E-mail adresiniz: Şifreniz: Beni hatırla   » Yeni üye olmak istiyorum » Şifremi unuttum

Üstad Ömer Ekinci Micingirt Ağabey Ve Eserleri




Ömer Ekinci Micingirt
Eserleri:




___________________________________
Acele Gerek

Telâşla yürürüm bir derin kuyu
Takatim tükendi acele gerek
Yüreği yaralı sızlayan şeyi
Gören sessizliğe zelzele gerek
Ben'i terk etmeli bu bendeki ben
Aynada göremez terki reddeden
Milyonlar beslenir aynı tekneden
İhsan nazarıyla el ele gerek

Yeniden doğuştur şüheda elbet
Kefeni okşayıp bayrağı seyret
Yaşamak ibâdet ölmek ibâdet
Kalplerden kalplere gel hele gerek

Zihinler karışık fikreden şaşkın
Müjdeyle lügatte övülmüş âşkın
Yıkılır ihlâssız yalancı köşkün
Tevhid bayrağına amele gerek
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Adalet

Adâlet hak ulvi dem
Mazluma kurbanım ben
Şüheda dolu heybem
Zâlime külhanım ben
Kulluktur tek gümânım
Amentüdür imanım
Çıban olsa her yanım
Yine de lokmanım ben

Ki köleyim Bilal’im
Al bayrakta hilâlim
Haddimizi bilelim
Nefsime sultanım ben

Üç kıtaya hükmettim
Gönülleri fethettim
Hoşgörüyü derç ettim
Tarihe Osman’ım ben
Vesileye aldırmam
Kör şeytanı güldürmem
Karıncayı öldürmem
Yaşatan dermanım ben

Köroğlu’yum dağlarda
Mevlana’yla ard arda
Barbaros’um sularda
Yunusa mekânım ben
Taşırım tüm her rengi
Tattım ulu âhengi
Tevâzudur mihengi
Zümrütten harmanım ben

Mefkûremiz rızâdır
Helalinden azadır
Ben dedimse bizedir
Baş değil tabanım ben

Hecelere büründüm
Şiirlerde göründüm
Ömerlere yerindim
Aliye kurbanım ben
Çeçenleri görünce
Filistinli ölünce
Yavrularım sorunca
Kanayan vicdanım ben

İbrahim'i ecdadım
Hep kendimi aradım
___________________________________
Yaralıyım üstadım
Gül yüze hayranım ben

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Adam

Bir adam
Bir adam sıdkın  doruğuna
Koşan bir adam
Muhkem  şefkatin istiğfarına düşen
Merhametin uhuvvetin sahiline demir atan
Hamza Ömer Ali kokulu
Yürekleri dolduran

Bir adam
Bir adam yeter bana
Adamlıkla dopdolu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Adım

Adaletin izi varsa adımda
Bu bendeki derin sessizlik neden
Nasıl anlatsam ki her bir adımda
Zulme çanak olduk bilip bilmeden
Hesaplar ne oldu ben yaşadım da

Yine de gölgesi bende var gibi
Her daim hatırlar taşırım şanla
Ölümsüz gün yakın nefs azar gibi
Adım hak doğurmuş dön de bak anla
Ben ben’i yazarım bir yazar gibi

İfadeler beni adıma verir
Mahzun sevdalarım ismime ekli
Kusursuz âşk ile getirir tekbir
Koşarım mâziye mavi yelekli
Ve hakkı yazdıkça ruhum yeşerir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Affet Allah'ım

“Iraklı Nur’un mektubuna ithâf-2004 ”
Bir başka ızdırap var
Bir başka vahşet Irak’ta
Titrek yaralı bir ceylan gibi
Geceye düştü Iraklı Nur
Kimsesiz ve çaresiz
Ne kadar da mahzun
Bir yanda kanayan yüreğim
Bir yanda İslam-ı âlem
Umursamaz ve sağır

Bir başka çığlık var
Bir başka çığlık yürekler
Bu yıl bu gece utanç
Uzat feryadını
Son kez yüreğime idrâkime
Uzansın ki yankılansın
Sen temizsin biz utanç

Bir başka hüzün var bir başka kin
Acılar sardı dört bir yanımı
Umutlarım kavruldu
Başka bahara mı
Hey hat
Gelecek senin yüreğinde tutuşacak
Kazılı olacak mezar taşıma
Kin ve petrol
Bir başka hesap var
Bambaşka hesap
Affet bizi Allah’ım
Affet bizi
Affet
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Afrin / Zeytin Dalı

Bir devrin gazabı sulh bekler fırat
Alınlar secdede şahlanır kırat
Hakkın ayak sesi gürledi erat
Yürekler yekvücut renk renk kolkola
Mehmedim gazanız mübârek ola

Çekilin kahpeler bu yerler bizim
Bu ordu mübârek bu erler bizim
Zaferle müjdeli seferler bizim
Hakikat bizdendir koştuk hâk yola
Mehmedim gazanız mübârek ola

Vurun arsızların barbar gücüne
Gök nedir yer nedir gündüz gece ne
Vurun soysuzlara kimler gücene
Bir nefes gözyaşı beş vâkit mola
Mehmedim gazanız mübârek ola

Garbın köpekleri ve İslam yurdu
Kin nifak yağıyor şer sunuyordu
Kirli muvâzene kurulan ordu
Bayrak dedirtmeyin paçavra çula
Mehmedim gazanız mübârek ola
Şahadet sırmalı ey yatan yiğit
Kudüs’ün bağrından taş atan yiğit
Tevhid'in ruhunu yaşatan yiğit
Iğdırlı Hasanlar tekmilde hâla
Mehmedim gazanız mübârek ola
Şüheda gölgesi bayrağın alı
Yüce kavgalara  âşk “zeytin dalı ”
Siyonist böğrüne dikin hilâl’i
Okunsun ezânlar getirin sâla
Mehmedim gazanız mübârek ola
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağabey

Müstakim davranış anbean her gün
Ötenin âhengi sendeki abi
Bende yaklaşırım inşâllah bir gün
Sen hep tevazûsun ben hep asâbi
Darılma gücenme tüm heceleri
Yazarım gerçeği sımsıkı ipi
Şiire açmışım pencereleri
Sevmezsin bilirim methetme gibi

İnce kalplisin hem zalime demir
Kardeşlik şuûru nimettir tâbi
Ahlaki temsilde hoştur Özdemir
Fıtrat ne gâye ne, bilir hesabı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağır Piyes

Gözleri çevirip döndüm geriye
Yalnızlık içinde varyetli talan
Sokağa saplandı sayısız riyâ
Ağırdı piyesim yoktu bir bilen
Düşünce uykuya söz göstermelik
Yıldızlar parlamaz ısınmaz çelik
Şöhret manzarası ne var gündelik
Her yanım tiyatro her yanım yalan

Huşu boğuluyor azgın sularda
Hep konser havası var hû hû var da
Allah'ım ümmeti bırakma darda
Sermaye heybede gözyaşı kalan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağladı

Acıya karşılık susmuş bu ara
Çevirdi yüzünü kaldı ağladı
Tasvirler izâha küsmüş bu ara
Aynalara doğru daldı ağladı
Şakınları saldım hasret bezine
Sabrı çekiyorum vaktin benzine
Benim gibi hüzün geldi yüzüne
İçimden geçeni saldı ağladı

İlan-ı âşk belki aşk bahçesine
Yalnızlık bıraktım yâr bohçasına
Sessiz bir yorgunluk sür lehçesine
Temkinle namazı kıldı ağladı

Titreyen elleri koşturan gizde
Salıverip gitti revan ayazda
Sevenler ölmezmiş duydum vaazda
Düşleri uykumu böldü ağladı
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağlama Arkadaş

Yırtılır o fiyakan
Ne taht kalır ne de taş
Yaştır günahı yakan
Dol ağlama arkadaş
“Çok ağlayın az gülün”
Sermayedir gözde yaş
Buyurmadı mı gülüm
Bil ağlama arkadaş

Düşün kütüğü düşün
Ne hayaldi ne de düş
Doğru ise gidişin,
Gül ağlama arkadaş

Yaşlar dostum yaşlar yâr
Dünya fani can gardaş
Gözyaşıdır nevbahar
Dal ağlama arkadaş
Dertlilerin derdine
Yürek değil sanki taş
Hazan düşmüş yurduna
Gel ağlama arkadaş

Kan akar oluk oluk
Ağlama sen kuraklaş
Bu ne vicdan ne soluk
Sil ağlama arkadaş
Korkmaz mısın dönüşten
Gel hele biraz yaklaş
Uyanmadıysan düşten
Kal ağlama arkadaş

Arşa yükseldi namı
Ağlardı Ömer adaş
Sen neyin sadrazamı
Bul ağlama arkadaş

Gözyaşımla al beni
Kefene yavaş yavaş
Ak yaşlara sal beni
Sal ağlama arkadaş
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağlamayın Arkamdan

kanatlarım ağır ağır düşerken
ümit korku can havliyle pür edep
ölüm korkusu ve kokusu yüzüm sapsarı
elinizi elime dokundurun yavaşça ve yasinle
baş yastıkta nasipse
usul usul sönerken azar azar sessizce
ağlamayın peşimden hem size ne oluyor
merteklerdir dostlarım yapayalnız kimsesiz
tipi boran olsada namazıma geliniz
mezara olmasa da
ağlamayın sakın ha toprağımı atarken
rahmetliyi severdim  daha dün konuşmuştuk
duyunca çok şaşırdım istemem boş lakırdı
sessiz sessiz derinden bir fatiha sal yeter
lâkin yapayalnızım sitemim zorumdandır
günahlar günahlar günahlar

tövbem var gözyaşımla tek hasadım bu işte
gözyaşıma sığındım tövbeyi siper ettim
yaşım var abi yaşım yedi düvele bedel
hem size ne oluyor ağlamayın peşimden
Dönün bakın çevreme komşularım ölüler
sizin komşular kimler vâh yaşayan ölüler
yıkayın bir solukta yetiş hoca efendi tez yetiş
helâllik al ne olur
helal olsun helal olsun helal olsun

istemem çiçekleri susturun alkışları
ben fatiha isterim titreyerek damardan
hem masrafta bedava kalakaldım baş başa
merteklerin altında
aman Allah’ım aman başladı zor zemheri
çözüldü prangalar korkularla iç içe
ıslandı patiskalar siz helvamı yiyorken
ben amelle yüz yüze çaresiz ve takatsiz

Ve bir yiğit yetişti Semerkand illerinden
kocaman elleri sihirli gözleriyle
sardı beni bir neşe esrarlı bakışıyla
derken dilim açıldı kefenim büyülendi
ümidim şaha kalktı suspus oldu endişe
kurtuldum gariplikten her taraf gül bahçesi
Susun artık terk edin mezarımı sessizce
ben fatiha isterim okuyun bir solukta
ayrılırken ne olur ağlamayın peşimden

Ömer Ekinci Micingirt


___________________________________
Ağlatma Meni

Sitemim sanadır gönlümün gülü
O mahmur bakışla bekletme beni
Vefasız tabut sen bense bir ölü
Sarılıp sessizce ağlatma beni
Bir tatlı tebessüm gösterip gel çık
Belki de sevdamız vuslata açık
Leyla gelin olmaz sevdalar uçuk
Büyülü  dönüşte dağlatma beni

Vefa ne vücutta nede tendedir
Bir ucu tabutta biraz bendedir
Salayım kendimi yâr kefendedir
Öpmeden  kefene bağlatma beni
............................................................

Ağlatma Meni

Sitemim senedir könlümün gülü
O süzgün baxışla gözletme meni
Sen vefasız tabut, mense bir ölü
Sarılıb sessizce ağlatma meni
Bir şirin tebessüm göster de gel çıx
Belke de sevdamız vüsala açıq
Leyla gelin olmaz, sevdalar uçuq
Füsunkar dönüşle dağlatma meni
Vefa ne vücudda, ne bedendedir
Bir ucu tabutda, bir az mendedir
Ferz et ki, yarını sen kefenledin
Öpmeden kefene bağlatma meni
 23.07.08 Yazar Xalide Efendiyeva Hanımefendiye teşekkürler.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağlayabilir miyim

ağlayabilir miyim
öksüzlüklere ıstıraplara
şımarıklığın
hükümranlığına
ağlayabilir miyim
trajedi üretimindeki suskunluklarıma
kelimelerimin hakkı pas geçme
küstahlığına

ağlayabilir miyim
ferasetsizliğin zerre zerre
sirayetine
ağlayabilir miyim
maskesiz riyasız bu gecenin/regaip
hürmetine

ağlayabilir miyim
efendim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağlez Yazdılar

Hasret dudağında hudutsuz hârım
Sustukça derinden kem söz yazdılar
Rüyayı kuşattı hüznüm efkârım
Gurbet yamacıma Ağlez yazdılar
Hem dünya oyun ki geldik oyuna
Çile mevsimine aşkın köyüne
Uzandım tenhâya boylu boyuna
Bakıp gözlerime öksüz yazdılar

Ruhumu tütsüler köyün dumanı
İhtiyâr söğütü kotan yamanı
Asfaltta koşarım hasat zamanı
Mecnun’u unutup gürbüz yazdılar

Düşüp sürüklenip irkiliyorum
Sessiz gecelere dökülüyorum
Bu bendeki közü ben biliyorum
Ruhum frengili sessiz yazdılar
Ve bir düş içinde bol ettim azı
Ağlez’e kalır mı ömrün birazı
Ömer’in şiiri Kenan’ın sazı
Gurbet türküsünü bizsiz yazdılar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ağzı Bozuk

Ağzı bozuk hicran çıkar dert çıkar
Attı tuttu palavradan devirdi
Kurcaladım dedim belki mert çıkar
Üç beş günde her dümeni çevirdi
Ne diyeyim arsız nursuz köksüze
Kızıl bayrak gizli gizli diz dize
Kızmıyorum moğol türü öküze
Gırtlağından daha neler savurdu

Bu dörtlükte lakin sana değmezdi
Hezeyan çok hiç bir dine sığmazdı
Ana bilse böyle mahluk doğmazdı
Türk değil de hâşa sanki gâvurdu

Nerde edep nerde izzet tarumar
İnsan değil bu mahlûkat ne arar
Vatan millet palavra hep hep firar
Sus arkadaş sus dedikçe kudurdu
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Âh

Hırpalanıyorum hatipler duya
“Kur'an edebiyat değil”, Aliya

Bir yanım mehteran bir yanımda ney
Azarbaycan yetim sensiz Elçibey

Kafkasya Çeçen'ya bir yaralı dev
Bir gün elbet döner şehit Dudâyev

Türkistan yaslıdır kan biter ekin
Cihâdın öz adı Yusuf Alptekin

Rütbeye bakmıyor sâmimiyet din
“Fırıldak olma der”alperen Muhsin

Küfrün karanlığı, masonik kürsü
Zindanlar Yusuf’u Muhammed Mursi

Dinmeyen gözyaşım Gâzze harabat
Âh Mescid-i Aksa, âh be Arafat

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Âh Annem

Müphem duygu mâna hem
Fikre çorap öremem

Günler aylar yıllar nem
Vaveyla var gülemem

Toprak tenim ve gölgem
Ötesini düşünmem

Vurabilsem vakte gem
Kucağımda seccâdem

Sabrımın süngüsü gam
Arsızı oynayamam

Faruk’un faslına dem
Ömer ismim ifâdem

Gözyaşları âh annem
Sen çok yaşa cehennem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ah Gerek

İmge mâna el ele
Koşarım hâr almaya
Reyhan yüzlüm gel hele
Âh gerek daralmaya
Koşuşlarım meçhûl yâr
Dokunan hisler arar
Ben yağmurum sen rüzgâr
Âh gerek daralmaya

Hisseder bir şey demem
Sen hep gözlerimde nem
Haklı olmak istemem
Âh gerek daralmaya

İsmin emri okumak
Yüreklere dokumak
Başın eğip bana bak
Âh gerek daralmaya
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ah Ülkem

Ah ülkem can  ülkem yakın pek yakın
Ufukta atlılar ufukta ülkem
Ah ülkem can ülkem zordur firâkın
O müjde belki de afakta ülkem
Şu şehir şu ova yorgun günlerde
Yaşayan vefasız yazan vefasız
Ah ülkem can ülkem şehirler nerde
Dört bir yan sarp yokuş düzen vefasız

Sevenlerin mahsun ve geçmişim hor
Kör ola kalemler mısralar hissiz
Geliyor geçmişim uyan geliyor
İklim hep müsâit ülkem hep sessiz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahir

Eskiler arıyorum çavdar ekmeği tadı
Belleği tazeleyen vefa kokan nefesi
Çarşılara sığmayan karda kardelen sesi
İçinde bulunduğum hafıza bırakmadı
Ne geçmişi tanırım yeni yetmeler gibi
Karda izler yaşarım şu gönüllü sürgünde
Sönüverdi ateşim boşluktayım bugünde
Nerde kaldı insanlık âhir zamanın dibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahiret Var

İnsan için en üç temel
İmân ilim sâlih amel

Ehl-i ilim âlim olur
Hâl uymazsa zalim olur

Hâl fıtratı talep eder
Haram hâli harap eder

Şükür rızka kapı açar
Nimet artar gaflet kaçar

Hem peşinden rahmet gürler
Tefekkürler tefekkürler

Ölünecek şey vatandır
Ahireti imandandır

Mizân tartı azabı yaz
Sorgu namaz sual namaz

Ümitvarım ve âcizim
Cürüm bizim tevbe bizim
“Keşke”lerim çok feleğe
Sığınmışım “Besmele”ye
Besmelesiz kul olur mu
Hıfzetmeyen dil olur mu
Madem dili vermiş veren
İstiğfar et görsün gören
İstiğfar hak tevbe haktır
Âşk imanı kurtarmaktır
İmân gerek âhiret var
Diriltecek hâkikat var
Sanatkâr tek ölüm hoştur
Dünya fâni sonu boştur
Havf ve recâ sevgi  saffet
Tevvap sensin yâ Rabb affet
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahlâk

Hâl ile v'âzı tattır
Şöhret zehirden meme
Tâkva büyük sanattır
Affet ve küçümseme
Yaşamak için yemek
Uyku su gibi haktır
Erdem ben yok biz demek
"İslâm güzel ahlâktır"

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahlak Demeli

Serde ihlâs varsa ârifliğin tam
Edep elbisesi giymeyen yamyam
Haddini bilmeyen ne bilecek gâm
Dilim hâlim rengim âhlak demeli
Kalbim zerre zere El-Hâk demeli

Dostuğru yol "hâk"tır hâşâ azamam
İslâm güzel âhlak ağzım bozamam
Mâdem Müslümanım eğri yazamam
Dilim hâlim rengim âhlak demeli
Kalbim zerre zere El-Hâk demeli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahlarım

Şiirlerim nemli ıslatır beni
Mısra çeviririm yorgun acizler
Ferâset tökezler yutar bedeni
Cansız taraflarım saçlarım sızlar
Tasvire çullandık böğrümüz arsız
Ellerimiz murdar fikir kararsız
Öpüşmeler sahte yuvalar yârsız
Olduk paramparça gözsüz vâizler

Çocuk yok beşikler mor güvercinler
Meşinden vicdanlar  alevden kinler
Korkup kaçıyorlar insandan cinler
Ne bir pişmanlığım ne âhlarım var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahu Bakışlı

Zülüfler altına sevdamız aksın
Biraz işve dolsun sarsın büyülü
Sineme yaslayıp uyuyacaksın
Seninle dirilir belki bu ölü
Saçların su gibi yakut gümüşten
Ahu bakışların bulut ateşten
Ne olur ayıltma beni bu düşten
İklim fasıl fasıl aşkın kakülü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahvâl

Nefsiyle hükmedip çarpıp durması
Bedbaht bir simânın alametidir
Takdiri düşünüp hâli yermesi
Takva züht kısmetin melâmetidir
Hasta bir bakışın dile varması
Lafzın tasallutu ölü etidir
Secdeyle beraber ye’sin sarması
Emperyal ahvâlin malum-atıdır



Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ahvâlin

Rüzgâra denizler bana sen gerek
Azgına tutsaklık urganı kalın
Gitmek istiyorsan bakma gülerek
Dilinin ucunda hep hoşçakalın
Umutsuzlukların umutlar deler
Sesler ve korkular birde perdeler
Yok sevinçlerimiz sâhi nerdeler
Sahtekârlıklar açık ve yalın

Yer yer derunuma kalleşlikler tam
Yerleşmek isterken reddeder kanmam
Bir ömür hep seni yazsam uslanmam
Alın dörtlükleri mahremsiz alın

Yıllardır koşarım mısra arası
Yalnızlık salıyor fecrin narası
Yarenin güzeli yürek yarası
Ölümden farksızdır ölümsüz hâlin
Yazdıklarım boğuk vakit hep gece
Saatler ihtiyar zamansız hece
Zihnimi tırmalar derin düşünce
Hem kimin çığlığı senin ahvâlin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Akıbet

Avam seyir defterim yazıyorum naçarım
Hikmetine sığınıp ellerimi açarım
Aynalarla gülüşen belki de bir ahmağım
Görmeleri terk etmiş sebeplere kaçarım
Hangi vasıta kapar gerçeklerin ağzını
Tasavvufta demlenen zıtların vaazını
Duyan gören ve bilen kılavuzu tokmağım
Muhabbetle tutuver akıbetin nabzını

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Akıl

Gerdan kırıp raks eyledik
Hakkı akla hapseyledik
Ne söz verdik ne söyledik
Niçin böyle arsızız biz
Akıl akılın kapanı
Kuranla akılı tanı
Görür Hakkı ve tapanı
Kuransızsak yârsızız biz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Akıl - Okul

Okullu olmak
iki kelime
mâdem okuyup
gayret edelim
Akıllı olmak
kalbi diline
koyup dokuyup
hayret edelim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aklediniz

Terörizim gavur sazı
Hısım kirve şehit gazi
Kardeşiz der kardeş âyet
Ne mübârek alın yazı
Eşsiz renkler imtiyazı

Çok boyutlu renkler asıl
Nasıl anlatayım nasıl
İstikbâle sâmimiyet
Nakşedelim fâsıl fâsıl
Her dem usûl her dem vusul

Beşik mezar ve kürekler
Bir ölçüsü tüm yürekler
Oku anla hem nihâyet
Aklediniz mübarekler
Bekleyenler bizi bekler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Al Teberrük

Sana sevdalıdır gerçek âşıklar
Vuslat orduları ismini anar
Yıldız hilâl güneş yer gök ışıklar
Sana mecnûn olmuş seninle yanar
Aşkım sen toprağa girinceye dek
Sen al teberrüksün mâziden kalan
Yüce zirvelere es gerilerek
Dalgalan dalgalan sen hep dalgalan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Alak

Durmadan anbean dolar boşalır
Sihirli yalnızlık sarar herkesi
Bir mekân bir başka mekânı alır
Kesilir ötede ağıtın sesi
Sükûtu zorluyor ürperten sesler
Gel artık seyreyle bu hıçkırığı
Yan yana dizilir cansız kafesler
Kafes canı görmez canda çarığı

Makam rütbe şöhret her şey son nokta
Dört biryan akıyor dönüş yerine
Kuşkusuz bu dönüş öğüt “alak” ta
Zaman mekân insan,yârdan yârene

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aldanış

Marifet midir pâyem
Aldanış tespit yorum
Ömrü kemirir gayem
Koydu kaçtı hikâyem
Ağır başlıyım gayrı
Bu söze gülüyorum
Şerre eş tuttuk hayrı
Lâf başka der hâl ayrı

Yürek hâli ne sandı
Göğsümden soluyorum
İmge terimler yandı
Ve kapıya dayandı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Alev Topu

Boş beleş bir yığın ağızlarda gem
Yummuş dudakları yönsüz yollarda
Ne kadar çoğaldı ar bilmez sersem
Çöküş merasimi boy boy ard arda
Boş beleş bir yığın ağızlarda gem

Hâyâ dökülüyor çığlık çığlığa
Adını yazayım âh be yok oluş
Nesil alev topu feryadım çağa
Ne çok şey türedi acımasız boş
Hâyâ dökülüyor çığlık çığlığa

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Alın Yazım

Sırrına ermek hâlâ ateş pahası
Sessizliğe vuruyorum heceleri
Sitemli şiirler yazıyorum sana
Netametli zamanlarda
Sitemi sevmezsin biliyorum
Bir parça tahammül sakla sabır taşında
Sen sabra muhtaç ben sana
Sükûtunda gizli ıstırabım
Istırabımı dindiren şarkılar
Şarkılarla birlikte ölümü besteliyorum
Elâ maviliklerde
Sen kadınım eşim yoldaşım
Bitimsiz sevdamsın
Bırak baş döndüren kuşkuları
Hakk’a yaslan ayna ol bana
Ayna olduğun gün gör nasıl bağıracağım
Alaca karanlıklara
Geçmişin münakaşasına girmeden
Çöle suya toprağa yüreğin ıslanana kadar
Yağacağım sevgiyi cem ederek
Sen kalbim karım varım yârimsin
Sen ebedi pırlantam
Sen pırlanta ben taşsam suç bende mi
Vasıtayı terk vesileden çark edemem
Sen has bahçenin ziyneti sadakatin baharı
Bense iradenin gözyaşları
Sen gözyaşlarım çığlıklarım leylamsın
Benim iklimimde ihanet yok kin yok zân yok
Hazan var zâr zâr ağla züleyha gibi
Benim tahsisatım gözyaşlarım
Yağarım pak toprağa çisil çisil dopdolu
Ben de filizlenir iki büklüm rüyalar
Neden  unuturum hep teberrük rüyaları

Sen derun-i rüyam gözleri mühürlüm
Dinmeyen sızım eskimez kavgam
Sen ambarda eleğim sırtımda yeleğim
Firdevs’te meleğim elim ayağım yüzüm
Bahar kışım yazım ümidim öfkem
Çoğum azım alın yazımsın sen
Alın yazım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Allah De

Zevki sefa bir yana
Gel Allah de Allah de
Kalbin bağla Yezdan’a
Dil Allah de Allah de
Şereflensin nefesin
Arşa çıksın nur sesin
Dilsiz misin sen nesin
Lâl Allah de Allah de

Kuşlar hu hu ötüşür
Güller yanar tutuşur
Sesin arşa yetişir
Bil Allah de Allah de

Yer gök zikirle inler
Allah derler tüm dinler
Kör şeytanı kim dinler
Gül Allah de Allah de
Zaman gelip geçmeden
İmam boyun ölçmeden
Bu diyardan göçmeden
Öl Allah de Allah de

Hayat oyun bilmece
Belki de son bu gece
Kulluk müthiş derece
Kal Allah de Allah de
Dalma Ömer uykuya
Dağa semaya suya
Gelmeden sonsuz rüya
Dal Allah de Allah de
Kul Allah de ya Allah
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Allah'ım


Hakikat yolunda zorda milletim
Zamansız afetten koru Allah’ım
Vatanıma dirlik hususiyetim
Riyakâr niyetten koru Allah'ım

Aczimiz pek derin zihnimiz viran
Kirlendi şuurlar tozlandı Kurân
Sendedir kurtuluş sendedir derman
Nefsani nefretten koru Allahım
Her halim sis duman her halim kahır
Hissiyat kör olmuş vicdanlar sağır
Sabır ver Allah’ım derdim çok ağır
İmansız adetten koru Allah’ım

Tasmalı gelgitler ağır bedeli
Yürekler yakıyor maşanın eli
İrfan gemileri ifrit döşeli
Mehmet’i Mehmet’ten koru Allah’ım

Sendedir saltanat sendedir kudret
Sendedir hidayet sendedir hikmet
Sendedir büyüklük sendedir vahdet
İslam’ı töhmetten koru Allah’ım

Sokaklar küfriçer putlarla dolu
Ümmete fark ettir batıl hak yolu
Zafersiz bırakma son karakolu
Ümmeti zulmetten koru Allah’ım

Hikmetten suâl mi hâşa nizamdır
Sen Rahmân sen Rahîm imanım tamdır
Benimki bilmem ki ne menem gamdır
Ömer’i cinnetten koru Allah’ım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Allah'ım Yakma

Ne çok hakikati var soğuk terin
Tüketir bir soluk bütün fıtratı
Bitiş son macera sonu kaderin
Var mıdır bilmem ki kulluk sıfatı
Dâvet salâsının ezgisinde ben
Yüreğim tir tir benzer serçeye
Susmuş bekliyordur o soğuk mesken
Belki acır beni alır bahçeye

Bana pek apansız size sıradan
Nasıl anlatsam ki o büyük günü
Ürkek koyun gibi kaçar sürüden
Kapar gözlerimi ruhun sürgünü

İrfanım ney sesi bu nasıl beste
Gelip uyandırsa ne olur biri
Bilinmeyenler var çıkan nefeste
Komşuya angarya ölüm zinciri
Yüzüm kar beyazı yavrular üzgün
Kimseyi kimsesiz yetim bırakmaz
Cürmüm dağ olsada imanım düzgün
Kulum der affeder inşâllah yakmaz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Allahualem

Rahatta göğerme kavrul üşü yan
Yolculuk kurşuni yüreği yufka
Sınava çağırır son noktalayan
Kader kucak açar bakınca ufka
Ufka serpiştirip dolanıyorum
Dilimin dumanlı lehçelerinde
Ateş köz yandıkça bileniyorum
Ağır yalnızlığın pençelerinde

Ağır yalnızlık ki yâd olâ gardaş
Tevhid tek sığınak apayrı âlem
Ağrıyan yerlerim hâk-batıl savaş
Çok kimse göremez Allahuâlem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Allahuekber Dağı

O benim mahremim duvaklı gelin
Karlı dağ dediler beyaz örtülü
Zifaf yok hüznü var aşksız güzelin
Kırağı bezeli hâlâ kâkülü
Başladı velvele kırıldı testi
Dermansız ağıtlar içime esti
Dereler mübarek dağ mukaddesti
Rüyama dokundu şehidin eli

Zirveyi birazdan tipi tepecek
Hep beni doksanlık ayaz öpecek
Ve beyaz cazibe aşkı serpecek
Adeta bir leyla dünya güzeli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ama Yalnızım

Yalnızlık taht kurmuş ufkum kapkara
Ümitsiz değilim ama yalnızım
Dertlerim depreşti yazdım dağlara
Poyrazla katmışım kuma yalnızım
Kaybettik dostluğu yetim değerler
Kadir kıymet ne ki kasvet yayarlar
Makama rütbeye boyun eğerler
Çıldırmış çıkmışım dama yalnızım

Kalabalık külden yaban ıssızım
Dostluklar mevt olmuş bense sessizim
Karakış sokakta yavrular bizim
Acıklı bakıştık ama yalnızım

Çöplükler aç dolu toplum çok rahat
Ben suçlu ben güçlü benim kabahat
Ecel kervanımda sayıyor saat
Kimi aç kimi tok deme yalnızım
Ömer her halimiz gösteriş tüter
Namaz kılar ceset namazsız yatar
Hücreler isyanda, yeter be yeter
Kendime sitemim kime yalnızım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ana

Bir şiir yazdım ana bir de seni düşündüm
Uzun barak havası, aşkın kalbini delen
Çığlık yaka yakaya, bağırdıkça bağırdım
Ben neden böyle ana, neden böyle ben hâlen
Bir şiir yazdım ana birde seni düşündüm
Çığlık yaka yakaya, bağırdıkça bağırdım

Hangi karanlıklarda, kirli yüzler hoş durur
Körlerin aynasında oldum atsız kahraman
Şu şâir sokağına şiir beni koşturur
Oysa elimde kalan bir çürük tahtırevan
Hangi karanlıklarda, kirli yüzler hoş durur
Şu şâir sokağına şiir beni koşturur
Hem bana bakma öyle, sözlerin tutuyorum
Vezin yıkık söz bozuk, yürüyorum kendimce
Ana, ömrüne gurban, sanma unutuyorum
Yaşmağın öpüyorum hayalime gelince
Hem bana bakma öyle, sözlerin tutuyorum
Ana, ömrüne gurban, sanma unutuyorum…

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ana Sensin

Hıçkırıklarımın sebebi sensin
Bendeki leylâ sen aslı’da sensin
Kapıldım poyraza ne dense densin
Yemyeşil yayla sen süslü de sensin
Sen şefkat pınarım dinmez türkümsün
İdrakte pervazım şuûr hırkamsın
Kokun cennet tadı ziynet farkımsın
Ölümsüz sevda sen yaslı da sensin

Seninle her zaman senin hiçinde
Körkütük gibiyim başka biçimde
Kaybetmek tek korkum azap içimde
En büyük varım sen misli de sensin

Bendeki ağrılar sende hep yara
Cennet gölge oldu senli dallara
Uzat ayakların vuslattır yâr’e
Mis kokan hüzün sen hislide sensin
Duâ ötesini kimse bilemez
Senli yazgılarım sensiz gülemez
Aşkım sen sevgi sen sensiz olamaz
En nezih âhenk sen faslı da sensin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ana Sen

Sen yuvamsın sen duamsın sen nefes
Nur yüzü yaşmaklım gelişen kurban
Sen yârımsın sen varımsın sen herkes
Hüzünle yaşını silişen kurban
Sen vatansın sen bayraksın sen toprak
Sen poyrazsın sen güneşsin sen mehtap
Sen seccadem sen imamsın sen mihrap
Şevk ile namazı kılışan kurban

Sen sevgilim sen leylamsın sen bebek
Sende cennet üfül üfül rengârenk
Sen Firdevs’in sen hurisin sen melek
Tefekkür kuşanıp dalışan kurban

Sen zikirsin sen şükürsün sen huzur
Sen ümitsin sen duamsın sen de nur
Sen nezaket sen iffetsin sen sürur
Şefkatin rengine gülüşen kurban
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anadolum

Asırlarca çağ bilmeze çağ açtın
Kaç kıtaya barış saldın savaştın

Şeref verdin insanlığa şan verdin
Şehit oldun gazi oldun can verdin

Ölüm ile yoldaş oldun dost oldun
Toprak oldun yastık oldun post oldun

Zalimlere gülle oldun dert verdin
Esir düştü yuva verdin yurt verdin

Mazlumlara kucak künyen okunur
Uyan artık vicdanıma dokunur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Analar

Hak rızâsı kalbimdeki tek tasa
Biri gelip günahıma ağlasa
Cennet bize bilmem helâl olur mu
Anaların duâları olmasa
Songüzün karakış ilaçların nem
Ne kadar gözyaşı defnettin annem
Parmakların titrer yaşın silerken
Acımasızların canı cehennem

Cenneti kokusu annemde else
Efkârla öperim rüyâma gelse
Öperim her dâim geçer efkârım
Efkâr cennet olur gözyaşım silse

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anam

Anla hüsnü niyetle
Her can muhtaç anaya
Kucakladım ümitle
Sığındım o manaya
“Ana gibi yar olmaz”
Niçin, sonsuz âşk gerek
Onsuz cennet verilmez
Üç beş göz yaş dökerek

Hoş eyle der yaradan
El ele ve diz dize
Cürmüm çıkar aradan
Bırakma nefsimize

Anam yüzü masmavi
Renk renk firdevs bestesi
Yürüyen nur semavi
Bizim köşkün kubbesi
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anamın Gözyaşları

Seksenlik gücenişi titretiyor bu sefer
Tespihin taneleri ebâbil’in taşları
Kimse takdir edemez sabrı  Eyüp’ten beter
Döner evin içinde kavrulur gözyaşları
Yorgun ıstırapları suskunluğuna yazdım
Dertli yazgılarıyla itidalden ayrılmaz
İhtiyarlık içinde kalbi koruyamazdım
Mütevâzı yakarış müstâkimden ayrılmaz

Sükûnetle bakıştık takva tevekkülü tam
Yaş vardı yaşmağında tertemiz hakikatli
Hayatımın lambası yumuşak huylu anam
Bir şeyler söylüyordu derin sözler rikkatli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anladım

Hikmet basitliği alt eden sırdı
Benimki sadece ifşa gerçekte
Seyre yelken açan zannı ısırdı
Hakikat yudumla tespihi çekte
Tefekkür var iken benlikte niye
Sahip olduğumu satan deliyim
“Tek” gerçeğe rağmen koştum fâniye
Velhasıl anladım kör perdeliyim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anlatamadım

İsmini savurur boşluğa doğru
Alıp götürüyor hep mutsuzluğa
Gözlerim kupkuru içimde ağrı
Kuşatıp düşürdü umutsuzluğa
Vuslata örülmüş yasak kıskacı
Gözlere yokluğun gizini sürer
Kuşkulu hislerin yoktur ilacı
Hazzın acısını bana da verir

İdrâki atlatıp içimden geçti
Tay gibi çiğniyor hep adım adım
Sevda yudumlattı hareler saçtı
Baktım gözlerine anlatamadım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anlatıver

Uykuyu solukla gel bende uyan
Demirlerle kaplı sedire yasla
Hasretimle kırpış yüzümle boyan
Yüreğin tutayım hoş iltimasla
Kuytular tertemiz sensizlik izi
Sabretmek gerek ki olsun meyvası
Ötenin gölgesi aşkın temyizi
Yosmalara mahsus nefsin hevası

İzânı eskimiş arda kördü hep
Namusluda namus namussuz da et
Engerek çıyanlar zânnı ördü hep
Bakışı hâinlik sözü necaset

Aşkın derinliği vakitlere bent
Ömürlere ömür doğuşa ebe
Kim bilir belki de sevdaya kement
Gel de anlatıver aşkı merkebe
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anlatıyorum

Bir öfke gecesi ben ayaktayım
Alevden döşeğe yatmak olur mu
Bendeki yitiği aramaktayım
Teberrük rüyalar satmak olur mu
Hiç kimse duymasın sakın ha dostlar
Azrail dikildi aynı saatte
Mezarı gösterdi banada yer var
Dehşet hışımıyla hemen alt katta

Sağa dönüyorum kan ter içinde
Taşınmaz yükleri taşımak ne zor
Bu gün efkârlıyım başka biçimde
Ruhum gökyüzünde kafam dönüyor

Sus hele aslanım dönme ne demek
Değirmen misali yer gök dönüyor
Kâinat içinde var mı dönmemek.
Günler puşt zemheri zihnim donuyor
Nifak izi derin çok şey öğütler
Kalbin yamacına yaş atıyorım
Upuzun selvidir köyde söğütler
Anla tezatları anlatıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anne

Islak solukların vuslat muştusu
Eser burcu burcu öp beni anne
İffet deryasından nergis kokusu
Şükür sağnak sağnak öp beni anne
Vuslat kokusunun şuh ahengiyle
Ölümsüz güftenin ana rengiyle

Sen bebek bakışlım sen solmayan gül
Sende cennet anne buyurdu Resul
Düşündüm sabrını bu ne tahammül
Sabır üfül üfül öp beni anne
Belki de bir mücrim bahtı karayım
Azıcık nefeslen yüzüm süreyim
Her seher yüzünde nur hilallenir
Efkârlı nağmende şefkat tüllenir
Fecir şaha kalkar sema güllenir
Zikir perde perde öp beni anne
Duan fersah fersah gelir dengiyle
Annelik hakkıyla kul mihengiyle

Ruhumun bahçesi gönlümün gülü
Hakkın emaneti sevdamın tülü
Yaşmağı zümrütten vefa örtülü
Tekbir beste beste öp beni anne
Titrek bakışınla dur yalvarayım
Bin sırtıma anne O’na varayım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anne Yâr

Hep alnın beş olsun dediyse annem
Değmeyin keyfime efsun boyu hem
Kimse ulaşamaz ondaki aşka
Anne zor sevdadır anne bambaşka
Amelin eş olsun dediyse annem
Vuslattaki sevda çaylardaki dem
Melekler düşemez ondaki aşka
Anne mor sevdadır anne bambaşka

Gözünde yaş olsun dediyse annem
Duâ fısıltısı kırışıklar nem
İdrâk yetişemez ondaki aşka
Anne nur sevdadır anne bambaşka

Helâl'ı hoş olsun dediyse annem
Duydum duyanlara yoktur cehennem
Mecnun leylâ denmez ondaki aşka
Anne yâr sevdadır anne bambaşka
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Anzaklar

Toplanmış tüm erkân dinliyor ayin
Ve utanıyorum
Anzak Avustralya ve basın yayın
Anlatamıyorum
Çanakkale viran uyan şehidim
Ben yatamıyorum
Dost imiş Anzaklar heyhat yiğidim
Unutamıyorum

Dostluğa sözüm yok ve de mukadder
Anlatamıyorum
Ayin'e hoşgörü zikir derbeder
Hazmedemiyorum

Kutladı hür basın şevkle rengârenk
Anlatamıyorum
Boşuna mı Seyit boşuna mı cenk
Ve utanıyorum...
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Apayrı

İhlâsın renkleri sendeki hayâ
Bakışın yeterli beni ihyâya
Hislerin büyüsü apayrı bahar
İbrişim örülü sendeki maya
Bulut gibi yüzün benzersin aya
Sensizlik içinde başladım hây'a
Verenin uğruna meçhullerim var
Ben o’na sığındım emri rızâ’ya

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ar

Örgüsü âşk olanın gülüşleri mor olur
Rahmetinde ıslanır hiçliklerde var olur
Çağrılara uzanır ince zârif bembeyaz
Dökülür yüreklere yâren olur yâr olur
Heybesinde cesaret gözlerinde ar olur
Ne saltanat ne şöhret yaftasız vakar olur
Tefekküre dokunuş kinayeleri niyâz
Ruhu tenden sökülür özlenen diyâr olur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ara Sokaklar

Aşk vuslat endişe, O’nda inâyet
Sonu fark edelim gelin beraber
Kadın çocuk makam şu taşlar âyet
Her mevsim ayrı bir ayeti saklar
Ahşaptan bir mezar dibinde toprak
Tabut gıcırtısı solan her yaprak
Edebi gözetmek ben’i bırakmak
Her taraf hâl yükü sözü yasaklar

Kurma saatler mevt ve kırık ayna
Müjdeyi aldınsa raks edip oyna
Kayna isli kazan azimle kayna
Ateş mesaj tevbe su beni paklar

Hissettim adeta malum şöleni
Benimki belki de gel gel töreni
Mecâlsiz seyrettim yârı yâreni
Kabre koşuyordu ara sokaklar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aradığım Kent

Karlı tepelerde aradığım kent
Bağrında yatanlar fevkinde amma
İçimde hafakan hissimde kement
Her şey o’na ayan her şey muamma
Ses verir arada âşkın sahibi
Minare gibi hoş şu bizim dağlar
Sıladan sılaya çarpacak gibi
Kerem yüzlü sarhoş şu bizim dağlar

Hele de miğferi ayaz tutuşur
Galiba kavradım apayrı mâna
Ruhu alev alev gönlü hep üşür
Hüznün ikliminde gece yan yana


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Arakan

Arakan'da Katliam ! Budizm'i sevimli gösteren YOGACILAR !
------------------------------------------

Arakan
Ümmet neyin derdinde
Arakan kan ağlıyor
Tecavüzler ölümler
Ölen vicdan ağlıyor

Zulmet öfke pazarlık
İslâm yurdu mezarlık
Kahrolası yazarlık
Şâir ozan ağlıyor

Arşa vurdu acılar
Ana bana bacılar
Ve arsız yogacılar
Kaynar kazan ağlıyor
Mümin  hicran mümin kan
Zelil suskun perişan
Uyanacak!ne zaman
Şuur izân ağlıyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aramıyorum

Ümitsiz değilim sineler çorak
Gençliğim yanıyor göremiyorum

Hak hukuk arıyor elinde orak
Kaldırmış çekici soramıyorum

Bakışlar ümitsiz bakışlar kurak
Ben buna bir akıl veremiyorum

Hikmet-i sual mi tövbelerim hak
Sebepten sebebi aramıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aras’tan Hazar’a

Kavuruyor amansız
Vardım sılâya vardım
Hasret sardı zamansız
Döndüm döndüm yalvardım
Köyüm hüzün ben sarsık
Hasret güftesiz artık
İklim değişir sık sık
Güz gibiyim sarardım

Hem hep deli biçâre
Avareden avâre
Hep Aras’tan Hazar’a
Micingirt ’ten akardım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ardan Üryan

Şakağı gırtlağında lafı tezgahta huşu
Çiftliğine çömelmiş eteksiz devekuşu

Hazzının kasığında Marx'ın görünmez yüzü
Karanlık mahallenin önde giden öküzü

Ağzında gergedanlar boynuz boynuzu deler
Züleyha'ya lâf eder ardan üryan kahpeler

İpliği hayasızlık, çığlık kulelere caz
Yontuları kusmakta tahripkardır itiraz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Arıza

Benlik varsa ilhâmların tekdüze
Yaşadığın ihânettir gündüze
Yanlış ata oynuyorsun kardeşim
Teslim ol ki konuşalım yüzyüze
Unutmaki basamaktır kış yaza
İşaretle izâh gerek ahraza
Zulmet ve nur ötesi ne kardeşim
Enâniyet alevleri közköze

Liyâkatın eşsiz olsun faraza
Tatbikatta amel yoksa kim rızâ
Tefekkürün yöneliş mi kardeşim
O'nsuz görmek hâkikatte arıza

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Arkadaşım Bedo

Memleketi memleketim
ve cesur gözlü bedo
pasin ovası kale dibinden
erenler diyarından
Haberini dadaşlardan aldım
kayaların tepesinde kale gibi
uçsuz bucaksız pasin ovası ve
balık burcunda bir yiğit bizim bedo

Bazen teyo mizacı alvarlı efe esintisi
hayatını emekliye ve hacca kurgu etmiş
fotokopi odasında soyutluyor zamanı
Bir başka  oluyor hac deyince
ufuklara doğru aşkın diğer tarafına
bir mecnun gibi müminliğin doruğunda

Hep yanı başımda fakültede
haksızlığa tahammülü yok
mert adam vesselam
arkadaşım bedo. 25.10.2004
Bedreddin Aygül Bey  kardeşime.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Asabi

Sokaklar çilesiz ruhlar kaygısız
Dilim isyan demez ama asabi
Dede ganyan oynar torun saygısız
Haram yiyor yavru meme asabi
Var mıdır istikbâl bir akıl verin
Benim ki vehimmiş hakikat serin
Keyfiyet zehirli irâde derin
Şu Boğaz Harbinde ‘’Şama’’ asabi

Hayaller ütüpya  nifakta birlik
Sefalet payeler haytalık erlik
Kâbuslar tufanlar izm’e askerlik
Meydan okur zındık dine asabi

Lafız can çekişir yalan sisinde
Ve zillet revaçta  kirli basında
Vampirler kan içer her defasında
Bir sorun Ömer’e kime asabi


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Asabiyet

Aslımı sormayın geldik cennetten
Havva anam Âdem babam bir de ben

Aynı balçık aynı toprak aynı ten
Ruhlar aynı rengârenktir her beden

Kimi zenci kimi beyaz kisveden
Layık görmüş öyle çizmiş resmeden

Kavim kavim halk etmiştir yaratan
Mayamız ne asâbiyet nereden

Aynı toprak aynı bayrak aynı din
Sonsuzluk takvada takva var eden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Asfaltta Bulmadık

Sır hikmet gizlemiş şifaya derde
Sürüp koşar gelir yatağa kadar
Kalplerde muhabbet aşk çilelerde
Beşiğe mezara kundağa kadar
Yakıp kavuruyor bu başka rüzgâr
Hesabı çetele toprağa kadar
Unutma toprağın bekleyeni var
Ruhu heder etme durağa kadar

Sulara vuruyor yorgun saatler
Sarıp sarmalıyor kızağa kadar
Kalbim çalkalanır kalbimle yer yer
Tabutumu götür bayrağa kadar

Çok şey bekliyorum dudaklar kısık
Lâftan giydirilen sarığa kadar
Var-yok küllerime şaşkın karışık
Çift çubuk fiyaka çarığa kadar
Asfaltta bulmadık hâşâ bu dini
Keşke döktürmüşüm şafağa kadar
Her akşam zikreyle bildir haddini
Cezbeler ulaştır sokağa kadar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Asıyorum

Sessizliğin rüzgârında
Yalnızlığa esiyorum
Heyulalar mezarında
Apansızsa susuyorum
Koyun kuzu çakal tilki
Yazı kader her şey gel ki
Edep yâhû tekrar belki
Duvarlara asıyorum

Dilim hâlim ve bedenim
Hayırda ben şer de benim
İç çekişim öfke kinim
Ağzıma sus basıyorum

Gâh konuştuk bâzen sustuk
Mısraları göğe astık
Yatıyoruz döşek yastık
Uykuları kesiyorum
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Asla

yüreğime bıraktığı her bir parçayı
pişmanlık esintilerini
tamamlamaya çalışıyorum
tamamlayamamak
korkusuyla

şiirin tenha yollarında
sükûtu kovalarken
sensizlik gelir

sıyrılırım kendimden
yalnızlığı beslerim
beslemekten öte
hecelerim

sonra çatık bedenimle
nâzik duygulara bürünür
salarım boşluğa
hayalleri
seher virdini izler
kalabalıklara karışırım
hiçbir şey gibi
ruh gelgitleri
sinmiyor içime herşey
hiçbirşey gibi
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşağı Micingirt

Şeremet acı hüzün
Selahattin çayırı gobut şorak adalar hani
Hani Micingirt beni bir gün arayacaktın
Ne Apponun torunları tanır ne de Selim
Çok efkârlıyım Micingirt çok

Soğanlı yaylasında ayran içtin mi arkadaş
Yalınayak karakış Akbaba’da koyun güttün mü
Zigavi, Karaköse’nin karlı dağlarını
Kale'nin üstünden
Ya tarih kokan mağaralarda kümbette
Ceneviz’i Saltuk’luyu Osmanlı’yı

Micingirt suskun Selçuklu’dan beri suskun
Kalesi kümbeti tarihiyle suskun
Mezar olacak mı son demime açıp kucağını
Günbatımı da siz hiç Semih’i Appo’yu
Hacı emmimi düşündünüz mü
Kabristanın soğuk kalbinde
Zigav bir başka akıyormuş Aras’a doğru
Kanni, Haydarkomi Arabayolu sizden ne haber
Cengemağara sen ne dersin kartol haşladığım çaynikle
Şimdi ne Hakkı dayı ne Emihan amca nede tüccar İhsan dayı

Değirmenler yetim Hacı Fikret yok Hacı Hadis yok
Ne Bursa’da ararım artık ne de hayal kurarım
Buluşuruz belki esrarlı melodiyle mezarın öte kıyısında

Yukarı Micingirt’i düşledim kar ortasında milliye dökülüp
Topkaya’yı İslamsor’la beraber Altınbulak
Matem eser yüreğim amcalar yok
Köylüler yok  hasret çile yalnızlık
Çermesu karataş keklikler ağlez kurunlar

Hey Micingirt hey koca çınar sen yadigâr
Sen tarihsin tarih kokan yamaçlarınla
Özlediğimsin sevdalımsın
Ve ben başka hasretteyim bambaşka hasret
Bir diyâr-i vatanda ve çok uzaklarda…

Micingirt

Mevsimler başıboş paslı saatler
Umutsuz ıstırap verdi Micingirt
Aklıma temsili geliyor yer yer
Kalemi hasrete sardı Micingirt
Hacı Behzat emmim bahtına küsmüş
Hanımı dert yükü sararmış susmuş
Titriyor elleri yorgunluk basmış
Yürekten bakışıp durdu Micingirt
___________________________________
Haci Hadis amcam özledim seni
Ne değirmen kaldı nede kefeni
Appoyu düşündüm sönsuza fâni
Arayış gurbeti yordu Micingirt

Babam muhtar oldu hizmete koştu
Hizmet nimet deyip yollara düştü
Bursa’ya gelince yandı tutuştu
Hicrandı ayrılık zordu Micingirt
Çatlıyor yüreğim ataş köz nârda
Köylüleri gördüm geçen sahurda
Duygularım harap düşlerim hurda
Hasretlik bir devri vurdu Micingirt

Ömer’in şiiri ozanın sazı
Ne kışı yaşıyor ne sever yazı
Oğlu imam olmuş yok Hacı Gazi
Nerde Hacı Gazi sordu Micingirt

Sarıkamış ilçem Micingirt köyüm
Ovalar akrabam mevsimler dayım
Çok özledim dostlar kınama beyim
Her dağın bir adı vardı Micingirt

Amme Hafız amca efsunlu sesi
Bilal’den yadigâr onun bestesi
Okur büyülerdi bütün herkesi
Kalp gözü açıktı nurdu Micingirt

Bu deli gönlümün son sedasıdır
Hasreti figanı ve sevdasıdır
Micingirt vefanın ifadesidir
Yarama kaplanan kordu Micingirt
Tarihtir Micingirt tarih kalesi
Evelik kuşburnu yemlik lalesi
Bir gece rastladı ayı balası
Yankısı şafağı yardı Micingirt

Soğanlı yaylası meşe çıralı
Şehitler dizili sıra sıralı
Esker emmim geldi bağrı yaralı
Yorgun ayrılıklar ördü Micingirt

Ömer’im anladım bu dünya fâni
Köylüler toplandı herkes yabani
Sokaklar ahbaplar tanımaz beni
Gurbetin gözleri kördü Micingirt
Ömer Ekinci Micingirt
___________________________________
Aşık Olmak

Zihnim bulut gibi kalbim gam sarar
Bugünler nedense esmiyor rüzgâr
Düşünmesi ağır sonu belirsiz
Kim kime yâr olur hele söyle yâr
Yoksul yalnızlıklar tuvallerim var
Hissiz iklimlere söz neye yarar
Kederler toplarım yönü belirsiz
Âşık olmak nasip şairlere yâr


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşık Reyhânî

Yılların yükünü almış sırtına
Soluyor dermansız Âşık Reyhanî
Sözü okyanustur sazı fırtına
Mevsimi amansız Âşık Reyhanî
Bakışı depremdir duruşu çile
Besteleri rüya sazı nafile
Özlemiş Zeynel i saz geldi dile
Gülleri çemensiz Âşık Reyhanî

Gözyaşı sürükler şiir seslenir
Hanımı mahsundur üstad hislenir
Sus hanım diyerek saza yaslanır
Yatıyor gümansız Âşık Reyhanî

Ölmek yaman diyor yaban ellerde
Acısı depreşmiş gezer dillerde
Merhamet mevt olmuş zalim ellerde
Yaşıyor harmansız Âşık Reyhanî
Nerede micingirt nerede vefa
Reyhanî dermansız vallah bu defa
Sinemde ızdırap taht kurmuş cefa
Bacası dumansız Âşık Reyhanî


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Âşıklar

Hep hayâl ederim ümitlenirim
Büyük neticeye kilitlenirim
Yaratılış âşktır imtihân budur
Aşksız tüm kelamlar dedikodudur
Mecâzı âşk yönsüz belki gaflettir
Umumi rezalet sonsuza settir
Gerçek âşıkların arkında mısın
Yusuf'un aşkının farkında mısın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Âşikâre

Teslim olur isen başın selamet
Terk etmek ihânet nefse bedeni
Kin nefret hiçe say dua selam et
Çile duygu ilham tek’tir nedeni
Pusulamız tek mi hem birdir  ilah
Tefekkür yudumlar gerçeği gören
İzaha ne hacet getir bismillah
Başka kapı var mı sonsuz gösteren

Mısralarım kavruk  hecelerim kül
Kendimce eserim inceden ince
Arada delalet biraz tevekkül
Belki uyanırım vakti gelince

Bir nefes ufukta duymazlık niye
İçimde ürperti ne deriz yâre
Ölümsüzlüklere yazın methiye
Aşıklara ağla yâr  âşikâre
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşinaydın

Tıpkı ağlamak şiir
Mısraları buğulu
Şair aşka can verir
Ziyâ üslûp dopdolu
Şiir şuursa değer
Şuur içinde şuur
Mısra soysuzsa eğer
Ruhumu kemiriyor

Ulvi imgeler varken
Ses gelir gözün aydın
Aşklar aşkı emerken
Cânâna aşinaydın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Âşk

Beynimi çöziyor gecenin izi
Katiyyen terk etmez sabaha kadar
Gelgitlere alır ifâdemizi
Beklenen gülleri koklatır yer yer
Rahmetin eşiği âşk var daha ne
Hakiki aşklarda aşklar bahane
Nice ağlamıştı Behlül-i Dane
Fecrin kirpiğinden öptün mü şâir

Aşkın rotgeninde bütün ışıklar
Teveccühe durur coşar âşıklar
Zaman irfân ihyâ kırışıklıklar
Belki gökyüzünden müjdeler verir

Ben’in fermanından efkârlar  eser
Bâzen benden uzak bazen beraber
Öyle bir hâldir ki hesabı keser
Suretini  sarar küle çevirir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Acı Izdırap

Bulut yağmur rüzgâr olup estin de
Hasretle savrulan keşke ne oldu
Sevgime yer ayır gönül testinde
Sükuta boyalı âşka ne oldu
Arada geriye çevrilin bakın
Susun zerre zerre sözü bırakın
Hiçliğin sesiyle kınalar yakın
Tesbihtekii zümrüt köşke ne oldu

Kalbin suskusuyla sürdün mü devran
Sırrın kıvrımında dost gibi davran
Dostluğa boyansın ruhtaki eyvan
Verdiğin ıstırap başka ne oldu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Ateştir

Aşk mecazi dön O’na bak
Sema yıldız ister aya
İşaret var herşey mutlak
Gerek var mı iftiraya
Çokluğu geç hiçlik ile
Düşündün mü büyük çile
Aşk ateştir alma dile
İntihar bu dur nereye

Sap ve saman  zihnin ağıl
Kendine gel  biraz eğil
İnsansın sen hayvan değil
Giremezsin hem mereğe

İyi kötü  bekâ  fenâ
Nefs musâllat her insana
Tevazû iç kana kana
Vecd miraçtır er yüreğe
Mal mülk mevki şeytan taşa
İsyan etme tevbe hâşa
Gel  nefsinle gir  savaşa
Sefil olma yerküreye

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Bilmez

Dünü hem yarını düşündüm bir ân
Vâkit bu gün deyip boş ara kaldım
Görenleri  gören  görür her zaman
Şemsi dert etmeyen beşere kaldım
Fikri bozuklara izâhatı zor
Kula kul olmak mı kuldaki onur
Ötesi bir nefes sâla okunur
Cehli abdallarla şer şere kaldım

Hakk’a hayranlık hây bendeki yara
Hakikat hıfzedip hakikat ara
Kâbe Kudüs Bursa Bosna Buhâra
Galiba âşk bilmez bahara kaldım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Diliyorum

İçimde fırtına yer gök inledi
Naz akşamlarıydı gözlerin tül tül
Yorgunum bu günler gam perçinledi
Çağır kaygıları şiire dökül
Ruhum yıkıldıkça saklanıp sına
Vefasız kentlerin şivesi aksın
Saklanıp uzaklaş koşarcasına
Yoksam da sesimi hep duyacaksın

Bütün yalnızlığım suskunluğum sen
Katıksız tertemiz sözler var amma
Yine dalıp gittim boş ver istersen
Yalan bakışlara asla aldanma

Ne çok yokuş çıktım altında karın
Öksüz çocuk gibi bekledim seni
Peşinden koşturdum ağır kumarın
Yüzyıllar beklerim gitsen gelmeni
Ben senle arındım tasadan kirden
Ne güzel yokuşun sırtını oğmak
Uzattım elleri diledim bir’den
Düşündüm zor değil yeniden doğmak

Gözleri mühürlüm sitemkâr yârim
Taptaze baharım doyumsuz şarkım
Azgın rüzgârlarda senle eserim
Her daim tertemiz dupduru arkım
Sensiz ölüyüm de kucakla yine
Düşleri kamaştır sabahlara dek
Zamanı itekle hemen peşine
Koruman olayım elimde değnek

Açıp kapıları çözsek düğümü
Kalpsizin birisin sus biliyorum
Bilsen gözlerinde hep öldüğümü
Hissettir azıcık aşk diliyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Gemisi

Sus şâir olmaz deme
Ufukta yavaş yavaş
Çatlayacak hengâme
Hakikat kalpten savaş
Ağla inle yan döğün
Mateme kat gölgemi
Gâh tevekkül gâh hüzün
Âşk gemisi bu gemi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Gerek

Aşk açmış ellerini eşyadan elenerek
Bir muştu üflüyordu anbean zaman zaman
Aşk büyülü asuman her bahçeye aşk gerek
Aşk ölümsüz taht elbet aşk evlad-ı fatihan
Bir muştu üflüyordu anbean zaman zaman
Aşk açmış ellerini eşyadan elenerek
Aşk leylanın ötesi leyla değil aşk gerek
Yine baykuş sesleri yine kaos buyurdu
Bülbül neymiş gülde kim yolcu kimmiş ey zahit
Çözülüş aşk iç içe üç beş yükseliyordu.
Aşka kement vurulmaz her an iklim müsait
Bülbül neymiş gülde kim yolcu kimmiş ey zahit
Yine baykuş sesleri yine kaos buyurdu.
İçimdeki o mâna müthiş yükseliyordu

Biri tekrar anlatsın perde perde bu aşkı
Gerekirse her gece sessizce ağlayarak
Bahar böcek çiçek taş yer gök ve yıkık köşkü
Bahtsızlara anlatsın tekrar şaha kalkarak
Gerekirse her gece sessizce, ağlayarak
Biri tekrar anlatsın perde perde bu aşkı
El değmemiş besteyle sihirli müthiş köşkü
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk İle

Zarif bir esinti hem ne kadar vakur
Sanki birçok türkü içime yüklü
Lalezar yüreği bakışları nur
Nazarı ruhumda köklü mü köklü
Tebessüm okşuyor aşk ile tek tek
Vuslat dedikleri bu olsa gerek
Hâl ile hisseder besbelli gerçek
Manzara rengârenk nizam ahenkli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Kaçmış

umutlarım gürül gürül
eskittim kuşkuları
elma şekeri çocukluğum
keşke şerbeti sürdüm dilime
ve hasadım taşlı tarla
aşk kaçmış gözlerime

gecelerin zifrine ne destanlar sakladım
koşuyorum sabır taşlarını dökerek
öfkem cehennem
yeşillerim kar altında mevsim uzun
sözlerim utangaç gözbebeklerim ustura
yüreğim gecekondu
ya yürüyüşüm yürüyüşümü sormayın
çakırkeyf sarhoş yaş gözlerim
gözlerime aşk kaçmış
vuslat sokağına nedamet toprağı sığdırmışım
avuç dolusu acı küfeler boyu hüzün
gam keder fedakârlık zaman bakış
hasret şarkıları söylüyorum
tespite vasıta benim bahçenin
yediverenleri
huzursuzluğum kaç bahardır
mısralarım dargın ve yorgun
ve eskidim
neredesin aşk-ı huzur
aşk mavisi dörtlükler şiirlerim pek artist
cümlelerim sihirli hecelerim tabutluk
sahifeler ayışığı yazdıklarım muâllakta
gözlerime aşk kaçmış
aşk kaçmış gözlerime

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Nedir

Kimine bir mızrak kimine oktur
Gerçek târifini bilende yoktur
Hasrette hastadır vuslatta doktor
Göreni görmeden göremezsiniz
Aşk seyir izâhı epeyce çoktur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Sunmak

Israrla koşuyorum ona binmek isterim
Ümit korku hararet tartışılmaz diyorum
Benliğimi çiğneyip aşkı sunmak isterim
O dehşetli diyârı duyunca tekliyorum
Gecenin ışığından gündüzün karasından
Yakarışı düşünür söz veririm anneme
Bana tembihat gerek duânın verâsından
Ölmeyi bilmiyorsan ölüm ötesi deme


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Var

Aşk tarifsiz dediler; aşklar hikmet aşklar sır
Gerçek aşklar odur ki, hep O'nu hatırlatır

Aşk var sûkuta evli ve benzersiz balayı
Aşkı aşka söyletmek, âşıkların dileği

Aşk var yüreği vermek, karşılıksız tek cümle
Meşakkati sırtlayıp aşk söyletsem gücümle

Aşk var mevzide Mehmet,secde başında annem
Aşk var zulüm zevk gazap, ihtivası cehennem

Aşk var dünyevî şehvet iffet yok lânet olsun
Aşk var amel-i sâlih, evlilik niyet olsun

Aşk var zikrin nizâmı, erenin eteğinde
Aşk var hikmet yol gayret arının peteğinde

Aşk var öpüştüğünde olâ secdeye cuma
Aşk var yerli arabesk, gelir leylaya kuma

Aşk var gayya gibidir, çok can yakar bunu yaz
Aşk var helâl lokmadır, bozulmaz bayatlamaz
Aşk var kalbin yanışı, ebed doğuş sancısı
Aşk var tevbe gerekir, sevdanın yalancısı
Aşk var çölde adalet, adım Ömer’dir amma
Adildir kavgalarım, vuslat var mı muamma
Aşk var yakar külliyen,gel gõr yüreğim elle
Hayırlara erdirsin, Allah Azze ve Celle
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşk Yaralasın

Huzur sevgi nefret birde tevâzu
Tefekkür gerçeğin sessiz avazı
Bende ki yanışı fark edemedim
Çok şeyi idrâktir belki bu mevzu
Ömrü ziyan ettim say sıralasın
Şöhret varlık riya acz karalasın
Aşkı neden hep ben terk edemedim
Beni leyla değil aşk yaralasın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşka Koşan

Gerçek aşk nerede özlemim neye
Sen nerelerdesin senin hüznün var
Olmuşum pranga mahpushaneye
Yüreğim virane derin sızın var
Yeşerir kururum söyle neyim ben
Kaybetmiş gülmeyi meşgaleyim ben
Madem aşka koşan divaneyim ben
Hele gel haber ver bana sözün var

Firavun sokaklar kızıl karası
Mavzer gibi tıpkı hasret yarası
Kor ola gözlerim meçhul sonrası
Ne zaman uyansam yokluk izin var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşkı Helâl

Vuslat bilmez neşvelerdir sensiz aşk
Sevda besler çile tüter sonsuz aşk
Ar kalmadı düğünlerde toylarda
Mecnûn gibi yanar mı hiç donsuz aşk
Vuslat bilmez neşvelerdir sensiz aşk

Leylâ sesi fısıldaşır zânsız aşk
Hiç olur mu hissiyatsız cansız aşk
“Bir” kalmadı en cezbeli aylarda
İstikâmet müstakimdir yansız aşk
Leylâ sesi fısıldaşır zânsız aşk

Tek menzildir aşk-ı helâl “ben”siz aşk
Tutsağıdır her zilletin dinsiz aşk
Sır kalmadı aşk denilen şeylerde
Boş hırıltı O'na rağmen Onsuz aşk
Tek menzildir aşk-ı helâl “ben”siz aşk

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşkım Ağır

Dedemden sevdim derdimi
Beşikten mezara kadar
Nefsim azgın gem vurdumu
Söz düşer bizara kadar.
Aşkım ağır ruhum dalar
Ben mecnunum yâr leylalar
Sihirlidir bu sevdalar
Götürür nazara kadar

Nefis sırtlan dikkat derim
Çalın taşa veren kerim
Tabut gelir ben binerim
Rahat yok huzura kadar

Esiyorum  üfül üfül
Allak pullak titrek sefil
Hem acemi hem de ehil
Hızır'dan hızır’a kadar.
Yılan soksun bu dilimi
Zillet etti son halimi
Kimse bilmez melâlimi
Avamdan vezire kadar

Hak Teâla hayreylesin
Ömer aşkla seyreylesin
Hâl söylesin dil dinlesin
Susarım mezara kadar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşkım Sen

Hıçkırıklarımın sebebi sensin
Bendeki Leyla sen, Aslı’da sensin
Kapıldım poyraza, ne dense densin
Yemyeşil yayla sen, süslü de sensin
Sen hem şefkat suyu dağda türkümsün
İdrakte pervazım, şuûr hırkamsın
Kokun kekik tadı ziynet farkımsın
Ölümsüz sevda sen yaslı da sensin

Seninle her zaman senin hiçinde
Körkütük gibiyim başka biçimde
Kaybetmek tek korkum, azap içimde
Biçilmez paha sen misli de sensin

Bendeki ağrılar sende hep yara
Cennet gölge oldu senli dallara
Uzat ayakların vuslattır yâr’e
Mis kokan oya sen, mislide sensin
Duâ, ötesini kimse bilemez
Senli yazgılarım,sensiz gülemez
Aşkım sen sevgi sen sensiz olamaz
En nezih ana sen faslı da sensin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşkın İlacı

Hikmet irfan izan yemin var asra
Dolaş sahraları düşündükçe yan
Seni arıyorum gözlerimde kan
Yeşerir yazdıkça seni her mısra
Ölümün deresi sensiz bu cihan

Yer yer netâmetli ama huluslu
Varoşlar bilirim usta duâcı
Sabır taşlarıdır aşkın ilacı
Zihnim berrak gözler bulanık puslu
Kendime hükmedip susmak ne acı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşkıyla Sarhoşum

Dalga dalga mehtap baktım yüzüne
Bu gün ben bir hoşum değme keyfime
Tılsımlı tebessüm daldım hüznüne
Aşkıyla sarhoşum değme keyfime
Nakış nakış ruhum nazar bitince
Son buldu seherde horoz ötünce
Çorbalar dualı kaşık atınca
İçmişim bir hoşum değme keyfime

Edep büklüm büklüm vefa yerinde
Şeytan esir olmuş yok içlerinde
Çaylarda demlenmiş içtim serinde
Ruhumla doymuşum değme keyfime

Bu nasıl güzellik bu nasıl töre
Sahâbe caddesi ermişler sırra
Yüzün dön usulca koş gel o yâre
Âşıklar bulmuşum değme keyfime
Bu dünya fânidir faniler duyun
Köpükten saltanat sırlı bir oyun
Kadem bastım sırra değişti huyum
Ölmeden ölmüşüm değme keyfime

Mahşer uğultusu gelmez gülmeye
Unuttum ölümü geldim ölmeye
Yeter ki kul hakkı Ömer gelmeye
Helallik almışım değme keyfime
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşklar Vesile

Kaderin ziyneti seçtiğim sensin
Ömrünü ömrüme biçtiğim sensin
Ve çölde su gibi içtiğim sensin
Acıyan hislerim senle tatlanır
Istırap yüklenip kaçtığım sensin

Aşka gider yollar kalk senin ile
Duygular yeşerdi rüyalar bile
Vuslatı ben değil Allah’dan dile
Ölümsüzlük başlar aşk kanatlanır
Gâye O’na gitmek aşklar vesile

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşklarımız

Gürül gürül marifet
Ariftir aşklarımız
Yudum yudum zarafet
Zariftir aşklarımız
Anadolu’m bağrıdır
Kıblesi hep doğrudur
Leylalara çağrıdır
Tariftir aşklarımız

Dünya-ukba kâresi
Sihirlidir yöresi
Milli ruhtur töresi
Ma’riftir aşklarımız

Neşvesi var Ömerde
Lokman olur her derde
Orkestra hoş bu yerde
Girifttir aşklarımız
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aşure

Tövbelerin kabulü
Rahmet mağfiret gülü
Davet edin her kulu
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Davud’un tövbesini
İdris’in rütbesini
Musa’nın su sesini
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Nemrut ateş yığını
Yunusun balığını
Firavun kılığını
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure

Aşure âşk sanatı
İnfâk ikram kanadı
Süleyman saltanatı
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure
Pişir dağıt hoş ikram
Bereketi bir yıl tam
Süfyân Sevrî anlatan
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure
Sadaka ver oruç tut
Yetim doyur ve unut
Bütün sene kefâret
Duyurun tüm beşere
Dostlar bu gün aşure
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ateist

İzâhatım kısa sebebi çoktur
Şirkte ısrar edip idrâkte yoksun
Oyun çetin oyun tekrarı yoktur
Zıtları görürsün gerçeğe baksan
Empatiyle epey derin düşündüm
Ölümsüzlük yoktur sizin oyunda
Düşününce ezel ebed kuşandım
Düşünmemek kurda koşan koyunda

Sizleri severim yemin yok inan
Sırtını yaklaştır sırtıma yasla
Ve aynı düşünmek ebedi hüsran
Dostluklar eyvallah kardeşlik âsla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ateşten Gömlek

Dikenler içinde güller açılır
Makamı serveti terk edeceksin
Vahdetle vatana değer biçilir
Sen bunu gayretle seyredeceksin
Geç öte yakaya suçtur durduğun
Rabbelalemine aşktır vardığın
Gayeyi hilkattir zihin yorduğun
Batılı temelden çürüteceksin

Tahkik-i imandır kur’an bilinci
Ve şirke zapturapt olanlar kinci
Nefsin kahyaları deseler dinci
Sabrı soluklayıp kahredeceksiniz

Verene kulak ver eyle tahammül
Mahzun bir tebessüm yollara dökül
Ateşten gömlektir buyurdu resul
Ömr-ü bakiyede fark edeceksin.
Susuz beldelere yağmur ol yetiş
Yarinin yoluna koşmak ne müthiş
Zalimlere yumruk mazlumlara eş
Sarıp sarmalayıp nakşedeceksin

Kalbin vuruşları lütuftur şâir
Zindana atsalar zulüm ve sâir
Sürseler köy bucak şehir be şehir
Eyyubi sabırla sabredeceksin
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Atlar

Ahşap ev ruhunda şahlanan atlar
Şaşırtan haşyeti görebilirsin
Bir nesli uyuttu bizim haydutlar
Boyasız gözleri yorabilirsin
Beyni müstakime raptetmek zordur
Zihinler kaskatı simsiyah kördür
Ve şafak doğuyor parıltı vardır
Şükür seccadesi sarabilirsin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Atsız

Sözler okka gibi cürümler hadsiz
Yine de sûs melûn demem adama
İslam’la sorunlu şu bizim Atsız
Hâk dâva İslamsız olmaz kardeşim
Zemzemle gürleyen suyum bu benim
Sabır topluyorum huyum bu benim
“Asım’ın Nesli” kim, buyum bu benim
Atsızlar Asım’ı bilmez kardeşim

Felsefe pervazsız bırak deliyi
Ayete muhâlif müptezeliği
Sattım On’suz olan gevezeliği
Hakikat şakaya gelmez kardeşim

İnsana hürmeten lânet deyip dur
İfâde şirk çürük, şiirde bodur
Atsız şâir değil, bir palyaçodur
Münkir den Türk-İslam olmaz kardeşim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aveneler

Tükür sokaklara rüsva et gitsin
Zihnim zehir gibi ne deyim işte
Boş ver diyor isen it oğlu itsin
Deyyus adayısın sen bu cümbüşte
Fahişenin zulası esiri etin
İffet yangınıyla geçti seneler
Ve sen kılıfısın her nedâmetin
Şehvetin esvabı ve aveneler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Avuntu

ıslak bir fısıltı sıkıntılı gözler
uçsuz belirsizliklere
geçit verir

mısralara çarpan umutlar sokağına
âh izleri bırakır

nabzın şakırtısı
ömrü öğütür yekpâre

kalır avuntu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ay Gün

Epey salıverdim tahrip ettim dün
Bana acı gerek bünyeme sabır
Hakikat aşkıyla beklerim gün gün
Belki o gün gelir belki bir kabir
Dilim ne söyler ki bilmem ki hâşa
Kutsi sevda gerek engeller âşa
Saat mevsim  ay gün düştüm ataşa
Çok şeyler düşündüm getirdim tekbir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Aylan Bebek

Çocuk çaresizim yaş döksem bile
Ne kadar söz varsa mahşere kaldı
Sen değil vicdanlar vurdu sâhile
Dünya zalimlere, Beşer’e kaldı
Lânetlik ne varsa tekâmül etti
Sessizlik dehşetli yaktı kül etti
Hangi kemal vasfı tahâmmül etti
Esecek kasırga sehere kaldı

Bu tür tahammüller zül mûsibettir
Kelime tükendi uyarı nettir
Dünya İsrail’e tasmalı ittir
Arsızlar arsıza, şer şer’e kaldı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ayna Fetva Verince

Elâ göz mahmur bakış
Aynaya baktım sabah
Gönlüm bahar sima kış

Dünden eser kalmamış
Ömür geçmiş ben on beş
Baş aşağı kar yağmış
Çisi çisi su sesi
Bakışırken aynayla
Müthişti ezân sesi

Yıka kirli yüzünü
Dedi seher vaktinde
Anladı içyüzümü

Derken gün ışıklandı
Tekrar ayni hengâme
Mevcudat ayaklandı
Titredi ayaklarım
Ayna fetva verince
Buz oldu yataklarım
Ki silkinip ürperdim
Ayna tufan gibiydi
Ve son defa söz verdim
Hûşu bendimi sardı
Ümit korku muhâbbet
Bir füsunlu bahardı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ayrılık

terk etti aniden köhne dünyayı
sessizce bir solukta
ateş çığlık gibi
bambaşka sımsıcak
uzun soluklu

dil ıssız suskun uçsuz
kefen kokulu hatıralar
devşirip terk etti

boğulmuş meğer
acının dokunuşları
umulmayan sızısı
hüznün nameleri

çatlattım gaflet çanağını
recâ bestesiyle
döndüm baktım geriye
bir ben vardım
bir de fatiha

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ayrılırken

Gerçeğin ıslığı konu pek derin
Dönüş bileti var sanki fakirin
Bir hoş sâda kulun tek zenginliği
İster râhmet deyin ister hep yerin
Çınar altı olsa rahat ve serin
Eli yüzü düzgün selamlar verin
Havf-reca haykırış ruh dinginliği
Ara sıra bir fatiha gönderin

Bir miktarda elbet başımda durun
Ayakta durmayın lütfen oturun
Sessiz sevdalardır âşk enginliği
Ayrılırken selamımı götürün

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Az Evvel

Uyandım sabaha gelmiş akşamım
Ecel şarkısını tattım az evvel
Duyumsatmadığım melun evhamım
Çığlığa çığlığı kattım az evvel
Bir nefes ötesi yoldadır her ân
Bir yanım put dolu bir yanım kurân
Tepemde kahkaha âh süflü zaman
Gamsız kalemleri sattım az evvel

Sus mermisi gibi derine varım
Neyi kaybetmişim neyi ararım
Hesabım karışık karışık kârım
Yokun kucağında bittim az evvel

Yazdım patavatsız yönüm irşada
Ya bir nasuh ölüm veya şüheda
Yer yer çırpınırım dilim ifşâda
Gittim ötelere gittim az evvel
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Azze Ve Celle

Getir salâvatı oku yâsîn-i
Hangi nağme siler kalbin pasını
İki ayrı âlem eşsiz hikmete
Aşk ile gizlemiş haritasını
Boşa mı hemze be elif nun mimler
Renk renk sahifeler nurlu iklimler
Dünya ve kâinat yürü sünnete
Beynine sığar mı onsuz hacimler

Kalp ve dudak yoksa nazar et elle
 Izdırap tadarsın yoksa ecelle
Tedbir takdir ile amel niyete
Kimin kelâmı hem “azze ve celle”

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Baba

Seninle yedi iklim sevdalar kuşanırım
Kovalar rüyâları seninle uyanırım

Rüyalarda Micingirt dağları sanki ağlar
Nerede muhkem mâzi ağıt beynimde çağlar

Şiirlere sığmaz ki o günler rüyâ baba
Depreşti kederlerim düştüm hayhuya baba

Sensin benim mehtabım sen ışığım lambamsın
Micingirt’in hafızı yorgun çınar babamsın

Değirmen heybe tarla yetim sensiz kimsesiz
Ne artık Hacı Hedis ne de Semih ne de biz

Çaresizlik bendeki hasret sesi yaz ha yaz
Sen varsın eski toprak sakalların bembeyaz

Ya uğurlayan dostlar mezâr İnkaya baba
Bulutlandı gözlerim döndüm sılâya baba

Seherde âşk duyulur, öptüm şükrettim baba
Aşk serptin fecirlere sen hep zikrettin baba
Ayrılık bana mahşer, senle doluyum yine
Endişeler dokunur vâktimin en yerine
Sen bükülmez sadakat sıdkı hâl ile verdin
Telkin ederdin hakkı Hakkın rızası derdin
Arşa yükselen duam gönlümde hep şadımsın
Lapa lapa bereket sevincim feryadımsın
Şükür burdasın varsın sevinçten ne yapayım
Uzat nasırlı eli, tekrar tekrar öpeyim
Babam H.Coşkun Ekinci’nin ellerinden öper tüm babalara hürmetler sunuyorum.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Babam Sükûnette

Efem sükûnette kavrulan ocak
Anam bakışların  göğü yakacak
Sizi ağlatmaya cüret eden kim
İsmin ne mübarek âh be Mehmet'im
Mehmed şahlanıyor sefahatte sen
Öptüm Yunusların metânetinden
Vatan süngülenmez duymayan duya
Artık uyanmışım yatmam uykuya

Sabrım mert  dağ gibi  işim haykırmak
Asrın hesabına yaz hınçlarımı
Hakkın izzetidir kalemi kırmak
Tevhitle biledim kılıçlarımı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Babı Ali Kırıntısı

Her bucağın hazımsızlık nesin sen
Bilir misin ruh halini neyin var
Açmış ağzın uğulduyor cehennem
Korku ektin öfke biçtin canavar
Ne kederden ne sevinçten anlarsın
Zikzakların sürünüyor yerlerde
Yaktı beni dine inat din dersin
Hesap yakın çok yaklaştı ilerde

Sırtımdan in in sırtımdan in artık
Akıl ermez fetvalar ve laklaklar
Köksüz sözler ve âsımı kararttık
Köle kokan kırıntılı şakşaklar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bağdat

Billurca bakıştık dertliydi anam
Topraktan balçıktan biraz söz ettik
Çağıl çağıl aktı yaşlı yüreği
Dedi ki evladım yine yaz ettik
Her gece arsızlar evlere yürür
Gelini kızanı alır götürür
Müslüman gaflette kâfir kudurur
Vicdanı zillete kattık toz ettik

Ateş var Ömerim ateş Bağdat'ta
Arşa vurdu figan bizler rahatta
Yıldızlar şahittir şahit sıratta
Köprüyü geçmeden yolu buz ettik

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bağır

Bu kirlenen gözyaşıdır
Derdim ağır bu günlerde
Kör ihtiras yoldaşıdır
Vicdan sağır bu günlerde
Kefen bezi yıkar beni
Ve sırtladık nefret kini
Kim mürteci kim medeni
Hesap ağır bu günlerde

Mahzen ettik şehirleri
Zayi ettik hayırları
Dertten yazdık şiirleri
Vezin kahır bu günlerde

Konuş konuş koş nafile
Şiir yalan hece hile
Yazıyoruz bile bile
Yavaş bağır bu günlerde
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bağırtınız

Istırap asrın âhı
Ebed gerçeği arar
Bağırtınız günâhı
Keşke duyana kadar
Yara tuzlamak kime
Varı izlemek kime
Giz’i gizlemek kime
Sır ifşâ neye yarar

Meteryal gerer geni
Ruh parçalar bedeni
Buruştur gör gölgeni
Kime niye neler var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bahar

Billur billur bahar köpürür her yan
Nakşeder sırrını seyir peş peşe
Semavi orkestra hu senin deryan
Cezbeder muhabbet kardeş kardeşe
İnancın kalemi yazar derince
Vuslata açılır görenin sesi
Zihnen kemalat yok pek yeterince
Endişe terk etmiş hemen herkesi

Yine de ben derim bahar bir sera
Aşkın renkleriyle içimde huzur
Alıp son baharda götürse yâre
O’nun musikisi âlemlere nur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bahtiyar

İdrâk denge ve sırat
İrfân yoksa ısır at
İnkârın basitliği
Zân ihânet nakarat
Akıl yalana kuyruk
Zaman mekândan ayrık
Rakamları terk edip
Hiçliğe koş der buyruk

Tedbir takdir ne çare
Âyet var âşikâre
Bireysellik zillettir
Benim gibi duçara

Tefekkür ek tâkva sür
Kalpten dudağa üfür
Kaderine râzı ol
Rızasına götürür
Sâmimiyet yâre yâr
Rengârenk diyâr diyâr
Günahkârlar perdeli
Günahsızlar bahtiyar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bakraçlar Kokuyor

Ellerim pek kirli gözlerim kördür
Zulme sessizliğin ihâneti var
Kanlı taşlıklarda yürümek zordur
Göğsümde hilâl’in harareti var
Neyi yazıyorlar kalemler neyi
Myanmar’da kan kusturan kahpeyi
Yazar mı kızartmış siyon enseyi
Bakraçlar kokuyor insan eti var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bana Baktı

En keskin mevsimlerde engebe yürüyorum
Uğultunun içinde alev ateş yaş aktı
Zihnim tarla ben sapan durmadan sürüyorum
İçime bir coşkunluk bir suskunluk bıraktı
Yüzüme bir ağartı aslıma varıyorum
Daha gün başlamadan belki bir kuşluk vakti
Her eylemim ölçülü mihenge vuruyorum
Kim şâir hem kim edip kim usta kim çıraktı

Söz dokunur dokunmaz bir şeyler arıyorum
Varoluş yok oluşlar kimler kimleri yaktı
Dağ varsa vardır Ferhat, ak-kara soruyorum
Ara ara oynanan meçhul bir çıngıraktı

Son güz izdüşümleri eylüle vuruyorum
Geçmişi peçeledim yaşanmış bir pıtraktı
Duygularım saltanat zihnimi yoruyorum
Her daim aynı tören yaz kış aynı fraktı
Bir sükût kadar derin saygıyla duruyorum
Az daha büyüleyip aklımı alacaktı
Ki hoşluk yaşıyorum ermeden eriyorum
Tüm varlığı benim ki benim ya bana baktı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Barbar Gölgeler

Ellerim duâda avuçlarım mor
Her yer ıssız sâkin bulutluydu az
Gözleri gözlerim sulandırıyor
Dilimin ucunda söz var bembeyaz
Kavrayıştan uzak ölümden yakın
Takdir olanlara başımı eğdim
Zincirler koparır hür ulvi akın
Taptuk Emre gibi tapabilseydim

Yorgun bildiklerim susuşlar eler
Yağmur olamadım kirli çoklukta
Mağrurluk savurur barbar gölgeler
Vakit çığlık çığlık gün bataklıkta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Barış Diyor Matmazel

Miras kalmış adeta zaman hicran zaman dert
Kin ıstırap altında sabır renginde zahmet
Gözlerim ateş gibi yalnızlığı elemiş
Ellerimi bırakıp ruhum kelepçelemiş
Yalancı şövalyeler her bir yere gizlenmiş
Adaletin kılıncı kan ile temizlenmiş
Bir tabut boyu yakın zulmet başka nur başka
Şehâdete adanmış aşk başka onur başka

Seccadem kefen bezi ölebiliriz beyim
Kimin hâin itleri tek tek geberteceğim
Korkun sessizliğimden bilinmeyen o günde
Ya bir nevruz gecesi ya da uzak sürgünde

Vakit kardeşlik vakti muhkem ufuklara eş
Yüzüm nere çevirsem kan kin salıyor kalleş
İfşa göğe sıçradı çatlar yüreğe vurur
Tüm renkler toparlanın görün kimler kudurur
Zaman ağu çemberii zaman ağır zaman zor
Kutsallarla oynaşır yine cuma geliyor
Mevsimle dönüyorum zaman durulur belki
Saf saf sokak ortası,nasıl Zerdüşt bilmem ki

Erkekçe varlığımla yol yokuş koşuyorum
Puşt kökünü kaybetmiş mihrak kim şaşıyorum
Birkaç aydın havlıyor başka ülkede var mı
Kulağıma fısılda köksüz ağaç yaşar mı
Haydi gel ver ateşe koş gel maşanın eli
Her yer mayın döşeli şer renginde bedeli
Kan alev ölümleri vampir severmiş meğer
Barış diyor matmazel Firavuna eşdeğer

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Basın

Mümkünü yok etik malum basında
Kesin
Çok şeyi karartır gün ortasında
Basın
Mazluma pek hoyrat sormadan neden
Haber
Çok şeyler resmeder henüz görmeden
Geber

Kimin postundalar renkleri hile
Görün
Aklımdan geçeni getirdim dile
Sorun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Başhekim

O bir  lokman hekim bazen başhekim
Feryatlara şifa eker hekimim
İhsani ilahi amma ve lâkin
Ara ara tespih çeker hekimim
Hastalar dostları ilaçlar süsü
Burcu burcu şifa verir nefesi
Neyzeni bakışla gelir ney sesi
Şefkati nazarla bakar hekimim.

Peygamber mesleği yücedir yüce
Sıhhat lezzet keder şiire hece
Rahmete vesile gündüz ve gece
Mahşerde yüzün ak çıkar hekimim

Kardeşim mehmet’im doktorum canım
Niyet mukadderdir rahat vicdanım
Ve hizmet nimettir derdi sultanım
Reçeten râyiha kokar hekimim
Bilmem ki haddim mi sana nasihat
Abiden uyarı  dosttan vasiyet
Belki muhabbettir belki iltifat
Merhamet tacını takar hekimim
Her hâlin tevazu vakar hekimim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Baştacı

Şiir gibi gözleri mısra mısra sürüyor
Dostluğunun işvesi içime üfürüyor
Yumuyorum heceyi hüzün oldu dudakta
His kokan renkleriyle eşsiz soluk veriyor
Sabır üflüyorum hep şirazesiz bu sızı
Ufuklara dökülse terk etse ikimizi
Ezanlara karışsa nağmeleşen şafakta
Sen hep bende baş tacı seni sevda hırsızı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bâtın Ve Zâhir

Küfür varlık yokluk evvel ve ahir
Her an ve günbegün esmeye başlar
Nasıl anlatayım bâtın ve zâhir
Çizgiler çizgiyi kesmeye başlar
Doksan dokuz tamam eksik beşaret
Hep aynı ifade bir tek işaret
Yırtmaktır zamanı müthiş cesaret
Perde zan tasavvur susmaya başlar

Nazarı ruhuma eli elime
Vahdet şuur boyut birkaç kelime
Her şey ruha döner ruh da dilime
Gerçekler çok sözü kısmaya başlar

Velhasıl muhabbet aşk vuslat bitmez
İster bâtın ister zâhir fark etmez
Ölüm şeb-i aruz söyle kim gitmez
Hakikat sırrını basmaya başlar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bayındır

Şaşakaldım duyunca
Kandil yok der Bayındır
Her ramazan boyunca
Başköşede sayındır
Ahkâm keser yüceden
Malum basında çıkar
Zaman çalar geceden
Sonra beynimi yıkar

Teraviye muhalif
Hurafe der der ama
Bu acayip bir herif
Pek meyilli harama

Elitlerle iç içe
Ve Nuri’yle aynı hat
Nankör olmuştur hiçe
Bu bambaşka mücüzat
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bayrak

Rengârenk tüllenir muhteşem rengi
Ölümsüz diyardan benim bayrağım
Kurcala tarihi var mıdır dengi
Ölçülmez ayardan benim bayrağım
Rengine gizlidir erdemim şanım
Şerefim şöhretim onur vicdanım
Göklerde hilâlim şehitte kanım
Halesi o yâr’dan benim bayrağım

Ney’im bestem güftem destanım sazım
Ufkum serüvenim ve alınyazım
Sevgilim göz nurum duâm niyâzım
Kitabı kebirden benim bayrağım

Zaferlere koşan seferin eli
Kırmızı atlastan âşk işlemeli
Hilâlin bağrında bildim bileli
Sadası tekbirden benim bayrağım
Ecdadın ruhu var konu pek derin
Hüzünle çağlayan şevki gönderin
Bize bahşettiği lütfu kaderin
Pek yükü ağırdan benim bayrağım

Asırlara destan görenlere göz
Yüreklerde niyaz âşka düşen söz
Kimsesize kimse tarihe önsöz
Vazgeçilmez serden benim bayrağım
Dalgalan dalgalan sen hep sonsuzun
Şeref ver göndere ey nâzlı hüzün
Es deli rüzgâr es gece gündüzün
Güç yetmez değerden benim bayrağım

Gülistana bahar fecire güneş
Yanık yüreklere sönmeyen ateş
Şüheda sırmalı makberlere eş
Cepkensiz siperden benim bayrağım

Sen kûtsi bir beyân milli rûh ya da
Müjdele sesi var bütün dünyada
Ölür dirilirim çiğnetmem yad’a
Vâdedilen yerden benim bayrağım
Seninle mevsimler mefkûre sağar
Seninle semâya hâkikat yağar
Seninle ölenler yeniden doğar
Alemi tekbir’den benim bayrağım

Gönderde seyretmek ne büyük mâna
Edirne’den Kars’a Sinop’tan Van’a
___________________________________
İstiklâl türküsü sunar cihâna
Meşâlesi sırdan benim bayrağım

Sen ulvi teberrük dâvam hârımsın
Kardeşim sırdaşım kutlu yârimsin
Vatana efsûnlu sitemkârımsın
Ulubat’lı surdan benim bayrağım
Al bayrak görürsen dur gölgesinde
Cennete yolculuk var gölgesinde
Micingirt ruhunu ser gölgesinde
Firdevs’i şehirden benim bayrağım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bayrakta Buluşalım

Ezân vatan millet hem
El-Hak'ta  buluşalım
Ay yıldız hilâl kubbem
Bayrakta buluşalım
Secdemiz bir imân bir
El açtığın Rahman bir
Bir ol diyor zaman bir
Bayrakta buluşalım

Tevhit tacını takıp
Küfrün burcunu yıkıp
Ayrılığı bırakıp
Bayrakta buluşalım

Milliyet bir vücut tek
Kıble aynı sücut tek
İmân kur'ân mucit tek
Bayrakta buluşalım
Çok şehitler verdik biz
Çağları çevirdik biz
Kürt Lâz Çerkez birdik biz
Bayrakta buluşalım

Nakışız hem kilime
Birlik kutsi kelime
El uzatın elime
Bayrakta buluşalım
Öpüp selâm duralım
Payitahtı kuralım
Allah için varalım
Bayrakta buluşalım

Uy kardeşim çağrıma
Birlik yazdım bağrıma
Doğru deyin doğruma
Bayrakta buluşalım

Âsımın yiğitlerİ
Ürdürmeyiin itleri
Bırakın gelgitleri
Bayrakta buluşalım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bayram

Şuur gelir insana
Bu günler yılın tacı
Huşu verir cihana
Kardeşliğin ilacı
Hâl katışır hâline
İnfâk bahçeleri var
Bal bandırır diline
Barış lehçeleri var

Vecde gelip kulak ver
Koş ilâhi ilana
Hakk’a sefer bu sefer
Sırt sırta ve yan yana

Semâvi düğün gibi
Dört mevsim yedi kıta
Kim düğünün sahibi
Koş vuslata vasıta
Yoksulun tattıkları
Bu günler ayrı lezzet
Râbbin yarattıkları
Zeyd bin haris'e benzet

Bayram yoksula düzlük
Torun gözünde nine
Erende ölümsüzlük
Berekettir zengine
Kurban et yemek değil
Mangal olur haliyle
Sevabından ziyâde
Vâh kalır vebaliyle

Bakış fitrelere bak
Aşkın kokusu sarar
Üç al yediyi bırak
Ver de mükemmellik var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bekle Yar

Hayalimdeydi hem cilve hemde nurlu beden
Nasıl aşktı bu şaştım tatlı uykudan eden
Serapmıydı ne canevime dokunan ten
Nerde hem nurlu hem endam eskimez beden
Hayalimdeydi hem cilve hemde nurlu beden

Ne rüyalar beni tanır nede serap var
Biliyorum göçtü gitti serap şimdi zor
Tefekkür tefekkür neredesin şimdi yar
Bak son demindeyim bekle biraz daha var
Ne rüyalar beni tanır nede serap var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Beklemek

Sükut sırattan ince
An'a meşakkat verir
Hele sabrı  deşince
Azgın çöle çevirir
Beklemek anka kuşu
Mızrak ok gagasıyla
Belkide hûşu ve hûdu
Sekinet nidâsıyla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bekleye Bekleye

Gel hele can yavaş yavaş
Soldum bekleye bekleye
Bağrım yanar kurudu yaş
Öldüm bekleye bekleye
Ne güz gördüm nede yazı
Kalbim kırık dinmez sızı
Mevlam kavuştursun bizi
Daldım bekleye bekleye

Duygularım çok karışık
Hele söyle yok mu ışık
Bir dargınız bir barışık
Kaldım bekleye bekleye

Düşe kalka yaşıyorum
Kebap oldum pişiyorum
Anlasana üşüyorum
Buldum bekleye bekleye
Bakışların hem göründü
Ruh dinlendi dem göründü
Gözlerim yaş nem göründü
Sildim bekleye bekleye

Gel hele gel yaramı deş
Sen meleksin sen nurlu eş
Yanıyorum alev ateş
Geldim bekleye bekleye
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bekliyor

Yürek künyesi melek
Renk renk kimi bekliyor
O bambaşka kelebek
Başka türlü geliyor
Bakışları pek derin
Saygıdan pek ileri
Markatlı tepelerin
Eriyen huzmeleri

Bir öykünün sesi var
Hatmeledim şiiri
Haykırışlarım sarar
Getiririm tekbiri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bekliyordum

Seni bekliyordum hemen ilerde
Bu sendeki işve ağulu pıtrak
Sitemi tüttürüp düşürdün derde
Farkında değilsin üslup pek matrak
Yüzün alev alev kirpiklerin ok
Bense hüzün ağı hisler karışık
Böylesi görmedim başka yerde yok
Bakma öyle bana ben deli âşık


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Belki

Her gece bir sokakta
Eyüp sabrı duyulur
O yok ve ben yatakta
Bir acayip şey olur
O benden de elemli
Yansın geceler yansın
Fer yok yüreğim demli
Biri bana dayansın

Tat kalmadı damakta
Duygu nefesim keser
Kapı gıcırdamakta
Belki gelir gülümser

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Belki de

Kavga bölgesidir hicvin avluları
damarlarımı ıslatan küçük kafiyeler
süsler yer yer hınçlarımı
zaman cinnet getirdi
beton evlere

Şiirlerin görkemi
birer şöhret sandığı yada
söz döküntüleri günahkârın
korku kefâreti
belki de

İçim yanık kokar hep
güne vurdukça
saat

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben

Ben toprağım mevcudatı taşırım
Güller açar bülbül öter tenimle
Ben dört mevsim yaşatırsam yaşarım
Ölmek varsa feda olsun canımla
Ben azığım ben ekmeğim ben aşım
Ben tevazu ben insanım ben eşim
Ben anayım ben babayım kardeşim
Ben arıyım esrar vardır fenimle

Ben ırmağım aşkla çağlar dereler
Ben çiçeğim şifa bulur yaralar
Ben tevazu benden çirkin huriler
Ben sen varsan dirilirim hilimle

Ben komşuda yara varsa hastayım
Ben güzele ballı dilli besteyim
Ben hicranlı Iraktayım yastayım
Ben yaşadım hoşgörüyle dinimle
Ben şehidim Çanakkale şahittir
Ben faniyim her şey o'na aittir
Ben bir hiçim hiç olanlar yiğittir
Ben insanım oynamayın genimle

Ben yunusu mevlana'yı dinlerim
Ben çeçenim çeçenya'da inlerim
Ben ömer'im filistin'de kinlerim
Ben bir devim elleşmeyin benimle
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben Beşer

Beni ben’de arayın
Virân ömür sarayım
Nankörlük kuyu eşer
Ben neyim ki ben beşer
Günâh bende ben de şer

İnsanlıktan inkârım
Kibir gurur kindarım
Susup dinle akıl ver
Ben şeyim ki ben beşer
Günâh bende ben de şer

Ben’im benden büyüktür
Zannım fikrime yüktür
İster dövün ister yer
Ben neyim ki ben beşer
Günâh bende ben de şer

Cürmüm taşımaz dağlar
Fevkinde ağlayanlar
Hodgamlığım benden şer
Ben şeyim ki ben beşer
Günâh bende ben de şer
Çığlık ifşânın sesi
Keşke’nin emâresi
Oku idrâkine var
Ben neyim ki ben beşer
Günâh bende ben de şer
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben Dadaşım

Duygularım köpürdü
İyi dinle arkadaş
Nerelere götürdü
Ben dadaşım hem dadaş
Beni benden kıskanır
Pür heyecan bak güneş
Bulut bana yaslanır
Ben dadaşım hem dadaş

Sevdam karlara yağar
Buz kesilir kor ateş
Dadaş sevdalı doğar
Ben dadaşım hem dadaş

Anadolu kapısı
Dizde derman gözde kaş
Alparslan’dan tapusu
Ben dadaşım hem dadaş
Emrâh Âşık Reyhâni
Tespihteki aynı taş
Mevlüt sanki Sümmani
Ben dadaşım hem dadaş

Hançer barı görünce
Yutkunurum gözde yaş
Akar vatan boyunca
Ben dadaşım hem dadaş
Göz nurudur ihramlar
İffet ile örter baş
Cennet kokar ikramlar
Ben dadaşım hem dadaş

Gök mavisi erenler
Ömer yine köz ateş
Can dostlarım yârenler
Ben dadaşım hem dadaş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben Gibi

Büyülü neler neler
Buhur buhur derinden
Yeşeriyor geceler
Mağribin dem yerinden
Var sebebi elbette
Beni hep benden alır
Ruhum sal müebbette
Epey uzakta kalır

Gece benimle ağlar
Aynen benle ben gibi
Varlık hep kara bağlar
Çarpar yokluğun dibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben Neyim

Ayaktayız ayakta
Bilmem farkında mısın
Uyanış var her parkta
Ulvi şarkında mısın
Terki böğrüne astık
Terkin terkinde misin
Aşkın kırkına bastık
Sende kırkında mısın

Hakikat ve sadakat
O’nun çarkında mısın
Sen var ya sen sen fakat
Hâla şirkinde misin

Yöneliş ne de beyim
Gerçek ırkında mısın
İbrahim kim ben neyim
Soy sop arkında mısın
Hep diyorsun hep amma
Zulmet kürkünde misin
Arayış pek muamma
Vuslat parkında mısın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben Senin

Gözyaşlarım çoktan çokladı hiçi
Gelirim sen gel de gelemezsen sen
Arzuhalim sana canımın içi
Silerim gözyaşım silemezsen sen
Ateşine yansam ruhum yeşerir
Kalırım köz olup kalamazsan sen
Yüreğin dupduru mum gibi erir
Bilirim ben seni bilemezsen sen

Yürüyüşüm sana sen endişesi
Ölürüm yolunda ölemezsen sen
El âlem, yadlara etme itibâr
Olurum ben senin,olamazsan sen

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben Şair

Aşka küf bulaşmış derler ki sanat
İffet yangınları ölüm uykusu
Zillet kucağına gülüşür heyhat
Flört gümbürtüsü namus duygusu
Çok şeyler göründü sokağa baktım
Mesafe kastetmiş edep arlıkta
Ben zehir zemberek dışarı çıktım
Şâirlik köhnemiş sanatkârlıkta

Yine celallendim öptü bedenim
Haykırabilirim insanlık hâlı
Katıksız bir adam toprak madenim
Ben şâir değilim behey ahâli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ben'i

Sözlerim taş gibi yüreğim yufka
Basit görmeyiniz olmasam dâhi
Dört yanım yaş olur bakınca ufka
Sokaklar çok şeyi  ifşa vallâhi
Bilmem yüzümdeki perde ne demek
İfade istemem başka tarif et
Boynumu titretir yakasız gömlek
İki ayrı yerde olmak mârifet

Dinle seslenişi kalk dedi namaz
Hesabın vasfına yatarken vardım
Her şeye rağmen hâlâ anlamaz
Ancak ve sadece ben "beni"sordum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Beni Soruyorlar

Beni soruyorlar acep kim gibi
Ateş yakmaz beni aslım İbrahim
Bâzen mermer bâzen yanan mum gibi
Server’e ümmetim daha ne deyim
Mazlum karındaşım zulmeden hasmım
Üç kıtaya kazdım üç hilâl ismim
Hakkın mahkûmuyum cesâret cismim
İsmim adalettir daha ne deyim

Kükrer şahlanırım yazar kızarım
Eğri ağaçları kesen hızarım
Dili kalbe salar hû hû yazarım
Sıddîk’tan öğrendim daha ne deyim

Büyük adamız biz davamız büyük
Tevazudandır hâ başımız eğik
Tarihin erdemi sırtımdaki yük
Kula kul olmadık daha ne deyim
Ki vuslat yolcusu geldik cennetten
Bu bir sınav idi dedeme hak’tan
Havva anam Âdem babam birde ben
Kabuldür tövbemiz daha ne deyim

Başımı kesseler bir kaç bin defa
Hakikat namına zevk verir cefa
Tevhid kuşanırım eylerim ifâ
Hak yol çığlığımdır daha ne deyim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Benimlesin

Mahcupken derûnuma sayısız hâl gibisin
Renksiz kesitlerime mor pembe al gibisin
Sendeki çağrışımlar içime gökkuşağı
Mısralarımda imge kovukta bal gibisin
Bir ömür benimlesin elime el gibisin
Bâzen yanı başımda bazen meçhûl gibisin
Bilmem ne demeliyim özlemimin ışığı
Sitemkâr hüzünlere yabancı el gibisin

Dilimde yalan olmaz duvakta tel gibisin
Gem vurdun ki içime bağrımda yel gibisin
Sazıma mızrap oldun canımın son beşiği
Çatlak dudaklarıma can veren sel gibisin

Hırçın eşsiz mûsikim gülünce gül gibisin
Sevdalarla süzülmüş efsunu bol gibisin
Her ardımdan bakarken pencereden aşağı
Ne yalan söyleyeyim tekrardan gel gibisin
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Berzâh

Her hâllerinde hûşu
Sükût tartışma derler
Ölçü tartı kuruşu
Helâl şeylerden yerler
Yedirirler yemezler
Tevazuuyla yürürler
Hakikat gizlemezler
Yoksulları korurlar

Sıdk emanetlerine
Sadakatları büyük
Âşk ibâdetlerine
Yürürken başlar eğik

Lâfı eğip bükerek
Asla kekelemezler
İyilikler ekerek
Bu bir hasat demezler
Kalbinde secde izi
İşte mümin bu derler
İmân tevhidin hazzı
Az uyur hû hû derler

Eksik mısralar astık
İzâhsız bir sahadır
Mertek toprak ve yastık
Kalp titrer berzâhadır
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Betül

Şefkatle kokladım senli  baharı
Füsunlu vakitler  gösterdin bana
Yuvamın işvesi bağımın bârı
Yüreğim ısıttın edepten yana
Devrin zeynepleri bulunmaz  fazla
Ötenin sevdası  yeşerir erir
Emanet yolladım  seni  namazla
Seni anlatamaz yazdığım şiir

Hisleri dirilten İffetle  durdun
Sönmeyen gülüşün buğulu tül tül
Tahsile  azmetmiş hep koşuyordun
Sadâkat bestesi nur yüzlü betül

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Beyaz Kısrak

Şu karşı tepenin yamacına bak
Dizgine sığmayan bir beyaz kısrak
Mutlaka bu kısrak birini bekler
Zirveye koşacak elinde mızrak
Yıllardır seslenir yankılanır hep
Hikmetten suâl mi vardır bir sebep
Beni de sarmalar bir garip hüzün
Peşinden tırmalar derin ızdırap

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Beyaz Melekler

Her sabah aşk ile şifa bürünüp
Sevgiyi elerler beyaz melekler
Sesleniş rengârenk çare görünüp
Çareyi bulurlar beyaz melekler
Bir tatlı hizmet ki ak alında ter
İnsanlığa hizmet en büyük eser
Sıhhat meltemleri her daim eser
Ümitle gelirler beyaz melekler

Bazen efsun tüter pişer aşımda
Bazen hayalimde bazen düşümde
İşte samimiyet akar  yaşımda
Gözyaşım olurlar beyaz melekler

Bembeyaz giyinmiş bir başka ahenk
Bestesi nihavent güftesi renk renk
Huzurun ziyneti insanlığa denk
Tevâzu solurlar beyaz melekler
Kimisi hemşire kimisi ebe
Şifâyı gizlemiş mevla sebebe
Sağlık ihtişamdır sıhhat debdebe
Yâreni bilirler beyaz melekler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Beyhûde

Eşiğime âh düştükçe şiirlerin üstünden
Çığlık attım beyhûde
Kimse beni anlamadı
…
Hele bir de gün ışığı yokluğuma vurunca
Yaş dökmeyin toprağıma
İki kıvrım yüzükoyun
Yatarken…

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bıraktı

Kimler kime hiç bıraktı
Çok zenginlik aç bıraktı
Fetva sebil yığın yığın
Hilâl deyip haç bıraktı
Burjuvanın iti rafı
Bocalayış itirafı
Önemi yok solun sağın
Siyon soyup piç bıraktı

Ektiğimiz kendi gelen
Utan biraz endişelen
Hakikati söyle sığın
Namerde muhtaç bıraktı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bigane Kalamazsın

İnanıyorsan şayet
 Bigâne kalamazsın
’Tâ’dil ü Takdir’ ayet
 Tarafsız olamazsın
 Ne ağaçsın ne otsun
 Ne yağmur ne bulutsun
 Herkes sözünü tutsun
 Tekrardan bulamazsın

 Sen Zeynep’sin sen Hasan
 Bilmem nasıl anlasan
 Vicdanını dinle sen
 Boş vere salamazsın

 Hakkını vermelisin
 Mârifet örmelisin
 Öteyi görmelisin
 Görmezsen bilemezsin
 Nereye kim yolculuk
 Dinle beni korkuluk
 Kir akar oluk oluk
 Yıkayıp silemezsin

 Ölüp ölüp dirilir
 Hesap senden sorulur
 Tüm defterin dürülür
 Çalım yok çalamazsın
 Anlat hayrı ve şerri
 O dehşetli mahşeri
 Otuz cüzlük eseri
 Gün gelir alamazsın

 Düşlerde rüyalarda
 Adanmış davalarda
 Sen varsın sevdalarda
 Sevdasız gülemezsin

 Ben kendimden utandım
 Yutkundum ve tıkandım
 Yaza yaza usandım
 Söz sussun kalem yazsın
 Haberdar ol kendinden
 Hem bilimden hem dinden
 Ömer O’nun emrinden
 Habersiz ölemezsin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________
Bilal

İçime kasavet  çöktüğü zaman
Duygular konuşur der canım bilal
Mevla'dan teberrük şükür her zaman
Halil ailesine yâr yâren bilal
Öpünce alnından gülüşüp durdu
Uyuyan ruhuma uyân diyordu
Hem zorlu imtihan bembeyaz nurdu
Halil ailesine yâr yaren bilal

Rahme t-i Rahman’ın hikmetli işi
Sen gözümün nuru cennetin kuşu
Sen ailenin  gülü âşkı kardeşi
Halil ailesine yâr yâren  bilal

Kuşatır etrafı sihirli sesi
Büyülü bakışı sarar herkesi
Dön hele güldeste irfan bestesi
Halil ailesine yâr yâren  bilal
Vefa fedakârlık cennetlik kantar
Gönül dünyasına çok şeyi tartar
Şefkatli yolculuk annesinde var
Budak ailesine yâr yâren bilal

03.07.08 - halil budak ve  oğlu bilal için kaleme alınmıştır...
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bilal Yüzlüm

Gözleri kan revan göğe dikilmiş
Bahtsız Afrika’nın elmas çocuğu
Kartala yem olmuş asır irkilmiş
Dün rüyamda gördüm Bilal yüzlümü
Susuz çöllerdeydi ölüm bölgesi
Ne bir bulut vardı ne de gölgesi
Ölümcül sessizlik ölümün sesi
Zor nizâmda gördüm Bilal yüzlümü

Somali Nijerya Türkmen Açe’si,
Mâzinin nefesi beste güftesi
Birleşmiş milletler haç neyin nesi
Misyonerle gördüm Bilal yüzlümü

Vicdanlar kanatır ruh yok niyâzda
Merhamet buz tutmuş şefkat ayazda
Bu nasıl kardeşlik kardeştik sözde
Hep virânda gördüm Bilal yüzlümü
Afrika Türkistan Bosna ciğerim
Gül yüzlüm sorarsa susun ne derim
Ağırdır dostlarım ağır kederim
Pek figanda gördüm Bilal yüzlümü

Ter bastı sarsıldım ve üşüyorum
Bilaller ölürken ben yaşıyorum
Boynumda bir tasma zor taşıyorum
Aç ayanda gördüm Bilal yüzlümü
“Komşusu aç iken” aman Allah’ım
Ürperdim irkildim sarstı günahım
Gözyaşı azığım duâ silahım
Pek üryanda gördüm Bilal Yüzlümü.

Gelin ağlaşalım övülmüş millet
Gül açsın gözyaşı silinsin kasvet
Yıkılsın yokluklar yok olsun hasret
Ak duâmda gördüm Bilal yüzlümü

Micingirt hicretin neydi sebebi
Paylaşın kardeşler paylaştı Nebi
Zamanın ensar-ı asrın Zeyneb'i
Erguvânda gördüm Bilal yüzlümü
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Billâhi

Sana da gelecek bana da ölüm
Kalbim kanasa da bükülmez kolum
Benim cesaretim Allah korkusu
Hilâlde yıldız hem bayrakta alım
Doğuşum billâhi şüheda ölüm

Zillettir izzete hükümran neşen
İmanım elvermez tükürsem leşen
Gücüm fer takatim Allah korkusu
Hilâlde yıldız hem bayrakta alım
Doğuşum billâhi şüheda ölüm

Sömürün çiftleşin tepinin yiyin
Siyonist urbalı edepsizliğin
Törem icâzetim Allah korkusu
Hilâlde yıldız hem bayrakta alım
Doğuşum billâhi şüheda ölüm

Ne güzel ifâde ne güzel dilmiş
“Her şey kader ile takdir edilmiş”
Havf reca taatim Allah korkusu
Hilâlde yıldız hem bayrakta alım
Doğuşum billâhi şüheda ölüm
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Billurlar Kırılmasın

Bir mübârek yolculuk gül yüzlüyle Enceşe
Ve süratli develer Enceşe’de pür neşe

Âşk tadında yürüyüş sessizce nefeslendi
Endişeli bir dille Enceşe’ye seslendi

Ey Enceşe Enceşe billurlar kırılmasın
Bu ne müthiş iltifat başka söz var olmasın

Öpüyorum o sözü muhabbeti duyunca
Yolculuk aynasında seyretseydim doyunca

Ne Hale’nin sesiyim ne Fatma’nın kölesi
Sensizlik üşütüyor ey merhâmet elçisi

Üseyd olup kokunu soluklasam çöllerde
Hasretler yöresinde rüyâlarda güllerde

Nur hırkanı kokladım karşıma çıktı yekten
O ne müthiş hakikat her kokudan her renkten

Günler hep pazartesi sen ölmedin sen varsın
Hayata damıtılan her zerrede yaşarsın
Hattab oğlu ağladı Kayserler lüks içinde
Ankebutu anlattın dupduru bir biçimde
Efendim geri döndü küfrün azgın rüzgârı
Ki batıl sarmalıyor kayser sardı her yeri
Üşüyorum efendim ayazdayım ben hâla
Şuûr yorgun ruh çıplak koşuyorum dörtnala
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bilmecemizi

Zaman göz kırpıyor yaklaştı artık
Koştukça erilmez bu ömrün hızı
Ben boşlukta koşan çılgın yaratık
Hırs ben’e renk verir deli kırmızı
Nefes dedikleri eşik nihayet
Belki de tükenen iklimin izi
Yokluğun içinde varlık bir kement
Hayret seyir çözer bilmecemizi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bilmem ki

Surette bir başka siretten alık
Manzara camekan figür ve hece
Takva mahrem hâle edep icralık
Varlığa soyunmuş âh be ferace
Sözü üfürürken sus dedi adım
Hem neyi okşuyor kemik etlerim
Yükün efkârıyla vakte ağladım
Bilmem ki kabul mü ibadetlerim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bilmez

Her halim başka demde
Şuur his bin bir türlü
Mihnet minnet kellemde
İrfan idrak mühürlü
Şefkat zifiri deri
Kalbim yorgun velhasıl
Feryat eder serseri
Ölüm ile muttasıl

Korkun biraz arkadaş
Dört biryan mevt karbelâ
Akıbet gayyaya eş
Tevbe bilmez puşt hâlâ

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bilmezdim

Ateş kıvrımları kıpırdatıyor
Yürek kuleleri yanıkta kalan
Canlı müsveddeler cansız yatıyor
Leşleri çıkarsan her yer boşalan
Bu kadar bilmezdim şâirim güyâ
Sahte gözyaşları ne varsa yalan
Ova dağ bayırda sahipsiz hayâ
Ne çok iki ayak merkep koşulan

Öyle yorgunum ki ıssızım hem de
Bağırsam toplanır bir heybe kulak
Sabrı tutuyorum cinler tepemde
Kendini arıyor rafta dangalak


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir

İnsan olmak masal mı hakikati hak sayan
Tüm renkleri hazmedip korkusuz kucaklayan

İrfân sağıp cenk edip hak için ölmek güzel
Yolcu gölge yürüyüş kimler kimlere özel

Benim umutlarım var aklım Hirâ’da beyim
Büyük âşklar doğurtan kaç bin yıllık ebeyim

Biz ki kimin ordusu birâz ehl-i söz olun
İrâdeniz konuşsun bir nefes önsüz olun

Erdem varken yaşam ne düşünür hislenirim
Çok şeyleri kısaltır ne varsa üstlenirim

Bırakın kavgaları, müphemiyettir tasam
Vakit birlik zamanı birliktir anayasam

Agâh olmak mârifet büyüklenme gaflettir
Mühim meseleler var söz var ki şehâdettir

Sahibine âşktandır ondandır birçok perde
Kader bu ya mutlaka sınar düşürür derde
Şuur yok davul sesi bu şiire desinler
Önemi yok yeter ki “bir” siz güdülmesinler
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Akşamüstü

Yağmurla gürleyip bulutla inle
Beni de dâhil et bükülsün aşkın
Yakala hüznümü tut gözlerinle
Hüzün damlaları süzülsün şaşkın
Bu başka hâsılat gençliğim yedi
Çok şeyler görürsün dön bana bak da
Ve derin sonsuzluk hep örseledi
Saatler yılları uğurlamakta

Var olan yok olan yakılan benim
Yokluğun çığlığı rüyalarımda
Hesap ırmağına dökülen benim
Titrek yakarış var dualarımda

Aynen yaprak gibi rüzgâra karşı
Seherler üfürür zâr zâr yandırır
Geceye bağlarım yedi kat arşı
Bir deli uykudan hep uyandırır
Sükût ne beklersin gel beni sustur
Yüz vermez garibe neden ki sustu
Her şey O’na ait O’na mahsustur
Dayanır kapıya bir akşamüstü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Alem

Susturuldu izzet zillet şah diyor
Bestesi bir âlem sözü bir âlem
Örf adet terk etti gitti gidiyor
Anası bir âlem kızı bir âlem
Bu ne diye sordu dede toruna
Soyunduk giyindik körü körüne
Bilmem ne anlatsam yâre yârene
Tafrası bir âlem nazı bir âlem

Ki flört taht kurdu evlilik yafta
İzzet nere gitti hangi tarafta
Zuhal şaha kalktı yine bu hafta
Hülyası bir âlem Nez’i bir âlem

Ne bir tefekkür var ne idrak ister
Edep hayâ iffet beterden beter
Fakih benden beter yeter be yeter
Fetvası bir âlem vâz-ı bir âlem
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Avuç Hece

Hazzın ellerini tutacaktım tam
Çile arzusuyla zevkle beraber
Bu başka inkişaf nasıl anlatsam
Derin müşahede esasen yer yer
Bir parça istemek bir avuç hece
Gerçeğin fark etmek belki sadece
Edepten ebede kaç bin derece
Hikmet ve fıtratı bilirsem eğer

Makam şöhret şehvet duymadın mı hiç
İffetsiz aşk şiir gayrimeşru suç
Yusuf’un iffeti gelecek er geç
Şiir kuşanacak ay yüzlü günler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Başka Güfte Var Sarıkamış’ta

bir beyaz güfte sarıkamış’ta
küskün bir eda ile sarar beni bir matem
gözyaşlarım dökülür gaipten sesler gelir
kör kağnılar gıcırdar ızdırap şarkısıyla
tasalara bürünür gömülürüm sihirli ağıtlara
bambaşka yankılanır sarıkamış, bambaşka
sonra ruhumu sarar efsunlu musikiler.
geceye bir sessizlik yayılır siner çileli
geceler uzanır uzanır
doksan bin şehit uzunluğunda
bir düşünce alır götürür beni
allahuekber dağlarına bulutlarla birlikte
zaman durur hayat durur yaşlar donar
ayazın kucağında
karlara her dokunuşta
yutkunur yutkunur boğulurum birkaç kez
ayazın en kırak yerinde
duygularım kâh coşar kâh emekler
Sarıkamış âh sarıkamış
şehitlerin mekânı hüzünlerin diyarı
her tarafın ızdırap ızdırabın türküsü
her tarafın bir destan bir destanın öyküsü
kim bilir belki de sarıkamış bir perde mi ne
vuslata açılan tarihin en sayfasında
ruhum soluklanır duygularım dirilir
karlar okşar baharın çehresiyle
her sarıkamış duyduğumda
ateşin donduğu ölümün gülümsediği
ölümün hayat bulduğu yer sarıkamış
yanar kelimeler aşkla allahuekber dağlarında
kardelenler açınca

köpürür şehit kokulu dereler kar sularıyla
hû deyip akar her mevsim baharın kucağında
öt bülbül öt işte tam zamanı ötmenin
gülde burada gülistanda
her tarafım bembeyaz her tarafım yemyeşil
gelin odası mı ne
beyazın ikliminde şehitliğin her rengi

konuş susmak yok yanık sevda bu
susmak yok konuş sen konuş sarıçam sen
şu merzifonlu mehmet
bak buda şırnaklı hasan
nasıl da yakışmışlar yan yana ve sırt sırta
utansın gabar dağı utansın şehadetsiz hortlaklar
konuş sarıkamış  neden sessizlik
bu ne dertli sekinet sükûtta üşüyorum
bu suskunluk nedendir
___________________________________
hem sitemin kimedir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Buse

Şiirleri yazabilsem üstüne
Sarsam öyle denizlere post diye
Yer altında övünçlerim üstü ne
Sormuyorum kimler kime dost diye
Hiç değilse imge topla hayal kur
Duygularım sırat gibi yetiş bin
Ölüm bile ölmemeye soyunur
Kırık dökük yaşamlara ilişkin

Taşlar ile kaynatırlar suları
Ayırmazlar acem çerkez arabı
Çıkarırlar boynundaki yuları
Ömer söyler hayyam İle şarabı

Üfler köze ama lâkin ancaklar
Ve dehşetli mezbahayı bilemem
Kime gölge hesap kitap sancaklar
O mahşeri yenilgiyi dilemem
Keşfim yoktur birkaç mertek devirdim
Ümit korku ihtimamı tek yasa
Heceleri kubbelere çevirdim
Bu garibe belki düşer bir buse

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Cezve Şiir

Ruhu fetheyleyen bir cezve şiir
Ufuk âşk manzara hilâle benzer
Yaralı ney gibi şâir ve sâir
Çöl kokar irşâdı Bilal’a benzer
Bir çığlık ararım deli ruhum aç
Bu vatan bu millet o sırra muhtaç
Hakikat mesajı her lâhza miraç
Efsunlar zümrütten zülala benzer

Bir baştan bir başa inceden ince
Edeb gölgesinde beyit serince
İmge mâna var yâ sessiz derince
Ruhumu coşturan marala benzer

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Garip

Ütopya birikintisi
iklimin  akıntısına ölüler
yığıyor ırmağa

Ümitsiz dudakları
istismara çökelmiş
sövüyor ırmağa
Ütopya birikintisi
bir garip


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Gece

Ömrüm akıp gitti gönlüm haşarı
Döküldü yerlerde geçmişin tülü
Terk ettim dünyayı çıktım dışarı
İşveyle yapıştı sevdanın gülü
Bir deli sevda mı benimki gardaş
Kuşatır menekşe gül geceleri
Sarar vücudumu zehirden ateş
Bir gece yakarım bu heceleri

Göğsümde bir ateş gürledi birden
Rüya mıydı yoksa döndüm geriye
Donakaldım içtim malum zehirden
Kimseler bakar mı hem serseriye

Peşinden dedim ki yak sigarayı
Kuşattı dört yanım hazan duygular
Kimseler görmeden attım narayı
Teberrük sevdamı o gün vurdular
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Huri

Rengârenk bakıştık övgüleri gül
Bir huri sevmişim içimde yâra
Mecnunu olayım içime dökül
Söz etti poyrazda kattı rüzgâra
Goncası yakuttan açan gül gibi
Duruşu onurlu dili bal gibi
Koşuşu yorgun su bazen sel gibi
Bir selam söyleyin o gülizâre

Bambaşka ilhamla geldi bir gece
Gözleri sürmeli güldü bir gece
Hüznünü içime saldı bir gece
Her sözü ayrılık her yan biçare

Emsalsiz bu dilber sanki mücevher
Sevdanın adıymış meğer bu cevher
Meltemi gülüşü bir ömür değer
Yalancı rüyalar kaldım avare
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Maden

Gölgeleri tarayıp
          Varılır ki varmadan
          Gözlerini kapayıp
          Görmek vardır görmeden
          Samimiyet yazılmış
          Alfabesi sırmadan
          Ben sen o yok biz olmuş
          Mahvoluşa varmadan

          Ara ara ilham var
          İlham derim durmadan
          Bende ilham ne arar
          Gecelere sor madem

         Vakit mavi sandığım
          Çevreliyor sormadan
          Ziynetim inandığın
          İhâneti dermeden
          Sükût sanki kuş tüyü
          Huzur verir sermeden
          Zevk denilen kuytuyu
          Terk edelim yermeden

          Benim diyen bu devi
          Zorlamayın ermeden
          Hem nankör bir münzevî
          O’na ait bir maden
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Meçhul

Aşkın sütununa kazdım ismini
Teberrük misali gizledim seni
Gözyaşım boyayıp çizdim resmini
Vuslatı giydirip sözledim seni
Uzat yüreğini ses ver sesime
Yüreğini uzat his ol hissime
Gelip sitemkâr ol son nefesime
Bir bilsen ne kadar özledim seni

Tılsımlı oyunun kader setinde
Zerrecik bir leke yok iffetinde
Aşure gününde binbir hatim’de
Sükûta yaslayıp gözledim seni

Dinmedi içimde kahreden hüzün
Ölüm soluyorum sezdirmeksizin
Tahtası olsaydı aşk kabrimizin
Aşkın gizemiyle giz’ledim seni
Sebebim tükendi mecalim geçti
Bu akşamüstünden kaç ölüm geçti
Gece yarıladı ecelim geçti
Hep bir meçhul gibi izledim seni

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Ömür

Bekleyişin sayfasına bakmadan
Boşa koştum hakikatsiz bir ömür
Nursuz tersiz kazanılan lokmadan
Ve yiyorum tasrifâtsız bir ömür
Gelen gider bu âlemde yok kalan
Dehşet günde imân yoldaş tek kalan
Ömer nerde deryasına takılan
Gidiyorum pek hesapsız bir ömür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Rüya

Taptâze büyülü bir rüyâ yüzün
Doğrusu seninki nurdan musiki
İçimde çarpıyor rengârenk hüzün
Her gece üflüyor sanki bir iki
Her halin fruze her halin enfes
Tıpkı leyla gibi şive ve nefes
Gizlice yaklaştın kıskandı herkes
Bu sevda çok derin öyle derin ki

Huri mi melek mi  sultan mı adın
Göz göze duygular süzdün anladın
Yüreğim senin ki senin âşk vadin
Bu garip deliye hem sitem neki


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Türlü

Hep beni aldattı saf görünüşler
Sezmesem bir türlü sezsem bir türlü
Kayboldu bir anda sahte gülüşler
Bozmasam bir türlü bozsam bir türlü
Gamsız mağdurlarla zordur gidişim
Kime anlatayım kime dertleşim
Kimi bacım olur kimi kardeşim
Kızmasam bir türlü kızsam bir türlü

Dostluklar mevt olmuş bense hastayım
Bambaşka duyguda başka histeyim
Manasız dillerde gezen besteyim
Gezmesem bir türlü gezsem bir türlü

Mevcudat pür nizam O’na aittir
Oba ova deniz nehir şahittir
Ben şehit oğluyum ceddim şehittir
Yazmasam bir türlü yazsam bir türlü
Vicdanı dinledim eyvâllah derken
Kaderin cilvesi ne kadar erken
Gönül terazimde süzdüm giderken
Süzmesem bir türlü süzsem bir türlü

Mor müjde beklerim beyaz melekten
Micingirt endişem var gelecekten
Yüreğin adeta paslı çelikten
Üzmesem bir türlü üzsem bir türlü
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Yolcu ki


Bir yolcu ki başıboş
Yırtık çarık ve sarhoş
Ruhu sisli girdapta
Akıl firar boşa koş
Diz mecalsiz azık boş
Dönmüş çarkı kör bakış
Bir yolcu ki başıboş

Dâva zorlu yol yokuş
Surat buzlu karakış
Yırtılıyor izânı
Pusulasız ve berduş
Hedef şaşmış tuzu yaş
Dönmüş çarkı kör bakış
Dâva zorlu yol yokuş
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bir Zamanlar

Bir zamanlar neydi o ithâl tipler
Secdeyi fişlemek ne büyük puştluk
Vatanında hordu gerçek sahipler
İrtica yaftaydı moda sarhoşluk
Flörtle bir kadeh önce yemekten
İrtica bizler mi ne kadar hâzin
Karnını kaşıyıp câhil demekten
Zillete yürüdü sezdirmeksiniz

Tolerans büründüm büyük yarışta
Kaç asrı kaybettik bu güdüklerle
Kimler gelip geçti kim yakarışta
Ve aklı viskide loş köpüklerle

Bu hâlin sırrını sordum anneme
İhtiyâr haliyle kaldır der rafa
“Yaşasın cehennem” der cehenneme
Üstâdı düşündüm tekrar bu defa
Tersine akar mı ebeden sular
Gayesi hak olan gerçeği arar
Belkide bir müddet soysuz duygular
Arşın gölgesine varana kadar

Aldı emâneti koşar üç atlı
Bir şeyler hissettim oda bende sır
Menzile yaklaştı hakka biatli
Îman ve İslâm der gerçek âşıklar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Biraz Düşün

Baronların davulunu çaldılar
Soysuzlar hiç boşa davul çalar mı
Kürt alevi dinli dinsiz böldüler
Düşündümde insan olan böler mi
Ellerine kızıl bayrak aldılar
Vatansever kızıl bayrak alır mı
İçip içip galeyana geldiler
Töre bilen her oyuna gelir mi

Ve baykuşlar Avrupa’dan güldüler
Haçlı bu ya şaşkın boşa güler mi
Renk fark etmez kardeşlerim öldüler
Biraz düşün kalkıştıran ölür mü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Biraz Tefekkür

İcatlar çıldırmış dostluklar bitmiş
Neye gümandayız biraz tefekkür
Ceddine saldıran it-oğlu itmiş
Ahir zamandayız biraz tefekkür
Fetvalar verilir televizyondan
Verenler habersiz dinden imandan
Bu da işarettir ahir zamandan
Kızıl dumandayız biraz tefekkür

Lüks olmuş namazlar gürültü ezan
İçtikçe  böğürür sesi borazan
Suç olmuş dürüstlük adı da sazan
Suda samandayız biraz tefekkür

Diz çökmez miraca gider ütüsü
Okuyacak kızım engel örtüsü
Nefsinin uşağı şeytanın hası
Ahta âmândayız, biraz tefekkür
Şebek gibi adam oynar her dalda
Bir eli yağdadır bir eli balda
Hortumcu ailece dolaşır dilde
Hasta dermandayız biraz tefekkür

Ömer’im düşündüm boynumu büktüm
Biraz sinirlendim biraz söz döktüm
Hasatsız harmanda mahsulü söktüm
Ağır fermandayız biraz tefekkür
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Birkaç Kelime

Zihnime döşeli birkaç kelime
Zamanla birlikte esiyor her an
Firdevs’in soluğu değse elime
Sevdaya boyanır nergis erguvan
Bir tatlı ıstırap belki de ihsan
Nedense bir sevinç sardı arkadaş
Bazen de sitemkâr oluyor insan
Ağarır hislerim hep yavaş yavaş

Şafakta tepeler ney cazibesi
Bambaşka ses verir gece uzaktan
Vuslata ulaşır orkestra sesi
Lütfeyler kurtarır bizi tuzaktan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Birkaç Saniye

Günden arta kalan birkaç saniye
Hisler düğümlenir biter ân olur
Patiska içinde yırtık seciye
Bir çukur kucaklar cân virân olur
Bakmayın avâre yürüyorum ben
Vâkit denen yoldaş bir şeyler ister
Zamanı sapanla sürüyorum ben
Hafsalam hasatı beyaza boyar

Vâkit iri ve hır bu gülüş niye
Gülemem arkadaş deliler güler
Müezzin çağırır koşun fâniye
Ruhumu kundaklar çamur süngüler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Birlik


Birlik benzer yağız ata şahlandır ki tevhid tüte
İfâdeler realite, izahata hazırım ben

Mevsim bozuk rüzgâr asi, mısralarım vicdan sesi
Yağmur bulut aşk ihlâsı, hece hece dizerim ben

İftira zân şöhret paye, ahvâl neydi neydi gâye
Nifâk ekti has bahçeye düşündükçe kızarım ben

Din sonsuzluk bahsi suçtu , irfânsızlar  ezdi geçti
Hesap başka ve korkunçtu, zor oyunu bozarım ben

Hava duman ortalık sis, izân ithâl ruhlar hapis
Ne çok mevcut siyon deyyus, af edersin bizarım ben

Türkü Kürdü solu sağı, kime kurmuş şeytan ağı
Ülkeme hâin tuzağı, kuranları ezerim ben

Riyâ hodgam yalan haram, zalim değil zulme yaram
Yetim malı bir tek gram, yutanlara mezarım ben

Genç ihtiyar hilebazın, din taciri ham yobazın
Söylüyorum bunu yazın, hoca demem üzerim ben

Esen rüzgâr mor hisleri, bağ bozduran bahisleri
Baş döndüren yeisleri, müşkülleri çözerim ben
Türkistanlı Iraklıyım, Çeçenya’da sarıklıyım
Şeyh Şâmil’e meraklıyım, mârifetli gezerim ben

Gökte kartal yerde hürüm, ben beynimden düşünürüm
Yıpranırım aşınırım, hâin kimdir sezerim ben

İbrahim’i soyum aslen, gâh birinci Kılıçaslan
Malazgirt ben ben Alparslan, gâh cengâver vezirim ben

Kosova Şam Niğbolu’yum, kavgalarla dopdoluyum
Ben Dudayev Köroğlu’yum zor günlere hazırım ben

Ak mâziyi hâykır hiddet, âşk “devlet-i ebed müddet”
Âh şehâdet âh şehâdet, Preveze Hazar’ım ben

Hilâl yıldız nâzlı yârim ,hakkı teşhir karakterim
Ulu divân benim yerim, her devire nazırım ben

Al bayrağım nurdan çelenk, gökyüzüne sâl rengârenk
Korku salar mahşere denk, mazlumlara Hızır’ım ben

Bursa Mekke Açe Hatay, mihrap kemer kubbeyim say
Kalp ve dudak, Hây Allah Hây! Sâmimiyet huzurum ben

___________________________________
Her yanışı kül zannetme, tekâmül bu fâl zannetme
Konuşan hâl dil zannetme, muhâbbetle bezerim ben

Binbir âhenk sesleniş var, hikmet nerde neye yarar
Cedlerimi birer birer, pes etmeden yazarım ben

Emânetim yüce dinim, Mevlâna ben Yunus benim
Ben Barbaros Hayrettin’im, Akdeniz’de yüzerim ben

Evliya’ya erenlere, vuslât eli verenlere
Feth-i Mübin”görenlere, sükût-u hâl nazarım ben

“Edep yâ hû ” de hiçim de, “biz”e vardım “ben” içimde
Ve edebi bir biçimde, beyinlere kazarım ben

Hâl ifâde sükût kelâm, anlatıver kılıç kalem
Milli ruhum ben vesselâm, kem gözleri çizerim ben

Yapayalnız Hüdâ ile ve ürperten nidâ ile
Firdevs yüzlü sâda ile gece gündüz gezerim ben

Kalem kılıç hû hûlarda, ruhum eşsiz duygularda
Berrâk duru pâk sularda, şâir edip yazarım ben
_______________Ben Türkiye______________


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bismillâh

Kurânın deseni müminin rengi
İmanlı dillerde baldır bismillâh
Vuslata götüren aşktır âhengi
Cennetten sırata eldir bismillâh
Vukuf-i zamandır söyle bismillâh
Vuslat perdesini aralar Allah
Nefsi merdiyyeye gider inşâllah
Nefsi kâmileye hâldir bismillâh

Nazar ber kadem et fâni hanında
İnayet O’ndadır O’nun yanında
Halvet der encümen nefs tufanında
Her lâhza inleyen dildir bismillâh

Bismillâh bismillâh bismillâh gayem
Bismillâh aslında benim hikâyem
Ömür bestesinde sırlı sermayem
Goncaları nurdan güldür bismillâh
Bismillâh diyenin duruşu haktır
İhlâstır efsunu, bismillâh tektir
Vukuf-i kalb ile eylesin takdir
Hakk’ın divânına yoldur bismillâh

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Biz

Muhkem kardeşliğin kirvesiyiz biz
Yüce gayelerin zirvesiyiz biz
Geçmişiz bu günüz geleceğiz biz
Sessiz yığınların hür sesiyiz biz
Geçmişi hatırla geleceği yaz
Asırlar boyunca yükselen niyâz
Zulmü beyinlerden sileceğiz biz
Yârsız diyarlarda yâr sesiyiz biz

Birliğin hâlesi âşka düşen söz
Ve asra muştuyuz tarihe önsöz
Vicdanları cennet kılacağız biz
Merhamet sükûnet er sesiyiz biz

“Fırat kenarında” düşün oku yaz
Şaşarım yapana hakka itiraz
Huzuru hilâlde bulacağız biz
Garip sokaklara ver sesiyiz biz
“Gayesiz nasip yok” der Sadi Şiraz
Aklın bir hacmi var düşün yaşa sez
Hakkın seslenişi olacağız biz
Mahzun yüreklere pir sesiyiz biz

Gönüllere ziyâ kubbelere iz
Biz büyük milletiz tut ki serfinaz
Tevhid dalgaları salacağız biz
Kutlu geleceğin mor sesiyiz biz
Hep olmak yok serde hiçi dene az
Hiçliği tatmadan dağlar aşılmaz
İnsan mertebesi alacağız biz
Aşkla yanan dönen sır sesiyiz biz

İnsanlık tek vücut dağa taşa yaz
Birlikte rahmet var ahmak anlamaz
Birlik payesini alacağız biz
Her renkten her ırktan tur sesiyiz biz

Tevhid tebessümü arifteki naz
İhsanlar insana gerektir biraz
Hak batıl havf reca bileceğiz biz
Hakk’ın divanına var sesiyiz biz
Söze sığdırılmaz ne yazılsa az
İnsanlığın dili hû avaz avaz
Mazlumu güldürüp güleceğiz biz
Yokluğa ser çekmiş ser sesiyiz biz

Gerçek sâmimiyet hâl ile vaaz
İnfâk fedakârlık rahmetine haz
___________________________________
Ben sen o yok biz ’de kalacağız biz
Elifte birleşen bir sesiyiz biz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bizi Affeyle

İfâde kış gibi yüreğim yufka
Hâl yap mısralarım hayırlar eyle
Dört yanım yaş olur bakınca ufka
Yâ rabbi uyandır bizi Affeyle
İkiyüzlülükler sarkıyor dizde
Kaygısız yürüyen gölgeler bizde
Gören göz aranmaz ferâsetsizde
Yâ rabbi uyandır bizi Affeyle

Secdesiz vaazlar huşu ne bilir
Hacerü'l-esved'İ taşı ne bilir
Hakikat ne kadar taşıyabilir
Yâ rabbi uyandır bizi Affeyle

Din iman zelzele irfan ar yaya
Bağır bağır bağır Micingirt duya
Vurulmuş rahata yatmış uykuya
Yâ rabbi uyandır bizi Affeyle
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Biz'i Unuttuk

Dil ve hâl
gâh hevâ gâh cimrilik
sirâyet etmiş hepimize
fitne
Ne çok ayrılık azgınlık
ne çok münâfık ne çok musibet
Üfleyin alevlendirin
yakın ateşini fitnenin
kışkırtın

Kimdik biz sâhi
kimiz biz
biz kimiz

Biz'i unuttuk biz
lânet olsun fitnecilere

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bizim Dağlar


Minare gibi hoş şu bizim dağlar
Şehitlere gardaş şu bizim dağlar

Hele de miğferi ayaz tutuşur
Ruhu alev alev gönlü hep üşür

Şüheda kokusu elleri kına
Yatarız karlarla gece yan yana

Potinleri delik dizleri yama
Temmuz kızardıkça düşer aklıma

Bizim dağlar ümit bizim dağlar hû
Derinliklerinde âşkın uykusu

Tepeden tırnağa cennetten sılâ
Mâziye merhale geçiş fasıla

Ağrıyan ormanlar anlatsam kime
Merhem olmaz gayrı kimse derdime

Minare gibi hoş şu bizim dağlar
Şehitlere gardaş şu bizim dağlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bizim Kadınlar

Bir başak gibi rengârenk fasıl fasıl
Tılsım gibi yüreklere hükmeden
Öfkesiz mahzûn ve şefkat pınarı
Erzurum’da Nene Hatûn Yanık kışlada Kara Fatma
Yağmur gibi yağarlar mücahit yüreklere

Mecnuna Leylâ yuvaya eş katığıma aş
Elâ maviliklerde hüzün
İyi günde yâren ağu günde derman
Yol yoldaş bitimsiz sevda
Aşkta demlenen ötenin âhengiyle
Bakışları kusursuz kutsalların fevkinde
Bizim kadınlar

Kalbim karım varım yârim gözyaşlarım çığlıklarım
Gözleri mühürlüm dinmeyen sızım eskimez kavgam
Ambarda eleğim sırtımda yeleğim
Firdevs’te meleğim
Elim ayağım yüzüm bahar kışım yazım
Ümidim öfkem çoğum azım
Kızım annem kız kardeşim
Alın yazım duâ pınarım
Yoldaşım, sevgilim, sırdaşım her şeyim

Bir de kadın var ki bakışları umutsuzluk
Tarlada işçi, evde aşçı sırtında sopa
Karnında sıpa küfeler dolusu dert yükü

Ne yavuklu diyeni, ne ahbâbı ne yâreni
Varoşlarda nedâmetli burjuvada pek heybetli
Caddelerde ağlamaklı şafakta namlu gibi
Yetiş anam nidâsı
Ve peşinde haydutlar

Ah güzelim kadınlar ibrişimden zümrütten
Kimi iffetten şalvar kimi yemeni giyer
Şefkatiyle yıkayan duâsıyla bezeyen
Gâh yaşmaklı anadır gâh isimsiz kahraman
Bizim kadınlar…

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bizim Memleket

Ova oba deniz köy bucak bucak
Miski amber kokar bizim memleket
Çiğneme toprağı şehit yağacak
Ötelere bakar bizim memleket
Sarıkamış duman gözlerimde yaş
Zeybek efe gakkoş yanında dadaş
Karlara karıştı doksan bin gardaş
Kanı karla yıkar bizim memleket

Edirne’den Karsa serhat görünür
Trabzon Erzincan Fırat görünür
Leyla Şirin Kamber Ferhat görünür
Mecnunları yakar bizim memleket

Domaniç Bilecik Söğüt Simav’ı
Diriliş tek beden deniz masmavi
Urfa ikliminde dinler semâvi
Günahları yıkar bizim memleket
Al yazma yemeni oya peçeler
Koyunlar kuzular karakeçiler
Kilimler halılar yünden keçeler
Beşibirlik takar bizim memleket

Antep'im gazidir Maraş kahraman
Kırkpınar şahlanır renk renk pehlivan
Ruhum büyülenir her an her zaman
Zirvelere akar bizim memleket
Mazim pek muhteşem yedi kuşaktan
Tunceli Trabzon Konya Uşaktan
Kosova Bosna’da aynı beşikten
Hepsi teker teker bizim memleket

Tevhidi renklerle tek yumruğuz biz
Hirâ'dan sevdamız davamız eşsiz
Kıblemiz aynıdır aynı âşk vaaz
Her çileyi çeker bizim memleket

Mısralar yaralı mevzu pek uzun
Kafkaslar Altaylar Karabağ bizim
Semerkand Buhara gidin bir gezin
Üç kıtaya çıkar bizim memleket
Söğütte kök saldı sonsuz türküsü
Osmanlı tarihi şanlı öyküsü
Âsımın çığlığı feryadı süsü
Ulu çınar diker bizim memleket

Soğanlı dağları karla örtülü
İçimi yakıyor beyaz kâkülü
___________________________________
Karlara saklıdır şehidin gülü
Beyaz sevda eker bizim memleket

Dörtmevsim bâr verir kışı şüheda
Çanakkale Hicâz yükselen sâda
Seherler zaferle doğar salâda
Ezânla pek vakur bizim memleket
Dalgalan bayrağım doldu gözlerim
Müjdeli tek millet O’nu özlerim
Hakikat billâhi benim sözlerim
Rengârenk gül kokar bizim memleket

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bizim Olacak

Yer gök kopup gelecek
Dağ taş pamuk olacak
Rüya ölüm ölecek
O gün bizim olacak
Az ilerde sonsuzun
İlkbahar yaz son güzün
Yok korkumuz yok bizim
O gün bizim olacak

Duyur duysun tüm herkes
Azık iman ruh kafes
Buhur buhur son nefes
O gün bizim olacak

Meltem sesi o diyar
Sebat vefa muteber,
Göç başladı ne haber
O gün bizim olacak
Ne ileri ne geri
Kimler kimin neferi
Akıllı ol serseri
O gün bizim olacak

Ümit korku ağarır
Menzil menzile varır
Ateş söner çark durur
O gün bizim olacak
Lisân-ı hal bismillah
He vallahi he billâh
Öbür âlem inşallah
O gün bizim olacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bizim Şarkımız

Besmele ırmağı ıtrinin şanı
Bilal’in sesidir bizim şarkımız
Lisanı hâl ile vecdin divanı
Leylanın süsüdür bizim şarkımız
Vahdet ülküsüdür bizim şarkımız

Seyreyle kainat bize vuruldu
Lebbeyk akşamına söze vuruldu
Hasret ağıtları köze vuruldu
Hakkın hecesidir bizim şarkımız
Kadir gecesidir bizim şarkımız

Sanma ki bulutlar dertsiz kuşları
Rahmet gözyaşları yaz güz kışları
Bizle soluklanır köşebaşları
Secdenin sesidir bizim şarkımız
Aşkın ötesidir bizim şarkımız

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bodrum'a Geldik

Neyzenin mekânı ufku nefesi
Kültürler vadisi bodrum'a geldik
Kaleden ses verir halil efesi
Mazinin sedası bodrum'a geldik
Üçbin yıllık tarih pek ilham aldık
Kültür yudumladık kültür soluduk
Bitez gündoğanda birlikte olduk
Şairler adası bodrum'a geldik

Dört bucak rengârenk gece gündüzü
Gelinlik giyinmiş baharı-güzü
Mecnununun yarası leylanın közü
Aşk yarımadası bodrum'a geldik

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Boğuluyorum

Asırlardır beklerim
Bitmedi kışım
Hasret ağıtlarım tükendi boğuluyorum

Ölümler kol geziyor
Ağıt doldu gözyaşım
İrfan zincirli medet boğuluyorum
İhanet zırh giyinmiş bırakır mı yakamı
Doksanlık ihtiyara baktım boğuluyorum
Elinde yıllanmış şarap
Dur hele şaka mı
Batıl batıl batıl dede
Dur boğuluyorum

Devriliyorum
Kupkuruyum güz gibi sanki
Yetiş Eyyubî sabır
Boğuluyorum
Dinle ey zalim asır zevalin çok yakındır
İsyan yok hâşâ
Günah puslu boğuluyorum
Son demindeyim yetiş
Tez yetiş boğuluyorum
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Boş

Odun kağnıları düşündüm yine
Seher seslenirken saat beş gibi
Köpekler havlıyor periye cine
Kanat çırpıyordu ruhum kuş gibi
Katil parçaları uyandı tek tek
Ahır zaman bu mu, bu olsa gerek
Asrın doruğunda olan tek gerçek
Vicdanlar çarpışık kirli boş gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Boş Ver

Pas tutmuş şu beynim bu güne kadar
Adavet hırs inat paye ve nişan
Halimle iç içe kaza ve kader
Gel artık ne olur sürü perişan
Dört bucak dört mevsim mizan intizam
Var mı nihayetsiz ilme ulaşan
Nakşetmiş noksansız tek tek muntazam
Tesadüf ve hiçlik inkâr şöhret şan

O gün çok yakında belki ırakta
Belki taht-ı revan belki ürüşan
Lütuf gazap gizli her hıçkırıkta
Boşverde boğulur “boş ver”e koşan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Boşuna Kürek

Gözlere yaş dolup çarpsa da yürek
Yalınayak koşan sözlerimi yaz
Sağnak saatleri boşalt boşalmaz
Sonra unutturur kopup gelerek
Dudak kanıyorsa zihin de almaz
Lâkin her güzelden leylâ eş olmaz
Sağır dilsizlere çarpsa da yürek
Benimki belki de boşuna kürek

Benimki belki de boşuna kürek
İzahatım kırık sıkıntılı az
Direksiz susmaktır en büyük vaaz
Şiirler de düşer düşünce direk

Hicvim zembereksiz izâh hoş kalmaz
Kalbin çığlıkları şakaya gelmez
Gözlerin yaş dolup çarpsa da yürek
Benimki belki de boşuna kürek
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Boşuyorum

Yürek ağlar gözden önce
Hâl konuşur sözden önce
Karanlığı terk ettiler
On dört asır bizden önce
Nur yayıldı perde perde
Her mevzide her siperde
Şehâdeti erk ettiler
Beyaz atlı mazilerde

Diriliş var arkasında
Veysellerin hırkasında
Kokusuna gark ettiler
Şühedalar fırkasında

Yaralıyım üşüyorum
Düşe kalka yaşıyorum
Arşiv yakıp çark ettiler
Ve son asrı boşuyorum
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Boynu Kalın

Basın ona ipotek
Tafra tüten yüzsüze
Boynu kalın sırtı pek
Çok uluyor bu köpek
Metres serbest eş yasak
Kızıyorum köksüze
Bilmem nerden başlasak
Siz efendi biz tutsak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bölemez

Birkaç yüzyıldan beri
Derin buyruk narası
Rap rap ayak sesleri
Mamak var yüzkarası
Bilmez maksadı aşan
Silah vermek suçumuz
Oyun dedi yaklaşan
Hırsız doldu içimiz

Cellat bir avuç hışım
Beyler yer yok hayhuya
Sağcı solcu yoldaşım
Set çekelim uykuya

Tarih kardeşlik bekler
Korku dilini sustur
Dadaş efe zeybekler
Bu millete mahsustur
Anadolu ben beyim
Ufkum mâzimin gürzü
Bin sırtıma çekeyim
Bizi bölemez dürzü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bu Akşam

Bilirsiniz ruhum yorgun
Sonum bilmem mecnun gibi
Şiirlerim bana dargın
Bu akşamda gidiyorum
Gidiyorum yavaş yavaş
Var sebebi var elbette
Sonsuz şarkı tatlı savaş
Bu akşamda gidiyorum

İşve sitem her haliyle
Ayrı vuslat ayrı mâna
Gitme der mi hâl diliyle
Bu akşamda gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bu Cenge

Ne mutlu ona ki ahir zamanda
Gerçeği fark edip kuruyor denge
Nice hikmet saklı muhteşem gende
Gözleri kapama ulu âhenge
Aşk, güzellik vardır varın içinde
Hiçliği gizlemiş sırrın içinde
Eceli düşünün terin içinde
Dehşet ve hararet vurur renk renge

Sen seni kendinde hep sende ara
Büyük adam odur aczine vara
Nankörlük yol olur çıkmaz yollara
Sırrına erenler hazır bu cenge

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bu Dadaş

Bir vâkur yüz görsem gözlerinde yaş
Ezelden ebede baş koymuşsa baş
Vatanına âşık yüreği ataş
Öperim alnından derim bu dadaş
Tefekkür türküler havalar uzun
Sarıkamış kokar hemen her güzün
Kucağına atar sözü sonsuzun
Öperim alnından derim bu dadaş

Ciriti barları ve rahvan atı
Yağız delikanlı âşk saltanatı
Birlikse fıtrâtı büyük sanatı
Öperim alnından derim bu dadaş

Epey irfân ister izâhtan yana
Zeybek efe yörük dadaş yan yana
Hele palandöken bakınca bana
Öperim alnından derim bu dadaş
Aziziye dadaş aziz varlığı
Ulu cami gibi  ihtiyarlığı
Yerleri ürkütse ergenlik çağı
Öperim alnından derim bu dadaş

Lâfı incitmeden sağol der emi
Sâmimiyet budur dadaş kelâmı
Tebessüm kondurup alır selâmı
Öperim alnından derim bu dadaş
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bu Gece

Bu gece fark edip  yaş döken var mı
Oturup ağlamak hiçte güç değil
Yüreğimi sıksam  damla çıkar mı
Manayı düşünsem bari hiç değil
Uyan gafil uyan uyumak yasak
Uyandır kampüsü titret yerinden
Bir deli bulsam da gizli ağlaşsak
Belki bir inilti gelir derinden

'Tomurcuk derdinde' belki yaş gerek
Çevir gözlerini sen ağla gardaş
Bu zifir kalbimi zorla eşerek
Gücüme gidiyor dur hele yavaş

27.09.08 Bursa / Kampüs 02:34
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bu Günler

Vicdanlar mevt sokak ıssız
Sessiz şivân var bu günler
Leylâ kayıp mecnun dertsiz
Adam olmak zor bu günler
Ki kâinat kan ağlıyor
Yolcu hancı han ağlıyor
Yeryüzü vicdan ağlıyor
Gayya yüzlü yâr bu günler

Peşin hüküm ve hodgam el
Hece sefil mısra hamal
İrfan kemal nerde amel
Arsızlıklar ar bu günler

Korku aldı ümit sattı
Nifak fücur kin fırlattı
Cellat gibi ip arattı
Görülmedik kâr bu günler
Vâkit miât işte öyle
Var mı hilaf hele söyle
Devriyeler düğün toyla
Çığlık atar kör bu günler

Uyan ümmet uyan düşten
Hiç bitmeyen bu akıştan
Tufan doğar karakıştan
Nemrut Şaron Çar bu günler
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bu Ordu

Altı yüzyıl at koşturdu bu ordu
Küfür söndü yer titredi su durdu
Hamza yüzlü aslanları unutup
Siyon sever kalpaklılar kudurdu
Bir ocak ki kutsiyetle buyurdu
On dört asır öncesinden duyurdu
Malazgirt’ten Sakarya’ya el tutup
Şehadetle boyadık biz bu yurdu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Buğz

vakur adam
şiirlere asmışım ismini
alnından öperek seni
yüzyıllar gibi gözlerin
hantal cılız ürkek
duygular değil mısralarım
buğzdan bile yetersiz
ve apansız.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bukalemun Türleri

Her mecliste başköşe
Yeni değil ezelden

Gerçek ona masaldır
Anlamaz ki güzelden

Gör kullara kul olur
Hem de okuryazardan

Salya sümük akıtır
Keyif alır azardan

Adam değil kadavra
İbret almaz mezardan

Zehirlenir arsızca
Surat zifir bezirden

Bukalemun türleri
Hem avamdan vezirden

Kahramanlık döktürür
Köroğlu’ndan Kizirden
Ne kullardan utanır
Ne ders alır Hızır’dan
Mevla bizi korusun
Şehâdetsiz rezilden
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bulan

Bulan gözlerim bulan
bulutlar gibi güldür
şimşek gibi çak
ürpert...
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bulmak Gerek

Ömrün hareleri erensiz olmaz
Mısrayı inleten mir bulmak gerek
Elem keder kalbim yol keskin ayaz
Cezbe akşamına fer bulmak gerek
İsteme çokluğu varlığı vallah
Hiçlikten haberdar var bulmak gerek
Çirkin fırtınalar geçer inşallah
Şöyle muhkem gümrah kâr bulmak gerek

İfâdem soyunuk ben hâlden ayrı
Günahtan kaçacak yer bulmak gerek
Hak rızası var mı tövbesiz gayri
Hâsılı yâr bulmak yâr bulmak gerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Burjuva

Gerçeğin huzmesi hiçidir varın
Duygu ıstıraptır ilim böyle der
Sabır hediyesi yârene yârin
Nakış göz nurudur kilim böyle der
Birçok şeyi izâh zordur nursuza
Dört kitabı gel de anlat arsıza
Streçi giydirdik nineye kıza
İffet karanlıkmış bilim böyle der

Mahremsiz perdesiz pervasız itler
Tepişerek edep erkan öğütler
Nerededir âsım denen yiğitler
İnkâr lâf pazarı dilim böyle der

Cürümler yıkılmaz ateşe nâra
Birkaç dörtlük yazdım koydum kenara
Er odur ki yana aslına vara
Nesil som burjuva hâlim böyle der
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Burjuvanın Kuyruğu

Nifakperest okuyanı yazanı
Akıl küstâh akademik tehditkâr
Goril nesli savunduğu düzeni
Zerdüştgiller cemiyeti misyon der
Marx yok şimdi iskeleti diktiği
Haluk soyu tohumlayıp ektiği
Barış deyip tesbih gibi çektiği
Kan gözyaşı kravatlı canavar

Dinle dostum Marksizmle yat uyu
Burjuvanın kuyruğundan tut uyu
Vatan nedir ana avrat sat uyu
Kaçacağın bir çok sinsi diyâr var

Öfke kusar Mehmetçik'e sulh diyen
Kızıl Ordu sevdasıyla yürüyen
Ne çok varmış it sürüsü ürüyen
Ne çok kaypak parya satlık hilekâr
Siz kim sâhi hangi gücün uşağı
Kim düşürdü insanlıktan aşağı
Kırılacak hıyânetin kaşığı
Yedi düvel ürseniz de ne yazar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bursa

Her taşı ihtişâm hayrandır âlem
Keşif seyir huzur hâl makam kelâm
Eren evliyaya hürmetle selam
Kalbi destanlaşan ne visâller var
Bursa bir sevdadır Bursa Şehriyâr

Bir Lâyla Nilüfer cilveli akar
Uludağ gerdandan Bursa’ya bakar
Zirveye kar yağar gelinlik takar
Alemi bulutlu minareler var
Bursa zor sevdadır Bursa Şehriyâr

Osmanlar Orhanlar bağrında yatar
Yatar göğe doğru aşk ile tüter
Bülbül güle değil yeşil’e öter
Yeşile buutlu konakları var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Ulu câmi şahlan gözyaşını sil
Senli mefkûreler hüzünsüz değil
Okunur ezânlar kurtuluşa gel
Şehadet umutlu şühedalar var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr
Eski dokumalar tuğra yazılı
Erguvân bezeli inci dizili
Şehr-i Emir Sultan Buhara eli
Ötelere mutlu bahtiyarlar var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr
Gözlerim boşalır esince rüzgâr
Mefkûre insanı ey Gâzi Hünkâr
Hem şehrin sultanı Hüdavendigâr
Sükûna biatli leylaları var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr
Düşündüm Yavuz’u Humus Halebi
Yıldırım Beyazıt Mehmet çelebi
Tebrizli Mevlânâ Mollâ Arabî
Uhrevi kanatlı çelebiler var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr
Ses verir mekânlar bir devin sesi
Tarihi kültürü çilehanesi
Belki yazdıklarım bir kum tanesi
Saltanatlı kale kapıları var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr
Ulubat Üftâde Çınar Kozahan
Geyvehan Hamzabey Oylat Emirhan
Vur tokmak davula haydi Mehterân
Surları heybetli tepeleri var
___________________________________
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr
Payitaht iklimi Bursa’ya geldim
Tarihe büründüm mâziye daldım
Somuncu Baba’dan nasihat aldım
Baktım üç boyutlu ne mânalar var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr
Kutsi bir yadigâr renk renk ne varsa
Edirne Hakkâri Sinop’tan Kars’a
Derin tasavvurlar söyletir Bursa
Tekbir, beyaz atlı öncüleri var
Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr
Bursa ebediyet Micingirt adım
Yazdım hecelerde huzur aradım
Ben kutlu beldeyi anlatamadım
Bağrında hikmetli şuâralar var
Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Bülbüller Hayâ Eder

Dava deyip saldırır asâbiyet hep sersem
Göz kararmış bir kere kör basiret ne desem
Akıl terki diyârda hayalleri teneke
Bir kuru sevda ki gör sevdalara pür leke
Mevlâna’ya laf atar Moğollarla barışık
Üzülsem mi gülsem mi kafam karmakarışık
Akif ‘de çok çekmişti ve yarası derindi
Tutturmuş bir ham hayal bilmem kime yerindi.
Bülbüller hayâ eder Şeb-i arûz dinlerken
Göreceksin ceddini semazenle inlerken
Mevlana’dan rengârenk cennet ararsan cennet
Yıldızlar cezbelendi Mecusi’ye de himmet
İnançsızlık içinde yüzerken bak sineler
Yavrular tiner çeker ve sarsılır analar
Peki, sen ne yaptın sen anlatsana hünerin
Kaleminde hezeyan ne desem ben aferin
Nasıl da gürlüyordu bıyıkları titrerken
Ve kendimden utandım Çamlıca’ya giderken
Mevlâna’ya eş olmuş savuruyor naneler
Adam büyük baş olmuş hep aynı teraneler
Duydum ruhum sarsıldı ayrılık pençesinde
Der “Mevlâna Türk değil” Mesnevi lehçesinde
Âkif de Arnavut’muş ki marşımın hür sesi
O Arap ki köleyim Kâinat Efendisi
On dört asır yaşadık Türk Arabî Farisi
Sarıl vatana sarıl hikâyedir gerisi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Büyük Arıza

Rıza-yı İlâhî aşkıysa âmel
Halk ne derse desin öp sineye çek
Hikmeti iktiza var mıdır engel
Takvayla taçlanan zaferler gerek
“Halvet der encümen” kur’ânda hizâ
Meçhule uyanıp meçhulü bilmek
Zekâ ilim bir ‘siz büyük arıza
Secdelerden maksat kendine gelmek

Secde hükümranlık muhabbete iz
Hasattır yolcuya tevhid caddesi
Ben ben'le kavgalı biriyim âciz
Mukaddes sayamam her mukaddesi


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Büyük Yarış

İzanı burulmuş sanki akışın
Sağnak sağnak
Yaz yağdı kışın

Düzen intizâmsız zift sağar ışın
Sokak sokak
Esmer sarışın
Duâları buz olmuş kör yakârışın
Kopuk kopuk
Büyük yarışın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Büyüktür

Nedametle geçen bir ömre çattım
Hep “ben”i görürsün şiire bak ta
Tövbe ve peşinden çok yemin ettim
Bazen uyurgezer bazen ayakta
Kuyular kazıdım cürmüme tek tek
Mesnetsiz bağırdım hırsla bir anlık
Takvâdan soyunup nefsi giyerek
Bilince uzandım her yer karanlık

Kul O’nu bilmezse zavallı köle
Marifet bahtsıza bireysel yüktür
Samimiyet o ki uykuyu böle
Gafletin hüsranı dehşet büyüktür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Büyüler

Ay ışığı gibi kalp atışları
Sükûtu yaydıkça çiçekler solar
Hasret yudumlarım günbatışları
Mahzun ıssızlıklar içime dolar
Rahmete sığınıp kuytuya yattım
İzahı imkânsız uykular tattım
Çok şeyler izledim gözü kapattım
Rüyayı büyüler birazdan gelir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cahil

Bir ömür kokladım toprak anayı
İlhamla sesleniş aşk niyaz olsun
Nankörce izledim İnce mânâyı
Yansın cürümlerim otla yoğrulsun
Her insan mükemmel gayret hâl alır
Kalbi dudağına görse baktığı
Kimi zehir alır kimi bal alır
Membası aynıdır ömür yaktığı

İdrâk anlatılmaz cahile yekten
Basitlik elbette nasibi değil
Sırrı ifşa eden uzaktır renkten
Mârifet zanneder önüne eğil

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Câmii Kapısında Hasbıhâl

İsmine münhâsır tasası fikri
Tevâzû taht kurmuş eren tadı var
 Kahvaltı tadında nakşetti şükrü
Tefekkür ismi hoş fikrin adı var
Şükrü nakşederken bitmişti sâla
 Mâzimin şuuru Ağabey Pala
 Dirilten esinti esiyor hâlâ
Çamdağı kokulu şecaati var

Anlat üstad diyor ne desem nasıl
 Hikmet öncüsüdür kendisi âsil
 Kardeşi etmiştir beni velhâsıl
 Söz mü düşer bana şâir Sâdi var

Zalime yumruk hem garibe yâren
 Kalbi sürükleyen kalpehli gören
 Tevhid istikâmet hakkı gösteren
 Derin hissiyatı feraseti var
Âsım hâysiyeti yük irşâd büyük
 Vâkit pek mübârek dava mübârek
 Lâkin anlatmaya çok mısra gerek
 Hak şeylerin teşhir hakikati var

O bir hoca baba ve bilge dede
 Fıtrat yol düsturu yoktur kimsede
 Sonsuzluk âşkından daha ziyâde
 Sırâtel müstakîm icâzeti var
U.Ü.Öğt.Üyesi Fikri Pala Hocama saygılarımla...



Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Can Kardeş

Bakışları iffet ile örtülü
Solukların ümit-korku pek müthiş
Ne güzeldi soluyuşlar o gülü
Tutuşmuştu tütüyordu cân kardeş
Sevincime çeperledim kendimi
Ötelerden ötelere bir gidiş
Suffe yüzlü rastladıysam her kimi
Susuşları yetiyordu cân kardeş

Gözyaşıyla yoğrulmuştu duygular
Ne rüyaydı ne hülyaydı ne de düş
Hüzünlüydü vefa kokan kaygılar
Alev ateş tütüyordu cân kardeş

Hasret verdi bacılarım bizlere
Nasıl vefâ nasıl dostluk nasıl iş
Utancımdan bakamadım yüzlere
Ve hak yolu tutuyordu cân kardeş
Zeynep-Der'in zeynebiydi Sabiha
Çiğ tanesi kardeşliği berrak hoş
İnsanlığın soluğudur Fatiha
Boğum boğum yutuyordu cân kardeş


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Canavar

Kan kokusu dişleri
Sermaye gözyaşları
Manşetler namussuzun

Beslendikçe hükümran
Irkına âh ettiren
Sahte barış elçisi
Ahde sıdkı kalleşlik
Soyu epey karışık
Küfür gibi her lâfzı

Ne pişmanlık ne mahcup
Kurşun gibi elçiler
Pek rağbette canavar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Canım Peygamber

Sensiz yer gök mahzun suskun beş kıta
Kan yağar ümmetin avuçlarına
Mahlûkat yaş döker sensiz hayata
Kokun sal kalbimin ta içlerine
Ve idrak ötesi nur sözlerinden
Vazgeçmem vazgeçmem vazgeçmem hâşâ
Beni de öyle say öksüzlerinden
Kıstır yanağımdan başımı okşa

Senli her tebessüm ebedin nuru
Seni hissedenler şad olur ancak
Sen çöle dökülen aşkın yağmuru
Aşk ile o yağmur tekrar yağacak

Gül yüzlüm sen nerde hayâlim nerde
Gam keder üzüntü hep seni sordum
Başını koyduğun kuru hasır da
Cehlime bürünmüş ne soruyordum
Taşlar ağladılar taşlara inat
Acı yedi boğum  yaş misk-i amber
Bu garip ümmetin kime emânet
Kavuşmak ne zaman canım peygamber

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cazgır

Er o ki  aşk olâ ölüm yastığı
Uğuldar sokaklar sorulmaz niye
Zemzemle silinir ayak bastığı
Tıpkı bir kelebek birkaç saniye
Aslında hep aynı yolcularız biz
Boşluğa atıyor ağzı açık han
Ortada bir meydan tur içindeyiz
Kimimiz bir cazgır kimi pehlivan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cehenneme

Yüreksiz kös anlayış ,kula kulluk kim ne der
Banknotlar fırlatıp hakkı konuşur yer yer
Hüsran ehli adeta bir acayip mahlûkat
Şefaatle savaşır kafiyeli cengâver
Hurdahaş tezgâhında yalan ağzında meme
Sözü sözle kurtarır, istersen sen dinleme
Enâniyet örtüsü mertebesi nifâk şirk
Hep ihânet hep fücur, gönüllü cehenneme

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cellât Döşendi

Mayasız fikirler doğurur mu hiç
Ufku boğazlayan deli biriyim
Ülkemi kemirir birkaç satlık piç
Ve hâlâ ölmedim keskin diriyim
Mayasız fikirler doğurur mu hiç

Desem de anlamaz aymaz insanlar
Yığın yığın ahmak kamyon kamyon hep
Rozet taktı şimdi asıp kesenler
Oldular hep vekil buna ben sebep
Desem de anlamaz aymaz insanlar

Köşe başlarına cellât döşendi
Yüzleri cilâlı eller bıçaklı
Ezansız kahpeye gerilla dendi
Zıtlar çiftleşiyor görün üst aklı
Köşe başlarına cellât döşendi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cemre

Nedense sebepsiz endişeler çok
Diz çöküp baş koyup sığındım emre
Var mı arayışta görünmez ufuk
Güz geçti kış geçti gelmedi cemre
Cemre bir yanış mı belki aşk ümit
Ümidim sarp yokuş değer hem ömre
Ruhumu hükmeden ne olur işit
Aşkınla yak beni çevir kömüre

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cennet Çiçek Açacak

Ezân ile doğmuşum
Süvariyim atlıyım
Karanlığı boğmuşum
Biâtlı beratlıyım
Hakk'a kulum ben beyim
Berat yoksa ben neyim

İnşallah kâmil imanım
Müslüman’ım Müslüman

Işık tutar zamana
Gül Ahmet’im şefaat
Kavuşmuşum imana
Sana selâm salâvat
Geldik âhir zamana
Sensin gerçek aşk mâna
Müslüman hür çocuğum
Tespihteki boncuğum
O’dur benim muradım
Fark eyleyen bahtiyar
Âdemdir diğer adım
Gül Ahmet koku yayar
Hak dava çile derdim
Kalbi dudağa verdim
İnşallah kâmil iman
Müslüman’ım Müslüman
Mevla’nayım barışım
Gerisi hezimettir
Yunus Hakk’a varışım
Erenler ganimettir
Doğruluk ibadettir
İmân eşsiz nimettir

Müslüman hür çocuğum
Tespihteki boncuğum

Hira Bosna Sina’yım
Şehitlerde kınayım
Hakikatten yanayım
Hak dinde bir daneyim
Ömer amca mutluyum
Şefaat umutluyum

İnşallah kâmil iman
Müslüman’ım Müslüman

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________
Cennetmekân

Bilmek güzel şey haddin diyordu
O gün cennetmekân haykırıyordu

Kılıcı kınında beklerdi her ân
İkbâli yüceydi kahramanlıktan

Peygamber âşkıydı ondaki mâya
Halkına koşardı selamlaşmaya

Âh be ecdat nerde, nerde diyorum
Galiba kötüsü alışıyorum

Ve mâzi dediğin asırlar derin
Tekrar tekerrürü belki kaderin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ceyhun Bakışın

Ne güzel musiki fecirde güneş
Bitmeyen bir soluk hüzünlü yoldaş
Hep onu düşündüm sevinç matem eş
Ve sensiz halimle gözlerimde yaş
Bu kadar sessizlik içimi yaktı
Arzuhal eyledik sükut bıraktı
Şu geçen güzel kim nereye baktı
Pas tutmuş vefasız secde sen yetiş

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya
Kasvet türküleri saldım fezaya
Beni de al götür Emri Rızaya
Sal ceyhun bakışın gülsün bu ayyaş

13.02.09 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cihanşümul

Kanayan asırlar değişmez rüyam
Tevhid tevhid diyor kıvamında tam
Tasmasız bir düzen ulu intizam
Hakk’ın takdiridir Hakk’ın rızası
Siyon çürümüşlük ümmetin varı
Şuursuz varlıklar kimin hünkârı
Susmak yobazlıktır fikrin inkârı
Dünya mezaristan ağır cezası

Büyük tefekkürler yakarışlar hak
Zihni gün görmemiş fetihler bırak
İdeâller için koşacak sokak
Mezar taşım gibi alın yazısı

Tekrar diyorum ki bu itibarla
Biz aynı toprağız ve aynı tarla
Birlik diliyorum son bir ihtarla
Ayrılık haçlının kurdu kuzusu
Kapitalist sistem içimdeki gam
Sömürü istismar hükümrandır Sam
İstiklâl istikbal ya da intikam
Cihanşümul derdin olmaz kazası

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cinnet

Söz küçük ifşa büyük
Vicdana dokunuş var
Bedenimizdeki yük
Çarmıh yüzlü canavar
Aşkı flörtle astık
Yaşam tutsak sefada
Cinnet geceme yastık
Sır ve ifşa sofada

Metres topla yürek deş
Kaç can gitti ayakta
Serzenişi kes kardeş
Cennet varmış dayakta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cuma


Bu gün yine cuma âşk perde perde
Yâr ile hasbıhâl bahane cuma
Hakikat bestesi secdede serde
Mi'râcı tattırır cihâna cuma

Yedi kat göklerde salânın sesi
Bilal’dan teberrük notası esi
Ebede çağrıdır her bir zerresi
Günahlardan beri uyana cuma
Âşıklar âlemi doyulmaz aşklar
Huşû fideleri cumayla başlar
Minber bulutlanır dökülür yaşlar
Vuslat seslenişi duyana cuma

Cuma hakikatte İki hecedir
Hayrettir seyirdir âşktır yücedir
İstikamet dâva örtü gecedir
Nâz niyâz mektuptur yayana cuma

Şuur sır tebessüm cumalara aç
Vefasız gönüller cumaya muhtaç
Cürümlere zevâl ruhlara sertaç
Günlerin güzeli yâr ana cuma

Cuma gözyaşıdır yeşert yeşersin
Gel secde edelim vasfına ersin
De "affedicisin affı seversin"
Sarsılmaz direktir imâna cuma

Micingirt neylesin kalem biçare
Cumasız dertlere bulunmaz çâre
Secdeler kuşanıp yalvarsak yâre
Ân gelir götürür cânâna Cuma
Cân gelir götürür cânâna cuma

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cumâ Gözlü

Kelimelere elsin
Sıcacık gözüm nemi
Öp şehre duâ gelsin
Dedim öptüm annemi
İşi nedir kömürün
Kalpte, efsunlar damlar
Coşun secdeye durun
Cumâ gözlü adamlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cumayı

Talihtir cumanın fideliği
saf çöken kahramanlara
cumayı anlatabilmek
secde serinliğini
cennetin diğer adını

Gürül gürül parlaklığı
hüznün secdelerini
secde serinliğini duâlı öpücüklerle
bronzdan tılsımları cumayı anlatabilmek
cennetin diğer adını

Cumayı anlatabilmek
Küfrün ustalarına ağız dolusu
rikkatle göz göze
cennetin diğer adını
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Cürümlerim

Hüznümün sahrası gri balkonum
çok şeyi andırdığı sessizlik gümbürtüsü
ve yokluğun gözleri
öksüz bulutlar
sağ yanımda mısranın paçavraları
yazıp siliyorum duygu şölenlerini
minyatür törenlerle

karşı parkta bir muhacir karısı
cadde boyunca höllük topluyor
horoz seslerine aldırmadan
gecenin beşine
ve cinler havlıyor ezan sesi duyunca
kuyrukları balkona değiyor
rüzgârın uğultusunda

uzanmış esrarın çocukları
ipini koparmış insanlığın vicdanI
uyanmaya başlıyor yüzüme kusarak
sokak azgın boğa
çıldırmış böğürüyor
sessizce

ben ise siniyorum karanlıkta
ayak seslerine kulak kabartarak
avucumda cürümlerim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çakallar

İzân us kayalık  idrak boşlukta
Şüphe akıntısı kör etti bizi
Karanlık senaryo her bir başlıkta
Ne kadar dert ettik birbirimizi
İklim netâmetli alkışlar süslü
Köşeler kalemler köpekler yallar
Tespih aksesuar hedef pek puslu
Kavga kaypakları susun çakallar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çal Nefsi

Kimler geldi gittiler
Nerde Nemrut Firavun
Kimler geldi gittiler
Ebu Cehil ve Taun
Ve aldandı gittiler
Sezar Hitler ve Karun
Ve aldandı gittiler
Mao Lenin ve Şaron

Sarsılmadı ruhları
İşte Sultan Süleyman
Sarsılmadı ruhları
Ordusu ve Alparslan

Hak-Batıl zorlu yarış
Ezelden berzahadır
Hak-Batıl zorlu yarış
Ve varış Allah’adır
Arasat meydanında
Aman Allah’ım aman
Arasat meydanında
El aman Yâr el aman

Kalk ayağa kalk uyan
Çal nefsi duvara çal
Kalk ayağa kalk uyan
Ne bu gaflet ne bu hâl
Hadi gayret yiğidim
Eğil şevk ile eğil
Haydi, gayret yiğidim
Kalk yiğitlik bu değil

Dur nefsle yaşıyorsun
Yok mu günah kâsende
Dur nefsle yaşıyorsun
Sevsen de sevmesen de

Dün öldü bu güne bak
Tövbe kapısı açık
Dün öldü bu güne bak
Gayret Ömer azıcık
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çalıyor

Sokaklar yıllardır çalıyor beni
Duymazlıklarına daralıyorum
Kaçtıkça şehveti yalıyor beni
Ölüme kapıyı aralıyorum
Ve ölüm kokusu alıyor beni
Kalabalıklara sarılıyorum
Seçip yalpalayıp eliyor beni
Şeytanla elleşip yoruluyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çamurladım

Sadakat buhranı akıl izân terk
Şuuru kemiren ümit seliyim
Kaderin kantarı mahşer yetecek
Sabır mâdem silah sövmemeliyim
Suskuya müsâit değildir adım
Lâkin korkusuz hem biraz deliyim
Ağzımı kapatıp ve çamurladım
Lafzı geveleyip övmemeliyim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çanakkale Destanı

Gök kubbe altında ne müthişti harp
Asra ateş düştü hey Çanakkale
Nuh tufanı yer gök çıldırmıştı garp
Yahya Çavuş coştu ey Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Kükredi Seyyidim bir koca ordu
Pek dehşet imtihan vuslat diyordu
Hû deyip mermiyi sırtına vurdu
Vecd arşa ulaştı hayy Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Bir âsude vâkit  ölümsüz ölüm
Cihad-ı Ekber bu vaaz hem gülüm
Yezitleşti Churchill kıpkızıl zalim
Zafer destanlaştı duy Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Son kozuydu haç’ın küstahça karar
Ne arar Sırp Hindu Yunan ne arar
Torun gelmiş garptan dedeyi sorar
Nereye koyarsan koy Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Belçika Fransız İngiliz Anzak
Biter mi haçlının kurduğu tuzak
Diriliş yakındır sanma ki uzak
Ruhuma üflenen mey Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Şüheda iklimi büyülü yârim
Seninle ölürüm senle yaşarım
İsmini zikreden bir bahtiyarım
Şiirler gözyaşım say Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Seni izahata perde heceler
İstiklâl ne bilir ruhsuz cüceler
Mubarektir senle doğan geceler
Bayrakta tüllenen ay Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Her lâhza içimde gencecik ahlar
Kalplerde yeşerir derin eyvahlar
Dört mevsim dirilir o yüce rûhlar
Şüheda çehreli köy Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Âşk sesi vuruyor Çanakkale’de
Mehteran yürüyor Çanakkale’de
Taburlar pembe mor Çanakkale’de
Bir başka düğün bu toy Çanakkale
___________________________________
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Müyesser ihyâsı ziyâ kâmeti
Varlığın perdesiz istikâmeti
Mübârek zaferin tecelliyâtı
Mehmed’in sadası ney Çanakkele
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Secdenin ahengi yükselen hüzün
Ses verir tabyalar gece gündüzün
Tevhid’in türküsü belki bu güzün
Cennete uzanan boy Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Renk renk ırk cümbüşü rüyaları hak
Fethin orduları dön mâziye bak
Bayrak ezan vatan “bir”de ittifak
Binyıllık değişmez huy Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale
Sen eşsiz gülistan cennet diyârı
Çocuk askerlerin büyük makberi
Fecri uyku tutmaz o günden beri
Âsım’dan safa’ya s’ay Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Hilâlin zümrütten yıldızın inci
Seni anlatmaktan aciz Ekinci
Her renkten tekyürek yatan akıncı
Kadim bir asâlet soy Çanakkale
Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çark

Fakirlere hoştur iftâr
Bereket var bereket var
Döndür hayra dönen çarkı
Bayram etsin genç ihtiyar
Tohumlayıp başak başak
Işıltılı berrak kaşık
Sultan ayı olsun farkı
Gölge yolcu sırat eşik

Önce infâk sonra hâtim
Kendimedir sefahatim
Arz ve ölçü ümit korku
Cürmüm ömrüm ve saatim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çeper

Eşref-i mahlûkat çamur toprak sen
Höllük gibi yanıp getir hâyları
İklimler rüzgârlar seninle esen
Yolcunun ney sesi âşk olayları
Bırak üzünçleri geceler yaksın
Varlık âleminin çilesiyiz biz
Ürkünç komplekslere uğrayacaksın
Uykular meçhule çeper şüphesiz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çetrefil

İniş çıkışlarım kasvet havası
Şiirler çetrefil imgeler derin
Belki bir muamma verenin sesi
Öfkesi kaleme belki kaderin
Varışın dönüşü fatihe sessiz
Aklımda unutmam derinliğini
Kalbime vuruyor mısradaki giz
Öperim seherin serinliğini

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çığlık Sesleri

Oyun biter koşar gelir ayetler
Sürüklenir tek tek çığlık sesleri
Ak ve kara ve bitmeyen saatler
Dehşet feryat halvet aşk nefesleri
Ümit korku düşün levh-i kalemi
Bu gün nefsin için neler söyledin
Bu öfke ne hırs ne doğrult kelamı
Söyle vefa bilmez söyle neyledin

Yaklaşıyor zeval hızla ard arda
Kim bilir  belki de sırdır bu işler
Belki idrak eder belki ilerde
Herkes ayrı telden ayrı teşvişler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çıkrık

Kırıp döktüklerim şiirsel durum
Somurtkan çehreli tüm hecelerim
Boşluğa yaslanıp ürperiyorum
Sabrıma asılı gün gecelerim
Sessizlik içinde zaman tık tık tık
Yosun tutar yüzüm dalar derine
Uyku belki ölüm hayat bir çıkrık
O halde kaçıver koş tekbirine

Bu şehrin efsunlu yatırları var
İçimde minicik ümitler besler
Göğsümde inşirâh kabımı sarar
Ve o an kahrolur hevâ hevesler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çınar İzleri

Ruhumda hiçliğin yokluğu gezer
Cinler gelir mahzenleri törpüler
Gecenin sesleri beynimi yüzer
Entariler sokaklara serpilir
Küfürlerim kaldı levh-i kaleme
Zamanı mı cürümleri eşmenin…
Dudak değdirmedim kûtsi kelâma
Suyu akmaz yeşil gözlü çeşmenin

Biryanım zifiri biryanım ışık
Şairlerin ilhâmları zindandan…
Meczup muyum kafam karmakarışık.
Tarih yazsam hikâyesi ezândan

Aklım köpük tıpkı, köpürürüm hem
Gâh susarım gâh zikreder lisânım
Çorak yüreklere eser mi meltem
Öylesine isli paslı insanım
Ağlatır geçmişin çınar izleri
Kaç düveli altüst etti bir gemi
Titretti Seyyidim tüm denizleri
Aşk inletti sahil bilmez âlemi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çiftgül

İmgele umut verme aslında kandır beni
Şiirler gönderdikçe gülümse yandır beni
Sen hep bir rüyâ gibi umutlara âşina
Gözlerine bakınca uyut uyandır beni
Çiftgül versen kâr etmez su döküp söndür beni
Senin yaktığı gibi yakamaz tandır beni
Hayatın sarmalında ben hep yalnız başına
Raksederken ses eyle pervâne döndür beni

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çile

Ağardı saçlarım sessiz derinden
Köyüm karlarına sar beni çilem
Hücrelerim kopar sanki yerinden
Sıladan sılaya ver beni çilem
Bazen toprak oldum bazen dağ oldum
Bazen binyıl gibi bazen çağ oldum
Bazen bağban oldum bazen bağ oldum
Yaralı bülbüle sor beni çilem

Çileyle yeşerir çorak sokaklar
Çileyle doğarlar yeni şafaklar
Çileyle renklendi yeşil sancaklar
Kefenim çileli sar beni çilem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çilesiz Bülbül

Seçtiğim kelime temas her ferde
Tepeden tırnağa gel senin olsun
Mağrurca öğütür hemen her yerde
Hesapsız kitapsız el senin olsun
Enâniyet gurur yekpâre sanma
Mezar cürümleri susturur amma
Her şey bittiğinde tevbe var sanma
Sâmimi olmayan hâl senin olsun

Zahmetsiz tepeye var mı ulaşan
Toparlan zirveye koşana nişan
Rahatın ağında oldun perişan
Çilesiz bülbül yok  gül senin olsun

Sözlerin gökyüzü  dilin pek geniş
Hem neyi yürüttün  adam bu ne iş
Tohum toprak mahsul  hesap tükeniş
Hâline muhalif dil senin olsun
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çobanoğlu

İki bin beş mevsim günlerden hazan
Işıklar karardı ey Çobanoğlu
Aşkın irfanını görürdün ozan
Renklerin göğerdi hey Çobanoğlu
Ozan sofrasına çok azık verdin
Nerelere gittin ne idi derdin
Mavi şafaklarda vuslat mı gördüm
Ruhumda inleyen ney Çobanoğlu

Üç yüz gram hem nerede gürbüz
Seninle matem isminle her güz
Unutulmazsın sen peşinde niyâz
Şölensiz düğünsüz köy Çobanoğlu

Ne kizir oğlu var ne at ne eğer
Şair kervan söktü sensizlik meğer
Rüyama gecede gelirsen eğer
Derin ıstıraplar duy Çobanoğlu .
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çocuk

Mevla'nın emâneti
Babanın saadeti
Yuvanın bülbülüdür

Annenin el emeği
Göz nuru ve meleği
Cennet kokan gülüdür
Şarkılarla yürüyen
Rahmetini arıyan
Meleklerin elidir

Miski amber tomurcuk
Gözleri boncuk boncuk
Ve bereket doludur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çocuksun

Yerlere ceylansın göklere hüma
Sen hep büyümemiş bir çocuk gibi
Dökül öykülere sarıl boynuma
Gülümseyişlerin sanki yok gibi
Selamsız sabahsız bırakıp böyle
Bağrımı yakarsak gidersen eğer
Söylenecekleri gitmeden söyle
Kim bilir belki de dil kalbe değer

Vâkit çiy damlası ömrümüz yosun
Aşklar bir çağlayan inleyen ahdır
Dedim ya çocuksun büyümüyorsun
Köklü sevdaların süsü siyahtır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çoğalttık

Harfler cellat gibi zaptedilmiyor
Dilimin ucunda çok şey diyor es
Hece nefeslenip mahlûk çok diyor
Bilmem ne kaçkını diyemem herkes
Mistik izdivaçlar yalanlar kadeh
Yol oldu çılgınlık gün çakalların
Nefsin ayak sesi deh deyiniz deh
Boşluğa çarpıyor sesi nalların

Çoğalttık putları belki mahşere
Sözler duyuyorum paçavra gibi
Göklerin sahibi vurunca sura
Korkunç mesuliyet mevt gayya dibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çok Defa

İrademi kandırdım
Taşa çaldım çok defa
Yüreğimi yandırdım
Dize geldim çok defa
Deme sakın bu ne hâl
Hayat oyun aşk masal
Nefs düzenbaz ben hamal
Yükte oldum çok defa

Çıkış noktam var mıdır
Tevbe midir nâr mıdır
Şu micingirt kör müdür
Alev aldım çok defa

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çok Oldu

Acı idrake vurmuş samimiyet renginde
zavallılar teşbihi kimselerin
bireysellik sevişir
niye
Sonlu rotaya durmuş
gülüşler çapraz surat kızıl ve serin
ye iç yat çiftleşenleri
çok oldu
çizileli
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çok Yol Katettik

Devasa binalar yuva çekirdek
Odalar han gibi misafiri yok
Konforu artırdık çok ömür gerek
Yürekler galoşlu alın teri yok
Zevkin telefinde öğütülen han
Yolcu acımasız kargaşa tufan
Coğrafya gözyaşı coğrafya matem
İzân irfân idrâk sözün feri yok


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çoklar

Azı aradım çokta
Hiçi yokluğa sordum
Çoklarım muallâkta
Yalvardıkça yalvardım
Ve sonra neler neler
Ruhumu çoklar eler
Kımıldanır cümleler
Gördüm kendime vardım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Çüş

Çürüyen insanlık
ve siyahın bakracında korku salan katiller

Kesmek var kervânında
zehirli hançer gibi kim batıyor
kim gerçeğe erecek

Kimin ordusu kimin adına
İmân adına
çüş! ..
25.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dadaş

Biz dadaşız dadaş ha sevdalıyız ağalar
Biz vurgunuz bayrağa, cân kurban cân vatana
Biz ciritle büyüdük, şahlanırlar çağalar
Biz devlet-i ebediz, tabyalarda yatana
Biz İbrahim Hakk’ıyız, mârifetli yaşarız
Biz ki Şükrü Paşayız, Edirne’de coşarız
Biz Alvar’lı Efe hâyy, Hak aşkıyla pişeriz
Biz dadaşız dadaş hâ, şükrettik Yaradan’a

Biz pek şanlı bir millet, tülleniyor sinemde
Biz şehitlik bıraktık üç kıtada Yemen’de
Biz Ermeni besledik, şimdi başka dümende
Biz ölümle gardaşız! Fedâ olsun vatana

Biz Malazgirt Mohaçız biz ne kıtalar gördük
Dava büyük aşk büyük, gün geldi hesap sorduk
Biz alevler içinde, Büyük Türkiye kurduk
Biz fetihler müjdeli, hayranım o irfâna
Biz doğunun kalesi, palandöken balası
Bizde tarih yoğruldu, biz yiğidin alası
Bize dadaş derler ha! mertliktir hâsılası
Biz milli ruh sancağı, astık bütün cihâna

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dakikalarım

Yaşadığım sürece içim pek rahat
Aynaya bakınca
İlhâm cerâhat

Neye vasıta ki attığım tweet
Susun seyredin
Seyredin evet
Gerçekte duyarsız idrâkte varım
Korkularım kadar
Dakikalarım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dalkavuk

Nasıl anlatayım ben gördüğümü
Dudakları tuzlar gezer dalkavuk
Post bıyık altın diş ıslak güğümü
Mırıltı övgüler düzer dalkavuk
Soluğu böğürtü  yankıları ün
Üstüne üstüne tutkusu gün gün
Tükrüğü zenginin yağmur toy düğün
Çoşarak methiye yazar dalkavuk

Sürüye köpektir soytarıya at
Bukalemun türü rengi de sakat
Dağbaşı  dostluğu yeyince tokat
Dabanı yağlayıp tozar dalkavuk

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dalkavuklamalar

İlk cümlesi muhteşem
Pes bayağı dudaklar
Sen üstadsın sen paşam
Tafra yorum şakşaklar
Şiir çökmüş yıkıldı
Yaşasın kös şakaklar
Mâna ruh yok yok oldu
Uzun uzun kavaklar

Alkış ruhlara sindi
Kalem boyu tırnaklar
Pâye nişân  kesindi
Sen ben sardı sokaklar

Şiir değil şaheser
Deyip durmadan tıklar
Belki aslına eser
Vicdanını tırtıklar
Yorum cürümden beter
Şaş şak ağzı çanaklar
Hepsi usta sekreter
Yorulur mu parmaklar

Çalım gurur savunur
İrfân cüdâ kuraklar
Alkış tutan avunur
Yaslan beslen ayaklar
Bu ne menem akıldı
Anlayış çöl ıraklar
Yorumlara takıldı
Ustalar ve çıraklar

Söz meclisten nihâyet
Beni içinde saklar
İki mertek bir beyit
Belki de mahşer paklar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dar Vâkit

Mevsim soğuk mısra esmer
Tebessüme sürme gerek
Ses buğulu elleri ter
Yüreğine erme gerek
Mevsim çeper satır satır
Tenhaları hatırlatır
Birkaç keşke ve hâl hatır
Dar vâkitler hû avazlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Darağacı

Yeryüzü riyakâr gökyüzü parlak
Beni de ziyâsız siyahlar sarmış
Ukbâyı çok bilmem dünya toparlak
Yuvarla yuvarla saçlar ağarmış
Neden hep ecelim kalbimde durur
Arada terk edip unutmaz mı hiç
Düşündükçe bazen zihnim kudurur
Belki de tasası uhrevi sevinç

Git git kara delik tükenmez sayı
Kavuşmak yiğitlik tâkva tacına
Mezar kabul etmez sızıldanmayı
Çekerler adamı darağacına

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Darlanıyorum

Üzerimden geçer keder elemler
Arsızın ağzında arlanıyorum
Nicedir amansız dipsiz kelâmlar
Çığlık hınç hârında narlanıyorum
Cellâtlar fesatlar esrik kalemler
Dikişsiz ne görsem zorlanıyorum
Züppe şafakları kahpe âlemler
İbret bu desem de horlanıyorum

Satılık ilimler eşya âlimler
Gerçeği tespitte kirleniyorum
Uşaklar ülkeler mazlum zalimler
Künyemiz insan ya darlanıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Davaperver

Âşk bilenler davaperver
Kavgaları mukaddestir
Fikir mevsim yağmur rüzgâr
Estir kelimeyi estir
Âşk bilenler âşk gibidir
Kusursuz şey eş gibidir
Bastığı yerler abdesttir
Her vakitte beş gibidir

Âşk bilenler saf hizâya
Koşarlar emr-i rızâya
Vatan imân cihât sestir
Tevhid serperler fezâya

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Değerse

Nefsi zaafları ateşe bırak
Ateş çukuruna sırt çevirip bak
Zihinler bulanık muhabbet kurak
Muhabbet giyersen yağmur yağacak
Beklentiye girme kalsan bile tek
Kalbî ruhu besle o’nu severek
Edeb-i hakikat başka ne gerek
Dil kalbe değerse güneş doğacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Değmiyor

Rahatlığı utanç sayan milletin
Evlatları sağır ve kör duymuyor
Koşar sığ sularda rüştü illetin
Hiddetlenip bağır bağır duymuyor
Anladım ki kalbim dile değmiyor

Zikrin şükrün sabrın hüsnüniyetin
Yolundaki âşkı âşktan saymıyor
Sınav bu yâ birçok lâfzı âyetin
Mühim olan beşi beşten saymıyor
Anladım ki kalbim dile değmiyor

İrşâdın adabı hâl dili çetin
Yürekle tavırlar namzet uymuyor
Düştük arkasına zevkin gafletin
Diyemem ki sindir hazmet uymuyor…
Anladım ki kalbim dile değmiyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dehşet


Yaylım bekliyor Sırat
Ateş çığlık tütecek
Kini yıkamaz Berât
Lime lime yutacak

Yân diyecek eri yân
Kimi kimler tutacak
Hüsran üstüne hüsran
Nefsi nefsi itecek
Gem ağızda azıdır
İzahata yetecek
Mevlâ kimden râzıdır
Kim dehşeti tartacak

Kaypak kibirli handan
Bir gün feci atacak
Tutup kirli yakandan
Sevenlerin satacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dehşetleniyorum

Akan rüya gibi sarar geceden
Yoruldum dörtnala derdim derdikçe
Garip bir serüven kaçtım heceden
Dehşetleniyorum zihnim erdikçe
Beyinler çimento yollar taş duvar
Kendime yürürüm henüz daha var
Yürüyüş sürgün mü mahşere kadar
Şükre sığınırım sonu gördükçe

Sonsuza yürümek bambaşka halet
Ahvâlim seslenir neye delâlet
Ölüm ne aradır âh melekü’l mevt
Kaderle komşuyuz ömür verdikçe


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Deli

Pişmanlığın önü kin
Şeytan nefsin çalımı
Yüreğime indirdin
İfşa edin hâlimi
Basit görme söze gel
Zannı geçip ibret al
Mezar hesap ve hamal
Arı soksun dilimi

Neme lazımcı neme
Ben yönetilmeme
Enâniyet he deme
İnsanlığın zulümü

Sıhhat gelir aşk ile
Sükût doyumsuz çile
Tasavvuf yol vesile
Bilim eder bilimi
Vermek vecd fedakârlık
Yokluk içinde varlık
Yap nefsine hünkârlık
Halim eder zalimi

Seyir eren hâlidir
Ebubekir Âlidir
Nemrut küfrün külüdür
Göğe savur külümü
Ve küfre kızağım ben
Hileyim tuzağım ben
Gerçeğe uzağım ben
Meczup muyum deli mi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Deli Sevda

Sokak sokak pusuda birkaç şaşkın ve sülük
Kimler neyin sevdası kimler var arkasında
Mesafesi zavallı kıblesi bölücülük
Hak özgürlük bir yafta gırtlağı yakasında
Sokak sokak pusuda birkaç şaşkın ve sülük
Şanlı maziye inat kıblesi bölücülük

Cehalet asabiyet nifak tuzak vatana
İmanımla ördüğüm renklerinde Türklüğüm
Aynı vatan aynı din kurbanım yaratana
Omuzlarıma ateş defedip ürküttüğüm
Cehalet asabiyet, nifak tuzak vatana
Kardeşlikten ötürü söz verdik yaratana
Üç kıta altı asır tüllendi deli sevdam
Bir ulu sancak ki hep göklerde şahlanarak
Şehadetiz vatan yok sıkıl biraz be adam
Akdeniz’i göl ettik, davaya yaslanarak
Üç kıta altı asır tüllendi deli sevdam
“Devlet-i ebed müddet” utan biraz be adam


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Deliyim Ben

Malazgirt’ten at oynattım
Şahlanırım deliyim ben
İstanbul'a çağ kapattım
Çağ açarım deliyim ben
Viyana’da ben var idim
Şeyh Şamil’le mahşeridim
Yunus sözünde eridim
Aşkla yanan deliyim ben

Semerkant’a ilim oldum
Câbir oldum âlim oldum
Yavuz idim Selim oldum
Küpe nedir deliyim ben

Yunan beni iyi tanır
Tarihinden kim utanır
Çin cücesi bir şey sanır
Set yaptıran deliyim ben
Kosova kadim ilimdir
Bosna zihnim sağ elimdir
Hicâz tek istikbâlimdir
Vahdet Kurân deliyim ben

Müslüman’ım budur boyum
İbrahim’i âsil soyum
Züleyha aşk Yusuf kuyum
İzzet saçan deliyim ben
Gündüz gece rüyalarda
Ak Şemsettin dualarda
Hirâ tüten sevdalara
O’na kurban deliyim ben

Deliyim dedim deliyim
Ahmet Yesevî eliyim
Horasanlı, Kâbeliyim
Ve Hamza’yım deliyim ben

Ömer’im hâyy adım güzel
Halifeden bana özel
Hak adalet yazsın bu el
Allah için deliyim ben
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dem

Dem bu dem yazgılı yaşadığımız
İdrak edebilsek bir ömür boyu
Varın tükenişi taşıdığımız
İhmalkarlıklardır bölen uykuyu
Suskunluk ekledim yorgunluğuma
Yüzyıllık bekleyiş beni yoruyor
Belki de tefekkür olgunluğuma
Gerçeğe vesile içimdeki kor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Demem

Yazıyorum şuur  elde
Yorgun döşeksiz döşeksiz
Parça parça belde belde
Vezin yüreksiz yüreksiz
Mazgal altı çöp bebeler
Doğur meleksiz meleksiz
Zift akıtan debdebeler
Kızan eteksiz eteksiz

Günah kopar aşk cezbeler
Sokak köpeksiz köpeksiz
Bomboş yerinde debeler
Dolaş direksiz direksiz

Tut elini oy türbeler
Çaput bağlar hû desteksiz
Yığın yığın fors cübbeler
Tosun mereksiz mereksiz
Mecnûn gibi bu cümleler
Yazar emeksiz emeksiz
İrâde yok hücumdalar
Adam demek siz demek siz

Müştekiyim satırlara
Şiir yamaksız yamaksız
Hürmetkârım katırlara
Demem eşek siz eşek siz
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Demeyin

Müjde mi aldım
Gelişini mi gördüm kokusunu mu aldım
Niye ağlamayayım ki
“Çok ağlayın az gülün”
buyurmadı mı

Cemiyet hissiz edep terki diyâr
Evlat ecdat tanımaz sokak kıpkızıl ve duyarsız
Emâre yok tefekkürden
Çılgınlık ortada
Bana ağlama demeyin
Niye ağlamayayım
Niye
Bu gün kandil kutlu gün nesepsizlere sözüm yok
Ya diğerleri nasıl anlatayım bir geceliğine
Gam yok iffet yok sanki yoktur hakikat
Feryadıma âmin de affeder belki
Bu gecenin aşkına imanım tamdır
Amelim sakat olsa da

Diz çökmüş yıldızlar  iblis sus pus
Ağlayacağım ruhum titreyene dilim kalbime
Dostun cemalini görene kadar
Gül mü açtı bülbül mü öttü yanan yüreğime
Ağlamadı mı adalet abidesi
Ya Ali
Niye ağlamayayım ki
Takva gemisine mi bindim
Istırap derin sanki tufanı nuh’un
Haykıracağım hasanlara alilere
Ayşelere

Çağlasın gözyaşınız çağlasın
Çağlasın ki belki buyurur yetimlerin babası
Şefaat eder şefaat abidesi
Şefaate layık olmasakta
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dengelenmiş

Lekelenmiş
Namus hançerli sokaklar
Çılgın sevgili oymaklar
Lekelenmiş
Diş bilenmiş
Örfe inat dine hoyrat
Moda şimdi erkek avrat
Diş bilenmiş

Aşk elenmiş
İzâhı zor mümkün değil
Rüsva oldu baba oğul
Aşk elenmiş

Dengelenmiş
Küfrün çağı sonun dibi
İsraf etme mürekkebi
Dengelenmiş
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dengemiz

Emsalsiz öğreti şuûra varış
Batı'ya tutunan söz neyin nesi
Hakikat tevhitle irfân yakarış
Allah’tan korkmaktır varlık rütbesi
Rütbeye mukabil âf ricamız ne
Ahiret namına söz hecemiz ne
Talep ettiğimiz ilticamız ne
İslâm mevcudatın izzet kubbesi

Kubbe ki irtifa husûsi yarış
Hakkı ikâmedir cennetle barış
Hürriyet tefekkür vuslat ayrılış
Ebed dengemizdir "Veda Hutbesi"

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Deniz Feneri

Karanlığa kandil olmuş
Soluyor deniz feneri
Kimsesize kimse olmuş
Oluyor deniz feneri
Dolaşır halkın içinde
Pür edepli bir biçimde
Sıcaklığı var içimde
Gülüyor deniz feneri

Dinle mazlumun derdini
Herkes rahata erdi mi
Zengin fakire verdimi
Doluyor deniz feneri

Gönüllü yardımı seçti
Yardım için serden geçti
Yürekleri mekân seçti
Biliyor deniz feneri
Ve gönüllü çıktı yola
Herkes güle herkes ola
Dilsiz bile geldi dile
Diliyor deniz feneri

Ve Hızır’ı örnek aldık
Mevlana’yla size geldik
Aç olunca biz aç olduk
Geliyor deniz feneri
Yoksul varsa hizan Çin’de
Paylaşmak var kutsal dinde
Ölmeden ölüm içinde
Ölüyor deniz feneri

03.8.2005

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Derbeder

Tebessümü kaybettim
İzi kaldı beraber
Neymiş kimmiş nitekim
Diyemem pörsü geber
Lafız bozuk mısra kir
Kalem satar muharrir
Ufku kaplamış kibir
Güruhiyle derbeder

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Derin

Gürültü patırtı kalp kafa yordu
Yaşayış tarzımız teşhirde her ân
Tezatlar irfansız haykırıyordu
Burjuva dem vurur kahramanlıktan
Uyuyamıyorum uyutmaz hayâ
Galiba terbiye çukurdan derin
Dökülün arşivler helâlleşmeye
Desem de yontusu bozuk dülgerin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Derin İmtiyazlı

Garba tutunarak şuur çürüttü
Irzda hudutsuzluk çağdaşlık tuttu
Boy boy kör düğümler çözende yoktu
Afyon kafalılar epeyce çoktu
Mektep tahsil Darwin şirk pek velhâsıl
Dilde uydurukça olmuştu hâsıl
Ecdat hafızada küllenmiş kalmış
Kimler müstâkimdi kimler alçalmış

Derin imtiyazlı tepinen filler
Kime süprüntüydü züppe gafiller
Lâkin mazimizle girmişti harbe
Çöktü hep beraber indirdi darbe

Fikirsiz istemler kızıllığı met
Hayalperest zümre Lozan ganimet
Ah be zavallılar o günler var ya
Piyon zağarlıklar batıya parya
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Desem

Karanlık gecede tepişip yata
Kahpelik zerk ede bütün hayata
Namus ar bilmeyen her bir gavata
Künyesiz itlere başka desem
Boyayıp bıyığı şişer yatarlar
Sokak ortasına işer yatarlar
Lağım çukuruna düşer yatarlar
Yürüyen putlara başka ne desem

Mısra mısra ağu hışımlanır bak
Hicvetsem günahkâr bağırsam yasak
Mağlup mu mahcup mu artık olmasak
Üryan gelgitlere başka ne desem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Desen

Alev alev vicdanlar ülfet etmem alkışa
Kimden aldım ilmimi bilir misin sen beyim
Bırak beni çilemle melodimle baş başa
Hülyalarım zebercet gül koklayan vahayım
El değmedik dertlerim çek elini elleme
Ben sevdayım ben toprak ben insanım ben insan
Gözyaşı tek sermayem sakın riyâ belleme
Ben Kerbela ben Bosna ben Hüseyin ben Hasan

Mâziyle boyanmışım kendim ile yüz yüze
Tefekkür kuşanmışım hep uhrevi desende
Gülüşlerim kocaman tebessümle diz dize
Ben ümitle gülerim gülemezsin desen de

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Desinler

Sevgilim otağım yürek ocağım
Göğe kurşun sıkıp aşk vuracağım
Sensiz kavgaları durduracağım
Kimin divanesi sarhoş desinler
Sensizlik kaygısı sardı sinemi
Gülüşün katresi yoksa bene mi
Ben sendeyim sende gördüm ene’mi
Kimin pervanesi koş koş desinler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dev Cüceler

Mâziyle kavgalı kem heceleri
Hicranla izledim zehir saçarken
Dedesine hasım dev cüceleri
Düşmana ne gerek torun var iken
Bir atiye baktım bir de geriye
Bu nasıl şaşkınlık nasıl hıyanet
Kıpkızıl pas kalbi kibir ve riya
Düşündüm yurdumu kime emânet

Kırıldı kalemim kısıldı sesim
Oturdum sessizce kendime sordum
Bu defa çok ağır benim piyesim
Ölüm oyuncağım ve oynuyordum

Bir alev ki sardı beni kavurdu
Emsali olmayan sızı bıraktı,
Geçmişte ne imiş tehdit savurdu
Cüssesi bozulmuş ruhu kuraktı
Neden böyle uşak nefsin elinde
Hayretten bihaber vicdan tarumar
İfritin emrinde ve ikliminde
Kaybetmiş izzeti zillette arar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Develer

Kalemim sakin
Işıldıyor ellerim,ateş gibi
gülümseme salkımları
uyuyan develer
Bir süredir lambam sönük
bulanık dağlar
ölüm fışkırtan suratlar
arsız uğultular
gölgeler sülükler
Darmadağın saf
kahrı kederi kahkahası
çarpıklığı batarken
anamın hummalı duaları
Ve uyuyan develer
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Devesiz Tahtırevan

Kahkahadan uzağım her halimle ben hâlen
Din iman haya iffet murakabe gündelik
Koşuyorum peşinde gerçek aşka yönelik
Şükrü şükre ulaşmaz zevk safa hepsi yalan
Tercümanı olmalı şayet varsa hâl dili
Çok şeyler yankılandı sessizliğe bağırdı
Bitap münasebetler adam ölü doğurdu
Şiir ile dolar mı hissiyatın zembili

Duyuş derinlikleri duygu kısır söz yavan
Hamaset beyanları hangi yüzde hoş durur
İfadeden çapkınlar içimizde koşturur
Bu şiirinin şarkısı  devesiz tahtırevan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Devrik Çınar

Uhrevi ikliminde Ulucami el eder
Dibinde gececiler tepinir ateş yakar
Görenler çok şey söyler köpek havlar el eder
Bilirim devrik çınar senin büyük derdin var
Gölgelerin küçülmüş ağıt halin yas işin
Umutsuzluk çığlığı çıldırtıyor susuşun
Yamaçlar boynu bükük delik deşik esişin
Zamana can veriyor senle estikçe rüzgar

Mehtabı izleyelim sırtın sırtıma yasla
Yıkık mâziden anlat kulağıma ihlâsla
Sevmem nevbaharları istemiyorum asla
Nedametli haldeyim çok geç hem neye yarar

Kim bilir niceleri gölgende gölgelendi
Ruhum senle dinlendi kaygılarım elendi
Mâzinin sükutunda gözyaşlarım bilendi
Doğrul yeniden ses ver doğrul be devrik çınar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Deyyus

Töreler mevt arsızlık
Düğün flört yârsızlık
Müslüman duyarsızlık
Diyen ne çok deyyus var
Defter-i amalini
Ebediyet hâlini
Tersiz dünya malını
Yiyen ne çok deyyus var

İnanç yok putu çoktur
Hırıltı iti çoktur
Bin bir suratı çoktur
Beyân ne çok deyyus var

Ahlaksız filim gibi
Her asra zâlim gibi
Amelsiz âlim gibi
Çıyan ne çok deyyus var
Tevhidedir okları
Şaron’un çocukları
Sözde insan hakları
Sayan ne çok deyyus var

Olumlu ve olumsuz
Çelimli ve çelimsiz
Ilımlı ve ılımsız
Soyan ne çok deyyus var
Hakikatin sesini
Payına hissesini
Yurdumun öfkesini
Duyun ne çok deyyus var

Fenasını düşünmez
Anasını düşünmez
Ve nâsını düşünmez
Uyân ne çok deyyus var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Diâspora

Bomba mayın katliâm kan ve kinden tomurcuk
Ağu vahşet üstüne ne hayaller kurdular
Yaşlı genci kız kızan üst üste çoluk çocuk
Garba köle kahpeler gözyaşı doldurdular
Mecliste el kaldıran yüzden fazla namussuz
Bölücüyle kol kanat barış deyip durdular
Tezgâh oyun planlar ne çok hâin onursuz
Diâspora emrinde! .. azdılar kudurdular

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dil

Ölünce dil
Pencereleri kapanır ana renklerin
İmgeleri işte tam öyle

Söylenecek söz
Şeytanlanır yeryüzüne
Dil ölünce
Âşk imlâsız
Sevda duygusuz susuz
Ucuz , tırpanlanır şiirler
Ölünce dil

Kalp kurur gül solar hâl ölür
İstiklâl istikbâl n'olur
Dil ölünce
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Din

Uhrevî saadet din sonsuzluktur
Ölüm ertesinde ölür inkârlar
Varoluş izâhı, ötesi yoktur
Cennette buluşur itaatkârlar
Sâlih amel lazım iman gereği
Günah şirk ve küfür gerçeği terktir
Düşün yılan çıyan ve engereği
Zulmüyle haşrolan geberecektir

Dedim geberecek üzdüm zâlimi
Mükâfat ceza var, mizân azletmez
Yüceler yücesi vermiş bilimi
Dinsiz lakırdıyı asla hazzetmez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dinci

İsmin malum der dinci
Yalnızlık var ismimde
Gizemli ve yakıcı
Çok şey gizli resmimde
Dişlerim seyrek inci
Doğdum on üç kasımda
Akrep ondan mı kinci
Kin olur mu âsımda

Sus ve dövün Ekinci
Ene cürüm tasında
“Bir” yaz övün Ekinci
Sonsuzun aynasında


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Direksiz

Bütün şiirlerim inan gerçekten
Heceler direksiz sözler direksiz
Affı mağfiret i diledim yekten
Duâlar direksiz nutkum direksiz
Birden vecde geldim yumruğum sıktım
Engelsiz hendeğe yükümü yıktım
Flörte aşk deyip çığırdan çıktım
Düzenim direksiz çarkım direksiz

Neler bulanıyor kulak ver sese
Eski dörtlüklerim duyur herkese
Şiir sürüklüyor girdim kafese
İrfânım direksiz terkim direksiz.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Diriliş

Yer gök kopmuş ayakta
İçimde bir hoşluk var
Hilâl coşmuş bayrakta
Ulubatlı'yı arar
Biz ölümle söz kestik
Yedi düvele estik
Gâvuru sardı korku
Getir tekbir selâmı
Öyle kutsiyet var ki
Tevhid sardı âlemi

Tevhid yolun ismidir
Dirilişin resmidir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Diriliş Türküsü

Ve azgın meşale söndü sönüyor
Soy bilmez sineler durmaz esirir
Çileli yiğitler geri dönüyor
Mâziye öfkeli sesler kesilir
Sanma ki o şanlı günler görülmez
Tuğralı sancaklar eser göklerde
Kim demiş tekrardan mâzi dirilmez
Tarih tekerrürde tekmil Türklerde

Dünya patiskası aşkla biçilir
Vuslat iklimiyle sarar herkesi
Sabırla beklenen çağa geçilir
İlelebet çalar Hakkın bestesi

Diriliş türküsü gelen rengârenk
Eski ihtişamın debdebesiyle
Ölümsüz heyecan bu başka ahenk
Ecdadım dirilir ben ölsem bile
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Divâne

Divâneler neden neşeli gelir
Eşinen küheylân şişeli gelir
Peşinde koşarlar onlar sonsuzun
Dünyası öteye döşeli gelir
Hâşâ der hâşâ der hâşâlı gelir

Dünyalık aramaz boş eli gelir
Dâvasında yanar maşalı gelir
Tarifi perdeli izâhı uzun
Yeryüzüne düşmüş düşeli gelir
Dergâhında pişmiş pişeli gelir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Diyarım olur

Gözleri karartmak azmin hirâsı
Sözün haysiyeti tek varım olur
Sâmimiyet ilhâm imge arası
Yermemek erdemin  inkârı olur
İlhâm bâde gerek ilâhi elden
Mâna parmakları incedir kıldan
Ne kadar uzağız ebed ezelden
Gaflette ısrar hep zararım olur

İfâde kan kusar söz düğüm gibi
Ne çok kin ve nefret kördüğüm gibi
Kalbi tabutlara sardığım gibi
Ki sonun çığlığı efkârım olur

Eşsiz değerleri hâşâ eskitmem
Cürümlere düşe düşe eskitmem
Yan yollara koşa koşa eskitmem
Büyük yangınlarım ikrârım olur
Sâmimi keşke’ler tövbenin testi
Sanki yolculuk var bir şeyler esti
Kirpiği kaparsam bir akşamüstü
Belki liva-ül hamd diyârım olur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Diyebilmek

Sevdalanmak yanmak
pınarından içebilmek parlayan nuru
çağlayan muhabbeti ihlası gördükçe

seni seviyorum diyebilmek
haykırmak aşk ile
ağlamak istiyorum
ağlamak

Sevdası isli gönlümden
nice sevdalı gönlün hasretine yandığı
tüm şiiri kasideyi münâcatı
sana arz eden postacı olmak
Her teşrifinizde gözlerine bakabilmek
haykırmak aşk ile
ağlamak istiyorum
ağlamak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Diyorum

Hüzam derinlikler şöhret itibâr
Para diyorum

Hesap ve yolculuk  boş ver ne haber
Nere diyorum

Ne büyük ihânet sırrı ifşâ var
Nâra diyorum

İçimi yakıyor gölgeler yer yer
Çıra diyorum

Ancak ve sadece tevbe etsem dur
Sura diyorum

Hiçbir şey görmez gözlerimde nur
Kara diyorum

Rabbin seslenişi ecel geliyor
Sıra diyorum

Her şeye rağmen hepsi bende var
Yâre diyorum
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Doğacak

Örülmüş suskunluk mevzu çok uzun
Düşündüm zihnimde ifade çok zor
Korkarım dehşeti gelir sonsuzun
Sokaklar gidiyor toptan gidiyor
Körün  kahkahası dinmez izi var
Tıpkı tufan gibi ateş yağacak
İrkilin tersine esecek rüzgâr
Bir sabah ülkeme güneş doğacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Doğu Türkistan

ihtiyar dünyanın acı günleri
asırları hep kasvet hep hüzün
ölümü özgürlük suçu hür olmak
yüzyılları zindan ve hicran
sokakları kan kokan
matemine siyahlar kuşandığım
yaslı Türkistan
erenleri yiğitleri devrilmiş
teker teker
çocuklar serpilmiş kızıl karlara
ve sancısı içimde gerilmiş
cesetler toprağa hasret
yaslıyım arkadaş

kızıl Çin pembe yalanlar
ve analara bırakılan vahşi hatıra
analar ağlar kızanlar ağlar
babalarsa ağular içinde
belli etmez asil kanından
Berat Hacim Yusuf Alptekin ve niceleri
onlar gittiler
ya biz
kursaklarda prangalar
cesetlerler toprağa hasret
dağlarına zulüm yağan Türkistan
ve insanlığa arsızca gülümseyen
kirli cüce adam
yaptırır unutma bir set daha
mutlak bir gün
şühedelar evladı
duydum ki yine sürülmüş
darağacına kaç fidan
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Doğurtmasınlar

Acı merhaleler şer yavaş yavaş
Periye cin tüyü eğirtmesinler
Sokak zıvanada bambaşka telâş
Cinâyet peşinde seğirtmesinler
Barış zulmü seçti şuurda sırım
Hâlin tercümesi her bir satırım
Dumura uğramış zihin kütürüm
Hak hukuk konuşup bağırtmasınlar

Sabırsızlanmayın dünya hâliymiş
Adam kafa keser  haşamalıymış
Coniler  öldürüp yaşamalıymış
Sahipsiz geberip çağırtmasınlar

Şeytanla benzeşti insandan yana
Şaron Barzaniler aynı yan yana
Kanlı petrolleri  koydu cüzdana
Zerdüşt'ler iş-it" ler doğurtmasınlar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dost

Biliniz ki dostun cevheri sırdır
Biraz fedakârlık ve samimiyet
Hakiki dosaların idrâki hürdür
Dostlara merhaba ve hayra niyet
Dostluk kılıç gibi keskin ve ince
Gereği fark edip tatbik etmeli
Hemen silmemeli konu derince
Elbet kusur olur insanlık hâli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dostlarım

Ne güzel şey dostlarım
Hepsi âhenk hep huzur
Onlar benim üstlerim

Gezen canlı âyetler
Işıltı kalbe sürur
Horoz sesi saatler
İçim tutuştu yine
Dostluk türküleri yâr
Yalan dünya neyine

Dostluk anamın yüzü
Şavkı cennete yürür
Aydınlanır gökyüzü

Lâkin düzen bozuldu
Uçsuz kıvranışlar var
Deyince dostlar güldü
Gülüşleri muhabbet
Yer yer içime vurur
Çehreler sâmimiyet
Derûni bir bilmece
Yağmur bulut âşk rüzgâr
Dostlar “cân”dır tek hece
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dostluk

Ananın yüreği dostlukta vefa
Hisler çalkalanır olur muhabbet
Ölünür dost için birkaç bin defa
Dostluğun direği sırra sadakat
Düşmana sırattır dostluğun yüzü
İzaha yetmiyor gece gündüzü
Rahmetin sergisi onla yeryüzü
Dostluk şecaattir dostluk mârifet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Döndür Allah’ım

Rahmet çağıltısı hakikat bârı
Meşheri bereket vaktin esrârı
Göreni diriltir râhmet rüzgârı
Hicapsız sokaklar ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Ümmet yağmalandı kaç asır yattı
İzzet âşk töreyi sokağa attı
Hadise muhalif çok şey anlattı
Kendini bilmemek ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Fiil ve mertebe ateş köz tandır
Utanan var mı ki gel de utandır
Âlim ilmi satar hayli zamandır
Şuursuz zekâlar ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım

Zihnin basireti ağıza tıpa
Cezbe gerektirir ifşâyı yapa
Birlik iksiriyle dolsa maşrapa
Ölüm ve ötesi ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Hâlimiz serüven cürüm serbest hem
Domuzun yağından olur mu merhem
Flörtle kutsanmış sokakta Meryem
Kaç neslin korkusu ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Cennet ve müjde hangi bayanlar
Kalbi dudağında âşk yaşayanlar
Ancak ve sadece Seni duyanlar
Seni duymayanlar ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Kahrım pekçok mevzi alır duyular
Cam fanusta fetva verir ayılar
Öyle ister siyon yüzlü dayılar
Hüsran ve sessizlik ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Yolcular kasvetli bulanık deniz
Garip hislerdeyim yine bendeniz
İmân göç ederse kalmaz gölgemiz
İhlâssız yöneliş ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Sadâkat sahibi eyler mi mihnet
Kalbim temiz demek ne büyük cinnet
Dünya ve kâinat boşa mı Cennet
Sözlerden arınmak ıstırap ahım
___________________________________
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Vicdan alçaldıkça artıyor sürü
Mâziyle kavgalı neslin her türü
Kimin eseridir İslâm kültürü
Varoluş yok oluş ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Secdeyle öpüştük dediler dinci
Secde teberrüktür her harfi inci
Vuslat urbaları giyse Ekinci
Ümmetin çığlığı ıstırap ahım
Adımlarım sana döndür Allah’ım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dönecek Gibi

Kentin uğultusu dinecek gibi
Gerçeğe varınca  sinecek gibi
Kimin anlayışı kime hâkikat
Vehmi duygularım donacak gibi
Pişmanlık yüreğe inecek gibi
Beyazlar beyaza binecek gibi
Büklümleri aşk sonu sadakat
Tasvir gölgeleri yanacak gibi

Utanç naraları sönecek gibi
Zorbaları üşüt yan ocak gibi
Kurgu yargıları seyir mârifet
Ömerler Aliler dönecek gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dönmeyecekler

Dudaklarım soğuk yer yer nedense
Bir yol ayrımında yol beni bekler
Şu şair günbegün sönüyor dense
Mısraları sönmez sönmeyecekler
Dilime sürdüğüm duygular sıcak
Su ateş toprak hem kimi yakacak
Hakkı konuşanlar kurtulur ancak
Canlı minareler yanmayacaklar

Yüreğim ucunda her sözcük vâka
Her cana yolculuk vardır mutlaka
Oysa diyebilsem sözlerim şâka
Dönmüyor gidenler dönmeyecekler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dua

Duâ pür edeple yakarış yâre
Çaresiz dertlere duâdır çare
Yok, ise duamız âmel beş para
Hakk’ın kapısına varıştır duâ
Duâ ibadetin nuru özüdür
Müminin tövbesi rabbe sözüdür
Gözü yaşlıların gönül gözüdür
Hayat ırmağına eriştir duâ

Ezel ve ebed var düşün nolursun
Unutma duâyı unutulursun.
Evvel O Âhir O, O’nu bulursun
Çokluğu hiçlikle vuruştur duâ

Var yok olur yok var duâlar vardır
Anneler duâdır duâlar yârdır
Titrek yüreğime duâ bahardır
Keşke’yi yerlere seriştir duâ
Yöneldikçe Ona utanırım az
Bazen şâir gibi meczupça biraz
Hâşâ kaderine var mı itiraz
İbadettir ciddi bir iştir duâ

Seherde kuşatır kalbi ayetler
Vird ve murakabe duâ niyetler
Her şeyin şahidi vakti saatler
Hürmetle hususi duruştur dua
Tahsisat sesleniş huşu ve hudu
En derûni mâna yoktur hududu
Mücrimde gözyaşı renk renk buudu
İnşaAllah kullukla barıştır duâ

Kalbi dudağa koy kavrul ha kavrul
Edebi iklimde savrul ha savrul
Secdeden secdeye devril ha devril
Canan ile alış-veriştir duâ

Kundakta mermidir namluda fişek
Takdirine ulaş tesbihatı çek
Yaş dök iki büklüm sessizce tek tek
Serini sehere sürüştür duâ
Duâsız kıymet yok buyurdu Hûda
İhlâs dil dudak kalp, O’nu can feda
Duâ aşk sonsuzluk renk renk şüheda
Şüphesiz en büyük yarıştır duâ.

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________
Duâlar

Gözlerinle gözlerimi sıvama
Diz çöktürür kök söktürür avama
Kestim biçtim kabzaladım sözleri
Sır toplayıp seyir kattım davama
Vicdan sesi doldurmuşum kovama
Haysiyet bu edep erkân bu ama
Ölümsüzlük duâların közleri
İnsanlığı katacağım duâma

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dudaklarım

Yazdıklarım arzuhale varıyor
Güya beni yalnızlıktan koruyor
Sözlerimi sözlerine çevirme
Yoruldum ben dil dudağı yoruyor
Kahırlarım kahırlara vuruyor
Kalbim öyle paramparça duruyor
Gözlerini gözlerime çevirme
Sen gülünce dudaklarım kuruyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dudaktan Kalplere

Issız mahyalarda yolun arşına
Kavuşup sessizce kalabilsek âh
Kalmak yâre muhtaç yâr var elbette
Gerçek beklentiler bekler ahrette
Şu başlar eğilse vecdin marşına

Ellerim boşlukta yüreğimde nem
Dudaktan kalplere gelebilsek âh
Gelmek bir kerecik derin bu mevzu
Kimler gurur taşır kimler tevâzu
Bu öyle suâl ki dehşet cehennem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Durun

Şuursuzluk hissini
Maddecilik veremez
Ânın sermayesini
Şartlanmışlar göremez
İnkâr ve mütefekkir
Efendiler eremez
Kalem öksüz kalem kir
Gerçekleri deremez

Sosyoloji müstehcen
Meşrutiyet soramaz
Öfkelendim yine ben
Haykırayım durun az

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Duy Mezarlık

Sadâkatte mükâfat var
Fedakârlık fedakârlık
Gösteriş kim neye yarar
Riyakârlık riyakârlık
Basitlikle olunmuyor
Gerçek varlık gerçek varlık
Hisse boşa alınmıyor
Hissedarlık hissedarlık

Halka hizmet hakk’a hizmet
Hizmetkârlık hizmetkârlık
O’na saygı o’na hürmet
Vefakârlık vefakârlık

Âh geçmişim telafisi
Cengâverlik cengâverlik
Aldım sözü sattım sus’u
Ne pazarlık ne pazarlık
Yazdıklarım silemedim
Şey yazarlık şey yazarlık
Ve ölmeden ölemedim
Duy mezarlık duy mezarlık

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Duy Oğul

Kalbim kıyamda yanık
İster kına ister yaz
İfâdeler bulanık
Şer duygudan anlamaz
Köz verir dokundukça
Tevekkül ferah geniş
Seherler okundukça
Başlar bende tükeniş

Allah vekil ey oğul
Bana hep sabır gerek
Secde görünce eğil
Sen ve adın mübârek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Duymuyorum

yoruldum
yorgun yorgunum
vâda ediyorum

uğulduyorum
güz rüzgârı gibi
başıboş  boğuşmalar
kırış kırış ruhum
ninemin yüzü gibi
ölümün kokusu öteliyor
uğulduyorum

şirke koşuyor insanlık
terse doğru
her taraf tenha
bense koyu kalabalık
koşuyorum
nereye
yalaklar yalakalar
vicdan
kafama çarpıyor
İçim câdı kazanı
duymuyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Duyun

Fetva şımarıklık izah müstehcen
Katran kazanları ayın ilkleri
Temayül artığı imtiyaz beden
Küstah bozguncular kin ilikleri
Gürültü patırtı çöküş gelgitler
Sokağa salındı zincirli itler
Ruhumu kemiren faaliyetler
Bilirim tarihsel kahbelikleri

Hayat tek perdelik oynayın oyun
Alabora olur düğünün toyun
Duyun şirk uluyan deyyuslar duyun
Mezar pek hazzetmez eblehlikleri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düğme

nisan hep dokunaklı soluklar güz sesi
gözlerim yangın ifâdeler yosunlu
beklentim hep düğmesiz

vicdanlar yeksan
ve adelet
düğmeli


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düğün mü

Sıra sıra ard arda
Mozart çalıyor barda
Vicdan tutsak kenarda
Saklanmış gidiyorum
Damat simsiyah koyu
Ak-kara anne dayı
Sattım edep hayâyı
Paklanmış gidiyorum

Renk şekil perde perde
Tufan koptu içerde
Gelin kopmuş yerlerde
Koklanmış gidiyorum

Tören şölen ayinler
Besmelesiz düğünler
Zift bürünmüş beyinler
Yoklanmış gidiyorum
Duyur O’nu duyan yok
Kükre şahlan isim tak
Bir boşluk ki çoktan çok
Çoklanmış gidiyorum

İffet izzet sağırdı
Alkışlar pek ağırdı
Masa bana bağırdı
Teklenmiş gidiyorum
Hem şeytana ne gerek
Saldık tümden düm tek tek
Çifter çifter at eşek
Eklenmiş gidiyorum

Damat ve maskarası
Tepişme aşk arası
Takı öpüş parası
Taklanmış gidiyorum

Sıradan birer birer
Öpmek adetten meğer
Şayet masumsa eğer
Aklanmış gidiyorum
Yığın yığın fırkalar
İçimde bir korku var
Papaz yok ya farkı var
Farklanmış gidiyorum

Şirke vuran havanlar
Ar çatlatan tavanlar
___________________________________
Kapalı paravanlar
Kırklanmış gidiyorum

Gelin geldi yanıma
Dedim Ömer tanıma
Dokunuyor kanıma
Haklanmış gidiyorum
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düğünmüş

Flörtle kutsanmış aşkın harmanı
Hükümran göğüsler karmaşık yârlar
Şehvete el sallar nikâh fermanı
Tepişme arası kına yaparlar
Ölümcül ar hâya baktım geceye
Gelin alafranga  bakmaz kocaya
İmam savaş açmış şânı Yüce’ye
Gayya’nın sırtına bina yaparlar

Papaz edasıyla nikâh’ı kıyar
Yasak bölgelere dokunuş yayar
Gelinlik hikâye usulden giyer
Çok afedersiniz zinâ yaparlar

Kahroldum yutkundum kısıldı sesim
Modaya tav olmuş serkeş merasim
Vakkonun metresi hemen herkesim
Takıyla koklatıp ana yaparlar
Mozart musikisi kıydı nikâhı
İffet ar bombalar bu kimin âhı
Yosma nişangâhı günün sabahı
Evlenir boşanır gene yaparlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dün Dündür

Baba dedik yıllarca
Hortumlattı hunharca
Yahyalar ve Yahyalar
Bankalar ve kâhyalar
Bezirgânın başı bu
Hem dedemin eşi bu
Henüz sırtımdan indi
Yeter bir asır bindi

Terk et diyor bacıma
Vallah gitti gücüme
İslam köyün neferi
Örtü kimin eseri

Terket diyor gayretle
Takip ettim hayretle
Dün dündür bu gün bugün
Çark etti yine bu gün
Ağa paşa yareni
Fötre şapka treni
Şaştım lâkin şaşılmaz
Yürümekle aşılmaz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Dürtükler

Söze angarya der şaire kâhya
Sırtüstü yatıyor çapkın sürtükler
Ayyaş sokakları neylesin ihyâ
Bu tür kahpelikler ruhu dürtükler
Zift keskin gözleri kirli sakal tam
Siyanür yüzlere tükürür şehvet
Yer yer hep yazarım asla uslanmam
Derim hidâyet ver ya tezden mahvet

Namussuzluk boy boy sokak arası
Susmak namlu gibi vurdu yiğidi
Irz yok paramparça âşk maskarası
Ziftten kadavralar  temiz kâğıdı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düstur

Yâr bulmaya teşebbüs
Yârsızlığa hücumdur
Bir tek çiçek bir kaktüs
Kemiyette tek kumdur
Yiğit ebede bakar
Düstur,gören gücümdür
Tesir perdeyi yıkar
Güneş geceye mumdur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düştü Düşüme

Secde yanağından öperken hazla
Gülün gözyaşları düştü düşüme
Utangaç yakarış körpe niyâzla
Hâlin gözyaşları düştü düşüme
Uzun kavuşmalar yazayım derken
Sözü barzunumda süzeyim derken
Ve en ön saflarda hizayım derken
Ölüm gözyaşları düştü düşüme

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düşündüm

Düşündüm hışımla mizân bu işler
Sebebi düşündüm zor  geldi bana
Mimari vâkitler renk renk teşvişler
Edebi düşündüm ar geldi bana
Sabrın sermayesi sükûtu bâde
Susuşu karışık hasreti sâde
Şiirler yazdırdı benden ziyâde
Hicabı düşündüm ter geldi bana

Çok şeyler söyletti bu dilsiz lâla
Elimde besmele koştum tellâla
Kaç mevsim seslensem anlamaz hâlâ
Acebi düşündüm hâr geldi bana

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düşünmeli

Tefekkür şirke maruz, fikir aynalı çarşı
İrşât iftar magazin, istişâre  monarşi
İzdivaç teşhirleri, irfân insan etleri
Maarife slogan olsun marifetleri
Acı gerçeğimizi düşünmeli yanarak
Tevhid kaypaklık sevmez, susup yaltaklanarak
Filistin Ali Sâid, Suriye Aylan  Ümran
Rockef'in baronları son kaç asra  hükümran

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düşünüyorum

tasa yok
delindi puşt gölgeler
ve güneş doğar yavaş yavaş
siner karanlık meşaleyi görünce
Mazi tüter fısıldar
yanık yüreklere
ve artık yaklaşmıştır
süvari edasıyla

Muamma yok
kuşanmış düşünüyorum

tevekkül ve tefekkür
ben artık düşünüyorum
düşünüyorum
ağabey

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düz Söz

Ellerim çok soğuk ve dilim sürgün
Söz söyleyeceğim, büyük söz bir gün

O söz ki hakikat aklı başında
Tüm renklere açık küfrün dışında

Hak gözlüğü takıp sorgulayacak
Körlere gördürüp sağır duyacak

Sözü diriltecek battığı yerden
Ecdat kalkacaktır yattığı yerden

Namus hafıza söz şuura değer
Vicdanı sözlerle eversek eğer

Mısralarım mahşer yol pıtrak gibi
Düz söz  günahlardan arınmak gibi

Ellerim çok soğuk ve dilim sürgün
Söz söyleyeceğim, büyük söz bir gün

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düzen

Bilal yüzlü hüzünler
ezândandır
gül kokulu sancaklar
mizândandır
ferâsetli ataklar
izândandır
izân âh
Beni yakan ayaklar
suzandandır
sevda çeken topraklar
ozandandır
ozan hey
Yed-i beyzâ parmaklar
yazandandır
kızarmayan yanaklar
azandandır
gayya yüzlü çanaklar
kazandandır
kazan âh

Şu çileli sokaklar
hazandandır
çöküşler ve duraklar
düzendendir
düzen hey
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Düzen Aynı

Yine göz gözeyim gözleri yordum
Dizlerim önümde burdayım hâla
Söze değiniyor aşk dinliyordum
Olmuşum divâne hadi rast gele
Yine göz gözeyim gözleri yordum

Düzen aynı düzen besle düzeni
Şöhret gümbürtüsü yukarı katta
Vicdan ölçüsünde duvarın eni
Namus bir silinti ana avratta
Düzen aynı düzen besle düzeni

Düşün yol boyunca derin bu işler
Eski kelimeler göbekten sâde
Buluşma kapısı kırık kirişler
Ve ruhum sıkışır benden ziyâde
Düşün yol boyunca derin bu işler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ebediyet

Entelektüeller renksizliğe tim
İntibalar şu ki  susar ürerek
İhtiyarladıkça tek şey keşfettim
Fazla kelimeler yer sömürerek
Ve şûh komediler taşır geceye
İnsani üslupla vurdum heceye
Korkum varım yoğum arzım Yüce'ye
Ebediyyet var yâ şükretmek gerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Edep

ağlayabilmektir ağlanılacak yerde
insanlığın üzüntülerine dertlerine
gülebilmektir yeryüzüne
güneş gibi
müminliğini idrâk edip umutla bakabilmek geleceğe
saadet devrini hatırlamak hatırlamak
unutmamak
yaşamaktır edep

takatin yettiği kadar haykırmak nefsine sessizce
edepsizler duyana kadar gözyaşıyla yıkamaktır yüzü
kurân’ın sesini duyabilmek
duyurabilmektir gönlünce
sindire sindire her zerresine

secdeye baş koymaktır gecenin bir yarısı
hülyalarında sadece onu görebilmektir
ona ümmet olabilmektir
ve sevebilmektir yaratılanı
yaratandan ötürü

en zor anında ümidini kaybetmemek
paylaşmaktır medine misali
ve imanın yaldızıdır edeb

ciddiyettir latifeyi unutmadan
dalkavukluğa kafa kaldırmaktır edeb
islam deryasına atabilmektir , fedakarlıktır aşktır
dost kalabilmektir Allah dostlarıyla

emânete sadakattir edep
bâzen susmaktır gözyaşına sığınıp

zulmün duvarını yıkmak takva zirvesine çıkmak
kulluk miğferini takmaktır
edeb

kapısı zümrütten tokmaktır çıkmadan huzura çıkmaktır
cürmünü tevbeyle yakmaktır
her nefes sonsuza bakmaktır edep
her nefes sonsuza bakmak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Edep Ve Edip

Kuru derede su edipte ilim
Vaatte sadâkat duyguda hilim
Kefeni kirletir sözün vebâli
Ar yoksa oynanan ziyankâr film
Sırtında ar taşı mutlaka âlim
Gözlerim yüzünde yakanda elim
Bana da dua et baba Cibâli
Ses ver yağmalandık nere gidelim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Edirne

Tabyalar içinde tarih yazıldı
Seni kimler anlar bilmem Edirne
Yüreklere yanık ağıt dizildi
Yamaçların elem elem Edirne
Hasret gözyaşları meriçle akar
Duygular tuncayla yüzümü yıkar
Balkan şehitleri maziye bakar
Şuhedaya selam selam Edirne

Tunayla içiçe minare gördüm
Sinanla dertleşip el ele verdim
Selimiye mahsun seyre oturdum
Minareler kalem kalem Edirne

Her taşına dokun bin Sinan yazar
Melekler ülkesi göklerde gezer
Her taşı ihtişam her köşe mezar
Tabyalarda ölem ölem Edirne
Şairler ozanlar sende gezerler
Hüznün bestesiyle tarih yazarlar
Bağrı yanık kızlar türkü dizerler
Darüşşifa ilim ilim Edirne

Adalet kasrında sorgu sorulur
Üç şerefe derin irfan örülür
Hakkın divanına sende varılır
Sende başka kelam kelam Edirne
Saray içinde hây pehlivan sesi
Yağlı güreşlerin kemerdir süsü
Serde Kel Aliço güfte bestesi
Kıkpınarda olam olam Edirne

Ülkemin gözdesi sınır kapısı
Asalet sırmalı tarih yapısı
Ecdattan yadigar şanlı tapusu
Tekrar sana gelem gelem Edirne

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Efem

Bebek kokusuyla bakıyor annem
Efsunlu gözlerle bir şeyler sordu
Gül kokan tespihi yanakları nem
Sükûta sığınıp hû hû diyordu
Keder hüzünlerim annemden nişân
Derin bir âh çekti dağları aşan
Annem hep secde der ben hep perişan
Dudak uğultusu çok derdi vardı

Babamı sormayın hafızdır efem
Kur’ânsız bir günü vardır diyemem
Nasihati fıtrat ifâdesi gem
Sanki yıkılmaz bir dağ sonsuz diyârdı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Efendemmi

Ruhu terk eylemiş naaşı vardı
Sessizce ağladım amca diyerek
Zihnimi terhisin yumağı sardı
Düşündüm vuslat var çok şükür gerek
Ahiret akıbet başka biçimde
Bu dünya sadece varsa beş para
Elli yıl boş geçtim azap içimde
Tevbe var hasret var vuslat var yâre

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Efkâr

Geceye kulak ver efkâr yaş aksın
 Vuslata koşar hep hislerin inan
 Tekmili eşsiz şey aşk duyacaksın
 Seherde bir başka oluyor insan
 Her taraf büyülü kendimi buldum
 Ben ona kurbanım ben ona kurban
 Mest etti geceyi sanki kurtuldum
 Zaman bütünleşti ses verdi "bir"den

Seheri bilmeyen kendin bilemez
Zamanın içinde bir başka zaman
Kâmeti olmayan vecde gelemez
Alnım dost bağında ruhumda ezân

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Eğitim

Ben severim okuyanı yazanı
Ha nalbantmış ha nalcıymış fark etmez
Taşa çalın bu ezberci düzeni
Ha hancıymış ha yolcuymuş fark etmez
Anlamak ne ezber yeter yat uyu
Havanda su Ali topu tut uyu
Ne çıkarmış bir kereden sat uyu
Ha hortumcu ha golcüymüş fark etmez

İfrat tefrit eğitime ektiğim
Külden kale senelerdir diktiğim
Sabır ile tesbih gibi çektiğim
Ha medyummuş ha falcıymış fark etmez

Yapan biziz bozan da biz küs demem
Okul bizim yavru bizim pes demem
Tüm görüşler baş üstüne sus demem
Ha sağcıymış ha solcuymuş fark etmez
Son yüzyıldır yattık baktık Ekinci
Derin mafya kimi soygun kefenci
Masonlukta benim ülkem birinci
Ha kovboymuş ha kolcuymuş fark etmez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ehad

Bir dedik hep tasa yok
Ehâd sağlam âsa yok
Anasız doğmaz yasa
Ana yazan yasa yok
Ecel kimde kısa yok
İncil bozuk İsa yok
Mânayı eğmez yasa
Mâna yazan yasa yok


Şaron Neron Musa yok
Tevrat bozuk kıssa yok
Deneye değmez yasa
Dene düzen yasa yok

Bir dedik hep tasa yok
Ehâd sağlam âsa yok
Anasız doğmaz yasa
Ana yazan yasa yok

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ekinciler

Sinem pâre pâre mecnun sılaya
Bizden size selam var Ekinciler
Hasretim zıgava kümbet kaleye
Garip kaldım garip zor Ekinciler
Duygular harabe yaktı anılar
Hatça ninem öldü öldü maniler
Arzuhal eyledim nerde faniler
Duâ ister duâ nur Ekinciler

Hacı Hedis yoktur icat düşüne
Hacı İhsan gelmiş seksen yaşına
Hacı Behzat çıkmış tandır başına
Kime bakar kime sor Ekinciler

Düşündüm düşündüm sıla duyunca
Dağıldı Ekinci vatan boyunca
Dönmez çarkım kalbe hasret koyunca
İçim yanık kavruk hâr Ekinciler
Ekinci sülale köyüm Micingirt
Saltuklu diyârı insanları mert
Araziyi sattık kaldı Şeremet
Vakıf derim vakıf ver Ekinciler

Aşiret değiliz aynı sülâle
Ezelden vurgunuz yıldız hilâle
Ezân okur babam benzer Bilal’a
Hakk’a âşık Hakk’a yar Ekinciler
Tarihte Micingirt olmuş İnkaya
Ceneviz Selçuklu yazılı kaya
Sancaklık yapmıştır Saltuklu beye
Tarih yazar tarih var Ekinciler

Hiçbir şey sormayın ben hep Ekinci
Hasret aşk yüreğim azılı sancı
İffetli insanı yoktur utancı
Asil yaşar âsil gör Ekinciler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Eksilmez

Sır dağının ardında
Kimi saklıyor dağlar
Varacağa vardın da
Yol boyunca kim ağlar
Rahmetinde aşk solmaz
Yakın saklı ırakta
Hem uhrevi eksilmez
Sır gizem ve son nokta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
El Açtım

Yâ Rab sana ayanım
Istırap beden beden
Benzeri olmayanım
Sensin güne hükmeden
Köz ateş bahçem bağım
El açtım geldim yine
Ümidim sığınağım
Fazlına keremine

Sen Bir’sin kitap birdir
Kardeşlik damla damla
Kudret sen hitap birdir
Noksanımı tamamla

“İslam güzel ahlaktır”
Ezel ebed ileri
Anlamayan ahmaktır
Şühedâ Fethi’leri
Küfür nifâk ve vatan
Âciz kul Ömer adım
İmdât eyle yaratan
Sensin şeksiz imdadım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
El Salladık

İrfân yaraları sözün eğimi
Âhenk cürufları isyan yok hâşâ
Alamayışından his yüreğimi
Çekingen üslupla düştüm telâşa
Hep arsız atlılar ben ıssız ada
Benzersiz trafik karanlık ya da
İs savururum hep tüten bacada
Ateşle oynarım hazzetmem maşa

Hırsın sarmalında sığındım bir’e
Benzer dörtlüklerle vurdum şiire
Uçuştu heceler hep birdenbire
Harbidir gırtlaktan gülmem sarhoşa

Hezeyan ağarttım gaflet var kesin
Umurunda değil mâna herkesin
Lâfızlar merkebi ne derse desin
Bize el salladık kardeş kardeşe
Sere serpe renk renk düşünce mordu
Düzen pek kumarbaz kazan diyordu
Dudaklarım feryat hıfz-ediyordu
Heceyle ağlaşıp yattım ben paşa


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
El Yazması Mektuplar

Ceylanlar gibi ürkek kuş sesi gibi ılık
Aynen ikbâl yıldızı susmuş yazgıyı bekler
Sükûtun imbiğinde bakışlar kalabalık
Her ne zaman ağlasa ona benzer bebekler
Lacivert zamanlarda hüzün salar her dâim
İffet ile örülmüş, gerçek iklimi arar
Sen derken tenhâlarda ne kadar da mülâyim
Ellerinden tutunca yanakları kızarır

Cemrelerde ısınıp mektuplarda yanıyor
Mektuplar el yazması bende varım bir baktım
Efsunlu duâlarla, günbegün boyanıyor
Nurlu yüzünden öpüp tebessümler bıraktım

Hem aşk bir vuslât ise neylerim kuşkuları
Kazanlarda demleyip beyaz kefene sarın
Bıçkılayın peşimden kan rengi coşkuları
Sorulursa hakkınız helâl deyin haykırın
Biliyor sığınağım yürek sesi bu konu
Teneşire gül koyun çelenk neymiş hurâfe
Cürmüm pek çok olsa da unutmam hâşâ O’nu
Yine oldum tüy gibi üveyk gibi bu defa

İffetin her rengi var vallâhi başka edâ
Kırdım tüm heykelleri hüzne sarmalar attım
Artık vuslât ölümüm nâkış nâkış şühedâ
Helal mâhzûn bakışlı yine seni anlattım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Elif

Kemâl-i insafla şakıyacağım
Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif
Her gece ruhuma okuyacağım
İnkişaf etmese olmam ki Elif
Bütün sıfatların tüm sergisini
Yunus Emrelerin aşk türküsünü
Tıbbiye bakışı ve görgüsünü
Sensiz gurbet elden gelmem ki elif

Dün rüyamda gördüm nazlı resmini
Yıldızlara sardım astım ismini
Yağmurlara sordum yoksa küstü mü
Yağmurlar gözyaşım silmem ki Elif

Utandım yutkundum bak yüzüm kara
Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara
Kendimi atarım vallah Hazar’a
Yesinler yunuslar kalmam ki Elif
Elif doğruluktur Ku’rân hazine
Elif nazlanıyor bakmaz gözüme
Elif gül diyorum bir kez yüzüme
Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif

Rüyada buluşsak gelsen bu gece
Rengârenk bakışsak gülsen bu gece
Yaşımı saçınla silsen bu gece
Ümitle yaşarım ölmem ki Elif
Micingirt kurudu yaşım masamda
Yüreğim ağlıyor ağlamasam da
İzmit’ten Bakü’ye selam desende
Sahipsiz selamı almam ki Elif

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Elif Nur

ışığını senden aldı yıldızlar
sende uçuşur musikiler pırıl pırıl
sen mezarımda mertek
sevdalarımda teksin
hüzünlerim köpürür her defasında
sevdaları kovalar sesiz sesiz
vuslat mı hasret mi yüreğine
efsunlu mimiklerin ayrılık besteleri
gel hele mertek boylum
kefen yüzlüm turap gözlüm
gel ruhumu titret heceler boğuluyor
karabasan rüyalar sensizlik girdabında
rüyamdasın baş tacı sen ruhumun ilacı
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm
matemlenir geceler yapayalnız kimsesiz
usul usul okurum seherlere cüz gibi
kehribari gözlerin
sar beni elif nur sar sımsıcak nur gibi
tebessümün inşirah gülüşlerin dupduru
esintin var sevdalarım sen akar
yağmur gözlüm
duyularım mahpusta gözlerinin hapsiyle
sürünür rüyalarım soluklarım kesilir
sensizlik girdabında sızlıyorum derinden
ümitlerim derbeder
karıştım gözyaşına damla damla
billur billur dün gece
zülüflerin altından hislerimiz akarken
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmede nefesin
hem ismine büründüm
yürüyüşün buğulu
koştum koştum koştum
düşe kalka peşinden
gözlerimi açmadan bir seher uykusunda
serkeşhane dolaştığım yetmez mi
sar beni sıkıca sar
mertek boylum kefen yüzlüm
bulutlar oynaşırken gözyaşları karışsın
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
___________________________________
ben ismine büründüm
gökyüzüne işledim
evlek evlek sevdamızı
oturdum gecelere rüzgarda üfül üfül
avuçladım kalbini
hayal ettim hep seni bakışları yaşmaklım
sensizlik bir felaket sensizlik sevinç-keder
bu dalgınlık nedendir tebessümü büyülüm
gel hele mahzun yüzlüm
sevdamızdan tutuşup uçuşalım vuslata
cilveleri iffetlim güzellikler perisi
iffetin abidesi
hayallerim tütüyor bekleyiş çerağında
sar beni sıkıca sar
bulutlar oynaşırken mezarlığın başında
dökülsün günahlarım
dökülsün kefenin kokusuyla
sevdanın ikliminde
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe
ikliminde sonbaharın olayım
her nağmende nefesin
hem ismine büründüm
ben ismine büründüm
ismine elif nur
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ellerin

Öperim ellerin nasırlarını
Ne kadar samimi öyle yürekten
Çayınla değişsek nesirlerimi
Tiryakin olmuşum inan gerçekten
Götürdün maziye hüzünle bizi
Çatlaklar arası renk renk mana var
Ötenin şevkiyle tüm hepimizi
Sükûna boyayıp eyle bahtiyar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Emânet

Bahtiyar günlere yol aldı gemin
Sabreyle hiddet yok sabra muhtaçsın
Güneşi doğacak batan gölgemin
Karanlığa kandil başlara taçsın
Sâmimiyet hisli müsâit zemin
Ruhun hoşluğunda kendinden emin
Zafer vasıtası ettiğin yemin
Ter dök muhabbetle çiçekler açsın

Yeter artık küfrün tepesine bin
Şehide sözü var canım ülkemin
Öksüzler yetimler sana yâdemin
Sen ümmete talih kader sertaçsın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Enaniyet

Sırtıma taşınmaz enaniyeti
Sonun vadisine gelince görün
İnsanlık yutar mı bozuk niyeti
Niyeti hükümran olunca görün
Helal tefekküre yaylalar vardır
Yaşmağı efsunlu leylalar vardır
Yüksek fırtınalı turnalar vardır
Göçer intizamı hâlince görün

Görenler sancılı görenler kahır
Ne kadar hayvanat ne çok var ahır
Hakikat resmetmek uçsuz mücahir
Zahmette rahmeti bulunca görün

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Endişe

Cümle ruhlar toplanir teraziler kurulur
Ve kapılar kapanır emir gelir felekten
Kibir gurur yırtılır gayya mührü vurulur
Endişen yok mu gardaş o dehşet gelecekten
Dava ağır yol yokuş darbe yedim ard arda
Korku ümit toz duman gezerim uykularda
Duygularım hercümerç bambaşka sevdalarda
Ne isterler bilmem ki al yazmadan leçekten

Gel mevsimi geçmeden kulak kesil o sese
Sibirya’dan Sina’ya diriliş ol herkese
Dinle yaşa arz eyle her ruha her nefese
Arasat meydanında müjde gelir felekten

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Engelleyemez

Sokağı hörgüçle ziynetlere sür
Göğsünü boynuna salıp öyle gez
Soyunmak örf töre moda tesettür
Olur mu kardeşim kimse diyemez
Yağmuru güneşi toprağı düşün
Islan tefekkür et yaprağı düşün
Nineni, efsunu yaşmağı düşün
Kısık ses terazi dengeleyemez

Çileli davalar bayram düğündür
Hesap kitap varlık yokluk bugündür
Örtün be kardeşim, özgürlüğündür
İffeti yasaklar engelleyemez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Engelliyim Ben

Vuslattır arzum hây mevlaya hasret
Sahabe bakışlı engelliyim ben
Rüyayı çatlattım yatmakmış kısmet
Rayiha kokuşlu engelliyim ben
Engel bedenimde zihnim medeni
Refia anamın yaşam nedeni
Şükrettim yatakta bildim edeni
Şefkate bakışlı engelliyim ben

Bu dünya fanidir isyan yok hâşâ
Cennetler verilir ihlâslı yaşa
Annemle kardeşiz verdik baş başa
Çıkılmaz yokuşlu engelliyim ben

Ömer’e duanız hediye olsun
Cennete götüren sediye olsun
Anneler annesi Refiye olsun
Çorumdan çıkışlı engelliyim ben
...Tevafuken tanıştığım Erhan Ölçer Bey'in isteği üzerine yazıldı.28.11 05




Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Engizisyon Gibi

Ne varsa unutun dedi yobazlar
Ot samanlık oldu onlarca mabet
Kaç asrın ruhunu yedi yobazlar
Bağnazlık sayıldı her bir ibâdet
Düşündüm kendimce sâhi ne işti
İtten imam oldu eşek vâizler
Kimisi uludu kimi tepişti
Şeytanı arattı bu kılavuzlar

Aysbergler misali gizli el ele
Engizisyon gibi kimi gammazlar
Gömdüm mâzi derin darb-ı mesele
Tarihle oynadı ipsiz cambazlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Enkaz

Bakmayın siretime ses veriyor aklarım
Mâziyi geri çeker kütüklere saklarım
Bir ömür yapayalnız eskiyen yerlerimi
Menfezlere gizleyip kalbime yasaklarım
Gülümse reâlite zevâlde tüm aşklarım
Mâtemi kucaklayıp geçmişimi yoklarım
Âhenk ve huzurumu kaybettim varlarımı
Ben ki kemikten enkaz taşımaz ayaklarım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Enseni

Bir nefeslik dünyalığa meyletme
Dil dudağa dedikodu söyletme
Akıllı ol yine beni huylatma
Ne gerek var anlıyorum ben seni
Fitil olup karanlığa ateş yak
Ve ayna ol dön kendine dön bir bak
Ne güzeldir O’na koşan kaydırak
Gülüyorsun şeytan tutmuş enseni

İftira zân hücrelere zulümdür
Kardeşlik çal senfonisi hilimdir
Tefrikalar kök salınca ölümdür
Perde iner akrep bürür hisseni

Kavgacıklar ürettin hep doyunca
Şaşakaldım sözlerini duyunca
Rivâyet mi yazdıkların hem bunca
Kibre sattın bütün yaz kış seneni
Ezberleyip atma sözü bir yana
Acı sözler altın başak yârene
Sorar biri vâkit tamam sıra ne
Nasıl olsa terk edersin sen seni

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Erciş’e Van’a

Alevi sünnisi renk renk beraber
Varlığımın her rengini izledim
Sevinçle yaşardım titredim yer yer
Dirliğimin hoş cengini izledim
Hüznüm bir başkadır acım bir başka
Milletçe el ele büründük aşka
İlâhi kardeşlik başka bambaşka
Varlığımın serhengini izledim

İnfak fasıl fasıl yaş fasıl fasıl
Birlikte buluştuk biriz velhasıl
Rahmet çoşkuları yer gök muttasıl
Körlüğümün nirengini izledim

Halil bereketi yağar her yana
Doğudan batıya Erciş’e Van’a
Birlik yudumladık saldık cihana
Birliğimin mihengini izledim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ercişli Emrah

Belki izâhatın zamanı geldi
Ulvi kavgaların közüdür Emrah
Dünyayı dolaştı Erciş’te kaldı
Önden gidenlerin izidir Emrah
Vahdet istikâmet asra astığı
Sonsuzluk diyârı ayak bastığı
Diriliş döşeği ölüm yastığı
Kulluk makamının özüdür Emrah

Halk içinde Hakk’ı çoklukta yoku
Sâmimiyet öğüt ondaki doku
Her sözü kâinat düşün yaz oku
Gören gönüllerin gözüdür Emrah

Öteli sevdalar mor olur elbet
Ozan özlenince sorulur elbet
Derin okyanuslar durulur elbet
İçli deyişlerin va’zıdır Emrah
Bülbül aşka gelse güle uyanır
Teslime koşanlar Hakk’a dayanır
Hikmetle bezenir aşkla boyanır
Bizim Yunusların sazıdır Emrah

Yönsüze yön veren sözleri merhem
Vuslata koşmuştur gözlerinde nem
Heceleri irfân, icabında dem
Bâde içmişlerin gizidir Emrah
Emrah âşk, âşk sesi âşıklar erir
Âşıklar öldükçe tekrar yeşerir
Vâkitlere mihenk renge renk verir
Yüce bir milletin sözüdür Emrah

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Erdem

Susmak namussuzluk davalar haksa
“Dilsiz şeytan” nedir deyiveriniz
Alçaklıklar artar feraset yoksa
Kapıya  erdemi koyuveriniz
Ya doğru konuşun diyemem  susun
Lâfı geveleyip eğiveriniz
Veyahut yan gelip kin nefret kusun
İnsan etlerini yeyiveriniz

Geçen biri bana sus diyor hacı
Kefeni giydirip soyuveriniz
Şâir hiç olur mu yaltaklanmacı
Susup kaybettiğim şeyi veriniz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Erdem Beyazıt

ölmedi az ilerde
kapısına
baş koymuş eşiğine

öksüz kaldı kelimeler
hepsi bu


ölmedi erdem beyazıt
terk etti yârine vardı
sizi terketti
bizi



Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Erzurum

Suları efsunlu dağları karlı
Gözlerim amentü konaklarında
Taş duvarlar suskun vâkit efkârlı
Sessizlik yırtılır sokaklarında
İffet fısıldaşır nurlu leçekte
Cistik zığva kuşak ruh var yelekte
Bindalli giyinmiş yâr beklemekte
Örtülü yaşmak âr dudaklarında

İbrahim Hakkı de Alvarlı’yı yaz
Dadaş merttir amma delidir biraz
Sözü çelik gibi yumruğu vaaz
Zalimin çöküşü dayaklarında

Âşk dadaş barıyla rahvan atıyla
İslam’ın o nurlu hür fıtratıyla
Milli davaların serenatıyla
Mehter sancısı kulaklarında
Abdurrahman Gazi Eşref Efendi
Hürmet tâzim gerek irşâdın bendi
Seyyit Şahabettin Bursa’ya döndü
Hirân’nın kokusu ayaklarında

Paşa Dabakhane Cennet çeşmesi
Muratpaşa Zeynel şehrin içmesi
Yeğenağa Şeyhler görenler sesi
Abdest parıltadır sulaklarında
Selçuklu dökülür gözlerime nem
Nene hatun kokar bendeki özlem
Erzurum mor ışık kutlu yola dem
Şehit sesi çınlar ulaklarında

Sûfi Taşkesenli hocası Tâği
Sırrı Efendi var halvet ocağı
Bu şehir mübârek İslam sancağı
Ol Hüseyin Ruhi topraklarında

Eren evliyası hiçin hiçinde
Tabyalar rengârenk başka biçimde
Çok şey yazamadım kaldı içimde
Top sesi zonkluyor şakaklarımda
Reyhâni Sümmani Ve Nâim Hoca
Dertli akar Dumlu zikirde gece
Erzurum mübârek Erzurum yüce
Cennet kokusu var sazaklarında

Abdurrazzak Ali ve Abbas Mehdî
Arapkirli Ömer kerâmet ehli
___________________________________
Şiir Micingirt'in izâhta cehli
Anlattım hasretle uzaklarında


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Esbâb

Zaman hüzün yağar mevsim an olur
Yer gök menfez eder soluk mehtabı
Belki de yeniden ilkbahar olur
İçimde bir sevinç yâr’in esbâbı
Bülbüle hoş gelir gülün sevdası
Belki vuslat boyu aşkın yasası
Hep beni kemirir yokluk tasası
Ümit yeis hicran eşya hesabı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Eserin

Senin garipçiğin senin ömer’in
İrfansız kemalsiz bir garip kulmuş
Hem senin yolunda senin eserin
Çokluğa sarılmış hiçe sokulmuş
Senli tefekkürler terki terktedir
Keşke yudumlatır apayrı tasla
Kimi huzurunda kimi şirktedir
Sarıldım ipine bırakmam asla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Esince Rüzgâr

Başka inliyorum esince rüzgâr
Gözlerim buğulu düşsem yollara
Ruhuma akınca bunca şevleler
İçlenir yüreğim hâlden hâllere
Beni iyi tanır yıkık şadırvan
Aktıkça içime saklarım her ân
Kimse beni bilmez meçhûle koşan
Susuşlar sürmüşüm sâde dillere

Sokağa üfleyen ebedi göçler
Apayrı kehkeşan ihtiyar gençler
Ne kadar şivekâr bu beyaz saçlar
Beni mahpus etti kalem ellere

Temiz sâde yazar yazan ellerim
Renk renk idealim ve hayallerim
Günbegün ağarttı şu git gellerim
Belki hatıraydım gurbet ellere
Büklüm büklüm sokak tok yatan açlar
Yokuşta yolcular, derin yamaçlar
Yalnızlık gel diyor neyi amaçlar
Korkarım sarmayın ipek şallara

Bazen yaş dökerim bir başka hazla
Coşkun ırmak gibi O’na niyâzla
Bu dert bende varken mutluluk fazla
Bülbül niye küskün acep güllere
Sırrına münhasır bendeki zârı
Yaşıyorum lâkin hazan baharı
Her lâhza unutmam gerçek diyârı
Ya rabb inşirah ver garip kullara

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Esiveririm

Renkli hülyalarım neyin peşinde
Kör topal sözlerle amaç belirsiz
Mıhlanmış davaya herkes işinde
Ötenin sesiyle çıkar gelirsiz
Esiverir ruhum meçhule doğru
Rüya biter dehşet ve büyük çağrı
Ufukta belirir doğruyla eğri
Kapıma dayanır yetim dul hırsız

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Esselâ

Arzı hâl eylemek aşktır nihâyet
Hak'tan gelen rahmet eşhedübillah
Nasip eylemişse gel diye şâyet
Gözüne yaş verir ayıltır Allah
Ne güzel kelâm de elhamdülillah

Günahkâr sevdalı gönülden âhı
Çekerse gül biter lütfeder vallah
Öyle bir hâl ki bu hallerin şâhı
Nefsin ateşinden çeker inşallah
Muhabbet vesselam elhamdülillah

Kavuşmak sır değil çokluk içinde
Tevekkül kulpu hayy fesuphanallah
Muhabbet kervanı hak var vechinde
İnsanlık meclisi âmentü Billah
Şems gibi bir âlem elhamdülillah

Arzu iştiyakı zamanın tacı
Sıdk ve sadakatin yolu bismillah
Gölge kabul etmez tevhid ağacı
Peşinden esselâ gün akşam sabah
Ve aleykümselam elhamdülillah
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Estağfurullah

Sevgiliyi işle kalbin yüzüne
Diline hıfzettir estağfurullah
Sıdk ile yanarken hâr ver közüne
Hâline hıfzettir estağfurullah
Sabrın saadeti acı çiçekler
Vaktin şahâdeti sesteki renkler
Kemâlat irfândan muhabbet bekler
Biline, hıfzettir estağfurullah


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Eşkıya Kalemler

Şehadet hisleri rahata esir
Kalbin hışırtısı teslimdir hâya
Tabut vaziyeti girdik vazoya
Varlık medeniyet zulüm muasır
Şehadet hisleri rahata esir

Tefrika fışkırır vusül uçurum
Çakallar hınç giymiş kayalar bağlı
Eşkiya kalemler urganlar yağlı
Dünya mahpuhane yularlı hürüm
Tefrika fışkırır vusül uçurum

Yutkundum yutkundum yutkundum durdum
Ha uyanış hayret veyahut gayret
Seyret gardaş seyret tufanı seyret
Vicdani kaftanlar matemi yurdum
Yutkundum yutkundum yutkundum durdum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Eşsiz

Kusursuz gözlerinle
Hüzün dolusun

Eşsiz ıssız güzelliğine
Kendimi tutkularım
Büyük sürüklenirim
İliklerine
Toprağının kokusu
Mezarlıklarında sevdalar
Kıskandırır şühedalar

Senle hoş nakaratlar
Sen hep yaşa sen hep sağol
Benim eşsiz
Memleketim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Etme Allah’ım


Gönderimden hilâli
Minaremden Bilal’i
Hep soframdan helâli
Eksik Etme Allah’ım

Ümmet eyle tebâmı
Nasip eyle Kâbe’mi
Tevhid için çabamı
Eksik Etme Allah’ım
Sen bilirsin hâlimi
Helâk eyle zâlimi
Hakkı yazan kelâmı
Eksik Etme Allah’ım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Evladı Resul

Ben bir veli gördüm pek yüce soyu
Zafer her bakışı vâkur heybetli
Yaratana âşık mârifet huyu
Asrın asâleti zamanın kutbu
İrfan kemal giyer o hep gülünce
Tefekkür taçlanır hatme olunca
Cezbeler uçuşur nazar gelince
Asrın asâleti zamanın kutbu

Evlad-ı Resul o eşsiz emânet
Mukaddes kelâmı sırra giden hat
Dilden kalbe akar sıdk âşk sadakat
Asrın asâleti zamanın kutbu

Nakış nakış irşat hemen her yerde
Nefis aynadadır yırtılır perde
Keşke yudumlanır âşk verir derde
Asrın asâleti zamanın kutbu
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Evlat

Bugünler çok çetin vazgeçme sakın
Çevir yarınları heyecana bak
Tarih kuluçkada doğuş pek yakın
Ölümsüz ruhlara yoktur uyumak
Ümide çarpıyor bendeki tasa
İzâha ne hacet derinden duymak
Asrın idrâki der değişmez yasa
Sana yakışır mı yerinde saymak

Asla soru sorma vakitten yana
Zafere götüren yolda yok caymak
Mâzi hasret kaldı cennet vatana
Tekrar vazifendir tekbir'i koymak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Eyvah Eyvah

Usançlarım fiyakamda
Sırça kinler eyvah eyvah
Döngülerim oynar camda
Suizânlar eyvah eyvah
Şârim hem düz bakamam
Kirli sözler bırakamam
Hasat nerde meçhul harman
Kimler anlar eyvah eyvah

Çürüyüş kaç kaç kuşaktan
Her şey yoksun dayanaktan
Bir gün gelir emr-i haktan
Feci sonlar eyvah eyvah

Veysellerin hırkasından
Gidemedim arkasından
Sen kim kimin fırkasından
Deyin canlar eyvah eyvah
Karıncalar kelebekler
Bukalemun ve şebekler
İbret demez hâlâ bekler
Vâh insanlar eyvah eyvah

Millet bayrak tevhid direk
Ayrı gayrıya ne gerek
İhtirastan vazgeçerek
Ölse kinler eyvah eyvah
Uyan Ömer uyan artık
Her şey açık ayan artık
Sabret şükret dayan artık
İns ve cinler eyvah eyvah

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ezân


Ok gibi dosdoğru minaresinden
Her seher vaktinde seslenir ezân
Mevla’nın en büyük emaresinden
Beş vakit huşuyla süslenir ezan

Yeşerir sineler ezan sesiyle
Kehribar yüzlünün son bestesiyle
İrfân bulutlanır vecd kâsesiyle
Çoraklaşmış ruhlar ıslanır ezân
Yâr ile hasbıhâl secdeye davet
Ezgisi efsunlu eşsiz işaret
Yanık yüreklerin aşkıdır evet
Huda kapısından beslenir ezân

Ezansız anayurt hicrandır zahit
Anlatamaz bunu kaside beyit
Oku ezanı da duysunlar Seyit
Bilal’den âleme seslenir ezân

Ben ezanla doğdum ezanla gülüm
Ezanla yaşarım ezanla ölüm
Ezansız vatan mı lâl olsun dilim
Secde boşalınca hislenir ezân

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ezân Sesi



Yanık türkü değil bu ezân sesi
Vuzuha er eğil, hû ezân sesi
Ezan sesi Mekke Medine Bilâl
Ezân sesi iman vatan din hilâl
Eşsiz davetiye beş öğün vaâz
Kalbine dokunmaz müflis beynamaz
Ezân teberrüktür âşktır dilime
Ezân secdeleri öpen kelime
Kanat çırp kuş gibi abdest al yürü
Ezân yığınların en tefekkürü
Ezân hakikati âsli niyetim
Yüzyıllık kırgınlık hassasiyetim
Sevda irfân şuûr şelâle ırmak
Kimin haddinedir kısıp susturmak
Ezân küfre tokat mazluma hilim
Ezânsız vatan mı lâl olsun dilim

Yanık türkü değil  bu ezân sesi
Vuzuha er eğil hû ezân sesi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ezberlerim

Ben ben’e taşındım hafifçe yine
Kalbimi okşuyor ölüme kala
Susuşlar düşürdüm vâktin peşine
Neyi tutuşturur koşarım hâla
İmgesiz gözyaşı eşkin notalar
Ahım yamalarım âh ara ara
Duyguyu yedekler saklı yaralar
Zihnimi vakfettim sonsuz bahara

Tevbeler yığınla cürümler ya da
Sabrın paftaları kalbimdeki zâr
Hesaplaşmalarım öte dünyada
Yürekler kanatan ezberlerim var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ezel Ve Ebed

Şaka mı dört biryan bu neyin düşü
Geldik gidiyoruz gayesiz sanma
O meşhur meydanda tufan cümbüşü
Gidişat endişe belirsiz amma
Her şeye rağmen ölünceye dek
Tenha gece varsa gözyaşı vardır
Ya rab ben pişmanım döktürün  tek tek
Keşke varlığında kim bâhtiyardır

Cezbe dudaklara vuslat hû hûdur
Rızasına koşmak ne büyük devlet
Tevbe şelâlede oynayan sudur
İki ayrı âlem ezel ve ebed

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fâkihler

zihnim kehribar tespihi
üçsayı ve kırılgan
mısralarım sınav kâğıdı

tesellim seher sesi
fâkihler çıplak
ve ne yazsam nâfile
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Falaka

Cepsiz cüppelere cep yaka lazım
Yakayla birlikte yalaka lâzım

Ömer’i unutan cepperestlere
Cüppeden ziyâde falaka lazım

Kalemi tozlandır somurt ölümü
Bu tür tufanlara çok taka lazım

Eşref-i mahlûkat der hacı babam
Anlamak gerekir alaka lazım

Şiir tökezliyor hicvi yazarken
Acı gülümsemek mutlaka lâzım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fâni Renginde

Her açan tomurcuk ecelli gelir
Yolculuklar başlar  fâni renginde
Bismillâh demeden tecelli gelir
Dize düşer kaşlar fâni renginde
Henüz başlamıştık erken de duya
Bekleyen zavallı irâde yaya
Gün günü kanatır mevt düşer ay’a
Kara kara taşlar fâni renginde

Çapraşık tükeniş düşünceler pus
Vakit puşt gardiyan tapanlar mahpus
Yine hüzün bastı kim kime mahsus
Usul gusül eşler fâni renginde

Veresiye kaçar şeytanın atı
Arsıza terk etti sanat sanatı
Fetvâ sunuları fuhş saltanatı
İmam yüzlü keşler fâni renginde
Hem “râbıta-i mevt” yönelişe hat
Fâniden Bâki'ye derin irtibât
Kış kıyamet rüzgâr ölüm ve hayat
Mevsim yazlar kışlar fâni renginde

Dile neden kement madem hür idin
Ağaç gölgesinde nere yürüdün
Ölümsüzlük kürü, tefekkür-ü din
Secdeleri beşler fâni renginde
Göreni görenler cennette fide
Hakka âşıklar var eşsiz nâdide
Ve arşın altında kutsal vâdide
İnci yakut yaşlar fâni renginde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fareler

Petekler dolusu eşek arısı
Balda tat mı kaldı bahçeler viran
Dilin boğumudur susun yarısı
Horoz dövüşünde sözü çeviren
Alev orkestrası ateşten rüzgar
Hayal edilemez keskin fareler
Şekilsiz çehreler kimden yadigâr
Nakaratı mahzun âh minareler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Farketmez

İnsan hâlim olur birazda vâkur
İster şâir ister dekan farketmez
Sözlerim tarafsız ifâdeler hür
Hâ başvekil veya bakan farketmez
Aynı secde boğuşmalar, ne acı
Kim yalancı kimler sahip kim hancı
Kızıyoruz hâin eller yabancı
Karıştıran arka çıkan farketmez

Ülkem pek değişti zamanla gel ki
Aslanlar kurt oldu çakallar tilki
Garaz kin üretir düzen bu belki
Kaptan vezir sultan hakan farketmez

Yabancıya kızmasına kızakta
Pek mahiriz kendimize tuzakta
Kardeşlerim aç ölüyor uzakta
Gâh Türkistan gâh Arakan farketmez
Gördüğüm ülkemde kaynayan kazan
Benim ki vehim mi nerede izân
Beynimi yıkıyor bühtan sûizan
Ağıt tutan kına yakan farketmez

"Allah vardır! "bilir misin var yoğu
Vahdâniyet var edenin buyruğu
Şâd edelim kardeşliği birliği
Câhil arif çizen yazan farketmez
İdrâk tepetaklak mahiriz lâfta
Kılıçlar bilendi yine tuzaklar rafta
Nifâk kin kuyruğu dört bir tarafta
Kefen biçen selam çakan farketmez

Aynı esvap aynı sancı aynı yol
Hep beraber bir âhenkle sağ ve sol
Sarıl artık kardeşine kardeş ol
Kim vatandaş kim başbakan farketmez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Farkında mısın

mevsim bağırıyor
işitmezsin

sonsuzluğu
nereye  süpürürsün

ölüyorsun
farkına mısın serseri

ve sen oyunu tekrar mı
 zannettin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Farkında mısınız

Asıl mısın yoksa gölge misin sen
Aslı idrâk etsen er geç ne ala
Geç hadi tekleyen merdivenlerden
Hüsran ehli olma bahtsız budala
Ölüm ötesidir doğmaksa asıl
Ölümle oynaşır gece uykumuz
Ölüm hep benimle benle muttasıl
Gerçekte izâfi her bir duyumuz

Ki azaptan önce ecel vuracak
Ümidin altında korku gizlerim
Namazsız müridi kim uçuracak
Farkında mısınız ruh ikizlerim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Farzdır

Vermek zorundasın ulufe sanma
İmtihanı ağır ve haksızlıktır
Madem müslümansın nefsine kanma
Kırkta bir vermemek ahlaksızlıktır
Emre uyulmazsa düzen bozulur
Helâl haram olur ve zulmet artar
Akıl baştan gider izân bozulur
Mazlumun gözyaşı çok şeyi tartar

Yol kesen gibisin vermezsen şâyet
Dost acı söylermiş emir bu farzdır
Kur’an’da zekât der otuz bir âyet
Sözlerim hakikat veyahut arzdır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fazıl

İpe gelmez sözler küfrü zarlıyor
Kimin kervanında yollanır fazıl
Siyonist kokular salıp hırlıyor
Hinlikler ördükçe pullanır fazıl
Bu fazıl davacı hem de hakimdir
Kibrin payandası bu fazıl kimdir
Her sözü bir namlu bu nasıl kindir
Nobel kokusuyla ballanır fazıl


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Felâket

Anlamsız söz dolmaz kap
 Vasıfları ıstırap
 Ne vicdan der ne hicap
 Adam değil felâket
Irgalanmaz yüzü kir
 Akli idrakten fakir
 Ne izzet var ne fikir
 Adam değil felâket

Renk çok tekâmül alık
 Korkuda kalabalık
 Gerçekte bin bir kılık
 Adam değil felâket

Fiil nedir dön bir bak
 Milli şuura uzak
 Hep ihânet hep tuzak
 Adam değil felâket
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Felsefe

İrfân felsefeyle zihni eşmiştir,
İmânla öpüşüp; ehlileşmiştir.




Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Felsefî

Derinlikler ummanlar
Dalga denizde bitmez
Makyaj şuur kim anlar
Kader kimi diriltmez
Felsefî neler neler
Sâkidir kelimeler
Ümit korkuyu eler
Bâtıl hakta yer etmez

Şöhret sokağa culuk
Aklın kalbi yolculuk
Korkak titrek sığ kulluk
Gâvurları incitmez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ferace

Dörtlüklere el ele
Yürüyorum tek hece
Şiir yüzlüm gel hele
Gel kaçalım bu gece
Dört biryanım meçhul yâr
Sürgün gönlüm ne arar
Sen çiçeğim sen rüzgâr
Sen sihirli bilmece

Çok çabuk gel durma gel
Tutsağın et beni al
Benimle doğ benle öl
Sen ruhuma ferace

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ferâset

Gözyaşıyla kaynarsa şuûrsuzluk kazanı
Başıboşluk felç eder beslediğin düzeni
Bâsiret sürüklenir berduş karanlıklara
Kimseler susturamaz şâirleri ozanı
Tanrıların çok senin rahat bırak ezânı
Koro yap alkış tuttur seni sana yazanı
Yığınla şaşkınlığım zilletl yârenliklere
Hırslarına vakfetme kaderini kazanı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fırlatıyorum

Taşınmaz çığlıklar taşıdım madem
Yüreğim ağzımda zift atıyorum
Acı ve gözyaşı sessiz ifâdem
Sevinçleri artık fırlatıyorum
Boğuyor boğacak beni bu şehir
Kurşun yemiş gibi hep yatıyorum
Amansız sarmalı yazdığım şiir
Belki de ölümü aratıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fırtına

Fırtına kopuyor duada ruhum
Bir Leyla aradım bakışı ela
Geceyle söyleşip ve dinliyordum
Her yanım karanlık her yer Kerbela
Fırtına kopuyor duada ruhum

Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr
İçimde uğultu ses yavaş yavaş
Gülde tomurcuk yok bülbülde de zar
Bende de bir başka bambaşka telaş
Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr

Geceyi delince şu ezan sesi
Orkestra başladı karşıki parkta
Sevdaya sevk etti hemen herkesi
Hüzünlü diriliş coştu şafakta
Geceyi delince şu ezan sesi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fırtınalar

Azgın atın yelesi zaman kaypak gün hile
Ne varsa unuttuk biz kahrı ses yaptık zile
Nerdeyiz biz nerede söz söyleyin hilâlli
Göğüslere inşirâh ezân gerek Bilal’li
Bilâl’le umutlanıp mâziyle yanıyorum
Bu yüzde mi acaba böyle davranıyorum
Vicdanlar buruşturup kuyular eşiyoruz
Ne varsa çiğnetiyor ve keçeleşiyoruz

Biz ki ne medeniyet ne varsa karşılıksız
Nasıl böyle çoğaldı vicdanlardan kılıksız
İslâm mı bölük pörçük taş yürekli analar
Sonsuzluğun mülküdür beklenen fırtınalar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fıtrat

Takdire rızadır hilkatte gerçek
İnsani şuurun farkında mısın
Faniyi sevdikçe putun sürecek
Ehl-i nankörlerin çarkında mısın
Aslına koşana büyük çile var
Sen seni idrak et çok şeye mazhar
Esmanın cilvesi aradığın sır
Fıtratın ahenkli arkında mısın


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fıtraten

Hıçkırıklarım çiğ kral soğuğu
Bir çetin yolculuk öfkeli türden
Amansız kem sözler yamaçlar ağu
Simsiyah suratı zifir kibirden
Alışığız gayri  şakrak lanete
Lafzın alevleri sönmeyen tandır
Göze yaş gerekir hak yol elbette
Hırsım yalnızlıkta çokluğumdandır

Mahlukatlar bizden bizdenmiş meğer
Kimseye yedirmem doğru sözleri
Ağılın ahırın var ise eğer
Zincirlere bağla gör öküzleri

Fıtrat bilmeyene iki sözüm var
Sokağın sesiyle haykırmak kârdır
İsmim kulağıma Ömer fısıldar
İsmimi unutmak hakkı inkârdır
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Figür

Cemiyetler ithâl fikirler parya
İmtiyazlı hepsi teröre âlet
Seçimden seçime saz çalan var ya
Batın'ın figürü eder mi lânet
Marx'ın misyonu mu, sor kime tâbi
Kürt Türk Müslüman hem neyin verâsı
Esed Sisi Hitler Şaron kasabı
Gayya Zerdüştlerin son macerası

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fil Gibi

Tortulaşmış sözlerin keskin şahidi alın
Kimliksizlik bulutu sarmış çığlık renginde
Doyumsuzluk susturmuş oyuncağı kulların
Özgürlüğü şehveti ve yuları zenginde
Sürüklenir ölüme konu epeyce derin
İzanını kör etmiş kariyer pırıltısı
Ve şeytanın öpüşü kadehi görenlerin
Gölgeleri kocaman fil gibi hırıltısı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Filistin

İnsanlık Gazze’de öldü kardeşim
Ufukta vuslat var kimse demesin
Rahatlık vicdanı çaldı kardeşim
Suçüstü ittihat kimse demesin
İçimde bir tufan azgın tarumar
Konforlu köleler bilmem ne umar
Filistin sancısı ölümü emer
Çilesiz nüsret var kimse demesin

Tutuşan yüreğim layık mı yasa
Firavun ve Şaron nerdesin Musa
Ölüm tadıyorum her gün bir buse
Siyonist irsiyet kimse demesin


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Filler

Ne güzel yer kabristan
Uyandırır kâbustan
Sırayla teker teker

Ve hem seni hem beni
Gübre yapar bedeni
Her şey aslına çeker
Ruhum hırçın ben torum
Hülasa soğuyorum
Korkum gayya'ya döker

Bundan ibaret durum
Söylesem mi mecburum
Filler sıratta çöker

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Firavun

Özlüyorum
Gözümde bir damla kan
Sultan Abdülhamid Hân
Özlüyorum
Gözlüyorum
Her gece perde perde
Gazze öldü ilerde
Gözlüyorum

Gizliyorum
Yokuz insandan yana
Umum İslâm virâne
Gizliyorum

Sözlü yorum
Girmişiz cam kafese
Eurovizyon ve Hadise
Sözlü yorum
Sızlıyorum
Ne ölüyüm ne sağım
Vâh öksüz tapınağım
Sızlıyorum

Közlü yorum
Siyon Trump ve Neron
Hep Firavun hep Şaron
Közlü yorum
Sözlüyorum
Kudüs sapan taşları
Ümmetin gözyaşları
Sözlüyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Firavunun Kalesi

Sömürgeci son kaç asrın belası
Siyonist garb kan gözyaşı demektir

Melun puştun dibimizde balası
Şaronların şer ilk beş'i demektir

Strateşik ortak puştun hilesi
Mehabeti domuz leşi demektir

Yıkılmalı firavunun kalesi
Büyük şeytan çıbanbaşı demektir

Anadolu insanlığın sılâsı
Mazlumların ekmek aşı demektir

Aynı vatan birliktelik salası
Hilâl sancak din kardeşi demektir

Farklarımız al bayrağın hâlesi
Renk renk ülkem vatandaşı demektir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fitne

Zindan dudaklara şeytan bayılır
Zulme büyücülük mührünü vurur
Boşveren körlükler fitne sayılır
Fitne tohum verir fitne kudurur
Sinsize süzülen şeytanın dili
Şerrin gayyaları cenabet gusul
Bütün organları küfrün menzili
Tuzak halka halka çark usul usul

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Fiyaka

Ölümle izledim nâsihati hep
Vefasız hislerim gözü kararttı
Sitemim kendime buna ben sebep
Lokmanı ararken sızılar arttı
Benim ki bencillik kibir ve caka
Sonrası pişmanlık önü fiyaka
Gâyede duyarsız gidilmez Hakka
Boşuna mı hâşâ bizi yarattı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Flörtün Sesi

Şiirler kahkaha sefalet metin
İmge zavallılık muamelesi
Heceler ispatı her hezimetin
Haysiyetsizliğin en amelesi
Lakin vehim değil hayâ perdesi
İzzet söz hikâye ar teferruat
Çok af edersiniz flörtün sesi
Bazı şâirlere namus nakarat

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gaflet

Söze müptelayım dilim biçâre
Konuş konuş konuş ve kalakaldım
Öğrendim sükûtu ama ne çare
İrfandan bihaber düşlere daldım
Ne geceyi bildim yordum gündüzü
Kaybettim baharı buldum son güzü
Düşündüm düşündüm yakın sonsuzu
Büründüm tövbeye kendime geldim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gaflet Zillettir

Cehâlet riyâ kibir , gurur  hırs kin zillettir
Şüphe kalplerde perde, küfre  boyanmış ettir

Dünya  hevâ ve heves, hesap azap afettir
Cimrilik şehvet öfke, helâk nefsaniyettir

İlahi sese sağır körlük dehşet cinnettir
“Keşke” tokat hannas’a, zikir ilaç nimettir

Tevbe istiğfar yoldur, gaflet  vuslata settir
Zikriyle yoğrulanlar, kalp ehli ve cennettir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gam

Gamı boğazlayıp bir gece assam
Salınsa göklerde her an upuzun
Karakalem ile resmetse ressam
Seyretse gamsızlar gelip sonsuzun
Tasa yudum yudum ruhum inliyor
Çarketme çarketme çarketme diyor
Gülüp sessiz sesiz gelip gidiyor
İstemem zevk sefa merhaba hüzün

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Garabetler

Mevki makam riyâ kibir
İnsan kimdir İslâm nedir
Asırlara ışık tutan
Ahlak erdem hazinedir
Hazinedir unutmayın
Ahlak yoksa söz tutmayın
Kimi satmaz hakkı satan
Etmeyin dostlar etmeyin

Flört giydi ev âdetler
Adaletsiz ibadetler
Gösterişi zikre katan
Garabetler garabetler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Garip Zigav

Rüyalar tekkesinde
Ot kokan hüzünleri biriktirip
Hasret tufanına fırlatıyorum
Yaş eliyorum
Aradıklarım hiçbir yerde
Tuş oluyorum
Meçhule koşuyorum zihnim kan çanağı
Taşlar garip zigav ağlamaklı

Harmanı düşünüyorum yağız atları
Kuzeyin ışıkları geceme esaret
Köyü meşeliyorum
Suların şırıltısı sessizliğe vurunca

Günü düşünüyorum yılmadan
Sıcak bir cadde duygusunu yitirmiş yığınlarla
Kehkeşan içinde yazdıkça ürperirken
Doğunun çocuklarını, cinni mağaraları
Dünü şişeliyorum
Kulak kesiliyorum ninemin ninni edebiyatına

Soğuğu düşünüyorum ağızlara dokunan
Hamiyetperverliğin renkli keçelerde nakışlarını
Fırınsız sobalarda fokurdayan banyo kazanlarını
Yanık sinemanın keşişini
Dolup boşalıyorum
Oğuzlardan türküler yanık ağızdan

Patates yüzlü utangaç küçük çobanları
Bozuk trenleri yaylaları ormanları
Sonu köşeliyorum
Ve gün bitiyor...

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Garpperest

Zincirlendi mevziler geçti mağrurun eri
Sınırsız dehlizlerden gülüşüp bakıverdik
Pek sevdik bedbahtlığı gâh ölüydük gâh diri
Garpperest kaprislerle ne varsa yıkıverdik
Bir acâyip şey oldu,son kaç asırdan beri
Kompleks taklid atalet ne ileri ne geri
İnsanlık semirmekte egoizm yol rehberi
Darwin’le feyizlenip; kimlikten çıkıverdik

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gassal Soyunca

Altın mırıltının parmakları hû
Rüzgârım artıyor başım eğince
Zekaya ziyafet vuslat duygusu
Tefekkür toprağa taşa değince
Gerçekte taş benim toprakta benim
Dinleyin hele bir gök gürleyince
Mucize nakşeder titrek bedenim
Bedene yer yoktur gel gel deyince

Aşkın kör gözleri tokluğundandır
Şükrü gürz ederim yokluk duyunca
Çokların yokluğu çokluğundandır
Kâhinler kaybolur gassal soyunca

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gayesiz

Er gibi yaşayıp hikmetle baksan
Ruhuna tefekkür salabilirsin
Var olanı düşün,sen neden yoksun
“Nasıl sen gayesiz kalabilirsin”
Dünya fânidir hem ömür kısadır
Hayat-ı ebedi sonsuz yasadır
Malayani şeyler zülden kesedir
Kabir kapısını bulabilirsin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gayya

İnsanlar ve köpekler
Köpek işte nesi var
Havlar sürüyü bekler
Çoban ölene kadar
Kim çoban hem kim sürü
Çoban sen mi yok sanmam
Nerde kaldı küsuru
Rakamlara aldanmam

İnsan şeytana şehvet
Dâhil olma sürece
Kızma tespit nihayet
Gayya kaç bin derece

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gayya Var

Varlık yokluk yekûn bir paldır küldür
Müphem bir arayış utancı bahtın
Ümit ver serinlet veyahut güldür
Gülmek mevsimidir belki bedbahtın
Eksikliği şehrin uzandım bankta
Gözlerim bir yanış sesi aradı
Ayaz yalnızlıklar büyük tabakta
Yalnızlık tutuşu gerek yaradı

Çoklar tutuşacak sokaklar kıştır
Aşağı yukarı kullukta varım
Sonsuz irilikte tufan çıkmıştır
Gayya var bilirim şükür korkarım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gâzi Erdoğan

Ebediyyet ehli doğrul ve davran
Bosna Hicaz Kıbrıs Beyrut Türkistan
Asrın hakikati dönüyor devran
Batıl kısım kısım  Hâk diyor zaman
İşte başkomutan eşsiz kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Vatanım tek yürek millet asildir
Şehitler rengârenk fasıl fasıldır
Bizde vatan için ölmek usûldür
Mazlumlara hısım ecdad tercüman
Başta başkomutan gerçek kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan
Hoşgörü der papaz dinin hilesi
Kırk yıllık garp iti Haç silsilesi
Meğer Siyonist’e bütün çilesi
Mutmâindir hissim küfre son liman
Coştu başkomutan eşsiz kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Heyhât bedenimde tepinen filler
Tuzaklar maskeler kan kokan eller
Kahpe dudaklarda sahipsiz iller
Dirilişe resim göğsünde imân
Hoştu başkomutan gerçek kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan
Bu şiir bu kalem yâhut bu yazı
Tevhitte birleştik seyre kim râzı
Yaşlı gözler ile öptüm niyâzı
Vermez nesl-i âsım gâvura âman
Koştu başkomutan eşsiz kahraman
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geber

Zulmün üstüne azsın
Yok nadan da değilsin
Firavun olamazsın
Sen adam da değilsin
Yıka kanlı yüzünü
Titresin ayakların
Dünü hatırla dünü
Yazgın hışmın ve yarın

Hem korkaklığın dibi
Ve zalimin künyesi
Sen gayyanın terkibi
Geber zavallı sisi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geber Emperyalist

Alçak gönüllerde aşk şaha kalktı
Utangaçlığında asa var gibi
Tıpkı bir yağız at nara bıraktı
Gönülden gönüle asırlar gibi
Erdemi taarruz mavzer belinde
Yüzünü çevirir gözleri buğu
Hakk’ın emaresi vecd var alnında
Geber emperyalist küfrün yumruğu

Davran be bu gemi batmasın gardaş
Küfrü çekip duran zincir kırılsın
Uyandır uyuyan yatmasın gardaş
Nesli ceditlerin mührü vurulsun


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gece

Gel git bu yâ lâf yuvarlar geveze
Gülüş boğan şarkılara işmârlı
Gün hıçkırık doğurtuyor taptâze
Gökyüzüne ayaz yakın dağ karlı
Gece sinsi üftâdeler değişik
Göz çıkarır gözyaşına düğümler
Geçilmeye sevdalıdır her eşik
Gayri şey var bir şeylerde çok şey var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geceler

Ne kadar güzelsin hele geliver
Yaprakların mahsun gözlerin kahır
Dudakların benle cenge bürünür
Ne kadar güzelsin hele geliver
Anlamaz mısın sen ziyân geceler
Benizlerin seher huşu heceler
Sensiz mağlubiyet yok neticeler
Anlamaz mısın sen ziyân geceler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gecelere Sordum

Çiğ döken gözleri aleve sabret
Rüzgara karışıp ateşe verir
Belki sır yaşlarda karılır elbet
Sonu düşündükçe ruhum yeşerir
Aşklara sayıver bendeki huyu
Telaş adım adım kederlerim mor
Günbegün kaynıyor göğsümde kuyu
Yokun ikliminde sanki kudurur

Donakalır rüya ve sonra biter
Nasıl anlatayım bilmem ki bunu
Uyanırım baygın dört bir yanım ter
Gecelere sordum koyak uykunu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gecenin Türküsü

Rüya düştü gece gitti desen de
Tekrar sardı hislerinin büyüsü
Yalnızlık yok,sen bendesin ben sende
Ağır olur, sensizliğin öyküsü
Keşke güneş doğmasaydı kal biraz
Tebessüm et, yüreğime ismin yaz
Rüyalarda var mıydı hem itiraz
Tadımlık düş şairlerin uykusu

Ruhunu aç gerçek mana ser gelsin
İşvelerin duyuşumu ne bilsin
Rüya bu ya hissiyattan sebilsin
Senin değil bu, gecenin türküsü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geçecek

Kuşatıp kokunu verdin acını
Eşsiz duvarları atlattın tek tek
Nasipse içersem hiç ilacını
O gün bütün güller renk renk açacak
Hep mağrip duygular ruhumu eler
Sahilsiz koşturur sabahlara dek
Zihnim hendesesi derin geceler
İnşallah hayırla gelip geçecek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geçişler

Kalemşörler canlı vagonlar apansız pusatsız lokomotif
kadınsı iftiralar uzun boylu dürtüler dalkavuklar
yandaşlar dindaşlar kindaşlar
paralar patiskalar hınç sesleri
bilinmezlikler ve tâkvadan
enâniyete ölümüne
geçişler
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geçsin

Uzun uzun düşün sık dişlerini
İsmin liyâkatin önüne geçsin
Diline tutuştur gülüşlerini
Görgü izâhatın önüne geçsin
Gazete sayfası tek basım hayat
En büyük ihânet gerçeğe inat
Dudakları ıslat üşüt gölge et
İhsan feragatin önüne geçsin

Herkesi büyük gör kendin dışında
Kar bile değilsin dağın başında
Kalbi kavur ağlat her telaşında
Sonun fecaatin önüne geçsin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geçti Ağladım

Umut koydum hecelerin yerine
Bir kelebek gibi uçtu ağladım
Ömrüm verdim beni yakan soruna
Gözlerin gözüme geçti ağladım
Ağlayışlar mavi yeşil sende çok
Hep seni aradım giden gelen yok
İster oku ister bırak ister yak
Gizlerin gizime geçti ağladım

Seninle şiirden kubbeler kurduk
Hakikat ruhuyla yordamlar yorduk
El ele yan yana âhenkle durduk
Nazların nâzıma geçti ağladım

Ne yazdım ben hissiyatım bilinmez
Seni kazdım yüreğime silinmez
Göçek sevdalarla leylâ olunmaz
Sözlerin sözüme geçti ağladım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gel

Gözsüzlere sultanlıkta ne var ki
Kulluk denen zirveleri aşta gel
Sır dağından öyle hisse çıkar ki
Sular gibi yatağına düşte gel
Tüm mahlûkat Süleyman’ı sormadan
Son nefesin kucağına girmeden
Bulutları rüzgârları yormadan
Yağmur gibi yamaçlardan taşta gel

Ak ve kara bilir misin beyazı
İsyan ile harmanlama niyâzı
Karakışın inadına bu yazı
İlkbaharın en başında, başta gel

Zevki sefa genlerimiz plazma
Toprak biziz, biz toprağız dur kızma
Birkaç mertek bir beyaz bez bir kazma
Tak tasmayı at eşyayı boşta gel
Ağa değil paşa değil bey değil
Bu saklanıp atılacak şey değil
Istırabın musikisi ney değil
O kutlu ses okunmadan beşte gel

Nedir bilmem pâye nişan endaze
Onun hüznü yüreğimde taptaze
Ruhum sarar semâvi bir firûze
Sonsuzluğun sofrasına koş ta gel
Tıpkı mecnun gibi belki bu şiir
Hüzün vadileri bire bin verir
Gözyaşlarım zemheride yeşerir
İstersen sen zemheride kışta gel

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel
Bir kerecik tevûzu de çıkıp gel
Yükün ağır taşıyacak yaşta gel!

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gel Hele

Ne bakarsın yağmur gözlüm yüzüme
Vuslat zamanıdır durma gel hele
Sevdam büklüm büklüm inan sözüme
Ceylanî bakışla vurma gel hele
Menekşe bakışlım bumu kaderin
Kalbim hicran yüklü sevdam çok derin
Ya beni öldürün yâ da gönderin
Eteği sırmalı durma gel hele

Adın billur billur yazdım dağlara
Vallah yar etmezem başka sağlara
Sensiz hazan düştü bütün bağlara
Kolları burmalı yorma gel hele

Kumru gibi tutsak oldum hem sana
Kömür gözlüm sensiz öldüm ben ama
Mecnun neymiş leyla kimmiş sor bana
Yaralı kalbimi kırma gel hele
Gel beraber acı çorba içelim
Aşk yolunu Yunus gibi seçelim
Bu diyardan o diyara kaçalım
Ölmeden bedenim sarma gel hele

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gel İşareti

Gaflet mahzeninde uyurum yaz kış
Uzaktan izlerim haram ayları
Riyakâr bir duâ peşinden alkış
Hiç sevmem nedense tramvayları
Belki duygularım yok sanacaksın
Beni terk etmez ki elem mereti
Sende benim gibi aldanacaksın
Bekliyor köşede gel işareti

Hem köşe dediysem ecelin ağı
Acaba yerim mi altı çamların
Ben yerim düşündüm birde şafağı
Yanında olmasın puşt yamyamların

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gel Nerdesin

Sabrı okşuyorum estikçe huşû
İkbâl soluyorum acep ne zaman
Mevsimin âhengi esip duruşu
Ezelden ebede beklerim her ân
Dizeler zor sabrın izâhı derken
Yaz kış sabreyleyip bekleyip durdum
Ah ettim inledim her sabah erken
Nedendir nedendir nedendir sordum

Ondandır eyvallah isyansız hecem
Hâşa sonsuzlukta ne olur hâlim
Gücüm tükeniyor bitse bilmecem
Ölüm gel nerdesin nere gidelim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geldi Ramazan

 Kûtsi gülücükler âşk perde perde
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan
 Sokak inşirâhta sevinç her yerde
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan.
 Nakış nakış semâ yer gök yarışta
 Efsûni bereket her bir karışta
 Seher büklüm büklüm Hakk’a varışta
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

 Lâl kesilmiş İblis zincirli gene
 Mümin fıtrâtının ana rengine
 Mâbetler hilâlle dengi dengine
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

 İftar sofraları atılır gülle
 Rahmetin ritmiyle gülle bülbülle
 Sofralar kurulur oruçlu dille
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan
 İzahsız ihtişam tüllenir zaman
 Kandiller kadirler bitimsiz harman
 Kimsesize kimse dertliye derman
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

 Top sesi duyulur alış verişte
 Hususi lezzetler vâkte girişte
 Nefis terbiyede şeytan kör işte
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan
 Hoş geldin ramazan rıdvan olasın
 Kadirde Ömer’i kabre alasın
 Biz senden râzıyız razı kalasın
 Nağme-i ezkârla geldi ramazan


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gelecek

Vesileyi bekliyorum der annem
Teslimiyet yaşamayan bilemez
Dünya nedir Müslümana cehennem
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez
Hakikate sefaletler salsa da
Zekâları felsefeler silse de
Vicdan hürdür öldürülmez ölse de
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Tabularım aksedecek Rızaya
İnsanlığı bırakamam kazaya
Çağ değişse ümmet girse hizaya
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Zulüm hükümranlık cehlin son mıhı
Suriyeli Ümran küfrün çarmıhı
Kavganın sahibi gaybın sabahı
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez
Azgınlara çok şey gerek gelecek
Geçmişimi çevirerek gelecek
Kisraları devirerek gelecek
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Sahillerde kurt kuş yiyen her çocuk
Sömürülen mutluluğa el ayak
Siyonizm’in kalesini yıkacak
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez
Müşkülatı sattım keder kahıra
Er odur ki tevhid diye bağıra
Gelecek hoş anlatamam sağıra
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gelgitler

Cürümler ekerim her gün bir yenisine
katığı işkenceden fıtrata inat
kapris ene şöhret
…
Ve sonra hû hû vuruşlaıyla
sarılım tevbenin eteklerine
ruhum şehrâyin olur
malzemem
keşke

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gelin

Çöle tomurcuğu ekmeğe gelin
Teslim bayrağını çekmeğe gelin
Gerçek seslenişi seyredersiniz
Zulmet hisarını yıkmaya gelin
Sükûtun sesini duyarak gelin
Davranış kirini yuyarak gelin
Görüp idrâk edip hasredersiniz
Verenin gücünü yayarak gelin

Zannı terk eyleyip teperek gelin
Sevginin alnından öperek gelin
Mevlâna misali neşredersiniz
Aşk ile gönülden koparak gelin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gelince Cuma

Efkâr bulutlanır derin uykuma
Seher vâkti sessiz nefsi çekerken
Kalbim cilâlanır gelince cuma
Tevhîd kuşanırım dize çökerken
Duyurmak gayretim cilâyı pası
Hicret hisleriyle safın arkası
Ve Hakk’ın rızası Veysi’n hırkası
Zihni kamçılarım her sabah erken

Her sabah diyorsam beklenen şafak
Ulvi fırtınalar büyük ittifak
İttifak istiyor artık bu toprak
Cuma yaklaşmıştı sözü açarken

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gelir

Beklerim sessizce her sabah erken
Gün vakte kayarsa gelir inşallah
Nice beklemeler daha var derken
Kalp kalbe değerse gelir inşallah
Mecâlim kalmadı hasret harına
Bugün de gelmedi belki yarına
Türküler dinler sus naralarına
Sesimi duyarsa gelir inşallah

Benli sürgünleri terk ettim bugün
Yanan yüreğimi fark ettim bugün
Ölü heceleri kırk ettim bu gün
Oturup sayarsa gelir inşallah

Yazgılar anlattım kendime göre
Mağripten maşrıka birkaç bin kere
Yazdıkça ellerim bulandı tere
Gözyaşım yuyarsa gelir inşallah
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geliver

Sessizliği senledim  ömrümün yollarına
Tenhalarda akınca  gözyaşıma geliver
Sitemlere eyvâllah gel olsam gellerine
Işıklarım sönünce son kışıma geliver
Benimki nâz mektubu belki de yarım umut
Belki yürek yangını dinle yüreğimden tut
Sen unutulmayanım sen bendeki hakikat
Yorgunluğun unutup naaşıma geliver

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Geliyoruz Genç Der

Mefkûresi hayatın
Furkanla geliyoruz
Altın çağı biâtin
İrfanla geliyoruz
Vazedilen dilekler
Ulu kavga aşk bekler
Veysel kokar yelekler
Cananla geliyoruz

Fatihlerin dengiyle
Alparslan’ın cengiyle
Bilallerin rengiyle
Ezanla geliyoruz

Duâ arşa varırken
Ruh diriliş ararken
Çile hüzmeli cepken
Hicranla geliyoruz
Kaç asra denk zamanla
O kutlu heyecanla
Ve bitmeyen ummanla
Kuran’la geliyoruz.

Sür atını duy sesi
Şehadettir bestesi
Ölüm nedir ötesi
Lokmanla geliyoruz
Kaç asırlık sancıyla
Ana baba bacıyla
Tekrar iman gücüyle
İmanla geliyoruz

Ulu sancak gözde yaş
Bekleyemem arkadaş
Sükûna er tez yetiş
Sultanla geliyoruz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gelmeyecek

Şiirler çıkartıyor
Ölü dolu odaya
El kol bacak artıyor
Boynuz taktık modaya
Eşiğindeyim ana
Bakma öyle sitemkâr
Sustu düşündü bir ân
Dedi dünya canavar

Ağlar ersiz analar
Arsızlar yığın yığın
Uğuldar fırtınalar
Asrıdır karanlığın

Faşizm Frenk kindar
Petrolden mezâr eşmiş
Felsefe kokar dindar
İzânı pelteleşmiş
Domuz etinden kiler
İrfân kısır mabet dul
Miskin içindekiler
Kepazelikler makbul

Çözülüşün akşamı
Putin Esed ve Trump
Düşündüm Halep Şam'ı
Kimler kimlere mağlup
Suskun ve yorgun yüzler
Âh be çocuklar tek tek
Ceset kusar gündüzler
Yat mehdi gelmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gelmezsin

Nedir bilmem sendeki bu endaze
Yok olmuşum gizlerinde gelmezsin
Ruhum sarar taptaze bir firuze
Ne var bilmem sözlerimde gelmezsin
Tıpkı mecnun gibi belki bu şair
Hüzün vadileri bire bin verir
Gözyaşlarım zemheride yeşerir
Bahar geçti güzlerinde gelmezsin

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel
Bir kerecik bir kerecik çıkıp gel
Ölsem sulu gözlerinde gelmezsin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gençliğin

Zulmet silinecek şüphe yok hâşâ
Vadedilen günler serde kardeşim
Kâinat harabe bir baştanbaşa
İnsanlık bir”leş”miş şerde kardeşim
Konfor hastalıktır düşme ağına
Onursuz yaşamın ar tuzağına
Layık mıyız bilmem Hirâ dağına
İffette kalmamış ar da kardeşim

Filistin Şam Kerkük dön bak Bağdat'a
Ve zulme terk ettik  vurduk rahata
Dört elle sarıldık süfli hayata
Gençliğin vuslatı zorda kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gençlik Nereye

Şaştım kaldım sustum oldum divane
Hele bir cevap ver gençlik nereye
Fikir zikir şükür hepsi bir yana
Ne olur bir sorun  gençlik nereye
Sağcısı solcusu hepsi bir âlem
Ne fikir ne kaygı ne keder elem
Yerdiğim çığlıklar belki acelem
Gözün aç biraz gör gençlik nereye

Baba meyhanede ana figanda
Gözleri buğulu nine isyanda
Elleri yakamda iki cihanda
Ki vebâli çok zor gençlik nereye

Baykuşla dost olmuş bülbüller yaban
Kurt kapmış sürüyü duyarsız çoban
İstikbal bulanık eğitim çıban
Susma bir akıl ver gençlik nereye
Değilim ümitsiz lâkin uyarı
Sarraf altın satar bilmez ayarı
Bu nasıl eğitim ilim diyârı
Biraz beynini yor gençlik nereye

Kimseler duymasın gençlik nereye
Bonzai doğurtur kopmuş paraya
Birayı dökmüşler ağır yaraya
Dönüyor başım der gençlik nereye
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gerçeğe

Ömrümü çatlattı şüphe izleri
Geceler ben lodos rüya ve gemi
Gözlerim içinde kum denizleri
Yaş döküp aradım öte âlemi
Âlemin en yeri belki mezarlık
Kutsiyet yükleyip yazdım dağ dere
Süresiz yenilgi bende yazarlık
Yalancı aşk gibi her şey ezbere

Düşündüm kendimce epey düşündüm
İkinci tekrar yok büyük oyunda
Keşkeyle sevişip tevbe kuşandım
Gerçeğe doğruldum vâktin koynunda

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gerçek

İntikâm çürütür aklım barışta
Kehânet ararım birkaç kuruşta
Günahkâr cesette kalır mı acep
Ruhumu ürpertir aşk yakarışta
İhmal ettiğim şey gerçek yarışta
Ben ifşa peşinde ruh yalvarışta
Yaşadığım şeyler gelir mi acep
Ben'imle birlikte bene varışta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gereçek Liyâkat

Hele anlatıver âsımı baştan
Dâvayı hatırla arada ağla
Tâ Âdem'den beri nefsle savaştan
Doğrul ve gayreti gayeye bağla
İnancın üstüne küfrü estirme
Sonsuzluk yolunu neşeyle bekle
Sakın çokluklarla hiçi bastırma
Gönül kazanılmaz topla tüfekle

Çok şeyde sükûn var âşkı bilene
Yârin sevdiğine hıyânet etme
Kim inanır Darwin denen yalana
Şirke boyun eğip sözü çiğnetme

Kader değişir mi değişmez bizde
Unutma ki aynı miskinle yatan
Dön bak hararet var ayda yıldızda
Koca kâinatı kimdir oynatan
Huşû kaplayınca gizle duyurma
Sükûtu hayal var ızdırap kat kat
Nasihat eylerken hâl de buyurma
Haddini bilmektir gerçek liyâkat!

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gerek

Kemalat gösterip farkı fark ettir
Beşeri zaafta tevbe diyerek
Dahası çok şeyde terki terkettir
İnsanın kendini görmesi gerek
Tahsisat nerede nerdedir yâren
Hakikat yudumlar gerçeği gören
Yırtar perdeleri  gayret gösteren
Hak için her dâim vermesi gerek

Görmemek hüsrandır görmemek hile
Kendinden kurtulup anlat gel hele
Âlimin arifi haddini bile
Sadakat sözünde durması gerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gerek Yok

Sabah seherinde bir yerlerde ol
Çiçeklerde su vicdanlarda ter
Yedi iklim dolaş renklere sokul
Öyle içten ol ki öyle içten yâr
Gözlerini sustur ıslatma teni
Âşıkta bilinmez ölüm nedeni
Bir fakir gitti der verir bülteni
Gayrisi gerek yok yeter bu kadar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gerekir

Halk için hak için aşk için yaşa
Hisli yüreklere izzet gerekir
Bir baştan bir başa gardaş gardaşa
Birleşip bir olmak bizzat gerekir
Ben değil bizlerin huzuru olur
Hiçliğe varanın Hızır’ı olur
Kem gözden uzak dur nâzarı olur
Kula o yakışır azat gerekir

Su gibi sözlerim döküverdim hep
Mâsiva önüne çöküverdim hep
Mısra’ya cürmümü ekiverdim hep
Bir nebze izâha tezat gerekir

Dünü zâyi ettik bugüne varım
Epeyce karanlık zararım kârım
Dörtlüklere vuran bir tövbekârım
Keşke çorbasına lezzet gerekir
Şiir çobanıyım çıkmışım dağa
Şâir denilir mi bilmem ahmağa
Sığınmışım Bilal yüzlü toprağa
Ben'i benden alan bir zat gerekir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gevenli

Ölürsem hasretle sılâdan ırak
Yüzümü çevirin o köye doğru
Sonsuzluk yoluna olâ son durak
Özümü çevirin o köye doğru
Hasret türküleri alev ataştan
Gurbet sancıları başladı baştan
Kara zemheriyim en kara kıştan
Sızımı çevirin o köye doğru

Bayramlar sararken pek fark etmedi
Vakit elli oldu yaş kırk etmedi
Acı çözülmeler yön çark etmedi
Dizimi çevirin o köye doğru

Asfaltlar kuşatıp boşluk sürüyor
Bu kentin sapanı kışlık sürüyor
İçimde bir başka hoşluk sürüyor
Hazzımı çevirin o köye doğru
Bu şiir belkide bir batık gemi
Nerede amcalar yok efendemi
Sözcükler çekiyor köye gölgemi
Sözümü çevirin o köye doğru

Gevenli bağrına atın bu cânı
Uçurumlar saklar ısıtır beni
Gözlerim gülümser öper o ânı
Gözümü çevirin o köye doğru
O köy ki micingirt hasretin bendi
Sessiz bekleyişim bitti tükendi
Döktüm şiirlere bir deli dendi
Va’zımı çevirin o köye doğru

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gıcırdamakta

Eşyaların sırtında mânalara varınca
Kederlenir öpüşler yola düşer âr hayâ
Nehirler ruh kemirip topraklara sarınca
Belirsizlik gülümser merhem olur yaraya
Ben hecenin tellalı hiçbir şey biliyorum
Çok şeyleri görürsün şiirlerim hamakta
Yönsüz karanlıklara barbarca gülüyorum
Mabed sesi dinlerken vicdan gıcırdamakta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gibiyim

Sözün yaltakları küstaha vaaz
İfşâ broşürü asar gibiyim
Devrildi karakış ortalık poyraz
Lodos çalkalamış eser gibiyim
Zihnim matkap gibi boynuma yular
İrşat esintisi ruhuma dolar
Hurdahaş sessizlik zamanım yolar
Vaazı vaazla keser gibiyim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gibiyim Sanki

Hemen başucumda Hamitler varken
Bir başka mezara tabiyim sanki
Hayat ırmağında  yüzüp giderken
Karakış zemheri tipiyim sanki
Ruhum Fırat gibi sokaklar  hissiz
Beynim velveleyle boğuşur  sessiz
Öksüz çocuk gibi kimsiz kimsesiz
Ben hâlâ sabiyim, sabiyim sanki

Acılar büyüyor yağar  rahmeti
Yazarsam çok kaçar şiirin atı
Müptelayım divan edebiyatı
Divansız yaşayan Nebi’yim sanki

İzaha ne hacet yazdım halimi
Sabır kıvranıyor tuttu elimi
Kaypaklar tutamaz Hakk’ın yolunu
Bu günler kendimde gibiyim sanki
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gidelim

Yorgun düşmüşüm ben yaban elinde
Bir çift vuslat getir uçup gidelim
Olmuşum oyuncak varın elinde
Geçilmez geçitten geçip gidelim
Ne gecenin tadı ne de gündüzün
Ölüm kokluyorum sensiz her güzün
Tükendi gözyaşım kalmadı hüzün
Yağmur sağılırken kaçıp gidelim

Bulut su gözlerim şiirler nemli
Uzun gecelerim kırılgan gamlı
İpi koparmışım bu kez önemli
Hüznün rüzgârında göçüp gidelim

Dışım hep kıraç içten doluyum
Ne olur bu defa gel de geleyim
Vefasız kalbimle mahcup olayım
Âşkın gizemini saçıp gidelim


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gidiyorum

Gidiyorum doludizgin
Kalbim kör ile kör ile
Mevsim buruk zaman üzgün
Asır zar ile zar ile
Kavga ölür dava biter
Beyaz kefen ruhum iter
Soğuk beden ıssız tüter
Ateş kor ile kor ile

Sattım nefsin anasını
Leyla şirin sunasını
Micingirt’in kınasını
Yakın mor ile mor ile

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Girme

Aklın hizasında yakarışlar yak
Zihni harap edip batağa girme
İrfân dehlizleri muntazam sokak
Enginlikler sarkıt alçağa girme
Sözcüklerle yunma diş tenimizi
Mâna ene koku misvağa girme
Zamana çiğnetme bedenimizi
Küfrüne yontturup toprağa girme

İmgeler sürerken detayı bırak
Öyle kalın kalın yaprağa girme
Getir gözleri sal ıslanarak
Kurak ağızlara uyağa girme

Gökte bulut gibi yerde dupduru
Sevgi sulamayan ırmağa girme
Heceleri ağart gözümün nuru
Hovarda vakitte yatağa girme
Kayık ölüm kaygı vuruşma bence
Yaşam aşk tek oyun sol sağa girme
Hem sana hem bana durmak gelince
Kalbi ıslatmadan durağa girme

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Git

Seninle olmaktı tek saltanatım
Ne olur son defa bak mahmur mahmur
Senden başka yok ki kolum kanadım
Dert ektin derdime ey gamsız mağrur
Dumanım tütüyor duruksama git
Hem  hissiz çözülüş ne kadar erken
Sonsuz yokluğumu ellerden işit
Yazmanla yaşımı silme giderken

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gitmek Gerek

Sadâkatin çanağı mihnet çekti gittikçe
Ağlasana gözlerim yangın vurur bu câna
Nikabsız mürüvetler ihânete ittikçe
Çürüyüşün tırnağı hisar olur varana
Dudaklarım kıvılcım ölüler fark etmez ki
Sözcükler düğümlenir direnirler ihsâna
Âh be İslam âlemi sayınız kırk etmez ki
Binyılları tükettik ne deriz O hubana

Mârifet mevt âşk tecrit, sıdkın dergisi yandı
Ruhlarda eşkıyalar, yel esmez gülistana
Aynaları hudutsuz hakikate düşmandı
Fildişi mayasızlar, nizam verir cihâna

Nizam veren geceler beni kahreden sızım
Yazıp söylediklerim göbek bağı lisâna
Kâtipliğim pek zengin tahlillerde yalnızım
Değersiz tasavvurlar yaraşır mı insana
Kan damlıyor geceme, gündüz boşluk sürüyor
Batının oyuncağı sanat kalmış mestane
Fır dönüyor ajanlar renk renk puştluk sürüyor
Höllüğümde it gezer, neredesin âh ana

Haysiyet duvarına, gözyaşları elerim
Şarttır gözyaşı dökmek yorgun gözle Cânâna
Yer yer teper nefsimi bir parça tekmelerim
Tevbeyi kucaklayıp gitmek gerek sultana
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gitmeyecek

gitmeyecek bu böyle
bu kara leke
alnınız zân altında

köpekler finolar köleler oynaşıyor
sokak sosyalistleri nerdesiniz
enkırmenler
hak hukuk müdavimleri

sokaklar mahcup
zihinler irfandan kolsuz 
idrâkten bacaksız
konfor yığınları kamyon kamyon 
gitmeyecek

haramiler pazarı ırz panayırı
sürmeyecek bu macera
gitmeyecek

çok söz utanılacak çok
sabır sürüyor tevekkül düşürüyorum
hüzünleri yıpratıp 
hürmetler ediyorum
sövmüyorum küfürbazlara
düzenbazlara duyun ulan
mihenksizler gitmeyecek
öpüyorum şakağından vicdanlı şiirlerin
sıdkın sadakatiyle azgınlara inat 
duyun namussuzlar duyun ulan
gitmeyecek sürmeyecek
bu devran

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gitti

Mâtem rüzgârları yokuş desemde
Bir bakış bakışla düz etti gitti
Daima hüznümü pişsin kâsemde
Lisan hissiyatı biz etti gitti
İhtirası temiz vuslat pek ırak
Aşkın rençberini hâline bırak
Şaire yalnızlık başka ne gerek
Sitem izleriyle söz etti gitti

El ettik göklere estik takıştık
Hasbıhâl eyledik dostça bakıştık
Kaderde böyleymiş böyle yakıştık
Bilmem ki ne kadar hazzetti gitti

Hafif mırıldandı yaş vardı hâlâ
Izdırabım ol ara gitme gel hele
Belim bükülürken tutsak el ele
Zifaf manalarla va’z etti gitti
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gittiler

Tabur tabur sözüm var
Gırtlağıma ittiler
Siyon yüzlü çakallar
Çakal deği it’tiler
Medeniyet adına
Tahammülsüz ettiler
Elit deyip kadına
Soyundurup gittiler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gökkuşağı

Yüksek dağlar gibi mağrur gözlerin
Uzaktan büyüle hele dön bir bak
Yamacın koynunda saklı gizlerin
Ben hep seninleyim sen hepten ırak
Seninle birlikte sen seni dinle
Sükunun manası ne kadar derin
Gördüm ki ben senle ruhum seninle
Çehren gökkuşağı renk renk izlerin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gölge

Bir deli tay gibi endamı pek hoş
Şu karşı yamaçta yürüyen gölge
Sessizce yürüyor yamaç pek yokuş
Sevdamı ardına sürüyen gölge
Bir şeyler söylenir sessiz kendince
Yağmurdan gözleri gerdanı ince
Bu bir hayal miydi rüyâdır bence
Belki bir Züleyha arayan gölge

Buğu buğu hüzün benzimi sarmış
Gölgenin tasası bende de varmış
Gece dalga dalga şafak ağarmış
Yusuf'un harında eriyen gölge

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gölge Etme

Kardeş yine gölge etme git artık
Azapları parçala ver elime
Kardeş bana gölge etme git artık
Gün duraksat kırbaçla vur dilime
Kardeş güne gölge etme git artık
Çalkalanır yakarış yâr ölüme
Kardeş dine gölge etme git artık
Ötelenen közlerim var hâlime

Kardeş cana gölge etme git artık
Hak batıl ne mazlumu sor zalime
Kardeş öne gölge etme git artık
Çile büyük garip ne der gülüme

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gölgelikler

Nedense sebepsiz kalabalıklar
Her gün başucuma dolar boşalır
İçime yığılır sığ gölgelikler
Bazen de tepemde nefesim kalır
Zamanın imbiği sessiz atıyor
Ve ruhum kuşatmış divâne eder
Günbegün zihnimi aydınlatıyor
Teslim kucağına pervane eder

Salıverir atar belki yarına
Belki benden öte kalbim uyanır
Kapıldım zamanın hoş rüzgârına
Bilmem buna vâkit nasıl dayanır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gölgeni Görüyorum

Yaş döken hecelerle ben hep sana hasretim
Sadakatin iksiri ve üslubun mihengi
Sen apayrı bir mâna sen büyülü kesretim
Hiç olmanın ötesi sen hiçliğin ahengi
Ve zamandan bihaber zamanı yoruyorum
Şuh kuşatan iklimde şafaklar tez ağarır
Az ötede her yerde gölgeni görüyorum
Var edenin hazzıyla ruhum hep sana varır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gönder Okuluma

Seninle çizeriz defterlere gül
Doğruluk karakter eğitimle bil
Okul kardeşliktir okul tahammül
Gönder okuluma öp beni anne
Okumak kutsaldır ilim yücedir
Okuyan mum gibi câhil gecedir

Eğitim cömertlik sözün özüdür
Görgünün kendisi gönül gözüdür
Aklın anahtarı ilmin sözüdür
Gönder okuluma öp beni anne
Yoktan var etmiştir var eder yoku
Yaratan rabbimin ilk emri oku
Tomurcuklar açar irfânın süsü
Kitap yaprakları anne kokusu
Okuyanda kalmaz cehlin tortusu
Gönder okuluma öp beni anne
İkbaldir edeptir güzel ahlaktır
Okumak doğuştan verilen haktır

Yüreğe dokunan annenin dili
Almadan vermektir aydınlık eli
Diploma çeyizim âşk işlemeli
Gönder okuluma öp beni anne
Tahsil medeniyet tertemiz aktır
Okul kutsal vatan okul bayraktır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gönül

Çeşit çeşit rengârenktir
Gülistanda güldür gönül
Sımsıcacık cana denktir
Çiçek çiçek baldır gönül
Bakış onda sihir onda
Gürül gürül nehir onda
İnsan denen şehir onda
Aşkla yanan dildir gönül

Gönül aşktır ten örtülü
Yavuklunun yâre tülü
Sevda bahçe gönül gülü
Kimsesize eldir gönül

Erenlerin postu gönül
Kırılgandır testi gönül
Veren elin dostu gönül
Sığınacak daldır gönül
Yan komşuda aç olursa
Her köşe kap kaç olursa
Sokak sokak suç olursa
Sırtımdaki züldür gönül

Gönül petek bal yeridir
Hem melektir hem peridir
Karşılıksız hoşgörüdür
Mevlana’ca haldir gönül
Gönül gözü kapkarayım
Açılmazsa beş parayım
Gönlüm hicran ben yarayım
Beni yâre bildir gönül

Veysel’dendir benim sazım
Yunus’adır gönül gözüm
Eren bizim Abdal bizim
Yârenlerle öldür gönül

Duygularım beste beste
Kalbim kırık ruhum hasta
Ecel günü son nefeste
Ömer i gel güldür gönül
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Görmek

Cehâlet ihtilaf gözsüz genizde
Küçük görmelere vaktimiz yoktur
Tek istikâmet var dümenimizde
Dâva büyük şükür terakki haktır
Gözleriyle çok şey yazan gözsüzler
Akıl gözle görmez izâhı çoktur
İlâhi filozof gece gündüzler
Görmek Tevhid ile kucaklaşmaktır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Görünür Diriliş

Keserler horozu öterse erken
Sevmedim bu sözü tehdidin şahı
O büyük bestesi çalayım derken
Biledi kılıcı çekti silahı
Ülkemde dolaşır kara kediler
Konuşmak kördüğüm susmak bilmece
Sermaye rengârenk yeşil dediler
Bankalar boşalttık böyle bir gece

Kaoslar ülkesi ruh yok adamda
Elinde mikrofon durmadan ulur
Kahroldum bu gece bahtsız odamda
Karanlık çullanır ruhum burkulur

Ömür tükeniyor bak yavaş yavaş
Görünür diriliş şimdi karanlık
Sonsuza dek sürer Kabil’le savaş
Sen de gayret eyle gülsün insanlık
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Götürün

Karlı dağlar beni yâre götürün
Sonum bilmem dört biryanım tarumar
Gurbet yağdı duygularım kötürüm
Ne güz gördüm ne kış gördüm ne bahar
Sabır nerde sebat nerde ferim yok
Dirseklerin öpüşünde  terim yok
Oynaşmalar sokağında yerim yok
Gazel gibi kupkuruyum sonbahar

Doyamadım şu bendeki efkâra
Ümit varım yine de ben ne çare
Ruhum mahzûn kalbim kırık biçâre
Neredesin nerede sen ilkbahar


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Göz Mahşerde Islanır

Dipsiz tutkuları sevmez
seherlere dökülür
inci gibi değerli
ışık mavisi hüzün
yer yer titrek
ıssız gölgelere
yaslanır
Damla damla
açılır kapılar
karşılıksız sevmeleri var
iffetten cariyeleri
üşütür nursuz sineleri
yırtar bütün zamanları
kıpırdayan yaprak
kelebeğin şarkılarında
hislenir

Billur billur
çakıl taşı tıpkı
içlenir yamaç yollarda
gözyaşları
mevsimlerde bulut
arsızlarda kahkaha
karanfil zambak akasya
yasemin senli bahçelerde
apayrı iklimlerden
beslenir

Gözyaşı
bir sen bir ben
bir de gökyüzü
ve mahşer
göz mahşerde
ıslanır
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözler

Rengârenk tılsımlı nurdan örtülü
Sihirli türküler anlatır gözler
Zarâfet kuşanır rahmet örgülü
Sevdayı içirip damlatır gözler
Göz vardır mercandan sarayı görmez
Göz vardır gönülde yarayı görmez
Göz vardır simsiyah karayı görmez
Bazen de kafayı demletir gözler

Göz var çisil çisil adeta peri
Göz vardır kıskanır kır çiçekleri
Göz vardır çok özel kalbimde yeri
Bir başka musiki dinletir gözler

Göz vardır insanı nara götürür
Göz vardır yâreni yâra götürür
Göz vardır adamı gora götürür
Civânı nâzarla gümletir gözler
Elâsı mavisi yeşili vardır
Hüzünlü vefâlı neşeli vardır
Ceylânı elvanı cilveli vardır
Duyguyla mesajı anlatır gözler

Göz vardır kehribar Bilal’e benzer
Göz vardır bal gibi şifalı Anzer
Göz gördüm kahveden ruhumu bezer
Çorak yamaçlarım nemletir gözler
Renk renk çeşit çeşit gözler var ama
Çoğu görenlerde görü arama
Merhem olsa efsûn gözler yarama
Azgın soluklarla sonlatır gözler

Gören göz aradım derinden sessiz
Boyasız sürmesiz riyâsız süssüz
Sevdaya sevdalı sevdası eşsiz
Lütfetse Ömer’i inletir gözler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözleri Görün

Gözler taşrada toprak kevser denizlere renk
temiz koyu kahve
gözler masmavi

Buhur veren bakışlar pahalı gözler
billur billur yemyeşil ve âlâ

Kâh fişek gibi vurur mermisiyle zımbalar
kâh efsunlar insanı
bazen taşı çatlatır
Çok şeyi müjdeler hükmeder saltanata
süzerek perde perde
pırıl pırıl vefakâr

Yanışın muştusunu alev alev tüttürür
damla damla yağar görünmeyen
yanık yüreklere

Gözler ölümsüz gözler
sonsuzluğa kementli
sanki nurdan
küheylan
Ve gözler bulutlanır
sevinç keder hicran der
ızdırap der hüzün der
gören gözler
şehitler
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözleri vurdu

Kavradı ruhumu feryadım durdu
Emsali olmayan sızı bıraktı
Kırgın bakışıyla gözleri vurdu
Ah deyip içlendim içimi yaktı
Uhrevi buğulu çocuk yüreği
Yanan yüreğimde sürprizler saklar
Belki bu yanmalar aşkın gereği
Şiir tulû eder sözü yasaklar

Beni hep o sarar susku rengârenk
Seherin bağrında yer gök uyanır
Nasıl anlatayım bu başka ahenk
Bilmem titrek kalbim nasıl dayanır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözlerime Bak

Vakti yoruyorum yine bendeniz
Beklenen liman var huzura doğru
Ne bir nefes kalır nede gölgemiz
Tıpkı Aras gibi Hazar'a doğru
Sönmüş ocak vakit ezelden yanık
Şehri gaflet basmış ben mi uyanık
Yüzümü okşayıp gözlerime bak
Gözlerim doğrulttum mezara doğru


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözlerimin

Denizin gıcırtısı
Karanlığın örtüsü
Geçmişimin tortusu
Gözlerimin nemidir
Bir devin matemidir

Bakışları sıçrat bak
Dünya salla salıncak
Doğurganlaşan çorak
Gözlerimin nemidir
Bir devin matemidir

Hicaz Bosna Kerkük Van
Ağaç kabuğunda kan
Bağsız kalan bahçıvan
Gözlerimin nemidir
Bir devin matemidir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözlerin

Sen bende yaşayan kelebek gibi
İnce zülüflerin melodi sesi
Tıpkı el değmemiş bir bebek gibi
Gözlerin yeşilin elâ mavisi
Hep seni ararım sükût sesinde
Salmışım kendimi uçsuz hislere
Yer ayır yüreğin bir köşesinde
Takatim kalmadı sensiz seslere


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözlerin Aşk

Elemli eyledin ney gibi bizi
Seni anlatamam ifade çok zor
Rengine gizle hem her ikimizi
Ölümsüz renklerin yetimlere ver
Gözlerin âşk senin hüznün gizi var
Rahmet gözyaşların kime yağacak
Gülüşün tüy gibi vuslat izi var
İnşAllah ülkeme güneş doğacak


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözlerin Gizemi

Bu bendeki neşe sevinç aşk senden
Gözlerin gizemi ah neler neler
El verip çıkardın küflü mahzenden
Hem yaşanmışlıklar kimi örseler
Şükrümü öperim seni bulduysam
Dokunur ruhuma rengi simânın
Ne zaman bir yerde adını duysam
Çığlığı olurum sensiz zamanın

Yelken açıyorum masumca her an
Coşkulara doğru keşkeli yorum
Ne güzel yaratmış seni yaratan
Sensiz engelleri lanetliyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözlerin İnşirâh

Sevi bahçesinde çiçeksin açan
Bahar şenliğinin sıcağı gibi
Hüznün arkasında büzülüp yatan
Umutsuz bir aşkın kucağı gibi
Sözlerin başköşe başımın tacı
Gözyaşı derleyip buldun ilacı
Kıvrak vücudumda üç köşe acı
Kaçtım hep bir asker kaçağı gibi

Kahrolası rüzgâr aşka es dedi
Çevirip akrebi kaç mevsim yedi
Ben ağu yutarken kim gülümsedi
Gözlerin inşirâh bıçağı gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözyaşı İpi

Yayın emirleri buyruklar alın
Koltuk telaşıyla çığlığı kesin
Duyulur muhbirler kopar yuların
İnsan kılığıyla zift serpmektesin
Fotoğraf karışık hesap pek büyük
Köpürtün köpürtün pislikler aksın
Çukura yuvarlar sırtındaki yük
Hem kimin ipine sarılacaksın


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gözyaşların

Uyumayıp ara ara çık cama
Çevir bana gün görmemiş yüzünü
Nilüferler kuruyunca suçlama
Bana bırak yaprak gibi güzünü
Çalkaladık mazereti niyâzı
Sarhoş günler leylâ ettik bu yazı
Leylak yüzlüm ayrılığa kim razı
Zemheriye tutuşturdum sözünü

Hislerinle hareket et beri gel
Git gel ağla kalbe dokun duru gel
Siyah giyin perdelenip geri gel
Ülfetlerin hâr ediyor közünü

Şair deme ben deliye habire
Şiirleri gömdüm taştan kabire
Korkuyorum teslim oldum kebire
Unutmuşum fark etmenin izini
Sen macera sevmezsin ki gel hele
Kalp çizelim el değmemiş kumsala
Gözyaşların yüz üstüne ne âlâ
Esirgeme saklı tutma gizini

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gurbet

Tırmalar içimi sessiz derinden
Karlarla örtülü sıla sancısı
Ciğerlerim kopar sanki yerinden
Soluğu çatlatır gurbet acısı
Tutmuyor dizlerim hasret çok ağır
Kavramış sırtımda çullanmış kalmış
Duyan yok hüzünle bağır ha bağır
Hısım ve dostları mezarlık almış

Kavuşmak mahşere mahşerde diyor
Yok kıymeti artık geri gelsen de
Kalbim ürperirken şafak giriyor
İmam bağırıyor hadi gel sen de

Yetiş fecir yetiş katıl ahenge
Gurbetlik geçici gurbetlik serap
Hakkın bestesiyle kurulur denge
Hasreti vuslata dönüştür yâ râb
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gurbet El

Şu gurbet el beni etti yurdumdan
Bilmem ne demeli inmez sırtımdan
Hasreti bırakmaz gezer ardımdan
Zehr-i intizara sürdü gurbet el
Yoruldum dostlarım yordu gurbet el

Ömür gitti bahar gitti kış gitti
Sevdalarım heba oldu terk etti
Amcalarım toprak oldu ot bitti
Hülyalarım dibe vurdu gurbet el
Yoruldum dostlarım yordu gurbet el

Ruhum alev ateş tufana boyar
Duygular köpürür ölümü yuyar
Sineme kar yağmış  ak düşmüş meğer
Ömrümü yeksana durdu gurbet el
Yoruldum dostlarım yordu gurbet el

Yüküm hep fırtına efkârım fasıl
Köyümün koynunda yatmaktı asıl
Nasıl anlatayım bilmem ki nasıl
Şu gurbetin gözü kördü gurbet el
Yoruldum dostlarım yordu gurbet el
Gurbette vefa yok sahte âşıklar
Mâziyle çürüdü odun kaşıklar
Gönlümün hicranı bizim uşaklar
Tükenmez velvele zordu gurbet el
Yoruldum dostlarım yordu gurbet el
Rüyalarda bir âh çeker gezerim
Hicranlar yoğurur mektup yazarım
Ulaşır mı karlı dağa mezarım
Yazan garip ağır derdi gurbet el
Yoruldum dostlarım yordu gurbet el
Gurbet el vatanım Micingirt adım
Zâr düştü ahvâle kalmadı tadım
İsyanım yok hâşa dosta feryadım
Feryadım dağlayan kordu gurbet el
Yoruldum dostlarım yordu gurbet el
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gurbette Ölüm

Şu gurbette ölüm ne kadar acı
O anki hissiyat dağı çınlatır
Çehremi sarıyor duygu kıskacı
Gâh siyah kuşatır gâh aydınlatır
Bir garip insancık aşılmaz diyâr
Her taraf sırf tümsek başlar fırtına
Geceye dağılır bendeki efkâr
Dur fâni yazılır dağın sırtına

Şimdi zamanı mı söyle be adam
Geriye dönülmez susmuş besbelli
Gözleri gözümde duymuyor madem
Sıkıca tutayım elimde eli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gül Kokusu


Sükût eyle selâm al
Ne makam var ne de mal
Tevâzu  sâmimiyet
Sanarsın herkes hamal

İpi tutalım şöyle
Hüznü tattık neşeyle
Mekke Medine mizân
Hemhal olduk o köyle
Dönüyorum Gemlik,ten
Deniz  aktı demlikten
Cezbe  âşk ve telâşe
Rengârenk  beden beden
Gül kokusu tek neden
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gül Yüzlüm

Yüzün görsem rüyamda elin sürsen başıma
Mücrim yüzüm nurlanır kurtulurum kasvetten
Gözüm gönlüm açılır neler girmez düşüme
Cemaline kurbanım yakma beni hasretten
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Güldü Gitti Hergele


Ülkemdeki kıvılcım gayya derinliğinde
Kimliksiz tükenmişler iklimin hinliğinde

Kalemim yangınını doğurtuyorum ben hoş
Sükûtun suskuları susuşlarda kaybolmuş

Hoşluk dolduruyorum çürüyen ellerime
Beyit dörtlük savrulup sıçrar engellerime

Yalın kılıç tek koro düzenin kazmaları
Namussuzluk esaret kırk köşe yazmaları

İzânları pörsümüş kayın kuma eltiler
Soysuzluklar dölleyen bir avuç eğreltiler

Kızınca görmüyorum mısradan kaçıverip
Kendime geliyorum elleri açıverip

Ki elleri açınca hoşluk ulvi yarına
Barış birlik kardeşlik insanlık diyârına

Yağız delikanlıdır öptüm bizim Memed’i
İsmi tatlı teberrük Ahmet’in emâneti

Lekesiz sâmimiyet dedi baba gel hele
Sıkı öptü elimden güldü gitti hergele
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülerim

Dört idi mevsimler ikiye düştü
Göremedim güzü kışa gülerim
Meyhane çoğaldı viskiler taştı
İçmeden sarhoşum boşa gülerim
Nerde büyük küçük izân kör oldu
İzzet ve fâzilet sanki sır oldu
Nikâhla yaşamak utanç ar oldu
Boyalı fötürlü başa gülerim

Korkunç girdap gidiş baktım hayata
Bedavadan yiyor vurmuş rahata
Çok affedersiniz kızdım gavata
Altınla sırıtmış dişe gülerim

Göbeği dizinde benlikle yürür
Ne haysiyet kalmış vallah ne gurur
Birayı duyunca zevkten kudurur
İzândan zincirli leşe gülerim
Söz verir maskara ardından cayar
Yaş kemâle ermiş hâlini boyar
Her gece etrafa salyalar yayar
Takdire muhâlif hâşâ gülerim

İhânet bu gülüş neşeden sanma
Örf adet horlandı yoktur utanma
Dehşetli mahşerde hesabı amma
Sanki ona değil taşa gülerim
Zevkler tartışılmaz git be işine
Kızdırdık haydutu gitmez hoşuna
İçerek yollanır mezar başına
Timsah gibi akan yaşa gülerim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülhane Parkı

Bir acayip velvele tükeniş var şu parkta
Yerlerde aç uyuyor merhamet mevt kucakta
Lakin her şey payimal yok mu bir baş kaldırış
Seyrediyor Topkapı ölüm köşe bucakta
Moda flört  aşk var ya  taş döşelii konakta
Görüşmeler zulada tepişmeler sokakta
İçer sallanır durur herzelerdir yediği
Mafyalar sofrasında  neler pişer  ocakta

Manşetlerde kimler var çağdaşlık der  ahenkle
İzâh etmek mümkün mü, mümkün mü kim bu cenkle
Ah be siyah yavrular  âh dedirten hicranlar
Kahpelere atfedip sızıyorum  şafakta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülizâr

Düşlerimin hârı hep senden gelen
Aşkım susuşlarım dindi gülizâr
Kime müptelasın bensiz ellerde
Köz oldu sevdamız yandı gülizâr
Ney mızrap ses olsa sessiz gizine
Yüreğimi salıp essem yüzüne
Güzellikler saldın göğün yüzüne
Sevenler  geriye döndü gülizâr

Edep işve neşve vefa nerede
En derin acılar kimi yâr  ede
Bülbüller  zarlanır karşı derede
Çağlayan zemheri dondu gülizâr

Yüreğim dağlıyor okşayan dilin
İffetin ahengi hele ver elin
Ilıtır çözülmez büyülü hâlin
İçime akışın sondu gülizâr
Leyla’yı mecnunu arzu kamber’i
Ben o deli adam sense bir peri
Gülizâr feleğin zorlu çemberi
Yıkıldı düşlerin bendi gülizâr

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Güllere Vurgunum

Gülistanda gezdim gül bahçesinde
Güllere yangınım hardır Efendim

Sinem büklüm büklüm her defasında
Nefsime dargınım hordur Efendim

Güllerim sır olmuş cellât dikenler
Mukaddes yoluna erdir Efendim

Soldurup gülleri zehir ekenler
Kokuna vurgunum vurdur Efendim

Yokluğun kokladım bekleyip durdum
Sensizlik zulmettir zordur Efendim

Ben sanki sarhoşum ağu içmişim
Azaptır her günüm nardır Efendim.

Muhteşem mâzide çığır açmışım
Şimdide sürgünüm durdur Efendim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülmedim

Vatan bizim için kutsal anadır
Hainlere mekan oldu gülmedim
Arif olan anlar büyük manadır
Hülyalarım ziyan oldu gülmedim
Bu nasıl gidişat bir akıl verin
Gayyadan ocağım mahşerden yerim
Emanet edene bilmem ne derim
Dört bir yanım hazan oldu gülmedim


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülmek Zillet

İnâyetle tek celsede uyandım
Kamet sesi kutsi rehber dün var ya
Tasa keder dere tepe dayandım
Gerçeklere kör oluşlar hem var ya
Tasasızlık vicdanlara dökülmüş
Çoraklaşmış emekliyor ne kalmış
Dilsizlere lâf yetiştir çokbilmiş
Sen mâzini hor görüşün sen var ya

Üç kıtada huzur vardı sen varken
Uyuyamam namlu sesi parlarken
Gülmek zillet yeryüzü kan ağlarken
Gözyaşları uyanıştır nem var ya

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülmeyin

Gurbet harında piştim
Gülmeyin hem deliyim
Çermesu’da yetiştim
Gam tüter çıralıyım
Hasret vakti uyandım
Biran Micingirt sandım
Sarsıldım ve dayandım
Nerdeydim nereliyim

Meltem esti serinden
Beste beste derinden
Korkar oldum yarından
Aslında yaralıyım

Köy kokuna kurbanım
Feda olsun bu canım
Matem tüter her yanım
Yas tuttum karalıyım
Düşündükçe yutkundum
Yutkundukça yutkundum
Uzaktan dua sundum
Yoksam da oralıyım

Köylülerim haz ettim
Duygulandım naz ettim
Ve derdimi arz ettim
Köyümün moraliyim
Mezarlar arşa değdi
Hüzün sesi O ney’di
Ağladım başın eğdi
En başta sıralıyım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülmeyince

Her hâlim şikâyet inceden ince
Cürüm yudumlarım keşke deyince
Sözlerim misyoner akâid aksak
Vakti öldürürüm aşk gelmeyince
Ve ömrüm uzanır sebât değince
Ruhum yaprak döker başım eğince
Sevgilerim yoksul biryanım eksik
Bana gülmek haram sen gülmeyince

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülüm

Bakma benim gülüm arsız halime
İçim kıvrım kıvrım kasavet gülüm
Bir de bana sor sor ahvalime
Her gün bana hicran ve zulmet gülüm
Nutfeden hidayete
Kabirden kıyamete
Ne mavi rüyam var ne hülyalarım
Beşinci mevsim mi hadi ordan be
Ne mevsim kaldı sus ne rüyalarım
Katlettik baharı yıllar harabe

Her şeyi biz yarattık
Hâşâ neyi var ettik

Ağlayamıyorum ziyan oldu yaş
Ben gülemem gülüm gülemem artık
Ne kalpte heyecan ne sevgi ateş
Ne olacak halim bilemem artık

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Gülüyor musun

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye
Markat olan yere geliyor musun
Hangi ecel yeter ömrü itmeye
O kadar yakın ki biliyor musun
Okunmadık duâ kaldı içimde
Nice dirilişler öldü içimde
Kim bilir yalnızlık  n’oldu içimde
Çok ağla buyurdu gülüyor musun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Günahına Ağlayan

Farkedenler görenler,görenleri göreyim
Susun be dürtülerim kahrolası ben neyim
Sen ben yok biz var dinde
Ödünç yok hak indinde
Kafam dolu kafam boş yatıyorum ayakta
Şehir yorgun ben bitkin irşatçı uyumakta
Yağmur kesik su demde
Tepem gezer ensemde

Mısraların düşüşü rüya mevta gecemde
Yalnızlık ataşları irfan bilmez hecemde
İlmek ilmek desem de
Yok yok hadi be sende

Yârim kimdir dostum kim kim müebbet kimler hür
Hem güzellik büyüklük esmasında tekebbür
Akli putundan inde
Tevazuya bin dinde
Göz kulak organlarım her şey verene ayan
Çokşey bırakıp gitti  “başkasına ağlayan”
Urfa Isparta Van’da
Belki ulu divanda


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Günahlar

Yasak der Kur'ân sünnet
Mahvedici açık net
Sagâir ve kebâir
Fâsık şirk küfre hayır
"ism, zenb, isyan, cürm"
"Keşke" yoksa uçurum
Tek perde oyun çekim
Azap ateş nitekim

Yedi helâk duyurdu
Kaçınınız buyurdu
O mübârek ve ûlu
O Allah'ın Resûlü

Hem O'na şirk mi hâşâ
Sihir dil vurmak leşe
Dehşet cehenneme denk
Haksız yere öldürmek
Şiir hâk ise câiz
Dini yıkımdır fâiz
Gayya çukuru açan
Korkup savaştan kaçan

Zinâ namus iftira
Müstahak şedid nara
Pişmanın de rücû et
Tevbe eşsiz ibâdet
Kul aciz ya vermiş yâr
İltica ve istiğfar
Boş vermek şeytan atı
Münafıklık sıfatı

İns olmanın tapusu
Gerçek tevbe kapsı
Günah dağ olsa Derki
Şirk’siz gelin yeter ki

Edep ile müsaade
İzâhattan ziyâde
Hâvf-recâ eşsiz terim
O Allah  Affı kerîm
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Güneş

Aşk güneşin sesi var
Kokusu gölgesi var
Anlatılmaz tebessüm
Kimine kızgın kabir
Yağmura renk şarkısı
Mor dağların atkısı
Zulme zulmet nura nur
Zıtlıkların tıpkısı

Mahvı kibri aleve
Ateş boşa mı deve
Hararetle ışıyor
Yeterince her eve

Zemheriyi dürtüyor
Dört mevsim yürütüyor
Kâinat kucağında
Ateşi öğütüyor
Güneş kızıl güneş ak
Başucumda çok ırak
Değişecek tarifi
Endam etmeyi bırak

Aklet güneş yaz kış mı
Kanat çırpan bir kuş mu
Hayatından ta arşa
Birleştiren yokuş mu
Güneş gayyadır kinde
Sır var sırrın içinde
Güneş sırrı işitmek
Ekincidir ekinde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Güneş Gibi

Kalbimiz düşünecek düşünmek yürek işi
Ateş köz bırakacak bin bir şehadetlere
Akif’i dinleyecek dinleyemez her kişi
Şuur kazandıracak sözde ibâdetlere
Kalp demek tevekküldür teşbih yüzlü aylara
Sus'u dâva edecek seherlerde beş gibi
Dillere insanlığa ekmeğe buğdaylara
Rengini yansıtacak İslam’ı güneş gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Güzel

Cennet izâhsızdır kimine özel
Kıymetli varlıktır el ayak göz el
Sermaye emânet tâbi ol O’na
Aşkla, helâlinden öp beni güzel
Sevmek güzel lâkin özletme beni
Fazla azap verme yosun göz emi
Kader bu iman et tâbi ol O’na
Misâli gerçek say, yaz hikâyemi

Gözyaşı yıkarmış her güzel yüzü
Yüz yüzü yuyarmış temyiz temyizi
İçten el’amân et tâbi ol O’na
Belki pâk rüyalar aşk vuslat izi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Güzellik

Güzellik huzur verse
Çirkin silinir gider
Hem kalptedir ne varsa
Gerisi sevinç keder
Güzel bitimsiz kevser
Saygı varsa göğe ser
Bir başka poyraz eser
Mest eder öper yer yer

Ruh güzellik nedeni
İffet süsler bedeni
Hilaf varsa vur beni
Şiir kemikten çeper

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hacı Bayram Veli

Koştum harına piştim
Gülmeyin ben deliye
Kanat taktım yetiştim
Gavs-i zaman veliye
Ankara’da uyandım
Kendimi şâir sandım
Sarsıldım ve dayandım
Hakka burhan veliye

Meltem esti serinden
Beste beste derinden
Akşemsettinlerinden
O kahraman veliye

Sultanım âh sultanım
Gül kokuna kurbanım
Feda olsun bu canım
Cismi nurdan veliye
Yaklaştıkça yutkundum
Yutkundukça yutkundum
Bir buket duâ sundum
Âlem kurban veliye

Ankara’yı haz ettim
Duygulandım naz ettim
Ve derdimi arz ettim
Derde derman veliye
Sevincim arşa değdi
Kimin sesi o neydi
İnsanlık başın eğdi
Hacı Bayram Veli’ye

21.05.2006 Ankara

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hacklenecek

Korkum sokaktan yana
Kim neyden saklanacak
Bu nasıl bir kampana
Yok mudur aklanacak
İzan ve uslarıyla
Aşksız namuslarıyla
Yenilgin hisleriyle
Gâvurca hacklenecek


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Haç Hilâl

Mesafeler at sırtında karnaval
 Hak yoluna korkusuzca koşturduk
 Kapı kapı kaç kıtada kaç Hilal
 Ülke ülke kıta kıta coşturduk
 Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl
 Mesafeler at sırtında karnaval
 Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl
 Sonsuz kervan ulu şafak Üç Hilâl

Behey şaşkın kalk ve yürü bu ne hâl
 Izdırap yok şehit mezar boş verdik
 Yürüyorum kaç kıtada kaç Hilâl
 Ateş düştü yaralarım deştirdik
 Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl
 Behey şaşkın kalk ve yürü bu ne hâl
 Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl
 Sonsuz kervan ulu şafak Üç Hilâl
Sen Fatihsin sen Hamzasın sen Bilâl
İrem bağı Hira Dağı aşk yurdu
 Kapı kapı kaç kıtada kaç Hilâl
 Öze dönmek füsunlu şey hoş durdu
 Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl
 Sen Fatihsin sen Hamzasın sen Bilal
 Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl
 Sonsuz kervan ulu şafak Üç Hilâl
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Haçlı Şürekâsı

Ne çok kefereler solum ve sağım
Yuları kaptırmış şeytan dürtüyor
Aziz şehitler var unutmadığım
Yumruğu sıkmışım kin püskürtüyor
Fütursuz kalemim keskin ve hürüm
Kim o kanlı merkez kimin Nemrut’u
Hakk’ın fermanını ezberletirim
Mutlak devrilecek gâvurun putu

Cürmü ile gömdük o kahpe eli
Tevhid salasını saldık geceye
Âh be Âkif dedem “namahrem eli”
Göğü parçaladı sığmaz heceye

Sığmaz dedim sığmaz söz kalır yaya
Çanakkale gibi ellerde kına
Ne yassak az gelir o hatıraya
Hilâli kazdırdık küfrün başına
Hatırlar mısınız Hilal’i tuğu
Haçlı şürekâsı ve bin bir hile
Asrın imbiğine astık sancağı
Ezânlar okundu şehâdet ile

Toprağı öperken şehitleri bil
Bu topraklar kutsal hıfzetmek pâye
Yolcu dava zafer sefersiz değil
Müjdeyle yoğrulmuş dönmüş Kâ’be’ye
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hainler

Hâinler ülkemin köşelerinde
İblisle pusuda koyun postunda
Kin akar viskili şişelerinde
Kaybetmiş namusu eli dostunda
Trabzon Şırnak’tı ve Kızıltepe
Kardeşi kardeşe vurdurur durur
Mehmet’e taş atar bak hele kelpe
Kahpece planlar tutmaz kudurur

Ne fikir ne zikir ne vatan bilir
Satılmış beyinli itin uşağı
Atınca kodese geberebilir
Elinde paçavra kızıl bayrağı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hakikat

Söz var ki üstüne başka söz olmaz
Hodgâm diyarlarda gören göz olmaz
Düşünce kör küstâh maddeye mağlup
Ahlak hakikattir imtiyâz olmaz
Sözlerim muhacir nefesim yolcu
Tevhit tek kelime görmez moğolcu
İffetin örtüsü caddeye mağlup
Siyon icadıdır sağcı ve solcu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hakikatin Gözyaşları

Gâh insancık gâh it gibi
Düzenin süslü hoştları

İhtiyatsız kilit gibi
Mâbedi köşe başları

Muhtevası tenkit gibi
İfşaattır bahşişleri

Aslı kayıp taklit gibi
Domuz derisi dişleri

Secde görmüş ifrit gibi
Selamlamayın puştları

Bağımlı parazit gibi
Kan emmektir yaz kışları

Nihayeti çek git gibi
Tasvirlenmez gidişleri

Hayal meyal vakit gibi
Mestanlaşır bakışları
Beyitlerim sâkit gibi
Hakikatın gözyaşları
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hakikatte Biz

Dizboyu polemik fikrin küfesi
Tezat hışırtısı yönü tarifsiz
Yığın tamtamları hiddetin sesi
Kimin anlayışı hakikatte biz
Tevhiddir tek tarif hâlin hâlime
Kardeşe ayrılık ateş kelime
Cürmünü götürme öte âleme
Kimin anlayışı hakikatte biz

Kurtçukları yazmak istemem ama
Çomarların hırçın sözlerin yama
Elim yakandadır hem umursama
Kimin anlayışı hakikatte biz

Vazife mübârek çetinden çetin
Duası olmuşsun madem ümmetin
Vicdanı olmalı samimiyetin
Kimin anlayışı hakikatte biz
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hakk

Sıcaklığım kar kış buz
Hâvf recâ tasam benim
Olamam hep kaygusuz
Hakikat yasam benim
Cennet hâşâ emin kim
Dur yolcu kıssam benim
Nisyânı bol mümin kim
İtirâf hissem benim

Hevâ heves kim tanır
Ateşten masam benim
Ve gözlerim kapanır
"Hakk" anayasam benim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hal Oldu

Zaman zaman senle senden ziyade
Nedense hep sessizliğin yaralar
Tefekkür mü yüzündeki ifade
Beni sarsa bu sendeki veralar
Bir selam ver aylar geçti yıl oldu
Gözlerim bak yüreğine dayanmış
Unutma ki senden bana hal oldu
Deme sakın benim için kim yanmış

Uçuşuyor kelimeler heceler
İçimdeki nağmelere yer arar
Ses veriyor sensizlikten geceler
Neden bilmem bu mevsimler şivekâr

Peşin söyle hal diliyle sözünü
Vuslat tütsün hemdem ile ufuklar
Gölgeleme gün görmemiş yüzünü
İkliminde buluştursun şafaklar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hâl Ve İfâde

İnsanlık karanlık insanlık aktır
En büyük dürtüsü vakti çalmaktır

Muhâkeme yoksa derdi de yoktur
Dertsizler delidir ya da çocuktur

Her şey tükenmeye mahkûm haliyle
İster şâirle ol, ister valiyle

Ne güzel yok olmak, var’ın izinde
Aşkın pahası âşk, yârın izinde

Varlığım yokluğum teslimin eli
Kiminin bilinci hikmet döşeli

Yer yer derinlikler yazarım elle
Fark etmez yaz kış uyku ecelle

Sözün hakikati beyitler mâdem
Haddini bilmeli hâl ve ifâdem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hala


Silikleşiyor her yan
Mutlak vardır bir durum
Nerde menzile varan
Boşa dövünüyoruz

Söz çok pervasız boru
Azgın aygır bir sürü
Direnmekten ötürü
Şaşkın seviniyoruz
Serüvenim hiçlerde
Bir kulağım maçlarda
Koşuyoruz uçlarda
Hâlâ övünüyoruz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hâlâ Gelmedin

Unutamadığım ismin andığım
Mor çiçekler açtı hâlâ gelmedin
Nerelerdesin sen yârim sandığım
Kasırgalar geçti hâlâ gelmedin
Kimseler duymasın gözlerime bak
Ben sende kavruldum güneşte toprak
Gel firar bahçemde uç yaprak yaprak
Zaman zehri içti hâlâ gelmedin

İffet reçinesi tenha geceler
Zihnim muallâkta nasıl niceler
Yuvayı besleyen derin heceler
Vakitlerim kaçtı hâlâ gelmedin

Uzun hava çaldı bam telimde dün
İçimde fışkıran köpüğü yosun
Sensiz çığlığımı duyuyor musun
Ömre ömür biçti hâlâ gelmedin
İçli uçurumlar koş adım adım
Bir yığın sözüm var birkaç saatim
Yüreğim yanıyor anlatamadım
Öldüm gece üçte hâlâ gelmedin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Halep

Namussuz zelzeleler, namus lisânda kalan
Hayasızlık cehennem, neden suskunsun hâlen
Küfrün karanlıkları, hangi vicdan hoş durur
Hangi vicdan kör sağır duymazlığa koşturur
Cesetler püskürüyor, ölenler Müslüman hep
Âh insanlık enkâzda Halep namustur Halep
Haçlı çanı çalıyor, maskeli medeniyet
Dört bir yan müstemleke, kirletildi hâysiyet

Affet bizi Allah’ım, affet bizi ey Nebi
İzân irfân musâlla, dört biryanım ecnebi
Zeynepler çırpınıyor hayaletler şirk Beşer
Müminler dilsiz tabut, sefil payanda beşer

Ve köşeler lağımlar, vahşetler tutuyorum
İnsanlık mevt lahdine benzetip yutuyorum
Öl sen İslam âlemi, öl ki ölüdür yazsın
Sen ki garba oyuncak, aymazdan da aymazsın
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hâlik’im

Yâ ilahel alemin bizi düşürme dara
“İsteyen yok mu diyen” ben geldim yüzüm kara
Hâlik’im sığınağım, benim güzel Allah’ım
Çaresizler çâresi, hâşa sensiz ne çâre
Ya ilâhel alemin bizi düşürme dara

Yerin göğün sahibi senden başka kimim var
Ümmeti bütünleştir cemâline kurban yâr
Hâlik’im sığınağım benim güzel Allah’ım
Sen  Erhamerrahimin ben çaresiz günahkâr
Yerin göğün sahibi senden başka kimim var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hamdolsun

Hamdolsun bu yaşa hamdolsun asra
Çöllere mevsime güne hamdolsun
Sonsuzun bağrına as  beni mısra
Bu güne yarına düne hamdolsun
Ayıp kusur madem dil ile beden
Yolun süvarisi nefsle harbeden
Mükâfat ter döker alır şükreden
Allahü teâlâya dine hamdolsun

Kelebek farkıyla birkaç saniye
Görmemezlik kime hem isyan niye
Yüreğini yalvart yaslan fâniye
Gecenin kadrine bine hamdolsun

Kudretin lütfudur hamd bir tek hece
Şükredenlerden ol tutuşsun gece
Ölümü öpüştür ölmeden önce
Raptolduğun vakte ân’a hamdolsun
İnfaka namaza yıldıza aya
Bir lokma ekmeğe bir yudum suya
Kur’an salavâta ezân salaya
Ve elhamdülillah o’na hamdolsun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Harakânî

“Sözlerimi dinleyin civanmertler nüktedir
Kutsiyet deryasından süzülüp gelmektedir”

Buyurmuş namaz zekât abitlerin işidir
Afetleri alt etmek yiğitlerin işidir

Sonsuz olur çilesi Allah’ın erlerinin
Muhabetullah yolu meşrebi pirlerinin

Kalbiyle O’nu arar; dili O’nu zikreder
Gözüyle onu görüp cömertliği fikreder

“Sûfi mahlûk değildir” sûfi Hakk’ın aynası
Ötelerin tebliği âşıkların hırkası

Hırkanın adabından abdest ve gözyaşları
Şeyhle yanan dervişler söndürür ataşları

Havf recâ iki kolu, beli sabırın adı
Gerçekte ilâhi aşk, tasavvufun maksadı

Aşkı şiâr edinmek seyr u sülûk nimettir
Mânevi sarhoşlara, hırka istikamettir
Dervişlerin pirlerin hırka giyim tarzıdır
Bir’e teslim olmaktır, bağlılığın arzıdır
Kırk yıl bir ekşi ayran hem bir yudum su niye
Meşrebi benzetilmiş Bayezid Bistami’ye
İrşâd ve terbiyeci tevazuun zirvesi
Müminliğin idrâki Vahdaniyet’in sesi
Der nefsin ayıpları dönüşümü benliğin
Harakani irfânı, şeriâtı şenliğin
O Rabbânî harika anlatamaz beyit hem
Gâvs peygamber varisi Ebu’l Hasan seyit hem
Mürşit kerâmet ehli maksûda erdiler bil
O fütüvvet tohumu civanmert ve mükemmil
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Harman Tevekkül

Hacı bekler gibi bekledim sizi
Öyle mahsun sessiz susuyorsunuz
Tebessüm terketti ocağım yüzü
Yataklar Sibirya yaralarım tuz
Kaf dağından doğrult mektup at bana
Güzel şey sırala binbir umutla
Bükülmez sabrından biraz sat bana
Yahut belimi bük ömrümü katla

Tarihsiz talihsiz mevsim geçmiyor
Suskun haykırışlar imân tevekkül
Sabır boşluğuma es kader diyor
Hasadım tevekkül harman tevekkül

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Harsıntap

Köylülerim duyarlar mı bilemem
Amcalarım teker teker göçmüş hem
Gece gündüz  mezarlığa dolarken
Şu şâire yer kaldı mı bilemem
Göğsüm yanar gam gayesiz olamam
Vurdumduymaz davulları  çalamam
Bey dedemin yadigâri kalırken
Toptaş maşat kekiresiz gülemem

Tezek yapma höllök kundak bulamam
Ağlez gobut ağbunlar yok kalamam
Gidin sorun böyüklere bilirken
İnek öldü ğab kesildi söz tamam

Gınama beg yarım asır oldu tam
Vefasızlık arş titretir kızamam
Şilte beni kucağına alırken
Parpılayıp pazenleri bozamam
Bura papaz bura haham gâh yamyam
Besmeleyle insan eti yiyemem
Guduz itler salyalari salarken
Ermenin uşağları diyemem

Arsızlıklar tümseğinde azamam
Ben ölürken zevk köpürür kimde gam
Ben soysuza sövmem gardaş yerirem
Hoşt dürzünün düttüriği uyanan
Triplex ev mağaralar duy anam
Tuman bilmez cıbıldaklık şöhret nam
Mücazatlar hep arkamdan gülerken
Yonca yemiş öküz gibi tozamam

Vicdan salon vicdan ağıl kom hamam
Vicdanları aşgarlanmış tastamam
Kazan'ımda geven yakın  ölürken
Çok şeyler var yaz demeyin yazamam

Çermesu’da eylesezde razıyım
Neyse deyip neylesezde razıyım
Birer elhem söylesezde razıyım
Meczuplarlan ney'lesezde razıyım
Şeyler ile şeylesezde razıyım
Harsıntap’a guylasazda razıyım
Mihrakları peylesezde razıyım
Yokluğumu  oylasazda razıyım
Kil getirip faylasazda razıyım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________
Hasat

İzâhtan mahkûmum yâr’a bıraktım
Sebebe gönül yok var'a bıraktım
Takdir elbet o'nun ferman eylemiş
Sebebi yaratan bir'e bıraktım
Tevekkül kokulu töre bıraktım
İki cengâveri köre bıraktım
Ne derse amenna derman eylemiş
Sonsuza muttasıl yara bıraktım

Hakikat sabrımı zora bıraktım
Hâlbuki perdeyle ara bıraktım
Kimler hasadımı virân eylemiş
“Rezzak” zâyi etmez kâra bıraktım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
HasbinAllah

Israra ses veren sükûtu dinle
Hikmet ehli için frekanslar var
Hayret kardeş olur kimi derdinle
Hicran solukladı nice bâhtiyar
Yer gök tekmil verir her sabah erken
Güneşte hararet bulutta sükûn
Çaba sarf eyleyip idrâk dilerken
Duâya sığındım yine ben bu gün

Seccadem çöl gibi yüreğim tipi
Tatbikat başladı hemen peşime
HasbinAllah dedi yolun sahibi
İstikamet verdi yakarışıma

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Haset

Anlamlı vâkitler düşle yarına
Nâsip kısmet çaba hasat gizlidir
Yüreğin al götür hiç pazarına
İrfânı diri tut fesat gizlidir
Beyne sığdırılmaz uzundur davam
Herkesi ben sanar ben giyer avam
Hak’tan uzakIaşmak korkularım tam
Ve büyük hakikat haset gizlidir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hastayım

Tezgâhlar pirinçten loş kavisleri
Dört duvar arası kalmış yastayım
Felç olmuş kardeşlik ve bahisleri
Dört biryan şer bela dalmış hastayım
Mümkün mü arzuhâl alnım mabette
Kararsız secdeler züldür elbette
Paralar fâizde ben ibadette
Farzlardan zekâtı silmiş hastayım

Aç dolu sokaklar gözlerinde yaş
Cennet ucuz mudur değil arkadaş
Mizan yaklaşıyor bak yavaş yavaş
Vehimleri öne almış hastayım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hâşâ

Gecem sabra muhtaç sabrede koşa
Sabır-dert  yazalım toprağa taşa
Bir şey olabilmek çok şeyi terktir
Beni derdim ile koyun baş başa
Huzur sevgi rahat ateşim serde
Çile baş üstüne varsa kaderde
Ölümü şikâyet küf sözdür  hâşâ
Öncekiler hani sonraki nerde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hatırlayabilsem

Ağır rüyalarda yürüyorum saati şaşırtarak
Vuslata koşturuyorum kan ter içinde
Ben rüyayı severim aslında
Mışıl mışıl gönlümce
Her şey sâde ve mahzun
Yolculuğa çıkarır menfez aralarında
Yeşil poyrazlar estirir kerem misali yakar ara ara
Garipsi lavanta güzelleri gelir mağlup eder idrâki
Ah bir hatırlayabilsem duyuverseniz

Aynalara bakar türküler çığırırım
Hatırlayabildikçe dönerim efkârlı yalnızlıklarıma
Yıkarım heykelleri dumrul kesilirim
Yırtarım ortalığı celallenirim yumruk atarım pencereye
Haykırırım boğazım yırtılırcasına
Uzak karanlıklara, kederlere yaslanır
Gözlerimde yaş fırkata meydan okurum
Güneşi kızartır  bulutlarda boza pişiririm
Yıldızları toplayıp  haydutlar kovalarım
Geceyi bozguna uğratırım

Hele akşamdan yatarsam
Uykunun kıyısında karanlığa dökülüp
Kâbusum olur üç harfli varlıklar
Tepemin üstünden enteresan surette
Gecekondularda uçuşur ensemden koşturup
Hep beni göğe çıkarır duvarlara vururlar
Bir acayip sesle gelirler yığın yığın
Ayaklarım titret bakışlarım buz kesilir
Bakmayın dediğime şirin şey namussuzlar
Sokağın çocukları

Rüzgâr nağmeleri duyulur
Zifir maviye çalar
Duman yükselir tepemden
Terlerim çürürüm kendimce hafilerim
Ömrün rıhtımına yanaşırım
Amansız bir macera kaplar ruhumu
Mezar taşlarını okurum
Otların arasında
Kaleyi gezer kümbette oturur
Arkeolog kesilirim
Zıgav’ı kucaklar şeremet’e koşar
Zakkum budar palmiyeler ararım
Anneme koşar yârime ezberletirim
Usul usul  ıssız rüyaları
Sekinetle
Hislerimi düğümler sabır toplarım
Eyyub’un bahçesinden
Ölen geceleri kefenlerim
Hasreti everir vuslatı çağırırım
___________________________________
Takke takarım beynamazın başına
Uzatırım ayaklarımı çakırkeyif
Sonra unuturum tüm olanları
Ah bir hatırlayabilsem
Yaşlı bir çınar gibiyim aslında
Susuz kalan karanlıkta üşüyen
Dallarım çıtkırıldım
Alnından öptüğüm yağmur nerdesin
Dibimde namussuzlar
Gölgeliklerimi ezer tepinir nâra atar
Mezarımda kadeh vururlar

Şerefe der ben susadıkça
Şerefe dostum şerefe
Ah şeref nerdesin
Gövden pek doğurgan ve gözlerin soğulmuş
Tıpkı yetim anası kalp atışların

Yüzün kırık tabut bakışların korkusuz
Dört mevsim ölüm sağıyorsun ölüm
Farkında mısın şeref
Cigaram haraç rüyalarım silik
İdrâk ezelden mahpus
Gecenin ırgadı mıyım ne
Ah bir hatırlasam
Birbaşkadır şafağı yaran rüyalar
Sönmese rüyalarım sönmese
Ah bir hatırlayabilsem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hatice

Gözyaşı yüzümü yıkayana dek
Cürmüme bürünüp ağlayamadım
Virân mezar her yan üst üste tek tek
Kendimden arınıp ağlayamadım.
Boğazda bakıştık umutsuz gece
Elinde mendiller bekler Hatice
Al dedim mendilden vcdandan cüce
Hatçeye sarınıp ağlayamadım

Ürperdim utandım yüzü rengârenk
Ağlama sus amca mendil diyerek
Bağışlanmayacak bir yığın yürek
Geceye sürünüp ağlayamadım

Sözünü tut artık konuş hey şair
Para pul şöhret şan sanat vesair
Belli ki çok hesap sorar bu şiir
Mısradan korunup ağlayamadım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hâvf

Varlık ırmağından kaçarım gün gün
Gelip selâmlayan çukur eşmeden
Sabahlarım gece  uykuda ölgün
Recâ gözlerim ebedîleşmeden
Harikulâde yok bozulur albüm
Bir kemik parçası kefenden ince
Etrafı çevreler durunca kalbim
Ne varsa hâvf olur toprak değince

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hayal

Mest etti cazibesi o gün karşıma çıktı
Aşk döküp tez uzaklaştı meftun oldum güzele
O an bir şey der gibi sanki bana âşıktı
İmkânsız tasavvurla hayal ettim el ele
Belli ki bu her zaman hırçın ve biraz asi
Tomurcuk nurlu  rüya yanakları engebe
Kaçar dönüp bakarken kimin eşsek sıpası
Yumak yumak gülüyor torun mu ne bu bebe

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hayallerimiz

Islat gözlerimi yalnızlık aksın
Yorgun sabahların yazgılarıyla
Beni sensizlikte arayacaksın
Umutsuzlukların çizgileriyle
Sakın terk ederken isteme izin
Çok şeye gebedir belki bu şehir
Ateş ve kelebek seçmemeksizin
Sönmeyen yanardağ mısra ve şiir

Benimle çoksun sen benimle teksin
Yine bak boşlukta hay ellerimiz
Benden gençliğimi isteyeceksin
Uçurumlar gibi hayallerimiz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hayat

Zâhir bâtın elleşmek
Elleşmeden kuş uçmaz
Tağutla cedelleşmek
Hak batılla uyuşmaz
Topla çıkar üç gündür
Dün bugün yarın haktır
Yokluk varlık düğündür
Hak bir ölüm mutlaktır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hayat mı

Yaralıyor beni buğulu yıllar
Bilmem nere koysam ıslak hisleri
Gövdem perdeleri ateşlerim var
Perdeyi arala gör hevesleri
Bükülmüş ölümler kopup geliyor
Anbean sokağın yangınlarında
Mizân musikisi ruhum deliyor
Zamansızlıkların hırçınlığında

Ne çok ihtiyaç var bir yağız ata
Süzlüp dağlara düşseydim keşke
Hayat mı derim ben yönsüz hayata
Uçsuz bulutlara koşsaydım keşke


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hayatın Mânâsı

Kardeş olan vampir tavrı dilemez
Her yol meşruluktur bozuk niyete
Cennet Mecusi'yle fethedilemez
Tükür petrollaşmış medeniyete
Yetimlerde çığlık lânet dahası
Kuduz köpeklere iltimas nesin
Hâin yığınlarla şer kahkahası
Var mı ayrı gayrı her şey herkesin

Marks'ın bahtı olma istikbâlinin
Secdeyle kucaklaş kulluk şanındır
Budalası mısın şaşkın hâlinin
Hayatın mânâsı Yaratan'ındır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Haykır Oğul

Seni sana terk eyle çevir o’na yüzünü
Kâsen dolar rengârenk âşk yağar perde perde
Kapan secdeye kapan arala kalp gözünü
Yol garip dâva garip bir mâzi ki yerlerde
Suffe ashâbı gibi nebiyi düşün oğul
Yırt zulmeti vecd ile kâfidir yaşın oğul

Düşün bedir’i düşün yardım gelir melekten
Suffe ashâbı gibi nebiyi düşün oğul
Gençliğini taçlandır hızlı koş gelecekten
Yırt zulmeti vecd ile kâfidir yaşın oğul

Yetim kalırsan şayet açılır sırlı kapı
Poyraz esmeye başlar eser güllerin gülü
Sarıl kuran’a sarıl var edenin hitâbı
Nurlu yetimi düşün çilelerle örgülü
Her nefes tövbe eyle cân emanettir oğul
Kalk yürü yavaş yavaş gayret nimettir oğul

Dünya bizi bekliyor biz yeteriz biz bize
Her nefes tövbe eyle cân emânettir oğul
Balı arıyı düşün karıncalar diz dize
Kalk yürü yavaş yavaş gayret nimettir oğul
Apansız bir yürüyüş kutsallar yağmalanmış
Karıştık gidiyoruz inançsızlık diz boyu
Öğütüyor gencimi kalanlar damgalanmış
Bir tufan ki esiyor çılgınlıklar kopkoyu
Kalk yiğidim kal hele yeniden doğrul oğul
Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul

Yağız at seni bekler  çok yolun var aşacak
Kalk yiğidim kal hele yeniden doğrul oğul
Emânetler sendedir yerine ulaşacak
Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul
Benzin kavruk ve hırçın bakışların karanlık
Mağlubiyet ard arda sanki uhud bu acı
Mütevekkil gül yüzlüm taht kurar kahramanlık
Ümitsizlik yok hâşâ yâr yoludur ilacı
Yoldaşın kim dostun kim zincirleri kır oğul
Nefsin sussun sen bağır hak için haykır oğul

Sen mahlûksun hem âciz nefsinle boğulursun
Yoldaşın kim dostun kim zincirleri kır oğul
İblis galebe çalar dilsiz şeytan olursun
Nefsin sussun sen bağır hâk için haykır oğul
Ömer Ekinci Micingirt



___________________________________
Haykıracağım

Yürürüm kuytunun pazarlarında
Her nereye baksam ölüm ağacı
Aklım hep kimsesiz mezarlarında
Yaşayanlar ölü taşlar duacı
Karı itekleyip yattım otlara
Çok şeyler gömülü yerde up uzun
Gözleri uzattım boş tabutlara
Hasreti serpildi sanki sonsuzun

Dörtlükler yazmışlar mezar taşına
Ben hüzün devşirip aşk kurcağım
Dört duvar arası toprak başına
Ve unutuldukça haykıracağım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hayme Ana

Mâzi şafak hüzün güz geceleri
Ağaran duygular omuzda sessiz
Ah be Hayme anam ve niceleri
Fırat’ı düşündüm özlemin eşsiz
Domaniç ve söğüt çeşmeleri ter
Yokluk uğultusu sesi duyulur
Uyan gel utandır yattığın yeter
Hep güzel rüyalar neden son bulur

Ne yazsam az gelir ne desem değer
Öperim mâziyi kendinden emin
Şiir şâir her şey yalanmış meğer
Tevhid bahşeylesin  rabbelalemin


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hayreyler

Bu nasıl bir dünya sırrı bilinmez
Hep benle beraber ah vahım benim
Vakit gelir geçer silsen silinmez
Anamın duâsı silahım benim
Aklım gurup etti hayâli yârdan
Besbelli gelen var uzak diyârdan
Günbegün eridim bittim efkârdan
Peşimden kovalar günâhım benim

Uzandım derine başucum dizde
Gönlümün mihneti yemyeşil gizde
Hüznümü serperken iklimimizde
Sonun kollarında aşk ahım benim

Keşkeler peşinden başlar bir niyaz
Anılar toplarım zarif bembeyaz
Uslu zamanlarda gelip sende yaz
Bambaşka bir tutku eyvâhım benim
Olurum hep sarhoş bir yudum suyla
Yorgun sayıklarım derin uykuyla
Yer yer değişirim sabrı duyguyla
İnşallah hayreyler Allah’ım benim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hazan

Sitem yok işveyle aramam seni
Hem zaten yüreğim arasında sen
Hislerim köpürür göremem seni
Zifiri sevdamın karasında sen
Senle bütün renkler aslına vardı
Gökkuşağı yüzün yarısında sen
Bütün mevsimlerim senle ağardı
Bilmem ki mevsimin neresinde sen

Tat oldun ruhuma gözlerimde nem
Sevdamın ahengi küresinde sen.
Gecelerim hazan sensiz cehennem
Sızılar yüreğim yarasında sen

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hecenin Çığlığı

Şiirde aslolan ifâde gücü
Mihrabı belirsiz savruk his değil
Manasız her hece tek tip görgücü
Şiir idrak etmek ihtiras değil
Hedefsiz tek hece şiire zarar
Kendince kendini şiirde arar
Haberi yok amma ayarsızlık var
Şiir münacaat örf miras değil

Uyak ahenk seyir maksadı seçin
Nerede ne zaman ne için niçin
Şiir baş kaldıra gerçek âşk için
Bâdeyi içiren maşuk tas değil

Şiir mavi yeşil belki renksiz mor
Şiir benden beter ben şiirden zor
Kaçtıkça arkamdan tam gün koşuyor
Üç mısra akletmek söz tahmis değil
Nazım yok ölçü yok yok adet oldu
Kametsiz sözcükler ibadet oldu
Niyet mevt fikirler istimdat oldu
Lütufla gelir bu ihtisas değil

Şiir saat değil zamana esir
Hep beni kahretti gayretsiz nesir
Azıcık kurcala kimler müessir
Bir sürü cümleler müesses değil
Şiir ses âşk sesi gözyaşı erir
Hep ahenk hep ahenk renge renk verir
Dirilir duygular tekrar yeşerir
Dört mevsim oynanır son piyes değil

Sükût ve temaşa tarifsiz henüz
Çağıl çağıl renk renk masmavi eşsiz
Mısraya gözyaşı eklense sessiz
Şâirin gözyaşı vicdan ses değil

Bakış duyuş ilham ve edebiyat
Şiir akşamları kime emanet
Tıpkı iklim gibi pek çok ihânet
Hecenin çığlığı bana has değil
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hep Beraber

Yaban olduk şu gurbetin ardından
Yetim gibi garip gibi el gibi
Annem dertli ahu-zarı derdinden
Ağır aksak yaşıyoruz gül gibi
Sevinç hüzün sürünüyor yerlerde
Kıymeti yok vefa özlem çul gibi
Raks türedi bizim köyde barlarda
Akrabalık üç asırlık dul gibi

Micingirt der toplansaydık ahenkle
Bayram seyran tokalaşan el gibi
Zafer yoktur hep kaybettik bu cenkle
Hep beraber sağır dilsiz lal gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hepsi Bu


Tipi boran desem kimse anlamaz
Birâz nefes arıyorum hepsi bu
Riyakârlar seyri bozar her namaz
Gözlerimi yoruyorum hepsi bu

Gerek yoktur anlatmaya halimi
Ütopyalar azdırmıştır zalimi
Gören var mı terbiyeyi talimi
Umutlanıp soruyorum hepsi bu
Bu yüzdendir paramparça amanım
Unutkanlık boyundadır zamanım
Esirgeyen bağışlayan gümânım
Tevekkülde eriyorum hepsi bu

Nere dönsem hâk ve bâtıl hayır şer
Parçalayıp insan eti yer beşer
Dilim sürçtü gerçeklerle beraber
Vicdan kutsal koruyorum hepsi bu

Korumazsam ihânettir bu huya
Lâfzım uzun yumruklarım eşkıya
Adım Ömer teberrüken hediye
Doğruluklar karıyorum hepsi bu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Herakles

Sebil müslümanın kanı
Unutturdu Arakan’ı
Geldi Herakles’in  lehdi
Kedicikler birde Mehdi
Tüm ekranlar verdi ama
Ben atladım bodoslama
Mücâdele tamam şükür
Dedem Âkif derdi tükür


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hercümerç

Müfsit fanteziler zevk safa nice
Ölü mevcudiyet yaşam sanarlar
Yığınla şakşaklar anarşist gece
Ne fıtrat ne huzur ne yok ne varlar
Vaziyet meşru mu getirin dile
Korkunç azgınlıklar nizamsız arlar
Kalbi satıvermiş hercümerç gile
İnsan kılığında tüm canavarlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hesaplaşma

Gerçek ve aslolan esas niyettir
Günahsızlık tavrı enâniyettir
Güç hesaplaşma mümince tavır
Ki bundan gayrisi hikmeti rettir
Mukâddes kitapta suç-günah nettir
Mükellefiyetler hep emânettir
Mutlak mahiyette vardır bir hayır
Günaha istiğfar sâmimiyettir


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hey Şair

Hey şâir konuş
ne var dizelerinde şâir
insana ait hayata dair

şâir laf cambazlığı değil
öyle değil dur birader
biraz hecelere eğil
İn aşağı in
ayakları harflerin
bassın yere sürünsün hâ
sürünsün ki nasır tutsun

dökülsün
ojeleri kelimelerin
anadan yeni doğmuş
masmavi nur topu gibi

dertlileri dizelerinle
bilmem anladın mı  şâir
ne var hayat ve hayata dâir
vesair
04.04.2005

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Heybe


Zamanın içinden zaman doğacak
Hafızam hep onu hep onu arar
İklim pek müsait desem de ancak
Sırların içinde nice sırlar var

Istırap hep bende vicdan valisi
Hodkâmla baş başa boylu boyuna
Belki de bir şaşkın köyün delisi
Kavga beni iter sırlı oyuna
Yine de her daim ümit sesi var
Gelecek beklenen günler aşk ile
Ümmetin heybemde inlemesi var
Tevhidi mimara kimler vesile

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Heyecan

Heyecanları hüzne boğdurdum
dörtbir yan hazan duvarı
ve ben hâla boşlukları
törpülüyorum
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hırıltı

Durmaksızın balayı hazzı sevdaya sermiş
Sırt sırta ve diz dize iç içe ve yan yana
Özgürlük akisleri aşk çukura gidermiş
İfadelere köpürür vicdan çarpar vicdana
Arkadaşlık hususi sırayla teker teker
Lağım yüzlü bebekler medeniyet son nokta
Yatın yatın uykuya  sonsuza gider teker
Kuş tüyünden yalanlar ölüyoruz toklukta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hırpani

Ahtapotlu yollarda
Özlem acı aşk yaşam
Hep gösteriş hep riyâ
Uzun uzun ayyaşam
İlkel, insanlık hâni
İdrak edin gülmeden
Ağrılarım hırpani
Ölebilsem ölmeden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hırs Ateşi

Kızgın çelik kelimeler
Emek zâyi ateş kordu
Çıban ivli söz imgeler
Sokak cellat akıyordu
Yalan dolu temelleri
Ağzı göğsü hem elleri
Ruhu arzu emelleri
Hırs ateşi yakıyordu

Kâfir değil mahrem eli
Yüreğime hançer dili
Melun gibi nefsin kulu
Yükseldikçe çöküyordu


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hicap

Hey benim buğulu sitemkâr yârim
Sevdanın sükûnu kaplamış seni
O zümrüt gözlerin içinde varım
Baktıkça sarıyor mahrem deseni
Her lahza tenhada hicaptan yana
Biz aynı bahçeden aynı yan yana
Dahası silinmez ziya ve mana
Peşinden koşturdu talih hep beni

Hislerim tüy gibi dört yanım lale
Bir başka yürürüm bindim hayale
Beşinci mevsimden seslensem bile
Zaman tamam artık halvet dönemi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hicâz Mevsimi

Bu gün takvimlerden Hicaz mevsimi
İçim alev alev gözlerim yosun
Randevu yaklaştı bekliyor gemi
Hadsiz bir koku var almıyor musun
Mukaddes uygarlık büyülü durak
Sevinç coşkunluğum çöktü yine bak
Hak ferman eylemiş başkayı bırak
Muhabbet serpilmiş solmuyor musun

Yolun dilencisi ölesiye ben
Mübârek beldeye gel der var eden
Ümit bavullayıp kavuşsak tezden
Mahşeri temsilde olmuyor musun

Turnalar göçerken gülü heceler
Gül yoksa gün öksüz doğmaz geceler
İsmini andıkça ruhum yucelir
Cennet bahçesini  kılmıyor musun
Bu hayat bir oyun, oku âyeti
Gün o gün aşk o aşk aşk İbadeti
İbrahim dedemin son  emâneti
Mukaddes mekânı bilmiyor musun

Ulvi sabırsızlık yolculuk başlar
Türk Kürt Çerkez Acem Arap Habeşler
Bir araya gelir cümle kardeşler
Kâbe'ye yüz sürüp kalmıyor musun
Sırat-ı müstakim ahval-i beşer
Nihayetsiz sofra âdeti îşâr
Diriliş şehâdet hayra döner şer
Maddeperestliği çelmiyor musun

Mekkem ve Medinem hikmet hâlesi
Halka halka yanan vecd meş’alesi
Ümmetin kurtuluş mücadelesi
Zafer nağmeleri çalmıyor musun

Mihrap minber tekbir yârim orada
Çokluğum yokluğum varım orada
Hasretim gurbetim zârım orada
Aşkın deryasına dalmıyor musun
Sıddıklar diyârı ne büyük yarış
Sırat-ı müstakim imâna varış
Bin yıllık bereket secde yakarış
Sonsuz dirilişe ölmüyor musun

Lebbeyk Allah Lebbeyk  meşher gülleri
Hüznün yolculuğu cezbe hâlleri
___________________________________
Hükmüne sunalım arzuhâlleri
Ölüm uyanmadan  gelmiyor musun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hiç olmaz

Hayat gölgesinde söngün bir bakış
Bir nefes bir selam sır ifşa dünya
Ne olur görünüz tekrarsız akış
Lâ edemediğim ben’im dedim ya
Gıpta etmeyiniz bir yanım yanık
Bendeki dörtlükler izâfi küldür
Cürümler ziynetim zihnim dağınık
İdrâk ûs dururken kim ne mesuldür

Yürürüm endişe sokaklarında
Pörsük bedenimle şafağa kadar
Yanarım güneşin dudaklarında
Kendine yaşayan eşeğe kadar

Yaşa dürtülerim yaşasın alkış
Yaşasın dörtlükler yaşasın hece
Cehlime yürüdüm gerçekte yaz kış
Gayyaya taş yığdım kaç bin derece
İki kere iki vehmi ne eder
Dehşet deresinde boşa uçulmaz
Vebâlı borç alan pahalı öder
Cürmü bilmem amma tespit hiç olmaz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hikmet

Sırra yelken her şiir
Şiir sırra ne verir
İmge mâna vesair
Hikmet
Hayra hayret hâlidir
Sükût gayret hâlidir
Bazen seyret hâlidir
Hikmet

Huzur sevgi temiz ak
İhanete pek uzak
Emre uymaktır ancak
Hikmet

Velilerin ziyneti
Sesleniştir niyeti
Elçilerin ismeti
Hikmet
Belki yeşil mavi mor
Sonu fark et kafa yor
Çile varsa geliyor
Hikmet

Endişe et düşün dur
Onda gizli rahmet nur
Davran seninle yaşar
Hikmet
Her şey kendini idrâk
Teslim ol sözü bırak
Liyakatte son durak
Hikmet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hikmetle Bezendik

Renklere yapışıp sığınma ırka
Çok şeye vesile veysel’de hırka
Hikmetle bezendik bilmem kaç fırka
Lezzet imandadır gayret marifet
İner mi yaş elli olunca kırka
Kullukta şehâdet en büyük marka
Rızasıyla bakın çevrilen çarka
Ahmağa hiçliği gel de tarif et



Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hilaf Yok

Seyrimize taşıyor gömülürken her dizi
Savuşurum başta ben diz dize hizadayım
Körpe bir ağıt gerek su aldı teknemizi
Cehenneme komşuluk dehşetli cezadayım
İhânet sebilinde hem nasıl söz edeyim
Gözlerimi karartıp sözü dansöz edeyim

Darbeliyor sömürge biz bizden uzaklaştı
Sürüklüyor nereye mevta hayâlıkları
Paraperest budala deyyuslara yaklaştı
Emperyalle oynaştı zillet kayalıkları
Şüphesiz hicvederim iffetten alıkları
Geçmişten geleceğe boş kalabalıkları
Kabil'e Habil gerek gerekleri düzenin
Kim nerde nerededir yüz gitmiş yüzden ayrı
Şuursuzluk hilaf yok antikası müzenin
Kusura bakma gibi pek yaban bize gayri
Mısra ütopya değil konuşan dize gayri
Utançlar yazacağım saygım var size gayri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hilâl Gölgesinde

Türkmen'im Kürt benim ölecek yaşta
Çanakkale'yiz biz renk renk hepsiyle
Hakk'ın yumruğuyla varız savaşta
Şehitlik satılmaz altın tepsiyle
Türkmen dağlarına dalaşıyor it
Beyninden vuruldu vurulmaz derken
İsrail'den sonra Rus'a van minit
Putin Yahudi'ye selam çakarken

Sinsi tezgâhlarda kurulan tuzak
Bayırbucak Sinop Bayırbucak Van
Kim kimin ırgadı zehirden kızak
BirLEŞmiş milletler üç beş hükümran

Şiâ Esed Rusya çalıyor çanlar
Hışmı hasmı benzer hep aynı gemi
Nerde kaldı kızıl bayrak açanlar
Sona saklıyorum derin öfkemi
Tanzimattan beri kim kimin sesi
Hile desiseler batının yüzü
Tekrar yazılacak marşın bestesi
Hilâl gölgesinde bütün yeryüzü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hira'dan

Vuslat tutkusuyla iktifa edip
Kalbi arı duru verdi var eden
Hal itibarıyla edeptir edip
Hissedip çıkarır akı karadan
Ruhunu aklını adabını bil
Aşkı şevki dili yapma sıradan
Öteyi dert etmiş saadetli el
Bana şeyler söyle özü Hira’dan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hissedersin

Gece ve sessizlik tenhada dinle
Bitimsiz ritimler silinir gider
Sevda besteleri ve ben seninle
Dökül yüreğime salınır gider
Gözlerin rayiha seninle eser
Her halin ibrişim dudağın kevser
Sus seni istemem hele elin ver
Süzülür sitemle alınır gider

Hüznümü kucakla seni bırak ta
Ruhumuz aynı yer kalma ırakta
Beni hissedersin şiire bak da
Büyülü bir rüya bölünür gider

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hizâ

Eyvallahlarım var kaderden yana
Bir nefes hesabı epey işim var
Uzanıverse de mûsibet bana
Gündüz gecem şükrüm secdem beşim var
Müptela olamam düğüne toya
Yolcu yola gerek yolcuyum mâdem
Kimler hayret eder bendeki huya
Doğrular dik durur demişti dedem

Hakikat yazsam da veli değilim
Lâkin eren gördüm girdim hizâya
Pişmanlık bilirim deli değilim
Bundan başka söz mü sükût ve hâyâ

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hizmet Nimettir

Coşkun sular gibi koşun bu sese
Yediden yetmişe yayın herkese

Zerreden kürreye yol perde perde
Her yanda güzellik ahenk her yerde

Gözyaşı ateşle koş zirvelere
Ezelden ebede yürü o yere

Muştu bestesini çal beste beste
Nefsi boğazlayın kalsın kafeste

Uhrevi tebessüm ve ulu seda
Pervaz ede ede gelir şüheda

Oba ova dere vadi gül çiçek
Tekrar dirilecek şafak sökecek

Bu yerde şenlik var niyâz hizmettir
Cihana duyurmuş “Hizmet Nimettir”

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hocalı Katliamı

Şımarık namussuzlar göz kulak arasında
Hepimiz ermeni der hainlikte birdiler
Kurşun gibi tuzaklar siyon macerasında
Diaspora biatle diş dişe kudurdular
Hocalı katliamdır nifak kinden tomurcuk
Ağu vahşet üstüne kandan evler kurdular
Yaşlı genci kız kızan  üst üste çoluk çocuk
Garba uşak kahpeler çukura doldurdular

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hoş Olur

Anladım ki herkes insan denilmez
Her mahluka öğüt vermek boş olur
Canlı mevtse hikmet ile anılmaz
Sermaye şirk, şeytan ile eş olur
İlim-hilim ibâdetsiz banılmaz
Hastalıklı ot oburlar leş olur
Âdem olan hep art arda yanılmaz
Kibri yener tevazûda baş olur

O’nu bilen hiçbir şeye yenilmez
Tenhâlarda yakarışlar yaş olur
Af ve cürüm başkasına sunulmaz
Sâlih kulun endişesi hoş olur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hoş Sâda

Derdimi yazayım hemen acele
Azrâil gelmeden varislerime
İster ezber oku ister hecele
Bir çizik atınız kaprislerime
 Mizânı beklerim mahzûn kaygılı
Bilmem razımıdır yetim sevgili
Hasretle sularım solan her gülü
Sessizce eğilip sor hislerime

Giderken peşimden gelse hoş sâda
Budur koç yiğitlik budur şüheda
İçten bir fâtiha bir yâsin yada
O zaman kulak ver akislerime

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hoşt

Dilce seyrolunamaz seyirt sokaklara bak
Çözülüp yaltaklanma ayarın kayabilir
Coşkunluğun hezeyan maceraları bırak
Unutma ki su yanar ateş çatlayabilir
Kalbin kömür ocağı gözlerin hoşt duruyor
Bize özgü köpekler ceylandan sayabilir
Kimler sürdü nişadır ahıra koşturuyor
Köpekler yalı yerken eşek otlayabilir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hoşt Kulübesi

Güzel ahlak özlenen kurtuluşa mukadder
İtikat semeresi hasletinse insan sen
Düşün dehşet günleri var mıdır kaçacak yer
Islah terbiye gerek gayret gerek bugünden
Tereddütsüz “ben” diyen esirsin sen esirsin
Samimi pişmanlıklar hıfzet kalbine girsin
Derinleş sus teslim ol hükümran ve kısırsın
Islah terbiye gerek gayret gerek bugünden

Dünya hoşt kulübesi hoşt kulübesi sanki
Gidiş pek gelme yoktur aldananlar ayan ki
Kucakla sözlerimi vazgeçilmez inan ki
Islah terbiye gerek gayret gerek bugünden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Huri

Yâr zülfüne yaş dökerek
Çisil çisil süzülüyor
Senden gayri hem ne gerek
Bak dizlerim çözülüyor
Bırakalım akışına
Sonsuzluk var bakışına
Söz heceyim nakışına
Buram buram seziliyor

Seni kattım ay yıldıza
İklim döndü sanki bize
Gel sahip çık gönlümüze
Bestelerim köz oluyor

Sen kuğumsun sen bir huri
Hakka bırak her şey gri
Ay parçası sen bir peri
Ne söylesem az oluyor
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hurisin

Güzeller güzeli gel hele kurban
Duruşu bakışı gülüşü güzel
Bu ihlâs bu irfan bu iffet nerden
İffetle sekerek gülüşü güzel
Gizli gel nur yüzlüm huri kıskanır
Gözyaşın akıtma içim ıslanır
Allah’ım bu melek neyle beslenir
Oyalı yazmalı el işi güzel

Efsunlu bakışlım kız sen hurisin,
Çimeni fistanlım kimin yârisin
Riyakâr gözlerden Mevla’m korusun
Her gece sessizce gelişi güzel

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Huzurevi Hüzünevi

Feryâdı ömrünün son bestesine
Hüzünlü çehresi, nurdan ihtiyar
Özlemi sıkışmış kısık sesine
Sevgiyle beklenen yerden ihtiyar
Saçları bembeyaz hislenmiş gibi
Ulvi seslenişe yaslanmış gibi
Hurilere inat süslenmiş gibi
Vazgeçmiş eşyadan vardan ihtiyar

Mecâlsiz bakış âh, kimin vebâli
Hissetmez Ayşeler nerede Ali
Vallâhi sonumuz meçhûl ahali
Çehresi nurâni surdan ihtiyar

Edep saygı şiir dâva hece ne
Sıkıntı gam acı keder gece ne
Düşkünler evine kimler gücene
Masûm mahzûn bebek olmuş ihtiyar
Hasret boynu bükük evlatlar kayıp
Ne bir vefâ kaldı ne de sıdk, âyıp
Çekirdek bozuldu her şey acayip
Yaşlı dünya kopmuş “bir”den ihtiyar

Duâ pınarları torunlar derken
Kapıya koşarlar her sabah erken
Huzurevi neymiş evlat var iken
Âhları efsunlu yârdan ihtiyar
Kimi eşsiz gılman kimisi peri
Hazzetmem huzurev öteden beri
Evin başköşesi onların yeri
Onlar birer derviş pirden ihtiyar
Bakanlar bahtiyar yazan bahtiyar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hür

Göz odur ki tutkulara kör ola
Âşk odur ki derinlikli yâr ola
Tefekkürsüz irâdeye söz geçmez
İns odur ki ruh yitirip var ola
Var odur ki sinelerde sır ola
Diz odur ki baş koyacak yer ola
Gün gelir ki tevbe biter nâz geçmez
Hür odur ki iki cihân hür olâ

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hür Biziz

Şu semâvat ehline, ne söylüyor ey ahmak
Kadir-i zülkemâlin yolundaki nur biziz
Birlikte nutka gelmiş hak lisânı söyler hak
Sikkemiz bir turra bir, rabbimiz bir er biziz
Yekpare arza bakan nurefşanı gülüyüz
Hâkim-i zülcelâlin birer mahsun kuluyuz
Hem vahdete  kudrete mecnun âşık deliyiz
Sikkemiz bir turra bir rabbimiz bir hür biziz

Seyreyle yıldızları neyi takrir eylerler
Mu’cize-i kudretten aşk-ı nağme söylerler
Daire-i kudretle emri surla boylarlar
Sikkemiz bir turra bir, rabbimiz bir var biziz

Kör olası göremez söz işitmez ezelden
Nasipsiz esmâsından müjdelenen güzelden
Aşk yağıyor  vâdiye muştuluyor tek elden
Sikkemiz bir turra bir, rabbimiz bir sır biziz
Buyurmuşsun lutfiyle keşke şâir olsaydım
Şiir nedir şâir kim size tahir olsaydım
Micingirtten Urfaya bir mücahir olsaydım
Sikkemiz bir turra bir, rabbimiz bir nur biziz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hür Ol

Aşkın çakısına sarıl diyorum
Kanayıp kanayıp karıl diyorum
Bayrakta al gibi göklere doğru
Dalgalan dalgalan durul diyorum
Riyâsız denklemsiz görül diyorum
Yanım sıra yürü yorul diyorum
Sonsuzluk tasası bendeki ağrı
Secdeye baş koyup hür ol diyorum

Yokluğa üşüşen karıl diyorum
Kız bana küsüp git darıl diyorum
İrfân kımıldamaz meçhulün bağrı
Bizi beni bırak bir ol diyorum

Yürüyen keşlere diril diyorum
Yârı görmeyen kör, kör ol diyorum
Ezâna kulak ver, ne büyük çağrı
Tevhidi hatırla var ol diyorum
Secdeye baş koyup hür ol diyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hüsnüzân

Duyguya bayındır şiirsel sular
Yürekten gelerek vurur dilime
Şâirin ritmidir berrak duygular
Dudağı sıvazlar her bir kelime
Hissin kucağında ben hep dörtmevsim
Çehremi sarıyor bir sessiz hitap
Vicdani dokunuş bendeki resim
Sırrına varmadan dedikodu yap

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hüsran

Terkedemediğin günahsa şayet
Ateş ehlidir der buyurur ayet
Duyur seslenişi şakaya gelmez
Göreni görmezsen hüsran şikayet
Mevcudata hizmet daimi suret
Gayeyi zevk etme gel tefekkür et
Edebe riâyet ölümle ölmez
Ötenin ötesi vardır nihayet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hüzne Çarpar

Zamanın parmakları fişek gibi
yükümüz boşlukta baldıran
abluka desem dünümü taşır
sararmışım
biliyorum

Boynu bükük yoksul ben
rastlantı süzülmüş dibime
duyarsız bir yolculuk
korkuya koşuyor
Şarkılar paramparça
şiirler dağınık gökyüzü
hep yüzüm hüznüme çarpar
ve efkârın kavalına

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Hüzün

Sar beni sıkıca sar sadık dostum
Çileli davamın dermanı hüzün
Dövündüm yıllarca yaş döktüm sustum
İhlâssız duâmın gümanı hüzün
Çürüdüm kavruldum sessiz derinden
Ciğerim söküldü sanki yerinden
Hâvf recâ bestesi eser serinden
Ben garip avamın âmânı hüzün

O günü beklerim hesaplarım var
Yumruğu sıkmışım mizâna kadar
Soluk soluğayım ben hep sonbahar
Sahipsiz kervanın harmanı hüzün


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Iğdırlı Hasan

Mescid-i Aksa"nın merdiveninde
Hasret vardı ihtiyarın geninde

Selamını verip sordu buda kim
Ellerinden öptü baktı nitekim

Dedi ki bir meczup Iğdırlı Hasan
Anlasan Hasanı âh bir anlasan

Meczup kimmiş o şehamet aşığı
Küfre karşı tevhidin son beşiği

Hatıra buğulu âh var yaşımda
Hasan belki hâlâ nöbet başında

Dokuz yüz on yedi günlerden cuma
Tarihin kokusu düştü avcuma

Tarih garip mâzim ıssız bir ada
Hasanların dengi var mı dünyada

Hikâye izâhsız gerisi hâzin
Hasan kim Kudüs ne öğrenin yazın
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Izdırap

Kıvrım kıvrım yollar uyan gardaşım
Karanlıkla kimler nere kısıldı
Secdenin önüne devrilen başım
Beyaz sevdalarda ebed nasıldı
Ah be yolculuklar içinde narın
Ki nesil ziyânda niceolur yarın
Çarpık zihniyetler gürzü inkârın
Yerli beslemeler  aslan kesildi

Derin vadilerde  kimler kimle bil
Dağınık vicdanlar vicdanlar sefil
Ülkem çatırdıyor kök bizim değil
Hâinler kahraman âsım asıldı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İçimdeki Ses

Her gün ayrı bir gündür dünü dünden yırtacak
Şu günler ki elbette hâk ve batıl sesleri
Gam keder sarmalıyor canımı çıkartacak
İçimdeki ses de ne  şafağın akisleri
Evvel yaşam diyârı sonu varır ölüme
Ya cehennem ateşi ya da cennet güneşi
Bu bir vehim değildir şahit eşsiz kelime
Tevekkül söz değildir sabır hayrın kardeşi

Dizime dermanımı anbeân bahşeden el
Lütuf gazap hayır şer ümit korku her yerde
Yıllar ömrü yırtsa da O ahirdir O evvel
Cürmüm pek çok İlâhi ümidim perde perde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İçime

Zihnim şiir birikintisi ve sen
konuk oldum ara ara yürek evine
devrik çınar dipleri yalnızlıklar
yüzün ıslak ılık  ilk günkü gibi
mahzun tedirgin

bense kurak düşünceler
sarmalında parapamparça
kocamış
bir hiç
peki sen
nasıl becerdin kahkahaları
fırlattın hüzünleri

ve artık çakal sürüleri
peşinden koşturdukça
suçla beni engebelere sığdırıp
içime bir cehennem
bırak ve
git

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İdam

Pek emin değilim olduğum yerden
Taklit kanunlarla çalan bir şarkı
Vatanla sorunlu hadiselerden
Zincire vurmalı çevrilen çarkı
Milleti sırtından vuran haklı der
Zerdüşt’ün torunu durun haklı der
Cinâyet ordusu sorun haklı der
Çakal kisvesiyle kuzunun kürkü

Nerdesin insanlık riyâ fısk ene
Şiirde idrâk yok söz temizlene
Hangi zulmet var ki hiçte gizlene
Kayayı parçalar terk eden terki

İşit kim- he de pe - pe ka ka nedir
Küfre hizmet eyler mâhiyettedir
İdam gerektirir beklenen fecir
Hakkı geveleme konuş yeter ki
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İdam Gerek

İt gibidir vur kuduzsa kızılmaz
Ruh soysuzu kahpelere va’z olmaz
Kahrım büyük her yer öksüz kokusu
İdam gerek yas gününe saz olmaz
Yazacağım çok şey var da yazılmaz
Namussuzda haysiyetten iz olmaz
Kan gözyaşı dinamitten dokusu
İdam gerek bundan başka söz olmaz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İdlip

Barış safsatası
yükselir çukurlardan
İdlip  kesildi şimdi
yaktılar  yakılası vizdansızlar
gün acıya acı güne

İdlip  nerede şimdi
öldüğümüz yerin adı
adamlar,hayvanlar, ve esfel-i safilin

şeytan sessizliği
ve kurşunsuz  kurşunlar
tufanın adı
helâk sesleri
bütün bunlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İftâr

Ethopya Somali Kenya Filistin
Türkistan her gece paslı hıçkırık
Hıçkırık darbesi kılıçtan keskin
Keskin rüyalarım dökük ve kırık
Söz çok kımıldamaz çığlığı duydu
Belki de bu sözler kitap raf olur
Birkaç dörtlük yazdım içim doluydu
Duygusuz orduya söz israf olur

İftarda uğultu mezarda güneş
Bu çorak gönlüme gözyaşı bulsam
Üç beş lokma hayat hep aynı telaş
Cürmümü rahmete verip kurtulsam

Gözlerim üşüyor ruhum eriyor
Aç ölen yavrular astım boynumdan
Ölümün kokusu leş kemiriyor
Yığın yığın şarhoş benim aynımdan
Kemik karıncalar yokluğa akan
Unuttun mu yoksa kıble sesidir
Yönünü kaybetmiş duymaz Müslüman
Ölüm gülücüğü hediyesidir

Huzur var vermekte hasat ver ektir
Kardeşlik bölüşmek itiraf olur
Zenginlik yoksulluk ölüm bir tektir
Beden toprak olur cürüm af olur
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İftar Ve İfşa

Yazdım gitmesin güce
Bakmıyor mizân taca
İftâr hoştur muhtaca
Zenginle iftar olmaz
Ve maskesiz yazarım
Gösterişe kızarım
Dürtüklerim üzerim
Şatafattan yâr olmaz

Fitre zekat diyânet
İnfak büyük beyanat
Gizlice ver hayâ et
İfşalarda ar olmaz

Oteller ve localar
Mankenler ve hocalar
Maneviyat bocalar
İsrafgiller kâr olmaz
Ana gibi, iftar bu
Kurak gözlerime su
Onbir ayın yolcusu
Yolculukta dur olmaz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İftarlar

Sözü öfkeledik ihlası yorduk
Yetim dudakları teşhir tanır mı
Meşrulaştırılmış haykırıyorduk
Mağrurluk doğuran yüz utanır mı
Uyuyamıyorum uyutmaz hayâ
Şöhretsel cürümler çukurdan derin
Mevlâ fırsat verse helâlleşmeye
Hilekâr tanrılar çarkı çemberin

İftarda âdeta siyon gibiyiz
İnfâk ve fitreler şov vasıtası
Selfi prizması haydi iyiyiz
Hâşâ şeriâtın bu mu yasası


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İğdiş

Tiyatrodur sürüyor
Söz var insaftan beri
Kime plan kuruyor
Âşk ihânet çemberi
Hepsi seçilmiş kişi
Alır gider yemeğe
Ruh mevt beden fildişi
Niyet evlenmemeğe

Çehre pudralı allı
Öp der ve arsız dişler
Köle olmuş zavallı
Eşekler perestişler

Konu iğdiş ve derin
Güya sevgi izdivaç
Geberin siz geberin
Zillet doluyor bakraç
İster kapa ister bak
Hanife ve Ayşenur
Zihinler çırılçıplak
İsmi değiş git kudur

Sabır diyorum yer yer
Yosma flört nesi var
Zihnim oluyor keser
Çöküş nereye kadar
Aldı sattı erini
Surat barut ruhlar kir
Sıyırttı gözlerini
Micingirt sayfa çevir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İhânet

Sözü dokundurur utanırım az
Bazı kıyafetler tumansız biraz
Gidin bir dolaşın anadoluluyu
Yaşmaksız tespite var mı itiraz
Şu moda örfüme cellât her zaman
Durmadan iffeti vurur anbean
Çizgiler hovarda şeytanın eli
İhânet ateşle kaynayan kazan

Nenehatunları hatırla tek tek
Galiba epeyce tefekkür gerek
Mâziyi düşündüm ve kutlu yolu
Zihnim tepeledim boş ver diyerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İhânet Olmaz

İfâdem giyinik sözlerim fasıl
Sözün en kısası sükûttur asıl
Nefsin hakikatı nerde ve nasıl
Kuru şikâyetler doldursan dolmaz
Buz kar yağmur dolu buhardan ayrı
Öze erilmeden seyr olmaz gayri
Gecenin şerriyle sabahın hayrı
Vehmi hesapladım hesaba gelmez

Gerçekte güzeldir sevdanın büstü
Şüpheyle koşanda şer ayak bastı
Çekip gidesim var bir akşamüstü
Tevhidi bilende ihânet olmaz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İhlâs-Amel

Nimeti fark eder, başını eğip
Ferâseti bilir müspette giden
Yumuşak bir tebessüm hesap var deyip
Sohbeti sevmektir çekiştirmeden
İhlâssız her amel alına kirdir
Sakın hâ ola ki yaşamayasın
Hakla çarpışmak bu ve mukadderdir
Sonra merkeplikler taşımayasın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İhlassız

Yaşamımın yüzü hüzün çiçeğim
Hasretle koklayıp ağlayamadım
Modaya dönüşen nurlu leçeğim
İffetle saklayıp ağlayamadım
Yanıp tutuşturan his var havada
Ölüm bağımsızlık yurtta yuvada
İhlâssız secdeler âşk mevt duâda
Yüzlerce bekleyip ağlayamadım

Özgürlük ilinti deme kime ne
İfade intihar sözler divâne
Duygu sarayımı ettim virane
Kahkaha ekleyip ağlayamadım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İhsan Dayı

İhsan dayı ölmüş
duydun mu
Ankarda
hani şu sağırlardan
yadigâr

âh anam
yaşmağı efsunlu
gözleri yosunlu
düşleri çileli anam
bitkin bakışıyla
nasılda gizliyor
derbeder yaşlarını
yorgun yüreğine

tek o kalmıştı
sağırlardan İhsan dayı
birde anam

ecel onu Ankara’da
alev alev uzakta
çok uzakta
zemheride
yolunu kesmiş
İhsan dayının

ne acı İhsan dayı
ansızın gidişin
micingirt sessiz
şorak sensiz
campaşa eze
suskun
yanar
kıvrım kıvrım
için için
perişan
zıgav hep öksüz

ben ise ağır acı
mor hüzün
birkaç mistik fatiha
birde
ağıt

celepte yok
lütfü de yok
İhsan dayı da
sahi kamil nerede

Ömer Ekinci Micingirt


___________________________________
İhtiras

Kalemim sımsıcak birazda küstah
Ölüye muhalif  bakraçtaki tas
Çıkınımda ağır kefiyeli âh
Kural tanımazın gürzü  ihtiras
Fücur dudakları öper mi sular
Şapkanın altından irinler akar
Sövgü ağartıyor dahası da var
Kapitalist beynin arzı htiras

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İhtiyar Kervansaray

İhtiyar kervansaray ve kuş konmuş çınara
Bir şey var şuracıkta tam dilimin ucunda
Asfalt ben akşamüstü iç dökerim ak kara
Mâziyi düşünürüm hayallerin burcunda
Kurtarılmış mekânlar ilişkiler gizlenmiş
Dostluk puşt paketleri baldır bulaşmış aşka
Fildişi göğüsleri şarapla temizlenmiş
Başköşede hergele sırılsıklam bambaşka

Hicvederim direnir mahşer bir nefes beyim
Kim kurdu tezgâhları acı dehşet dön bir bak
Çözülmüş pusatsızı desem geberteceğim
Dizginsiz pazarlıklar ürkek ceylan ve tuzak

Uzaktan keman sesi geceyi eşiyorum
Sözleri tütsülüyor diyorum ki davar mı
Galiba yok aklımı teperek yaşıyorum
Davar yüzlü eşekler başka izâhı var mı
Mısra kurşun işlemez fahişeler şeddeli
Gönüllü müfrezeler hemen dibinde meğer
İfâdeler cehennem ödenir mi bedeli
Aşk yok şehvet upuzun lût kavmine eşdeğer

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İhtiyarlıklar

Gençlik süslü hiledir
Ölüme hamiledir
Ölmez denen varlıklar
Nurlu ihtiyarlıklar
Gezişleri duâ nur
Ne sevimli bir huzur
Efsunlu buğu buğu
Şu anamın soluğu

Duygulandım bin bir renk
Babamda aynı âhenk
Gam kasavet unuttum
Öptüm elinden tuttum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İki Damla

Vakitsiz yağan yağmur
Dizgini kopmuş kırat
Kalbim imgeye vurur
Mürekkebim cesaret
Külâh dolusu kirler
Yalan eritti kışı
Beş parmaklı kibirler
İki damla gözyaşı


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İki Esed

Gâye yoksa ederi yiyilmez et kadardır
Afrikasız tokluklar hep ihânet kadardır
Soyunuk mahallede namus sanat kadardır
Çıplaklığın ölçüsü aşka lânet kadardır
Dünyevi tüm korkular delinmez set kadardır
Sonsuzluk algıları hep diyânet kadardır

Nefsinin ağırlığı çıplak ceset kadardır
Sırların ifşâları zân hıyânet kadardır
Tüm asrın neronları iki esed kadardır
Varlığının ölçüsü amel niyet kadardır
Görgü ve liyâkatlar sâmimiyet kadardır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İki Hece

Erdem tâze tutar yaşlı nefesi
Sözlerim bavulda ne yapmalıyım
İmge kabul etmez öyle herkesi
Mâna çatırdatıp bağırtmalıyım
Çürür uzuvları kös kafiyelerin
Aşka dâir şeyler alın yazıma
Eğil ruhuma de hafiyelerin
Ateş değer şâir oysa yüzüme

Çarkın mahiyeti yol ne nicedir
Terhis teskeresi gerçek hakikat
Ölüm tek kelime iki hecedir
Kime ebediyet kime saadet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İki Söz

Yürekten iki söz huşu ve hudu
En deruni mâna meçhul hududu
Yakuttan taç kubbe şebnemden kemer
Çileli iklimin renk renk buudu
Yürekten iki söz huşu ve hudu

Ne olur kucakla kollarını aç
Alnım eşiğine göz yaşa muhtaç
Boynumda bir tasma sırtımda semer
Benlik tepelerim kökünden kıraç
Ne olur kucakla kollarını aç

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İklimin Olayım


Ah be suskunluğun uzat elin ver
Yangın sularına ırmağa attın
Çiseli duygular hoş seslenişler
Füsunkar tatları benimle tattın

Sıdkın gözeneği kapı aralar
Vaktin uzunluğu kimin günâhı
Benli hasret değil vuslat yaralar
Hisli kabir gibi sabrın eyvâhı
Bu nasıl seyahat yolcu nerdesin
Gündüzler çok ağır geceler çetin
İklimin olayım hangi yerdesin
Sanki iki büklüm dilim hicretin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İlhâm

Kimse zân konduramaz enâniyetten yana
Yılların sessizliği kasırgam oldu her an
Pişmanlığı çok tattım ruhum çığlık divane
Umut boğazladılar gün gün çırpınamadan
Kahpe zihnine göre nispetinde dirilmiş
Hesap kitap tahsisat, sır ve ifşa iç içe
Yarın uçan mahlûkat göklere indirilmiş
Zaman ömüre leçek gece elmastan peçe

Yol azığı yaşantı sokaklar ilhâm sesi
İmge benden pek uzak şafakları bir müddet
Varlık takdire ermek ilhâm arşın gölgesi
Zulmet ve nur kimdedir  idrâk etmek mârifet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İlham Olsun

Nakış nakış hece hece
Eller sana ilham olsun
Yâr koklayıp aşk gelince
Güller sana ilham olsun
Huzme huzme huzur sarsa
Edirne’den serhat Kars’a
Ay yıldızı sorarlarsa
Allar sana ilham olsun

Mevsim sarhoş vakit buruk
Hisler renk renk gece kırık
Gâh mutluluk gâh hıçkırık
Hâller sana ilham olsun

Neredesin kutlu şarkı
Sende buldum gerçek farkı
Fırdönüyor yaşım kırkı
Diller sana ilham olsun
Kan damlıyor bu aralar
Asrı boğdu sığ veralar
Kulu yine kul yaralar
Kullar sana ilham olsun

Yüzen zaman mâna madde
Gözyaşlarım kızgın cadde
Gül yüz imam çöl seccade
Çöller sana ilham olsun
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İllet

Gam keder üzüntü bahtı öksüzün
Gariplere mahsus gözyaşı vardır
Merhameti olmaz derin köksüzün
Izdırap kederin sırdaşı vardır
Vahdete ermekse gerçek saadet
Seni eğlendiren âlem illettir
Neyin nerededir düşün hayal et
Bilmem duydunuz mu şirk tek millettir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İlmihâl

Dünya kocaman kızak
Ölüm bir nefes uzak
Yollar puslu yolcu kör
Yolda bekliyor tuzak
Hür köle zengin fakir
Vicdan boya izân kir
Avuntular yoruyor
Konuşanlar cinfikir

Ölçü zulmet saman sap
Havlayan çok söz harap
Zillet sesi vuruyor
Kamyon yükü ıstırap

İlmihâl manken nete
Va’zı terk et şehvete
Güzel fetva soruyor
İmam benzer Eset’e
Yılan çıyan eşek it
Değil isen duy işit
Ağla göz yaş arıyor
Homurdanma ağla git

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İltimasla

Issız mahyalarda yolun arşına
Kavuşup sessizce kalabilsek âh
Kalmak yâre muhtaç yâr var elbette
Gerçek beklentiler bekler ahrette
Hep başlar eğilse mevtin marşına

Kaçarım kendimden yüreğimde nem
Dudaktan kalplere gelebilsek âh
Gelmek bir kerecik  derin bu mevzu
Kimler gurur taşır kimler tevâzu
Bu öyle suâl ki boş söz   istemem

Baş koymak kurtuluş değildir âsla
Toprağa basmayı bilebilsek âh
Bilmek nefs hâlleri ki yolları var
Dalkavuk gömleği nereye kadar
Sonun hakikati yok iltimasla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İmanometre


Mucit icat etti manometreyi
Tefekkürle çalışmakla şuurla
Biz ne ürettik, İmanometreyi
Cihadımız işte budur gâvurla

Cihat kalpte mukaddesi olandır
İman ölçmek suizândır yalandır
Boş lakırdı hakikati talandır
Cihadımız işte budur gâvurla
Bu icatlar yer yer meşru hâl alır
Tahammülün ötesinde alçalır
Hak boynuzlar at kovalar nal çalar
Cihadımız işte budur gâvurla


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İmhal Eder

Asrın şairleri kıyl ü kâl eder
Yaşarken uyuyan diriler gibi
Herkes idrakince arzuhâl eder
Davulda yıllanan deriler gibi
Akıllı insan hem neyi mal eder
Avam aynı sestir korolar gibi
Zannı çok olanı nefs hamal eder
Ateşe atlayan sürüler gibi

Edebe riâyet haddi hâl eder
Takvâyı besleyen sorular gibi
İlhâm içgüdüyse izmihlâl eder
Aslı pek olmayan iriler gibi

Gerçek samimiyet kulu kul eder
Dupduru duruyu durular gibi
Sükûtu bilmeyen lafı bol eder
Edip meclisini yaralar gibi
Aklın ötesini kim ihmal eder
Paralar kendini paralar gibi
Var eden sabreder ve imhal eder
Sır ve hikmet vermiş arılar gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnayet

İnâyet lütfuyla gelir en başta
İnayet mağfiret vuslattır dile
Şükredip hiç olmak hakiki aşkta
İnayet ıstırap belki de çile
İnayet inayet inayet derken
İnkisar diz çöker durulur sular
Uyku sendeleyip şafak sökerken
İnayetle koşar şair duygular

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnfâk



Gizli veya açık zekât sana hak
 Allah’a verilen kıymettir infâk
Harca tasadduk et düşün gül yüzü
 Ve kimsesiz yetim naçar öksüzü
Verenlere yoksul muhtaç yâr olur
 Vermez isen hesap ağır zor olur
Yüz daneli yedi başak dal gibi
 Harcayanlar sükût seyir hâl gibi
Nankörlere âyet hâdis düz gelir
 Akıbet ahmağa pek gündüz gelir
Kulun hakikati amel ve niyet
 Mülkünü taksimdir O’na ünsiyet
Fâzilet sünnettir belki bâzan farz
 Mirasçılar bu gün belki karışmaz
Paylaşırken yarın ne der her biri
 Kopar gider o gün idrâk zinciri

Sükûnettir infâk izâh bin türlü
 Her şey Onun Ondan gelir mühürlü

Rabbinin katında mükâfat ara
İnfâk edin infâk der hep Bakara

Sakın hâ desinler olmasın ama
 Gösterişe ihsan irfân harcama

Kul vermekle huzur bulur var olur
 Vermeyi unutan isyankâr olur

Hizâz rüzgârları infağın eri
 Ver diyor ver diyor tevhid sesleri

İnfâk hep fer katar her an ferine
 Kucaklar âşk ile bakmaz derine

İhlas sâmimiyet vakar yaşına
 Allah’a çağırır duâ peşine

Ölüm ve ötesi anlatmak işim
İnfâkta hayır var koşun kardeşim

Şükrü eda etmek gerçekte bu ya
 Hakk’ın takdiri var yatma uykuya
___________________________________
Bak gör hakikatte ne insanlar var
İnfâkla var oldu o kahramanlar

Varlık ve yoklukta düşme ifrata
 Kendine vakıfsan gel uy fıtrata

Almadan verenler hep erecektir
 Ölmeden ölenler dirilecektir
İnfakla huzura varılacaktır...
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnkilap

Kalbimdeki karalar
Yüreğimi paralar
Şirret unsur her leke
Vicdanları yaralar
Sükûtuma feryat yaz
Dile gelse hâlim az
Lügat kokuşmuş teke
Aşklar kirli âşk beyaz

Tevbe gerek pişmeli
Endişe tutuşmalı
Boyun bükerken Tek’e
Göz yaşa bitişmeli

Kalp ve dudak dört kitap
Yâ hây ne güzel hitap
Dünya ballı teneke
Sevdalanmak inkilap
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsan Çoklukları

yüreksiz yürüyüşler
koca koca adamlar
peşpeşe vuruyorlar
yağıyorlar zindana
İnsan çoklukları

kitapta karun
hazinlere oynaşır
gülüş kusuyor
gayya’dan kaleleri
İnsan çoklukları

yaltalıyor yaltaklar
kahkahalar
yığın gözyaşı
dikili bakışlar
şiirden de tuhaf
İnsan çoklukları

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsan Velhasıl

Deprem gibi yollar ömrüm çürüttü
Yaşam denen sahte zamanı sordum
Gel gel tortuları sırtımdan tuttu
Yaş döküp söz verip cayanı sordum
Hep ölmek duygusu yok yokluk yoktur
Firengili yürek azgın kalp çoktur
Ecelin haşyeti hârdan kayıktır
Çetele tutturup sayanı sordum

İnsanım elbet ben insan velhasıl
Elâ gözlerim de titriyor nasıl
Kangren hayaller benle muttasıl
Hâlimi faşedip duyanı sordum

Çile yürekleri aydınlık almış
Kuşkusuz suç cürüm geçmişte kalmış
Kimler müstakim der kimler alçalmış
Şu alçak nefs denen çıyanı sordum
Kendime sitemim söz hece tek tek
Varışta hilaf yok hesap var  gerçek
Şu divane nere,nere gidecek
Öteye muâlif beyânı sordum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsandan Ziyâde

Küsmem musibete imân zedeler
Kalbin tek sahibi münacaât var
Kısacık yolculuk ağaç gölgeler
Mükâfat şekvasız tüm hastalıklar
Şükrediyorum hem cürmüme hicap
Varın sarhoşluğu lezzet vermiyor
Küfrün fabrikası düşürdü bitap
Görenler görmüyor,küfür durmuyor

Bütün dualarım imanlı nâs'a
İnsandan ziyâde ne çok şeytan var
Şaronlar bekliyor beklenen yasa
Sonun zevâli ne, büyük meydan var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsanız

Sonsuzluğun sedasıyız
Görenlerin körüyüz biz
Sevgi nefret nidasıyız
Çığlık çığlık soruyuz biz
Günahkâr biz eren biziz
Alan satan veren biziz
Beklenen biz yâren biziz
Tekâmülün piriyiz biz

Karanlıklar çözülüyor
Güneş aşkta süzülüyor
Karakışlar yaz oluyor
Yananların narıyız biz

Şeb-i arus düğün ölüm
Bin bir renkte arzuhalim
Bilen bilir bizi gülüm
Mevlana’nın hârıyız biz
Samimiyet hüsnüniyet
Hayret sükût enaniyet
Teslim idrâk insaniyet
Mahlûkatın piriyiz biz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsanız Biz

Renkler renge,gen gene
Laz Abâza Çingene
Aldanmayın bedene
İnsanız biz
İnsanız

Gâh hikâye gâh masal
Kör şeytandan hisse al
Âdemi düşün misâl
İnsanız biz
İnsanız

Ağlayarak doğarız
İhâneti sağarız
Hem yokuz biz hem varız
İnsanız biz
İnsanız

Toprak kara, un tuz ak
Fâili meçhul tuzak
Zaman öteye kızak
İnsanız biz
İnsanız
Koş verenler eli ol
Dumrul gibi deli ol
Kılıcı çek Ali ol
İnsanız biz
İnsanız
Hani vardı ya şakir
Zâkir ki neden fakir
Olmayalım cinfikir
İnsanız biz
İnsanız
Neredesin sen ey cân
Dünya denen şu meydan
Acı hüzün perişan
İnsanız biz
İnsanız
Erkek dul kadın ersiz
Ağlarız yerli yersiz
Koşuyoruz habersiz
İnsanız biz
İnsanız
Beni havf reca sardı
Yaşam ölümün ardı
Micingirt’te ağlardı
İnsanız biz
___________________________________
İnsanız
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsanız Elbet

Ben benle beraber yürür giderim
Kaygılar ömrümü ömrümü yedi
Zamanı siler mi yorgun ellerim
Var yok zân ifşâyı kim örseledi
Küstahlığı bırak cürümlere bak
Kim affedebilir kim eder ihyâ
Ateşten asfaltlar ben yalınayak
Yürürüm bir değnek olmuşum kâhya

Zaman ben yürürüz vakitler kaç fit
Güneşi izlerken gölge silindi
Kuşatmış hep hayâl gölge nedâmet
Ufkum parça parça dilim dilimdi

Mısralar yüz akı idrakimde sus
Zulmün deresine taş kıracağım
Fısk fücur ihânet bana mı mahsus
El açıp hararet fışkıracağım
Tatbikat tecrübe marifet işmiş
Edebe riayet edepte gayret
Zihinde başlayıp kalpte bitişmiş
Keşke var tevbe var insanız elbet


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsanlar

İnsan hikmet mârifet, sefil sersem âşk sızı
Güzel çirkin ak kara, müthiş zaman hırsızı
Gâh dehşetli Süleyman kâh Mecusi gâh kâfir
Hem yolcu hem misafir, bu nasıl bir misafir
Seyirci bütün renkler âdem ya hepsi bizden
Ey insanlar âşk değil, taş yağar tepemizden

Yığın yığın insanlar, el değmedik nisyan var
Filistın Bosna Mısır kaç asırlık hüsran var

Hak ve batıl son surat, mesâfe yok bir karış
Pâye nişân şan yarış bâzen de bir yakarış
Bazen ziftten kadavra deriden deri yüzler
Bilmem neyin peşinde fiyakalı köksüzler
Sarsıldım tövbe hâşâ söz meclisten dışarı
Gâh  zamanın Hitleri gâh batının Beşer,i
Darbe yüzlü insanlar vicdanlar ve izanlar
Kardeş oldu doğrumda yalan tarih yazanlar
Şaron Neron Firavun, topla çıkar kaldır at
Kan gözyaşı ızdırap, yaşam zulüm sefalet
Zıtların kucağında hepsi silinip gitmiş
Bazıları müstesna, mûsikiyi fark etmiş
İnsan sevda insan âşk meydan okur zamana
İnsan gönül saray köşk siz yıkmayın aman hâ
Çeşit çeşit insanlar,konuşan var susan var
Ve yaralı bağrımda Leylaya denk Sûzân var
Atlas bayrak misali yüzer uhud dağında
Dalga dalga çağıltı tebessüm dudağında
Eşrefi mahlûkta o,vefalı çoklukta o
Fâni-baki iç içe varlıkta yoklukta o
Bazen kulun kuludur, bazen deli-doludur
Hakikatte uludur hak yol O'nun yoludur

Güzel şey bu insanlar mûsiki renk lisân var
Sitem yüklü çağrımda âb-ı hayat düzen var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsanlığımız

Yumruğum zaptiye önüm hep dağlık
Siyonizm’in hışır sesi derinde
Yüzümü bürüdü kin nefret çığlık
Bakmayın siz bana keyfim yerinde
Yalan mı nerede insanlığımız
Kadeh masaları dede torunda
Mazluma pranga aslanlığımız
Bekle mehdi gelir günün birinde

Abdülhamid Han ah eskiye gittim
Öyle yalnızım ki âhın zârında
Yüce sürgünlere yürek eskittim
Vicdanlar yanıyor küfrün nârında

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsanlık

İnsanlık dünyada yüzen yolcudur
Rengarenk ışıltı  sağcı solcudur
Neden terk eylemiş usta çırağı
Neden zanaatkarlar karambolcudur
Nihayeti hizmet gaye olmalı
Ömrün ortak malı hâya olmalı
Ecnebi çoğaldı nifak ayrılık
Küfre karşı yumruk kaya olmalı

Haktan göçer olduk hak gele şenlik
Paralı siyaset yorgun yârenlik
İnsandan insana hürmet esastır
Beni benden aldı bendeki benlik

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsanlık Namına

sokağın dilinde
mâziden hayaller kağıttan kartallar
sahte parıltının ilhâm karabasanlarında
şiir fokurdatıyorum
zamanın ritmine

kötünün titizliği içinde kalem zonklatıyor
pişmanlığa dönüşüyorum
hırkalar aklıma geliyor
gecenin çıkışıyla
yaralıyım gardaş
tertemiz ter akıtıyorum
deli maviliklere

uzağın uzağında uzanıyorum
yalnızlıkla diz dize
rüzgârla oynaşıp
uğultu dinliyorum
yamyamlar seyrediyorum
şatoların koridorlarında
şiirler yazıp buruşturup
sokağın suratına
fırlatıyorum

şizofren oluyorum yer yer
insanlığım
vuruyor
dibe

İnsanlık namına
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnsicam

Sırtımdaki konvoylar kehkeşana yürüyor
İklimin hendesesi tanrılar doğuruyor

Düzenin gayyaları gözlüyor yer yer damdan
İmgeler ısmarlama söz eder insicamdan

Zincir ve prangalar, hükmünden çıkıyorum
Potursuz mısralara israftır yazı - yorum

Çatlamış mesleriyle gözü yaşlı anneme
Koşar ve içlenirim, inatla cehenneme

Duâ musikisiyle yaklaşıyor aralık
Ahmağa baş döndüren şu hayat kaç paralık

Susup doğrultuyorum, az ilerde son nokta
Şükre şükretmek gerek; hem varlıkta hem yokta

İrfân örf sürüklenmiş ,sokak cennetten emin
Affet beni yâ Rabbi, affet Rabbel Alemin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İnşallah

Dermansız bir halde ölecek gibi
Nedense bu günler ruhum gerilir
Sonsuzluk içine alacak gibi
Derbeder halimle nasıl girilir
Sokaklar karnaval koşuyor herkes
Bilcümle kökünden hepsi aynı ses
Ve sesler kesilir elveda piyes
Kucaklar o şehir tek tek sorulur

Bu gidiş ayarsız bilenler bilsin
Ve beter halime gülenler gülsün
Belki de son sefer gelenler gelsin
Kim bilir, belki de seyre erilir

Düşündüm hamalı yağlı sicimle
Tükeniş başladı bütün gücümle
Kurtuluş tek hitap,işte O cümle
İnşallah tekmilim sağdan verilir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İntikal

Hırs ihtiras artıkça zaman ruhuma meme
Bireysellik va’z eden suretimi dinleme
Ötenin hayaliyle kendimden kaçıyorum
Gıpta haset iç içe tuzak var cehenneme
Görmeyi terk eyleyip görmediklerime al
Anlık istikametim sınırsızlığa emsal
Bâzen yönsüz mahlûkat teslimi geçiyorum
Farkında mısınız siz ses veriyor intikal

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İptila

Gurûbu seyreyle sokaklara bak
Günahkâr öfkeli çatlayabilir
Kabul et teslimi inadı bırak
Hiçliğin sırtında patlayabilir
Feryada ses vermez ne kadar rahat
Maksadı maksada katlayabilir
İmtihan mecrası sonu nihayet
Sonsuzluk var amma son kayabilir

Boş ver sen agâh kör sağır dinleme
Hani günahkârlar ar hayâ bilir
Keskin uç entari giy cehenneme
Gayya tepesinden atlayabilir

Körpe menfezlerde meftun yürüyor
Alaca duygular hortlayabilir
Gâh göğü tepeler gâh sürünüyor
Katline iptila mortlayabilir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İran

İran kindir mukaddesat nerede
Kaypaklığın tarihidir mutlak hep
Küfre ortak erişmiştir murada
Maskelerin bir olduğu yer Halep
Körfez deme kıralcıklar som köle
Kirlettiler hâysiyeti söz yüktür
İnsanlık mı medeniyet mevt hile
Beklenen gün dehşet hesap büyüktür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İrtica

Tankın gölgesine kıstırıldık dün
Ölüler ürettik gece gündüzün
Meramı anladım kuru irtica
Acâyıp karıştı hece aşk vezin
Hasta çocuk gibi o günlerde ben
Çok bana benziyor benle harbeden
Kulağıma bir ses soru irtica
Şükür lütfeyledi çıktık darbeden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İsmet İçinde

Vuslatı gizlemiş vuslat içinde
Kendimi aradım kısmet içinde
Mahluku severim samimi dostça
Helâl dairesi ismet içinde
Hüzünlerim vardır hüznüme iten
Hiçliği çokluğu yürek acıtan
Dokunduğum sığnak alnımı posta
Samimiyetsizler beni inciten

Aklım hep ondadır yeşil kızakta
Bir nefes şah damar yakın uzakta
Sabır namlularım sessiz aheste
Seni bekliyorum büyük tuzakta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İsmim

Bir güz günü doğdum aylardan kasım
İbrahim’i soyum neslimse âsım
İzâh zor derince varsa ihlâsım
Teberrük ismimde hakkın izi var
Dört yanım şüheda kefenleri kar
Çile bulutları bendeki bahar
Ötenin şevkiyle esiyor rüzgâr
Estikçe yeşerir şehit sesi var

Mâzim pek muhteşem renk verdi ırka
Bendeki tutkular Veysel’de hırka
Hilâlde buluştuk bilmem kaç fırka
Üslûbum hislidir yer yer sitemkâr

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İsmin Duyunca

Anlatabilecek kafamda nice
Mısralar sakladım beyitler ile
Hep seni beklerim sessiz gizlice
Markat’lı beldede seyitler ile
Sana emin dedi bahtsızlar bile
Yaş döktü hoş kütük dile gelince
Sokaklar kahkaha horlandı çile
Ammar’ı düşündüm yaşım silince

Sözlerin mâbedim sözlerin mihrap
Bilâl’in tâlihi bir söz boyunca
Kovuğunda rüzgâr veyahut türap
Olup ta yansaydım ismin duyunca


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İsrail

Hakikat mabedi ve ilk kıblegâh
Mübarek bu şehir kutlu beldeden
Gelen işgal sesi duyan yok eyvah
Gaza yurdum âh yanıyorum ben
Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben

Boynu bükük Kudüs uyan ve yetiş
Siyonist katiller yığın yığın keş
Sık artık yumruğu fetihlere koş
Görmeyen gözlere sunuyorum ben
Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben

Şeytanın askeri küfrün nefesi
Şaron’un uşağı Nemrut’un sesi
Bir yanda bilmem kim bir yanda Sisi
Hiddet ve nefretle kınıyorum ben
Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İstanbul

Sarsıldıkça vuslatım sende bulur teselli
Sen yükselen berceste siluetin ne güzel
Gül yüzlümün muştusu muhteşem bir tecelli
Hû sesleri el ele Eyüp Sultan ne güzel
Âşık bütün şâirler mesrur olur hayranı
Topkapı’dan başlanır mehteranın bayramı
Sahabeler harmanı evliyalar sultanı
Hülyaları sihirli kutlu mekân ne güzel

Beyazıt’a ezanlar milli ruh ile başlar
Nağme-i efkâr ile hu hu ötüşür kuşlar
Yakarışlar tutuşur nura gark olur yaşlar
Vatanımda İstanbul kalpte iman ne güzel

Ayasofya hüzünlü ses veriyor her yerden
Ve yetim minâreler uzak kaldı tekbirden
İsyankâr sokakları hatırlıyorum birden
Secdeler kanatlansa kutlu divân ne güzel
Beyoğlu’nu düşündüm sessiz sessiz derinden
İzahatım tükendi, ses gelir içlerinden
Kahkahalar boğuşur gecenin kör yerinden
Kurtuluşa çağıran sırlı beyan ne güzel

Eşsiz neslin mâzisi tüllenir baştanbaşa
Tüm insanlık seyreyler mihenk bulur temaşa
Her sokakta bir şehit abdestsiz gezmem hâşâ
Dirilişler mekânı suskun civan ne güzel
İstanbul sevdalıdır aşkın istikbalidir
Bir devrin yolculuğu her taşı ahalidir
Ötelerin iklimi sonsuzun son halidir
Mecnun meczup âşıklar gönül koyan ne güzel

Boğaziçi Topkapı mavi iklim şahâne
Çağ kapadı çağ açtı ihtişam kim vaha ne
Hak dağıttık Fatihle iki büklüm cihana
Ulubatlı yiğidim şehit Hasan ne güzel

Ak mâziyi düşündüm İstanbul’la çağladım
Fatih’te büyülendim Beyazıt’ta ağladım
Bu sevgiyi bu hüznü imanıma bağladım
Ne muhteşem bir şehir şu İstanbul ne güzel
22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İstemem

Yelken açtım yalnızlığa kederden
Hüzünlüyüm başka soru istemem
Sevinç tasa belki yazı kaderden
Gül kokmayan pembe moru istemem
İzzet nerde kelimeler pek arsız
Müntesipler ıstırapsız duyarsız
Saat bozuk yelkovanlar ayarsız
Dudak büken şaşı körü istemem

Gözyaşlarım tek sermayem tâatim
Mecnun gibi vâhta geçti sıhhatim
Sarsılıyor bir nefeslik hayatim
Şâirlikmiş alın geri istemem

İstemen ben fakat lâkin amalı
Sokağım ben yırtık sırtı yamalı
Câmi önü kovalıyor hamalı
Sağır vicdan dilsiz sürü istemem
Dost bağına pür edeple girilir
Tevazuuyla rızasına erilir
Riyâ haset gösterişler sorulur
Kulluk yeter başka yeri istemem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İstifhamlar

İstifhamlar beynim yer
Enkazım ümit verin
Sen benden de derbeder
Sendeki benden derin
Sensizim hep seninle
Renklerim sensiz gri
Ben görmüş gözlerinle
Oluyorum serseri

Yüreğine nem izi
Her yan secdeymiş meğer
Getirin teknemizi
Ne at lazım ne eğer

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İstiğfar

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye
Markat olan yere geliyor musun
Hangi ecel yeter ömrü itmeye
Markat olan yere geliyor musun
İstiğfar mağfiret çıkış yoludur 
Sonsuza başlangıç bakış yoludur
Küfrün sancağını yıkış yoludur 
Markat olan yere geliyor musun

Aşktır nedâmettir dönüş emektir
Geçmişi telafi keşke demektir
O'na geldim deyip ve yönelmektir
Markat olan yere geliyor musun

İbadet kemâlat ilâhi sırdır
Her adım terbiye iman aşk nurdur
İrşat tebliğ davet emrinde vardır
Markat olan yere geliyor musun
Şüphesiz ki çokşey kaldı içimde
Nice dirilişler öldü içimde
Kim bilir istiğfar n’oldu içimde
Markat olan yere geliyor musun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İstikamet

Fatiha hep istikamet
Nefsi doğru yola sevket
Her rekatta budur kamet
Rabbim Allah istikamet
Hud suresi, istikamet
Dosdoğru ol tek keramet
Hakka vasıl  o marifet
Rabbim Allah istikamet

Yap zikrini Hizmet Nimet
Ümmet ol ki sevsin Ahmet
Farz sünnetle gelir himmet
Rabbim Allah istikamet

İlim, irfan  istikamet
İyi çalış sen Micingirt
İstikamet der Semerkant
Rabbim Allah istikamet
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İstiklal Marşı

Sen asrın gözyaşı sen ulvi vaaz
Heybet ikliminde titrettin arşı
Senin meskeninde marifet niyâz
Yer gök bulutlanır hilâle karşı
Tevhidin rüzgârı ufku ziyneti
Aşkın mertebesi şarkısı tektir
Ezelden ebede büyük milleti
Hıfzedip dillerden düşmeyecektir

Hakk’ın hür sadası kalbin sözlüğü
İnancın pâk yüzü zebercet çarşı
Kahraman geçmişin ölümsüzlüğü
Kuşandım ben seni İstiklâl Marşı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İstişare

Ehline sormak ne liyâkat nedir
Olgunluk tasavvuf hakikat nedir
Vehmi sığdıramaz kehanet nedir
Fikri “ben” edası bulmaz çareyi
“Üsve-i hasene” ezelden beri
Tecrübe yeter mi hayır ve şerri
Güzeller güzeli onun eseri
Düşün inâyeti büyük şûrayı

“Tek doğru benim”yok var ise getir
Zillet bireysellik ruhu karartır
Her bir meselede sayıyı artır
Nefsine gizleme istişâreyi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İşar

Hâli ifşa etmek ihanet sırdı
Kalbi dudaklarla verme dışarı
Sırtladım vebali ruhum ısırdı
Tevâzu varlıkta eşsiz başarı
Huzur sevgi ziynet eren hâlidir
Gerçeği fark etme gören hâlidir
Velinin sükûtu yâren hâlidir
Aşkta tarif olmaz O’nsuz beşeri

Anam babam dedem kardeşim bacım
Vasfıma muhalif duyguya açım
Ateşe yürüyen isli bakracım
Fıtrat hep sadakat belki işarı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İtidal

Mânâsız kıstassız konuşan dilden
Koruyup esirge kurtar Allah'ım
Böyle bir durumdan çaresiz hâlden
Îtidal halkedip artır Allah'ım
Çok çıkıyor yine nifak kin sesi
Adaletin ters-düz oldu dengesi
Namertlerin ifrat tefrit çengisi
Kardeşlik ruhuna erdir Allah'ım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İzâhatlar

Aklıma gelmezdi asfaltta ayı
Tepeliyor hınçla kısrak atları
Namusu çiğniyor kof kabadayı
Zillet ilikliyor toy avratları
Yazsam yakışıksız yazmasam falan
Hayâsızlık serbest leylâ âşk yalan
İmge tafraları oku oyalan
Kızmayın hecenin izâhatları

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İzmihlal

Soluk soluğayım vaktin sihrinde
Hâysiyet cellâdı gücün şehveti
Bitkinliklerimin giydirdiği hâl
İhtiras tadında bol insan eti
Vicdan infazlarım epeyden beri
Yermekten korkarım yazı kaderi
İsnatlar limansız kasırgalar bol
Tabut kadar sevdim elem kederi

Bahar gelse bile sürecek kışım
Kalemi karartıp sustum bir hışım
Feleğin fermanı feryat izmihlal
Döndüm etrafıma yalnız kalmışım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
İzzet

Yaldızlıdır hilekârın eşiği
Pek zinakâr günahkârın aşığı
Hâk fazilet kitapsızda ne arar
Ar yeşertmez mecusi'nin beşiği
Çok çukur yok cehâletten aşağı
Erdemsizlik hürriyetin düşüğü
En zor üç şey izzet edep sıdkta var
Ne buyurmuş insanlığın ışığı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kabadayı

Say ki bir delinin gündelikleri
Atma mısraları sakla bir yana
Hazzetmem şiirsel kahpelikleri
Yiğitlik taslayıp kaş çatma bana
İhânet inkişafı aynalara bak
Her halin eşkıya her işin ihrak
Riyâ kemendinden kendini bırak
Sokaklar tapınak tapan tapana

Pek müstehçen akla sahip gelenler
Çok şeye perdeli her şey bilenler
Hüsran ehli olur terkedilenler
Varlık ne yokluk ne git sor babana

İfadem balyozdur sözlerim rende
Çifteni çok atma yuların bende
Haydutlar at sanar seni görende
Hizaya getirir kısar kapana
Deyince namussuz çekti ok yayı
İstemem nasihat diyor ki dayı
Yiğit ya bağırır pek kabadayı
Delikanlı teres kuvvet tabana

Pusula sefalet akıldan yaya
Aklın ötesinde tahrişte hâyâ
Sessizce yönelip baktım sahraya
Sahrada değişmiş dönmüş yabana
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kaçıyorum

Yöremizin rengiyim  fâniyim hem beşeri
Broşürlü tebessüm dağdağaları emer
Dudağımın ucundan fırlatırım dışarı
Dünya aralığında iteklediğim semer
Tufan yolcu gemiler ve varoş geceleri
Ufkumu üşütmüşüm irfan görünmez kirden
Doğrulara çevirdim ağarttım heceleri
Dörtlüklere ekliyor kaçıyorum şehirden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kadın

Leyla değil sen devlet
Sen Yüceden emanet
Sarıl ruhuma şad et,
Çocuk, afacan kadın
Sen sultandan sultansın
Mecnun kimmiş koy yansın
Vur sevdamız uyansın
Baba babacan kadın

Hem gönüllü kılavuz
Sen cennetsin sen sonsuz
Can şefkati bol havuz
Canan cana can kadın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kadın / Erkek

Ne eskidir ne yeni
Merhametin şöleni

Nine ana bacı eş
Ağrı sızı canyoldaş

Müjde cennete denktir
Rengarenk kepenektir

Erkek reis köle yâr
Kadın hep onu arar

Kadın çiçek vallaha
Şükredelim Allah’a

Düşündüm ince ince
Emânettir deyince

Kâlû-belâ'dan beri
Cennet kadının yeri

Eşsiz kadından farkı
Kadın ölümsüz şarkı
Tek varlığım karımdı
Namusum vakarımdı
Duygulandım bak şimdi
Hayali hayalimdi
Yüzü dört mevsim bahar
Analık şefkati var
Bulut yağmur rüzgâr o
Izdırap o efkâr o
Erkek evinin eri
Belki biraz serseri
Velhasıl kadın hayat
Anlatılmaz hissiyat
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kadınlar Günüymüş

Kadınlar günü bugün
Gün bugün kadın bugün
Utanmaza bak hele
Hatırlar yalnız bu gün
Kadın bizim bacımız
Eşimiz yoldaşımız
Susun rahat bırakın
Anamız baş tacımız

Onlar huri melektir
Onlar nurlu emektir
Ayrı gayrı yoktur yok
Onlar güldür çiçektir

Nerden çıktı bak hele
Bu gün diğer hergele
Üç yüz altmış kimindir
Bu sinsice kin hile
Yeter artık! Yettiniz
Reklâm meta ettiniz
Lime lime iffeti
Sırtlanlara sattınız

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kadir


Yürek mahzun gözde yaş
Âşk iklimi arkadaş
Umut giyin recâ sür
Son on gün geldi şükür

Müminlerin gecesi
Mübârek her hecesi
Vakti öp iki cümle
Hüzünlü tebessümle
Ne var ise unutup
Keşkeyi mesken tutup
Kalp ve dudak kavrul yan
Hayırlıdır bin aydan

Af ve tevbe dem bu dem
Islanmalı seccadem
Müjdeye mi sevinsem
Ümmete mi dövünsem

Oyun tektir yol kısa
Hiçsin duân olmasa
Zekât Kur’ân zikir hâl
Kadir sonsuz istiklâl

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kadir Gecesi

Birkaç damla feryat gece içinde
kuşatıp aksın

Semaya el açıp Filistin Çin’de
ağlayacaksın

Hiçliğin fark edip ağla hiçim de
çağlayacaksın

Hû hû dalga dalga âşk mahrecinde
söyleyeceksin

Geceyi sonsuzla muhkem biçimde
bağlayacaksın

Takvâda yeşerip ve ben’i bende
sağlayacaksın

Kalbi hoş üslûpla gece geçince
dağlayacaksın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kafa Yor

Hakikat küfre kanmaz
Murakabe tekliyor
Derdi olmayan yanmaz
Dert anlatmak dertten zor
Vuslat tuzak er sağır
İslam garip kulluk hor
Romantizm hayal kur
Mehdi gelir sen otur

Her yer bir tufan dibi
Nesepsizlik terkibi
Asrın gerçek sahibi
Uyan adam kafa yor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kâinatın Efendisine

Senden uzak kaldı Veysin çölleri
Sahra çoban oldu gittikten sonra
Vâiz! Tez anlat tez, gayri hâlleri
Bize bir hâl oldu gittikten sonra
Huşû duyulmuyor, aşk sana muhtaç
Tekrar gel ne olur, kucağını aç
Secdeden secdeye ağlaşır mirac
Dağ taş Bilâl oldu, gittikten sonra

Her şeyde başkalık, gül dalında kan,
Sensizlik içinde mâna ve zaman
O günü özlüyor işte şu meydan
Zaman ihlâl oldu, gittikten sonra

Seni hissedenler sessiz gülizâr
Sana söyleyecek sanki yüzüm var
Ey ebedî güzel ikliminde yâr
Hâl kıyl-ü kâl oldu, gittikten sonra
Zihinler bulanık, ifade boğuk
Mısralar sancı ye’s, heceler eğik
El açıp koşsam da soluklar soğuk
Duygu, aşk çöl oldu, gittikten sonra

Zevk sefa dâhilden göz kırpar heyhât!
Raks eder sokaklar iffete inat
Yangına müptela sensiz her hayat
Edep pâyimal oldu, gittikten sonra
Ümmet olabilmek âdemin şanı
Kölelik zapt etti bütün cihanı
Kulluğu kirlettti nefs-i zebânı
Kul kula kul oldu, gittikten sonra

Muâsır medenî hep diri diri
Tabuta devrettik, mihrab tekbiri
İhlâsta cüceyiz, isyanda iri
Sekerât bol oldu, gittikten sonra

Faran yamaçları sabâ bezenmiş
Yer göğe kasveti terk edip sinmiş
Dağın uğultusu vadiye inmiş
Dünya sefil oldu, gittikten sonra
Cehâlet düzine belâdan belâ
Çılgınlık taptaze her yer Kerbelâ
Paslanmış düşünce sürüyor hâlâ
Kaç ihtilâl oldu, gittikten sonra

Efendim gül yüzlüm hep hayâl kurdum
Bütün benliğimle coştum yalvardım
___________________________________
Yılları yıllara ekleyip durdum
Yok, meçhul oldu, gittikten sonra

Şu renksiz vakitler hep seni arar
Ürperten dehşetli sahneler kalkar
Gazze’de Keşmir’de kan gözyaşı var
İdamlık yol oldu, gittikten sonra
Göçmen kuşlar gibi sıralanırım
Aklıma düşünce paralanırım
Hüznünü duyunca yaralanırım
Gözyaşı zül oldu, gittikten sonra

Senli tepelerde aradığım kent
Sensizlik ötesi bir acı kement
Bir kerecik daha n’olur teşrif et
Yol izmihlâl oldu, gittikten sonra

Derin bir tahayyül meftunu yakar
Seni anlatamam acizim ben yâr
Hoş yürek sesleri belki de efkâr,
Ney hasbihal oldu gittikten sonra
Sen Nebîyyi Mürsel sen hep yaşarsın
Mekke’de Uhud’ta, Sîna’da varsın
Revâhanın hüznü beni de sarsın
Hissiyat lal oldu gittikten sonra
İki ayrı âlem ve ben çileli,
Fecri vuslât sardı seni bileli,
Dirilten bahar yok vâkit hileli,
Sükût bülbül oldu gittikten sonra
İdrâk kemâl bulur seni överek
Senli vâhalarda can can diyerek,
Bana gülüm gerek bana sen gerek.
Aşk arzuhâl oldu, gittikten sonra...

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kalayım

Böğrü açık kubbe uçsuz kaleyım
Sabra yoldaş yumruk gibi molayım
Gürültüler sükunete gebedir
Teslim oldum o'na kurban olayım
Kapıkulu  vicdanlara çileyim
Zalimlere er meydanı hileyim
Yergilerim yergilere ebedir
İhânet çok ifşâyı ne bileyim

Hira'ya gel hizaya gel geleyim
Çokluğumu hiç taşında bileyim
Hicivlerim su götürmez kabadır
Sadakat hak dur sözümde kalayım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kalemin Gücü

Kağnıya yükleyin şiir aşk hece
Çalkalar diz boyu arsız gülüşler
Mâna yok kıstas yok düşün düşünce
Nafile irdele partizan puştlar
Sarmalar dilucu dişsiz canavar
Bedeni çukura düştükçe caka
Ve sözün doğrusu uluyan zağar
Düşleri çöplükte payı fiyâka

Çukur çeperletir kalemin gücü
Telifsiz macera daha ne kadar
Birde kalem var ki deve hörgücü
İzaha  gerek yok kamyon kamyon var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kalemşorun İtirafı

Münasebet dalkavukluk fışkırır
Burjuvanın ruhiyatı var gibi
Renklerim bol felsefeler haykırır
Bir acâyıp yırtıcıyım hır gibi
Azgınlaşır emperyalist naralar
Beni en çok mert sineler yaralar
Arzularım idrakimi kiralar
Adamlık mı bu gidişle zor gibi

Sevr ve Lozan lotaryanlar sırdaşım
Afyoncular ağa paşa kardeşim
Siyonizm’in bir benzeri türdeşim
Gorillerin yaşadığı tür gibi

Gâh köylüyüm hem çevreci hem hes,im
Fesat fırsat merhalesi herkesim
Sermayeden nefes alır nefesim
Havariyim bazen sahte pir gibi
Ben aslında kışkırtıcı hastayım
Zihnen malul şahsiyetle küsteyim
Şairane köksüz çalan besteyim
Hıyanette dolaşırım sır gibi

Zulamdadır ölümlerin her türü
Çığlık çığlık amansızlar tümörü
Hançerlerim edep hâya kültürü
Hücre hücre kanserleşen ur gibi
Babıali her haltıma şahittir
Cürümlerim söz verene aittir
Son kaç asrın ifşası bu teyittir
Bu günlerde dönüyorum per gibi

Dilim uzun  imtiyazım sağlam pek
Bazen evcil tilki bazen aç köpek
Kulaklarım hassas tıpkı köstebek
Ben hulâsa kırk ayaklı şer gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kalp

Akıl gönyesizdir duygu çıkınca
Hangi medeniyet aşkı üretir
Yürüyen cisimler dıştan bakınca
Kalpten tebessümler hüznü eritir
Okunmadık çok şey hikâyeler var
Şefkat merhametler kalple sağılır
Büyük dünyaları gel de kalpte gör
Kalple ruh canlanır kalple doğulur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kalp

Tefekkürde fen olmalı
Ne yaparsan en olmalı
Salih âmel azâmetli
Titreyen kalp ben olmalı
Hodgamsız irfân olmalı
Her durakta han olmalı
Secde ezân ve kametli
Titreyen kalp ben olmalı

Ahlak hem vicdan olmalı
İrşad için cân olmalı
Güzel ahlak merhametli
Titreyen kalp ben olmalı

Hafızanda din olmalı
Zulme karşı kin olmalı
Maskesiz ve hâysiyetli
Titreyen kalp ben olmalı
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kalp Ehlî


Günahkâr varlıklar sokakta etler
Gayesi zevk olan ne perestler  var
Sus adam afakî der hareketler
Sürü tekâmülü protestler var

Son asra ithafken vur heceleri
Yazarım gerçeği hep ayan beyân
"Ene"ye boyadım pencereleri
Varışta süvari izânda yayan
Şu bendeki “ben”ler hep beni kollar
Ölüm ötesini satayım diye
Âşk yârin bahçesi samimi yollar
Kalb ehli ilmine düşmanlık niye

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kalsın

Şâirin partisi dâvası ise
İnfâkın tartısı hevesi ise
İmamın artisti havası ise
Susun bahsetmeyin bırakın kalsın
Yiğidin kavgası dürtüsü ise
Mahpushane şânı artısı ise
Sözlerim şeytanın örtüsü ise
Susun bahsetmeyin bırakın kalsın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kamyon

Tesirinde kalmışım cüce cüce kulların
Tekmeliyorum kini hû hû derim çoktandır
Ne güzel hâl pişmanlık edebi okulların
Adilane duygular  keşkelerim haktandır
Her geçen saatlerde ömrüm koyulaşıyor
Yer yer boğuşuyorum  değilimdir karamsar
Fikirsiz mimarların keşişi bulaşıyor
Ne acâyip bir asır kamyon kamyon haham var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kan Alevleri

Ölüme beş kala baruttan yüzü
Yağmur yer bulamaz kan tütsüsünden
Misket tarlası sen cellât gökyüzü
Gül açmaz ölümün gürültüsünden
Sokak ortasında çarpar şer şer’e
Kireç kokuları ve uyuz itler
Dikenli tellerin kalır mahşere
Kâbusun olacak yüce şehitler

Firavundan beter âhı almışsın
Engerek ağzında zulmün devleri
Zevalin dibimde pek alçalmışsın
Ve seni yakacak kan alevleri


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kandil

Her sözü zift gibi bu kimin dili
İsrail derç eder hâin kodeste
Teröre yol oldu itin kandili
Görmez zevalini başka heveste
Eşek vadisinde katır yüklüdür
Meclise uzatır kırışığını
İdrak ar namusu ipoteklidir
Ondan pek sevemez ay ışığını

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kandiller

İçimde derin acı ve ardından heyecan
Başlıyor yalnızlıklar ara ara taşkınlık
Gecenin hıçkırığı geceye selam çakan
Hendeseler görmeler her an ayrı şaşkınlık
Gündüzleri çağırıp kürü geceyi kürü
Eskileri çağırın yenilerde uyansın
Karardı hayallerim gecelerden ötürü
Gecelerim bitmiyor çakın kandiller yansın

14.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kanık

Konu kadın ise kutsaldır bayım
Edip özden beri ben ne yapayım
Bu yüzden bu sitem bu mevzû vallah
Sözlerim hilâfsa en marabayım
Gemlik’ten tanırım Orhan Veli’yi
Cinsellik ve yatak imge iliği
Kuşkusuz âşk yoktur şâir eyvallah
Sevmem örfe düşman müptezelliği

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kanıyor

Fırsatçı fesatçı yalancı vardır
Tükürün yüzüne yazmayacağım
Gözleri kapamak şâire zordur
Kalemim kanıyor kızmayacağım
Hâinle çözüm mü olmadı ama
Paralı cellata çaba harcama
Çürük paçavradan olur mu yama
Kahpeye methiye dizmeyeceğim

Sokaklar karanlık namlular pustur
Bu kimin itidir kime mahsustur
Hâni’ler konuşsun köpeği sustur
Soysuza ağzımı bozmayacağım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kanlı Sokak

Kaçıyorum ben ben diyen âlimden
Bir çift söz yüküm var dilim ucunda
Baharı düşlerken tam hayâlimden
Çok şey birikiyor aklım hurcunda
Ve hep ıssız yollar soluk soluğa
Islak gözlerimle gürlerim dağa
Kardeşlik emzirir kanlı sokağa
Şahâdet ararım âşkın burcunda

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kar Yağıyor

Güne şuur sıçramış mührünü açabilir
Dışarda kar yağıyor iklimin imbiğine
Coşkular bağbozumu sokağa saçabilir
Sokaklar ve sokaklar rahmet bekliyor yine
Kar izlerimi sildi hisseden seçebilir
Sözlerim keskin bıçak heceler hançer bana
Ayazın esintisi gözümden kaçabilir
Mâna tut titreyerek imgelerle vur bana

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kara Kız

Bakışların pakize efsunluydu dillerin
Gül bahçemde hazan var çıkıp gittin kara kız

Yanakların rengârenk morarırdı alların
Aklım aldı gülüşün yıkıp gittin kara kız

Gamzelerin tüllenir ter kokardı ellerin
Bir buselik sevgiyi ekip gittin kara kız

Sekişlerin can yakar kıskanırdı güllerin
Mahmur mahmur bakışıp çekip gittin kara kız

Ay parçası mor çiçek atlastan eteklerin
Alev alev sevdamız yakıp gittin kara kız

Visalın yalan mıydı ne oldu cilvelerin
Sevdamızı ateşe döküp gittin kara kız

Huri miydin melek mi mest etti gelgellerin
Yudum yudum içmeden akıp gittin kara kız

Senin olsun peteğin çiçeklerin balların
Kovanıma çomağı sokup gittin kara kız
Muammaydı Ömer'e mektupların pulların
Ciğerimi kökünden söküp gittin kara kız
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Karabulut

Vatanımı can evinden vurdular
Güpegündüz başkentimden girerek
Bu vahşiyi hangi eller kurdular
Sarhoş katil tekbir diyor gülerek
Aynı plan aynı oyun aynı ses
İzan sağır basiret kör lâl herkes
Suçlu diyor başörtüsü hâin ses
Bulanık su hezeyanla gelerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kardeş

Yıllar geçse eskimez
Nur yürek benim bacım
Ay çehreli duâ tez
Duâ gönder muhtacım
Mısralar yazıyorum
Anılar defterine
Sitemler örüyorum
Sözün buselerine


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kardeşcik

Bestekâra zümrütten nur kelime
Tebessümle buyururdu kardeşcik
Gül yüzlüden teberrüktür dilime
Gülüşüyle doyururdu kardeşcik
Teker teker yârenleri toplanır
Bakışınca semaya aşk kaplanır
Üfül üfül koku yayar koklanır
Yetimleri kayırırdı kardeşçik

Dosttan bize sâmimiyet kardeşcik
Dupdurudur hüsnüniyet kardeşcik
Gösterişsiz hakkaniyet kardeşcik
Köle biner o yürürdü kardeşcik

Düşman bile mecnun oldu tutuştu
Çöl yanarken kevser olup yetişti
Kardeşliği anlatılmaz müthişti
Kâinata duyururdu kardeşcik
Kardeşliğin sahibini arz ettim
İnsanlığı kardeşlerim farz ettim
Micingirt ben kardeşçiği tarz ettim
O güzel hep buyururdu kardeşçik

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kardeşim

Kabiliyet hiç olmak, izân lazım kardeşim
Pâye yetmez insana, insan lazım kardeşim
Çizgisine tevhidin gösterişi resmetme
Hâk yolu kat etmeye vicdan lazım kardeşim
Veysel Yunus Emrahlar, ozan lazım kardeşim
Birkaç mertek bir kefen kazan lazım kardeşim
Düzenin oyuncağı oluverip raks etme
Bir ömrü hâl diliyle yazan lazım kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kardeşlik

Tüm vakitler hırsa dayalı
Kin kusturan sıvayışlar
Nifâk şer şaha

Kardeşlik nedir ki
Et kibre kurban et
Gitsin
Ne önemi var
Yokluk koklardık
Bir zamanlar
Hortum yağmurunun
Altında
Boğuluyoruz
Projeler karışık sinsi
Ütülü dökülüşler
Cepheler upuzun

Ve düşmanın tebessümü
Azılı kahkahalar

Kardeşlik dediğimiz nedir ki
Bir kibre kurban et
Gitsin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Karıncalar

En küçük dâire ruhumun demi
Dingin bedenlerle oynaşmaktadır
Mâlâyani nefstir ruh akademi
Her şey hakikatle kaynaşmaktadır
Istırabım yüzü kalbimden arı
Fiil ve mertebe küçüklük ben’dir
Çalışın beynimin karıncaları
Gözyaşı idrakim nispetindendir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Karlı Dağ

Hani var ya şu yamaca yaslanan
Karlı dağın gamzelisi benimdir
Toprak kokan musikide ıslanan
Eliflerin hemzelisi benimdir
Bu dağların çehresine dön bir bak
Ses veriyor anlayana bu toprak
Gül- i ranâm ses vermeyi sen bırak
Güzellerin huzmelisi benimdir

Her perdeden nur koklatan gülüşler
Cilve cilve yaprak yaprak teşvişler
Sevgi saygı edeb iffet bu işler
Leylaların yazmalısı benimdir

Mahçubiyet bakışları hummalı
Güzelliği yavaş yavaş sunmalı
Efsunlayıp göz-yaşında yummalı
Mecnunların çizmelisi benimdir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Karmakarışık

büyük rendeliyorum beş vakit yirmi dördü
yeşil tayfadanım hem
inâyet ola
kırk vakti yoluyorum
ümit-korku sevinç matem karışık

bütün mü yaşıyorum
yoksa kemire kemire
baygın karmakarışık

kol gezdiği cahiliyenin
tağutun cirit attığı vampir sokaklar da
gül açıp bülbül öter mi
ya ben acaba ömrün şakaklarında
sessizce yavaş yavaş
perde perde
ruh paslı irâde mustarip
demir vurulmuş kızgın demir
hâşa ümitsizlik

işte horoz öt be horoz
öt bütün üftadelere
yüreğimi doğrultsun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Karnaval

Seyrettim arkasından perdenin aval aval
Telaffuzlara rahat vuslata perde düştü
Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval
Ben neyin farikası heryanım derde düştü
Jakoben kokuyordu yutkunulan ses soluk
Menfaat maskeleri olduk zevkten korkuluk
Kavga yalan birde ben şerden şere mutluluk
İfadeler zincirli  hakikat  nerde düştü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kasteyledin

Yine neden bugün gözlerin ıslak
Tozlu yalnızlıklar dost eyledin sen
Bakış bir küheylan duruş mor kısrak
Yüreğim çiğneyip post eyledin sen
Hep seni düşündüm senden ziyâde
Çok şeyler atlatıp test eyledin sen
Çileyi üstüme çektin dünyada
İffet salıverdin mest eyledin sen

Elimde yüreğin gittiğin zaman
Hâlin gülümserken rest eyledin sen
Sanki kesilecek soluğum her an
Sâhi neden aşka kasteyledin sen

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kasvetli

Şu ömür kasvetli kısa bir hayat
Zikir tespih feyz yâr etmeye bak
Hiçlik rıhtımında sonsuz semerât
Ümit fiil ziyâ var etmeye bak
Unutma tepende varlığın eli
Gâyeyi fark edip şükür demeli
Nefsin terbiyesi belki bir veli
Nefs-i emmâreyi kör etmeye bak

Hâyele çivili bütün temeller
Geçici bir rüyâ istek emeller
Hayra kanatlansın niyetler eller
Hasatlar öteye kâr etmeye bak

Büyüklük ululuk yok karun gibi
Unutmak zulmettir gerçek sahibi
Hırs şehvet kıskançlık neyin terkibi
Evvel ahir sorgu ar etmeye bak
İkrime hind vahşî süfyan’ı düşün
Vicdanı yoruyor bu yürüyüşün
Hüznün nur dağına nedir görüşün
Mazlumun gönlüne yer etmeye bak

Şöhret şân gösteriş ömit ve korku
Ölümün öpüşü gerçeğin farkı
Seyreyle farkeyle noksansız çarkı
Sonsuz nihâyeti nur etmeye bak
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Katışıksız Sözlerim

Nazari bilgileri kovalıyorum tasavvufun öteki ucuna
Uyuyorum ara ara çocukluğumu sürdürüyorum
Şartlandırmalarla vicdanlar kanatıyor
Gururu sivriltiyordum enaniyetten yana
Yâr ne sormayın

İçgüdülerim
Istırabın temeli içgüdülerim olmamalı
Teslimiyet muhabbet var/yok
Ebediyet
Beni kırk doğuruyor  tahsisatsız sevgiler
Mertebelerin riyalara kadeh kokuşturduğu
Yönelişlere kapılıyorum
Ve kaçıyorum

Sigara tüttürmek geliyor iftara beş kala
Direniyorum her şeye rağmen
Gecelerimi tüketen örtülü dünya
Yine tuzak kurmuş
Cennetsiz yosmalara

Yalanım yok sözlerim katışıksız
Katışıksız sözlerim
Yalanım yok dedim ya

Gecenin şerri mi  sabahın hayrı mı
Fütursuzca konuşturan beni
İmgeleniyorum böbürlenerek
Kaybetme korsunu aşılamışım şiirlerime
Oyun ağır ve tek oturumluk
Bir yiğit gerek bana
Hakikat tattıracak
Bir yiğit
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Katran Püskürtüyor

Hasbıhâl pek çukur lâf insan eti
İffet direğine astık zilleti
Fetva tacirleri renk renk kanallar
Maneviyatsızlık küfrün izzeti
Dayanılması güç nerde nirengi
Ne vakit kaybettik ailevi cengi
Hayasız tufanı zevkle ananlar
Katran püskürtüyor sokağın rengi

Gün gelir müjdeli  anılır şanla
Mısralar eşerim oku gez anla
Sitemkâr olsa da hakkın izi var
Tekrar uyanacak ümmet ezânla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kaynarca'dan İdlip'e

Bağrında misafirler
Çok şeyler var serimde
Cennet kokan sefirler
Dağlandı ciğerimde
Cürümleri eledik
Son sirenidir surun
Vicdanlar örseledik
Ölümü tefekkürün

Bağırıyor  şûh varlık
Cehennem hep  dehşet hep
Anne bebek mezarlık
Bu utanca kim sebep

Kaynarca'dan İdlip,e
Davacı körpe beden
İdam gerekir ipe
Suça ortak reddeden
Sâhi yâhu biz kimiz
Batar vallâhi gemi
Kurudu mu kalbimiz
Hangi kavmin dönemi

İnsanlık lime lime
Biz hangi tür canız biz
Höykürüyor kelime
Nasıl Müslümanız biz
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kaynayan Kazan

Sözcüklere haykırır paramparça yürürüm
Mısralar çırpıntılı kafiyeler zân dolu

Koca koca adamlar öyle bakıveririm
Öpüşülen yanaklar duvarlar kızan dolu

Sözlerim darağacı idamlara vururum
İmge dehşet şekilsiz balastlı hazan dolu

Ürperişler taşırım vicdanın sahrasında
Kölelik tezgahlarda satılık ozan dolu

Edipler deve kuşu bab-ı alı nakarat
Kemalat çatırdıyor kuytular yazan dolu

Avamlık parıldıyor avuntular kudurur
Cüceler külhanbeyi küfredip azan dolu

Alınlar papazlaşmış şimşek çakmaz yürekler
Gayya'yı kıskandıran kaynayan kazan dolu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kaynıyor Kazan

Feodal bir bakış derin hesap var
Revaçta dahası yazsam mı bunu
Öfke kime hizmet sahi ne arar
Bulanık edayla salmış ruhunu
Uçuşup dolaşır kim bilir nerde
Belki de telkin var kayıp gün boyu
Şükür ki fâş olup ifşâ ederde
Hışırtı şerh düşer saran tutkuyu

Saçı ve gözleri ateş karası
Reformu tasmalı ismi "rabia"
Örtüyü tepmekte cümle arası
Hep bildik dümenin resmi rabia

Sektirip dökülmüş kurgusu usu
Bir şeyler saçıyor savruk haliyle
Cam fanus sıçramış yoktur uykusu
Kendini tırmalar kendi eliyle
Kartel palazlamış her bir tarafta
Sözleri fırıldak yok saymış mizan
Belli ki irtica hazır düz yafta
Akşamın keyifle kaynıyor "kazan"

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kedi Köpek Tilki

Aklımdan çok şeyler geçti bu ara
Öfkeyle bakışıp güldüm değmedi
Ruh yok cesedini satmış inkâra
Kemik attım ite geçtim doymadı
Kral kayığına oturdum derken
Toplantı başında sessizce ulur
Tasmalar döküldü  tilki esnerken
Arslan döner gelir hesap sorulur

Hesap sorulacak elbet duy terle
Kedi kopek tilki kadro ne âlâ
Günün cakasında loş köpüklerle
Viski yatağından duymuyor hâlâ

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kelimeleştir

İhtiras mı yoksa yağan kıyâmet
Tahammülüm bıçak sırtı sırtıma
Şehâdeti kucaklayıp kıyâm et
Ömür nedir sattım olsun derdime
Dert sarsıntı istikbâlin dudağı
Dertsizlik mi nankör olma afettir
Bahar için dökülenler kırağı
Gözlerde biriken yaş mükâfattır

Gözyaşlarım yeşeriyor mâzimle
Bitmeyecek ıstırabım eleştir
Ağrılarım çoğalıyor âzimle
Dörtlükleri "bir"le kelimeleştir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kemiyet

İrfân ister  kan taşıyan damarlar
Toksinleşir kemalatsız çomarlar
Yal görünce yamağında uyuşur
Hırlayarak gözlerini yumarlar
Hırltılar anırtılar semerler
Tevekkülsüz düşünceler emerler
Kalemlere  şımarıklık üşüşür
Yahudinin gölgesinde  Ömerler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kendime

Özgürlük kölesi dünya fâni de
Unutma yârini unutulursun
Sultan Süleymanlar nerde hâni de
Mevsim bittiği gün o’nu bulursun
Nefsin burgacında batma batağa
Vehbi Koç nerede ve Sakıp ağa
Hesapsız kitapsız yatma yatağa
Nasıl yaşar isen öyle ölürsün

Kendime feryadım kendime âhım
Çocuksu nidayla ıslat ilahım
Affeyle Allah’ım affet Allah’ım
Duyan işiten sen, hâşâ bilirsin
Sen Affedicisin affı seversin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kendimi

Hissiyat taş yığını
Ve arsız kahkahalar
Bucaksız sular acı
Ölüm yüzlü sahalar
İnsanlık derinlerde
Gitsem mi hem diyorum
Acâyıplık ben'lerde
Ben beni arıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kendine Gel

Yıkılmak yok be adam
Atâlet var sesinde
Kalk ayağı kalk yürü
Mâzinin gölgesinde
Mevlana’ya Yunus’a
Kulak kesil hak sese
İsa Davut ve Musa
Kuranın bestesinde

Ki o kurân bestesi
Hak dinin bildirgesi
Kurtuluştur güftesi
Sonsuzluk ensesinde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kerbela'nın Güzeli

Ne güzelmiş Kerbela’nın güzeli
Bitmeyen bir soluk matemli yoldaş
Hep onla düşündüm şiir gazeli
İçimde gam keder gözlerimde yaş
İyi kötü güzel çirkin mihenktir
Lânet ile kutsal ve endişesi
'Kerbela Olayı' kaç asra denktir
Sonsuza yayılır öğreti sesi

Bu kadar zamandır söz sözü yaktı
Yakıyor arada sessizce yer yer
Gözyaşı ardına muştu bıraktı
Hüznün çiçekleri yeşermiş meğer

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keskin Bıçak

Velinin sükûtu avama yular
İdrâke çalışın horlamayınız
Şüheda misali yeşil duygular
Akli iradeyi zorlamayınız
Gelgitler her daim delalet eder
Pembe bir meçhule koşuyor herkes
Bulutlar huzursuz yer gök gam keder
Şuura davettir şuur üstü ses

Gelen gerçek diyâr geçen bir hâyal
Varlıkla yokluğu bilen algılar
Kendini terk eyle ve kendine gel
Yürek keskin bıçak kozmik dalgalar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keşke

Bir sabah açılsa efsunlu perde
Yeniden yeşertsek çölleri keşke
Dertliler oynaşsa hemen her yerde
Sonsuza çevirsek yolları keşke
Kardeşlik yağdırsak bilâli âhenk
Her ırka her cinse ulaşsa renk renk
Mevlâna misali dünyalara denk
Tevhide kaldırsak elleri keşke

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keşke Yağacak

Bu şehrin koynundan Nilüfer akar
Uludağ'a doğru başlar bir niyâz
Gecenin apayrı şehrâyini var
Gül yüzlü kubbeler zarif bembeyaz
Kubbeler içine ben derviş gibi
Değişmem geceyi derin uykuya
Uzasa ruhuma aklımın dibi
Cürüm çığlığıyla beynimi yuya

Mevsimsiz esiyor bir ağır rüzgar
Pas tutmuş zihnimi tırmalar ancak
Her gece eser mi tekrar ne kadar
Sokaklar pek muhkem keşke yağacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keşkelerim

Nehre koşsa yükseklerden bulutlar
Güneş inip kuşak taksa rengârenk
Rüzgâr esse cemreleşse umutlar
Bir yol açsa engel kalksa rengârenk
Tohum eksem besmeleyle başlayıp
Avuçlara râhmet aksa rengârenk
Tövbelerle gönülleri işleyip
Fırınlasam filiz çıksa rengârenk

Ara ara konuşurum susarım
Sükût lisân sırra baksa rengârenk
Anlatamam büyük benim hasarım
“Keşke”lerim beni yaksa rengârenk

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keşkeleyip

Gelmiş geçmiş bugün yarın her ânı
Tefekkürle sonlamalar ne hoştur
Hâl diliyle hallendirmek cihânı
Kılıçları kınlamalar ne hoştur
Ölümsüzlük âşık eder insanı
Gözde ıslak damlamalar ne hoştur
Şahit bize güzergâhın ihsânı
Anlatmadan anlamalar ne hoştur

Çile saçıp secdelemek her yanı
Rükû tesbih çınlamalar ne hoştur
Mazhariyet alnın râhmet divanı
Kadirlerde binlemeler ne hoştur

Büyük şevkle ârz eyleyen kur'anı
Lâhikalar ve lem’alar ne hoştur
İhlâs hûşu tamamlayan imânı
Kalbi dille inlemeler ne hoştur
Ezel ebed zaman hasat zamanı
Saf ve duru tamlamalar ne hoştur
Kurbanlara kurban diyen kurbânı
Keşke'leyip dinlemeler ne hoştur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keşkeyi

Kalbi ölmez görüp görmezlikten geliyor
İdrâk ve tekâmülü boş verin ecel diyor
Görmediği sürece vereceği cevap yok
Geçmişi çifteleyip çiftleşip geceliyor
Kımıldayıp kaçtıkça ölüm yaklaş gel diyor
Ölenle ölünmez ki yaşamak güzel diyor
Hem ölümün ardında pişmanlık çok sevap yok
Tehlikeyi  fark-edip keşkeyi heceliyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keyfe Kâfi

Edebi soydukça vücut etlenir
Şehvet öfke gelir hırs şiddetlenir
Akıl tatildedir irâde tahrif
Nefs-i emmarede batıl katlanır
Kavga zulüm tutku ifrât ve tefrit
Âşk oldu pâyımal âşk it oğlu it
Sahte güzellikler cerbeze tahrif
Muâsır olduk yâ helâl yok reşit

Göz kulak el ayak ihânet tahrik
İffette ne demek izzet ne demek
Huzur yok haramda erdemsiz herif
Helâl keyfe kâfi yuva mübârek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keyfi Gelsin

Şefkat ırmağından akıver
kardeşlik türküsü söyle
gidemesen de el salla o hüzün diyârlarına
el salla mektup yaz koş
koş ki keyfi gelsin

S/onsuzluk gurbetine imgeleri hasret düşür
vuslatın farkına var bir âh çek derinden
ya da çevir yokluklara bütün olanaklarını
sakın erteleme el salla, ısıt ruhunu ağlat üşüt
merhamete koş emrindeyim izindeyim efendim de
onun olmadığı gölgeleri gölge sayma
her sabah onun ismiyle karış
baş döndüren musikili ahenge
o'nu düşün, yetimini düşün
o'nu düşünmek ne güzel, ne güzel gülleri ne güzel öyle
gülüşlerini ona sakla en güzel şeylerini
ona sun ona arz et, ona arz etki
keyfi gelsin
Sofrada onu hatırla, az ye az konuş şükre koş
yetimler çarşısını dolaş, unut senden kalan ne varsa unut
onu hatırla onu kokla öğrenci ol ona
defterini göster öğrenciliğini fark ettir
hep erken kalk çok erken
onsuzluğun ıstırabını yudumla
bekle onu hep bekle gelir bir sabah kim bilir
sonra tekrardan bir âh çek, âh efendim âh de
mahzun mazlum gözlerle yaş dök
iki damla belki iki damla yaş vesile olur
düşürür senide sevda ırmağına
hiç düşündün mü ona ilticayı
düşün düşünki
keyfi gelsin

Şiirleri öp ona yazılan bütün şiirleri
boynunu bükerek, nefsi tokatla küfrü bozguna uğrat
cürmün heykellerin yık temizlen
yıkan tıpkı bir bebek gibi çığlık at
dupduru samimi pirüpak çığlık at ki
keyfi gelsin
Varlık gözlüğünü çıkarmayı dene
hiçliğe koş hiçliğin tutsağı ol
kandil akşamlarına koş, yıka gözlerini
benlik yelkenini indir sonuna kadar
ıslak bir seccade bırak ardın sıra
iklimin çatlak kıvrımlarına yağmur ol yanan yüreklere
gözkapaklarını kapama seherlerde
yeşersin buharlaşsın ezân sesiyle
göğsün sol yanına hû hû saliseleri vursun
şefkat zembereğine vursun ki
___________________________________
keyfi gelsin
Sevdalan aşkı onda tat sevin ağla onsuz vakitlere
o olmasaydı aşk olur muydu bulut gürler
su şakır mıydı, söyle he şakır mıydı
âşk onun adı,ona aşık ol aşkı onda tat
ona aşık ol ki aşkın âşk olsun
aşkın âşk olsun ki
aşkın keyfi gelsin

Kâinatı kucakla, seslenişi gözle
idrâkince uykusuz kal gözlerinde kan yüreğinde yan
emânete sahip çık,sözünde dur, ahdini bozma
pervâne ol, mecnun ol, kul ol
merhamet ol ,şefkat ol ümmet ol
ümmet ol ki keyfi gelsin
kâinatın efendisi
“merhâmet abidesinin”...

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Keyfin Girdabı

Keyfin girdabında gürlüyor arkın
Hangi mahalleden kimdendin sen hem
Kalleş kurşunusun kovboyu şirkin
Sövmüyorum sana ben sana sövmem
Safsata sürükler falan filanı
Tezat tarlasında fitne yalanı
Versin diyemem ki Allah belanı
Sövmüyorum sana ben sana sövmem

Yönsüz kavgaların kavgaya inat
Tilkinin kuyruğu sendeki sanat
Tevekkül yâ sabır hasat saltanat
Sövmüyorum sana ben sana sövmem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kıraç Sözler

Sabretmek ne güzel şükrünü sarsa
Himmetin râhmetin fevkine varsa
Ülkü aşk dâva ne celâlin nedir
Şakağı terletip vicdanı yorsa
Kaç nesli taşırlar izân tasında
Hızlı varışlar var gün ortasında
Fırdönüyor keyif bu hâlin nedir
Hami ol yer beğen  haritasında

Susup koş kucakla gözlerini aç
Sen kendine gelsen sen sana muhtaç
Bilinmez o sinsi ihlâlin nedir
Zihnin pek karışık sözlerin kıraç

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kırk Dedi

İki bin dokuz der sıfırı siler
Cebir ziyân oldu bir olmayınca
Hesap pek karışık bitti silgiler
Rakam atılır mı kâr olmayınca
Sayılara sorun belki haklı der
Nezâket tamamda pek ahlaklı der
Vekiller nerede bende saklı der
Kurultay hikâye hür olmayınca

Kimi yok etmedi gurur hırs ene
Allah biliyor ya kimden gizlene
Sırtında ne kadar daha kaç sene
Kırkını okursun fer olmayınca

Hayretlerim size sessizliğe pes
Ülkü kadar konuş dâva kadar sus
Hicvin dokunuşu kimlere mahsus
Hangi boşluk dolar zor olmayınca
İnsafsızlık sanma teşhisim kesin
Gözleri önünde bütün herkesin
Düşene vurulmaz kim derse desin
Zemheri bilinmez kar olmayınca

Düşün gereğince mânaya sarfet
Hayırlar içinde hayır’ı fark et
Ülkücü kardeşim üzdüysem affet
Kırk dedi kırk oldu ter olmayınca
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kıskandığımsın

Sözlerin sitemli yüzün pek ılık
Belli ki düşlerin çok kalabalık
Sağnaklar yağdırıp kime diyorsun
Deme bana beni sevmiyor musun
Sensiz ben neyim ki sen güzel yetim
Secdede yaş gibi samimiyetim
Hele cezbe gözlüm bakışı yosun
Deme bana beni sevmiyor musun

Aynı soluğuz biz ikimiz bir cân
Sonsuzluğuma eş gönlüme sultan
Yüreğime “elif” zor günlerde “nun”
Deme bana beni sevmiyor musun

Senle efsûnlandı bu bendeki gam
Yâr sevdanın adı iffet aşk endâm
Şiir şarkım yârim vallah sen busun
Deme bana beni sevmiyor musun
Hayat hasâdını senle eledim
Hüznünü görünce çok sendeledim
Bir tane cikken var iki de tosun
Deme bana beni sevmiyor musun

Kıskandığımsın sen duy hisset işit
Hep seni görürsün imgelere git
Güldüğüm sustuğum ağladığımsın
Deme bana beni sevmiyor musun
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kıyamet

”Ne zaman kopacak ” dedi kıyamet
Senin kıyametin son nefesindir
Sana ne kardeşim kopar kıyamet
Ölüm yakın sana ve de kesindir
Günah tarlasında isyan yıllarca
Harca bakalım sen fütursuz harca
Deccal gelir deyip bekle aylarca
Azrâil gelince son nefesindir

Düşün kıyameti yaslan imâna
Bu ne perişanlık gadretme cana
Sarıl istiğfara sarıl Kuran’a
Ümit soluğundur tevbe sesindir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kıymık

Bir zamanlar kıymık vardı çıralı
Misvâk gibi sürülürdü dişlere
Kürdan çıktı kokusu yok paralı
Lezzet dendi besmelesiz leşlere
Kıymık kadar değer yok mu  yemek bu
Helâl haram mum ışığı demek bu
Alın teri ve göz nuru emek bu
Sâmimiyet anlatılmaz keşlere

Kıymık deyip geçme ince hesap var
Uğultusu hata payı nisap var
Her zerrenin geldiği gün bir râb var
Göz ağartıp azap verme kaşlara

Kıymık âşktır usturuptur lokmaya
Altyapı hem temel taşı pâk maya
İrâdedir içtimâı bakmaya
Gel hakkı tut başı vur taşlara
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kızılay

Her daim ses verir yer gök dirilir
Yokluk matkap yokluğu deler
Kudret kelâmından aşk indirilir
İnfak pınarından vuslatı yalar
Kartallara azık simsiyah ölü
Yüzüme vuruyor sessizce benzi
Kefeni ayazdan kumla örtülü
Alnıma çarpıyor utancın izi

İnsanlık aradım insandan yana
Yetişti koştular hazır mı hazır
Kızılay yazıldı bütün cihana
Kimine dost yaren kimine hızır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kızlar

Annenin ziyneti nur yüzlü kızlar
Şefkat meclisinin diğer adıdır
İffetle bezenen tıpkı yıldızlar
Babaya verenin iltifatıdır
Sokakta örf şuûr evinde kuğu
Huzura erdirir endamı tuğu
Kadrini bilene aşk buğu buğu
Evlerin en efsunlu şatafatıdır

İrfân okumalı diyemezsin hım
Huri melek onlar ve okutalım
Verip kalemleri sağlam tutalım
Kızlar uygarlığın hakikatidir


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ki

Tasvirledim seni hüzne sakladım
Yer yer gülümsedin darılmadım ki
Yokun dudağında yok kucakladım
Siretin görüldü görülmedin ki
Söküklerim arttı seni görünce
Zamanı unuttum,zamandan önce
Mısralar döktürdüm sessiz derince
Sözüme ram olup durulmadın ki

Üşüyorum yaklaş hele tut beni
Kuşat güneşinle sar ıslat beni
Bahtiyâr eyler ki bu vuslât beni
Bir ömür boynuma sarılmadın ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kibir

Tersiz nursuz gülüşür
Riya kokar nefesi
Atar tutar bölüşür
Tevazuya dalaşır
Mevt yürekli be adam
Köle görür herkesi
Kırar döker durmadan
Büyük küçük sormadan

Beyni nefse kiralık
Efelerin efesi
Mantık gitmiş ruh alık
Kendinden kalabalık

Hep isyanda ben derken
Firavun yok maskesi
Kaçma daha çok erken
Zift bürünmüş giderken
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kifâyetsiz

Dil ve çeper, üslup belli piç demem
Nesebi kim kütüğü ne suç demem
Durum vahim ötesini bilemem
Hakkı söyle ıskalayıp geç demem
Gözyaşıysa uğultular hiç demem
Çapraşık ya utandırıp seç demem
Boyutları sırnaşıktır gülemem
Kinâyeler kafiyesiz tunç demem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kim

Hesap yol mizân varken
Başıboş uyu, yatın
İş aş istihdam derken
Hükmü yok mu O Zatın
Gördüren gören kimdir
Huzuru veren kimdir
Var eden yâren kimdir
Sahibi kâinatın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kim

Kim kavuştu
Kim çeltikten çıkardı
Kim tanrılar icat etti
Huşu vapuruna kim öfke kustu
Ve kim heykeller dikti aşkların ortasına
Kimliksiz şuursuz ve fütursuzca
Kim varlığın ve hiçliğin iskelesine
Demir attı boylu boyunca
Kim ben'i rehin alıp yandı pişti
Tevbe yangınıyla

Kim ene taşlarını kaldırıp
İnsanlık caddesine yürüdü
İrfân deryasına yelken açtı
Kim zillet bataklığına koştu
Kim sağır kim kör
Kim hükümlü kim hür

“Ehad” ve“Samed”
Allah'ım Affet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kim Bilir

İlham çiçekleri yer yer semavi
Maveraya doğru akar kendince
Sahilsiz hislerle tüter masmavi
Kurtuluş hazzıyla dolu derince
Şafağı zevâli yönü kim bilir
Bugünü yarını dünü kim bilir
Kim bilir tutsağı sonu kim bilir
Eskimez hiçbir söz ruhu gerince

Eylülüm ekimim kasımlarım var
Beşinci mevsimden hısımlarım var
Umut kıvamında  resimlerim var
Azrâil ruhumu yere serince

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kime

Gün hüzün yağıyor bense pek yorgun
Yazıp duruyorum eskiden  beri
Dantelâ bakışlım gelirsen bir gün
Geceyi arala yokla şiiri
Tasa fasıl fasıl acı peş peşe
Salmışım kendimi alev ateşe
Hislerim ağulu dışım pürneşe
O mahzun gözlerle bekle şiiri

Gömüldüm geceye ben sana vardım
Senli tepelerde rikkate durdum
Nâzen hecelerle kime yalvardım
Aşkın füsunuyla kokla şiiri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kime Gerek

Nefs uyanı darda koyar
Son sözünü nerde koyar
Zehr pişirir bal tattırır
Ruhu alır hurda koyar
Kavga dövüş gizli atlı
Çok rengi var şirk kanatlı
Akrep yılan uyutturur
Tezkiye yol, ol dikkatli

Dilek tutar her hileye
Dünya doldur der fileye
Yetmiş Şeytan arattırır
Hasret eder sevgiliye

Süslü lâflar yalan yok der
Arzuhâlim plan yok der
Çok haramla aldattırır
Talan eder talan yok der
Şöhret makam âşk paradır
O aslında ejderhadır
İsyanlara oturtturur
Yolun sonu şirk naradır

İsyan fücur her şey ayan
İster atlı ister yayan
Hayâsızca sırıttırır
Aklın varsa bir’e dayan
Diyemezsin neme gerek
Koma başı kuma gerek
Dünya ahret mevt sattırır
Tövbe imân kime gerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kime Ne

Can yağıyor günbegün kalabalıklarıma
Derin öfke tadında gamhaneysem kime ne

Yüreğim yumruğumda kabirler kıvamında
Büyük yorgunluklara peymaneysem kime ne

Eşref-i mahlûkat ben davam damarlarımda
Körleri gülümseten divâneysem kime ne

Mısralar iliklerim züppelerin cebine
Baykuşlar kovalayan virâneysem kime ne

Kime ne be kardeşim arsızın mutluluğu
Olmayan vicdanlara bigâneysem kime ne

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kime Teslimiyet

Türkülerim aynı, ağıt ayni ses
Varlık sermayesi hamal hesap ip
Yeter artık bağır bağır lâl herkes
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip
Bir devin çığlığı sefer karakış
Kırk yıllık acılar hükümran bakış
Manşetler hep aynı hep aynı çıkış
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Küfrün bir oyunu kal yaz ilerde
Geriye dön bir bak gör gazilerde
Toprak ağzın açmış aç az ilerde
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Görkemli köşeler kalemler beyi
Bayrağı indiren meçhul kahpeyi
İçerden kızartmış nifak enseyi
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip
Analar sırtında öptük bu yurdu
Kınalı Hasan’ım dedi buyurdu
İşte Çanakkale tarih duyurdu
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Vatan benim ben, ben bekçisiyim
Bin yıllık müjdenin kürekçisiyim
Zihin kundaklanmış başka ne deyim
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kimim Var

Sen ümidim sen yolum sen şefaat kapısı
Hüznü senden öğrendim taşa çaldım yeisi
Kâinatın baş tacı âlemlerin reisi
Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin
Medar-ı iftiharı kâinatın ey nebi
Yaşamımın gayesi varlığımın sebebi
Ammar’ı sümeyye’yi düşündüm de zeynep’i
Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin

Kaç asırdır bu hasret asırlardır sensizim
Tahammülüm tükendi ruhum darda yol uzun
Nasıl girdaptayım yâr kurtar beni sonsuzun
Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin

Ne aliyim ne ömer ne de dostun bilal’im
Hesaplarım çok ağır tuzaktadır hilâlim
Senden başka kimim var gülümse ki gülelim
Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kimin

Şehidin şavkında gördüm hilali
Kızıla kaplanmış soysuzun eli
İğreti mi desem kelp mi demeli
Her köşeme sızmış zift hevenkleri
Ülkemin hurcunda değişken zalim
Bilmez misin ben kim Hasan Bilal’im
Gelin hep beraber şehit olalım
Söyleyin siz kimin pezevenkleri!

25.03.2005

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kimin Beygiri

İzandan soyunuk boz itin biri
Sözü salyalamış akıtmış kiri
Ar çatlatıp şarap çeker din eler
Adı saklı bilmem kimin beygiri
Cürmü ve vebâli kendinden iri
Dizginle şu nefsi getir tekbiri
İrâde uğrarsa gör neler neler
Çokluğu yağmala hiçliğe yürü

Kavgamız davamız öteden beri
Sevdayı besleyen aşklardan diri
İnançta ufuksuz nankör sineler
Ancak ve sadece gerçekte sürü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kimin Haddine

Takdir-i Huda'dan başka şey bilmem
Hazinesi sonsuz yâr vardır şükür
Misafirhanenin bir ferdiyim ben
Kur'anın sahibi bir vardır şükür
Şükürsüzlük hırstır dile dolana
Hakikat konuşur kanma yalana
Kanaat iktisat israf hile ne
Vâcibü'l-vücud O, var vardır şükür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kimler

Avam havas güldürmeli
Hak hakikat bildirmeli
Kimler hazzın hamalıdır
Ay güneşe yamalıdır
Aklı ermez sır tutmuyor
Hayat âşka zulmetmiyor
Alışveriş ne malıdır
Fâiz ribâ nemalıdır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kimsesiz

Her gece ayrı sokak karanlığın peşinden
Ne kederli bir bakış fark ettim gidişinden

Ürkekçe bir tebessüm ruhsuz gözlerim doldu
Cürmüm sırtıma bindi insanlığım boğuldu

Gizlice uzaklaştım sığınmışken duâya
Zavallı kim benim ben o topraktı ben kaya

Sustu sarstı titretti tedirginlik sesleri
Kalıpları koparıp attım o günden beri

Keskin geceye inat yaklaştıkça yaklaştı
Beni bana getirip dürüste uzaklaştı

Hülâsa maruzat bu ancak görenler bilir
Veren elin hazzını gizli verenler bilir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kir Akar

Kapıldık bir rüzgâra koşuyoruz boşlukta
Susun be kardeşlerim kafam karmakarışık
Düzen arsızdan yana küfür kusar her nokta
Kutsallara saldırır firavun’ la barışık
Susturan susturamaz ümit varım felekten
Sırrı eşelemeyin geçirildik elekten
Kan damlıyor içime kaygım var gelecekten
Oynanan aynı filim deyyus buna alışık

Kan içinden kan çıkar siper siperi paklar
Kavgalar boynumuza çökertilmiş laklaklar
Yüzlerinden kir akar irfan bilmez ahmaklar
Bukalemun cinsinden namussuz ve yılışık

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kiralık Kalemler

Dipsiz fısk fücurlar ren renk köşeli
Iftira su-i zan ateş döşeli
Nedendir kardeşim bu çöküş neden
Namussuz ant içmiş başka perdeden
İslâm dâva tâviz düşünürüm az
Istikamet nedir utanın biraz
Siz ne zannettiniz Anadolu’yu
Oyuncak ettiniz bu kutlu yolu

Telifi telefe sattınız tek tek
Transfer hocalar para çok gerek
Cuma geceleri kaynayan kazan
Fetvâya oturmuş soyunmuş kızan

Helâlden bahseder bilmem kaç fasıl
Şehvet merkepleri nefse velhâsıl
Reformcu hepsi fakih baştacı
Model artisgiller medyum medyacı
Karun gibi maaş şakşak gel gitler
Hem neyin misali uluyor itler
Farfaracı hepsi tâviz yalaka
Pek sadık matbuat bağlı yalak’a

Her puştluğu yapıp sus deme gayri
Entrika dolaplar gecenin seyri
Dinde tahrifatlar hesaba gelmez
Paralı kölede hürriyet olmaz
Ve küfrün kalemi övgü nişânı
Karakter yokluğu şöhreti şânı
Maaş ve telifler kem lâftan gelir
Söz namus hınç besler mahlûk yükselir

Şiirlerim tespit taraf yok asla
Sözün hakikati zor iltimasla
Kardeşi kardeşe düşürenler var
Hesap var mizân var yazdım bu kadar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kirli Su

Susmalarım çok hâliyle
Çokluklara vuslat yoktur
Gerçek âşkı kalp diliyle
Öpüştüren hâller çoktur
Olmalı ve zorunludur
Hayat sınav ölüm haktır
Akli düzen kirli sudur
İstikâmet belli tektir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Koçyiğit'ti

Temiz gelip temiz gitti
Polat sesli koç yiğitti
Kan ter akar yüreğimden
Uyan Ömer uyku bitti
Ateş dondu zaman doldu
Bu kez Maraş şehit oldu
Ah u efkan dindi derken
Beyaz atlı yiğit öldü

Göksun dağı duman duman
Buz kesilmiş bir kahraman
Üstüde nur altıda nur
İşte reis işte meydan

Karlar indi birer birer
Melekler de hep beraber
Sonsuzluğun çehresinde
Binbir müjde  binbir haber
Ab-ı hayat belki son tur
Biz de acı onda huzur
Arkasında bütün cihan
Ve hoş sada terk-i diyar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kodes

Acı rüya ardın da
Ne söylesem işitmez
Marifet mi vardın da
Postallarla  iş bitmez
Bak hele bak köksüze
Sürer gider yok gitmez
Şehadetsiz öküze
Çapraz söz bu eskitmez

Ve kodesin ardında
Savruluyor kül yutmaz
İplikler baş masonda
Yatar kalkar unutmaz

Ulus falan eser yok
Geçmiş cüda belirtmez
Her şey ayan cürmün çok
İthal feraset yetmez
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kokonalar

Uğultusu kıpkızıl
Sibirya soğukları
Çırılçıplak

Ve kefene sararlar
Pervazsız maskaralar
Buz bedeni yüzü kar
Çek elini sahtekâr

Kaba vahşi binalar
Cirit atar finolar
Oynaşır sarhoş devler

Büyük ruhsuz odalar
Haşmetli kokonalar
Mobilya ve modalar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Korku Ve Ümit

Bir katre gözyaşı bir dua yâda
Mâi bulut gibi gözlerimi tut
Hangi nehir akmaz akan dünyada
İnilmez merdiven nerede mevcut
Yorgun günlerimi aldım elime
Tekrarı yok ömrün baktım hâlime
Cürümde muttasıl yazık dilime
Acı içindeyim gel beni uyut

Şiirler hüznümdür mevsim çok serin
Sonun telaşesi mevzu pek derin
Su gibi içtiğim yazı kaderin
Emriyle kuşatmış korku ve ümit

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Korkum

Mahçuba yaslanan tuhaf bir insan
Neden hep böyleyim yer yer de âsi
Ejderha gibiyim nefs ile bâzen
Zifiri gecede ateş mavisi
Kendim yargılarım hele bir görsen
Geceden sabaha öldüresiye
Gayyanın dibine duvar örürsem
Sen beni düşünme oku mersiye

Kavgada ruhumun jandarmaları
Kim beni engeller O’nu anmaktan
Şan şöhret şâirlik fors armaları
Korkum hep kendimi anlamamaktan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Korkuyorum Ana

Çoraplarını giydiriyorum cennetliklerine
Gözlüklerini ilaçlarını terliklerini
Asıyorum kuyumcu verdiği
Eşantiyon çantaya
Kâr etmiyor ne söylesem
Gözleri solgun bakışı ağlamaklı
Duvarlar tutacağı omuzum bastonu
Öylesine yürüyor
Tevekküle yaslanarak
Yüzünü yüzüme dikiyor bulut gibi arada
Islatıyor duygularımı ve
Usulca kaçıyorum
Gözlerinden

Anam böyle miydi hâlbuki
Kaybolabilsem yüreğinde alabildiğince
Ah anam hislerimin
Cankurtaranı

Korkuyorum âniden hoşçakal diyeceğinden
Seccadenin öksüzlüğü korkutuyor
Yokluğundan korkuyorum
Anam


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Koşarım


Hüznü katreledim uçurdum yine
Babam eylül gibi annem nur nine
İbret haritası körün gözlüğü
İrfan pek karışık böyle biline

Öyle bir yaşam yok boşluğa sine
Firkat kovalarım sırtıma bine
Söze kilitlerim kıvrak sözlüğü
Devrin şeytanları yerin dibine
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Koşuyor

O titrek bir ceylan bekliyor hâlâ
Sükûtu duyulur her an gün boyu
Hep benle beraber hep benim ile
Dertleri boşaltır derin uykuya
Ürperten yalnızlık ve yokuş diyar
Yürüyor geceye boyun bükerek
Bazen bir ilkbahar zemheri yer yer
Boşluğa koşuyor beni çekerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Köpek Diyor ki

Özgürlük düzmece namus frengi
Çok yuva kararttık arsız köpeğiz
Lelin kalıntısı artığı dengi
Şaron'da beraber nursuz köpeğiz
Garbın payandası bindiğim gemi
Irkımız bilinmez sattık dedemi
Bâzen Türk oluruz bâzen Ermeni
Tıktılar kodese yârsız köpeğiz

Bağımsızlık yafta tuzak  hileyiz
Paralı mâşayız hâin belayız
Aslında biz fosseptiğiz helâyız
Yutarız emeksiz tersiz köpeğiz

Siyona uranyum masona huyuz
Nifâk kin tasmalı köpeğiz uyuz
Vatana ihânet işte biz buyuz
Erkeklikte gitti barsız köpeğiz
Irkımı sormayın Zerdüşt gâh Haçız
Kürdü türkü bilmem soysuzuz piçiz
Üst akıl elinde uşağız hiçiz
İzânsız ezânsız yersiz köpeğiz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Köpüktü

Geceme eser mi tersinden rüzgâr
Tedbir ve takdirler gerçekte denge
Dirilten çeşmeler muhabbette var
Şükür ki kaptırdım koştum âhenge
Gerçeğe vakıf ol hoş olur yağman
Seyyah yağmur gibi sihrini döktür
Sonu tasvirlerim her şeye rağmen
Hükümran ne varsa her şey köpüktür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Köre

Dava yüce ve yol yokuş
Nere Micingirt Micingirt
Koş yorulma kanatlan koş
Var’a Micingirt Micingirt
Vakit miât hesap tek tek
İnfilaklar nardan ipek
Candan öte demek gerek
Hirâ Micingirt Micingirt

Gözyaşları ateş ve sır
İzân yanık ruhlar kısır
İrfân yandı son kaç asır
Çıra Micingirt Micingirt

Med-cezirler yönsüz gemi
Yakar ârşı gözün nemi
Yol eylemiş cehennemi
Gora Micingirt Micingirt
Mevzu uzun konu derin
Mükâfatı bol kaderin
Ezel ebed kafa yorun
Yora Micingirt Micingirt

Deş yaramı yaram azsın
Deşmez isen eremezsin
Sebat yoksa varamazsın
Yâre Micingirt Micingirt
Beni anlar kalem yazı
İçim dışım kalbim sızı
Anlatsam mı hangimizi
Köre Micingirt Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Köye

Zamansızlık gelip çatmadan ölüm
Gelin güller açan köye gidelim
Yastık battaniye yekpâre talim
Taşta çorba içen köye gidelim
Kimbilir kim gider kimlerin nesi
Kurtuluş kervanı verenin sesi
Ümmetine dertli âşk silsilesi
Ebediyet saçan köye gidelim

Minbere yaslanmış güzel der namaz
Cezbeder çeker hû kalpsiz anlamaz
Şaşmayanı yanık iklim pek ayaz
Buhara'dan geçen köye gidelim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Köylüler

Nerdeyiz köylüler ne oldu bize
Ayrılık vurgunu vurdu köylüler
Derdimden bir buket vereyim size
Yavrular köyümü sordu köylüler
Hacı Celal vardı tuğrası hayır
Çeşmeler akıttı cennetten nehir
Hacı Gazi köyde keserdi mehir
Düğünde baş barı kurdu köylüler

Hacı Ahmet yapmış kışlalarda ün
Altınları sebil döküldü güğüm
Dedem Hüsamettin gülmüştü o gün
Hacı Behsattada vardı köylüler

Serdar Efendi var köyün üstünde
Dedem Zeki Sifil baytar aslında
İbo dayı vardı eli bastonda
Şeremetti onun yurdu köylüler
Hırlak Celal nerde gönlü pehlivan
Yediği ekmekle bir kuru soğan
Yokluk kaderiydi ekmeği yağan
Liste yaptım ölüm derdi köyüler

Hakkı dayı bekçi gördüm sadakat
Biçerdi çayırı kalmazdı takat
Kanlıda çobana atmıştı tokat
Çoban onu yere serdi köylüler
Mucip Hacı Hedis icattı işi
Doluydu ambarı kaynardı aşı
Birde vardı Hacı Ömer onbaşı
Ölünce mezarı nurdu köylüler

Semih civan Semih göçtü bırakıp
Anası kör oldu ağlayıp bakıp
Köye figan düştü sineler yakıp
Bize de gurbetlik zordu köylüler

Kula Memmet hasta bakışı hüzün
Cinolardan Habib yatalak hazin
Köylüler çok dertli bir gidin gezin
Gönlüme gam keder girdi köylüler
Ölmüş Hasbi Amcam izi silinmez
Şeremette Mevlüt dayı görünmez
Ölüm zor gurbette mertçe ölünmez
Rüyamda mezarım dardı köylüler

Zevki sefa yoktur ahır zamanda
Hacı Fikret Ömer aynı mekânda
___________________________________
Yetimleri ağlar yaşlar sahanda
İki köye acı verdi köylüler

Dedem Hacı Sadi ninem Hatice
Öldüler birçoğu ağlar Netice
Ne buğdayda tat var ne bakar tece
Son durak mezarda durdu köylüler
Cinolar Nadolar Leventler selam
Baharlar Işıklar hepsi vesselam
Düğünde ölümde hep birlik olam
Şeytan nifak sokar gördü köylüler

Hacı Coşkun muhtar bıraktı izler
Toplandı ahali yaşlandı gözler
Köylü  helallaştı duaydı sözler
Peşimizden bakıp durdu köylüler

İsmail Ekinci taşa yaslandı
Nazim dayı bakıp yaman hislendi
Anam helalleşti teyzem seslendi
Dönüp son kez selam verdi köylüler
Bu şiir değildir hasret ızdırap
Görürüm inşallah köyüme varıp
Mahşerde buluştur günahsız ya Rab
Gönlüme bir sevinç sardı köylüler
  Köylülerime saygı ve hürmetlerimi sunar  ölenlere rahmet kalanlara sıhhat
ve afiyet dilerim...

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kubbeler

Çocuklar sütunlar secde kubbeler
Sihirli orkestra atlastan kuşlar
Çehresi rengârenk şu minareler
Seherin sevdası ezanla başlar
Bayram özlem türkü ney beste beste
Rengarenk tek yürek aynı heveste
Aşk şekil hoşgörü dokunan seste
Kubbeler bizimdir koşun gardaşlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kudreti Sonsuz

Yeryüzü milyonlar uğurlamakta
Tanzim ve ibreti alıverelim
Dağ denen direkler bekler ayakta
Fıtri vâzifede kalıverelim
Bütün kâinatı seyredip dinle
Kurân'la temsili hâli verelim
Toprak neşet eder yaprak seninle
Kudreti Sonsuz’u biliverelim

İçimde cefası, tâ ellilerin
O kara günleri siliverelim
Belki de hikmeti tecellilerin
Kardeşlik haberi salıverelim

Mânevi kirleri yakabiliriz
Tevbe namazını kılıverelim
Ölüme tepeden bakabiliriz
Yeter ki ölmeden ölüverelim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kukla

Hâinler kol gezer yine bu ara
Bütün taarruzlar ahlaksız para
Sebep ve netice bin yıllık bahis
Haçlı tefecidir gelmez kantara
Katran kazanıdır isyan kalkışlar
Kukla oynadıkça mösyö alkışlar
Suâlsiz şehitler mezarsız nergis
Ceylanpınar yazar gözümde yaşlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kule

İçim kıvılcım gibi
Hecelerken sızısı
Sürgün eder edibi
Esâretin pazusu
Caddeler ve duraklar
Kaldırımlar şehvetli
Sükût bilmez şakşaklar
Duyarsızlık dehşetli

Uzun uzun yıkımlar
Cadde can verir türden
Ve tweetler akımlar
Kule kurduk küfürden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kulluk

Şu kehkeşan içinde
Marifettir hür olmak

Büyüktür semeresi
İki cihan var olmak

Kulluk sonu Velilik,
Yaradan`a yâr olmak,

İblis isyan itiraz
O gün var ya, nar olmak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kulvar

Şirk yağıyor yığınlara bak hele
Muhabbetin sancağını tak hele
İmgeleri ihlâs ile yak hele
Alâkalı nokta düşür kulvarda
Kim hak yolda kim putperest kim darda

Ki hakiki sebepler var  hak  hele
Hakikatsiz hakikat yok yok hele
Tevazûnun surlarına çık hele
Hak ve batıl güç ve kuvvet çok varda
Kimler gitti kimler kaldı kim kârda

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kurban

Rabbin seslenişi takvânın eli
Tekbirdir tehlildir eşsiz bedeli
Huşunun çığlığı amel ve niyet
İnfakta huzur var ver diyor ayet
Kurban samimiyet miraçtır namaz
Ve büyük gün var kimler anlamaz
Rahmanın sofrası ne hoş ziyafet
Mevcudata hizmet ona riâyet

İnfâk şuuruyla usulca yağın
Öksüz gecelere gönüller sağın
İmandaki yakîn ruhî sekînet
Sahipsiz sokaklar kime emânet

Akmayan derede sular durulmaz
Akmaya talipsen sular yorulmaz
Başkada arama gerçek muhabbet
Verin ötesine geçmek hakikat
Cânan emreylemiş şâir ne yazsın
Gölge ve yolculuk durduramazsın
Nifakın sırrına varırsan şâyet
Her yer İsmailler her yer arafat

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kurbanım

Yolculuğum bir daha
Kurbanım nefesine
Çıkabilsem sabaha
Meftun oldum sesine
Kalpler aşkla dirilir
Fikriyatlar durulur
Sana gelen hür olur
Ökçe olsam mesine

Durak durak can durak
Semerkanda son durak
Geldim nefsi yırtarak
Keşke derecesine

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kuru Ağaç

İki ayrı âlemde yaşayana münhasır
Var edenin indinde ve tedbirin yanında
Ahmak ile aptalın zaman farkı kaç asır
Gördünüz mü gerçeği ihânet divanında
Zihnini değerlendir var edenin elisin
Sen seni idrâk için değer yargıların seç
Şiir şuur iç içe sahi sen nerelisin
Zâtı bilmez her sine gerçekte kuru ağaç

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kuşatılmış

Kaç asır öncesi insan hakları
Veda hutbesini akledin beyler
O ulu emiri ve yasakları
O fikri o hissi kim kime söyler
Sokak aldatıcı ben hayli deli
Şeriat geliyor manşet atılmış
Hay Allah diyorum hem de şeddeli
Edep erkân töre dil kuşatılmış

Fetvalar fırıldak irtica âlet
Etmeden rehbere insanlığa gir
Bilip yaşamamak asıl sefâlet
Tepende bekliyor münker ve nekir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kürtaj

Can yavrular lime lime
Açtığımız çığır bizim
Lânet olsun bu bilime
Hesabımız ağır bizim
Zina serbest feci gardaş
Belli değil bacı gardaş
Gerçek ama acı gardaş
At sokağa doğur bizim

Ölüyoruz ağır ağır
Vurdumduymaz olduk sağır
Bağır Ömer yandı bağır
Yönetenler sağır bizim!

-----------
Rahmeti yuvanın mahzun bebekler
Tohumsuz toprağı düşünen var mı
Yavrusunu yiyen soysuz köpekler
İnsafsız çakallar kana doyar mı

İfâde pervazsız dehşet ve hazin
Felsefe yapmayın rağmen yok halka
Karnında yavru kim değil ki sizin
Kim kimin sahibi zihnini çalka
Annenin karnından bıçağı alın
Vahşetin şefkati kestiği anı
Söner mi ahları büyük vebâlin
Ne acı histir bu çığlık zamanı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Kütahya

Mecnundur toprağı yandı tutuştu
Mevlâna beldesi hilim Kütahya
Şâiri ozanı şöleni hoştu
Yüreğe dokunuş hâlim Kütahya
Çağların öpüşü Hititler burda
Çeyizler bezenir gözdeki nurda
Porselen ebruli dağılmış yurda
Nakış nakış sevda kilim Kütahya

Antik Roma Kenti durur ayakta
Sütunlu caddede yürür ayakta
Şanlı uygarlığı görür ayakta
Sevdalım yavuklum gülüm Kütahya

Şâir Şeyhi yazar şehre girişte
Erenler burada şeyhlik bu işte
Özlem hüzün telaş sarar dönüşte
Gözyaşım sükûtum dilim Kütahya
Gölgeler gerçekler şiir ve şâir
Dumlu Hoca ile sohbet vesâir
Kütahya duâlı efsunlu şehir
Şeyhi Şöleni’nde yolum Kütahya

Kütahya’’2.Şâir Şeyhi Şöleni ‘’ 24 Ağustos 2005
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Lâf Satıyorum

Hakikati konuş veyahut da sus
Ömrünü gıybete eyleme âlet
Bireysellik zillet şeytana mahsûs
Hep olmak sevdası gerçek cehâlet
Kendini göresin zanlarına bak
Huzur sevgi nefret zulmet veya nur
Pusulanı çevir koş yalın-ayak
Bil ki cehennemin dibidir gurur

Dehşet ben ehline çok şey öğütler
Zannetme kendimce lâf satıyorum
Hâl makam değil ki şiir beyitler
Muhabbetim kadar anlatıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Lâkırdı

Kompleksime memur öyle bir hâldir
Şuursuzlukları kim bilir yarın
Düşüncelerimin tapusu dildir
Her sözü lâkırdı ben günahkârın
Şiir ummanında bahtım fal gibi
Duygu fısıldarım susar lâl gibi
Gâh karmakarışık gâh Bilâl gibi
Bocalayanıyım fâni diyârın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Lâzım

Sözlerim sığ bodur çıraklıkta us
Feyizle diz çöküp âşk dermek lâzım
Vâizde irfân yok kendine mâhsus
Mekteple mâbedi evermek lâzım
Lâf varki köpükten gazele nesir
İlmi fetihlere yol vermek lâzım
Malzeme sipariş zihinler esir
Âsımı aslına çevirmek lâzım

Haysiyet ârafta mâzi derbeder
Mimsiz tahribatı devirmek lâzım
Doğu batı güney renk renk beraber
Âkif dedem gibi bağırmak lâzım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Lejyoner Sancağı

Mor ışık nasılsa yalnızlık öyle
Buzdan heykellerin sıcağı gibi
Dehlizsiz uykuya uzansam şöyle
Uyanmaz gecenin saçağı gibi
Riyakâr yüzlere selam verince
Gözleri kapayıp sustum derince
Tâlihim kırılgan kaderim ince
Öksüz annelerin kucağı gibi

Hehey dalkavuklar anlatmam daha
Nice yıllar tevbe ettim Allah’a
Yürüdüğüm yollar ıssız bir vâha
Dolaşmam Lejyoner sancağı gibi

Sabrın kucaklayıp yuttum epeyce
Kambursuz mahluklar güttüm epeyce
Sahte tarafgiller sattım epeyce
Dumansız  nankörler ocağı gibi
Dışım hep gülümser sen gel bana sor
Uzaktan bakınca ne kadar mağrur
Istırap benimle vakur  duruyor
Vicdanlar  kıyamet bıçağı gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Leyla Dedikleri

Solgun bir hüzün hep ne kadar vakur
Çehresi adeta izzetle yüklü
Ümit yudumluyor zülüfleri ter
Maziden doğuyor köklü mü köklü
Bir şeyler anlatır mısralar tek tek
Leyla dedikleri bu olsa gerek
Görünen diriliş besbelli gerçek
Manzara rengârenk nizâm ahenkli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Leyle-i Berat

Âhenk müjde nazar yol misk-i amber
akıbet muhakkak hasat kâr olur
ilâhi rahmet der canım peygamber
hisseden tüm ruhlar bahtiyar olur
Varlığım bir çift el
kandil gecelerine duâya tamamladım
hatırlayıverdim şükür tâze ümitle
senin için yapabildiğim
iki gözyaşı ve buğulu gözler
Tevbeyle yüz yüze elim açarken
apayrı bir yolculuk gel diyor bir ses
yüküm kuş tüyünden bu sabah erken
yeniden dirilip doğacak herkes

Bilmez miyim senin râhmetini
hâşa seninleyim bir başıma
kimsecikleri olmayanın kimsesi
ahdime uyamadım mağfiretin sahibi
ağuşlarım bomboş soluğum kısık
uçurumdayım koşuyorum yokuş aşağı
mâsivanın şavkına takılarak
Leyle-i berat bu kutsi çekirdek
leyle-i kadri’n âşk heyecanı var
gözyaşı istiğfar kaç bin yıla denk
geceyi kuşatır semâvi bahar

Lütûf ve ihsanına kurban olduğum
kalbimi çalıştıranım
“yok mu isteyen vereyim “diyenim
işte buradayım kapındayım el açtım
istiyorum affımı rızkımı afiyetimi istiyorum
berat’ın yegâne sahibi
beratımı istiyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Leyli

Duygular hapsolmaz gizlenmez yâda
Sevi kuytuları bir ömür yaşar
Vuslatın izleri silinmez suda
Dalgalar içinde kendini arar
Soluğum tüketti çığlık sızısı
Kim bilir nerede ölür dirilir
Sonun iskelesi alın yazısı
Bâkir koyaklarda sala verilir

Yokun ülfetleri varın sesiyle
Bilinmez bekleyen meylinin sesi
Kapatıp ağzımı uyusam bile
Uykumu kaçırır leylinin sesi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Liyakat

Zannını geçmekse seyir hem madem
Kulluğu değişmem saraya yata
Ademiyet benim asli ifâdem
Ruhum fedâ olsun büyük sanata
Kafam boş gönlüm boş bitti takatim
Aczimi bilmektir tek liyakatim
Sanmayın dörtlükler ukde taatim
Garip hislerdeyim izâhat hata


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Madımak

İslami terör kim külliyen yalan
Hiç canı yakar mı imanlı biri
O günkü vahşilik zihinde kalan
Kim kimi gömerdi kim diri diri
Zaman derin kuyu tarih hayrette
Anbean kovalar tedbir tedbiri
Karanlık mihraklar sonsuz gayrette
Gün gelir kırılır küfrün zinciri

Asla öldüremez el temiz else
Kardeşi kardeşe kuruldu nifâk
Hâinler taş olur hak dile gelse
Biz biriz bölemez kirli  ittifak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mahmur Bakış

Kimse anlayamaz bendeki hâli
Anlat deme bana anlatamam ki
Ömrümü tükettim seni bileli
Bana bir hal oldu seni görünce
Hüznü kucaklarım matemle her an
Sürüyen yazgı bu benle numayan
Biraz gülümseyip secdeye dayan
İdrak vecde geldi seni görünce

O mahzun yüzünü özledim gene
Gel mahmur bakışla bakmayı dene
Vuslat yakın olur duâ edene
Sevda vuslat buldu seni görünce

Bakışın kıvılcım üslup hâralı
Zümrüdî iklimin mahzun maralı
Dörtlükler acemi bağrım yaralı
Yaralarım soldu seni görünce
Ben hep seninleyim sen sitem yine
Geçmişi eğirip aşka gelsene
İffet abidesi, şirin çingene
Ruhum sende kaldı seni görünce

O mahzun yüzünü özledim gene
Gel mahmur bakışla bakmayı dene
Sende doğdum öldüm, öldüm bin kere
Aklım sende kaldı seni görünce
Gözlerin yâr o gözlerin
Yâr o mahmur o gözlerin
Kurban olur yoluna hep
Ölene dek o gözlerin
Yâr o mahmur yâr gözlerin
Gözyaşı yolladım yazı kadere
Ölüm çığlıkları bizdeki töre
Senle doğdum senle öldüm bin kere
Bana bir hâl oldu seni görünce

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mahreçsiz

Vicdanlar ahrazlaşmış sözcükler puşt
vefa geride kaldı tavırlar ihânet
vakit kemirgen çenemizden

susmuşum aralıksız
boşluğun kovuğunda sessizlik uğultu
şiir beni simgeler
Cam kırığı gibi ruhum hışır hışır
sözlerim hareli dilimde mahreçsiz
besmele ututkanlık dalgınlık

Hısım yok dost yok bağ koptu
ve varoşlar patates yüzlü çocuklar
duygular uzun hava kıvamında
paramparçayım
Küfrün kızıl sancağı sarmaşdolaş evlerle
nedâmetle geçen bir ömür
sözcükler ben tevbe ve peşinden
havf reca büklümleri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mahzun Bakışlım

Ötenin iklimi sendeki huzur
İçimi bambaşka şule sarıyor
Sensizlik sarınca yaşam nede zor
Gözlerim bak yine seni arıyor
Mecnun etme beni yoluna kurban
Efsunlu bakışan müptelayım ver
Çoraklaşmış ruhum yeşersin nurdan
Uzaktan süzüşün beni yoruyor

Ah mahzun bakışlım hurilere denk
Dalgınlık nedendir hele elin ver
Yoksa huri misin nur hevenk hevenk
Utangaç bakışın soluk veriyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Maksat

Kuşat azabım dindir
Her kuytu avaz avaz
Ses ve mahrem senindir
Sus terk eyle mânâ yaz
Sözlerin yorgun gibi
Koşa koşa aksadı
Ülke boyu terkibi
Aşıyor bu maksadı

Hissedersin hem madem
Nerde şimdi çilekeş
Aşk meşk değil ifadem
Renk koku ses diriliş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Marifet

Marifet kalplere beyinden girmek
İlhamlar dalgadır azgın denizde
Yaşam yağmurlarla yürüyen ırmak
Akar gereğince dur deseniz de
Ermek hoş takdire, çalış eresin
Çalışmak ibadet sen canlı ayet
Hem koca bir dünya belki küresin
Vallahi mes'ulsün adamsan şayet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Marx'ın Kalesi

Basın baykuş gibi kalem mert değil
Kanlı komiteler epeyden beri
Kirli kurnazlıklar vatan dert değil
Köşeler mezbele haset çemberi
Köksüz çırpınışlar mihrak atını
Koşturamayacak aşıldı çizme
Efendisi boğar Kandil zâtını
Kürt Türk Müslümandır kanmaz Marksizm'e

Vatan sütûnları şehâdet eser
Zerdüştler yıkıldı Marx'ın kalesi
Avrupa'ya rağmen zafer müyesser
Mağlubiyet yazar put müptelâsı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Maske Duygular

Hafıza arayan marifetim ben
Desem telakkiler içime düşer
Anlayış garabet renk almış kirden
Kimin kültürüyüz biz nasıl beşer
Âh münasebetler fırtına düze
Camiler fikirsiz yetiş be Sinan
Milli ruh nerede ne oldu bize
Sokaklar hangarın gâvuru inan

Yığın yaygaralar maske duygular
İrfan tepetaklak gibiyiz sanki
Bozgun düşünceler arsız kaygılar
Dibi cehâletin dibiyiz sanki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Maske Düştü

Gün geçtikçe suça gider
Gayrimeşru faça gider
Kin ve nifak müdavimi
Hacca gitmez Haç’a gider
Din iman der peçe gider
Yamyamlarla maça gider
Şaronlarla pek samimi
Misyon gelir Açe gider

Vahşet hile suça gider
Siyonistler Koç’a gider
Müslümanın rezil mimi
Maske düştü hiçe gider

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mâsumiyet

Süratim pek arttı boynumda yular
Şöhretle peş peşe basite doğru
Sırtımda zamanı silen duygular
Ben ben’le el ele fasite doğru
Lâyık olduğunu bulur mu herkes
İki ayrı âlem iki ayrı ses
Terk edemediğim bana ait his
Samimi bu sözler tesbite doğru

Mâsumiyet ne der sen gel bana sor
İçim bir hoş olur esince rüzgâr
Yer yer imkânlarım nispeti kadar
Yönümü çevirdim ismete doğru

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Matem Topluyorum

Mehtâbı izlemek hüzne yeter de
Geceme dökülür rengi hilâlin
Beni pişkinlikler düşürdü derde
Siyahı olsaydım o gün bilal’in
Matem topluyorum, girdim hizaya
Peşimden koşuyor türküler tek tek
Fısıltı geliyor… Emri Rıza’ya
Yüreğim taş gibi sözlerim ipek

Neyzeni hatırla matemi dinle
İçimde tüm sesler kendinden leyli
Gözlerimi kaçır mor gözlerinle
Zaten ben istemem olmayan meyli

Sömürülmüş ruhum kedere düştü
Yüreğim al götür ilhâma bak ta
Nasıl anlatsam ki bambaşka işti
Beni hep hüzünler ugurlamakta
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Matemin Aşk

Tuzak bilmez yer gök gölge rüzgâr
Geceler bitti aşk ihtiyar yorgun
Güzelden sonra öl iplik iplik yâr
Şiir kursağında rüyâyı kuşat
Ovaları topla çiz hudutları
İlham fışkırdıkça rüyam kapkara
Dağları uçur vur haydutları
Uzan ufuklara gel ara ara

Hoyrat ol fısılda yalnızlıklara
Bazen susmuş bulut bensiz kol kola
Ay ışığında hep sürüklen vara
Şarkılar söylersin belki gün ola

Beni götür sana, bana sen getir
Şeffaf ve samimi gayri olmasın
Geceler hep siyah hep simsiyahtir
Matemin aşk olsun bitmesin yasın
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mavi

Yollar koyu ben gürültü ben yavan
Ah o günler ıslık yaz ve karavan
Gam uçurur hülyaların anbean
Yakar beni tılsımlı tahtaravan
Bin bir renkte şiir gibi ellerin
Aşk bürünmüş vagon kokan güllerin
Sessiz mâna şu efsunlu dillerin
Sen ızdırap sen bendeki heyecan

Duy gönlümü inayetle duy işit
Zümrüt yüzlüm nur şavkını vur dirilt
Ara ara parıldayıp sen gel git
Firdevs gibi seninleyken dört biryan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mâzinin Göğertisi

Halkaları kopuyor  tutuşmuş potinleri
Özgürlük öpüşüyor söz kesmiyor bıçaklar
Şehre indi bir katil hançerlendi rutinler
Zemheriye sürülmüş ateş kusan alçaklar
İhtilallerden anla düşündüm de ne işti
Topla çıkar hesap et söz öldüren hesaplar
İklim istifa etti mevsimler hep değişti
Ve hâlâ saygıdeğer  amentüsüz ahbaplar

Biz hangi yüzyıldayız hava bozuk yer nemsiz
Yapılacak çok şey var sürgülenir mi kışım
Yüreğimde sızı var ağrılarım önemsiz
Mâzinin göğertisi içimdedir kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Meçhul

Hiçlik içinde o sır
Var mı daha kaç asır

Sustum maziye daldım derin ıstırap aldım
Mesafe arpa boyu koştukça kalakaldım
Sus ve konuş bilmece geldim sonuna geldim
Eşkin ve ürkek oldum
Bağır yüzün çevirde
Görmek kördür devirde
Vuruşur gerilerek toprak su fasıl gayem
Ve yorgun çok perişan fiyakadan sermayem
Tutmuşum ateşleri yaş söker mi bilmem hem
Belki meçhul hikayem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Meçhûle

Bir tül gibi yüreğime dokundu
Âh be anam gözyaşların bene mi
Gün doğarken karanlıklar okundu
Zincirledi sevdalarım sinemi
İmge tamam duâ tamam söz tamam
Ömür boyu bir meçhule koşamam
Yol bozuksa çekip gider yaşamam
Bekleyişler harap etti senemi

Ruhum yalnız bulutlanan bir ada
Şiirlerim köprü yaptım feryada
Oysa bütün değilim ben deryada
Virân etti pervazsızlar hanemi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Medeniler

Fıtrât insanlıkta tümden inkıtâ
İzâha gerek yok tezahürüdür
Rağbet ne yazık ki  şaşı fıtrata
Zillet çeşit çeşit, bin bir türüdür
Mümin kim imân ne sorulmuyor ki
Delâlette boyun hür olmuyor ki
Şirk kokan mahfiller görülmüyor ki
Ferâset mevzû yâ körün körüdür

Bozuldu tahkikte mantık dokusu
Asırlar çobansız koyun kurt pusu
İslâm âlemi hep ölüm kokusu
Medeniler zulme koşan sürüdür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Medeniyet

Birçok şeyin tiryakisi oldular
Kime yüklü nesillerin vebâli
Kıbleleri batı nişan pâye bildiler
Mersi bay bay kültürlüdür ahâli
“Nasıl yaşar öyle ölür” anarken
Nerde hata etti bizim büyükler
Medeniyet Firavunu sunarken
Sanma kalkar sırtımızdan bu yükler

Kültür zihnim ifâdemin otağı
Örf yamulmuş tepetaklak yürüyor
Avrupa’mı medeniyet batağı
Yetiş ey dost karanlıklar sürüyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Medine

Ab-ı hayat çağıldıyor
Firdevs gizli Medine’de
Hayy sesleri uğulduyor
Cennet yüzlü Medine’de
Engel yoktur niçin neden
Büyük küçük beden beden
Mecnun olur gelen giden
Cennet yüzlü Medine’de

Bin bir eda sathı güzel
Okçuların methi güzel
Uhud Dağı fethi güzel
Cennet yüzlü Medine’de

Gelen gider veren alır
Kimi gider kimi gelir
Tekrar nasip Allah bilir
Cennet yüzlü Medine’de
Akın akın perde perde
Ger gök coşmuş yâr var serde
Âşklar başlar her seferde
Cennet yüzlü Medine’de

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Meğer

Terk edebildiğim içimde erir
Geçip giden şeyler benimmiş meğer
Susuşumun sesi yer yer yeşerir
Kavgamı yeşerten demimmiş meğer
Ölüme soyunmak hayır giyerek
Beşikten mezara elif diyerek
Havfı yudumlayıp reca yiyerek
Yürümek izzetim şanımmış meğer

Merhaba ıstırap merhaba çile
Çilesiz her eylem perdeye hile
Gam keder üzüntü düşürse dile
Uçsuz vakitlerim yanımmış meğer

Lâf öyle ateş ki tüketir yakar
Çokluğu terk edip hiçlik bırakır
Tefriki kaldırır tağutu yıkar
Ve aşksız ibadet sonummuş meğer
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mehmed'e Sitem

Belki izahâtın zamanı geldi
İçimde ağulu sızı var Mehmet
Neslin hoyratlığı bağrımı deldi
Sırtımda çatırtı izi var  Mehmet
Sağ sol safsatadır gülmeyesin ha
Nifâk oyununa gelmeyesin ha
Öze eremeden ölmeyesin ha
Sende sadâkatin közü var Mehmet

Bitimsiz sevdalar kor olur elbet
Mazlumun lokması zor olur elbet
Derin karanlıklar durulur elbet
Islak sokakların va’zı var Mehmet

Kimler aşka gelir kimler uyanır
Teslimi bilenler Hakk’a dayanır
Hikmetle bezenir aşkla boyanır
Seherde secdenin özü var Mehmet
Sokak sokak huzur versin astığın
Kutsal varlığımdır ayak bastığın
İcabında ölüm olsun yastığın
Müjdenin bitmemiş kozu var Mehmet

Büyük düşün fikrin olmasın anlık
Pak ruhlara bayram nefse düşmanlık
Zevk safa hevesler sonu pişmanlık
Nice kavimlerin tozu var Mehmet
“Halk içinde Hak”ı çoklukta yoku
Dünya ve kâinat düşün yaz oku
Samimiyet öğüt mârifet doku
Yunus Mevlana’nın hazzı var Mehmet

Aldırma mahlûklar ürerse ürsün
Diline yobazlık cilası sürsün
Sefil ve beyinsiz türler görürsün
Her kışın mutlak bir yazı var Mehmet

Vicdanın sedası ufkuna merhem
Her an birlik olsun hitabında dem
Hem kime mahsustur gözlerinde nem
Beyaz atlıların gizi var Mehmet
Soysuzlara inat oku der âyet
Ve ruhsuz ateizm gerçek vesayet
Fikri hür mürteci değilsen şayet
Mutlak her yokuşun düzü var Mehmet

Heceler mustarip mısralar atsız
Sosyalist olur mu Adil Esat’sız
___________________________________
Hocalar türedi mukaddesatsız
Tedbir-takdir kader-yazı var Mehmet

Tarih ve yağmalar söze gelemez
Mizansen kahpeler bizi bölemez
Vatanı bilmeyen şehit olamaz
Toprağın şehide sözü var Mehmet
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mehmet Akif Ersoy

Hikmet idrak ferman kalbi safahat
Duygu aşk ızdırap gazelhan gibi
Bedrin arslanları ne tarif heyhât
Öyle bir izah ki cana can gibi
Şu boğaz harbi ki hür kılavuzum
Çanakkale duâ  hasbıhâl lazım
Öteye göz kırpan istikbal bizim
Âkif hem bir destan bir vatan gibi

Edirnekapı’da mâtem sesi var
Ruhuna  merhumun fatiha yazar
Ecdadın kokusu esiyor rüzgâr
Heybetli bir timsal o bürhan gibi

Fatih kürsüsü ah bir rüya görsem
Diz çöküp devrilip derdimi sersem
Öylece beklesem gözlerimde nem
Seheri bekleyen küheylan gibi
Bir mektep bir mabet terbiye asıl
Marşımı okusak bilmem kaç fasıl
Tebessümlerimiz mahzun velhâsıl
Duygular efkârsız perişan gibi

Kaç şehit yeşili saklı hırkanda
Âsım seninledir âsım arkanda
Ülkemin renkleri tevhid ırkında
Asabiyet tefrika bir şeytan gibi
Derin çıbanlar var kime varayım
Sensizlik esiyor gönül sarayım
Seninle İstanbul Bosna Hira'yım
İstiklal gürleyen bir umman gibi

Kavga aşk ızdırap yalnız çileli
Peygamber aşığı bildim bileli
Onu dertli eden namahrem eli
Âkif vâdedilen heyecan gibi

Âkif  sürgünlerin istikbâlidir
Âkif bayrağımın renk renk alıdır
Âkif şehametin gerçek hâlidir
Şehadet kuşanmış Alparslan gibi
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mehmetçik

Yedi düvel yankılanır sesinde
Kıtaların onurudur Mehmetçik
Kutlu yolun şuuru var hissinde
Birliğimin sürurudur Mehmetçik
Arşa çıkar ayak sesi geçerken
Ona sorar güller gonca açarken
Tufan durur ateş söner o varken
Vatanımın göz nurudur Mehmetçik

O kahraman efsanedir dillerde
Altaylardan Galiçya’ya her yerde
Üç kıtaya dağılacak ilerde
Kıtaların huzurudur Mehmetçik

Vatanımda hiç batmayan bu güneş
Kime baba kime kardeş kime eş
Alev alev vatan tüter pür ateş
Ordumuzun gururudur Mehmetçik
Nerde zulüm pür gayretle varılır
Tez zamanda hesapları görülür
Cephe cephe şahadetle dirilir
Şehâdetin şehiridir Mehmetçik

Mehmet demek altın çağa niyâzdır
İdrâk etmek yaşamaktır vaazdır
Kosova’dır Kafkasya’dır Hicazdır
İnsanlığın şiârıdır Mehmetçik
Ölümsüzlük azığından beslenir
Yiğitliğin zirvesinden seslenir
Ölüm nedir ötesinden süslenir
Milletimin şuurudur Mehmetçik

Namus benim vatanımdır buyurdu
Ak kanıyla sulamıştır bu yurdu
Düşmanını sofrasında doyurdu
Çanakkale şiiridir Mehmetçik

Hey Malazgirt Sarıkamış Niğbolu
En derûni mânalarla dopdolu
Billur billur gözyaşları buğulu
Sâmimiyet duvarıdır Mehmetçik
O vatanın yavuklusu hastası
Asırlardır bağımsızlık bestesi
“Ya istiklâl ya ölüm”dür güftesi
İstikbâlin şâiridir Mehmetçik

O ölür mü o şühedâ o vatan
Ölmez demiş müjdelemiş Yaratan
___________________________________
Micingirt der Mehmetçiğim cân cân cân
Peygamberler diyârıdır Mehmetçik

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mehter

Gazve-i Hudeybiye mucizeyi bahire
Heybetli polatların nefesi marşı mehter
Hikmet dolu susayış evvele ve ahire
Ummanı atlıların güneşi arşı mehter
Vuslatı hissettiren efsûni perestiş var
Hakikat irfanıyla sarar kucaklar mehter

Üç kıta yedi düvel iç içe fırka fırka
Kuvvetli sevdalarda her millete her ırka
Viyana’dan Kenya’ya Somali’den Irak’a
Bir destanın huzmesi öyküsü yaşı mehter
“Allah bes baki heves” gayrisi yoktan yeter
Zebercet iklimlerin pervazı hazzı mehter
Nihâyetsiz musiki bir devrin çağıltısı
Saadetli iklimin coğrafyası türküsü
Tarihin râyihası tabutumun örtüsü
Öksüz kalan bir devin büyüsü düşü mehter
Göz kulak dil şuurum irfan yoğurur yer yer
Vicdanı solukların yorgun Itrisi mehter

Mehter aşk kutlu düğün,”Abı-ı hayat” vuslat nur
Teberrüküm hatıram vur mehteran hele vur
Hem desturlu şarkılar tekrar tekrar okunur
Uyanık gönüllerin güftesi aşı mehter
Konçertolar Mozartlar ses verir sesten beter
Medeniyet melodim yaşa sen şanlı mehter
Hey muazzam orkestra şavkı içime doldu
Efsunlu nağmelerle paslı ruhum duruldu
Aşkım şevkim meşalem zümrütten bahar oldu
Ecdadın yadigârı ülküsü marşı mehter
Davamın esintisi ravzamın taşı mehter

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mekke

Mekândan münezzeh her âyetimiz
İmândan beslenir dirayetimiz
Gözü yaşlıların imdat  kapısı
Mekke'dir kalplere sirâyetimiz
Nasıl ârz edeyim ebed ve ezel
Nâbi'den şiirler Bilal'den gâzel
Cihâna bedeldir şehrin tapusu
Bulunmaz benzeri âh eder güzel

Bülbülü ağlatır gülü güldürür
Ruhu parıldatıp nefsi öldürür
İbrahim dedemden Kâbe yapısı
Derûni lisânla  yâre bildirir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Memleket

İmân irfân sevda seri
Şehit kanı alın teri
Çoğu kattım azlarıma
Ümmetin sığınak yeri
Dallarını kıskanırım
Toprağında ıslanırım
Yağmur serper gözlerime
Seherinde beslenirim

Sevdalarımda huri sen
Kimsesizlerin yâri sen
Sürur iner gizlerime
Gülüşlerim baharı sen

Binlerce yıl bestem oldun
Sıcaklığım üstüm oldun
Âb-ı hayat dizlerime
Alın secdem dostum oldun
Uzat elin hislendim ben
Işıltınla ıslandım ben
Dokunuşun sazlarıma
Yunuslara yaslandım ben

Şehâdettir boydan boya
Dost düşmana düğün toya
Vatanımın genzlerine
Tevhid yazdık dünya duya
Lügatim sen hece hece
Öpüyorum yüzün peçe
Karakışın yazlarına
Hasat vurur kavruk tece

Şehit gâzi genç ihtiyar
Koynunda yatan bâhtiyar
Küstün mü sen sözlerime
Memleketim kutlu diyâr

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Meram Eyle

Gözlerin göğsümde bakışın mahzun
Görür gibi konuş kal harem eyle
Hazan kapısından yüklü sitem sun
Yanmasın yüreğim al verem eyle
Sensizlik çektirme dayanamam hiç
Mutluluk gibiyim sen hep kırlangıç
Nergis tarlasına ekilmez pirinç
Gözleri çevirip gül kerem eyle

Sevenin gözleri yarasındadır
Kırağı göğsümün haresindedir
Ne varsa kalbimin arasındadır
Buğulu ateşim ol haram eyle

Yüzün bana dönüp yorgun yorgun bak
Sükûta sarmala gözyaşı bırak
Peşimden koşuyor malum kaydırak
Ecel terlerimi sil meram eyle
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Merasim

Şeyli öpüşmeler aşk öbek öbek
Dörtnala koşturur şeytanın atı
Flört kuşanıyor karnında bebek
Nikâhsız doğurur toy mevzuatı
Zihinlerde votka şişelerde su
Takıları getir nerdesin kadın
Hayvanlara özgü yolun yolcusu
Ahırlar avlular koklaşamadın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Merhaba

Çağdan çağa iz bırakan yiğitler
Geçmişini görenlere merhaba
Tez yetişin rubaîler beyitler
Hak sırrına erenlere merhaba
Üç kıtada at koşturan atlılar
Ak mazide duranlara merhaba
Kına yakıp hep kefensiz gittiler
Al yazmalı törenlere merhaba

Sağı solu Laz’ı Kürdü herkesim
Bu vatanı kuranlara merhaba
Mevlana’dan soluduğum nefesim
Alanlara verenlere merhaba

İsli paslı ölçü ayar vefasız
Bilal gibi yârenlere merhaba
Çare sizde çelik surdan vefa siz
Ötelere varanlara merhaba
Hakk’ın sesi minareden seslenir
Tatlı huzur saranlara merhaba
Gözyaşlarım tâ Hira'dan beslenir
Dost bağına girenlere merhaba

Hey mübarek Çanakkale sırdaşım
Al kanını serenlere merhaba
Ben şehidim şehit benim kardeşim
Micingirt’i soranlara merhaba
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Metalik Duygular

His nedir duygu kim arsıza düğün
Yaltaklık örtülmüş dölek yollarda
Ufuk yok kaygı yok her an günbegün
Yapmazcık ar irfân kıyam dillerde
Metalik duygular gayrısı perde
Köçeklik at başı, leylalar nerde
Sevdalar mezarlık hortlar içerde
Gözyaşı öpüşür paslı ellerde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mete

ezberlenecek isim
söz orda başlıyor
huzur o
Ömer
…
yolculuğun çıkışı
gölge altı gibi
bir şey
Lütfi
...
karşılıksız şiir
İncitmeyen
âşk
Mete
...
"Ömer Lütfi Mete;
Uyan dedi ümmete”
…
düşününce hoş oluyorsun
ağlayabiliyorsun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Metin Ağbi

Şiirsel hitapla uyardın beni
Çok geç bilemedim ben metin ağbi
Vakûr seslenişle kayırdın beni
Sükut olamadım ah metin ağbi
İmkân nispetinde duyurdun beni
Sessiz kalamadım ben metin ağbi
Âşkın sofrasında doyurdun beni
Hisse alamadım ah metin ağbi

Muhabbet eyleyip ayırdın beni
Öze gelemedim ben metin ağbi
Hicvin dürtüsünden sıyırdın beni
Yazdım silemedim ah metin ağbi

Seyrin yumağında eğirdin beni
Ben’i silemedim ben metin ağbi
Aşkın gerçeğine çağırdın beni
Neden gülemedim ah metin ağbi
13.11.13 - Metin Tekkcan ağbi’ye ithaf.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Meyhane

Mutluluk parıltıda
Zanneder şûh bekârlar
Şuûr mevt gürültüde
Flört der sahtekârlar
İltifatlar şımarık
Ruhu kaybetti hane
İfrit bol zabit gerek
İzdivaçlar meyhane

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Meylin Kime

Müştereken muhabbeti dokusak
Eyvallâhın hakikatli kârını
İltifatı yâd ellerde okusak
Muhkem fiil inananın yarını
Ser verilir sır verilmez, sır canda
Ahmaklıklar seyyarlıklar her yanda
Güzellikler eşsiz rumûz canânda
Meylin kime, iyi belle yârini

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mezar

Duygularım konuşur yine yaşam sancılı
Baktım baktım terk etti dostları kaldı mezar
Etrafın ıssız mahzun varanları ürkütür
Vedalaşma yok serden ayrılık güden mezar
Burkuntular ruhumda derbeder beden mezar
Doymaz mısın cesetten bu açlık neden mezar
Nice koç yiğitleri yurdundan eden mezar
Anladım ki  her şey boş gelmiyor giden mezar

Sen hem cennet bahçesi hüznümü yaydım mezar
Cehennem çukuru sen cürmümü soydum mezar
Gassal-hane almadan kalbe havf koydum mezar
Açtın mı böğrün bana söyle kaç beden mezar

 Pierloti-11.06. 2005
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mezar Taşı

Mezar taşı
Beden beden bende ne var
Gövdemdeki prangayla
Mezar taşı benle yaşar
Mezar taşı
Bir gözyaşı bin ızdırap
Sırtımdaki hengâmeyle
Ömür boyu uçsuz mızrap

Mezar taşı
Tek gerçek sen bu dünyada
Madde mâna koşa koşa
Sana gelir mevt ard arda

Mezar taşı
İşte böyle iş derince
Havf ve reca endişesi
Titretiyor yeterince
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mezar Taşımı

Çamurdan yapsalar mezar taşımı
Seninle yan yana hemen iç içe
Gözlerim çukurda dönsem başımı
Sessizce ağlaşsak gelsen her gece
Olur mu bilmem ki yaşlar bahtiyar
Belki de serinden gelir tatlı ses
Cennetten bahçemi yoksa o diyâr
Baksana gidiyor sırayla herkes

Millet mi uykuda ben mi serseri
Gel haydi gel haydi sesler duyulur
Beşikten mezara yaktım eseri
Vah titrek vücudum nere koyulur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mırıltı

Ateş çemberinde ah canım yurdum
Tutuşmuş yanıyor göz göre göre
Masonik başköşe yutkundum durdum
Gizlice kemirir kime ne çâre
İzzeti zillete yıkıp gezerler
Nifâk tohumunu ekip gezerler
Boğaza hortumu takıp gezerler
Takanlar semirir ama ne çare

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mısır Deme

Yusuf Züleyha de Mısır deme sus
Söz keser mi bilmem iki kelâm et
Rabialar mazlûm  askıda herkes
Dıştan Ebreheler içten cehâlet
Kanat vicdanları zincirlere vur
Manalı manasız lâf satmıyorum
İrfânsız secdeler gazap kavurur
Silkin, ümitsizlik  anlatmıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mısır-529

Şeytanın askeri ölüm estirir
Ya İslam alemi söyletme beni
Satılık beyinler İslam ne bilir
Küfre yelken açmış masonik gemi
Küfrün derinliği hesaplar belli
Seyre pencerede idamı saydı
Hep aynı tiyatro yaş oldu elli
Böyle mi olurdu birlik olsaydı

Anlatabilecek kafamda nice
Çok şeyler canlandı son birkaç asır
Oyunlar oynandı sinsi gizlice
Sokakta yamyamlar mahzende Mısır

Filistin Suriye Türkistan Irak
Yakacak zalimi kan gözyaşı nem
Ezelden ebede bekler son durak
“Yaşasın cehennem” yaşa cehennem
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mısra

söz kafiye imge duygumun kör gözleri
yalanın masalları hayâlet firezleri
sürüklenin benimle

dörtlük ölü fildişi mânalar tuâli
Şiirler gülücükler alkış üstüne
mısra’yı desenimle yazsak
ne varsa kuşattınız zihnimi tükettiniz
duygularda yıkayıp öpüp şâir ettiniz
el ayak bedenimle

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mısralar

Şiire çökmüşüm yıllardan beri
Bu gün de düşürdüm yine bir tuğla
Gâh ölgün imgeyim ruhum serseri
İmgelerde dolaş fark eyle ağla
Yorgun gözlerim hep endişe doldu
Asfaltlarda bağır kimseler duya
Sanki yaşayışım yüzyıllar oldu
Bekledim eceli yattım uykuya

Uzaktan bir ses duy kalkınca sabah
“Bir lokma bir hırka” çıkmaz aklımda
Hece mısralara gözyaşı mübah
Saklı ifâdeler her şey saklımda

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mısralarım

İçimde kıpırtılar mısra bir kum tanesi
Hüzne bulanıyorum Müştâk çilehanesi
Yalnızlık beşiğinin dokunuş çarşısında
Söyleyin mısralarım ben neyin avanesi
İçimde kıpırtılar mısra bir kum tanesi

Hürmetle icrâ olur çok şeyin vesilesi
Cellatla âşk içinde ateş giz hendesesi
Gafletin avlusunda hissiyat karşısında
Söyleyin mısralarım ben neyin divânesi
Hürmetle icrâ olur çok şeyin vesilesi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Miat Duygular

Ben bildim bileli miat duygular
Şahlanır içimde küheylan olur
Rüyayı çatlatır sonra uykular
Yüreğe dokunan şiirler gelir
Derken beni sarar biri yukardan
Dalga dalga ateş içime düşer
Eşsiz bir his yavaş terk eder birden
Görülmedik yerde benle beraber

Gece garipliği renkler diz dize
Yüzümü sarmıştı kederler inan
Bir ölüm ayrılık birkaç mat dize
Coştum ve haykırdım o gün ne zaman

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Micingirt Ben



rüyalarda dolaşırım
solgun ışıklarla her gece
dolaşırım bucak bucak devrik düşüncelerimle
Micingirt ben ve uzun saplı bir dirgen
ıssız ve yorgun harmanlar
sessiz kuru yapayalnız

renk ölü ses maşat yoruldum
sarsık ve acılıdır hayallerim
temaşa eder her giden yabancı
cinni mağaradan aşağı
kar yüzlü dereleri

koyu bir sızı sarar zâr zâr bahtsız yürekleri
ne kadar da fark ettirmesek de
müthiş bir duygu taş duvarlar
viran olan bir mâzi ve
öldürülmüş eski evler
çatılar tutuyor perdeliyor
nasırlı elleri
toprak bacaları
yankılanıyor zigav’ın dere
akbaba’nın gerdanından
hüznüm aysbergler gibi
duygular enkaz
amcalar yok bir nesil kayıp
zaman dar dünya geniş
gece zifiri karanlık
kümbet ayrı bir hendese

çocuklar benden kaçıyordu
şeherli gelmiş şeherli nidâlarıyla
gel de ağlama

tıpkı dağılmış bir tesbih misali
imamesi kayıp
savrulmuştuk baş döndüren
zamanın akışında

 biçare divane
diyordum kendi kendime
mevsimin sonu kimse ses vermiyordu
bir ara bir ses duyar gibi
yosun serinliğinde

bu yerde ilham da yoktu duyguda
hem yerimi şiir yazmanın şimdi
hasretin katılığında boğuluyorum
___________________________________
hele “koruğa güneş vurunca
kuzuları getir”
ah işte bu cümle var ya
derinden sarsıyordu tüm hatırları

gamda ıslanıyor
kederde yıkanıyordum

ne zaman yeni bir bahar
ne zaman Micingirt
ne zaman

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Micingirt’e Götürün

Gitmek istiyorum olmaz demeyin
O gün beni Micingirt’e götürün
Belki iyi gelir esirgemeyin
O gün beni Micingirt’e götürün
Ekmeği bereket suları serttir
Kerem gibi yanık ıstırap derttir
Yiğittir insanı dürüsttür merttir
O gün beni Micingirt’e götürün

Götürün yavrular sorduğu yere
Kuşluğun koruğa vurduğu yere
Götürün ömrümün vardığı yere
O gün beni Micingirt’e götürün

Yüküm hep fırtına sözlerim fasıl
Sonsuzluk koyuna varmaksa asıl
Nasıl anlatayım bilmem ki nasıl
O gün beni Micingirt’e götürün
Gurbetten sılayı görmek ne güzel
Ne güzel vuslata varmak ne güzel
Ruhunu sılada vermek ne güzel
O gün beni Micingirt’e götürün

Halı kilim keçe yürek sanatı
Öküzü ineği ve rahvan atı
Toprak bacalara kar saltanatı
O gün beni Micingirt’e götürün
Götürün aklımın erdiği yere
Anamın tahılı serdiği yere
Götürün verenin verdiği yere
O gün beni Micingirt’e götürün

Otuz sene oldu köyümden ayrı
Şiir biriktirdim hüznümden gayri
Hicran bırakıyor uzaktan seyri
O gün beni Micingirt’e götürün

Hayali bir mezar bir ümit beyim
Belki de ordadır ölüm meleğim
Beyhude bir teklif son bir dileğim
O gün beni Micingirt’e götürün
Maksutçuk İslamsor Saat’ta durun
Hacıgazı merhum bir selam verin
Geçin değirmene biraz oturun
O gün beni Micingirt’e götürün

Götürün kundağım sardığı yere
Babamın elli yıl durduğu yere
___________________________________
Götürün kalbimin yorduğu yere
O gün beni Micingirt’e götürün

Susuşun çığlığı hecelere bak
Isıtmıyor artık beni bu toprak
Ateşten asfaltlar ben yalınayak
O gün beni Micingirt’e götürün
Götürün zıgava yıkayın derim
Harsıntap tenhadır ıssız severim
Ağbaba’ya rüzgâr olur eserim
O gün beni Micingirt’e götürün

Türkmen’im Türk benim Çerkez Kürt benim
Unutulmuş sevda anayurt benim
Niğbolu Malazgirt Micingirt benim
O gün beni Micingirt’e götürün

Gözyaşım hasretim baharım kışım
Bağrımın sesidir götür deyişim
Micingirt’e kaldı gülümseyişim
O gün beni Micingirt’e götürün
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Micingirt’te Uyandım

Micingirt’te uyandım
Ve kamet kulağımda

Kimler yok ki yanımda
Tâze temiz dünyamda
Babama müjde gitti
Ben ikinci beyitti
Babam sevindi tabi
Bir ben vardım bir abi
Şükür dedi ya rabbim
Biraz somurttu abim

Haksız  değildi ama
Pabuç atıldı dama
Bir yıl sonra doğmuştuk
İki oğul olmuştuk

Mehmet Taşkın üç olduk
Fatihle bir kaç olduk
Ve Melike Emine
Annem oldu nur nine
Gelin dedi evlatlar
Eşref-i nasihatler
Duamla sizinleyim
Kalp gözüyle dinleyin
Hak yolunu tutalım
Yaratana tapalım
Defter soldan gelmesin
Şeytan bize gülmesin
Biz dinleriz babayı
Atayı akrabayı
Çakmak gibi bakıştık
Hak yolunda anlaştık
Hedef kutlu ağlaştık
Ve sözümüz söz dedik
Dere tepe düz dedik
Baba harçlığı verdi
Derken kader ayırdı

Çoluk çocuk çoğaldık
Vatan boyu dağıldık
Buluşmamız bayramdan
Tâ bayrama değildir
Buna babam kefildir

İki bayram tatil yaz
Rengârenk niyaz vaaz
___________________________________
Düğün sünnet ve yasta
Hem Bursa’da hem Kars’ta
Toplanırız pür edep
Buna büyükler sebep
Eski günler yâdlanır
Bakışlar kanatlanır
Annemin tatlıları
Ve ağızlar tatlanır

Bu devran hep sürüyor
Sevinç ârşa yürüyor
Edep erkan şükür var
Pehlivan bir babam var
Duâ edip duruyor
Mevla’m bizi koruyor
İşte dostlar ben buyum
Babamdan kaldı huyum
Ben bir hiçim ben neyim
Biraz balçık ve suyum
Eğer adam olursam
Ve haddimi bilirsem
Halifeyim ben beyim

Bu sırlı imtihanda
Onurlu imtihanda
Gafletten uyanalım
Takvaya boyanalım
Buyurdu yüce nebi
Varlığımın sebebi
Sürünsün de sürünsün
Aman Allah’ım aman
Oyun zordur zor oyun
Reçeteyi okuyun

Dava ağır yol uzun
Düşündük uzun uzun
Baba miraca durdu
O ne müthiş huzurdu
Celâllendi buyurdu
Şahlandırın bu yurdu

Sonsuzluk bestesiyle
Babalık güftesiyle
Çoluk çomak çoğaldık
Vatan boyu dağıldık
Emri haktır ne derim
Böyle yazmış kaderim
Micingirt’te uyandım
___________________________________
Ve kamet kulağımda
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Micingirt’ten Ötürü

Selamsız sokakların ışıklarında yürü
Şiirleri öperim Micingirt’ten ötürü
Kar yağmıyor buralar  kuş konmuyor dağlara
Al beni de koynuna yürüyelim götürü
Şiirleri öperim Micingirt’ten ötürü

Günbegün çoğalıyor,hüsün hasret kasvet dert
Mazinin uğultusu yanık türkü Micingirt
Kale kümbet mıhlanmış benzer ulu çınara
Tarih şahit pek cömert şu Micingirt mertten mert
Mazinin uğultusu yanık türkü Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mikyas

Yiğit o ki lehti melekler kaza
Nefsi hükümdarlar Sezar’da kalır
Şuur bırakanlar göçer sonsuza
Feryat tanımayan azarda kalır
Hâdise ebede alıp gitmek ter
Yalancı tufanlar gelir ve geçer
Ruhunla gelecek sendeki eser
Yekun varlıkların mezarda kalır

Günahların kadar kendini ara
Öyle bir tövbeyle yalvar ki yâra
Mikyâssız yolculuk çarpar duvara
Ölümün şiddeti nazarda kalır

Akar durur sende küstahlık ama
Üşüyen avuçlar boşuna deme
Mukaddesatları nefsle budama
Eğri keresteler hızarda kalır
Kitab-ı mukaddes ne diyor bir bir
Meşruiyet temiz dilde yeşerir
Ferâseti azar azar yer kibir
Havlayan keşişler pazarda kalır


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Millet

Bir neslin idrâki Ahmet Arvasi
İmanla nakşetti  ilim irfanı
Öze ermişlerden edibin hası
Şâir  mutasavvıf Ahmed-i Hani
Her renk hissetmeli izâhat yetmez
Bu iki dörtlükte millet tarifi
Söyleyin kardeşler kim kabul etmez
Sırt sırta ibo'yla ozan arif'i

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Milli

Ben kavgama köle mutlak amele
Çorak topraklara yağmaya geldim
İrfân harcı döktüm milli temele
Gizli hesapları boğmaya geldim
Anlamaz milli ne geviş getiren
İki kelime var tarihe giren
Şüheda ve vatan mührü tekbirden
Muhteşem geçmişle doğmaya geldim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Milli Hissiyat

Nasıl anlatsam ki ey büyük çınar
Düşündüm zihnimde ifade çok zor
Yaş döken gözlerin cennete pınar
Seninle koskoca tarih gidiyor
İkbal patiskası böyle biçilir
Vuslat iklimiyle sarar herkesi
Milli hissiyatla aşka geçilir
İlelebet senle aşkın bestesi

İlm ü irfan ile seslenirken sen
Siyonist düzeni ederdin izhâr
Mazluma istimdat her bir ifaden
Ümmete şerefti senle intizar

Tıpkı Ömer gibi hakkın izi var
Fatih avlusuna mümin yağacak
Sonsuzluğa doğru esecek rüzgâr
Merkez Efendi’ye güneş doğacak
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Milliyet Îslâmiyet


Halay horon aynı dem
Birlik doludur heybem
Müslümanız hem madem
Birlik hak birlik oğul
Ayıran bizden değil

Türk Kürt Laz aynı millet
 Milliyet Îslâmiyet

Klavuzdur Kur’an’ım
Hak yoluna kurbanım
Tevhid dinim imanım
Birlik hak birlik oğul
Ayıran bizden değil

İrfanımız hamiyet
Milliyet Îslâmiyet

Minarede Bilâliz
Al bayrakta hilâliz
Kuran biziz kural biz
Birlik hak birlik oğul
Ayıran bizden değil

Varlığımız hamiyet
Milliyet Îslâmiyet
Vatan bize emanet
Kardeşiz ilelebet
Nifaktır asabiyet
Birlik hak birlik oğul
Ayıran bizden değil

Türk Kürt Laz aynı millet
 Milliyet Îslâmiyet

Yiğitlere harmanız
Kimsesize dermanız
Çöl kokulu fermanız
Birlik hak birlik oğul
Ayıran bizden değil

Varlığımız hamiyet
Milliyet Îslâmiyet

Biriz biriz biriz biz
Müslümanız hürüz biz
Sonsuza dek varız biz
Birlik hak birlik oğul
Ayıran bizden değil

___________________________________
İrfanımız hamiyet
Milliyet Îslâmiyet

Davamız bir aynı yurt
Yol mübarek yolcu mert
Tekbir diyor Micingirt
Birlik hak birlik oğul
Ayıran bizden değil

Türk Kürt Laz aynı millet
 Milliyet Îslâmiyet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mimoza

Dağlar duman dere yosun
Gözyaşları sel mimoza
Mor menekşe gelmiyorsun
Bakma öyle gül mimoza
Koş  akasya yeni dünya
Her tarafın pür petunya
Sarmaşığı bil açalye
Renklerini bil mimoza

Rengârenksin şelalesin
Sen yasemin sen lalesin
Çiçek misin yoksa nesin
Niyâz eyle dol mimoza

Solukların hanımeli
Nergis zambak işlemeli
Zerafete ne demeli
Gül farz eyle gül mimoza
Gül pembede gonca sende
Nakış nakış her desende
Leylâk olup gelmesen de
Beni benden al mimoza

Anlatamam melalimi
Haram etme helâlimi
Gece gündüz tut elimi
Tut nâz eyle kal mimoza
Sende saklı tüm dilekler
Menekşeler kelebekler
Sal Ömer’e hâla bekler
Sal kokunu sal mimoza

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Miraç

İsmi anılınca şeydâlanır dil
Secdeye yükselen imandır miraç
Ne ûlvi yolculuk o ne müthiş hâl
Sevgiliye vuslat dermandır miraç
Tahayyül ötesi vardı huzura
Aşkın afakına  erdi huzura
Aldı üç hediye durdu huzura
Hasatı pahasız harmandır miraç

Güzeller güzeli o güzel emin
Vücudu kokusu süsü zemzemin
Sevgili habibi rabbel alemin
Bakâra müjdeli fermandır miraç

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Misyon

Hesap kitap ardın da
Misyon belli işitmez
Fitne fesat yurdunda
Postallarla iş bitmez
Bak hele bak köksüze
Sürer gider yok gitmez
Şehadetsiz öküze
Ne söylesem söz yetmez

Ve kodesin ardına
Savruluyor kül yutmaz
İplikler baş masonda
Yatar kalkar unutmaz

Utanmadan eser yok
Bukalemun belirtmez
Her şey ayan cürmü çok
İthâl feraset yetmez
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mor Düğün

Usuldan usula yaktı sözlerin
Eşkine türküler sunmayayım mı
Yüreğim kuşatmış yağmur gözlerin
Mısralı yaşlara kanmayayım mı
Günler büyümüyor günler bir öğün
Susuşan füsunla belki mor düğün
Rikkatle bakınca sensiz gördüğün
Uykuda adını anmayayım mı

Sendeki bekleyiş çok şeye gebe
Sahilsiz günlerde kalmaz engebe
Köz olmak ne güzel yıktım sebebe
Seninle köz olup yanmayayım mı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mor Saçlarına

Küçük hislerinle terki derince
Mutluluklarına ağlayacaksın
Kalbi dudaklara öpüp verince
Farkı fark eyleyip ağlayacaksın
Eşarbı parıldat mor saçlarına
Ötenin yazgısı miraçlarına
Şiir serpirtirsin sertaçlarına
İsmi zikreyleyip ağlayacaksın

Ölümsüzlüklere ola niyetin
Ebedi ömrü mü erdem diyetin
Varlığın yokluğun hüsnüniyetin
Yanıp terk eyleyip ağlayacaksın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mor Tepeler

Şu karşı ki mor tepeler
Kaç asırdır inler durur
Aşk melodi yâr tepeler
Gâh raks eder gâh kudurur
Çok içlenmiş çokta yorgun
Hilafım yok garip durum
Hele sorun kime dargın
O mor tepe ben uçurum

Sır götürür yavaş yavaş
Var sebebi var elbette
Sonsuz şarkı belki savaş
Parola aşk bu nöbette

Alış veriş her haliyle
Ayrı vuslat ayrı mâna
Hû hû çeker hâl diliyle
Şu mor tepe toprak ana
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Muâllakta

Aşk mavisi dörtlükler
pek artist hicivlerim
beyitlerim sihirli
hecelerse tabutluk
ve sözlerim ayışığı
duygular muâllakta
gözlerime dert
kaçmış…

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Muhkem Haysiyet

Derin ıstıraplar tahammülüm var
Zihnin haritası fıtratta madem
Kaval çal oynaşır otçul  davarlar
İnsanlık nerede nerede adam
Telkinlerim yalın dünya varına
Düşünmek keşiftir ezele niyet
Babam ortak oldu ahuzarıma
Öptüm ellerinden muhkem haysiyet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Murakabe

Baş ayak kadın erkek sanki seçip elemiş
Kimine renk renk burka kimini peçelemiş
Hayat bir murâkabe büzülmüş yaşıyorum
Ucu keskin tepeler zirveyi perdelemiş
İklim mevsim gül râna ihtimal sendelemiş
Yoklukla bütünleşip zamanı rendelemiş
Hayallerim kırağı dokunma üşüyorum
Mâziyle yükselen ses mâziyi tepelemiş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Murdoch'ın Tekeleri

Nifak gözenekleri dayanılmaz hoşlukta
Bıyıklı yosmalarla arsız öpüşüyorlar
Vicdanın iç döküşü kayboluyor boşlukta
Boğazdaki heykeller çektikçe düşüyorlar
Husumetin katığı ağu ateş katrandır
Renk koku kişisellik duygusallık didişme
Tabut kefen ip düğüm belâlar yakındandır
Gel de doğruyu söyle ağıt yaz gidişime

Dökülüyor üstüme kıyamet lekeleri
Ve son birkaç asırdır  bâb-ı âli küheylan
Fötr şapka siyonları  Murdoch'ın  tekeleri
Petrol kokar bebekler uyan milletim uyan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Musalla Taşı

Sessizce izliyorum bu saldırganlık niye
Köprüleri yıkmadım şimdi artık yakılsın
Ne vefa var ne hissin döndüm baktım geriye
Her eylemin karışık ne ucube akılsın
İfâdeler bir yana, kelimeler yerlerde
Lâkin çok geç fark ettim akılsız olduğunu
Habersizsin çok şeyden kıstas var perde perde
Bu nasıl bir şaşkınlık zannetmem bildiğini

Bu kısacık rüyâda seninle uğraşamam
Çözülüşler olsa da benim aklım başımda
Ay güneşe girerken ben sevdasız yaşamam
Benim aklım orada hep musalla taşında

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Musiki

Hislerim kıldan ince
Hissiyatım buğulu
O aklıma gelince
Oluyorum dupduru
Hasret ne kadarda zor
Hele mavi geceler
Balyoz gibi vuruyor
Beynim zonk zonk heceler

Mecnun gibiyim yine
Tersten esiyor rüzgâr
Daldım musikisine
Okşayan ıstırap var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Musikin Olayım

İçimdeki sevinç sahilsiz ada
Zorun kuytuları içimde yaşar
Sanma ölümlüler ölür dünyada
Hep seni yaşarlar hep seni arar
Yer yer kapışırım yokluk sesiyle
Boşlukta bekleyen esirler gibi
Hazan gölgesinde ağlasam bile
Gözyaşım hecesiz nesirler gibi

Gece dökülürken dağın döşüne
Kuşatır yamacı gölge gerilir
Kimler bakıverir fecrin peşine
Bendeyse matemsi sala verilir

Karalar bağlamış yorgun notalar
Uzatma bir tanem sus ara ara
Hep sende bendeki tatlı yaralar
Musikin olayım senli bahara
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mustafa Kemal

Toprağa yazdırdı medeniyeti
Büyük Baş Komutan Mustafa Kemal
Yiğitlik mihengi barış niyeti
İşte Baş Komutan Mustafa Kemal
Bağımsızlık dedi buydu beyanı
O gün Baş Komutan Mustafa Kemal
Coştu arkasından atlı yayanı
Başta Baş Komutan Mustafa Kemal

Nice badireler gördü bu millet
Önde Baş Komutan Mustafa Kemal
Muhteşem aslına vardı bu millet
Koştu Baş Komutan Mustafa Kemal

Ömer ne güzelde yazıyor kalem
Yazdım Baş Komutan Mustafa Kemal
Çalış dedi çalış gülsün tüm âlem
Coştu Baş Komutan Mustafa Kemal
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Müktesebat

Karabağ ah Kerkük Myanmar Kırım
Çaresiz gözyaşı katliamlar var
Mezar diplerine his bırakırım
Sırtımda hep küfe keder gam efkâr
Sırtımda sözcüğü neyi andırır
Aklıma gelince hep arıyorum
Asımın nesli mi, kim uyandırır
Kehânet sanatla yalvarıyorum

Şiir karadelik ben pek gayrette
Söz bitti yazmaktan kahrola sanat
Diziler pek arsız izzet hayrette
Gâvurun zulmüne oldu saltanat

Acı hep yenilgi ümmetten yana
Parmak uçlarımdan süzülmekteyim
Bir kere burçlara çıkıp baksana
Konfor pisliğinde ezilmekteyim
Hicvettim imzalı ne deyim daha
Ne varsa kaybettik bize ne diye
Hangi müktesebat biçilmez paha
İnsanlık namına yapın reddiye


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mümtaz

Mümtaz epey haşin zenne gibi az
Adam denilir mi kadın der hayır
Ölü beden tıpkı kemirse duymaz
Şımarık burjuva yazma der şâir
Uçsuz bucaksız ev el pençe beyi
Kocadan ziyade fino köpeği
Ev değil keşhane aşk zembereği
Tahrip maskaralık flört vesâir

Batılılaştık ya her halt var şükür
"Maskeli vicdanlar" Akif der tükür
Gün gelir dokunur Münker ve Nekir
Belki alâmeti zaman bu âhir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Münasebetsiz

Her dağın başında olsa bir çınar
Uzun veya kısa gölgeli ya da
Düşünce dünyamda çok şey var kanar
Takdire arz çok zor gerçek manada
Yazdıklarım kılıç şiirler kınım
Lâkin yolculuğum sarmaz herkesi
Epeyce kıskancım ve de kızgınım
Zevklere çalmaz ki aşkın bestesi

Münasebetsiz mi yaz dur boşuna
Kalem haysiyeti hecede yorum
Cebelleşiyorum kendi başıma
Kelimeler döktüm utanıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Müslüman

Kalk ayağa müslüman zillettir mağlubiyet
Olma  küfrün aynası yekpare Ona sığın
Boynumuzun borcudur cesaret samimiyet
Kalk ayağa kalk hele cehalet yığın yığın
Bakışlar kalabalık haberin var mı haktan
Var mıdır hınçlarını haykırışlarını duyan
Yolcu ne mühteva ne söz et hilâl bayraktan
Kalk ayağa müslüman sen halifesin uyan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Müstesnam

Bin bir tını geliyor üfül üfül sesinden
Avuçlarım müstesnam uzat rengini bulsun
Serinliğe koşalım iffetin testisinden
O efsunlu sözlerin aksın içime dolsun
Söyle müstesnam hele müslüman rüyaları
Şu firâvun gurbette yürüme nazlanarak
Tıpkı bir kuğu gibi arşınla kayaları
Gözlerimin içinde aşk vakti gizlenerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Müsvedde

Şeytanın ırgatları köpükten adamlara
Şu dipsiz iklimlerden bağırabilsem ele
Mahşere ramak kala uçurum zamanlara
Üçbeş satır çığlıkla ne geçtiyse rastgele
Hepsi edip hep âlim kelamın kancıkları
Beyaz camın uğruna lekelenmişler sette
Öfkeli çağrışımlar şehvet insancıkları
Kimi nefse oyuncak kimi mutlu müsvedde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Mütefekkir

Dertsizler verem gibi
Kralların merkebi
Üzücü canlı leştir

Haçsız papazlar var ya
Fetvaları angarya
Milyon dolar kırıştır
Satılmışlık kârıdır
Cebin taraftarıdır
Kurnaz hodbin kalleştir

Ve epeyce cüretkâr
Zampara  zinasavar
Nikahlar fasıl iştir

Cennet der cennet bekle
Zevk safa beslemekle
Din imân de geçiştir
İflasta güce tapan
Âh Filistin âh sapan
Taş toplamak beleştir
Lâfız bozuk şiir kir
Nerede mütefekkir
Oku anla eleştir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Müthişti

Ne zaman tövbeyle yüz yüze gelsem
Henüz erken diyor bu küflü zaman

Nereye döndümse günah sesleri
Bilmem ki gelir mi hüzünlü irfan

Mecnuna dönmüştüm kervan ayarsız
Dört yanım karanlık kuytu sis duman

Bayıra yaklaştım vakit ikindi
Tövbeye sarıldım eğildi zaman

Ayrılık vaktiydi mor poyraz eser
“Ya Rab ben pişmanım “müthişti o an

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Müzevir

Yağmur rüzgâr mevsimler hicran oldu kan oldu
Kilimdeki nakışlar akılda kalan oldu
Secde saf ve kardeşlik tefekkür yalan oldu
Koridorlar müzevir, kurt oynaşır kuzuyla
Yürekler kireçledik kelâmın kuduzuyla

Babam ve nasihati; baba gibi ifâde
Nerede elleriniz nasırları nerede
Bir olun tokalaşın bir’e giden caddede
Ayrılığa düşmeyin Siyonist’in sözüyle
Yürekler kireçledik kelâmın kuduzuyla

Selâm tebessüm nerde,dil nerede hâl nerde
Kulluğun asaleti, âşk demine gel nerde
Sâhi ne oldu bize, ihsan nerde el nerde
Kardeşlik sofrasının kim oynadı tuzuyla
Yürekler kireçledik kelâmın kuduzuyla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nâfile

Vefa kuluçkada zihin mağara
Uğultuyu bırak sözlerimi tut
Gerçeği duyurmaz öfke sağıra
Kireçle yüzünü hırslarını yut
Pıtraklı tarlanın altı üstü ne
İnsan hır olur mu gerçek dostuna
Sen yine de bürün koyun postuna
Hoyratça şarkıla kendini uyut

Bendeki yangınlar hece başına
Tanrılık icadı gitti hoşuna
Yazsam da nafile boşu boşuna
Mısralar dost eli anlarsa şâyet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Namaz

Sular gibi köpürüp coşup uyanmak namaz
Vakitler bizi bekler yürü abdest alalım
Ruhta derine erip hiçliği sunmak namaz
Âşk bürünsün yürekler gelin namaz kılalım
Namaz bitimsiz sevda tek O’nu anmak namaz
Dua âmin felahı ârz semaya salalım
En derûni şehâdet sükût şahlanmak namaz
Cuma günlerin şahı gelin namaz kılalım

Namaz riyâsız varış huzuru banmak namaz
Zümrüt kolçak gümüşten ilk tutan biz olalım
Aşikâre fısıltı şeksiz inanmak namaz
Tövbe isyan sil baştan gelin namaz kılalım

Sevda duygu âşk bâde aşkta ıslanmak namaz
Sıra sıra ard arda saf hizaya gelelim
Gözyaşı ve seccade iç döküp yanmak namaz
Yan yana ve sırt sırta gelin namaz kılalım
Sıyrılmak nefs bedeninden kalben soyunmak namaz
Namaz ruhun pak rengi sessiz sükûn bulalım
Uzaklaşmak ben ’inden Bir’e dayanmak namaz
Tadil erkân mihengi gelin namaz kılalım

Vuslat kokulu şarkı Burağa binmek namaz
 Birlikte ve münzevi ağlayalım gülelim
Müslüman’ın renk farkı takva boyanmak namaz
Secde yâr’la nâz evi gelin namaz kılalım
Kendim bildim bileli secdeye İnmek namaz
Tebliğ, irşât ve hayat haddimizi bilelim
Musikisi çileli çile giyinmek namaz
Namaz mavi hissiyat gelin namaz kılalım

Namaz cânan namaz yâr zâr zâr gezinmek namaz
Namaz dinin direği oku ezan Bilal’ım
Kurtuluşu fısıldar irfân bezenmek namaz
Hem kulluğun gereği gelin namaz kılalım

Dirilişe yönelip aslına dönmek namaz
Ve pek müthiş diriliş namaz ezân hilâlim
Temiz alnın gülüşü sükûta kanmak namaz
Secde sonsuza eriş gelin namaz kılalım
Sessizliğinde ömrün hiçe vuruştur namaz
“Namaz dinin direği” tefekkürde kalalım
Secdelerde öpüşmek âşka duruştur namaz
Gül yüzlünün mirâcı gelin namaz kılalım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________
Nârına Duygular

Ben koca bir adam sen kırklık bebek
Her sabah yıkanan iki yüzümsün
Aks eyler hislerin sessiz gelerek
Ömrüme sıçramış tatlı sızımsın
Ne kadar çok yazsam öyle çok az ki
Titreten zelzelem çoğum azımsın
Nârına duygular söze sığmaz ki
Vuslat barınağım alın yazımsın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nasıl

Hiçte yokum var da varım
Cürümlerim çok Allah’ım
Taşımıyor ayaklarım
Affet yüzüm yok Allah’ım
Hasadımı sele verdim
Gönlüm buruk ağır derdim
Cemâlini hayal kurdum
Hayallerim pak Allah’ım

Usul usul arz edeyim
Fasıl fasıl arz edeyim
Bilmem nasıl arz edeyim
Kabahatim çok Allah’ım

Gafilane biçareyim
Hicran dolu kalp sarayım
Eşiğinde yalvarayım
Pişmanlığım pek Allah’ım
Görenleri görmesem de
Âşıklara varmasam da
Keşkelerim  var masamda
Kalbim hâk der hâk Allah’ım

Filistin’de taş olsaydım
Çeçen ya da baş olsaydım
Mazluma gardaş olsaydım
Kardeşlerim tek Allah’ım
Merhametin gazabını
Affın geçmiş azabını
Kin ve nefret kezzabını
Vatanımdan sök Allah’ım

Duygularım vâh sızar da
Nefsim azgın ruhum darda
Suskularım ahüzarda
Huzuruna çek Allahım

Âşk ve ölüm hep aradım
Fersah fersah adım adım
Şehâdettir tek muradım
Âşkın ile yak Allah’ım


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ne Çok

Gizem bardağında ağaran eller
Kalır akşamların hissiz çoğunda
Eşsiz savrulmalar ve bahaneler
Dikenler aranmaz yârin bağında
Sızılar yer etti ta dizlerimde
Gizlerin sızısı genizlerimde
Sözler ifşâ eder ben gizlerim de
Ne çok haydutlar var solun sağında

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ne Gam

Zevk eğlence eşek katır mutlak tam
Zincirleme survivor'da keş yamyam
Trajedi izliyorum büsbütün
Kahrım büyük âşk şiiri yazamam
Şehitlerim haykırıyor âh ne gâm
Kelimeler boğazımda azamam
İman küfür haç ve hilâl dün bugün
Hak ve batıl kader ya bu kızamam

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ne Güzeldir

Kapıldık tufana azgın her yöre
Ensemizden koşar küfür sel gibi
Hayat ölüm zulüm sardı dağ dere
Ana baba kardeş yabân el gibi
Zaman alevine kavrul ha kavrul
Avutmaz iklimde savrul ha savrul
Kökü kopuk çınar devril ha devril
Kaç asır sürecek susmuş lâl gibi

Hiçlikte bir fâni saçı ağarmış
Bakış ve hisleri yer göğü sarmış
Belki de gitmeden menzile varmış
Gitmek ne güzeldir gerçek kul gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ne Kadar

Ne kadar samimisin
Ne kadar hazır
Ne kadar gözlerin nemli
Ne kadar emânete sadık
Ne kadar sevginin kaynağına vakıfsın
Ne kadar gözyaşların yeşerttin
Ne kadar huzur yudumladın teslimiyet çeşmesinden
Ne kadar cesaretin var
Ne kadar korkaksın
Ne kadar derununda sır birikti
Ne kadar sırrı fâş ettin, muhâbbet fidelerini kuruttun
Ne kadar zulanda kin biriktirdin
Ne kadar aptalsın ne kadar avam
Ne kadar yol kat ettin, ebedi hüsrana düşünerek
Ne kadar palyaçolar gibi maske taşıdın
Ne kadar yârine ve yarına koştun
Ne Kadar

Ne kadar yalnızsın ne kadar kalabalık
Ne kadar ıstırabın izleri var alnında
Ne kadar gönül/vicdan tınını inlettin
Ne kadar ilhâm deryasında yüzdürüldün
Ne kadar sükûtu kovaladın arsız sokaklarda
Ne kadar yürüdün orjinal seherlere
Ne kadar âşk liyâkat var huy bestelerinde
Ne kadar yorgun bitkin mahzun Mecnûn divânesin
Ne kadar yeşil, ne kadar kırmızısın
Ne kadar başını koydun ümmetin toprağına
Ne kadar
Ne kadar kulaklarında Gazze’nin çığlıkları
Ne kadar Mursi ne kadar Sisi oldun kanlı sokaklara
Ne kadar kara iklimin elmas yüzlü çocuklarıyla ağlaştın
Ne kadar nefes nefese hû çektin inançsızlık şöleninde
Ne kadar derbeder ne kadar belirsizsin ne kadar renksiz
Ne kadar sen senle hemdem olup gökkuşağı yüreğini ıslattı
Ne kadar havf ve recâ işaretleri izleyerek beklenen ufka yürüdün
Ne kadar gerçeğin musikisine mâtem tutup hissiyatın renklerini aksettirdin
Ne kadar

Ne kadar nefsin rüzgârında savruldun
Ne kadar büyük terhisi düşleyip gıpta ettin
Ne kadar yitirdiklerini bir Fatiha uzunluğunda öptün
Ne kadar şehit mezarlarında yetim çocukların titrek gözlerine fer oldun
Ne kadar uyudun ve ne zaman uyanacaksın Micingirt
Ne kadar ve ne zaman!

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ne Varsa

Toynak öfkeliler daha var derken
Hırsın hışırtısı taktım ne varsa
Çok şeyler düşündüm bu sabah erken
Günü ürküterek baktım ne varsa
Kuşluk vakti gibi bir demlik mâna
Sonun  safhaları bakmayın bana
Yönümü sektirdim sonsuz limana
Yalancı putları yaktım ne varsa

Behey uyuyanlar ne diyor âyet
Düşün tefekkür et insansan şâyet
Epeyce ağzımı bozdum nihâyet
Yıktım duvarları yıktım ne varsa


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ne Zaman

Doğuştan miras mı diyor ki soru
Yaşamda ölüm var intiharda kan
Merhamet dağları düşler yağmuru
Ölümcül vehimler içimden sarkan
Sen hep efsanenin suskun alıydın
Şimdi nayloncuda sahte süs gibi
Tenha yüreğime gül olmalıydın
Peşinden koşardım bir elmas gibi

Yığınla söz edip geceye vurdun
Bendeki yaralar öfke kusacak
Şu mahpus ömrüme ölüm dokurdun
Ne zaman hür olup tutsak susacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Necla Hanım

Seninle gece gündüzüm
Neredesin Necla Hanım
Sana açık gönül gözüm
Neredesin Necla Hanım
Rüyalarda ağlıyorsun
Yüreğimi dağlıyorsun
Gam kedere bağlıyorsun
Neredesin Necla Hanım

Sana benzer dört biryanım
Neredesin benim canım
Vuslat yakın gel kurbanım
Neresin Necla Hanım

Senden sonra yaralıyım
Yas bürümüş karalıyım
De Alex’sin maralıyım
Neredesin Necla Hanım
Not: Bu şiir BUZUKY ALEX KARATHANU (Alagözoğlu)   nun ricası üzre
yazılmıştır.12.01.12
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nerdesin

Son kaç asrı can evinden vurdular
Osman Gâzi neredesin nerdesin
Camileri samanlığa verdiler
Orhan Gâzi cihân hayran nerdesin
Arşivlerim lime lime satıldı
Krokiler ve tapular yırtıldı
Yutkun yutkun içe attım dert oldu
Mimar Sinan koca irfan nerdesin

Efe zeybek dadaş barı ar oldu
Leylâ yoktur bir buselik yâr oldu
Nikâh kıymak flört çıktı zor oldu
Akşemseddin edeb püryan nerdesin

Şiir yazar mâzisinden huzursuz
İzzet iffet horlanıyor fütûrsuz
İfşâ etti o safahat kusursuz
Ey  Akif’im sana kurban nerdesin
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nerdesin insanlık

Her vicdan mesuldür siyah ülke aç
Ve çölde hararet gözlere doldu
Birkaç damla bulut bir kuru ağaç
Nerdesin insanlık vicdan ne oldu
Komşusu aç iken tokun yanında
Fiil ve mertebe diriltmektir sır
Kanaat hatırla rızk havanında
Her şeyim izâfi kimi kurtarır

Merhamet gidince tehlike artar
Varacağım yerin adı cehennem
Hakkın gazabı var azabı tartar
İnfağı unutma derdi hep annem

Yiğitlik hep veren elin adıdır
Candan tavsiyedir candan yadigâr
İnsanca yaşamak hâlin adıdır
Düş çöllere haydi kemalâta var
Pranganı çözüp yaşa bil anla
Diyorum kendime varlığımla ben
Anlayış farkımız olsun hayvanla
Mizanı hatırla her şeye rağmen

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Neredesiniz

Şûh dünyanın hüznü çöktü üstüme
Hak dağıtan leşler neredesiniz
Kan gözyaşı aktı gönül testime
Çöl yeşerten yaşlar neredesiniz
Zulmet ve kederi hicranı gamı
Kör olmuş besbelli İslam âlemi
Bir taş bir Ebrehe bir Nuh bir gemi
Taş taşıyan kuşlar neredesiniz

Üç buçuk Yahudi bak sen bu işe
Ermeni’si Kars'a, Rum'u Maraş'a
Türk İslam alemi mevt baştan başa
Kol geziyor keşler neredesiniz

Seyredin uzaktan ses yok aferin
Gevşeyin uyuyun hem Mevla Kerim
Affeyle Allah'ım zillet çok derin
Ay yüzlü kardeşler neredesiniz
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nerelerdesin

Dağlar yüzümü okşar, deniz sırtıma kese
Sükûtun yatırında hayıflanıp dinledin
Yine bu günde akşam sırt çevirdim herkese
Tüm vebâli omzuma deyince gülümsedin
Seninle donakaldı sokağımda ayaz ter
Gözlerim ısınmıyor seni arıyor yer yer
Umumdanmış mevsimler hayat benden ne ister
Nerelerdesin gözüm,hele söyle ne dedin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nergis Bakışlım

Nergis bakışlım gül açmış
Sineme kor sevda saçmış
Bu sevda benide aşmış
Mecnunum nergis bakışlım
Gönlüm seni bana seçmiş
Bu can aşk şerbeti içmiş
Kefenim yolunda biçmiş
Mecnunum nergis bakışlım

Pür ateşim bir baksana
Tutuşmuş yanmışım sana
Bakışların bir ver bana
Mecnunum nergis bakışlım

Hem aşığım hemde hasret
Ömer biraz daha sabret
İnayet ola ha gayret
Mecnunum nergis bakışlım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nevhalar

Rüya göze kapanır yakar mağmalar gibi
Gecenin nevhaları dökülür birer birer
Keder ağlama sesi delinir göğün dibi
Hissettiğim hendese bir kaç vicdana değer
Ne bir endişe mevcut ne bir nidâ sesi var
Hasretin gayyaları beni fecirden tanır
Belki ulaşmak ister gece yağmur ben rüzgâr
Yapayalnız söz ve ben nesillere uzanır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Neyhane Parkı

Serteser çiftleşir dağlar yeşerir
Ağarıp  rengine gelecek misin
Sarmaşıp kalbine seslenişe er
Gölgeyi  yolcuyu bilecek misin
Türkü tartışılmaz aşk ezgi yaman
Yürekten pervazlar gülecek misin
Kolların boynuma ateş köz duman
Eşiğe gözyaşı alacak mısın

Firkat rahmet hasret teslim geceler
Yüreğin sesine  kalacak mısın
Delilere mahsus derin heceler
Sessizlik takatim  olacak mısın

Hüznün çehresine örtülü şarkı
Kalbime mucize salacak mısın
Lâhûti mavilik neyhane parkı
Dudak denizine dalacak mısın
Acının renginde solan zekâmı
Gözlere doldurup solacak mısın
Ruhuma iki söz  söyle hata mı
Kilitli benimle kalacak mısın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Neyin Peşindesin

Kafam boş gönlüm boş tefekkür deme
Hasatsız harmana gelinmez gardaş
Kadavram pek kıvrak ruhum hademe
Sır erilemeyen bilinmez gardaş
Büyüklükler hüsran öteden yana
Teslim olunur mu yönsüz kervana
Ancak ve sadece muhtacım o’na
Keşkesiz cürümler silinmez gardaş

İhanet tarlası taklit düzenler
İrfandan soyunuk hüküm yazanlar
Hep beni alt etti şu suizanlar
Seyirde suizan bulunmaz gardaş

Ömür duyguların algı dağıdır
Ömür hakikatte dert yumağıdır
Ömür birçok nefsin basamağıdır
Çarşıdan pazardan alınmaz gardaş
Kemâlat gerekir gerek insana
Neyin peşindesin öteden yana
Cennet kapıları hangi ihsana
O günde hesapsız kalınmaz gardaş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nice Sözler

Nice imge saklı âşk iliğinde
Nice pehlivanlar gelmiştir dize
Nice gizler vardır maviliğinde
Nice gemi yaktım tarikimize
Nice eller vardır el tutmadığım
Nice gözler gördüm iffet süslemiş
Nice sözler yazdım unutmadığım
Nice seherlerde vecde seslemiş

Nice yıllar geçti içinde yoksun
Nice mâveralar izlettin mirim
Nice yerde gördüm ne kadar çoksun
Nice savruluşlar ezberletirim

Nice zümrüt secde gizli geceden
Nice kalp ehli var kalbi yormuyor
Nice şiirler var gelir Yüce’den
Nice sözler var ki boş doyurmuyor
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nifâk

Kaç asrı mahvetti küstahlık gürzü
Ürperti mezesi yüzü kıyamet
Bir ateş yakar ki nifâkcı dürzü
Susuşlar işkence konuş ihânet
Şeytana merdiven müptela kine
Ben benlik esiri ruhlara zindan
Nifak tükeniştir nifâk virane
Hisarlar bırakır gözyaşı kandan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nine

Baş koyup terk etti ihtiyar peri
Bir gece kıyıyı aşıpta gitti
Belki de fısıldar gelir içeri
Yaşmağı bağrıma düşüpte gitti
Nerede tomurcuk gülücükleri
Kırk yıldır tüy dökmez halıcıkları
Özlemle bekliyor balacıkları
Kuşatıp duâsı taşıpta gitti

Tespihi ibriği akar beş öğün
Hüznüm kalabalık bak yine bu gün
İçimde gam keder dışım kördüğüm
Son vuslat sabahı coşupta gitti

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nispetinde

Çokluklarım hiçliğimi öldürdü
Tedbirlerim ölçülere uymadı
Çok şey olmak içgüdümü güldürdü
Gözyaşlarım gözyaşımı yuymadı
Hâlin arzı ilham katar efkâra
Teslim olmak yakarıştır O yâr’e
Şaşıyorum inkârdaki inkâra
Pervazsızlık bu ben beni duymadı

Ağalarım paşalarım beylerim
Ben kabımın nispetinde söylerim
Geçmiş geçti gelecekte neylerim
Havf ve reca kalbim rahat koymadı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Niye Yazdım

Gökkuşağı yüzün yine bu günler
Bunu niye yazdım bilmem ne diye
Yosun tutmuş mevsim vakit sürgünler
İçim yanar söner öldüresiye
Bir başka iş bu tatlı bilmece
Hurilere inat benzer huriye
Karanlık ağartıp gelme her gece
Geceyi gündüze döndüresiye

Taptaze heyecan bazen perişan
Bülbülün dilinde oldum mersiye
Bir başka akıbet bekliyor her an
Düşmekte yâr yolu baktım geriye

Ümit, korku, sevinç aynen sen gibi
Hayale takılıp bindim terkiye
Düşe kalka yürü göründü dibi
Ben beni terk ettim sonsuz türküye
Benlik ateşinde benim muhakkak
İçinde olanlar benden hediye
Yıllarca koşturduk sessiz sessiz bak
Sadece ilham ol bu serseriye

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Nurullah Abi

Üstad dedikleri ölümsüz gerçek
Peygambere naat ûlvi hisleniş
Akar billur billur gözyaşı tek tek
Hep sükûta varmak sizde hisleniş
Huzur sevgi hasret hiçin adıdır
Sâmimiyet sevda hep içten yanış
Gayeniz gayemiz aşkın tadıdır
Göreni görmektir gerçek uyanış

Bir başka hazzettim bulut “yağmur”u
Eşyadan sıyrılıp ruha akseder
Tevâzu şuuru izzet huzuru
Hep sizli heceler ulvi raks eder

Ümit korku sevinç hesap mizân ip
İpi düşünseydim bir hamal gibi
Gerçeğe riâyet siz gerçek edip
Siz asrın şâiri,devrin edibi
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O Gözlerin

O gözlerin kehribar
Bakışların masmavi
Duygularım şehriyâr
Bu his sanki semâvi
Mahmur mahmur tebessüm
Gamzelerin yemyeşil
Esir oldu iradem
Mecnun ettin bu ne hâl

Sen bir beyaz taçmahal
Yamaçların hep hüzün
Sen her mevsim  öyle kal
Büyüle hep günbegün

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O Gül

Ne müthiş bir cezbe kalplere girmek
Kış güz ilkbaharlar âşıklar dizde
Sözün hikâyesi aslına ermek
Aşkın derinliği hangi denizde
Güneş doğar batar hep emre göre
Gün gelip toprakta ölüm giyecek
O gülün peşine koş kutsal yere
Ümmeti ümmeti ümmet diyecek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O Gün

O gün söz vererek bir yola girdim
Ve 0’na söz verip tekbir getirdim
Büyük sonsuzluk var hesaba gebe
Gençliği sonlayıp böyle bitirdim
Vaktin yüreğine yazsam adını
Aşkla nikâhlamış erkek kadını
Cennet kapısında var mı engebe
Meluna kaptırma son hasadını

Felsefe yapmak yok kimin işidir
Kimi siyah beyaz kimi dişidir
Sığındım saf ile gerçek sebebe
O’na sığınanlar aşk işçisidir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O Şehir

En mutlu günlerim geçti dağlarda
Şimdi yamaçları mahzûn ney sesi
Hayat yumağını sardım ard arda
Yaklaştım o şehre gördüm herkesi
Uyan emmi uyan uyan kalk hele
Semâvi ülkenin kalk kucağından
Ver elin öpeyim biraz acele
Ne zaman ayrıldın ev ocağından

Her yatan yolcuyu taşlara sordum
Geçmişle iç içe öyle bir gece
Bu yeşil armoni yarış diyordum
Ne bir yarış vardı nede derece

Mecnunun çığlığı geldi derinden
Kendimle baş başa içimde tufan
Mezara taşınmış evler yerinden
Ve hasret boğacak zannettim o an
Köyüme gittiğimde herkesi mezarda buldum.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O Yalansa Oyalan

Ömür kısa yol uzun
O yalansa oyalan
Kimler gitti bu güzün
Ne deden var ne halan
O yalansa oyalan

Merhametle buyurmuş
İbretli ifâdeler
Kuran ile duyurmuş
Oynasın irâdeler
O yalansa oyalan

Dünya geniş nimet bol
Gezin tozun yiyiniz
Peki sonuç ne sonuç
Güvenceniz neyiniz
O yalansa oyalan

Dönün vicdana bakın
Bizi niye yarattı
Boşuna mı yer gök su
Boşuna mı donattı
O yalansa oyalan
Bırakalım yeisi
Gayret zahmet kârımız
Bak semâvat ehline
İnsanlık şiârımız
O yalansa oyalan
Gelin canlarım gelin
Varsa iman kurtulduk
On dört asır evveldi
Güller gülünü bulduk
O yalansa oyalan
Ömer dünya toz duman
Oyun zorlu dar zaman
On’u dinle o’na bak
Yarın yârdır “o zaman”
O yalansa oyalan
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O Yönde

Her poyraz esince dumanım tüter
Tüysüzün hakkını gasp eder tüylü
Velhasıl ölüm var cehennem yeter
O gün belli olur soysuzla soylu
Ülke benim deyip yan gelip yatar
Epeyce fazlalar çoklar bir hayli
Helali olsa da harama katar
Şeytanla iç içe o yönde meyli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O’nu

Kulak verin bu sese
Ben deliyi kim dinler
Ne der âyet hadise
Tepeme geldi cinler
Musiki hoş velhasıl
Yayacağım her yana
Ruhum yine muttasıl
Olmuşum bir divâne

Samimiyet çıkar yol
Gafil gönlüm uyansın
İster ağla ister gül
Yansın yüreğim yansın

Ahmak birde ne dese
Hadi çabucak göster
Sinemde bir hendese
Zihnim titriyor yer yer
Ayak bastım kırk beşe
Lâkin yetmişe denktir
Dostlar gitti peş peşe
Bilmem bu nasıl cenktir

Zaman içimde zâr zâr
Sonu hayırlı olsun
Mevcudat sonu arar
Bozulanlar bozulsun
Her şey 0’nu heceler
Dağ taş böcek karınca
Gece O’nla geceler
Şafaklar kararınca

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
O’nun Acizi

Her ne kadarda cürmüm büyük olsa da
Sanma ki ufukta görünmez ışık
Çığlık çığlık içim uzak kalsa da
Ben O’nun âcizi O’nla barışık
Belki de kim bilir ne sırlar vardır
O’nun huzuruna yoklar var olur
Merhameti sonsuz O yüce yârdır
Kendini bilmeyen kime yâr olur

Yıka gözlerini rengini bulur
Nice muhâlifler akıldan âmâ
Kalbi susuşlarda sesler duyulur
Ömrü tefekkürden başka harcama

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Obur

Zulümdür şeker
 inkâr edemez kimse
yeşile muhtaç olduğumuz
ve yemenin başıboşluğu
yıkayamaz kirleri

yakın bir zamanda
ömür kokusu
herkesten uzak
uzaktan ziyâde
tatlı hadiseler
yemeden söyleyeyim
azrail’e  ağır gelmez
hiçbir kilo

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Okşa

Ah annecik âh anam
Öldürecek bu sancı
Sarıl nurlu bir tanem
Öp zor günüm ilacı
Gözyaşın çiğ tanesi
Duânın çığlık sesi
Sabrın çilehanesi
Bakışların ne acı

Gün ateş-i sûzan der
Tevekkül say kaç eder
Oğulcuğun derbeder
Okşa başımın tacı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Okşasa

Bakışlara hükmeder hüznü öğütür tasa
Bembeyaz bir edayla sabahın sularında
Ruhumun çığlıkları sensizliği okşasa
Uyanırdı gözlerim tenha uykularında
Kalbim ateş yağıyor irade yeksan yerle
Sensiz o günden beri eriyip inliyorum
Yokluğa yıkanırım yaralı köpüklerle
Rüzgarlı dönemeçte mevsimi dinliyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Oku

Yoktan var etmiştir var eder yoku
Doyuran giydiren açı ve toku
Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç
Yaratan vadeden adıyla oku
Ve ilk beş ayeti iqra diyor Hak
Oku öğren yaşa ey ehl-i vifak
Rububiyet odur Vahdâniyet O
Hayırda rekâbet dinde ittifak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Olamadım

Nefreti göbekli yavelerdeyim
Umutsuzluklar hâl olamadım
Yararsız sözcüklü havalardayım
Endişeye nefes dil olamadım
Kurtlu tükürükler sarmış yaramı
Ne kadar çok hayvan ne çok  harami
Umumun  dertleri arzu merâmı
Harbiden tarafsız el olamadım

Felaketim şiir yazdım hecemi
Kederli kesitler sardı gecemi
Keşkeye büründüm sufi acemi
Kalbi dile salıp lâl olamadım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Oldu

Ben ben’le oynaşır uğuldar bile
Sessiz gecelerle hâl çığlık oldu
Vurgun efkârlarla geldim ne hâle
Hoyrat mangasında bol çığlık oldu
Karlı yamaçlarım tüter gözümde
Anılar tepemde aklım dizimde
Ne varlık ne yokluk peşin sözümde
Yolculuklarımda kâl çığlık oldu

Bir beden olmalı gündelik aldım
Hüznü katleyleyip neşveye daldım
Pörsümüş ömrümle bir ömür çaldım
Sağnak iklimlerim çöl çığlık oldu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Olmak İçin

Sular gibi köpürüp
Yığınları süpürüp
Gelmek için ağlamak

İfadesiz şey gibi
Kara sevda ney gibi
Çalmak için ağlamak
Sağanak sağanak hep
Rüzgâr buluta sebep
Olmak için ağlamak

Ağlamanın surları
Mutluluk yağmurları
Salmak için ağlamak

Yaş gözün cazibesi
Belki Leyla’nın sesi
Silmek için ağlamak
Sandukalar pembe mor
Beni gözyaşı vurur
Ölmek için ağlamak
Gâh gönülden pek kırık
Gâh dirilten hıçkırık
Gülmek için ağlamak
Yaş duada son nokta
Yok vardandır var yokta
Bulmak için ağlamak

Yaş arsıza engebe
Yaş var vuslata gebe
Bilmek için ağlamak
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ombudsman

İhtirasın sonu yok coşar gürler eserdi
Her eylemi ihânet ombudsmanlık tek derdi
Hamiyeti geçmişti arkasında cemiyet
Fötr şapkalı bu şaşkın bu ülkeye ne verdi
Zorluyor bu aralar bir şeyler mi verilsin
Banka hortum ve koltuk düşündükçe gerildi
Vicdanında irfan yok gerililikçe gerilsin
İrtica der çark etti hortladı ve dirildi

Hep ben olmak istiyor yine büyük birader
Öyle ister cemiyet cemiyetin her ferdi
Üstadların üstadı bu defa çok derbeder
Kap şapkayı  kaçarken kardeş kardeşi yerdi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Onbeş Temmuz

İşgal fitne küfür darbe
Siyonist’le bir oldular
Tank demedik girdik harbe
Tasmalılar kör oldular
Usûl usûl ârz edeyim
Fasıl fasıl ârz edeyim
Bilmem nasıl ârz edeyim
Yeksan ile yer oldular

Ömer Osman der Hasan'da
Tevhid izi var masamda
Takiyeyi görmesem de
Şantaj kurup nur oldular

İzâhat zor us duruyor
İncirlikte üs kuruyor
Kimin iti kuduruyor
Ateş düştü kor oldular
Müslümana tuzak Nato
Vatikan sinsi pilato
Puşta yalvarıyor Feto
Dolar oldu kur oldular

Adam değil taş olsaydı
Firâvuna baş olsaydı
Kendine ataş olsaydı
Milletime kir oldular
Hoca dedik sattı yurdu
Paraleli kustu ordu
Tayyip baba ferman verdi
İnlerinde nâr oldular

Erdi tezden gazabına
Müstahaktır azabına
Amerikan kezzabına
Rüzgâr oldu per oldular

Üs takıl var çok şey var da
Kutsal vatan kalmaz darda
Hâin çoktur bu diyârda
Ve şeytana yâr oldular
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ondört Şubat

Ar sokağa taşındı buz kar yağmur kışındı
Valentine düşündü yaşasın on dört şubat

Siz resmedin ben çekim, sevgili kim seven kim
Mihenk kaydı nitekim köşesin on dört şubat

Renk renk mumlar yakarak zıvanadan çıkarak
Prangalar takarak koşasın on dört şubat

Nefsin azgın görgüsü gerçek şehvet dürtüsü
Meşke teşvik sergisi döşesin on dört şubat

Sevgiliymiş nedeni tatbikatta medeni
Konuşturmayın beni maşasın on dört şubat

Kısrak gibi yetişir mahremiyet tutuşur
Edep yoğur ar pişir pişesin on dört şubat

İffet ateş yanan kor danış vicdanlara sor
On dört şubat geliyor neşesin on dört şubat

Vahşi batının eli akıyor zillet seli
Para puldur temeli poşasın on dört şubat
Zina tavana vurdu mazgal doldu su durdu
Sevgililer kudurdu paşasın on dört şubat
Dipsiz kuyu gir eşin Aras paklamaz leşin
Hovardaca gidişin şişesin on dört şubat
Aşk şuûrdur dön bir bak huy şartlanma ve nifak
Kaybol kirli ittifak şaşasın on dört şubat
Soyun der adı cüret biraz utan be ar et
Bu mu aşka sadakat şaşısın on dört şubat
Hayat ölüm yaş elli zillet sardı besbelli
Şiir acı teselli aşasın on dört şubat
Kaybettiğim aşk meğer ne ölçü var ne değer
Sevi bu ise eğer düşesin on dört şubat
Oku öğren yaz sende hitabıma kız sende
İzân sende göz sende yaşasın on dört şubat
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Orkestra Sesleri

Üfül üfül sahur buğulu sisler
Bulutlarda yattım sanki bu gece
Burcu burcu esti lâle nergisler
Sonsuzluğu tattım sanki bu gece
Sessizlik yayıldı hû perde perde
Sükûte boyanmış gül bahçelerde
Davulcu sesleri hemen her yerde
Ötelere gittim sanki bu gece

Kurbağa çekirge öten dostlarım
Fareler pireler yatan dostlarım
İpek böcekleri keten dostlarım
Sırça köşkte yattım sanki bu gece

Ne bir riyâ vardı ne bir gösteriş
İlâhi bir koro uhrevi yarış
Orkestra müthişti coştu yalvarış
Aşkla hemdem ettim sanki bu gece
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Osman Gazi

Tophane’de
Ruh tüllenir
Perde perde
Tophane'de
Altı asır
Dile kolay
Kutlu ve sır
Altı asır

Ve heybetli
Sedef markat
Pek himmetli
Ve heybetli

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Oynayın Millet

Bir başka tasada şâir bestekâr
Merhaba şöhret

Çevremi yeniden sardı gam efkâr
Oynayın millet

Vâdi alev alev ateş boran kar
Erenler himmet

İklim değişiyor mevsim sitemkâr
Vallahi hayret

Kıpkızıl isyanlar nereye akar
Tufanı seyret

Bu kanlı iklim beni de yakar
Belki bir müddet

Gece bana bakar gün bana bakar
Gayret ha gayret

Yeryüzü matemde şen şakrak inkâr
Allah’ım Affet
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ozanım

Ozan enis olur biraz da vâkur
Muhkem kafiyeler süslü yalan var
Sözde ârif ama edep tam takır
Yarayı kaşıyıp horozlanan var
Eşsiz küfürleri düşündün mü hiç
Şakağı taş gibi yüreğin kerpiç
Oy verene ahmak kazanana piç
İzan terk-i diyâr susun olan var

Ne bir töre kaldı ne bir gelenek
Ne bir arı kaldı ne de bir petek
Taşlama bu mudur bu da ne demek
Her sözün başında kesin ulan var

Cumhura saygıdır sabırda gayret
Toleransın vasfı makam-ı hayret
Birliği idrak et renkleri seyret
Asabiyet nifak falan filan var
Tutturmuş yalanın şuh eteğinden
Biraz hisse alsa ağa beyinden
Korkarım tevbesiz öleceğinden
Çok geç değil dostum vakit hâlen var

Sazına sözüm yok say Fazıl’a denk
Bıyıkların pazu yüzün rengârenk
Soğuk tabut gelir kapanır kepenk
Karanlık vadide çıyan yılan var
Mârifet ne sende ne kırık sazda
Hiçlikte vuslat var çokluk yok az da
Sövmeyi terk eyle düşün birazda
Zamanın fevkini seni bilen var

Ülküler değişti zamanla gel ki
Güvercin mevt gibi Kurt oldu Tilki
Gerçeği fark edip susarsın belki
Senin de ben gibi büyük çilen var

Bu nasıl bir kavga kaynayan kazan
Her şeyi kaplamış bühtan suizan
Kavga ne mübarek oldun borazan
Encamı belirsiz bin bir hilen var
Sen nasıl bir edip sen nasıl ozan
Garaz kin üretti övdüğün düzen
Namaza davettir okunan ezan
Vecde çağırıyor yüce ilan var

Mâzimiz pek şanlı alnımız diktir
Vatan ezan bayrak şükür ki tektir
___________________________________
Gözyaşı derceyle mâna biriktir
Mertekler altında nice gülen var

Nerde şâir yazar nerde maarif
Benimki belki de arife tarif
Ne diyor mübarek hadis-i şerif
“Şiirde hikmet var” öğüt alan var
Sabrın imbiğinden geçirip tek tek
Yinede sen yaz hep ölünceye dek
İdrak ve hâl varken söze ne gerek
Hakkın kapısında büyük plan var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Öğretmen

"Kırk yıl köle" oldu her harf başına
Soylu sevdaların harı öğretmen
Sevgiyi yoğurdu kattı aşına
Ahlak diyarının ar'ı öğretmen
Tâze dokunuşlar eser yeşerir
İlimle ışıldar mum gibi erir
Irmak gibi akar mahsülü verir
Çorak toprakların karı öğretmen

İrfân ziyâsıyla gülümser yüzü
Bir uçtan bir uca bütün yeryüzü
Kardeşlik doğurur gece gündüzü
Yer ve gökyüzünün hürü öğretmen

Sükutu ikbâldir sözleri haktır
Gerçek fedakârlık üstüne yoktur
Şefkata hastadır dertliye doktor
İlhâm peteğidir arı öğretmen
Kuşatır yayılır sihirli sesi
Mürekkep kokusu sarar herkesi
Ufkun terennümü sabrın bestesi
İdrâk harmanının piri öğretmen

Öğretmen hissiyat öğretmenlik haz
İzandan sıyrılan bunu anlamaz
Sıradağlar gibi oku öğren yaz
İlmin yolculuğu kârı öğretmen
Kadrini bilirim câhile inâd
Onunla yükseliş onunla âbâd
O bahar şarkısı söze ne hacet
Şefkat bahçesinin moru öğretmen

Eğitimin hazzı bilginin hârı
Gönülden gönüle sevgi diyârı
Gâh halay horondur gâh ata barı
Ülkümün türküsü teri öğretmen

Yürekleri közlü emekleri ter
Bülbül gibi şakır gül gibi biter
Uygarlık yoluna başka ne ister
Alın teri gözüm nuru öğretmen
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ölene Kadar

İçimde akşamın mehtâbı kaldı
Seyrine doyamam hoş manası var
Aşka mahkûm etti ömrüm çoğaldı
Yüzün hak kokmalı ölene kadar
Nerede görürsen gölgemi şayet
Koş gel kavuşalım leyla’ya inat
Hasret köz düşürür yakar nihayet
Beni yakan ateş senide yakar

Geldik gidiyoruz neredesin yâr
Canımın nazlısı sende bir hâl var
Huşu secdeleri eylesek ikrâr
Vuslata kapalı aşk neye yarar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ölene Kadar

Görenler hep ayakta
Kör kapıya anahtar
Uslanma yok dayakta
Önce hesap sonra nâr
Biz ecelle söz kestik
Ben sen o deyip estik
Ta ki gelene yastık
Olduk uslu canavar

Had bilmezlik nedendir
Giydirilen bedendir
Görsellik şüphedendir
Şirk şüphe neye yarar

Terki terk eyle terki
Ve gerçek dostun derki
Duasız neyin var ki
Dua iksir duâ yâr
Avam hâlin ismidir
Sır ve sabır hasmıdır
Bilincidir resmidir
Unutma ki ben’de var

Kendin bilen kelâmı
Bu dünyayı âlemi
Hak haykıran kalemi
Kim unutur kim arar
İfâde şiirimi
Haddimi şuurumu
Çokluğumu varımı
Yaksam ölene kadar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ölesin Ayrılık

Düşlerim kış oldu hasret çekmekten
Belâsın ayrılık duyuyor musun
Vuslâtı unuttum sâbır ekmekten
Hilesin ayrılık duyuyor musun
Su gibi çağlayıp yel gibi estin
Dağları belleyip zamanı kestin
Mecâlsiz soluğa bir kısıksestin
N’olasın ayrılık,duyuyor musun

Uykuyu giydirip geceyi soydun
Zamanı tarayıp mevsimi oydun
Hangi teneşire ölümü koydun
Salâsın ayrılık duyuyor musun

Bulutlar duygulu yıldızlar sessiz
Bülbüle çile yok notalar essiz
Etrafta çokluklar tasasız hissiz
Çilesin ayrılık duyuyor musun
Aşk sen ihânet sen işkencede sen
Sözün her kuşağı her hecede sen
Yürüdüğümsün hep her gecede sen
Bilesin ayrılık duyuyor musun

Susman ateş Nemrut konuşman belâ
Gözlerim ağzımda yaşarım hâlâ
Ayrılık gizemi  râhmete ala
Ölesin ayrılık duyuyor musun
Kim bilir ayrılık aşkın fermânı
Derdi halk eyleyen verir dermanı
Ve sonun başında vuslât harmanı
Olasın ayrılık duyuyor musun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ölü Aşk

Sahip çıkmadın ki münevverine
Şâirler sahipsiz şiir desteksiz
Nesepsiz düşünce geçti yerine
Kelimeler çıplak kelam eteksiz
İrfân müteşâir mâna tarumar
Ne bir kaygı gördüm nede çile var
Nefesim tükendi esmiyor rüzgâr
Sürüyü kurt bastı çoban köpeksiz

Ölü aşkı mı desek öldüren ikrâr
Bendeki ruh hâli tuvalde efkâr
Aşk ve çelişkiler sonu yok tekrar
Çiçekler renk vermez arı peteksiz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ölüm

Sanduka içinde tükenişler var
Son demin bağrında yazgılar ağlar
Ecelle yoğrulmuş vuslatı arar
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm
Sarsılış tükeniş nusrettir ölüm

Ölümün kokusu yalnızlıkta var
Hüznün yaprakları bambaşka diyâr
Nereye kaçayım tabut ben efkâr
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm
Tını ağlaması kesrettir ölüm

Musâlla kanatıp kazanları yak
Döndüm susuşlara baktım korkarak
Ben başka söylerim başka el ayak
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm
Hüznün gölgeleri ismettir ölüm

Derin kuyulara cürümler girdi
Hesap ve ürperti ruhumu gerdi
Gövdemi elleyip toprağa verdi
Kimine  terhistir hasrettir ölüm
Vuslattır vuslattır vuslattır ölüm
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ölümsüzlük

Benlik çokluğa yoldur
Hacmi yok aklı boldur
Yiyip içip çiftleşip
Aşk boşalt flört doldur
Gaye ne zevk ne kadar
Hesap hüsran ne hâldir
Kemâl idrâk dertleşip
Oku yönel vebâldir

İniş çıkış ve düzlük
Kalbi göremez gözlük
Teslimle giriftleşip
Ölmektir ölümsüzlük

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ölümsüzlük Şöleni

Çam kokulu yamaçlar bu baharda dirildi
Bulut tıpkı cam gibi güneşse kemik tarak
Börtü böcek oynaştı hüzünler devşirildi
Mevsimin kasığında ruhumu damıtarak
Akışın dürbününde duygu sarar gül işler
Gözyaşlarım yüzümü mezar toprağı sular
Kelepçeyle bekliyor beni hep bekleyişler
Sanki hüzne adanmış içimdeki kuşkular

Kimseciler anlamaz karakış hep yazımız
Rençperliğim tek mevsim korku kaplar gölgemi
Bilmem neyin çelengi dalgalandırdığımız
Belki gelir kuşatır ölümsüzlük şöleni

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ömer’den Ömer’e

İpe sapa gelmez bazı sözleri
Hikmetin sırrına verdim Ömer’i
Şirkin halkasına sabit izleri
Melunla diz dize gördüm Ömer’i
Ne çok hayranları âh be adaşım
"Kim görmüş" duyunca zonkladı başım
Firavunun başı demem kardeşim
Küfürle göz göze gördüm Ömer’i

Ayyaş rubailer ölçü mana tam
Namert mi mert midir şu bizim Hayyam
Hicvin haysiyeti bahisten gayem
İsyanla haz hazza gördüm Ömer'i




Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ömür

Çıkmak istenmez beşik
Yavan dünyaya âşık
Geri dönülmez eşik
Ömür
Oyun belki bir devir
Duygu paketle çevir
Çetelerde kenevir
Ömür

Lâkin vefa ahdedir
Yaşamayan sahdedir
Acep gerçekte nedir
Ömür

Hesap kitap ve tuzak
Yol yok mezara uzak
Kandil yaktıran kızak
Ömür
Tektir tek sefer tası
Aşkın öbür yakası
Yaşamın fiyakası
Ömür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Öpeceğim Ölümü

Lânetlenen kavimleri arattın
Nerde vahşet bestesinde sen varsın
Kan üstüne mekân kurdun yer ettin
Her vahşetin zerresinde sen varsın
Yaram ağır sarsıntılar derince
Kin büründüm bebekleri görünce
Sorulacak Allah fırsat verince
Zalimlerin listesinde sen varsın

Taşa çaldım siyonistle hilimi
Gözlerime ilikledim zulümü
Düğün bayram öpeceğim ölümü
Ölüm nedir ötesinde sen varsın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Öpmüşüm Gözlerini

Yosun gibi serin
ve ıslak mimikleri tedirgin
öyle güzel ki bakışı

Hoşluklara koşturuyor görünce
körpe beden sessizliği
seher yeli tıpkı saçları
yüzü dupduru yağmur bulutu
öyle güzel ki bakışı

Yokluğu tutsak gibi
gözyaşları inci gülüşü toy düğün
hele elleri, elleri şehit tüter
öyle güzel ki bakışı

Öpmüşüm gözlerini
bağrında âşk elenmiş
âh canım memleketim
öyle güzel ki bakışı
öyle güzel ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Öpülmez ki

Anasız mor mamalar yüreğime mıhlanır
Şuurun suç ortağı, salık veriyor yer yer

Maskeli kahramanlar saldı beni derine
Sefalet coşkularda beyitlerin yeri ne

Dizginlenmez kinlerim içimde eşkin durur
Ölüm teşhir masası âhengini sürdürür

Acılar okşatırım gözü yaşlı anneme
Sabırla âşk döktürür inatla cehenneme

Ana duâ mimarı zihni sevgiliyle hür
Hayat bir yudum nefes birazcıkta tefekkür

Boş veriniz siz beni az ilerde son nokta
Tevekkül asâleti hem varlıkta hem yokta

Sökülmez yalnızlıklar, isyan yok sessizlik hem
İçimde bir yangın var, öpülmez ki öpemem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Örf

yemekler  besmelesiz
oynayacak soysuzları fâş edip
tüysüzleri taradım

dilberdudağı sonra
hanımgöbeği üryan

sarmış kirini  namus pazarlık
köle etmiş yârini kadınbudu
utandım ve kızardım
rızk böyle mi
çok şey var yazmıyorum
nimetlere hürmeten

cellat gibi ırz nedir hakikatten
örfü soyuyorlar
haydutlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Örseledim

Bekleyişlerim diz dize
Sabır yaydım sus eledim
Âşksız gidilmez sonsuza
Şiirleri örseledim
Zekâ irfân gayret azim
“Gören göz aradım” görün
Diyemezsin neme lâzım
Hakkı vardır tefekkürün

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Örseletme


Zarâfetin ritmi zemzem leçeği
Ört saçları çaput ruhlar deremez
Toprak kokar ar'dan libas gerçeği
Er bilmeyen aşklar, âşka eremez

Dağ kokulu yürek verse cengini
Kalp fokurdar hissedince dengini
Örseleten gürültüye rengini
Kâfi gelmez vuslatına varamaz
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Örtünme

Fıtrat ile bir savaş yangın rengi kıyafet
İffet hayâ ar da ne yüz akıyla hürüz hür
Giyinik pörsümüşlük tesettürsüz tesettür
Kendine gel kardeşim taarruzu izâh et
İstilâsı kırıtma bu mu iffet zarâfet
Streçten medeniyet mefum gözlere hazır
İzzet iffeti giymek teslimiyet hem huzur
Tahrik unsuru olma hem âşkada ihânet
Hakikattir örtünme letâfettir letâfet
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Örümcekmişim

Vatanımda garip öksüz tek diyor
Bizi bilmem nasıl yok etseniz ki
Bu adam kimlere örümcek diyor
Utan mevlana’dan yahut yunus’tan
Sürün bizi sürün gâvur dağına
Düşmüşüz bir defa kin kucağına
Yâda Sibirya’ya taş ocağına
Utan mevlana’dan yahut yunus’tan

Ülke sizin madem siz karar verin
Hortlatın irtica ülkeyi gerin
Sen şehit oğlusun var mı haberin
Utan mevlana’dan yahut yunus’tan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Öyle Özlüyorum ki

Acılarım gözümde saklanmışlar kendince
Sessiz sessiz bekleyip öyle özlüyorum ki
Gecelerim terk etti gündüzler de gidince
Zamanı itekleyip öyle özlüyorum ki
Sokak garip dağınık inliyorum kederden
Melalimi sormayın ümit varım ben yârdan
Hislerim pek karmaşa belki yazı kaderden
Sabrımı yedekleyip öyle özlüyorum ki

Avuçlasam zamanı her dem etsem temasa
Yapayalnız gizlice el ele ve başbaşa
Benim olur kâinat yedi kat baştanbaşa
Takatsiz emekleyip öyle özlüyorum ki

Sen gittin ya efendim ümmetin pare pare
Gözyaşı öbek öbek mahzun mazlum biçare
Alemlerin sultanı sen şefaat sen çare
Bir teselli bekleyip öyle özlüyorum ki
Sevdalarım rengârenk koşturdum adım adım
Yara bere her yanım arsa çıktı feryadım
Belki de son bu gece Micingirt çok ağladım
Yaşıma yaş ekleyip öyle özlüyorum ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Öyle Üşüyorum ki

Kaybettim tebessümü gözyaşıma saklarken
Düşlerim ayaz vurdu öyle üşüyorum ki
Çoraklaşmış halimle derdimi kucaklarken
Hüzün sardı zorlandım öyle üşüyorum ki
Gittiğim loş yollarda gamsız berduş izlerim
Düşe kalka yürüdüm paramparça dizlerim
Sanki canım çıkacak fırlayacak gözlerim
Bülbül gibi zarlandım öyle üşüyorum ki

Talihsiz günlerdeyim tabip gelmezse eğer
Şâfi de O şifa da melun nefsim ne diğer
Gerçeğin aynasında yaram ağırmış meğer
Düşündükçe darlandım öyle üşüyorum ki

Yosun tutmuş su gibi solukladım üstümü
Sanki biri kıracak isli paslı testimi
Aldım onu önüme hesap bilmez büstümü
Apansız yuvarlandım öyle üşüyorum ki
Bilmem dostlar ne derler terk ederken arkamdan
Sevabım günahımdan mevlidimden kırkımdan
Endişem yazıyorum havf reca son şarkımdan
Ümitle toparlandım öyle üşüyorum ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Öyle Yorgunum ki

Ne ihtiras ne âşk yorgun utangaç
Kamçı izi derin ruhum boş alan
Şu gurbeti sorma sorma derim hiç
Dostlar ağu gibi yer yer boşalan
Istırap koşturur azgın atıyla
Geceden sabaha derim sus ulân
Melezler kudurur yok fıtratıyla
Devir boyunduruk nefse koşulan

Öyle yorgunum ki yorar döngüler
Kendime koşarım sessizce yavaş
Kime kenetlenmiş soysuz süngüler
Madem hak-batıl bitmez bu savaş

Bitmeyen savaş hak şükür ki varım
Boğulana nefes kafiyelerim
Bir çocuk ağlarsa bende ağlarım
Hurdahaş olsa da afiyetlerim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Özgürlük Locaları

Peşimden hep koşuyor bırakmıyor kahpe iz
Dünüm bugünden beter, bu günümde yarından
Gelgitlerim beş okka kadavram düşüncesiz
Gelin biraz söz edin kaygılar diyârından
Sevişim ağlamaklı çakırkeyfim hoşlukta
Buna şahit mısralar mısralarım şahit hep
İçimdeki varoşlar ulaştığım son nokta
Sebebe suâl olmaz sebep benim ben sebep

Kurşun gibi suskular mevzû epeyce derin
Özgürlük locaları bugün dün ve evvelki
Ağıtları yazılır dalgalı denizlerin
Sustum adam aradım adam adam değil ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Özgürlükmüş

Bakışlar utanç
Cehennemi sokaklar viran
Kan kokusu canavar
Petrol ve
Utanıyorum

Vahşet
Kalabalık insancıklar
Kör olmuş  duyular
Ucu ateş
Yanıyorum

Yakarışlarım
Gülüşlerim
Bir çıkmazdayım
Sanıyorum
Emiyor vampir
Vahşete dönmüş yüzü
Soykırım hamisi
Kınıyorum

Uyan ortak olma
İnanma özgürlük masallarına
Sunuyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Özlem

Aşk ile dökülmüş yüreğine nem
İsmine zengin bayrakta alsın
Susayan ruhlara su gibi özlem
Tebessüme duvak duâya dilsin
Helalle beslenmiş  gözlerinde yaş
Nene Hatun gibi  yüreğin ataş
Ben sana ağabey sen bana gardaş
Bulutta yağmur petekte balsın

Dostane duygular eser serince
Şiir gibi yüzün temiz derince
Zebercet iklimler ser yeterince
İffet deryasında  tomurcuk gülsün

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Paçavra



Şeytanlar taşlarım acı vermeden
Yumuk gözlerimle boylu boyunca
Acayip olurum seyre dalan ben
Geceyi giyerim gündüz soyunca

Kuytularım akrep  bense yelkovan
Dönerim ayarsız bozuk bir saat
Sokakta kahkaha hırsız mekandan
Dehşet bir dönüşüm gürzatar gavat

Çok afedersiniz kızdım mecburum
Üslup bilmiyorum yazdım hunharca
Sözcük bulamadım izâha cürüm
Paçavra vicdanlar koyamam hurca
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Paralıyorum

İrfân kokla otur yaz
Yaz amma şikayetsiz
Bir ömür ki bembeyaz
Tevekkül et şâyetsiz
Yıkık hislerim elbet
Susun daralıyorum
Yolcu gölge ve nöbet
Sabrı paralıyorum

Üzülmek ne dedim tam
Bin sırtıma yürüyün
Ellere düğün bayram
Ölümü öksürüğün

Kalbim titrer dövünmem
Arada sızıyorum
Şerde hayır vardır hem
Kendime kızıyorum
Ruhum feda rızaya
Şükür münasebet tam
Hıncım kaldı kazaya
Sormayın anlatamam

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Paye

Bilinmez diyârı sorar bazısı
O yolda yolculuk ne müthiş pâye
Leyla’nın sevdası alın yazısı
Kime âşk dünyası kime hikâye
Gün döner maç biter  forslar formalar
Ümit kavşakları döner hay huya
Bir gemi bir tabut övgü yermeler
İsyansız gözyaşı bütün sermaye

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Peçelemişim

Uyurgezer oldum içimde hüzün
Ve parka bakarken gecelemişim
Göğü aydınlattı bendeki yüzün
İsmin çocuk gibi hecelemiş
Yalnızlık yenilgi fakir zengine
Neyi yaşamışsak dengi dengine
Rengin çevirmişim rengim rengine
Aşkı desen desen keçelemişim

Kaygı bekleyişi mısralar ama
Kader yazgısında kural arama
Tez gel yosun gözlüm tuz bas yarama
Yokluk hasat edip hiç elemişim

Seni sayıklarken kurudu dilim
Çorak yüreğime tez gel sevgilim
Uzat karçiçeğim hele ver elin
Sensiz yeryüzünü peçelemişim


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Perde Duvarları

Uykuya düşmanlık anlayana saz
Hâlâ denilir mi ısrarla hayır
Ölü bedenleri âşıklar yuymaz
Muhabbet yol eyle unutma şâir
Sefil sokaklarda dolaşma âsla
Âşk yok bataklığı zaafa tattır
Flört flört flört iftahar tasla
Tufan sonrasında imzayı attır

İhânet köreltti izzeti şükür
Acı bilmeyenler irfanda yetim
Geçmiş ve gelecek Münker ve Nekir
Perde duvarları enâniyetim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Perdesiz Pencereler

Gerçekte samimiyet siperdir cehenneme
Ve takvayı benliğe terk edip üşüştüler
Bendeki bu korkuyu bir gün sordum anneme
Dedi evlat hatırla kimler kibre düştüler
Ne varsa hayalimde seslen sebebini sor
Öğrendiklerin bir hiç ipine yapış terle
Nefs hep münakaşada ne istiyorsa gâvur
Sabredenlerdenseniz sükût gelir tekbirle

Nice gizler akıyor mor yüzlü derelerden
Hakikati nazar et aklı ötelere sal
Mertebeler akseder perdesiz pencereden
Çok şey idrâk ettirir iz bırakan intikal

Ustalar eserlerle bir şeyler söylediler
Zihin duvarlarının, çileli hu hu’larında
Maksat hep O’na varmak ölüm vuslat dediler
Tasavvuf deryasının muhâbbet sularında
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Perişan

İklimin ağusu yârin bağında
Mevsimler avane zaman perişan
Şehamet hasreti var yanağında
Tohum toprak tahıl harman perişan
Sorumluluklarım hem yüreğim sesim
Bu kimin türküsü ozan nerdesin
Kahpece oynanan senin piyesin
Bayrağın hilâlin arman perişan

Şarkılar hıyânet fasıl hıyânet
Flört vadisine gusül hıyânet
Vicdanın körlüğü asıl hıyânet
Erdem kavgasında durman perişan

Bu nasıl sevda hem düşünüp durdum
Kendimle konuşup ne oynuyordum
Nereye gidişat kendime sordum
Kalemim perişan sormam perişan
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Peşinden

Yolculuk başlarken gerçek âleme
Malın mülkün eşin boş yara kadar
Gül yüzlü buyurmuş bana ne deme
Yaptıkların ancak huzura kadar
Ki huzur dedikse izâhı uzun
Mürekkepler yetmez Hazar’a kadar
Şükür şükür Rabb'e şükür sonsuzun
Tevbe lütfeylemiş mezâra kadar


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Peygamber Ocağı

Kahraman orduyu coni sandılar
Abd İsrail ve Avrupalı
Tepeden tırnağa yapılandılar
Plan namussuzca her şey kapalı
Kırk yıllık puştluklar dört günde harap
Olunca savruldu mösyö madamlar
"Peygamber ocağı" koru sen yâ Rab
İstîlâ peşinde alçak yamyamlar

Hoca kisvesiyle koşuyor heyhât
Garba rükû etmiş alnı, el etek
Tevhidi taşıyan koca bu millet
Küfre çiğnetir mi çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Pişmanım

sofralar
lezzetin çorbaları çorbanın sofraları
tabakları yârenlik yüreklere çarpıyor
İçim içime sığmıyor
tevbeler keşkeler kurbanlar
buhara tomurcukları
hiçin iksif fısıltıları
mırıldanışlar ve
cezbeler
ölünün dirilişi
her düvelden diz çökmüş
göz göze gelme umudu
ve artık buğulu gözler
yenilenmeler seherin
doğuşuyla

nasıl tarif edebilirim ki
nasıl anlatabilirim
acizim efendim

heybetini şefkatini celaletini
nasıl anlatabilirim ki
seni sevmek seni görmek
ne güzel efendim
ne güzel öyle
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Pişmanlık

Mutluluğu tek kişilik sananlar
Benlik giyip kalp taşımak kâr mıdır
Görenleri bilen bilir hâl anlar
Hâl ehline benzemek çok zor mudur
Pişmek yoktur âşk sandığın parada
Gel kendine kendini gör arada
Pişmanlık yok oyun biter orada
Böbürlenmek mizân günü var mıdır

Ne ben varım ne sen varsın yoktan var
Habil-Kâbil eğri doğru çoktan var
Türlü türlü uyarılar Hâk’tan var
Hakkı bilmez hâk diyenler yâr midir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Pişmanlık

Koş gel tevbeye
Kâmil bir veli
Kalp kalbe değe
Duânın eli
Kur'ân ve sünnet
İndiği zâta
Reddiye cinnet
Keşke azata

Had haddi aştı
Cürmüm düşmanım
Hayır şer şaştı
Yâ Rab! Pişmânım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Piyonlar

Haysiyet yoksulu zillette zengin
Kâr etmez ne desem yerli siyonlar

Ödlekçe seslenir çizmeleri kin
Mahlûkat yığınlar ve ispiyonlar

Müstemleke hepsi kahpesi cengin
Sürüler halinde renk renk piyonlar

Rençbere ihânet ektiğin ekin
Sahte gülümseyiş alçak oyunlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Polemiklerim

Gürül gürül hükümran zafer elinde şerit
Denizsiz tayfalarla süt beyaz yıkanmışım
Sollu sağlı çalkantı fecrin koynunda yer et
Mazeretler ısıtıp boz bulanık yanmışım
Neden polemiklerim nerede aklıselim
Kulakları tıkayıp  yapayalnız ağulu
Maskelerim düşleri yığın nakışsız kilim
Kelimeler duygular kimler kimlerin kulu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Prangalar

Kararmış hülyalarla ümit kalır düşümden
Kaygı rüya kuşatır mekân koşar peşimden

Ye’s gezer ipliklerde zaman âdeta durur
Dilsiz canlı gölgeler tasavvur üstü vurur

Uzaklaşır nereye candan öte gardaşım
Tiksintiler yoğurur alın terim gözyaşım

İzâhı zor söz yaya beni sükûta iter
Yürüyen cenazeler mezardakinden beter

Bakmayın siz şiire kızgın üslup serseri
Sabra sözler gömerim kusar epeyden beri

Prangalar tuzaklar ne yazar Allah Kerim
Duânın buğusunda anamı seyreylerim


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rabiasın

İhlâslı güllerde sen varsın
yalnız senin kardeşliğin
damla damla yağan yağmurda
rabiasın sen
okuduğum şiirde
mısra mısra satır satır
seni görüyorum her kelimede
ve hep sen varsın yalnız sen

seni kardeşim seni
yüreğini hû diyen ruhunu
yalnız seni bir tek seni
yağmuru bulutu gözyaşını
sevdiğim gibi sevdim seni
o’na yürüyen nemli gözlerini
ve baktığı yönü sevdim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rahmet

Zahmet üstüne rahmet
Vardım farkına vardım
Kalbim vuruyor küt küt
Sıkıştıkça yalvardım
Bendeki zevk hele de
Heyecan şevk sır neşe
Aşk buldum besmelede
Neler neler peş peşe

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rahmet Yağacak

Ülkemin çöl kokan topraklarına
Er-geç gün doğacak rahmet yağacak
Örfümün serseri sokaklarına
Milli ruh yağacak rahmet yağacak
Kehânet istemem halis niyetim
Yolun intizâmı hüsnüniyetim
Derin tarih şuur ve hürriyetim
Göz yaşa değecek rahmet yağacak

İntibâ bu yönde ümitliyim can
Geçici sarsıntı günü haykıran
Kalemimde bahar bende heyecan
Örf iffet sağacak rahmet yağacak

Bakir tüm ümitler müjdeli resim
Diriliş soluklar boğuk nefesim
Saflara koşacak bütün herkesim
Nifâk baş eğecek rahmet yağacak
Bu bendeki sevinç kokusunda siz
Birledik birleriz birlerdeniz biz
Birliğin muştusu surlardaki iz
Bir küfrü boğacak rahmet yağacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Reis Dedik

Ne gariptir memleketim
Cinler cirit atmaktadır
Reis dedik ve nitekim
Kavun acı tatmaktadır
Hem de ahmet yakın ilden
Baykuş gibi ötmektedir
Papa ile aynı telden
Bilmem kimi tutmaktadır

Yıldırıyor sessiz sesiz
Ne davası gütmektedir
Din dogmaymış bu nasıl söz
Bala zehir katmaktadır

Taşınmıyor bu büyükler
Konuştukça batmaktadır
Biz çul olduk o yük yükler
Sırtımızda yatmaktadır
Kamusal der din ne gerek
Özel yerler yetmektedir
Toplu yerde hem ne gerek
Kaşlarını çatmaktadır

Beşik mezar perde perde
Gelen gider gitmektedir
Mezar hemen az ilerde
Azar azar yutmaktadır
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rengi Frakin

Küfün yolcusu kimle diz dize
Evlerde her gece gölgeden yakın
Üç beş tane fosil kök mü köksüze
Bu nasıl bir mahlûk hele bir bakın
İnkâra koşuyor çarpık niyeti
Hayvanat eyledi bütün milleti
Maymunluk örüyor her hareketi
Adeta bir başka rengi frakın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Renk

Renk güneşe yelpaze
Arsız yüzde kahkaha
Bozulmuşsa şirâze
Uzak durun vallâha
Mavi yeşil pembe mor
Rengi renksizlere sor
Bazen gözü yoruyor
Derde biçilmez paha

Renk var ulvi sesi var
Renk var avenesi var
Belki baş gövdesi var
Falcıda başka saha

Fıskiye aç tambur çal
Simsiyahsa renk Bilâl
Kan kırmızı bayrak al
Şükredelim Allah’a
Renkle yüreğim elle
Zihnim kesilmiş kelle
Renkler solar ecelle
Ne diyelim ben daha

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Renkli Gölgeler

Öyle bir sızı var ki içimde
Anbeân vuruyor sessiz durmadan
Her gece esiyor nazlı biçimde
Çakırkeyf edayla hâlim sormadan
Rüyayla baş başa boylu boyuna
Alev alev bendim yakıp kül eder
Nasıl düştüm bilmem sırlı oyuna
Sibirya ayında benden gül ister

Duygu deryasında yürü hâ yürü
Boğacak galiba beni dalgalar
Serzeniş cennet-i yemyeşil huri
Hep beni ağlattı renkli gölgeler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Revaklar

Kendimle yüzleşir bu garip pirim
Ecele veririm bu durumları
Havffın zerreciği ruhum esirim
Recaya çevirdim uçurumları
Bir şeyler fısıldar belki ıraktan
Ümitsiz değilim var emaresi
Kısmetin parçası belki de haktan
İçime esiyor şiirin sesi

İmge yüzleşmedir gönlümün zârı
Bir şeyler görünür mor pembe renkten
Acaba neden çok hüzün diyârı
Mısralar şuursuz duygu yürekten

Duygu hep kudurur kaleme vurur
Düşündüm ansızın derinliğine
Kilometrelerce aşk beni sarar
Revaklar kubbenin serinliğine
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rica Ederim

Üslubu bir sükûn sanki bir peri
Hüzünle söyledi rica ederim
Edeple iç içe öteden beri
Azimle söyledi rica ederim
Yakıyor bakışı acaba niçin,
Ne desem bilmem ki o kısmı geçin,
Gülümü soldurmam ben deli için,
Sözümle söyledi rica ederim..

Benimle nazlanır tın tın azıcık
Sultanım o benim dersem kızacak
Sitemkâr nur mesaj gözüm yazacak
Gözümle söyledi rica ederim

Onunla bir başka sanki ırmaklar,
Onunla koşuyor şair parmaklar
Onunla ruh giydi bizim konaklar,
Bizimle söyledi rica ederim
Sükûtu hal ile eyledi ikrar
İçime dökülüp kendini arar
Bekledim bekledi dedi son karar
Çözümle söyledi rica ederim

Gönlümde her daim sevdası yeni
Vuslatlı gecemin eskimeyeni
Elifle tüllenen musiki gibi
Cezimle söyledi rica ederim
Ruhumu kuşatan gözleri elâ
Hediye eyledi üç nurlu bala
Nurefşan taptaze bir Leyla hâlâ
Nazımla söyledi rica ederim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Riyakârlık

Düşün gereğince ipi hamalı
Hamal olabilmek ibret içindir
Sıkı tutunacak ipin olmalı
Hep olmak istersen sırrın hiç'indir
Huzur sevgi nefret ben sen o biz siz
Kaybettik hakikat  izânı usu
İdrâkten bihaber hele bendeniz
İzânı kör eder görme duygusu

Sessizce sesleniş duâ tefekkür
Şükür gerek dile yokluk darlıkta
Ebediyen şükür ebediyen hür
Eşsiz cennet yoktur riyakârlıkta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ruh Öksüzleri

Sonsuzu gizlemiş var eden gökte
Yıldızlar oynaşır dağ başlarına
Seher dize iner yaşlı yürekte
Gece hep çiy saklar gözyaşlarına
Çoklukta kâr olmaz eşekten katır
Avuçta üç dörtlük on iki satir
İmgeler hep bana şey hatırlatır
Azabın rengi var bakışlarında

Madde ve ötesi var yok izleri
Zıtların adıdır bazı sözleri
Akıbeti yokluk ruh öksüzleri
Fıtrât yok dört mevsim yaz kışlarında

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rukiye

Çile çeker şükür der
Vuslat koyu sabreder
Sây damlalar kaç eder
Sulu gözlü Rukiye
Yavukludur anaya
Sığındım O mânaya
Ne güzelmiş ar hâya
Elif yüzlü Rukiye

Bakışları masmavi
Tek derdi hep semâvi
Lâkin duruşu kâvi
Sizli bizli Rukiye

Kulum demiş yaradan
Yıllar geçti aradan
Gözler kahve karadan
Epey giz’li Rukiye
Biraz yufkalı yürek
İç dökecek aşk gerek
Koşuyor yaş dökerek
Pek de nâzlı Rukiye

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rüya

Hayal ettim her lâhza hiçlik parmaklarından
Rüyâ bu ya terk ettim bulduğum gözlerini
Tütüyordun köz yerde sevda ırmaklarından
Hıfzettim sözlerini ve ılık gizlerini
Bir ben vardım birde sen birde o meşhur rüya
Issızlığa dur deyip uzattın ellerini
Bir damla serap tenli ben sana tutkun güyâ
Hem rüyalar istemem göğe ser allarını

Vuslat ve düşüncesi dingin  akıyor sular
Artık hissiz bir dönem biz kardeşiz darılma
Ruhum bir bütün sensiz tam deminde duygular
Sus bana köz bırakıp mahzûn düşe sarılma

09.08.2009
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rüya Çığlıkları

Öncü rüyalarım zamanı deler
Seyrine varınca düşer boşluğa
Etrafa yükselir kalbi sendeler
O an ki varlığın koşar hoşluğa
Renk renk tapınaklar bu neyin nesi
Boğa denizleri er lazım yüze
Peşinden koşturur üçharf züppesi
Kentimi atarım hemen gündüze

Sözün yüreğini sürdüm dilime
İhtiyar vakitler toplarım yer yer
Ver yamyam yavrusu elin elime
Nereden varlıklar geceme eser

Sayfalar dolusu anlatsam bile
Meramım karışık onlardan yana
Ehemmiyet yok ki hepsi de hile
Her yer muallâkta yatan yatana
Uyku sokağında gel beni ara
Boşuna sessiz ol su almış  gemi
Anın çığlıkları bendeki nâra
Puştlara satmışım bütün gecemi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rüya Gibi

Tükendim ben yaprak yaprak şu nette
Gece gündüz riyâ sesi duyulur
Mısraların mânası var elbette
Tasavvurlar gönüllere yol bulur
Ancak bana her nedense boş geldi
Rüya gibi dibi delik okyanus
Yâr yoluna şiir yolu loş geldi
Feryadıma sağır dilsiz lâl herkes

Şiir beyit ufkuma tat vermiyor
Ve yıllanmış nihaventsiz duygular
Yitik ömrüm yavaş yavaş eriyor
Nerde vefa hasta etti kaygılar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Rüzgâr

Odamın kapısı açılır birden
Sımsıcak gıcırtı meğerse rüzgâr
Uhrevi bir verâ sanki kabirden
Rüyayla iç içe seslenir yer yer
Rüzgâr çığlık rüyâ sarsar garibi
Dökülür yatağa gece sönerken
Tüm varlık hasm olur cin çarpmış gibi
Ondan mı yorgunum her sabah erken

Hep böyle bu bende öteden beri
Sihirli inilti  aşk imiş güya
Belki de uykuda gezen serseri
Hep ona koşarım bazen hayhuya

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Saatler Durdu

Hiç görüyorum kumlar gözlerime
yokluk dikeni

Dizgin tutmaz şiirsel şahlanışlarım
sensizliğe çarpışır

Tutuşurum yanarım susuzluk
buyruğunda paramparça
yaralı

Yaşam barınağım dağıldı
yüreğim sustu saatler durdu sen
gidince


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sabah Namazı

Gök rayiha kokar zikreder sular
Fecir Bilâllenir sabah namazı
Zikirler şükürler cezbe huşular
Sevda hilallenir sabah namazı
Leyla'nın aşkıdır fecirde hüzün
Selâhattinler âh saflar tek dizin
Sizleri bekliyor gidin bir gezin
Mısra celallenir sabah namazı

Ulucami Fatih ve Eyüp Sultan
Cıvıl cıvıl kuşlar efsunlu mekân
Semavat rahmetli Ravza-i Rıdvan
Ayyıldız allanır sabah namazı

Kalp ehli markatta alır vaazı
Suskun güzellikler ruhumda sızı
Lütfeyle Allah’ım affeyle bizi
Yakarış dillenir sabah namazı
Şuur mevsimidir şafak vakti az
Hû hû sesleriyle eserken poyraz
Vuslat hasretiyle ağladım biraz
Seher Bilâllenir sabah namazı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sabır

Kadere rızâdır hem teslimiyet
İnleyen ney gibi pek hoştur sabır
Sımsıkı tevekkül ve teslimiyet
Eyübe tomurcuk bir yaştır sabır
Sabır kişneyen at bahtsızlara kin
Tevbelere keşke kıvamı kalbin
Musibete rıza amma ve lâkin
Secdenin meyvesi beş taştır sabır

Sabır kirletilmez kalp ehli eşi
Sebebe tevekkül ilmeğe teşi
Yenilmez saltanat velilik işi
Yakupla sırt sırta sırdaştır sabır

Ki dünya gölgedir sabreden fâni
Nerede kisralar karunlar hani
Ne güzel tevekkül kulun beyanı
Yusuftan yunusa gardaştır sabır
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sabırsızlanıyorum

Vaktin yapraklarına
Çıplak dümbelek
İki yüzlü ağladı
Maceraperest
Hiç acımadı
Küçümsediği tebessümü
Ahlakı hiledir

İkbalini zilletlere
Karanlıklara
Tutuşturup
Büyüdükçe
Kayıyor

Sabırsızlanıyorum
Secdenin mütevazı
Misafirliğinde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sağlam Temeller

Her kavga adamı kısılmaz dildir
Fikriyatı haktır biçilmez paha
Hiçbir hükümranın kulu değildir
Erdemini satıp girmez günâha
Cesaret mi desek fıtrât de yada
İmanlı mısralar nakşeden eller
Bir derviş misali döner duada
Secdede atılır sağlam temeller


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sahipsiz mi

Yüzümüzü yakarışa açalım
Takdir O’nun müstehakı verecek
Ulu Divan tek varışa açalım
Güz yürekler çok baharlar görecek
Karakışı deviriyor mor dağlar
Sokakları gül kokusu saracak
Kaç asırdır gökyüzünde kan ağlar
Silkinelim hâk mührünü vuracak

Sürün atı mahyalaşan diyâra
İhtimal ki tez zamanda varacak
Sahipsiz mi hak ve batıl ne ara
Asırların çığlığını soracak

Beklenen gün ıslatıyor akarak
Sanma daha birkaç asır sürecek
Yücelikler ilerliyor yakarak
Yangın değil beni ben'ler gerecek
Hiçbir şeye, alıp götür o güne
Zârif ruhlar çok hâyaller kuracak
Bekliyorum belki sonsuz sükûna
Bir şey  söyle yoksa kalbim duracak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sahire

Okşayan ahengiyle büyüleyen bir durak
Uzaktan salınıyor, benimle benden ırak
Ruhum rükû ye varmış o karlı tepelerde
Benimle sendeki fark sen ustasın ben çırak
Gâh deli pervaneyim gâh kesvetli gâh buruk
Sözlerim savruluyor bir yakala bir bırak
Bendeki velveleler mevsimsiz sabalarda
Sen hüzünlü melodi,sen ilkbahar ben kurak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sahur

Sahurda sessizlik sesleniyor tek
Vaktin esintisi eser derinden
Hû cezbeler vuslat duâlar çiçek
Ses gelir kalplerin akislerinden
O ses ki büyülü mest eyleyen ses
İster dinle ağla poyraz gibi es
İstersen tarif et giz’lensin herkes
Bütün seher boyu yay hislerinden

Ve gelgitlerle hep bendeki yürek
Cürmüm ifşa ettim boyun bükerek
Hâl tek realite söze ne gerek
Korkum hep tevbesiz terhislerinden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sakın

Kürtler Türkler Çerkezler
Ben sizleri severim

Nifâk yayan merkezler
Sizleri de severim

Kürtler Türkler Çerkezler
Sevdim sizleri amma

Nifâk yayan merkezler
Vatandan fazla sanma! ..

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Saksağan

Dolambaçlı fikir Buda'nın fesi
Ahlaktan ziyâde izandan yağan
Din ile kavgalı Türk felsefesi
Vasıflardan mahrum öten papağan
Keşif vehme kurban aydın bayağı
Bütün ıstıraplar Batı ayağı
Kapitalist sistem küfrün kıyağı
Babıali yer yer şirke saksağan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Salmışım

Çocuk eli gibi değdi elime
Vuslatı sevinci şevki hesap et
Gönlümün arzusu tek bir kelime
Aşk mı desem buna belki âşk ebet
Salmışım kendimi koşarım yokta
Ömrüm çiçekleri yer yer kelebek
Acaba yakın mı meçhul son nokta
Sahilsiz korolar kaybolur tek tek

Bendeki arayış hem kimin sesi
İçimde sakladım yitik duyguyu
Toplayın başıma gelsin herkesi
Bağrını bağrıma açmadan kuyu


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Samimiyet

Işıltılı yasakları terk
Zifiri gecelerde gözyaşı
Gözleri kapadığında
Madde ötesine yelken açmanın adıdır
Samimiyet

Her şeye rağmen
Gerçeği tespitte harcamak mısraları
Kalbi dudağa yapıştırarak
Tefekkür yudumlarken
Hiç olmaktır samimiyet
Hiç

Çalışmak
Yatağa baş koyunca hesabı sağlam yapmak
Yıkmak nefsin heykellerini
Teker teker

Çilenin doruğunda
Şükrü unutmadan yol almak
Zincirleri kırmaktır samimiyet
Yârin uğruna
Nakış nakış sükût örmek
Tebessümle zamanın imbiğine…
Derilere nasır
Saçlara kar yağdırmaktır
Usus usul derinden

Bir mecnun gibi yanık ve sevdalı
Bazen bir sarhoş gibi uyanık
Ve tespih gibi efsunlu
Ezgisidir insanlığın
Samimiyet

Takvanın semeresi cennetin meyvesidir
Ve aşkın göz bebeği
Liyakattır teslimiyettir
Seslenişi idrâk mantığa takılmadan
Sıdk ile inanmak ümitle
Korkuyu unutmadan
Emânete sadakat, mesuliyeti fark etmek
Gerçeğe ermektir tevazuyu kucaklarken
Taş gibi çözülmeden
Güven veren üslupla
Nefse kement vurmaktır
Tıpkı Bilal gibi çileli ve hüzünlü

Sırra vakıf, zevke uzak çileye yakın
Hamza'nın kahramanlığı gibidir samimiyet
Hamza'nın kahramanlığı
___________________________________
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sanduka

Yolculuk kardeşim ölümsüz sanma
An gelir tokadı vurur yatırır
Sırt üstü yatmanın sonu muamma.
Hesapsız debdebe nere götürür
Kaygı ve gözyaşı hicran masamda
Çok şeyi unuttum hoş ağlasam da
Yolun bitiminde ne var kasemde
Havf reca bilemem neler getirir

İçim hep ızdırap kahkaha her yan
Şaşarım kendime kendime düşman
İfratta noksanlık tefritte şişman
Ve yeşil sanduka tepemde durur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sanki

Mısra söylüyorum yeteri kadar
Her gün bir ağızdan okunur elbet
Sonrası ne kalır kaza ve kader
Hüznümle hatırla birkaç kelâm et
Su gibi sayılmaz bende intizam
Soluk alışlarım imge o anki
Farkında mısınız bâzen muntâzam
Yazıyor gibiyim şâirim sanki


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sarhoş

Bir garip girdap ki istikbal bomboş
Feryadı fırtına esişi sarhoş
Esirgenmiş efkar ümit karışık
İdrâk terki diyâr gülüşü sarhoş
Kör eden gözleri çığlığa beter
Ağustostan kışa kalışı sarhoş
Yüzyılları barut acısı dinler
Dram deryasına dalışı sarhoş
Hürlüğün beteri güya hürriyet
Bir uçtan bir uca gelişi sarhoş

Yürekler tank gibi ve hâyalleri
Umutları sarhoş gâh düşü sarhoş
Gözleri afişli duman sapsarı
Ağıttan bedeni ve leşi sarhoş
Düşündüm emekle irfanı yordum
Sokaklar elimde dokunuş sarhoş
Mahpuslar ötesi evlere şenlik
Sahip aranıyor bilişim sarhoş
İsyan anlatamam hâşa yok değil
Ağlayan payanda gözyaşı sarhoş
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sarıkamış


Kış oldu mu gelin gibi süslenir
Leyla mecnununa burdan seslenir
Karlı ormanında şehit beslenir
Sırbasan Yağbasan Beşyol ne güzel

Soğanlı yaylası koyun kuzular
Acı su duyunca içim sızılar
Dağlara yaslanmış şehit gaziler
Yana yana sırt sırta yatan ne güzel
Gurbette özlemle bekleyip durduk
Aras’la çağladık Hazarı sorduk
Kümbetler kaleler kaç devlet kurduk
Hey şanlı mazim hey,müjden ne güzel

Baharın bağrında başlar güreşler
Leylekler süzülür ötüşür kuşlar
Tandır lavaşları meyvali aşlar
Tezekle patates mangal ne güzel

Boyalı Yayıklı Zeg nükte biraz
Belencik Çolaklı Kayalıboğaz
Güllüce Asbuğa Çatak Gecikmez
Köroğlu İsisu aşıt ne güzel

Armutlu Balıklı Başköy hoş nidâ
Kazantaş Koçoğlu Kozan gür seda
Şehit Emin Şehit Halit can feda
Karurgan Ağveren Akkoz ne güzel

Türkü kürdü sağı çerkezi solu
İşte Cıbıltepe işte Niğbolu
Sarıkamış sevda kardeşlik yolu
Mescitli Abulbart Zivin ne güzel
Micingirt kalesi hilâle bakar
Zıgavın dereler buz gibi akar
Handere Hamamlı sarı-çam kokar
Çamyazı Karakurt Saat ne güzel

Sarıkamış hasret sevda âşk derken
Hamitler göz kırptı bu sabah erken
Şâir ozanlarla türkü yakarken
Alisofi güzel, Bozat ne güzel

Kırık dökük sözle sesleniyorum
Vatan sevdasıyla besleniyorum
Köy ismi duyunca hisleniyorum
İslamsor  Maksutçuk Mamaç ne güzel
Toplandık Bursa'da hemen her yaştan
___________________________________
Sohbet yudumladık gurbetten  âşktan
Bir fincan kahveyle bir sıcak aştan
Söyleyin hemşehrim başka ne güzel

Son sözüm sıladan herkese selam
Mevlitler okundu  yaz dedi kalem
Hasret yazıyoruz Allahüâlem
Bayramda seyranda SAR-DER ne güzel

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sarıkamış Şehitleri

Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi
Karlara serildi Sarıkamış’ta
Mevsimler ağlaştı gece buz gibi
Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta
Mehmet’im çarıksız Yemen’den geldi
Şahâdet gürledi sonsuzu deldi
Gök mavi yer beyaz kefeni aldı
Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta

Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi
Yokluklar yok oldu varlık silindi
Namlular yırtıldı taşlar delindi
Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta

Izdırap çilekeş dereleri kar
Dikenli tabyadan esiyor rüzgâr
Susun! Şehidimin söyleşisi var
Bâsiret kör oldu Sarıkamış’ta
Küfrün azgın devri mağmaydı vatan
Ölüm çığlıkları amansız meydan
Ferhat’ın çığlığı seni anlatan
İrâde buruldu Sarıkamış’ta

Vuslat harekât der müjdeyi bekler
Ağlaştı mevcudat ve de melekler
Hoşaftı menusu yağsız yemekler
Öğünler bir oldu Sarıkamış’ta
Yaram çok ağırdır çıban çok derin
Apansız çıyanı dipsiz çemberin
Cilvesidir lâkin buda kaderin
Silahsız vuruldu Sarıkamış’ta

Beyaz uykudaydı koca bir ordu
Dağ taş susuyorken komutan sordu
Mekân konuşuyor beden mosmordu
Pâk beden mor oldu Sarıkamış’ta

Çığlık yığınağı doksan bin fidan
Şavkı göğe vurdu süzülmüş yatan
Balkanlar Kafkasya Şırnak Ardahan
Şehitler soruldu Sarıkamış’ta
Şehit bu tarifi gelmez dilime
Ziyâsı izâhsız altın kelime
Vefâdâr ses verir cümle âleme
Âşıklar var oldu Sarıkamış’ta

Kutsal pervanesi o gün niyetin
Mehmet’te doğuşu samimiyetin
___________________________________
Övülmüş milleti sen ki ümmetin
Zor nizâm kuruldu Sarıkamış’ta

Şüheda vâdisi ne büyük mâna
Sırt sırtta diz dize yatar yan yana
Âsımdan emânet bu toprak sana
Pir Mehmet pir oldu Sarıkamış’ta
Sarıkamış dinle tarih seslenir
Mâziyle beklenen renkler hislenir
Kan-ter yudumlayan ruhlar süslenir
Emr-i Hak verildi Sarıkamış’ta

Ne çok şey anlatır bir mezar taşı
İmânla beslenir Hakk’ın savaşı
Şâirin efkârı birkaç gözyaşı
Islanıp kar oldu Sarıkamış’ta

Şehitler ölmez hây! Şehit her yerde
Ve onlar gittiler yüce seferde
Bak Ömer rikkatle bak perde perde
Cennete girildi Sarıkamış’ta
--------------

Sarıkamış’ta
Bakışlar karakış göğe dikildi
Mevsimler ağlaştı Sarıkamış’ta
Körpecik bedenler kara ekildi
Nur arşa ulaştı Sarıkamış’ta

Sineler buz tutmuş, yatar ayazda
Kimi yolun bekler kimi niyâzda
Ağıt anlatamaz duyguda sazda
Hür vicdanlar kıştı Sarıkamış’ta

Bu nasıl bir tufan aman Allah’ım
Ürperdim irkildim sarstı günahım
Gözyaşım azığım duâ silahım
Kara civan düştü Sarıkamış’ta
Kafkaslar ve Bosna yandı ciğerim
Hesaplar çok ağır yaram çok derin
Ağırdır dostlarım, ağır kederim
Melekler uçuştu Sarıkamış’ta

Düşündüm Yemeni ve üşüyorum
Lâkin ilalebet ben yaşıyorum
Dava ağır zorlu, zor taşıyorum
Moskof bile şaştı Sarıkamış’ta

___________________________________
Yatar şehit uyur kar uykularda
Bölük bölük hüznüm canlar ard arda
Rengini aradım akan karlarda
Hür mâzi tutuştu Sarıkamış’ta
Ölür mü kardeşim ölümsüz millet
Şuheda yaşıyor benim ki hasret
Gül açtı gözyaşım tüllendi kasvet
Şehitler buluştu Sarıkamış’ta

Hesap boğum boğum kısıldı sesim
Kader böyle imiş Ömer ne desin
Hilâlde buluştu hemen her kesim
Yatanlar gardaştı Sarıkamış’ta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sebep

Yürekte fısıltı bir şeye gebe
Mevsimler kaynıyor günbegün her an
İnâyet kimdendir yıktım sebebe
Delinin sevinci bendeki irfân
Yeise gizledim aklı kemali
Ben ben'e yükledim bendeki hâli
Hem neyin peşinde malum ahali
Yok rengi sonsuzluk tasası kurban

Vefasız kederi çileyi bırak
Gözyaşı istiyor artık bu toprak
Manâsız her yaşam tahâyyül kurak
Sonsuzluk yolunda var mı heyecan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Secde

Öpüşür seccadem alnım koyunca
Rengarenk nağmeyle dillenir secde
Toplanır melekler gece boyunca
Hu hu nağmesiyle tüllenir secde
Secdeli alınlar nefse hakimdir
Vücut şifa bulmuş şifa hekimdir
İhlasla baş koymak yârdan hükümdür
Yâr ile hâsbihal dillenir secde

Sehere uzanır gizli geceden
Dizilir âyetler bin bir heceden
Huşu kalbe akar gelir yüce’den
Rahmet pembe pembe güllenir secde

Eser burcu burcu gelir miraçtan
Ruhlar büyülenir nurlu ilaçtan
Başkası var mıdır imanlı taçtan
Sehere huşuyla sallanır secde
Aşk yağar aşk ile divanda başım
İmanın direği secde gözyaşım
Yakârış Mevla’ya gündelik beşim
Mahsun simalarda ballanır secde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Secdeyle

Elbet bu dünyanın öncesi vardı
Söz verdik Allah’a şükür diyerek
Zihnimi nankörlük yumağı sardı
Çöl kokan gönlüme çok yağmur gerek
Geceler biçare sokalar şehvet
İzlerken alnıma vurur minare
Müezzin gel deyip ederken davet
Sevinçten yok aklım olur divane

Çığ düştü zihnime titredim hâşâ
Bütün benliğimle pişmanım vallâh
Çıktım dağ başına ettim temâşa
Secdeyle ağlaşıp dedim ya Allah

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seçim Var

Bir seçim var önünde
Dünya kaypak petrol zifiri ve
Diz çökünce Putin siyonların önünde
Netenhahu  Filistin'den Suriye'den
Çocuk cesedi  ambalajlıyor
Beşar'la

Bir seçim var önünde
Kimbilir sonun başı
Veya sonsuzluğun gövdesi
Uyuma çırpın koş
Bir seçim var

Bir seçim var önünde
Safını belirle koş
Ateş tarlası yada gülbahçesi
Seçim senin

Bir seçim var önünde
İnananların istikbâline
Dokunacak
Bir seçim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seher ve Sefer

Ayrılık zulüm ve ölüm yağıyor asır
irfan soğutulmuş vicdanlar
terk edilmiş

Maddeyle sendeleyip
gösterişli yıkımlarla
avutuluyoruz
Nerede dile sığmaz yiğitler
mızrak yüklü kervanlar
rahmet dolu gemiler
toprak yüzlü analar

Sığındık  vaktin seherine
ve seferine

Duâlar duâlar
duâlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sekin Gibi

Geçer bu zelzele, koru siperin
Tevhit kefenini çoktur giyecek

Gür küfrün ırmağı, lağım püskürür
Dedem Âkif gelse tükür diyecek

Dört yan şer çemberi dost sanılan şer
Rezil medeniyet, insan yiyecek

Feryadım ümmete ümmette ses yok
Ne zaman alnımız bir’e değecek

Zaman birlik vakti, ruh Sekin gibi
Sekin'ler tevhidi  çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Selam

Selam olsun ârif sese
Pak yüzlere bizden selam
Yıldız güneş ay herkese
Gündüzlere bizden selam
Tahammülü çok zor ama
Sabır koydum matarama
Gün aşırı bas yarama
Pürüzlere bizden selam

Şakşaklara gülüşlerim
Diken eker gül işlerim
Yunus dinler hâl işlerim
Gözsüzlere bizden selam

Gidişatı göremeyen
Aşk çulunu seremeyen
Ahengini kuramayan
Kem sözlere bizden selam
Terket terki gir hilime
Aşk şefaat sür dilime
Ab-ı hayat iklimine
Öksüzlere bizden selam

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Selamı Ver

Selam emri imandan
Selamı ver uzak dur
Dökülüyor her yandan
Evhamlarla kudurur
Yalan dolan ve hile
Aklı gider bir anlık
Ne anlatsam nafile
Hücreleri karanlık

Üzüm bakar üzüme
Bakayım mı hem madem
Çemkiriyor yüzüme
Git ordan aptal adam

Hicvet derse ne desin
Hazin, insandan yana
Böylesini vermesin
Mevlâ dosta düşmana
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Semer ve Hamal

Sarsıldım terledim nutkum delindi
İçimde ızdırap kaldı Ahmet Bey
Sıra sıra semer dize gelindi
Aklıma köleler geldi Ahmet Bey
Sordum utanarak bunun adı ne
O sermayem abi semer hazine
Mâzide kalmalı git be mâzi ne
İçime bir tufan saldı Ahmet Bey

Ahmet bey demeyin sözlerim kâbus
Yiğitler diz çökmüş iniltili ses
Saat henüz seher yatakta herkes
Acı acı baktı güldü Ahmet Bey

Bağırır hamala koşsana Ahmet
Koşar köle Ahmet bilmez eziyet
Kör olmuş görenler, sağır hürriyet
Bu sabah güllerim soldu Ahmet Bey
Uzun uzun yollar kaldırımlar taş
Katar katar hamal saat sabah beş
Tasa bürümüştü beni arkadaş
Aklımı başımdan aldı Ahmet Bey

Oturduk semerle seherde sessiz
Bakıştık sessizce yatıyorken siz
Hamallar pek masum ben ise hissiz
Nerede insanlık öldü Ahmet Bey
Nostalji sanmıştım sırtında semer
Sırtında semeri şakağında ter
Üzülme abi der sana da yeter
İçime gam keder saldı Ahmet Bey

Ve derin hicranla düşündüm durdum
Kıyıya çekilip nefsime sordum
Hikmetten suâl mi sustum oturdum
Ömer’e hüsnüzân kaldı Ahmet Bey

21.08.2006 Mahmutpaşa
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Semerkant

İrfân çimenleri âşkla uslanır
Susuz dimağlara zemzem semerkant
Zihni aydınlatır şuur süslenir
Manâdan manaya anlam semerkand
Tevhid inkişâfı tecelligâhı
Kulluğun menzili mecnunun âhı
Mânevi miracın yön kıblegâhı
Muhabettullah âşk ilhâm semerkant

Tefekkür mertebe ubudiyet var
İhsan denge hâli mihenge düşer
Ve nihayetinde hayra döner şer
Ölmeden ölünen mekân semerkant

Hatme vird tefekkür kefen teneşir
Cömertlik saadet hayrata beşir
Yetime ekmeği suyu ulaşır
Çöl kalplere huşu yayan semerkant
Vuslatın harmanı keşke’nin eli
Seferler arası sefer döşeli
Münacaat niyâz hû işlemeli
Zikir kesret kemâl diyen semerkant

Ehlibeyt irfânı yolun güzeli
Edeple örülü sükût bezeli
Firdevsi bakışa nazar yazılı
Mârifet urbası giyen semerkand
Gâzel ilâhiler cezbe iniler
Nakış nakış gâzel şiir maniler
Dinleyin kurbanlar alın fâniler
Sonsuza sevdalı yerden semerkand


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sen

İhtiyar savrulmalar taşıdığım senetten
Umutlarım sis duman her taraf zift kopkoyu
Zevke esir olamam, hicranlıyım ben zaten
Var mıdır mesafeler var mıdır arpa boyu
Sanatsızlar çoğaldı her kılık her kisveden
Bilgisizlik kıpkızıl, ruh perişan derbeder
Besmelesiz deyyuslar ne diyeyim şimdi ben
Günbegün ölüyoruz yığınlarla beraber

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sen Bendesin

Canım sana can olsun
Sözümüz Kur’an olsun
Gözyaşım dört biryanda
Yâr olsun yâren olsun
Ömür denen caddede
Sen ben birde seccade
O efsunlu harmanda
Yaş dökelim hacca de

Gezme rüya içinde
Vakur nazlı biçimde
Talih gizli ummanda
Deliyim de hiçim de

Hem acaba desen de
Renkler aynı desende
Yürek sesi beyanda
Sen bendesin ben sende
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sen Gelirsin

Seher yağmurlarıyla özlemleri giyince
Ölüm başlar peşinden şehir çöker başıma
Ağulu fırtınalar yüreklere değince
Şu ömrün yokuşunda sen gelirsin düşüme
Gelişlerin asuman gözlerim nem sürüyor
Talihim tek senfonim tevbeler üfürüyor
Gölgeleri yokluğun varlığına yürüyor
Markatın çıkışında sen gelirsin düşüme

Sen gelirsin sürmelim hasret derin hisler giz
Ben bir köşe başında yürüyorum güneşsiz
İklimin en hâline bulut yağmur güneş siz
Boşluğa bakışımda sen gelirsin düşüme

Sensiz mısra yazsam ne pek bir değeri yoktur
İstikamet yolunda dava mubarek tektir
Umutlarım hep mahsun hayallerim çocuktur
Hararetli kışımda sen gelirsin düşüme
Islak velvelelere keşkelerim eliyle
Üç lâf etsem şiirsel  günâhı vebâliyle
Sükût ve çığlıklarım yaş oluyor hâliyle
Sen hep benim düşümde sen gelirsin düşüme

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sen Oğul

Makbuldür her dâim ak alın teri
Gerçekten bihaber râks ile değil
Git mütemadiyen hâyır ve şerri
Kulaktan kulağa duyur sen oğul
Her yöreyi dolaş bütün beşeri
Lâkin hak içinse önünde eğil
İster soysuz olsun ister haşârı
Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Bazen bir bahçe ol bazen de arı
Hiçliğe bürünüp ufalıp döğül
Tevhid doğurtmaktır büyük başarı
Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sen Varsın

Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu
Alev alev sokaklar kalpler kırık gözler yaş
Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu
Tekrar dikildi putlar tekrar yanıyor ateş
Dayanılmaz özlemin yok mu bunun ilacı
Ah be olup bitenler, gizli gizli hislendim
Onca yüz bin seneler sensiz olmak ne acı
Esvapları düşünüp gözyaşıma yaslandım

Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor
Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım
Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor
Hoş benimki vesvese sen varsın ki sultanım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sen-ben

Vardan hiçe şiiri
Sürdüm epeyden beri

Ağıtlar poyraz gibi ufukları bilmece
Yağıyor yere gökler, ahenk ahenk her gece
Sımsıcak çağıl çağıl mest eder serinliği
Bereket derinliği
Uçsuzluk fasıl fasıl
Kalbim paslı velhasıl
Biraz kasvet biraz his var yok nasıl bilinir
Dil bilmez hecelerim rüya gibi silinir
Murakabe var yanda ben ise bir hiçim hem
Sen-ben sensiz ifadem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sendedir

Apansız gecede yine sensizim
Ağlamaklı bir ses gelir derinden
Kalkarım ezanla şafak ansızın
Uyan uyan diğer kalk içlerinden
Ne mevsimler anlar ne kurma saat
Yaşamam kabahat ölmem kabahat
Yokmudur kavuşmak kavuşmak hey hat
Bir tatlı hasret ki yaktı serinden

Ruhum inim inim deli diyerler
Boş ver deyip belki hiçe sayarlar
Yakını saklamış uzak diyârlar
Ne o’ndan anlarlar ne eserinden

Gözlerim sendedir ölünceye dek
Bilmem ki bu sevda nasıl sürecek
Ya aklım alacak ya öldürecek
Kime kısmet olur aşk tekbirinden
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Senden

Sen vaktimin tamamı
mevsimimin mâvisi
gözlerimin seyyar
satıcısıydın
Nelerimi aldın benden
nelerimi bir bilsen ağız tadımı
göğsümdeki âh izlerini

Senden kalma ne varsa bedenimde
bir bilsen lezzetsizliklerimi
gözlerimin seyyar
satıcısı
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Senden Sonra

Başın koyup yamacıma yaslanan
Düşündükçe senden bana hâl oldu
Ölümüne yüreğimde ıslanan
Süt beyazı yanakların al oldu
Rüya gibi söz eyledin nâz ettin
Buz ellerin vur sineme hazzettin
Aşk oduna attın beni köz ettin
Hasret hicran sevdalarım kül oldu

Nikahlımsın helalimsin dön bir bak
Yüreğimin zifirine ışık yak
Şu gönlümün feryadına taş bırak
İçimdeki o işveler bal oldu

Sen derdimin dert ortağı zarısın
Sen yüreğim yüreğimin hârısın
Hem benimsin söyle kimin yârisin
Deme bana bir acâyip kul oldu
Yol eyledim gam dağının başını
Köşe bucak sil gözün yaşını
Gözyaşımla sürmeledim kaşını
Senden sonra gözyaşlarım bol oldu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seni

Acıyı öperim gözyaşı versen
Versen de ben artık ağlatmam seni
Tarumar eylesen çulumu sersen
Sersende ben artık ağlatmam seni
Yüreğime yeşer hüznün ver yada
Hüzün çiçekleri gitmesin yâda
Senden başka kimin var ki dünyada
Dersende ben artık ağlatmam seni

Gün dönümü saça düşen ağlarım
Duygu sardı yine yürek dağlarım
Mevsim zehir sorma niçin ağlarım
Sorsanda ben artık ağlatmam seni

Bende keder sende sevinç neşe var
Yaşım daha hele elli beşe var
Yorma beni güneş doğar kışa var
Yorsanda ben artık ağlatmam seni
Ezberle sevmişim senli çilemi
Çilelerde saklı aşkın kelamı
Ömrümün sonuna vursan kalemi
Vursanda ben artık ağlatmam seni

Bendeki sessizlik huzurun sesi
Sükûtu heceler hece ötesi
Dursan dolu verse vuslat teknesi
Dursan da ben artık ağlatmam seni
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seni

Bir çığlık gibisin ne desem çetin
Ben beni ararken saatler seni
Yürek sürüyorum vâkt-i sükûta
Gelir bir uygarlık berâtlar seni
Her hâl bir vuslattır vatan bilene
Sefer bizi bekler vuslatlar seni
Ki hasat tarlası bu esen rüzgâr
Cennetler koklatır hasretler seni

Haykırışlarım sen sanadır çocuk
Geçen gece gördüm kıratlar seni
Almış götürüyor âşkla şahlanmış
Umut dağlarında Ferhatlar seni

Sen Yemen türküsü sarıçam kokan
Zihne emziremez kesretler seni
Kendimi kaybeden duâlarım var
Gözyaşı yağdırır nüsretler seni
İçimde bir sevinç farkında mısın
Büyük seviyorlar serhatlar seni
Yunus'un hissi var bakışlarında
Ne çok hatırlatır âyetler seni

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seni Düşündüm

Bir ağır yolculuk azgın sularda
Yüzerken sultanım seni düşündüm
Şeref ver rüyama gel uykularda
Sendedir gümanım seni düşündüm
Hüznün bestesiyle yolun gözlerim
Kurudu gözyaşım soldu gözlerim
Kokunla bezenen terin özlerim
Kavruldu her yanım seni düşündüm

Mecnundan beter ki benim hikâyem
Karıştı hicrana gitti sermayem
Bir tatlı hoş sâda en büyük gayem
Verene kurbanım seni düşündüm

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Senindir Çeviri Gulnare Leman

Gece gündüz deniz mövsüm bölgeler
Şimal cenub qerb de şerq de senindir
Ulduz güneş külek bulud kölgeler
İnsanlığın varı yoxu senindir
İlham verer Ispartanın gülleri
Sevdalıdır Anadolu elleri
Qulağımda Şam Dağının yolları
Canım yurdum bağçam bağım senindir

Yanıq türkü çaldır üreyim yansın
Her lehçeden beste beste ses ansın
Sen Temelsen Berivansın Hesensen
Türkü Kürdü solu sağı senindir

Her naxışdan varlığımın elacı
Bu ayrılıq bu hüsumed ne acı
Dünya fani biz menzilde kiraçı
Sina çölü Hira Dağı senindir
Sonsuzluğa yetişecek söz söyle
Eşq zövqüyle ibret söyle az söyle
Hal diliyle sinelere yaz söyle
Gözel neslin qızıl çağı senindir

Yetdi artıq sedd çekeyin havaya
Baş qoyağın iztirablı davaya
Qanad taxıb taxt qurağın ovaya
Göy qübbenin al bayrağı senindir
Eşğin ile catdım qırx beş yaşına
Çaşdım qaldım bu delinin işine
Mövlanadan hisse qatdım aşıma
Xoş simanın her nefesi senindir

Ömer Ekinci Micingirt

Merhaba Ömer Bey.Şiirinizi azericeye çevrim yaptım. Çok güzel bir şiir.Azericeye de cok
yahşi oldu. Arkadaşlarıma da okudum cok beğendiler. Cani gönülden kutlarım. Şiiri
isterseniz sayfanıza asa bilersiniz azeri türkcesiyle

Gulnare Leman / Azerbaycan

Gulnare Leman Hanımefendiye teşekür eder saygılar sunarım
Senindir

Gece gündüz deniz mevsim bölgeler
Kuzey güney batı doğu senindir
Yıldız güneş rüzgar bulut gölgeler
İnsanlığın varı yoğu senindir

___________________________________
İlham kokar Isparta’nın gülleri
Sevdalıdır Anadolum illeri
Kulağımda Çam Dağı’nın yolları
Canım yurdum bahçe bağı senindir
Yanık türkü yüreğime ver yansın
Her lehçeden beste beste boyansın
Sen Temelsin Berivansın Hasansın
Türkü Kürdü solu sağı senindir

Her desenden varlığımın ilacı
Bu ayrılık bu husumet ne acı
Dünya fani biz menzilde kiracı
Sina çölü Hira Dağı senindir

Sonsuzluğa götürecek söz söyle
Aşk zevkiyle ibret söyle az söyle
Hal diliyle sinelere yaz söyle
Altın neslin altın çağı senindir
Yetti artık set çekelim hevaya
Baş koyalım ızdıraplı davaya
Kanat takıp taht kuralım ovaya
Gök kubbenin al sancağı senindir

Kırk beş sene düştüm aşkın peşine
Şaştım kaldım bu delinin işine
Mevlana’dan hisse kattım aşıma
Hoş görünün her soluğu senindir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seninle Yeşerir

Sen gri tebessüm bense hep çile
Sevinç hüzün keder kimden yadigâr
Yaşımı hüznüme saklasam bile
Sensiz acıların derin izi var
Kendimceyol buldum sevda iziyle
Bak heder olmuşum yalan mı söyle
Aşkın yumağıyla gönül gözüyle
Kalbine hükmeden filan mı söyle

Gözyaşı sitemin yakarışların
Gecemi günümü rüyamı sardı
Çok şeye gebedir sıtayışların
Sende gülüşlerim aslına vardı

Umuttan ziyade özle hira'yı
Hatmenin neşvesi ruhumu sular
Sen benim ömrümün sükûn sarayı
Seninle yeşerir yüce duygular
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sensin

Baharım yağmurum ecelim sensin
Ben şubatta öldüm şubatta sanki
Tutup bıraktığım mecalim sensin
Alış deme bana alışamam ki
Çığlığım günahım vebalim sensin
Söylenecek sözüm melalim sensin
Kaderin sunduğu helalim sensin
Alış deme bana alışamam ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sensiz

İçimi yakıyor sevdanın tülü
Bu gün yine geçti bir günüm sensiz
Kayboldu güneşim duman örtülü
Soymayın ölürsem atın kefensiz
Bir tatlı hasret ki her şey bilmece
Ümitle bekledim yine bu gece
Her günüm ızdırap her gün işkence
Yapayalnız ruhum çıplak, bedensiz

Çileyle yoğruldum daha ne kadar
Gözlerim kan revan yaşlar duâdar
Yanarım sabırla böyleyse kader
Sevdam duman duman kavruldum sensiz

Yüreğim karakış temmuz ayında
Micingirt perişan kendi hayında
Aklım terki diyar aşk sarayında
Deli divaneyim cepsiz cepkensiz
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sensizliğe

Aşkın serinliğine kovalıyorum seni
Zümrüt saçlı baharlara
Gözlerin parıldayan kehribar
Ellerin yed-i beyzâ
Kızaran akşamlarda izliyorum yokluğunu
Sensizliğe bürünüp

Hissiyatımı öğütlüyorum sana
Gökkuşağı misali
Renklerinin altından geçiyorum
Bulutları delerek
Güneşi heceleyerek

Her gün ayrılık türküsüne inat
Ozanlar dinliyor
Vakitler avutuyorum
Anlasana geçmişe bakıp buğulanıyorum
Öksüz kız yanağında tüllenen yaş gibiyim

Boşluklara koşturuyorum arada
Duygularım renksiz
Öldürücü hisleri kovalıyorum
İnliyorum durmadan
Takatimi teperek
Hasretin pençesinde
Sende başka bir esinti var bambaşka
Ta hücrelerime kadar
Azgın çocuklar gibiyim
Kör oluyorum görünce

Yaş döken gözlerin olayım
Mısra mısra dopdolu
Senli gurbetleri ne çok sevdim ben
Divâne vâdilerinde

Gel gir kırık kalbime
İki büklümün olayım
Duyuyor musun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sensizlik

Gövdem alev ateş yürekten yufka
Gözlerin nazârı uyuyan zaman
Muhabbeti vurur  görünmez ufka
Öperim keşkeyi başka yazamam
Dönen uçurtmalar gibi kelebek
Cürümler ufalar cezbenin sesi
Deli haykırışı duyulur tek tek
Katmerli meçhuller âşk silsilesi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Serçe Kuşu

 Penceremde her sabah sihirli serçe kuşu
 Vereni hissederek başlıyor oynamağa
 Âşk orkestra melodi neşe sürur bir hûşu
 Uzaklaşır birazdan ses verir tüm oymağa
 Bakma kuş olduğuna gönlü zengin gözü pek
 Ve birde az ötede bir kozalak bir böcek
 Bendeki düğümleri serçe kuşu çözecek
 Tevekkeltu alAllâh huşu geldi dimağa.

 Ben istemem bülbülü hep serçe getirsinler
 Bu zıplayan zikreden bücürleri görsünler
“Allah bes, bâki heves” idrâkine varsınlar
 Ses verelim rikkâtle mûsikili ırmağa

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Serhenk

Herkes kendinden emin
Geceler renk veriyor
Sözü vardı dedemin
Ruha âhenk veriyor
Yaptım tefekkür güya
Tize serhenk veriyor
Bağır duymayan duya
Nefisle cenk veriyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sermaye

Sokak fokurduyor dem içinde dem
Örsün imbiğinde hâr göremedim
Dudağımdan çıkan vakti sermâyem
Şehrin tepesinde âr göremedim
Sözün gıcırtısı sarışın yâre
Hicvi dürdüklerim elimde fare
Aniden gelirse sessiz tayyare
Düşündüm kaçacak yer bulamadım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ses Vermeli

Yürüdüm adım adım
Bekledim tedbir dedim
Vasıtayı terke edip
Aşksız ihtiyarladım
Tasavvuf neyin dili
Belki aşkın en hali
Düşündünüz mü siz hiç
Tedbir ve tekâmülü

Neden böyleyim neden
Zıtları cem edemem
Seslenişi fark edip
Ses vermeli seccadem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sesleniş

Liyakati unutup
Basitliğe sarıldım
Cürüm hesabı tutup
Yalvardıkça yalvardım
Velhasıl ifşa edip
Geçmişi didikledim
İdrakini tüketip
Seslenişi bekledim

İfşa sırra vesile
Seyir sırrın halidir
Yaşar yüce silsile
Var edenin elidir


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sessiz Mekân

O sessiz mekânda kimler durdular
Kimler tökezliyor düşündüm tek tek
Sessizliği bozdu arsız ordular
Sandım yalan gibi gelip geçecek
Taşarak daraldım ihsan ne demek
Bilmem ki ben neyim ben nasıl insan
Var mı babayiğit durun diyecek
Ne söylesem ben boş verene ayan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sessizlik

Muttasıl bakışlar yorgun ifâde
Veyahut müşterek sözlere varmak
Maksadı arz etmek sözden ziyâde
Melali anlatmak belki yalvarmak
Yine akşam yakın bilsen hayatım
Ölümlü geceyi sağıyor herkes
Vakit mışıl mışıl uyku bir atım
Derin bir ürperti sessizlik tek ses

Tesbih çekiyorum şeytana inat
Mısralar yol yürür uykular tekler
Yarım dörtlüklerim kime emânet
Alnı seccadede birini bekler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevda

Hislerim huzura erer seninle
Anın derinliği içimde erir
Beni benden eden o gözlerinle
Vuslat kanat çırpar ruhum dem verir
Belki de bendesin belki Irakta
Seni arıyorum yitik durakta
Hoş beni görürsün kendine bak da
Senin kucağında belki can verir

Söyledim ne varsa hisset yaz anı
Meçhule koşulmaz hasat zamanı
Kör topal laf ettim sözledim seni
Sözler çıkmazları aşka çevirir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevda Ateşleri

Şu sevda ateşleri
Ölümün gözyaşları
Hayat suyu bakışı
Duvaklıdır kışları
Etrafımda adamlar
Cıvıl cıvıl kuşları
Çığlık içime damlar
Mecnun ya da eşleri

Pek hüzün eşkin dibi
Çatık gibi kaşları
Surat aynı ben gibi
Tasa yağar yaşları

Bazen ne kadar yakın
Benle sobe taşları
Beni bana bırakın
İşler tâlih işleri
Şahittir dağın köşkü
Şahit köşe taşları
Sarar kavurur aşkı
Kuğu gibi dişleri

Rengi renklerim tutmuş
Terk ettim üç beşleri
Kalbi kalbimi yutmuş
Düşleridir düşleri
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevdiklerim

Kazılacak bir gün adım
Ne diyecek sevdiklerim
Susuyorum adım adım
He diyecek sevdiklerim
Yüreğim yok ellerinde
Ye diyecek sevdiklerim
Kalayım mı kollarında
Yo diyecek sevdiklerim

Ecelimle helalime
Na diyecek sevdiklerim
Hazan düşer melalime
Ya diyecek sevdiklerim

Üşüyorum yâren canlar
Ve diyecek sevdiklerim
Kazan ister şadırvanlar
Bu diyecek sevdiklerim
Teker teker birer birer
Hu diyecek sevdiklerim
Toprak rüzgâr ibrik su ver
Su diyecek sevdiklerim


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevgi

Ne saltanat ne şöhret ben sevgiye meftunum
Sevgi aşkla doludur mâşukların yoludur
Şarkıların buğusu şiirlerde efsunum
Mavilikler rahleler sevgi eren hâlidir
Sevgi ilim tekevvün muhabbet ve sadakat
Sevgi vefa hoşgörü  haysiyetli hakikat
Sevgi rahmet bezenir sevgi tüter kâinat
Başka söze ne gerek sevgi hakkın yoludur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevgili

Mahremin bahçesinde hayâ ile diz dize
Yüreğime yürüyen nur sevgili isterim
Vuslatın ahengiyle, bana ait biz bize
Bakışını koruyan hür sevgili isterim
Kuğu gibi süzülen kâkülleri örtülü
Duyguları rengârenk ruhu bana örgülü
Sevdaları tılsımlı, tâ ezelden görgülü
Beni benle yaşayan yâr sevgili isterim

Tebessüm soluklayan, mest eden bakışıyla
Üfül üfül her lahza cenneti kokuşuyla
Güzelliği solmayan ruhuma akışıyla
Çözülüşe kapalı, zor sevgili isterim

Boğum boğum sevdamı yüreğinde hisseden
Seccademde gözyaşım, gözlerimde rakseden
Tutuşunca el ele yıldızlara akseden
Leyla’yı kıskandıran bir sevgili isterim
Yürekten o nağmeler vermem asla cihana
Hem gönlüme yavuklu hem yavruma nur ana
Sevinç-hüzün göz göze, yeminliyim Kuran’a
Başkasını görmeyen pir sevgili isterim

Cilve nedir istemem! İstemem ben işveli
Alev alev sokaklar kırıtırlar neşveli
Raksa gelmiş yosmalar Avrupa’dan şiveli
İffeti soluklayan nur sevgili isterim.
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevgili Dediğin

Sevgili dediğin evden çıkınca
Yıldızları arkasından yürütür
Ejderhalar peşi sıra bakınca
Kem gözleri iffetiyle çürütür
Tomurcuk tomurcuk aşk taneleri
İkbâle çevirir virâneleri
Tennûreyi giymiş bahaneleri
Şefkatinde tüm renkleri arıtır

Yazgılar da onsuz sesler boğulur
Gülüşünde mürekkepler sağılır
Zülüfleri İnce ince dağılır
An gelir ki seneleri sürütür

Yüreğe dokunan yaprağı bilir
Taptâze tomurcuk toprağı bilir
Yanakta efsunu yaşmağı bilir
Sevgili var başkasına kırıtır
Sevgili var ûhrevi bir enginlik
Sahip olmak ne büyük bir zenginlik
Onlu yarınlara ektim dinginlik
Ar işvesi vuslat sarar eritir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevgili Peygamberim

Nolur kapına gelsem
Âşkım yerlere salsam
Öpsen bir Zeyd'in olsam
Sevgili peygamberim
Sen kitabım Kur’an’ım
Hak yoluna kurbanım
Sensin dinim imanım
Sevgili peygamberim

Hüzün kokmuyor güller
Kalbe inmiyor diller
Sensiz suskun bülbüller
Sevgili peygamberim

Sen kitabım Kur’an’ım
Hak yoluna kurbanım
Sensin dinim imanım
Sevgili peygamberim
Ömer Osman ve Ali
Sıddıkların irfânı
Fedâ etmez mi cânı
Sevgili peygamberim

Sen kitabım Kur’an’ım
Hak yoluna kurbanım
Sensin dinim imanım
Sevgili peygamberim
Kokun kime emanet
İsmin anmak ibadet
Seni sevmek şehadet
Sevgili peygamberim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevgililer Günü

Aşk satar pazarlıksız
Sevgililer günüymüş
Dikiş tutmaz arsızlık
Sevgililer günüymüş
Sevgi bizim aşımız
Eşimiz yoldaşımız
Susun rahat bırakın
Anamız baş tacımız

Sevgi huri melektir
Sevgi nurlu emektir
Sevgi sizde yoktur yok
Sevgi güldür çiçektir

Nerden çıktı bak hele
Bir gün diğer hergele
Üç yüz altmış kimindir
Bu sinsice kin hile
Sevgiliyi nettiniz
Reklam meta ettiniz
Lime lime iffeti
Sırtlanlara sattınız

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sevi

Ömrümün en baharı âşıklarsın narası
Takatimi eşeler duyguların yarası
Çile heceliyorum yangın dörtlüklerde var
Uğultuya bürünür gözlerimin karası
Ben hüzünler sağdıkça yağmur gülümser gökte
Hissiyatım toy düğün çok şey saklı yürekte
Mevsimin serinliği yer yer ters eser rüzgâr
Gidin bakın asılı hıçkırıklar direkte

Huzur besle micingirt O’na sergile varın
Sevi almadan vermek sevmek çocuktan nârin
Gerekirse dizüstü ona koşmak bir ömür
Muhâbbeti vuslatsa git yolunda öl yârin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seviyorum ki

Aşkın yumağına kelepçe vurdum
Yine de ben seni seviyorum ki
Sözü bıçkılayıp göğe savurdum
Yine de ben seni seviyorum ki
Hâlime muttasıl gözlerin var mı
Ve beni hisseden gizlerin var mı
He kurban diyecek sözlerin var mı
Yine de ben seni seviyorum ki

Yoklar tükettikçe var olup durdum
Kırık saat gibi kurulup durdum
Yordun kıyasıya yorulup durdum
Yine de ben seni seviyorum ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seyahat

Şiir fısıldarım gittiği yere
Küfrü imha eder bazen gelgitler
Külfetsiz mahremsiz çok şey mahşere
Hedefe varanlar ölmez şehitler
Yusuf'a yakışır zindanlara ün
Ebedi istirahat kaderi süzün
Seyahat mezara gece gündüzün
Dilim kalpten kaçar şahit beyitler

Her devrin köpeği şâirin puştu
Önüme fırladı zincir kopmuştu
Sözü gıcırdatıp namussuz koştu
Yazsaydım yetmezdi kalem kağıtlar

Mektep kirletemez utanan yüzü
Kafiyeli duâ bozar temyizi
Tahsilde yok ise irfânın izi
Şeytana maymuncuk bütün öğütler
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seyir

Kimi insan cennet kokar
Maneviyat nehir olur
Hâl pınarı kalbi yıkar
Akıbeti hayır olur
Tefekkürün güç ortağı
Varış vuslat âşk kucağı
Şehidimin al sancağı
Gülümsese hayır olur

Amel salih âşk tevâzu
İmân kemâl ahlak mevzu
Kardeş olur kurt ve kuzu
Bir acâyip seyir olur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seyret

Çoraklaşmış gamsızlarla
Bir arada kapkarayım
Çatırdıyor yolculuğum
Dur azıcık yalvarayım
Suç bende mi hepimize
Kendirleşmiş kirli düğüm
Taş yağacak tepemize
Gerçek midir bu gördüğüm

Hele gelin ey ahâli
Gözsüz doldu lâ dilinde
Taşıyamam bu vebâli
Kaldım günah ikliminde

Şiir değil benim gâyem
Bu dert beni tez boğacak
Gitti ömrüm ve sermayem
İfrit doldu kucak kucak
Hadi gardaş nerde gayret
Yoksa kalpte giremezsin
Tedbir-takdir arz et seyret
Seyretmezsen göremezsin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Seyreyle

Hayret yok ise eğer
Sen kıt akıl delisin
Erenlik seyir meğer
Ve seyre perdelisin
Her şey seninle doğar
Ya diken ya gülüsün
Ne istersen o yağar
Marifet ekilisin

Hiç olmak çoğa değer
Hiç olursan velisin
Ne at gerek ne eğer
Sen artık ötelisin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sezdirmeksizin

Mor yüzlü vahalar içimde saklı
Nedense geceler ağuşum üşür
Dua pınarım var yeşil yaşmaklı
Aklıma geldikçe kalbim büzüşür
Bir ben varım birde ufak bir ağaç
Birden çocukluğum aklıma geldi
Biri dürttü dedi gözlerini aç
Hasret çizgileri rüyamı deldi

Pencere ben ışık rüzgâr perdeler
Gözlerim mazide üst üste hüzün
Hızar gibi nefes göğsüm rendeler
Uyandım sessizce sezdirmeksizin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sıcak Ellerin

Tüm zamanlar rüzgâr olup esende
Ben sana savrulup tutsam ellerin
Gözyaşlarım sakla ömür kasende
Hislerine katsan sussa dillerin
Gurbet hasret ölüm döndük inişe
Sonsuza sevdalı sevinç endişe
Salmıştım kendimi bütün peş peşe
Eyyûb-i sabrım yok uzat kolların

Duâ derinliğin içimde her ân
Şefkatle çarpıyor çocuksu sîmân
Ne gösterir bilmem şu zalim zaman
Ruhuma dökülse sıcak ellerin

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sıdk

Gözlerim bulutlandı tarifsiz tatlar tattım
Çıkıp geldi bir adam dedi sadık ol ahde
Sıdk hecesi tutmayan mısraları fırlattım
Ehemmiyet verince anladım her şey sahte
Kendime varıyorum lâkin oyun tek perde
Şu şikâyetnamelert beni düşürdü derde
Efendice uyanıp beslenirim seherde
Sehersiz düşünceler sahdedir her şey sahte

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sıgara

Senden miras kaldı kör öksürükler
On yıl oldu şükür seni atalı
Dalga geçer doktor gelin çürükler
Doktor mu hatalı ben mi hatalı
Hınzır hınzır güler şımarık kovboy
Ambalaj tılsımlı jelâtin renk renk
Mazgallar zift dolmuş afişler boy boy
Sam amcanın zehri uranyuma denk

Boş ver abi diyor çek bir sigara
Yiğidin ölüm arpadan olsun
Kaç bin zehir taşır tek bir sigara
Manşetle kurbanlar körpeden olsun

Kurumdan yüzgeçler içimi sarmış
Hücremde tek sağlam yer bırakmadan
Bir tek ciğer vardı beter sararmış
Ölüm estiriyor dönüp bakmadan
Bu ne bir rüyadır ne sırlı haber
Kömüre benzetir yakar upuzun
Ocaklar  söndürür söner beraber
İter kucağına sonu sonsuzun

Dolar hırs baronlar sabah akşamlar
Katmerli karanlık her yer sis duman
Nefessiz göğüsler kesilmiş kollar
Frengi üretir satar durmadan
Ağu karışımı amansız güfte
Siyonun oyunu kokuşu tuzun
İnsanlık celladı ülkem hedefte
Devri firavunun ve namussuzun

Sigaraya baktım birde mâziye
Düzmece izâhla emekleyerek
Ölüm kokusu var ölüm tâziye
Ömür parçalanmış kalp tekleyerek

İzan var hem madem niye ne gerek
Acıklı tükeniş mevt kertesinde
Yüzüm yangın yeri ellerim titrek
Dehşetten gayrisi yok ertesinde
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sımsıkı

Yüzünü ar ile iktifa edip
Kalbi arı-duru, kaptırma kire
Hayrete gerek yok edeptir edip
Müsvedde sözleri yayma kültüre
Ruhu iğdiş eden çarşıları bil
Erdemsiz kavgalar kavgaya engel
Keşke’yi fark etmek ip’ine çengel
Sımsıkı bağla ki yâr’e götüre

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sırdaş

Bu hayat daima keder acının
Nasibi tedbiri öp beni yarim
Lokmanı bende yok âşk ilacının
Masallardaki yoka duçarım
Seninle ölümsüz olmak niyetim
Köpürt güzelliğin dinle beni can
İnan tartışılmaz hüsnüniyetim
Sendeki ben var ya seni haykıran

Izdırâbım çok derdim çok ama
Seni bekliyorum gözlerimde yaş
Yönelişi düşün sakın ağlama
Bir Fatiha oku sonra git sırdaş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sırılsıklam

Yüreğin eteklerine
çeyiz sandığı gibi
nikâhsızlığın terkisine fırlatırlar gözleri

Acılar pencereden aktıkça avuçlar dolusu
bir çift şiir yazarım hüznün kuraklığına
sırılsıklam
Kahrın kulesini dikiveririm
Azgın fırtınalara su rengi
Mısralar başa düştükçe
ölüm çırası yakarım ışıksız dehlizlere
horozsuz çöplükler ışıldasın

Dalaşırım suskunluğa
kuş atarım güvertelere uçsunlar dörtnala
umuda şafağa yarınlara…

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sırtlanlar

Kalleşliğin sessizliği çığlıkları rehin alıyor
Yürekler katran ve nifâk tarlalarına
Tabut topluyor kandil
...
Sırtlanlar
Şehre
İndi…
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sızı Kaldı

Yaktı beni yavaş yavaş
Aşk ıstırap sızı kaldı
Dört bir yanım acı telaş
Dumanımda közü kaldı
Gece gündüz çok bekledim
Zaman mevsim itekledim
Tasa sattım gâm ekledim
Hüzün sitem özü kaldı

Sükût sinede pişecek
Hislerimle tutuşacak
Ilık eller bitişecek
Sitem gitti nâzı kaldı

Sessiz solgun yana yana
Desenim gül rengim râna
Nere gitsem hangi yana
Yüreğimde yüzü kaldı
Hele yaklaş adım adım
Son sözlerin hatırladım
Yed-i beyza dedi adım
Kaybolurken tozu kaldı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Siliver

Mihrâbı gizleyip iş mi haykırmak
Nice talihsizler çark edip gitmiş
Küheylan saatte tepinen ırmak
Vâdiyi yalayıp ark edip gitmiş
Söngün bakışların par par salıver
El açıp gizlice vecde geliver
İster âh de oku ister siliver
Nam nişan meçhulü fark edip gitmiş

İklimi sallıyor karanlık rüzgâr
Yaz kış ve ötesi birde sonbahar
Mevsimden ziyâde bende bir hâl var
Hüznüm tüm renkleri terk edip gitmiş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Silsile

Letâif ordusu kalbi dilinde
Hele bir sabahla âşk kandilinde
Sırrına mazhardır teslim erleri
Nâzarı sâadet gir menziline
Unut her şeyini Rabb'i unutma
Teslim et kendini esbap hâ tutma
Yıktı tâğutları devrin pirleri
Oyun tek perdelik yabana atma

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Simav

altıgen kubbesi üzüm pazarı
nasuh ağa ece sultanı vardır
simavlı nazife iffet diyârı
dağ gibi sarsılmaz vicdanı vardır
çeşme kitabesi efsunlu mekân
cennetten bir köşe adeta her yan
nerde halil ağa okusa ezân
lüplüp  bahçeleri harmanı vardır

nehir gibi duru usul yâren'i
susuşu tebessüm derviş ereni
osmani hislerle anar vereni
kuşatır tekrardan zamanı vardır

bakışı elazığ duruşu bursa
edirne’den van’a sinop’tan karsa
doğu güney batı nerde ne varsa
usta şairleri şöleni vardır.
seyrettim simav’ı manevi hazla
aynali şifalar caddeler nazla
güneşi yağmuru yağar niyazla
bin yıllık iklimi lokmanı vardır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sisi

Bir başka sancı bu imtihan türlü
Küfrün temsilcisi firavuna eş
Abdülfettah isim küfre mühürlü
Şirkin çığlıkları ondaki ateş
Esmalar usulca görünmez olur
Gün ola görelim muhkem hesap yap
Siyonist arsızlar erinmez olur
Her yerde bir Sisi her yer inkılâp

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sisi'ye

Demokrasi öldü baharlar tamam
Birkaç ocak yakıp söndürdü dünde
Cehennemin dibi tıpkı bu adam
Tahrirde kan aktı yine bugünde
Sisi'ye gizlemiş siyonist türü
Cellatlar dolaşır boy boy bir sürü
Fetva çıkarttırır çağın nankörü
Yahudi izi var sanki kökünde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sitem

Deşer kelimeler derdim yaranı
Linç olmuş gibiyim yine bendeniz
Gölgeme değdikçe bakir gölgeniz
Titrek ceylan gibi açtı aranı
Neden peki her şey tütsülü gibi
Senli uykularda sensiz uyanık
Bitirdin diyecek gözlerime bak
Sen artık satılık süs gülü gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Siyah Diyâr

Bu gün siyah çalarım
Siyah çıksın sesiniz
Koşunuz kankalarım
Kim bilir nerdesiniz
Vicdan talip tesir et
Gaflet galip esir et
Nefsi delip kusur et
En mühim yerdesiniz

Fitre zekât oruç tam
Bilmem nasıl anlatsam
“Hizmet nimet” intizam
Paylaşın kârdasınız

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Siyah Komşu

Simsiyah komşuda sütbeyaz ölü
Deyince nedense hepten sustular
Dünyanın vicdanı kumla örtülü
Sömüren vampirler pek deyyustular
Kefensiz kemiğe sarılmış ana
Nereye koyayım hangi vicdana
Dişleri bembeyaz bakar tavana
Körpecik körpecik kafatastılar

Utanın azıcık düşünün bir an
İster kör ol ister görme ister yan
Ceset gördünüz mü hiç çırpınamadan
İnsanlık öldü be vurup astılar

Muhkemdir sözlerim ağır sitemkâr
Sitemkâr olsa da hakkın izi var
Ya insan olalım ya da canavar
Kimler madenlere ölüm kustular
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Siyah Perdeler

Yaş döken gözlere muhtacım her an
Mühürlü gözlerin neşveler alır
Yönümü çevirip yüzün dayasan
Sihirli ellerin uzat hoş olur
Ümitler gizlenip yeisler vursun
Senli gelgitlerim bir ömür boyu
Siyah perdelerde beni bulursun
Hep hiçte koşarım yalnız kopkoyu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Siyonlar

Mahpushaneleri sever piyonlar
Kurdun aradığı bulanık pustur
Silah depoları ve ispiyonlar
Kahpelik kalleşlik kime mahsustur
Sabır çekiyorum yerli siyonlar
Tetiği çentikle sonrada sustur
Kan ile beslenmiş atraksiyonlar
Alçak köle hâin kimi deyyustur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Siz Hiç Ay Işığında Ağladınız mı

Siz hiç anne oldunuz mu Filistin’de
Buldozerler çeyiz sandığı ve baykuşlar
Ya kucağınızda körpecik Mahmut
Kıpkızıl kan ve şarapnel parçası
Ve gece üç
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında

Peki, siz Gazze’de ya Gazze’de
Üç aylık bebek bir nine
Çıldırdı mı hiç çırılçıplak yavuklun
Sarsılınca yer gök, iffet tarumar
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında
Peki siz hiç Beyrut’ta
Beyrut’ta tarla gördünüz mü
Cesetlerle ekili gül verdiniz mi
Sessizce, çiğnemeden
Ve sordunuz mu soracak kimse yokken
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında

Sahi sizin hiç Ebu Gureyb de
Boğazınıza urgan atıldı mı
Sürüklenerek sırtlanların ininde
Öldürün beni piçim var dedi mi
Zulmetin bağrında Iraklı nur
Siz hiç ay ışığında ağladınız mı

Seyrettiniz mi sırça köşkünüzden
Cam fanusta kan kokan misketleri
Düşündünüz mü davayı ve sarsılan vuslatı
Yüzünüzü zift bürümeden
Titredi mi soluğunuz ürperdi mi vicdanınız
Seherde sadece birkaç gece birkaç kez
Yatağından fırlayıp gecenin kör vaktinde
Karanlık yırtılırken hây
Sahi siz hiç ay ışığında ağladınız mı
Peki siz hiç düşündünüz mü
Bir akşamüstü muhteşem maziyi acı acı
Ve şimdi ve şimdi ölüden de betersin
Çoraklaşmış ufkunla tasasız ve vefasız
Garbın karanlık ve iğrenç tuzağını hazmetmekte
Yetmez mi bu kadar zillet! Nefsinin gölgesinde

Gelin ne oldu size, ey eşsiz millet
Gelin kurban olayım ümitsizlik yok hâşâ
Yeniden şahlanalım gözyaşına bürünüp
Hakka eşik olalım Rabbe âşık olalım
Ağlamasın Vaad’ler bayram etsin Mahmutlar
Kararmasın şakaklar coşsun mazi yeniden
Coşsun sevdalı gözler meltemler estirelim
Akın akın yetişsin tekrar beyaz atlılar
Sen çileli yiğit hislerine ne oldu
___________________________________
Ümit korku pür edep alev alev gözyaşım
Duygularım kördüğüm,utandım gözyaşımdan hây

Siz hiç ay ışığında ağladınız mı
Siz hiç ay ışığında ağla”ma”dınız!

28.06.2006
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sizle Züleyha

Yazması oyalı elleri kına
El açmış semâya nâzla züleyha
Şevkle büyülenmiş düşmüş aşkına
Her güzellik sen de fazla züleyha
Bu dâva çileli böyle sürecek
Cennet bahçeleri gelinceye dek
Ben gecikmiş çınar sense bir çiçek
Kardeşlik rengârenk sizle züleyha

Şiir beste beste ismini andım
Edep deryasında kendimi sandım
Gönül kazanına bir buket sundum
Çileyle hüzünle sözle züleyha

Hislerim sen gibi koklarım gülü
Yetimler babası sevdamın tülü
O gitti gideli kâinat ölü
Kâinat gülecek bizle züleyha
Niyâzda yer ayır senden dileyim
Senli şarkılara beste olayım
Dingin sevdaları nerden bileyim
Hislerin söylerse gizle züleyha

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Softa

Hayır ve iyilik düşürmez dilden
Câhil hâk bilmezi sezsem ne çare
Kime sorsam derler o binbir telden
İns’ten anırtılar yazsam ne çare
Ceddim ve kavgamız bir için kelâm
Tekbir yazmıyorsa kırılsın kalem
Ulubatlılara hürmetle selâm
Siyon nifâkları üzsem ne çare

İmân esasında usûl bilmeyen
Kur’ân vardır deyip Resûl bilmeyen
Secdeye baş koyup gusül bilmeyen
Softa şarlatana kızsam ne çare

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Softa Serseri

bakışım hicâzdır gözlerim kafkas
renklerim çok benim laz kürt arnavut
nedir asâbiyet kin ve ihtiras
özbeöz mahmutum kaşgarlı mahmut
hıncımız âkifçe  kılıçlar ali
âşkın çocukları rengi bırakın
vallâhi titretir büyük vebâli
tozutma  mâziyi nedir firâkın

kirletmek dudağı zulmettir yâni
mazluma muştuyuz ezelden beri
gâh ahmet arvâsi ahmed-i hâni
irfânı kudurtur softa serseri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Softalar Ve Sofralar

Kadeh bardakları birde hurma var
Riyâ öpücüğü resmi sofralar
Somurtkan simâlar yuvarlak sözler
Bir bağırabilsem susun softalar
Ene dökülüyor lâf arasınsa
Yerdim ifşâ ettim gâf arasında
Micingirt sessizce kaçmayı gözler
Şeytanlar gülüşür saf arasında

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Soğanlı

Beyazı kuşanmış acı hatıra
Şehitle diz dize yaslı soğanlı
Baruttan destanlar sığmaz satıra
Kederli tasalı hisli soğanlı
Yamaçlar ney sesi kuşlar ırmaklar
Şüheda doğurmuş bizim topraklar
Çobanlar ağıtlar kardan konaklar
Ölmeden ölmenin aslı soğanlı



Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sokak Çocuğu

Gel beraber günlüğünü yazalım
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz
Hortumlandık affet bizi güzelim
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz
Sevimsizdir tırpanlanmış duygular
Dokunaklı bakışların vurgular
Sokaklarda kül çiçeği yavrular
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Sen gelirsin nere kaçsam gözüme
Gel bu akşam başını koy dizime
Köprü altı tükürüyor yüzüme
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Avucumda cürümlerim pürneşe
İnsanlık mı ölüyoruz peş peşe
Belirsizlik çuvallanmış kreşe
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz
Can yavrucuk köpek kadar korunsan
Karnın açtır bir yuvada barınsan
Sırça köşke! Tinerciysen, sorunsan
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Ne bakarsın amca diye soruyor
Konuştukça dudaklarım eriyor
Sen yat hele çarpık düzen sürüyor
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz
Yokun fakı ne yokum ben ne varım
Ürpertili gecelere efkârım
Uzaklaşır gözlerine bakarım
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Zengin çoktur zekâtını vermeli
Çözüm gerek devlet kafa yormalı
Şaşı gözler artık bunu görmeli
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Farkındayım ne kaybettik ne tuttuk
Bilmem yavrum şefkat nedir unuttuk
En kötüsü gözyaşları kuruttuk
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz
Ellerin çok isli bakışın acı
Deşildi çıbanım sensin ilacı
Ömer’e gardaş ol gitsin utancı
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Bıçkılandı ciğerlerim köz tandır
Ve sebep kim kalemleri satandır
___________________________________
Tükür söze mısraları utandır
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sokak İti

Gıybet dedikodu ölü etidir
Şuursuz dillerin alametidir

Fitne fücûr gâh gösteriş gâh hile
Çok söz gerek borazancı câhile

Çekiştirir kimi görse hergele
İzzet bilmez ağbi diyor bak hele

Zifir gibi tiksinti var yüzünde
Maceralar esfel mührü gizinde

Ebe lazım lohusalık bu kula
Sancıları taşımaktan kurtula

Önce secde sonra nifâk ne âla
Sözlerimi anlar belki budala

Basmış topuğuna sivri potinin
Seyret ürmesini sokak itinin

Değnek nerde yal nerede biliyor
Kuyruk büküp sırıtarak gülüyor
Kâr etmez ne desem çok var bu yüzler
Namusla beraber ardan öksüzler
Epey çok var imiş kuytuda meğer
Bu korkak kahpeler ifsat şirk sağar
Gâh heyulâ katır cinsi nallıdır
Kaşı gözü yanakları allıdır
Seni komaz Hamit dede mezara
Kabul etmez Aras atsam Hazar'a
Hesap sorulacak dürzü ham âhmak
Doğrunun sahibi Allah muhakkak
Hamza'dan öğütlü yumruklarım var
Hakkın emrindedir mahşere kadar
Çalışmaz kıt beynin ne desem sana
Hiciv değmez senin gibi hayvana
Soyun sopun kendin atan bilmezsin
Bayrak dersin vatan bayrak bilmezsin
Baba dede hatrı vardır hoşt demem
Patavatsız maskaraya puşt demem
Şu Micingirt baş koymuştur hak-yola
___________________________________
Sürç-i lisan eylediysek affola..
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sokak Köpeği

Kemik düştü düşüne
Köpek bu ya işi ne

Kuduz sarmış her yanı
Rahat bırak hayvanı

Şatolar ve sunalar
Her odada fino var

Kangal asil cins köpek
Finolaşmaz gözü pek

Sen namuslu hayvansın
Namussuzlar utansın

Medya patron ve hortum
Hortumlandım oturdum

Ve çirkef çark kuruldu
Gericilik soruldu

Plan gerek din yafta
Sisi lazım bu hafta
Hey ramazan mübarek
Gaflette orta direk
Tren bakar öküze
Öz kök denen köksüze
Yalan-gerçek unuttuk
Elli yıldır kül yuttuk
Vicdan bonkör ben sağır
Taşınmıyor çok ağır
Simsiyah köle gibi
Yurdun gerçek sahibi
Çakal kızgın bu leşte
Silahşör çok kalleşte
Hem söyledi hem sordu
Esiyor korku sardı
Bu ne celal ne telaş
Su sızdı yavaş yavaş
Zikzak dümen yamuk çark
Talan bitti son durak
Deniz domuz devlet mal
___________________________________
Mezar hesap ve hamal
Hak -batıl, yalan-gerçek
İlelebet sürecek
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Somurtuyorum

İhanetler ölüm kusar kudreti
Her bucakta  ceset ye insan eti
Hakikatte nedir  bu ihtilâl mi
Ölen katolik mi yoksa hilâl mi
Yangın hayasızca sardı namusu
Dipsiz kuduruyor dil oruspusu
İfâdem ziyânda İçimde cinnet
Sözlerim şımarık sen öyle zannet

Gömdüler ölümsüz de Allah kerim
Trajedi İslam ve muzafferim
Hiç duymayacağım yapmayın yorum
Dudakları büzmüş somurtuyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Son Dantelâm

İçime sensizlik çöker yaralar
Hasret yağmurlarI girer düşüme
Yokluk eşya varlık başlar naralar
Ayaz günlerdeyim gel de üşüme
Renklerin buğulu hislerim eşsiz
Son dantelâm sen ki yaş ol yaşıma
Kuşat gel ruhumu gizlice sessiz
Tabutum geçerken gelme peşime

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Son Mektup

Kurulan her pusu soysuza bayram
Neden bu soysuzluk neden diyorum
Benimle birlikte kızıyor kirvem
Ve büyük tuzağı düşünüyorum
Azgın fâhişeler mayın doğurur
Bu kimin vebâli namussuza sor
Ağu vadiler de düşeni vurur
Künye vuruldukça yer gök inliyor

Vatana son mektup yatan her yiğit
O anki coşkuya dokunma sakın
Mutlak vazedilen zamanlara git
Gel gel duyacaksın o gün pek yakın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Son Nokta

Acı sevinçleri sattım hazara
Hiçbir şeyler görmez gözkapaklarım
Arsıza uyuyor sessiz manzara
İzler hıçkırığı yığar saklarım
Tezat anlayışlar göre engebe
Susun hayaletler mutluluk sizin
Çatık nağmelerim zamana gebe
Sabrı itiyorum sezdirmeksizin

Söze sırıyorum sözün sırrını
Yoku varda gördüm varlığı yokta
Yaşanan her demi bu gün yarını
Yavaş yavaş emer günü son nokta


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Son Söz

Sevgi helâl lokmalarda yetişir
Hakikat bir dâvâ vatan kıble bir

Şuursuzluk ülkemde mi kalacak
Kirli asrın dudakları kirdir kir

Sağ sol Laz Kürt kime oyun oyuncak
Kitapsızlık emzirildi çek tekbir

Gerçekleri gizlemek ne ilkellik
Şiirlerin namusu var tefekkür

İrşat irfân masadadır inanç yoz
Tekbir getir tekbir “Allahûekber”

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Son Türküm

İlham çiçekleri ek
Turuncu türkü söyle
Mısralar aksın tek tek
Ruhum köpürsün şöyle
Benim son türküm olur
Vuslat denilen şeyle
Dört biryanda duyulur
Zâr zâr inleyen neyle

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sonra Git

Gel hele yitiğim sana ne oldu
Ay yüzün çevirme dur bak sonra git
Bu can sensiz mecnun, perişan oldu
Bambaşka yastayım gör bak sonra git
Yanıyor yüreğim fecir tutuştu
Varlığım virane baykuş ötüştü
Bendeki hüzün aşk dillere düştü
Bir kırık besteyim sor bak sonra git

Görüyor gibiyim pâr pâr nazını
Ne kadar mahzunsun göster yüzünü
Büyü giz iç içe, sakla gizini
Bambaşka histeyim bir bak sonra git

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sonrası Hiç

Ben hep şiir yazıyorum
Geri kalan yazı yorum

Yâr ve ağyar uzuyorum
Susayış bu uzu yorum

İbrişimler boyuyorum
İki adam boyu yorum

Ama fakat seziyorum
Gayri nerde sezi yorum

Hicvi ipe diziyorum
Kahrolası dizi yorum

Ebediyet kazıyorum
Ruhlar enkaz kazı yorum

Kalp ehlîni arıyorum
Berrak bakış arı yorum

Ve kendime varıyorum
Yoku mahşer varı yorum
Yaralanmış uyuyorum
Uyan yorum uyu yorum
Loş taburlar beziyorum
Gözde yaş yok bezi yorum
Asabiyet soyuyorum
İbrahim kim soyu yorum
Suskulara tozuyorum
Her imgenin tozu yorum
Kahrı kesip yüzüyorum
Maske asıl yüzü yorum
Ağza mısra dayıyorum
Yaz diyorum dayı yorum
Dayı yazmaz kızıyorum
Kendi öykü kızı yorum
Kahkahalar duyuyorum
İdrak irfân duyu yorum
Kalan ömrü sayıyorum
"Sonrası hiç" sayı yorum
Ömer Ekinci Micingirt
___________________________________
Sonun Örtüsü

Hakikat var adımda
Hüzne akan su gibi
Tasa yok muradımda
Hiçlik uykusu gibi
Tarih yazmakla bitmez
Zaman ismim eskitmez
Tenhâlarda düşün az
Toprak kokusu gibi

Narsis ben ezel miyim
Hâşa ben özel miyim
Ben ölüm güzel miyim
Sonun örtüsü gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sonun Uğultusu

Yine akşam geldi silindi sözler
Karanlığın eli değdi elime
Donakaldı yere bakan yıldızlar
Bıraktım kendimi kendi hâline
Çapsız düşünceler beynimi yuttu
Aklımı başımdan aldı adeta
Sonun uğultusu sırtımdan tuttu
Alnıma cürmümü çaldı adeta

Kimler heder oldu kimler gayrette
Batılın sesleri gelir derinden
Elim şakağımda zihnim hayrette
Kaçarım riyakâr eşiklerinden

Mevsim sönük tıpkı kefen beyazı
İçim imge dışım deli sevinci
Geçmişe kaydettim yine bu güzü
Gelecek anlar mı vaktin bilinci
Olmuşum virâne rüyâ sürüyor
Aksak bakıyorum yaban el gibi
Her sabah kaç sâla getiriliyor
Bak yine gerildim yüzüm kül gibi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sorgusuz Öfkeler

Yalancı müminin yoğu varından
Ben değil dudaklar bizar kardeşim
Huşusuz secdenin ahuzarından
Yan çizen insanlık azar kardeşim
Mevsimler çözüldü aylar ne yaza
Tufana fırtına yazar kardeşim
Sokak utandırır az kaldı aza
İnsanlık yürüyen mezar kardeşim

Hıncın bekçiliği neye niyettir
Görmemek vicdanı ezer kardeşim
Gayyanın hasadı enâniyettir
Sorgusuz öfkeler bozar kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Soru

Susuz denizlere atılan kulaç
Şuursuzlukların  savruluşudur
Fırtınalı günler  tufanlara aç
Tufanlar çok şeyin dirilişidir
İnanın gücüme gitmiyor  ölüm
Görmeyen gözlerin kör oluşudur
Arsız ortak gibi günbegün hâlim
Zâfer cehâletin vuruluşudur

Zaferler mi gerek düşünmek için
Kavga insanlığın varoluşudur
Düşünme be adam düşünmek niçin
Soru Bakırköy’ün soruluşudur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sosyoloji

Merhum Meriç polemiksiz buyurmuş
"Sosyoloji bir buhranın çocuğu"
Mihrâkının tatbikini duyurmuş
Keşfedilen burjuvanın buyruğu
Liyâkat mevt kepâzelik hükümran
Hayranlığın fuhuşatı sonsuzdur
Alafranga milli der mi hür vicdan
İrfân Zerdüşt sanatkârlar yönsüzdür

Yalanları hakikatın her âyet
Keşişlerin oyuncağı tüm herkes
Papazlara parsellenmiş hidâyet
Donkişot'lar materyalist mukaddes

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Söğüt

Mevsim hüzünlü
hava gamlı ve ihtişamlı
mahcup oluyorum ruhuna fatihe okurken
sözcükler düğümleniyor kuyulu mescit’in kıyısına
ciğerim sökülüyor hamidiye camisine

Ve tercümana sus verirken
ah abdülhamit han âh
çelebi mehmet hamidiye idadisi
ve arma
Eşini kaybetmiş onsekizlik gelin gibi
camisiz minâreler
mahzun bir o kadarda gururlu
kaya üzerindeki kuru ağaç
eylül gibi hazan
Hayallerim kırılgan iki yanım güz gibi
söğüt  ciğerim kalbin ruhum
mâzideki sevgilim

Ne desem ki ben ne desem
dursun fakihi tenhâ tepe
ve aylardan mayıs

Unutur muyum sizi unutur muyum
öyle tuhafım ki  paramparça
Mübârek kelimesi ne çok yakışıyor
bilecik ve söğüt ismine
savcı beyler gündüz beyler
şeyh edebaliler ertuğrulgaziler
osmanlar orhanlar ey mubârekler
hey mübârekler
hey…
11.05.14 söğüt

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sömürgeci

Fiyâka pert ve ses verir
Riyâ ene fısk geberir
Sağ-sol öpüş neler neler
Derinliksiz kelimeler
Haykırınca şiir nesir
Edecektir asr’a tesir
Ürper fâil kahrol heyet
Sömürgeci medeniyet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Söylemem

Yediğim ekmeğim içtiğim susun
Gizledim hislerim bilirsin diye
İsminin manası işte sen busun
Özlem tutuşturdum gelirsin diye
Dünya ve âhiret varlığın kolu
Ömrüm duvarları hüzünle dolu
Vefa imbiğinde sevginin yolu
Saldım kuytulara alırsın diye

Meryem ve Fatıma sen sende ara
Kabuk sıyırıyor bendeki yara
Usulca başımı vurdum duvara
Sakladım yaşımı gülersin diye

Yaşadığım kadar saniyem ayım
Ne düştü bahtıma hep ayaktayım
Belki de bir şifa aramaktayım
İlacı olmayan delirsin diye
Ben hüznün dervişi sen dizim feri
Adına boyattım yastık minderi
Elli yıl hesap et vardığım yeri
Kahrımı söylemem ölürsün diye

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Söyleşi

Kırılgan geceye gövde yayılır
Derbeder hayaller zihin karışır
Bu tür söyleşiler candan sayılır
Günahkar halimle keşke yarışır
Ağız dolusu bil bendeki zarı
Yusuf yüzlü nesli iyi bilirim
Ateşin düştüğü kor intizârı
Korkusuz andıkça irkitilirim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Söz

Çok bilenler az konuşur
Ve etkili öz konuşur
 Dil ve sözü cem eyleyen
 Zihni yoran söz konuşur
 Yalnız sükût köz konuşur

Hakikat bir berrak sâde
Çok şey gizli irâdede
Taptuk ile tam eyleyen
Yunus olmak bu caddede
Veysel ölse saz konuşur

Aklın dili önce niyet
 Doğru söz âşk ebediyet
 Tefekkürü dem eyleyen
 Erenlerde hâl ciddiyet
 Nâzar eyler göz konuşur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sözden Ziyade

Sükût öğütleyip hedef aşlamak
Sanatı hikmeti sıdkı düşlemek
Söz güzeldir söz var sözden ziyâde
Hâlde kelâm edip ruha işlemek
Bâzen bin nâsihat zihni taşlamak
Boğum boğum dehâ dili dişlemek
Ruhun terbiyesi İster hâyâ de
Fikrin her zaferi tekrar başlamak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Söze Ateş Düştü

Yağmur çiseliyor sessizken şehir
Sokağın şeytanı keyfi anladın
Gece ağarırken gün ışığı kir
Peşinde iltifat sanat aşk kadın
Sen anlat manayı veriştir bana
Ürperten ürkekler kamyonlar kadar
Kuytular kanıyor puşt anlasana
Söze ateş düştü tufan sesi var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sözlerim Katıradır

Menfez yine her bucak
Epey çağdaş ben ise
Temaşa et zili tak
Milli oldu Hadis’e
Ümre aldı Derya’yı
Oynar Asena çıplak
Dansözledim hayâyı
Alaturka kına yak

Gülben atıp Hülya tut
Gam sararım teşime
Kimler namussuz haydut
Tükürüyor peşime

Deniz sekerek esti
Mahpus tınlamaz pek de
Hakim hızını kesti
Gör yakın gelecekte
Zara basından uzak
Tilbe Yıldız’a tezat
Nilüfer’e ne yazsak
Reha mevt haraç mezat

Sanat zillet doğurmuş
Yazacak çok şey var da
İfade taş yağarmış
Desem oynaşır barda
Velhasıl mihenk kaymış
Sütundan et pazarı
Göğüs yerlere yaymış
Zillete yat pazarı

Taş fırından tanırdım
İzan sağır idrâk sığ
Lâkin insan sanırdım
Irzsız mahlûkmuş Altuğ

Savaş Kabil’den beri
Vakit derince yâni
Düşündüm de kaderi
Küfrün azgın devranı
Rest çekiyor her satır
Ne çok kiralık dürzü
Sözlerim katıradır
Tuhaf bir kalem gürzü

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________
Sözlerim Yarım

Gözleri elimde yüzü gam sağdı
 Kar yağan yürekler birde ben varım
 Ağrıma tuz basıp cürümler yağda
 Belki tamamlarım sözlerim yarım
Yüzüm hep dökünük dilimde sesi
 Geceler yırtılır his gelir her an
 Ölüm derinliği gelen nefesi
 Yağmurlu bir yokluk karşımda duran

Bir de ceylan gözlü çirkinler gördüm
 Adeta yıkılmış izândan çoğu
 Boşluğa bağırdım bağırdım durdum
 Mazgala terk etmiş gitmiş çocuğu

Çok şey icat ettik bilmem ki niye
 Aklımda başka şey içimde sızı
Usulca bakarım utansın diye
 Sustu celallendi izzet hırsızı
Fikirler tanımsız öldüren zehir
 Kederden mevsimler hüzün vakitler
 Aşkı düşündükçe eriyor şehir
 Sokakta sevişir küpeli itler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sözün Kısası

Hakikati gizleyip katırlara at dedi
Güneşe şaşı bakıp gölgeleri sat dedi
Söz gerçeğe muhalif iradeyi güldürüp
Mâziyi perdeleyip konuyu kapat dedi
Büsbütün münakaşa ne söylersem yut dedi
Yolcu nedir sorunca böbürlenip git dedi
Rest çekip yoklayınca bedbaht adam çıldırıp
Sahibine bakmadan hınzır bana it dedi

Dürtüleri boşlukta hâlâ şerri tut dedi
Şirki şirkle boyayıp sonsuzluğa put dedi
On dört asrın ruhunu tozlu rafa kaldırıp
Uzun sözün kısası uyu uyu yat dedi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sözün Özü

Ömrü vurdum yerlere hayal gerçek gülerim
Fırtına gülüşlerim terkisinde karakış
Ve alnıma kazınmış bozgun düşüncelerim
Artık bir yol ayrımı gece ben ve yakarış
Vurun havarileri toplayın dürzüleri
Medeni puştlukları bir kenara atamam
Namus para sermaye dalkavuk övgüleri
Gözleriyle yaşayan gözsüze anlatamam

Sevgi niyâz aşk namaz nerde hadi be sende
Beden ve organlarım kurşun gibi şer şerde
Üfürürüm körükte ve aklım değirmende
Sözün özü yakarış tevbe af yok mahşerde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Srebrenica

Garbın köpekleri ve İslam yurdu
Sırat-ı müstakim yönü kaybettik
Kin nefret yağıyor şer sunuyordu
Şahadet şuûru dünü kaybettik
Hayasız pençeler kızgın derece
Ölüm yağıyordu ölüm o gece
Asrın kadehleri azgınlık nice
Bin yıllık kılıcı kını kaybettik

Dipsiz kör kuyular mevt dünya sağır
Ateş yağıyordu ateşten ağır
Bir-leş-miş milletler bağır ha bağır
Velhasıl uhrevi yanı kaybettik

Aliye nerede yarası benim
Gözleri gözlerim benim bedenim
Bu mahzun ağıtı çalma nedenim
Hudutsuz bir çöküş o’nu kaybettik
Şuheda fışkırır toprağı deşin
Kan kokar dağ bayır bacı kardeşin
Dönüşü var mutlak iğrenç gidişin
İrfânı idrâki feni kaybettik

Sömürü gözyaşı kan ilikleri
Vampir Avrupa'nın gündelikleri
Biter mi Haçlı'nın kahpelikler i
Cihadı unuttuk kini kaybettik
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Su

Su nurdan çağlayan rahimde çocuk
Derelere sevda ırmaklarda su
Kâinat döşeli şehir köy bucak
Ezelden ebede aktı akacak
Şirin olup yandı parmaklarda su

Mevsimlere koşar gece ve gündüz
Maverada bulut  yapraklarda su
Ağaçta kırağı musâllada güz
Su ışık su tekmil su yetim öksüz
Yüreklere umut topraklarda su

Ahenkle gülümser lâtif nefesi
Alev alev yanar dudaklarda su
Yanık bestelerde mâna su sesi
Hasretle iç içe dağlar herkesi
Dövünür dolaşır yataklarda su

Yıkanır ölüler paklanır sağlar
Kederde neşede laklaklarda su
Zülüfte ıslanır gözlerde ağlar
Ateşte alışır gazapta dağlar
Alt alta üst üste yapraklarda su
Kurak sinekere sen yaramazsın
Gözyaşım olsan da yanaklarda su
Hüznümü yoklayıp hiç aramazsın
Yetiş “ab-ı hayat” deş yaram azsın
Fıçıyla boyanmış konaklarda su
Su hikmet su idrâk cennette ırmak
Firdevs’in cilvesi şakaklarda su
Su sitem belki de hedefe varmak
Keşfetmek yeniden âşkı haykırmak
Ne müthiş musiki şafaklarda su
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Su Gibi

Sen her daim sitemkâr sarıl iklimine sal
Gülüşlerin şevkiyle uzatıver ellerin
Gecelerin gergefi senle bitimsiz  masal
Sen nadide sütunu örtülü güzellerin
Çakırkeyf sokaklarda kalk gör ben yürüyeni
Perişan gecelerim suskunluğumdan belli
Avuturum zamanı sevgisiz sürüyeni
Yaş damlamış gözüne teselliler besbelli

Taptazesin su gibi ışıkları vuracak
Her bakışın yepyeni rengârenk semâvîdir
Ömür bize yeniden bir ömür doğuracak
Ve seninle birlikte bir ömür masmavidir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Suç Ve Kabahat

Koruyan besleyen uyuyan da var
Zevke şartlanmalar ne acı resim
Kurdun iştahıdır uyuyan davar
İdrâk nispetinde var yok merasim
Tefekkürle elleş seyret derinden
Sonuç birkaç okka mezar taş duvar
Usta eserinden aslan yerinden
Beni kahkahalı haydutlara sor

"Çok ağla az gül" der ne kadar kaldı
Hodgam hükmedemez kaygısız rahat
Koskoca adamlar tek tek alçaldı
Yönelişin adı suç ve kabahat

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sûfî

Sûfî kalpler sükût tattır
Ve tasâvvuf hakikattir
Fâsıklığın lüzumu yok
Ahlak ilmi ibâdettir
Sağlam imân züht ve tevhit
Yaratan O İpini tut
Ârif desem hazımı yok
Hakk yolu tek O’dur  Ehâd

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sufi Gözlüm

Neden beni süzüyorsun
Hele söyle gel kadınım
Mor menekşem ne diyorsun
Bakma öyle gül kadınım
Sen akasya sen açelya
Her tarafın gül petunya
Sarmaşığım ben dedin ya
İnsaf eyle ol kadınım

Rengârenksin şelalesin
Sen yasemin sen lâlesin
Çiçek misin yoksa nesin
Niyâz eyle sol kadınım

Solukların hanımeli
Nergis zambak işlemeli
Zarafete ne demeli
Gül farz eyle gül kadınım
Gül pembede gonca sende
Nakış nakış her desende
Leylâk olup gelmesen de
Elif olup gel kadınım

Anladın sen melâlimi
Harâm etme helâlimi
Sûfi gözlüm tut elimi
Tut naz eyle kal  kadınım
Sende saklı tüm dilekler
Menekşeler kelebekler
Gel Ömer’e hâla bekler
Ne beklersin gel kadınım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Suizan

Ham hayalle bir ömür sahibine bakmadan
Takılmış görünüşe gırtlağında sûizan
İffet haya namus ar şahsiyet bırakmadan
Düşünmez ki hesabı ne hesap var ne mizan
Hem çileli oyunda bütün kapılar açık
Ne gerek sûizana yüz yüzeyiz apaçık
Öteye bak ibret al akıllı ol azıcık
Kazanmanın mantığı hüsnü-zandır hüsnü zan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sultan Abdülhamid Han

Sevinçlerime hüzün
Hirâ örgülü yüzün
Her ân gece gündüzün
Vardın sen ulu hakan
Sultan Abdülhamid Hân

Fitne sebil gören kör
Kavgan kutsal dâvan hür
Sensiz Filistin üşür
Yârdın  sen ulu hakan
Sultan Abdülhamid Hân

Bu gün belki yarına
Âhım âhın harına
İnsanlık diyârına
Sur’dun   sen ulu hakan
Sultan Abdülhamid Hân

Alnın secde nidâsı
Âşkın en ifâdesi
Soyumun iradesi
Hürdün sen ulu hakan
Sultan Abdülhamid Hân
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sultana

Seher coşkusuyla vakte bakmadan
Çile terkisinde zamana yürü
Sabrı kanaati aç bırakmadan
İzâna irfâna imâna yürü
Sağında solunda çizilmiş vuzuh
Yaşamlar arası ham fikir ham ruh
Nefsin avlusunda yığınlar güruh
Yeniden  doğuran mekâna yürü

Azgın fırtınalar avuçlarıma
Vurdukça varoşlar ta uçlarıma
Susuşlar beslerim sonuçlarıma
Lokmanı hatırla dermana yürü

Yüreğim göklere döndü bu gece
Yaşamın gayesi aşktır tek hece
Kul olmak ne müthiş  sonsuz derece
Terk eyle çokluğu  hiçliğe yürü
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sultanım

Sultanım
Aklı irâdeyi attım da geldim
Cürümler önüme geldi sultanım
Gâm keder üzüntü sattım da geldim
“Keşke”ler yârenim oldu sultanım

“Veliyyen murşid┠sevginin bendi
Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi
Siz ümmete ışık, ümmetin dini
Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani

Ümmet sizinledir kovsanız bile
Bu hayat bir hâyal belki aşk çile
Hakikat hâl ile gelmiştir dile
Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım
Sizle idrâk ettik yüce divânı
Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani
Kulluğun ziyneti gözyaşı şanı
Gönüller sultanı İmam Rabbani

Dirilten deryâya daldık sizinle
Çilenin zevkini aldık sizinle
Aşk ile hizâya geldik sizinle
Sofiler Şems’ini buldu sultanım
Vereni görmekte zikreden beyin
Hikmet ehli sizler ârifi billah
Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn
Teslim abidesi Seyyyit Abdullah

İrem bahçesi hû dirilten bahar
Keşke nidâları peşinden rüzgâr
Küfrün gayyâları hâşâ ne arar
Rahmet bulutları saldı sultanım

Aşk bir yanıştır hay varır Allah'a
Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı
İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha
Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi
Gayrisi aslında şeytana secde
Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde
Siz hakka giden yol tövbe var hac’da
Hüznün deryasına daldı sultanım

Doldur sofi çayı oku ilahi
Hâl makama göre yönel fıtrâta
Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi
Şeyh Fetullah rehber hak hakikate

___________________________________
Gerçek bu ben beni arayamadım
Bilmem ki ömrümü nere yamadım
Kendimi kendimden koruyamadım
Şefkat nazarıyla güldü sultanım
Tasavvuf yol töre teslimiyet din
Başkası aslında bir yalan handır
Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin
Lütûftur Haznevi bize ihsândır

Lütûflar ihsana emeğe gelir
Kimisi çorbayı yemeğe gelir
Kimisi pişmanım demeye gelir
Âh, yine gözlerim doldu sultanım

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem
Cezbeler uçuşur aşk çeşit çeşit
Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim
İrşat fedaisi Muhammed Raşit
Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum
Semâvi bahçede besleniyorum
Senli hatmelere yaslanıyorum
Gözüm yollarında kaldı Sultanım

Sır ifşâ zân cürüm sizlere ayan
Gavs-ı Sâni Seyyit Abdulbaki cân
Cân sultanım can yoluna kurban
Siz yokken kâinat çöldü Sultanım
Hak geldi ve batıl öldü Sultanım

............................................................
Kapındayım

Vuslat takdirine ermekse şâyet
Yaşam süresince dosta itaat
Vefa fedakârlık ölümsüz sanat
Keşke biriktirdim sultanım himmet
Bütün varlığımla yolundayım hem
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem
Büyülü bu meydan efsunlu adet
Evler aşk meclisi sevda ibâdet
Bu nasıl bir yanış bu ne celâlet
Âşıklar elçiler ezel ve ebed
Bütün varlığımla yolundayım hem
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Gözyaşı ırmağı renk renk icabet
Vuslat yolcuğu başlar mı kısmet
Teslimde aksağım sultanım affet
___________________________________
Sendedir her desen sendedir saffet
Bütün varlığımla yolundayım hem
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Gözlerim avluda âhengi mabet
Cezbe nağmeleri hu hu şehâdet
Gölgene yaslanan her can selamet
İster halvet eyle ister selam et
Bütün varlığımla yolundayım hem
İşte kapındayım cürmüm ve heybem
Evlad-ı resul siz, siz nurlu ümmet
Sizde o pak kalpler sizde mürüvvet
Sizlerin sükûtu derin muhâbbet
Sizde sıdk sadâkat sizde kerâmet
Bütün varlığımla yolundayım hem
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Cezbeler hıçkırık sükûtlar naat
Tövbeler gözyaşı hatmeler rahmet
Sohbete geçilir başlar sahavet
Ey asrın güzeli sultanım heyhat
Bütün varlığımla yolundayım hem
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sunam

Gülistanda seni gördüm
Hayellerim bezer sunam
Turnalardan haber sordum
Ceylan gibi gezer sunam
Soğanlı'dan haber saldı
Sinemi kor ateş aldı
Sunam benden ayrı kaldı
Sessiz mektup yazar sunam

Ben gurbette sunam orda
Kavuşmamız sanki zorda
Az ötede vallah darda
Sensiz yaşam üzer sunam

Yok, olasın kara sevda
Ben ellerde sunam evde
Rüya gibi kuşat sev de
Bala şerbet ezer sunam
Sunam oldu nurlu ana
Üç kuzucuk verdi bana
Şükür ettim Yaratana
Dua ile bezer sunam

Derken canım Sultan yazar
Ruhu yüreğimde gezer
Ya kavuşmak ya da mezar
Belki ağıt dizer sunam
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sungur Ağabey

Seccadem çöl gibi yüreğim tipi
Ahu zâr başladı hemen peşime
HasbinAllah dedi yolun sahibi
İstikâmet verdi yakarışıma
Fatih mahşer yeri dün sabah erken
Güneşte hararet bulutta sükûn
Diyânet reisi helâllik derken
Bambaşka efkârda yine ben bu gün

Bir ömür hasretle ölünceye dek
Davayla birlikte ömrü billah nur
Sonsuzluk azmiyle onla beraber
Koştu üstadına Ağabey Sungur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sunuyorum

Sanıyorum
Sırtımda koca dağlar
“Ağlarsa anam ağlar”
Sanıyorum
Yanıyorum
Yan yandıkça yeşerir
Ruhum mum gibi erir
Yanıyorum

Anıyorum
Mâzi sükûnla dolu
Ve gözlerim buğulu
Anıyorum

Kanıyorum
Dört yanım şehit sesi
Öte ve endişesi
Kanıyorum
Donuyorum
Buz kesilmişim meğer
Duyularım yanıyor
Donuyorum

Kınıyorum
Şehvet yüzlü heceler
Edipsiz dereceler
Kınıyorum
Yonuyorum
Duyguyu en yerinden,
Ağır ağır derinden
Yonuyorum

Sunuyorum
Ben ve nefsin atını
Şiir mehâbetini
Sunuyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Suriye

Sefil dünya ciğerleri paralar
Namussuzun Suriye’de işi ne
Kan kokuyor petrol dolar paralar
Namert gerek tepinerek eşine
Göğsümdeki imanımı sağarken
Gülemem ben kardeşlerim ağlarken
Ah Osmanlı huzur vardı sen varken
Gözyaşlarım hayıflanış peşine

İslam yetim İslam öksüz yol harap
Sebepleri kahhar eyle yık ya Rab
Tufanları sağnak sağnak tatsın garp
Ebediyyen rastlanmasın eşine

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sus

Ağlama yaş döküp gözlerine yük
Fısıldayan köhne zamanlarda sus
Sükûtun ahengi tatlı bir ufuk
Şafağı inleten kemanlarda sus
Umut huzmeleri her gece çeşit
İçim çağıldıyor kulak ver işit
Geçmişi hatırla derinlere git
Ayazlarda konuş yangınlarda sus

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sus Aga

Eleştiri gerek ve lüzumludur
Yaban tarlalara gerektir çapa
Fikrin ihtirası çakıl kumludur
Arsız vadilerde geziyor sıpa
Yolcu gölge idrak sır mukayese
Okumak elzemdir bütün herkese
Hamal olsan bile irfândır kese
Beyninin rahmini kazıyor sıpa

Nefret haykırıyor sahte muharip
Çamura garkolmuş koşuşu garip
Cehâlet tufanı yorgun mustarip
Sus be aga deyip tozuyor sıpa

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sus Bülbül

Sabır yangınında vuslat var ama
Bilmem daha nasıl kalabilirim
Ötme bülbül ötme değme yarama
Belki kokusunu alabilirim
Her seher her seher sesleniyorum
Hicran katarından besleniyorum
Yakıyor ötüşün hisleniyorum
Seni de sevdaya salabilirim

 Ağardı saçlarım verdim ecele
İster ezber oku ister hecele
Ezanlar okunur işim acele
Görünce secdede ölebilirim

 Fecir büyülendi bak yavaş yavaş
Yüreğim sancılı gözlerimde yaş
Belki de vuslat var ağla arkadaş
Bir tatlı rüyada bulabilirim
Renksiz gecelerde bekleyip durdum
Kalbin hu hû’ları cezbeye vurdum
Yüksek hayalleri seninle kurdum
Senli sevdalarda gülebilirim

Hem yüce ruhlarda gözyaşı bâde
Ben ise elemli ziyâdan geda
Vallâhi edemem derdim ifâde
Gülün güllerini bilebilirim
Hele anlatıver yok mu var mısın
Sükûn mu efkâr mı ahuzâr mısın
Kurbanın olayım duyuyor musun
Uzaktan el salla gelebilirim

Ben gibi bahtsızı unutma sakın
Çok şeyin fethidir senin firâkın
Nihayet muştusu o gün pek yakın
Bir damla gözyaşı olabilirim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Susacağım

Epey zaman susacağım
Bıkmadan vakur perişanlığımla
Sükût yağmurları altında
Hislendikçe
Susacağım

Tevekkül kasıp kavururken
Çığlıklarda kor olup
Acı gülüşlerde yorulup
Kızgın sabırlarda harlanıp
Susacağım

Gün yedikçe bilenip
Bilendikçe hançerleşip
Üşüdükçe dirilip
Dirildikçe susacağım
Haysiyete kenetli
Mukaddes terennümlerle
Kelimeleşip
Epey zaman susacağım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Susadıkça

Yaşlı bir çınar gibiyim susuz kalan
Karanlıkta üşüyen
Dallarım çıtkırıldım
Alnından öptüğüm yağmur nerdesin
Dibimde namussuzlar
Tepinir nâra atar
Gölgeliklerimi ezer
İnadına kadeh vurur

Şerefe der
Ben susadıkça
Şerefe dostum
Hangi şerefe

Gövden pek doğurgan
Ve gözlerin soğulmuş
Tıpkı ikiz anası kalp atışların

Yüzün kırık tabut
Bakışların korkusuz
Dört mevsim ölüm sağıyorsun
Farkında mısın be adam
Cigara haraç idrak ezelden mahpus
Şişelerin ırgadı gel hele
Reva mı böyle
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Susma İstanbul

Sevdalı gönlümle geldim kapına
Serkeşhane bakma öyle İstanbul
Meftunum muştuna kutsal tapuna
Derdin nedir susma söyle İstanbul
Ağlatma İstanbul piştim kavruldum
Mecnundan Ferhat’tan beter savruldum
Takatim tükendi sustum devrildim
Yarama tuz basma, söyle İstanbul

Ekinci biliyor derdini amma
İzahı karışık biraz muamma
Yeniden Fatihler doğurmaz sanma
İçim yanar küsme,söyle İstanbul

Beste: Ramis Ekinci - 2013
....................................................................

Nebi'nin gözdesi İslam'ın mülki
Vefanın belgesi şehr-i hakiki
Sokaklar berduş-sa suç bende mi ki
Kaşın çatıp esme söyle İstanbul
Haliç durgun akar gözlerinde yaş
Bu ne tasa gamdı böyle arkadaş
Aklım boğuluyor duruşun ayyaş
Gözyaşını kesme söyle İstanbul

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Susturacak

İsyanım olmadı hiç
Yüzüm de gülmedi pek
Gülünce kalbim tekler
Anlamazlar eşekler
Bir sürü puşt etrafım
Eşekle dolu merek
Çok sözlerim var amma
Söz vermişim babama

Sükûttur mesuliyet
Tevekkül sabır dedik
Allah ecrini versin
Ahiret var neylersin

Neden niçin yok hâşâ
Küstâhlık bu ne demek
Vardır bir hikmet elbet
Allah’ım şeri mahvet
Çok lâf isrâf edilmez
Şâyet  hâk ise gerek
Anlatsam da kafa yok
Olanda da vefa yok

Cennet, nâr-ı cehennem
Bir tek gerçek var gerçek
Tabut ölümün sesi
Susturacak herkesi
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Susun

Susun susturdum onu
Nefs ya bu havlar meler
Ölmek doğmanın sonu
Ateşli pervaneler
Hayret farkeyle demek
Uyandım ayaktayım
Var mı sona dönmemek
Varı aramaktayım

Başlatın hû huları
Silkelenmek ne çok zor
Gebertin tutkuları
Susun başım dönüyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Susuşun

Hatıra yağıyor içimin hârı
Tipiler fırtına seyir sürükler
Adını kenetler her bir efkârı
Yokluğa vurdukça baharı bekler
Hâyanın izleri yüze değince
Engin yolculuklar yorar sevgilim
Adını söylerim inceden ince
Susuşun üşütür lal olur dilim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Suzan

Bahtın cefa imiş iffetli yüzün
Geçmişin hazzıyla huylanır suzan
Tutuşmuş silinmez hatıra hüzün
Selamda huzursuz söylenir suzan
Söyle hele kurban neden durgunsun
Sen senden geçmişsin sanki yorgunsun
Hem kardeşiz artık kime vurgunsun
Bakışı tarumar şeylenir suzan

Biz aynı kilime farklı nakıştık
Kelamlar eyledik dostça bakıştık
Kaderde böyleymiş böyle yakıştık
Deyince hüzzamca neylenir suzan

Gerçeğin közüne ateşmiş suzan
Mevsimin kuğusu tutuşmuş suzan
Çorbası duâlı yetişmiş suzan
Durağı duyunca köy'lenir suzan
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sükûnet

Yalnız iklimlerin suskun kadını
Cezbe avlusuna yazdım adını

Saçların tütsülü yüzün mevlevî
Gözlerin işvesi yeşertmiş evi

Humâ kuşu gibi her kanat çırpış
Vuslat rıhtımında yâra göz kırpış

Dökül sükûnetle beyitler derle
İmgeler seslendir musikilerle

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sükût

Söz hâl olur seninle
Sükût âşk edep vakar
Bir sorarsan bin dinle
Ki tefekkür nur akar
Susmaktır ilk merhâle
Boş lâf dehşet şekavet
Muhabbettir hakikat
Himmet yolu şefaat

Ya Rab  kulluk ihsan et
Bîçareyim insanım
Hâl dilimle her dâim
Aynı olsun lisânım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sükût Bilmez

Sürükleniyorum çivi çiviyi deler
Perdeleri tanıdık ikliminde uzlaşır
Mantık kime gem vurur kemirmeli gülmeler
Derinliği fark edip sekinet sonsuzlaşır
Kaçıyorum kendimden gürültü prangalar
Yasaklar vadisinde arıyorum kendimi
Mayınlı mı bilmem ki zihnimdeki halkalar
Sevinçler yükleyelim sükût bilmez bendimi

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sükût Etti

Neyi gezmekteyim ben neyin sesi
Sarar suratımı kuytusuz eda
Belki de tükeniş yok emâresi
Yorgun gecelere kime elveda
Toprağa fânilik kucak aralar
İnim inim yollar  yoka  of çekti
Her bucak bir ölüm çarpıp yaralar
Az kalsın içime kan inecekti

Beni kimler anlar zifir caddede
Kendinden habersiz serden her biri
Bir ben varım yalnız birde seccâde
Çığlık sükût etti döktüm şiiri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sükûtu Hayâller

Faş eyledim ara ara derdimi
Çile nerde biz nerdeyiz sus bayım
Korku gelip ifşa sırrı verdi mi
Varlıkta yokluğu unutmaktayım
Cahaletim çok laf ettim seneme
Her şey açık biriktirdik ahları
Cürümler doldurdum fakirhaneme
Seherden sehere gel sabahları

Buz kar yağmur ve tasavvuf ilmine
İtibar yok işaretler yanıyor
Havlu attık zevkin azgın zulmüne
Zillet boyasıyla aşk boyanıyor

Neredesin bekliyorum gel ey yâr
Dün ve yarın vakitlerim düş oldu
Aşk pahalı sevmeler yoz hesap var
Sükutu hayaller aşk cümbüş oldu
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sükût-u Lisan

Kimi arıyorum kime varmışım
Dışım karışıklık içim hafakan
Nutkum tutuluyor zonkluyor başım
Görünür bir ışık bilmem ne zaman
Ölümün vaktine sözlerin kalır
Tutsağım ben sana mevzu derine
Her gecem sabaha titrer mıhlanır
Eşiğin olmuşum eşiklerine

Sızlar kuytularım inceden ince
Yanar yüreğimi alır gözlerim
İçime ayrılık hissi gelince
Eşsiz bir hasretle dolar gözlerim

Sükût-u lisan hem senle duyulur
Renklerin köpürür ruhuma eser
Bendeki sevdalar senle yuyulur
Gün görmez düşlerim senle gülümser
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sükûtun Rengi

Bu gün çocuklar gibiyim
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
Uçup düşüyorum takvimlerden
Bakmayın yaşıma
On sekiz edâsında

Bu gün çocuklar gibiyim yine
Salmışım kendimi iklimin musikisine
Ruhum sakin dupduru
Dupduru yüzüm
Annemin ak sütü
Ellerim ufukta gözlerim ellerimde
Gâh sürgünlük edasıyla söyleşir
On sekizce oynaşırım
Gâh bıçkın delikanlılar gibi
Bu gün çocuklar gibiyim yine
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
Uçup düşüyorum takvimlerden

Ölümün gözyaşı tırmalıyor arada
Şu kıllı kulağımı
Kendime geliyorum
Neşvelerim hüzzama savruluyor
Sahilsiz acılarla boğuşuyorum
Ateş yağıyor peşimden
Meçhul bir kente doğru
Tutuşmuş koşuyorum
Kötülüklerim hırıltıda
Kendimi arıyorum geçmişi köpürterek
Görüyor gibiyim derince bakınca
Hesapsız engebeler vuruyor suratıma
Omzumda akıbet korkusu
Kucağımda vuslat sevdası
Gâh gün görmüş edasıyla söyleşir
On sekizce oynaşırım bıçkın delikanlılar gibi

Bir başkayım bu gün
Bu gün çocuklar gibiyim
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor
Uçup düşüyorum takvimlerden
Sükûtun ana rengiyle

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Süpür

Gizli saklı sal kana
Alev yüzlü elleri
Usul usul de bana
Aşikâr hayalleri
Yolcu hesap yol yarış
Koparılmış her barış
Ve üç dörtlük üç kuruş
Yüreğimin dalları

Sanki cinnet tadı var
Kavga cellat adı ver
Azmettirip gidiver
Süpür bütün yolları

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sürünmesinler

Çıplak züppelere verelim tütsü
Üstsüz sokaklara gerinmesinler
Küfrün baronlarlı her akşamüstü
Doğan şafaklara direnmesinler
Vatanım mukâddes mâzim pek aziz
Sonsuza koşacak geçmişteki biz
Kur'ân beyânatı kültür künyemiz
Garbın boyasına sürünmesinler

Sürünen sürüler bilmem kaç yüz bin
Çağdaş sırtlanları insaniyetin
Ne çok hahamı var memleketimin
Görüyor milletim görünmesinler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Sütlü Nuriye

Sesim duyulur mu bilmem boş gibi
Âşkı dürümlüyor adam keş gibi
Bak hele lâfa bak “hanım göbeği”
Zannedersin tatlı değil eş gibi
Halil sofrasına soktular hile
Bu kadar pervasız gâvurlar bile
Sofrada başköşe evin köpeği
Kuyruğunu sokmuş hayvan ketile

“Sütlü Nuriye” der sütsüzün biri
“Dilber dudağı”kim,kim  kimin yâri
“Vezir parmağı” mı çağın gereği
  Ahlaksız yılların hatırları

“Kadınbudu” köfte hanım karı mı
Başka şey dedirtme neyin meramı
“Tavuk göğsü” tamam, et nerde sâhi
“Köpoğlu” meze der sarhoş harâmi
Bulguru salçala “kısır”  de kandır
“Köfte terbiyeli” edep yayandır
“Şıllık tatlısı” hoşt ve“ kol böreği”
“Kaçamak” “topalak” pancar “çükündür”

“Kolböreği “ nedir bu hangi grup
 “Çıplak” kekin adı sordum susturup
Nimet’e benziyor nimetten gayri
"Ayşekadın" kimdir biraz usturup
Eşref-i mahlûkat iseniz şâyet
Kime benziyoruz ne diyor âyet
Soysuz terimlerle yıktık töreyi
Gerçeği hicvettim görün nihâyet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şafağı Kararttık

İnançsızlık germiş baktım âlime
Yükü eşşek yükü taşır bihaber
Bir âlime sordum bir ahvalime
Şafağı karartmış benden derbeder
Her şeyi bilirim ben edasında
Benliğe sarılmış gurur serhaddı
Öteden bir iz yok var sevdasında
Her hâli dünyalık her işi maddi

İlim akıl hâşâ neyi yarattık
Cismin nedir senin taştan topraktan
Mâna mevt maddeyle neyi kâr ettik
Maddeye tapmaktan puta tapmaktan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şafağın Dibi

Karanlık geceyi gündüz sayarlar
Bu türden yüzlere şaşıyorum ben
Garbın boyasıyla vicdan boyarlar
Henüz hiçbir yerde yaşıyorum ben
Her yerde varız biz her yerde yokuz
Zihin ipotekli akıldan çokuz
Mâziden bihaber kökten kopuğuz
Asrın mezarını eşiyorum ben

Yerlerde değerler daha az olmuş
Geçmişe küfretmek imtiyaz olmuş
Suç bizde değil ki melûn bozulmuş
Asırlık vebâli taşıyorum ben

Her gün bir başkayım harâm ah hile
Zekâda en önde ifritten bile
Ruhum ürperse ne boşa nafile
Bozuk bir fetvayla aşıyorum ben
Şu soysuz düzende cürmüm çok gibi
Karanlık sarıyor şafağın dibi
Her daim çark eden fetvaz edibi
Soyuna terk edip boşuyorum ben

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şahlanacak


Zulmet bukağında maziye daldım
Ölümsüz nağmeler teselli verdi
Dertli iklimlerden öğüdü aldım
Rahmet deryasından sırlı haberdi
Zulmet bukağında maziye daldım
Düşündüm düşündüm ve kalakaldım
Geçer bu devranlar hak şahlanacak
Bir türkü dolaşır halkın dilinde
Diriliş neslini herkes anacak
Kıskanır melekler yâr ikliminde
Geçer bu devranlar hak şahlanacak
Sanmayın kırılmaz bu kirli çanak

Silkindim gayretle ruhum dirildi
Yürürüm zirveye emekleyerek
Ufuktan büyülü bir el görüldü
En büyük sâda hakk’ın diyerek
Silkindim gayretle ruhum dirildi
Nem dolu gözlere vuslat örüldü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şair Değil

Sarsıntılar savuruyor bendimi
Konar göçer beyinsizin tekiyim
Bin yıl kayıp kaybetmişim kendimi
Vuslat varsa bin yıl daha çekiyim
Ne izân var ne mizân var ne de his
Gözler yaşlı sineler pas ruh yeis
Dâva nerde sen nerdesin sen reis
Yat sırtımda üç asırlık sekiyim.

Kim ne bilir edep hayâ saygısız
Koşuyorum tahayyülsüz kaygısız
Nazım yazdım tefekkür yok duygusuz
Şâir değil ben delinin tekiyim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şair Dost

Şiirin bestesi güftesi nedir
Gel hele kurbanım kızma gel hele.
Mısrada üslup sen yordam sendedir
Duygusuz kaygısız yazma gel hele
Her mısra her kelam edebe tabi
Çark edip kin gütme bir dinle abi
Ruhun tarumardır nefsin asabi
Dur kendi kuyunu kazma gel hele

Her işin gösteriş her halin tören
Bilmem ki yok mudur nefsini gören
Tükenir kepeğin kesmez testeren
İlâhi kuralı bozma gel hele

Büyüle irfanı dinle be dayı
Ölümü ezberle seyret semayı
Sözünü sağlam tut  hece mânayı
Maniyi manasız yazma gel hele
Irmaklar gibi ol sağıl ekinci
Şâirler sarraftır şiirler inci
Mısranın seyridir kulluk bilinci
Azap pek şedittir azma gel hele

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şâir Sanma

Sır ve ifşa gece gündüz
Korkak mahzun gece gündüz
Rakamların sonu var mı
Bu şiirin yönü var mı
Güneş geldi gölge etti

Fâni soluklu her kişi
Kim ölümlü kim er kişi
Bireysellik izzet zillet
Duyun beni duyun millet
Güneş geldi gölge etti

Tedbir neyin supabıdır
Ene cehlin ahbabıdır
Kalbe vicdan tesir eder
Duygu gelir idrak gider
Güneş geldi gölge etti

Yok varlığın ayakları
Dedikodu yayıkları
Yiyip içip ve çiftleşen
Cürmün içinde ziftleşen
Güneş geldi gölge etti
Dağınık hep sürü sözler
Duyun ulan nankör gözler
Teslim olun seyrediniz
Kime âşık hayretiniz
Güneş geldi gölge etti
Çuval toprak ben bir urup
Kamyon kamyon grup grup
Şey hüsrana uğrayanlar
Böğrümüzü doğrayanlar
Güneş geldi gölge etti
Adalettir diğer adım
Yazdıkça ihtiyarladım
Vukuf zaman kim şirktedir
Kağnılar yok şan kürktedir
Güneş geldi gölge etti
Dörtlük örgü israf etme
Azla yetin masraf etme
Güneş belki rububiyet
Gölge bazen son emniyet
Güneş geldi gölge etti
İdrak mezar yolun meçhul
Zekâ bahşedilmiş okul
İlim hayat kudret kelam
Fiillerin keder elem
___________________________________
Güneş geldi gölge etti
Mısralarım ellidir tam
Keşkelemek gerçek makam
Oku farkeyle usanma
Micingirt’i şâir sanma
Güneş geldi gölge etti
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şâir Var

Susar ölmeden önce
Bir selâm verir gider
Ürperirim deşince
Sessizce erir gider
Söner sessiz ışıklar
Duyun n’olur uşaklar
Şâir hep yalnız yaşar
Yürekten vurur gider

Hüzne meâl hür şâir
Matem döken yâr şâir
Nere hele dur şâir
Aslına varır gider

Şair var davâ için
Şair var duâ için
Kimi burjuva için
Bekleyip yürür gider
Söz yelkovan izâh et
Mısralar ilalebet
Micingirt başka hâlet
O’na yalvarır gider

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şâir Yaşam Ölüm

Sessizce nâralar kalp denen handa
Yazdım üç beş kelam dediler edip
Huy oldu şâirlik pâye nişanda
Deruni yorumlar yazın lütfedip
Şiir ki bir hikmet kesin muhakkak
Görünen şakşaklar meyil edilmez
Kırpışsa alkışlar çalsa çıngırak
İrfân halkasına böyle gidilmez

Edep ziya mâna âşk alın teri
Hep sesiz koşmalı ilmi sahrada
Tevazû yâr yolu girin içeri
Şâir yaşam ölüm kelâm şüheda...

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şâir’in Yaşamı

Dert tasa gayesi öfkesi sesi
Neticeye ufuk varışa izdir
Şâirin ölümcül ölçü pâyesi
Gayret hem celâlet diriliş hızdır
Şuûr esiverir efkârı âli
Ümitte sâbit infâkta düzdür
Yürek atışları titreyen deli
Kalbi titretmeyen fecr bilmez gözdür

Şair aşk bulutu gönüle yara
Tâkdiri görmeye imgeye azdır
Sırf şiirse derdi ahmak biçâre
Mahlûkat yığını mânasız hazdır

Belki bir şadırvan bazen kâinat
Şairin türküsü uykuya gizdir
Susunca bahardır sabit'i fıtrat
Mülkü unutturan dervişe sözdür
Haykırışı sütun berrak süt gibi
Beyinlere tufan irfâna közdür
Yangın makberlere kuru ot gibi
Şair af dilerse şiir vaazdır

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şâir'e Şiir

Şâir var zevk sefa kendine kuldur
Şâir var her dâim dikene güldür
Şâir var gurura benliğe dildir
Şâir var hep veren hep veren eldir
Şâir var minâre kubbe hilâldir

Şâir var muhakkak daim mesûldür
Şâir var bir ömür samimi hâldir
Şâir var pek yalnız yokluğu boldur
Şâir var bey paşa ve ilm-i kâldır
Şâir var ölçü yok haddini bildir

Şâir var sû-izân pahası züldür
Şâir var ibret al kafanı kaldır
Şâir var cehennem odundur daldır
Şâir var git geldir haram helâldir
Şâir var bir ömür vakti zevaldir

Şâir var ye iç yat yediği yaldır
Şâir var gâyesiz günahkâr maldır
Şâir var hüsranda nefse hamaldır
Şâir var idrâk yok verimsiz çöldür
Şâir var hayvandır eşeğe naldır
Şâir var Serdengeç âşk arzuhâldir
Şâir var pek Necip ümmete çuldur
Şâir var Nazım’dır izmihlâldir
Şâir var hep devrim hep ihtilâldir
Şâir var sürekli emri ihlâldir
Şâir var gerçek yok ömrü hayâldir
Şâir var mahlûkat, ismini kaldır
Şâir var boş elek doldur ha doldur
Şâir var yetim der yetimi güldür
Şâir var ben gibi konuşan lâldır
Şâir var tanıma tepinen fildir
Şâir var şuûr yok derin mahfildir
Şâir var bir kıta bir ülke ildir
Şâir var Cahit’tir sürgün Cemal’dir
Şâir var hâl makam idrâk kemâldir
Şâir var soyunuk irfanda duldur
Şâir var teslim der teslim makbuldür
Şâir var gelenek töre usuldür
Şâir var şüphesiz fikri asildir
Şâir var tefekkür fasıl fasıldır
Şâir var bilinmez gizli abdâldır
Şâir var bayraktır bayrakta aldır
Şâir var Nasûhi yol ilmihaldir
Şâir var gıpta et sûfidir baldır
___________________________________
Şâir var öldür der ölümü öldür
Şâir var tek derdi sorgu suâldir
Şâir var beş vakit önde evveldir
Şâir var Bin Sabit belki Bilâl’dır
Şâir var Mevlâna, Âkif, İkbâl’dır
Şâir var istiklâl ve istikbâldir
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şâiri

Yokluk yığılıyor çokluklar da var
Gergin bağırtılar ruhun hançeri
Ufkumu çevreler kalın duvarlar
Kımıltı beklerim epeyden beri
Kerem gibi belki derinde sızım
Görülmedik yere götürün beni
Aslı leyla bilmem ben hep yalnızım
Zevkin heyulası sarmış düzeni

Aklım yükseklerde körlüğüm çetin
Özlemim eşkıya söz bilmez asla
Şâiri olsaydım İslâmiyet’in
Kalemim susturup toprağa yasla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şairin Duygusu

Şâirin duygusu ufku bakışı
Kütüğü ağlatan lisâna benzer

Mısrası yangın aşkı gözyaşı
Sonsuzu arayan insana benzer

Hayret ve sükûnun eşi kardeşi
Bilâl ezgisinde ezâna benzer

Hep poyraz kuşanır bahar güz kışı
Yıllanmış gecede ormana benzer

Bazen bir seyyah o bir göçmen kuşu
Kenan ellerinde canana benzer

Neyi musikisi alış verişi
Göçeri hüzünlü zamana benzer

Gece gündüz yorgun yamaç yokuşu
Ozanı ağlatan divâna benzer

Bazen titrek ceylan iniş çıkışı
Bazense yırtıcı yabana benzer
Gülüşü tebessüm fikir savaşı
Sevdalar bürünmüş tufana benzer
Kardeşlik hamuru hakikat aşı
Mayası taptaze harmana benzer
Marifet çağıldar erilmez düşü
Istırap kuşanmış yârene benzer
İzâhsız temaşa çile aşk işi
Ulu çınar gibi civana benzer
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şairler

Aşktır şâirlerin mahpus bakışı
Arzunun kambere bakışı gibi
Şiir tomurcuğu mısra nakışı
Badenin bardağa akışı gibi
Şâirler ilhâmdır ilham yazarlar
Şiir dinletirler gönül bezerler
İncisiz gerdana yakut dizerler
Gelinin gerdanlık takışı gibi

Şâirler namazı güzel kıldırır
Bülbülü öttürür gülü güldürür
Çileyi yorumlar neyi çaldırır
Bilal’in sehere çıkışı gibi


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şairlik

Beni hor görmeyin şair dostlarım
Zıtlar ziyan olur kâr olmayınca
Muhabbet yok ise ben nice varım
Can canan olur mu pir olmayınca
Dönüp ifşâ etsem belki haklı der
Gayeyi zevk edip en ahlaklı der
Şiirin kökü ne bende saklı der
Hece cürüm olur ar olmayınca

İlham hem yakarış dupduru saffet
Beyni gereğince mânaya  sarfet
Benliğe tapınma kaynağı fark et
Senin varlığın ne bir olmayınca

Edebe riâyet gerçek izlene
Uyakta idrak yok söz temizlene
Şairlik odur ki hiçte gizlene
Edip zulmet olur nur olmayınca
Hayretlerim zifir takılarım is
Avam kadar konuş edip kadar sus
Hicvin arsızlığı bana mı mahsus
Uçurtma uçar mı hür olmayınca

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şakşaklar

Alkış korkusuyla kaçarken tümden
Geldi şapşal biri şöhreti koydu
Ezdi çığlıklarla geçti üstümden
Şakşaklar taş gibi akıl boy boydu
Olaya binaen kös kös vuruşlar
İğreti rüzgârı eserken tamda
Galiba çağalttık leş yiyen kuşlar
Deli gibi kaçtım sanki arkamda

Ağızdan fırıldak sözcükler döner
Mevsimi düşündüm aklım dirlikte
Çamur ortasında ne yapsın Ömer
Noktayı koyalım gelin birlikte

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şaşakaldım

Sustum boşluğa doğru
Sustum tekrar konuştum
Değirmene yel gibi yokluğun gişesinde

Düzenin çalgıcısı ve ben
Her şey ölüm kulağı ve dervişin rüyası

Birer birer döküldü
Hak olsa işlerimiz sözün orta yerinde

Kırık dökük dünya mı örselenen ben miyim
Bilmem ki şaşakaldı.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şato Finoları

amansızım yorgun ve bitkin
gözlerimi oyuyor künyesiz
pusatsız eflatun kılıklı
zekasızlar
sokaklar kızgın yılgın suskun
çağlayanlar
durgun

mısralar ağarıyor yılların çığlıkları
restini görüyorum
kapı kullarının

salıvermiş geçmişini geleceğini
bütün beklentiler nadasa
sefil çakırkeyif
vurdumduymaz

ve şehvet müptelası
şafakta havlayan şato finoları
kökünden koparılmış
keskin aymaz
şey diyorum
şey

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şebi Arûs

Mevlana'nın izindeyim
Ben hep barış yazacağım
Dağa taşa kurda kuşa
Karış karış yazacağım
Dünya ukba gündüz gece
Onda gizli sır bilmece
Kalpten kalbe bin bir hece
Beste beste dizeceğim

Şems sönmeyen meş'aledir
Aşk içinde aşk iledir
Hak yolunda aşk çiledir
Yana yana gezeceğim

Hikmet dolu sonsuz rahmet
Hoşgörü yâr istikamet
Mecusi’de gelir elbet
Pırıl pırıl süzeceğim
Mutasavvıf devr-i zaman
Büyük divan, büyük ferman
Uyan deli gönlüm, uyan
Döne döne ezeceğim

Devrildi put, çözüldü haç
Gel diyor gel, gönlünü aç
Dünya ona, ona muhtaç
Renk renk göğe kazacağım
Pirim sensin rehberim sen
“Fîhi Mâ Fih” desen desen
İlham aldım eserinden
Şerha şerha çözeceğim

Şeb-i Arûs derûn-i ses
Ben sen o biz bütün herkes
Bencil nefsim feryadı kes
Serin serin yüzeceğim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şefaat

Kokuna hayranım
Hasretim gül yüzlüm
Yoluna kurbanım
Şefaat Sultanım
Bayramın bayramım
Gam keder her anım
Yoksun ya üryanım
Şefaat Sultanım

Virandır dört yanım
Yaslıdır Kur’anım
Ulvîdir çıbanım
Şefaat Sultanım

Geçmiyor zamanım
Kalmadı dermanım
Sendedir gümânım
Şefaat Sultanım
Mecruhum viranım
Masiyet harmanım
Tabuttur yârenim
Şefaat Sultanım

Yokluğun amanım
Garibim cananım
İmanın imanım
Şefaat Sultanım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehidim

Ölümsüz diyârın nezih neferi
Mevta firağını yaktı şehidim
Şehâdet aşığı şüheda eri
Berzaha hilâli dikti şehidim
Misk kokar üsteğmen yiğit Çırağım
Seninle bağbanım seninle bağım
Kefensiz Tendürek otağım dağım
Kışlaya gülerek baktı şehidim

Binbaşı Cengiz der içtima yazar
Cihat meleklerle cenneti gezer
Işık dalgaları şahlanır mezar
Küfrün yuvasını yıktı şehidim

Bir eli silahta gözleri Hirâ
Hakiki saadet gark olmuş nura
Kalbi kucakladı koştu huzura
Hakikat müjdesi haktı şehidim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehidin Elleri

Bin bir renkte şu şehidin elleri
Hem yiğitler dirilişi görürler
Aşk bürünmüş memleketim yolları
Şehit ölmez bedbaht ruhlar ölürler
Ey Allah’ım mâtem sardı her yanı
Toprağımda hâin biter ne acı
Şehadettir yiğitlerin harmanı
Şehadetsiz beyinlerin ilacı

Yetimlere benim ahım efkârım
Dörtbiryanda yavuklular nağmesi
Dertli dizem ağıt yüklü eşarım
Benim ülkem renk renk şehit bahçesi

Şühedalar dalga dalga dupduru
Gök gürledi selam durdu her yanda
Hele durun bu şehâdet huzuru
Ölümsüzlük şühedadır mizanda
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehit

Aşkın dolaşırken yaşar ölüler
Görmez gözlerimi erittin şehit
Büyüyen şafakta döküldü güller
Firdevs’in içinde yer ettin şehit
Hüzzam meltemini ve ışığını
Bu titrek gönlüme verdin uzaktan
Kaputun mor pembe kırışığını
Toprağa sarılıp yâr ettin şehit

Artık her gam bana sensiz ar olur
Dökülen her damla bahtiyar olur
Yeniden yeniden nevbahar olur
Sen beni var ettin var ettin şehit

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehit Ağacı

Müjde çağıltısı öper erleri
Terhis ki bucaksız müârek terhis
Mevsim âşkı sağar sarar yerleri
Taşlar şehit koklar dağlar da nergis
Yemen'den Bosna'ya Gazze'den Van'a
Vatan kokusu var dudaklarında
Şûheda kuşları uçar zamana
Hasret düğümlenir şafaklarında

Ölmezlik şehidin ana vatanı
Bunu hissederler önden bazısı
Zevk-i ruhanidir her gün her ânı
Halkın teberrüğü Hakk’ın rızası

Ağırdır türküsü ve metânet tam
Tabutu üşütür yaşını saklar
Yetimler feryadım nasıl ağlasam
Hirâ gibi dertli esiyor rüzgâr
Ancak ne var ki bu bendeki acı
Âyette iltifat şehitte bahar
Bak yine bâr verdi şehit ağacı
Ağladım çok büyük ıstırabım var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehit Anası

Şehit anası vatanında yâd olmuş
Tufan gibi eser eser ağlarım
Yönetenler dilsiz sanki lal olmuş
Sineme köz basar basar ağlarım
Adam aydın güya bilmez soyunu
Saçını açtırmak kimin oyunu
Kınıyorum sessiz basın yayını
Erzurum’da susar susar ağlarım

Sokaklarım uğuldar vatan çileli
Hâinler kol gezer bildim bileli
Beni dertli etti hânin eli
Boğazımı kısar kısar ağlarım

Acılar yaşarım vatan yazarım
Oyun bellli kalleş kimdir sezerim
Şehittir Erzurum şehit yazarım
Yarama köz basar basar ağlarım
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehit Kanla Yıkandı

Vatanımda yolculuk
Şehâdet oluk oluk
Şüheda bu aşk düğün
Yine ağladım bu gün
Şehit koktu bayraklar
Dile gelmiş kalpaklar
Bak şehitler dizilmiş
Kadere bu yazılmış

İtirazım yok hâşâ
Şehit yine bir paşa
Şehit ölmez diridir
Vatan onun yeridir

Kalem sustu ne yazsam
Ya ben şehit olmazsam
Yazamadım tıkandım
Gözyaşımla yıkandım
Dostlar yaram çok derin
Taşımıyor dizlerim
Planlar sinsi sinsi
Hâin bunlar kelp cinsi

Son çırpınış ve gerçek
Hepsi hesap verecek
Efendiler ve itler
Kullananlar elitler
Bunlar korkağın şahı
Kahpeliktir silahı
Benim güzel vatanım
Çakılına kurbanım

Doğacak elbet güneş
Tasa etme be kardeş
Kahramandır bu millet
Aşk hilâl ilelebet

Duygularım tıkandı
Şehit kanla yıkandı
Ölmezlik perde perde
Şehit olsam siperde
..............................

Elazığ’da şehit düşen kahraman Yarbay Alim Yılmaz’a
- 13.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


___________________________________
Şehit Mehmet Selim

Bu gün Çağlayan’da son yolculuk var
Düşündüm sessizce ifâde çok zor
Ve gören gözlere esiyor rüzgâr
Çekilin! Mübârek şehit geliyor
Cennete yolculuk temsil seçilir
Vuslat iklimi bu sarmaz herkesi
Sonsuz hissiyatla vecdle geçilir
Sürülür gözlere aşkın bestesi

Haysiyet ve şeref sıdktır hâlesi
Hem dirlik şuuru ölü diriye
Rabbin hoşnutluğu hak meselesi
Şehitler bahçedir bala arıya

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya
Ah öksüz yavrular içimi yaktı
Bir ömür baş koymuş Emri Rızaya
Adalet asalet onur bıraktı
Mehmet’tir o Mehmed Hakk’ın yârı yâr
Eyüp Camisine rahmet yağıyor
Sırat-ı müstakim şüheda kadar
Varış avlusuna güneş doğuyor

Dalga dalga mehtap bakın yüzüne
O bugün bir hoştur deymeyin ona
Ölüm ne kelime daldım hüzüne
Cezbeli sarhoştur deymeyin ona
Sevda aşk düğün bu yaz Micingirt yaz
Aşkın ışıltısı sır perde perde
Şehitler ölmez hay! Ölmedi Kiraz
O soluk soluğa dirilişlerde

01.04.15 - Şehit Mehmed Selim Kiraz ’a rahmet diliyorum...

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehit Olunmaz

Şehit vakar ile vecd ile bakar
Şahit olunmadan şehit olunmaz
Şehidin apayrı şehrâyini var
Rengârenk ses verir meçhul bilinmez
Kimisi uçuşur görünmez kuş gibi
Değişmez geceyi derin uykuya
Kimisi mevzide bir derviş gibi
Sevdanın çığlığı boşa ölünmez

Ses verir arada bir ılık rüzgâr
Hak tutmuş zihinler bilirler ancak
Beni de bekler mi tekrar ne kadar
O kutlu iklimden geri gelinmez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şehitti Osman

Henüz otuzbeşe daha var derken
Yakıldı ağıtlar ısındı sular
Düğünden mâteme şafak sökerken
Yürek yangınları yetim duygular
Aylardan regâip saflar upuzun
Ne varsa terketti gitti sonsuzun
Bize de fâtiha gam keder hüzün
Beynimi zonklatır gurbet ve mezar

Üç kuzucuk öksüz yan micingirt yan
Tarla ve traktör şehitti Osman
Köyün gözyaşları kaynayan kazan
Bu defa çok ağır çok ağır bahar

Bahardan ziyâde şehit hem bu ya
Küçücük hasbi’si  bağırdı duya
Dediler ses vermez yatmış uykuya
Eve döndü mahzun solgun sitemkâr
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şempanze

Nesil köksüz çark etmiş
Gölgesiyle avunur
İnsanlığı terk etmiş
Maymunluğu savunur
Derin gaflet ya nankör
İfrit gibi adam kör
Darwin gibi horluyor
Şempanzeler dövünür

Ruh yok diyor ruh gözsüz
Gayya'ya eş dehşet söz
Yaz yazıcı bunu yaz
Hayvanlıkla övünür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şerha Şerha

İçim tutuşturur gelir öteden
Karlı sabahlara hâr şerha şerha
Ulvi yürüyüşler ruhu fetheden
Varla yok arası var şerha şerha
Ölüme aşk kala vakti yerinde
izzetli çarpıntı var içlerinde
Mazlumun duâsı emeklerinde
Hayata gülüyor yâr şerha şerha.

Kavgamın hüznü var suskularında
Bilal’in azmi var suskularında
Necip'in nazmı var suskularında
Göğsüme ışıltı hür şerha şerha

Fecrin uğultusu şafak peşinde
Beyaz gecelerdei ufuk peşinde
Hâinler gezse de nifâk peşinde
Feraset yayılır gör şerha şerha
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şey Diyor

Önce sayın dedi güldüm billâhi
Amcayı terk etmiş Ömer Bey diyor
Bu tür resmiyetler küfrün silahı
Oğlumla aynı yaş bana hey diyor
Hey desin ve lâkin eyvallah tamam
Hey’den de öteye başka şey diyor
Suçlu ben kardeşim Garba kızamam
Sağır milyonlara sağır duy diyor

Hatırlatsak dedim âsımı baştan
Bırak nasihati tramvay diyor
Sizce nasıl çıktım ben bu savaştan
Şaşkın tepetaklak çüs bay bay diyor

Galiba micingirt hislenmiş gibi
Epey hayıflanıp henüz tay diyor
Büyük seslenişe yaslanmış gibi
Kültür depremi bu derin fay diyor
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şeyler

Çok şeyler yazmak isterim
çok şeyler şeylere
Tedirginlik bilmeyen birçok şeyler
Cinâslı kafiyeli
Riyâsız yaşanmışlıklarım var
vicdan tarlalarında yorgun
Yalnızlığın cebinde çok şeyler
biriktirmişim adressiz uçsuz
çok şeyler

Telef olan vicdan tarlalarından
topladığım mizânı gücendirmeyecek
çok şeyler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şeyse Eğer

Yüreklere kaktüs türküler bırak
Saklamadıklarım ifşayı sağar
Mutsuzluk heykeli doğuran ırak
Bulutlara doğru şehrayin yağar
Hayaller midyeci deniz dişleyen
Tıklamadıklarım ürüyen zağar
Dünya mı çaresiz şeri işleyen
Beklenen serüven yeniden doğar

Ham derviş mi lazım ifşâyı yapa
Aklamadıklarım çok şeyse eğer
Mavi dudakları öper maşrapa
Kütük minber mihrap göz yaşa değer

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şifa

Şifa hasret belki ilaç
Pek gizemli gözünü aç
Kendine gel kendinden geç
Şifa bana serap şifa
Kavuşmak hoş elbet vuslat
Geldi bana verdi hasret
Mevla eyler belki nüsret
Şifa bana serap şifa

Hayat bir sır hakta şifa
Kul beşerdir azdır vefa
Sevdaya düştük bir defa
Şifa bana serap şifa

Ömer yoktur serde şifa
Bil kulluğun eyle ifa
Secdededir gerçek sefa
Şifaa bana serap şifaa
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiir

Vicdanin hür sesi duygunun hası
Nağmenin cilvesi kelamın süsü
Şairin nefesi, ufku akisi
Rüzgârı, çemeni, gülüdür şiir
Şiir iffet ile dilden akmalı
Dinletisi hak aşkıyla yakmalı
Her mısrası kalp gözüyle bakmalı
İrfanlı sinenin dilidir şiir

Hak demezse şiir mısrayla filan
Dilsize dil ola yapıla plan
Mazlumu dertliyi hafife alan
Yalandır, yalanla doludur şiir

Gönül nağmeleri onda hislenir
Müzik güfte beste ondan beslenir
Leyla Mecnununa ondan seslenir
Aşığın maşuka hâlidir şiir
Şiir bambaşka renk şiir gözde yaş
İkbâli kucaklar hep yavaş yavaş,
Bazen de içimde emsalsiz savaş,
Haykıran sükûnun koludur şiir

Duygu aşk güzellik, edep ar hayâ
Eser beste beste yıldıza aya
İfâde odur ki kardeşlik yaya
Bayrağımın rengi, alıdır şiir
Şiir bir millete efsunlu ayna
İdrak temelidir bütünleş kayna
Gökte gökkuşağı yerde aleyna
Bizim Mevlana’nın yoludur şiir

Ömerim şiirde vuslat aradım
Şiir bahanedir haktır muradım
Şiir bahçesine daldım karıdım
Bestesi Hak ise uludur şiir
______________________Vicdanın sesiyse şiirdir şiir.


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiir Anlatamaz

Öyle bir azap ki içimdeki ân
Vakitten vakite sarmala gel yâr
Yüreğime közü sen mi çağıran
İsmin ellerimde ruhum kamçılar
Çok şeyin nabzıdır bendeki yoklar
Savruk bir feryattır mısranın sesi
Üzünç teklemeler solgun ışıklar
Şifa kemiklere aşkın zerresi

Getirin bir buse gece vaktidir
Şiir anlatamaz işte o anı
Güneşsiz mehtaplar hece vaktidir
Soranlara deyin o artık fâni

Gerçekler engebe rüyalar sızım
Şu mübârek şehir öldürdü beni
Ben hep kalabalık ben hep yalnızım
Bana anlatmayın gülü dikeni
Usum hüzün sarar cuşkular ağrı
Fesleğen kokusu gelir sazlıktan
Secdeler şairin tek sığınağı
Kendimi unuttum uykusuzluktan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiir Geceleri

Ruhları öğüten şehvetli yüzler
Çözüldü o gece devrildi gitti
Mâna mevt zevk safa kökü köksüzler
Sırf yafta sözlerle savruldu gitti
Şiir bahaneymiş âdeta meğer
Ne bir tasa gördüm ne ölçü değer
Çınladı masalar ürperdim yer yer
Geceler şişeye devroldu gitti

Peş peşe uçuştu şân pâye nişan
Şişeden edebe var mı ulaşan
Ve zillet etkinlik edip perişan
Bardaklar kirli çark çevrildi gitti

Garbın budalası dürzü ham âhmak
Küfrün uygarlığı ki sürü laklak
Deştim yaraları deştim muhakkak
Sevr oldu milli ruh Sevr oldu gitti
Ne çok şiir şâir ne çok edip var
Hepsi âli cebbar hep destan yazar
Kahır yazıyorum sonuna kadar
Kahroldu Micingirt kahroldu gitti

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiir Hakkı Haykıran

Şiir benden de ürkek ve benden de avâre
Şiir bazen ben gibi susar benimle ağlar
Şiirle dolaşırım alır götürür yâre
Şiir matem bürünür vakte karalar bağlar
Şiir biten bir ömür arar geçtiğim yollar
Şiir zulme gözyaşı coşar arşa ulaşır
Şiir verenin sesi o'na uzanır kollar
Şiir beni alt etmiş genlerimde dolaşır

Şiir kelâmın süsü sessiz gecenin sesi
Şiir nazlı bir gelin beni kalbimden vuran
Şiir mâna yakarış ümidin emâresi
Şiir meçhule mihenk şiir hakkı haykıran

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiir Tefekkürdür

Kaçarım salgını kös uyaklardan
İmge çeperleri mâna giyecek
Usandım beyinsiz boş ayaklardan
Raksçı kalabalık insan yiyecek
Şiir çırılçıplak imge soyundu
Kıstasız nâatlar yaltak mersiye
Şiir tiyatro mu hangi oyundu
Edibi cibâli eylemek niye

Ağzım dudağımda ve seyrek dişle
Mısralar doğurtup yapsam da yorum
Seneler geçiyor hep  iç çekişle
Anlattıklarıma üzülüyorum

Doldur mazgallara ne desem bitmez
Derin söz söyleyin edepten ardan
Şuur terk-i diyâr ehli işitmez
Şiir tefekkürdü kutsal diyardan
Taşlama simsarlar eziyet gibi
Hâli hicvetmeyip arsızca hırlar
Sanmayın üzüntü acziyet gibi
Dehşet tek kelime “hüsrandadırlar”

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiir Yaz Bana

Bana şiir yaz
Vuslâtın ritmiyle
Atiye güneş
Umutlar vaad etsin
Geleceğe yön versin
Saadet devrini hatırlatsın

Şiir yaz bana şiir
Züleyhalar haykırsın sessizce
Yusuflar duyana kadar birer birer
Hislerim sindire sindire
Yeşeren soluklarla
Hakikatı haykırsın
Teveccühe kalk
Gecenin bir yarısı
Ciddiyetle latifeyi unutmadan
Emanete sadakatle
Gözyaşını mürekkep
Tebessümü mısra ederek
Şiir yaz bana

Bana şiir yaz
İçinde elvedâ olmayan
Mâtem söylemeyen
Çileyle dopdolu
Mûsikiler yak takva kaftanlı
Sonsuzluğa secde
Şiir yaz bana
Kökü derin hikmetin en
yerinden
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiir Yüzlüm

Çok mahzunsun bu günlerde
Şiir yüzlüm bir şey söyle
Gönlüm sensiz sürgünlerde
Mahmur mahmur bakma öyle
Her güzellik sende gizli
İlham perim süt benizli
Kör olası meltem gözlü
Büyüleyip  gitme öyle

Mısra gözlüm bu ne haldir
Kız azıcık kaşın kaldır
Ya bana gül yada öldür
Hilal kaşın çatma öyle

Hasret sardı dört bir yandan
Sevmez misin yoksa candan
Öleceğim heyecandan
Muhannetlik etme öyle
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiirin İzi

İsyan mezarlığı sözün yelkeni
Suskun haykırışlar taşınmaz tasla
Lâfın gözeneği geriyor beni
Ağlarım köhnede fâş etmem asla
Ozansız bozkırlar beni kim anlar
Onarılmaz çok şey falan filanlar
Hece ilmikleri yarım kalanlar
Şuurlar şiirle kömür elmasla

Karakol gibidir şiirin izi
Tutar kelepçeler kalplerinizi
Yönsüz ifâdeler ateş denizi
Yakar süründürür aşk ihtirasla

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şiirlere Bak

Zihnim homurdanır gülümser cümle
Ruhu kenetleyip nefse gideli
Gerçeklerden kaçtım bütün gücümle
Hehey yalan dünya âh gurbet eli
Şehir mahzen gibi halk binbir surat
Ölüm tramvayı sessiz yürüyor
İnsan kırıntısı, sen insan farzet
Gece ağarınca dize vuruyor

Bense şiirlerle bir şey ararım
Sanki aradığım öksüze yatak
Cennet tepesine bağdaş kurarım
Şeytanlar taşlarım şiirlerle bak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şirk Katma

Zihin zürriyeti bozuk olanın
Soyu sopu ırkı dini fark etmez
Ahlak alıp satan yalan dolanın
Haşama şalvarı donu fark etmez
Zillet taassubu sırnaşıklık net
İfrat izdivaçlar teni fark etmez
Abesle iştigal yahut ihânet
Ferace bindallı mini fark etmez

Fark etmez kardeşim yapan şeytandır
Vatan bilmeyenin kanı fark etmez
En büyük adalet bekleyen tandır
Makamı şöhreti şânı fark  etmez

Kalemin vuslatı dürüst berrak dil
Aslolan fikriyat feni farketmez
Haysiyet her mısra satılık değil
Yarını bu günü dünü farketmez
İnsan olmak lâzım söze şirk katma
Hayat tek perdedir sonu fark etmez
Kalbi teskin eyle bana anlatma
Cennet cehennem var konu fark etmez


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şu Dünya

Sırtım sarmış benzimi gurbet değil hengame
Hasret kemirir vakti  kabus çöker enseme
Duygularım karakış köz ateş kar savurur
Kefen kokusu her yer kalbim küt küt küt vurur
Etraf izâh ötesi hisler sarıyor yer yer
Apansız yürüyorum biraz recâ biraz ter
Gösterişsiz riyâsız daldım sanki derine
Zaman delik ben dertli şu dünyanın varı ne

Körler gürültüsünde gördüm ki her şey yalan
Kalabalık bir matem düğünler falan filan
Bir ömür baştan başa kanattım bilmeceyi
Sessizlikte beklerim mertek boylu geceyi
Tezek yok ki gurbette soğuk sesler duyulur
Nasır bilmez ellerde hayhuylarım yuyulur
Gösterişsiz riyâsız daldım sanki derine
Zaman delik ben dertli şu dünyanın varı ne

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şu Ramazan

Tahsisatı fark et sokaklara bak
Sokaklar dediysek bakma itlere
Zamane zıtları nefse oyuncak
Vardır hem hikmeti koş vakitlere
Bir şeyler olalım iyilikler ayına
Yanık yüreklere bir damlacık su
Sırt çevirip nefsin tramvayına
Kânaât eyleyen buldur hulusu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şuur

Boşluklarım tezat yüklü fırtına
İçimdeki kırıntılar çok oldu
İstikbâli yüklemişim sırtıma
Yürüdükçe yalnızlıklar döküldü
Hassas her söz tefekkürün eseri
Kalp anlamaz yürekteki tesiri
Kim yazacak ebediyet nesiri
Şiir dedik şuûr yere çakıldı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şuursuz Şiir

Şiir gönül hâli irfân harmanı
Duygular arası yüzer efkârım
Kuşatır renk desen sarar her yanı
Musiki mekânsız ne yok ne varım
İzâhat yaşları mâna tarumar
Mânasız dörtlükler bilmem ne umar
Âhenksiz soluklar içimde zâr zâr
Mukaddes tenhâda çürük hangarım

Bilmem ki şâirlik nereye değer
Yasladım beslendim şiirse eğer
Erdem ve tekniği yerden yere ser
Şuursuz şiirden sözden bizarım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şüheda

Nedense sebepsiz aradım seni
Önce koşma yazdım sonra mersiye
Hem kimler vurdular yürek buseni
En derin sığındım ben ebediye
Salmışım kendimi her halim girift
Seninle baş başa senden habersiz
Ayyıldız kubbeler üst üste çift çift
Kan beyaz sensizlik gelin var ersiz

Onurlu velvele şehâdet her yer
Ağardı dudaklar O sâda ile
Beni de mor sükûn sararsa eğer
Söyleyin o artık şüheda ile

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şükür Vakti

Yardakçılar devrin it sürüleri
Yalağı koklayıp gölgede yatan
Epeyce bozulmuş hoşt derileri
Birçoğu müptezel kimi şarlatan
Âh Âkif dedem âh tükür demiştin
Galiba vâkit tam tükür vaktidir
Müjdesi mi âcep silkinişlerin
Kim bilir belki de şükür vaktidir

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Şükürler

İklimini aratana
Zikirler olsun

Gece gündüz sırıtana
Fikirler olsun

Kibristanın suratına
Tükürler olsun

İhânetle tur atana
Nekirler olsun

Cehennemi yaratana
Şükürler olsun

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tabut

Sopsoğuk ibretle hazırda bekler
Güzeli kucaklar yer uykusunda
Meleşir arkadan ikiz bebekler
Yavrular nerede der uykusunda
Gassal kazanında kaynatır suyu
Ne bir yetim dinler ne de uykuyu
Gelinlik kefeni örter örtüyü
Yolculuk dehşetli ter uykusunda

Bağır bağır bağır duyan yok ki git
Herkes aynı tabut terazi eşit
Fetva verir tabut ne olur işit
Ömer’i ne zaman yer uykusunda

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tahrir

Sözü dokundurur kızarım biraz
Zulmü başarmıştır masonik kürsü
Bakın Avrupa’ya var mı itiraz
Darbeyi reddetti Muhammet Mursi
Satılmış ordular tahrir zor zaman
Yayarlar sokağa nifak anbean
Petrol ve ötesi şeytanın eli
İslam ülkeleri kaynayan kazan

Küfrün maskeleri düşüyor tek tek
Uyan be müslüman tefekkür gerek
Mâziyi düşünün yol yok çilesiz
Zafere varılmaz vicdan yiyerek

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Taksim

Kan renginde musiki Anna  Mazzan pek mutlu
Yok mu sizce tuhaflık gel de sebebe şaşma
İzliyoruz apansız namussuzlar umutlu
Yitirilmiş basiret kahpe yerli yanaşma
Dört biryan kibrit çöpü cigaralar yerlerde
Arsızlığın bayramı fırsat geçmez bir daha
Yeşillere büründü molotoflu barlarda
Çığlıklar ve bıçaklar devrim diyor sabaha

Yürüyüşe sözüm yok Vandrej Matisak’a bak
Zulasında neler var idrak tutmaz kin yine
Belağatı sormayın kurulmuş ya intibak
Engizisyon düşündüm Taksim senin neyine

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tâkvasız Üstünlük

Esfel-i safilin eşrefi mâhluk
Hangisi kamçılar selamı kesen
Ki  halkın içinde Hakk’ı yaşamak
Lafla erişilmez yüce bir mesken
Yücelik ne arar hak bilmez tende
Seyreyle hikmeti ilim ve fende
Kızma be kardeşim cürüm ensende
Gerçeğe çarpınca düşürür  masken

Erdemlik muhkemdir edep ar ile
Adamlık odur ki gerçeği bile
Takvasız üstünlük zulmettir dile
Nifak ve ayrılık tufandır  esen

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tâlih

Sırayla atlılar hem piyadeler
Dolaşır beynimde neyin peşinde
Sessiz divaneler ve seccadeler
Tekrar çiçek açar asrın döşünde
Geçmişin ahengi mâziyi deler
Sonun heyecanı beni yaralar
Arşın gölgesinde kimler gölgeler
Tâlih vadisinde saflar sıralar

Aradıklarım orda, orda hepbâki
Keşkeli  dudaklar sözünü tutmuş
Düşündüm vallâhi yatmamışam ki
Ömür denen yalan ruhumu yutmuş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tandır

Hoşçakal şiir
demek isterdim
kalbime

Yamyamlar bataklıklar
korkaklar hoşçakalın
demek isterdim
Anamın tandır kokulu
öpülesi duâları
neredesiniz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tanrı

Elbette tek Tanrı Hak'tır beyninde
Yürekten 'Allah' de silinip gitsin
Doksan dokuz isim mevcut var dinde
Esma-ül Hüsna hoş Tanrı'yı netsin
Yoksa Yazar mıydı kökte yaprakta
Dönüp bir seyreyle sırlı hikmeti
Hep O’na rast geldik taşta toprakta
Allah' ta gizlemiş âşk marifeti

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tanrı Doldu

Yanlış talim alim uçmaz
Her bahçede çiçek açmaz
Kitapsızlık yığın yığın
Bana düşmez öğüt vaaz
Mısra kızgın mert delidir
Delilerin güzelidir
Şühedalı karlı dağın
Arda kalan gâzelidir

Hece yazsam arûz kalır
Çatışmaya maruz kalır
Hüzünlerim hangi çağın
Maskelerde kaç yüz kalır

Maske dedim sus kafasız
İnsan olur mu cefasız
Tanrı doldu bahçe bağım
Yalnız kaldım müdafasız
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tarifsiz

Kar kış ayaz derimiz
Sarıçam mert kokuyor
İmlâlı renklerimiz
Kalp ehline bakıyor
Konu seherden derin
Ortağıdır kederin
Tabut âşkıdır erin
Gözyaşları yıkıyor

Sene ay gün öğüten
İki cihân bekleten
Tarifsiz beyaz keten
Efkâr sükût dokuyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tasalanmayın

Duâlı okşayış tatlı dem sâla
Kul o ki yüreği Kâbe’de kala
Doğum ve ölümler ağaç gölgesi
Gölgesi hüzün aşk gönlü yaş ola
Yaş ola yâr ola liyakâtiniz
Hep o’na koşmalı ömür atınız
Hem neyin pazarı ölüm ertesi
Tasalanmayın siz haydi yatınız

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tasavvuf

Eren var eriyen var kâlû belâdan beri
Zannı ifşa eyleyip tez hüküm vermeyiniz
Biliniz ki tek gerçek yaradılış haberi
Gözsüzleri seyredip ifşâyı sermeyiniz
Aczi bilip her daim koş Kuran-ı Kerim’e
Bireysellik izzet mi bireyi yormayınız
Gel bana hem izâh et tesir et içerime
Muhabbeti hissedin hissedin sormayınız

Tek atımlık oyunda vazedene yaklaşıp
Ve O’nu idrak için idrâki yormayınız
Sabra yelken açarken eşyadan uzaklaşıp
Erenler meclisinde mertekler yarmayınız

Çok şey var tartışılmaz tartışılmaz kardeşim
Gerçek dostu unutup hâşâ yalvarmayınız.
Dünüm günüm yarınım yazım güzüm son kışım
Yöneliş hep tefekkür  hedefsiz durmayınız
Garbın doğmalarına yorulduk uya uya
İrfân yok dimağlarda nakledip sermeyiniz
Dirilin hakikatte yanarak duya duya
Tasavvuf idrâk ilmi tehlike görmeyiniz

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tasavvuf Tezekkür

Esası tevhittir gayrisin rettir
İkrâm hâl ihsandır hem ibâdettir
Ahlak ihlâs edep açık ve nettir
Din İmân hakikat tâkva tefekkür
Terbiye arınma marifetullah
Huşu yâr sevgisi muhâbettulah
Kur’ân ve sünnettir tek gâye Allah
Allah'a giden yol kalbi tezekkür

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tasavvur

Bu nasıl tasavvur ezeli alıp
Ebedi yırtılmaz menzil sanırım
Ben aslında boşa yürüyen kalıp
Mânâlar çarptıkça yaralanırım
Perdeyi arala yürü diyerek
Aklıma almışım zaten başımdan
Sonsuzu terk ettim sonu giyerek
Akıyor zevâlim kör gözyaşımdan.

Ümide yaslanmış olsam ben bile
Her gün bir ayrı hebadasın der
Efendim aşk ise ben nasıl köle
Cesedim ruhumu zora sürükler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tasavvurlar

Ziyâ her zaman görünmez dıştan
Görünen manalar görünse bile
Renklerin ateşi türlü nakıştan
Görmeden görünmek boşa nafile
Geriye dönüş yok tekrar tekrar yok
Aslına akseder üslup ak kara
Mekândan mekâna efendi bey yok
Tasavvurlar üstü eşsiz manzara

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Taş Toprak

Ağlayamıyorsan yüreğini ser
Bir gece göz yumma sehere değin
İpek bir mendile gözyaşı gider
Kaçıyor elinden son geleceğin
Çıplak bir lâf ile beni anmadan
Önce bir fatiha sonra okşayın
Ruhumu vereyim hırpalanmadan
Varlık tablosuna beni yok sayın

Çok şey der kaşlara yağan şu karlar
Şu kesik sakalım ölümden de ak
Micingirt upuzun ateş yakarlar
Betonlar merteğim taş toprak yatak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Taşa Çaldım

Bana derler neden yüzün gülmüyor
Mevsimi gelmeden söyleyemem ki
Kayboldu melekem gitti gelmiyor
Neyzenin neyiyle neyleyemem ki
Yapayalnız şiir yazdım hecesiz
Yankılandı sabah akşam gecesiz
Ben kimim ki büyük baş siz yüce siz
Emeksiz benliği peyleyemem ki

Taşa çaldım efkâr bilmez bilimi
Lâl eylesin Hâk demezsem dilimi
Bir başka âlem var anla hâlimi
Çileyi gülizâr eyleyemem ki

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Taşeron

Yine bugün iyiyim fiyakalı perişan
derbederi sarhoşun
hissiz sokakların asılmış
gölgesiyim
Azap yeşili sırlar şiirlerde doygunluk
mısralarım yorgun güç
ve kendimden hırçın

Kuşluk vakti koridor uykusuzluk
ve Bayram
kim mi Bayram “taşeron”
elinde paçavralar parlatıyor vicdanı
merdiven durağında

Yüzü asfalt sıcağı ölümü emziriyor
bakışı dokunaklı renksiz bir şiir gibi
çökmüşlüğü topluyor
masa aralarında tedirgin ve çekingen
giysileri terlemiş buz tutmuş
hayalleri

Ateş gibi elleri
zayıflıktan dikelmiş karınsız bölgeleri
ve zalim bir akıntıya tutunmuş söyleniyor
duyun ulan deyyuslar
haksızlığı der gibi
Okuyanlar seyirci izleyenler kör nebbaş
imgeler çatırdıyor kelimelerim titrek
yüreğim darağacı


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Taşınmaz

Pişmanlığı tattıkça
Ruhumu didiklerim
Hakikatin özü ne
Terk-edebildiklerim
Yürü neyin gereği
Ne için kıldıklarım
Titretelim yüreği
Taşınmaz bildiklerim

Görebilen büyüktür
Bireysel güldüklerim
Kimler ölçüye yüktür
Ye iç yat çaldıklarım

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tebessüm

Tebessüm pek marifet
Üfül üfül gülümse
Yudum yudum tatlansın
Bakışınca her kimse
Zehir eder sarayı
Tebessümsüz bedbahlar
Hep nefretle geceler
Ve isyanla sabahlar

Serp gülücük herkese
Tebessüm ol dudakta
Poyraz estir pür neşe
Her köşe her sokakta

Güzellikler salıver
Feyiz alsın her gelen
Eller kalksın ümitle
Duâlara gölgelen
Hem vücudun zekatı
Yüze gülmek yakışır
Kahkaha mı aman ha
Bala şerbet katışır

Bakışları görünce
Gülümserdi rehberim
Gülümserdi rengârenk
Gül güzlü peygamberim
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tecelligâh

Cennet ve Cehennem arz edim baştan
Lütuf ve kahrının tecelligâhı
Gerçeği farkettim mecâzi âşktan
Leyla’nın gözyaşı belki de âhı
İkişer hecedir zulmet ve ziyâ
Tevbe yüz bin defa dehşet cezaya
Duâda ustalık kader kazaya
Bin bir kapı açar tevbe silahı

Huzursuz adeta bir koruk tayım
Ben bende kendimi aramaktayım
O’nun havasıyla hoş yanmaktayım
Ölüm bağ-bozumu var mı izâhı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tefekkür

Gökkuşağı rengârenk, izliyorken semayı
Bir yanımı ney sardı bir yanım bağlamayı
Efsunlandı her taraf, gözlerim sevdalandı
Ruhum sustu ben sustum unuttum ağlamayı
Tafra esti her taraf sanki iyi değildi
Zaman içinde zaman ifadeler eğildi
Yordam bozuk yol bozuk suç sayıldı mimarlık
Tufan vurdu bendimi, sessizliğin sesinde
Omuzlarım ağır yük celâllendim bu defa
Musallada bir ömür gafletin ensesinde

Artık bırakın beni, beni bana bırakın
Şerit değiştiremem gözlerimi kapayıp
Bak yanıyor yığınlar üst üste akın akın

Erken başladı savaş, savaş ama ne savaş
Henüz vakit çok erken, henüz erken arkadaş
Peylendi vefasızlık vefasızlık sözleri
Kime ne anlatayım fal taşıydı gözleri
Eşyaya mı takıldım, taşıyamam vebalı
Anladım ki her şey boş belki insanlık hali
Vardır elbet sebebi belki vardır bir hikmet
Yol uzun dava büyük idrak etmek marifet

Artık bırakın beni, beni bana bırakın
Şerit değiştiremem gözlerimi kapayıp
Vuslatımız derbeder, pençesinde firakın

Mağrur mağrur gülemem uzatmaya ne gerek
Istırabım çok derin dertlerim çuval çuval
Tokatladım kavgayı davaya baş eğerek
Sizi size bıraktım düzenleyin karnaval

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tejgere

Gülüşlerim ateşten özlemlerim bembeyaz
Kaç mevsimi düşlerim kaç mevsimim kayıpta
Asfaltın ortasında sürükler beni poyraz
Neden acep kaçarlar sesi duyumsayıp da
Ölümsüzlük yok ise ölü netsin mezârı
Matemlerle dökülür taş duvarın huzuru
Hangi babayiğitler görünmezin göznuru
Onsuz ölmek olur mu kokusunu duyup ta

Gözlerim göçmen kuşu yüzümü göçe vurdum
Sonsuzluğa yaslanıp ufuklarda uyurdum
Yenilgiler toplayıp garip hayaller kurdum
Bir çukura atınız  tejgereye koyup ta

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tekâmül

Ülkem çoğalıyor yumruğu iri
Umut kımıldıyor kulak ver sese
Dört yanı cehennem mason zinciri
Yürürüm hışımla etmem vesvese
Dağlarım kin tütmüş siyon izleri
Yüzü Nemrut gibi ustura kızgın
Bir başka bu asrın düzenbazları
İzâhta kusursuz gerçekte azgın

Sebebi biz belki idrâkine aç
Mutlaka şüphesiz birçok şeyde ham
Biz olmak güzeldir biz bize muhtaç
Tekâmüle açık daha ne yazsam

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Telafer Gibiyim

İçimde başıboş kalabalıklar
Bir mülteci gibi dolar boşalır
Zihnimi tırmalar  zihnen alıklar
Telefer gibiyim hep mahpus kalır
Vicdanın imbiği kalbe atıyor
İster güngörmezmiş divâne deyin
Geceler ölümü aydınlatıyor
Toprak kucağına pervane deyin

Artık meyledemem bugün yarına
Güneş benden öte söndü ışıklar
Ne Itri ses ver ahuzarıma
Ne de gelgeç diyer gerçek âşıklar

08.09.16 Urfa
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Telaffuz

Sevinçlerim ara ara büyüyor
Umutlarım ılık esen fırtına
Belirsizlik vicdanları soyuyor
Taş yağmıyor uludağ'ın sırtına
Vardır hayır bir noksanlık arama
Görenleri görmemezlik ihanet
Var aslında çok sözüm var var ama
Telaffuzu kirletme der diyanet


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Temiz İki Hece

Gözleri kalbin ufukları
erdemin yelpazesi
temiz İki hece
umut
Kutsanmış namussuzlar düşünsün
umutsuzluk mağmasını
temiz iki hece
umut

Paralı yoksulların nobranların
umutsuzluk dehşeti
temiz iki hece
umut

Biz umudu hâl ahlakı yol
öteye el ettik
temiz iki hece
umut
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Temiz vesselâm

Yerli misyonerlerin sinsi günlerindeyiz
Mısralar vehim değil çok şeyler saçılıyor
Uygarlık hazretleri taltif etti zindeyiz
Hıncım gün gün büyüyor ve efem sabır diyor
Sabrım nihaî değil, tıklım tıklım arayış
Çürüttü hoyratlıklar tevekkülle yanmışım
Tahammülüm ân gibi hava tufan karakış
Akranlarım feodal, bir ömür aldanmışım

Aldanmış aldatmamış teşhir açık hem madem
Hırlatmam çomarları dilim temiz vesselâm
Millî idrak şiârım hilâl bütün ifadem
Kelimeler tığ gibi yolum temiz vesselâm

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Temmuz Şafağı

Bir temmuz şafağı sâla yükseldi
Sokaklar gürledi gün vecde geldi
Şehâdet sesleri gökleri deldi
Arşın gölgesinde tâze kan gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi

Hakkın haykırışı mazlumun âhı
Zulmeti çökertti tevhid silahı
Ölmez ölümleri emri ilâhi
Hilâl bayrak namus din imân gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi

Kahraman orduma istilâ emir
Hakikat sesleri ve Halisdemir
Esbaba sığınıp getirdi tekbir
Diz dize göz göze cana can gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi

Kahpe medeniyet masonik maşa
Söze sığdıramam ne desem hâşa
Namustur çiğnetmem düşsem ataşa
Sen hakkın son sesi âşk ezân gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi
Bu ülkü sarsılmaz bu dâva yüce
Mahşerin en adı böyle bir gece
Şerife bacılar giydi ferâce
Koştu karanlığa bir suzan gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi
Asrın çakalları ve artıkları
Küstah emellerin yaratıkları
Zulme sağır dilsiz insan hakları
Soysuz mihraklara borazan gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi
Ezân sâla vatan gözlerimde nem
Vatansız milletin cânı cehennem
Öptüm tâ Hirâ’yı yazarken kalem
Say ki Çanakkale tekrardan gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi
Onbeş temmuz ruhtur şehâmet pâye
Asrın doğruluşu hakkı ihyâya
Millet ne gösterdik bütün dünyaya
Var mı böyle millet bu vatan gibi
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi
İstiklâl istikbâl bestesin sazsın
Hürsün ebediyyen dokunulmazsın
Sen emsalsiz destan eşsiz vaazsın
Bağrında yatanlar hür arslan gibi
___________________________________
Ya Rabbî sesleri Alparslan gibi
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tenha Duygular

Bir kere gülümse renk renk yetecek
Büyüle bu anı naz etme gayri
Islak hüzün salma gam tüketecek
İstersen sen benden söz etme gayri
Ses ver gel arada unutma derim
Tıpkı rüya gibi hele ellerin
Sensizlik sarınca gurbet ellerin
Dumanım tütüyor köz etme gayri

Gece karamsarlık uykularım zor
Yine meltem sardı ruhum eriyor
Sessizce süzül sus gecelere vur
Tenha duygularla hazzetme gayri

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tenhalığı

Nasıldı kim bilir öyle bir anda
Yüreğime yaban taht kurdu birden
Bozkır gibi yüzü eşsiz cihanda
Kuşattı gözleri düştü yerinden
Ceylan ve bir bakış hep nabzı durur
Benzer tenhalığı bendeki huya
Alacakaranlık bazen pembe mor
Günü aya satıp yattım uykuya

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tenkit

Yazıyorum kara kalem kelâmsız
Sütü bozuk fetvabaza sözüm yok
Merâsimler yapılmıyor âlemsiz
İzzet-iffet lâf edilmez hazım yok
İsmi hoca hocalıkta ne arar
Şeceresi belli binbir hile var
Siyoniste çok şey satar şu aktar
Hayasızı anlatacak va’zım yok

Mısraları kamçılarım bu ne hâl
Örfe darbe çekirdekten ihtilâl
Sızlıyorum çığlık çığlık dilim lal
Diyemem ki anlatmağa sızım yok

Yok oğlu yok mukaddesat hây alet
Mahrem türü takıları hayalet
Gün geçtikçe tenkidimi hayal et
Hakikat ne izahata lüzum yok
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tentene

Hidayet, takva, iffet
Yüzün ne kadar güzel
Hele anlat tarif et
Lütfeylemiş gizli el
Ve incecik kâkülün
Sanki zümrüt tentene
Gülü müsün bülbülün
Yok, emsalim desene

Sokak böyle olacak
Sükûn sarmış her yanı
Yüzlerde yitik sancak
Cezp ediyor insanı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Teperler

İstersen gözlerim sil ışığını
Çaresiz yüreğim esirler gibi
Gel ıslat yüzümün kırışığını
Perçemi hüzünden nesirler gibi
Akan gözyaşına beni de sesle
Suskunca çakırkeyf günbatımında
Keklik koyakları aynı hevesle
Nutku paramparça hilkatiminde

Cellatta kelepçe sevginin dili
Sehere koşunca bilmem ne derler
Gözlerim zift gibi zindan kandili
Tanyeri atarken ruhu teperler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ter

İçimde esiyor sevda kıskacı
Vurdukça şafağı aydınlatıyor
Bu defa bir başka kanattı acı
Şu deli yüreğim küt küt atıyor
Çehresi sihirli zülüfleri ter
Tıpkı ceylan gibi titriyor zar zar
Ezanın sesiyle kesildi rüzgâr
Rüyânın buğusu bana yetiyor

Dedim ya seherde sükût sarıyor
Belki de o şimdi beni arıyor
Ve eşsiz melodi huzur veriyor
Zümrüdi hatıra hep ağlatıyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Teravih

Bu akşam teravih apayrı düğün
Uzat kubbelere kollarını aç
Aşkın her cilvesi renk renk gördüğün
Şu yanan yüreğim geceye muhtaç
Her yerde bir şenlik  bende hep hüzün
Meçhule koşarım gece gündüzün
Vuslat mukadder mi belki bu güzün
Üzgün yürekleri eyler ki sertaç

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Terhisat

Son kaç asırdan beri
Ne oldu kim silecek
Garbın ayak sesleri
Ne zaman kesilecek
Atın naralar atın
Eyerleyin atları
Ölümsüz terhisatın
Fâtihân evlatları

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Terk

Bambaşka hışımlar emirle taştı
Çok şey anlamını mecazi aştı
Vaktin zembereği kime sataştı
Kim dedi ne dedi bilmek istemem
Umutsuz gözleri terk ettim puştu
Şirki çevrelemiş herşey kopmuştu
Hakikat namına kime ne düştü
Aynı iskelede olmak istemem

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Terk Etmez

Kalmadı fer takatim
Cürmün dibine vardım
En büyük liyâkatim
İfşâ ettim yalvardım
Çoğu görür fark etmez
Hiçi fark etmedikçe
Biliniz ki terk etmez
O’nu terk etmedikçe

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Terkeyle

Yarım asır meydan meydan anam bacım buyurdu
Şapka düştü kel göründü ne bu celal bu telaş
Hem çark etti böyük baba terk et diyor bu yurdu
Ağır laftır taşıyamam yok farz eyle arkadaş
Bir gençlik ki heba oldu sayenizde koş ha koş
Ne hırs bitti ne koşunuz sisli girdap boşa koş
Ki yolculuk çok zor artık siz mecalsiz yol yokuş
Yeter zaman harcayamam insaf eyle arkadaş

Her şey benim edasında duayendir ustadır
Hırs bürümüş göz kararmış ombudsmanım hastadır
Ezan bayrak salıvermiş vatanıyla küstedir
Ben vatansız yaşayamam sen terk eyle arkadaş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Teselli

Dirilişler ısıtır, göz yaşartan kışları
Boşluğunda beynimin huzur çırpınışları

Şuur eritiyorum hissizlik iliğinde
Var'ı arzuluyorum arsız zindeliğinde

Hakikatle meşgulüm başbaşa iki cümle
Şükür pek bahtiyarım parçalı bütünümle

Teselli öpüyorum  fırtınalar düşüme
Tevekkül büyüsüyle koşuyorum işime

Koşusu âşk cihadın,tebliği vardır tek tek
Ki ezelden ebede sayfa sayfa fikretmek

Lâkin işim koşmaktır tohum atıp gayretle
Koşar ve düşünürüm kuşanırım hayretle

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tesettür

Çoğalıyor hızla tek tek
Başörtülü mini etek
Ne diyeyim ki süslüman
Yaşam tarzı ve Müslüman
“Armut sapı üzüm çöpü”
Vaziyet tip boya küpü
Argo giyim türü ilkler
Model oldu “kedicikler”

Moda bu ya türlü türlü
Çırılçıplak tesettürlü
İkincil ruh bozuk etler
Ardan hırsız kıyafetler

Dil pervazsız beden azgın
Hakikat bu koptu dizgin
Evli dullar yok erleri
Ne çok deyyus fenerleri
Şiir hece yaz belası
Çöktü iffetin kalesi
Gelenek mi lime lime
Kendimedir her kelime

Hicvim ağır açık duru
Aşk duygusuz sevgi kuru
Gel kardeşim gel tutuver
Say yazmadım unutuver
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Teslim

Yürüyorum ayakta
Zirveden basitliğe
Beni gör çoğa bak da
Kaçır gizle dörtlüğe
Sen fazlalık ben artık
Biz nasıl bir yaratık
İzân irfan kör ettik
Bu sığar mı mertliğe

Ve arşsız gölge var mı
Tevbesiz  bölge var mı
Aşk bilgeyi yakar mı
Sığındım cömertliğe

Us idrake göredir
Yakarışlar yâredir
Ölümsüzlük neredir
Vermeğin namertliğe
Teslim oldum ben fakat
Olmasa da liyâkat
Affet Allah’ım Affet
Acı nankör dertliye

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Teslim Ol

Göreni görmemek perde arkası
Akıl var belki de idrâktan noksan
Çok şeyi üşütür aklın parkası
Organların yüktür seyirde yoksan
Ne çok hikmet saklı bir damla kanda
Kiminde bir zulmet kiminde nurdur
Ötesi cürümler kalır arkanda
Teslim ol verene ölümü durdur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Testi Paramparça

Hicranla iniler gönül sancağım
Bilmem bu garipten ne istedin sen
Sütunu yakuttan gül açacağım
Testi paramparça yeis dedin sen
Taşa çaldın hırsla dost sergisini
Nasıl anlatayım hem hangisini
Mozart’la değiştin aşk türküsünü
Şuursuz şaire reis dedin sen

Ne kadar sevmiştim nurlu ismini
Davama asmıştım kardeş resmini
Ben havale ettim diğer kısmını
Benimle oynadın bahis dedin sen

Hançerin ağulu ağır bu yara
Hayal edemezdim geçti ne çare
Sözlerin çilesiz bense biçare
Keşke görmeseydim ne istedin sen
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tevbe

Çok gözyaşı gerek senin için yâr
Sıdk ve ihlâs ile eyle tövbekâr
Ölüm sarhoşluğu o gün gelmeden
Birkaç damla yaş ver birde istiğfâr
İçimdeki feryat haktır kalemim
Kurbanı olurum gâvs-ı âlemin
Tebliği olayım  kutlu çilemin
Âh be ağlayışlar Şuayb ağlar

İhlâsla kalbime yazsam İsmini
Yok eyle “keşke”yle eski resmimi
Tevbe pınarından tattır cismimi
Rahmet bulutların yağmurların var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tevbelerim

Emretti doğ dedi biz doğuverdik
Kör melûn aldattı Âdem dedemi
Hiçliği sırtlayıp defteri dürdük
Göz göre pişmanlık say ifâdemi
İmtihan pek ağır işte bu yüzden
Benimle birlikte sen gel ağla yâr
Kendimden kaçarım gece gündüzden
Nedâmet adına tevbelerim var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tevbesiz Zerdüşler

Sırt üstü yatarak zerdüş dizinde
Eşsiz cennet bekler bu bir şaka mı
Ölümsüzlük yoktur parantezinde
Sığındığı her yer inkâr makamı
Sorgusuz yargısız yaşam yok bizde
Biz kardeş olmuşuz bütün renklerle
Aynı gemideyiz kızgın denizde
Renk renk akrabayız tüm çiçeklerle

Kiralık canavar câmi ve namaz
Nasıl anlatsam ki âh ile zârı
Tevbesiz Zerdüştler bağışlanamaz
Şehide müjde var cennet diyârı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tevekkül

Muttakilerden olmak kalp öpüşü yanmaktır
Yasaksız kıyılarda sevabını ummaktır
Bütün umutlarını tek hep o'na güvenip
Mektubunu anlayıp yaslanıp dayanmaktır
Küstahlıkla izzeti tevazuyla zilleti
Ayırt etmek tevekkül kulun samimiyeti
Zikir sabır ve kavga nefsin savaşıdır hep
Tevekkül korunmaktır sağlam tutmak niyeti

Huşu kalbin gıdası azığıdır barıdır
Sükunetin rüzgarı müminliğin varıdır
Şöhreti boğazlayıp fikri yazmalı edip
Ravza'nın has bahçesi zikrin halkalarıdır

Tevekkül itimattır kitaba iktifadır
Oyun ve serüveni nispetince ifâdır
Gassal elinde meyyit hamalın elinde ip
Umutsuzluğa umut rahmet gayret şifadır
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tevhide Değen

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten
Belde belde kuşlar hû hû ötüşse
Her avluya İslâm bize de düşse
Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten
Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten
Bir Fatih Alparslan atını sürse
Myanmar Filistin günü güldürse
Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten
Yeniden yeniden tevhide değen
Ömer Osman gibi ona benzeyen
Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tezgâhlar

Özgürlüğüm büyük hürdük eskiden
Köydeki dağların saflığıydı kar
Kervânlar doyardı çinko testiden
Şimdi açık büfe doymaz canâvar
Ne varsa unuttuk veyahut astık
Kundağın höllüğü vardı şifâda
Bütün cürümleri kâğıda bastık
Çok şeyi şöhrete sattık bu defa

Öpüşler hız yapar izle yürek deş
Çocuğu fırlattı gitti karşıdan
Tezgâhlar dörtnala kızmayın kardeş
Çığlık gümbürtüsü gelir çarşıdan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tinerci

Dinleyin ahali duy be başbakan
Tinerci taht kurdu benim ülkemde
Bu nasıl bir izan nerdedir bakan
Çeteler kolordu benim ülkemde
Yangınlar gösteriş mafyalar yiğit
Teşvikler diziden adeta öğüt
Çıplaklar acanslar yakarlar ağıt
Basiret kör oldu benim ülkemde

Herkes tilki yüzlü bulaşmaz ite
Her koyun bacağı vurgundan öte
Fermanlar yazıyor dörtnala bota
Öl diyor öl yurdu benim ülkemde

Arsız çıyanları  getirin dile
Bir nesil eğitti bilmem ne ile
Şişirmiş karnını içer nargile
Nefesi bu yordu benim ülkemde
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tohum

Ateşten zemheri ektiğim güzlük
Kayanın karnında tohum izleri
Yeşeren sulara âşk ölümsüzlük
Görene kapanmaz kalbin gözleri
Görene görünmek görmekten güzel
Sere serpe huzur sevgi sohbete
Erbâb-ı sevdalar ebed ve ezel
Aksak kuşkulardan koşar rahmete

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tophane

Erguvan kokuyor ses versin diye
Yeşil’den aşağı tophane'ye var
Dünü düşünürüm birkaç saniye
Derin âh çekerim usumda huzur
Aşk kadar teberrük aşk kadar çoksun
Çoklukta hiçliği bilirim amma
Nasıl anlatsam ki artık sen yoksun
Sen sönmeyen bahar sen bir muamma

Issız günlerdeyim micingirt ağla
Hikmetten suâl mi sebebi vardır
Türbeleri taştan kubbeler tuğla
Ölümsüz diyarlar anlatmak zordur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Toprak Yığınız

Mezarım çevirin ot gevenlerden
Bir ardıç bir söğüt birazda yaprak
Savurun küllerim merdivenlerden
Zamana sürüyüp az ağlayarak
Ölümsüzlük vuslat ayrılık dünden
Günbegün aklımı aklım öteler
Kefenim mor olsun koyunyününden
Helvamı yiyorken pişsin keteler

Bizim köyde mezar uzun ince sal
Öldü ne yazık ki yok Halis usta
Bu şehirde ölüm cin peri masal
Uhrevi kaygı yok tutulan yasta

Dağ taş aşk verirdi ruhuma huzur
Her sabah yeni bir aşktı umutlar
Kekik kokularım ben buhur buhur
Tek tek ölüyordu güneş bulutlar
Hayat bir imtihan ümit korku hür
İnsan pıhtıları ölümsüz sanki
Kirli çoklukları hiçime vurur
Cellat gibi ruhum görün o anki

İstemem mozaik istemem mermer
Toprağı yığınız biraz engebe
Üstünde siz olun altında Ömer
Cürmümü toplayın verin sebebe
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tozlu Dosya

Yürek boğuk taş duvar
ifâde mahpushane
şiirlerim ölümcül
heceler benden
rüsva

Koşarım tramvaysız
rüyalar uzun bacak
gecelerim ruhsatsız
peşimde aşk hışımı
burnum da
ter kokusu

Tütsüler koparıyor
yazgılar eğiriyorum
yer yer pusatsız
ve zihnim
zihnim tozlu dosya
nerdesin unutkanlık

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Trajedi

Korkunç sefaletin yaşayış tarzı
Boy boy akbabalar azgın katırlar
Tekerrür ettikçe kovalar ırzı
Domuz kortejinde köpekler hırlar
Vahşet çığlık ölüm gayyanın dibi
Döküldüm mısraya sessizce yine
Asrın vicdanları cin çarpmış gibi
Gençlik yaban oldu ebeveynine

Sokaklar mezbaha cellatlar seri
Koptu zembereği çekirdek güyâ
Yaşayanı ayyaş gezen serseri
Cinnet trajedi güle oynaya

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tuğlalar

Rüyâ gibi hâlim gecelerim mor
Süzülüyorum

Donakalılır renkler renklerimi gör
Eziliyorum

Ben'le bir acayip bensizlikten zor
Sızılıyorum

Bambaşka musiki  belki de huzur
Yazılıyorum

Düştükçe tuğlalar gel bir bana sor
Azalıyorum

Uykunun hazzıyla fecir geliyor
Bozuluyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Turnusol

Sen ben o sır ifşâ döküverdiler
Fitneyi berkitip çöküverdiler
Ahlak tasası ne izân kör kuyu
Yıldızlı eblehlik ekiverdiler
Öfke homurtusu koku verdiler
Tevhid kavramını yıkıverdiler
Hırs ene şirk gıybet iblisin huyu
Nifakı tozutup çekiverdiler

Tomarla körelip bakı-verdiler
Yer yer zıvanadan çıkıverdiler
İmtihâh çok şedit tutmaz dürtüyü
Dünyalık şehvetle yakıverdiler

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tut Elimden

Gözyaşlarım ateşinde yeşerir
Mecnun gibi boş dağlara ağlarım
Dilim ucu dört bir yana dem verir
Yokluğunu yokluğuma bağlarım
Gülüşlerin merhem olur yarama
Engebeler engebeyi öteler
Samimiyet büyük vuslat var ama
Yokuş biraz aşılmıyor tepeler

Gözlerimi gözlerinle boya can
Vakit çöküp yakınına varmışım
Bu aç ruhum güzelliğe doya can
Sensizliğin kollarında durmuşum

Son şafakta nazarına al beni
Korkarım ki başka köye koyarlar
Tut elimden efkârıma sal beni
Sen almazsan sensizlikte yuyarlar
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tutulacak

Ürkek şiirlerim karmaşık duâ
Kurak mısralara yağmur bulacak
Artık kar yağmıyor kar uludağa
Yüreğim yanacak gün tutulacak
Leylâk kokuyordu girince bağa
Kelebek gibiydi yeşil  yaprağa
Karılmışım höllük gibi toprağa
Yüreğim yanacak gün tutulacak

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tutuldum

Hüzünle değiştim gülüşlerimi,
Bir seher vaktiydi ben beni buldum.
Tasaya boyadım mor düşlerimi,
Aczimi geceye serdim kurtuldum.
Hüzünle değiştim gülüşlerimi,
Bir seher vaktiydi ben beni buldum.

Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok,
İhsanın böylesi başka yerde yok,
Sancılı sözlerim delisi pek çok,
Kapandım “keşke”ye durdum kul oldum
Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok,
İhsanın böylesi başka yerde yok,
Dahası emanet değmez harama,
O eşsiz çeşmeden koy matarama,
Firdevs’i iklimi görmek zor amma;
Dirilten güzeli gördüm tutuldum.
Dahası emanet değmez harama,
O eşsiz çeşmeden koy matarama,

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tuz

Toprak çıngıraklı girersin nara
Mezar gölgesinde ıssızlık çetin
Ölüm tarlasında alnını yara
Koyunca böcekler bölüşür etin
Sokak buruşuyor seni duyunca
Ne ara dost oldu kurt ile kuzu
İçgüdüne uzan boyluboyunca
Nasıl izah etsem kokuşan tuzu


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Türk Polisi

Kale gibi cesâret adalet ve şecaat
Yiğitlik var geninde pek yaman Türk polisi
Bakışları huzurdur huzur bulur kâinat
Dalga dalga rengârenk kahraman Türk polisi
Üfül üfül sokaklar müşkül ondan sorulur
Yerler gece ürperir karanlıklar gerilir
Nerde apansız vahşet yetiş polis görülür
Çakmak gibi yetişir her zaman Türk polisi

O gazidir o şehit o şehâdet diyârı
Merhâmet fedâisi vefanın yadigârı
O çelikten kubbedir o âsım'ın çınarı
Yaralı sinelere can derman Türk polisi

Ölümcül zemheriler derken polis yetişir
Mazlum için savaşır vatan için çatışır
Namussuzun züppenin etekleri tutuşur
Vicdanın hür sesiyle pek yaman Türk polisi
Şiârıdır eşitlik hak hukuk hakkâniyet
Kırılır prangalar lüzum görürse şâyet
Mâzisi kahramanlık bağımsızlık hürriyet
Vatan sesi duyunca cana cân Türk polisi

Ta Aras’tan Tuna’ya Kafkaslardan Hazar’a
İnançla azmederek huzur katar huzura
Kızıyorum satılmış gazeteci yazara
Nerde hâin geberse ve hemen Türk Polisi
Özgürlük karakteri milli ruhun ocağı
Güven huzur müjdeler şefkat tüter sancağı
O şefkat süvarisi kimsesizler kucağı
Çakmak gibi yetişir anbean Türk polisi

Türk polisi ülkede emniyettir emniyet
Onda vardır sadâkat onda vardır hamiyet
Polis biziz polis siz polis varsa hürriyet
Yaralı gönüllere tercüman Türk polisi

Sakın ha sahtekârlar sahipsizdir sanmayın
Adam gibi yaşayın adam gibi dinleyin
Son pişmanlık faydasız sonra hayıflanmayın
Müşkülleri çözmede hep uzman Türk polisi
Dağ gibi irâdesi yunus gibi yüreği
“Ya istiklâl ya ölüm” bükülemez bileği
Hilâlımın çatısı bayrağımın direği
Yiğitlik tarlasında ak harman Türk polis

O dadaş’tır yörük’tür o bizdendir sıradan
O efe’dir efe hey o seymen Ankara’dan
___________________________________
O köroğlu o ferhat nasip etmiş yaradan
Yaralı gönüllere tercüman Türk polisi

Güvencemiz Micingirt kanunlar ve yasalar
Barış için silahlar huzur için masalar
Özgürlük tellâlları bize de uğrasalar
Vatan için sevdalı hür vicdan Türk polisi
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Türk Yazı

Kimsiniz siz ulusun kim nesin sen
Defalarca bu hainlik neyin var
Boşa mıdır dehşetli çark cehennem
Nifak ektin öfke biçtin canavar
Sonrası mı ne izzettin ne arsın
Salyalaşıp sürünürsün yerlerde
Yetti artık bu günler çok azarsın
Hak aranmaz fuhuş yayan barlarda

Sahipsiz mi zannettiniz bu yerler
Akıl ermez fetvalar ve laklaklar
Köksüz sözler irfan bilmez nankörler
"Türk Yazı" ne siyon yüzlü alçaklar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Türkistan

Soyumun kokusu eser serinden
Güneşi batmayan şehir Türkistan
El açıp öpseydim eşiklerinden
Cennete fışkıran nehir Türkistan
Firdevs’i Rudeki ünlü Farabi
Kadizade Rumi İbn-i Arabî
Yusuf Has Hacip’i renk renk türabi
Sonsuza hülyâlı şiir Türkistan

Evlad-ı Resulün Pir-i Türkistan
Kusam bin Abbas’ın nuru Türkistan
Divani lugati’n yeri Türkistan
Semerkand kokulu şâir Türkistan

İmge mâna vatan müthiş ifâde
Turan bölgesinde pir Vahapzade
Benimle birlikte benden ziyâde
Şuuru Bahtiyar şehir Türkistan
Muhammedi ışık tarihe inat
Gönül sultanları sana emânet
Ey Hiva ey Yesi! Buhara Taşkent
Dört mevsim gül kokan bayır Türkistan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Türkiyem

Hep aşka koşuyor ceddim ve zaman
Mâziyle bezenmiş sokak kahraman
Hakk'ın sesi
Türkiye’m
Efsunlu iklimi büyülü harman
Tevhidin sırrına yaslanan cihan
Var bestesi
Türkiye’m

Doğu batı güney kuzey ürüşan
Al yazmalı mevsim iklim zernişan
Bir secdesi
Türkiye’m

Sen ne güzel Fatih Yavuz Emir Han
Sarpa sardı ilim edep vecd divan
Sır perdesi
Türkiye’m
Edirne Erzincan Sinop Ardahan
Bu vatan bu vatan eşsiz bu vatan
Aşk kürsüsü
Türkiye’m

Bakü Beyrut Yemen Bosna Filistin
Kafkas Ural Sina Doğu Türkistan
Her zerresi
Türkiye’m
Süvarisi Hızır mevziler Lokman
Cepheden cepheye dağlar tercuman
Cennet hissi
Türkiye’m

Sen hilâl sen âsım sen hep Alparslan
Sen hakikat eşsiz  pâye şân nişân
Âşk ertesi
Türkiye’m

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tütsüledim

Koşul diyor şart yerine
Ne yazalım mert yerine
Sözlerini tütsüledim
Kaygı tasa dert yerine
Akıl cüda fikren açlar
Mersi baybay loş bakraçlar
Gözlerini tütsüledim
Eşek katır gem saraçlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Tütsüler

Loş tapınaklarda kutsanan sözler
Adeta belirsiz kafakağıdı
Mâzi mevt törenler oynaşan kızlar
Matem konçertosu kurmuş ağıtı
Epeyce düşündüm uzak pek dinden
Sözü gergeflerleyip sesiz derinden
Sarıklı duvarlar dehşet Karun’dan
Küfrü mühürlemiş asrın tağutu

Ne çok tağutlar var boynunda yular
Şirk ile bezeli köhne duygular
Yok artık tersine akar mı sular
İdrâk tütsülemiş vermiş öğütü

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ufukta

Ümitten ziyade düştü peşime
Endişe helezon ezelden beri
Keyfin yamacında hüznün işi ne
Beynimde dolaşır duygu çemberi
Dâva yürü diyor yüküm pek ağır
Mazim pak sırtımda yüreğim zar zar
Bağırdım rüyada bağır ha bağır
Bak yine nedense esmiyor rüzgâr

Şairin gülüşü çileli diyor
Düşündüm düşündüm sükût peyledim
Kalbim ürperirken şafak giriyor
Döndüm Alparslan'a selâm eyledim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uhte

Suskun ırmakları anlatabilsem özgürlüğe koşan
prangalar adına cehennemin
dehlizlerini hatırlatarak…

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ulu Cami

Avlusuna girdim abdest alınca
Sinem çalkalandı seher vaktinde
Bakıştık imamla vecde gelince
Gece dalgalandı seher vaktinde
Duydum Emir Sultan ön safta durmuş
Alnı seccadede Mekke’yi görmüş
Nice kahramanlar vuslata ermiş
Sevdalar bilendi seher vaktinde.

Kimler geldi geçti kimler secdede
Aklım firar etti gitti ecdata
Seni anlatamaz şiir söz kıta
Devlet belgelendi seher vaktinde

Çilenin verâsı Molla Fenari,
Somuncu ilk imam aşk erenleri
Üftâde müezzin sarstı tekbiri
Bursa hatmelendi seher vaktinde
Süleyman Çelebi gönül imamı
Hızır aşk içi içe, sımsıcak cami
Yıldırım Beyazıt, Emir Sultanı
Tevhit sergilendi seher vaktinde

Ulu cami konuş, konuş tarihten
Gidelim mâziye fecirde gel sen
Ah Ulu Cami ah derdimi bilsen
Cihan halkalandı seher vaktinde
Bir muştu dolaştı her şey ayandı
Nice suvariler nura boyandı
Hislerim izâhsız kül oldu yandı
Hasatlar elendi seher vaktinde

Uhrevi bakış sen, duruşun ulu
Osmanlı sendedir ihtişâm dolu
Öttürdün bülbülü güldürdün gülü
Ömer duygulandı seher vaktinde

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uludağ

Ferhat'ın sağdıcı dağlardır madem
Uykusuz yüreğim sende irâdem
Duvak takınırsın Şirin’e inat
Leşkeri uğurlar somuncu dedem
Yeşille seninle moru karadan
Ne güzel yaratmış seni yaratan
Mâzinin efsunu sende uludağ
Bağrında yatanlar seni aratan

Gözyaşı yakışır hârında derim
Kaynayan ruhuma âhenk isterim
Suskun derelerin yamacım öper
Seninle çevrili yazı kaderim

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Umre

Tevhid vuslat ziyâret
Mukâddes yol işaret
Muâzzam bir ibâdet
Sa’y âşk, râm olmak emre
Ölmeden ölmek umre

İhyâ olmak bir olmak
Teskin olup var olmak
Lütfûna mazhar olmak
Teslim olmak mimara
Ölmeden ölmek umre

Mansıp yoktur mikat var
İhrâm mânevi rüzgâr
Lebbeyk bütün şarkılar
Kâbe dört mevsim cemre
Ölmeden ölmek umre

Kısmet belki seneye
Ubudiyet haneye
Huzuru şahaneye
Ve kalpleri tamire
Ölmeden ölmek umre
Telbiye recâ müjde
Kabul Mevlâ’ya secde
Mekke geliyor vecde
Ömür katıyor ömre
Ölmeden ölmek umre
Arza yükselir alın
Hidâyeti kulların
Zemzem yeri suların
Mâbûd-u bilmek ümre
Ölmeden ölmek umre
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Unutalım mı

Sömürge uşaklarının
ahlâksız çocukları
midye renginde suratlar
denizde kız çevirirken
memed dağ başlarında
toprak kokluyor
vatan soluyordu
Kurt kuş tarlalar çakallar
gümüş rengi buğdaylar
ve er meydanı harmanlar
velhasıl ağırbaşlıydı
onbeşlik delikanlılar
Unutalım mı şimdi
gökyüzüne cemrelere
çatlak parmakların
asaletini gâvur dağlarına
kodlamasını,memed
toprak kokluyor
vatan soluyordu

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Unutamadım


Toptaş’a uyanıyorum
soğanlı’nın elleri göğsümde
kar kuşanıyorum
sıcacık tezek gibi

Moskof kasketini düşürmüş
şehitlerden kaçarken
ve ben kabir başında

Ah fatma kadın
seni unutamadım
birde nene hatunu
Rüyalarım şiir sessizliği
mısralarım yetim
çığlığı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Unutmuş Gibi

akşam bir günü daha atıyor
tasasız önyargısız
alnından öperek

bense zaman tarlasında
hırs yarışında
ölü gömleğini çıkarmış
kaçıyorum kendimden

akşam dingin ben yorgun
gece zifiri

bağırıyorum güneşe
haykırıyorum tutup
sıcaklığın yakasından

ölümsüzlük coğrafyasını
unutmuş gibiyim
unutmuş
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Unuttum

Küstahlığım yaman idrâken açım
Yüreğim renkleri kibrin cümbüşü
İnsanlığa ait renge muhtacım
Menzile koşmaktır er yürüyüşü
Hem böyle süremez ölünceye dek
Benlikle yürümek şeytanının işi
Ruhumu dövüyor kafamda dibek
Duanıza katın ben çilekeşi

Taklit tekâmülüm yakıcı tandır
Takdiri unutup tedbire tuttum
Şüpheniz olmasın bu yol hüsrandır
Akıbeti azap günü unuttum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Unutur muyum

Ne kadar konuşsam utanırım az
Peşinden içimde sessizlik olur
Alaca-karanlık çökünce biraz
Derinliği meçhul hissizlik olur
Suskular utkular brütler netler
Bendeki serüven şeyi niyetler
Her şeyin sahibi vakti saatler
Unutur muyum hiç yüzsüzlük olur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Unuturum

Hasır ellerimde hasret içerim
aşklar döşerim hayaller denizine
hatıra coşkuları gözlerimi çoğaltır
acılar yeşertirim
Derin köprüler kurarım
seherin libasına
ellerim küçülür ahşapsız
sokaklarda

Kalabalıklara karışır
Unuturum kendimi unutur kalırım
Gözyaşlarımla
Bir başıma

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Urfa

Ayak sesi aşk hârıdır
İbrahim'ce güldür Urfa
Peygamberler diyârıdır
Kaç bin yıllık ildir Urfa
Hece vezin şiir orda
Ova oba nehir orda
Külâh kubbe şehir orda
Medeniyet yoldur Urfa

Halfeti siyahın gülü
Tektek dağı ne örgülü
Yavuklunun yâre tülü
Savaşan'a gel der Urfa

Zürriyetim yoktur yâdı
Balıklı göl kem icadı
Halil’ür-Rahmandır adı
Nemrut yakan göldür Urfa
Binekli Kızlar Sarayı
Görün Bazda Mağarayı
Balık istemez parayı
Kör  gönülle çöldür Urfa

Gümrük Handa desti Urfa
Şuayip'in dostu Urfa
Ve Eyüp'ün postu Urfa
Sığınacak eldir Urfa
Nahit taşlı dükkanları
Kesme desen divanları
Çarşıları ve hanları
Nakıl nakış şaldır Urfa

Gazel kazan Bedih divân
Hak ve Batıl ve hüsn-ü zân
Mûsâ İsâ Nursî Harran
Ehl-i kemal hâldir Urfa

Gecelere dem yeridir
Zikir şükür cem yeridir
Şüphesiz erdem yeridir
Bereketi boldur Urfa
Şiir kalem çoğum azım
Duyabilse âh kalp gözüm
Fırat gibi  alınyazım
Ak Basra'ya güldür Urfa

Mezarlar aşk vuruldum ben
Düşündükçe duruldum ben
___________________________________
Gönderine kuruldum ben
Bayrağımda aldır Urfa

Yazdım kısa beste beste
Urfa lokman ruhum hasta
Diyebilsem son nefeste
Şehâdetle öldür Urfa
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Usandım

İffet kazanı taştı
Güzel seni dost sandım
Aşk hizana ulaştı
Yaza yaza usandım
Hayâ eder büyükler
Utançtan ağlayarak
Zor taşınır bu yükler
Yaş döküp çağlayarak

Bilmem ki kimin âhı
Figan arşa ulaştı
Nikâhsızlık silahı
Her köşeme bulaştı

Ve kelamlar desteksiz
İzâhattan yoruldum
Baldır bacak eteksiz
Öldüm öldüm dirildim
Sokaklarda bunaldım
Taşır mı be hür vicdan
Şaşırdım kalakaldım
Kahırdan suizândan.

Bir tufan ki arkadaş
Gerçek mi yoksa serap
Patavatsız gözüm yaş
Helak eyleme ya rab
Çırpınıyor Ekinci
Hedef karmakarışık
Ne ırkçıyım ne dinci
Ben Allah’la barışık

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Utanıyorum

Ağlamamız sahte isyan eder yaş
Utançlara  bakıp utanıyorum
Utanma ölüyor mevt yavaş yavaş
Zıvanadan çıkıp utanıyorum
Üstü başı talan kamera açık
Arsızlık diz boyu filim der kaçık
Alkış kalabalık izân ar uçuk
Heceleri döküp utanıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uyan

Kaos dolu arşivler bilinç kaybından beri
Adam gördü zindanlar kavga notalı türkü
Bir devin yelesini kapmıştı hâin çünkü
Gürültü yok kaygı yok neydi gaflet çemberi
Meyhanesiz deliler ütopya bol hep bizden
Kudretliler feriştah felsefe doludizgin
Söz kusmuştu satıra küfrün dansı yeni din
Mâzi hep darağacı yeni doğduk bu yüzden

Dağılma toparlanma diri uykuya yatan
Asılmışlar asanlar zevkiyle öldürenler
Uğursuz serseriler ağlayanlar gülenler
Uyan boşboğaz millet uyan be adam utan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uyan Micingirt

Sahte sâmimiyet renklerimi yer
Aklıma hükmedip gel sırtıma bin
Zorlu serüveni yazmaksa hüner
Yazıyorum işte avun ve sevin
Ensemizde tufan ki inancım tüm
Tenhâ vakitlere yaptığım yorum
Merhametsiz vehim acı tebessüm
Düşündüm kendimce ne bekliyorum

Asrın ruhunu gör sokağa bak ta
Mantık alev alev ben gibi haydût
İzzet ayakaltı zillet tabakta
Bu kimin âhengi her bir köşe put

Kendimden kaçarım gölgem sağımda
İfâdem pek bozuk cürmeder her an
Ve aşktan habersiz aşk dudağımda
Korkarım vuslatım olur ya virân
Milletçe el ele gelin beraber
Bismillâh yazalım hemen her yana
Kaygı bürünelim gözyaşı yer yer
Ezelden ebede bütün cihâna

Rüya mı gerçek mi anlat gel hele
Enkazı anlatmaz derin vaazlar
Milli bir ruh gerek darb-ı mesele
Yobaz der yaftalar gider gammazlar
Yüreğimle yazdım biraz acele
Geçmişle iç içe çok sözlerim var
Uyuma Micingirt uyan kalk hele
Nereye esiyor nereye rüzgâr

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uyandır

Muhannettir önüm lanetli çember
Yüküm ağır sırtım ateşten parka
Hükümran kazanlar kaynar beraber
Uyandır Allah'ım uydurma şirke
Ağzımda söz dolu serimde yaş var
Sahte gözyaşları  ayrı telaş var
Kendimden kendime gayri çok iş var
Uyandır Allah'ı uydurma şirke


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uyandırmayın

Zaman buharlaşır dokunur mihnet
Sökükler avuçlar sitem salarım
Beynini kavurup dinle bir zahmet
Nereye koşuyor dakikalarım
Çingene yanakta yaş olup aksam
Bulutsuz iklimler istemiyorum
Manasız nesirde ben hep uyaksam
Nihayet her söze söz demiyorum

Gâh elim ayağım gâh yüzümsünüz
Ben zaten köz gibi siz yandırmayın
Kaçıncı mevsimim songüzümsünüz
Uykusuz masaldan uyandırmayın

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uyarılar

Filistin can derdinde
Diva denizde yanmış
Rol der filim çekimde
Tecavüz alkışlanmış
Alkışları uçkura
Sanat mı deyin yallâh
Yerin dibine gire
Sistem tıkır maşallah

Masum imiş niyeti
Niyet iffete yetmez
Lût kav mi zihniyeti
Uyarılar kâr etmez

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uygarlığı

Mağrur küçümseyiş zillet durumu
Şiâ bahçesinde Rus ayak sesi
Havlar yerli marxist Yunan'ı Rumu
Ve asrı sarsacak hakkın gölgesi
Göğsümde o ses var vaktini bekler
Tevhid kulesinde pers yok Esat'sız
Kim kimle beraber keşiş köpekler
Zûlmün uygarlığı mukaddesatsız

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uyku Gibi

Ölüm yaşamın dibi
Geldi gelecek her an
Belki de uyku gibi
Alır gider uykudan
Ölüme ruhum fedâ
Ölüm ne güzel varlık
Üç güftede şüheda
Ölüm vuslat mezarlık

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uyku Uyandı

Bir başımayım hep azgın sularda
Utanırım çok şey aklımda varda
Kisranın nefesi köşk yalıları
Yiğitler vurulur gider ard arda
Kahpeler kahpeler ırz da usandı
Kimi haydutlaştı kimi aldandı
Paçavra sokaklar puşt yolluları
Hükmeden uyuyor uyku uyandı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Uzağım

Yine gönlüm buğulu
Gözyaşı hadisinden
Yürek ağlar ağulu
Uzağım vadisinden
İrade yok ezilmiş
Su sızar çatısından
Ölü gibi süzülmüş
Doğusu batısından

Hangi zeval gördüğüm
Kıpkızıl katısından
Dört biryanım kördüğüm
Haber yok atisinden

Hicran ruhum ütüler
Ruhumun ütüsünden
Tutsak etti kötüler
Tutsağım kötüsünden
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üç Aylar

Tebessüm esintisi mevsime doğuyorum
 Mevt nefsin rüzgârları üç ayda esmeyecek
 Kutsiyetin feyziyle çok şeye soğuyorum
 Hakikatsiz tazyikler alnımı kesmeyecek
Recep şaban ramazan iklimin âşk süresi
Sükût irşat farz sünnet tebliğe değiyorum
Harikalar üfürür rahmetin yerküresi
Susarak konuşan var başımı eğiyorum

Kâinatın umudu ve ayların sultanı
Cürmü dizginle diyor kendimce yağıyorum
Ümmet kemâle erip toparlıyor zamanı
Dili ölçüye vurup hâvf recâ sağıyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üç Harfli

Aniden döndüm durdum
Yutkunarak oturdum

Mahşeri kalabalık çığlıklar yükseliyor
Şaşkın şaşkın bakıştık hepsi beni bekliyor
Ayaklarım tutuldu damağım emekliyor
Meğer üç harfli bunlar
Uçarak yetiştiler
İnanın müthiştiler
Üç ihlâs bir fatiha salâvatı getirdim
Koşarak karanlıkta yetişerek bitirdim
Celallendim bir anda şükür ucuz kurtuldum
Çarpıverdi efsunlar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üç Nokta

Çıkmazlara koşarım kendimden kaçıverip
Verene sığınırım elleri açıverip
Kırbaçlarım uykuyu mengene gibiyim hoş
İnsanlar görüyorum çoğaldıkça kaybolmuş
Hem hırsız oluyorum sorunuz ellerime
Zamanı çalıyorum aklı evvellerime
Arada çatıyorum asrın azmalarına
Namussuzluk bulaştı iffetin yazmalarına

Ağzımı bozuyorum tekrar tekrar sil baştan
Maskeler kırıyorum gümbürtüsüz yavaştan
Sözlerim derebeyi beni ise sessiz yayan
Tezkereyi bekliyor üç nokta noktalayan

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üçe

Köpürüp es tafra at
Fırsatına iltifat
Sen bu üç’e muhtaçsın
Kemâl idrâk sadâkat
Şımarıklık ihtimal
Sen prenses ben hamal
Kime ne altın taçsın
Vasfını bil hisse al

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üfürme

Alabildiğince nefsi giyerek
Çizgiden ötesi çok oldu amma
Ne söylesem gayri başka ne gerek
Dudakları eğip büküp üfürme
Küfür be kardeşim küfrü estirme
Mukavva içine ene bastırma
Edebi tozutup sözü küstürme
Dudakları eğip büküp üfürme

Hilede öndesin şeytandan bile
Sükut bilmez söze sığmaz hergele
Övünmek hüsrandır ağudur dile
Dudakları eğip büküp üfürme

Doğruyla kalkar mı yalanla yatan
Kantar yetmez tarta cürmün şarlatan
Bir kez insanlığın görsün bu vatan
Dudakları eğip büküp üfürme
İfâdem diriye sözlerim sağa
Nasihat gerekmez azgın ahmağa
Sığınmışım Veysel gibi toprağa
Dudakları eğip büküp üfürme

Varı bırakamam mademki varım
Hakk'ın rızasıdır avluda kârım
Seni bilmem amma ben tövbekârım
Dudakları eğip büküp üfürme
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ülküsü Vatan

Şecere-i tuba kokusu vatan
Övülen müjdenin dokusu vatan
Yaşayan bahtiyar yatan bahtiyar
Şehit şühedalar ordusu vatan
Âşkı unutamaz seni anlatan

Ordusu kokusu ülküsü  vatan
Duvağı Kâbe’min örtüsü vatan
Yaşayan bahtiyar yatan bahtiyar
Ulvi rüyaların uykusu vatan
Abdestsiz yatamaz seni anlatan

Uykusu türküsü âşk süsü vatan
Vuslat erlerinin görgüsü vatan
Yaşayan bahtiyar yatan bahtiyar
Anamın duâsı türküsü vatan
Seni anlatamaz seni anlatan


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ümit-korku

Vazgeçilmez havf ve reca kardeşler
Aşkı doğurtucu ümit korku var
Zihne düşer râhmet vecd ile beşler
Hüner teslimiyet kalpteki rüzgâr
Sonsuzu haykırır ağarır umut
Ölümüne denge yürekte korku
Sarmala sabırla muhabbetle tut
Muhabbet akıtır ümidin arkı

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ümmeti Koy Sapanına

Sar beni yarana yaralı çocuk
Çölde açan kan kırmızı gül gibi
Suriye Gazze’li Hira’li çocuk
Âşk yolunda seyre çıkmış kul gibi
Mescid-i Aksa`da ses yok var deyin
Dilim halim gazaplara hâl gibi
Belki gördüklerim sınavı şeyin
Ne desem ki çürüsyesi el gibi

Sen ağlama kurban olam yaşlara
Kardeşlik mevt bir yabancı el gibi
Ümmeti koy sapanına taşlara
Fırlat duya sağır dilsiz lâl gibi


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ümmetin Duaları

Hak var ki pazarlıksız dengiyle belirecek
Çevrilip görecekler sahnenin rengi visâl
Köşeler it sürüsü ve kimler delirecek
Hodgamlık tarafgirlik piyon oyun ve masal
Günaydın efendiler kime gıcırdar tuzak
Siz canlı oyuncaklar kime soluyor ateş
Kimler câdı avında kimler irfândan uzak
Ümmetin duâları kime çekildi peşkeş

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ümmetin Kandilleri

Küfrün silemediği ışıktan süvariler
Hakk’ın biatlileri ümmetin kandilleri
Her asrın seslenişi ölmezler hep diriler
Aşkın umutluları ümmetin kandilleri
Hüsrana uğrayanı bırakmazlar yüzüstü
Zaman içinde zaman ziyâ tasavvur üstü
İbret aşk sükût seyir hâller hâlime esti
Gerçeğin kutluları ümmetin kandilleri

Onlar kutlu silsile,onlar güçlü seslenir
Mertebeler ötesi ölümsüzlük beslenir
Zıtları cem ederek hakikate yaslanır
Asrın buutluları ümmetin kandilleri

Tasavvufun bahçesi muhabbet aşk demektir
Sermayesi hâl olup hiçliği istemektir
Yârinin takdirine mazhar olan emektir
Kânaât mutluları ümmettin kandilleri
Ve aşkın ötesine gerçek aşk erenleri
Sıdk ihâta marifet görmeden görenleri
Müjdelemiş ebedi almadan verenlerin
Ebed  kanatlıları ümmetin kandilleri

Semerkant’tan Yesi’ye, Kafkasya’dan Asya’ya
Buhar’dan Taşkent’e Türkistan Avrasya’ya
Muhyiddin A’rabi’den ta Somuncu babaya
Çilenin atlıları ümmetin kandilleri
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üretelim Gülelim

Araştırmak kârımız
Kitabımız oku der
Tefekkür şiârımız
Dürüstlüğü doku der
Önce çevreni tanı
İlim medeniyettir
Mevlâ sevmez yatanı
Hayal gücü niyettir

Araştırıp derelim
Müslümanlık pâyemiz
Bilimle everelim
Yücelsin hikâyemiz

Fikir eşip söz kazın
Mikrobu bulan zat kim
Aklı keşifle süzün
Dedemiz Akşemseddin
Hep beraber diz dize
Cüzzamı ilk duyurmuş
Asırlardan tâ bize
İbni Cessar buyurmuş

Sadakatle ilk defa
Dünyayı çizen âlim
İsmini anmak vefa
Mürsiyeli İbrahim
Cemşit Yunus Farabi
İbni Heysem Ammar var
Beşir Cabir Buruni
Nice mucit mimar var

Ecza nerden ara sor
Meraklandım hayretle
Mucidi İbni Baytar
Ve arzettim gayretle

Kâşifin aşkı keşif
İlmin hocası merak
Âlim de bir dedektif
İbadettir çalışmak
Çalış budur hakikat
Çalışalım bulalım
Akli icatla donat
Üretelim gülelim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________
Üretelim, Gülelim

Araştırmak kârımız,
Kitap’ımız, oku, der;
Tefekkür şiarımız,
Dürüstlüğü doku, der.
Kalk da çevreni tanı,
İlim medeniyettir;
Mevla sevmez yatanı,
Hayal gücü niyettir.

Kâşifin aşkı, keşif;
İlmin hocası, merak;
Âlim de bir dedektif;
İbadettir çalışmak.


Akşemsettin, Cezeri,
Farabi, İbn-i Cessar
Ve daha niceleri…
Keşfedecek çok şey var.

İstiyorsak hakikat,
Çalışalım, bulalım;
Aklı icatla donat,
Üretelim, gülelim.

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ürküyorum

Boy boy renk renk hamaklar
Sıra sıra tek tek
Basamaklar

Katıksız çürüme sokaklar hanlar
Onulmaz avuntular
Çok milyonlar
Binlerce bakan göz ve türkü yorum
Geçmişe gelecek
Ürküyorum

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Ürperiyorum

İffet esirgenir yolculuk tir tir
Sarsıntı tükeniş aşkın cümbüşü
Bir yangın desem mi güler çemkirir
Bu neyin bohçası bu kimin çüşü
Soldurulmuş güller boşuna havan
Zillet sarkıtıyor yosmalar tık tık
Küfrün zembereği akrep yelkovan
Sessiz fısıldıyor mısra pısırık

Ki cennet kokusu kadın erine
Aslında hususi bir izâhı var
Emânet denildi kendilerine
Yârin solukları başka ne arar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üstada

ben ne çemberlitaş’ta büyüdüm
nede amerikan koleji okudum
fransız kolejini hiç bilmem

bahriye mektebi mi
İsmini duyunca
osmanlı aklıma gelir
ondan mı
sürükleniyorum
acaba sana…

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üstadlık Uhuvvet

Sarsılmış bâsiret tahkiri illet
Vehimle tahakküm zihin karışık
Biz aynı dindeniz ve aynı millet
Kalemler şuursuz beyin karışık
Menzile varılmaz kinin narında
Gönlüm virân oldu kaygım derinde
Usandım yazmaktan ruh yok yorumda
Kimse umursamaz deyin karışık

Bu ayrılık niye kimler birdiler
Dostluktan ziyâde gönül kırdılar
Kalem arbapları hüzün verdiler
Acanslar zift gibi yayın karışık

Yazdım yazacağım imgeye  hilmi
Caddeler duraklar deyyusun filmi
Huzura vardırmaz şeytanın ilmi
İrfan mahpushane beyin karışık
Nazımlar fiyaka merkebe değer
Unuttuklarımız bilinse eğer
Manayı hançerler vicdansız meğer
Üstatlık uhuvvet neyin karışık

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üstelik

Kavgalar yüreğime kavrul veriyor
Kavgalar çoğaldı sürüp duruyor

Hep birini beklerim  gelmez üstelik
Belleksiz bir hafıza, bilmez üstelik

Boğulabilirlik izzet, dostluk yalanmış
Çam kokmuyor kitaplar karıncalanmış

Anlamazlar soysuzlar bizden diyorlar
Yolculuğum topallar, dizden diyorlar

Direnmek lâzım şâir,  lâ lânetlere
Kelimeler buz kesmiş ihânetlere

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üstüme Yoktur

Toprağın bağrından eylemiş takdir
İhtiras peşinde olmakta nedir
Umut tınısıyla arayış haktır
Müspette bendedir menfi bendedir
Dere dağ çeşmeler inkâr hileler
Şükrün sofrasında nankörler yoktur
Anbean zulada kös kafileler
Afâki her hece zehirli oktur

Bakma mısra mısra aranıyorum
Ben’lik pazarında üstüme yoktur
Sizce de ben nasıl görünüyorum
Şakşakçı ahmağa kılavuz çoktur

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üzdük Onu

âh edemedik hayıflanamadık
çoban olamadık
üzdük onu
üzdük
ruhunda âşk sözünde vefa
gözyaşları kevser
hatıraydı çöllere
koştu insanlığın efendisine

ya biz ne bir damla yaş
ne ötenin sevdası
âh edemedik
hayıflanamadık
üzdük onu
üzdük
el değmedik mahrem
iniltisiz sokak bırakmadık
savrulduk rahatın velvelesiyle
gazel bile olamadık yorgun poyraza
âh edemedik hayıflanamadık
çoban olamadık
üzdük onu
üzduk

üzdük onu
“Medine’nin Gülü”nü
saldık kendimizi
işvenin kucağına
unuttuk

âh edemedik
hayıflanamadık
üzdük onu
üzdük

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Üzülme

Üzülme kulak ver setreyler günler
Beklenen ufuklar göründü bile
Seherin aşkıyla geçen sürgünler
Tuzaklar hileler ey dost nafile
Rahmet bulutları kutlu sürgünler

Mevsimler üstüne kısrağa rüzgâr
Uçuyor kuşları o altın çağa
Hakkı ağırlamak  bize yadigâr
Islak gözlerine öğreti sağa
Güllere güfteye söze yadigâr

Yağdırır şafağı vakti mukadder
Biz yemin etmişiz bir ömür boyu
İnsanlık sonuna ölene kadar
Koynumda saklarım ölümsüz huyu
Mağripten maşrığa ölene kadar

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Vakt-i Seher

Hep sendeyim seher, yorgun utangaç
Nihayetsiz rahmet yıldız dolunay
Gerçeklere meftun hakikate aç
Ulvi dünyalara hay Allah'ım hay
Müstesna bir zaman vaktin atıyla
Sahurun gölgesi fışkırıp yanmak
Manalar levhası hayy fıtratıyla
Gözyaşı dolusu kalkıp uyanmak

Duâ diyarlara perdesiz zemin
Islak dudaklara nurani dekor
Asırlara hayat yakarış âmin
Seher vaziyete ayna oluyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Valiz

Her akşam-üstleri gözlerimde yaş
Şehri düşünürüm hep yavaş yavaş
Kalemim iskânlar olmasın diye
Suskular gizlerim ne var arkadaş
Susku bir küheylan bâzen karınca
Ilık rüyalara gece varınca
Kimse dertlerimi bilmesin diye
Valizi toplarım mısralarımca

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Vampir

Vampir
Vampirler sürüsü sırtlan dişliler
Bir gün leşleriniz kalır yerlerde
Mazlumun tokatı tarihten siler
Belki tez hışımla belki siperde

Filistin yanıyor her gece her gün
İnsanlık kan revan vicdanlar sürgün
Sorulacak elbet hesabı bir gün
Zevali yakındır belki mahşerde

Siyon umursamaz sağır sağduyu
Nemruttan ders almış Firavun huyu
Tankın paletleri böler uykuyu
Bir eli petrolde diğeri şerde
Bir-leş-miş milletler izleyip durur
Kan içen kahpeler içer kudurur
Annenin karnında körpeyi vurur
Ve asrın namusu yatar yerlerde


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Van'da

Hem adalet herkese
Her ruha her nefese

Ne oldu da bir anda
İşler karıştı Van’da

Derin konu çok derin
İhraç ettik aferin

Yargı mı gülüyorum
Umarım diliyorum

İşte bu kadar çözdük
Biz oynadık biz yazdık

Hem özgürlükte neymiş
Yasalar bahaneymiş

Suç savcıdan soruldu
Ki basiret kör oldu

Uyuyun siz uyuyun
Onlar kussun siz yuyun
Kalem sivri görüldü
Ve defteri dürüldü
İmralıdan uluyor
Köpek bize gülüyor
Lakin ümidim kırık
Yine tuttu hıçkırık
İzan sağır ve sersem
Ne desem ben ne desem
Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Var

Gecenin yakıcı hasırlarında
hep yanıyorum
serinden
serinden
Büyük uykuların diyarlarında
uyanıyorum
yerinden
yerinden

Hiçlikler artıyor damarlarımda
var sanıyorum
derinden
derinden

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Var Elbet

Ne mutlu kendinde olabilene
Cehli setreyleyen ehil var elbet
Çok şey var perdeyi bilebilene
Muhâlif çok zorba câhil var elbet
Hayat ene akıl ben’in ne hâlde
Tekrar toplanacak an’ın ne hâlde
Sır ifşâ tefekkür kinin ne hâlde
Terkedilmedik bir sâhil var elbet

Söze çorap örme kavga ne söyle
Kalmadı tutarlık gitmez hayhuyla
Sehere toprağa bakan coşkuyla
Tohum serpenlere tahıl var elbet

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Varılmaz

Yürek gerek otururken minbere
Görenlere mesâfeler sorulmaz
Yol bataklık riyâ doldu dağ dere
Kaypaklarla hedeflere varılmaz
Kalp ehlinin secdeleri yaş olur
Mağrurların dağlarında kar olmaz
Âşıkların tebessümü hoş olur
Her leylâdan saadetli yâr olmaz

Yangın gibi öldürücü yaşamak
İrfân sesi saklamakla kâr olmaz
Felâket hem tüm sözleri boşamak
Sadakati çatlayanda sır olmaz

Ne yazsam boş benim gibi ahmağa
Tıpkı davar mağarada hür olmaz
Hep gözyaşı güne düşen kahkaha
Kalem satan çomarlar hiç yorulmaz
Polemik yok yazdıklarım hakikat
Nefretlerle tütsüleyip yerilmez
Gülümseme dudak altı kaldır at
Eyvallah der şu Micingirt darılmaz


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Varsa

Ejdarha gözlü olma
yaşadığın rüyalar
misafirsin hem
hür harap
aklın varsa
oyun büyük ahmak
diren uşaklığa
süpür şatafatı
Hâvf

inkâr kokuyor yüzün
kanma
pişmanlığın veba
cimriliğe canavar
namazda hoyrat
aklın varsa müslüman
Recâ

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Vasiyet

Mevsimi gelince emri ilahî
Bir çınar dibinde duâya sarın
Samimi dokunuş olmasa dahi
Nağme-i ezkârla gül-zara verin
Düşündüm toz gibi zamansızlık ben
Fırtınalar kopar  var hele derken
Köyüme çevirin çekip giderken
Sebepler sormayın nâzara verin

Dehşetli sarsıntı deli feryadı
Taşıdığım ruhtu adalet adı
En kara gün belki  öper sıratı
Beklenen düğünse Hızır’a  verin

Beraber yanyana saf saf upuzun
Yaz kış kucağına atın sonsuzun
Üç ihlas fatiha birazda süzün
İbretle seyredin mezara verin


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Vatan Bir

Ben Türk doğdum lâkin doğduğum zaman
Kavim kavim geldik Eyledi ferman
“Üstünlük takvada ” buyurdu Kurân
Hem Kur’an’a hâdim yüce ırk şândır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Lâkin soyum soylu yer gök seslenir
Mâzi şahlanırsa tarih süslenir
Lehçeler rengârenk vatan beslenir
Şûur derinliği bayrakta kandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Şırnak’ta Hasan’ım Sinop’ta Cihan
Tunceli ezelden benim sol yanım
Temel’im Rize’de Laz’ım Sultanım
Müjde var serverden fethi cihândır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Biz bir bağız bütün ırklar çiçektir
Tek millet soyumuz ve de gerçektir
Tevhid ilelebet kıblesi tektir
Medeniyet köklü bin yıllık handır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır
Yemen Trablusgarp Edirne Van’a
Şehit verdik şehit aziz vatana
İşte Çanakkale yatar yan yana
Bakışları bulut seherdir tandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır
Aslım İbrahim'i Zerdüşt kim hâşâ
Her taş bir emânet bak utan taşa
Tekbir yazar tekbir akan göz yaşa
Şüphe yok ki aşkın adı vatandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır
Ben Türk Kürt Lâz yol bir tevhit buudu
Ülkemin her taşı huşu ve hudu
Milli birliğimiz vatan hududu
Somuncu babayız ateş köz tandır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır
Ben Mecnun’um Ömer vatan Leylâ der
Vatan bir millet bir vallâh böyle der
Haramdır ayrılık âyet öyle der
Bir adım Malazgirt hem Alparslan'dır
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır
Ömer Ekinci Micingirt



___________________________________
Vatan Yaz

Hakikat bir diyelim
İhtirasın sonu yok
Tatbikat bir diyelim
Bir bilmezin yönü yok
Fiyakasız yazdım düz
Tekrarla gece gündüz

Kıblemiz bir hem mâdem
Şehâdetin ânı yok
Tahammülsüz ifâdem
Vâkit tamam günü yok
Nifak şeytanın atı
Duysun kelpin zevatı
Hep ben süfli kapandır
Ayar bozuk eni yok
Ayıran şarlatandır
Aklı var vicdanı yok
Hırlaşma sessiz dinle
İrşât olmaz seninle

Ezân hilâl ve kâmet
Âşk bu seni beni yok
Vahdet gerçek kerâmet
Sevda tek nedeni yok
Dinle sen vâiz kadı
Ne ettin itikadı
Gözyaşı bulut gibi
Tasavvurun canı yok
Temmuz var yerin dibi
Siyonperest kanı yok
Kardeşliktir niyetim
Yüce  hassasiyetim

Her zaman ve beraber
Onu bunu şunu yok
Olmayalım derbeder
Münafığın dini yok
Yol bir buyurdu âyet
Bölücülük cinayet
Hırs kattım söze biraz
Lâkin şöhret şanı yok
Vatan vatan vatan yaz
Vatansızın nun'u yok
Parti renk ırk nicedir
Kavgamız "bir" yücedir

Ömer Ekinci Micingirt


___________________________________
Vatanım Benim

Nifak zuhur etmiş sakın aldanma
Velvele kuşanmış dost kılığında
Meşveret yok karışıklık muamma
Başladı gerginlik nifak yoldadır
Ümit kuşanmıştık kursakta kalan
Mevhum malüm basın kökünden yalan
Hıyanet kol gezer edecek talan
Hainlik revaçta baykuş dildedir


Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Vazedilen

Günler geçip gider vakit hep sancı
Gözlerim geride bir şeyler arar
Vazedilen kime kime ekinci
Bu vurdumduymazlık daha ne kadar
Uzayıp gider mi zaman tekliyor
Yer yer matemler var ecel bekliyor
Seni ateşlere kim itekliyor
Hem böyle değildin sende bir hâl var

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Vazgeçilmiyor

Gizemini gizlemişim gizime
Gülüşlerin aceplerin dupduru
Başım koyup ölebilsem dizine
Yokluğuna saklamışım huzuru
Sen büyülü sen bendeki muamma
Hissiyatın renklerini peyliyor
Yüzünde hep neşe izi var amma
Hüzünlerin sanki bizi ney’liyor

İmkânsıza doğacaktır şafaklar
Sensiz yangınlarda su içilmiyor
Engebeli yaraları âşk paklar
Vazgeç deme bana vazgeçilmiyor

Ömer Ekinci Micingirt




___________________________________
Vazgeçtim


İzahâtım vazgeçmenin belgesi
Fiyakayı yayacaktım vazgeçtim
Kışkırtılmış ihânetin ertesi
Fısk cümbüşü diyecektim vazgeçtim

Hırs bürümüş ifâdeler dolmaz kab
Parçalanmış yargıları pek harâb
Uzun uzun sefa sürer aşk şarâb