbustan
Sırayla teker teker

Ve hem seni hem beni
Gübre yapar bedeni
Her şey aslına çeker

Ruhum hırçın ben torum
Hülasa soğuyorum
Korkum gayya'ya döker

Bundan ibaret durum
Söylesem mi mecburum
Filler sıratta çöker

Ömer Ekinci Micingirt

Hizâ

Eyvallahlarım var kaderden yana
Bir nefes hesabı epey işim var
Uzanıverse de mûsibet bana
Gündüz gecem şükrüm secdem beşim var

Müptela olamam düğüne toya
Yolcu yola gerek yolcuyum mâdem
Kimler hayret eder bendeki huya
Doğrular dik durur demişti dedem

Hakikat yazsam da veli değilim
Lâkin eren gördüm girdim hizâya
Pişmanlık bilirim deli değilim
Bundan başka söz mü sükût ve hâyâ

Ömer Ekinci Micingirt

Berzah

Her hâllerinde hûşu
Sükût tartışma derler
Ölçü tartı kuruşu
Helâl şeylerden yerler

Yedirirler yemezler
Tevazuuyla yürürler
Hakikat gizlemezler
Yoksulları korurlar

Sıdk emanetlerine
Sadakatları büyük
Bak ibâdetlerine
Yürürken başlar eğik

Lâfı eğip bükerek
Asla kekelemezler
İyilikler ekerek
Bu bir hasat demezler

Alında secde izi
İşte Müslüman derler
İmân tevhidin hazzı
Az uyur sabrederler

Birkaç dörtlükle astık
İzâhsız bir sahadır
Mertek toprak ve yastık
Kalp titrer berzahadır

Ömer Ekinci Micingirt

Duy Oğul

Kalbim kıyamda yanık
İster kına ister yaz
İfâdeler bulanık
Şer duygudan anlamaz

Köz verir dokundukça
Tevekkül ferah geniş
Seherler okundukça
Başlar bende tükeniş

Allah vekil ey oğul
Bana hep sabır gerek
Secde görünce eğil
Sen ve adın mübârek

Ömer Ekinci Micingirt

Cennetmekân

Bilmek güzel şey haddin diyordu
O gün cennetmekân haykırıyordu

Kılıcı kınında beklerdi her ân
İkbâli yüceydi kahramanlıktan

Peygamber âşkıydı ondaki mâya
Halkına koşardı selamlaşmaya

Âh be ecdat nerde, nerde diyorum
Galiba kötüsü alışıyorum

Ve mâzi dediğin asırlar derin
Tekrar tekerrürü belki kaderin

Ömer Ekinci Micingirt

Değmiyor

Rahatlığı utanç sayan milletin
Evlatları sağır ve kör duymuyor
Koşar sığ sularda rüştü illetin
Hiddetlenip bağır bağır duymuyor
Anladım ki kalbim dile değmiyor

Zikrin şükrün sabrın hüsnüniyetin
Yolundaki âşkı âşktan saymıyor
Sınav bu yâ birçok lâfzı âyetin
Mühim olan beşi beşten saymıyor
Anladım ki kalbim dile değmiyor

İrşâdın adabı hâl dili çetin
Yürekle tavırlar namzet uymuyor
Düştük arkasına zevkin gafletin
Diyemem ki sindir hazmet uymuyor…
Anladım ki kalbim dile değmiyor

Ömer Ekinci Micingirt

Softa

Hayır ve iyilik düşürmez dilden
Câhil hâk bilmezi sezsem ne çare
Kime sorsam derler o binbir telden
İns’ten anırtılar yazsam ne çare

Ceddim ve kavgamız bir için kelâm
Tekbir yazmıyorsa kırılsın kalem
Ulubatlılara hürmetle selâm
Siyon nifâkları üzsem ne çare

İmân esasında usûl bilmeyen
Kur’ân vardır deyip Resûl bilmeyen
Secdeye baş koyup gusül bilmeyen
Softa şarlatana kızsam ne çare

Ömer Ekinci Micingirt

Vatan Yaz

İhtirasın sonu yok
Hakikat bir diyelim
Bir bilmezin yönü yok
Tatbikat bir diyelim

Kıblemiz bir hem mâdem
Şehâdetin ânı yok
Tahammülsüz ifâdem
Vâkit tamam günü yok

Nifâk süfli kapandır
Ayar bozuk eni yok
Ayıran şarlatandır
Aklı var vicdanı yok

Ezân hilâl ve kâmet
Âşk bu seni beni yok
Vahdet gerçek kerâmet
Sevda tek nedeni yok

Gözyaşı bulut gibi
Tasavvurun canı yok
Temmuz var yerin dibi
Siyonperest kanı yok

Her zaman ve beraber
Onu bunu şunu yok
Olmayalım derbeder
Bölücünün dini yok

Hırs kattım söze biraz
Lâkin şöhret şanı yok
Vatan vatan vatan yaz
Vatansızın nun'u yok

Ömer Ekinci Micingirt

Fırtınalar

Azgın atın yelesi zaman kaypak gün hile
Ne varsa unuttuk biz kahrı ses yaptık zile
Nerdeyiz biz nerede söz söyleyin hilâlli
Göğüslere inşirâh ezân gerek Bilal’li

Bilâl’le umutlanıp mâziyle yanıyorum
Bu yüzde mi acaba böyle davranıyorum
Vicdanlar buruşturup kuyular eşiyoruz
Ne varsa çiğnetiyor ve keçeleşiyoruz

Biz ki ne medeniyet ne varsa karşılıksız
Nasıl böyle çoğaldı vicdanlardan kılıksız
İslâm mı bölük pörçük taş yürekli analar
Sonsuzluğun mülküdür beklenen fırtınalar

Ömer Ekinci Micingirt

Aşk Bilmez

Dünü hem yarını düşündüm bir ân
Vâkit bu gün deyip boş ara kaldım
Görenleri gören görür her zaman
Şemsi dert etmeyen beşere kaldım

Fikri bozuklara izâhatı zor
Kula kul olmak mı kuldaki onur
Ötesi bir nefes sâla okunur
Cehli abdallarla şer şere kaldım

Hakk’a hayranlık hây bendeki yara
Hakikat hıfzedip hakikat ara
Kâbe Kudüs Bursa Bosna Buhâra
Galiba âşk bilmez bahara kaldım

Ömer Ekinci Micingirt

Kirli Su

Susmalarım çok hâliyle
Çokluklara vuslat yoktur
Gerçek âşkı kalp diliyle
Öpüştüren hâller çoktur

Olmalı ve zorunludur
Hayat sınav ölüm haktır
Akli düzen kirli sudur
İstikâmet belli tektir

Ömer Ekinci Micingirt

Estağfurullah

Sevgiliyi işle kalbin yüzüne
Diline hıfzettir estağfurullah
Dert ile yanarken hâr ver közüne
Hâline hıfzettir estağfurullah

Sabrın saadeti sevgi çiçekler
Vaktin şahâdeti sesteki renkler
Bu beden irfândan muhabbet bekler
Biline, hıfzettir estağfurullah

Ömer Ekinci Micingirt

Bayrakta

Ezân vatan millet hem
El-Hak'ta buluşalım
Ay yıldız hilâl kubbem
Bayrakta buluşalım

Secdemiz bir imân bir
El açtığın Rahman bir
Bir ol diyor zaman bir
Bayrakta buluşalım

Tevhit tacını takıp
Küfrün burcunu yıkıp
Ayrılığı bırakıp
Bayrakta buluşalım

Çok şehitler verdik biz
Çağları çevirdik biz
Kürt Lâz Çerkez birdik biz
Bayrakta buluşalım

Nakışız hem kilime
Birlik kutsi kelime
El uzatın elime
Bayrakta buluşalım

Öpüp selâm duralım
Payitahtı kuralım
Allah için varalım
Bayrakta buluşalım

Uy kardeşim çağrıma
Birlik yazdım bağrıma
Doğru deyin doğruma
Bayrakta buluşalım

Âsımın yiğitlerİ
Ürdürmeyiin itleri
Bırakın gelgitleri
Bayrakta buluşalım

Ömer Ekinci Micingirt


Garabetler

Mevki makam riyâ kibir
İnsan kimdir İslâm nedir
Asırlara ışık tutan
Ahlak erdem hazinedir

Hazinedir unutmayın
İrfân yoksa söz tutmayın
Kimi satmaz hakkı satan
Etmeyin dostlar etmeyin

Flört giydi ev âdetler
Kalb-i inkâr ibadetler
Gösterişi zikre katan
Garabetler garabetler

Ömer Ekinci Micingirt


Düş'e Düşen Dörtlükler

Nasip

İki ayrı âlem görmeli insan
Sadakat sahibi görecek er geç
Gayeden bihaber yoksa heyecan
Takılma ahmağa bir selam ver geç

Onun

Dışım gülümser de içimde har var
Saatim işliyor vakit ne savar
Söner mutluluklar düşer payına
Ben O’nun peşinde O başka diyâr

Alevi-Sünni

Kardeşçe tebessüm çocukça ninni
Büyükte pek hoştur hilim teenni
Yesevî Mevlâna Yunus Pir sultan
Bir kaynaktan akar Alevi-Sünni

Sakat

Hadisi yok sayıp Kur’an de kandır
Kimlere gül açar ateş köz tandır
Gözüyle yaşayan pek bilmiş mahlûk
İman sakat ise idrak noksandır

Ebediyet


Akar zaman dilimi gelir geçer her hafta
Kütük gibi sürükler, aklım kalır arafta
Havf-reca besliyorum o gün bekliyor bizi
Ebediyet söyletsek terennümlerimizi

Zillet

İzzeti zillete terk edip battı
İffeti fırlatıp sokağa attı
Menfezler körpecik çocuk yüzleri
Fütursuzca malum basın anlattı

Durum

Her köşede lağım var
Fare gibi bittiler
İyi kalpli insanlar
Sonsuzluğu gittiler

Son

Sözü dürtüklerim elimde sırık
Sokaklar zifiri, pencerem kırık
Yolculuk rastgele koştum şuursuz
Sonu düşündükçe tuttu hıçkırık

Evrim

Dilinden akseder âdemin şanı
Lisanı kirletir nefs-i zebanı
Azgınlaşır zirâ, yazık esefler
Babası eylemiş masûm hayvanı

Müşkil

İçindeyim zamanın, parçalanmış dilim var
Ne ıssız bir mezarlık ne aşk kokan kilim var
Başucumda sensizlik, hesaplar hep yarınsız
Geleceğim rehine, bitmeyen müşkilim var

Düzen

Öyle yanıyor ki; yüreğim elle
Ölüm varlık deyip koştum ecelle
Nefs benle hırlaşır, şuur karışık
Ebedi bir düzen, hangi mecelle

Adalet

Adalet Ömer’den kutsi bir bağdır
O'nu düşün yaklaş daim severek
Ahlaki bir nizam ölüsü sağdır
Sonsuz rütbesi var söze sen gerek

Islat

Aşk dediğin aşksa vuslata gebe
Toprağa tohum at, ıslat yağışla
Aşkın kitabında yoktur engebe
Allah'ım gerçek aşk lütfet bağışla

Salıverdik

Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz
Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz
Mevsim zaman kâinat, çözülüyor insanlık
Gençliği salıverdik, kontrolsüz dikizleriz

Tepetaklak

Varın ahlâkı Kur'an, Kur'an nerde biz nerde
Kan gözyaşı yeryüzü, insanlık mevt yerlerde
Aşka fuhuş musallat, örf adet tepetaklak
Zillet bacayı sardı, bekliyoruz siperde

Sevgi

Silahım sabır dostlar, acelemiz yok bizim
Dil heceye vurdukça, suskuları dökerim
Ve buyurdu tebessüm varlığı sevgimizin
Zihnim bende durdukça milyon sene çekerim

Kısır

Yaratılış gaye, hayat bir sırdı
Ehl-i dünya hepten fıtratı kırdı
Ahiret tarlası hasat ve nadas
Dörtlükte sancı yok mısra kısırdı

Tafra

Çadırın tafrası bir deli rüzgâr
Ene’nin öpüşü bende de mi var
Değirmen misali ruhumun dibi
Korkuyorum abi gülüyor mezar

Tolerans

İnsanlık izzetini moda ile vurdular
Esaret posterleri duvarlarda bunu yaz
İffetin gözlerine tolerans doldurdular
Öfke var çeperimde ağlaşalım gel biraz

Edip

Yüksek topuğu var enginsizliğin
Söz intihar cellat gibi aşklarda
Hoş bedava ben susayım siz deyin
Edip çapkın edebiyat hovarda

Câiz mi

Ribâ kıskacında evler mâbetler
Âhengi yürüten sistem fâiz mi
Nerede İlâhi münasebetler
Fâiz lobisine susmak câiz mi

Ağartu

Soğanlı yaylaları, ah benim hissiyatım
Yalnızlıklar sürükler meşakkatli katığım
Ağartu gözyaşları, şiire sunduğumuz
Öyle ne kadar güçsüz, ben nasıl yaratığım

Gibi

Düşüme ölüm girdi, dehşeti tarif gibi
Peşime zalim durdu, haşyeti ârif gibi
Bir ben vardım bir tek ben, bir de derin sessizlik
Dişime dilim vurdu, zatı maarif gibi

Ayın Esrârı

Rengârenk boşalan iftarın bârı
Meşheri bereket ayın esrârı
Hilâli gösterir yer yer bulutlar
Ruhları diriltir rahmet rüzgârı

Sâmimiyet

Zihnim epey eskidi,ölsem farkına varmaz
Ve uçuk ifadeler; gövdem kıpraşıyor az
Kubbe derinliğinde bir ses gelir uzaktan
Yalancı tövbelerin, cürümleri onarmaz

Şayet

Uçup gidiyor günler, geri başladı sayım
Zihnim başka âlemde, câizse hamaktayım
Epey mesafeliyim, menfi müspet gerçekle
Yaşam bu ise şâyet, hâla yaşamaktayım

Aşk

Sonsuza giden yol ölümsüz sanma
Ölmek pek güzeldir ölmeden önce
Dünya ve ahiret, ölüm var amma
Ölümsüzlük başlar, aşkı görünce

O Cümle

Düşündüm hamalı yağlı sicimle
Tükeniş başladı bütün gücümle
Kurtuluş tek hitap,işte O cümle
Sen Affedicisin,affı Seversin! ..

Poyrazlarda

Şu mutsuz künyeme dipsiz söz perde
Ruhum filizlenir ölü gözlerde
Soluksuz kaldığım hasret yarası
Rüzgârla büyüdüm sert poyrazlarda

İsraf

Ekmekler çöplerde feryatta tandır
Utanan var mı ki gel de utandır
Ve ruhlar kıpkızıl çöken vicdandır
Bense yapayalnız susup izlerken
İsraf ölüm kusar hayli zamandır

Ve Sadece

Cennetle müjdeli hangi bayanlar
Ancak ve sadece O’nu duyanlar
Gerçek sevgi sır ve iffeti bilip
Kalbi dudağında aşk yaşayanlar

Tespihat

Çalış önce sonra tespihini çek
Tespihat hatrına çalışmak gerek
Ancak ve sadece her şeye rağmen
“Yâr”inin adını an gizlenerek

Poyraz

Şu mutsuz künyeme dipsiz söz perde
Ruhum filizlenir ölü gözlerde
Soluksuz kaldığım hasret yarası
Rüzgârla büyüdüm sert poyrazlarda

Kurban

Sen izâhsız bir sevda, pâk renklerin alısın
Hakikat numinesi, azamette âlisin
İçime düşen meltem, kurbanlar sana meftun
Sen kutlu bir silsile, sen balların balısın

Uyan

“Çalışanın alnında, kurumadan terini…”
Ne muhteşem öğüt bu, heba etme hayhuya!
Müspet menfi kesitler, fıtrat gaye keyfiyet
Uyan yakalanmadan ölüm denen uykuya.

Maşrapa

Zihnin basireti ağıza tıpa
Akıllı adam yok ifşâyı yapa
İlham ve tefekkür sonra basiret
Sabret gereğince dolar maşrapa

Rağbet

Halimiz serüven zina serbest hem
Domuzun yağından olur mu merhem
Flörtle kutsanmış sokakta Meryem
İstemem arkadaş rağbet istemem

Fetva

Dinledikçe mevzi alır duyular
Cama çıkmış fetva verir ayılar
Zihin firar göbeğinden buyurur
Öyle ister Karun yüzlü dayılar

Dilime

Bilinmez kapı açar sâmimiyet âlime
Aşk ile tulû eder gelir düşer dilime
Yutkunurum ümitle bu bambaşka hissiyat
Dirilirim tekrardan eli değse elime

Kış

Neredesin bekliyorum gel ey yâr
Dün ve yarın vakitlerim düş oldu
Aşk pahalı sevmeler yoz hesap var
Mevsimlerim toz eyledi kış oldu

Gelir

Medeniyet tasviri köprüler ve kemerler
Gidenleri uğurlar hüzünleri emerler
Sırlar mâziye vurur âh eden seyirlerim
Gelir beyaz atlılar Osmanlar ve Ömerler

Geldi

Koştuk mabetlere dediler dinci
Şükür pes etmedik bunca yıl oldu
Mümin Hakk’a varan eşsiz akıncı
Bu hâlle şükrettik bayram da geldi

Gözlerim

Felsefe mevt, mutluluklar yanıyor
Aşk hasadı koca ömrü yonuyor
Ah ettirir her dem kırık dörtlükler
Gözlerim yaş, usul usul kanıyor

Affedersiniz

Dudakları hızmalı boy boy züppeler arttı
İnsanlık ötesine mahlûkatı arattı
İt gayeden bihaber dönüp etrafa baktı
İçgüdüye küfredip gözlerini ağarttı

Hakikat

Var oldun her devirde kıvrak yağız atlarla
Hakikate uçardık perdesiz kanatlarla
Adalet hak ziynetti mertebe teslimiyet
Bir sorun kaç kıtayı dirilttik cihatlarla

Gıcırtı Sesleri

Yol tezek kokuyordu, karakışın izi var
Gösterişsiz yürüyüş dağ taş yorgun ve asil
Gıcırtı sesleri hep, sanki geçmişi arar
Ah! Kimler anlar acep, anlayanlar muttasıl

Sana

Sen hüznümün umranlaşan esiri
Hassas ruhlar hissederler tesiri
Mumlar gibi eriyorum nerdesin
Sana yazdım imgeledim nesir’i

Züleyha’yı

Sen geceyle baş başa, ben ise telâşe de
İsmini hecelerim adeta her köşede
Ellerimde ellerin, rüya ne kadar doğru
Züleyha’yı hatırla, tevbe eyle hâşâ de

Gölge

Yolcular kasvetli bulanık deniz
Garip hislerdeyim yine bendeniz
Bir meçhul dönemeç gidişin sonu
Güneş bir sönerse kalmaz gölgemiz

Cennet

Sadâkat sahibi eyler mi mihnet
“Kalbim temiz “dersin sen öyle zannet
Ne büyük ihânet bu kalbimize
Dünya ve kâinat boşa mı Cennet

Son Hadde

Çıplaklığını giyinip soyundu loş caddede
Tezgâhta aşk arıyor berduşça yâr maddede
Külhan kendine mahsus, canevini gösterip
Tahsisatı bitirirdi, tükendi son haddede

Aramayın

Hayat nedir kaç kıtadır kaç ada
Madde ötesine geçelim ya da
Huzur sükûn nerededir kimdedir
Gerçek huzur aramayın dünyada

Fark

"Âhâd olan Allâh”ben sen biz siz yok
Var olan bir olan yalnızca Allâh
Aczini farkeyle putlarını yık
Bırak macerayı kurtul inşAllâh

Yürü

Esas maksadı gör gerçeğe yürü
Ölüdür mürtedin kölesi hürü
Ölü bedenleri hem kim diriltir
Kurân esasıdır İslâm kültürü

Sîret

Töresiz çimdiklerle hâl eylemiştir eti
Zihinden yarı çıplak boy veriyor cüreti
Şehvetin reçinesi kahpenin meyhanesi
Sûreti fâş eyler mi, eyler mutlak sîreti

Boş

Konuşmam gözyaşı susuşum hata
Gamdan perçin attım meçhûl sanata
Bütün hay huylarım deli sevinci
Elli yıl koşturdum boş saltana

Sistem

Şapa oturmuş millet, bankalar haram akmış
Sisteme lâf eylemek, belâyı aramakmış
O gün köleler gibi, yurdun gerçek sahibi
Son kaç asrı düşündüm gözyaşı verem akmış

Nemrut

Bireysellik zillet veyahut da put
Nankörlerden olma seslenişi tut
Teslime muhalif bahtsız sineler
Belki bir Fravun belki de Nemrut

Terör

Mağlup mu mahçup mu, paramparça kim
Namussuzlar serbest, tutuklu hâkim
Ezanlar okunur şükür nitekim
Neylerse hayreyler elbet müstakim

Boşver

Gurur hep öndeydi açık arayla
Bankerlik öğrendim kara parayla
Varlık ötesini “boşver”e sattım
Bir ömrü tükettim hep macerayla

Muhâbbet

Gayesi zevk olan hâlden ne anlar
Hüsran ehli olur bir şey sananlar
Tevazu ziynettir kulda şüphesiz
Muhâbbet ehlidir hep kahramanlar

Kurbanım

Yüzün görsem rüyamda, elin sürsen başıma
Mücrim yüzüm nurlanır, kurtulurum kasvetten
Gözüm gönlüm açılır, neler girmez düşüme
Cemâline kurbanım, yakma beni hasretten

Eşitlik

Adalete ihânet kararda kaygısızlık
Erklerin eşitliği kadına saygısızlık
Kaderin güzelliği kadın zârif ve nâif
Kadını tanımamak şüphesiz duygusuzluk

Bir Yığın

İfade duyarsız,sineler katı
Bir yığın şair var Şeytanın atı
Üslupta ilhâm yok mantık nesepsiz
Hiçliği hor görmek, çoğun fıtratı

Ciddiyet

Ölüm öncesini bilirsen şayet
Ebedi hayata eyledik niyet
Bizden gayret bekler ölüm ötesi
Latife eyvallah biraz ciddiyet

Yanış

Benlikteysen sabır gerek buyurmuş
Sabırsızlar basitlikte uyurmuş
Hakkın dersi aşk oduyla yanıştır
Yananlara gerçek sırrı duyurmuş

İnkâr

Doğru birdir değişemez, tefrikadır türleri
Susunuz dinleyiniz, zamane kâfirleri
İnkâr liyakat madem, sizler kimin eseri
Zekâ kimi kurtardı, küfrün misafirleri

Şiir Diyerek

Ne söylesem bilmem geriye doğru
Heybem ve gözyaşım,bin tevbe gerek
Titrek yüreğimde başladı ağrı
Bir ömrü payettik,şiir diyerek

Taşa Çalın

Dinleyiniz susunuz, ağa paşa beyseniz
Gönüllerde yaşayıp alnınızı eğseniz
Geçiciyi fark edip, aczinizi arz edin
Benliği taşa çalın, istikâmetteyseniz

Keşkeler

Günahlarım arttıkça keder bürür gam bürür
Teslim olup seyredin kim gizlenir kim görür
Hüsrana uğramadan keşkelerim ıslansın
Izdırabım artıkça gözyaşlarım güldürür

Değişmez

Ruhum pek filinta, mesafe kısa,
İdrâk paramparça ah bir anlasa…
Kervânı dağıttık yüzyıllar boyu;
İslam tek kurtuluş değişmez yasa!

Ben'i

Kulu ter kokmayan ekmek öldürür
Şeytanı tespihi çekmek öldürür
Kalbi şekavetle bakmak öldürür
İhlâssız amelin yönü uçurum
“Ben”i aşk odunda yakmak öldürür

Ötesi

Tasavvufla dupduru, akışımız var bizim,
Hayat, ilim, hakikat, hak işimiz var bizim.
Zekâ neyi şâd etti istikamet bozuksa;
Ölümün ötesine bakışımız var bizim!

Ömer’le

Mısra eker Ekinci satır ıslanmış terle
Micingirt sağ yanımda koşuyorum Ömer’le
Sebeplere riâyet aşka ihânet niye
Beni “ben”le yıkadım ilhâmı köpüklerle

Gurur

İdrâk yok, nasibi basit bir ben’di
Zevki harmanına yayıp beslendi
Hep olmak sevdası, çok ocak yıktı
Gafilde yıkılmaz gururun bendi

Değişmez

Ruhum pek filinta, mesafe kısa,
İdrâk paramparça ah bir anlasa…
Kervânı dağıttık yüzyıllar boyu;
İslam tek kurtuluş değişmez yasa!

İslam’la

Şeytana başkaldırı, sonsuzluk yoludur din
Nemrut olup gidersin, nedir İslam’la derdin
Bilinmezleri bırak, mahşeri düşün gafil
Şeytan gülerek der ki; geberdin sen geberdin

Mevcuttur

Kalbi dudaklarına sıkıca tuttur
Çek ipini nefsinin, sahibini gör
Bireyselliği bırak görenlere koş
Her devirde bir derviş mutlak mevcuttur

Cehâlet

Her sözü izâfi gel de tarif et
Değer yargısı yok, yürüyen alet
Zorbalıkta mahir, fıtratta uzak
Zihni kalabalık seyri cehâlet

Maya

Kıyamete sipermiş şu efsane Şirince
Ölümsüzlük nerede konu epey derince
Nankörler toplanmışlar, seslenişten bihaber
Kıyametin dehşeti imansız geberince

Analar

Hak rızâsı kalbimdeki tek tasa
Biri gelip günahıma ağlasa
Cennet bize bilmem helâl olur mu
Anaların duâları olmasa

Akşamüstü

Gerçekte güzeldir çilenin büstü
Çilesiz büstlerde kırılır testi
Rahatın şerrinde ümüğün sıkar
Atarlar derine bir akşamüstü

Hislenirim

İnkâr kine doyamamış, kuşatılmış sanırım;
Tıpkı aynen Nemrut gibi, ne haydutlar tanırım!
Ve irâde paramparça, rahatsız minareden,
Bir sigara yakıverip, acırım hislenirim…

Son

Dipsiz gel değirmeni, sura vurdukça akar
Çetin bir yolculuk bu, geldik ve gidiyoruz
Topağa inen tohum, her şeyin sonu vardır
Makam şöhret şan” kabrin kapısına kadardır”

Deme

Mümkünü yok utanır korkusuz direnirim
Yıpranırım ölürüm hâşâ vazgeçmem yâr'dan
Keşke derim kendime kendimden iğrenirim
Kınamayın dostlarım, kaçış var mı kabirden

Aşk Hizmettir

Aşk öyle bir yanış ki; yananlar anlar
Mevcudata hizmettir, aşk heyecanlar
Tasavvuf gerçekte aşk, aşk yaşayanlar
Aşkta ısınamazlar, ısıtmayanlar

Gülümse

Der hep gülümserim kahkaha asla
Bu sendeki hâli sükûta yasla
Çekingen tavrını şimdi anladım
Her daim kalbini zikriyle besle

Teslim

İlimde pek yüksek ihlâsta noksan
Varlıkta çok maruf gördüm şaşkını
Eldeki tahsisat belki de yeksan
Zekâya terk etmiş teslim köşkünü

Ömer Ekinci Micingirt

Hilâl

Hakikatte ben neyim boşluklarda tepeyim
Şu faniye koştukça tükeniyor kepeğim
Belki kibrime ayna tevazuda ipeğim
Sözlerim tartışılmaz mesûlüm nispetimde
Hilâl ne arz edeyim meâlini öpeyim

Muhabbet

Nankör lakırdıyı muhabbet sandım
Hakikat bu değil değilmiş eyvah
Gururu zevk edip ifşaya bandım
Yinede koş gel der ârifi billah

Kem Sözler

Keser biçer böler boz itin biri
Durmadan havlıyor kopmuş zinciri
Şuûru kaybetmiş hatta ötesi
Hele kem sözleri kendinden iri

Emânet

Kadın ana üretken doğurgandır dişidir
İffet ziynet göz nuru kanaat elişidir
Yâren kardeş sevgili ötelerden emânet
Zarif nâif kusursuz bulunmaz tek kişidir

Arif

Ariflerin muhabbeti hoş olur
Nankörlere izâhat yokuş olur
Teslim gerek hikmeti okumaya
Nasipsizin gözü gönlü boş olur

Tedavi

Tasâvvuf tedavi merkezi doktor
Sûfi olmayanın mürşidi çoktur
Belki bir vasıta öteyi tespit
Basit görmeyiniz dönüşü yoktur

Fırıldak

Sözleri fırıldak şakakları kir
Adam kızıl amma diyemem kâfir
Şeytanın vekili izândan ırak
Mekânı kaybetmiş nefse misafir

Vazetmem

İzândan soyunuk abartmaları
Bu tür dürtüleri asla hazzetmem
Hayret der tefekkür kabartmaları
Seyri hatırlatır sükûn vazetmem

Künye

Alamut efendisi Hasan Sabbah Araptır
Farisi Ömer Hayyam,her hecesi şaraptır
Mârifet renkte değil, âdemdir tek künyemiz
Asabiyet mahvoluş, büyüklenmek haraptır

Tâviz

İri iri adamlar, mahremiyet diz dize,
Ve raksın gümbürtüsü sallanıyor avize.
Kur’ân rafta örtülü,fıtrat modaya feda;
Yaklaştık büyük zevkle,teslim olduk tâvize!

Mizan

Helâl eyle haram katma aşına
Kazancını haram eden kul değil
Günahız yazıla mezar taşına
Mîzan ve terazi bir meçhûl değil

Aygır

Bir oh çeker köpürür, çifte atar direğe,
Secdeye pek muhâlif, koşar gider mereğe.
İdrâkten prangalı, dindara der mürteci;
Bu aygıra ne desem, mücüzat yerküreye!

Koşturmaca

Çok şey var avucumda, yoklukta var varlıkta,
İdrâkim çöl ortası, koşuyorum karlıkta.
Koşturanlar da ölür, peşinden koşanlar da;
Anladım ki mârifet, ölmez sanatkârlıkta!

File

Petek deseniyle pek hoştu file
Gün ola o günler geriye gele
Pazarcılar vakur pehlivan mertti
Ne desem bilmem ki boşa nafile

Tevbesiz

Liyâkati kuşanan kâinata tapamaz
Zorlamayın kardeşim kul tövbesiz yapamaz
Sükût ehilleri var susunuz dinleyiniz
Görenin gözlerini hiçbir perde kapamaz

Niye

İnsanlara gülüp küçülmek niye
Şirke atlanır mı desinler diye
Ve bu tür günahlar çok şeye gebe
Nefsini parkeyle koş ebediye

Şirk

Kıymetin soy değil büyüklenme ha
Bir şey olabilmek gerçekte tâkva
Belki tökezlemek belki hüsrandır
Belki de ötesi şirktir Allah’a

Cihat

Şüphesiz nefsimden ihânet bana
Her daim kılavuz cürümden yana
Ve nefse riayet peşinen hüsran
Der "büyük cihat nefs" atma yabana


Silinir

Hakikat aslında çok şeyi gizler
Rüya yaşam ölüm benzer ikizler
İnancın neferi aslında bizler
Kaderi suçlayıp cehle bürünme
Ölmeden ölmezsen silinir izler

Yakışır

İnsana tevâzu padişah tahta
Kazancı’ya Urfa Mıçı’ya Kâhta
Kulluk ve ötesi yârin bahçesi
Şehitte ne güzel tabuttan tahta

Ahlak

“İslam güzel ahlaktır”
Hakikat bu ve haktır
Mevlana Yunusları
Anlamayan ahmaktır

Ömer Ekinci Micingirt

Tefeci

Sokağı anladım peki sen neci
Hem genel müdürmüş bizim tefeci
Ve gençler ırgadı ateşe sürer
Namussuza hedef her itfaiyeci

Ömer Ekinci Micingirt

Azdılar

Hayır ve şer yiyip içip azdılar
Yakıp yıkıp demokrasi yazdılar
Ay yıldızlı mukaddesim yerine
Bayrak diye paçavralar dizdiler

Ömer Ekinci Micingirt

Kıpkızıl

Fikirleri nesepsiz şeytanın ağı netler
Yeşillik tuzak oldu fırıldak zürriyetler
Kaos yüzlü hâinler, Taksim’in gayyaları
Paçavradan bayraklar kıpkızıl hürriyetler

Ömer Ekinci Micingirt

Gezi

Rüsva etti dünyaya gezi yıkımın adı
Fırsatçı fesatçılar harap eti kaç ili
Vampirin öpüşleri cuntacının cellâdı
Sokakları kirletti devrin Ebu Cehil’i

Ömer Ekinci Micingirt

Dehşetli

Gururda görünmez hüsranlar var da
Vadesi gelince gayyalı narda
Dehşetli tahsisat ağzını açmış
Cürümler belki de güler kenarda

Ömer Ekinci Micingirt

Müfessir

Menfâat maddîyat gâfilin dini
Putu eylemiştir hırs nefret kini
Tekâmül vasıfsız idrâk terk etmiş
Bazen kof müfessir bazen bâtini

Hâl Düştü

Hasretimin göğsüne omuz çöktü dal düştü
Vuslata eremeden çığlıklarım lâl düştü
İstikâmet gel-gitler ışığımı kaybettim
Istıraptan öteye bir bambaşka hâl düştü

Çakallar

Oteller kunduz dolmuş kulelerde kargalar
Vicdanları minyatür hesap bilmez kurgular
Alabora denizler yığınlar dalgakıran
Ve asrın çakalları aslanları sorgular

Ben’le

Ben’in yağlı ipi nicedir benle
Ve ben’lerin dili hecedir benle
Basiret yok ise ışıkta yoktur
Gözüyle yaşayan gecedir benle

Azap

Cürümleri yâd edip, günahına gülünce;
Bilincini kaybedip ağustosta üşürsün!
Çokluklardan kurtulup hesaplar dökülünce,
Görenler saâdette, sen azap bölüşürsün…

Aşkı

Aşkı göremezsin göz attığında
Aşkı aşkta görmek idrâk meziyet
Aşk bir yanıştır ki anlattığında
Yanana eziyet aşka eziyet

Bilim

Yaşadığın sürece her an bilime açsın,
Gönüllere koşturan tevazuya muhtaçsın.
Basitlikten kurtulmak tefekkür ve bilimse;
Benliğini teslim et, değerlendir gülümse!

Aşk Nedir

Kimine bir mızrak kimine oktur
Gerçek târifini bilende yoktur
Hasrette hastadır vuslatta doktor
Göreni görmeden göremezsiniz
Aşk seyir izâhı epeyce çoktur


Felsefi

Büyüklüğü izleyin semavi gölgelerde
Takdirine erilmez secdesiz bölgelerde
Ölümsüzlük nerede, nankörlerden olmayın;
Kurtuluş aranamaz, felsefi belgelerde! ..

Anlat

Sırtla huzur götür gittiğin yere
İzâhı güçlendir yerine göre
Hoşgörü yudumla sesini kısıp
Rastgelene anlat birkaç bin kere


Aşk Nedir

Aşklarımız aşk mıdır, âşk böyle mi hilkâten
Çok şey var yazmıyorum âşıklara hürmeten
Biri gelsin anlatsın, âşk nedir hakikatten
Aşka yanıştır gerçekte yananlara merhaba

Olmasaydı

Gözleri zümrüt taş kaşları yaydı
Mahzûn bakışları renk renk leylaydı
Bir taş kovuğunda susuz yeşerir
Gözde yaş olur mu aşk olmasaydı


Al Götür

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya
Kasvet türküleri saldım fezaya
Beni de al götür Emri Rıza'ya
Yeniden dirilir belki bu ayyaş!

Anlayış

Kimin anlayışı idrâke göre
Nanköre izahsız şehir dağ dere
Ne kadar anlatsan esasen boştur
Bakarak görmektir ondaki töre

Duygu

“Seslenişe kör olana ter yoktur
Pusulası zevk olana yâr yoktur
Organları taşısa da vebâldir
Benlikteyse duygulara yer yoktur”

Sende Gittim

Sen beni terk edince terk edip bende gittim
Yüreğine gizlenip, gitme desende gittim
Hakikat noktasında edebi tende gittim
Gitmelerin tarifi, izâhı dönüşsüzdür
Hep seninle beraber birlikte sende gittim


Şartlanmalar

Teslimiyet timsâli arılar ve karınca,
Gerçekten kaçıyorum şartlanmalar sarınca.
Beden varıp şuûra tâbi olduğu anda;
Gözümü kapıyorum ortalık kararınca.

Helâlim

Gülümsemen baharım, susmaların kış dedim
Yüzün hep ayışığı, kaşların nakış dedim
Hem ben sana ne dedim yaklaş hele helâlim
Gözlerini ayırma,sıkıca bakış dedim! ...

Irk

Âdem kimdir idrâk et, dürüst çalış diri gez
Gücümün nispetinde kıymetim gayretimdedir
Cesedimin pahası rengimle ölçülemez
Mâzim şanlı eyvâllah, gayem şirkse ırk nedir!

Alkışlar

Cehâlet hükmetmiş kalkışlarına
Delâlet aşkolmuş bakışlarına
İhânet gizlenmiş alkışlarına
İzân kalabalık irfan gürültü
Bismillâh uğramaz yaz kışlarına

Oğul

Kalk yiğidim kal hele, yeniden doğrul oğul
Yoldaşın kim dostun kim, zincirleri kır oğul
Nefsin sussun sen bağır! Hak için haykır oğul
Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul! ..

Kuymak

Yedi yıldızlarda yemek var ama
Bilmem ki var mıdır kete ve kuymak
Kültür mevt izâhat belki zor ama
Bir sorun var mıdır obeze doymak

Bu

Günah varlığımda uzak yok asla;
İrâde topraksa duygular sudur.
Yaşam çizgisini takdire yasla,
Sevginin kaynağı, vuslat aşk budur.

Aradım

Gerçek muhabbeti derdi aradım
Yoklukla var olan yurdu aradım
“Aşk ile gel imdi Allah diyelim”
Secde hâlindeki merdi aradım

Yine

Sevginin tarifi ne aşk nedir sordum yine
Korkulardan ziyâde gaflete vurdum yine
Çıplaklıkta aradım giydirilmiş yüzümü
Tahsisatı belirsiz hedefe vardım yine
Tefekkürü bırakıp kelime yordum yine! ..

Hâcesine

Mevlana’nın hâcesine Şeb-i_Arûs gecesine
Beyitlerin hecesine hayran oldum hayranım ben
İrfan yetmez nicesine duman olsam bacasına
Beyitlerin hecesine hayran oldum hayranım ben!

İzâfi

İlk-son bahar zincirli, kış görmeden yaz oldu
İhtiyaçlar sınırsız, şükür demek söz oldu
Sanat kimlik değişti, küpe takan kız oldu
Her cürmün zamanı var, adaletsiz son yoktur
Duygularım izâfi, dörtlüklerim v’âz oldu

Ataş

Bana sevdalı derdi; bir gönlü paşa,
Mârifet sülûkunde zannetmem hâşa!
Bir şâir parçasıyım ilhâmda kısır,
Yakın tüm şiirlerim atın ataşa!

İmgeler

Şiirlerim efsûnkâr,duvaklı telli olur
Yaşmaklı gelin gibi süt-beyaz elli olur
Dörtlüklerim yârenim,beyitlerim bir melek
Utangaç imgelerim,bu yüzden belli olur...

Mevt

Gitti bendeki senler,terse döndü çarkımız
Ömrümün usaresi neydi görüş farkımız
Ölmek var kuşluk vakti güneşsiz kış ayları
Mevt olduk beklemeden ağıt oldu şarkımız! ..

Tahsisat

“Kara toprak” örtüdür alevlerine cinci;
Bu nasıl şartlanmadır bekliyorum ey kinci!
Sonsuzluğun sahibi sabrı verir durdurur,
Tahsisatın hazırla, mizândadır Ekinci…

Gelse

Cenneti kokusu annemde else,
Ki öyledir anne âşkın baharı.
Efkârla öperim rüyâma gelse;
Öperim her daim geçer efkârım! ...

Cân

Sır ifşa naz niyaz başıma taçsın
Sahip olduğumsun teslim oldum yâr
Sen var iken bu ben nereye kaçsın
Seninleyim hep cân sonsuza kadar…

İmge

Gözlerini gördüm senin dışında
Yine sen giderken ben orda kaldım
İmgeler bıraktın her çıkışında
Peşinden toplayıp sokağa saldım


İfâdeler

Duygulara tutsak olmuş not es
Maşallah der övülmeye alışık
Ya mevsimlik ya gündelik prenses
Fikir bozuk ifâdeler yılışık! ...

Perde Olur

Kelimeler nispetinde sayılar
Hakikatte çok şey saklar kuyular
Varsaydığın çoklukların yok olur
Görmelere perde olur duyular

Seklavi

Hayat toy seklavi ürküttüm adım adım
Sevincimi kuytuya hüznü hüzne boyadım
Tescilli bir köylüyüm Ekinci derler zaten
Paramparça hasatlar belki sebep soyadım

Kortej

Felâket ruh hâli meçhul bir adım
Sebebi sebebe sarıp yamadım
Kortej görevdaşı,mahkeme mahkum
Hükmeden ne ister anlayamadım

Hicret Gibi

Mukaddes ve mübârek,horlanan adetimiz
Yaşamın reçetesi,asr-ı saadetimiz
Fitnelerin sardığı hele ahir zamanda
Tıpkı hicret gibidir, hicret ibadetimiz...

Aşk Edebi

Zordur Ferhat olmak çetin çileli
Sevgililer sahte,aşklar hileli!
Çile nispetinde aşkın edebi;
Züleyha, Yusuf'u bildim bileli.

İnabet

Tasavvuf rahmeti tahsile alet
Kimine inabet,kime delâlet
Nefse hakimiyet veyahut mahküm
Heva nefsaniyet şirk ve dalâlet!

Saf-lâf-gaf

Zihniyet dökülüyor, gaf aralarında,
Nefretin en koyusu, lâf aralarında.
Narsistleşmiş âdeta, hep ben ben ben diyor;
Şeytanlar koşturuyor,saf aralarında! ..

Ters-düz

Günah benim sevap ben,zarar benim kârda ben
İmtiyâzlı muktedir,efendi hünkârda ben
Sefâlet ikliminde ters-düz olmuş fikirler
Secdenin en yerinde,şirk hâşâ inkârda ben

Şeksiz

Tevbe kurtuluştur tevbe gümandır
Allah'ın affını şeksiz umandır
Gerçek şu ki,zaman ahir zamandır
Uyarılar dehşet,azap yamandır

Kişi

Allah dostlarına eşsiz laflar der
Nifâk yalancılık diyemem geber
Kıyamet gününde mahşer yerinde
"Kişi sevdiğiyle olur beraber"


Mânâ

Hakikat bilenler mânâda varlar
İslam'ın nuruyla ışıldar parlar
Şiir bahanedir tebliğ yaparlar
Sonsuzluk peşinde gerçek şâirler

Çomarlar

Hırlayıp havlıyor hoş durmuyorlar
Zinciri koparmış boş durmuyorlar
Yatıp huysuzlaştı yerli çomarlar
Yalaklar tamtakır koşturmuyorlar!

Hal-Fıtrat

Sofralar zenginleşti burjuvazi filimler
İmtiyazlı züppeler ilim bilmez alimler
Kime baksam dört-ayak hâl fıtrata hıyânet
Fildişi kulelerden hakikat der zalimler! ..

El

Çamur kirletemez el temiz else
Adalet sabretmez vakti evvelse
Zihnim pek karışık sokaklar küskün
Muhakkak hoş olur hak dile gelse

Bir

Kış kıyamet hırs kin fücur fısk nifâk
Umudu karartma dön mâziye bak
Mutlak yücelmeli bu kutlu dâva
Bayrak ezan vatan “bir”de ittifak

Tepki

Anladık efendi,gizlilik sırdı
Kim bilir belki de kalemi kırdı
Hizmetkârsın sen ki,gölge düşürme
"Tepki"dostane dilim ısırdı
Müdafaa hakemsiz,izâh kısırdı...

Yüzün

Sükûtun pençesine takıldım hüzün oldu
Vefasız gülmelerin ifşâsı yüzün oldu
Sıdk ve kayıtsızlıklar,hâlin yeldeğirmeni
Münzevi baharların bana hep 'güz'ün oldu

Vahdet

Sulh islamın ağacı meyvesi sünnet olur
Barışta buluşanın mekânı cennet olur
Vahdeti unutmanın acıdır semeresi
Tahrik ve şuursuzluk,veyahut cinnet olur

Mâlesef

Kin nefret izânı dele bilirmiş
Şaron'un yerine gelebilirmiş
Bir avuç satılmış kurnazlıklarla
Kardeşi kardeşten çele bilirmiş
Şeytanca hıyânet hile bilirmiş! ..

Tembih

Savrulup çöküşü-mü yazın duvara asın
Ağlamayı unutan namertler okumasın
Kederli yanlarımı yokluğuma sakladım
Yokluğumu sevenler kuytularda ağlasın

İnkisar

Sükût içimde mahşer, çile emzirilen tat;
Beklentilerim dipsiz gamsıza izâhat zor
Gözlerim alev ateş, tıpkı bir deli Ferhat!
Yaşamaktan ziyâde, hep ölesim geliyor!

Bekleyiş

Nerede kahramanlar unutuldular tek tek
Mâzimin rüzgârları belki de esmeyecek
Gözlerimi kararttım aşk ile yağıyorum
Hak kutsal dâvaların hızını kesmeyecek

Vâkit

Salâlar veriliyor, dinleyenler kızanlar
Sükûta yaslandıkça kanatlandı ezânlar
Vâkit günlerden cuma içimde gökkuşağı
İç çekme vuruşları, okuyanlar yazanlar

Âh

İçimde bir ateş var, yaşıyorum âh ile
Fikri cevlân ederken bu bendeki zân nedir
Korku haz karışımı mahbubu eyvâh ile
Yalnızlık ve ıstırap, şâir ne ozan nedir

Fen-Din

Vicdânın ihyâsı,ziyâ,kâmeti
Gerçeği tesbiti ve istikâmeti
Ancak ve sadace "fen ile dinin
İzdivacı" Hakk'ın tecelliyâtı

Deyiş

Uyan yârim seccdeler bekliyor
Seherlerde gülümseten ne iş var
Gümüş rengi efsûnlu bir deyiş var
Uyan yârim seccâdeler bekliyor

Köy

Ötede bir köy var cenneten ada
İnletir ney gibi ruhumu sarar
Kevseri tattırır fâni dünyada
Babası olmayan köy neye yarar

Üç Kelâm

Gelenler sıkılmasın isterdim ki ölende
Sevenlerde gelsinler mirasları bölende
İsteklerim üç kelâm, helâllik af fâtiha
Namazla müteâkip yol aldığım şölende

Öyle

Kökünden çıkardığım sözün dalları yerde
Dörtlükler yataklara beyit üstüne perde
Gözyaşı sarnıçları çatlakları yutuyor
Çığlığımın sesi var bıraktığım eserde

Gittiler

Bugün de dün gibi boş vere saldık
Dünya ve kâinat hafife aldık
İki ayrı âlem gören yiğitler
Ölüp ve gittiler biz kalakaldık…

Sandık

Azgın vakit kin sesleri ve sandık
Sokakları dövülecek şey sandık
Siyaset mi şakırtı mı savaş mı
Kulakları tıkamaktan usandık!

Kahretsin

Elbet ben ölürsem eksilmez hayat
Fakat yâd edilmek vardan istenir
Kahretsin ne kötü öksüz hatırat
Buruk bir gözyaşı yârdan istenir

Ekranlar

Tüm ekranlar mahkeme söylenen aynı şarkı
Azgın dullar toplanmış maskeler fiyat farkı
Ojeli yalakalar, şehvet rengi monşerler
Fahişeyi kadı yapar, kahpe düzenin çarkı!

Mertebe

Tüm akli mertebeler şuûr ötesi perde
Kıblesiz şartlanmalar mertebeyi sever de
Felsefe göbeğinde kim hatırlar mahşeri
Şöhret kurtarsın seni mertebeyle ever de

Ertesi

Zamanın en yerinde kertesinde hesap var
Her gün bir hesabın da ortasında hesap var
Dostluğunu yürüt be ertesinde hesap var
Sonsuzluk var ölüm var hesabın ertesinde! ..

Zikzak

Siyaset konuşsak ama nesini
Tarafgirliğimi,vicdan sesimi
Üçbuçuk akıllı zikzak kalemler
Öfkeye sattılar ruh dengesini

Aferin

Gece küçük ve ıslak,dökülenlerim derin
Seher ayrı bir alem,kehanetler buz serin
İçimde loş senfoni,nispetsizlik mecrada
Derbederlik çullandı,felsefem bu aferin!


Kelam

İrfânsız kaleme kelâm hır olur
Bazen mekân ağıl ve ahır olur
Eşekliyi kalır inattan başka
Âriflerde kahır,hep kahır olur

Tramvay

Ye'simi sakladım dizlerim de nem
Zemheri izlerim sıcak ayları
Zıttın işçisiyim kar buz cehennem
Şiire boğdurdum tramvayları

İpsiz

Hep tanıdık suratlar,hepsi bizden hep yerli
Dizgin kırar gürz atar, üzengili eyerli
Bilmem ki ben ne desem künyesiz beygirlere
Bunlar ipsiz küheylan, birbirinden değerli(!)

Sandık

Azgın vakit kin sesleri ve sandık
Sokakları dövülecek şey sandık
Siyaset mi şakırtı mı savaş mı
Kulakları tıkamaktan usandık!

Kahretsin

Elbet ben ölürsem eksilmez hayat
Fakat yâd edilmek vardan istenir
Kahretsin ne kötü öksüz hatırat
Buruk bir gözyaşı yârdan istenir

Ekranlar

Tüm ekranlar mahkeme söylenen aynı şarkı
Azgın dullar toplanmış maskeler fiyat farkı
Ojeli yalakalar, şehvet rengi monşerler
Fahişeyi kadı yapar, kahpe düzenin çarkı!

Ertesi

Zamanın en yerinde kertesinde hesap var
Her gün bir hesabın da ortasında hesap var
Dostluğunu yürüt be ertesinde hesap var
Sonsuzluk var ölüm var hesabın ertesinde! ..

Cüret

Hüzünlerim bir atım, şiir mısra pâye ne
İnsan isem hem madem bendeki hikâye ne
Güz yaz kış geldi geçti, konuşuyor ilkbahar
Arsızlık cüret oldu, izzet iffet hayâ ne!

Yok

Kaprisler habire tevbe çile yok
Buyruk ve köleler sorsan köle yok
Günbegün çoğalır yürüyen taşlar
Şarkım yara bere ancak hile yok

Haç-Hilâl

Kızılırmak Nil Fırat Aras Meriç fark var mı
Erciyes Palandöken Ağrı Toros ağyâr mı
Ki mâzi kırbaçlanmış tuzaklar sahnelenmiş
Hilâl’in mâtemine, Haç’ı öpen ağlar mı! ..

Zirveler

Hamalın tek derdi hesap ve iptir
Hesap bilmeyende zirveler diptir
Ulvi prensiple çarpan her yürek
Yokluklarda ki var, var da neciptir

Gerekmez

İpini koparmış aygır gibi gez
Zannetmem kimseler yuların çekmez
Boğumsuz sözlerin meçhûllerinde
Çiftele künyene izâh gerekmez

Namus

Her nerde kim varsa zalime karşı
Sözün namusuyla tükür demeli
Mazlumun feryâdı titretir arşı
Çığlığa son verip şükür demeli

Mefkure

Mefkure insanları tefekküre râm olur
Menfilere itidâl Aslı’ya Kerem olur
İnsani değerlerin şirâzeden çıkması
Nankörlere vasıta görene haram olur

Beyan

Şiirlerim lüzumsuz, derinlik yok anlam az
Kabiliyet gaflette, mânâ nedir anlamaz
Hayat denilen oyun, hakikatte tek perde
Söz beyan yazılarım ölüm mizan ve namaz

Onlar

Hiçliğin göklerine rüzgâr olup estiler
Ateşe katre olup tutuştular sustular
Bu öyle bir manzara ve öyle bir üslûp ki
Zulme karşı Zülfikâr bazen de Yusuf’tular

Kıpırtı

Yine mayıs sabahı vakitler yine fâni
Günü fark edemezsin bereketsiz yabanı
Savurgan mahşer günü sağa sola koşanlar
Kıpırtısız izlerim tüketiyor bu beni…

Tüketiyor

Yine mayıs sabahı vakitler hile fâni
Günü fark edemezsin bereketsiz yabanı
Savurgan mahşer günü sağa sola koşanlar
Kıpırtısız izlerim tüketiyor bu beni…

Utandır

Sözlerim kalabalık yalnızlıklarım uslu
Hüzünlerim upuzun avuç içlerim tandır
Keder toplamış kalbim düşünceler huluslu
Kaçsam da gözlerinden gel utandır utandır

Dibi

Bay bay deyip çökerim uzaklaşın der gibi
Kaypak sözler türedi kanka adamın dibi
Asla ısınamadım mevsim bozuk ondan mı
Mersi’ler sunuyorum öpüyorum edibi…

Er

Ve gün gelir götürürler evine
Er odur ki musâllada sevine
Sâla va’zın tükendiği hay hayda
Dünya sana kucak açsa ne fayda

Ses

Şiire bir ses ver imgele sabah
“Bir lokma bir hırka” düşü aklımda
Bazı mısralara gözyaşı mübâh
Sır ve ifâdeler her şey saklımda

Fırtına

Şiir kırıntılarım, susuz şuûra besin
Sözler mutlak değildir ses ver oku yaz sına
Bir amansız yolculuk düşünki gemidesin
Ve git derinlere dal batırmadan fırtına

İhsan

Hak olmalı fark olsa da fikirler
Bir mum gibi eritmeli zikirler
İnsan ihsan değerlerin serveti
İhsan yoksa insanlığa ne derler

Hercümerç

Boğuk kımıldamalar bir acayip hâl aldım
Her yer acı tebessüm, gün gün sattım gün aldım
Ürkek sokak pek gamsız, dudakları meyhane
Kavgaları belirsiz hercümerçten bunaldım

Mersi

Mersi bay bay bravo, rep doldu iliklerim?
Düşman oldu kültüre, Modalı sülüklerim.
Edep kökünden feda,defileli bayraklar,
Yıkın arsız düzeni, yıkın kötülüklerim!

Fısıldar

Yer gök hep fısıldar Bâkiyi insanlara,
Öteleri tattırır ölümsüz vicdanlara.
Sonsuzluğun azmiyle gürül gürül beraber,
Safını belirleyip ne mutlu koşanlara...

Çile

Hep böyle sessiz mi yoksa çileli
Micingirt çiledir bildim bileli
Sükût eder bazen, bazen bir selam
Onu dertli eden şu gurbet eli

Berceste

Gözlerin berceste Onu severek,
Mahremi tılsımla hep gizlenerek.
İnce zülüflerin mistik kokulu,
Üç beş lokma sevi birde sen gerek.

Kadın

Köpüren tebessüm içimde bade
Ötenin şevkiyle ruhumu sarar
Eşsiz hazinedir lakin dünyada
Vuslatı bilmeyen eş neye yarar

Sürmelidir

Mavi yeşil pembe mor ela göz sürmelidir
Çöl kokan yaşlarını yarama sürmelidir
O yaşa muhtaç ruhum, o yaş kucaklar beni
Leyla için dökülen gözyaşı sürmelidir

Hasbıhâl

Her yerde tesbihat zikir var ama
Bilmem ki orkestra nasıl görünür?
Yâr ile hasbıhâl belki zor ama
Avare düşlerim vuslat bürünür.

Ümit

Ümit varım ümit var, umut vardır bilirim
Dava büyük, yol uzun; mazlumlar medet bekler
Kol gezse de Nemrutlar İbrahim'le gelirim
Şakıyacak bülbüller, gül kokacak çiçekler

Hayret

Sevgiler çıldırdı sevgiyi seyret,
Değerler yerlerde millet ha gayret.
Acı bir tebessüm benimki zaten
Aziz Valentine sana ne hayret!

İstemezler

Allah bilir işini hele sabır yemezler,
Geçiciyi terk edip ebedi istemezler.
Arada bir bayramda secdeye gittiniz mi?
Müslümanlık eyvallah mabedi istemezler.

Kan Pıhtısı

Bir damla kan pıhtısı,üç beş nefes bir cenin
Kibir gurur gösteriş,canı çıktı hecenin
Afaki hülyalarla koca ömür geçerken
Ne faydası var yahu, kaygısız didişmenin

Ey Cân

Eşya benim âşıkta ben er de ben
Hayat ölüm gül cemâle perde ben
Günah benim vebâl de ben nurda ben
Söyle ey cân sen nerdesin nerde ben

Amiral Gemisi

Adam dine düşman irtica yafta,
Gırtlağı kin kusar midesi rafta!
İzzetten bihaber zillet sızdırır,
Kökünü araştır hangi tarafta!

Bedduâ

Hak batıl bedduâ ve kirli savaş,
O dehşetli davet gelinceye dek,
Sıların döküldü bak yavaş yavaş,
Ne yazık! Uğultu böyle sürecek.

Bihaber

Bir elimde davul bir elimde zil,
İdrakten nasipsiz, Ondan bihaber
Nefsim itirazda, hadi be rezil...
Gönlüm boş gözüm boş, sondan bihaber...

Müftüymüş!

Tefekkürü yönetmek halin istikbalidir
Ve milletim sabırlı,sabırlı ahalidir.
Hedefiniz çok arsız ve gerçeğe perdeli,
Benim dedem müftüydü çözülmüşlük halidir.

Ecel

Vakit elleşiyor ecel de sende
Ses verir her nefes hemen ensende
Ân seni bekliyor gelir fısıldar
Ümit ve endişe var mı kâsende

Hakikat

Ne devrimci ne faşist,
Ne Yahudi ne Budist...
Beni bana bildirdi,
Hakikat kutsi hadis...

Örtü

Sükûtun sırrıyla ağlayan sesi,
İdrâke çalış hem çevir suratı!
Aklın ermiyorsa sen neyin nesi,
Senin haddin midir örf ferâgati!

Öteki

Bâb-ı Âli yokuşu,idrâk noksan gözü aç,
Dudağını bükerek buyuruyor öteki!
Köşeleri zaptetmiş Zâtı tespite muhtaç,
Tedhişlerin sonu yok,biz neciyiz biz peki?

Şükür

Her gece beynimde tekleyen fikir
Pervaz et gel diyor müjdeli zikir
Dermansız dünyamda şafak doğmadan
Belki de yaklaştı kavuşmak şükür.

Şöhret

Dolaşıp durma öyle şöhretin ortasında!
Aygırlarla iç içe, arsız ata bin hemen,
Paye yoktur bedelsiz, girdap var sonrasında,
Bu Micingirt ne söyler,bu dörtlükler ne menem?

Bireysellik

Şaşarım insanlara fısıltıya ne gerek,
Gerçeğe seslenelim nefsimizi ezerek.
Bireysellik zillettir peki kimler yaparlar?
Ahmak ile aptallar idraksiz gizlenerek...

Tesbit

Parazitler sardı kene pire bit,
Devirir peş peşe kadehler gel git.
Susta bir kulak ver hey insanoğlu!
Kantarsız, kıstassız ne acı tesbit.

Riya

Öteye yönelmeyip sonsuzluğa bürünüp,
Sokakların derdinde değilseniz hürsünüz.
Onu idrak etmeyip eder gibi görünüp,
Kendinize varsanız neyi üfürürsünüz.

Şarap

Hep asi hep isyankar,gayrı meşru ve yasak...
Rubailer dolaşır,nerelere yamasak!
Ki Ona muhtaç herkes,şarap Hayyam ve azap...
Bu simsiyah şairi şarapla mı boyasak?

Şiir Yüzlü

Tufanın iklimi hep avaz avaz
Gürledin tek yürek arada yer yer
Birkaç tane dörtlük üç beş tane söz
Hep beni alt ettin şiir yüzlü yâr

Şükür

Her gece beynimde tekleyen fikir
Pervaz et gel diyor müjdeli zikir
Dermansız dünyamda şafak doğmadan
Belki de yaklaştı kavuşmak şükür.

Tolerans

Hafızalar yosun tutmuş liyâkatten eser yok,
Yalan-gerçek,isli-paslı hikmet heba ve sır yok.
Tolerans mı kurşunlandı dolu dizgin peş peşe,
Yaşıyoruz mefkûresiz anlatsam ne tesir yok.

Yaban Arısı

Nesilleri köksüz köpek sürüsü
Kime ne anlatsam bizden birisi (!)
Bir çirkef ki sorma kökünden cüda
Yerli bal yapar mı yaban arısı!

Zevk-Sefa

Seyrettim arkasından perdenin aval aval,
Kucaklarken rahatı vuslata perde düştü.
Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval,
Hesap derin başladı her yanım derde düştü.

Akıl

Gerdan kırıp raks eyledik,
Hakkı akla hapseyledik,
Ne söz verdik ne söyledik,
Niçin böyle arsızız biz?

Teşvişler

Yaklaşıyor zeval hızla ard arda,
Kim bilir belki de sırdır bu işler.
Belki şimdi hemen belki ilerde,
Herkes ayrı telden ayrı teşvişler...

Bâde

Bir ömür boyunca elinde bâde
Kendini hatırla sen neyin nesi
Vebalin sırtladım senden ziyade
Töhmette bıraktın hemen herkesi

İçinde

Mor mevsim bekledim gözleri ela,
Ve kime rastladım her yanı titrek.
Kul azmaz ise gelmezmiş bela,
İnsanın içinde gezer engerek.

Huzur

Karun sokağında huzur ararken
Bulutlarda buldum bir sabah erken
Bir büyülü iklim Bilâl mi Bilâl
Dağ taş oldu dümdüz sarp yokuş derken

Biriktir

Şu karşı mezarlık şehit şüheda,
Çınarlar heybetli selviler diktir!
Bu kutlu yolcular yükselen sadâ,
Yokluğu yok eyle varlık biriktir!

Aşk Ve Vuslat

Aşk ve vuslat iç içe, belki bir tatlı savaş
Sessiz sessiz derinden, günbegün birikiyor
Sende buldum kendimi usulca yavaş yavaş
Biri elimden tutmuş, beni bana çekiyor

Gizemli Renkler

Hüzün yamaçlarım neşve bezenmiş
Bir müthiş cümbüşün bucağındayım
Gülün fısıltısı vadiye inmiş
Gizemli renklerin kucağındayım

Serzeniş

Yüreğimde yüreğin esrarlı bir serzeniş
Belki acı sallantı belki de bir işkence
Musikili sessizlik, gizemli bir bekleyiş
Yine tütmeye başlar gelir belki bu gece

Monşer

Biz bir yuvarlak masa,sizde monşer muhakkak
Mektepler size kaldı,kaç asırdır ne alâ!
Tafra tuzak ve yafta,siz akıllı biz ahmak(!)
Uyuyan dev uyandı sanma uykuda hâlâ!

Yokluğun

Bir başka senfoni ruhum derince
Sıkıyor yokluğun irkiliyorum
Tül gibi yüreğim inceden ince
Bendeki azabı ben biliyorum

Tahtaravan

Yollar koyu hep gürültü hep havan
Geçti günler içi boş bir karavan
Ve uçurur hülyalarım anbean
Benlik ve ben sürekli tahtaravan

Rengârenk

Bu renksiz yüreğim hep seni arar
Sessizce gezerim nere gidelim
İzaha ne hacet senin rengin var
Rüyalar rengârenk gel seyredelim

Gül Ve İklim

Sus be kardeş gül ve iklim huzursuz
Ta uzaktan sessiz sesiz sus gülme
Gül yağıyor ara ara kusursuz
Gül ve iklim kader bu ya üzülme

Akif’le

Şiirden yapsalar mezar taşımı
Akif’le yan yana hemen iç içe
Safahat okurken dönsem başımı
Sessizce ağlaşsak keşke her gece

Seninle Beraber

İçimde yükselen ismini tutsam
El ele baş başa yorgun halimle
Seninle beraber seni unutsam
Kendimi bağladım kendi elimle

Hebersiz

Yaşamın sırrını ifşâyla vurduk
Sûizân sırtlayıp gururda durduk
Yaşayan ölüydük zihnime çarpan
Habersiz verenden oturuyorduk

Zümrüt Gözlü

Sahilsiz bir deniz düştüm aniden
Dalga vurdu korsan vurdu yel vurdu
Düşe kalka azgın gece sopsoğuk
Gece değil zümrüt gözlü kul vurdu

Hisler

Gözyaşını gözyaşımla biledim
Hislerimi hislerinle eledim
Meçhullerin meçhulümün mihengi
Hep seninle, seninle sendeledim

Keşke Matarası

Tükenirken anbean, aklımın verâsından,
Kuşatıcı ses duydum, bir kapı arasından.
Kalbi bir münasebet, cezbe üstüne cezbe,
Keşke bende içseydim, “keşke” matarasından

Hiç

Gitmesen gelmesen de, hoş üslupla yâd eyle,
Bizi beni bırakıp, hal ile cihad eyle.
“Hiç” heybende yok ise ve “gözyaşı, tebessüm”
Uzaklaş hep kendinden, çok ağla feryad eyle!

Âdem Ol

Bu nasıl bir hakikat, ruh var iken deri ne,
Asabiyet kezzabı… Kim soktu içerine?
Varılmaz bu gidişle varacağın vadiye,
O’na dayan Âdem ol, razı ol kaderine.

Af

Büyülü tek hece, bence iki harf
İki de gözyaşı, reçete tarif
Ve başlar orkestra sesler duyulur
Müthiş tek kelime müthiş maarif

Yirmi Sekiz

Malum düzen kuruldu herkes bir köşe tuttu,
Melun şeytana inad, gelen bizi uyuttu.
Şahadetsiz bir hücum magazin ve irtica!
Biz şubata koşarken onlar hamutla yuttu.

Sıdk

Masûm gösterişsiz öteye ilgim
Ben’i var yok etmez bu kadar bilgim
Var olup yok olmak cürüme bağlı
Hüznüm mürekkebim, gözyaşı silgim

Puhular

Dupduru duruldu, bulanık sular,
Karanlık sönünce kaçtı puhular.
Virane son buldu ufuk göründü,
Yakarak terk etti köhne duygular!

Kuğu

Sessiz fısıldaşır sahilde kuğu,
Eğilip kalkışı endamı tuğu…
Zarafet aşk güven asil ve sakin,
Narin ve gizemli hep buğu buğu…

Kıvılcım

Ah hislerim duyulsa, derdimi açabilsem,
O solgun yüreğine kıvılcım saçabilsem.
Çılgın kumrular gibi mevsimleri delerek.
Tekrar tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem...

Yandı Züleyha

Çölün ortasında Yusuf bir vaha,
Görünce cemali yandı Züleyha.
İffetin reddeden cazibesiyle,
Sığındı vuslata zindan aşk ceza.

Müdekkik

Kendimi filozof arif sanırım
Çıkmaza düşünce paralanırım
Oysa Onu görür her an müdekkik
Darvin mektebinde yaralanırım

Zâhid

Ben’in yüzündeki perde,
Beni ben düşürdü derde.
Takva zühd tuş,zaman kırık,
Zâhid başıboş,aşk yerde…

Cadde

Şak şak ile izledim izzetten alıkları,
Tereddütsüz dolaşır, zillet kayalıkları!
Gülüp geçen çığlığım, sükût rengi ızdırap,
Cadde şehvetli şölen, etten kalabalıklar.

Götür Beni

Daldım eski günlere, ağzımda nurdan meme,
Okşasın gözlerimden, götür beni anneme.
Ana gibi yâr olmaz Leyla kimmiş arkadaş!
Öpsem ayaklarından, haramdır cehenneme.

Mavera

Bizim eller kubbelerden fark olur,
Yaşayanı ziyâ, nurâ gark olur.
Cazibe aşk izliyorum ıraktan,
Masivadan maveraya terk olur

Şatafat

Ruhumun terk edişi; varlık yokluk bir anlık,
Gündüz geceye gebe, benimkisi karanlık...
Şatafatlı dünyamda, ölüm hep beni bekler,
Şu Micingirt ne söyler, yaşasın unutkanlık

Taş

Ancak ve sadece seslenişte naz,
İdrak ve gözyaşı,zorlanmadan yaz.
Çok şeyler va’z eder üç beş damla yaş,
Nankör ve elitler taş ağlayamaz.

Solgun

Rüyalar sizin olsun, vedalara katınız.
Yâr olmak bedel ister, bu mu liyakâtiniz?
Geceye doydum artık, nerde kaldın meşale,
Gel gitlerle iç içe, hapsoldu takatiniz.

Gen Ve Harita

Aynen tarih gibi, gen ve harita,
Durmadan soruyor bizim kerata.
Genimiz Türk ama; renk gök kuşağı,
Zaman derin kuyu,bilim safsata.

Mefkûresiz

İzzet zillete feda, ben içinde ben varım,
Tefekküre elveda, düşüncem itibarım.
Edep erkân ve mazi, öfke celal ve inat,
Mefkûreyi terk etmiş, beyinsiz canavarım.

Moda

Yırtıldı tüm perdeler, dünya denen odamda,
Çıplaklığa büründüm, elbisesiz modamda.
Kol geziyor yosmalar,”hancı sarhoş han sarhoş”
Ruhum kime müptela, muhabbet yok bâde’mde.

Şiir Gibi

Şiir gibi gözleri,gözlerime sürüyor,
Nazarının işvesi içime üfürüyor.
Tüllenen rayihası tevbe olur dudakta
Çöl kokan renkleriyle bana ümit veriyor.

Hiç Saymış

“Kim görmüş cenneti, o cehennemi”
Hiç saymış galiba Havva annemi,
İfade pek bozuk, asi besbelli.
Bunun savaşı hep kutsal dinle mi?

Deli Gibi

Ben öyle tuhafım ki, koşarım aralıktan
Dayanılmaz sulu göz, emiyorum hüzünden
Ölüm değil tek korkum orda fukaralıktan
Deli gibi kaçarım, varlığın boynuzundan

Hodbin

Her ses her rengi,göremez hodbin,
Himmete kapalı,ben diyor hep ben.
İçime püskürür maşuk duygular,
Ruhuma tattırır aşkı hudabin.

Deli

Sanki birşey üflüyor,müminler telaşede,
Bizim köyün delisi,en önde baş köşede.
Arada bir tebessüm,Hû hu sesiyle inler,
Secde iklim müsait,tevbe eyle haşa de.

Kılavuz

Ses renk hüzün ahenk, yol boyunca işaret,
İşarete ne hacet, kılavuzu sen yâr et.
Kuşatır nazarıyla seni mavi duygular,
Büyü sarar mest eder, cezbe tüter esâret.

Derin Vadi

Kin girdaba sürükler, ben tedirgin rahat siz,
Sessizden ses geliyor, vakitsiz ve sıhhatsiz.
Monşerli süvariler, hazır kıta bekliyor!
Kaleler elden gitmiş(!) derin vadi rahatsız.

Ufuk

Apayrı âlemde her şey silindi,
Ufuksuz ufukta kaybolup gittim.
Yoklukla birebir aynı filimdi,
Varlığın elini ittikçe ittim.

Var Ya

İçimde yükselen duygular var ya,
Şiirsel çağıltı, yorgun ve kıraç…
O bahtsız sineler Leyla yakar ya,
Ben sana ben sana hep sana muhtaç.

Manzara

Şehvet baronları, ihtiras nifak,
Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak!
Tek derdi milletse kin, savaş niye,
Hep aynı manzara, aynı ittifak.

Eşik

Tıpkı insan gibi uzanır eşik
İki ayrı yöne mânâ bileşik
Girişte çıkışta bir şeyler söyler
Aklım hep tabutta gülüyor beşik

O Ve Ben

Şiir sahilsiz derya, dalga boyu her nokta,
Sonsuz sükûn sesleri, yokluk varda var yokta.
Hayret duygu iç içe, hece hece levhalar,
Yürüyoruz o ve ben, yapayalnız çoklukta.

Geceler

Ateş yüzlü geceler, iniltili kütükler,
Er bıyıklı gayyalar, artakalan sürtükler.
Vicdan yeksan besbelli, hissiyatlar serseri,
Sessizliğin çığlığı, sessizliği dürtükler.

Eks

Dosdoğru hayat dolu, zamanı kim eğecek
Fecir kuşluk saniye zerre eskimeyecek,
Zaman geçmişte saklı, zaman şimdi taptaze…
Yolcusu hiç bitmeyen zaman eksmi diyecek?

Babannem

Nedense eksilmez gözlerimde nem
Bir şeyler görüyor hâşa cehennem
Yaslanıp geceye ben keşke derken
Çok ağla çok ağla derdi babannem

Bir Katre

Eksik bir katre iffet,likralı basmaları,
Alev alev kol gezer,nerde kim bunu bildi?
Her tarafta başköşe Manukyan yosmaları,
Karardı mor tepeler yosma leyla kesildi.

Bakışlar

Bıçak sırtı sözleri, aşk vakti şafakta yaz,
Bakışların çok derin,üslûp latif hem ayaz.
Gözyaşın dem sesleri,ürkek ve kalabalık,
Uzaklaşma kendinden, ağlaşalım gel biraz

Ebâbil

Bu şehir boğuyor boğacak gibi,
Ölümüm şafakta doğacak gibi.
Dört bir yan Ebrehe,kalemim ürkek,
Dokunsam Ebâbil yağacak gibi...

Kolbastı

Kolbastı da ayaklar,sinelerde çıngırak!
Çılgınlık öğütüyor,kim zanatkar kim çırak?
İnsanlık dünden firar,yaşa sen Nesl-i Cedid (!)
Çukura düşen adam,tepinip keyfine bak.

Hercümerç

Göğ kesik yer kopuk, bir acayip gen aldım,
Hep acı tebessüm, gün gün sattım gün aldım.
Meğer ben pek gamsız, her kelimem meyhane…
Kavgası belirsiz, hercümerçten bunaldım.

Metruk

Günahkâr aşikâr, indikçe indik,
Çağdaşlık atına mahremsiz bindik.
Köşe bucak metruk, üslup pek köhne,
Şen şakrak tepiştik, gamsız didindik.

Kırık Sandalye

Koca koca koltuklar,
Adalet yok,hukuk var.
Yaşa! Kırık sandalye
El-Adl,Cenab-ı Hak var...

Dikizleriz

Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz
Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz
Mevsim zaman kâinat kan akıyor ırmaklar
Sarhoş bir mecnun gibi çakırkeyf dikizleriz

Eşik

Tıpkı insan gibi uzanır eşik
İki ayrı yöne mânâ bileşik
Girişte çıkışta bir şeyler söyler
Aklım hep tabutta gülüyor beşik

Gitgide

İhtiyar gölgeye yatmak iyide,
Bu kadar miskinlik gelmez yiğide.
Belki de beklenen günü bekliyor,
Benim de kıt aklım gitti gitgide.

Enâniyet

Onlar peşimdeydi hep ben en önde
Kibir caka çalım ne var bende var
Aczimi fark ettim sonun önünde
Son anda terketti bu üç kafadar

İfşa

Islak zarf doğurdu bulanık sular
Yer yer faşoluyor hain pusular
Düşman da bir sevinç bende ızdırap
Cunta vadisinde köhne duygular

En Yahşi

Hüznün yahşi cehren yahşi ten yahşi
İsmin yahşi aşkın yahşi sen yahşi
Tıpkı bülbül sensiz yeşil kubbeler
Sana meftun sana tutkun en yahşi

Birlik

Sağı solu ne varsa
Edirne’den ta Kars’a
Hakikatle tüllenip
Ziyâ iklimi sarsa

Manzara

Küfrün baronları, ihtiras nifak
Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak
Tek derdi milletse bu savaş niye
Hep aynı manzara, aynı ittifak

Tabak

Hırs beynim kemirir eller şak şakta
Sokaklara inat mı, yok yok tabakta
Çok şeyler döktürüyor irfan yok amma
İnsan eti göresin tabağa bak da

Gazel Gibi

Artık sonbaharım ben gazel gibi
Anbean çöküyor sonun kubbesi
Kefene yaklaşan beyaz el gibi
Uzanır ruhuma ölümün sesi

Büst

Leyla’ya ser çekmiş Leyla’nın üstü,
Vuslata engeldir Mecnun’un büstü.
Kim bilir göz kırpar belki ihtimal,
Hiçlik sütununda bir akşamüstü.

Yapayalnız

Sensiz yine yaslanmışım bir dağa,
Senin ile sen-ben yazdım yaprağa.
Yapayalnız rüya bu ya ikimiz,
Sığınmışım Veysel gibi toprağa.

Bir El Tutsa

Şuh sükûtum duyulsa, derdimi açabilsem,
Mecnunlara karışıp saçtıkça saçabilsem...
Zamanın inadına mevsimleri delerek,
Bir el tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem...

Yemyeşil

Geriye döndürelim yemyeşil rüyaları
İhtimal gözlerini istemem güyaları
Dörtlük deli gömleği, gözlerin kadar tatlı
Gel bize seyredelim kanatlı hülyaları

İp

Ümit kasem yumağını eğirtsem
Düşe kalka son durağa seğirtsem
Ne gam artık ipi sıkı tutmuşken,
Zaman bozuk mevsim savruk bir gitsem

Pamuk İpliği

Her yerde sapsağlam kendir var ama;
Belki de benimki pamuk ipliği.
Yazıcı dokunma dinmez yarama,
Terk ettim ben zaten şuh edipliği.

Ömer Ekinci Micingirt

Ey

Ey yokları var eden dertlilerin tabibi
Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme
Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi
Nisyânıma terk edip beni senden ayırma

Hesap

Her akşam sabaha mutlak erecek
Mağripten maşrığa aynı saatte
Görecek dehşeti herkes görecek
Günah yıkanırken gayyalı katta

Ömer Ekinci Micingirt

Teşviş

Aşkın ikliminde hoş olur işler
Sevda olur azık olur aş olur
Kurak etti şu gönlümü teşvişler
Ariflerin gözü gönlü yaş olur

Ömer Ekinci Micingirt

Gazze

Fosfordan mağmalar güneşi yaksın,
Süt kokan eyvahlar ortaya çıksın!
Belki bir Osmanlı gelip tekrardan,
Vicdana üfleyen ses duyacaksın.

Ömer Ekinci Micingirt

Unutma

İçim hep kasırga tutsak etmiş gam,
Sinem delik deşik, çekil be adam!
Ve ömür çok kısa unutma sakın,
Ruhum hep ızdırap eyvah da yaşam.

Dil

Bazen eşsiz tekmil, isyankâr yer yer …
Küfrün körüğünde ben’i de geçer.
Dil şeker şerbet bal, irfan’a tedbil,
Cahil kucağında zehirli hançer.

Son

Dipsiz gel değirmeni, sura vurdukça akar
Çetin bir yolculuk bu, geldik ve gidiyoruz
Topağa inen tohum, her şeyin sonu vardır
Makam şöhret şan” kabir kapısına kadardır”

Ey!

Ey yokları var eden dertlilerin tabibi,
Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme.
Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi,
Nisyanıma terk edip beni senden ayırma.


Koşun

Zaman elleşiyor ecelde sende
Ses verir her nefes hemen ensende
Koşun koşun koşun, hesap bekliyor
Secde ve gözyaşı var mı kâsende!

Vesile

Vesileye hissettir, koş kendine bu sene,
Prangadan boşanıp, o iklime gelsene.
Hedef büyük gaflet pek, öte ufukta bahar,
Taptaze bir his ile aşk ve vuslat desene.

Son Nokta

Hayat bir fısıltı, ne derse desin,
Sonu yok,son nokta yeri herkesin.
Sahilsiz yürüyüş kıyı engebe,
Koş tekne geliyor yolcu nerdesin!

Kul Hakkı

İster milyon defa tavaf eyle sen
İsterse yaş döküp sevap eyle sen
Kul hakkı seninle paslı pranga
Gerçeği fark edip af, af eyle sen


Nisyan

Aşka şarap içirir, nisyanların kırığı
Meyhaneye bağladık, tekkeyi ve sarığı
Yok, ötede ümid ye’s, ötenin endişesi
Mahşerin gayyaları Ömer’ın hıçkırığı

Ömer Ekinci Micingirt

Yusuf’un

Beni âşık edip; yaram deşmeyi,
Sevda kazanında yanıp pişmeyi,
Bilir misin sabrı, aşka düşmeyi
Yusuf’un sabrından bana da gönder.

Ömer Ekinci Micingirt



Yağlı Sicim

Düşündüm hamalı, yağlı sicimle
Tükeniş başladı bütün gücümle
Kurtuluş tek hitap, işte o cümle
Sen affedicisin, affı seversin...

Hodbin

Her ses her nefes,göremez hodbin,
Himmete kapalı,ben diyor hep ben.
İzlerken püskürür maşuk duygular,
Ruhuma tattırır aşkı hudabin.

Gittin

Yokluğun kuşatır,deme çileli
Sensizlik çiledir bildim bileli
Sükût eder gönlüm sessiz derinden
Takatim kalmadı gittin gideli...

Sonsuzluk

Tevbeler yerine mutlak erecek
Belki de günahla aynı saatte
En acı dehşeti kimler görecek
Sonsuzluk son bulur gayyalı katta

Kimi

Öbek öbek mahlûk var kimi kurt kimi tilki
Kimi hoşt hırıltıda kimi pek yüce bil ki
Kimi mecnun divâne kimi miskin avâre
Kimi çağdaş Firavun kimi sonsuzun ilki

Yağlı Sicim

Düşündüm hamalı, yağlı sicimle
Tükeniş başladı bütün gücümle
Kurtuluş tek hitap, işte o cümle
Sen affedicisin, affı seversin...

Gül Olur

Sen ağlama yoksa bana hal olur
Gözyaşların içim akar bal olur
Cehennemi yaş söndürür bir tanem
Sen gel bana hicran yanar gül olur

Efendim

Yokluğun kuşatır,deme çileli
Sensizlik çiledir bildim bileli
Sükût eder gönlüm sessiz derinden
Takatim kalmadı gittin gideli...

Firûze

İstemem ben paye nişan endaze
Altın çağın her zerresi taptaze
Sonsuzluğun ahengi var tefekkür
İçim sarar semavi bir firûze

Derbeder

Tıpkı mecun gibi dön bak âlime,
Cismi eşşek yükü taşır bi haber.
Bir bilene sordum bir ahvalime,
Şakağı karartmış benden derbeder.

Bir Ömür

Gönlüm her zaman senin, hoş üslupla yâd eyle
Tebessümle okşayıp gözlerinle şad eyle
Ruhumdan yükselen ses her yerde seni arar
Bir ömür hep yol boyu, gönlüne serhat eyle.

Sükût Güzeli

Bir çiçek bekledim ayazda gelen
Ve güle rastladım her yanı titrek
Nihayet ruhuma açtı kardelen
O sükût güzeli söze ne gerek.

Renkler

Gönlüme hissiyat, hislerin yer yer,
Sendeki yâr renkler ben’i de geçer.
Sensiz bir başkayım sana bürünmüş
Sen heceliyorum, sensiz derbeder.

İç İçe

Hep bendesin sen bende, yokluk sesi var ama
Hasret-hüzün iç içe, bende neşe arama.
Zamanı itekleyip; hep seni bekliyorum,
Sen efsunlu musikim, sen dermansın yarama.

Terhis

Ellerimi bırak yüreğimden tut
Mekanın içinde mekanı unut
Allah'ın indinde engebe yoktur
Terhisten terhise koşuyor tabut

Mukaddes

Dudaklarımda ismi sessizlik içinde ses
Beynim beni tırmalar neden anlamaz herkes
İzâfi gelgitlerim koşar meçhule doğru
Hiçliğe iz bırakıp; hâlde yanış mukaddes

Ehil

Susun “emaneti ehline verin”,
İrade hak olur, endişe erir.
Teslim Aslı gibi sesleniş Şirin;
Yaş döken çok olur çöller yeşerir.

Vuslat Vakti

Kapayın gündüzü, söndürün sönsün,
Ben yâre varmışım bir vuslat vakti.
Yeşeren hislerim gece görünsün,
Yâr bana küllenmiş közü bıraktı.

Serhat

Telafisi ağır,şehidim sen yat!
Doksan bin çiçeği koklayan serhat.
Sitem ediyorum amma ve lakin
Var,yoktur; yok,vardır mutlak nihayet.

Deli Diyorlar

Beynim de aysbergler, neler neler var,
Yâr deyip yâr deyip, yâr deyip arar.
Belki bu arayış çok şeye gebe;
Nedense hep bana deli diyorlar!

Tökezler

Ruhani derin hisler, aşk sarardı şiiri,
Yorgun ihtiyar gibi, düşe kalka inlerdim.
Karanlık sokaklarda getirirdim tekbiri,
Ve peşinden tökezler, savrulur gülümserdim.

Şüphesiz

Tevbe ve misliyle mükâfat gelir,
En derin mihengi, “keşke” evlerin.
Günahsa çukurun dibe yükselir,
Sebeb-i sükûtun kalp alevlerin.

Beslemeler

Zift yağıyor adeta, şeylerin en şeyinden,
Bizdeki beslemeler, zıtların eşeğinden.
Her yer acı intikam, izan irfan yerlerde,
Vicdansızlık şöleni vâdi basın yayından.

Köpekler

Çobana sürünüp sürüyü bekler
Köpeksiz dağlara çakallar yağar
Çakaldan habersiz bizim köpekler
Sürüyü terk etmiş çobanı boğar

Görmeler

Aynalar da görmelerde bir perde;
Yanlış ata oynuyorsun unutma!
Kemâlini idrâkine göster de;
Nankörleri görenlerle bir tutma.

Kızlar

Meğer üç harfliymiş, raks eden kızlar,
Şimdi kaybolurlar, karanlık sönsün.
Tıpkı kızlar gibi gece yıldızlar,
Tekrar gelecekler,hele gün dönsün.

Zaman

Tıpkı benim gibi, pek sarhoş zaman,
Yol boyu terk etmez, düşündüm o ân.
İki ayrı âlem, birde tefekkür,
Sanki gök gürledi, delindi tavan.

Musiki

Aşk döker dereye derin ırmaklar,
Ruhları dindiren musiki saklar.
Yüksekten uçuşan turnalarında;
O’nun ahengiyle sayar parmaklar.

Vuslat Duygusu

Çöle serap yağmur susayana su,
Çok canı yok etti yokluk korkusu.
Sükûtta hararet,çığlıkta sükûn;
Tarifsiz yanıştır, vuslat duygusu.

He Ya

Hüzünle yürüyoruz, sanki o günden beri,
Salmışız kendimizi, gâh atlıyız gâh yaya.
Ve zümrüdî hıçkırık dağın gözbebekleri,
Mevsimim son güzünde, gel diyiyorum he ya.

Düğünüm

Kahrımı çekiyorum, kopuk nesiller günüm
İzzet zillet mahvoluş, yıllar yılı sürgünüm
Ne çok şeyler kaybettik diziler gölgesinde
Sevgililer kürtajlar, rastgidiyor düğünüm

İrkiliyorum

Ben beni biliyorum,
Gam keder gülüyorum.
Tahsisatı düşündüm,
Hayret, irkiliyorum!

Emanet

Her yaştan her renkten canlı et olsun,
Sokakta yat çiftleş, sus lanet olsun!
Dünya ve kâinat, hesap ve mizan,
Boş ver ne fark eder, emânet olsun.

Piç

Ben hep samimiyet, içimden gelir,
Bir şey olabilmek; hiçimden gelir.
Aşklar tartışılmaz aşka ihânet!
Zürriyetin nedir, piç kimden gelir.

Ufacıktım

Çokluğumu düşünüp, ben açlığa acıktım;
“Zan”nım iri kocaman, insandan ufacıktım.
Yiyip içip uyumak, hayvani bir mahvoluş,
Yok mudur telafisi, cürmü ifşaya çıktım!

Ne

Usta ifşa eyleme, yöneliş kim pâye ne
Şâir isen hem madem, şuâra hikâye ne
“Her vadide gezerler”hüsrana uğrayanlar
Şan şiire ihanet, ediplik kim gâye ne

Bizimsin

Hikmetten sual olmaz, ismin gibi nazımsın,
Kızıpta giittin amma, yinede sen bizimsin.
Sözlerin karadelik,her sokakta izim var,
Bazen gözümde şair, bazen kominizimsin!

Müstesna

Renk renk eşref-i mahlûk, o hâlâ derisinde
Asabiyet sus desem, şirk verdi nârasında
Zira dört başı mamur, mefkûre mi oda ne
Bu müstesna yaratık, insanlık neresinde

Kazan

Okuyan yazan mı ben
Söz sazsız ozan mı ben
Alev alev her yanım
Kaynayan kazan mı ben

Nedendir

Ben hülâsa o yâr için süslendim
Hiffet nedir, iffetine yaslandım
Yapayalnız meyusâne hislendim
Ağrım dinmez yüzüm gülmez nedendir

Yayın

Ne edip der ne göz nuru ne emek
Şâir kimdir şiir nedir velvele
Şöhret ister duyguları neşretmek
Şâir öldü şiir yetim gel hele! ..

Sırtlamış

Nefret verdi yaşadığı kuşağa,
Gel de kızma İmralılı eşeğe!
Semerini Avrupa’dan sırtlamış;
Pislemiştir baş koyduğu döşeğe!

Kisra

Fırsatçı fesatçı çalan sazları
Malum düzen çarptı bizim kızları
Moda reklam para ve gösterişler
Kisra’yla düşündüm düzenbazları

Çok

Bugünlerde habire, sanki duçarım derde;
Sevdiğine dert verir, şifa verip sever de.
Zaman farz et tükendi, sönmeyen gölge var mı?
Usta çok korkuyorum, rüzgâr tersten eser de!

Şey Gibi

Şeylerin ismini, aşka koyarlar,
Bu aşktan dışarı, şey gibi yârlar.
İffeti tepeler, zillet ekleyip;
Soyunup giyinip, zifte boyarlar!

Bir Duble

Hüzünlü bir gecede, ruhum büyüdü yer yer,
Ben gene şiir yazdım, siz de bana baktınız.
Bir duble yaş düşledim, vakti değilmiş meğer;
Sonra terk ediverip, fikri his bıraktınız!


Deyyuslar

Bak siyah komşuda sütbeyaz ölü;
Deyince nedense hepten sustular!
Dünyanın vicdanı kumla örtülü.
Sömüren vampirler pek deyyustular!

Hâşâ

O Allah’ın indinde, yok ayrı gayrı var mı?
Ümitsizlik ne peki, bu kulluğa sığar mı?
Ses veriyor kâinat, görmemezlik ihanet!
O şefkati yok etse; anne çocuk doğar mı?

Hayal

Gözlerimi kapayıp; aldırmam yorumlara,
Eşyaya teslim olur atlarım derinlere.
Hayallerde boğulur, hakikatte yanarım;
Aşk harâret verince, koşarım serinlere.

Ömür

Ömür: kimine uzun, kimin de bir kelebek;
Ömür: tıpkı huy gibi özünde sendelemek…
Ömür: bazen de gölge, velilin sükûtunda;
Ömür: kefeni biçip, zamanı rendelemek…

Ölmüyorum

Neden bu günlerde gülmüyorum ben;
Şen şakrak olmak mı, olmuyorum ben
Kulluk ve liyâkat, hesap ve kitap;
Nefesim burnumda ölmüyorum ben!

Kepazelik

Pimini çek diyor elinde silah;
Peygamber ocağı, elbet he vallah
Tespit pek müthişti; tam kepazelik!
İtiraf eyledi, eşhedü billâh,

Hüsnüniyet

Avama hüsnüniyet, ilmi sorana kadar
İnekte ki basiret, tren görene kadar
Ve bendeki tolerans, bilinmezle perdeli
Enâniyet ölçüsü, nefsi yerene kadar

Bendedir

Huzurunda mıyım, ey yüce takdir;
Neyin peşindeyim, söz etmek nedir.
Gafletten kurtuluş, arayış haktır,
Müspette bendedir, menfi bendedir.

Kalbim Temiz

Benim kalbim temiz(!) nefsim temiz der;
Günah şakağımda kaynayan kazan!
Flört tellal dikmiş aşk kubbemiz der,
Şeklen oruçluyum, kısmen ramazan!

Kraliçe

Cehlin kendince kullan, zaaflarını azdır
Bedenine tâbi ol, taçla taçlandır eti
Çıplaklığa yürürken, aşkı kaybettim yazdır
Kahrolası yarışma,orta çağ esareti

Dilsizler

Dinleyenden ziyade, susanlar üzdü beni;
Bir şey konuşmak gerek, düzen azgın düzeni!
Haksızlık karşısında, susanlara ne denir?
Deyyuslara değişmem, günahlarda yüzeni!

Muşamba

Gece ve gaz kokan, fitilli lamba,
Hep seni hıfzettim seninle amma;
Uyutmaz bu rüya, yat kalk ayakta,
Bir ben yerlerdeyim, bir de muşamba...

Tezek

Nankörler sofrasında,sus söylemek huyumdur,
Görenlerin ikramı “edep ya hu “deyimdir.
Söz meclisten dışarı, nankör olamaz tezek;
Tezekten bir öncesi, ihtimal varsayımdır!

Muhakeme

Ve her şeyim izafi, gerçekte davam tam da;
Hakk’ı yaşamalıyım, hakikat kıvamında.
Beni bana bırakma, esaretle iç içe,
Ruhum alıver gitsin, bir bahar akşamında.

Beşer

İçgüdü topladım, zevk safa tattım,
Güneşe üfledim bulutta yattım.
Sözlerim izâfi, ufkum sınırsız
Beşerden öteye bir mücazattım.

An

Sonsuzu düşündüm son bürüdükçe,
Yelkovan koşuyor “ an” kürüdükçe.
Ömrümü sattığım açgözlü zaman;
Akrep tepelerim sen yürüdükçe!

Zerzevatlar

Neredeler bir bilsem şu sözde akil itler,
Hem meclisten kaçıyor, hem meclisi kilitler!
Ulan sayın haydutlar! Zerdüştçü zerzevatlar;
Mahpustaki neyine, bankamatik gel gitler.

Yıldızlar

Yaşamın ziyneti,nurlu yıldızlar;
Allahın bir lütfü değil mi kızlar?
Ruhu ve benliği vurgun şefkate;
Onlarla raks keder, gece gündüzler.

Ödül

Sen kin, nefret ürünü sen akrebin dilisin,
Zehrin kursaklarında, sen Zerdüşt’ün külüsün.
Sen Batı avlusunda,emir kulu zincirli;
Sen Hamza’nın düşmanı, Vahşi’nin ödülüsün!

Seğirtsem

Hüzünlerim terk edip, bilmem ki nere gitsem,
Düşen günbatımında, ömrü terse eğirtsem.
Ruhum aç paramparça, yollar tutar akşamı,
Çile vakti kuytuda, dertlerime seğirtsem.

Duyuyor musun?

Şehir de eşin beyin, köyde yiğidin erin,
Mersi bay bay bravo; kurusun hây ellerin!
Katlettin sözcükleri, duyuyor musun şair?
Yerlerde paramparça, kurduğun hayallerin...

Ses Veriyor

Çınar gibi dayandığım öğütler,
Meçhul asker Micingirt’te söğütler.
Rüyalarım vazgeçilmez cellâdım,
Ses veriyor ağ baba’dan şehitler!

Gibidirler

Hep kendine yaşayıp, zannı geçen kibirler;
Görenlerin azabı, çukurun dibidirler!
Ve gayeyi dert edip, teslim olan yiğitler,
Sadakat noktasında sıddıklar gibidirler.

Farkettim

Terk edemediklerim, bugün yarın ve dünüm,
Bulut gibi çilekeş, deniz gibi dolgunum.
Tolerans aşk bilirim, seyredenin yüzünde;
Farkı fark ettim artık, toleransta olgunum.

Erenler

Er yürek arayın birlikte erek
Esâsen ermeye vesile gerek
Ermenin en hâli hiçlikte gizli
Erenler aradım hep gizlenerek

Ateşte

Sendeki güzellik ebed ve ezel;
Sıratlara binek, cennetlere el.
Hasret buğu buğu dört biryanım gam,
Yüreğim ateşte, kül etmeye gel!

Sığın

Muhâbbetin kadar yol alılırsın sen,
Geçmişi şâd eyle geçip giderken.
Öteki ömrünü bu güne satma;
Alnın koy divana sığın bugünden.

Oynama

İrfân yudumlayıp insanca yaşa
Kendini kendinle koyma baş başa
Ecel nispetinde ömrü dünyanın
Kim kime aittir, oynama boşa

Korkarım

Hissiyat ne ister, hep zârlanırız,
Ölümü andıkça toparlanırız.
Şu kaş göz el ayak kime emanet,
Korkarım pek şedit azarlanırız!

Kan Misket

Firavun kadar yakın az ilerin,
Dağlıyor taş kalbimi dizilerin.
Ateş barut kan misket, kahrolası;
Ölüme üflemekte, Nazilerin!

Tartaydı

İdrâk bende tor taydı,
Soydum perdeden kaydı.
Biri günahım yakıp;
Sevabımı tartaydı!

Gibi

Ürküntü arasında, zor beynimi ovalar,
Dilenciler sokakta zabıtayı kovalar.
Birkaç asır mesafe, Kisra’nın özlemiyle;
Tasmasını koparan it gibi burjuvalar

İdrak

Liyâkat üretip görgüye ersem;
İfşayı çağırıp sırla eversem.
Tedbirle iç içe gerçek emniyet,
İdrâke bağlayın, tersten esersem.

Ben Sen O

Rakamlar etrafında, git geller fırlanırız,
Say say bitmez sonu yok, sonsuz sıfırlanırız.
Lâkin her şeye rağmen, aczimizi fark edip;
Ben sen onu bırakıp, biz der hayıflanırız.

İnan

Çokluk varlığı yıktı inan sözüme inan
Kızıl karanlık çöktü inan sözüme inan
Ne hiç kaldı ne hicâp boğuyor münâkaşa
Ben’im benden büyüktü inan sözüme inan.

Sarsılmaz

Üslûp bilmez yüreklerde his olmaz,
Vuslat rengi zihinlerde pas olmaz.
Mümin tıpkı yıkılmayan dağ gibi;
Zaman yürür nabzı durur sarsılmaz!

Çeşit Çeşit

Zulmet ve nur kucaklıyor herkesi,
Her devirde iki türlü insan var.
Rum Ermeni Abazası, Çerkezi,
Renk renk yüzler, çeşit çeşit lisan var.

Mevcut

Kendime gidiyorum, bir nefes yol var;
Sonsuzluğu ister mi gerçek vücudum!
Gün gün tüketiyorum, varsa ne kadar
Hacmimi ölçmeyin, bomboş mevcudum.

Hâya

Ayıbı görmemek ne büyük ayıp
Edebi resmedip kazsam duvara
İffet pınarından ar yudumlayıp
Hayâyı hıfzedip yazsam duvara

Telaşa

Ölümün son güzü ben kışındayım
Ölümsüz zamanım akışındayım
Ölümü tanımak ne büyük gerçek
Ölmeden ölmenin telaşındayım

Oynaşın

Gerçeği serap görüp çöl gibi kurur çatlar,
İdrâk yüceliğinden pek uzaktır zevatlar.
Ölüm yok oluş mudur yaşam bâki mi peki;
Tedbir nedir takdir ne, oynaşın zerzevatlar!

Hüvel Bâki

Yaşarken kalabalık ve ölürken teksiniz
Yapayalnız kapısız sura vurur eks’iniz
Hüvel Bâki, fatiha, zor be terhis töreni
Ürperteni hissedip tek tek gideceksiniz

Her İnsan

Tefekkür tolerans imanın bendi
İdâk marifettir çiledir dendi
Her insan mükemmel, sevgi aşk varsa
Mevlana beslendi Yunus beslendi

Ya Hayy

Her yer tefekküre koşar bu ayda
Hakkın seslenişi yer gök Hayy Hay’da
“Ya Hayy” diyebilmek feragat ister
Bedbahtsam gafilsem körsem ne fayda

Kin Yuvası

Terör İmralı’ya asmalı konak
Durmadan zift yayar, bu kirli çanak.
Bu kimin maşası, kimin Zerdüşti
Kandil kin yuvası meclis sığınak

Hâl

Gözyaşından ziyade, ihlâs ile hâl olur;
Melekûta varılır kul başını eğince.
Ölümsüz nağmelerle sonsuzluğa yol bulur,
Tüm varlığı titretir aşk ile kükreyince!

Ey Nefsim

Aklında bir hacmi var ötesine geç
Teslimiyet ve idrâk gelecek er geç
İdrâkin ertesinde ses duyacaksın
Gururu terk eyleyip tevâzuyu seç

Murat Han

Hak ve batıl aynıdır,kaç yıl geçse aradan
Çok şeyleri tattırır tatmayana yaratan.
Âlimler ve şairler, anane ve gelenek
Kosova’yı düşündüm ah nerdesin Murat Han

Mahmutpaşa

Uzun uzun kaldırım, desen desen semerler,
Sıra sıra hamallar yorgun günü emerler.
Mahputpaşa nerdesin teslim var yokuşunda
Her an hüzün sızdırır tarih kokan kemerler.

Fasit Daire

Ömrüm lafla geçti zanlarım kat kat
O günü düşündüm ne der hâkikat
Fasit daire hep dönüp dururum
Durmadan perdeler ağır meşakkat

Ede

Bizim köyde bir kesim anneye derdi ede;
Abiye derdi dadaş ne güzel bir ifade!
Bu nasıl samimiyet ve nasıl bir liyâkat,
Örf vardı mahallede, mâna vardı maddede.

Sükûtun Sesi

Alnım öpüverip kalbimden tuttu
Vuslatı gizleyip aşkı uyuttu
Bir şeyler fısıldar sükûtun sesi
Görünmez bir âlem başka boyuttu

Vasıta

Sıra sıra hüzün, bir yığın toprak;
Arada bir gidip mezarlara bak!
Şeklin ötesine olur vasıta,
Her an seni bekler ölünceye dek.

Tüketecek

Her vakit duvarımdan hasret düşüyor tek tek
Biri gelip dokunsa ağlamama yetecek
Taş kalpleri bırakıp göğsümü tutuyorum
Kör olası zamanlar vuslatı tüketecek

Sırat Gibi

Gözlerime dön bak, kaç mevsim hüzün
Sensiz takvimlerde içtiğim hüzün
Ben sana divane ben sana vurgun
Tıpkı sırat gibi geçtiğim hüzün

Issız Avluda

Kokun gül yaprağı dört mevsim gelen;
Beni ben boğuyor şehri gökdelen!
Hep seni bekledim ıssız avluda,
Melûn fır dönüyor zihnimi çelen.


Kim

Kavgada ruhumun jandarmaları,
Kim beni engeller O’nu anmaktan!
Şan, şöhret şairlik fors armaları,
Korkum hep kendimi anlamamaktan…

Bizimdir

Mâziyi kendimden gizlesem bile
Belki de içimde hasret kalacak
Muasır bizimdir düşmüştür dile
Gelecek bizimdir,bizim olacak

Döktüm

Yürekler pek hissiz hayâller iri,
Gayeden habersiz tek tek her biri.
Bir ben varım yalnız birde seccade,
Getirdim salâvat, döktüm şiiri.


Benim Gibi

Gözüm kar altında buz birikiyor,
Bembeyaz kefeni ölçüp dikiyor.
Güneş nere gitti kayboldu gökte;
Tıpkı benim gibi uyku çekiyor.

Kanma

Gel mâziye yaslan güç verir bize,
Ötelere zemin deme nemize.
Bilinen macera hüsran var çetin;
O’na yolculuğun kanma Cengiz’e!

Tövbekâr

Dün başka bir gündü bugünde varım
Sahilsiz bir derya zararım karım
Rüya gibi her an, tasavvur üstü
Vakitle kavgalı bir tövbekârım!


Tuttuğumsun

Tanyerinde mehtâbım, gözyaşımda buğumsun,
İffetinde gizlenen, seyrangâhım kuğumsun.
Hasretimde teberrük, cigaramda dumanım;
Yüreğinden kıstırıp, elinden tuttuğumsun!

Şiddet

Allah’ın indinde kadın erine;
Kutsallık verilmiş kendilerine.
Ne büyük ihânet kadına şiddet!
Sokağı düşündüm daldım derine.

İki

Zaman bende ipe gelmez tor taydı,
Rakamlarım tükendikçe artaydı.
İki ayrı âlem ömrün yapısı,
Ölümsüzlük gelip, ölçüp tartaydı.

Ömür

Marifet kalplere beyinden girmek,
İlhamlar dalgadır azgın denizde.
Yaşam yağmurlarla yürüyen ırmak,
Akar gereğince dur deseniz de.

Hazreti Mevlana

Vaktinde zuhur etti, yayıldı perde perde,
Hep çileli yollarda, diz dize ve yan yana.
Orta Asya Türkistan Anadolu her yerde,
Rengârenk çığır açtı, O Hazreti Mevlana.

Aşklar

Baharlar serüven, yaz sonları dem,
Çok şey düşündüren sevdalar merhem.
Şehvetle kutsanmış yalan aşkları;
İstemem arkadaş, yıkım istemem!

Annedir

Rayiha kokulu annedir kızlar,
Şefkat derinlikli birer yıldızlar.
Hak hukuk eşitlik dedirten ruhlar;
Edepten iffetten ardan hırsızlar!


Dicle Kenarında

Bizim büyüklerin hâyreti sırdı,
“Dicle kenarında” hikâye vardı.
Ah yitik geçmişim, zamane nesli;
Sırrı ifşâ edip zehri ısırdı!

Usul Oldu

Faiz usül oldu edep ar dizde,
Mârifet, ihânet, sır ifşâ bizde.
Terk edemeyenler hiç öğünmesin;
Sesleniş aranmaz kirli benizde!

Evler

Kârûni duygular salar gör evim,
Vakfettim ilhâmı tuzak kurana.
Ölümsüz bir ufuk benim görevim,
Şâire övgü var baktım Kurân’a.

Hesapsız

Yana yatmış gövdeler, boyunlar baştan kalın,
Zihinler kırbaç gibi, arenası yuların.
Düşüncede fırıldak, sadâkatte hesapsız;
Yaşayan kadavrası pervazsız uykuların!


Hoş

Mahşere süvarili atların verâsı hoş,
Sükûn meclislerinde vaktin maverası hoş…
Hüznün davetiyesi, giden gelen bahtiyar;
Ağlatan inzivası, hira mağarası hoş.

Aynı mı

Sabrı yedekleyip yutkunurum tek
Bir yudum su ile bir parça ekmek
Gaye aşk herkeste aynı mı sence
Değer mi vuslatsız azabı çekmek

Rüyalar

Kurduğum rüyalar seninle tektir
Ruhunu ruhuma yamala diktir
İster dişini sık sessizce bekle
İster bende kalan hüznü biriktir


Olur mu

Gülüşü bir güneş, bakışı yaydı;
Nazarı âdeta içime kaydı.
Beni kimler anlar, yanık sineler,
Hiç bahar olur mu âşk olmasaydı!

İstikâmet

Bekleyeni unutur, ihmâl eder uyursun,
Bağırır Münker-Nekir, öndekiler buyursun…
Sen ne biçim yolcusun, hem kimdir klavuzun;
Müstâkime muhalif,müslümanım diyorsun!

Lokman Hekim

Enâniyet nedir, samimiyet kim,
Hakikâte ermek gerek nitekim.
Mükemmellik var ki ölmeden ölmek;
Nasîhatler piri,pir Lokman Hekim

Ne demeli

Çehresi postal rengi, nurdan nasipsiz alın;
Pek vermekten dem vurur, epeyce boynu kalın!
Ne demeli bilmem ki, besmelesiz götürür,
Sakaldan utan desem; ne suçu var sakalın!

Nefs

Gâh kül renginde tekir;
Gâh Tuzsuz Deli Bekir!
Gâh bıçkın delikânlı,
Gâh olur Münker-Nekir.

Nereye Kadar

Her yanım fırıldak, her yer haşarı,
Gayeyi fark etmek büyük başarı…
Dünyanın dostluğu nereye kadar?
Bağırır derin ses haydı dışarı!


Karattılar

İnsan karartırları, tavanı yok tasalar,
Maskeleri düşürmüş koca koca masalar!
Mehtapta ney havası, gerçekte pek çürümüş,
Yamyamlığı bırakıp vicdana uğrasalar…

Hemhâl

Gözlerim kalbime yakarışlar sâl
O’nun ahlakıyla olayım hemhâl
Manevi arınma dua ve tövbe
Ötelere götür beni benden al

O’na

Aslında ben söz yazan bilinmez bir naçarım
Dörtlüklere yaslanır mısralarla kaçarım
Dört biryanım fırıldak sefil ve merhametsiz
Ben O’na sığınırım hep O’na el açarım

Seni

Çile zâr zâr yanmak yananlara sor
Öyle bir gaye ki heyecanı hür
Kurtuluş iklimi bambaşka şafak
Otağını kurmuş seni bekliyor

Bir Damla

Bu öyle seferberlik sonsuzluk var varışta
Hakikat dile gelir bir damla yakarışta
Gayretin nispetinde değerin değer bulur
Basitliğin yeri yok sonu belli yarışta

Yazdıklarım

Hayaletler gibi evim ocağım
Cürmümü taşımaz kırık bacağım
Bütün yazdıklarım hay huy bestesi
Korkarım abdestsiz yutulacağım

Çağrı

Biliyor musunuz ısınıyorum
Sehere çağrının serinliğinde
Çömelip çok ağla, ağla diyorum
Nurani şeylerin derinliğinde

Arakan

Kehkeşan boğuşma ataş ağu kan
İnsanlık sürüsü mısralarla ben
Budizm’in dişleri zehri Arakan
Sustukça kazandık tüketerekten

Öteleler

Örf, irfân adına ne varsa kaymış
Amelsiz alimi bilginden saymış
Hayatsa akıyor boş dirensem de
Meşgul olduğum şey ötelerdeymiş

Kimdir

Ölüme susuyorum, bu yüzden kurban kimdir
Dörtlüklerim feryadım, gâm nedir figân kimdir
Zulüm idâm gözyaşı, düşünürüm niyâzla
Türkistan’da Alptekin, Mısır’da İhvan kimdir

Tesir

Hâl diliyle konuşmalar hoş olur
Sevda olur azık olur aş olur
Boş ifâde kalabalık teşvişler
Rehin alır tesir gider boş olur

Şüphesiz

“Madem dünya fanidir” endişeye ne gerek
İhtimal ki ganidir, şükret başın eğerek
Dünya fırıldak gibi döndürdükçe çıtırdar
Ruhum na’şıma koşar nefesime değerek

Musallat

Hiddetim öfkelerim, hak batıl meselesi
Hesabın eteğinde burgacında zor bayım
Gavura kaptırılmış, kültürümün yelesi
Bolluk musallat olmuş,dinle çocuk zordayım

Helâk

“Yaratan Rabb’inin adıyla oku”
Çalışıp okuyup kitaplar yutsak
Ne müthiş bir erdem farketmek yoku
Beşikten mezara ahdimiz tutsak

Aşklar

Aşklar kümülatif ölümüne yâr
Yalın tereddütsüz eyledim izhâr
Öpüşler vekâlet sevmeler köksüz
İstikbali kâbus güzellikler var
Aşklar kümülatif ölümüne yâr

Ve Seher

Aziz dostum baş koyanlar hür olur
Gökten yere yerden göğe sehere
Pür -nûr olur teslim olur sır olur
Yalnızlıklar sürüklerim nahere
Aziz dostum baş koyanlar hür olur

Teravih

Şükür kucakladık eyledik edâ
Konuşmak ilticâ susmak ilticâ
Zikir fikir şükür sabır dünyada
Teslim, hafızamız havf ile recâ
Şükür kucakladık eyledik edâ

Gomora

Fıtrat mevt cinayet sokaklar katır
Ve önde Zerdüştler postu karartır
Ülkemde kol gezer arsız eblehler
Çağdaş iblislere yetmez dört satır

Hicâb

Küfür tek millettir, irâde karma
Örften deformasyon şu bizim kızlar
Ve müsâbakalar diziler, sorma
Hem kimin hicâbı âh beyinsizler

Şey

Şöhret rüzgârlık çadır,tayfun çıkana değin
Sanat şeye değer mi, "şey" irâdesizliğin
Sözlerimin içinde çok şey arıyorum ben
Ne çok şeyler öğrendim şu şey harabelerden

Sığındığım

Kurtuluşun en mevsimi arâfe
Vâkt-i kıyam ey başını seyreyle
Rahmet ile çiselenir şerefe
Sığındığım encamımı hayreyle

Bizim

Şuûr derinliği yaşımız bizim
Sibirya'yı yakar kışımız bizim
Ölüm varlığımız ecel giysimiz
Nefs ile savaşmak işimiz bizim

Cehâlet

Zerdüşt postalları teröre palet
İzâhı tükenmiş sözdür cehâlet
Mao’nun gülüşü Hitler’in ufku
Delalet hıyânet ve korkunç hâlet

Kâse

Yetim başı yüreklerde kef eder
Pahası yok şeytanları ref eder
Şevvâl ayı bayram etsin kâseler
“Az sadâka çok belayı def eder”

Lâf

Ahmak laf ü güzaf, lâf ola uçar
Arif'se hiç söyler,çok şeyler saçar
Muhakkak ki mânâ ilim sır hikmet
Sükût dile gelir, aşka yol açar

Muhataplar

Şaklaban ezberler alıyor beni
Sözü didikleyip yoruluyorum
Melûn muhataplar biliyor beni
İblis taşladıkça diriliyorum

Al

Hür sesi mâbedimin,Bilâl'i özlüyorum
Mehteri milli marşta; hilâli özlüyorum
Eşsiz derinliklerden zirveleri besleyen
Gölgesinde yattığım renk "al"ı özlüyorum
Öptükçe özlediğim, o hâli özlüyorum

Susun

Aşk kokusu buram buram şehitler
Şehitlik gül açmış yeşermiş otlar
Ölmezlikle besleniyor müjde var
Susun! Vatan vatan vatan öğütler

Oğul

Hâin desem sayın desem ne oğul
Vatan bilmez satılmışa be oğul
Hâbil Kâbil belki sebep he oğul
Âh şehidim susma bir şey de oğul

Edep

İnsanlığa tahsil yeter mi sandın
Mârifet edepsiz artar mı sandın
Bilgi gafletini tartar mı sandın
İnkâr surlarını yıkmalı tek tek
Ölümü ölmeden öldürmek gerek

Muhterem

Âşkın mâhiyeti gözyaşına nem
Esasında mecnûn değildi kerem
Vuslat kemalatı itibariyle
İnanan gönülde o hep muhterem

Bilmez

Benim soyum ırkı bilmez
Bir tek Allah korku bilmez
Bir’den almış pâyesini
Bundan başka türkü bilmez

Şahsî

İrfanını şahsî ikbâl edinen
Şan şöhretin çöplüğünde didinen
Emeklerin hıyânete dönüşür
Sonsuzluğun sonu olur ödenen

Eyleme

“Bir” bilmez sevgiden yâr bilmez yârdan
Bilgisiz fikirden, görgüsüz vardan
Şaron Firavun ve Kisra’dan Çar’dan
Eyleme Allah’ım aldananlardan!

Noel

Büyüklük taslarsın akıldan dulsun
Daha doğrusu sen frenkçe pulsun
Her hâlin ütopya, haçlı çarmıhı
Noel'e köle mi,sen nasıl kulsun

Allah’ım

Zalime mahzendir cehlin izleri
Düşünen kullardan eyle bizleri
Ne erdem ne vicdân ne bir tefekkür
Acı affeyle biz beyinsizleri

Değil

İçimde hep umut bâzen girift iz
Koşuyorum tahayyülsüz kaygısız
Nâzım yazdım tefekkür yok duygusuz
Şâir değil ben delinin tekiyim

Kahreyle

Kahreyle Allah’ım âd kavmi gibi
Kahreyle hepsini sonuna kadar
Kökünden mahfeyle kurusun dibi
Kızıl merkezlerden inine kadar

Kalem

Bencillik hırs şehvet ömrü öğütür
Dedikodu basit ruhun kelâmı
Cibilliyetsizi hayır şerre yor
Kendime öğüdüm bozma kalemi

Sen

Hüznün yağmurlarıyla özlemleri giyince
Ağulu fırtınalar yüreklere değince
Ölüm başlar peşinden şehir çöker başıma
Ben âh keşke dedikçe sen gelirsin düşüme

Yân

Taptâze yüz ile candan öte yân
Ruhlara çağıltı feryada aman
İlhâmda aşk olsun katre gözyaşı
Varlığın ağlasın güldüğün zaman

Kudüs

Ümmet seyrediyor duvarlarda süs
Mukâddes belde hem buyurmuş hâdis
Sen hep yerle yeksan âsır ayarsız
Mescid-i Aksa âh,âh canım Kudüs

Yağacak

Bindi nesl-i atî zafer atına
Göğü kamçılıyor şafak doğacak
Şuur boşluğumda dinmez fırtına
Tevhid vadisine yağmur yağacak

Değildi

Nerde kopuk insanlığın yitiren
Araştırdım inan bizden değildi
Üç asırdır viskileri götüren
Irzı satıp masonlara eğildi

Kut

Biliyor musun ısınıyorum
Kut'ül Amare’nin serinliğinde
Çömelip çok ağla ağla diyorum
Müjdeli şeylerin derinliğinde

Kızım

Emâneti Rabbimin lütfûdür kızım
Hep kıvanç vesilesi en tatlı sızım
Gül gelincik çiçeği hayatın süsü
Ortanca tek leçeğim ve alınyazım

Terâvih

Bilâl sağanağı, huzura varın
Siz kırıp döksem de,bana bakmayın
Ümidi kesmeden Affına durun
Tadil-i erkân var, yatıp kalkmayın

Muhasebe

Hasenat seyyiat, ölçü keyfiyet
Mükâfatta nizâm metin bir niyet
İlâhi adalet hakkı hükmeder
Kemiyyete bakmaz buyurmuş üstad

Meriç

Müthiş üslubuyla hiç etmiş hiçi
Onu anlatamaz kalemin piçi
Vicdanı sâdası sözü mert adam
Köksüzler yazamaz Cemil Meriç’i

Cengâver

Seyretmek çok ağır suskunluk çetin
Hedefe az kaldı, yolcu nerdesin
Cengâver ne zaman senin hicretin
Uyan nesl-i âsım, hangi yerdesin

Gaye

Şeytan hevâsı aldatmak için
Arı'nın çabası bal tatmak için
Bu iki canlıdan ibret alalım
Gelmedik dünyaya boş yatmak için

Sus

Her şöhret merkebi ahmak söz eder
Boş lâf pazarında söze sus düştü
Usul usul güldüm takdir-i kader
Keleme konuşmak bize sus düştü

Sevgi

Kaygan tartışmalar yine bu hafta
Ölüm ötesine taşındı yer yer
Hududun belirle kalma arafta
“Kişi sevdiğiyle” mutlak beraber

Cuma

Rahmeti bereketi yolları tutuverir
Günlerin efendisi,bahtsız unutuverir
Selâm size kardeşler gelin cumaya gidek
İnâyet af sonsuzluk inşAllah tütüverir

Uyak

Yok, şiir yok kardeşim, adını koymuş eser
Katırlar ve satırlar, yumruk sıksam ne anlar
Ne söylesen anlamaz, boşluğa ahkâm keser
Yapışırlar uyağa, manada boğulanlar

O

Hür fikrin derebeyi gücü mâzi ve ati
Şuur okyanusu o, bin yılın hakikati
O zindanda fıtratım kurumayan yaşımdır
Fütursuzca horlanan dava arkadaşımdır

Sımsıkı

Sokaklar feodal dava mübârek
Küfrün kutsadığı tanrılar baksın
Çağdaş ihanetler sırtındaki yük
Fırlatıp ipine sarılacaksın

Az Evvel

Ben'i bize verip sattım az evvel
Düşündüm hesabı bittim az evvel
Çığlığı çığlığa kattım az evvel
Gittim ötelere gittim az evvel

Yeğin

İman süvarisi şahidim deyin
İmandır kardeşim bütün herşeyin
"İmanla yaşayıp imanla ölmek "
İmanlı bir ömür hıfzetti Yeğin

Ölüm

Yaşam hakikattir tek perde oyun
Ki "ölüm terhistir" ahmaklar duyun
Şeksiz ve şüphesiz yok olmak değil
Ebedi saâdet nedir? Okuyun!

Hüdayi

Yokluk kapısı ne kimlerin pâyı
Sokaklar çok kurak yetiş Hüdayi
Güya ismim Ömer adalet adım
Sırtında ciğeri anlayamadım

Mütevazı

Tefahürle takva olmaz
İnsan vardır yeri dolmaz
Riyâ züldür yeryüzünde
Mütevâzı mümin ölmez

Halisdemir

Ülkeme bin bir tuzak, istilâ hâin emir
Âsımın diğer adı kahraman Halisdemir
Şehâdet âşk rengârenk cihân ona yetmedi
Milletin namusunu, vuruldu çiğnetmedi
Gurur Duy

Hangi deyyus engel olur bu âşka
Vatan sesi ses veriyor derinden
Milletimin vatan âşkı bambaşka
Yedi düvel koparılır yerinden

Üstünsünüz

Meydanlara koşunuz ağa paşa beyseniz
Duâ âşk secdelere, alnınızı eyseniz
Ve ipine sarılıp aczinizi ârz edin
Korkmayın üstünsünüz istikâmetdeyseniz

Anlayamaz

Tutsak tüm beşere sokaklar vaaz
Hayâsız asırda gerçek tarih yaz
Köprüler şüheda yollar gâziyân
Bu öyle bir ruh ki şer anlayamaz

Bir

Diriliş rüyası "bir" güzel sayı
Ferâset alt etti sızıldanmayı
Kavuşmak ne güzel tevhid tacına
Küfrü asacağız darağacına

Medeni

Arsızca saldırılan, İslâm’ın bedenidir
Evet, yaşadığımız Hak-Bâtıl nedenidir
Gâvurun havsalası aklının pençesinde
Sömürü ve hilede epeyce medenidir

Bugünler

Götürdü mâziye bugünler bizi
Vardır belki hayır şerde hayır var
Topladı bayrakta tüm hepimizi
Al ile boyayıp etti bâhtiyar

Siret

Papaya sevdalı, haç’a âşık dil
Ehl-i küfür safı, çürüyen siret
Gerçekte hayâsız namert ve sefil
Zerdüşt’le diz dize yürüyen siret

Yaver

Tuzakları enkaz, kafeste yâver
Tek ağızdan uluyorlar hoşt bunlar
Çıktı geldi uzun boylu cengâver
Hepsi kaçtı vatan satan puşt bunlar

Dağ Gibi

Şühedaya niyâz olur, yas olmaz
"Men Rabbuke" suâline küs olmaz
Şehit sıddık âşk velâyet dağ gibi
Sarsılır mı kahramanlar sarsılmaz

Nerede

Beraber ağla öl haşrol git yâda
Küfre çeper olma akan dünyada
Madem iman dersin sözlerini tut
İmansız Müslüman nerede mevcut

Gereği

Bütün yaptıkların öyle bırakıp
İyilik eyleyip unutacaksın
Ehl-i dalâletse dikkatle bakıp
Kılıcı bileyip kin tutacaksın

Boş

Yolcu ve gözyaşı izahat hata
Gamdan perçin attım meçhûl sanata
Bütün şiirlerim deli sevinci
Bir ömrü koşturdum boş saltana

Ömer'i

Özlemim eşkıya söz bilmez âsla
Ölürsem çöl kokan toprağa yasla
Özüm yükseklerde körlüğüm çetin
Ömer'i olsaydım İslâmiyet’in

İnkâr

Doğru birdir değişemez, tefrikadır türleri
Susunuz dinleyiniz, zamane kâfirleri
İnkâr liyakat madem, sizler kimin eseri
Zekâ kimi kurtardı, küfrün misafirleri

Sana

Kime sevdalıdır gerçek âşıklar
Yıldız hilâl güneş yer gök ışıklar
Havf reca af tevbe Seni hıfzeder
Yolcu hamal mezar ip ve beşikler

Duâla

Sensizlik yenilgi öp beni ana
Ellerim titriyor duâla biraz
Kurak gözyaşlarım hele baksana
Şuûr burgacıma esmiyor rüzgâr

Gerçek

Sevkiyat var öz vatana
Yolcular gidiyor tek tek
Bir müddet der toprak ana
Mezar durak hesap gerçek

Vurula

Dayan be bu gemi batar mı gardaş
Küfrü çekip duran zincir kırıla
Mâziyi bilenler yatar mı gardaş
Nesli ceditlerin mührü vurula

Ene

Emrivaki dostu etme baş tacı
Kendini övene tevazuyu kıs
“Ene”li insanlar ifrit ağacı
Sessizce uzaklaş oku üç ihlâs

Arayış

Bir ses duysam Bilâl verse rengini
Köz eylese göğsümdeki yangını
Sükût edip sessizliği yorsam hep
Veysel gibi anacığım sorsam hep

Şimon

Çoluk çocuk katletmekti tek derdi
Her eylemi kan gözyaşı haberdi
Ve son sözüm başka söze ne gerek
Bu sabahta bir lânetlik geberdi

Ölmez

Gençlik süslü hiledir
Ölüme hamiledir
Ölmez denen varlıklar
Nurlu ihtiyarlıklar

Misak-ı Milli

Nerden bileceksin işin sırrı şey
Lâfı çok uzatma otur Sırrı bey
Son söz darağacı kuyu eşmiştir
Ve Misak-ı Milli gerçekleşmiştir

Kuğu

Sessiz fısıldaşır sahilde kuğu
Eğilip kalkışı endâmı tuğu…
Zarâfet âşk güven âsil ve sakin
Narin ve gizemli hep buğu buğu…

Yol

Yol

Câiz midir atma sözü bir yana
Engel yoktur mârifette yanana
Yol ikidir tek yol gider cânana
Bir’i tutsan tutamazsın sen seni
Sen tutmazsan ecel tutar enseni

160

Rıza-yı İlahî sonsuz limana
Götürür gerçekte insansak şâyet
Esas maksad O’ysa şiirde mâna
Ve İslam dostdoğru yol diyor âyet

Gaye

Er gibi yaşayıp hikmetle baksan
Ruhuna tefekkür salabilirsin
Var olanı düşün sen neden yoksun
“Nasıl sen gayesiz kalabilirsin”

Kenz

Zaman âsi sâmimiyet münzevi
Er odur ki sonsuzluğa yâr ola
Kalp dediğin bir zerrecik kenz evi
Görmeyeni aksak kala kör olâ!

Öldürür

Ruhu nefsin önüne, dize çökmek öldürür
Sayısız nimetleri, tersiz ekmek öldürür
Şöhret denen şeytanı tespih çekmek öldürür
Hakk de tereddütsüz, nasır bitsin diline
Şirkin uzuvlarına, susup bakmak öldürür

Emânet

Hoş ismini düşündüm öptüm bizim Memed’i
İsmi tatlı teberrük Ahmet’in emâneti
Lekesiz sâmimiyet, dedi baba gel hele
Sıkı öptü elimden çekti gitti hergele

İnsirâh

Sabir çekiyorum seytana inat
Hücreler hükmünde uykular tekler
Duâ icra et der ses ve heceler
Alnım seccadede insirâh bekler

Fıtrî

Şiir fıtrî çiziklerim
İstedim ki vezin olsun
Gâm ve çile rızıklarım
Güzel günler sizin olsun

O

Sabır sabredenin emsâlsiz varı;
Mevlâ kalbimize hırs tutturmasın.
Olur, elbet kulun âczi efkârı,
İnsanlığımızı unutturmasın!

Vedâ Hutbesi

Mukâddes mübârek eşsiz nasihât
Ne çok ihmâl ettik son hediyeyi
Kur’ân sünnet nerde biz nerde heyhât
Bekle, saâdet-i ebediyeyi!

Odun

Takvadaki tezahür, tevekkül var teslim var
Şüpheye set çekmeyen kalbini bağlayamaz
Duygulara yaslanan gözyaşların fâslı var
Fasılsız ten odundur, odunlar ağlayamaz!

Biz

Üç kıtada cirit attık
Malazgirt’te at oynattık
Çığır açıp çağ kapattık
Yolumuz Kur’ândır bizim

Hasret

Medeniyet tasviri köprüler ve kemerler
Gidenleri uğurlar hüzünleri emerler
Ruhum mâziye hasret,dünya bir ses bekliyor
Ah be beyaz atlılar, Osmanlar ve Ömerler

Yazarlık

Toprak kokan yaşmaklılar ne çok az
Çözülüşe baş koymuştur pazarlık
İzzet öldü edep viran yâr duymaz
Pelteleşmiş kürsülerde yazarlık

Hamal Gibi

Kavgamda susuzluk, kapımda hüzün
Binyıllık fırtına tapumda hüzün
Ben kime divane ben kimevurgun
Yüzüm hamal gibi, ipimde hüzün

Korkaklar

Harp değil dünyayı sessizlik bastı
Şiddetin çarkını korkaklar besler
Tarihi sulh diyen deyyuslar sarstı
Ölümün arkını korkaklar besler

Meçhûl

Çöl kokan mâtemin, yası olsaydım
Unutulmuş hüznün hissi olsaydım
Kavgalarım meçhûl âşk dolu hurcu
Taşımak din imân ve namus borcu

Bir Sabah

Bin yıllık kavgamın Hakk'a sözü var
Zulmün merkezine ateş yağacak
İnşAllah tersine esecek rüzgâr
Bir sabah ülkeme güneş doğacak

Uyanış

Fatih'ten Yavuz'a Hicaz'dan Fasa
Zihni eğritenler âh bir anlasa
Davalar dağınık rüyalar sağır
Uyanış bekliyor değişmez yasa

Hangisi

Düğünlerde keşiş,Camide vâiz
Kimlikte Müslüman midemiz fâiz
Bu nasıl pazarlık, hangisiyiz biz
Lütfen ciddi olun, hangisi câiz!

Biz

Susuzluklar artınca, aşılmaz bende vardık
Kavga bizde hakikat, rahmet esende vardık
Bu gün varız yarında, muhteşem dünde vardık
Biz mârifet mimarı, Buhâra’nın irfânı
Ölümden korkmuyoruz, ölümsüz günde vardık

Siyon

Elleri kanlıdır hesaplar saklı
Zıtlar çiftleşiyor görün üst aklı
Artık yıkılmalı Siyonun bendi
Köşe başlarına cellât döşendi

Gelse

Bu şehre sığmayan hayallerim var
Bende hep susuzluk orda hep bahar
Mukaddes fırtına kucakla beni
Meçhûle açılsam gelse sonbahar

Meziyet

Hayat zirvelere taşıyabilir
Sakın kimselere olmasın diyet
Tersiz yükselenler üşüyebilir
Esasen haddini bilmek meziyet

Saliseler

İrfânını çevir bir’e zenginleş
Emzirmektir tebliğ, işindir senin
Düşün bu gün yarınını, olma leş
Saliseler tükenişindir senin

Müflis

Salih kalpler gece gündüz hürdürler
İnkârcılar dört mevsime kördürler
Doymaz gözü küfre haddi aşanlar
Ürpermeyen mağrur müflis türdürler

Hak

Gelir geçer halklar bir tek hak kalır
Şüphe yok ki çevirtilen çark kalır
Kavgaların son bulduğu diyârda
Korku ümit, ulaşılmaz fark kalır

O'nun

Cennet O'nun mülk O'nun
Bâki O'nun ilk O'nun
Uyan artık Rüyâ'dan
Ecel O'nun ğalk O'nun

Yular

Şu fâni dünya ki bekaya yular
Nefsi emarede fena bul ki yan
Fıtratın ritmidir temiz duygular
Elemsiz lezzeti var mı anlayan

Varış

Hak-Batıl zorlu yarış
Ezelden berzahadır
Hak-Batıl zorlu yarış
Ve varış Allah’adır

Vazgeçmem

Hissizler parkında harelenirim
Gözyaşı kavurur çıralanırım
Hak yoldan vazgeçmem hırpalansam da
Ne varsa unutur, Hirâ’lanırım

Yadımda

Garbın kafasıyla sen hırlayan ses
Polemiği bırak, kes dilini kes
Vatan vatan vatan, vatan mukâddes
Öfkem kor yanardağ sonsuzluk yadım
Küfrü boğazlayan yiğit celladım

Gibiyiz

Yolcu ve oyuncak, oyna esneme
Sanki bu dünyada kalmış gibiyiz
Önce mezar durak sonra mahkeme
Peşinen cenneti almış gibiyiz

Ebed

Dünya aldatıcı iki hecedir
Lezzet zevk ziynetler hep sizin olsun
Ebedi hayat ne, menzil nicedir
Huzura gidecek bir yüzün olsun

Doğacak

Her nere bakarsan irşat izi var
Mutlak güzelliği bir gün sağacak
Zekâ tefekkürle kendini arar
Sabrın bahçesine güneş doğacak

Annem

Songüzün karakış ilaçların nem
Ne kadar gözyaşı defnettin annem
Parmakların titrer yaşın silerken
"Bir"siz hükümlerin canı cehennem

Harâbe

Kaç sütûn şu ömür veyahut kaç gün
Gün gün kaypaklığı çok şeye gebe
Felsefe zirkeden maske ve oyun
Cehâlet hırlıyor dünya harâbe

Harâbe

Kaç sütûn şu ömür veyahut kaç gün
Felsefe zirkeden maske ve oyun
Fikrin kaypaklığı çok şeye gebe
Cehâlet hırlıyor dünya harâbe


Bilene

Şuûr kucak açar haddin bilene
Tefekkür bilmeyen sözler bil ene
Lâfzın asâleti sükûtta saklı
Hâl odur ki kılıç gibi bilene

Hakikat

İns köpekler yal istiyor yal ana
Düzen bu ya yedirdikçe yalana
Faziletten feragat mi edelim
Hakikati takas etmem yalana

At-eş-ek

Her toplumda mutlak vardır at eşek
İki ayak olanlara ateş ek
Uğrar mı hiç bir dirhemlik haysiyet
Bütününü yığın yığın at eş ek

Buruşuk

İri lâflar eder irâde kara
Ruhu hep buruşuk zihni çengelli
Fikri parıldatıp satmış inkâra
Ehli küfür desem dilim engelli

Gölgelik

Herkesle dost olunmaz, erdem olmalı safta
Dost var ki ihtiyarlık çok şey kalır arafta
Dostluk hem hürriyettir hem yakıcı bilgelik
Ve bildim anladım ki; dost bir yudum gölgelik

Gibi

Fikir suda kum gibi
Söze âhenk dem gibi
Gıda âsil ruhlara
Karanlığa mum gibi

İkindi

Meçhûl hisler gelir ezân ses verir
İkindi suskular âşkla canlanır
Kurtulurum süfli dünya pus verir
Secde eden gerçek vatanı tanır

Âlim

Öyle söz söyle ki zındığı ürdür
Edepsiz çok âlim ilmi üfürdür
Sanmayın ki hicvim şahıslaradır
Mümin riyâ yapsa ucu küfürdür

Mukâddes

Hikmeti düşünüp sızlanmayı kes
Kadere rızayla mükellef herkes
Her bir musibetin rahmeti vardır
Vazife mübarek dava mukâddes

Sayıyorum

Cebirle aram yoktur isteme sayı yorum
Topla çıkar bölüp çarp tüketip sayıyorum
İnsanı tarifeyle tahrik ve şımartmadan
Tavırlarına göre adamdan sayıyorum

Keşkelerim

Yorgan döşek ifşâ ettim hâlimi
Lâl eylesin hâk demezse dilimi
Geceleri rüyalarım lâlezar
Keşkelerim son perdenin filimi

Batı

Batı kof hükümran hodgamın sesi
Her dâim şuursuz Siyon itidir
Diktanın maskesi sonun piyesi
Kibri tükenişin alâmetidir

O'nsuz

Hürmetkâr bir üslûp ömrü niyetim
Şiir vadisine çok şeyler yazdım
Kavgamın rengidir hüsnüniyetim
O'nsuz duygulara yaklaşamazdım

Sevgi

Güller kadar güzel hakkı bilen el
Hüznün hoş olsa da tebessümle gel
Hak sevgidir hoştur âşktır unutma
Anladım ki İnsan sevince güzel

Perde

Yakınlığım sana en çok seherde
Hüzünle bezeyip düşürdün derde
Gülmeyi özledim epeyden beri
Tarifsiz kederler bendeki perde

Gölge

Muhkem zincirlense recâ halkası
Bütün tefrikalar, sabrın belgesi
Şafak doğar ya da yanar kandiller
Koş diye haykırır hakk'ın gür sesi

Yol

Kalp ehlî gerçekte yârine kuldur
Kalbi güzellerin acısı boldur
Yol töre edep âşk tasavvuf yoldur
Yol ki ilim irfân insanlık hâldir
Edep çuvalını doldur ha doldur

Savaşçı

Kovala burjuvayı sav aşçıları
Peteğe mahrem sokmaz savaşçıl arı
Zerre kadar sarsılmaz yârin yolunda
Büyük cihat ve nefsin savaşçıları

Unutma

Tek gerçek saadet bir’i unutma
Ümit var ol sahip çık sözlerine
Kur’ansız öğüdün yolunu tutma
Hakikat sürmesi sür gözlerine

Kandil

Avrupa yol kandil ini
Salyalamış kan dilini
Mecusi’nin kalıntısı
Nerde yakmış kandilini

Ömer Ekinci Micingirt





Düş'e Düşen Beyitler

Şiir

Edep ile yıkanıp, dili kalbe almaktır
Şiir O'na yakarış kapısını çalmaktır

Gönül gözün kör ise kâinat sana dardır,
İhtiyacın yekûnu yaşadığın kadardır.

Erdem

Şâiri erdemli şiirler ölmez
Erdem ciddi iştir şakaya gelmez

Heceler

Atmaya kıyamadım, imge binbir köşeli
Mısralarım pek artist,heceler aşk döşeli

Gıybet

Kardeş eti çiğneyip nice kusurlar eştim
Ve emrine muhalif uzun yıllar tepiştim

Kalem

Utangaç olmalı yazan her kalem
Yusuf’u küstürdük Allahüâlem

Örtü

Örtü mânevi emir, ölçü vermiş diyânet;
Kıstassız örtünmeler,örtünmeye hıyanet

Nefs

Alkış yükseldikçe değerleniyor.
Nefse semer takıp eyerleniyor!

Kafiye

Manasız kafiyeler yırtık çula yamadır,
Tefekkürden bihaber ifadeden âmâdır!

Ertesi

Hesap saklı elbette, yaşamın kertesinde
Ölümsüzlük bekliyor, ölümün ertesinde

Görmek

Her göz görse göremez erendeki yanışı
Hikmet tespit sesleniş teslim dalgalanışı

Yolcu

Ömrümün fecri mevt, avuçlarım mor
Lahitten geceler, beni yoruyor…


Hakikat

Yaşamanın amacı önyargısız ve tektir
İdrâk zekâ hafıza, hakikati bilmektir

Ben

Benimle ben iç içe, benlik ve ben ikisi
Bu bende ki “ben”lerin hangisi hakikisi

Micingirt


Aşk

Ulaşılmaz peşinde,izdihâm ve yokuşsun
Mağrurluğun dağ gibi,yinede sen çok hoşsun

O

İpine sarılmak kurtuluş nişan
O’nu bilmeyenin sonu perişan

Yaş

Yüksek tepelerden ağlamasam da
Yüreğim dörtnala ağlar masamda

Loca

Hep aynı vadilerde çakal havlar kelp ulur
Özgürlük tellalları, localardan duyulur

Utan

Kalbim temiz deyip kalbi unutan
İlâhî ahlâkı düşün ve utan

Kök

Affetmem unutamam, neydi öyle o sözler;
Kökümüzü boynuzlar namussuz kart köksüzler.

Bihaber

Bir ömür tepinir, "O"ndan bihaber
Tepinme son bulur, sondan bihaber

Keyfiyet

Süfli keyfiyette meşakkat çoktur
"Helâl keyfe kâfi" buyurmuş haktir

Olunmaz

Kalem satan çomarlar yiyip atıyor takla;
Kral aslan olunmaz kemiği yalamakla!

Ahlak

Doğruluk, ahlakın güçlü direği
Yalanı erk etmek neyin gereği

Soru

Kardeşi çekiştirmek hangi dinin mantığı
Peki, kim taşıyacak tabut denen sandığı

Şems Gibi

İrâdelerimizi, yarıştırsak şu nette
Huzurlu bir topluma insanlığa hizmette

Tesettür

Giyim kuşam sınırsız soyundukça olduk hür
Çıplaklığın renginde, moda oldu tesettür

Niyet

Kurtuluşa ermekte tek yol emrine niyet
Asgari kusursuzluk, lekesiz sâmimiyet

Mâna

Bütün mesele şirk veya biat
Mânaya dikkat der edebiyat

Gaye

Dünyaya prangalı, değilseniz hürsünüz
Kervanınız dünyaysa konuşan sürüsünüz


Elli

Ayna ve müşâhede, elli yıl birden geçti
Bedahet derecede perişan serdengeçti

Hırka

Ümmet için istikamet bir hırka
Yaktı beni çöl kokmayan kasırga


Yaşam saklı elbette, yaşamın kertesinde
Ölümsüzlük bekliyor, ölümün ertesinde

Menfi

Başkasını kendine tercihe çalısınız
Kendine yasamakla baslar alçalışınız

Güç

Zirvede oturmaya var ise takatiniz
Ne asalet sorulur ne de liyakatiniz

İnfâk

İnsanlığın sıfatı, verenlerin elisin
İnfâk etmişsen şayet inşallah ötelisin

Görmek

Mâna yok defolu, heceler yarım
Şiirler döktürür şaşı bakarım

O

Bakmayın suretime, ne ağayım ne pasa
Her şey O’na aittir O’ndan başka yok hâşâ

Seyir

Hayret yok ise eğer peki söyle sen nesin
Tefekkür seyir meğer ve seyre perdelisin

Vesile

Şifâ Allah'tandır vesile doktor
Vesile yok ise; şifâda yoktur

Tespit

Dünya ve ahiret, öfke beş güğüm
İçtikçe savruldu, vah ürküttüğüm

Samimiyet

Yaşanan şu ruhlarda; ölüm azap iğreti
Epeycedir kaybettik, kalbi samimiyeti

Kadın

Allah’ın emâneti, şefkat öğütler dinde
Hâla anlamadıysan, sorun senin beyninde

Ziyan

Karartım her ne varsa, saygı değer uykuya
Gecelerim boşluğa gündüzlerim hayhuya

Son

Yanık bir âşık gibi, tutsaydım eteğinden
Çeşmesi tadılmamış, sonsuzluk peteğinden

Tek

Gereğince ürpersek; çıldırasıya tekten
Ukbâ nedir unutsak, beyni törpülenmekten

Gassal

Öldür aşkla ölümü, sonra salaya buyur
Sırala ölümleri, sonra gassala duyur

Sen

Sen büyülü sevgili, sen renklerin alısın
Tüm renkleri terk edip kendini aşmalısın

Sükût

Söze müptelayım dilim biçare
öğrendim sükûtu ama ne çare

Keşke

Kin öfke hiddet, gaflete daldım
Keşke’ye büründüm kendime geldim

Aşk

Aşk tefekkür beyindedir tesiri
Beden onun emir kulu esiri

Hamd

Gönül gözün aç ise kâinat sana dardır
İhtiyacın yekûnu yaşadığın kadardır

Son

Zaman ödünç sınırlı, beklentilerim sonsuz
Beklentiye ne gerek, kefen kucaklar donsuz

Yön

Medüz’de can, kan bulunmaz
Yönelmeden yön bulunmaz

Duâ

Duâ çeşmesinden doya doya kan
Eşsiz mükâfattır, duâ sır derman

Ecdat

Ben tarihe uzak tarih bana yad
Hangimiz yabancı kalk hele ecdat

Ben

Kendime ben deyip geçtim hücuma
Kendimi terk edip kaçtım bu cuma

Diriliş

İmkânsız kim demiş şafak doğacak
Bulut gürleyecek, yağmur yağacak

Gaye

Ruh kalp istikâmet kulluktur gaye
Gayrısı felaket, var yok hikâye

Hangisi

Madde mana ruh ve ceset,hangisiyim ben beyim
Belki de köy bucaksız, yol bilmez göçebeyim…

Kime

Medeniyet züppesi,kime soyuyor kızı
Edep hayâ döktürür,edepsizin arsızı

Suna

Mutluluk sırrını sunabilirim
Sonsuza sevgili suna bilirim

Duygu

Susunuz susuzdur susuz duygular
Duygusuz sonsuza akar mı sular

Hâl

Söz odur ki, ihlâs ile bilene
Hâl konuşup dil söylese hile ne

Şems Gibi

İrâdelerimizi, yarıştırsak şu nette
Huzurlu bir topluma insanlığa hizmette

Sakın

Şiir kalpli insan uysaldır ama
Ehl-i kıble ise, oyun oynama

Flört

Gönülleri imar et, aşk diyorsun madem sen
Aşka tuzak nedendir, ne antika adam sen

Hesap

İyilik ve kötülük, menfi müspet haliyle
Mutlah dehşet hesap var, günahı vebaliyle

Hakikat

Bir sonsuz yolculuk hep aynı hatta
Sonu dert eden kim, kim hakikat ta

Kalem

Gözyaşımdan gayri gizli dost kalem
Kalem sadik yoldaş Allahüâlem

Ter

Ömrün şakağını ter ile ıslat
Ter ile ıslat ki öpüşsün vuslat

Cesur

Eli tutmaz olur, kımıldamaz erine
Soyundurur cesur der, asrın kahpelerine

Ben

Çoban bile olamadım, koyun güden kavallı
Ben neyim ki nefse tutsak gayesi zevk zavallı

Zân

Takılmış zannına cahil sineler
Gerçeğe ihânet şu zannetmeler

Tevazu

Duru bir su, dinlendirir tevazu
Arsızlara pek uğramaz bu mevzu

Efendim

Sönük bir kuytuda içimde hüzün
Seni özlüyorum sezdirmeksizin

Yarasalar

Kan emici gillerden gece virüs salarlar
Tükürerek yaşayıp, kan emerek ölürler

His

Beraberken pek severdim dedemi
O gidince, kaybettim ifademi

Kısmet

Rahmetin yağması kısmetindedir
Şefkati şükrünün nispetindedir

Mizân

Cesaretle her yaşta, her an ölüm giyerek
Mizânı kabullenin, havf ve reca diyerek

Bakış

Hırs bitmez tükenmez, kimine sırat
Yaşamın son diyârı, kimine berat

Ses

Dilimi biledim seherde sese
Duâlar döktürdüm hemen herkese

Duygu

İrâde çöküşü keyfi duygular
Keyfiyette göre akar mı sular

Ülkem

Kilim gibi bütün renkler hoş durdu
Dilimdeki sözcükleri coşturdu

Fark

Kusur eksik fıtratta, çokta farkımız yoktur
Bir yanımız çok arsız bir yanımız çocuktur

Şiir

Şiir var köpek gibi, ezanlara ürüyor
Şiir var çocukluğum mis gibi üfürüyor

Uyan

Ne varsa öldürdük, öldürdük heyhat
Sizi de öldürdük, uyan be ecdat

Gıybet dedikodu ölü etidir
Takvâ züht hiçliğin melâmetidir

Korku

Allah’ta lütuf çok gazapta çoktur
O’nun ikliminde tövbe af haktir

Serdengeçti

Büyük sularda yüzmek serdengeçti hâlidir
Sevdanın ilk adımı, vuslatın istikbalidir...

Kaçış

Milyon kere gözyaşı hep yaya koştum
Gasil hane yazmayan odaya koştum

Kim

Hep sonsuz yolculuk hep aynı hatta
Sonu dert eden kim, kim hakikat ta

O’na

Izdırap ardından gözyaşım dolsun
Ben O’na muhtacım O’na hamdolsun

Secde

Ahlâkı temsil etme ve sürecindeyseniz;
Ebediye götürür, başınızı eğseniz!

Milliyet

Haktır müspet milliyet bakmayınız derime
"Asâbiyet tefrika" der âyet-i kerîme

Moda

Tüm perdeler yırtıldı dünya denen odamda
Çıplaklığa büründüm elbisesiz modamda

İşve

Şiir gibi gözleri gözlerim sürüyor
Mısraların işvesi içime üfürüyor

Çocuk

Kadavradan yüzleri pek bir değeri yoktur,
İsrail’de bir böbrek Filistin’de çocuktur!

Efendim

Ey Allah’ın sevgilisi ışık sema güneş siz
İkliminde gölgelenen hiç kalır mı güneşsiz

Kurban

Kurban et yemek değil! Mangal olur haliyle,
Sevabindan ziyade, vah kalır vebaliyle.

Bakış

Hırs bitmez tükenmez, kimine sırat
Yaşamın son diyârı, kimine berat

İslam

Kılavuzu köksüz haritası ham
Şehadetsiz kula neylesin İslam

Tevazu

Her şey O’nu anlatır her şey O’nun izinde,
Sözler mercan dediler tevazu denizinde.

Ses

Sırtımı dönünce arzdaki sese,
Kör baktı melekem bütün herkese.

Babıâli

Kin ekildi ülkemde, tuzak bin bir köşeli,
Her yer karanlık kuytu her yer mayın döşeli.

Şiraze

Sabır üflüyorum hep, şirazesiz bu sizi
Nisan paye baş tacı, namussuzu hırsızı

Dava

Bir ulu sancak gibi göklerde şahlanarak
Göl ettik Akdeniz’i dâvaya yaslanarak

Perişan

Adavet hırs inat paye ve nisan
Gel artık ne olur sürü perişan

Yas

Su derenin ardından çık tepeden sal
Yaş gerek gösterişsiz leyla’ya emsal

Şükür

Rızka kanaat et kısmetindedir
Kanaat şükrünün nisbettindedir

Gözyaşı

Gözyaşlarım rengarenk seyreylerken semayı
Ruhum sustu ben sustum unuttum ağlamayı

Özlem

Sönük bir kuytuda içimde hüzün,
Seni özlüyorum sezdirmeksizin.

Tevazu

Öyle bir şey tevazu
Doyumsuz şey bu mevzu

Şehit

Ask bürünmüş dirilişi görürler
Şehit ölmez bedbaht ruhlar ölürler

Gözyaşı

Tövbe vadisinde gözyaşım kayıp
Gurur alev alev benlik acayip

Çocuk

Siyah beyaz rengârenk pek hoş benzeri yoktur
Mırıldanır ve titrek çünkü onlar çocuktur

Şayet

Ümit beslemiyorsa, zor bir durum elleme
Ümitler cüret ister, var ise engelleme

Oruç

Kıymeti ölçülmez şüphesiz asla
Şu müflis beynimi oruçla besle

Namaz

Pusulamı O’na döndüm hoş durdu
Yaklaştıkça orkestrayı coşturdu

Cuma

Cuma ufukta burak
Bu şehirde son durak

Ben

Ben mecnunum ben divane ben âdem
Madde-mânâ ismimdedir ifadem

Duygu

İrâde çöküşü keyfi duygular
Keyfiyette göre akar mı sular

Gayret

İdrak yüceliğine ermektir gaye
Gayretin yok ise idrâk hikâye

Kadın

Sen evimin leylağı ben mavi bekçisiyim
Bazen asi kaptanı bazen kürekçisiyim

İdrak

İdrak ettim Ömer’i birde Âdem dedemi
Tefekküre isledim çileli ifademi

Samimiyet

Samimiyet ask kokulu güldür gül
İdrâk yoksa ister ağla ister gül

Gönül

Gönül vadisini aşk ile ıslat
Tohumun aşk ise hasadın vuslat

Mevki

Yasasın payeler şiltler nişanlar
Yasasın zillette yüzüp kosanlar!

Utan

Kalbim temiz diyen ben kalbimden utan
Viraneyi köşk görür nefsi unutan

Zan

Takılmış zannına cahil sineler
Gerçeğe ihanet su zannetmeler

Asla

Haset ile gıpta, servet ne asla
Yâ Rab irâdemi şükrünle besle

İnziva

Halktan kaçıp eşkıyaya bırakamam bu yurdu
Halk içinde hak’la olmak marifettir buyurdu

Kaçış

Milyon kere gözyaşı hep yaya koştum
Gasil hane yazmayan odaya koştum

Berat

Her nereye kaçsam göründü sırat
Düşündüm Kebir’i yetişti berat

Benlik

Sokakların derdinde değilseniz hürsünüz
Kendinize varsanız neyi üfürürsünüz

İsraf

Mevsim çapkın bulutlar da hovarda,
Ben mi içtim barajlarda su varda.

Ölüm

Ölüm seni alt etsem takva zırhı giyerek,
Havf ve reca bürünüp Allah Allah diyerek.

Müftüymüs!

Tefekkürü yönetmek yiğitlerin halidir
“Benim dedem müftüydü” neyin istikbalidir!

Birlik

Kaç asırdır yaşadık sırt sırtta ve diz dize
Başka söze ne gerek biz yeteriz biz bize

Hadis

Hadise muhalif yok diyor dinde,
İrtica taht kurmuş senin beyninde.

Ask

Durmadan üfür diyen körük müyüm ben neyim,
Ask olsun nefesimde yerlerde sürüneyim.

Kıymet

Yasarken değersiz her edip kalem
Ecelim yaklaştı Allahüâlem

Şükür

Şükrün çeşmesinden doya doya kan
Ne bir musluk kalır nede bu meydan

Cuma

Nefsi ifşa edip geçtim hücuma,
Zulmeti terk edip kaçtım bu cuma.

Sevi

Olmuşum berceste O’nu severek,
Üç beş lokma sevi birde sen gerek.

Vuslat

Sabır yangınında vuslat var ama
Flört vadisinde vuslat arama

Efendim

Ey Allah’in sevgilisi ışık semâ güneş siz
İkliminde gölgelenen hiç kalır mı güneşsiz

Şiir

Şiir değil benim gayem, bu dert beni tez boğacak
Bitti ömrüm ve sermayem, ifrit doldu kucak kucak

Sermaye

El değmedik dertlerim çek elini elleme,
Gözyaşım tek sermayem sakin riya belleme.

Mazi

Yalan tarih dilleniyor bu günleri yaz ilerde
Bak geçmişim tülleniyor çok yaklaştı az ilerde

Edebiyat

Görmeden göreni görmektir biat,
Edebi görmezsen vah edebiyat.

Kalp

Kalbim temiz tertemiz sen diyorsun madem sen,
Duyarsızlık nedendir ne antika adamsın.

Perde

Ne ham oldum ne yoğruldum ne pistim,
Zulmet ve nur perde çektim tepiştim.

Unuttun

Bakışları efsunlum neden gözlerin yosun
Unuttun mu sen beni yoksa sevmiyor musun

Nefs

Çoban bile olamadım koyun güden kavallı
Ben neyim ki nefse tutsak gayesi zevk zavallı

Ideal

İdealsiz hayal buzlu karakış
Tomurcuk yok ne iniş var ne çıkış

Hamal

Titredi hesaptan sermayesi ip,
Olur mu böylesi herkese nasip.

Ask

Ask tanımaz hesap kitap mantığı,
Sırtlamıştır çile dolu sandığı.

Dert

Kalbe inen gözyaşlarım katığım
Tartışmasız en dertli yaratığım

Hazin

Hakaretti milletine tek derdi,
Küfrü ile gömülerek geberdi.

Balçık

Güzelliğin kuru balçık,
Bir gün gelir kovar gel çik.

Nasip

Rızka kanaat et kısmetindedir
Kısmetin şükrünün nispetindedir

Ölüm

Vuslattır hasrettir terhistir ölüm
İbret bahçesinde nergistir ölüm

Cuma

Her şeye rağmen yetişti Cuma
Döküldü günahlar düştü avcuma.

Hile

Yiğitlik kulvarında mertlik varken hile ne
Öteler ötesinde ne mutlu son gülene.

Kasırga

Ne kütüğüm ne örümcek ne hırka
Yaktı beni çöl kokmayan kasırga

Görmek

Kapalı kalp gözüm akılda yarım
Her nereye baksam şaşı bakarım

Ask

Ask tefekkür beyindedir tesiri
Beden onun emir kulu esiri

Niyet
Ameller niyetedir henüz geç değil baylar
Geçen zamana rağmen iste geldi üç aylar

Beser

Ben neyim ki ben beser,
Günah bende ben de şer.

Zan
Zannın geçtinse eğer
Ne at gerek ne eğer

Hiç Olmak

Hiç olmak hepe değer hiç olmuşsan velisin
İdrak etmişsen eğer sen artik ötelisin

Yasam

Yiyin için tepisin yasam bu ise eğer,
Yiyin için tepisin o zaman buna değer.

Hayret

Hayret yok ise eğer sen deliden delisin
Erenlik seyir meğer ve seyre perdelisin

Gençlik

Bir neslin vebali durur masamda,
Gözyaşım ağladı ağlamasam da.

O

Bakmayın siretime ne ağayım ne pasa,
Her sey O’na aittir O’ndan başka yok hâşâ

Edep

Edep dini töredir
İdrak vicdana göredir.

Basiret

Ayni plan ayni oyun ayni ses,
Vicdan sagir basiret kör lal herkes.

Bihaber

İdrakten nasipsiz, O’ndan bihaber,
Yaşadım kendimce sondan bihaber.

Gaye

Gayeyi zevk edip ağlamasam da,
Bir sabah tövbeyi buldum masamda.

Perde

Seyrettim arkasından perdenin aval aval,
Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval.

Benlik

Başkasını kendine tercihe çalısınız,
Kendine yasamakla baslar alçalışınız.

Hakikat

Ne Darvinci ne faşist ne Yahudi ne Budist,
Aklin yolu hakikat O diyor kutsi hadis

Liyâkat
Zirvede oturmaya var ise takatiniz,
Ne asalet sorulur ne de liyakatiniz.

Zevk-Sefa

Kucaklarken rahatı vuslata perde düştü,
Hicran derin başladı her yanım derde düştü.

Tevazu

Sanmayın ki tevazu, tevazu ağır yüktür,
Herkes benden mükemmel herkes benden büyüktür.

Teslimiyet

Kâinat denizinde emanet bir incisin,
Teslim oldunsa O’na vallahi birincisin.

Ahlak

Doğruluk ahlâkin güçlü direği,
Yalanı erk etmek neyin gereği…

Flört

Sevdalar çözülüyor çıplaklığı giyerek,
Aşka kemene vurulmuş flörte aşk diyerek.

Hırs

Gönül gözün aç ise kâinat sana dardır,
İhtiyacın yekûnu yasadığın kadardır.

Tövbe

Bir ömür boyunca gaflete daldım,
Tövbeye büründüm kendime geldim.

Siir

Kafiyeler çilesiz kalemlerde kir
Vicdanin sedasıysa şiirdir şiir.

Serdengeçti

Duygularım kilitli halk var mı nerden geçti,
Sokaklarda gayret yok perisan serdengeçti.

Emniyet

Büründüm kul zirhina saha kalkti emniyet,
Emniyetin tek yolu tevekkül samimiyet.

Söz

Söze müptelayım dilim biçare,
Ögrendim sükûtu ama ne çare.



Hakikat

Bir sonsuz yolculuk hep aynı hatta
Sonsuza giden kim, kim hakikatte.

Sarhoş
Ağzı zulmet saçar karnı beş güğüm,
İçtikçe savruldu ruh ürküttüğüm.

Hatırla

Ölümün hatırla ölmeden önce,
Ölümsüzlük başlar ölüm görünce.

Ben

Sen büyülü sevgilim sen renklerin alısın,
Beni bana terk edip kendini aşmalısın.

Tesadüf

Tesadüfü tesadüf zannedenler
Tevafuka hep su-i zan edenler.

Ömür

Günbegün anbean karar yazdılar
Bir ömrü haneme zarar yazdılar



Övünme

Çok övünen
Çok dövünen

Vicdan

Her şey satılır rafta
Vicdan hangi tarafta

Kâinat

Şu kâinat billur billur aşk sesi
Bilal gibi çağırıyor herkesi


Ölüm

Ölüm bizi bekliyor,
Bu ölmekten daha zor.

İffet

Senin ile sensizlik bu üslûp ne kadar zor,
Mahrem bilmez işveler artık beni yoruyor

Basiret

İdrak, zekâ, tecrübe hakikati bilmektir
Leyla da ki hakikat cana gidebilmektir.

Kafiye

Manasız kafiyeler yırtık çula yamadır
Tefekkürden bihaber ifadeden âmâdır

On’a

Sakın beni zorlama belli benim sınırım
Hep tevbeyi sırtlayıp hep O’na sığınırım

Tuzak

Benim kalbim çok temiz demeyin bu tuzaktır
Hırs ifşâmız pek yakın telafisi uzaktır

Ben

Benimle ben iç içe benlik ve ben ikisi
Bu bende ki benlerin hangisi hakikisi

Şehir

Bu şehir boğuyor boğacak gibi
Ölümüm şafakta doğacak gibi

Ramazan

İnanç,teravih ezan
Şükür geldi Ramazan


Tevazu

Zirveyi hak eden kutlu tek mevzu
Mutlak samimiyet birde TEVAZU

Oruç

Sendedir ilacı süphesiz asla
Şu müflis beynimi oruçla besle

Dert

Gözyaşı âkıbet derdiyle aksın
Dert edip dertliyle ağlayacaksın

Ölümsüzlük

Zaman saklı elbette, zamanın kertesinde
Ölümsüzlük bekliyor ölümün ertesinde

Miraç

Söz ve ifadeler tâat değil araç
İdrâkin sırrıdır secdede miraç

İç İçe

Benimle hep iç içe dünya ile ecelim,
Kurt görmüş kısrak gibi çığlık atar mecalim.

Üslûp

Senin ile sensizlik,hoş üslûp ne kadar zor,
Mahrem bilmez sineler artık beni yoruyor.

Fedakârlık

Ancak ve sadece idrak varlıktır,
En büyük varlığın fedakârlıktır.

Benlik

Kendine yaşayan mahlûkat tektir,
Çoklukta arama boşa emektir.

Arayış

Uçup gidiyor günler, herkeste bir arayış var;
Aşkın fevkindekiler, yalnız hep O’nu arar.

Benlik

Benlik aslına varır,
Kölelikten kurtarır

Terk

Terk edebildiklerimiz geriye,
Terkimiz mükâfat idrâk hediye.

Kalp

Kalpten dudaklara birkaç bardak çay,
Orkestra başladı Hay Allah’ım Hay!

İdrak

Varın ötesinde nice sırlar var,
Kopar zincirini kır azar azar.

Zevk

Ziyneti zevk olan sevdası şirktir,
Leyla’yı aramak Leyla’yı terktir.

Sesleniş

Seslenişi fark etmeyen âmâdır!
Yârsiz olabilmek saçmalamadır.

Anne

Her dem imrenirim ben, gözü yaşlı anneme,
Adeta aşk tüllenir, inatla cehenneme.

Affet

İdrâka göredir sevgi ve saffet,
Sevmeyi bilmedim Allah’ım affet!

Sancı

Yer gök acı ses verir,ara ara ıhlanır,
Kuytuların sancısı gönüllere mıhlanır.

Göz

Gönül gözün kör ise kâinat sana dardır,
İhtiyacın yekûnu yaşadığın kadardır.

Seyir

Ruhumu coşturur bir cezve şiir,
Peşinden tefekkür peş peşe seyir.

Ben

Kaç asrın vebali durur masamda
Gözyaşım ağladı ağlamasam da

Tolerans

Gözlerin iffetini, moda ile vurdular
İffetin gözlerine, tolerans doldurdular

Ağla

Gurbet, hasret, ak-kara, ruhum ayaz gönlüm yaz
Ağla yüreğim ağla, ağlaşalım gel biraz

İdrâk

Samimiyet atını gözyaşıyla eğerlendiriniz
İdrâkiniz zamanı zamanında değerlendiriniz

Ölüm

Gömdüm rûha ölümü hoca salaya buyur
Aşkı ateş yakmıyor, yetiş gassala duyur

Ağla

Ağla ey deli gönlüm, ağla şu karşı parkta
Aşkın baharı çöktü, mevsim denen plâkta

Bir

Bir Rabim var ki benim, gazabından korkulur,
Aczini fark edenler, rahmetine gark olur.

Hesap

Vakit-miat, ak-kara yaşam bitmekmiş meğer
Hesap kitap bitti mi çığlık çığlığa değer

O Gün

Hayat eşya ve zaman, beni hüzünlere sor;
O gün gözümde tüter, istifamlar yoruyor...

İdrâk

Düşünüp idrâk etsem; idrâk kaplasa yekten,
Tefekkürü kaybetti, beynim törpülenmekten.

Son
Son’u boşluğa atsam, tutup da eteğinden;
Ölene dek beslensem sonsuzluk peteğinden…

Zaman

Geceleri terk ettim, saygı değer uykuya,
Yularımı kaptırdım, sükût bilmez hayhuya.

Af

Karışık bir benzeyiş,ne ölüyüm ne sağım,
Su-i zanlar susunuz! Affeder dayanağım!

Nice

Karanlıkta boşluğa,yalnız köpek mi üren!
Nice köpek türedi erenleri küstüren.

İğreti

Moda gece hırıltı, yamyam ve kadın eti
Yaşanan ham ruhlarda; ölüm azap iğreti

Tercih

Kendine tercih onu aslında mevzu derin,
Altındadır her zaman alan el verenlerin.

İhânet

Biliniz ki tattılar pişmanlığın hasını,
ihânetle birlikte zehrin manitasını.

Hâsıla

Zamanın ötesine gizlemiş yâr sılayı
Gözleriniz kapayıp; seyredin hâsılayı

Yerli

Sarmışlar dört bir yanım, hepsi bizden hep yerli
Kimi altından yular, kimi gümüş eğerli

Şirk

Yiyip içip çiftleşip ışıkta geceliyor
Hikmetinden ziyade şirk aklıma geliyor

Teslimiyet

Sabredenlerdenseniz sükût sizde fark olur;
Tüm varlık teslimiyet heybetinden korkulur.

Hesap

Ben ve bu gün iç içe, bana geçmişi getir;
Pişmanlığın haşyeti, yeryüzünü inletir.

İdrâk

Daha var ötesine kim ununu elemiş!
Bu bendeki rahatlık idrâki peçelemiş.

İlim-Amel

Fiillerim bir yana ilmim amelim yuttu,
Akıbeti unutup dirilisi kuruttu.

Aile

Bu ev sanki yabancı tanımadım veledi!
Ayaklarım altında, yuvanı iskeleti.

Tabu

Terk edemediklerim boynumda kement,
Fikri tüm şartlanmalar benzer element.

Hakikat

Seslenişe koşalım getirin şu yağız atı,
Özde bir yaşayalım çöl kokan hakikati.

Demokrasi

Ciğerlerimi dağlar cuntaların astığı;
Hainleri yatırmaz demokrasi yastığı!

Izdırap

Sadece gönülden aşk arıyorum;
Aşk gerçek ızdırap uyarıyorum!

Balayı

Nikâh ne gerek diyor namussuzlar alayı;
Flört kürtaj leş leşe! Ertesinde balayı.

Fedakâr

Sükût ve ifşa, fedakâr kimdir,
Seyredebilenler, seyre hâkimdir.

Zan

Liyakati doğrayıp samimiyet eledim,
“Zan”larıma takılıp; idrâkte sendeledim.

Hüsran

Gururun gövdesinde soyunarak yat uyu,
İyide suçlamak yok haşyet yayan kuytuyu.

Moda

Ecnebice kahkaha ve yerli gâvurdular;
Yamyamları çoğaltıp iffeti kavurdular!

Tasavvuf

İman can kafesinde iki âlemi saklar;
Ve perdeye takılır tasavvuftan aksaklar.

Aşk

Allah için sevin aşklar aşk olur,
Acı münakaşa, sen-ben kaybolur.

Sonuç

Beşik ve mezarlar ben sen o hani;
Nankörler gösterin, pörsümeyeni!

Bekleyiş

Memur bey Micingirt öldü diye yaz;
Kütükten düşmekle kalem yıpranmaz.

Tespit

Zevkin değirmeninde, aşka yol yok elendik;
Çözülüşle el ele çoktan kelepçelendik!

Perde

Bireysellik benliktir, terk edebilmek erdem;
Ben “ben”e uğramadan gerçeğe kalktı perdem.

Basiret

Deli ve ötesinde meczupça yaşıyorum;
Zihnim ayaz kapalı, buz kar çekişiyorum.

Arayış

Sol elim kalabalık sağ elimde bir forum,
Bir yerlere kaydolmuş, sessizce bekliyorum.

Sanki

Kafam hoş, yüreğim titrek ve cahil;
Kapımda bekliyor sanki Azrail.

Ağla

Zamanla yürüyoruz diri-ölü bir anlık;
Ağla Micingirt ağla kahrolsun unutkanlık!

Sürüngenler

İçgüdü boyasını sınırsızca sürenler;
Okyanusta yürüyen, ayaklı sürüngenler.

Afrika

Açlık siyaha kaldı mideyi soktum rafa,
Tefekkürü terk edip döndüm hissiz tarafa!

Zevkusefa

Enâniyet ziynetim zevk ile filizlendim
Gözlerini kapayıp,basitlikte gizlendim

Bâb-ı Âli

Vicdanlar çiğnenir köşe başında kimisi anırır kimisi ulur,
Sessizce izliyor kalabalıklar sükût kükreyince sular durulur!

Ana

Yaratıklar içinde yeri dolmayacak yâr
Marifet kokusunu fark edenler bahtiyar

Rende

Gece-gündüz dolaşır kendisine gelemez;
Emâneti baltalar nefsini rendelemez!

Kördüğüm

Dopdolu münakaşa beni taşıyan güğüm,
Samimiyet izafi teslimiyet kördüğüm!

Nerde

Hakikatin yolu ne biri bana bildirsin,
Nerde o babayiğit günahlarım sildirsin!

Dünya

Dünya cebimde benim cebimde saklı kat kat,
Zulmet ve nur şu dünya hakikatte meşakkat.

Lime Lime

Gittikçe iz bırakır hasretim lime lime,
Benim olur kâinat eli değse elime!

Dava

Bir ulu sancak ki o göklerde şahlanarak
Yol ettik Akdeniz’i tevhide yaslanarak

Terk-i Terk

O gün sermayeni kurtlar yiyecek!
“Terk-i Terk” edenler eskimeyecek.

Put

Zanna göre yaşadığın din olur;
Ve putların bin değil yüz bin olur!

Anlat!

Anlat bana nerede mânâ yüklü bestemi
Veysel’deki telde mi Mozart’taki seste mi

Ömür

Bireysellik adına estim yağdım gürledim,
Içgüdüyle küçülüp boşa ihtiyarladım!

Nefs

Gerçeğin gözlerine taklit zehri sürüyor,
Çoğu aza terk etmiş, nefsini götürüyor.

Henüz

Daha henüz ölmedim sağ olmaya sağım da;
Yaşamı bekliyorum ecelim kucağımda.

Faiz

Izdırabın temeli ter kokmayan yemekten;
Tahsisatı fark edip, vazgeçin esnemekten.

Ney Gibi

Ritmin mihengidir notada esler,
Pembe mor ney gibi diri nefesler.

Kaçıyorum

Liyakatim artıyor basitliğe varınca
Ben benden kaçıyorum karınca kararınca

Su Aldı

Gözyaşı damla damla yanaklarda nem izi;
Tufanın kollarında su aldı teknemizi!

Pâye

Rütbe itibar makam, prangadır pâyeler,
Şöhretin tutsağıdır, hedefsiz hikâyeler!

Nene Hatun

Atsız süvâri gibi erbaş oldu erine,
Ölümsüzlük rengârenk daldım yine derine.

Yabancı

Dur durak yürüyorum, hep kendime hancıyım
Ve kendimden ziyade, kendime yabancıyım!

Ömür Binası

Bu gün de düşürdüm yine bir tuğla,
Ağla sen Micingirt tâbi ol ağla!

Ben

Vermedi deyip almayan bendim,
Benliğe soyundu idrâk tülbendim!

Ödünç

Yaş kırk yedi kırk sekiz, zulmet nur adım adım,
Ödünç dakikaları çalıp ihtiyarladım.

Keşke

Enâniyet gizledim iki büklüm halime;
Ihânetle yağlayıp “keşke” sürün kel’ime!

Efendim

Tebessüm hep buğulu kahkaha asla dedin,
Ashap ile ağlayıp ashapla gülümsedin.

Unutkanlık

Gerçek ve ötesinde, yaşadıklarım anlık
Tedbirde telafisiz, kahrolsun unutkanlık

Karınca

Ve ibret vesikası insanlara karınca,
Karıncayı görürüm gözlerim kararınca!

Kalbim Temiz

Yaşayamıyorsan hem “kalbim temizdir” deme,
Zâtını bil günahkâr, od olma cehenneme!

Neden

Muhabbete bürünüp, ölçü teslimiyet der;
Neden düşüme düşmez, mademki beni sever.

Hâlâ

İslam’ın pırlanta kozasındayım;
Inşallah ben hâlâ rızasındayım!

Facia

Kaptırmışım kendimi şeytan ruhumu yalar,
Her yaz yolumu bekler ürperten facialar!

Bayatlamaz

Gerçek akıl sahibi öyle damdan atlamaz;
Sükûtun kavradığı vicdanlar bayatlamaz!

Görenler

Görenleri görünce kalb-i sadakat bürür,
Iç döker bütünüyle O’na durmadan yürür.

Yüreksizler

Beyniyle gereğince düşünen yürek sızlar,
Düşünmeyi suç bilir beyinden yüreksizler.

Yakarış

Korkuyorum koştukça sonu belli yarışta
Bu nasıl bir idraktir korku yok yakarışta!

İbret

Beynine hükmedenler sonsuz hayrete dalar;
Yürüyen canlı ayet şu çıtır karıncalar!

Yağız At

Ferhat gibi al götür gel beni de yağız at;
Yürü yâre gidelim başka söze ne hâcet!

İfşa

Çoklukta hiçliğin sırrına erin;
Nasibi hüsrandır sır verenlerin!

Şuaralar

Şuurlu şuaralar çoğu hiçle heceler;
Çokluklardan sıyrılır hiçliklerle geceler!

Şöhret

Zirveyi tırmalayıp huyca inişe çıktım,
Her şeyi hiçe sayan bacaksız kafacıktım!

Nankör

Görenler aynasında göremedim halimi;
Nankörler deresinde,çaldırın kavalımı.

Son

Çıkış noktanızı biliniz ki siz;
Sonra olmayasınız sondan habersiz!

Ben-Zan

Tevazuunuzun neresinde ben’iniz,
Zannı değiştirmesini öğreniniz.

İnkâr

Güneş güneşte yanmaz su kalburda elenmez;
Hakk’ı inkâr etmekle gerçekler perdelenmez!

Yaratmak

Şirk, iblise eş olmuş ifadeyi tırtıklar;
Bilmem neyi yaratır(!) beyinsiz yaratıklar!

Aşk

Farkında mısınız siz aşk dilimin ucunda;
Gâh dizimin dibinde gâh nefsin avucunda!

Kabir

İlmin ne tedbirin ne, zevkusefa ne izi;
Tatminin ertesinde, Vah kaplar kabrimizi!

Avrupa Birliği!

Sömürgeci ne anlar, hak hukuk ve emekten;
Bunca zillet yetmez mi vazgeçin beklemekten! Ö

Leyle-i Berât

İkrâmlar dökülür “Zât”ından kat kat;
Tevbeye riayet Leyle-i Berât!

Avuttum

Sevgiliyi terk edip gölgelerini tuttum;
Kavuşma hayaliyle hep kendimi avuttum!

Nemelazım

Nasipsiz buyuruyor hakikat nemelazım;
Hakikatsiz yürekler taş cehenneme lazım!

Şems Gibi

Taklit edenler değil edilen olun nette;
Ve Şems gibi olunuz mevcudata hizmette.

Annem

Sina çölü gibi gözlerimde nem;
Yanağımdan kıstır öp beni annem!

Su-i zan

Zamanı anlayamaz zamanın antikleri;
Izansız tüm zanları, su-izan mantıkları…

Unut

Seviyorsan şayet gözlerimi tut,
Içinde eriyip gördüğün unut!


Samimiyet

En büyük ihanet şu bendeki ben;
Itiraf ilham aşk samimiyetten!

Nefs

Yüksek topuklu yâr terk edip ekti;
Hani ya tabuta aşk binecekti!

Zevk

Giydirilen yüzlerde terk-i diyar nem izi;
Gayeyi zevk eyledik su aldı teknemizi!

Dikizleriz

Görsellikten nasipsiz şeytan ifrit cin,
Görmeden dikizleriz sezdirmeksizin.

Koş!

Her halin ısmarlama davranışların sarhoş;
Koş istikametsiz koş! Azgın alevlere koş.

İnsan

Zamanın örtüsü ve ertesi ben;
Eşref-i mahlûku halifesi ben!

Ramazan

Seslenişin doruğu iftar ve ezan;
On bir ayın ziyneti hazzı ramazan

Kadın

İffet benim vuslat ben yavuklu ben eş benim;
Kalbi dudaklarında ağlayan nakış benim!

Marifet

Hüsrana uğrama marifet ette;
Gayeyi zevk etmek şirk marifette!

Dedem

Hele uzat nur elini ver dedem;
Ver öpeyim ver sarıklı seccadem!

Mahlûkatlar

Soyunuk vadilerde çakal havlar kelp ulur;
Tepişir mahlûkatlar ta öteden duyulur!

Aşk

Sabrın ötesinde fedakârlık var;
Aşka sabredenler gerçek bahtiyar!

Salâvat

Sesleniş yudumla samimiyet tat;
Kulluğu idrak et getir salâvat!

Efendiler!

Görüp düşünebilen sadece kendileri
Ve gayeden bihaber, halkın efendileri(!)

Eriyorum(!)

Gözlerimi kapamış gerçeğe eriyorum(!)
Zâtını düşündükçe şükür ürperiyorum!

Bak Gör

Terk edemediklerim şirkte ısrarın izi,
Gir de bak gör ne yapar akrepler kabrimizi!

İnsan

Ancak ve sadece indinde adın,
Eşrefi mahlûkat er-geç anladın.

Mânasız

Gecelerim hep gaflet, gündüzleri atlattım,
Gülüşleri manasız, çok espri patlattım!

Ben

İmkansızı deneyip ben ben’den kaçıyorum,
Çilelere muhalif sevdayı acıyorum.

Edep

Taşıyana şifadır, edep öyle bir süstür
Zariflik ve tazelik ar bilene mahsustur

Afrika

Gördüm siyah yüzleri yaş döktüm izi olsun;
Görenlere tek sözüm hay Allah razı olsun!

Gizlilik

Sonun sonu gelmeden düşün hisset uzat ver;
Gözyaşıyla gizlice verebilmektir hüner!

Seyr u Sülûk

Semerkand erleri aşka durmuşlar;
Ruhu körükleyip, kalp dondurmuşlar.


Micingirt

Okuyan yazan mı ben ve sazsız ozan mı ben
Alev alev her yanım; kaynayan kazan mı ben.

Kaydırak

Düşündüm tek mânayı, oyun ninniyi bırak;
Birden aklıma geldi, tabut denen kaydırak!

Sen Ne Güzel

Her güzel sana yanık, sen kevser, misk-i amber;
Sana kim olmaz meftûn, sen ne güzel Peygamber(sav) !


Köpekler kol geziyor, bu gün kafadan eyim;
Ürdün nâralar attım, nerde benim köpeğim!


Göçebeyim

Ne şairim nede edip; varlık O’na kulluk beyim.
Aslında ben gece gündüz, yük taşıyan göçebeyim!

Kominizimsin

Sözlerin karadelik,her sokakta izim var,
Bazen gözümde şair,bazen kominizimsin!


Nazımsın

Hikmetten sual olmaz, ismin gibi nazımsın,
Kızıpta giittin amma, yinede sen bizimsin.

Milli Şef

Yok ki vadedilen kutlu miraslar,yakıp çekip gitti gitti elendi.
Nerede milli şef ve ihtiraslar; belkide vicdanda kelepçelendi!

Had

Her yanda rahmet feyiz samimiyet var ama;
Haddini bilmeyende samimiyet arama

Afrika

Gördüm siyah yüzleri yaş döktüm izi olsun;
Görenlere tek sözüm hay Allah razı olsun!

Samimiyet

İdrâk ve irade, akli meleke sizin,
Her gayret nispeti, samimiyetinizin...

Kişne

Kişne doru kısrak şahlan ve kişne;
Akıncı nerede, nerde işi ne!

Sâmimiyet

Sâmimiyetsiz her iş delinmez duvar
Her başarıda, mutlak samimiyet var

Şiir

Mısraya edebi seremeyenler,
Şiirle kemâle eremeyenler.


İnsan
İnsan asla eskimez, derisi eskise de;
AK alnı buruştukça yenilenir secdede.

Edip

Her yer ateşten şafak, her yer ozonun dibi;
Sis sardı yeri göğü, zift bürüdü edibi.

Şaşkın

Zihnim kalbur gibi su elemekte,
Hakkı hakikatsiz bestelemekte…

İnfâk

Sadece, almadan verenler erecektir
Ve ölmeden ölenler dirilecektir.

Akıl

Aklın fazlasına delisin,
Gerçek hacminle perdelisin.

Ne Demeli

Dağlar muhteşem direk yağmur toprağa meme;
Alay eder nankörler canları cehenneme!

Uğultu

Mağripten Maşrıka mahşer uğultusu var;
Nefsin vuruşları, zevk-i sefa kovalar!
Yöneliş

İnkâra teslim etme, yaşam iki hecedir,
Kimine sırlı oyun, kimine bilmecedir.

Asâbiyet

Öyle bir milletiz ki, bütün tarih boyunca;
Her kavmi can eyledik, asâbiyet duyunca!


Bırakın

Uslanmaz heveslerim dönüp mâziye bakın;
Beni benden ziyâde, hasretimle bırakın!

Lâyezal

Sadakâtim sakattır, idrâk sağır izan lal;
Beni bana bırakma, ey Celil-i Lâyezal!


Endişe

Tükendim ben pişe pişe;
İzzet, zillet bin endişe!

Gaflet

Zihinler kırbaç gibi, arenası yuların.
Yaşayan kadavrası pervazsız uykuların!


Kim

Gölgeler bahçesinde, hiçe gömülmüş çiçek;
Hapsolan aydınlıkta, mehtâbı kim seçecek!

Zulmet Ve Nur

Zulmet… Benlikte yaşanan öteye veda…
Ve Nur… Takdirine rıza ulvi bir seda…

Tek

Tek hitap ve tek idrâk O’nu tefekkür her an;
Tek tek hesap sormalı yatarken ruhumuzdan!

Oyun

Dünya tek seans oyun, On’suz oynamam sette;
Tekrarı, telafisi var mı ki Âhirette!


İhânet

“Zan”ı bırak dön kendini ayıpla;
Tüketirsin koca ömrü kayıpla!

Mezarlık

Sonun ilk merhalesi, yokluk içinde varlık;
Mal mülkle dolmayacak tek mekândır mezarlık!

Hitabet

Hitabet sanattır sükût marifet,
Öze ermemişse gel de tarif et



Gayret ve tevekkül, Lâ duramayacaktır;
İnşallah tersine savuramayacaktır!


Secde

Hedefiniz kulluksa, mecburiyetindeyseniz;
Yüreğiniz dik durur, şu başınızı eğseniz!

Durak

Kim gafletten ayılır, çorba içer her sabah;
Üfül üfül yayılır, Durak’daki inşirah!

Ana

Gördüm ki tek sadık yârendir ana
Güftesi ses verir iki cihana…

Nesin

Aşk nerede yârin kimdir sen nesin,
Öze er ki sonsuzluğa eresin!

Kânaât

Varlık bir fırıldak döndürmek sanat;
Eşsiz zenginliktir gerçek kânaât!

Kalp

Kalbi dudaklarına sıkıca tuttur,
Her devirde bir Yunus mutlak mevcuttur!

Ihlâs

Seni senden kurtarır,
Yârin eline verir...

Takvâ

“Halvet der encümen” takvâlı kul der;
Takvâsız kulluğun sonu meçhûl der!

Tıpkı

İnkâr kine doyamamış, kuşatılmış sanırım;
Tıpkı aynen Nemrut gibi, ne haydutlar tanırım!

Ah

Seni kime anlatsam, kim ne bilir ah ana!
Öksüz yığınlar hasret, şefkat pişen tavana.

Secde...

Yüreğiniz dik durur başınızı eğseniz;
Sırâtel mustakîm mecburiyetindeyseniz!

Asâbiyet

Öyle bir milletiz ki, bütün tarih boyunca;
Her kavmi bir eyledik, asâbiyet duyunca!

Tartışma

Tartışmayı bırakıp, cahili ârif sayın;
Aptallarla uğraşıp, sebeple dalaşmayın!

Yâ Rab!

Yâ Rab! Hâdim eyle bizi ecdada;
Yüreğim Mekke’de alnım secdede!

Akıbet

Her şeyin sermaye idrakin para
Akıbet gelmeden kendini ara! ..

Nafile

Sahibi unutmaz hayvanlar bile,
Teslimiyet yoksa izâh nafile...

Mesûl

Gücünle mesûlsün unutma sakın,
Gerçekte vuslattır senin firakın...

Sürüngenler

İçgüdü boyasını sınırsızca sürenler;
İnsanlıktan nasipsiz ayaklı sürüngenler!

İşlemeli

Kibir gurur dünyalık,bilmem ki ne demeli;
Çokluktaki hiçliği,ruhlara işlemeli...

Tesettür

Giyim kuşam sınırsız hep beraber olduk hür,
Çıplaklığın renginde moda oldu tesettür…

Güzellik

Hakikate muhalif güzellikler beladır
Ne fark eder kardeşim mavi yeşil elâdır

Ömer Ekinci Micingirt

İffet

Sözüm hakikattir izahatım net;
Örtü moda oldu horlandı iffet!

Ö.E.Micingirt

Beni

Aklıma hükmedip kıstırdın beni
Sevi bıçağıyla kestirdin beni…

Ahmak

Dürtüleri bırak hakikati yaz
Gıybet ölü eti desem anlamaz

Ö.E.Micingirt

Sükût

Tahsisatın hüsranı sû-i zân'ı emiştir
Büyüklerin pek çoğu sükût tembihlemiştir

İrâde

Dürtü tende dikiş tutmaz bir çuldur;
Pes edenin akıbeti meçhuldür…

Veren El

Tahsisatı fark edip verebilirse eller
Çok belayı defeder, kin nefreti engeller

Mertebe

Mahlûkatlar görünce mertebeleri dürdüm
Ben’i benden almayan hayalleri süpürdüm

Helâllik

Su döküp kefenlenir ölü başı taranmaz
Caminin bahçesinde kardeş payı aranmaz

Şuûr

Bilincini diriltip zihni şuûra yasla
Unutma ki şuûrsuz amel olmaz ihlâsla

Endişe

Korkum hep habersiz karar yazarlar
Şiirsel ömrümü zarar yazarlar…

Örf

Soyunuk sokakları hiçe sayan var ama
Giyinik çıplaklar da sâmimiyet arama...

İzzet

Vereni görmektir edeb hâya ar
İffet bilmeyende izzet ne arar

Hesap

Yaşadığın sürece günlerine yan;
Gücünü gereğince kullanmıyorsan!

Hiçlik

Halk içinde hiçlik çokluğu rettir
Hiçlik samimiyet,aşk ibadettir

Sana

Vuslatın hâyaliyle sen yoksun diye sustum
Varlığımın sebebi ben hep sana mahsustum

Ben

Sükûti dinleyiniz, sırrı sır bilene açınız;
Yapabileceğiniz şey “ben”im diyenden kaçınız!

Ebeden

Ne öyle yâr sevesin,ne beden senin olsun;
Ve öyle yâr sevesin,ebeden senin olsun! ..

Aşk...

Aşkı zevk olanın yâri odudur;
Bütün sermayesi dedikodudur!

Görmek

Göresellik perde mi, görmek neye göredir;
Görmek ve göresellik,iki ayrı töredir! ...

Ben

İmtihan pek ağır, işte bu yüzden;
Ben “ben”den kaçarım gece gündüzden! ...

Tevbe

Benimle birlikte sen gel ağla yâr;
Nedâmet adına tevbelerim var…

O’na

Maksat hep O’na varmak, ölüm vuslat dediler,
Tasâvvuf deryasının muhabbet sularında…

Ayna

Tüm aynalar görmek için var ama;
Görmeleri aynalarda arama!

Asırladır

Gönül ehli bu millet vicdanın kalesidir
İmanla ışıldayan huzur şelâlesidir…

Bilfiil

Biri seni izleyip, cürümlerini yazsın;
Tekâmülü kaybeder gülüp ağlayamazsın!

Aksatır

Birşey olabilmekse yazdığın birkaç satır,
Birçok şeyi perdeler, çok şeyleri aksatır!

İhânet

Dört gözlü nankörlerin sadece işi yorum;
İhâneti gördükçe kızıp çekişiyorum!

Neden

Sevildiğimi söyler, sevgi samimiyet der;
Neden düşüme düşmez mademki beni sever.

Hesap

Değerlendiriniz, biraz aklınız varsa;
Hakikat değişmez tüm insanlık yalvarsa!

İtiraf

Elinde kumandası tanımadım veledi;
Dizilerin emrinde yuvanı iskeleti!

Sır

Dil besler kalp öğütür, tefekkürün memesi
Ne güzel şey çok şeyin, aksettirilmemesi…

Kur’an

İnsanlık iksiri kurtuluş yâren;
İstikâmet muştu kılavuz Kur’an.

Ayna

Benlikteyse şâyet ne bilsin nankör;
Görmeden gösteren aynalarda var!

Eskidim

Sâmimiyet nedir mükemmellik kim
Var’ı tanımadan yoğa eskidim…

Fark

Mânasız kafiyeler, hırıltılı şarkılar;
İzâhata ne gerek, anırtıdan farkı var!

Değer

Kıymetin gayretindir, dürüst çalış diri gez;
Cesedinin pahası ırkınla ölçülemez! ..

Akıbet...

Zevk-i safa bürünür yaşayın derdi;
Ölüm geldi ağzının payını verdi! ..

Tespit

Duânın isyankâr adı;
Ölüm sana yakışmadı!

Arayış

Varlığın pençesinde yokluğun boğum boğum,
Ben beni arıyorum,ah peşinden koştuğum! ..

Nesil

Nur zulmette aranmaz, maneviyat maddede;
Sözler kafesten duvar, torun nankör mad dede!

Ölüm

Sırra er yakınlık uzaklığı bil;
Sen hep benimlesin uzakta değil…

Takdir

Yitirdiğim dünyalık, kardeşlikte ahretsin;
Takdir edeni bilir, demem Allah kahretsin!

Hesap

Dedikodu dörtnala, ateş gibi ecelim
Eceli düşündükçe ihtiyarlar mecâlim


Şüheda...

Geçmiş ve gelecek, vakitlere var mı ek;
Şehit şühedada yaşam bulur ölmemek!

İfadeler

Yasama yakınım, ölüme uzak;
Her sözüm afakî her sözüm tuzak! ..

Terk

Terk edemediklerin hırs kin nefret bir anlık;
Kahrolsun dedikodu,yaşasın unutkanlık! ..

Yazdıklarım

Her beyit hesaplandım brüt toplandı netle;
Sözün bağı çözüldü,toparladım gayretle! ..

Riba

Fâizler ve bankalar, ribâ arsıza meme;
İthal koçlar türetti, sahip oldu ülkeme!

Gıpta

Hisler çok şey söyler çok şeyi tanır;
Gıpta bilmeyenler ancak kıskanır…

Isı

Karlı baharlara ilâçtır ısı;
Vûslata vesile umut sancısı…

Benlik

Ah bir sıyırsaydım benlikten beni!
Felâh bulacaktı ruhun düzeni…

Gam

Teslime sesleniş yaşadığım gam;
Geçmişe sığmazdı çizseydi ressam!

Sabır

Gereğince düşün sabreyle sığın;
Zamana ihânet, fırsatsızlığın! ...

İfâdeler

Ağabey dadaş bizde, halaya deriz bibi;
Eskimez ifâdeler bükülemez kol gibi! ...

Sıdk

Hûriyi kıskandırır yaşlı ninem eriyle;
Sadakat mermer duvar,aşkın köşeleriyle! ..

Gerçek

Ben-sen kim hakikat ne, sonsuz gerçeği tanı;
Pişmanlığa bağlama beynindeki urganı! ...

İrtica

Paletleri yürütüp özür rica yazdılar;
Kahpeleri oynattı,din irtica yazdılar! ..

Ben

Ne var benliğimde, “ben” benden ayrı;
Sermayem yok başka, cürümden gayrı!

İnsan-ihsan

İnsan kimdir dediler; insan hikmet insan sır,
Gerçek insan odur ki, ihsanı hatırlatır...

Aşk

Âşk var sûkuta evli ve benzersiz balayı;
Âşkı âşka söyletmek,âşıkların dileği! ..

Aşk

Aşk var yaktı külliyen, gel gõr yüreğim elle;
Hayırlara erdirsin, Allah Azze ve Celle...

Aşk

Aşk var aşk süreklidir, karşılıksız tek cümle;
Meşakatı sırtlayıp, hâl eyledim cürmümle...

Aşk

Aşk var yemin ederim,secde başında annem;
Aşk var zulüm zevk gazap,ihtivâsı cehennem! ..

Aşk

Aşk var dünyevî şehvet, iffet yok lânet olsun;
Aşk var amel-i sâlih, evlilik niyet olsun...

Aşk

Aşk var zikrin nizâmı, Yunus’un eteğinde;
Aşk var hikmet ve gayret, arının peteğinde.

Aşk

As k var ateş gibidir, çok can yakar bunu yaz;
Aşk var helâl lokmadır, bozulmaz bayatlamaz.

Aşk

Aşk var gönûl kulluğu,budur doğuş sancısı;
Aşk var tevbe gerekir sevdanın yalancısı! ..

Mağrur

Aczini bil kim mağrur, olanlari bilirsin;
Bir gün nefsi terbiye bulamayabilirsin

Son

Sonsuzluğa rastladım hep varın ertesinde;
Sonlu olmakta vardır, mezarın ertesinde! ..

Fan

Gerçeği hatırlayın, şöhret fanıza yazın;
“Kader adalet eder” fan kafanıza yazın!

Dün

Çok şeyleri bıraktık geçip giden her dünde
Öncesini hatırla, orjinallık kökünde!

Teslimat

Dolu başaklar gibi,nefsin önüne baksın;
Teslimat harmanında,sende arınacaksın...

Sen

Karanlıklardayım ben,sen ise bensiz teksin,
Neden diye haykırsam,belki gizleyeceksin!

Sevgilim

Yüzün sitem yağmuru, sözlerin dilim dilim;
Gözyaşlarım yeşerdi siteminle sevgilim...

Şifahi

Hak bâtıl ne bilirim ârif olmasam dahi;
Mâdem ki ben fâniyim izahatım şifâhî...

Asla

Haset ile gıpta, servet ne asla
Yâ Rab irâdemi şükrünle besle

Bencil

"Gassal elinde meyyit" olamadım ben hâla;
Ne acâyıp bir türüm,küstah bencil ukalâ!

Fıtrat

Kulun cihatıdır fıtrata niyet;
Saffet-i îman ve sâdıkıyet...

Meşrep

Kızgın ateşleri düşünürüm hep;
Beni korkutuyor,"ben"deki meşrep!

Ana

Anaya öf diyenler çok şeye maruz kalır;
Fikirsiz şiirlerde söz gider arûz kalïr...

Mâsiyet

Gecelerin gerdanında oynaşıyor mâsiyet,
Sokakların ıslâhı...kimden kime vasiyet!

Muhabbet

Yol bilen simâların ruh ve kalbi nemlidir,
Çileli sevdalarda muhâbbet önemlidir...

Onlar

Onlar hesap gününe hûşu ile erdiler;
Aşk ve ıstırapları aynı beraberdiler...

Biz

Ben sen o irtica, üç hece aşsak;
Bizli mısralarda hep karşılaşsak.

Tarih

Mukaddes’ten bihaber birkaç yobaza kandık;
Neslimize muzdarip, kökümüze düşmandık!

Çığlık

Sağırlar tekkesinde çığlık atmak mânasız;
Âşk flörtler doğurdu, musâllada anasız...

Nefs

Zilletin meşrebi dolgun ve etli;
Mevzû hevâ-i nefs ehemmiyetli!

Sen

Bakışları efsunlum, neden gözlerin yosun
Unuttun mu sen beni yoksa sevmiyor musun

Kızmadım

Merhametsizcesine yerip andılar beni;
Kızmadım kardeşlere, şâir sandılar beni.

Tas

İrfân ile dolmalıdır bal tasın;
Yoksa irfân körkütük ya baltasın!

Diri

Şâirler ölse de şiirler diri,
Şiirler mevt ise getir tekbiri!

Birgün

Teneşirden hazzetmem,ömrü bölecek birgün;
Allah bilir v'az etmem,ölüm ölecek birgün...

Dua-aşk

Evrensel olmalı duâ ve niyet;
Duâ mecburiyet âşk mazhâriyet!

Yıkılış

Ne Firâvun ne Nemrut ne de Moğollar yıktı;
Yıkılışın sebebi,zevk maraz çıplaklıktı! ..

Vicdan

Haysiyetli kalemler, vicdanların nâsıdır;
Zulmün keskin kılıcı,hakkın müdafaasıdır!

Fildişi

Adam örfe Fransız,ne erkek it ne dişi;
Felsefeler müstehcen,davranışlar fildişi!

Göç

Bilene ölüm yoktur,perde perde göç vardır;
Pişmanlık kaygı ümit,sonsuzluğa geç vardır!

Nefs

Tüm kavgası inkâr, yönü şaşıdır,
İlmi anlayışı, aklın kışıdır! ...

Acz

Bazı mâhluklar var benzersiz tektir;
Bütün sermâyesi böbûrlenmektir!

Samimiyet

Tâkva sahipleri kibrine tandır;
Hulefâ-i Râşid ahlâkındandır.

Aktı

Sarstı tüm iffeti moda derinden;
Aktı şöhretleri memelerinden! ..

İnkâr

Tufan uyanacak kalmaz yarına;
Vuracak inkârın şah-damarına!

Aşk

Flört ne anlamam ben bilmem beyim;
Cana cân - aşka âşk, yükleneceğim;

Vücut şehvet tortusu biz ise hamalıyız;
Aklımızdan kefeni hiç çıkarmamalıyız!

Fıtrat

Hilelere aldanıp, binme şeytan atına;
İnsan düşman olur mu insanın fıtratına!

Saksı

Dökülecek yerlere, kırılınca saksınız;
Toplatana sığınıp, sorgulanacaksınız!

Yâr

Yoksul yalnızlığım hüzün tuvallerim var
Âşık olmak nasip işi, şairlere yâr! …

İslam

İzâha ne gerek kıtmir bir ittir,
İslam kurtuluştur İslam ümittir...

Kalp

Fitneyle başlamıştır her kalbin hârebesi;
En büyük muhârebe, nefsin muhârebesi!

Güzel

"Kıssalar güzeli " izzetten yana
Zindanlardan irfân sundu cihana

Dert

Ben olanı söyledim, bir şeylerde gözüm yok;
Avurtlarım dert dolu, ağlamaya lüzum yok…

Keşke

Günahkârın ahmağı günahını anmaktır;
Tevbelerin makbulü, gizli hayıflanmaktır…

Renk

Tüm insanlık tek renktir, netsinler derimizi;
Hakikat bahçesine, açın kalplerimizi! ...

Ecel

Belirsiz günde gelir, ya bir kayık ya gemi;
Satar gider tufana, beş paralık gövdemi! ..

İfşâ

İhânet sır ifşa zân, haneme kâr geçtiler,
Basitliği sırtlayıp; tekrar tekrar geçtiler!

Derbeder

Nankörde ne arar çile gam keder;
Duygu sevgi ölü, idrâk derbeder! ..

Fitne

Ağız şıpırtatmalar,fitne fücur ve kader;
Hikâyenin tamamı ve kin nereye kadar!

Öfke

Çarmıhlar ve Pilatus,derinleşiyor pusu;
Öfkenin müsebbibi,Pandora'nın kutusu!

Sevgi

Aynen ikbâl yıldızı, susmuş yazgıyı bekler
Her ne zaman ağlasa ona benzer bebekler

Arayış

Vuslatın baharıydı,namazı kıldığın gün;
Ben senindim seninle,benle anıldığın gün!

Yalan

Âsi rüzgârlar gibi, esip gitti gün battı,
Sonrada Don Kişot'dan hikâyeler anlattı!

Huzur

Rüyalar kekeliyor, yine yatamıyorum;
Dipsiz karanlıklara söz anlatamıyorum!

Ufuk

Bedduayla zıtlaştık hayrola kışlarımız,
Ufkumu karartıyor yuh ve alkışlarımız.

Baskı

Mâkes bulan fikirler,vicdanların sesidir,
Fikirleri susturmak,cehlin vesilesidir! ..

Hak-batıl

Faşizmin iştahıdır hazinenin memesi,
Çürüme doğruların çok türeyememesi!

İfşa

Çok şeylerim dökülür şiirleri elerim;
Hâlimi ifşa eder bütün kelimelerim!

Ölüm

Tüm münasebetlerde, ölüm hakikat deriz;
Yorgun ve hazırlıksız bir gün çekip gideriz!

İtiraf

Şâirane bir hisle,sağa sola doğruldum;
Düşündükçe kahreden duygularla yoğruldum.

Çözülüş

Kardeşlik bozuk para,ithaflar hırs kindarlık;
Çözülüşün sebebi, haysiyetsiz dindarlık! ..

Satılık

Düzenbaz orkestrası,menfez çalar sazları;
Fırtınaya pervane,kalemin yobazları! ..

Hayıflanma

Sitemim kendime,kendime mirim;
Rüzgâr ters esiyor ben derbederim!

Basın

Ticaret pek harami tehtid alıp nefret sat;
İfâdeler ihtilal,mürekkepler cerahat!

Moda

Zillete kovalıyor moda okşarken seni,
Hazzetmiyor izzeti, sattığımın düzeni!

Ben

Ve kibrin cazibesi,enâniyet ben ben ben,
Sendeki ben'sizliğin tılsımı tefekkürden...

Dua

Tahakküm çılgınlığı kıvrak zekanın pası;
Ruhun manivelası,erenlerin duâsı! ..

Ülke

İfâdeler ihtilal, tıpkı Mao'nun sazı;
Tüm renklere bürünüp kirlettiler beyazı!

Nefs

Heran hissediyorum korkutuyor sağımda;
Yarım yüzyıldan beri dudağı dudağımda! ..

İhtiras

İdrâki törpüleyip,şuuru rendeledim,
İhtiraslar başladı,titreyip sendeledim!

Hırs

İkbal hırs şöhret kin,paralı yorum,
Ve sükut vurdukca paralıyorum!

Hal-kal

Huzursuzluğum geniş,hâlde kuruntum uzun;
Lânetli düşmanlıklar kâlde kuruntumuzun!

Nefret

Ürkütmeden besleyin sadakatli itleri;
Çekin hakkı çarmığa nefretin müritleri!

Noel

Noel’e kurban ettik şu köydeki culuğu;
Avrupa’ya terk ettik mukaddes yolculuğu!

Gamsız

Şişe ve medeniyet, bildiğim şu pek şişmiş;
Şuur şiir bir yana, karın burun bitişmiş!

Keyfiyet

Dürzülere çiğnetme şiirin etlerini;
Zevkin piyonlarının yık keyfiyetlerini!

Nesin

İnsanlığa götüren istasyon da var mısın;
Yoksa ürüyen köpek,meleyen davar mısın?

Baskı

Jakoben her zihniyet zulmünü basmaktadır,
Konuşanı linç edip susanı asmaktadır! ..

Nifak

Çatladı izân irfân, kin nifâk fücur sesi;
Terazi de tartılmaz,vicdanın mahkemesi!

Arsız

Çile yok zikzak çoksa, pek kızmayın ham deyin;
Sakat tartışmaları, terk edip tamam deyin!

Girlik

Tarafgirliklerimiz, sağ-sol aradakiler;
Sonra kardeş kavgası ve mağaradakiler!

Faşist

Faşist zihniyetler edilemez test;
Bütün şahsiyetler menfaatperest!

Tenkit

Sürüyü kurt kaçırdı ürdükce itlerimiz;
İte değil çobana, bütün tenkitlerimiz!

Huşu

İçimdeki ürpertim, yüzü kendinden huşu;
Ruhumu fethetmesi, içten güzel oluşu...

Ümit

Vuslâta talibim, rüyam bu bayım,
İnşallah sonsuzluk vapurundayım!

İtiraf

Bakışları orjinal, şiirsel bir ayetti;
Yalnızlığı ıstırap, sükûtu şikâyetti...

Çarpıtma

Ecdât iştişâre der,müsbet "bir"de anlaşmak,
Doğruları çarpıtmak,zihnen gergedanlaşmak!

Birgün

Kadeh tokuşturup hıyânet süzün;
Dehşet rövanşı var mutlak songüzün!

Hayret

Hayretlerim artıyor,kaygısızlık zor;
Hengâmesi burjuva,tezatları oynuyor.

Malesef

Sefalet başlamıştır, vaz geçmişse "ar"ından,
Temiz el beklenemez, lağım yazarlarından!

Mesuliyet

Uyakta bezirgân irfanda etsiz;
Şâir hiç olur mu mesuliyetsiz!

Satılık

Güçlüye çaldı çanlar, kader kimleri eler,
Kalemleri sattılar, kravatlı köleler!

Adil

İstikâmet bozdurur,imtiyazın kâmeti,
Adaletle ölçülür sözün mukâvemeti!

Dua

Duâ ibâdettir,hâlini arzdır,
O'nun rahmetini tefekkür farzdır.

Gıpta

İnfâk ile süsleyip,nimetleri has edin,
Ve hayırda hırs eden,gıpta olur hasedin.

Gel-git

Olmazların tarifi güneş balçık göl gemi
Vâkitleri mıhlayıp değiştirin gölgemi…

İrfan

Şâirlerin tahsisatı şiirdir
Erenlerin şiirleri şuûrdur

Kalemler

Bağnazca makaleler,polemikten dehlizler;
Tarafgir intibâlar,şuursuzluğu izler! ..

İdrak

Âlim câhil bilge,ruhtur ten değil;
Buğdayı su öğütür değirmen değil.

Fetheden

Çağ açıp kıtalar fetheden ordu;
İsmini duyunca gül kokuyordu!

Maneviyat

Bu nasıl dindarlık, kirlilik dizde
Sakatlık mânevi terbiyemizde!

Gayya

Cehennem orduları böbürlenen başlardır
Ateş ve yakacağı,insanlarla taşlardır

Keşke

Keşke de sâmimiyet,gözlerdeki yaşlardır
"Yâ rabbi! .." nidâsıyla tevbe yakarışlardır

Edep

Taşıyana şifadır, edep öyle bir süstür
Zariflik ve tazelik ar bilene mahsustur

Sızlayış

Hüznü anlatamam tebessüm engin,
Hep bana bakmaktan ben gibi rengin…

Sitem

Yorgun bitkin ötesi, geceler har gibiyim;
Ben benden kalabalık, sende de var gibiyim.

Hasret

Ey ürkek ceylânım gizlenen yârim,
Gözlerin yakacak, göz-pınarlarım!

Nihayet

Uyku gelir insana, yıldız söner def terler;
Hizaya gelmeyene, ateş gelir defterler!

Ene

Gurur kibir ene’nin atlısı yayanı yok;
Şirk ile kirlenenin yıkayıp yuyanı yok!

Hikmet

Acı ve zorluklarım hikmetin aletidir;
Arşın sahibinin sonsuz adaletlidir...

Vehim

Emperyal dûrtülerle ihtilaller yoklarım,
Paranoya devşirir,vehimleri çoklarım.


Emperyal dûrtülerle ihtilaller yoklarım,
Paranoya devşirir,vehimleri çoklarım...

İfadeler

Zihnimi kemiriyor, kalbime gelen ısı;
Çığlığımın soluğu, kalemin şırıltısı...

Hesap

Ruha irfân doğurtmak, edipliğin ebesi;
Dudakların cihadı, sözün muhasebesi!

Melâl

İzzet-iffet emzirir, şehvet fışkıran meme;
İzdivaçlar süprüntü, izleyenler mahkeme.

İmge

“Şiirler hikmettir “bilemezsin yâr,
İmgeden çok gayri hakikatler var.

Tefekkür

Sokak lambası gibi, gece gözlerini aç,
Seherler ezanlara,yalnızlık sana muhtaç.

Hissiyat

Namus onur haysiyet emek;
Ebedi yaşam sonsuz demek.

Mesul

Duygu ve hakikatler,şiirdeki usulüm
Şüphesiz tüketilen her heceden mes'ulüm

Tavır

Dudaklardan kalplere doğrulsa dillerimiz;
Sâmimiyet ışıldar,gönül kandillerimiz!

Suizan

Babıâli isli kazan, köşebaşları cadı;
İzânı ateş sardı, olduk fikir cellâdı!

Çokluk

Çevre kalabalık ruhum hep tektir;
Ve ölüm akşamı tek inecektir!

İnkâr

Ferâset zayıflığı, şöhretle azabilir;
İstikâmet hükmedip inkârı yazabilir.

Ar

Öl değer ölçüsü öl,ihânet zevk gelecek,
Yuvanın ar duvarı,flörtle yükselecek (!)

Câhil meclisinde tartışmak puttur
Terktir en güzeli veya sükûttur...

Eriş

Hakikatte erir ehil olanlar;
Ermeye kapalı cahil olanlar!

Son

Fatiha’yla seslenin, korkularıma girin;
Sessiz sessiz okuyup, yavaş yavaş indirin.

Duyarsızlık

Duâ avuçla doldur, göğüsleyip kıyam et;
Yüreğin dudakları yakmaması kıyamet!

Hasret

Çok şeyler yasakladık, hasret girdi araya;
Ve sükûtu yamadık, kahreden manzaraya!

Aşk

Aşk gönüllü hamallık, karşılıksız emektir;
Bir delinin uğruna bir ömür beklemektir!

Keşke

Keşkelerin nispeti bugün yarın dün;
Terk edebildiklerimizi düşünün! ..

Hitap

Enâniyet yapmadan, yapacağın tek husus;
Tevâzuyla hitap et ”hayır konuş ya da sus”!

Eller

Öksüze gözyaşı, düşünen eller,
Cürüm misvaklıyor canlı heykeller!

Endişe

Asla ölüm değildir beni korkutan neden;
Şehâdetsiz can vermek, ebedîleşemeden!
Yakarış
His ırmağında ıslan, seher vakitleri yan;
Sevgiliyi bulursun, samimiyet haykırsan!

İffet

Çıplaklık süreduran, iffetin etlerine;
Ya başkasına benzer ya şer kuvvetlerine.

Erimek

Gözdeki her sükût yakarış medet;
Yaş dökse ibâdet sussa ibadet!

Gelincik

Erkek evinin bahçıvanı beyidir
"Kadın erkeğin gelincik çiçeğidir"

Söz

Hiç zannetmiyorum söz etmek harcım
Duyuş acz sezgiler, cürüm ve borcum

Hedef

Şâirin heyecan hedefi tektir
Ölünce varlığı pekişecektir!

Noksan bir simânın alâmetidir;
Sözlerim ahvâlin malumatıdır!

Kâl

Hâl, hep vasıfsızlık lâfızla andım;
Ben ile yoruldum ben’le paslandım!

Elliler

Kolejlere gönderdik,tahsil göre itleri;
Haçı takıp oldular,papazın müritleri!

Aşk

Aşk uğruna büyüdükçe ufalıp;
Gerçek aşkı bulanlara aşk olsun!

Duâ

Gözyaşıyla yıkanıp dili kalbe almaktır;
Duâ O'na yakarış,kapısını çalmaktır! ..

Tefe

Fâiz en vahşi düzen,sen çalış ben yiyeyim;
Ribâ Nemrudlarına, bilmem ki ne diyeyim! ..

Hesap

Ömür binasından her gün bir tuğla;
Düştükçe hesap yap, tâbi ol ağla!

Gerici

Sâmimiyettir İslam, kanaat vericilik;
Tüm renklere hürmettir,gerisi gericilik

İmkan

Görmelerim imkânsız hecelerim cansızdır,
İmkânsızı başarmak, gerçekte imkânsızdır.

İstismar

Orijinal giysilerden görgü ne güzel kılık,
En çirkin vasıfsızlık, dini istismarcılık!

Varış

Sırt sırta ve diz dize, göz göze ve el ele;
Tevhide tırmanıştır, budur bütün mesele.

Ümit

Söze değiniyorum sonsuzluk hayâliyle;
Hep hayal ediyorum,ümidin vebâlıyla.

Hüzün

Hasta bedenlere ilaçsa acı haplar;
Sûfi kalpleredir hüzün ve ıstıraplar.

Nerde

Liyâkatlar yerlerde bilmem ne olur yarın;
Nerde din kardeşlikler, oyuncağı inkârın!

Yoga

Yeni dinler türedi,hammaddesi âyetsiz;
Merak ile başlayan tahrip var nihayetsiz.

Ben

Ben ben’i terk eyleyip kendime varıyorum
Kendimi değiştirip, kendimi arıyorum…

Elif...

Besmele hayrın başı, Rabbimin remzi elif;
Mânâ derin gizemli, rivâyetler muhtelif...

"Ene"

"O" na nankörlüktür,kibir gurur zân;
“Ya Rab ben pişmanım “müthişti O an!

Tevbe

Yıkar arındırır, keşke rumuzu
Kalp ve dudağımız ve ruhumuzu

Kime

Ölüm madem kesin öleceğim net,
Kime ne diyeyim her şey emânet.

Basın

Nefis-perest köşeler, zillet yalar zift eler;
Oldu cellat korosu, namussuz piyadeler!

Bir

Korkak kişilerde yaratan çoktur,
Yârı “bir” olanın korkusu yoktur.

Fıtrat

Her hâlin fıtratsa yalan giremez;
Girse de izini kaybettiremez!

Şiir

Şiir ruh duruş benttir;
Çok şeylere kementtir.

Fitne

İfşâ birçok şeye ayak bağıdır,
Fitne nankörlüğün sacayağıdır.

Kalp

Aptalca söz etmez safa girenler;
Kalbi temiz olan eleştirenler(!)

Başarı

Başarının ana gücü gayrettir,
Basiret ferâset ve de hayrettir.

Flört

Hayâ edep ar etmez
Flört iffet üretmez!

Takas

Mıhlandım tenhasına boğuştum hayat ile
Sonu takasa koydum sonsuz nihâyet ile.

Görme

Hasrete gürz salladım, yandı gözlerim pişti,
Şiir sessizliğime, görmek zihnime düştü...

Azgınlık

Cismanî ve bedenî,azgınlık ve azdırma;
Allahım bu milleti,azgın kavim yazdırma!

İnsan

İnsan olmak var iken, şâirlik neme lazım,
Şâirliğe lüzum yok insan olmak tek hazzım.

Milli

Mâzisine muhâlif epey şâir var ama;
Milliyetsiz şâirde,milli şiir arama! ..

Tefekkür

Bir gülün açılması vaaz,oku düşün yaz;
İnsan insandan kaçar,vaazlardan kaçamaz.

Yüzleşme

Mevsim mânevi harman, ara ara O'ndayım;
Çukur beni bekliyor, ben hâlâ balkondayım.

Denge

Akrep saat hafta ay, tilki-tavuk bal-ayı
Kişne şimşek es rüzgâr, bu bambaşka balayı

Köleyi

Dehlizlerden çıkarıp azat etti hür etti,
Hüzünlü tepelere lütfuyla mâmur etti.

Haya

Edebi olmayan yayadır;
"İslâm'ın ahlâkı hayadır"

Küfür

Edebi olmayanın ebedi yoktur
Küfrün sığınacak mâbedi yoktur

İktisat

Kanaat yok mutlu etmez yazlığı,
İktisat mevt, mevzû şükür azlığı…

Gibi

Fırtına gülüşlerim Sibirya’da kış gibi;
Sessizliğim ihtilâl, idama bakış gibi.

Harf

Şiir deseler de yazdıklarım harf;
Belki birkaç sözcük belki bir paraf.

Gül

Kalpte yağmur has bahçede gül'dünüz,
Neyiniz var; keyifsizce güldünüz! ..

Sus

Hiçbir şey zâyi olmaz,O Rab’dır madem Hak’tır;
Düşen tüm mazlumları, tekrar kaldıracaktır! ..

Yok

Şehitlere cehennem delilere hesap yok;
Fiyâkalı kardeşim üstünlükte nesep yok.

Töre

İnanç ve akideyle örf ahlaka aç olur
İmansızlık taşıyan törelerde suç olur

Nerede

Hırs ve ihânetler mansıp pâyeler,
Nerde mesuliyet, yüksek gayeler…

Şuur

Kalbi inkişaflar,alınlarda nur,
Ruhun inkılâbı kolektif şuur…

Allah'ım

İfrât ve tefritlerden, yüz kızartan etlerden
Fahşâdan uzak eyle,hayvanî lezzetlerden

Soykırım

Sevgiyle kucakladık, gürcü ermeni rumu;
Bangır bangır soykırım batı'nın uçurumu!

Söz

Söz söyle ki mücevherden az olsun;
Gün ışısın, çiçek açsın,yaz olsun...

Nifak

Hakikat sis duman küfr-ü mutlak bir;
Korkarım kardeşlik tehlikededir!

Zevk-safa

Duygular ıstırabın kapıdır,
Zevk safa şâirin girdabıdır.

Yok

Seslenişe kör olana ter yoktur
Pusulası zevk olana yâr yoktur

Bir

Çok şeye vesile Veysel’de hırka
Ve bir'de birleştik bilmem kaç fırka

Hayal

Hayâllerin iş merkezi ettendir
Gerçek olmaması adâlettendir

Müslüman!

Ziyân olduk virânede kum gibi;
Utancımdan eriyorum mum gibi! ...

Sebep

Gözyaşıyla kaynıyorsa; İsrail’in kazanı,
Buna sebep Müslümanlar ve krallık düzeni!

Niye

Bunca ahmaklık niye mademki aciz kulsun;
O’nun kapısında dur, yaşam yerini bulsun!

Siret

Moda ihtilâl yaptı, şöhret aştı sireti;
Deyyûs sokaklarında epey katır türedi!

Tespit

Güçlülerin cazgırlıkları çok olur;
Ve gün gelir bir gecede yok olur! ..

Ahlâk

Ruhun fıtratı tektir, insana saygı haktır;
Tıpkı cennet bahçesi” İslâm güzel ahlâktır”

Sabır

Hayat hep sınav yurdu,durma çalış sefer et
Hastalık, keder, hüzün günahlara kefaret...

Uyak

Ahkâm kesti söz koktu, hiç yandı diri diri
İmge mâna terk etti, uyak yıktı şiiri!

Akıbet

Tertemiz alınlarla haşreyle ya Rab bizi,
Mağrıptan ta Maşrıka aşk eyle secdemizi.

Doku

Kim yıkım rejisörü kim katletti dokuyu
Hangi rejim getirir,topraktaki kokuyu...

Gıybet

Cehenneme ilhâktır haset nifâk kin ene,
Kusurlar araştırıp, ölü eti yiyene...

Söz

Bütün sözler biter son aralıkta
Söz var arşı geçer zamparalıkta

Merhamet

Rahman Rahîm Raûf elbet var ama;
“R”lere körlerde şefkat arama!

Yükseliş

Yükselişler sürekli sabır gayret yanıştır
Çokluklarla çarpışıp hiçliğe tırmanıştır

Alçalış

Ahkâm döktürürüm altımda halı
Vicdan yerle yeksan dilim kapalı

Belki

İlklere heves etmem,ruh yoksa ilki kalır
Ciddiyet ölçüsünde bir şiir belki kalır…

Namaz

Sessizliğinde ömrün, hiçe vuruştur namaz
Secdelerde öpüşmek aşka duruştur namaz

Münafık

Etkili münafıklar tapar gibi yaparlar
Rabb olanı bırakıp tanrılara taparlar

Hak

Haysiyetli kalemler, vicdanların nâsıdır
Zûlmün keskin kılıcı hakkın müdafaasıdır

Şefkat

Hayatın lezzetleri, şükret ruhunu dindir
Rahmet-i İlahi’ye “şefkat aşktan keskindir”

Vicdan

Şakakları zonklatmak kalemlerin kârıdır
Hak hukuku var etmek, vicdanın şiârıdır

Duâ

Düşünmek sabırsa affetmek yârdır
Duâyı şaşırtan duâlar vardır...

Seher

Oku hayretle bak göze yaş ekle
Akıbeti düşün, seheri bekle…

Bir Ömür

Gayret ceht ölçektir mücadele hak
Zaferden sana ne, seferine bak

Sükût

Susan kelimeler his dünyama dem
Sözün derinliği, Allahu a'lem...

Oruç

Oruç İblise kement,mümin oruçtan emin
Oruçluya kapalı, kapısı cehennemin.

Şükür

Şükür kanaattir, yetinmek azla,
Tokluktan ölenler açlardan fazla.

Terbiye

Ahlâkı temsil etme, nefsi terbiyede var
Nefs musallat olmuşsa er-geç kendine yontar


Yâr

Yaşat senin yoluna, öldür senin için yâr;
Kulluğunla taçlandır kalbim durana kadar.

Lâf

Sadece konuşan her vâkit dündür
Nefsine nâsihat eden üstündür...

Mukadder

Nifâk tohumları boy verdi bir bir,
Bekliyor cehennem ve mukadderdir.

Hissiyat

Kabristan acımasız,çığlıklar meçhûl
Üç şeyi görüyorum,öksüz yetim dul

Dinle

Hedefe varılmaz fısk fücûr kinle
Sükûnet kuşanıp, kendini dinle.

Tekâbül

Bir gayeye bağlanmazsan ne kabul
Her meşakkat, başarıya tekâbül...

Cüceler

Lâkırdı çok söz köksüz,koca koca adamlar,
Şahsiyeti çürütmüş, hesapsız ihtiramlar! ..

Ar edep dini töredir
Ölçü imana göredir

Batı'nın

Köpeğinden faksız görün utanın
Zihni Frenkleşmiş taraf tutanın.

Zân

Derin düşünmeleri, düş'e düşürmek işim
Baktım söylenenlere zannedersin dervişim

Ebed

İslâm'la yoğrulmak eşsiz varlıktır,
Varlık ki ebedi bahtiyarlıktır.

Yol

Sırt dön taarruzlara, kapıları ört,
Ehlisünnet yolu bir,hak mezhepler dört.

İki Şey

Birçok şeyi fırlat, iki şeyi tut
Zevk sefa şan şöhret, beşik ve tabut

Asabiyet

Öyle büyük bir lâf ki, halife dendi bize
Asabiyet kondurma, kardeşlik kubbemize

Yol

Garip yolculara ıstırap zevktir
Yakıcı közlere râzı demektir

Ana

Yansımaları olsun, dedi öyle bir yaz ki;
Sığmaz nasıl yazayım şiirlere sığmaz ki.

Hakikat

Mâziye sevdalıyız,barışığız atiyle
Zulmeti kazacağız Hakk'ın hakikatiyle

Net

Ne varsa kaynaklanan hususiyetler nette
İmkân ve fırsat bilip; buluşalım cennette.

Tebessüm

Kendine gel haddin bil, toprak ol bahçe gibi
Güler yüz ve tatlı dil; gül kokan bohça gibi

Söz

Güzel söz söylemek hak hakikattir
Ahlaklı bir zekâ bozulmaz tattır

Siz

Milletine hep neden yâd gözüyle baktınız;
Mâzisine küfreden, siz zâten alçaktınız! ..

Siccîn

Gerçek hürriyet veren, engin öğütlerle din
Ki dinsiz özgürlükler, Melut altında Siccîn

Kalemim sabit kılıp; dilimi koru Yâ Rab;
Yazdıkça kanatlansın imânım nuru Yâ Rab!

Hiçbir-şey zâyi olmaz, o Rab’dır madem Hakk’tır,
Düşen tüm mazlumları, tekrar kaldıracaktır…

Çok şey isen şayet,bir şey değilsin;
Hiç ol ki birçok şey, haddini bilsin!

Yaşar

Dindarla sorunlu Dündar'la dosttu
Ve mevt çukuruna serildi postu!

Secde

Secdesiz yüzde nur olamaz,
Kul olamayan hür olamaz!

Evrim

Hakikat kapsına, Darwin kulpu taktınız,
Küfrün ayak sesleri,alçaktan alçaktınız!

Töre

Edep ar dini töredir,
İdrak vicdana göredir.

Üç Oy

Gel de kızma şu anıran eşeğe,
Üç oy deyip sığınmıştır şişeye!

Şöhret

Yat şöhret avlusunda yat şeytandan çokbilmiş
Çarklar ve zemberekler, zaman hepsini silmiş

İğdiş

Namussuz ve iğdiş imge iliği
Şiir diye sunar, müptezelliği

Şiirler

Temiz hür kalemden beslenir şiir
Şiirler şâirin hâysiyetidir!

Endişe

Zaman ömüre leçek,gece elmastan peçe
Hesap, kitap, tahsisat, sır ve ifşa iç içe!

Hak

Küçük görmelere vaktimiz yoktur
Davamız pek büyük terakki haktır

Arayış

Kendime uğrarım bir selâ duysam
Ve bana koşarım ben'i bulduysam

Tespit

Şiirler yazıyorum yüreğe değen
Kalp ehli yazabilsem kalp eskitmeyen

Dert

Zevk-safa ölüyoruz her gün birimiz beyim,
Derdi olmayan hasta; ölü dirimiz beyim!

Tesettür

Taarruza göz yumup fıtri olmayanı sür
Örtüyü tak cilvelen, adını koy tesettür

Dert

Affeyle Allah'ım vakt-i seherde
Bütün gamsızları düşür Sen derde

Vatan

Tevhîd rükû, Hilâle şandır
'Vatan sevgisi imandandır'

15

Ruhlara diriliş, meydanlara ses;
Şehitlik pek yüce vatan mukaddes!

Aşk

Aşk vatan deriz biz, iki hece tek cümle;
Şehâdeti sırtlayıp koşarım tüm gücümle!

Sermaye

Gitti tüm hayatım kalanı kısmet
Kalanı fark ettim, gidene nispet


Ölüm

İfadenin dehşet adı;
“Ölüm sana yakışmadı”

Hile

Şâir bir bilmezse; her sözü hile,
Küfrün sazı çalar her perde ile!

Hedef

Gideceği yol belliyse koş deme
Ümit dolu gözlere yokuş deme

Yiyin

Gıybet kazanında, insan eti var;
Hesap var mizân var yiyin o kadar!

Vazife

Kelâm fıkıh ahlak ehl-i sünnet bir;
Kur’an-ı yaşamak vazifemizdir!

Avuçlar semada secdelere var
Duâlar duâlar duâlar...

Her söz medeniyet ruhta o anki
Yaz be üstad diyor; katibim sanki

Hadis'siz din diyenler,siz söyleyin biz yuttuk
Şunu bilesiniz ki, "İpinden sıkı" tuttuk! ..

Batı pek haysiyetsiz,medeniyet kör,
Garbın hâk anlayışı, sömürü terör!

Kalbim kulağını aç, şâkir olup kıyam et;
Şükürsüzlük illettir, kıyamsızlık kıyamet!

Vatikan hür tefeci, zulmün sözcüsü AHİM
Kiliseler hükümran, kalk "Milleti İbrahim"!

Gözyaşını silmeden tebessümü beğendin
Tutkuların esiri, sevgiyi bilmeyendin.

Hakikat vatan aşkı,can vermektir ertesi;
Şehâdetin cilvesi, mukadder şehit sesi!

Allah’ım

Sonsuzluğu muhâlif, özgürlüğü tutturma
Her ne varsa unuttur, ölümü Unutturma

Ne kadar çoğaldı üredi tek tek;
Siyongiller ile leş yiyen köpek!

Kartal konmaz alçak dağın üstüne;
Alçaklığın altı nedir üstü ne!

Âtiyi hayal et, hakikatle bak;
İlâhi mesajla fısıldar bayrak.

Mutlu olmak için kalbi O’na sun
Gayri şeyi unut, aşkın âşk olsun

İnsan medeniyet, kalbî ettendir;
Silip parıldatmak mürüvvettendir.

Ruhun zikzak çiziyorsa kork âsım
Cürümleri saklanamaz morktasın

Gömlek atar fıtratında her yılan
Fıtrat giyer günahından sıyrılan

Yokluğun intihar sükûneti var
Sensiz boğar gibi beni buralar

Kan içtikçe kudurur,çokça ölümdür kârı
Peşindedir Müslüman küfrün entrikaları

Var yoğa isyanda ne, bir fâni memuruz biz;
Hem memur hem misafir,bir avuç çamuruz biz!

Ölmek bir şey değil, ölmek çok şeydir,
Ölmeden ölmeyi bilmek çok şeydir.

Fazileti pek büyük, gün bu gündür aşure;
Tevbe sunmuş Âdem’e,müjdelemiş beşere.

Micingirt

Duygu bilmez insanları bırak kaç;
Veyahut sus,sessiz kalmak tek araç.

Hesap mizân ve ceza,öl ölmeden kâbre var;
Kâbrin hemen ertesi, Mahkeme-i Kübrâ var!

Âhir zaman illeti, ümmetteki sessizlik;
Ve mimsiz medenilik,din imân meshepsizlik!

İnfak

Veren ele raf çoktur,
Vermekte israf yoktur.

Hakiki iki söz Kadir ve Bedir
Ne güzel lütuf-u İlâhiyedir

Bismillâh de olma münkirlere el;
İsm-i a'zam oku fıtratına gel!

Ruh idrâka su gibi, ceset sefer tasıdır;
Taşırmadan içirmek hareket mikyasıdır.

Benlik postunu sarsa;
Kölelikten kurtarsa! ..

Küfretmekti milletine tek derdi,
Küfrü ile gömülerek geberdi!

Kültür taarruzuyla,cemiyet kürnetmiştir,
Kapitalist eşekler, köleliğe yetmiştir!

Fıtratın şiddetiyle, ebediyet var olur,
İzahsız hissiyatlar, zillete medar olur.

Çok şey var ki hissiyattır yazılmaz,
Hissedersin, hissedenle gezilmez.

Vâkit hep ısıtan hisler eliyor
İmgeler yağdırıp söz çiseliyor

Kökü kopmaz şuur var mı yâdında,
Hangi kültür sürgün istidadında!

Mâzinin nağmeleri tekbire çalan sazlar,
Karanlık dağılıyor, geçti durduramazlar.

Batıda Puşt oynaşır,doğuda vicdan sızlar,
Bir varil petrol için, oynaşır vicdansızlar!

Koşup kendini bulmak, bulup taşımak niyet
İbadetle taçlanan, şuurdur ubudiyet

Dünya ebedi değil,sevip esir olmadık;
Meşakkati sırtlayıp müteessir olmadık.

Ehl-i hakikatın parıldar aklı;
Muhkem bir itikat Kur'ân ahlâklı.

Bir’i tutsan tutamazsın sen seni;
Sen tutmazsan ecel tutar enseni.

Sonun zili çaldıkça, aklı aralıyorum;
Derdimle rahatlıyor,dertsiz daralıyorum!

Parâzit denilir, pireye bite;
İt demek vebâl mi it oğlu ite!


Yanık tatlı lisânlar, anlat bana bestemi;
Veysel’deki telde mi, Mozart’taki seste mi!

Gör iblise eş olmuş, ifâdeyi tırtıklar;
Yaratmaktan dem vurur,beyinsiz yaratıklar!

Şu kâinat külliyatı, âşk sesi,
Hissiyata çağırıyor herkesi.

Nifâk tahribattır yol tektir Hak’tan;
Ümmet şaşı oldu, yol şaşırmaktan!

Her şey fâş oldu rafta;
Vicdan hangi tarafta!

Sadakat fethetmektir göz yaşartan bir gülle,
Tek nüsha noktaları, çözemedim virgülle.

Cumâ yolculuk burak,
Tâbi olmak, son durak.

Çağın tahribatları, riyakâr ve diyetsiz;
Kasıtlı ihtilâflar, sanma ehemmiyetsiz!

Dengedir havf reca,denge yol açar
“Allah'tan korkanlar Allah'a kaçar."

Sensin cevher cevher siz,
Kalamam ben cevhersiz...

Ferâset müslümanın şahlanan atlarıdır,
İmân dinin temeli, âmel sıfatlarıdır.

Yıka öp ırmak gibi, bilirim çoşkulusun,
Usulca buluntlandır hevenkle çoşkulu sun.

Tevhid-i İlâhîye ziyâfet der minâre;
Ses verir muhabbetle, alır götürür yâre.

Manâsına ermeden dine tahrip dediler;
İnkâr ve dalâletle, bir nesili yediler!

Feryatlarım kuru, muhâbbet buzluk;
Keza; susuzluğum sırf duygusuzluk.

Âşkın yüceliğine ermektir gaye,
Gayretin zevk ise,âşk mevt hikâye.

Felsefeyi havlattıkça sanat der,
Hikmet ehlî Fatih'a saltanat der.

Şuûrsuz ağızda kelime leştir;
Kilit vur rezile,kelimeleştir!

Nâsibe engel yoktur, teessür yok haydi gül,
Hâvf recâ kursağımda,ezberimde tevekkül.

Muhâlif tevhide kalbin kini set,
Yaşasın kardeşlik,geber husumet!

Hikmet tefekkürde, düşün ve sınâ,
Düşme felsefenin bataklığına!

Üstün meziyettir hem sükutû dilin,
Serde irfân yoksa; esfel-i sâfilîn!

Duâların sahibi, senden ummak niyetim;
Ey yokları var eden,hayrolsun musibetim.

Nedir bu söz sahtekâr,“İkr┠varsa kanun var,
Nedir muhafazakâr; tek söz Müslümanım var!

Kardeşi çekiştirmek hangi dinin mantığı
Peki kim taşıyacak soğuk gözsüz sandığı

Büyük inkılaba vakfeder alın;
Fıtrat kıvamında tüm duyguların.

İdrak ve irade,akli meleke sizin
Her gayret nisbeti samimiyetinizin

Azgınlar ve maskeler, azdıkça susuyorum;
Susmanın en güzeli, yazdıkça susuyorum!

Her sokağın arkası, gözledim doldum,
Sütûnları kirlettik, âşk sevmez oldum!

Varın ötesinde nice sırlar var,
Kopar zincirini gör azar azar.

Ziyneti zevk olan sevdası şirktir,
Leylayı aramak Leylayı terktir.

İdrâka göredir sevgi ve saffet,
Sevmeyi bilmedim Allah’ım affet.

Sana hoş havf reca,şüphesiz asla,
Havf doldur beynimi recayla besle.

Gözyaşım âkıbet derdiyle aksa;
Ümmete ağlasın, ağlayacaka.

Secdeler bizi bekler, yürü abdest alalım;
Aşk bürünsün yürekler, gelin namaz kılalım.

Maskeler kapış kapış,düzen alçaktan alçak;
Herkes ölüm tadacak, toprağa yaslanacak.

İfâdeyi istismar hem, kepâze sözdür ulân;
Besmelesiz hurafeler, sözlüklere sokulan!

Âşkın zirvesi âslı niyettir,
Manivelası samimiyettir.

Kahrım sabır rüzgârı,düşe kalka beklerim,
Şerri çarmığa çeker belki gözbebeklerim.

Namaz niyâzlarda ahlaktır neden;
Ahlak sonsuzluktur,ahlak ebeden.

O, aşktan sancak gibi; hasretle yanan ocak;
Göz kırpmadan cân verip cânana yaslanacak!

Öl sen islam alemi, öl ki ölüdür yazsın
Sen ki garba oyuncak, aymazdan da aymazsın

Pers, sonrası zerdüştlük, şiâsında kem vardır,
Kem kusan korkaklarda kan gözyaşı nem vardır.

Yığın yığın aydınlar;
İzâh,hepsi bu kadar!

Dindar kitapsızlık garbın niyeti;
Şarkın tevhitte ki müphemiyeti!

Gücün avuçlarında yaşıyor fetret;
Emperyalizm moda,terk etti fıtrat!

Teşrih teşhisler sönük, İfadelerimiz çiğ;
Hâl ve kâl noktasında,yaptıklarımız tebliğ.

İfsat şeytanidir, şeytani tattır,
Yalan münafıkça bir hakikattır!

Uçup gidiyor günler,herkeste bir arayış var;
Aşkın fevkindekiler, yalnız hep O’nu arar.

İkrâmlar akseder Zâtından kat kat;
Tevbeye riayet Leyle-i Berât!

Ancak ve sadece infâk varlıktır,
En büyük varlığın fedakârlıktır.

Hakikat cephesini görebilen lâl olsam;
Tefekkür kırıntısı, üflenen kaval olsam!

Kendine yaşayan mahlûkat tektir,
Çoklukta arama, boşa emektir.

İrfân bilmez aydınlar,ara ara ıhlanır,
Kemalatın sancısı gönüllere mıhlanır.

Allah için sevin aşklar aşk olur,
Acı münakaşa, sen-ben kaybolur.

Beşik ve mezarlar ben sen o hani;
Nankörler gösterin, pörsümeyeni!

Memur bey Micingirt öldü diye yaz;
Kütükten düşmekle kelem yıpranmaz.

Zevkin değirmeninde, aşka yol yok elendik;
Çözülüşle el ele çoktan kelepçelendik!

Bireysellik benliktir, terk edebilmek erdem;
ben “ben”e uğramadan gerçeğe kalktı perdem.

Deli ve ötesinde meczupça yaşıyorum;
Zihnim ayaz kapalı, buz kar çekişiyorum.

Sol elim kalabalık sağ elimde bir forum,
Bir yerlere kaydolmuş, sessizce bekliyorum.

Kafam hoş, yüreğim titrek ve cahil;
Kapımda bekliyor sanki Azrail.

Zamanla yürüyoruz diri-ölü bir anlık;
Ağla Micingirt ağla kahrolsun unutkanlık!

İçgüdü boyasını sınırsızca sürenler;
Okyanusta yürüyen, ayaklı sürüngenler.

Açlık siyaha kaldı mideyi soktum rafa,
Tefekkürü terk edip döndüm hissiz tarafa!

Enâniyet ziynetim zevk ile filizlendim,
Gözlerini kapayıp, basitlikte gizlendim.

Vicdanlar çiğnenir köşe başında, kimisi anırır kimisi ulur,
Sessizce izliyor kalabalıklar,sükût kükreyince sular durulur!

Yaratıklar içinde yeri dolmayacak yâr,
Cennetlik kokusunu fark edenler bahtiyar.

Gece-gündüz dolaşır kendisine gelemez;
Emâneti baltalar, nefsini rendelemez.

Fısk fücür münakaşa beni taşıyan güğüm,
samimiyet izafi,teslimiyet kördüğüm!

Hakikatin yolu ne biri bana bildirsin,
Nerde o babayiğit günahlarım sildirsin!
Dünya cebimde benim, cebimde saklı kat kat,
Zulmet ve nur şu dünya, hakikatte meşakkat.

Gittikçe iz bırakır hasretim lime lime,
Benim olur kâinat eli değse elime!

O gün sermayeni kurtlar yiyecek!
“Terk-i Terk” edenler eskimeyecek.


Zanna göre yaşadığın din olur;
Ve putların bin değil yüz bin olur!

Fark edip gördünüz mü erendeki yanışı;
Hikmet tespit sesleniş, ulvi dalgalanışı.


Bireysellik adına estim yağdım gürledim,
İçgüdüyle küçülüp hiçe ihtiyarladım!

Gerçeğin gözlerine taklit zehri sürüyor,
Çoğu aza terk etmiş,nefsini götürüyor.

Daha henüz ölmedim sağ olmaya sağım da;
Yaşamı bekliyorum ecelim kucağımda.

Istırabın temeli ter kokmayan yemekten;
Tahsisatı fark edip, vazgeçin esnemekten.

Ritmin mihengidir notada esler,
Pembe mor ney gibi diri nefesler.

Görmelerim artıyor, basitliğe varınca;
Ben ben'den kaçıyorum karınca kararınca.

Gözyaşı damla damla yanaklarda nem izi;
Tufanın kollarında su aldı teknemizi!

Rütbe itibar makam, prangadır pâyeler,
Şöhretin tutsağıdır, hedefsiz hikâyeler!

Dur durak yürüyorum, hep kendime hancıyım
Ve kendimden ziyade, kendime yabancıyım!

Bu gün de düşürdüm yine bir tuğla,
Ağla sen Micingirt tâbi ol ağla!

Vermedi deyip almayan bendim,
Benliğe soyundu idrâk tülbendim!

Yaş kırk yedi kırk sekiz, zulmet nur adım adım,
Ödünç dakikaları çalıp ihtiyarladım.

Enâniyet gizledim iki büklüm halime;
ihânetle yağlayıp “keşke” sürün kel’ime!

Tebessüm hep buğulu kahkaha asla dedin,
Ashap ile ağlayıp ashapla gülümsedin.

Gerçek ve ötesinde, yaşadıklarım anlık,
Tedbirde telafisiz,kahrolsun unutkanlık!

Ve ibret vesikası insanlara karınca,
Karıncayı görürüm gözlerim kararınca!

Kalbim temizdir deme,
Od lâzım cehenneme!

Senin ile sensizlik, bu üslûp ne kadar zor,
Mahrem bilmez güzeller güzelliği yoruyor.

Kaç neslin feryâdı durur masamda
Yağan fırtınayım, ağlamasam da.

Ümmet ve kavgaları aklıma düştü Kırım,
Ateşim yükseldikçe, sabreder sığınırım.

Söz ve ifadeler tâat değil araç,
İdrakin sırrıdır secdede miraç.

Kalpten dudaklara birkaç bardak çay,
Orkestra başladı, Hay Allah’ım Hay.

Ruhumu coşturan bir cezve şiir,
Şiirden ziyâde, hayret ve seyir.

Beyhude bir sıtayış,şirk yığınak kiminde,
Mazluma hak aranmaz, bâtılın ikliminde.

Hakkın manivelası, sabır ve âhtır,
Sebepte semere yok, veren Allah'tır.

Yalnızlığım kalabalık, sanki Salıpazarı var;
Kalb-i selîm olanlara,ehlullâhın nazarı var.

Kalp var Gazze gibi kalp var velidir,
Kalbi yumuşatan, yârin elidir.

Medeni yâ felsefe var, ışığı bol sözün adı,
Tasvirliyor havariler"ölüm sana yakışmadı".

Din slogana sığmaz;
Susun ağlayalım az!

Derin yamaç, yeşil sargıdır kabir,
Yârı anmak nefse burgudur kabir!

Yürekten yüreğe fikrim aklım "bir"
Diril ülkem benim, dirilmektedir...

Terör silah kavga,hedefleri biz
Büyük olacaktır kardeşliğimiz!

Hâkikat şuur yaz, gerisi duyum,
Üslûp şu; acaba okunur muyum.

Edep özleyişlerim, faziletin enleri,
Alkış öptü patladı, edibin frenleri!

Susuz okyanuslar yürüyen gemi,
Çokluk ıslatamaz, gözdeki nemi.

Tefekkür, ön şartı şuurdur “İkra”;
Cinâyet meyletmek kitapsız fikre.

Seni izâhatta mevt, âcizdir dilim
Sende kemâl buldu cevami’ul-kelim

Beşikten mezara inanan yapı
İmân, sonsuzluğa açılan kapı

Mizâna giderken mevta hak almaz,
Ölümsüz davalar, arafta kalmaz! ..

Hikmetsiz süsleyemez, kalp mârifet evini,
Felsefeyle besledik, nefs emmare devini.

Şiirsel bulgularım, kalemimin nemidir,
Şüphesiz ki yaklaşan hakikat dönemidir.

Sahibi dururken iti lâf etme
Ürdüreni fark et, itilâf etme

Fıtratın sıfatıyla, kebâriden çık,
Küstahlığı bırak olma münafık.

Yığınlar kavgalar yolculuklar var
“Allah'a gitmeyen yol neye yarar”

Hissiyatımdaki meçhûl deyişler,
Varın emzirdiği son bekleyişler.

Pek öndeyiz teşhirde, ilkesizlik ne saklar;
Sanki seyret şöleni, ar der ardan aksaklar!

Polemik yok net soru,sen teşhire et misin;
Müjdelenen ana mı, eşliğe namzet misin!

Seslerin ötesinde,nice sessiz sesler var,
Gömüp unutsak ta biz,onlar bizi arzular.

Menfaatperestlik batılda vardır,
Milli fedakârlık, küfre şamardır.

Gözler tıpkı cehennem dudaklarında hayâ,
Şuur ötesi varlık, sığmaz iki mısraya.

Garbın çarmıhları ne son ne ilktir,
Susup görmemezlik divâneliktir.

İnsanın infâkı secdesi kârdır.
Ve pahası, irâdesi kadardır.

Kavruk gecelerde devran eder gam,
Yastık kıyam olur, yorganlar ahkâm.

Anarşistliği bırak, "bir"likte terle,
Büyük ehemmiyetli hakikatlerle.

Hû bilmez kalplere hûşu çeşmesi,
Tasâvvuf edebin küllîleşmesi…

Nifâktan besleniyor Firavun ’un atları,
Rahatlığa giriftar, bütün kemalâtları.

Tâsâvvufi hûşu, tevbeler vardır,
Ve yâra yürüyüş nasûh kadardır.

Görüp görünmeyen enler,
Salih amel işleyenler.

Metânet gözyaşları, bulutlanıp durdular,
Sevinçle bekliyorum,sanma unutturdular.

Kâl dilini tut ki; hâl, dilin aşa,
Gel Yunusça yaşa düşme ataşa.

Menfaatperestin ameli çürük,
Ahlaksız imânın,temeli çürük.

Tek perdelik oyun bu, yer yer ürperdik sette;
Bâzen nefse oyuncak bâzen mutlu müsvedde!

İçimdeki ateş gibi sen de yan,
Hiçlik çıkışların maskaralıktan!

Oyuncağa takılmam, varış bir nefes beyim,
Sağ-sol düşünceleri, bir gün geberteceğim.

Kelimeler konuşuyor, hecelerim uluyorlar,
Çokluktaki yalnızlıklar ipe çekip suluyorlar.

Vahdet diliyoruz, ârz kapısı sen;
İcâbet sahibi, sensin hükmeden!

Hâdis imanımdır, kaynak âyettir,
Lâf etmek küfürdür ve cinâyettir.

Arzuları bırakıp; kalbin diline varın,
Kendince zikri vardır, bütün zihayatların.

İkiyüzlü mâhiyet, kaba sığmayan kelâm,
Kardeş eti yiyerken bekliyor dârüsselâm!

Fiil hasbi hâllerin,hakikatli arzıdır,
Duâ kulun niyâzı yakarışı farzıdır.

Fiilde şöhretperst, kâlde ihlâs okuyur;
Enâniyet dürttükçe münâfıklık kokuyor.

İfâdeler mahzûn, sensiz perişan;
Nasıl anlatayım, ey! büyük insan.

Şâirin hasreti, bu bendeki kin,
Bir beyite sığmaz iki güvercin!

Gözyaşlarım pek yorgun avuçlarım diridir,
Şiirler benden sonra bir ömrün teşhiridir.

Koşun koşun koşun secde bekliyor;
Tefekkür mimarı vecde bekliyor.

İnfâkın mimarı, ufku âhiler,
Ve nefsin askeri şu ibâhiler.

Yürek burkan bakışlara diyemem ki sen inle;
Suskulara hû doldurup, inliyorum seninle!

Fetih gerek yolcuya, tez atları getirin,
Tez medeni cehâlet, tezatları getirin.

Kafa kâğıdım Ömer âdil olsa üst adım,
Hâvf-recâ imgelerim ölülerse üstadım.

Nefsin kaypaklığı sendeki tapu,
Zamansız kaydırır,kapanır kapı.

Sermayesi suizan, ebleh durmadan yazar,
Sessiz bahtiyarlığı bilmez yürüyen mezar!

Riyakâr sığınışlar; üslûp kronik silme,
Şizofren dudaklarda kutsiyet beğenilme.

Ey varlığa müptelâ yokluk öpüyor tek tek,
Başlayınca mülâkat er meydana diyecek.

Bana softa diyen ahmak,softalıkta tam
Ömür kısa uğraşamam sükût vesselam

Tek kitaba dayan ve kendini bul,
Kadere sığınıp kederden kurtul.

Aç uyuyan bütün çocukları yaz,
İnfâk edilmeden insan olunmaz!

Küle döner hüzünlerim, elerim,
Ben sadece kulum derse gülerim.

Kalbin letâifidir,dilimizin eğesi,
Fıtrata sadakattir terbiyenin gâyesi.

Çölleri çiğ damlatır içimse hep vaha der,
Hayallerim serapta ruhum gel Allah’a der.

Acı hep imtihanım bir beyit iki satır,
İmtihanın zorluğu, hakikati kavratır.

Benzersiz dehşeti bekleyen tandır,
Münafığın sermayesi yalandır!

Heyulâ tarlaları ve sonra akbabalar,
Şeytanın zembereği gündelik akrabalar.

İnsan âciz insan âh,bâzen şirkte vahadır,
Şâir putları sevmez, kulluğu Allah’adır.

Haysiyet bilmeyen lâfta tat olmaz,
Söyleyen ağıza itimat olmaz.

İzdivâç kültürün oyuluşudur,
Oyuğa zilletin koyuluşudur!

Gerçek âşk tufanı, tevhidin dili,
Tek-bir-de toplanıp yakın kandili.

Tasâvvuf hem edeptir amel tâkva hâyadır,
Tevhid-i muâmele, tasâvvufsuz yayadır.

Kan sever sömürü, gırtlaklar her ân,
Kader hâktan yana dönüyor devrân.

Cennet nedir bilmeli devlet mademki ana,
Cehennemi de bilip; koşa şefkatten yana.

Alın secdeye değdi aklımda paralarım,
Kaza üstüne kaza, kendimi paralarım.

Tevekkül teslimiyet hâvf ve recâ beklerim
Koyunları kurt kaptı ürdükçe köpeklerim

Gerçeğe pervâne hür bulamadım,
Günahtan kaçacak yer bulamadım.

Haddini bilmeyen çok şeye gebe,
Var edeni düşün uyma sebebe.

Zevk sefa rahatı unutan doktor;
Lokman’ın varisi, emsâli yoktur.

Hikmetli fikirler muhabbet huya,
Mademki insanız küçüklük niye.

Ağlayınca görülür, ağzımdaki seyrek diş,
Ciddiyetsiz gülemem ve ölüm tek ciddi iş!

Felsefeler imânsız İfâdeler hep mistik,
Lâik yobaz ve dinci alayımız narsistik.

Zihin sağır kalp kara belediyeye yürür,
Vicdanını poşetler, sokaklara tükürür.

Edeb ve merhâmet ve erdemlilik,
Bu üç haslet yoksa; şahsiyet klik!

Akıl işi mi? Anla, düşün yaz,
“Dünya için din feda olunmaz”.

Oturuyordum dağın göğsünün hoşluğunda,
Tarifsiz hakikatler doluydu boşluğunda.

Gül yüzlü fikirleri kibre teslimat züldür,
Hak görmezi görmezlik namerde tenezzüldür,

Ezân ve şehâdetler susmuyorsa vatandır,
Kutsalları reddeden felsefe şarlatandır!..

Kaderde çok şeyler var oku öğren anla yaz,
Kül edip yandırsan da odunlar anlayamaz!

Ömer Ekinci Micingirt


Düş'e Düşen Sözler

Şiir,mânası nesirle izâh edilemeyen gizemli ifâdeler topluluğu..Micingirt

Şair

Şair duyguların sedası, ifadelerin gönül gözüdür. Micingirt

Şiir

Şiir âhenkli sözden ziyâde, tefekkür örgüsüdür.Micingirt

Sükût

Sükûtum sensizliğin çığlığıdır. Micingirt

Kibir

Varlıkta kibir Karun ahlakıdır.ahlakıdır. Micingirt

Sadist

Kendi için yaşayan eşi benzeri olmayan tek mahlûktur.Micingirt

Bütün hayâllerinin gerçek olabileceği yerin farkındalığıyla; havf ve reca terazisini sağlam tutabilenler adam, vesselam.Micingirt

Ses

Çileli ney gibi sükût sesleri. Micingirt

Keşke

Sükut mertebe keşke tevbedir. Micingirt

Siir

Ruhumu coşturan bir cezve şiir, yârını yandıran yârene benzer. Micingirt

Duygu

İnsanların duygusu yürekten, şâirlerin ki ciğerinden ses verir. Micingirt

Gafil

Alçalmak için yatmak yeterli. Micingirt

Gül

Gülün güzelliği dikeninde gizlidir. Micingirt

Çoban

Zaman kuzuyu kurtarma, çobanı artırma zamanı. Micingirt

Güzellik

Nice ceylan gözlü çirkinler gördüm. Micingirt

Leyla

Her güzelden Leyla olmaz. Micingirt

Mefkûre

Her sabahin mefkûresi gayesi, hikmet dolu intikaldir muhakkak.Micingirt

Adalet, mesnetsiz evhamlarla yedi kişinin yetmiş milyonu galebe çaldığı bir girdaba dönüştü...05.06.08 Micingirt

Sükut

Susmak, tefekkür dokuyup sabır örmektir.Micingirt

Kibir

Kibir, Karunların nasibidir. Micingirt

Hüzünleri anlattıkça,anlattıklarıma hüzünlendim.hüzünlendim. Micingirt

Edip

Edepli edip durgun suya benzer, dalgası da güzeldir. Micingirt

Sair

Sairler iç alemini ifade edebilen gönül elçileridir. Micingirt

Duygu

Gözyaşı duygunun saydam halidir.Micingirt

Anne

Yaratılmışlar içinde en şefkatli yüz anne yüzüdür.Micingirt

Mevki

Mevki korkakları erkek gösterir.Micingirt

Sair

Sair, edebiyat ilmini edeb ile yoğurup yaldızlı cümlelerle gönüllere nakşeden nakkaşların adidir. Micingirt

Diriliş

Diriliş türküsü gelir rengârenk, eski ihtişamın debdebesiyle.Micingirt


Ne zaman tövbeyle yüz yüze gelsem, daha erken diyor bu küflü zaman. Micingirt

Ecel

Bir gece aniden gelse tayyare, düşündüm kaçacak yer bulamadım. Micingirt

Pismanlik

Pişmanlığın dehşetini tatmak istemiyorsanız Saron’la Neron’u hatırlayın.Micingirt

Kir

Günde beş kez muslukla öpüşenin alnında kir var ise çeşmesini araştırsın.Micingirt

Şiirler

Şiirler derecelendirilemez, sıralandırılır. Ö.E.Micingirt

Hesap

Aldım onu önüme hesap bilmez büstümü, ümitle toparlandım öyle üşüyorum ki.Micingirt

Aşk

Sevgi masivaya benzer aşk maveraya.Micingirt

Sevi

Ask, kalpten kalbe iz bırakan tarifi zor sesleniş.Micingirt

Balçik

Güzelliğin kuru balçık, bir gün gelir kovar gel çık. Micingirt

Abdest

Günde beş kez muslukla öpüşenin alnında kir olması utanılası şey..Micingirt

Zân

Zânnı geçtiysek eğer, ne at gerek ne eğer.Micingirt

Tefekkür

Ülkemin köhne sokaklarının yıkık türbelerinin dibinde, mâziyle gölgelenip zamanı iteklediniz mi hiç?

Edep

Edep dini töredir, idrak vicdana göredir. Micingirt

Günah

Günahtan kaçacak yer bulamadım.Micingirt

Karakter

İfadeler karakteri ele verir. Micingirt

Gözyaşı

Gözünde yaş olmayanın düşünde iş olamaz. Micingirt

Gözyasi

Çile bezi giyindim gözyaşıma dayandım Micingirt

Sahsiyet

Sükût bilmez oynaşır âdemlikten bihaber.Micingirt

Takva

Takva,İslam deryasından ötelere yelken açmanın diğer adıdır.Micingirt

Kulluk

Kulluktaki mesafem, ötelere vesile olabildiğim kadardır.Micingirt

Tesadüf

Tesadüfte ufuk arayan, karanlıkta gölgelik arayana benzer.Micingirt

Yalnızlığıma büründüm çileli ney gibi sükut sesleri... Micingirt

Tesadüfe tesadüf etmedim. Micingirt

Tesadüfe tesadüf ettiğini zannedenler, tevafuka su-i zan edenler.Micingirt

Arkadaş

Çakalla arkadaş olanın koyunları çok olmalı.Micingirt

Sağduyu

Sağduyulu insanlar beyninden konuşur.Micingirt

Dava

Dava adamı,davanın kölesidir.Micingirt

Dert

Dertsiz adamların derdi büyüktür.Micinirt

Övünme

Çok övünen çok dövünür.Micingirt

Namus

Namuslu adam uslu adam değil,huluslu adamdır.Micingirt

Şöhret

Şöhrete koşarken şerefi kaybetmeyin.Micingirt

Aşk

Aşkın gözü kördür diyenler, aşka kör olanlar. Micingirt

Aşk

Aşk eskimemiş çok eski, düşündümde çok yeni. Micingirt

Izdırap

Acı çekmek veli sanatıdır. Micingirt

Gaye

Çileniz devam ediyorsa, gayeden haberdarsınız. Micingirt

Ölüm

Ölüm bizi bekliyor, bu ölmekten daha zor.Micingirt

Edip

Edip idrâk ve edepten nasibi olandır. Micingirt

Şiir

Şiirin ar damarı, şöhret duygusuyla çatlamıştır. Micingirt

Şair

Şâir ile şiir yazan arasındaki fark, görenin fark ettiği kadardır. Micingirt

Pranga

İnsan ile şeytanın farkı, prangaların terki oranındadır.Micingirt

Mazi

Mâzisine düşman toplum kimdir sormayın. Micingirt

Şiir

Çok kimsenin göremediği perdeli mısraların ifşâ edilmesidir şiir. Micingirt

Edip

Edebiyatın köküne bağlı kalmak,edibin izzetindedir.Micingirt

Öz

Her kelime özeldir,öz şiirde güzeldir.Micingirt

Ramazan

İnanç,teravih ezan,şükür geldi Ramazan.Micingirt

Sadakat içgüdü olduramayacak insanların adıdır. Micingirt

Tevazu

Zirveyi hak eden kutlu tek mevzu, mutlak samimiyet birde tevazu.Micingirt

Şairler

Duygu ile gerçek arasındaki ince çizgide yürüyebilen; irfan ikliminin fevkinde hassas yüreklere sahip gönül bekçileri ancak hissedip anlayabilirler gerçek şairleri.Micingirt

Şair

Şair kristal örülmüş kubbeye benzer, alemi hesapsız ustaya gelmez. Micingirt

Edip

Ediplikte gözümüz yok ancak, edibi edepsizlere göstermek gerek Micingirt

Şiir

Şiir hâl dilini en iyi ifâde etme hâlidir.Micingirt

Asabiyet

Ruh asabiyete bürününce izân kör olur.Micingirt

Takva

Takva, zirveye alçak gönüllerde yükselir. Micingirt

Onur

Onur, olmazsa o nur olmaz. Micingirt

Şatafat

Eğer ticaret şatafata dönüştüyse, iflasın sesleri duyulmuştur. Micingirt

Benlik

Benlik aslına varır,kölelikten kurtarır.Micingirt

Terk

Terk edebildikleriniz geriye, terkiniz mükâfat idrak hediye. Micingirt


Sevgi

Hakiki sevgi, sevenin her şarta sevdiğine tevazünün zirvesinden seslene bilmesidir. Micingirt

Aşk

Aşkı yaşamıyorsanız, yaşamı değerlendirebilme imkânlarından yoksunsunuz. Micingirt

Keşke

Bakışlarınız şaşı olduğu sürece, keşkelerden kurtulamayacağınızı biliniz. Micingirt

Tesbit

Sahip olduklarım, olamadıklarımdan daha çok tüketti beni.Micingirt

Aşk

Aşk, tarifsiz seslenişin adıdır. Micingirt

Vuslat

Kavuşamayanların varacağı bir iklim vardır ki, adına vuslat derler.Micingirt

İdrâk

Samimiyet atını,sıdk ile eğerlendiriniz,takvayla değerlendiriniz. Micingirt

Mecnun

Leyla münakaşasına girmeyiniz ki, mecnun demesinler. Micingirt

Şiir

Şiir şuurla gelir, şuurun ötesiyle taçlanır.Micingirt

Flört

Vuslatı flörte reva görenler, aşkın kemâline erişeyemenler.Micingirt

İnsan

İnsan ise; aç içini od vardır! Micingirt

Hak

Hak-batıl değişmez,değişenler yöntemlerdir.Micingirt

Aşk

Aşk câzibesinin çevrelediği öyle iklimler var ki; tasavvur üstü olaylara ancak orada rastlanır. Micingirt

Anne

Karşılıksız olarak verdiklerinizi düşünürken annenizi hatırlayın.Micingirt

Sevgi

Sevdiğiniz, yüreğinize köz bırakmıyorsa; sevginizi gözden geçiriniz. Micingirt

Aşk

Aşk sana O’nu hatırlatıyorsa şayet mubârek olsun.Micingirt

Bir Gün...

Sapkın yönelişlere(gay,lezbiyen vb) dur demeyip suskun kalanlar, onlar görmese de peşinden gelen ve asrın tarihini yazacak olanlar, insanlığın bu hayasız ve çılgın dönemine “Azgınlar imparatorluğu” veya”İkinci Lüt kavmi vakası “adını vereceklerdir. Ö.E.Micingirt

Dalkavuklaşmalar

Nedense dalkavuklaşmalar istikametimin ve sıhhatimin bozulmasına vesile oluyor. Ö.E.Micingirt

Çapkın

Öyleleri vardır ki, yapılan hayasızlıkları kadınlara zina erkeklere ise masum göstermek adına çapkın adını verirler.Ö.E.Micingirt

Ben

“Ben” için kendini tüketenlerden olma.Micingirt

Flört

Flört, iffet kavramını yok etmiştir.Micingirt

Şiir

Şiir seni enâniyet zincirinden koparamıyor ise; yazdıklarınla sorunlusun demektir. Micingirt

Şöhret...

Şöhretin zirvelere çıkarıp çukura bırakmak gibi bir özelliği de vardır. Micingirt

Medeniyet

Medeniyetsiz medeniyet,çağ dışı çağdaşlık maskesiyle İslam başsız yetim ve sahipsiz bırakılmıştır ve mâzisine düşman bir topluluk türetilmiştir. Micingirt

Kader

Miskinliği kadere atfedenler kaderin gerçek ruhunu idrâk etmemiş olanlardır ve marifet kaderle irâdeyi ayırt edip yaptıklarımızla yapmak isteyip
yapamadıklarımızı fark etmektir adamlık. Micingirt

Münâkaşa

Ahmakla münâkaşa da çözüm ya lisânı ya da mekânı terktir. Micingirt

Ben

"Ben"i terk edemeyenler çok şey terk eder. Micingirt

Lâf

Ebedîyete söyleyecek sözü olmayanlar, kin tiridine banıp lâf ishaline düşerler...Micingirt

İdrâk

İdrâk, inkâr ile imanı tespittir ve kulluk ne tek başına liyâkat nede sadakattir. Liyakatte samimiyet varsa sadakattir, samimiyet ise ona şeksiz şüphesiz tâbi olup her emrine eyvâllah diyebilmektir ki gerçekte idrâk liyâkat ve sadakat budur. Micingirt

Ahmak...

Ahmakla münâkaşada çözüm ya mekânı ya lisân-ı terktir.Ö.E.Micingirt

İlhâm şiirin, zorluklar azmin gıdasıdır. Ö.E.Micingirt

Yürekten Allah de değsin akan ter, ter gider her şey biter.Ö.E.Micingirt

Şâir

Şâir edebiyat ilmini ileri seviyede, imge ve sözleri halkın anlayacağı seviyede tutmalıdır. Ahlak yaşayış ve davranışlarıyla kısaca hâl dili sözcükleri olmalı.Her ortamda her şartta model olup tüm renklerde saygı duymalıdır. Mütevâzi olayım derken izzet ve şerefini ayağa düşürecek tavırlara tamah etmemelir…Micingirt

Zaman

Değişen zaman değil, cürmünü zamana yıkmaya çalışan yığınlar tayfasıdır. Micingirt

Tatbikat

Kulluk nazari bilgilerle beslenir, takva ile süslenir tatbikatla yaşanır. Micingirt

Şiirler

Mısralarla çok şey ifâde etmek isterdim; her şeyi âsla. Micingirt

İzzet

İffet bilmeyende izzet ne ararma.Micingirt

İrâde

Hak-batıl senin varlığına emâde,istediğini kullanabilirsin. Micingirt

Bensizliğin ben, sensizliğim sen dolu..Micingirt

Bekleyiş

Kabir, yaşam ve ötesine ara istasyondur.Micingirt

Vefa

Hak bilmeyende vefa mı? Micingirt


Ey Gafil

Garbın hayalinde bir şey olabilirsin ey şer Beşer; hakikat terazisi kurulduğunda nereye kaçacaksın! Micingirt

Put

Putları çok olanların varacağı menzil, akıl hapishaneleridir. Micingirt

Asâlet

Asâlet soydan değil huydandır.Micingirt

Cehennem

Hesapların görüldüğü zalimlerin dürüldüğü öyle bir mekan vardır ki, adına cehennem denir.Micingirt

Tevbe

Geçmişle hesaplaşıp istikamete yönelmenin esas adı tevbedir.Micingirt


İffet işveyİ izzet zilleti İmân şüpheyi asla kaldırmaz. Micingirt

Zaaf

Zaaflar günahların köşe taşları, irâdesini zaaflarının değil insan ve insanlığın emrine verebilenlere selam olsun. Micingirt

Yaşamak

Gönüllerde yaşamak, zevki gaye edinen mahlûkatlarla değil; takvâ süvarileriyle aynı hedefe yönelmekle hayat bulur. Micingirt

Vasıta Ve Dâva

Dâvaları yüceltmek yürütmek ve sonuca varmak için vasıta şart, vasıtanız bozuksa tamirle zaman israfını bırakıp sağlam vasıta edinin, ideâlist insan vasıtalara takılmaz gerektiğinde değiştirilebilir… Vasıtanızı değiştirebilirsiniz, dâvanızı asla…Micingirt

Dörtlükler

Mânalı dörtlükler yontulan taşlar gibidir, üst üste ve yan yana koydukça özünden bir şey kaybetmeden yüce ruhlarda revak, kemer, kompozisyonlar oluştururlar…Micingirt

Hâl dili takvanızı,kal dili fetvanızı fâş eder.Micingirt

Herkes bir gün tevbenin idrâkine varacak; ancak o gün tevbe olmayacak. Micingirt

Enâniyet hastalıktır, bulaşıcıdır ve psikolojik bir yanı vardır. Micingirt

Beni sana götür sen getir bana,şeffaf ve sâmimi gayri olmasın. Micingirt

Gençliğe nâsihat bana düşseydi; Çanakkale’yi gez, sonra gel İstiklâl
Marşı’nı oku derdim... Micingirt

Dedikodu, ahmak şahsiyetlerin terk edemedikleri zavallılık mırıltılarının diğer adıdır.Micingirt

Madem “Şeb-i Arus” ölüm, vâkit aşka hazırlanma vâkti. Ö.E.Micingirt

Forslarımız,rütbelerimiz, makamlarımızın büyük günde boynumuza geçirilen ateşten şeyler olabileceğini hatırdan çıkarmazsak; selam olsun bize.. Micingirt

Sâmimiyeti yaşayamayanlara sıdk izâh edilemez.Micingirt

Şiir ne derin ağdalı kelimeler ne de imgeler topluluğudur; mesele ne imge ne de şiirdir.Mesele şiirin ölümsüzlüğe vasıta olup olamama meselesidir...Micingirt

Gerçek liyâkatınız, insanlar arasındaki kötülükleri adalet ölçüsüyle iyiliklere çevirebildiğiniz nispette değerini bulur. Micingirt

Deyyus kalemşorlar ve kasırga,ya Rab dindarları sözde dindarlardan koru.Micingirt

Bâbıâli’nin paralı askerleri, başınızı yastığa koyduğunuzda bu günden sonra kimsenin hakkında haksızlık yapmadan araştırmadan yazmayacağım deyip büyük mizânı düşünebiliyor musunuz! .. Ö.E.Mİcingirt

Sırtını güçlüye dayayıp bir şeyler olabilirsin, ilahi adalet pençesini boğazına dayadığında nereye kaçacaksın! Micingirt

Politikanız sizi izân irfan ve insani değerlerden uzaklaştırıyorsa, ya politikanız ya da kendinizden kaçınız istikâmetiniz yok yönsüzsünüz. Micingirt

Hiç kimse varlığını varlıklara bağlamasın, unutmayanı unutmayın ki varlığınız ebeden devam ede.Micingirt

Herkes şiir yazıyorsa, kimse şiir yazmıyordur... Micingirt

Nice insanlar vardır; ömrü “ben”lik kadardır.Micingirt

Ben hep hüzünlü tükenişlerde,ya sen! Micingirt

Selam olsun,ya Rab ben pişmanım diyebilenlere! Micingirt

Sevdanızın çığlığı vuslâtınız kadar olsun.Micingirt

Ey nefsim fitratta buluşalım..Micingirt

Çapkınlık diye yutturulan kavramın gerçek adı ihânet semeresi lânettirÖ.E.Micingirt

Gözlerimi kapadığında görenlere selam olsun.Micingirt

Gıybet nankörlerin hâl dilidir.Ö.E.Micingirt

Kânaât, dimağlara tat haramlara tokattır.Ö.E.Micingirt

En büyük başarı “üzerine işkembe ”de atılsa secdeyi bozmamaktır.Ö.E.Micingirt

Bir’e varmak var iken; bireysellikte niye! .. Ö.E.Micingirt

İdeoloji vâdisine varanlara kardeş, dönenlere kalleş plaketi takdim edilir, ödlek çoksa geri dönüş az olur.Ö.E.Micingirt

Sâmimiyetinizin ölçüsü çilenizin nispeti kadardır.Ö.E.Micingirt

Cildin ne önemi var,yüreğiniz kadar güzelsiniz.Ö.E.Micingirt

Avurtlarınız ter kokmuyorsa, kazancınız mübârek olsun! Micingirt

Sevgi güzeldir,içinde şirk yoksa.Micingirt

Şiir çok şeylere kementtir.Micingirt

Ey düğününe Hristiyan diline Fransız ahmak, neyin peşindesin! Micingirt

İrfân gözeneklerim yazdıklarım çöktü, sahibimi arıyorum,ya sen! Micingirt

Malpereste âşk, borçluya huzur yalancıya Hızır uğramaz.Micingirt

Hırsızlar en çok kendini çalar. Micingirt

İsm-i şerif vasfı gör; Tanrı yoktur Allah var! Micingirt

Akıbetimi merak edince; cürmüm sırıtıyor! Micingirt

An itibariyle 7,2 milyar kişiyiz ve imtihan salonunda bekliyoruz,ne mutlu farkında olup ebedi saâdete erenlere.Micingirt

Bütün mezarlar buruk ötesi,yokluk sefası ve ben hüzne çekilmişim.
Micingirt

Gözlerini öyle bana çevirme; sen gülünce dudaklarım kuruyor…Ö.E.Micingirt

Kalbinde hüznün kırıntısı bulunmayanlara şiir okumak,kuru ağaca su vermeye benzer ve israftır. Micingirt

Şâirliğe lüzum yok,insan olmak lazım.Micingirt

Doğrunun geç anlaşılma diye bir huyu var,hiç hazzetmem...Micingirt

Tövbe istiğfar bana, seher en çok secdeye yakışıyor. Micingirt

Arsız insanlar cimriler birde üstün zekâlılar; arsızlar da edebi, cimriler de zekâtı, üstün zekalılar da ise hiçbir şey fark ettim. Ö.E.Micingirt

Ölümü unutsanız da aklınızda “O” olsun.Micingirt

Zâlime yumruk, zayıfın âhı gücün sadakasıdır! Micingirt

Hayası olmayanın neyi var ki. Micingirt

Dindarlar ikiye ayrılır; din-dar lar ve dindarlar.Micingirt

Söz bilmeyen lâfı bol eder.Micingirt

Adaletsiz tarafgirlikler despotizmin öncüsüdür ve yönü bataklıktır. Micingirt

Milli mevzûları derin mâna ve kafiyeli cümlelerle zamanın ruhuna nakşedebilenler bağımsızlık marşları söyletebilir.Micingirt

Yalan tarih yazanlar ve tarafsız kalanlar; tasmalarınızı toplayıp meçhule döküyorum. Micingirt

Ben diriliş beklerken; şiirlerim ölümü taşır.Micingirt

İrfân kuşanamayanların cübbe kuşanmaya hakları yoktur. Micingirt

Tesettüre hörgüç,tefekküre hevesat,teşekküre delâlet,tezekküre nisyân ve iffetine streç giydirilmiş bir İslam yok.Micingirt

Siyonizm'in karşısında duranlarla, bebekleri vuranların savaşı; hissiz yığınlarla geviş getiren sürülerin farkı kalın çizgilerle ayrıştığında bitecektir.Micingirt

Kalemimizi dosdoğru, fikrimizi vicdanımızı ferâsetimizi zamanın kisralarına şaronlarına karşı sağlam tutamazsak, sessiz alkışlar bir gün alnımıza münafık damgası olarak vurulur ve varlığımız dürülür! Micingirt

Allah insanlığı, Hakk'ı tarafgirliğe terk edenlerden korusun... Micingirt

Tevbe

Erenleri unutup tasavvuf ve tevbeye mesafe koyanlar"nefsi nefsi" diyarında, cürmü kadar yanacaktır. Micingirt

Burjuvalar

Siz tolerans üreten moda müptelası dindar görünümlü cür'et kardeşler ve yerli Burjuvalar; fıtrat ve sırat sizi sonsuzluğa mı yoksa dört çekerlerinizle harikalar diyarına mı götürecek, nereye yolculuk... Micingirt

Samimiyetsizlik

İrfân kadrosu ve tevhid caddesini boş bırakan nesillere, ilmin yerini cehâlet adaletin yerini zulmet ahlaksızlık şirk alır ve mazlumları din kisvesiyle boğazlıyan ilâhî mesajlara muhalif sahte halifeler ve katiller ordusu işit-feto ve türevleri türer müptela olur... Micingirt

Selam Olsun

Polemiğe girmeden verenin emrettiği ahlak üzre, bir ömür insan-ı kâmil gibi yaşamayı; İslâm ihsan istikametinde dert, Hakk'ı sevip ve sevdirmeyi dava edinmiş yüreklere selam olsun. Micingirt

Direktörler

Cuma gecelerinin dini icra heyeti; bacakları tavana koşturan süslü hanımlar ve jekoben edalı assolist fetva direktörleri... Micingirt

Adem

Adam olmak hedef ise; gerisi mühim değil. Şöhret memurluğu fahişenin aşkı kadardır, şapşallığın lüzumu yok! Micingirt

Barış

Katilin önder sayıldığı bir ülkede, hiçbir yol barışa çıkmaz. Micingirt

Cesâret

Cesâret dehasını ruhuyla buluşturan hâkikat savaşçılarında mükemmelliğe ulaşır. Micingirt

Çare

Çaresizlik, ölenin kendi mezar taşına müdâhil olabilmesi kadardır. Micingirt

Yalan

Yalan tacirleri gerçekte fakirdirler. Micingirt

Duygu

Kıvılcım kadar duygusu olmayana, zerre miktar şiir koklatmayınız.Micingirt

Tevazu

Tevâzu lafzından nefret edenler; yeşil yelkenliyi unutmuş gibi. Micingirt

Besmele

Her bereket besmeleyle başlar, hikayeler anlatma. Micingirt

Hep

Ne zaman zihnimden şiir yazmak geçiriversem, mezarlıklar geliyor aklıma. Micingirt

Gençlik

Yaşamı zevk meselesi görüp; geleceğinden zerre kadar etkilenmemesi, gençliğin irfân seviyesinin acı tescilidir. Micingirt

Ene

Enâniyeti izzet görenler, hurdalığı antika dükkânı zanneden bahtsızlardır.Micingirt

Kim bana dünyada barış ne derse; "FİRÇA" yazıp süpürürüm lağıma!
Micingirt

Seherin varlığının çehresinden, ahenkli sınırsız derinliklerine...Micingirt

Merhamet

Granitleşen kalpler ülkesinde yetim başı okşamak; insanlığın ham maddesi toprak kadar temiz ellerin haysiyetli dokunuşlarıyla ancak mübarek ve mükemmel bir Peygamber ümmeti olmasına vesile olabilir. Micingirt

Hamiyetperverlik

Hamiyetperverlik, gönül iklimine bütün nüânslarıyla, karşılıksız hâl ve kelimeleri başkalaştırmadan gereğince güzellikler salıverebilmektir. Micingirt

Hırs

Makam koridorlarında bekleyen koltuk müptelaları, isminiz yaşadığınız küreye hayalet bile olsa bekleyin diyeceğim. Micingirt

Sistem

Ene fışkıran şairler, bebek doğuran lağımlar, bir gecelik çingene kızları, yaşasın paralı fetva tüccarları, yaşasın ölümün paryaları! . Micingirt

Hayret ve seyir kaza ve kaderin sırlı caddelerinde samimi koşturanların görebileceği tükenmez güzelliklerin adına denir. Micingirt

Tefekkürün ruhunu keşke çorbasıyla beslenenler hisseder.İklimin diş gıcırtılarından nemalananlar haysiyetli duruşlara kördürler.Micingirt

Her terör hareketi İslâma atılan iftiraların basmakalıp üretimlerini İŞİD gibi caniler aracılığı ile sülük gibi İslam coğrafyasına salıp oynatılan tiyatrolardır.
Şuursuz ve mesuliyet duygusu kısır ahmak sözde aydınlar art düşünce olmasa bile kabiliyetsiz ve cibilliyetsiz yorumlarıyla gavurun değirmenine su taşıyorlar. Fransa'da yaşanan terörü kınıyorum ancak bunu canlı yayında yayınlayanlar aynı gün 2000 kişinin katledildiği bir başka vahşete kör sağır ve sessiz.Trajediler, değişmeyen oyunları batının. İslâm ve Türk Dünyası birlikte İrfân ilim İslam mekanizması kurmadığı müddetçe Avrupa'da terörist muamelesi görmesi ve baronlar ve zalimler için ayarlanabilir terörist üretmeye devam. "Zalimler için yaşasın cehennem"! ..

Hesap

Genzini ve beynini zamanın iltifat kokularıyla kamçılayanlar, hitap ettiği kesimin gevezeliklerini ve alkışlarını ebediyete kalın duvarlar olarak set yaptıklarını rolleri bittiğinde fark-etseler de farketmez... Çünkü rüya bitmiştir ve oyun tek perdelik insanlığa verilen imtiyazdır. Micingirt



İnsanlık ahlaksızlık tufanına tutuldukça, aklı selim olan her fert İslam limanına demir atacaktır. İslam diriliştir.El Kaide ve türevleri ahlaksız batının iki yüzlü kaldırımların kandırılmış paralı paryalarıdır...Micingirt

Soytarı

Herkesi memnun etmek; soytarı mesleğidir. Micingirt

Akıbet

Şeytanın şakırtıları cam fanusların uğultusu... Kulaklarımı tıkayıp neler kaybettiklerimizin farkına varıyorum boğazımı sıkarak. İmtiyazlı ulema çıplak tesettürlüler, aktris vâizler, paralı fetvabazlar...Balyoz gibi iniyor beynime kokuşmuşluğumuzun kahkahaları ve kaybetmekten korkuyorum ümidin vasıtasını. Hakikatin seherine atıyorum kendimi namussuzlara sövmeden...Micingirt

Dünya

Dünya bencil, medeniyet çöplük dâva mübârek ve petrolün burgacında buluşanlara lanet olsun.Micingirt

Nefs

İdrâk ve irfânı nefsin imparatoru yapamadığımız müddetçe; şu kehkeşan da atıp tutmakla sadece cehaletimizi şuurumuzun önüne geçirerek, yığınlar mağarasının mensupları oluruz. Micingirt

Sonsuzluk

Yaşamak; tek perdelik oyunu kazanıp yeniden tekrar yaşamak... Tekrar yaşamak isteyenleri, iltifatına ve doyumsuz sofrasına yani secdeye çağıran merhameti sonsuza sonsuz şükürler olsun.Micingirt

Mahramiyet

Yuva “ahlak” üzerine kuruludur, yıkmanız için ”sız” eklemeniz yeterli.Micingirt

Mason

Masonluk yağıyor ülkemin mahremlerine,localar fışkırıyor imtiyazlı ve bu paraperest koalisyon gücü hayırseverler cemiyeti güya! Micingirt

Kibir

Gurur cehâletin, tevâzu ideâl düşüncelerin fikir atlasıdır.Micingirt

Ahlak

Doğruluğun mevsimi yoktur, azgın fırtınalarda bile tesirini tüm iklime aksettirir. Micingirt

Dil Ve Hâl

Dillerimiz başka hâllerimiz başka olunca fetvaperverliğimiz hayal kırıklığına, misafirperverliğimiz gösteriş enstitüsüne dönüşüyor ve bu dönüşümden geri dönüş çok zor. Micingirt

Hurâfe

Çok şeye hurâfe diyenlerin her şeyi hurâfe.Micingirt

İmtiyaz

Ülkeyi bugünkü durumuna getirenler, sistemden beslenen küstah imtiyazlı gayri millî çevrelerdir. Tanzimat'tan günümüze bu ayrıcalıklı burjuva Bab-ı Ali marifetiyle uzun yıllar zihinlerin ırzına geçmiştir. Milli hafıza iğdiş edilmiştir ve bunu hüsnüniyetle izâh edemiyorum.Micingirt

Adalet

Kâinatta bütün mazlumların saygıyla eğildiği, zalimlerin korkuyla titrediği adâletin diğer adıdır “ÖMER” (r.a) Micingirt

Yalnızlık

Çokluklar içinde yapayalnız sözü,gevezelik açlığını gidermekten öteye bir gayret yoksa; yalnızlık istilası sürer.Micingirt

Sadakat

Sadakat ailenin temel taşıdır, âşk ise harcı harcı.Micingirt

Rastgele

Rastgele yaşayan çok hayvan gördüm, hepsi de iki ayaklıydı. Micingirt

Namaz

Abdest olmadan namaz,namaz olmadan mümin,mümin olmadan cennet mi?

Nifak

Mütemadiyen zırlayan zağarlar, pusu kurup kardeşliğe dinamit koymak için kanal kanal koşturan şeytanın truva atları; her satırında kan damlayan küstah emellerinize milletin irfan sahipleri unutmayınız ki bir gün feraset şamarıyla son verecektir. Micingirt

Ey dünya, ruhumu efsunlayarak şöhretin hayal caddelerini arşınlatsan da sana eyvallah edemiyorum, tükeniş bir yüzün ve her vâkit sevinçlerim hüzne yelken açıyor... Micingirt

Yolculuk varmaya sebep, arayış kavuşmanın koşturmacası ve durmadan duramadan yürüyoruz... Bu günkü yürüyüşte Erciş'i ziyaret ederken unutmadan kendimi de ziyaret edeyim dedim ve iyide oldu. Sılayı rahim olur mu kendimi ziyaret bilemem, ancak arada kendime de uğruyorum. Micingirt

Ruhun yalın saf haliyle teslimiyeti için gayret, dünya ukba iç içe sahici havf reca terazisini sağlam tutarak yetişebilmek gerçek kahramanlara yolculuğum.. Kentlerin kasabaların ve köylerin bir köşesinde sessizce kendi hayatımızın istikamet bekçiliğini yapabilmek “mübarek” ve “kutsal” bir görev, sonsuza yolculuktur... Micingirt

Milli mevzûları derin mâna ve kafiyeli cümlelerle zamanın ruhuna nakşedebilenler bağımsızlık marşları söyletebilir, tıpkı Âkif dedem gibi…

Temizlik iki çeşittir. Biri beden, diğeri kalp. Benim kalbim temiz diyen hükümran bir kesim var ki bunların ruh iklimi manastıra benzer, bir tek günah çıkarma papazı eksik. Micingirt

Şiir kelime topluluğunun şuur uygarlığıdır.Micingirt

Cehalet cezaevinin bereketidir. Micingirt

Solmayan çiçek yoktur, kadınlar hariç. Micingirt

Öğrendikçe cahilliğim artıyor. Micingirt

Ömrüm örs,şiirler hep çekiç oldu.Micingirt

Kalıbı düşünüverirken,kalbin irfân caddelerini kapayıp vaktin tefeciliğini izleyiverdik...Micingirt

Kahkaha tebessümün zehridir.Micingirt

İffet kadının saklı tüfeğidir. Micingirt

Kaderin tayin ettiğiyle övünülmez, şükredilir. Zira güzel cehre kaderin güzel ahlak senindir. Micingirt

Düşündüren kitap,zamanı ziyân etmemektir.Micingirt

Gençliğin zihin haritasını biz değil teknoloji inşa ediyor, gençliğe değil teknolojiye sahip çıkmalıyız. Micingirt

Kavgasız insanlardan hiç hazzetmem,bütün kavgaların barutu onlar. Micingirt

Şiir pahalı sanattır, yazarını aç bırakır. Micingirt

Eli cebinde adamlar,kendilerince muteber,gerçekte ehemmiyetsiz yaratıklardır.Micingirt

Cahil,görmez duymaz susmaz.Micingirt

Hayatı “ben”im için değil, ”benim” için yaşıyorum diyebilmek mühimdir.Micingirt

Şiir'lerinde bir ruhu vardır. Şiirlerin şehâdeti şâirinin ve kelimelerin ruh dünyası derin hakikatlarla boyanmışsa, hürmet muhabbet ve ulvi iltifatlara mazhar olur tıpkı mezarı belirsiz şehitler gibi üzerinde kuru otlar tefekkür suretinde çok şeyler anlatır.Micingirt

Bütün rüyalar gerçek olsaydı, bazı gerçekler rüya olmazdı.Micingirt

Ârif hayretten, câhil nefretten fâkih âyetten beslenir.Micingirt

İhânet çılgınlığı cehâlet uğultusu ve birbirine alâkasız kompleksli komşuluklar,sonsuzluğa lakayt entarili erkekler pantolonlu kadınlar kızmayınız, sorarlarsa ateşin kervanları nereye ne deriz? .. Micingirt

Hisler dilsiz sözcüklerdir. Micingirt

Ayvalık Ve Ben

Hayatın avutucu şatafatından seherin gerçeklik farkındalık ve rahmet avuçlarına kendini atmak...Hemen birazdan güneş Cennet Tepesi'ne vurunca sürü psikolojisi ile Ayvalık'ın sahillerinde sahte inşirâh ve benim iç çekişlerim.. Şeytan Sofrası, Cunda Adası ve ilk Boğaz Köprüsü üzerinden telaşlı manasız ve gayesizce koşturmacalar...Gözlerim umutsuzluğa sahilden yelken açsa da bir anda karmaşık duygulardan sıyrılıp hüznün buğusuyla cürümlere çarpa çarpa tevhidin berraklığıyla Ayvalık'taki hastalıklı fikirleri,tefekkürdeki karmaşıklıkları bitiriveriyor...hikmetten sual mi hâşa... 04:30 - 31 Mayıs 2015 Ayvalık.. Micingirt

Aşk

Tutkulara âşk demek yosmaların ürünü.Micingirt

Enaniyet

Tevazu büyüklük,enaniyet küstahlıktır. Micingirt

İskoç geyik tazısı köpeklerin bazısı. Micingirt

Birliğin manivelası tevhit bilinci ve ferasetli idarecilerin mihmandarlığında nifak merkezlerini asrın mezarlığına süpürmek. Micingirt

Medeniyetsiz medeniyet,çağdışı çağdaşlık maskesiyle dolaşırken yerli lejyonerler milletimin sokaklarında, köhne semtlerin, yıkık türbelerinin dibinde, mâziye gölgelenip zamanı iteklediniz mi hiç...Micingit

İnsanlar ikiye ayrılır; nacesette olanlar ve necasette olanlar.Micingirt

Mâhreme umursamazlık; vicdani kirli nefse esir bütün cehâletlerin müşahhas göstergesidir. Micingirt

Tevhid birliği sol mekanize birliği bol, vatandaşına Nasır İsrail’e esir,başına Sisi ismine Mısır denir. Micingirt

Sağlıklı beğinler haddini bilir.Micingirt

Model insan, fıtratı unutmayan bahtiyarlara denir. Micingirt

Biz ne zaman markayı unutup erdemi hatırlayabilirsek, o zaman özgürüz. Micingirt

Sükûtun sesi gür çıkar. Micingirt

Eskiden yalan söyleyen insanlara rastlanırdı, şimdi doğru söyleyenlere.Micingirt

Terörün temelinin harcında mutlak dinsizlik vardır ve bazıları dini maske yapar, aksini iddia etmek küstahlıktır. Micingirt

Basının maskaralığı,burjuvanın sevinci şehitlerimiz yetimlerimiz ve ben... Yerli Bizanslılar ve Mecûsi züppeleri fare gibi lağımlarınıza kaçmanızda sizi gerçeğin pençesinden kurtaramayacak... Micingirt

Her söz bir uygarlıktır,izâh soykırımı yapmayalım.Micingirt

Bazıları mümînlerden hoşlanmaz, lâkin kıbleleri çok Kâbeleri yok.Micingirt

İnsanlar muhabbet edebilecek kişiler değil, espri kisvesi altında başkalarını çekiştirip alay konusu eden kişilere itibar ediyorlar.Muhabbet mahzûn ve kimsesiz.Micingirt

Kibirli adamlara gülümseyerek bak, diğerlerine ise gülümse… Micingirt

Dâva adamı olmadan önce adam olmak lâzım, itikat ve amel lütfen! Micingirt

Şâirin cibilliyeti sözcükleri altındadır. Micingirt

Şehitlik, ölümsüzlüğün şiiridir. Micingirt

Sükût sessiz melodi,dinledikçe dinlendirir.Micingirt

Kahramanlığın ikbali, vatan sevgisine bağlıdır. Micingirt

... bazılarını zor durumda bırakmak istemiyorum ancak; hiç bir şey namaz kadar ciddi olamaz. Micingirt

Pişmanlık erdem,tevbe teslimiyetin doruk noktasıdır. Micingirt

Gerçeğin ellerini sıkıca tutabilenler ancak aşkın secdesine gözyaşı dökmeye vâkit bulabilirler.Micin