|
Duyurular
Online üyeler
| Online üyelerimizi görmek için
üye girişi yapmalısınız. |
|
Kürsü
|
Kürsüde yazılanları üyeler görebilir.
|
|
|
|
| EDEBİYATÇILAR EDEPLİ OLURLAR |
|
|
|
DJ_NİHAT (14.11.2009 12:51:52)
Edebiyatçılar; haysiyetli, ağırbaşlı ve edepli olurlar. Sözlerinde kararlı, güvenli olurlar. Nerede susulacağını ve nasıl konuşulacağını çok iyi bilirler.
Güzel kelimelerle konuşurlar. Vefalı, fedakarlardır. Dedikoducu, kaba, anlayışsız değiller. Tatlı dilli, güler yüzlüdürler. Ahlaklı, dürüst, efendi, namusludurlar. Kalplerinde kötülük yoktur ve kalpleri yumuşacıktır.
Güzel görür ve güzel düşünürler. İnsan seçmezler. Bir tane değil; bin tane dostları, arkadaşları, sevenleri olur. Kıskanç, kibir, yalancı değiller. Ukalalık yapmazlar.
Cesur, yürekli, hoş görülüdürler. Gelenek ve görenekleri bilirler. Dil, din, ırk ayrımı yapmazlar, yaptırtmazlar. Vatanını, milliyetini, bayrağını, dilini, dinini korur ve severler. Komşu komşunun külüne muhtaçlığını bilirler.
İğnenin deliğinden Hindistan’ ı görürler. Her şeye pembe gözlüklerle bakarlar. Okudukça, okuttukça, yazdıkça ve yazmaya teşvik ettikçe mutludurlar. Yorumlara, tenkitlere özgün ve özgürdürler. Yerine göre ihtiyar, yerine göre genç, yerine göre çocuk ruhludurlar. Hiçbir şeye küsmez, kin gütmezler.
Adam gibi adamdırlar.
Kıssadan hisse çıkarırlar.
Bir adım atarsan onlara; onlar sana bin adım koşarlar.
NİHAT İLİKCİOĞLU
email (msn) duygularin_adresi101.5@hotmail.com
| Bu yoruma 1 cevap yazılmış. |
|
• Hüzün Şairi (31.03.2011 02:11:44)
avâzeyi şu âleme davut gibi sal bâki kalan bu kubbede bir hoş sâda imiş..." beyitinin geçtiği şiirin en bilinen dizesi.
bu dizede kullanılan tevriyeli anlatımın akıcılığı baki'nin şairlik kudretinin kanıtı gibidir. şair bir yandan kendi şairlik yeteneğine atıfta bulunurken, diğer yandan da dünyeviliğe işaret etmektedir.
2.zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş iklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş
bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş
âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş *********************************************************************
Ölüm olgusu mudur, yaşamı anlamlı kılan, güçlendiren, varlayan? Yoksa `ölümsüz` olabilmek mi? Yaşama damga vurmak mıdır ölümü acılaştıran, katlanılmaz-dayanılmaz kılan? Yoksa nasıl olursa olsun `yaşamış olmanın da` etkisi-katkısı aynı mıdır acıda, katlanmakta, dayanmakta?
Evet, `her şey karşıtıyla vardır, karşıtıyla anlam kazanır, karşıtıyla güçlenir`; aydınlığın olduğu yerde karanlık, savaşın ardında barış, korkuyla birlikte cesaret vardır, büyükle küçük, doğruyla yanlış, güzelle çirkin birbirini tamamlar, birbirini `varlar.
Ancak, nedir kimilerinin yaşamını başkalarınınkinden `üstün` kılan, nedir ölümlerini `ölümsüzlüğe` çeviren? Yaşamı da ölümü de `sıradanlaşmaktan` kurtaran, onlara `anlam` katan nedir?
Kuşkusuz, insanın yaşam sahnesindeki `rolü`nü iyi, güzel, doğru, erdemli, cesaretli, verici oynaması onun yaşamını ötekilerden `üstün` kılar: Kendi bireysel çıkarını önde tutmayan; insanın ve doğanın gü¬zelliklerine katkıda bulunan; çirkinliklerin, haksızlıkların, savaşların ortadan kalkması için savaşan; bildiğini, bulduğunu kendine saklama¬yan, öteki insanların yararlanmasına sunan; düşünen, düşündüğünü sözle, yazıyla, görüntüyle, eylemle ortaya koyan insanların yaşamları daha anlamlıdır, daha üstündür; varlıkları dünyaya ve insanlığa çok şey katar.
Böylesi insanların ölümü, `ölümsüzlükle` taçlandırılma anlamı taşır.
************************************************************** ....Arza hacet yok halim sana ayandır. Dile gerek yok sessizliğim sana beyandır. Söze lüzum yok susuşum Sana kelamdır.....(Alıntı)
--------------------------------------------------------------------------------
EDEBİ/YATIMIZDA HOŞ SADA NEREDE?..
Bir yanımda kan çıbanı s/ancılar Kendime kıvrılır kalırım hor/tum misali... Bir yanımda y/ozlaşmış kahırlar Üzerime dar geliyor b/asma entari Kalıba sığ/ar mı izbelerde soluyan, Kırık dökük dizeler?.. Kaç aydınlıkta gülüşe gül/şen düştü Menevişten bihaber olan... Kalpte vuku bulmayan kehkeşan, Menekşeden nasıl renk sorar? Heyhat!..cümle alem GBT peşinde Kimliksizliğini kimliklerde örtbas derdinde Bilseki ferman/sızdı,hükmü hüküm/süzdü... G/özümde çöp arar,çöp bi/donu beyninde Anlayacak, s/özümde g/özümde özdür ben(im)
Devrik cümlelerin ihtilallerinde arındırır Edebe soyunan itidal/ini Isırgan pişkinliğinin dudağında diş izi. D/aha avurdundan çıkmadan, Lafını lafıyla öpüştürür... Kısırlığında ikizler doğurur anlağı Keser göbeklerini parmağıyla makas atıp... Su almış EDEBİ/YATIMIZ batmakla, batmamak ar/ası Rota mota yok, nerede kap/tanımız, Nerede k/ulağı enenmiş Sığınıp d/emir aldığımız lim/anlarımız?.. Yar/alanmış deminde y/arsız kalan k/alem Kes/kininde küpüne zararıysa sirk/enin El/eminde y/asa soyunmakta neyin nesi?.. Çığırtkanlıkla tellalliğin farkı ne, Hadi, hadi buyur hodri meydan! Güneşle ayı gök/yüzünde öpüştürde görelim b/akalım
Kaf/tana cepkeni soran eyy a/kıl Sineden sökülüp at/ıldığını unutma!.. İşve/karında savurduğun saçlarında t/ipi Boranların gergefinde söze n/akış mı oldu y/ani?.. Su(ç) alan vurur dibine kendi der/inliğinin B/atmakla b/atmamak arası s/özü gider gelir... Su (ç)alan bi/don ise; Sebillere, hayratlara hasetlenip sözle g/erinirmiş... B/it beynin işidir, sirke atıp ür(et)mek, Fukaralığa s/oyundu ac/ıkıp kif/ayetsizliğine F(i)standa etek boyuna b/akıp, Tundasında tezek yığınına tük/ürmekti adabı!... Everest s/anıp ken/dini, Ağrı Dağı’na övkünür. Saatin kadr/anında akrebin kısk/acına düşerde Yel/kovan s/özlerde arif/im der d/övünür... Kesif bir kokudur yayılan, burnumun direği sızladı. EDEBİ/YATIMIZ su almış b/ataklıkta batıyor!... Yürek+kalem+defter, üçü bir arada!.. Peki!..Peki ya, hoş sada nerede?..
HÜZÜN ŞAİRİ ; NİĞMET YILDIZ
*********************************************************** YILANI TATLI DİLLE DELİĞİNDEN ÇIKARIYORUZ DAAA; GÜN GELİP BİZİ SOKUVERECEĞİNİ SANIRIM HESABA KATMIYORUZ... ***********************************************************
|
|
|
|
|
|
|